Compressive strength
66 theses under this subject heading
Kaplamalı ve kaplamasız perlit agregasıyla üretilen harçların fiziksel ve mekanik özelliklerinin karşılaştırılması
Perlit ülkemizde rezerv olarak yer alan en önemli yeraltı kaynaklarımızdandır. Isı ile genleştirildiğinde ilk hacminin 20 katına kadar genleşebilen bir kayaçtır. Genleştirilmiş perlit inşaat sektörü, tarım sektörü, gıda sektörü, tıbbı ilaç ve kimya sektörü gibi sanayi sektörlerinde kullanılmaktadır. Genleştirilmiş perlit yüksek ısı ve ses yalıtımı özellikleri nedeni ile düşük yoğunluklu yapı malzemesi olarak en fazla inşaat sektöründe kullanılmaktadır. Hafif olmasından dolayı binanın ölü yükünün azalmasını sağlamakta bu nedenle yapının depreme karşı performansını arttırmaktadır. Ancak yüksek su emme kapasitesi nedeniyle genleştirilmiş perlit betonun fiziksel ve mekanik özeliklerini olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle genleştirilmiş perlit agregalar polimerle kaplanarak su emmesinin azaltılmasına dönük çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmada; genleştirilmiş perlit kaplamalı ve kaplamasız olmak üzere sırasıyla %0, %20, %40, %60, %80 oranlarında rilem kumu ile yer değiştirilerek harç üretimleri gerçekleştirilmiştir. Üretilen tüm harç numunelerinin etkin su/çimento oranı 0,6 olarak belirlenmiştir. Kaplamalı ve kaplamasız genleştirilmiş perlit agregalı harç serilerinde; kuru birim hacim ağırlık, basınç dayanımı, eğilmede çekme dayanımı, kılcal su emme katsayısı, ultrases geçiş hızı, su emme oranı ve ısıl iletkenlik hesap değeri belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar genleştirilmiş perlitin artış oranına bağlı olarak harç numunelerin birim ağırlığının düştüğünü bununla beraber fiziksel ve mekanik özeliklerinin de değiştiğini göstermiştir. Isıl iletkenlik değerinin düşmesi ile birlikte daha iyi ısı yalıtım özelliğine sahip harç numuneler elde edilmiştir. Genleştirilmiş perlitin polimer kaplanması fiziksel ve mekanik özellikleri iyileştirmiştir.
Sodyum karbonat ile aktive edilmiş cüruf esaslı sistemlere dolomit etkisinin araştırılması
Betonun en önemli bileşenlerinden Portland çimentosunun (OPC) açığa çıkardığı yüksek miktardaki CO2 emisyonu nedeniyle, günümüz çalışmaları alternatif bağlayıcı malzemelerin araştırılmasına odaklanmıştır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte betonun ana bağlayıcısı olan çimento yerine çevre dostu yeni malzemelerin önerilmesi önem kazanmıştır. Son zamanlarda alkalilerle aktive edilmiş malzemeler (AAM) bu amaca ulaşmak için birçok araştırmacının odak noktası olmuştur. Geri dönüştürülemeyen ve doğada depolanması uzun vadede zararlı olan atık malzemelerin katkı malzemesi olarak tekrar kullanılması mümkündür. Bir başka seçenek ise cüruf, uçucu kül (UK) gibi malzemelerin ana bağlayıcı olarak kullanılması ve alkaliler ile aktive edilmesidir. Bu doğrultuda en geçerlilik kazanan uygulamalar uçucu küllerin ve yüksek fırın cürufunun (YFC) alkalilerle aktivasyonudur. Bu tez çalışmasıyla tek bileşenli, alkali solüsyonu hazırlamadan bağlayıcı ve aktivatörün kuru karıştırılması ve sonra su ilave edilmesi şeklinde hazırlanan, sodyum karbonatla (NC) aktive edilmiş kalsine dolomit (CD) ve yüksek fırın cürufu esaslı sistemlerin üretilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca alkali ile aktive edilmiş cüruf/kalsine dolomit sistemlerine nano- silika (NS) ilave edilerek basınç dayanım gelişimleri ve içyapı özellikleri incelenmiştir. Yüksek fırın cürufu %5-20 oranında kalsine dolomit ile ikame edilerek priz süresi, yayılma, basınç dayanımı, rötre ve içyapı analizleri yapılmış olup bu oranlar karşılaştırılarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Alkaliler ile aktive edilmiş malzemeler, Basınç dayanımı, Kalsine dolomit, Nano silika, İçyapı.
Makro sentetik fiber lif kullanımının betonarme kirişlerin davranışı üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmada, katkı malzemesi olarak makro sentetik fiber (MSF) lif kullanımının betonarme kirişlerin davranışları üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla; hacimce %0, %0,4 ve %0,6 MSF oranlarına sahip toplam 6 adet kiriş üretilmiştir. Tüm kirişlerin boyutları 150x230x1400 mm boyutlarında tasarlanmıştır. Kirişlerde enine donatılar Ф8/20 cm, basınç donatıları 2Ф12 ve çekme donatıları 2Ф14 olarak seçilmiştir. Kirişlerin; mesnetler arası uzaklığı, kesme açıklığı, kiriş etkili yüksekliği gibi tüm fiziksel özellikleri birbirleriyle aynı olacak şekilde tasarlanmıştır. Deneyde MSF katkısının; 28 günlük basınç dayanımına ve kirişlerin üç noktalı yükleme deneyi altında mekanik ve fiziksel özelliklerine etkisi referans kirişlerle (%0 MSF dozajlı kirişler) karşılaştırılmıştır. Üç noktalı yükleme deneyi ile elde edilen yük - kirişin orta noktasında oluşan deplasman grafikleri yardımıyla MSF katkısının maksimum yük taşıma kapasitesi, enerji yutma kapasitesi, süneklik ve maksimum deplasman değeri gibi bulgular üzerinde durulmuştur. Deney süresince kirişlerin artan yük altındaki davranışları kaydedilerek yük çatlak oluşumları yorumlanmıştır.
The effects of fibers or bentonite mixed with cement on the behavior of sandy soil
The main purpose of this study is to improve the engineering properties of sandy soil by mixing it with different materials such as cement, bentonite and fiber. The tests were performed at Istanbul Technical University, Geotechnical Laboratories. First, the soil was classified by performing sieve analysis and then its specific gravity and permeability were determined after that standard Proctor compaction test was performed to obtain the optimum water content and maximum dry unit weight for the soil. To evaluate the strength properties of the soil, unconfined compression tests and shear box tests were performed for the prepared samples. For the first stage samples were prepared to be used in unconfined compression test by using mini compaction device by mixing sand with (3%, 5% and 7% cement by weight) and randomly distributed 19 mm fiber with different ratios of (0%, 0.1%, 0.3% and 0.5% by weight) and optimum water content of the sand. The samples preserved in a moisture tank for 7 days or 28 days as curing time. The results for this stage showed that cemented samples with no fiber behaved in brittle way while by adding fiber the behavior changed from brittle to ductile behavior and it showed that the addition of fiber increased the unconfined compressive strength but the improvement percentage was dependent on cement percentage and fiber ratio. For smaller cement percentages like 3% cement, the effect of fiber was higher and more noticeable and it reached 80% improvement for 0.5% fiber content compared to the cemented samples without fiber and 50% improvement for 0.3% fiber while for 7% cement the effect of fiber was less where the percentage of improvement was between (20% to 30%) for (0.3% to 0.5%) fiber compared to the cemented samples without fiber. The unconfined compressive strength for the samples increased after curing the samples for 28 days compared to the 7 days cured samples. At the second stage, samples were prepared for unconfined compression test by using mini compaction device. The way of preparation was by mixing sand with (0%, 3%, 5% and 7% cement by weight) and (0%, 5%, 10% and 15% bentonite by weight) and after sufficient mixing, optimum water content was added to the mixture to ensure maximum dry unit weight. The samples were preserved in a moisture tank for 7 and 28 days curing time. The obtained results from the second stage showed that cemented sand samples and cemented samples mixed with bentonite had a brittle behavior while the sand-bentonite samples had a ductile behavior. The results showed that increasing the bentonite content for (0%, 3% and 5%) cement increased the unconfined compressive strength radically while for 7% cement; the addition of bentonite increased the UCS for 7 days in a small percentage and decreased UCS after 28 days. Curing the samples for 28 days increased the unconfined compressive strength compared to the 7 days cured samples. After preforming unconfined compression test, direct shear test was performed to gain a better knowledge about the effect of fiber reinforcement and bentonite on the shear strength and friction angel properties for the sandy soil. First fiber was mixed with sand in different ratios (0% 0.1%, 0.3% and 0.5% by weight), later optimum water content was added to the samples, and after one day, the samples were sheared by using direct shear machine. Adding fiber to the sandy soil increased its shear strength and friction angle for the tested samples. For this second stage (0%, 5%, 10% and 15% by dry weight of sand) bentonite were mixed with sand and later optimum water content was added to the mixture and after one day the samples were molded and sheared by using direct shear machine. The addition of bentonite in general decreased the shear strength of the samples and the friction angle.
Metazeolit içeren geri dönüşüm agregalı geopolimer kompozitlerin mekanik ve dayanıklılık özelliklerinin incelenmesi
Kaolinit kil, metakaolin (MK), uçucu kül (UK), granüle yüksek fırın cürufu (GYFC) gibi mineral katkılar, geopolimer harç numunelerinde (GH'ler) alüminosilikat esaslı malzemeler olarak kullanılmaktadır. Bu malzemelere ek olarak, meta ürünler (bentonit, kaolin ve zeolit), GH'lerin bileşenleri arasında yer alabilmektedir. Kil türüne bağlı olarak dehidrasyon ve dehidroksilasyon, kilin kalsinasyon işlemiyle belirli derecelerde sağlanmaktadır. Bu şekilde, alkalik çözeltilerde çözülebilen metastabil, neredeyse amorf alüminosilikat fazlar oluşmaktadır. Bu çalışmada, geri dönüşümlü beton agregası (GDA) ile alüminyum çamuru (AÇ) içeren metazeolit (MZ) ve GYFC esaslı sentetik fiber takviyeli GH'ler üretilmiştir. Alkali aktivatör olarak birlikte kullanılan NaOH ve Na2SiO3 için Na2SiO3/NaOH oranı 2:1 olarak alınmış ve aktivatör/bağlayıcı oranı ise 0,95 olarak belirlenmiştir. Karışımlarda farklı molarite oranları (8M, 10M, 12M ve 14M) ve çeşitli karışım oranları (25%MZ+75%GYFC, 50%MZ+50%GYFC, 75%MZ+25%GYFC ve 100%MZ) test edilmiş ve bu karışımların dayanıklılık özellikleri araştırılmıştır. Çeşitli kriterler (dayanıklılık, çevre ve ekonomi) göz önünde bulundurularak, 50MZ+50GYFC serisi 12M'de seçilmiş ve bu seride GDA ile yapılan yer değiştirmeyle %10, %20 ve %30 AÇ ilave edilerek fiziksel ve mekanik özellikler 7 ve 28 gün boyunca incelenmiştir. Sonuçlar, 50MZ+50GYFC/30AÇ serisinin, 50MZ+50GYFC serisine kıyasla en iyi dayanıklılık özelliklerini sergilediğini göstermiştir. Bu nedenle, bu seriye polietilen fiber (PEF), poliamid fiber (PAF) ve bazalt fiber (BF) gibi farklı tiplerde fiberler %0,25, %0,5, %0,75, %1, %1,5 ve %2 oranlarında ilave edilmiştir. Bir sonraki adımda birim ağırlık, gözeneklilik ve su emme gibi fiziksel özellikler, mekanik özellikler (basınç dayanımı, eğilme dayanımı, doğrudan çekme dayanımı, yarmada çekme dayanımı) ve 28 günlük aşınma direnci deneyleri gerçekleştirilmiştir. Mikroyapısal karakterizasyon SEM/EDS ve XRD xvi analizleriyle yapılmıştır. Mikroyapısal özellikler, %30 AÇ içeren serinin diğer serilere göre daha yoğun olduğunu göstermiştir. En yüksek dayanım değerlerine de %30 AÇ içeren numunelerde erişilmiştir. Ancak bu değer itibarı ile işlenebilirlik büyük ölçüde azalmıştır. Fiber takviyesi ile fiziksel ve mekanik özellikler açısından en iyi sonuçlar sırasıyla BF>PAF>PEF fiberlerinden elde edilmiştir. Mekanik özellikler açısından en iyi sonuçların elde edildiği %0,5 BF takviyesinde, referansa göre basınç dayanımında %27,2 artış elde edilmiş, buna karşılık eğilme dayanımında bu fark %167'ye çıkmıştır. En iyi doğrudan çekme dayanımı artışı %53 ile %0,5 PAF içeren numunede görülmüştür. Tüm fiber takviyeli GH'ler için en yüksek aşınma direnci hacim kayıpları %1,5 PAF ve BF içeren numunelerde görülmüştür. Yüksek sıcaklık sonrası dayanımlarda 400 Co'ye kadar en iyi performansı BF içeren numuneler vermiş buna karşılık sıcaklıklar 800 Co'ye ulaştığında BF ve PAF numuneleri tamamen dağılmıştır. BF ve PEF takviyelerinin donma-çözünme etkilerine karşı da GH'lerde çatlak yayılmasını önlediği ve yapısal bütünlüklerini korudukları görülmüştür. Sülfat etkilerine karşı da en iyi mekanik performans PEF içeren numuneler görülmüştür. PAF içeren numuneler sülfatın zararlı etkilerinden daha fazla etkilenmiştir.
Silis dumanı katkılı geopolimer harçların mekanik ve fiziksel özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmada, silis dumanı belirli bir oranlarda modifiye edilmiş ve bu malzemelerden elde edilen Geopolimer kompozitlerin mekanik özellikler ve dayanıklılık açısından etkileri incelenmiştir. Araştırmalar laboratuvar çalışmalarıyla destelenerek %5, %10, %15 oranlarında silis dumanı, 8M ve 16M sodyum hidroksit (SH) (NaOH), sodyum silikat (SS) (Na2SiO3), uçucu kül, cüruf ve kum malzemesi kullanarak oluşturulmuştur. Silis dumanı katkılı uçucu kül-cüruf tabanlı Geopolimer harç numuneleri için basınç dayanımı, ultrases geçiş hızı, eğilme dayanımı, fiziksel özellikler, yüksek sıcaklık, donma çözülme, yayılma tablası ve priz süresi araştırması yapılmıştır.
Kolemanit atığının bağlayıcı malzeme ve agrega olarak geopolimer üretiminde kullanılması
Bu tez çalışmasında, geopolimer harç üretiminde uçucu kül ve yüksek fırın cürufu bağlayıcı olarak kullanılmış ve bu malzemelere ek olarak kolemanit atığının hem bağlayıcı hem de agrega yerine kullanılmasıyla üretilen geopolimer harçların mekanik ve durabilite özellikleri incelenmiştir. Toplam 10 farklı harç serisi üretilmiştir. Sadece oda sıcaklığında kür yapılmıştır. 7., 28., 90. günlerde ultrases geçiş hızı basınç ve eğilme dayanımı sonuçları incelenmiştir. Yüksek sıcaklık testi 300, 600 ve 900 °C sıcaklıkta uygulanmıştır. Donma-çözülme testi 90 günlük numunelerde 15 çevrim olarak yapılmıştır. Çözelti etkisini incelemek için %10 derişimde magnezyum sülfat (MgSO4) ve sodyum sülfat (Na2SO4) çözeltileri kullanılmıştır. Her seri çözeltilerde 2 ay ve 4 ay süreyle bekletilmiştir. Durabilite deneylerinden sonra ağırlık ultrases geçiş hızı ve dayanım kayıpları incelenmiştir. Yüksek sıcaklık deneyinden sonra kalan dayanımlarda düşüş meydana gelirken 900 °C'deki değerler 600 °C'ye göre yüksektir. Yüksek sıcaklık deneyinde kolemanit atığı katkılı 5KUK, 20KUK ve 25AK serilerinin daha iyi sonuç verdiği görülmüştür. Donma-çözülme deneyinde kolemanit atığı katkılı 10KUK, 20KUK, 5AK, 15AK, 25AK serilerinin sonuçlarının daha iyi olduğu tespit edilmiştir. Sülfat çözelti etkisinde ise sonuçlar değişkenlik göstermiş olup kolemanit atığı içeren 10KUK, 20KUK serilerinde dayanım kaybı oranları azalma göstermiştir.
Mikrodalga sinterleme ile agrega üretimi
Bu tezde kırmızı toprak (Terra rossa) alkaliler ve su ile karıştırılıp küre şeklinde peletler oluşturulmuştur. Farklı ortamlarda kurutulan peletler mikrodalga fırında hızlı sinterlenerek agrega üretilmiştir. Mikrodalga fırında yüksek sıcaklıklara çıkabil-mek için peletler silisyum karbür (SiC) kaplı yalıtımlı kap içinde mikrodalga fırına koyulmuş ve mikrodalga fırın gücü yüksek (1200 W) tutulmuştur. Sırasıyla 6, 12 ve 18 dakikada 840, 980 ve 1200℃ sıcaklıklar yakalanmıştır. Sinterleme sıcaklığı arttıkça agregaların rengi kırmızıdan, kahverengiye dönmüştür. Kırmızı toprağa göre ağırlıkça % 10 Na2CO3 kullanılarak üretilen agregalarda fazla alkali agrega yüzeyinde toplanarak karbonatlaşmıştır. Etüvde 80 ₒC'de bir gün kurutulan agrega peletleri laboratuvarda kurutulanlara göre daha kuru ve sağlam oldu-ğu için sinterleme aşamasında oluşan çatlaklar azalmış, basınç dayanımları yükselmiş-tir. En yüksek basınç dayanımı (3,69 MPa) kırmızı toprağa göre ağırlıkça % 2.5 NaOH kullanılan, etüvde kurutulan ve 18 dakika sinterlenen agregalarda elde edilmiştir. Daha fazla alkali (% 5 NaOH) kullanıldığında camsı fazın artmasından dolayı agrega % 127 genleşmiş, birim hacim ağırlık (0,67 g/cm3) ve basınç dayanımı (0.474 MPa) azalmıştır.
CO2 kürünün çimento hidratasyonuna etkisinin araştırılması
Bu çalışmada farklı su/çimento oranlarında (s/ç) ve kürleme sürelerinde çimento hamurlarına CO2 kürü uygulanmıştır. Kürleme yapılan çimento hamurlarının priz süreleri, 1, 7 ve 28 günlük birim hacim ağırlıkları ve basınç dayanımları belirlenmiştir. Çimento hamurlarını karıştırma esnasında 1, 2, 3 ve 5 dakika karbon kürlemesi yapılmıştır. CO2 kürlemesi sonucu priz başlangıç ve bitiş süreleri tüm s/ç oranları için kısalmıştır. Birim hacim ağırlık (kg/m3) ile basınç dayanımı (Mpa) arasındaki korelasyon değeri %97 olarak belirlenmiştir. Hem basınç dayanımlarında hem de birim hacim ağırlıklarda 1 dakikalık kürlemelerde tüm s/ç oranlarında yaklaşık %8 artış gözlenmiştir. 2 dakikalık kürlemelerde düşük s/ç oranlarında (%23 ve %27) yaklaşık %5 azalma ve %30 s/ç oranında ise %5 artış gözlenmiştir. Kürleme süresi 2 dakikayı aştıktan sonra hem birim hacim ağırlıklarda hem de basınç dayanımlarında düşüş gözlenmiştir. İçyapı analizlerinde basınç dayanımı ve birim hacim ağırlığı yüksek olan numunelerin içyapılarındaki boşlukların karbon kürü ürünleri ile azaldığı görülmüştür. Üretilen numunelerin analiz sonuçlarının birbirini desteklemesi ve literatür araştırmasında karbon kürlemesinin, karışım sırasında verilmesi ile ilgili çalışma olmaması bu çalışmanın önemini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Hidratasyon, Karbon kürleme, CO2, Basınç dayanımı
Restorasyon öncesi farklı sıcaklık değerlerine ısıtılan ya da soğutulan cam iyonomer esaslı beş farklı restoratif materyalin basma dayanımlarının ve fluorid salınım değerlerinin karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi
Cam iyonomer simanlar, estetik özelliklerinin ve biyolojik uyumlarının iyi olması, kolay uygulanabilir olmaları, fluorid salınımı yapabilmeleri ve çürük önleyici özelliklerinin olması nedeni ile Çocuk Diş Hekimliğinde sıklıkla kullanılmaktadır. Ancak mekanik özelliklerinin düşük olması kullanım alanlarını daraltmaktadır. Cam iyonomer simanların mekanik özelliklerinin arttırılabilmesi için birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı, cam iyonomer esaslı beş farklı restoratif materyalin (rezin modifiye cam iyonomer simanlar [Photac Fil Quick Aplicap ve Fuji II LC Capsule], poliasit modifiye kompozit rezinler (kompomerler) [Dyract XP ve F2000] ve bir geleneksel cam iyonomer simanı [Ionofil Molar AC]), restorasyon öncesi soğutulması ya da ısıtılmasının materyallerin basma dayanımı değerleri ve fluorid salınım miktarları üzerine olan etkisinin değerlendirilmesidir. Çalışmada kullanılan cam iyonomer esaslı materyallerin her birinden 7'şer adet kapsül karıştırılmadan önce; 40°C olan sıcak su banyosunda su geçirmeyen plastik kap içine konarak 90 sn, 4°C olan buzdolabında 30 dk bekletildi ve bir grupta oda ısısında tutuldu. Basma dayanımı değerlerinin ölçümleri için her bir materyal grubundan karıştırma öncesi 3 farklı sıcaklıkta bekletilmiş olan materyal kapsülleri 4 mm çapında ve 6 mm yüksekliğinde olan kalıplar kullanılarak toplam 105 adet örnek hazırlandı. Hazırlanan örnekler 37°C'lik etüvde 24 saat bekletildikten sonra INSTRON 3345 cihazında kırılarak basma dayanımı değerleri elde edildi. Deney hızı 1.0mm minˉ¹ olarak belirlendi. Elde edilen değerler bilgisayar ortamında kaydedildi. Fluorid salınım miktarının ölçülebilmesi için de her bir materyal grubundan karıştırma öncesi 3 farklı sıcaklıkta bekletilmiş olan materyal kapsüllerinden 10 mm çapında ve 2 mm yüksekliğinde olan kalıplar kullanılarak toplam 105 adet örnek hazırlandı. Hazırlanan örnekler deiyonize su içeren plastik test tüplerine konularak ölçüm zamanına kadar 37°C'lik etüvde bekletildi. Materyallerin fluorid salınım miktararı 1., 2., 3., 4., 7., 14., 21. ve 28. günlerde iyon selektif elektrod yöntemi ile ölçüldü. Orion 720A+ cihazı ve Orion Fluorid elektrodu kullanıldı. Bu çalışmada istatistiksel analizler NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 Statistical Software (Utah, USA) paket programı ile yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metotların (ortalama,standart sapma) yanı sıra çoklu grupların tekrarlayan ölçümlerinde tekrarlayan varyans analizi, alt grup karşılaştırmalarında Newman Keuls çoklu karşılaştırma testi gruplar arası karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi alt grup karşılaştırmalarında Tukey çoklu karşılaştırma testi kullanılmıştır. Sonuçlar, anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Rezin modifiye cam iyonomer siman (Photac Fil Quick Aplicap, Fuji II LC) örneklerinde ısıtmanın ya da soğutmanın basma dayanımı üzerinde etkisi görülmemiştir. Bu grupta kullanılan materyallerden birinde (Photac Fil Quick Aplicap) karıştırma öncesi soğutmanın, ısıtmaya ve oda ısısında bekletmeye göre fluorid salınım miktarını anlamlı derecede arttırdığı, diğer materyalde (Fuji II LC) ise sadece ısıtmanın fluorid salınım miktarını anlamlı derecede yükselttiği görülmüştür. Kompomerler grubundan bir materyalde (F2000) ısıtma ya da soğutmanın basma dayanımı değerleri üzerinde bir fark yaratmadığı, diğer materyalde (Dyract XP) ısıtmanın basma dayanımını anlamlı derecede arttırdığı görülmüştür. Bu gruptaki materyallerden birinde (Dyract XP) ısıtma ve soğutmanın fluorid salınım miktarları üzerinde anlamlı bir fark yaratmazken, diğer materyalde (F2000) sadece ısıtmanın anlamlı bir fark yarattığı görülmüştür. Geleneksel cam iyonomer siman materyalinde (Ionofil Molar AC) soğutma basma dayanımı değerlerini oda ısısındaki ölçümlere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşürmüştür. Bu grupta ısıtma ve soğutma materyalin fluorid salınım değerlerini oda ısısına göre anlamlı derecede yükseltmiştir. Bu çalışmanın sonucunda üretici firmaların, materyallerin kullanım talimatları arasında; ısıtılarak ya da soğutularak artan ya da azalan fiziksel, kimyasal ya da mekanik özellikleri olup olmadığını belirtmelerinin, klinik kullanımda; materyallerden en iyi şekilde yararlanmayı sağlayacağı görüşüne varılmıştır.
Borlu çimentoların teknik özellikleri üzerine melasın etkisi
Dünya bor rezervlerinin önemli bir kısmı Türkiye'dedir. Bilindiği gibi bor minerali cam, seramik, tararı, metalürji, nükleer ve temizlik gibi sanayi alanlarında kullanılmaktadır. Bor ve türevlerinin üretimi sonucunda önemli miktarda atık oluşmaktadır. Bu atıkların başka bir sanayi dalında katkı maddesi olarak kullanımı,hem ekonomik açıdan hem de çevre kirliliğinin engellenmesi açısından önemlidir. Ayrıca atıkların hepsi öğütülmüş madde olduğundan enerji tasarrufu da sağlamaktadır. Son yıllarda bor atığı, termik santral taban külü ve uçucu külünün katkı maddesi olarak çimento harcına katılmasıyla ilgili çalışmalar yapılmış, verimli sonuçlar elde edilmiştir. Bu çalışmalar sonucunda bor atığının %5 oranında kullanımının uygun olduğu ve taban külü ve uçucu külün %5-15 arasında kullanılabileceği bulunmuştur. Özellikle taban külü ve uçucu külün çimentonun eğilme ve basınç dayanımlarını artırdığı tespit edilmiştir. Bu çalışmada portland çimentosuna katkı maddesi olarak Bandırma Borik Asil İşletmesi atığı, Seyitömer Termik Santrali uçucu külü ve Kütahya Şeker Fabrikası melası kullanılmıştır. Çalışmanın amacı, portland çimentosu üretiminde kullanılan doğal âlçıtaşı yerine borik asit üretim atıklarının kullanılabilirliği ve bu atıkların değişik oranlarda uçucu kül ile birlikte kullanıldığında çimentonun fiziksel ve mekanik özelliklerine etkisini incelemektir. Ayrıca beton mukavemeti üzerine şeker fabrikası şeker üretim atığı olan melasın etkisi incelenmiştir. Bulunan sonuçlar standartlarla karşılaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Basınç dayanımı, bor, çimento, eğilme dayanımı, şeker melası, taban külü, uçucu kül.
An investigation of mechanical, physical, and microstructural properties of full-scale soilcrete column in organic and clay soil
Jet grouting methods have recently become one of the soil enhancement technologies utilized to provide strength improvement and solve most problems of weak soils. In this study, a full-scale 1 m diameter and 5 m length soilcrete (SC) (jet grout) column was constructed in the organic soil with a water-to-cement ratio of 1 and 400 bar pressure injections. Besides that, SC column has been constructed with 1m depth in clayey soil regarding different pressure injections (300, 325, 350, 375, 400) bar and different rotations (25, 35, 45) rpm. A mechanical, physical, and microstructural investigation was performed on SC samples taken from six different depths (0.0, 0.5, 1.0, 1.5, 2.0, and 2.5) m and at the same depth at five different locations, including the center for organic soil. For clayey soil, the observation of geomechanical properties of SC was taken according to different pressure, rotation parameters, and different location of specimens in grout column. Following tests are performed on each sample: strength characteristics in all conditions, water absorption, density, porosity, and surface friction between SC-soil samples. Scanning electron microscopy (SEM) and energy dispersive X-ray spectrometer (EDX) were performed on selected samples to investigate microstructural variation of SC columns regarding all different parameters. The test results showed that the strength of SC varies with depth that exceeded 48%, and within the same depth, the variation is approximately 20% for organic soil, while for clayey soil, the strength decreased by 38% with increasing the pressure and decreased it (6%) with increasing rotations. Other properties (water absorption, density, porosity) also vary regarding all different parameters for both SC in organic and clayey soil. As well as, the surface friction angle of different types of soil-cement grout gains 42° for organic and its varies between 9°-to-19° for clayey soil. The theoretical part of this study is to predict the diameter of SC in both types of soils
Karot numunelerin basınç dayanımına etki eden faktörlerin araştırılması
ÖZET Yerinde beton dayanımının belirlenmesinde önem taşıyan karot numunelerin basınç dayanımlarının hesabı, bir takım faktörlere bağlıdır. Bu faktörler karot numunenin yapı elemanından alınmasından deneye hazırlanmasına kadar geçen bir çok işlemle yakından ilişkilidir. Hazırlanan bu deneysel çalışmada yapıyı temsilen toplam 8 adet donatılı ve donatısız eleman üretilmiş, bu elemanlardan 48 adet donatılı ve donatışız karot alınarak farklı koşullarda bekletilmişlerdir. Karot numunelerin basınç dayanımları, kontrol amacı ile üretilen beton numunelerle karşılaştırılarak dayanımlardaki farklılıklar ve bu farklılıklara sebep olan faktörler araştırılmıştır. Karot basınç dayanımı üzerinde etkili olan faktörlerden örselenme, nemlilik ve donatı etkisi bu çalışmanın kapsamında incelenmiş, elde edilen sonuçlar bu konuda yapılan diğer çalışmalarla karşılaştırılarak detaylı bir şekilde verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Karot, boyut etkisi, nemlilik, örselenme, donatı etkisi, beton dayanımı:
Yüksek fırın curufunun betonun mekanik özelliklerine etkisi
ÖZET Beton, yapı mühendisliğinde 20. yüzyılın en önemli yapı malzemesidir. Betonun bağlayıcı fazını oluşturan çimento, betonun bileşenleri içinde özellikleri ve ekonomik değeri bakımından özel öneme sahiptir. Çimentonun yerini alan veya özelliklerine katkı sağlayan doğal veya endüstri atığı puzolan maddeler 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren beton üretiminde yaygın olarak kullanılmaktadır. Çünkü, yeryüzündeki doğal kaynakların verimli ve geri dönüşümlü kullanılması, gelişmiş ekonomilerin önemli sorunlarından biridir. Bu sorunun çözümü için doğal çevrenin kirlenmesine ve tahribine neden olan endüstriyel atıkların depolanması ve geri kazanımı ile ilgili pek çok çalışma yapılmaktadır. Demir-çelik endüstrisinin atığı olan yüksek firm cürufunun (YFC) depolanması, miktarının çok fazla olması nedeni ile özel önem taşımaktadır. Bu atığın yapı sektöründe kullanılması, depolama sorununa kalıcı çözüm olmakta, çimento hammaddesinin ve/veya çimentonun yerini aldığı için üretimde ekonomi sağlamaktadır. Yapılan deneysel çalışmada, İskenderun Demir-çelik fabrikasının atığı olan YFC'nun betonun mekanik özelliklerine etkileri araştırılmıştır. Çimento ağırlığının %30'u ve %60'ı oranlarında YFC, betona üretim aşamasında çimento ile yerdeğiştirmeli (3R, 6R) ve ilaveli (3A, 6A) olarak katılmış, taze betonun işlenebilmesi ve sertleşmiş betonun 7., 28., 90., 180. ve 300. günlerdeki mekanik özellikleri araştırılmış, bu özellikler YFC katılmamış şahit grup ile karşılaştınlmıştır. Toplam 225 adet 10/20 silindir numuneden 75 tanesinde tek eksenli basınç deneyi yapılmış, bu deneyde basınç dayanımından başka ölçülen ve kaydedilen verilerden, gerilme-şekil değiştirme ilişkisi, bu ilişkiden de statik elastisite modülü belirlenmiştir. Diğer numunelerden 75 tanesinde yarma deneyi, 75 tanesinde de çekip çıkarma deneyi yapılmış, yarma dayanımı ve aderans dayanımı belirlenmiştir. Basmç ve yarma deneyi numunelerinde yapılan ultrases ölçümünden yararlanılarak dinamik elastisite modülü de belirlenmiştir. Betonun basmç dayanımı, elastisite modülü, yarma dayanımı ve aderans dayanımı bütün gruplarda zamanla artmıştır. Elastisite modülü, yarma dayanımı ve aderans dayanımı gibi mekanik özellikler, basmç dayanımı ile paralellik göstermiştir. %60 YFC ilaveli grubun işlenebilmesi ve mekanik özelliklerinin şahitten ve diğer gruplardan daha üstün olduğu, ince malzemeden yapılan azaltma ve dayanımdan sağlanan artış nedeni ile betonda kalite ve ekonomi sağladığı tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Beton, yüksek firm cürufu, basınç dayanımı, statik elastisite modülü, dinamik elastisite modülü. ıx
Uçucu kül kullanılarak hazırlanan beton karışımların basınç dayanımının incelenmesi
Uçucu kül, doğru kullanıldığında ve betonun bileşen malzemesi olarak kullanıldığında değerli ve kullanışlı bir ürüne dönüşebilir. Uçucu kül, puzolanik özelliklerinden dolayı beton yapılarda kullanıldığında betona önemli faydalar sağlar.Bu çalışmanın amacı, uçucu külün kimyasal bileşiminin betonun basınç dayanımı üzerindeki etkisini incelemektir. Uçucu kül ile kısmi çimento ikamesi kullanılan 12 beton numunesinin basınç dayanımı testlerinden elde edilen sonuçlar verilmiştir. Bu modeller, uçucu külün görünen bileşiminin bir fonksiyonu olarak betonun basınç dayanımını tahmin etmek için 6 numunesi saf betondan oluşan bir referans modelle karşılaştırıldı. bu çalışmada aynı oranlarda çimento, kum ve su kullanılarak beton numuneleri oluşturulmuştur. Uçucu kül içeren beton numuneleri, 1m3 betona farklı oranlarda %10, %20 uçucu kül eklenerek oluşturulmuştur, Uçucu kül içermeyen beton numunesi ile uçucu kül içeren beton numunelerine 3, 7 gün ve 28 gün kürleme işlemi uygulandı. Deney sonuçlarına göre, uçucu kül miktarının artışı ile birlikte beton numunelerinin basınç dayanımı artmış.
Effect of blast furnace slag and pumice on the properties of cement mortar
In this study, the effect of ground granulated blast furnace slag (GGBFS) and pumice powder (PP) substitution on the properties of fresh and hardened mortar was investigated. 480 samples were prepared for ten different mixtures with GGBFS and PT substitutes, and two different cures (laboratory and temperature-humidity controlled room) were applied to the samples. The spreading properties of the mixtures were tested to determine the effect of GGBFS and PP on the fresh mortar properties. The physical properties such as unit volume, water absorption, porosity, and mechanical properties such as flexural and compressive strength of the hardened mortar samples, which were cured for 3, 7, 28, and 90 days, were investigated. It was observed that the P0C20 samples containing 50% GGBFS and 0% PP showed high spreading, and the substitution of GGBFS and PP decreased the physical property values compared to the reference sample. The specimens cured in a temperature-humidity controlled condition showed higher mechanical properties than the laboratory cured specimens. It was determined that the GGBFS and PP substitution had a negative effect on the early age strength, but the compressive and flexural strengths of the 90-day samples with 35% GGBFS replacement were increased.
Dolgu duvarlarının betonarme çerçeve sistemlere olan etkisinin incelenmesi
Duvar davranışının analizlere yansıtılabilmesi için kompozit harç ve tuğladan oluşan bu elemanın, çeşitli gerilme durumları altındaki davranışını açık bir şekilde anlamak gereklidir.Tuğla duvar karakteristikleri, harç ve tuğlanın etkisi altındadır. Yapılan çalışma iki kısımda ele alınmıştır. İlk olarak Türkiye de üretilen farklı üç tip tuğla ve iki farklı harç kullanılmıştır. Düşey üniform konsantrik yük etkisi altında zayıf harç güçlü tuğla, güçlü harç zayıf tuğla vb. farklı boyutta prizma ve paneller ve çeşitli kombinasyonlarla oluşturularak duvarın elastisite modülü, dayanımı vb. özellikleri deneysel olarak araştırılmıştır. Türkiye'deki duvar ile ilgili standartlara paralel olarak duvar, harç ve tuğla arasında dayanım, elastisite modülü bakımından karşılaştırmalar yapılmıştır.İkinci olarak da, taşıyıcı olmayan dolgu duvarın, betonarme yapıların deprem davranışına olan etkileri konu edilmiştir. Farklı modeldeki dolgu duvar örnekleri eşdeğer basınç çubuğu ve sonlu elemanlar metodu olarak iki şekilde ele alınarak SAP2000N yapı analizi programıyla çözülmüştür. Duvarlı ve duvarsız olarak düşünülen sistem örnek sonuçları karşılaştırıldığında dolgu duvarın kesme kuvveti, yanal deplasman, rijitlik gibi özellikleri etkilediği görülmüştür.
Effect of using pvc powder on the fresh and rheological behavior of self-compacting concrete
Current study is aimed to find out the effect of using PVC powder on the fresh and rheological properties of self-compacting concrete (SCC). Self-compacting PVC powder concrete (SPC) mixtures were designed with a total binder content of 550 kg/m3 and at a water-to-binder (w/b) ratio of 0.35. Portland cement (PC) was replaced with PVC powder with replacement levels of 0%, 5%, 10%,15%, 20% and 25% by weight in all SPC mixtures. Totally six mixtures were designed and their workability properties were investigated in terms of slump flow diameter, T50 slump flow time, V-funnel flow time, and L-box height ratio. Additionally, the rheological behavior of the SPC was evaluated by using the ICAR rheometer apparatus. Moreover, 56-day compressive strengths of self-compacting concretes containing PVC powder were also examined. From obtained results it can be seen that the utilization of PVC powder into SCC significantly influenced the fresh, rheological and compressive strength characteristics of the SCC mixtures.
Farklı bağlayıcılarla üretilen kenevir tuğlaların mekanik ve ısıl özellikleri
Günümüzde gelişen teknolojiler sayesinde geleneksel yapı malzemelerine alternatif ürünler elde edilmektedir. Yapı sektöründe hem ekonomik hem de daha kaliteli malzeme arayışının yanı sıra sürdürülebilir ve çevreci ürün kullanımına ilgi her geçen gün katlanarak artmaktadır. Bu tez çalışması kapsamında endüstriyel kenevir bitkisinin biyokütlesinin farklı bölümlerinden elde edilen malzemeler kullanılarak, yapı sektörüne yönelik doğal ve yenilikçi bir ürün olan ve farklı bağlayıcı malzemelerle üretilen kenevir tuğlalar araştırılmıştır. Araştırma kapsamında deneysel bir çalışma yürütülmüş ve farklı bağlayıcılar kullanılarak üretilen kenevir tuğlaların mekanik ve ısıl özellikleri incelenmiştir. Bağlayıcı karışımlarının belirlenmesi için harçlar üretilmiş ve üretilen harçlar üzerinde yayılma, birim hacim ağırlık, basınç dayanımı ve eğilme dayanımı deneyleri yapılmıştır. Bu aşamadan sonra bağlayıcı malzeme olarak kireç, hidrolik kireç, yüksek fırın cürufu ve uçucu kül kullanılmasıyla kenevir tuğla üretimleri yapılmıştır. Ayrıca, karışımlarda kenevir biyokütlesinin kök, gövde ve uç kısımlarından elde edilen farklı uzunluklarda kenevir kıtıklarının kenevir tuğla özellikleri üzerine etkileri de incelenmiştir. Deneysel çalışmalarla, mekanik özelikler üzerinde bağlayıcı türünün, kenevir kıtığı uzunluğunun ve kullanılan kenevir kısmının etkileri gözlenirken, ısıl özelikler üzerinde ise bağlayıcı türünün belirgin bir etkisi gözlenmemiştir. Çalışma sonucunda, kireç dışında diğer bağlayıcı malzemeler ve daha uzun kenevir kıtıklarının kullanılmasıyla hem mekanik özelikleri yüksek hem de ısıl özelikleri daha iyi kenevir tuğlalar elde edilebileceği ortaya konmuştur.
Çelik tel narinliği ve içeriğinin betonun kırılma enerjisine etkisi
Bu tez çelik tel narinliği ve içeriğinin betonların kırılma enerjilerine etkisinin araştırılmasını kapsamaktadır. Araştırma kapsamında Ülkemizde üretimi yapılan çelik teller ve uygulama açısından uygun çelik tel içeriklerinin kullanılması hedeflenmiştir. Bu amaçla 65 ve 80 narinliğe sahip çelik teller 15 kg/m3, 20 kg/m3 ve 25 kg/m3 miktarlarda betona ikame edilerek numuneler üretilmiştir. Deneysel çalışmada C30/37 beton sınıfı ve 15 cm çökme değeri referans alınmıştır. Taze betonlar üzerinde işlenebilirlik ve taze birim ağırlık deneyleri yapılmıştır. Sertleşmiş çelik tel donatılı (ÇTDB) numuneler üzerinde sırasıyla basınç ve yarmada çekme dayanımı deneyleri yapılmıştır. Basınç dayanımı deneyi için 150mmx150mmx150mm küp ve yarma dayanımı deneyi için ise 100mmx200mm silindir numuneler kullanılmıştır. Ayrıca 150mmx150mmx600mm boyutlarında üretilen çentikli prizmatik kiriş numuneler üzerinde eğilme deneyi yapılarak numunelerin eğilme dayanımları belirlenmiştir. Eğilme deneyinden elde edilen yük-sehim eğrilerinden ise ÇTDB'ların kırılma enerjileri hesaplanmıştır. Deney sonuçlarına bağlı olarak çelik tel içeriğinin artmasıyla basınç, yarmada çekme ve eğilme dayanımlarında artışlar elde edilmiştir. Eğilme ve yarma dayanımlarında artışlar basınç dayanımına kıyasla daha yüksek elde edilmiştir. Çelik tel narinliği ve içeriğine bağlı olarak ÇTDB kirişlerin kırılma enerjilerinde belirgin artışlar elde edilmiştir.
Genleştirilmiş vermikülit kullanılarak üretilen silis dumanı katkılı-çimento esaslı kompozitlerin yüksek sıcaklık dirençleri
Bu tez çalışmasında genleştirilmiş vermikülit ile üretilen, farklı oranlarda silis dumanı içeren çimento esaslı harçların yüksek sıcaklık etkisindeki mekanik dayanımları araştırılmıştır. Bu amaçla, üç değişik vermikülit/çimento hacimsel oranına sahip karışımlar içerisine, çimento ağırlığının %5, %10 ve %15'i oranında silis dumanı ilave edilerek, 40 mm× 40mm ×160 mm boyutlarında dikdörtgen prizma numuneler üretilmiştir. Üretilen numuneler; yüksek sıcaklık fırınında, 300 ºC, 600 ºC ve 900 ºC sıcaklık etkisinde bırakıldıktan sonra eğilme ve basınç dayanımı ile ultrases geçiş hızı testlerine tabi tutulmuşlardır. Elde edilen sonuçlar, oda sıcaklığı etkisindeki numunelerin mekanik dayanımları ve ultrases geçiş hızları ile karşılaştırılmıştır.Yüksek sıcaklığa dirençli harç üretmek amacıyla yapılmış olan bu çalışma sonucunda, deney sonuçları değerlendirilmiştir. Yüksek sıcaklık etkisinde silis dumanı içeren numunelerin, silis dumanı içermeyen numunelere göre, basınç dayanımlarının yüksek, eğilme dayanımlarının ve ultrases geçiş hızlarının düşük olduğu gözlenmiştir.
Effect of steel fiber on strengthening reinforced concrete beam
Concrete is weak in tension and strong in compression, However, concrete is a developing material and the relevant studies towards the change and development of concrete which researchers have carried out the date reveals that the developed concrete improves the behavior of structural member. Steel Fiber Reinforced Concrete (SFC) is a type of concrete that is being studied to improve the mechanical behavior of structural members under different load conditions. In this thesis, compressive and splitting tensile strength of steel fiber reinforced concrete and flexural strength of steel fiber reinforced concrete beams were investigated during strengthening process. Moreover, finite element method based modeling of steel fiber reinforced concrete beams, which is used in order to determine the flexural strength, was investigated in this thesis. SFC samples of splitting tensile test reveals high strength values, while compression samples gain only 3.3% of improvement with added 1% of steel fiber dosage. In other hand, SFRC samples having a size of 100mm*100mm* 500mm shows better improvement according to the samples without steel fiber. In addition, improvement in flexural strength is checked with respect to curing time According to the results, flexural strength of SFRC samples in age of 7days shows good improvement as compared to the strength of RC samples in age of 7 days. As finite element modeling results are compared with the experimental results, it is observed that there is perfect agreement between them. Therefore, it can be concluded that finite element based modeling is a good technique in order to determine flexural strength of SFC samples.
Kaplanmış agregaların hafif beton üretiminde kullanabilirliği
Günümüzde, beton yaygın olarak kullanılan bir yapı malzemesi olup beton üretiminde toplam hacmin %60-75'ini agregalar oluşturmaktadır. Hafif beton üretebilmenin yollarından biri, beton içerisinde kullanılan agregaların hafif agrega olarak tercih edilmesidir. Bu yolla doğal veya yapay hafif agregaların beton içerisinde tercih edilip düşük yoğunluk ve ısı yalıtımı gibi amaçlarla hafif beton üretimi gerçekleştirilmektedir. Ülkemiz, özellikle pomza kaynakları açısından büyük potansiyele sahip olsa da hafif beton üretimi ve kullanımı açısından günümüzde hala istenilen seviyeye ulaşılamamıştır. Hafif betonların üretiminde kullanılan doğal hafif agregaların en temel özellikleri, iç yapılarının yüksek oranda boşluklu oluşu ve çimento ile yeterli aderansı sağlayabilecek bir yapıda olmalarıdır. Bu çalışmada, Kayseri-Talas yöresine ait pomza, agregası dört farklı su/bağlayıcı oranına sahip çimento hamuru ile kaplanmıştır. Kaplanmış agregaların temel fiziksel ve mekanik özellikleri incelenerek taşıyıcı hafif beton üretiminde kullanılmıştır. Kaplanmış ve kaplanmamış pomza agregalar kullanılarak üretilen taşıyıcı hafif betonlara basınç dayanımı, çekme dayanımı, eğilme dayanımı ve elastisite modülü tayini deneyleri yapılmıştır. Deney sonuçlarına göre kaplanmış pomza agregalar kullanılarak üretilen taşıyıcı hafif betonların bütün değerlerinde önemli derecede iyileşmeler ve artışların meydana geldiği tespit edilmiştir. Böylece çimento hamuru ile kaplanmış pomza agregaların taşıyıcı hafif beton üretiminde kullanılabileceği belirlenmiştir.
Yapay zeka tabanlı uygulamalarla diatomit ve pomza ikameli çimento harçlarının basınç dayanımlarının tahmini
Yapay sinir ağları (YSA) ve uyarlamalı ağ tabanlı bulanık çıkarım sistemi (ANFIS) gibi yapay zeka uygulamaları, çimento ve beton sektöründeki uygulamalarda çeşitli özellikleri tahmin etmek için bir çok araştırmacı tarafından oldukça yaygın olarak kullanılan güvenilir yöntemler olarak ifade edilmektedir. Bu nedenle yapılan çalışmada, çimento harçlarının basınç dayanımlarının tahmini için YSA ve ANFIS ile farklı özelliklerdeki tahmin modelleri oluşturulmuştur. Bu modeller için Portland çimentosu ile içerisine pomza ve/veya diatomit ikame edilmiş olan yedi farklı harç numunesinin, 2., 7., 28. ve 90. hidratasyon günlerindeki basınç dayanım sonuçları kullanılmıştır. Modellerin eğitimi için 168 adet, testi için 28 adet veri kullanılmıştır. YSA ve ANFIS modellerinde; hidratasyon yaşı, Portland çimento, pomza, diatomit, su olmak üzere 5 giriş parametresi ve harçların basınç dayanımı olmak üzere 1 çıkış parametresi belirlenmiştir. Sonuçlarının karşılaştırılmasında hata kareleri ortalamasının karekökü (RMSE), ortalama mutlak yüzde hata (MAPE) ve belirleme katsayısı (R2) gibi literatürde tercih edilen üç farklı istatiksel yöntem kullanılmıştır. Ayrıca her test sonucu tek tek irdelenerek hataların daha net görülebilmesi için 2., 7., 28. ve 90. hidratasyon günlerindeki gerçek değerler ile tahmin edilen basınç dayanımları arasındaki farklar ve % değişimleri belirlenmiştir. Elde edilen verilere göre, YSA modelleri arasında Elman geri yayılımlı sinir ağı modelinin ve ANFIS modelleri arasında ise Psig üyelik fonksiyonu modelinin en iyi model olduğu olduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra modellerin güçlü ve faydalı olduğu, dolayısıyla hem YSA hem de ANFIS modelleriyle pomza ve diatomit ikamesi ile hazırlanmış çimento harçlarının basınç dayanımı tahminlerinin, çok küçük hata ve kısa bir sürede oldukça iyi bir şekilde gerçekleştirilebileceği düşünülmektedir.