Child rearing

66 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Duygu rehberi ebeveynlik eğitiminin annelerin ebeveynlik tutumları üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Duygu Koçu Ebeveynlik Eğitimi'nin, annelerin ebeveynlik tutumları üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır. Yöntem; ön test son test kontrol gruplu araştırma yöntemi olarak belirlenmiştir. Bağımsız değişken; Duygu Koçu Ebeveynlik Eğitimi (DKEE), bağımlı değişken; ebeveynlik tutumlarıdır. Veri toplama araçları; demografik bilgi formu, Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ), (Demir ve Şendil, 2007) ve Duygu Stili Ebeveynlik Ölçeği'dir (Lagacé-Séguin, 2005). Katılımcılar; İstanbul, Büyükçekmece ilçesi Akçansa Fatih Sultan Mehmet Ortaokulundaki öğrencilerin anneleri arasından, gönüllülük ilkesine bağlı olarak belirlenmiştir. Örneklem, deney grubunda 43 kişi ve kontrol grubunda 41 kişi olmak üzere 84 kişiden oluşmaktadır. Deney grubuna ön test, DKEE ve son test uygulanmıştır. Kontrol grubuna yalnızca ön test ve son test uygulanmış, başka bir çalışma yapılmamıştır. Deney ve kontrol gruplarının ebeveynlik tutumlarının son test puanları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını araştırmak için, tek yönlü kovaryans analizi (One-way ANCOVA) yapılmış, veriler .05 istatistiksel anlamlılık seviyesi üzerinden değerlendirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre; Duygu Koçu Ebeveynlik Eğitimi'ne katılan deney grubundaki annelerin demokratik ebeveyn tutumu puanları ve duygu koçu ebeveyn puanları, kontrol grubundaki annelere göre anlamlı biçimde artmıştır. Deney grubundaki annelerin otoriter ebeveyn tutumu puanları, duyguyu dikkate almayan ebeveyn tutumu puanları ve aşırı koruyucu ebeveyn tutumu puanları kontrol grubundaki annelerin puanlarına göre anlamlı biçimde azalmıştır. Analiz sonucunda, deney grubundaki annelerin, izin verici ebeveyn tutum puanlarında kontrol grubundaki annelere göre anlamlı bir değişikliğe rastlanmamıştır. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmıştır.

Aile eğitimiAile tutumuAna-baba eğitimi+7
Ayşe Kızıltan Ütkü
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

6 ile 11 yaş arasında çocuklarda görülen ruhsal sorunların annelerin bağlanma düzeyi, çocuk yetiştirme tutumu ve aile işlevleri ile olan ilişkisi

Bu araştırma, 6 ile 11 yaş arasındaki çocuklarda görülen ruhsal sorunlar ile annelerin bağlanma düzeyi, çocuk yetiştirme tutumları ve aile işlevlerine göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır.Bu araştırma İstanbul ili içerisinde bulunan birbirinden farklı danışmanlık ve psikiyatri merkezlerinde 6-11 grubu çocuğa sahip 91 anneden oluşmaktadır. Annelere Kişisel Bilgi Formu, İlişki Ölçekleri Anketi, CBCL-Çocuk Davranışları Değerlendirme Ölçeği (4-18 yaş formu), Aile Değerlendirme Ölçeği, PARI- Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksek analizleri SPSS 21.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotlar (Frekans, Yüzde, Ortalama, Standart sapma) ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA), t-testi ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon analizi kullanılmıştır. Tek yönlü varyans analizleri sonucunda farkın anlamlı olduğu durumlarda hangi gruplardan kaynaklandığını bulmak için Tukey analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına bakıldığında, aile değerlendirme ölçeğinde demografik özelliklere göre anlamlı farklılıklar görülmüştür. Aynı şekilde çocuk yetiştirme tutumu ile demografik özellikler arasında da anlamlı farklılıklar görülmüştür.Ölçekler arasındaki ilişkilere bakıldığında aile değerlendirme ölçeği ile çocuk davranışları arasında, aile değerlendirme ile çocuk yetiştirme tutumu arasında ve çocuk davranışları ile çocuk yetiştirme tutumları arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Diğer yandan bağlanma stilleri ile çocuk davranışları arasında herhangi anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Bağlanma Stili, Çocuklarda Görülen Ruhsal Sorunlar, Çocuk Yetiştirme Tutumu, Aile İşlevleri

Aile işlevleriAna-baba tutumuBağlanma stilleri+3
Gözde Nalbantoğlu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

13-18 yaş grubu ergenlerdeki ego durumları ile anne babalarının bilinç düzeyleri ve anne baba tutumlarının ilişkisi

Bu tez çalışmasının genel amacı 13-18 yaş grubu ergenlerin ego durumlarının, anne babalarının anne babalık bilinç düzeyleri ve çocuk yetiştirmeye ilişkin tutumları ile ilişkisini ortaya koymaktadır. Bununla beraber bu ilişki durumunu katılımcıların yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi ve sosyo-ekonomik düzey gibi çeşitli demografik değişkenleri bakımından incelemektir. Çalışmasının evrenini, Düzce ili ile Akçakoca, Cumayeri ve Çilimli ilçelerinde bulunan ortaöğretim düzeyinde öğrenim gören 13-18 yaş grubu ergenler ve bu ergenlerin aileleri oluşturmaktadır. Örneklemi ise 130 anne baba ve 130, 13-18 yaş grubu ergen olmak üzere 260 kişiden oluşmaktadır. Örnekleme yöntemi kümeleme oransız random örneklemedir ve ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmaya katılan 13-18 yaş grubu 130 ergene kendilerinde algıladıkları özelliklerin işaretlenmesi istenerek, Transaksiyonel Analiz Kuramı bağlamında Ego Durumları Ölçeği (EDÖ) uygulanmıştır. Bu kişilerin ebeveynlerinden oluşan 130 kişiye de veri toplama araçları olarak geçerlik ve güvenirliğe sahip olan Anne Babalık Bilgi Testi (ABBT) ve Aile Hayatı Çocuk Yetiştirme Tutum Ölçeği (PARI, Parental Attitude Research) uygulanmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan Demografik Bilgi Formu verilerek doldurulması sağlanmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS 16.0 Windows paket programıyla ve Microsoft Office Excel programı kullanılarak analiz edilmiş olup Tek Yönlü Varyans Analizi, Bağımsız Guruplar T-testi, Regresyon Analizi, Ki Kare Uyum İyiliği (Goodnes of fit) ve analiz sonucu elde edilen değerin anlamlı çıkması durumunda ise Scheffe Post-hoc testlerinden yararlanılmış̧, tüm verilerin anlamlılık düzeyi p< 0.05 düzeyinde sınanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara bakıldığında, anne-babaların çocuk yetiştirmeye ilişkin tutumlarının ve anne babalık bilinç düzeylerinin 13-18 yaş grubu ergenlerin kendilerinde algıladıkları ego durumuna göre anlamlı bir farklılaşma göstermediği bulunmuştur. Anne-babaların, çocuk yetiştirmeye ilişkin tutumları ve anne babalık bilinç düzeyleri arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anne babaların çocuk yetiştirmeye ilişkin ana-babalık bilgi düzeylerinin kendi öğrenim durumlarına, çalışıp çalışmadıklarına, sahip oldukları çocuk sayılarına göre anlamlı fark olduğu görülmüştür. Ayrıca Anne babalık bilgi düzeyinin, ana-babaların PARI puanlarını anlamlı derecede yordadığı bulunmuştur. Sonuçlar alan yazındaki araştırmalarla ilişkilendirilerek tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Anne-Baba Tutumu, Anne-Babalık Bilinç Düzeyi, Ego Durumları

Ana-Baba Tutum EnvanteriAna-baba tutumuBaskın ben durumları+5
Seden Durmuş Çalışkan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Ghazali's personality theory: A study on the importance of humility in early childhood

The raising of children has always been understood to be central to ensuring the preservation of human society, culture, and ultimately civilization. Children are the carriers of our collective knowledge, our history, and our traditions—they are the carriers of our way of being. For centuries, social theorists have accepted child-rearing within the context of a family as an irreplaceable factor in the successful socialization, stable personality development, and identity formation of the individual. However, today's children are born into a world that challenges and at times alienates them from what were once considered essential and traditional markers of the 'self' including links to personal, generational, and cultural histories as well as communal, tribal, and most significantly, familial relationships. To analyze this crisis of self, this study will analyze the work of 11th century Muslim thinker, Abu Hamid al-Ghazali in order to distill a discernible theory of personality1 with specific reference to the significance of humility in early childhood as a way to counter the challenges posed by Modernity in developing personality and a stable selfhood.

FamilySelf conceptGazali+4
Sarosh Arıf
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin çocukluk çağı ruhsal travmalarının çiftler arasındaki uyumlarına, iletişim kurma becerilerine, Aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumlarına etkisi

Bu araştırma, ebeveynlerin çocukluk çağı ruhsal travmalarının, çiftler arasındaki uyumlarına, iletişim kurma becerilerine, aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumlarına etkisini belirlemek amacıyla, tanımlayıcı-ilişki arayıcı ve kesitsel olarak Ocak 2022-Şubat 2022 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini, İstanbul ilinin Maltepe ilçesine bağlı Cevizli mahallesinde yaşayan çalışmanın kriterlerinin karşılayan evli ve çocuk sahibi ebeveynler oluşturdu. Örneklemi ise popülasyondaki eleman sayısı bilinmeyen örneklem hesaplama formülüyle elde edilmiş olan 384 (384,16) ebeveyn olarak belirlendi. Araştırma 407 ebeveyn (211 kadın, 196 erkek) ile tamamlandı. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği, İletişim Becerileri Ölçeği, Yenilenmiş Çift Uyum Ölçeği, Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği ile toplandı. Veriler, SPSS 22.0 istatistik programı aracılığla değerlendirildi. Verilerin analizinde, tanımlayıcı (frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, minimum-maksimum) ve karşılaştırmalı istatistiksel yöntemler (t-testi, tek yönlü varyans analizi (Anova)) ve ayrıca korelasyon, regresyon analizleri kullanıldı. Ebeveynlerin ölçek düzeylerini belirleyen boyutlar arasındaki ilişkiler korelasyon ve regresyon analizleri aracılığıyla incelendi. Araştırma değişkenlerinin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek üzere Kurtosis (Basıklık) ve Skewness (Çarpıklık) değerleri incelendi. Verilerin analizinde parametrik yöntemler kullanıldı. Etki büyüklüğünü hesaplamak için Cohen (d) ve Eta kare (η2) katsayıları kullanıldı. Bulgulara göre, çocukluk çağı travmaları iletişim becerilerini, çift uyumunu, aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumlarını, ayrıca iletişim becerileri, çift uyumu ile aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumlarını, ek olarak çift uyumu, aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumlarını anlamlı derecede etkilediği, ölçeklerin aralarında anlamlı ilişkinin olduğu ve demografik özelliklere göre anlamlı fark yarattığı görüldü (p<0,05). Sonuç olarak ebeveynlerin çocukluk çağı travmaları iletişim becerilerini, çift uyumunu, aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumlarını etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: Çocukluk Çağı Travmaları, İletişim Becerileri, Evlilik Uyumu, Ebeveyn Tutumları, Çocuk Yetiştirme Ehliyeti

Aile hayatıAna-babaEvlilik uyumu+5
Mehmet Saldanlı
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

WISC-IV sonuçlarına göre normal ve üstün yetenekli olarak değerlendirilen altı-on yaş arasındaki çocukların sosyal uyum ve beceri düzeylerinin aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumları ile ilişkisi

Giriş ve Amaç: Üstün yetenek, bireylerin belirli alanlarda ileri düzeyde olmasını ifade etmektedir. Üstün yetenekli bireylerin çevrelerini diğer bireylerden farklı şekilde algıladıkları bilinmektedir. Erken yaşantıda desteklenen üstün yetenekli bireyler gelecek yaşantılarında var olan potansiyellerini sergileyebilme olanağına sahip olmaktadır. Sosyal beceriler kişinin sosyal yaşantıyı anlaması ve duygu durumuna göre hareket edebilmesi olarak ifade edilmektedir. Bireyin sağlıklı bir yaşam sürmesi, sosyal, duygusal, bilişsel, motor ve dil becerilerinin gelişebilmesi için eğitim önemlidir ve bu eğitimin ilk başladığı kurum ise ailedir. Aile ortamı ve anne baba tutumları bireylerin sosyal uyum ve becerilerini büyük oranda etkilemektedir. Bu bilgiler kapsamında araştırmanın amacı; üstün yetenekli olan çocukların sosyal uyum ve beceri düzeylerinin normal zihin düzeyinde olan çocukların sosyal uyum ve beceri düzeylerinden farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak ve sosyal uyum ve beceri düzeylerinde anne baba tutumlarının etkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma ilişkisel tarama modeli baz alınarak uygulanmıştır. Örneklem seçimi basit-rastgele örneklem seçimi türüne göre yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 6-10 yaş arası çocuk bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 6-10 yaş arası 90 çocuk birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Sosyodemografik Veri Formu, Sosyal Uyum Ve Beceri Ölçeği (SUBÖ), Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutum Ölçeği (PARI) ve Wechsler Çocuklar İçin Zekâ Ölçeği-IV (WISC-IV) kullanılmıştır. Toplanan veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmadan elde edilen bulgu sonuçlarına göre bütün katılımcıların Sosyal Uyum ve Beceri Ölçeği (SUBÖ) Dikkat ve Hareketlilik, Onay İhtiyacı alt boyutları ile Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği (PARI) Aşırı Kontrol / Aşırı Annelik alt boyutu arasında pozitif yönde ilişki olduğu saptanmıştır. Sosyal Uyum ve Beceri Ölçeği (SUBÖ) Dikkat ve Hareketlilik alt boyutu ile Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği (PARI) Sıkı Disiplin ve Aşırı Kontrol alt boyutu arasında ise pozitif yönde ilişki olduğu sonucu elde edilmiştir. Sosyal Uyum ve Beceri Ölçeği (SUBÖ) ve alt boyutlarından Sosyal ilişki, Duygu Durumu, İçe Dönüklük, Engellenme Eşiği ve Dürtüsellik ile Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği (PARI) Demokratik Tutum ve Eşitlik Tanıma alt boyutu arasında negatif yönde ilişki olduğu görülmüştür. SUBÖ Onay ihtiyacı alt boyutu ile PARI Sıkı Disiplin alt boyutu arasında ise pozitif yönde ilişki olduğu saptanmıştır. Üstün zekâ aralığında olan bireylerin ve normal zekâ aralığında olan bireylerin SUBÖ dikkat ve hareketlilik alt puanları ile PARI aşırı kontrol, sıkı disiplin, ev kadınlığını reddetme alt boyutları arasında pozitif yönde ilişki olduğu sonucu elde edilmiştir. Sonuç: Çalışma sonuçlarına göre, çocukların zekâ seviyesinden bağımsız olarak, ebeveynler demokratik tutum sergilediğinde, çocukların sosyal uyum ve beceri düzeylerinde artış meydana gelmektedir. Bu kapsamda çocukların sosyal uyum ve becerilerini arttırmak adına anne baba tutumları üzerine yapılacak olan eğitim ve çalışmaların yararlı olabileceği düşünülmektedir.

Aile hayatıAna-baba tutumuSosyal beceri+6
Tuba Eker Ünal
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin bağlanma stilleri ile çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmanın amacı annelerin çocuk yetiştirirken sergiledikleri tutumlar ile yakın ilişkilerde gösterdikleri bağlanma stilleri arasındaki ilişkinin anlamlılığının incelenmesidir. Bu amaçla araştırmaya İstanbul ve Yalova ilinde yaşamakta olan 2-6 yaş arası çocuk sahibi 156 anne katılmıştır. Verilerin toplanmasında SosyoDemografik Bilgi Formu, Ebeveyn Tutum Ölçeği ve İlişki Ölçekleri kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, minimum, maksimum gibi tanımlayıcı istatistiklerden faydalanılmıştır. Verilerin analizinde normallik dağılım testlerinden Kolmogorov-Smirnov testi kullanılmış olup analiz sonucunda normallik varsayımları sağlandığından parametrik testlerden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda, annelerin çocuklarını yetiştirirken sergiledikleri koruyucu tutum ile korkulu bağlanma ve saplantılı bağlanma arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunduğu belirlenmiştir. Otoriter ebeveyn tutumu ile saplantılı bağlanma arasında pozitif anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırma sonucunda, annelerin çocuklarını yetiştirirken sergiledikleri aşırı koruyucu ebeveyn tutumu ile güvenli bağlanma arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çocuk Yetiştirme Tutumu, Bağlanma Stili, Anne Çocuk İlişkisi

Ana-baba tutumuAna-çocuk ilişkisiAnneler+5
Feyza Pehlivan
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Özel öğrenme güçlüğü olan çocukların anne ve babalarının anne baba tutumları ile süreklilik ve durumluluk kaygı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı özel öğrenme güçlüğü olan çocukların Anne-baba tutumları ile süreklilik ve durumluluk kaygı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Ayrıca bu ebeveynlerin tutumları ve kaygı düzeyleriyle sosyodemografik veriler arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışma ilişkisel tarama modelinde tasarlanacak ve özel öğrenme güçlüğü olan çocukların ebeveynlerinin belirtilen değişkenler açısından incelenmesi çerçevesinde hazırlanacaktır. Bu modele uygun olacak şekilde veri toplama araçlarıyla özel öğrenme güçlüğü tanısı olan çocukların ebeveynlerinden Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği, Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri ve Kişisel Bilgi Formu aracılığıyla veriler toplanacaktır. Araştırma ebeveynlerin durumluk ve sürekli kaygı düzeyleri bağımsız değişken; anne baba tutumları da bağımlı değişken olarak ele alınacaktır. Bu araştırmada toplanacak olan veriler 2021 yılında İstanbul İli Başakşehir ilçesinde özel okullara devam eden ve özel öğrenme güçlüğü olan ilk ve anaokulu öğrencilerinin ebeveynlerinden toplanacaktır. Araştırmacı tarafından hazırlanan bilgilendirilmiş onam formu ve ölçek seti bireylere sunulacak ve bireyler kendileri yanıt vereceklerdir. Elde edilen veriler SPSS analizine tabi tutulacak ve ebeveynlerde bu değişkenler arasındaki ilişkinin ortaya konması sağlanacak ve elde edilen sonuçlar daha önceki literatür ışığında tartışılacak ve değerlendirilecektir

Ana-babaAna-baba tutumuDurumluk kaygı+7
Neslihan Tonyalı
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ve otizm spektrum bozukluğu tanılı çocukların ebeveynlerinin tutum farklılığının incelenmesi

Amaç: Ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumunu etkileyen birçok faktör vardır; bunlar çocuklara has özelliklere bağlı olabileceği gibi ebeveynlerin özelliklerine de bağlı olabilir. Bu bağlamda çalışmamızda çocuğu DEHB ya da OSB tanılı ebeveynlerin sosyodemografik özelliklerinin çocuk yetiştirme tutumlarıyla ilişkisini ve çocuğu bu iki nörogelişimsel probleme sahip olan ebeveynler ile çocuğu normal gelişim gösteren ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumları arasındaki farklılıklar incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma İstanbul ilinde yaşayan, DEHB ve OSB olan çocuklara ya da sağlıklı çocuklara sahip olan 25-60 yaş aralığındaki 150 ebeveynle gönüllük esasına dayalı yapılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modeliyle ve kesitsel olarak yürütülmüştür. Veriler araştırmacının kendisi tarafından hazırlanan Sosyodemografik Bilgi Formu ve ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarını ölçen Alabama Ebeveyn Davranışları Ölçeğinin yüz yüze uygulanması yolu ile toplanmıştır. Bulgular: Verilerin normal dağılım gösterdiğinden emin olmak için Skewness/çarpıklık ve Kurtosis/basıklık değerlerine bakılmıştır. George ve Mallery (2010)'nin önerdiği değerler referans alındığında, çarpıklık ve basıklık değerlerinin +/-2 değerleri arasında bulunması normal dağılımın sağlandığı şeklinde kabul edilmiştir. Araştırmada sosyodemografik değişkenler ve ebeveyn davranışları arasındaki ilişkileri ölçmek için Pearson korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Gruplar arasındaki farkları ölçmek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmış; Tamhane post-hoc analizi ile hangi grupların birbirinden farklılaştığına bakılmıştır. Sonuç olarak, DEHB'li, OSB'li ve sağlıklı çocukları olan ebeveynlerin ebeveyn davranışları sosyodemografik özelliklere göre incelendiğinde ve DEHB'li ve OSB'li çocuğa sahip anne babaların tutumları sağlıklı çocuğa sahip anne babaların tutumlarıyla karşılaştırıldığında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Annelerin yaşı arttıkça ebeveyn takibinin azaldığı, babaların yaşı arttıkça çocukla daha az ilgilenme eğilimi gösterdikleri gözlemlenmiştir. Annenin eğitim seviyesi arttıkça çocukla ilgilenme oranı arasında düşük güçte pozitif bir korelasyon vardır. Aynı zaman da annenin eğitim seviyesi arttıkça tutarsız disiplin uygulamaya daha meyilli olduğu da görülmüştür. DEHB'li ve sağlıklı çocuğu olan ebeveynlerin çocuklarıyla OSB'li çocuğa sahip anne ve babalara göre daha çok ilgilendiği bulunmuştur. Araştırmamızdan elde ettiğimiz bir diğer sonuç, DEHB'li çocuğu olan ebeveynlerin sağlıklı çocuğu olan ve OSB'li çocuğu olan ebeveynlere göre ebeveyn takibinin daha zayıf olduğu yönündedir. DEHB'li çocuğu olan ebeveynler sağlıklı çocuğu olan ebeveynlere göre daha tutarsız disiplin uyguladığı bulunmuştur.

Dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik bozukluğuEbeveyn davranışıEbeveynler+4
Ezgi Seda Yayla
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk gelişimi eğitimi alan ve almayan annelerin çocuk yetiştirme tutumlarının incelenmesi

Annelik beraberinde birçok sorumluluğu, yeni rolleri ve bir değişim sürecini getiren kritik bir geçiş dönemidir. Annelik rolü ve buna bağlı olarak çocuk yetiştirme davranışları bazı faktörlerden etkilenebilmektedir. Bu faktörlerden birisi çocuk gelişimi ile ilgili bilgi durumu olarak değerlendirilebilir. Bu kapsamda bu araştırmanın amacı, çocuk gelişimi alanında lisans seviyesinde eğitim alan anneler ile çocuk gelişimi alanında eğitim almamış annelerin çocuk yetiştirme tutumlarının çeşitli demografik değişkenlere göre incelenerek, iki grup arasındaki benzerlikler ve farklılıkların ortaya konulmasıdır. Araştırmada, ölçüt örnekleme ve kartopu örnekleme yöntemi ile belirlenen 52 çocuk gelişimi alanında lisans seviyesinde eğitim alan anne ve 51 çocuk gelişimi alanında eğitim almayan anne olmak üzere toplam 103 anneye ulaşılmıştır. Araştırma verileri araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" ve Kılınç (2011) tarafından geliştirilen "Çocuk Yetiştirme Tutum Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21 Paket Programı kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğu için çarpıklık ve basıklık değerleri dikkate alınmıştır. Verilerin dağılımı doğrultusunda parametrik ve parametrik olmayan istatistiksel analizler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca verilerin güvenirliği bağlamında Croanbach Alpha İç Tutarlık Katsayısı ölçeklerin geneli ve alt boyutları için hesaplanmıştır. Verilerin analizinde, frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, Pearson Correlation testi, tek yönlü varyans analizi, Post-Hoc test istatistikleri testlerinden yararlanılmıştır. Sonuç olarak çocuk gelişimi alanında lisans seviyesinde eğitim alan anneler ile çocuk gelişimi alanında eğitim almamış annelerin çocuk yetiştirme tutumları arasında, çocuk gelişimi alanında lisans seviyesinde eğitim anneler lehine anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmektedir. Tüm sosyo-demografik değişkenlere göre demokratik ve koruyucu tutum puanları çocuk gelişimi alanında lisans seviyesinde eğitim alan annelerde daha yüksek olurken, otoriter ve aşırı hoşgörülü tutum puanlarının ise çocuk gelişimi alanında eğitim almayan annelerde daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu kapsamda genç annelerin daha ileri yaşlardaki annelere göre, bir çocuk sahibi annelerin birden fazla çocuk sahibi annelere göre, küçük çocuk sahibi annelerin büyük çocuk sahibi annelere göre, kız çocuk sahibi annelerin erkek çocuk sahibi annelere göre, şimdiki çocuğu üçüncü ve daha sonraki çocuğu olan annelerin şimdiki çocuğu bir veya ikinci çocuğu olan annelere göre, çocuğuna kendisi bakım veren annelerin çocuğuna bakımda destek alan annelere göre çocuk yetiştirme tutumlarının anlamlı seviyede farklılaştığı görülmektedir.

Anne eğitimiAnnelerTutumlar+2
Vesile Nazlı Topçak
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

24-36 aylık çocuğu olan annelerin özyeterlik algıları ve çocuk yetiştirme tutumları ile çocuğun motor gelişimi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmanın çıkış noktası, günümüzde çocukların giderek daha az hareket edecek alan bulabilmesi ve ailelerin çocuk yetiştirme tutumları ve çocuk yetiştirmedeki özyeterlik algılarının çocuklarının motor gelişimleri üzerinde bir etsinin olup olmadığının anlaşılmaya çalışılmasıdır. Bu kapsamda, 24-36 aylık çocuğu olan annelerin özyeterlik algıları ve çocuk yetiştirme tutumları ile çocuklarının motor gelişimi arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. İlişkisel tarama modelinden yararlanılan çalışma için, Ankara ili, merkez ilçelerinde, Aile Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na bağlı, Gündüz Bakımevi ve Kreş'lere devam etmekte olan 24-36 aylık çocuklar ve onların annelerine ulaşılmıştır. Araştırmanın örneklemini, tabakalı örnekleme yöntemi ile seçilen 200 çocuk ve onların anneleri oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak annelerin doldurduğu 'Demografik Bilgi Formu', 'Ebeveyn Tutum Ölçeği' ve 'Anne Babalık Görevlerinde Özyeterlik İndeksi (1-3 Yaş Grubu Ölçütü)' ile çocuklar için araştırmacı tarafından doldurulan 'Gazi Erken Çocukluk Aracı (GEÇDA)' kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 25 paket programı ile Pearson Korelasyon testi, bağımsız gruplar t testi ve ANOVA testleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, annelerin çocuk yetiştirme tutumları ve özyeterlik algıları ile çocuğun psikomotor gelişimi arasında ilişki bulunmuştur. Aynı zamanda, tutum, özyeterlik ve psikomotor gelişim ile çocuğun cinsiyeti, yaşı, doğum sırası ile anne ve babanın yaşı, çalışma durumu, eğitim seviyesi, sosyoekomonik düzeyi, ailede yaşayan başka bireylerin varlığı ve ailedeki çocuk sayısı arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar, ilgili alan yazın taranarak tartışılmış ve yorumlanmıştır.

Ana-baba tutumuAnne-bebek etkileşimiAnneler+7
Rabia Kıvanç
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin duygu sosyalleştirmesi ile çocukların sosyal yetkinliği arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ebeveynlerin duygu sosyalleştirme davranışları ile çocukların sosyal yetkinlik ve davranış sorunları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmada ayrıca ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumları, duygu sosyalleştirme davranışları ve sosyo-demografik özelliklerin çocukların sosyal yetkinlik ve davranış sorunlarına katkısı incelenmektir. Gaziantep'te yaşları 39-72 ay arasında olup okul öncesi eğitime devam eden 195 çocuk, onların anneleri, babaları ve öğretmenleri çalışmaya katılmıştır. Araştırmaya katılan çocukların yaş ortalaması 60.42 (ss=7.9) aydır. Çocukların 103'ü erkek (%52.8), 92'si kızdır (%47.2). Araştırmaya katılan anne ve babalar sosyo-demografik bilgilerin elde edilmesi için ebeveyn bilgi formunun yanı sıra duygu sosyalleştirme davranışlarını ölçmek için Olumsuz Duygularla Başa Çıkma Ölçeğini ve çocuk yetiştirme tutumlarını ölçmek için Çocuk Yetiştirme Anketini doldurmuşlardır. Ayrıca yine her iki ebeveynin yanı sıra öğretmenler de çocukların sosyal yetkinliğini değerlendirmek için Sosyal Yetkinlik ve Davranış Değerlendirme-30 ölçeğini doldurmuşlardır. Araştırmaya ilişkin veri SPSS programıyla analiz edilmiştir. Yapılan istatistiksel analizler, her iki ebeveynin benimsediği destekleyici olan duygu sosyalleştirme davranışlarının çocukların sosyal yetkinliği üzerinde olumlu etkisi olduğunu göstermektedir. Ayrıca her iki ebeveynin olumlu çocuk yetiştirme tutumlarının da çocukların sosyal yetkinliğine olumlu katkı sağladığı görülmüştür. Cinsiyet açısından bakıldığında annelerin kız çocuklarını sosyal olarak daha yetkin gördükleri bulunmuştur. Anne ve babanın eğitim seviyesinin ve ailenin gelir düzeyinin yüksek olmasının, her iki ebeveynin daha az destekleyici olmayan duygu sosyalleştirme davranışı ve olumsuz çocuk yetiştirme tutumu sergilemeleri ile ilişkili olduğu bulgular arasındadır. Regresyon analizlerine göre bağımsız değişkenlerin hiçbirisi öğretmenler tarafından rapor edilen davranış sorunlarını yordamada anlamlı bir etki göstermemiştir. Elde edilen bulgular literatür doğrultusunda tartışılmıştır. Anahtar sözcükler: Duygu Sosyalleştirme, Çocuk Yetiştirme, Sosyal Yetkinlik, Davranış Sorunları

Duygu sosyalizasyonuEbeveyn davranışıEbeveynler+4
İmran Altıntop
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul öncesi dönem çocuklarının bağlanma stilleri ve sosyal duygusal becerilerinde annelik uygulamalarının rolü

Bu araştırmada; annelik uygulamalarının bağlanma stillerinin aracı rolünde çocuklarının akranlarına karşı davranışları, sosyal becerilerini ve duygu düzenleme becerilerini yordama durumunun incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi Eskişehir ilinde Tepebaşı ve Odunpazarı merkez ilçelerinde 2021-2022 eğitim öğretim yılında bağımsız anaokullarında okul öncesi eğitime devam eden 60-72 aylık çocuklar (N=311) ve bu çocukların annelerinden oluşmaktadır. Araştırmanın verilerini toplama aşamasında "Anne ve Çocuklar için Kişisel Bilgi Formu", "Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği", "Duygu Düzenleme Ölçeği", "Öz Duyarlık Ölçeği" ve "Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri" anketleri çocukların anneleri tarafından doldurulmuş; araştırmacı tarafından çocuklarla "Cassidy Tamamlanmamış Oyuncak Bebek Ailesi Hikâyeleri" uygulaması yapılmış; "Ladd ve Profilet Çocuk Davranış Ölçeği", "Sosyal Yetkinlik ve Davranış Değerlendirme-30 Ölçeği (SYDD-30)", "Duygu Düzenleme Ölçeği" anketleri çocukların öğretmenleri tarafından doldurulmuştur. Bulgulara göre; ebeveyn (anne) annelerinin çocuk yetiştirme tutumları, annelerin duygu düzenleme düzeyleri, annelerin öz-duyarlık düzeyleri ve annelerin kendi annelerine bağlanma stilleri çocukların bağlanma stilleri (güvenli, kaçınmacı ve negatif) ile çocukların akranlarına karşı davranışlarını, çocukların duygusal davranış sorun belirtileri/sosyal becerilerini ve duygusal tepkiselliği/duygu düzenleme becerilerini etkilemektedir. Ebeveyn (anne) annelerinin çocuk yetiştirme tutumları olumlu, annelerin duygu düzenleme ve öz-duyarlık düzeyleri yüksek ve anneler güvenli bağlanma stiline sahip olduğunda çocuklar güvenli bağlanmakta bu da çocukların akranlarına karşı davranışlarını, çocukların duygusal davranış sorun belirtilerini, sosyal becerilerini, duygusal tepkiselliklerini ve duygu düzenleme becerilerini olumlu yönde etkilemektedir. Ebeveyn (anne) annelerinin çocuk yetiştirme tutumları olumsuz, annelerin duygu düzenleme düzeyleri düşük, annelerin öz-duyarlık düzeyleri düşük ve annelerin kendi annelerine bağlanma stilleri güvensiz bağlanma stilinde olduğunda, çocuklar kaçınmacı veya negatif bağlanmakta bu da çocukların akranlarına karşı davranışlarını, çocukların sosyal becerilerini ve duygu düzenleme becerilerini olumsuz yönde etkilemektedir.

Ana-baba tutumuAna-çocuk etkileşimiAnneler+7
Özlem Erkal
Ankara University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Beliefs about children's upbringing: The views of Turkish mothers and preschool teachers

Child-caregiver relationship is of critical importance for the child's social-emotional development. Earlier studies on caregivers' sensitivity beliefs have focused on parents' childrearing beliefs and behaviors. Although there are some studies on beliefs of some childcare providers such as child psychologists, parenting counselors, and family therapists, the question if parents' caregiving beliefs are consistent with the beliefs of preschool caregivers regarding upbringing has not been studied. So, the main goal of the present study was to compare the views of the mothers' and to those of their children's teachers at preschool about caregiving sensitivity. The sample consisted of a total of 87 caregivers (36 preschool teachers and 51 mothers). Mothers' and teachers' views about the ideal sensitive mother were measured by the Maternal Behavior Q-Sort Version 3.1 (MBQS) and their views were compared with a criterion sort provided by the experts in the field. Additional comparisons were done to examine if the mothers' sensitivity beliefs differed in relation to their education level or their children's psychological difficulties which were measured by mother- and teacher-reported Strengths and Difficulties Questionnaire (SDQ). The results indicated both similarities and differences in beliefs about sensitive behaviors. Although they shared similar views with experts and with each other, they showed some differences in how descriptive they found the behaviors indicated in MBQS. Education level was found to be as an important indicator of the sensitivity. Hypotheses of the study and the results will be discussed in line with the related literature.

MothersPreschool teachersTurkish family+5
Şeyda Çetintaş
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk toplumundaki üç kuşak annelerin doğum öncesi, doğum anı ve doğum sonrası çocuk gelişimi ve yetiştirilmesine ilişkin gelenek, görenek ve inançlarının incelenmesi

Doğum, insan hayatında önemli bir rol oynayan geçiş dönemidir. Doğum öncesi, doğum anı ve doğum sonrasındaki bilinçli ya da bilinçsiz uygulamalar çocuğun ve dolaylı olarak toplumun geleceğini etkilemektedir. Bu araştırmanın amacı; üç kuşak annelerin doğum öncesi, doğum anı ve doğum sonrası çocuk gelişimi ve yetiştirilmesine ilişkin gelenek, görenek ve inançlarının incelenmesidir. Amaç doğrultusunda fenomenoloji yani olgu bilim yöntemi kullanılarak, yarı yapılandırılmış görüşme formu ile üç kuşak annelerden oluşan 26 grup, toplam 78 katılımcıdan veriler toplanmıştır. Toplanan verilerin analizinde, içerik analizi ve betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırma bulgularıyla katılımcıların doğum öncesi, doğum anı ve doğum sonrası çocuk gelişimi ve yetiştirilmesine ilişkin gelenek, görenek ve inançlarının neler olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte bu geleneksel uygulamaların uygulanma durumları ve sebepleri de incelenmiş, somut olmayan kültürel mirasın aktarımı ile ilgili bilgi edinilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda somut olmayan kültürel miras ögesi olan doğum öncesi, doğum anı ve doğum sonrası çocuk gelişimi ve yetiştirilmesiyle ilgili gelenek, görenek ve inançların bilinirliği açısından üç kuşak arasında büyük bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Ancak geleneksel yöntemlerin uygulanma durumlarında nesiller arasında farklılıklar olduğu, bazı nedenlerden dolayı sonraki nesillerin bu yöntemleri giderek daha isteksiz/zoraki uyguladığı veya uygulamadığı görülmüştür.

Anne davranışıAnnelerGelenekler+7
Ezgi Beki
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönem çocuklarının okula uyum süreci ile ebeveynlerinin çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişki

Araştırmanın amacı okul öncesi dönem çocuklarının okula uyum süreci ile ebeveynlerinin çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma karma yöntem desenlerinden, açımlayıcı sıralı karma yöntem deseni ile yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2014-2015 eğitim öğretim yılında Eskişehir il merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı anasınıflarında eğitim gören çocuklar, çocukların öğretmenleri ve aileleri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini belirlerken, olasılığa dayalı örnekleme yaklaşımlarından sistematik örneklemeden yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında örneklem grubunu, 380 çocuk, çocukların aileleri ve öğretmenleri oluştururken, nitel kısmının katılımcılarını ise okula uyum problemi yaşadığı belirlenen 9 çocuk,9 aile ve 9 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Okula Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeği", "Ebeveyn Tutum Ölçeği", "Yarı-Yapılandırılmış Öğretmen Görüşme Formu" ve "Yarı-Yapılandırılmış Ebeveyn Görüşme Formu" kullanılmıştır. Öncelikle öğretmenlerden sınıflarındaki her bir çocuk için Okula Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeğini, ailelerden de Ebeveyn Tutum Ölçeğini doldurmaları istenmiştir. Daha sonra Okula Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeği puanlarına göre en düşük puana sahip 9 çocuk belirlenmiş ve bu çocukların aile ve öğretmenleri ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel bölümünde, annelerin çalışma durumları ve çocukların cinsiyeti ile çocuk yetiştirme tutumları arasında bir fark olup olmadığına bağımsız örneklemler için t testi ile bakılmıştır. Ayrıca, annelerin çalışma durumları ile çocukların cinsiyeti ve okula uyumları arasında bir fark olup olmadığını bulmak için t testi yapılmıştır. Anne ve babaları ile yaşayan çocuklar ile diğer ailelerde (dağılmış aile vb.) yaşayan çocukların okula uyumları arasındaki farka bakmak için Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin çözümlenmesinde betimlemenin daha ön planda tutulduğu betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda çalışmaya katılan ebeveynlerin demokratik ve aşırı koruyucu tutum puan ortalamalarının yüksek, otoriter ve izin verici ebeveyn tutum puanlarının ise düşük olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda araştırmaya katılan çocukların okula uyum puanlarına göre 24 (%6,31)'ünün okula uyum problemi yaşadığı, 356 (%93,69)'sının ise okula uyum sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Annelerin çalışma durumları ile çocuk yetiştirme tutumları arasındaki farka bakıldığında annelerin çalışma durumları ile aşırı koruyucu ebeveyn tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu ve çalışmayan annelerin, çalışan annelere göre daha koruyucu bir ebeveyn tutumu sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Annelerin çalışma durumları ile çocukların okula uyumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmemiştir. Ayrıca, çocukların cinsiyeti ile ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumları arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Anne babaları ile yaşayan çocuklar ile diğer ailelerde yaşayan çocukların okula uyumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmamasına rağmen, testin anlamlılık değeri ve sıra ortalamasına bakıldığında anne babasıyla birlikte yaşayan çocukların farklı yerlerde yaşayan çocuklara göre okula daha uyumlu oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonucunda, öğretmenlerin okula uyumu tanımlarken daha çok uyumlu çocukların özelliklerinden söz ettikleri görülmüştür. Ayrıca, çocukların okula uyumlarını sağlamak için bir takım çalışmalar yaptıklarını ve bu süreçte ailevi bazı problemlerle karşılaştıklarını dile getirmişlerdir. Öğretmenler çocukların okula uyumunu kolaylaştırmak için okulun ilk günlerinde genellikle basit etkinlikler yaptıklarını, çocuklarla sohbet ettiklerini ve okula uyum çalışmaları yaptıklarını belirtmişlerdir. Bununla birlikte kendisiyle görüşme yapılan öğretmenlerden bir bölümü sınıfında okulu sevmeme, okula gelmek istememe davranışını gösteren çocuklar olduğunu ailevi sorunlar, anneye aşırı bağımlı olma ve okula devamsızlık yapma gibi nedenlerden kaynaklanan sorunlar yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin çocuklarla okulda veya evde yaşadıkları hakkında sohbet ettiklerini, okuldan şikâyet eden çocukları olmadığını ancak okul saatleri içerisinde "eve gitmeye ne kadar zaman kaldı?" gibi sorular soran ya da herhangi bir neden belirterek etkinliği bırakmak veya sınıftan çıkmak isteyen çocuklar olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmenlerin tamamı çocukların okul ya da çalışanlarla ilgili herhangi bir sorun yaşamadıklarını belirtirken bazı çocukların sınıfta arkadaşları ile sorunlar yaşadıklarını dile getirmişlerdir. Öğretmenler ebeveynlerle çoğunlukla çocukları okula bırakırken ve daha az oranda veli toplantıları aracılığı ile iletişim kurduklarını bununla birlikte genellikle her gün görüştüklerini belirtmişlerdir. Ebeveynlerle yapılan görüşmeler sonucunda, ebeveynler çocukların kendileri tarafından okul saatleri içerisinde bırakılıp-alındığını belirtmişlerdir. Bununla birlikte, ebeveynlerin bir bölümü çocuklarının evde oyuna dalma, uyku problemi (sabahları uyanamama), gitmemek için bahaneler üretme gibi nedenlerden okula gitmek istemediklerini dile getirmişlerdir. Çocukların yıl içerisinde okul değişikliği yapmadıklarını belirten ebeveynler çocukları ile eve geldikten sonra sohbet etmeye çalıştıklarını ancak çocukların okulda yaptıkları hakkında çok fazla konuşmak istemediklerini dile getirmişlerdir. Ebeveynlerin tümü çocuklarının okulu, öğretmenini ve arkadaşlarını sevdiğini okul ve çalışanlar ile ilgili herhangi bir sorun yaşamadığını belirtmişlerdir. Ancak ebeveynlerin küçük bir bölümü çocuklarının arkadaşları ile sorun yaşadığını belirtmişlerdir. Ebeveynlerden bir bölümü öğretmenlerle her gün, bir bölümü ise işi oldukça veya çocukla ilgili bir şey olduğunda ya da veli toplantılarında görüştüklerini söylemişlerdir. Ebeveynlerin tümü öğretmenlerin kendileri ile olan iletişiminden memnun olduklarını belirtmişlerdir. Araştırmanın bulguları doğrultusunda ailelere, eğitimcilere, araştırmacılara ve eğitim politikacılarına yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Okul öncesi eğitim, Erken çocukluk eğitimi, Ebeveyn tutumu, Okula uyum, Karma yöntem.

Ana-baba tutumuErken çocuk eğitimiKarma yöntemler+6
Vakkas Yalçın
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Ebeveynler ve medya: Çocuk yetiştirmeye ilişkin bilgi kaynaklarının dönüşümü

Medyanın ebeveynlik uygulamalarını şekillendirmedeki rolü çağdaş toplumda giderek daha önemli hale gelmiştir. Ebeveynlerin çocuk yetiştirme kararları çeşitli medya kaynaklarından gelen bir bilgi seliyle şekillenmektedir. Özellikle sosyal medyanın yükselişi, etkileşimli özelliklere sahip alternatif bir kamusal alan yaratarak ebeveynler için yeni fırsatlar ve zorluklar ortaya çıkarmıştır. Sosyal platformlar arasında İnstagram, dijital ebeveynlik için tercih edilen bir bilgi kaynağı olarak öne çıkmaktadır. Bu tez, ebeveynlerin çocuk yetiştirme konusundaki bilgi kaynaklarının zaman içinde nasıl değiştiğini, özellikle X, Y (Milenyum) ve Z kuşağına özel bir dikkat göstererek incelemektedir. Fenomenolojik bir çalışma olan araştırma, dijital/sosyal medya gözlemi, senaryo ve video ile odak grup ve yarı yapılandırılmış bireysel görüşmeler yoluyla toplanan verilerden yararlanmaktadır. Bulgular, kitapların geleneksel medyada bilimsel ve güvenilir bir kaynak olarak görülmeye devam etmesine rağmen, günümüzde ebeveynlerin bilgiye kolay erişim, gerçek zamanlı etkileşim, görsel içerik, ebeveyn topluluklarına katılım ve aidiyet ve güven duygusu nedeniyle sosyal medyayı tercih edebileceğini göstermektedir. Aynı zamanda, sosyal medya içeriğinin, aşırı bilgi yükü, potansiyel gizlilik ihlalleri ve fenomen/akran baskısı tarafından yönlendirilen yetersizlik duyguları nedeniyle ebeveynlerde güvensizlik yarattığı bulunmuştur. Bu tez, çocuk yetiştirme bağlamında ebeveynler ve medya arasındaki dinamikleri daha iyi anlayarak literatüre katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

Bilgi kaynaklarıDijital ebeveynlikSosyal medya+2
Nermin Bilici
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk imgesi, oyun ve oyuncak: Sosyo-kültürel bir analiz

Çocukluk imgesi, çocuğa yüklenen anlamı, çocukluk anlayışını ifade eder. Çocukluk imgesi, çağlar boyunca farklı anlamlara sahip olmuştur; dolayısıyla çocukluk imgesi, toplumsal bir kurgudur. Oyun kültürü de, çocuk kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. Değişik toplumsal süreçlerde değişik çocukluk imgelerinden bahsedilebildiği gibi, değişik çocuk oyunlarından/oyuncaklarından söz edilebilmektedir. Dolayısıyla çocukluk ve çocuk kültürü, toplumdan topluma, kültürden kültüre farklılık göstermektedir. Çocuk oyunları ve çocukluk imgesi, toplumsal değişimlerden en çok etkilenen ve toplumsalı da en çok niteleyen alanlardan biridir.Günümüzde çocukluk ve çocuk oyunları kültürü hızla değişmektedir. Yaşadığımız küreselleşme sürecinde, post-modern çocukluk imgesinden, sosyal oyunların ve geleneksel oyuncakların ortadan kaybolmasından söz edilmektedir. Dünyada ve Türkiye'de yaşanan toplumsal değişimlerin, çocuk oyun kültürünün ve çocukluk kavramının değişimine etkisi söz konusudur.Bu çalışmada çocukluk'un, oyun ve oyuncağın sosyolojik anlamda neleri ifade ettiği; değişen sosyo-kültürel süreçlerden çocukluk'un ve oyun kültürünün nasıl etkilendiği, değiştiği ve değişimin ne yönde olduğu ele alınmıştır. ?Geleneksel, modern ve post-modern? kavramsallaştırması kullanılarak, çocuk kültürünün toplumsal değişim kaynakları olan sanayileşme, kentleşme, teknolojik ilerlemeler, kapitalizm, tüketim kültürü ve küreselleşme süreçleriyle ne şekilde değiştiği tarihsel karşılaştırmalı yöntemle incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Çocukluk imgesi, oyun, oyuncak, toplumsal değişim, geleneksel, modern, post-modern, sosyo-kültürel analiz.

AydınlanmaBireysellikBireysellik+32
Fulya Sormaz
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

3-6 yaş çocukların annesinin ve anneannesinin çocuk yetiştirme stilleri ile çocuğun mizacı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, 3-6 yaş çocukların annesinin ve anneannesinin çocuk yetiştirme stilleri ile çocuğun mizacı arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada hem çocuklara hemde annneannelere ilişkin veriler annelerden toplandığından dolayı, araştırmanın çalışma grubu 30 ilde 3-6 yaş arası çocuğu olan 264 anneden oluşmaktadır. Pandemi nedeniyle okul öncesi eğitim kurumlarında testleri uygulama olanağı olmadığından verilerin toplanmasında kartopu örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", "Çocuk Yetiştirme Anketi", "Ebeveyn Çocuk Yetiştirme Stili Ölçeği" ve "Çocuklar İçin Kısa Mizaç Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın genel amacı ve ana problemi çerçevesinde toplanan verilerin istatistiksel çözümleri için SPSS 22.0 paket programından yararlanılmıştır. Sonuç olarak, anneannelerin ebeveyn kontrolü orta düzeyde, ebeveyn kabulü orta düzeyin üstünde, çocuk yetiştirme stili orta düzeyin üstünde, annelerin çocuklarından itaat beklemelerinin orta düzeyde, cezalandırmalarının düşük düzeyde, sıcaklıklarının çok yüksek düzeyde, açıklayıcı akıl yürütmelerinin çok yüksek düzeyde, çocuk yetiştirmelerinin ortanın üstünde düzeyde olduğu bulunmuştur. Anneler çocuklarını sıcakkanlı, sebatkar ve tepkisel davranışları düşük, uyku, açlık, tuvalet gibi fonksiyonlarının düzenli olduğunu belirtmişlerdir. "Ebeveyn Çocuk Yetiştirme Stili" toplam puanları arttıkça annelerin kendilerinin "Çocuk Yetiştirme Anketi" toplam puanları artmakta, ancak "Sıcaklık Alt boyutu" ve "Açıklayıcı Akıl Yürütme Alt boyutu" puanlarının ise azalmakta olduğu bulunmuştur. Çocuk Yetiştirme Anketi değişkenlerinin Ebeveyn Çocuk Yetiştirme Stili üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu saptanmıştır. Annelerin eğitim durumuna göre çocuk yetiştirme stillerinin farklılaştığı saptanmıştır. Çocukların yaşı arttıkça Sıcakkanlılık-utangaçlık ve Tepkiselliklerinin azaldığı, Sebatkarlıklarının ise arttığı bulunmuştur. İşçi, öğretmen olan babaların asker olan babalara göre daha fazla itaat bekledikleri saptanmıştır. Aylık geliri düşük olan ailelerin, aylık geliri orta ve üst olanlara göre çocuklarından daha fazla itaat bekledikleri, cezalandırmaya başvurdukları ve daha fazla ebeveyn kontrolü uyguladıkları bulunmuştur.

Ana-baba tutumuAnneanneAnneler+5
Gamze Esmer
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarının öğrencilerin bilişötesi becerileri üzerindeki etkisi

Bu çalışmada, ebeveyn tutumlarının öğrencilerin bilişötesi becerileri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır Çalışmaya düz liseye ve süper liseye devam eden 305 öğrenci ve bu öğrencilerin ebeveynleri katılmıştır. Çalışmanın sonuçları niceliksel veriler kullanılarak elde edilmiştir. Niceliksel veriler, öğrencilerin ebeveynlerine uygulanan "Ebeveyn Çocuk Yetiştirme Tutum Ölçeği (PARI)" ve öğrencilere uygulanan "Bilişötesi ölçeği" ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde t testi istatistiği kullanılmıştır. Ebeveyn Çocuk Yetiştirme Tutum Ölçeği (aşırı koruyucu tutum, demokratik tutum, ev kadınlığı rolünü red, geçimsizlik, sıkı disipline dayalı baskıcı tutum) ve Bilişötesi Ölçeğin alt boyutları (farkındalık, kendini kontrol, bilişsel stratejiler, değerlendirme) kapsamında ayrı ayrı yapılan analizlerin sonuçlan, demokratik ebeveyn tutumunun değerlendirme becerisi üzerinde, annenin ev kadınlığı rolünü reddetmesinin bilişsel yöntemler, değerlendirme becerileri üzerinde, sıkı disipline dayalı baskıcı tutumunun da bilişsel stratejiler becerisi üzerinde olumlu etkisi olduğunu göstermektedir. Diğer tanımların bu beceriler üzerinde anlamlı bir etkisi tespit edilmemiştir. iv

Ana-baba tutumuBeceriBeceri kazandırma+6
Cenk Şentürk
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
10
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk örselenme yaşantıları, ana-baba-ergen ilişki biçimleri ve sosyal destek algısının, kuraldışı davranışlarla ilişkisi

Bu araştırmada 14?18 yaş aralığında bulunan öğrencilerde görülen kuraldışı davranışların, çocukluk örselenme yaşantıları (fiziksel, duygusal, cinsel ve ihmal), ana-baba-ergen ilişki biçimleri ve aile ve arkadaştan algılanan sosyal destek açısından incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma 9, 10 ve 11 sınıfa devam eden 1032 lise öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin kuraldışı davranış düzeylerine ilişkin veriler ?Kuraldışı Davranış Ölçeği? (Kaner, 2001), çocukluk örselenme yaşantılarına (fiziksel, duygusal, cinsel) ilişkin veriler ?Çocukluk Örselenme Yaşantıları Ölçeği?(Aslan ve Alparslan, 1999) ana-baba-ergen ilişkilerine ilişkin veriler ?Ana-Baba-Ergen İlişki Envanteri? (Kaner, 2001), aile ve arkadaştan algılanan sosyal destekle ilişkin veriler Procidano ve Heller (1983) tarafından geliştirilen ve Güçray ( 1998) tarafından uyarlanan, ?Aile ve Arkadaştan Algılanan Sosyal Destek Ölçeği? kişisel ve ailesel özelliklere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu?, kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis' ten yararlanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; erkek öğrencilerin, kızlara kıyasla; geçmişte istismar yaşantısı (fiziksel, duygusal, cinsel ve istismar yaşantısı toplam) olan öğrencilerin, olmayanlara kıyasla; ana-baba-ergen ilişki biçimlerini olumsuz-yetersiz algılayan öğrencilerin, ilişkilerini yeterli ve olumlu algılayan öğrencilere kıyasla; aileden düşük sosyal destek algılayan öğrencilerin yüksek sosyal destek algılayan öğrencilere kıyasla; arkadaştan düşük sosyal destek algılayan öğrencilerin, yüksek sosyal destek algılayan öğrencilere kıyasla,kuraldışı davranış puanları ( kuraldışı davranışları toplam puanda ve alt ölçeklerin büyük çoğunluğunda) daha yüksek bulunmuştur.Bunun yanında, ailenin gelir düzeyi yüksek olan, anne-baba eğitim düzeyi yüksek olan öğrencilerin kuraldışı davranışlar toplam puanları ve bazı alt ölçek puanları yüksek bulunmuştur. Anadolu Lisesi öğrencilerinin, Genel-Akademik Liseye devam eden öğrencilere kıyasla, kuraldışı davranışlar toplam puanlarının daha yüksek olduğu da bulunmuştur.Ayrıca, tartışıp kavga eden, evlerinde fiziksel şiddete uğrayan, evde içki içen biri olan, evde birbirine sevgi ile yaklaşmayan, ev ortamını huzursuz bulan öğrencilerin kural dışı davranışlar gösterme oranları, evlerinde bu davranışların olmadığını ifade eden öğrencilere kıyasla daha yüksek bulunmuştur.

Aile desteğiAna-baba tutumuAna-baba-genç ilişkileri+14
Sedef Bal
Çukurova University
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Hiperaktivite ve dikkat eksikliği (HADE) teşhisi konulmuş ilköğretim birinci kademe öğrencilerinin annelerine yönelik psikososyal yardım uygulaması: Deneysel çalışma

Bu çalışmada, Hiperaktivite ve Dikkat Eksikliği (HADE)/Öz denetim ve Motivasyon Sorunu (ÖMS) yaşayan ilköğretim 1. Kademe öğrencilerinin annelerine yönelik olarak, Diana Baumrind'in (1967) çalışması doğrultusunda hazırlanan bir psikososyal yardım programı uygulanmış ve bu eğitim sonucunda öğrencilerin HADE/ÖMS puanlarında farklılaşma olup olmadığı incelenmiştir. Eğitimde, annelerin çocuklarıyla ilişkilerini yeniden düzenlemelerinde yardımcı olmak amacıyla doğru ve etkili iletişim, çocuklarının yaşlarına uygun sosyal, bilişsel, duygusal, davranışsal talepler, gelişimi destekleyici denetim kurma biçimleri, sıcak, yakın ve destekleyici bir ilişki kurmanın yolları konuları hakkında bilgi verilmiştir. Örneklem Adana Seyhan ilçesinde bulunan iki, Mersin Toroslar ilçesinde bulunan bir ilkokuldan seçilen 50 öğrenci ve bu öğrencilerin annelerinden oluşmaktadır. Veriler, Conners Öğretmen Değerlendirme Ölçeği (CÖDÖ), Conners Anababa Değerlendirme Ölçeği CADÖ), Aile Değerlendirme Ölçeği (ADÖ) ve Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumu Ölçeği (AHÇYTÖ) ile toplanmıştır. Araştırmanın deneysel kısmından elde edilen nicel veriler, 2009-2012 yılları arasında yürütülmüş olan Evde Destek Çalışması'na (EDÇ) katılan 4 anne ile yarı yapılandırılmış görüşme formuyla elde edilen bilgilerle desteklenmiştir. Evde Destek Çalışması da Baumrind'in bulguları doğrultusunda olgunluk talepleri, iletişim, denetim, sevecenlik çatısı üzerine oturtulmuştur; deneysel çalışmadan farklı olarak, ev ortamında anne ve çocukla yoğun ve yakın bir ilişki kurmayı, gözlem yapmayı, dönüt vermeyi, model olmayı, eşlik etmeyi, anne ve çocuğun gerilimini azaltmayı, ailenin yıpranmış ilişkilerini yeniden doğru bir şekilde kurmayı içermektedir. EDÇ'den elde edilen bilgilerin değerlendirilmesinde betimsel analiz tekniğinden faydalanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, deneysel çalışmada annelere verilen 2 aylık eğitim sonucunda, anne-çocuk ilişkilerinin gelişim açısından destekleyici bir niteliğe bürünmesinde önemli olan problem çözme, iletişim, duygusal tepki verebilme, genel işlevler ve demokratik tutum puanlarında olumlu yönde bir artış görülmüştür. Gelişim açısından engelleyici aşırı koruyuculuk, sıkı/katı disiplin, ev kadınlığı rolünün reddi, karı koca geçimsizliği gibi tutumlara dair puanlarda azalış görülmektedir. Öğrencilerin HADE/ÖMS'ye özgü davranış puanlarında ise .05 güven aralığında anlamlı bir farklılaşma olduğu (p=0.008), puan ortalamalarının %25 azalarak 63,08'den 47,32'ye düştüğü tespit edilmiştir. EDÇ grubunda yer alan çocukların puan ortalamaları ise %61,6 azalarak 41,75'ten 16,00'ya düşmüştür. EDÇ'ye katılan annelerin, deneysel çalışmaya katılan annelerin kazanımlarına ilaveten roller ve gereken ilgiyi gösterme alt boyutlarında gelişim kaydettikleri gözlemlenmiştir. Anahtar Sözcükler: HADE/ÖMS, psikososyal yardım, aile, çocuk yetiştirme tutumları

Aile eğitimiAile içi ilişkilerAile tutumu+7
Ayşegül Harputlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kuşaklararası annelik anlatılarında süreklilik ve değişim: Ankara örneği

"Kuşaklararası Annelik Anlatılarında Süreklilik ve Değişim: Ankara Örneği" konulu sözlü tarih çalışmamızın amacı; kuşaklararası aktarılan annelik deneyimlerinde benzerlikler ve farklılıklar üzerinde durarak anneliğin tarihsel sürecine ışık tutmaktır. Araştırmanın ilk bölümünde üç farklı kuşaktan annenin hamilelik, doğum, lohusalık ve emzirme süreçlerine dair deneyimleri ele alınarak, bu süreçlerde annelerin, sağlık hizmetlerine erişim sağlayıp sağlayamadığı, emzirme pratikleri ve lohusalık döneminde yaşadığı zorluklara ışık tutulmuştur. Devamında annelerin anneliğe hangi anlamlar yüklediği, ideal annelik algıları, anneliğin kadına sağladığı ayrıcalıklar ve kadını kısıtladığı yönler ele alınmıştır. Son olarak da kuşaklar ekseninde annelerin çocuk yetiştirme deneyimleri, annelerin anneliği öğrenme kaynakları, çocuk bakımı ve yetiştirmede anne-baba rolleri, çocuk yetiştirmede gözetilen cinsiyet farkı, annelerin pişmanlıkları gibi konular işlenmiştir. Üç farklı kuşaktan her biri diğerinin akrabası olan Anneanne- kız- torun olmak üzere 27 farklı annenin anlatımları ile ortaya konulan çalışma bütün bu konuları araştırmak için kadınların annelik deneyimlerine odaklanmaktadır. Bu çalışmanın ana amacı; geçmişten geleceğe annelik değerlerinin ve pratiklerinin aktarımına dair süreklilikleri ve değişimleri feminist bir metodoloji ile ele alarak incelemektir. Doğum tarihleri kabaca 1940-1950, 1960-1970 ve 1980-1990 arası yıllara tekabül eden aynı aileden üç farklı kuşaktan yirmi yedi (27) anne ile gerçekleştirilen olan sözlü tarih çalışması kapsamında annelik deneyiminin takriben 1960 – 2000'li yıllar arasında geçirdiği evrimin haritasını çıkarmak araştırmanın en önemli amacını oluşturmaktadır. Bu bağlamda, annelik deneyiminin hangi açılardan aynı kaldığı ve hangi açılardan dönüştüğü ve hangi açılardan tamamen kırılmaya uğradığı araştırmanın en önemli sorularını oluşturmaktadır. Üç farklı kuşak üzerinde gerçekleştirilen bu sözlü tarih araştırması ile aynı zamanda 1960 – 2000'li yıllar arasında annelik deneyimindeki değişim ve dönüşümün sebepleri de mercek altına alınmıştır. Toplumdaki tarihsel dönemlere göre değişen kültürel değerler ve sistem, annelik ve kadınlık söylemlerini çeşitli iktidar mekanizmaları aracılığıyla kuşatır ve sürekli olarak yenilemektedir. Klasik aile yapısından uzaklaşılarak geleneksellikten kopuş yaşanmaya başlanmıştır. Küreselleşme olgusu ile birlikte anneler tamamen kültürel değerlerden, örf ve âdetlerden yararlanarak çocuk yetiştirmek ile yetinmeyip alternatif annelik deneyimleri sürecine girdikleri gözlemlenmiştir. Kadınların yaptığı bu annelik pratiklerinin değişim ve dönüşüm içerisinde olması gelecek nesilleri de etkileyeceği aşikârdır.

AnlatıAnne davranışıAnne deneyimi+6
Nuray Soy Gençaslan
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynliğin dönüşümü ve paronoyak ebeveynliğin sosyo-kültürel temelleri

Tarihsel süreçte aile, ebeveynlik ve çocukluğun tanımı, çocuğa yüklenen anlamlar değişiklikler göstermiştir. Yerleşik yaşama geçişle birlikte toplumların temel kurumlarından birisi halini almış olan aile kurumu hem evrensel bir nitelik kazanmış hem de binlerce yıldır varlığını sürdürmeyi başarmıştır. Aile ve ebeveyn toplumsallaşma sürecinde ilk basamak olması ve kültürel değerlerin kuşaklar arası aktarımını sağlaması nedeniyle oldukça önemli bir araştırma konusudur (Nomaguchi K., ve Milkie M.A., 2017; Chan, T. W ve Koo, A., 2011 ). Toplumsal alandaki yapısal değişim ve dönüşümler bireylerin düşünme biçimini tutum ve davranışlarını doğrudan ya da dolaylı olarak etkilemektedir. Bu süreç aile içi ilişkilerde sadece ebeveynler arası ilişkileri değil, çocuğun aile içindeki ve toplumdaki konumlarını da dönüştürmektedir. 1990'lı yılların sonlarından bu yana Batı Avrupa'da ortaya çıkan ve artarak devam eden 'paranoyak ebeveynlik' yeni bir ebeveynlik sitili olarak 2000'li yılların ortalarından itibaren ülkemizde de görünürlük kazanmıştır. Yaygın olarak karşımıza çıkan bu ebeveynlik sitili, çocukların nasıl yetiştirilmesi gerektiği, çocuğun psikolojik, bilişsel ve fiziksel gelişimlerinin nasıl olmasına dair hemen her şeyi ebeveynlerin temel sorumluluğu olarak tanımlamıştır. Ebeveynliği yeni baştan öğrenilmesi gereken bir göreve dönüştürmesi beklenebileceği gibi, ebeveynliğin anksiyete, kaygı, güvenlik endişesi ve paranoyaklığın gelişmesine zemin hazırlamıştır. Araştırmanın amacı paranoyak ebeveynliği ortaya çıkaran sosyo-kültürel nedenlerinin ortaya konularak ebeveynlerin düşünme biçimlerine, tutum ve davranışlarına, gündelik yaşam pratiklerine yansımalarının incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırmada nicel araştırma tekniği üzerinden kotalı anket uygulaması yapılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi, kotalı örneklemle dayalı olarak seçilmiş olan 341 ebeveyne anket uygulanmıştır. 18 yaş ve üzeri, evli, 25 yaş altı çocuk sahibi olan Aydın ilinde ikamet eden ebeveynlerle görüşülmüştür. Araştırma sorunsalı üç bağlam üzerinden incelenmiştir. Birinci bağlam ailenin tanımı, tarihçesi, çocuğun tanımı, tarihçesi ve çocukluğa yüklenen anlamlar olarak ele alınmıştır. Ailenin ve çocuğun tanımı ve tarihçesini anlamak araştırmada ebeveynlik süreçlerinden bahsetmeden önce anlaşılması gereken önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. İkinci bağlam bireylerin yaşamlarını risklere yüklenen olumsuz anlamlar üzerinden değerlendirerek düşünme biçimlerini ve gündelik yaşam pratiklerini risk toplumu perspektifinden değerlendirmeleri üzerine kurulmuştur. Araştırmanın üçüncü ekseni geçmişten günümüze ebeveynlik tutumları ve tanımlamaları, uzmanlığın toplumsal yaşam üzerindeki etkisi paranoyak ebeveynliğin ortaya çıkışında etkili olan diğer süreçler üzerinde durulmuştur. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Aile, Çocuk, Ebeveynlik, Paranoya, Risk, Güven.

Aile içi rollerEbeveyn-çocuk ilişkisiEbeveynler+7
Şeyda Kankurdan
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00

Related subjects