Chronic pain

76 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kronik bel ağrılı kadınlarda menopozun ağrı, postür, lumbal stabilizatör kas kuvveti ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, kronik bel ağrılı kadınlarda menopozun ağrı, postür, lumbal stabilizatör kas kuvveti ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. 30-50 yaş arası menopoza giren ve girmeyen 30'ar kadın katılımcının ağrı düzeyleri McGill Ağrı Anketi, postür değerlendirmeleri New York Postür Analizi, lumbal stabilizatör kas kuvveti Stabilizer Pressure Biofeedback cihazı ve yaşam kalitesi WHOQOL-Bref Yaşam Kalitesi ölçeği ile değerlendirilmiştir. Menopoza giren kadınlarda ağrı düzeyinin menopoza girmeyen kadınlara oranla daha çok algılandığı görülmüştür (McGill Ağrı Skoru- Puan ile değerlendirme sonucu: p=0,040; McGill Ağrı Seviyesi- VAS'a göre değerlendirme sonucu: p=0,007). Çalışmanın bulgularına göre menopoza giren kadınların postürleri ile menopoza girmeyen kadınların postürleri arasında anlamlı bir fark olduğu sonucuna varılmıştır (p<0,001). Menopoza giren kadınlarda, menopoza girmeyen kadınlara göre lumbal stabilizatör kas kuvvetlerinin daha düşük olduğu gözlendi (Multifidus kas kuvveti değerlendirme sonucu: p=0,032; Transversus Abdominis kas kuvveti değerlendirme sonucu: p<0,001). Tüm bunların aksine menopoza giren kadınlarda menopoza girmeyen kadınlara göre yaşam kalitesinin tüm alt parametreleri istatiksel açıdan anlamlı bir şekilde artmıştır (Genel Sağlık alt parametresi için p=0,685; Fiziksel Sağlık alt parametresi için p=0,502; Psikolojik alt parametresi için p=0,145; Sosyal İlişkiler alt parametresi için p=0,970; Çevre alt parametresi için p=0,427). Çalışma sonuçlarımız: menopoza girme ile ağrı, postür ve lumbal stabilizatör kas kuvveti arasında anlamlı bir ilişki olduğunu fakat yaşam kalitesi ile istatiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığını göstermektedir.

AğrıBel ağrısıDuruş+4
Büşra Hayırdiler
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik kas iskelet sistemi ağrısı olan sağlık çalışanlarında ağrı ile başa çıkma stratejileri ile ağrı inançları, kinezyofobi, vücut farkındalığı ve iş tatmininin ilişkisi

Bu çalışmanın amacı, kronik kas iskelet sistemi ağrısı olan sağlık çalışanlarında, ağrı inançları, hareket etme korkusu, iş tatmini ve vücut farkındalığının ağrı ile başa çıkma stratejileri ile olan ilişkisinin incelenmesidir. Çalışmaya, özel bir hastanede çalışan, kronik kas iskelet sistemi ağrısı olan, 30-65 yaşları arasındaki 116 (72 kadın, 44 erkek) gönüllü sağlık çalışanı (doktor, fizyoterapist, diyetisyen, hemşire, sağlık destek personeli) katıldı. Ağrı ile başa çıkma becerisi "Ağrı ile Başa Çıkma Ölçeği" ile, ağrıya dair inançları "Ağrı İnançları Ölçeği" ile, kişilerin iş tatmin seviyesi "İş Tatmini Ölçeği" ile, hareket etme korkusu "Tampa Kinezyofobi Ölçeği" ile ve vücut farkındalığı seviyesi "Vücut Farkındalığı Anketi" ile değerlendirildi. Çalışmanın sonucunda Ağrı ile Başa Çıkma Ölçeği ile Ağrı İnançları Ölçeği arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki (r=0,185; p<0,05); Ağrı ile Başa Çıkmada çaresizlik hissetme alt boyutu ile Ağrı İnançları Ölçeği arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki (r=0,208; p<0,05); ve Ağrı ile Başa Çıkmada Tıbbi Çare Arama alt boyutu ile Ağrı İnançları Ölçeği arasında pozitif yönde anlamlı ilişki (r=0,200; p<0,05) bulundu. Ağrı ile Başa Çıkma Ölçeği çaresizlik hissetme alt boyutu ile İş Tatmini Ölçeği arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki (r=0,239; p<0,05) bulundu. Ağrı ile Başa Çıkma Ölçeği ile Tampa Kinezyofobi Ölçeği arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki (r=0,199; p<0,05) bulundu. Vücut Farkındalığı Anketi'nin Hastalığı Başlangıcında Tahmin Etme alt boyutu ile Ağrı ile Başa Çıkma Ölçeği arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki (r=-0,237; p<0,05) bulundu. Çoklu doğrusal regresyon analizi, cinsiyet, Vücut Farkındalığı Anketi Hastalığı Başlangıcında Tahmin Etme alt boyutu, Ağrı İnançları Ölçeği Organik İnançlar alt boyutu ve cinsiyet parametrelerinin, kronik kas iskelet sistemi ağrısı olan sağlık çalışanlarında, ağrı ile başa çıkma düzeyini tahmin etmede en güçlü belirteçler olduğunu ortaya koydu (R2 = 0,302; p<0,001). Sonuç olarak; kronik kas iskelet sistemi ağrısına sahip bireylerin ağrı ile başa çıkma stratejilerinin etkilendiği göz önünde bulundurulduğunda, ağrı ile başa çıkma stratejilerini geliştirmek için kişilere tedavi süresince ağrı inançları, kinezyofobi ve vücut farkındalığının geliştirilmesine yönelik uygulamaların kullanılması önerilmektedir.

AğrıBaşa çıkmaFarkındalık+6
Ecenur Şirin
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik boyun ağrılı bireylere uzaktan uygulanan spinal stabilizasyon egzersizlerinin fonksiyonel düzey ve kas mimarisi üzerine etkilerinin karşılaştırılması.

Bu çalışma, kronik boyun ağrılı (KBA) bireylere uzaktan ve yüz yüze uygulanan spinal stabilizasyon egzersizlerinin (SSE) fonksiyonel düzey, kas mimarisi, ağrı şiddeti, yeti yitimi, boyun farkındalığı, kinezyofobi, yaşam kalitesi, fonksiyonel aktivite zorluğu, egzersiz memnuniyeti, uyumu ve motivasyonu üzerine etkilerini karşılaştırmayı amaçladı. Hastalar telerehabilitasyon grubu (TRG) (n=15) ve yüz yüze egzersiz grubu (YEG) (n=16) olarak randomize edildi. Her iki gruba sekiz hafta, haftada 3 gün, 45 dakika SSE uygulandı. Tedavi sonunda boyun fonksiyonel seviyesi, ağrı şiddeti, yeti yitimi, boyun farkındalığı, yaşam kalitesi, kinezyofobi, fonksiyonel aktivite zorluğu, egzersiz memnuniyeti, uyumu, motivasyonu ve omurga kaslarının mimarisinde her iki grupta iyileşmeler bulundu (p<0,05). TRG'da yaşam kalitesinde duygusal sorunlar, duygusal durum, sosyal fonksiyon; YEG'da fiziksel sağlık, duygusal sorunlar, enerji yorgunluk, sosyal fonksiyonda fark yoktu (p>0,05). TRG ve YEG'de Sağ Sternokleideomastoideus, TRG'de sağ Üst Trapez, Rektus Abdominis, İnternal ve Eksternal Oblik kaslarının kalınlıklarında, YEG'de sol İnternal Oblik ve sağ Eksternal Oblik kas kalınlıklarında fark yoktu (p>0,05). Gruplar arasında tedavi sonunda, bel fonksiyonel seviyesi (p=0,04) ve yaşam kalitesinde fiziksel sağlıkta TRG lehine (p=0,03) farklılık vardı ancak, yaşam kalitesinin fiziksel sağlık dışındaki parametreleri, ağrı şiddeti, yeti yitimi, boyun farkındalığı, kinezyofobi, boyun fonksiyonel seviyesi, fonksiyonel aktivitedeki zorluk ve omurga kas mimarisinde fark yoktu (p>0,05). Egzersiz programına uyum, memnuniyet ve motivasyon yüksekti, gruplar arasında bu parametreler açısından fark yoktu (p>0,05). Telerehabilitasyonun, yüz yüze rehabilitasyonun uygulanamadığı durumlarda KBA'lı hastaların egzersiz tedavisinde kullanılabilecek iyi bir alternatif yöntem olduğu görülmektedir. Anahtar kelimeler: Boyun ağrısı, yeti yitimi, egzersiz, fonksiyonel kapasite seviyesi, kas mimarisi, telerehabilitasyon, egzersiz uyumu, egzersiz memnuniyeti, boyun farkındalığı.

AğrıBoyun ağrısıEgzersiz+6
Dilara Onan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Patellofemoral ağrı sendromu tanılı kişilerde mental imgeleme yeteneğinin değerlendirilmesi ve kinezyofobiyle olan ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı patellofemoral ağrı sendromlu (PFAS) kişilerde imgeleme yeteneğini değerlendirmek ve kinezyofobi ile olan ilişkini incelemekti. Çalışmaya, dahil edilme kriterlerini karşılayan, patellofemoral ağrı sendromu tanısı almış 25 birey (Ort±SS, yaş= 30.3±5.49 yıl) ile, asemptomatik 25 birey (Ort±SS, yaş= 27.4±2.73 yıl) katıldı. Kişilerin bilişsel fonksiyonlarını ölçmek için Montreal Bilişsel Değerlendirme (MoCA) testi uygulandı. Katılımcıların imgeleme yetenekleri Hareket İmgeleme Anketi-3 (HİA-3) ve Mental Kronometre Testi (MKT) ile ölçüldü. Her iki gruba kinezyofobi düzeylerini değerlendiren Tampa Kinezyofobi Anketi (TKA), fonksiyonel düzeylerini belirlemek adına Kujala Patellofemoral Skorlama Anketi (KPSA), ağrı seviyelerini ve felaketleştirme düzeylerini belirlemek adına da Görsel Analog Ağrı Skalası (GAS) ve Ağrı Felaketleştirme Ölçeği (AFÖ) testleri uygulandı. HİA-3 testinin içsel, dışsal ve zihinsel imgeleme alt parametlerinde PFAS grubu diğer gruba göre daha yüksek, MKT'den ise daha düşük puanlar aldı. HİA-3'ün tüm alt paramareleri, MKT, KPSA, AFÖ, GAS skorlarında iki grup arasında anlamlı fark bulundu (p<0.05). PFAS grubunda TKÖ sonuçları ile HİA-3'ün tüm alt paramatreleri sonuçları arasında orta ve kuvvetli seviye arasında değişen negatif yönde (p<0.05, r:-0.433-0.710), MKT sonuçları ile orta seviye pozitif korelasyon vardı (p<0.05, r:0.519). Benzer şekilde, aynı grupta imgeleme yeteneklerini ölçen HİA-3 alt paramatreleri ve MKT ile KPSA, GAS ve AFÖ sonuçları arasında orta ve yükek seviye arasında değişen korelasyon belirlendi (p<0.05, r: 0,451-0,856). PFAS'lı hastalarda imgeleme yeteneği seviyesinin daha düşük olduğu ve kinezyofobiyle olan ilişkisi göz önünde bulunduruluğunda bu paramatrenin değerlendirilip, rehabilitasyon protokolününe dahil edilmesinin tedavi etkinliğine pozitif etki sağlayabileceği düşüncesindeyiz.

AğrıDiz eklemiFizik tedavi+7
Dilem Kadıoğlu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ağrılı mesane sendromu/interstisyel sistit tedavisinde biyopsikososyal yaklaşım ile konvansiyonel yaklaşımın karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, Ağrılı Mesane Sendromu/İntertisyel Sistit (AMS/İS) tedavisinde biyopsikososyal ve konvansiyonel yaklaşıma dayalı fizyoterapi ve rehabilitasyon programının etkinliğinin randomize dizaynda karşılaştırılmasıydı. Çalışmaya AMS/İS ile ilişkili 6 aydan uzun süreli ağrı, baskı ve rahatsızlık semptomu olan 28 kadın birey dahil edildi. Bireyler randomize olarak Biyopsikososyal Yaklaşım (Grup 1) veya Konvansiyonel Yaklaşım (Grup 2)'a atandı. Standart hasta eğitimine ek olarak, biyopsikososyal yaklaşım grubuna, ağrı nörobilim eğitimi, bilişsel temelli egzersizler ve gevşeme eğitimi; konvansiyonel yaklaşım grubuna ise transkutanöz elektriksel sinir stimülasyonu ve germe egzersizleri uygulandı. Tüm tedaviler 6 hafta süresince haftada iki seans olacak şekilde uygulandı. Primer sonuç ölçümlerinden olan semptom ciddiyeti, İnterstisyel Sistit Semptom ve Problem Ölçeği ile, ağrı şiddeti ise Görsel Analog Skala ile değerlendirildi. Sekonder sonuç ölçümlerinden olan üriner semptomlar Mesane Günlüğü ile, yeti yitimi Ağrıya Bağlı Yetiyitimi İndeksi ile, ağrı kognisyonları Ağrı Felaketleştirme Ölçeği (AFÖ) ve Ağrı Özyeterlilik Anketi ile, psikolojik semptomlar Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği ile, yaşam kalitesi ise Kısa Form-36 (SF-36) ile değerlendirildi. Subjektif iyileşme algısı, Hasta Global Değişim Algısı Skalası ile değerlendirildi. Her iki grupta da primer sonuç ölçümü olan semptom ciddiyeti ve ağrı şiddeti zaman içerisinde iyileşti (p<0,05). Sekonder sonuç ölçümlerin zaman içerisindeki değişimlerine bakıldığında, biyopsikososyal yaklaşım grubunda gündüz işeme sayısı, gece işeme sayısı, depresyon ve yaşam kalitesinin (enerji/canlılık, ruhsal sağlık, sosyal işlevsellik, ağrı ve genel sağlık algısı alt boyutları) anlamlı olarak iyileştiği bulundu (p<0,05). Konvansiyonel yaklaşım grubunda ise yeti yitimi, AFÖ'nün çaresizlik alt boyutu ve SF-36'nın enerji/canlılık alt boyutu zaman içerisinde iyileşti (p<0,05). Tüm sonuç ölçümleri için, interaksiyon etkisi (grup x zaman etkisi) anlamlı değildi (p>0,05). Bu çalışmanın sonunda, AMS/İS'de uygulanan biyopsikososyal yaklaşım ile konvansiyonel yaklaşımın semptom ciddiyeti ve ağrı şiddeti üzerine olan etkilerinin farklı olmadığı bulundu. Buna ek olarak, ağrı bilişlerinin iyileştirilmesinde biyopsikososyal yaklaşımın etkili olabileceği tespit edildi. Sonuç olarak, AMS/İS'nin yönetiminde biyopsikososyal temele dayalı fizyoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımlarının etkinliğinin incelendiği daha büyük örnekleme sahip olan ve uzun dönem takipli randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır.

AğrıBiyopsikososyal yaklaşımKronik ağrı+1
Hilal Yazici
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Birinci basamak fizyoterapi hizmetlerine başvuran bireylerde kronik ağrı varlığının ve kronik ağrının bireylerin biyopsikososyal özellikleri, duygu durum ve fiziksel aktivite düzeyleriyle ilişkisinin incelemesi: Tek merkezli çalışma

Bu çalışmada, birinci basamak fizyoterapi hizmetlerine başvuran bireylerde kronik ağrının varlığı ve kronik ağrının bireylerin biyopsikososyal özellikleri, duygu durum ve fiziksel aktivite düzeyleriyle ilişkisinin incelenmesi amaçlandı. Çalışmaya birinci basamak fizyoterapi hizmetlerine başvuran, üç aydan uzun süredir devam eden veya tekrarlayan ağrısı olan 61 birey (yaş:46,95±10,15 yıl) dahil edildi. Katılımcıların kronik ağrı durumu Santral Sensitizasyon Ölçeği (SSÖ) ile, biyopsikososyal durumu Bilişsel Egzersiz Terapi Yaklaşım-Biyopsikososyal Ölçeği (BETY-BQ) ile, duygu durumu Hastane Anksiyete ve Depresyon Skalası (HADS) ile, fiziksel aktivite düzeyi ise Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu (IPAQ-SF) ile değerlendirildi. Kronik ağrı durumunun, biyopsikososyal özellikler ve duygu durum ile kuvvetli ilişkisinin olduğu görüldü (SSÖ/BETY-BQ r:0,82, SSÖ/HADS-Anksiyete r:0,71 SSÖ/HADS-Depresyon r:0,65, BETY-BQ/HAD-Anksiyete r:0,66 BETY-BQ/HADS-Depresyon r:0,70 HADS-Anksiyete/HADS-Depresyon r:0,71 p<0,01). Kronik ağrı durumu ile bireylerin fiziksel aktivite düzeyi arasında doğrudan ilişki saptanmadı (SSÖ/IPAQ-SF p:0,30). Katılımcıların fiziksel aktivite özellikleri incelendiğinde %45,9'inin inaktif, %49,2'sinin minimal aktif ve %4,9'unun çok aktif olduğu görüldü. Bulgular ile kronik ağrının çok yönlülüğü desteklendi. Çalışmanın sonucunda birinci basamak fizyoterapi hizmetlerine başvuran kronik ağrılı bireylerin tedavi planının oluşturulmasında kronik ağrının ilişkili olduğu faktörler göz önünde bulundurularak bireylerin tedavi planında kronik ağrı yönetimine yer verilmesi gerekliliğini düşünmekteyiz.

AğrıBirinci basamak sağlık hizmetleriBiyopsikososyal yaklaşım+5
Dilan Gülmez
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik bel ağrısı olan hastalarda hastalık biliş, fiziksel aktivite ve depresyon düzeyleri ilişkisinin belirlenmesi

Bu çalışmada, kronik bel ağrısı şikâyeti olan hastalarda hastalık biliş düzeyinin tespit edilmesi amaçlanmıştır ve bu amaçla bireylerin fiziksel aktivite düzeyi, ağrıya bağlı depresyon seviyesi ve hastalık bilişleri arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Kronik bel ağrısıyla başvuran hastalara, Hastalık Biliş Anketi (ICQ), Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ-SF) ve Beck Depresyon Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmamıza 108 kronik bel ağrılı hasta katılmıştır. Katılımcıların sosyodemografik özellikleri ve anketlerin birbiri ile ilişkisi istatiksel olarak incelenmiştir. Fiziksel aktivite ölçeği cinsiyete göre incelendiğinde erkek katılımcılarımızda daha yüksek fiziksel aktivite skoru bulunmuştur. Eğitim düzeyi ilkokul olan katılımcılarda daha düşük Metabolik eşdeğer skorları bulunmuştur. Öte yandan çalışan kişilerde çalışmayan ve emeklilere göre daha yüksek MET skorları bulunmuştur. Hastalık Biliş Ölçeği egzersiz yapan kişilerde daha yüksek olarak bulunmuştur. Son olarak istatiksel olarak anlamlı bulunan bir diğer değişken sigara kullanımıdır. Sigara kullanan kişilerde kullanmayanlara göre daha yüksek depresyon düzeyi tespit edilmiştir.

AğrıBel ağrısıBiliş+3
Betül Ekşi
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travma yaşantıları ve algılanan sosyal desteğin kronik ağrı ile ilişkisinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırma çocukluk çağı travmaları ve algılanan sosyal destek ile kronik ağrı arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Aile sağlık merkezine başvuran 52 kronik ağrılı birey (klinik ağrı grubu), klinik dışından en az 6 aydır ağrısı olduğunu bildiren 52 birey (klinik dışı ağrı grubu) ve 52 kişiden oluşan sağlıklı kontrol grubu araştırmaya dahil edilmiştir. Hipotezleri test etmek için Çocukluk Çağı Travma Ölçeği (ÇÇTÖ), Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBSDÖ) ve Bedensel Duyumları Abartma Ölçeği (BDAÖ) tüm gruplara uygulanmıştır. Ek olarak, ağrı deneyimini ölçmek için ağrılı gruplara Vizüel Analog Skalası (VAS) ve McGill-Kisa Form'un Afekt alt boyutu (McGill-Affect) uygulanmıştır. Katılımcılardan elde edilen veriler IBM SPSS 20. programı kullanılarak analiz edilmiştir. Grupları karşılaştırmak için Ki Kare ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi ölçmek için ise Pearson/Spearman korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizleri uygulanmıştır. Algılanan sosyal desteğin düzenleyici rolü PROCESS macro, model-1 (Andrew F. Hayes) regresyon analizi ile test edilmiştir. Bulgular: Sonuçlara göre klinik dışı ağrı grubunda çocukluk çağında duygusal istismar ve en az bir tipte travma bildirme oranının sağlıklı kontrol grubundan anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bunun dışındaki travma alt boyutlarının (fiziksel istismar, duygusal istismar, cinsel istismar, fiziksel ihmal) yaygınlığı bakımından gruplar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ek olarak, her iki ağrı grubunda da aileden algılanan sosyal destek düzeyi sağlıklı kontrol grubuna kıyasla anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. Bununla birlikte çocukluk çağı travmaları şiddetinin bedensel duyumları abartma düzeyi, ağrının afektif ve duyusal şiddetiyle pozitif yönde, ağrının başlangıç yaşı ile negatif yönde ilişkili olduğu bulgulanmıştır. Son olarak, aileden algılanan sosyal destek düzeyinin çocukluk çağı travmaları toplam puanı ile bedensel duyumları abartma ilişkisinde düzenleyici (moderatör) rolü olduğu görülmüştür. Sonuç: Sonuçların ağrı ve travma literatürüne büyük ölçüde uyumlu olduğu söylenebilir. Bulgular ağrı tipi fark etmeksizin ilişkisel düzlemdeki travmalar ve algılanan sosyal desteğin kronik ağrı ile ilişkisinin altını çizmekte ve ağrı yaşantısındaki psikososyal unsurların önemine vurgu yapmaktadır. Gelecek araştırmaların travmatik yaşantılar ile ağrı ilişkisinin doğasını incelemeye yönelmeleri önerilmektedir.

Algılanan sosyal destekAlgılanan sosyal destekBedensel duyumları abartma+5
Büşra Ertekin
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik boyun ağrılı hastalarda manuel terapi uygulamasının ağrı, yaşam kalitesi ve fonksiyonel durum üzerine etkisi

Amaç: Bu araştırmada kronik boyun ağrılı hastalarda manuel terapi uygulamasının ağrı, yaşam kalitesi ve fonksiyonel durum üzerine etkisinin araştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışma İstanbul İli Bakırköy ilçesi İncirli semtinde bulunan Özel EKA-FİT Merkezinde gerçekleştirildi. Çalışmaya kronik boyun ağrısı tanısı konulmuş 40 hasta dahil edildi. Hatalar tek grup olarak değerlendirildi. Çalışmada Hasta Değerlendirme Formu, Normal eklem hareketi (NEH), Bournemouth Boyun Ağrısı Anketi, VAS, Boyun Özürlülük Sorgulama Anketi ve WHOQOL-BREF yaşam kalitesi anketi kullanıldı. Bulgular: Araştırmada katılımcıların % 55'i 31-40 yaş ve % 45'i ise 41-50 yaş aralığında olduğu, % 67,5'i kadın ve % 32,5'i erkek olduğu saptanmıştır. Katılımcıların %70'inde kronik hastalık varlığı bulunmadı. Kronik boyun ağrısı olan bireylerin BBA skalası ve VAS skalası değerlendirilmesinde Tedavi öncesi ve sonrası VAS ağrı puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptandığı (p≤0,05), yaşam kalitesi ölçeğinin alt boyutu puan ortalamalarının Tedavi öncesi ve sonrasında puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farkın olduğu, (p≤0,05), Manuel terapi tedavisi sonrasında boyun ağrılı hastalarda özürlülük puanlarında azalma olduğu ve tedavi öncesi, tedavi sonrasında puan ortalamları arasındaki istatistiksel farkın olduğu (p≤0,05), Kronik boyun ağrılı hastalarda manuel terapi sonucunda fleksiyon, ekstansiyon, sağ rotasyon, sol rotasyon, sağ lateral fleksiyon ve sol lateral fleksiyon açılarında hem pasif hem de aktif tarafta artış bulunduğu ve tedavi öncesi, tedavi sonrasında puan ortalamaları arasındaki istatistiksel farkın olduğu saptanmıştır (p≤0,05). Sonuç: Kronik boyun ağrılı hastalarda manuel terapinin yaşam kalitesi üzerinde olumlu etkisinin olduğu saptandı. Kronik boyun ağrılı hastalarda manuel terapinin fonksiyonel durum üzerinde etkisi saptandı. Kronik boyun ağrılı hastalarda manuel terapinin ağrı düzeylerini azaltması ve fonksiyonel durumu iyileştirdiğinden dolayı hastaların yaşam kalitesini arttırdığı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Kronik boyun ağrısı, Manuel terapi, ağrı, yaşam kalitesi

AğrıBoyunBoyun ağrısı+7
Oğuzhan Çarkçı
Haliç University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik bel ağrılı bireylerde temel beden farkındalığı terapisinin postür, ağrı, yeti yitimi, yaşam kalitesi, uyku kalitesi ve beden farkındalığı üzerine etkisi

Bu çalışma kronik bel ağrılı bireylerde konvansiyonel tedavi ve konvansiyonel tedaviye ek olarak uygulanan Temel Beden Farkındalığı Terapisi (BBAT) 'nin postür, ağrı, yeti yitimi, yaşam kalitesi, uyku kalitesi ve beden farkındalığı üzerine etkilerini incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya 18-65 yaş arasındaki kronik bel ağrısı tanılı 28 birey dahil edildi. Bireyler, 6 hafta boyunca haftada 3 gün toplam 18 seans olmak üzere sadece konvansiyonel tedavinin uygulandığı "kontrol grubu" (n=14) ve konvansiyonel tedaviyi takiben her seans sonunda ek olarak Temel Beden Farkındalığı Terapisi'nin uygulandığı "tedavi grubu" (n=14) olmak üzere randomize olarak iki farklı gruba ayrıldı. Bireyler tedaviye alınmadan hemen önce ve 6 haftalık tedavi programları sonrasında olmak üzere toplam 2 defa postür, ağrı düzeyi, yeti yitimi, yaşam kalitesi, uyku kalitesi ve beden farkındalığı parametreleri açısından değerlendirildi. Çalışma sonuçlarında her iki grupta da tedavi sonrasında postür, ağrı yoğunluğu, yeti yitimi, fiziksel yaşam kalitesi ve lumboservikal, perine, uyluk ve diz bölgesi farkındalıklarında tedavi öncesine göre özellikle tedavi grubunda olmak gelişmeler gözlemlendi (p<0,05). Yalnızca tedavi grubunda ise duyusal ve algısal ağrıda, öznel uyku kalitesi ve uyku latansında, toplam uyku skorlarında, mental yaşam kalitesinde, beden imajı algısında, emosyonel durumda ve birçok bölgesel beden farkındalığına ek olarak genel beden farkındalığında gelişmeler görüldü (p<0,05). Bu bulgular, kronik bel ağrılı bireylere konvansiyonel tedavi yöntemlerinin yanında uygulanan BBAT'nin destekleyici bir tedavi yöntemi olarak kullanılabileceğini gösterdi. Sonuç olarak kronik bel ağrılı bireylerin ilave olarak uygulanan BBAT programından da fayda gördüğü ve BBAT'nin mevcut yaklaşımların özellikle mental yönünü destekleyebileceği düşünüldü. Bununla birlikte bu faydaların uzun dönemdeki etkilerinin belirlenebilmesi için tedavi sonrası takip çalışmalarına ihtiyaç olduğu sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Kronik bel ağrısı, farkındalık, ağrı, postür, fonksiyon urulacaktır.

AğrıBeden imajıBedensel farkındalık+7
Kaniye Üneş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik boyun ağrısında boyun farkındalığı ile eklem pozisyon hissi, baş postürü ve kas enduransı arasındaki ilişki

Bu çalışma kronik boyun ağrısı olan bireylerde boyun farkındalığının eklem pozisyon hissi, baş postürü, kas enduransı ile ilişkisini araştırmak amacıyla planlandı. Çalışmamızda ek olarak boyun farkındalığı ile vücut farkındalığı ve psikososyal faktörler arasındaki ilişki de araştırıldı. Çalışmaya 20-50 yaş arasında, istirahat boyun ağrısı Numerik Ağrı Skalası'na göre 3 ve üzeri olan, Boyun Özür Anketi'ne (BÖA) göre 5 ve üzeri puan alan, nonspesifik boyun ağrısı tanısı almış 30 birey dahil edildi. Bireylerin demografik bilgileri kaydedildi, boyun farkındalıkları Fremantle Boyun Farkındalık Anketi (FreBFA), servikal eklem hissi Servikal Eklem Pozisyon Hissi Hata (SEPHH) testi, baş postürü Kraniovertebral Açı (KVA) ölçümü, servikal endurans zamanlı endurans testi, vücut farkındalıkları Vücut Farkındalık Anketi (VFA), servikal eklem hareket açıklıkları gonyometre, yaşam kalitesi Nottingham Sağlık Profili (NSP), emosyonel durum Hastane Anksiyete ve Depresyon Anketi, hareket korkusu Tampa Kinezyofobi Ölçeği ile (TKÖ) değerlendirildi. Bireylerin boyun farkındalığı ile servikal eklem pozisyon hissi fleksiyon ve rotasyon yönünde orta-zayıf kuvvette negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulundu (sırasıyla r: -0,471, r: -0,518, r: -0,362, r: -0,409 r: -0,399; p<0,05). Boyun farkındalığı ile boyun özür seviyesi, yaşam kalitesi arasında orta kuvvette (r:0,632, r:0,411) ; boyun farkındalığı ile anksiyete, hareket korkusu arasında zayıf kuvvette (r:0,384, r:0,387) pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulundu (p<0,05). Boyun farkındalığı ile baş postürü, servikal kas enduransı, ağrı şiddeti/süresi, vücut farkındalığı, servikal eklem hareket açıklığı ve depresyon düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki yoktu (p>0,05). Çalışmamızda kronik boyun ağrılı bireylerde pozisyon duyusunda değişme, boyun özür seviyesi ve bazı psikososyal faktörlerin boyun farkındalığını etkileyen faktörler olduğu belirlenmiştir. Kronik boyun ağrısı olan bireylerde boyun farkındalığına yönelik değerlendirme yapılmasının gerekli olduğu düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kronik boyun ağrısı, Boyun farkındalığı, Eklem pozisyon hissi, Postür, Kas Enduransı

AğrıBoyunBoyun ağrısı+7
Makbule Özel
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hacettepe üniversitesi ağrı kliniğinde sigara içen ve içmeyen hastaların kronik bel ağrısı tedavisi için faset eklem enjeksiyonundan fayda görme oranının kıyaslanması

Hacettepe Üniversitesi Ağrı Kliniğinde Sigara İçen ve İçmeyen Hastaların Kronik Bel Ağrısı Tedavisi İçin Faset Eklem Enjeksiyonundan Fayda Görme Oranının Kıyaslanması Giriş ve amaç: Faset eklem kaynaklı kronik bel ağrısı tüm toplumlarda sık rastlanan yaygın klinik durum olarak ortaya çıkmaktadır. Sigara içenler içmeyenlerle kıyaslandığında bel ağrısı ve spinal hastalıklar açısından daha büyük risk altındadır. Sigara içen hastalarla içmeyen hastalar arasında faset eklem sendromu olan ve aynı şekilde tedavi edilen hastalarda işlemden fayda görme açısından karşılaştırmaktır. Bu çalışmanın sonuçlarına göre sigaranın hastalarımızın girişimsel ağrı tedavisi üzerinde etkilerini inceleyip, bu etkiler üzerine daha farklı çalışmalar için fikir sahibi olmak ve benzer çalışmalara faydalı olmak amacı taşıyoruz. Gereç ve Yöntem: 1 Ocak 2019 – 31 Aralık 2019 tarihleri arasında Kronik Bel ağrısı tedavisi için faset eklem enjeksiyonu yapılan 18 yaşından büyük hastalar dahil edildi. Hastaların onamı alınarak demografik verileri ve ağrı skorlamalarının dosya taraması yapıldıktan sonra hastalarla irtibata geçilerek işlem öncesi ve işlem sonrası 6. ay NRS skorları, sigara içme öyküleri alınıp veri toplama formlarına kaydedildi (Ek 2). Hastalara NRS ağrı skorlamasına göre işlem öncesi ve sonrası ağrı değerlerini 0-10 arası 5 kategoride değerlendirmeleri istendi, "0 – 2 arası (1) - ağrım yok veya (bazen) çok hafif, 2-4 arası (2) - hafif –orta şiddetli ağrım var, 4-6 arası (3) – orta şiddetli ağrım var, 6 –8 arası (4) çok şiddetli ağrım var, 8-10 arası (5) – çok şiddetli ve bazen dayanılmaz ağrım var" şeklinde değerlendirmeler veri tabanına eklendi. Telefonda katılımcılara onam metni okunarak, sözlü onam için ses kayıtları alınacağı bildirildi. Çalışmaya katılım tamamıyla gönüllük esasına dayalıydı. Sözlü onam vermeyi reddeden, dosyası kaybolan, kontrol muayeneye gelmeyen, ex olan ve ulaşılamayan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Bulgular ve Tartışma: Çalışmamızda 1 Ocak 2019 -31 Aralık 2019 tarihleri arasında 18 yaşından büyük, faset eklemden kaynaklanan kronik bel ağrısı MRG görüntüleme ve fizik muayene ile doğrulanarak işlem yapılmış hastalar gözlendi. Hastaların demografik verileri ve ağrı skorlarının dosya taraması yapılarak hastalarla telefonla irtibata geçildi. İşlem öncesi ve işlem sonrası 6. ay NRS skorları, sigara içme öyküleri alınıp veri toplama formlarına kaydedildi. Telefonda katılımcılara onam metni okunarak, sözlü onam için ses kayıtları alınacağı bildirildi, reddedenler çalışma dışı bırakıldı. Toplam 234 hasta istatiksel analize dahil edildi. Hastaların yaş dağılımına baktığımızda işlem yapılmış en genç hastamız 20 yaşında, en yaşlı 90 yaşında olmakla, median yaş grubu 60.6 olarak gözlendi. Hastalardan işlem öncesi ve sonrası NRS ağrı skorlarını 5 kategoride belirtmeleri istendi. İkiden fazla kategorik bağımlı iki grubun istatistiksel analizi için marjinal homojenlik testi kullanarak faset eklem enjeksiyonu öncesi ve sonrası uyguladığımız işlemin etkiliğini değerlendirdik. Hipotez test sonuçlarımız p‹0.01, anlamlı kabul edilerek, istatistiksel olarak işlemden sonra ağrı skorlarında ciddi düşüş gözlendiği sonucuna varıldı. Sigaranın işlem öncesi ağrı skorlarına etkisini değerlendirmek için yaptığımız istatistiksel analiz sonuçlarına göre, sigaranın işlem öncesi ağrıyla ilişkisi gözlenmedi. (p=0,976) Faset eklemlerden kaynaklanan kronik bel ağrısının tedavisi için uyguladığımız faset eklem enjeksiyonun sonrasında işlemden fayda görme oranlarını kıyasladığımızda, sigara içme öyküsüyle işlem sonrası NRS skorları arasında ilişki bulunmadı. (p=0.649) Ancak , işlem öncesi istatistiksel analiz sonuçlarımızdan farklı olarak, işlem sonrası p değeri 1'e değil, alfaya yakın olduğundan örneklem büyüklüğü artarsa, sigara ve işlem sonrası ağrı skorları arasındakı ilişki anlamlı olabilir. Yaş ve işlem öncesi ağrı skorlarının istatistiksel analizinde, işlem öncesi NRS skor grupları arasında yaş değişkeni ortancaları bakımından istatistiksel açıdan anlamlı fark bulunamadı. (p=0.605) Yapılan tek yönlü varyans analizi sonucunda işlem sonrası NRS skor gruplarında yaş değişkeni ortalamaları bakımından farklılık gözlenmedi. (p=0,709) Sonuç: Faset eklem enjeksiyonları sonrası ağrı skorlarında anlamlı düşüş gözlenen hastalarda, işlem öncesi ve sonrası ağrı skorlarıyla sigara içme öyküleri arasında istatistiksel anlamlı ilişki bulunamamıştır. Bizim çalışmamızda çalışmaya başlamadan önce yaptığımız güç analizi çalışma sırasında NRS skorlarının kategorik değerler şeklinde sistematize etmemiz nedeniyle anlamlı olmadığı için, bulgularımızın istatistiksel analizi sonrası post-hoc güç analizi yaptık. Bulunan değerin Power=0.601 olması çalışmanın gücünün 234 hastayla %61 olmasını ortaya koydu. Güç analizinin %80'nin üzerinde olacağı ileri dönemde yapılacak çalışmalarda örneklem sayısının artırılmasıyla sigara içme ile NRS skorları arasında ilişki bulunabilir. Çalışmamızın sonuçlarına göre faset eklem enjeksiyonları etkin bir tedavi yöntemi olarak hastaların bel ağrılarını belirgin azaltmaktadır. Hastaların yaş, cinsiyet ve sigara içme öyküsünün işlem öncesi ve sonrası ağrı skorları üzerine anlamlı etkisi olmamakla birlikte örneklem genişliği daha büyük olan hasta popülasyonlarında anlamlı sonuçlar ortaya çıkabileceği öngörülmektedir. Anahtar kelimeler: Faset eklem osteoartriti, Sigara ve kronik bel ağrısı, Faset Eklem Enjeksiyonu

AğrıBel ağrısıEnjeksiyonlar+5
Turana Rasulova
Hacettepe University
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik bel ağrısında duyu diskriminasyon eğitiminin etkinliği

Randomize kontrollü olan çalışmamızın amacı, santral sensitizasyonun (SS) baskın olduğu kronik bel ağrısında (KBA), motor kontrol eğitimine (MKE) ek olarak uygulanan duyu diskriminasyon eğitiminin (DDE), kortikal reorganizasyon, ağrı ve disabilite üzerine etkinliğinin araştırılmasıdır. 30 KBA tanılı hasta randomize olarak Grup I veya Grup II'ye dahil edildi. Grup I'e, 10 hafta boyunca haftada 2 gün, günde 30 dakika MKE uygulandı. Grup II'ye ise MKE'ye ek olarak 10 dakika DDE verildi. Katılımcıların kortikal reorganizasyonu; iki nokta diskriminasyonu (2ND), dokunma lokalizasyonu (noktadan noktaya testi), propriosepsiyonu (repozisyon hatası) ve lumbopelvik motor kontrol ile değerlendirildi. Katılımcıların, istirahat, aktivite ve gece ağrı şiddetleri Numerik Ağrı Derecelendirme Skalası (NPRS) ile; primer ve yaygın hiperaljezi düzeyleri ağrı basınç eşiği ile değerlendirildi. Katılımcıların SS semptomları (Santral Sensitizasyon Ölçeği), felaketleştirme (Ağrı Felaketleştirme Ölçeği), disabilite (Oswestry Bel Ağrısı Özür Anketi-ODI), kinezyofobi (Korku Kaçınma İnanışları Anketi), yaşam kalitesi (Kısa Form 12) ve memnuniyet (Global Değişim Ölçeği-GRC) düzeyleri değerlendirildi. Tüm değerlendirmeler tedavi öncesinde, 6. haftada ve 10. haftada olmak üzere üç defa tekrarlandı. Çalışmamızın sonucunda toplamda 27 hastanın (Grup I: n=15, ortalama (ort.) yaş: 46,50 (27,5) yıl, beden kütle indeksi (BKİ): 25,38 (0,92) kg/m2; Grup II: n=15, ort. yaş: 37,33 (1,60) yıl, BKİ: 25,62 (0,75) kg/m2) verisi analizi edildi. 10 haftanın sonunda tüm parametrelerde gruplar arası ortalama farklarının Grup II lehine anlamlı olduğu görüldü (p=0,001). Primer sonuç ölçümü olan 2ND için Grup II'de etki büyüklükleri 0,84 ile 2,89 arasında iken Grup I'de 0,06 ile 0,75 arasında bulundu. Ek olarak, her iki grupta da NPRS ve ODI skorlarında benzer etki büyüklüğünde (d>0,80) anlamlı farklılık saptandı (p<0,05). Tedavi sonunda GRC skorları Grup II'de istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde daha yüksek bulundu (p=0,04). Çalışmamızın sonuçları, santral sensitizasyonun baskın olduğu kronik bel ağrısında, 10 hafta boyunca motor kontrol eğimine ek olarak uygulanan duyu diskriminasyon eğitiminin daha iyi tedavi sonuçları sağladığını, ayrıca iki nokta diskriminasyonu ve propriyosepsiyonunda daha etkili olduğunu göstermiştir.

Kronik ağrı
Aybike Şenel
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Servikal disk hernili bireylerde kassal enduransın ağrı, boyun farkındalığı ve kinezyofobi ile ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışma servikal disk hernili bireylerde servikal, gövde, üst ekstremite ve skapular bölge kassal enduransının ağrı, boyun farkındalığı ve kinezyofobi ile ilişkisini araştırmak amacıyla planlandı. Bu amaçla çalışmaya 18-65 yaş arasında, istirahat boyun ağrısı Görsel Analog Skalası'na (GAS) göre 2 ve üzeri olan, servikal disk hernisi tanısı almış 36 birey dahil edildi. Bireylerin demografik bilgileri kaydedilerek, kas iskelet sistemi değerlendirmeleri yapıldı. Bireylerin servikal, skapular bölge, üst ekstremite ve gövdede bulunan 9 kas/kas grubuna yönelik endurans testleri uygulandı. Ağrı şiddeti dinlenme, gece ve aktivite sırasında GAS ve Boyun Özür Anketi (BÖA), boyun farkındalığı Fremantle Boyun Farkındalık Anketi (FreBFA) ve Servikal Eklem Pozisyon Hissi Hata Testi (SEPHHT), vücut farkındalığı Vücut Farkındalık Anketi (VFA), hareket korkusu ise Tampa Kinezyofobi Ölçeği (TKÖ) ile değerlendirildi. Çalışmaya dahil edilen bireylerin yaş ortalaması 41,58±11,25 olarak bulundu. Bireylerin dinlenme ve aktivite GAS değerleri ve BÖA skorları ile servikal bölge, skapular bölge, üst ekstremite ve gövdede değerlendirilen belirli kasların enduransı arasında negatif yönde, zayıf-orta kuvvette istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulundu (p<0,05). Boyun farkındalığı değerlendirmelerinden SEPHHT ve FreBFA skorları ile servikal fleksör, gövde fleksör ve ekstansör, skapular bölge ve üst ekstremite kaslarının enduransı arasında negatif yönde, zayıf-orta kuvvette ilişkiler tespit edildi (p<0,05). Çalışma kapsamında değerlendirilen kasların enduransı ile TKÖ ve VFA skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki olmadığı belirlendi (p>0,05). Çalışma sonuçları; servikal disk hernili bireylerde boyun ağrısı ve boyun özür düzeyinin artması, boyun farkındalığının azalması gibi sorunlarla baş edilmesinde servikal bölge kaslarının yanı sıra üst ekstremite, skapular bölge ve gövde kaslarının enduransının da önemli rol oynadığını göstermektedir.

AğrıFarkındalıkHareket korkusu+5
Tuğba Dere
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Temporomandibular eklem rahatsızlığında farklı tedavi yöntemlerinin çiğneme kas aktivitesi, ağrı, postür, psikolojik durum ve yaşam kalitesi üzerine etkilerinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, Temporomandibular Eklem Rahatsızlığı (TMER)'nda, üç farklı tedavi yönteminin çiğneme sırasındaki kas aktivitesi, ağrı, temporomandibular eklem (TME) ve servikal bölge eklem hareket açıkığı (EHA), psikolojik durum ve yaşam kalitesi üzerine etkilerinin karşılaştırılması idi. Çalışmaya kas kaynaklı TMER olan 42 birey ve 12 sağlıklı birey katıldı. TMER'li bireyler, Egzersiz Grubu (EG), TENS Grubu (TG) ve Manuel Tedavi Grubu (MTG) olmak üzere 14'er kişiden oluşan üç gruba arıldı. Her üç gruba 6 hafta boyunca TME ve servikal bölgeye germe, kuvvetlendirme ve postüral egzersizlerden oluşan egzersiz programı uygulandı. EG'ye sadece egzersiz programı uygulanırken, TG'ye egzersize ek olarak TENS tedavisi ve MTG'ye egzersize ek olarak manuel tedavi 6 hafta boyunca, haftada 3 seans uygulandı. Ağrı şiddeti (görsel analog skala-GAS), basınç ağrı eşiği (BAE) (algometre), masseter ve anterior temporalis kaslarının çiğneme sırasındaki kas aktivitesi (yüzeyel elektromigoyrafi), çiğneme kalitesi (GAS), TME eklem hareket açıklığı (EHA) (milimetrik cetvel), servikal bölge EHA (Cervical Range of Motion-CROM), TME fonksiyonel durumu (Fonseca Anamnestik Anketi-FAA ve Mandibular Fonksiyon Bozukluğu Anketi-MFBA), psikolojik durum (Hastane Anksiyete Depresyon Ölçeği) ve yaşam kalitesi (SF-36 Ölçeği) değerlendirildi. TMER'li bireylerin tedavi sonrasındaki verilerini sağlıklı bireylerle karşılaştırabilmek için, SG'nin "çiğneme sırasındaki kas aktivitesi" ve TME EHA değerlendirildi. Tedavi sonrasında her üç tedavi grubunda, tüm parametrelerde anlamlı iyileşmelerin olduğu (p<0,05), ancak bazı parametrelerin sağlıklı grubun değerlerine ulaşamadığı görüldü. Gruplar arasındaki karşılaştırmada; bütün gelişmeler MTG'de EG'ye göre daha fazlaydı (p<0,05). BAE, TME'nin sağ/sol lateral hareketleri, servikal fleksiyon ve ekstansiyon, çiğneme kalitesi ve çiğneme sırasındaki kas aktivitesindeki gelişmeler MTG'de TG'ye göre daha fazlaydı (p<0,05). Ağrı şiddeti, BAE değerleri, çiğneme kalitesi, servikal fleksiyon ve ekstansiyon ve TME'nin sol lateral hareketindeki gelişmeler TG'de EG'ye göre daha fazlaydı (p<0,05).Sonuç olarak, TMER' de üç tedavi yöntemi de etkili olmakla birlikte, etki büyüklüğüne göre manuel tedavi ile egzersiz kombinasyonun en etkili tedavi seçeneği olduğu bulundu. Diş hekimi ve fizyoterapistlerin ekip çalışması içinde olduğu uzun süreli hasta takiplerinin yapıldığı çalışmalarla, tedavi başarısının ve fonksiyonel düzeyin artacağını düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Temporomandibular eklem rahatsızlığı, kronik ağrı, fizik tedavi modaliteleri, manuel tedavi, yaşam kalitesi, elektromiyografi Yazar doktora eğitimi süresince TÜBİTAK Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı (BİDEB) tarafından desteklenmiştir.

AğrıDuruşElektromiyografi+6
Nazım Tolgahan Yıldız
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik boyun ağrılı hastalarda temel vücut farkındalığı terapisinin ağrı, denge ve proprioseptif duyuya olan etkileri

Bu çalışmada, kronik boyun ağrısı olan hastalarda Temel Vücut Farkındalığı Terapisi (TVFT) ile konvansiyonel tedavilerin (KT) ağrı, denge ve servikal bölgenin proprioseptif duyusu üzerine olan etkilerini karşılaştırmak amaçlanmıştır. Çapraz tasarım olarak yapılan çalışmada hastalar A (n=17) ve B (n=18) gruplarına ayrılmıştır. A grubundaki hastalara 6 hafta süresince haftada 2 gün TVFT, B grubundakilere aynı gün ve sürede KT programı uygulanmıştır. Yaklaşık 5 haftalık aranın ardından A grubundakilere KT, B grubundakilere TVFT uygulanmıştır. Ağrı şiddeti; Görsel Analog Skalası (GAS), özür düzeyi; Boyun Özürlülük Ölçeği (BÖÖ), yaşam kalitesi; Kısa Form -36 (SF 36), hareket korkusu; Tampa Kinezyofobi Ölçeği (TKÖ), eklem hareket açıklığı (EHA); Cervical Range of Motion Deluxe (CROM) cihazı, baş yeniden pozisyonlama testi; CROM cihazı, denge, Bilgisayarlı Dinamik Postürografi cihazı, fonksiyonel denge; Tek Ayak Üzerinde Durma Testi (TAÜDT) ile değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler birinci ve ikinci tedavinin önce ve sonrasında yapılmıştır. İlk tedaviler sonrasında aktivite ağrı şiddeti TVFT alan A grubunda KT alan B grubuna göre daha düşük bulunmuştur (p=0,024). A grubunda TVFT'nin aktivite ağrısına etkisi sonraki tedaviye yansımıştır (p=0,038). BÖÖ puanı açısından A grubunda TVFT'nin etkisi sonraki tedaviye yansımıştır (p=0,019). Her iki tedavinin etkisi SF 36 ağrı puanı ve hareket korkusu puanı açısından sonraki tedaviye yansımıştır (p<0,05). Gruplar arasında ikinci tedavilerden sonra aktif fleksiyon ve sağ rotasyon dereceleri B grubunda TVFT alan hastalarda daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Grup içi tedaviler sonrası sonuçlar karşılaştırıldığında A grubunda TVFT sonrasında aktif fleksiyon, sağ-sol lateral fleksiyon ve sol rotasyon dereceleri daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Grup içi tedaviler sonrası pasif EHA değerlerinde A grubunda sol lateral fleksiyonda TVFT lehine, ekstansiyon ve sağa rotasyonda KT lehine, B grubunda ise sağ rotasyonda TVFT lehine fark vardır (p<0,05). TVFT'nin KT'ye göre A grubunda sagital düzlem, B grubunda transvers düzlemle olan açısal hataları azaltmada daha etkili olduğu görülmüştür (p<0,05). TVFT sonrası A grubunda Duyusal Organizasyon Testi (DOT) konum 4,5,6 ve bileşik puan sonuçlarında anlamlı bir artış görülürken, KT ile başlayan B grubunda yalnızca konum 5 puanında anlamlı bir artış görülmüştür (p<0,05). Sola hareket hızı, sola son nokta gezintisi ve sola maksimum gezinti değerleri B grubunda TVFT'si sonrasında daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Grup içinde tedaviler sonrası sonuçlar karşılaştırıldığında B grubunda sağ taraf üzerinde gözler kapalı olarak yapılan TAÜDT sonuçlarında TVFT lehine anlamlı fark görülmüştür (p=0,011). TVFT'si aktivite ağrısı, aktif EHA, proprioseptif duyu ve denge üzerinde KT'den daha etkilidir. Bedensel bilinci geliştirerek doğru vücut dizilimi ve mekaniklerini yerleştirmeyi amaçlayan TVFT'nin kas iskelet sistemiyle ilgili problemlerin tedavisinde fizyoterapistler için iyi bir alternatif yöntem olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Boyun ağrısı, eklem hareket açıklığı, farkındalık, egzersiz.

AğrıBoyun ağrısıDenge+7
Kamil Yılmaz
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik boyun ağrılı bireylerde manuel tedavinin solunum parametreleri, ağrı, postür ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, kronik boyun ağrılı bireylerde manuel tedavinin solunum parametreleri, ağrı, postür ve yaşam kalitesi üzerine etkisini araştırmaktır. Kronik boyun ağrılı 46 hasta blok randomizasyon yöntemi ile Servikal Mobilizasyon+Egzersiz Grubu (SM+E G, n=15, yaş:32,06±2,79), Torakal ve Servikal Mobilizasyon+Egzersiz Grubu (TM+SM+E G, n=16, yaş 31,86±2,98) ve Egzersiz Grubu (E G, n=15, yaş:32,73±3,23) olarak üç gruba ayrılmıştır. Manuel tedavide Maitland mobilizasyon yöntemleri uygulanmış; egzersiz programında stabilizasyon egzersizleri, boyun ve skapulo-torasik kuvvetlendirme egzersizleri kullanılmıştır. Çalışmaya katılan tüm hastalar haftada 2 seans, 6 hafta süre ile tedaviye alınmış; tedavi öncesi ve sonrasında değerlendirilmiştir. Ağrı şiddeti Görsel Analog Skalası (VAS) ile, servikal hareket açıklığı universal gonyometre ile, boyun derin fleksör kas enduransı (DFK) basınçlı Biyofeedback ile, postür (başın anterior tilti) fotoğraflama yöntemi ile değerlendirilmiştir. Yaşam kalitesi ve özür için Kısa-form 36 (SF-36) ve Boyun Özürlülük İndeksi (BÖİ) kullanılmıştır. Torakal ekspansiyon mezura ile, solunum fonksiyonları spirometre ile ölçülmüştür. Maksimum inspiratuvar (MIP) ve ekspiratuvar basınç (MEP), ağız basınç ölçüm cihazı ile değerlendirilmiştir. Tedavi sonrası Egzersiz Grubu hariç, her iki manuel tedavi grubunda solunum fonksiyonlarının geliştiği; aksillar ekspansiyonun ise hiçbir grupta gelişmediği görülmüştür. Üç grupta, solunum parametreleri dışındaki tüm parametrelerde anlamlı düzeyde gelişmeler olmuştur. TM+SM+E Grubu'nun, MIP, MEP, solunum fonksiyonları, subkostal ekspansiyon, aktivite ağrısı, boyun sol lateral fleksiyon ve sağ rotasyonu, anterior tilt, DFK enduransı, BÖİ, SF-36 açısından en etkili yöntem olduğu görülmüştür (p<0.05). TM+SM+E ile SM+E Grubu'nun, istirahat ağrısı, MIP ve subkostal ekspansiyonu geliştirme açısından benzer olduğu bulunmuştur (p>0.05). SM+E Grubu'nun, solunum fonksiyonları, MIP, subkostal ekspansiyon, istirahat ve aktivite ağrısı, sağ rotasyon ve sol lateral fleksiyon, anterior tilt ve DFK enduransı açısından E Grubu'ndan daha etkili olduğu; DFK kuvveti, MEP, BÖİ ve SF-36 açısından ise E Grubu ile benzer etkiye sahip olduğu gözlenmiştir (p>0.05). Çalışmamızda, kronik boyun ağrılı hastalarda her üç tedavinin de bazı yararları olduğu; ancak özellikle torakal bölgeyi de içeren manuel tedavinin, solunum fonksiyonları başta olmak üzere en etkili yöntem olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kronik boyun ağrısı, manuel tedavi, solunum fonksiyonları, yaşam kalitesi

AğrıBoyunBoyun ağrısı+7
Seval Tamer
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aromaterapi masajının kronik nonmalign ağrısı olan hastalarda ağrı, anksiyete ve uyku kalitesi üzerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırma; aromaterapi masajının kronik nonmalign ağrısı olan bireylerde ağrı şiddeti, kaygı düzeyi ve uyku kalitesi üzerine olan etkisini belirlemek üzere randomize kontrollü olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Ağrı Kliniği'nde yatarak veya ayaktan kronik nonmalign ağrı tedavisi gören ve araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan 20 aromaterapi grubu ve 20 kontrol grubu olmak üzere toplam 40 hasta oluşturmuştur. Rastgele dağılımı sağlamak için örnekleme alınan ilk üç hasta aromaterapi grubuna, ikinci üç hasta ise kontrol grubuna alınarak 40 hastaya ulaşılmıştır. Veri toplamada; Birey Tanıtım Formu, Görsel Değerlendirme Skalası, Kısa Ağrı Envanteri, Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri ve Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde; ki kare, t testi, Mann Whitney U testi, ANOVA ve Friedman testi kullanılmıştır. İkinci hafta VAS ağrı şiddetinde (VAS2) ve ikinci hafta ve dördüncü hafta ağrı giderme yüzdesinde gruplar arasında anlamlı bir fark saptanmıştır. Aromaterapi grubunda hem ağrı şiddetinde hem de ağrı giderme yüzdesinde anlamlı bir azalma saptanmıştır. Aromaterapi ve kontrol grupları durumluluk-süreklilik kaygı ölçeği puanları açısından kıyaslandığında; her iki grupta da istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır. Durumluk- sürekli kaygı puanındaki azalma aromaterapi grubunda kontrol grubuna göre daha fazladır. Gruplar uyku kalitesi açısından değerlendirildiğinde ise; hem aromaterapi hem de kontrol grubunda global PUKI uyku kalitesi puanında anlamlı bir azalma olduğu; aromaterapi grubundaki puan azalmasının kontrol grubuna daha fazla olduğu saptanmıştır. Çalışmamızda aromaterapi masajının kronik non-malign ağrısı olan bireylerde, ağrı şiddeti, ağrıyı giderme yüzdesi, kaygı düzeyi ve uyku kalitesi üzerinde etkili olduğu bulunmuştur. Bu nedenle; fazla zaman almayan, kolay uygulanabilir, araç-gereç gerektirmeyen, maliyeti ucuz ve etkili bir yöntem olan aromaterapi masajının kronik non-malign ağrısı olan bireylerde kullanımı önerilmektedir. Anahtar Kelimeler; ağrı; anksiyete; aromaterapi; masaj; uyku kalitesi

AnksiyeteAromaterapiAğrı+3
Fatma Coşar Baykal
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik ağrı nedeniyle başvuran hastaların sosyodemografik özellikleri ve uygulanan girişimsel ağrı tedavisinin değerlendirilmesi

Amaç: Çalışmamızda kronik ağrı ile kliniğimize başvuran hastaların sosyodemografik özelliklerini, uygulanan medikal ve invaziv tedavilerinin ve tedaviye yanıtlarının değerlendirilmesini amaçladık. Yöntem: Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Algoloji Kliniğine Ocak 2021-Aralık 2022 tarihleri arasında kronik ağrı nedeniyle başvuran hastalar retrospektif olarak tarandı. Tekrarlanan başvurular tek başvuru olarak kaydedildi. Hastaların sosyodemografik özellikleri, ağrı tipi, başvuru öncesi ve uygulanan tedavi sonrası ilk başvuruda VAS skorları, önceden aldığı tedaviler, uygulanan medikal ve girişimsel işlemler kaydedildi. Ağrı tipi; kanser ve kanser dışı olarak; kanser dışı ağrılarda kendi içinde ağrının oluştuğu vücut bölgesine göre ayrıldı. Bulgular: Çalışmaya 2707 hasta dahil edildi. Hastaların 1697'si (%62.7) kadın, 1010'u (%37.3) erkekti. Yaşları 18 ila 95 arasında değişmekte ve yaş ortalaması 55.7±15.7 idi. 1954'ü (%72.2) evli, 326'sı (%12) dul, 427'si (%15.8) bekar; 261'i (%9.6) düşük, 1972'si (%72.8) orta, 474'ü (%17.5) yüksek seviye gelirli idi. Kanser dışı en sık başvuru nedenleri; bel ağrısı (%37), nöropatik ağrı (%14.2) ve eklem ağrısı (%10.1) idi. Kanser, bel, baş ve nöropatik ağrıyla başvuran hastaların tedavi öncesi ağrı şiddetleri ile tedavi sonrası ağrı şiddetleri karşılaştırıldığında tedavi sonrası ağrı şiddetlerindeki azalma istatistiksel olarak anlamlı idi. Hastaların %45.7' (n:1236)sine medikal tedaviyle birlikte invaziv işlem uygulanırken, en sık uygulanan girişimsel işlem epidural steroid işlemi oldu. Başvuran tüm hastalarda invaziv işlem yapılan grupta ağrı şiddetlerinin azalması istatistiksel olarak anlamlıydı. iii Sonuç: Bu çalışma ile Algoloji polikliniğimize başvuran kronik ağrılı hastaların sıklıkla erişkin yaş grubunda ve kanser dışı ağrılarının olduğu, başvuru öncesi tedavide NSAİİ başta olmak üzere öncelikle zayıf opioidlerin tercih edildiği tespit edildi. Ağrı düzeylerinin hem medikal hem de medikal/invaziv uygulamalar ile kabul edilebilir sınırlara gerilediği görüldü. Anahtar Kelimeler: Girişimsel Tedavi, Kronik Ağrı, VAS

AğrıAğrı yönetimiKronik ağrı+1
Tuğçe Gonca Albeni Ünal
Necmettin Erbakan University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Total abdominal histerektomi yapılan hastalarda intraoperatif ketamin infüzyonu ve deksketoprofen uygulamalarının akut postoperatif ağrı ve kronikleşen ağrı üzerine etkilerinin karşılaştırılması

Amaç: Bu çalışma ile total abdominal histerektomi cerrahisi geçiren hastalarda intraoperatif kullanılan ketamin ve dekstketoprofen ile; oluşacak akut ağrıyı azaltmayı, intraoperatif opioid kullanımını azaltarak hiperaljezi ve nöropatik ağrı gelişme insidansını azaltmayı, iki ajanın akut ve kronikleşen ağrı üzerine etkilerini karşılaştırmayı amaçladık. Yöntem: Etik Kurul onayı alındıktan sonra ASA 1-2 grubunda yer alan, VKİ<30 olan, 18-65 yaş aralığında toplam 96 hasta; deksketoprofen (D), ketamin (K) ve ketamin-deksketoprofen (K-D) olmak üzere randomizasyon yöntemi ile 3 gruba ayrıldı. Kontrol grubu yoktu. Rutin genel anestezi monitörizasyonu yapıldı giriş değerleri kaydedildi ve tüm hastalara rutin genel anestezi yöntemi uygulandı. 0,5-1 MAC sevofluran inhalasyonu ve 0,1-0,25 µg/kg/dk remifentanil infüzyonu ile idame sağlandı. Tüm hastalara postoperatif analjezi için 1 mg/kg tramadol uygulandı ve antiemetik uygulandı.1.Grup (ketamin)'a rutin anestezi uygulamalarına ek olarak indüksiyon aşamasında 0,25 mg/kg ketaminbolus yapıldı, cerrahi kesiden önce 5mcg/kg/dk ketamin infüzyonu açıldı. 2.Grup (deksketoprofen)'a indüksiyon aşamasında 0,25mg/kg ketamin ve 50 mg=2ml deksketoprofen bolus yapıldı, cerrahi kesiden önce 5mcg/kg/dk ketamin infüzyonu açıldı. 3.Grup (ketamin-deksketoprofen)'a indüksiyon aşamasında 2 ml serum fizyolojik, 50 mg deksketoprofen bolus yapıldı, serum fizyolojik infüzyonu açıldı. Cerrahi sonunda cilt kapatmaya geçilirken ketamin infüzyonu sonlandırıldı. Hastaların intraoperatif 1-5-30-60.dakikadaki tansiyon, nabız, satürayon değerleri, toplam remifentanil - sevofluran tüketim miktarları kaydedildi. Postoperatif tüm hastalara tramadol ile hazırlanmış hasta kontrollü analjezi cihazı takıldı. Postoperatif ilk 24 saat VAS (Visual Analog Scale ) değerleri ve ilaçlara bağlı gelişen yan etkiler kaydedildi. Hastalarla telefon görüşmesi yapılarak tüm hastaların postoperatif 1-2-3.ay ağrısı DN4 (Doluer Neuropathique 4 Questions) kriterlerine göre sorgulandı. Bulgular: Hastaların demografik verileri gruplar arası karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu. (p>0,05) Postoperatif VAS skorları gruplar arasında karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark vardı. (p<0,05) Postoperatif 1 gün boyunca yapılan takipte 1-4-8-12-24. saatlerde grup 3 (deksketoprofen) hastalarında ketamin infüzyonu yapılan grup 1-2 ye göre genelde VAS skoru yüksek bulundu. Grup 2 (ketamin-deksketoprofen) 'de ise VAS skoru grup 1-3 e göre anlamlı daha düşük seyretti. ( p<0,05) Toplam cerrahi süresi ve toplam anestezi süresi gruplar arasında karşılaştırıldığında anlamlı fark yoktu. (p>0,05) Toplam remifentanil, sevofluran, ketamin miktarı grup 1-2-3 arasında karşılaştırıldığında elde edilen sonuçlar istatiksel olarak anlamlı bulundu. (p>0,05) Postoperatif 1. ayda nöropatik ağrı açısından gruplar karşılaştırıldığında DN4 skoru ketamin grubunda (grup 1) anlamlı en düşük bulundu. Grup 1 (ketamin) ve grup 3 (deksketoprofen) 1.aydaki DN4 skorları karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bulundu. (p<0,05) Tüm gruplarda postoperatif 1.ay ve 3.aydaki DN4 skoru karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bulundu. (p<0,05) Sonuç: İntraoperatif subanestetik dozda ketamin postoperatif akut (VAS) ve kronik ağrı (DN4) skorlarını düşürerek ağrı gelişme insidansını azalttı; deksketoprofen ile birlikte kullanıldığında bu etki daha güçlüydü. Aynı zamanda intraoperatif uygulanan ketamin, remifentanil ve sevofluran ihtiyacını azalttı. Kronik ağrı takibi için 3 ay ve sonrası takip gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Akut Ağrı, Kronik Ağrı, İntraoperatif Ketamin İnfüzyonu, İntraoperatif Deksketoprofen Uygulamaları

Akut ağrıAğrıAğrı-postoperatif+5
Hatice Betül Karakaya
Necmettin Erbakan University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik mekanik boyun ağrılı hastalarda konvansiyonel fizik tedavi ile birlikte servikal manipülasyonun ağrı şiddeti, yaşam kalitesi ve eklem hareket açıklığı üzerine etkilerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı kronik mekanik boyun ağrılı olgularda fizik tedavi uygulamalarına servikal manipülasyon eklenmesinin etkinliğinin incelenmesidir. Araştırmada hastalar Fizik tedavi (n=20) ve Fizik tedavi + Servikal manipülasyon (n=20) uygulanacak şekilde iki gruba ayrılmıştır. Araştırma kapsamında olgularda ağrı (VAS), boyun disabilite (BDI), eklem hareket açıklığı (EHA) ve yaşam kalitesi parametreleri değerlendirilmiştir. Araştırma grupları arasında yaş, cinsiyet, eğitim durumu, sağlık durumu ve egzersiz durumu gibi sosyodemografik verilerin gruplar arsında farklılık göstermediği bulunmuştur(p≥0,05). Fizik tedavi yöntemleri uygulanan grupta VAS, eklem hareket açıklığı, boyun disabilite indeksi, yaşam kalitesi, canlılık, sosyal işlevsellik, ağrı ve genel sağlık algısı alt boyut puanlarının tedavi öncesi ve sonrasında farklılık gösterdiği saptanmıştır (p≤0,05). Fizik tedavi ve kayropraktik uygulanan grupta VAS, BDI, EHA ve yaşam kalitesi alt boyut düzeylerinin tedavi öncesi ve sonrasında farklılık gösterdiği saptanmıştır(p≤0,05). Ayrıca gruplar arsında tedavi sonrasında VAS, BDI, EHA ve yaşam kalitesi alt boyut düzeylerinin farklılık gösterdiği saptanmıştır(p≤0,05). Kronik boyun ağrılı olgularda fizik tedavi + kayropraktik uygulamasının sadece fizik tedavi uygulamasına göre daha etkin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kronik, Boyun Ağrısı, Fizik Tedavi, Kayropraktik

Ağrı ölçümüBoyunBoyun ağrısı+7
İrem Erdem
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik bel ağrısı olan hastalarda auriküler vagus sinir uyarımı ile konvansiyonel bel rehabilitasyonu etkinliğinin karşılaştırılması

Çalışmamızın amacı kronik bel ağrılı (KBA) hastalarda auriküler vagus sinir uyarımı ile konvansiyonel bel rehabilitasyonu etkinliğinin karşılaştırılmasıdır. Çalışmaya 20-60 yaş aralığında, son 3 aydır devam eden bel ağrısı olan ve çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 60 hasta alındı. Hastalar randomize olarak iki gruba ayrıldı. Grup 1'e konvansiyonel rehabilitasyon ve ev egzersizi, Grup 2'ye auriküler vagus stimülasyon tedavisi ve ev egzersizi verildi. Tedavi programı, haftada beş gün olmak üzere üç hafta boyunca toplamda 15 seans olarak planlandı. Katılımcılar, hasta tanıma formu, lomber bölge eklem hareket açıklığı ve mobilitesi (inklinometre, modifiye schober testi, el parmak-zemin mesafesi testi ve lateral el parmak-zemin testi), kas gücü (CSMI-Cybex Humac-Norm izokinetik dinamometre ve Lafayette manual kas gücü ölçme cihazı), endurans testleri, postüral kontrol ve denge değerlendirmesi (Biodex Denge Sistemi), Vizüel Analog Skala (VAS), Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), Oswestry Dizabilite İndeksi (ODİ) ile değendirildi. Tedavi öncesi ve tedavi bitiminden sonraki gün ölçümleri yapıldı. Uygulanan tedavi programı sonucunda, grup içi değerlendirme sonuçlarında tüm gruplarda; fonksiyonel durum, depresyon ve uyku üzerinde olumlu etkileri olduğu saptandı (p<0.05). Ağrı düzeyi, fleksör endurans süresi, gövde fleksör ve ekstansör kas gücü sonuçlarında Grup 2'de daha fazla gelişme görüldü (p<0.05). İzokinetik alt ekstremite fleksör ve ekstansör kas gücü bazı parametrelerinde ve düşme riski skorlarında Grup 1'de anlamlı iyileşme saptandı (p<0.05). Auriküler vagus uyarımının ağrı, gövde kas gücü ve endurans süresi, fonksiyonel durum, depresyon düzeyi ve uyku durumları üzerine daha etkili olduğu görüldü. Sonuç olarak, KBA'lı hastalarda auriküler vagus sinir uyarımı konvansiyonel fizik tedavinin yetersiz olduğu ya da uygulanamadığı hastalarda tedavide yer alabilir.

Bel ağrısıKronik ağrıOtonom sinir sistemi+2
Gamze Demircioğlu
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Multiple skleroz hastalarına primer bakım veren bireylerde farklı egzersiz yaklaşımlarının etkinliğin incelenmesi

Multiple Skleroz (MS), kas güçsüzlüğü, spastisite ve yorgunluk gibi semptomlar sebebiyle kişisel bakımlarını karşılamak konusunda desteğe ihtiyaç duymaktadırlar. MS hastalarına primer bakım veren kişilerde bu zorlukla sebebiyle kas iskelet problemleri oluşabilmektedir. Kronik bel ağrısı bu hastalarda en sık karşılan problemlerden biridir. Çalışmamızın amacı, MS hastalarına primer bakım veren kronik bel ağrılı bireylerde farklı egzersiz yaklaşımlarının etkinliğin incelenmesidir. Çalışmaya 18-60 yaş aralığında, son 12 haftadır bel ağrısı olan ve çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 41 hasta dahil edildi. Hastalar randomize olarak iki gruba ayrıldı. Grup 1'e fizyoterapist eşliğinde uygulanan egzersiz tedavi programı ve ev egzersiz programı, Grup 2'ye ise sadece ev egzersiz programı verildi. Katılımcılar, hasta tanıma formu, Vizüel Analog Skala, Algometre cihazı, Oswestry Disability İndeksi, Bakas Bakım Veren Etki Ölçeği, el-parmak zemin mesafesi testi, 30 saniye otur-kalk testi, Beck Anksiyete Ölçeği, Multiple Skleroz Yaşam Kalitesi Ölçeği, Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği parametreleri kullanıldı. Tedavi öncesinde ve altı haftalık tedavi sonrasında değerlendirmeler yapıldı. Uygulanan tedavi programı sonucunda, grup içi değerlendirme sonuçlarında her iki grup için; ağrı ve ağrı toleransı, fonksiyonellik ve anksiyete de iyileşme olduğu saptandı (p≤0,005). Ancak gruplar arası karşılaştırmada istatistiksel olarak iki grup arasında üstünlük gözlemlenmedi (p≥0,005).

AğrıBakım verenlerBakım verme yükü+4
Selin Karakaya
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik bel ağrısı olan bireylerde skapula pozisyonunun denge ve fonksiyonellik üzerine etkisinin incelenmesi

Çalışmamızın amacı kronik bel ağrısı olan bireyler ile sağlıklı bireylerin skapula pozisyonunu incelemek, denge fonksiyonellik ve propriosepsiyon ile ilişkisini belirlemek amacıyla tasarlanmıştır. Çalışmamız en az 3 ay süreli ağrı şikayeti olan kronik bel ağrılı (n=40) ve benzer yaş grubu ve fiziksel özelliklerdeki sağlıklı bireyler (n=41) dahil edildi. Bireylerin ağrı şiddeti vizuel analog skala ve ağrı toleransı algometreyle değerlendirildi. Skapular pozisyon değerlendirmesi için lateral skapular kayma testi uygulandı. Bireylerin günlük yaşam aktivitelerindeki fonksiyonelliği Oswestry Disabilite İndeksi ile vücut farkındalığı Fremantle Bel Farkındalık Anketi ile değerlendirildi. Bireylerin proprioseopsiyonunu değerlendirmede gözler açık/kapalı koşullarda lumbal fleksiyon ve gözler açık/kapalı koşullarda lumbal ekstansiyon pozisyonlarında inklinometre cihazı kullanılarak ölçüm yapıldı. Bireylerin dinamik ve statik dengelerini değerlendirmek için biodex denge sistemi kullanıldı. Çalışma sonucumuzda sağlıklı ve kronik bel ağrılı gruplar arasındaki fark incelendiğinde propriosepsiyon (p=0.084), ağrı toleransı (p=0.64) ve skapula pozisyonu (p=0.570) açısından anlamlı ilişki bulunamamıştır. Ancak bireyler arasında sol ayak dinamik (p=0.036) ve statik (p=0.035) ve dinamik çift ayak (p=0.039) dengede anlamlı fark bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Ağrı, Denge, Fonksiyonellik, Kronik Bel Ağrısı, Skapula Pozisyonu

AğrıBel ağrısıDenge+4
Şirin Aktaş
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Related subjects