Classical music
81 theses under this subject heading
Pyotr Ilyich Tchaikovsky'nin Op.62 Pezzo Caprıccıoso adlı eserinin teknik ve müzikal açıdan incelenmesi
Bu araştırma, Pyotr Ilyich Tchaikovsky'nin "Op.62 Pezzo Capriccioso" eserinin müzikal ve teknik analizini kapsamlı bir şekilde sunmaktadır. Bu eser üç ana bölmeden oluşmaktadır. Tchaikovsky'nin bestecilik yeteneğinin farklı yönlerini yansıtmaktadır. İlk bölme, bestecinin melodik zenginliğini ve armonik inceliklerini sergileyerek, eserin duygusal derinliğine dikkat çeker. İkinci bölme, Tchaikovsky'nin Batı müzik tekniklerini ve Rus halk müziği unsurlarını nasıl ustaca harmanladığını gösterir, bu da onun teknik becerisini ve duygusal ifade gücünü ortaya koyar. Son bölme ise, eserin dramatik yapısal özellikleri ve ritmik zenginliği üzerinde durur, bestecinin dinamik bir müzikal anlatı oluşturma kabiliyetini vurgular. Analiz sonucunda, "Op.62 Pezzo Capriccioso"nun karmaşık armonik yapısı ve iç içe geçmiş melodik hatları, müzikal analiz ve teorik çalışmalar için zengin bir kaynak sunduğu sonucuna varılmıştır. Eserin karmaşık yapısı nedeniyle, icracıların vibrato, legato ve doğru arşe kullanımı gibi tekniklerle müzikal ifadeyi ve ton kalitesini artırabilmeleri için viyolonsel teknikleri ve yorumlama konusunda öneriler sunulmuştur.
Frederic Chopin'in Op. 22 Andante Spianato et Grande Polonaise Brillante adlı eserinin teknik ve müzikal açıdan incelenmesi
Bu araştırma, Frederic Chopin'in Op. 22 Andante Spianato et Grande Polonaise Brillante adlı eserini form, armoni ve teknik açılardan kapsamlı şekilde analiz etmektedir. İki bölümden oluşan eser, romantik dönemin karakteristik özelliklerini derinlemesine yansıtmaktadır. Andante Spianato bölümü, Sol Majör tonalitesinde lirik ve yumuşak bir atmosfer sunarken, Grande Polonaise Brillante gösterişli ritimleri, süsleme pasajları ve dans karakteriyle dikkat çeker. Chopin'in bel canto etkisindeki melodik anlayışı, Polonya'ya özgü polonez ritimleri ve yenilikçi armonik yapıları eserin belirgin özelliklerindendir. Analizde, artmış altılı akorlar, Fransız altılı akoru, ani ton değişimleri ve rubato uygulamaları detaylı incelenmiştir. Ayrıca, eserin virtüözite gerektiren pasajları, pedal kullanımı ve teknik zorlukları ele alınarak icracılara öneriler sunulmuştur. Özellikle eserin girişteki yumuşak arpej çalışmaları, orta kısımlardaki süsleme pasajları ve polonezin ritmik coşkusu, icracılara çeşitli teknik zorluklar ve yorum fırsatları sunmaktadır. Bu zorlukların aşılması ise rubatonun doğru uygulanması, süsleme notalarının net duyurulması ve pedallamanın eserin duygusal dokusunu destekleyecek biçimde yönetilmesinin önemli olduğu değerlendirilmektedir. Form ve armoni yönünden detaylı incelenen bu eser, Chopin'in romantik piyano repertuvarına kazandırdığı en önemli yapıtlar arasında yer almaktadır. Bu çalışma hem akademik literatüre katkı sunmakta hem de eseri yorumlamak isteyen piyanistler için teknik ve müzikal rehberlik niteliği taşımaktadır.
Pablo de Sarasate'nin seçilmiş eserlerinin keman tekniği ve müzik estetiği açısından incelenmesi
Pablo de Sarasate (1844-1908), 19. yüzyılın sonlarında hem yorumcu hem de besteci kimliğiyle klasik müzik dünyasında önemli bir figür haline gelmiş, özellikle İspanyol halk müziğinden esinlenen eserleriyle keman repertuvarında kalıcı bir yer edinmiştir. Keman tekniği gereksinimleri ve müzikal anlatım gücü açısından dikkat çeken bu eserler, keman pedagojisi ve yorumculuk pratiği açısından incelenmeye değer nitelikler taşımaktadır. Bu çalışma, Sarasate'nin müzikal mirasını ve keman edebiyatına katkılarını kapsamlı bir biçimde ele alarak, İspanyol Dansları albümünden seçilmiş 3 eserin (Malagueña Op. 21, No. 1, Endülüs Romansı Op. 22, No. 1 ve Playera Op. 23, No. 1) form ve yorum analizlerini içermektedir. Ayrıca Pablo de Sarasate'nin keman tekniğindeki virtüözite unsurları incelenmiş ve seçilmiş eserlerin zorluk dereceleri göz önünde bulundurularak keman öğrencileri için çalışma önerileri sunulmuştur.
Türk bestecilerinin senfonik eserlerinde kullanılan Türk müziği vurmalı çalgılarının teknik ve stilistik özelliklerinin incelenmesi
Bu araştırma, Türk bestecilerinin senfonik eserlerinde kullanılan Türk müziği vurmalı çalgılarının teknik ve stilistik özelliklerinin incelenmesini amaçlamaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden betimsel analiz kullanılmış olup ayrıca tarihsel metot ve doküman analiz yönteminden de faydalanılmıştır. Araştırmaya yönelik olarak senfoni orkestralarında yaygın olarak kullanılan çalgılar kuramsal çerçeve kapsamında ele alınmıştır. Ardından Türk bestecilerinin senfonik eserlerinde kullanılan Türk müziği vurmalı çalgıları anlatılmıştır. Araştırmanın kuramsal çerçevesi oluşturulduktan sonra Türk müziği vurmalı çalgılarının kullanıldığı Türk bestecilerine ait seçili senfonik eserler kaynak tarama yöntemiyle taranmıştır. Tarama sonucu notasına ulaşılabilen vurmalı çalgılar partileri doküman analizi yöntemiyle betimlenmiş teknik ve stilistik bakımdan incelenmiştir. Çalışmaya yönelik olarak Ulvi Cemal Erkin, Nevit Kodallı, Ferit Tüzün, Muammer Sun ve Fazıl Say'ın seçilmiş senfonik eserlerindeki Türk müziği vurmalı çalgılarının kullanımı örneklem olarak alınmıştır. Araştırmanın sonucu olarak; Türk bestecilerinin senfonik eserlerinde darbuka, asma davul, zil, def, kaşık, kudüm gibi çalgıların kullanıldığı, özellikle Türk müziği motiflerinden oluşan pasajlarda Türk müziği vurmalı çalgıların otantik özelliklerinden yararlanıldığı tespit edilmiştir. Yapılan bu çalışmanın senfonik müziğin yazımında Türk müziği vurmalı çalgılarının kullanımını akademik platforma taşıması, senfonik müzikler yazacak besteciler ve vurmalı çalgılar icracıları için bir çalışma rehberi niteliği taşıyacağı düşünülmektedir.
Güzel sanatlar fakültelerinde korrepetisyon: Öğrenci, öğretim elemanı ve yönetici görüşleri
Müzik eğitimi, içinde çalgı eğitimi, şan eğitimi, solfej eğitimi, armoni eğitimi v.b. dallara ayrılan çok yönlü bir süreçtir. Müzik eğitiminin hangi dalı olursa olsun piyanonun hem solo hem de eşlik çalgısı olarak işlevsel bir şekilde kullanıldığı bilinmektedir. Bu araştırma; güzel sanatlar fakülteleri müzik bölümü öğrencileri, öğretim elemanları ve yöneticilerinin korrepetisyon (eşlik) ile ilgili görüşlerinin değerlendirilmesi amacını taşımaktadır. Araştırmanın amaçları doğrultusunda; öğretmen, öğrenci ve yönetici görüşleri alınarak güzel sanatlar fakültelerinde Korrepetisyon dersine ilişkin durum tespiti yapılmıştır. Örneklem seçilirken ders programlarında korrepetisyon dersi bulunmayan güzel sanatlar fakülteleri tercih edilmiştir. Araştırmada nitel araştırma teknikleri kullanılmıştır. Araştırma, taşıdığı amaç, bu amaca uygun olarak izlenen yöntem ve toplanan verilerin niteliği açısından betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini ise; seçkili örneklem tekniği ile seçilen ve ders programında korrepetisyon dersi bulunmayan güzel sanatlar fakültelerinde piyano derslerini yürüten öğretim elemanları, çalgı ve şan derslerini yürüten öğretim elemanları, kurum yöneticileri ile üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmaya toplam 5 yönetici, 6 öğretim elemanı ve 11 Çalgı ve şan öğretim elemanı ve 36 öğrenci katılmıştır.
Türk bestecilerin orkestra eserlerinde bas klarnet kullanım durumu
-Bu çalışmada Türk bestecilerin orkestra eserlerinde ki bas klarnet kullanım durumları incelenmektedir. Eserlerin incelenmesi Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası envanterinde kayıtlı bulunan Türk bestecilerin eserleriyle sınırlandırılmıştır. Birinci bölümde klarnet ve bas klarnetin tanımı ile tarihsel gelişim sürecinden bahsedilmiş olup, klarnetin müzikteki yeri ve önemine değinilmiştir. İkinci bölümde Cumhuriyetin ilanı ile gelen çağdaş Türk müziği devrimi ele alınmış, bu gelişimin etkisiyle ortaya çıkan Türk Beşleri'nin hayatları incelenmiş ve devamında gelen ikinci, üçüncü, dördüncü kuşak Türk bestecilerin kimler olduğuna kısaca değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası envanterinde eserleri bulunan Türk bestecilerin, eserlerinde bas klarnet kullanıp kullanmadıkları, çok sesli Türk müziğinde bas klarnetin kullanım durumu ve etkenleri tespit edilmiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen verilerde Türk bestecilerin orkestra eserlerinde bas klarneti tercih etme eğilimlerinin, dönemsel, eğitim ve başka nedenlere dayanılarak farklılıklar ortaya çıkarmış olabileceği analiz edilmeye çalışılmaktadır.
Bestecilerin kendi eserlerinden yaptıkları gitar transkripsiyonlarının incelenmesi
Bu çalışmada, gitar transkripsiyon literatüründe ender olarak rastlanan, bestecinin kendisi tarafından yapılmış olan gitar transkripsiyonları incelenmiştir. Söz konusu eserlerden seçilen örnekler, transkripsiyonun temel ilkeleri kapsamında ele alınmış ve bu ilkelere ne derecede bağlı kaldıkları değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, yapılan literatür taraması sonucunda notalarına ulaşılabilen bütün eserler değerlendirmeye alınmış, bunun sonucunda da her biri ayrı bir besteciye ait olan üç eser incelenmiştir. Eserlerin orijinal versiyonları ile gitar transkripsiyonlarının ölçü bazında karşılaştırması yapılarak, arada melodi, armoni ve ritm açısından ne gibi farklılıklar olduğu belirlenmiş, elde edilen veriler ışığında bestecilerin transkripsiyonda, eserin aslına ne derecede bağlı kaldıkları yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, elde edilen bulguların genel çerçevede bir özeti çıkarılmış, amaç ve hedefler doğrultusunda elde edilen sonuçlar açıklanarak gelecek araştırma ve çalışmalara ışık tutacak öneriler verilmiştir.
Bir Tutti'ye motif-yapı temelli analitik bakış: Gershwin, Fa Majör Piyano Konçertosu, I
Müzikte "bir eserin tematik kimliğe sahip en küçük yapı birimi" olarak tanımlanabilecek olan ve ilişkin olduğu eserin pek çok noktasında, aynen ya da farklılaştırılmış biçimleriyle defalarca yinelenen motif, bu yönüyle bütünlüğü sağlayıcı hayati bir unsurdur. Şu halde, motif-yapı analizi, bir eserde form inşasına yönelik bir değerlendirme yapabilmek için bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Literatürde çok sayıda motif analizi bulunmasına rağmen, bünyesinde caz öğelerini yoğun oranda barındıran Klasik Batı Müziği eserleri söz konusu olduğunda, motif temelli bir analitik çalışmaya neredeyse rastlanmamaktadır. "Caz ile ciddi senfonik müziği bütünleştiren" en önemli isimler arasında yer alan George Gershwin'in bir başyapıtı olarak kabul gören Fa Majör Piyano Konçertosu'nun sadece 50 ölçü uzunluğundaki birinci bölüm Tutti'si, motifsel örgü yoğunluğuyla dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, anılan Tutti üzerinde, motiflerin yinelenme ve Tutti geneline dağılma karakteristiğini ortaya koymayı amaçlayan bir motif-yapı analizi gerçekleştirilmektedir. Altı ayrı işlem basamağını kapsayan analiz; Tutti'nin, 6 ana motif grubu altında toplanan 552 motife ev sahipliği yaptığını, Tutti'de motif kullanımına sahne olmayan tek bir ölçü dahi bulunmadığını ve motiflerden dördünün, swing hissiyatı ve Charleston ritmi özelinde cazdan kaynaklandığını gözler önüne sermektedir. Anahtar Sözcükler: Gershwin, Fa Majör Piyano Konçertosu, Allegro, Tutti, motif-yapı analizi
Maveraünnehir'den Anadolu'ya; İran ve Türk müziğinin yaklaşımının incelenmesi
The whole territory of the Islamic East, from Uighur to Morocco, has been fertilized by the distribution of traditional Makam music which rooted in same tradition. Such a wide distribution in historical geography has been made possible by the leverage of Islam and wars and by the transmission of cultural trade. This thesis aims to investigate the diffusion of music from Transoxiana to Anatolia with the focus on the Iranian music and Ottoman music. In this research, we mainly focused on Iranian and Turkish Traditional Makam music which had been developed in courts and important cities of dynasties through history. The role of court musicians and musician immigrants was crucial in diffusion of music within this geography. 'Herat' and 'Samarkand' in Transoxiana region and 'Bursa' and 'Istanbul' in Anatolia were among important cities in diffusion and interaction of different music and cultures. Great musicians like Farabi, Abu Ali-Sina, Safi al-Din Urmawi, and Abd al-Qadir Maraghi which were known as Makami music predecessors, had significant role in the diffusion of music from Transoxiana and Anatolia. This qualitative research is mainly based on historical documentary content analyses. I mainly used the methodology of documentary research and content analyses. My data also was the combination of primary and secondary sources I also used and examined the cultural diffusion theory which belongs to cultural anthropology field. According to historical sources and musical analyzes, it can be concluded that the Ottoman music had been interacted with Iranian music mostly in Timurid and Safavid periodsaccording to musical anylysis and comparison in Terms of Intervals, Tetrachords, and Dastgahs and Makams, it can be concluded that for the three of Intervals; "Tanini", "Bakiyye", and "Mujannab", we can say that while in Turkish music Mujnnab is divided into two big and small Mujannab and in Iranian music there is only one Mujannab. Coming to the Tetrachords of Both music it is obvious that "Kurdi" and "Chargah" Tetrachords in Turkish music are similar to the "Dashti" and "Mahour" Tetrachords in Iranian Classical music. It can be concluded that the Iranian Classical music and Turkish Classical music both carry the same or very identical musical culture and tradition which is known as makam music, and it is common music of Iranians, Turks and Arabs which has been fertilized and developed through history by the cultural interactions and exchanges in this region. Keywords: Ottoman Music, Iranian Music, Makam Music, Transoxiana, Anatolia, Cultural Diffusion.
Niyazi Sayın, Sadrettin Özçimi, Ahmed Şahin ve Yavuz Akalın özelinde ney sazında tavır ve ekol ilişkisi
Ney sazının icrâsında Klasik Türk Mûsikî ekolünün temsilcisi olan Niyazi Sayın, geliştirdiği teknikler ile neyde elde edilmesi zor olan perdelerin icrâsını mümkün kılmıştır. Bu teknikler kendine özel dudak vibratosuyla, çarpmalarıyla, glissandolarıyla ve vurgularıyla şekil almış, melodik değişkenler ile kendini tamamlar nitelikte olmuştur. Bu çalışmada öncelikli olarak ney sazının tarihçesinden bahsedilmiş sonrasında tavır meselesi Türk Mûsikîsi ve ney sazı özelinde ele alınmıştır. Analizi yapılacak olan icrâların tavır unsurlarını belirlemek açısından meşk sisteminde öğretilen yöntemler esas alınmış ve nüanslar belirlenmiştir. Başka bir başlıkta tavrı belirleyen unsurların tanımları verilmiş, analizleri yapılan icrâlardan örnek şekiller verilmiştir. Ekol ve meşk meselesi Türk Mûsikîsi ve ney özelinde ele alınmış, Niyazi Sayın ve öğrencilerinin meşk silsilesinin yer aldığı biyografilere yer verilmiştir. Çalışmada incelemeleri yapılan peşrev ve saz semâisinin tanımlaması yapılmıştır. Çalışmanın bulgular bölümünde Neyzen Niyazi Sayın'ın ve onun talebelerinden Sadrettin Özçimi, Ahmed Şahin ve Yavuz Akalın'ın ney sazındaki tavır unsurları bireysel ve karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmada icrâ incelemeleri yapılan eserler Nedim Ağa'nın Sultânîyegâh peşrevi ve Saz semâisi olmuştur. Ait olunan meşk silsilesinin ve ekolün tavır açısından önemli oluşu hipotezine dayanarak somut biçimde eser icrâlarının tavır unsurları incelenmiş ve aralarındaki benzerlikler gösterilmiştir.
Rahmi Bey'in hayatı ve yirmi iki eserinin müzikal açıdan incelenmesi
Bu çalışmada, Rahmi Bey'in musiki harici ve sanat hayatı ile birlikte her bir makamdan birer adet olmak suretiyle seçilmiş yirmi iki eserinin makam ve form analizleri yer almaktadır. Rahmi Bey'in musiki harici hayatında devletin çeşitli kurum ve kademelerinde önemli görevlerde bulunduğu; bu görevleri de musikide göstermiş olduğu üstün başarı, incelik ve hassasiyetle tamamladığı taranan kaynaklar vasıtasıyla ortaya konulmuştur. Rahmi Bey'in sanat hayatı boyunca otuz sekiz adet eser bestelediği tespit edilmiştir. Bu otuz sekiz adet eser, makam, usûl, form ve güftekâr adına göre tablo ve sayı grafiği halinde gösterilmiştir. Rahmi Bey'in otuz sekiz eserinde yirmi iki ayrı makam kullandığı tespit edilmiş her bir makamdan birer adet eser seçilerek seçilen bu eserlerin makam ve form analizleri yapılmıştır. Seçilen yirmi iki adet eserin makam ve form analizleri yapılırken Prof. Mutlu Torun'un ders notlarındaki "Türk Müziği Makamlarına Analitik Yaklaşım" ve "Eser Analizi" yöntemleri kullanılmıştır. İncelenmek üzere seçilen yirmi iki eserin öncelikle makam analizi yapılarak, kullanılan çeşniler ve çeşnileri oluşturan melodik çekirdekler tespit edilmiş ve şekiller yöntemi ile gösterilmiştir. Bu eserlerin form analizleri de incelenmek suretiyle eserlerin form biçimi ve yapısı ayrıntılı olmak üzere şekiller yöntemi ile gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Rahmi Bey, Form Analizi, Makam Analizi.
Carl Friedrich Zelter'in mi bemol majör viyola konçertosunun biçimsel analizi
Bu çalışmada viyola çalgısıyla ilgili klasik dönemde yazılmış konçertolardan biri olan Carl Fredrich Zelter'in mi bemol konçertosunun yapısal analizi yapılmıştır. Bu çalışma klasik dönem bestecilerinden biri olan Carl Friedrich Zelter'in viyola çalgısı için bestelemiş olduğu tek viyola konçertosu olan mi bemol majör viyola konçertosunun detaylı bir analizini yapmak dönem hakkında genel bilgiler vermek ve bu doğrultuda eserle ilgili çalışma yapmak isteyenlere yarar sağlamak amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırmanın kapsamı Carl Friedrich Zelter'in mi bemol major tonunda yazmış olduğu konçertodur. Yapılan çalışma kapsamında eserin üç bölümden oluştuğu tespit edilmiş olup birinci bölümün sonat allegrosu formunda ikinci bölümün lied formunda üçüncü bölümün rondo formunda yazıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda öncelikle eser parçalara ayrılarak müziksel açıdan yorumlanmış daha sonra eserin içinde bulunan müzikal yapılar ortaya çıkarılmış ve ayrı olarak tablolaştırılmıştır. Daha sonra bölümlerin içerisinde yer alan armonik yapılar tablolaştırılmış ve sık kulanılan ritim kalıpları belirlenerek en çok kullanılan ritim kalıpları tablo ve grafik şeklinde gösterilmiştir.
Katalan viyolonselci Gaspar Cassadó'nun icracı, besteci ve uyarlayıcı yönleriyle incelenmesi
Barselona doğumlu, Pau Casals'dan sonra Katalan kökenli viyolonselcilerin arasında önemli bir yeri olan Gaspar Cassadó (1897-1966) günümüzde çok fazla tanınmamaktadır. Bunun başlıca nedeni de kendisinin müziğe ilişkin inanış ya da yaklaşımları hakkında herhangi bir yazılı belge bırakmamış olması ve kapsamlı röportaj ve çalışmalarda yer almamış olmasıdır. Eserlerinin önemli bir bölümü eşi Cheiko Hara'nın mirasçıları tarafından Tokyo'da Tamagawa Üniversitesi Eğitim Müzesi arşivine bağışlanmıştır. Ayrıca, Siena'da Academia Chigiana kütüphanesinde birkaç mektup ve nota, Biblioteca de Catalunya'da G. Cassadó'nun babasına ithaf edilmiş bir arşivde kuramları yer almaktadır. Bu çalışmada Gaspar Cassadó'nun icracı, besteci ve uyarlayıcı kariyeri araştırılmış ve kayıtları, orijinal kompozisyonları ve uyarlamaları araştırılarak listelenmiştir. Araştırmanın devamında G. Cassadó'nun, Çaykovski op.72 Piyano Parçalarından uyarladığı Mi Majör Viyolonsel Konçertosunun analizine yer verilmiştir. Çalışmada özellikle uyarlama biçiminin seçilmesinin nedeni, G. Cassadó'nun çalışmaları içinde uyarlamaların ağırlıklı olmasıdır. Bu bağlamda seçilmiş olan Mi Majör Viyolonsel Konçertosunun oluşumunda, Çaykovski op.72 Piyano Parçalarının içinden seçilmiş dokuz parçanın uyarlanması, tematik analiz yöntemiyle açıklığa kavuşturulmuştur. Çalışmanın amacı, G. Cassadó'nun yaşamı, öğretme metotları, eserleri ve transkripsiyon yöntemleri ile ilgili bilgileri derleyerek, öğrencilerin eserleri teknik ve müzikal açıdan sergilemelerini kolaylaştırmaktır. Anahtar Kelimeler: Cassadó, Çaykovski, viyolonsel, uyarlama, viyolonsel konçertosu
Saygun müziğinde makam soyutlamaları: Piyano Konçertosu, op. 34, I
Geleneksel bir malzemeden yararlanarak yeni müzik yazma gayesinde olan her bestecinin, söz konusu materyali otantik şekliyle kullanmayacağı, onun, birtakım yöntemlerle meydana getirdiği çeşitli yansımalarına, izlerine, bir başka deyişle soyutlamalarına yer vereceği açıktır. Bu durum, Ahmed Adnan Saygun'un müziği için de geçerlidir: Çokseslilikte makamları birer renk olarak gördüğü ve tampere sistem içinde serbestçe kullandığı yönündeki ifadeleri, doğal olarak Saygun müziğindeki makam soyutlamalarının art alanını teşkil etmektedir. Bu çerçevede, bestecinin Op. 34, 1 numaralı Piyano Konçertosu'nun birinci bölümünün ilk 37 ve son 17 ölçüsünü, ses organizasyonu bağlamında irdeleyen bu çalışma; oldukça kısa iki Saygun kesitinde "hangi makamların, nasıl soyutlandığı" ve "makam dışı ses malzemelerine yer verilip verilmediği" sorularına yanıt aramayı amaçlayan özgün bir analiz niteliği taşımaktadır. Gerçekleştirilen analiz doğrultusunda, Saygun'un makam soyutlama yaklaşımına ışık tutacağına inandığımız şu iki kritik sonuca ulaşılmıştır: • Seslendirme süreleri, sırasıyla 2 dakika ve 30 saniyeyi dahi bulmayan söz konusu iki kısa kesit; bünyesinde barındırdığı 7 farklı makam ve 1 tavır soyutlaması ile, son derecede zengin ve girift bir teorik art alana işaret etmektedir. • Kesitlerde, Batı müziği kökenli 4 diziye de yer verilmiş oluşu, kanımızca, bestecinin "Doğu-Batı arası müzik köprüsü" kimliğinin açık bir kanıtıdır.
Turgay Erdener'in gitar müziğine katkıları
Bu çalışmada Turgay Erdener'in yapmış olduğu besteler ve gitar için yazdığı eserlerin bestelenme süreçleri, ilk seslendirilişleri, kayıt durumları, edisyon durumları ve gitar müziğinin gelişimi için kendisi ile yapılan görüşme incelenmiştir. "Giriş" bölümünde klasik gitarın tarihsel gelişimi, klasik gitar türleri ve Türkiye'de klasik gitarın gelişimi anlatılacaktır. 1. Bölümde Turgay Erdener'in hayatı ve gitar müziğine katkıları anlatılarak problem durumuna değinilecektir. "Yöntem" bölümünde araştırmanın modeli, evren ve örneklemi, verilerin nasıl toplandığı ve bunların nasıl analiz edildiğine ilişkin bilgiler verilecektir. "Bulgular ve Yorumlar" bölümünde elde edilen bulgulara ve bunlara ilişkin yorumlara yer verilecektir. "Sonuç ve Öneriler" bölümünde ise elde edilen bulgular doğrultusunda ulaşılan sonuçlarla birlikte öğrencilere, bestecilere ve gitaristlere katkı sağlayacağı düşünülen önerilere yer verilecektir.
Türk müziğinin gelişim sürecinde hafızlık geleneğinin rolü
Türk müziği Türklerin İslamiyet'i kabul etmelerinden sonra büyük değişimler göstermiş sanat müziği ve halk müziğinin yanı sıra dinî musiki formunda da müzik üretimleri yapılmıştır. Gerek icra, bestecilik ve nazariyatta gerekse musikinin içeriğine yansıyan incelikli bir sanat anlayışıyla bu üretimler arasında hafızlık geleneğinin önemi her dönem vurgulanmıştır. Hafızlığın Türk müziğinin gelişiminde ne denli etkili olduğu ve hatta musikişinaslar arasında zikredilen "Türk müziği hafızların sırtında gelişmiştir'' sözü bu konunun önemini ziyadesiyle vurgulamaktadır. Bu çalışmada hafızlık geleneğinin Türk müziğinin gelişimine ne gibi katkılar sağladığı, kimlerin bu konuda öne çıktığı betimsel tarama yöntemiyle tespit edilip anlatılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde hafızlığın muhtevasından ve tarihçesinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde ise müziğin İslam tarihindeki yerine ve gelişimine değinilmiştir. İslam'ın müziğe bakış açısı Kur'an ve hadis kaynaklarından yararlanılarak yorumlanmıştır. Son bölümde Türk müziğinde önem arz eden beş hafız musikişinas hakkında çalışmalar yapılmış, bu musikişinasların meşk geleneğindeki rolleri ve bu geleneğe katkıları ortaya konmuştur.
Güzel sanatlar liseleri müzik bölümlerinde yan flüt eğitimi alan öğrencilerin teknik çalışma programları ve teknik çalışma farkındalıkları üzerine bir inceleme
Müzik duygu ve düşüncelerin sesler yardımıyla ifade edilebildiği evrensel bir dildir. Her ülkenin kendi müzik dili birbirinden farklılık gösterse de temelde aynı amaca hizmet etmiştir. Fakat temel müzik teorisi sarsılmaz ve değişmezdir. Müziğin teorisini yani müzik dilini öğrenebilmek, çalgı öğrenebilmek ve müzik eğitimcisi olabilmek için eğitimcilere ve müzik eğitimi veren kurumlara ihtiyaç vardır. Bu ihtiyacı karşılamak adına türlü eğitim kurumları açılmıştır. Birçok ülkede mesleki müzik eğitimi veren kurumlara yer verilmiştir. Bunlar başlıca Güzel Sanatlar Liseleri ve müzik eğitimi veren üniversiteler olarak kategorize edilebilir. Türkiye'de güzel sanatlar liselerinde müzik eğitimi alan öğrencilerin mutlaka bir çalgı seçimi yapması gerekir. Bu çalgılar arasında nefesli çalgılar kategorisinde flütün de barındığı görülür. Flüt eğitimi her çalgının eğitiminde olduğu gibi disiplin, azim ve teknik çalışma bilinci gerektirir. Flütte teknik bilgiler aşamalı olarak öğrenildiği ve uygulandığı için düzenli teknik çalışma ve tekrarlar öğrenciye seviye atlatacaktır. Bununla birlikte öğrenci herhangi bir eseri çalışmadan önce genel teknik çalışmalarını gerçekleştirmelidir. Bu sayede vücudunu eser çalmaya hazırlamış olacaktır. Öğrencilerin bireysel özelliklerine ve ders planlarına göre teknik çalışma programı oluşturulmalıdır. Öğrenci düzeylerini belirlemede eğitimci, teknik çalışma programı oluşturmada ise öğrenci rol almalıdır. Bu düşünceden yola çıkılarak araştırmada, ülkemizde bulunan güzel sanatlar liseleri müzik bölümlerinde flüt eğitimi gören öğrencilerin teknik çalışma bilinci düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada tarama modeli kullanılmış ve Araştırmanın evrenini Türkiye'deki 87 Güzel Sanatlar Lisesinde eğitim gören tüm flüt öğrencileri ve eğitim veren tüm flüt öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise basit tesadüf yöntemi ile belirlenen Aksaray Güzel Sanatlar Lisesi, Ankara Güzel Sanatlar Lisesi, Antalya ATSO Güzel Sanatlar Lisesi, Aydın Yüksel Yalova Güzel Sanatlar Lisesi, Isparta Güzel Sanatlar Lisesi, Konya Çimento Güzel Sanatlar Lisesi, Kırşehir Güzel Sanatlar Lisesi, Tokat Güzel Sanatlar Lisesi, Van Güzel Sanatlar Lisesi, Bursa Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi ve bu eğitim kurumlarındaki 10 öğretmen ve 70 öğrenci oluşturmaktadır. Verilerin toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Verilerin toplanması için çeşitli alan yazılar ve anket kullanılan çalışmalar incelenmiştir. Uygulanan anket, likert tipi ve açık uçlu sorularla oluşturulmuştur. Hazırlanan ölçme aracından elde edilen veriler değerlendirme ölçeği kullanılarak sayısallaştırılmıştır. Araştırma kapsamında, katılımcıların anket sorularına vermiş olduğu cevapların dağılımını belirlemek için yüzde-frekans analizi kullanılmıştır. Aynı zamanda, katılımcıların anketteki ifadelere katılım düzeylerini değerlendirmek için ortalama, mod ve medyan değerleri hesaplanmıştır. Analizler, SPSS 25.0 istatistik paket programı kullanılarak değerlendirilmiş, istatiksel olarak frekans (f) ve yüzde (%) dağılımını ifade eden tablolarla gösterilmiş ve yorumlanmıştır. Ankette kullanılan açık uçlu sorularda ise içerik analizi yapılmıştır. Araştırmada yapılan öğrenci anketinde verilen cevapların nicel analizi doğrultusunda öğrencilerin çoğunluğunun eser çalışmadan önce yapacakları teknik çalışmaların farkında oldukları ve teknik çalışmaları uyguladıkları, aynı zamanda teknik çalışma programlarının olduğu, nitel analizi doğrultusunda eser çalışmadan önce yaptıkları teknik çalışmaların duruş ve tutuşa dikkat, diyafram egzersizleri, uzun ses çalışmaları, dizi ve gam çalışmaları, artikülasyon çalışmaları, ton ve arpej çalışmaları, solfej çalışması, eser analizi, eseri dinleme, eserin dönemine ait bilgi edinme, metronoma dikkat, beden rahatlığı için çalışmalar olduğu sonuçları ortaya çıkmıştır. Öğretmen anketine verilen cevapların nicel analizi doğrultusunda öğretmenlerin öğrenciler ile işledikleri flüt derslerinde teknik çalışmalara yer verdikleri, teknik çalışmalar doğrultusunda derslerin ilerlediği, nitel analizi doğrultusunda öğrencilerine eser çalışması yaptırmadan önce yaptırdıkları çalışmaların diyafram çalışması, uzun ses çalışması, dizi çalışması, gam çalışması, arpej çalışması, artikülasyon çalışması, eserin bonası, eserin solfeji, eserin dinletimi, eserin öğretmen tarafından örneklenmesi, eserin dönemi hakkında bilgilendirme, nüans çalışması, metronom çalışması ve müzikalite çalışması olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
The effect of music on EEG in children with epilepsy
Epilepsi, çocuklarda oldukça sık görülen nörolojik bozukluklardan biridir. Günümüzde öncelikle çeşitli ilaç terapileri ile tedavi edilmeye çalışılsa da, hastaların bir kısmı mevcut antiepileptik ilaç (AEİ) tedavilerine dirençlidir. İlaç dirençli epilepsi tedavisinde cerrahi müdahale, nöromodülasyon, diyet tedavisi, müzik terapisi ve "Mozart Etkisi", sanat terapisi, yaşam tarzı değişiklikleri, davranışsal müdahaleler ve tıbbi esrar kullanımı gibi pek çok ikincil tedavi seçenekleri uygulanmaktadır. Literatürde müzik terapisi adı altında yapılan çalışmalarda Mozart etkisinin tanımlandığı ve çocuklarda çeşitli çalışmalar yapıldığı görülmektedir; fakat bu çalışmaların sayısı oldukça azdır. Özellikle Mozart'ın "Sonato for two pianos in D major, K448" ile yapılan çalışmalar dikkat çekicidir. Mozart müziği ile birçok müzik çeşidi kıyaslanmış fakat; literatürde Klasik Türk Musikisi/Makam Müziği ile yapılan, hatta doğu müziği ile yapılan herhangi bir çalışma görülmemiştir. Bu çalışmada, epilepsili çocuklarda müzik dinletisinin elektroensefalografi (EEG) üzerindeki etkisini incelemek istedik. Çalışmamız, Klasik Türk Musikisi/Makam Müziği ile literatürde yapılan ilk çalışmadır. Özellikle Anadolu medeniyetlerinde ve Türk Tıp Tarihinde müzikle tedavilerin çeşitli şekillerde yapıldığı bilinmektedir, bu nedenle; çalışmamızın bu konuda öncü olmasını umuyoruz. Çocuk Nörolojisi polikliniğimize 01/02/2022 ve 01/08/2022 tarihleri arasında başvurmuş olan, epilepsi tanısı ile takipli, 5-18 yıl yaş arası hastalar prospektif olarak incelendi. Hastanemiz etik kurulundan 2022/3899 sayılı karar ile etik onay alındı. Çalışmaya dahil edilen hastaların yaşı, cinsiyeti, nöbet tipleri, kullandıkları AEİ tedavisi, ne kadar süredir epilepsi hastası oldukları ve en uzun nöbetsiz süreleri kaydedildi. Çalışmada, hastaların rutin takibinde planlanmış olan uyku EEG'leri çekildi. EEG çekimi hastalar uyuduktan sonra başlatıldı. Hastalara önce 5 dakika bazal müziksiz EEG çekildi. Ardından 8 dakika Mozart K448 dinletisi esnasında EEG kaydı alındı. Daha sonra 5 dakika müziksiz EEG çekimi yapıldı (1. ara). Ardından 8 dakika Tanburi Cemil Bey'e ait "Hüseyni Oyun Havası" dinletilerek EEG kaydı alındı, son olarak müziksiz 5 dakika EEG çekimi yapılarak (toplam beş bölüm), EEG çekimi sonlandırıldı (son ara). EEG çekimi esnasında dinletilen müziğin şiddeti bir metre mesafeden normal insan konuşma sesi desibeli (dB) olan 58 dB'e ayarlandı, tüm EEG kaydı esnasında standardize edildi. Hastaların çekilmiş olan uyku EEG'leri, aynı Çocuk Nörolojisi uzmanı tarafından değerlendirilerek EEG'lerde mevcut olan diken-dalga kompleksleri sayıldı. Toplam diken-dalga kompleksleri sayısı, saniye cinsinden bölüm süresine bölündü, 100 ile çarpılarak mevcut olan bölümün epileptik aktivite indeksi ( EAİ) % cinsinden hesaplandı. Elde edilen % cinsinden veriler, EAİ olarak adlandırılarak istatiksel analize sunuldu. İstatistiksel analizler için SPSS 27.0 programı kullanıldı ve p<0,05 olması anlamlı kabul edildi. Çalışmaya on beş hasta alındı. Çalışmaya dâhil edilen on beş hastanın yaş ortalaması 8,73±3,34 yıl, yaş ortancası 8,00 yıl (6,00-9,00 yıl), %66,70'si (n=10) erkek, %33,30'ü (n=5) kız idi. Hastaların %80,00'ı (n=12) jeneralize nöbet, %20,0'si (n=3) fokal nöbet nedeniyle takipli, 40,00'ı (n=6) valproik asit, %33,30'ü (n=5) levetirasetam, %26,70'si (n=4) karbamazepin tedavisi almakta idi. Hastaların ortalama 28,06±28,27 ay, ortanca 12,00 aydır (6,00-60,00 ay) epilepsi hastası olduğu, en uzun nöbetsiz geçirdikleri süre ortalamasının 21,40±17,12 ay, ortancasının 16,00 ay (6,00-32,00 ay) olduğu tespit edildi. Hastalarda nöbetsiz geçen en uzun süre ortancası valproik asit kullananlarda 29,00 ay (9,50-40,50 ay), levetirasetam kullananlarda 24,00 ay (10,50-40,00 ay), karbamazepin kullananlarda 6,00 aydı (4,50-9,00 ay). Hastaların kullandıkları AEİ türüne göre nöbetsiz geçen en uzun süreleri benzer tespit edildi (p=0,067). Hastaların müzik öncesi bazal EEG'de meydana gelen EAİ ortalaması 13,12±9,67, ortancası 10,60 (4,07-21,20), Mozart müziği sırasında meydana gelen EAİ ortalaması 17,96±13,75, ortancası 16,00 (8,40-24,00), 1. arada meydana gelen EAİ ortalaması 17,87±15,13, ortancası 10,30 (8,20-25,00), Hüseyni Oyun Havası sırasında meydana gelen EAİ ortalaması 13,30±7,30, ortancası 7,30 (3,90-22,70), Hüseyni Oyun Havası sonrasında son arada meydana gelen EAİ ortalaması 9,79±10,40, ortancası 5,50 (1,30-18,90) idi. Hastaların beş bölümde hesaplanan EAİ değerlerinde anlamlı farklılık olduğu saptandı. Farkın, son aradaki EAİ'nin, Mozart dinlenirken ve Mozart sonrasındaki 1. ara dönemde hesaplanan EAİ'nden daha düşük olmasından kaynaklandığı tespit edildi (p=0,002). Bazal EEG'de hesaplanan EAİ'nin erkek hastalarda ortalaması 11,81±8,93, kız hastalarda ortalaması 15,76±11,63 idi. Mozart dinletilmesi sırasında hesaplanan EAİ'nin ortalaması erkek hastalarda 17,05±15,20, kız hastalarda 19,78±11,60, 1. ara dönemde hesaplanan EAİ'nin ortalaması erkek hastalarda 13,75±9,81, kız hastalarda 26,12±21,39'du. Hüseyni Oyun Havası dinletisi sırasında EAİ ortalamasının erkek hastalarda 10,60±8,82, kız hastalarda 18,70±14,47, son aradaki EAİ ortalamasının ise erkek hastalarda 10,37±9,68, kız hastalarda 8,62±12,85 olduğu tespit edildi. Epilepsi hastalarının EEG çekimindeki her bölümde hesaplanan EAİ'nde cinsiyete göre anlamlı farklılık olmadığı saptandı (p=0,174). Jeneralize nöbeti olan hastaların bazal bölümdeki ortalama EAİ değeri 12,94±10,00, Mozart dinlenirken hesaplanan ortalama EAİ değeri 17,71±14,82, 1. ara dönemde hesaplanan ortalama EAİ değeri, 18,25±16,80, Hüseyni Oyun Havası dinlenirken hesaplanan ortalama EAİ değeri 12,69±11,76, son arada hesaplanan ortalama EAİ değeri 9,35±10,17 idi. Fokal nöbeti olan hastaların bazal bölümdeki ortalama EAİ değeri 13,86±10,20, Mozart dinlenirken hesaplanan ortalama EAİ değeri 18,93±10,63, 1. ara dönemde hesaplanan ortalama EAİ değeri 16,33±6,79, Hüseyni Oyun Havası dinlenirken hesaplanan ortalama EAİ değeri 15,73±10,30, son arada hesaplanan ortalama EAİ değeri 11,52±13,51 idi. Hastaların her bölümde hesaplanan EAİ'nin nöbet türüne göre anlamlı değişim göstermediği belirlendi (p=0,971). Hastaların bazalde, Mozart sırasında, 1. arada, Hüseyni Oyun Havası sırasında ve son arada hesaplanan EAİ değerlerinin, kullanılan AEİ'a göre de anlamlı farklılık göstermediği saptandı (p=0,772). Çalışmamızın sonucunda, literatürden farklı olarak hem Mozart müziği hem de Hüseyni Oyun Havası esnasında EEG'lerde bazal müziksiz EEG'lere göre epileptiform aktivitede azalma saptamadık. Bu literatürde bildirilen sonuçlarla çelişiyordu. Bu konuda, daha geniş örneklemlerin ele alındığı, farklı makam müzikleri ile Mozart'ın kıyaslandığı daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.
Nesnel hacim akustiği parametreleri ile psikoakustik algı kriterleri ilişkisinin orkestral müzik ile araştırılması: Elmıa Konser salonu örneği
Psikoakustik: Antik Yunan felsefesi ile sanat, müzik ve insan bağlamında doğmuş bir bilim dalıdır. Ancak müzik de diğer sanat dalları gibi din baskısı altında kalıp gelişememiştir. Müzik ile beraber psikoakustik de unutulmaya yüz tutmuştur. Rönesans, Barok ve Klasik dönemde (Klasisizm) felsefeye ve doğaya yeniden dönüş sayesinde yüzyıllardır gün yüzü görmemiş konular yeniden tartışılmaya başlamıştır. Bunlardan biri psikoakustik olmuştur. Müziğin halkın ulaşabileceği seviyeye inmesi, düşünce özgürlüğünün tam olarak gerçekleşmesi sayesinde psikoakustik (işitsel algı) de yeniden incelenmeye başlamıştır. O tarihten sonra müzik de psikoakustik de gelişim göstermiştir. Psikoakustik, sesin olduğu hemen her yerde var olan bir bilim dalıdır. Hacim akustiği ise yaklaşık yüzyıldır üzerinde çalışmalar yapılan bir alandır, genel olarak mimari akustik ve görsel sanatlar ile yakından ilişkilidir. Hacim akustiğinin kapalı mekanlarda temelleri 1900'lerin başında W. C. Sabine'nin Harvard Üniversitesi, Fogg Sanat Müzesi çalışması ile atılmıştır. Teknolojik imkanlar, gelişen ve genişleyen konfor ihtiyaçları akustik konfor parametresinin öne çıkmasını sağlamıştır. Henüz çok yeni bir çalışma alanı olup hızla gelişim göstermektedir. Bu tez, mekânsal ve zamansal değerlerden etkilenen nesnel hacim akustiği parametrelerinin işitsel algıyı etkileyen psikoakustik algı kriterleri ile olan ilişkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Psikoakustik algı kriterleri sistematik olmayan literatürden toparlanmış ve hacim akustiği bağlamında değerlendirilmiştir. Tez çalışması kapsamında iki ayrı veri elde etme yöntemi kullanılmıştır: Teorik ve deneysel çalışma. Teorik çalışma, simülasyon üzerinden yapılmış olup Elmia Konser Salonu ve Beethoven 7. Senfoni 1. Bölümün anekoik kaydı kullanılmıştır. Anekoik kayıtlar enstrüman bazında ayrı ayrı alınmış olup orkestra kurulumundan sonra auralizasyon ile işitilebilir hale getirilmiştir. Orkestra, sahne alanına uygun biçimde 20. Yüzyıl modern yerleşim planında sahneye yerleştirilmiştir. Yaylı enstrümanların ağırlıkta olduğu 20 enstrümandan oluşan bir oda orkestrasıdır. xviii Deneysel çalışmada: Elde edilen anekoik kayıtlar ve veriler spesifik bir katılımcı grubu ile yapılan anket yapılmıştır. Anket, müzikal sesler gözetilerek belirlenmiş olan psikoakustik algı kriterleri ve daha önce yapılmış olan benzer çalışmalar incelenerek hazırlanmış ve L. L. Beranek'in 1962'de yayınladığı "Music, Acoustics & Architecture" isimli kitabındaki gibi spesifik bir gruba yapılmıştır. Anket sonuçları, karar verme yöntemleri ile sadeleştirilerek deneysel sonuçlar elde edilmiştir. Psikoakustik algı kriterleri, teorik ve deneysel sonuçlar bağlamında değerlendirilmiş ve aralarındaki ilişki incelenerek hacim ve insan algısı ara kesitindeki bağlantı araştırılmıştır.
Franz Schubert ve D821 Arpeggione Sonat'ın incelenmesi
Bu eser metni incelemesinde, besteci Franz Schubert ve D821 Arpeggione Sonat'ı ele alınmıştır. Bestecinin eser vermiş olduğu dönemlerin yanı sıra hayatı, çalgının müzik tarihindeki yeri, eserin kontrbas repertuvarı için önemi ve eser ile ilgili detaylı bilgiler verilmiştir. Çalışmada ayrıca eser metni kapsamında incelenen sonatın kurgusal yapısı ve kontrbas için yapılmış farklı edisyonları incelenerek şekiller ile gösterilmiş ve ek olarak bestecinin el yazması hali ile sonatın tamamı sunulmuştur.
Aesthetics of genre-appropriate reverb
The first stage tried to explain the terms about reverberation. A brief history of reverb is given and types of reverbs are explained. The second stage covered basic concepts of digital reverberation units. The third stage consisted of the aesthetics of reverb. The fourth stage of this work tried to collect data from three different groups of participants who are fifty-five people in total. The conclusion of this work presents analysis of the questions, which have distinctive results, and their possible reasons. In addition, to be able to get more reliable results, suggestions for future research are given.
Müzik öğretmenliği lisans programında yer alan piyano eğitimi dersi içeriğine uygun hazırlanan ve işlevsel becerileri kapsayan model önerisinin öğrencilerin başarı düzeylerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, müzik öğretmenliği lisans programında yer alan piyano eğitimi dersi içeriğine uygun hazırlanan ve işlevsel becerileri kapsayan model önerisinin öğrencilerin başarı düzeylerine etkisini araştırmaktır. Araştırma, işlevsel becerileri kapsayan bir model olması, piyano eğitimcilerine kaynak olması ve daha sonraki çalışmalara yol gösterecek olması bakımından önemli görülmektedir. Bu araştırma, nicel ve nitel desenlerin bir arada kullanıldığı karma bir araştırmadır. Araştırmacı tarafından müzik öğretmenliği lisans programında yer alan piyano eğitimi dersi için işlevsel becerileri içeren bir model önerisi hazırlanmıştır. Araştırmanın nicel basamağında yarı deneysel desenlerden sontest eşleştirilmiş kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçsal örnekleme yöntemi kullanılarak seçilmiştir. 2021-2022 eğitim-öğretim yılında lisans öğrenimi gören öğrencilerden daha önce piyano eğitimi almamış olmak ölçütüne göre deney ve kontrol grupları oluşturulmuştur. Araştırmanın deney grubuna araştırmacı tarafından hazırlanan müzik öğretmenliği lisans programında yer alan piyano eğitimi dersi için işlevsel becerileri içeren model önerisi uygulanmıştır. Araştırmanın kontrol grubuna ise hali hazırda süregelen geleneksel piyano eğitimi uygulanmıştır. Araştırmanın deney ve kontrol grubunu oluşturan öğrencilerden 2021-2022 eğitim-öğretim yılının sonunda araştırmacı tarafından sontest için seçilen eser ve etütlerin seslendirilmesi ile sorulan yazılı soruların cevaplandırılması istenmiştir. Bu performanslar video kaydına alınmıştır. Video kayıtları piyano eğitimi alanında 5 uzmana izletilmiş ve araştırmacı tarafından hazırlanan dereceli puanlama anahtarı (rubrik) vasıtasıyla puanlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubuna dahil edilen öğrencilerin cinsiyetleri, yaşları, mezun oldukları lise türleri, daha önce piyano eğitimi almış olma durumları ve bireysel çalgılarının betimlenmesinde frekans (f) ve yüzde (%) analizi kullanılmıştır. Araştırmanın deney ve kontrol grubu öğrencilerini puanlayan gözlemciler arasındaki ilişkinin incelenmesine yönelik olarak "Pearson Korelasyon Analizi" kullanılmıştır. Gözlemciler arasında çok yüksek düzeyde olumlu yönde bir ilişki görülmüştür. Elde edilen puanların normal bir dağılım gösterip göstermediğini tespit etmek amacıyla "Shapiro-Wilk Normallik Testi" değerlerine bakılmıştır. Bu testin sonucuna göre, gözlemcilerin puanlarının normal bir dağılıma sahip olduğu görülmüştür. Araştırmada veriler normal dağıldığı için ve literatüre bakıldığı zaman çalışma grubunun az olduğu durumlarda "Bağımsız Örneklem T-Testi" kullanılmasında herhangi bir sakınca olmadığı görüldüğü için araştırmada nicel veriler "Bağımsız Örneklem T-Testi" kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel basamağında ise temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. 2021-2022 eğitim-öğretim yılının sonunda deney grubu öğrencileri ve uygulamayı yapan öğretim elemanı ile araştırmacı tarafından hazırlanmış yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılarak görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmeler, betimsel analiz ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığı zaman, deney ve kontrol grubu öğrencilerinin teknik boyut sontest toplam puanları arasında ve müzikal boyut sontest toplam puanları arasında deney grubunun lehine anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Deney ve kontrol grubu öğrencilerinin işlevsel ve teorik boyut sontest toplam puanları ve genel başarı düzeyleri sontest toplam puanları arasında deney grubunun lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Deney grubu öğrencilerinin uygulanan piyano eğitimi modeline ilişkin olarak; deneysel süreçten memnun kaldıkları, aldıkları eğitimden mutlu oldukları ve modele yönelik olumlu izlenimlere sahip oldukları görülmektedir. Öğrencilere göre, uygulanan model özellikle deşifre yapabilme, eşlik yazabilme ve eşlik seslendirebilme gibi işlevsel piyano çalma becerilerine katkı sağlamaktadır. Uygulamayı yapan öğretim elemanı uygulanan piyano eğitimi modeline ilişkin olarak; deney grubu öğrencilerinin piyano çalma becerilerine katkı sağlandığını belirtmiştir. Akor yapıları, akor bağlantıları, alterasyon, modülasyon, vb. teorik bilgilerin öğretilmesinin gerekli olduğu, özellikle ana çalgısı piyano olmayan öğrencilerin bu modele daha çok ihtiyaç duyduğu, öğrencilerin bu modelle piyano çalmaktan keyif aldıkları, eşlik ve düzenleme yapabildikleri için arkadaşlarıyla birlikte müzik yapabiliyor olma durumundan mutluluk duydukları ve genel olarak modelin fayda sağladığı sonuçlarına varılmıştır. Bu çalışmada hazırlanan işlevsel becerileri içeren piyano eğitimi modelinin müzik öğretmeni yetiştiren kurumlarda verilen piyano derslerinde kullanılması, müzik öğretmenliği lisans programında (müfredatta) yer alan piyano derslerine 2 yarıyıldan daha fazla süre verilmesi, müzik öğretmeni yetiştiren kurumlardaki piyano derslerinin haftalık saatlerinin arttırılması, piyano derslerinin hedef ve kazanımlarının belirlenmesi, piyano derslerine yönelik öğretim programı hazırlama ve geliştirme çalışmalarının yapılması, eğitimde fırsat eşitliği yakalamak amacı ile planlı, programlı ve aşamalı öğretim programlarının kullanılması, bu araştırmaya benzer çalışmaların daha geniş çalışma gruplarıyla yapılması, ileri seviyedeki öğrenciler için benzer model ve metodolojilerin hazırlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Müzik eğitimi, piyano eğitimi, işlevsel piyano becerileri.
İgor Stravinski' nin yeni klasikçi anlayışı: ?Piyano ve Üflemeliler İçin Konçertosu? ve ?Serenade ın A? eserlerinin incelenmesi
Müziğe getirdiği ritmik, melodik ve armonik yeniliklerle 20. yüzyıl müziğinde önemli bir yeri olan bestecilerden biri de İgor Stravinski'dir. Bu dönem, diğer sanatlarda olduğu gibi müzikte de alışılmş kalıp ve kuralların aşılması ve yeniyi yaratma düşüncesinin ön planda olduğu bir süreçtir. 20. yüzyıl müziği melodi ve tonaliteden uzak, yeni tınıların, uyumsuz seslerin ve ton-dışı müziğin kendini gösterdiği kökten bir değişim sergiler. Ancak birçok 20. yüzyıl bestecisi, müzikte olan tüm bu değişimlerin yanı sıra çağdaş müzik ile geçmiş dönem müziğinin senteziyle oluşturdukları eserler ortaya koymuşlardır. `Yeni-klasikçi Anlayış' olarak müzik tarihinde anlamını bulan bu müzik stili, Stravinski' nin müzik yaşamında önemli bir dönemi temsil etmektedir. Bu çalışma, İgor Stravinski' nin Yeni-klasikçi anlayıştaki dönemini ve bu süreçte bestelenmiş eserlerinden solo piyano için `Serenade in A' ve `Piyano ve Üflemeliler için Konçerto' sunun analizini içermektedir.
Klasik Batı müziği'nde doğaçlama ve J. Haydn (Hob. VIIb. No.2) viyolonsel konçertosu için yazılmış kadansların teknik olarak incelenmesi
Klasik Batı Müziği'nde, yorum anında doğaçlama denildiğinde sınırlı olsa da belli uygulamalardan bahsetmek mümkündür. Klasik dönem konçerto biçiminde karşılaştığımız kadans ise, doğaçlamaya olanak sağlayan özelliğiyle bu uygulamaların içerisinde belki de en dikkat çekenidir. Fakat bu dönem konçertoları için daha sonraki süreçte önemli virtüözler tarafından yazılmış hazır kadansların oluşu ve yorumcuların eseri seslendirirken onları tercih etmesi, kadanstaki doğaçlama işlevselliğinin göz ardı edilmesine neden olmuştur. Kadansın yorumcu tarafından yaratılması, eserin kadans kısımları için kendi müzikal fikrini oluşturabilmesinin yorumculuğuna ne gibi katkılar sağlayacağı düşüncesi, böyle bir çalışmanın oluşmasına ilham veren etkenlerden biridir. Bu çalışmada kadans kavramından yola çıkarak; Klasik Batı Müziği'nde doğaçlamanın varlığına, tarihsel süreçteki yeri ve değişen kimliğine, besteci ve teorisyenlerin doğaçlama ile ilgili görüşlerine değinilmiştir. Ayrıca viyolonsel repertuvarında önemli bir yeri olan J. Haydn'ın Hob. VIIb. No.2 Viyolonsel Konçertosu için yazılmış kadanslar teknik olarak incelenmiş, bu konçertonun birinci ve ikinci bölümü için özgün iki kadans yazılmıştır. Bu çalışma, Klasik Batı Müziği eğitimi veren konservatuvarlarda doğaçlamanın çalgı eğitiminin bir parçası olarak değerlendirilmesinin önemi üzerine odaklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Doğaçlama, Klasik Konçerto, Klasik Kadans, Haydn, Viyolonsel