Community houses
59 theses under this subject heading
Adana Halkevi Görüşler dergisinin Türk modernleşmesi açısından analizi
?Adana Halkevi Görüşler dergisinin Türk modernleşmesi açısından analizi? adlı tez çalışması Adana Halkevi'nin kuruluşundan 1950 yılına kadar olan süre içerisinde Türk modernleşmesine yönelik faaliyetleri, halk üzerindeki etkileri, Adana'nın sosyo-kültürel hayatına etkileri ortaya konulmuştur.Adana Halkevi Cumhuriyetin ilanından sonra CHF tarafından milli devlet kurma çabalarının sonucu olarak, sosyal ve kültürel alanlarda ?devlet-halk? bütünleşmesini sağlamak, ?resmi devlet ideolojisini?, ?inkılâpları? halka benimsetmek, inkılâpların yayılmasını sağlamak amacıyla, 24 Şubat 1933 tarihinde açılmıştır. Adana Halkevi'nin dokuz şubesi kısa zamanda faaliyetleri ile dikkatleri üzerine çekmiştir.Adana Halkevi 1933-1951 yılları arasında Adana'da kültürel ve sosyal faaliyetlerin önemli merkezlerinden biri olmuştur. İnkılâpların benimsetilmesinde etkin rol oynamış ve bu amaç doğrultusunda konferanslar, kahve sohbetleri, temsiller, çay ve garden partileri, tören ve kutlamalar yapmıştır. Temsillerde kadının rol alması sağlamıştır. ?Modernleşme Projesi?nde önemli görülen dil ve tarih çalışmaları yapmış, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'nun faaliyetlerine katkı sağlamıştır.Başta halkın eğitimi olmak üzere birçok alanda etkinliği bulunan Adana Halkevi 1933-1951 yılları arasında Adana halkının hem fikren, ruhen hem de bedenen eğitilmesine katkı sağlamıştır. Gerçekleştirdiği etkinlilerle Adana halkını bir araya toplayan Adana Halkevi ulus-devlet olma yolunda milli bilincin gelişmesini ve böylece modern bir toplum inşasına yardımcı olmuştur.
Kütahya Halkevi'nin kuruluşu ve faaliyetleri (1932-1937)
ÖZETKÜTAHYA HALKEVİ'NİN KURULUŞU VE FAALİYETLERİ (1932-1937)ŞAHİN, HavanurYüksek Lisans Tezi, İlköğretim Ana Bilim DalıTez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. İsmail ÇİFTÇİOĞLUEkim, 2010, 95 sayfaGeniş anlamıyla birer halk eğitimi kuruluşu olan halkevleri, faaliyet gösterdiği dönemde (1932?1951) Türk kültürünü yaymaya, Türk inkılâbını kökleştirmeye ve milli birliği sağlamaya çalışmıştır. Aydınlar ile halkın kaynaşma yeri olan bu kuruluşlar aynı zamanda Türk modernizminin gerçekleşmesinde de önemli rol oynamışlardır.24 Haziran 1932 yılında kurulan Kütahya Halkevi Dil, Tarih ve Edebiyat, Kütüphane ve Yayın, Temsil, Güzel Sanatlar, Halk Dershaneleri ve Kurslar, Köycülük, Sosyal Yardım şubeleriyle faaliyete başlamıştır. Halkevine o dönemde çeşitli meslek gruplarına mensup bazı kişilerin, Kütahya'nın tanınmış simalarının ve pek çok eğitimcinin üye olduğu görülmektedir.Kütahya Halkevi faaliyetlerinin bu ilin genelini kapsadığı faaliyetlere olan katılımlardan anlaşılmaktadır. Özellikle konferans, konser, gösterit gibi faaliyetler halkın yoğun ilgisini çekmiştir. Bu bağlamda Kütahya Halkevi'nin yöre halkının eğitim ve kültür seviyesinin yükselmesinde kayda değer katkılar sağladığı söylenebilir.Anahtar Kelimeler: Halkevi, Kütahya Halkevi, Modernizm, Eğitim, Halkevi Neşriyatı, Şube, Faaliyet
Sosyal bilgiler dersinin ?gruplar, kurumlar ve sosyal örgütler? öğrenme alanı bağlamında Burdur Halkevi ve faaliyetleri (1935-1945)
Bu çalışma, Cumhuriyetin ilanıyla birlikte art arda gerçekleştirilen sosyal ve kültürel inkılâpların, toplum nezdinde daha geniş kabul görmesi için 19 Şubat 1932'de kurulan halkevlerinin bir şubesi olarak 22 Mayıs 1935 tarihinde açılan Burdur Halkevi'ni konu edinmektedir.Dört ana bölüm üzerine kurgulanan bu çalışmanın birinci bölümünde öncelikle halkevinin bir kavram ve bir yapı olarak ne olduğu üzerinde durulmuştur. Bunun yanı sıra bu tanım ve değerlendirmeler ışığında halkevlerinin açılış sebepleri, idarî ve teşkilât yapısı, gerçekleştirdiği faaliyetler ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde hem bir odak noktası, hem de bir örneklem oluşturması adına Burdur Halkevinin faaliyetleri hakkında bilgiler verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Sosyal Bilgiler dersinin ?Gruplar, Kurumlar ve Sosyal Örgütler? öğrenme alanı incelenmiş ve bu öğrenme alanı bağlamında Burdur Halkevi'nin gerçekleştirdiği faaliyetler değerlendirilmiştir. Çalışmanın dördüncü ve son bölümünü ise Burdur Halkevi ile ilgili olarak çeşitli görsel materyaller (fotoğraf, yazışma örnekleri v.s) oluşturmaktadır.Bu çalışmanın sonucunda Burdur Halkevi faaliyetlerinin Sosyal Bilgiler dersinin; ?gruplar, kurumlar ve sosyal örgütler? öğrenme alanıyla olan ilişkisi irdelenmiş, Halkevlerinin, birçok sosyal faaliyetleri bünyesinde barındırarak halkı birçok yenilikle tanıştırdığı, insanları bireyci toplumdan toplumcu topluma doğru yönelttiği sonucuna ulaşılmıştır.
Eskişehir halk evi
Halkevleri, 1932- 1951 yılları arasında kurulan kültür evleridir. 19 Şubat 1932 tarihinde Halkevleri 14 ilde (Ankara, İstanbul, Eskişehir,, Çanakkale, Aydın, Bolu, Malatya, Diyarbakır, Konya, Samsun, Bursa, İznik, ve Denizli) açılmıştır. Halkevlerinin 9 şubesi vardır: Dil-Edebiyat Tarih Şubesi, Güzel Sanatlar Şubesi, Temsil Şubesi, Spor Şubesi, Sosyal Yardım Şubesi, Halk Dershaneleri Şubesi, Kütüphane ve Yayın Şubesi, Köycülük Şubesi, Müze ve Sergi Şubesidir. Halkevlerini " Halkın evi" olarak tanımlayabiliriz. Halkevlerinde vatandaşların bir araya gelip, Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve devrimleri doğrultusunda, halkın sosyal ve kültürel alanda gelişimine katkıda bulunmuştur. Çalışmamızda Eskişehir Halkevi dergisi hakkında bilgi verilerek, bu derginin çeşitli nüshalarından da yararlanılarak Eskişehir ve çevresinde yer alan halkevlerinin faaliyetlerinden söz edilmiştir. Halkevlerinin çalışmaları, çok partili hayata geçişle birlikte faaliyetleri muhalefet açısından sorun olmaya başlamış ve Demokrat partisinin iktidar olmasıyla birlikte 2 Mayıs 1951'de Halkevlerinin bütün mal varlığına el konularak kapatılmıştır. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Cumhuriyet Halk Partisi, Eskişehir Halkevi, Eskişehir Halkevi Faaliyetleri.
Cumhuriyet Döneminde halkevlerinin eğitim ve tarih çalışmaları 1932-1951: Akdeniz bölgesi örneği
Halk Eğitimi ihtiyacı bütün toplumlarda ilkçağdan itibaren sezilmiş ve bu ihtiyacın çeşitli etkinliklerle giderildiği tarih sayfalarına yansımıştır.Türk siyasi ve kültür yaşamında ise Halk Eğitimi ihtiyacı geleneksel yapısı içerisinde devam ederken, devletin oluşturduğu kurumlar aracılığıyla planlı ve kontrollü bir şekilde karşılanmaya da çalışılmıştır. Bu bağlamda özellikle Anadolu Selçuklu ve Osmanlılarda Ahilik, Loncalar, Terbiye ocakları ve Medreseler bu devlet kurumlarına örnek verilebilir. Yakın tarihimizde ise; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurulduğu 1923 yılından itibaren Mustafa Kemal Atatürk her fırsatta belirttiği gibi eğitime önem vermiş, ülkenin gelişmesinin ve çağdaşlaşmasının tek yolunun eğitimden geçtiğini belirterek, eğitim alanında önemli adımlar atmıştır. Özellikle de bu alanda Halk Eğitimine ayrı bir önem vermiştir.Örgün eğitim kurumlarında verilen eğitimin belli bir yaş grubuna hitap etmesi ve okul dışında eğitim amaçlı kullanılacak iletişim araçlarının az olması ve benzeri gibi nedenler, halk eğitimi için özel bir yapılanmaya gidilmesini zorunlu kılmıştır.Ülkenin okur-yazarlığı bir seferberlik haline getirmeyi ve %100'lük bir okur-yazarlık seviyesine ulaşmayı amaçlaması da halk eğitiminin yaygınlaştırılması çabalarının başkaca nedenleri olarak sıralanabilir. Bu amaçla, 1928'de yeni harflerin kabulünden sonra Atatürk'ün önderliği ile Millet Mektepleri açılmıştır. Bu halk eğitimi hareketinde bütün öğretmenlerle birlikte birçok aydın da seferber olmuştur. Seferberlik ruhunun verdiği heyecanla ve yeni harflerin sağladığı kolaylıkla kısa bir zamanda, az bir masrafla milyonlarca vatandaşa okuma-yazma öğretilmiştir. Bunun yansıra halk eğitimi kapsamında sayılabilecek birtakım bilgiler de halka verilmiştir.Halkevleri halk eğitimi yapmak, halkı ortak kalkınma çabalarına yöneltmek amacıyla Atatürk tarafından kurulmuş olan kurumlardır. Atatürk ilkelerinin halka anlatılması, halkın imtiyazsız, sınıfsız bir kitle halinde kaynaştırılması, halkevlerine bir görev olarak verilmiştir. Halkevleri, sınıf, yaş ve seviye farkı gözetmeksizin, kadın erkek tüm yurttaşların serbestçe girip yararlanabileceği birer kültür ve eğitim merkezleri halinde gelişmiştir. Ulusu bilinçli, birbirini anlayan, birbirini seven, ulusal ülküye bağlı bir topluluk haline getirmek için teşkilatlanan halkevlerinin Atatürk devrimi değerlerinin halk tarafından korunmasına, yayılmasına, benimsenmesine çalışması amaçları arasındadır.Devrimleri yaymak, kökleştirmek, halkı kültürel açıdan geliştirmek amacıyla 1932'de Halkevleri kurulmuştur. Akdeniz bölgesinde açılan halkevleri de bölgedeki halkın toplumsal ve kültürel açıdan gelişmesini sağlamıştır.Kısa zamanda ülke çapındaki okuma yazma oranında artış ve halkta görülen büyük değişime ve gelişme Halkevlerinin başlatmış olduğu halk eğitimi faaliyetlerinin başarısını ortaya koymuştur. Toplumun gelişmesini sağlayan bu kadar önemli bir kurumun geçmişi üzerine derinliğine, tarafsız bir araştırma ve çalışmanın günümüz eğitimi ve gelecekte yapılacak eğitim çalışmaları için de faydalı olabileceği düşünülmüştür. Şimdiye kadar Halkevleri ve Adana Halkevi konularında çalışmalar yapılmasına rağmen; Akdeniz Bölgesi'ndeki Halkevlerinin Eğitim ve Tarih faaliyetlerini kapsayan bir çalışmaya rastlanmamıştır.Bu çalışmada Halkevlerinin 1932-1951 yılları arasında Eğitim ve Tarih Çalışmaları ile Akdeniz Bölgesi'ndeki Halkevinin Eğitim ve Tarih çalışmaları ele alınmıştır. Ayrıca 1932-1951 yılları arası Halkevlerinin Halk Eğitim Çalışmaları derinlemesine incelenmiş, Türk halkına olan katkıları üzerinde durulmuştur.Önce 14 ilde açılan Halkevleri, 1939 yılında sayı olarak 373'e ulaşmıştır. Halkevi açılmayan küçük yerleşim birimlerinde de halk odaları açılmıştır. 1950'de yurt çapında 63 ilde ve kimi ilçelerde çoğunun binası kendisinin olan 478 Halkevi ve 4.332 halk odası vardı.1945 yılında Halkevleri'nin irili ufaklı 35 yayın organı vardı. Aylık veya on beş günlük yayınlanan bu dergiler Türkiye'nin en önemli imzalarını sayfalarında toplamışlardır. Ankara Halkevi tarafından yayınlanan Ülkü, İstanbul Eminönü Halkevi'nin yayınladığı Yeni Türk, İzmir Halkevi'nce yayınlanan Fikirler Türkiye çapında okuyucuya sahipti. Küçük taşra illerinde ise Halkevi dergileri şehrin tek kültür organıydı.Akdeniz bölgesinde açılan halkevlerinden Antalya Halkevi 24 Haziran 1932 tarihinde, Adana, Mersin ve Isparta Halkevleri 24 Şubat 1933 tarihinde, Maraş Halkevi 20 Şubat 1934 tarihinde, Burdur Halkevi 22 Şubat 1935' de, Hatay Halkevi 25 Temmuz 1939 tarihinde açılmıştır.Akdeniz bölgesinde toplam 48 halkevi 435 halkodası açılmış bu kurumlar önemli çalışmalar gerçekleştirmişlerdir. İl ve ilçe merkezlerinde halkevleri açılmış, köy ve beldelerde halkodaları açılmıştır.İlk kurulan halkevleri arasında yer alan Akdeniz Bölgesi'ndeki halkevleri bölge için kalıcı etkisi olan çalışmalar yürütmüşlerdir.Bu çalışmada 1932-1951 yılları arasındaki Halkevleri'nin halk eğitim çalışmaları incelenmiş olup toplumsal aydınlanmaya ve bilinçlenmeye olan katkıları genel olarak eğitim ve tarih çalışmaları açısından değerlendirilmiştir. Akdeniz Bölgesi Halkevlerinin eğitim ve tarih çalışmaları ise daha ayrıntılı olarak incelenerek raporlaştırılmıştır.Bu nedenle Halkevleri'nin bu kapsamlı etkinlikleri içinde çalışma alanımız ?Halkevlerinin Tarih ve Eğitim Çalışmaları-Akdeniz Bölgesi Örneği? (Adana, Mersin; Antalya, Isparta, Burdur, Hatay, Kahramanmaraş illeri) ile sınırlıdır.Yakın Türk tarihindeki halk eğitim kurumlarını ve bu kurumların çalışmalarının ortaya konulması, tarihin geleceğe ışık tutan özelliğinden dolayı önemli bulunmuştur. Bir tarihi sürecin hangi koşullarda, ne şekilde başlayıp hangi aşamalardan geçerek günümüze ulaştığının bilinmesi, bugünkü ve gelecekte yapılacak çalışmalara rehberlik edecektir. Ayrıca geçmişteki halk eğitimi çalışmalarının bilinmesi, bugünkü Halkevi ve Halk Eğitimi faaliyetlerinin düzenlenmesine yardımcı olacağı düşünülmüştür.Anahtar Kelimeler: Halkevleri, Adana, Burdur, Mersin, Antalya, Isparta, Hatay, Kahramanmaraş, Halk Eğitimi, Tarih, Eğitim.
Erzurum ve Kars illeri Halkevi dergileri: Yayla ve Doğuş
Çalışmada, yayımlandıkları dönemde bulundukları şehirlerin kültürel, sosyal ve eğitimsel gelişimlerine destek olan, Erzurum ve Kars Halkevlerinin faaliyetleri, şube çalışmaları üzerinde durulmuş, yayın organları olan, Yayla (Erzurum) ve Doğuş Dergileri ayrıntılı şekilde incelenmiştir. Yayla Dergisi 19 Şubat 1944 tarihinde çıkmaya başlamış, çok kısa bir yayın hayatından sonra ismini ?Erzurum? olarak değiştirmek zorunda kalmıştır. Doğuş Dergisi ise, 29 Ekim 1933 tarihinde ilk sayısını çıkarmış, 1947 yılına kadar 61 sayı çıkarılabilmiştir. Çalışma, giriş bölümü haricinde dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, çalışmanın bütünlüğünü sağlamak ve genel bir çerçeve çizmek amacıyla, Halkevlerinden önce, Türk kültürünü yaymak amacıyla kurulmuş Türk Ocakları hakkında genel bilgiler verilmiş, Halkevleri fikrinin nasıl oluştuğu, Halkevlerinin kuruluşu, amaçları, şube çalışmaları ve kapanışı hakkında açıklamalarda bulunulmuştur. İkinci bölümde, çalışmada yayınladıkları dergiler incelenecek olan Erzurum ve Kars Halkevleri hakkında genel bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde, Yayla (Erzurum) Dergisi'nin yayın hayatına başlaması, amaçları, önemi, içeriği hakkında bilgiler verildikten sonra, Dergide yayınlanan yazılar, konularına göre ayrı ayrı incelenmiş, yazıların içerikleri anlatılarak, açıklamalı bilgi vermek amacıyla gereken yerlerde yazılardan alıntılar yapılmıştır. Yazılar içerisinde verilen edebiyat ürünlerinden örnekler de sunulmuştur. Dördüncü bölümde, Doğuş Dergisi hakkında genel bilgiler verilmiş, yayın hayatına başlaması, amaçları, yazılarının içerdiği konulara değinilmiştir. Daha sonra Doğuş Dergisi'nde yer alan yazılar konularına göre ayrı ayrı incelenmiş, içerikleri anlatılmış, gerekli alıntılar yapılmıştır. Dergilerdeki yazıların incelenmeleri sırasında, hangi konuda yarar sağladıkları belirtilmiş, yazılarda belirtilen düşünceler yorumlanmış, bazı bölümlerde dönemin siyasi iktidarıyla ilişkisi değerlendirilmiştir.
Harf inkılâbı'nın yaygınlaştırılmasında halk odalarının rolü ve önemi
Cumhuriyet'in ilanından sonra halkı çağdaş uygarlık seviyesine ulaştırmak amacıyla birçok yenilik yapılmıştır. Osmanlı döneminde birçok değişiklik yapılmaya çalışılmış fakat çeşitli sebeplerden dolayı ya başarılamamış ya da yetersiz kalmıştır. Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilen inkılapların içinde en önemli olanlarından biri harf inkılabı olmuştur. Harf inkılabının yapıldığı yıllarda Millet Mektepleri açılmıştır. Millet Mektepleri Ulus okulları aracılığıyla yeni harflerin yaygınlaştırılması görevini üstlenmiştir. Dönemin iktidar partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yapılan yeniliklerin halkın tabanına yayılması için 19 Şubat 1932 yılında halkevlerini kurmuştur. Halkevleri aynı zamanda Halk Dershaneleri ve kursları şubeleri ile harflerin öğretimi hususunda önemli görevler üstlenmiştir. Fakat o dönem halkın çoğu kırsalda yaşıyordu. Halkevleri açılamayacak düzeyde olan kırsal bölgelerde 1940 yılında halkodaları teşkilatı kurulmuştur. Cumhuriyet döneminde ülkemizde eğitim-öğretimi geliştirmek amacıyla yeni eğitim kurumları açılmış ve düzenlemeler yapılmıştır. Yönetici kadro örgün eğitime çok önem vermiş aynı zamanda örgün eğitim dışında kalan vatandaşların okur-yazar hale gelmesi için Millet Mektepleri, Halkevleri ve Halkodaları kurularak vatandaşların ihtiyaçları karşılanmıştır. Doktora tezi olarak hazırlanan bu çalışmada 1940-1950 yılları arasında Türkiye'de halk eğitimi alanında özellikle kırsal kesimde büyük görevler üstlenen halkodalarının Türkçe okuma-yazma faaliyetleri vasıtasıyla yeni harflerin öğretilmesi ve Türk milletinin okur-yazar hale getirilmesi ile ilgili yürüttüğü çalışmalar ele alınmıştır. Bu faaliyetler kapsamında Türkiye'de tüm bölgelerde halkodaları tarafından Türkçe okuma-yazma kursları açılmıştır. Türkçe okuma-yazma kurslarının en fazla açıldığı bölgeler Doğu, Güneydoğu Anadolu, Karadeniz Bölgesi'nin bazı yerleri ve Akdeniz Bölgesi'nin doğu bölgeleri olmuştur. Kurslar genelde okuma-yazma oranı düşük yerlerde açılmıştır. Yanı sıra etnik çeşitliliğin fazla ve çok dilli olan bölgelerde yoğun faaliyetler yürütülmüştür. Bu çalışma ile ilgili dönemde halkodalarının Türkçe okuma-yazma kursları yoluyla yeni harflerin öğretilmesi ve yaygınlaştırılması faaliyetleri ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Harf inkılabı, halkevleri, halkodaları, Türkçe okuma-yazma faaliyetleri, Eğitim tarihi, Halk Eğitimi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında İzmir'de spor yaşamı (1923-1938)
Bu çalışmada; Türk Spor Tarihi temelinde, Cumhuriyet'in ilk yıllarında Atatürk döneminde (1923-1938) İzmir'deki spor hayatının çeşitliliği değerlendirilmiştir. Bu çeşitlilik değerlendirilirken şehrin toplumsal ve sosyal durumu göz önünde bulundurularak, spor hayatının İzmir toplumundaki yeri ve önemi tespit edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti kuruluşuna kadar, Osmanlı Devleti'ndeki spor hayatı geleneksel ve modern anlamda olmak üzere iki boyutta incelenmiştir. İkinci Meşrutiyet'in ilanının Osmanlı ülkesine getirdiği özgürlük ortamı içerisinde, Türk milletinin spora olan ilgisi artmış ve bunun sonucunda spor hayatı hareketlilik kazanmıştır. Bu hareketliliği İzmir'de de gözlemlemek mümkündür. Nitekim Yabancılar ve azınlıkların yanında Müslüman Türklerde başta futbol olmak üzere sporun farklı branşlarında boy göstermeye başladılar. I. Dünya Savaşı ve hemen ardından yaşanan mütareke ve işgal döneminde spor faaliyetleri de olumsuz etkilenmiştir. İzmir bu dönemin karanlık izlerini uzun bir süre üzerinden atmakta zorlanmıştır. Yunan işgalinden kurtuluşla birlikte yanmış yakılmış İzmir'in önceliği kentin yeniden imarı olmuştur. Millî Mücadele döneminin ardından yeni düzenin oluşturulmasıyla birlikte İzmir de spor yaşantısı bir hareketlilik kazanmış, bu hareketlilik sonucu birçok spor kulübü kurulmuş ve sporun kurumsallaşması adına çalışmalar yapılmıştır. İzmir'de kurulan her bir spor kulübü şehrin spor yaşantısına önemli katkılarda bulunmuş ve gelişmesini sağlamıştır. Cumhuriyet döneminin önemli yapıları olan Türk Ocakları ve Halkevleri de İzmir'deki spor hayatının gelişmesi ve ilerlemesi hususunda fayda sağlamıştır. Bu hususta okullarda yapılan spor etkinlikleri de şehrin spor hayatını önemli ölçüde etkilemiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Altay Spor Kulübü, Atatürk, Cumhuriyet, Futbol, İzmir Halkevi, İzmir Türk Ocağı, İzmir, Karşıyaka Spor Kulübü, Spor
Cumhuriyet Halk Partisi parti müfettişlik raporlarına göre Batı Anadolu Halkevleri
Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk partisi ve devrimci bir partidir. Kurulduğu günden itibaren ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel anlamda birçok adım attı. Yeni kurulan devletin toplumsal yapısı bu süreçte Cumhuriyet Halk Partisi ile tam bir bağ kuramadı. Çok partili hayata geçiş denemelerinin başarısız olması, 1929 ekonomik buhranı, dünyadaki siyasi gelişmeler, köy ile kent arasındaki farkın kapanmaması, devrimlerin hala daha toplum tarafından tam olarak benimsenmemesi Cumhuriyet Halk Partisi'nin yeni adımlar atmasına neden oldu. Bu adımlardan biri de Halkevlerinin açılmasıdır. Cumhuriyet Halk Partisi 19 Şubat 1932 tarihinde 9 şubeden oluşan Halkevleri açarak halk ile olan bağını tekrar güçlendirmeyi ve halkın sosyal ve kültürel gelişimini sağlamayı amaçlıyordu. Dil-Edebiyat ve Tarih Şubesi, Güzel Sanatlar Şubesi, Temsil Şubesi, Spor Şubesi, Sosyal Yardım Şubesi, Halk Dershaneleri ve Kurslar Şubesi, Kütüphane ve Neşriyat Şubesi, Köycülük Şubesi, Müze ve Sergi Şubesi olmak üzere 9 şubeden oluşan halkevlerine halk hangi ilgi ve yeteneği varsa katılacaktı. Her ilde, ilçede, kasabada, köyde açılacak olan bu kültür kurumunda bazı hususlar ön plana çıkıyordu. Bu hususlar bina, eleman ve para sorunuydu. Öncelikle bu kültür kurumunun açılması için en önemli nokta faaliyetlerin gerçekleşeceği bina durumudur. Bu eksiği gidermek için Türk Ocaklarından kalma binalar kullanılmıştır. Halkevleri bazı bölgelerde parti ile aynı binayı kullanmış ya da belediyenin tahsis ettiği yerlerde faaliyetlerini sürdürme olanağı bulmuştur. Bu kültür kurumu en ücra yerlere kadar ulaştırılmak isteniyordu. Fakat özellikle köylerde, kasabalarda ve hatta bazı il ve ilçelerde dahi halkevlerinin teşkilatlanması için eğitimli, kültürlü insan sayısının varlığına ihtiyaç duyulması faaliyetleri halka öğretecek olan eleman sorununu ve bu kurumun ısınma, aydınlatma, su temel ekonomik giderleri ve şubelerin çalışabilmesi için yapılacak olan masraflar para sorununu ortaya çıkarıyordu. Bunların dışında bazı yerlerde halkevleri teşkilatı oluşturmanın zorlukları bulunuyordu. Bu yüzden bu yerlerde de halkodası kurulma düşüncesi ortaya çıkıyordu. Cumhuriyet Halk Partisi, bu kültür kurumunun çalışmalarını daha yakından takip etmek, halkevinin amaçlarını gerçekleştirme yolunda kat ettiği mesafeleri görmek için teftiş etme gereğine ihtiyaç duymuş ve tüm illeri teftiş bölgelerine ayırarak milletvekillerini kendi seçim bölgeleri dışına göndererek ve il yönetim kurulları aracılığıyla Halkevlerini denetlemiş ve çalışmaları hakkında bilgiler almıştır. Aydın, İzmir ve Denizli illerinde Halkevleri faaliyetleri, Aydın, İzmir ve Denizli Halkevinin kurulmasıyla 19 Şubat 1932'de, Balıkesir, Muğla ve Manisa illerinde ise 24 Şubat 1933'te Balıkesir, Muğla ve Manisa Halkevlerinin kurulmasıyla başlamıştır. Bu Halkevleri içinden Balıkesir Halkevi 7, Muğla Halkevi 8 ve diğer halkevleri 9 şubesinin tamamını açmış, her alanda yıllar boyunca istikrarlı bir şekilde faaliyetlerini yürütmüş ve kendi Halkevi neşriyatlarını ve dergilerini çıkarmış tam teşekküllü Halkevleridir. Batı Anadolu Bölgesinde kültürel kalkınma atılımları Halkevlerinin ilk yıllarında bu illerde başlamıştır. Aynı zamanda bu illerin kazalarında, nahiyelerinde ve köylerinde kısa sürede Halkevi ve Halkodası örgütlenmesi gerçekleştirilmiş, illerin tüm idari bölgelerine bu faaliyetler yayılmıştır. CHP müfettişlik raporları, söz konusu Halkevlerinin eksiklerinin ve ihtiyaçlarının neler olduğunu tespit edip bu noksanlıkları gidermekte önemli birer dokümandır. Bu dokümanlara Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, CHP Fonunda ulaşılmıştır. Teftiş raporlarında Halkevlerinin faaliyetlerinin neler olduğunu, hangi şubelerinin teşkil edildiği, Halkevi binasının faaliyetleri yürütebilmek açısından elverişli olup olmadığı, mali durumunun faaliyetler açısından yeterli olup olmadığı bütüncül bir anlayışla ortaya konmuştur. Esasında bu Halkevleriyle ilgili CHP'nin her sene çıkardığı Halkevi faaliyet raporlarından bilgi sahibi olabiliriz. Ancak bu raporları incelediğimizde genel olarak Halkevlerinin faaliyetlerindeki başarılarından ve istatistiki verilerden bahsedilmiştir. Halkevlerinin eksiklikleri ve gereklilikleri hususunda herhangi bir bilgi verilmemiştir. Bu yönüyle teftiş raporları, Batı Anadolu'da faaliyetlerini yoğun olarak yürüten bu illerdeki Halkevi faaliyetlerinin neler olduğunu, eksikliklerinin ne olduğunu, nasıl bir maddi imkana sahip olduğunu ve binalarının yeterli olup olmadığını, şubelerinin teşkil edilip edilmediğini, faaliyetlerinde ne tür zorluklar yaşadığını ortaya koymak açısından bizlere farklı bir bakış açısı sunmaktadır.
1933-1938 yılları arasında Kemalist halkçılık öğretisi üzerine bir inceleme: Ülkü Halkevleri dergisi
Kemalist ideoloji cumhuriyetçilik, halkçılık, milliyetçilik, laiklik, devletçilik ve inkılapçılık olarak altı ilke ile sistematik halde ifade edilir. Halkçılık, Kemalist ideolojinin kilit rolünü üstlenen bir ilkedir. Halkçılık yaklaşımı üzerine inşa edilmiş olan cumhuriyet rejiminin yanı sıra, bu yaklaşımın topluma aktarılması noktası önem arz eder. Halkçılığın topluma öğretilmesinde ve içselleştirilmesinde farklı uygulamalara gidilmiştir. Bunların önemli bir örneği ise Ankara Halkevlerinin yayınladığı Ülkü Halkevleri Dergisi'dir. Bu tez çalışması Cumhuriyetin ilanı sürecinde ve sonrasında temel fikir olan Halkçılık anlayışının Türk Milletine Ülkü Halkevleri Dergisi aracılığıyla nasıl aktarıldığını ve bu öğretide temele alınan düşüncelerin neler olduğunu analiz etmeye odaklanmıştır. Kemalist Halkçılığın kavramsallaştırılmasında ve topluma aktarılıp öğretilmesinde Ülkü kritik bir misyon üstlenmiştir. Ülkü'de halkçılık anlayışı sınıfsızlık, kütleleşmek, halk terbiyesi ve halka dayanan rejim sistemi üzerine kurulmuştur. Ülkü bu önemli dört meseleyi topluma anlatma, aktarma ve yaşatma noktasında önemli bir amaca hizmet etmiştir.
Tek Parti Döneminde Mardin: 1923-1950
Bu çalışmada Tek Parti Döneminde CHP'nin Mardin üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Öncelikle Mardin ve CHP tarihine değinilerek Tek Parti Dönemi'nde CHP'nin Mardin'deki siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel ve askeri etkileri irdelenmiştir. Mardin'de, feodal yapı bu denli güçlü iken Tek Parti Dönemi'nde bu sürecin ne şekilde ılımlı bir hale getirildiği üzerinde durulmuştur. Mardin tarihi ve CHP tarihi ile ilgili birçok kaynak elde edilmiş, ancak, tek parti döneminde CHP'nin Mardin üzerindeki etkileri ile ilgili çok fazla kaynağa ulaşılamamıştır. Böyle bir araştırma için en önemli kaynak; Mardin'de, 1927 yılında kurulmuş olan Matbaa ve Resmi Vilayet Gazetesi oldu. Bu gazete, 1930'a kadar önemini sürdürmüşse de verimli çalışamamıştır. Matbaa ? Gazete Müdürü M. Siret Bayar, 1933'te gazeteyi satın alarak Ulus Sesi adıyla tekrar neşretmiştir. Gazete, özellikle CHP'nin en önemli örgütlerinden biri olan Halkevleri ve CHP'nin Altı Ok'u hakkındaki bilgiler üzerinde durmuştur. Milli Kütüphane başta olmak üzere; Beyazıt, Bilkent, ODTÜ, TBMM Kütüphaneleri'nde yapılan araştırmalar sonucunda Ulus Sesi Gazetesi'nin 1936 yılından itibaren ki kayıtlarına ulaşıldı.Anahtar Kelimeler: Tek Parti Dönemi, CHP, Mardin, Halkevi, 1923-1950 Seçimleri.
Halkevleri kuruluşu ve tarihsel işlevi
Dergilerde belirtilen bu görüşlerin yanında yine genel merkez Ankara'nın yayın organı Ülkü Dergisi diğer halkevleri dergilerini kontrol etti. Zaman zaman onları uyararak veya eleştirerek yayın politikalarını değiştirmelerini istedi. Mali açıdan çoğu Ankara'ya bağlı olan dergiler de bu isteğe uydu. Dergilerin yoğun olarak çıktığı dönem 1932-1940 yılları arasıdır. Yayınlanan dergilerin %80'inden fazlası bu dönemde yayınlanmaya başladı. İkinci Dünya Savaşı yıllarında yayınlanan dergilerin önemli bir kısmı kapanmak veya yayınına ara vermek zorunda kaldı. Yaşanan kağıt sıkıntısı sebebiyle 1940-1944 yılları arasında az sayıda dergi yayınlanabildi. Çok partili döneme geçiş yılı olan 1946'dan sonra ise sadece bir dergi halkevleri dergisi olarak yayınlanmaya başladı.
Halkevlerinde yayın ve kütüphanecilik faaliyetleri (1932-1951)
Bu tezde Halkevlerinin, kuruluşundan kapandığı 1951 yılına kadar geçen sürede, yayın ve kütüphanecilik alanında ne gibi faaliyetlerde bulundukları, Türk yayın hayatına ve kütüphaneciliğine Halkevi dergi ve kütüphanelerinin katkıları üzerine değerlendirmede bulunulmuştur. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, Kurtuluş Savaşı ile ulusal egemenlik ve tam bağımsızlığın hedeflendiği, halkçı bir karakter taşıyan özgün bir hareket gerçekleştirmişlerdir. Savaş sonrası gerçekleştirilen inkılapların halka benimsetilmesi ve yayılması amacıyla da halkçı bir yöntem belirlenmiştir. Halkevleri bu anlayışın doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Halkevleri, 19 Şubat 1932'den 1951'e kadar 19 yıl süresince halkçılık konusu ile alakalı olarak gerçekleştirilen atılım çok hızlı gelişmiştir. Bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından, Türk kültür ve aydınlanma karakterinin bir kurumu olmuştur. Halkevleri dönemin zor şartlarına rağmen yayın ve kütüphanecilik alanında hizmetler vererek Türk kültürüne büyük katkılar sağlamıştır. Yayınla ilgili faaliyetlerinde Halkevleri dergileri öne çıkmaktadır. Halkevleri dergileri inkılapların benimsenmesine, yayınlandığı yörenin tarih, kültür, edebiyat, tarım ve folklorunun gelişmesine katkıda bulunmuştur. Halkevi kütüphaneleri, sorumluluk sahibi ve bilgili bir okuyucu topluluğu yetiştirmeyi hedeflemiş ve bunda da başarılı olmuşlardır. Kütüphaneler öğrencilerin dersleri için danışma kaynakları buldukları, halkın okuma alışkanlığı kazandığı ve boş zamanlarında ders çalışıp kitap okudukları mekânlar olmuşlardır.
Ankara halkevi'nin musiki çalışmaları
Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türkiye'de, milli devlet yapılandırma çalışmaları içerisinde Türk Ocaklarının önemli katkılarının olduğu bir gerçektir. 1932 yılı sonrası bu misyonu Halkevleri üstlenmiştir. Halkevleri milletleşme yolunda hemen her alanda halk eğitiminin ocağı olarak faaliyet göstermiştir. Bu faaliyetlerin en önemlilerinden birisi musiki çalışmalarıdır. Musiki alanında temel hedef ise modern musiki ile milli musikinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasıdır. Bu amaçla, Ankara Halkevi; korolar oluşturmak, enstrüman çalmayı öğretmek için kurslar düzenlemek, konserler verdirmek, halk kültüründe var olan müzik değerlerini derlemek, derleme yapılan kültür varlıklarını notaya geçirterek repertuvara kazandırmak gibi faaliyetlerde bulunmuştur. Bunların yanı sıra halk ozanlarına halkevi ve halkodalarında konserler verdirerek halka tanıtmak ve bütünleştirmek için faaliyetler icra edilmiştir.. Türkiye'de ve dünyada ünlü ve saygın müzik üstatlarına Ankara Halkevinde konferanslar ve dersler verdirilmesi ise en kayda değer faaliyetlerdi. Çünkü böylece Türkiye'de musiki icra etmede ve musiki araştırmalarında yöntemler konusunda bilimsel tartışmalar başlamıştır. Şüphesiz üzerinde bilimsel tartışma yaratılan her konu ilerleme belirtilerinin ortaya çıkması anlamını taşır.
Rize siyasi tarihi (1923-1950)
Bu çalışmanın amacı; 1923-1950 dönemi Rize'deki siyasi teşkilatlanmaların oluşumunu, iktidarın çalışmalarını ve bunun şehirdeki yansımalarını ortaya koymaktır. 27 yıllık Tek Parti dönemindeki siyasi faaliyetlerle bu faaliyetlerin yaratmış olduğu sosyal, ekonomik ve kültürel etkilerin konu alındığı bu çalışma, giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde yöre insanın mizacı, değer yargıları, sosyal, ekonomik ve kültürel durumu genel hatlarıyla ortaya konulmuştur. Bununla birlikte 1923 öncesi döneme değinilmiş; çalışmada uygulanan metodoloji ve bu çalışmanın bölümleri hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde, CHP'nin Rize ve ilçelerindeki teşkilatlanmasına, 1933-1936 dönemi Çoruh vilayetine bağlı olan ilçe teşkilatlanmalarına ve SCF (Serbest Cumhuriyet Fırkası) ile DP (Demokrat Parti) yapılanmasına değinilmiştir. Ayrıca Rize'nin aynı dönem içindeki sorunları ve bu sorunlara iktidarın yaklaşımı ile sosyal alanda yapılan bazı devrimlerin vilayetteki yansımaları anlatılmıştır. Son olarak 1946 ve 1950 seçimlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde ise, Rize Türk Ocaklarından ve Rize Halkevinden bahsedilmiştir. Üçüncü bölüm, 1923-1950 dönemi Rize'de yapılan sekiz genel seçim ve iki ara seçim sonuçları ile seçilen vekillerin biyografilerine dair bilgiler içermektedir. Sonuç bölümünde mevcut bilgiler ışığında değerlendirmeler yapılmış, CHP'nin Rize'de istediği başarıyı yakalayamadığı görülmüştür. Bunda halkın önemli bir kesiminin daha çok sosyal alandaki devrimlere tepkili olmasının ve vilayetin ekonomik durumunda uzun yıllar belirgin bir iyileşmenin olmayışının başlıca etkenler olduğu sonuçlarına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Rize, Artvin, CHP, DP, Halkevi.
Sürdürülebilirlik ve iktidar bağlamında sözel belleğin Türk müzelerinde kullanımı
Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca, iktidarı elinde bulunduran güçler tarafından müzenin nasıl araçsallaştırıldığı müze ve sözel bellek ilişkisi bağlamında bu tezin araştırma konusudur. Bu bağlamda tezde, her biri ayrı bir müze retoriğine sahip Mevlâna Müzesi, Ankara Etnografya Müzesi, Vedat Nedim Tör Müzesi, Gazi Üniversitesi Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi, Yaşayan Müze, İstanbul Modern Müzesi ile Halkevleri Müzecilik Kolları iktidar ve sürdürülebilirlik kurumları olarak değerlendirilmiştir. Buna ek olarak sözlü edebiyat ürünlerinin iktidarın meşruiyetini kurmada nasıl araçsallaştığı da müzeler ekseninde sorunsallaştırılmıştır.Tezde, sözel bellek bir müze nesnesi olarak değerlendirilmiş ve bu belleğin müze mekânlarında sergilenme biçimleri tarihsel gelişim süreçleriyle birlikte okunmuştur. Üç ana bölümde yürütülen tartışmada elde edilen sonuçlar şu biçimde sıralanabilir:Birinci bölümde sözel bellek temsili ve iktidar bağlamında ele alınan Mevlâna ve Ankara Etnografya Müzeleri, müze mekânının, müze binasının bu anlamda bir efsane üretim alanı olduğunun anlaşılmasını mümkün kılmıştır. Bu haliyle de müzelerin efsane yaratma geleneğini sürdüren mekânlar olduğu saptanmıştır. Söz konusu müzelerin sözel bellekle kurduğu ilişkinin, erken Cumhuriyet dönemi iktidar politikalarına ayna tuttuğu görülür.İkinci bölümde, tezde, kronolojik olarak ele alınan iktidar dönemlerinden biri de tek parti dönemine odaklanılmıştır. Bu dönemin müze üzerinden anlaşılmasını sağlayan kurum ise Halkevleri olarak belirlenmiştir. Halkevleri öncelikle Türk Ocakları ile kurdukları tarihsel ilişki bağlamında değerlendirilmiştir. Bu çalışmayla Halkevleri döneminde yerel kültür unsurlarına bir yaşam alanı tahsis edildiği görülmüştür. Bu yaşam alanın ise, Batılı formlar içinde bir temadan ibaret olduğu görülmüştür. Bu anlamda iktidarın ?geçmişi seçen güç? olarak belirdiği tespit edilmiştir.Son bölümde, Yeni Dünya Düzeni Ekseninde Gelişen Kültür Politikaları,sözel bellek bağlamında Vedat Nedim Tör Müzesi, Gazi Üniversitesi Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi, Yaşayan Müze ve İstanbul Modern Müzesi üzerinden tartışılmıştır. Müzelere özellikle sözel bellek temsilleri bağlamında bakılınca tezde bütünü kurmaya yönelik bütün kuramsal bakışlardan önce müzelerde sözün temsil edildiği görülmüştür. Bunun yanı sıra tarafsız bir kurum gibi algılanan müzelerin aslında baştan ayağa ideolojik bir kurum oldukları anlaşılmıştır.
Türk halkbilimi açısından Ülkü mecmuası
Ülkü Mecmuası, Atatürk'ün direktifleriyle kurulmuş bir mecmuadır. Ankara Halkevi'nin kurulmasından sonra yayım hayatına başlamıştır. Halkevleri toplumun her kesimine açık evlerdir. Buralarda toplumu eğitmek için çeşitli kurslar düzenlenmiştir. Ülkü Mecmuası, Ankara Halkevi'nin aylık çalışmalarını raporlar halinde yayımlamıştır. Ayrıca memleketin her tarafında halkevlerinin açılması için tavsiye ve telkinlerde bulunmuştur. Yeni açılan halkevlerine rehber olmuş, ayrıca bu halkevlerinin çıkarmış olduğu dergilerin yazılarını değerlendirmiştir. Bu dergiler aracılığı ile memleketin her tarafında köy anketleri yapılmıştır. Bu anketlerin kıymete haiz olanlarını Ülkü Mecmuası'nda neşretmiştir. Türk fokloru açısından önemli bir kaynak niteliği taşıyan Ülkü Mecmuası sayılarında foklor araştırma yöntem ve tekniklerini yayımlayarak okuyucuları eğitmeye çalışmıştır. Mecmuaya yazı yazanların her şeyden önce vatanı için bir şeyler yapan ve bundan da karşılık beklemeyen insanlardan oluştuğu görüşü savunmuştur.Ülkü Mecmuası Türk toplumunun hızlı bir şekilde ilerlemesi yolunda ilk adımları atmıştır. Milli bir kültür birliği sağlanması yolunda çalışmalar yapılmış, her açıdan bir kültür seferberliği başlatmıştır.Halk Edebiyatı açısından eşsiz bir kaynak niteliği taşımaktadır. Belki günümüze kadar adını bilmediğimiz birçok halkevine ait dergilerin isimleri ve de bu dergilerde yayımlanan yazıların künyesini de bulabiliriz. Türk fokloru açısından çok önemli bilgileri içinde taşımaktadır. Halkevleri Haberleri adı altında memleketin birçok yerinden Ankara Halkevleri'ne gelen dergilerden neşredilen yazıların önemli olanları Ülkü Mecmuası'nda yayımlanmıştır. Ülkü Mecmuası'nın çıkan sayıları diğer halkevlerine sürekli gönderilmiştir. Fakat diğer halkevi dergileri sürekli çıkarılmadıkları gibi sayılarını da sürekli olarak Ankara Halkevi'ne göndermemişlerdir. Ülkü Mecmuası'nda yayımlanan yazıların büyük çoğunluğunu diğer halkevlerinden gönderilen yazılar teşkil etmektedir. Bu yazılar genellikle köy anketleri ve derlemelerinden oluşmaktadır.Ülkü Mecmuası Türk foklor araştırmaları için bir başlangıç noktası olmuş ve bu yolda çalışma yapılanlara örnek olmuştur.Anahtar Kelimeler: Atatürk, Ülkü Mecmuası, Ankara Halkevi, Foklor, Halkevi Haberleri.
Birinci Umumi Müfettişlik raporlarına göre Bitlis (1927-1952)
Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduktan sonra tek parti hükümeti idari teşkilatını güçlendirmek ve bölgesel kalkınmayı sağlamak amacıyla Umumi Müfettişlik kurumunu oluşturmuştur. Birinci Umumi Müfettişlik Teşkilatı 1927 yılında, Merkezi Diyarbakır olmak üzere Bitlis, Elâzığ, Urfa, Van, Hakkâri, Diyarbakır, Siirt ve Mardin bölgelerini kapsayacak şekilde kurulmuştur. Türkiye'de kurulan umumi müfettişliklerin amaçları arasında bölgesel kalkınmayı sağlamak da yer almaktadır. Müfettişlikler, kuruldukları bölgelerin güvenlik, eğitim, sağlık, ulaşım, yerleşme ve konut gibi ihtiyaçlarını çağın koşullarına uygun hale getirmeye çalışmıştır. Diğer yandan sorumlu oldukları coğrafyalarda köy kalkınması alanında da üstün çabalar sarf etmiştir. Bu çalışmada Umumi Müfettişlik Teşkilatı'nın Bitlis'teki siyasal, sosyal, kültürel, ekonomik alanlardaki faaliyetleri Bitlis halkı ile bölge üzerindeki etkileri birinci ve ikinci el veri kaynakları kapsamında incelenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda Birinci Umumi Müfettişliğin, Bitlis'te asayiş ve güvenliği sağlama, ortak bir dil ve kültür oluşturma, halkı modernleştirme, okuryazar oranını arttırma, bulaşıcı hastalıklar ile mücadele etme, bölgedeki doktor ihtiyacını giderme, tarım ve hayvancılık alanında halkı bilinçlendirme, sosyal aktivite gibi konularda çalışmalar yürüterek bölgede olumlu kazanımlar elde ettiğine ulaşılmıştır. Öte yandan Birinci Umumi Müfettişliğin halkı zorla göç ettirme ve iskân politikası bağlamlarında da çeşitli misyonlar üstlendiği saptanmıştır. Söz konusu Birinci Umumi Müfettişlik Teşkilatı diğer müfettişlik teşkilatları gibi, 1927-1952 yılları arasına kadar varlığını sürdürmüştür. Demokrat Parti'nin iktidara gelmesinin ardından meclis kararı ile kaldırılmasına karar verilen, Umumi Müfettişliğin mallarına hazine tarafından el konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Birinci Umumi Müfettişlik, Bitlis, Halkevi, Köy Enstitüleri, Varlık Vergisi, Toprak Kanunu, Asayiş, Sağlık, Eğitim.
İdeoloji mimarlık ilişkisi ve Türkiye'de halkevi binaları: 1932 - 1946
Bu araştırmanın amacı, İdeoloji - Mimarlık ilişkisi çerçevesi içinde, Tek Parti döneminde kültür ve sosyal yaşam üzerinde büyük etkileri olan Halkevleri'nin Binalarını incelemektir. Bu inceleme sırasında, dönemin mimarlarının "kendiliğinden ideolojisi" dikkate alınmakta ve dönemin ideolojisinin Halkevi Binaları üzerindeki etkileri okunmaktadır. Buna göre araştırma sonucunda mimarların zihninde Halkevi binalarının halkı eğitmek için birer araç olarak görüldüğü anlaşılmıştır. Halkevi binaları, halka "yeni mimari zevk"i aşılayan, "görgüyü çoğaltan", "yeni nesli terbiye" eden binalar olarak görülür. Halkevleri, kent içinde hükümet konaklan gibi önemli resmi yapılardan biri olarak tasarlanır. Cumhuriyet Meydanları ile birlikte ele alınır ve yeni "ulus-devleti" temsil eder. Bir imparatorluk ardından kurulan "ulus- devlete" ait işaret ve sembollerin taşıyıcısıdır. Halkevleri aynı zamanda bu yeni "ulus-devlet 'in "laik" kimliğini de simgeler. Dini mekanlara alternatif yeni bir toplanma mekanı olarak cami ya da kiliselerin yanında yer alır. Bu gün farklı kurumlara ait olan Halkevleri, cumhuriyet mimarlık tarihinin önemli bir mimari birikimini oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: İdeoloji, Kendiliğinden İdeoloji, İdeoloji ve Mimarlık, Cumhuriyet döneminde Mimar, Halkevleri, Halkevi Binaları
Siverek Halkevi (1936-1951)
Halkevleri halkın kültür seviyesini yükseltmek üzere kurulmuşlardı. 1936'da kurulan Siverek Halkevi de bu amaç doğrultusunda hizmet etmiştir. Tez çalışmasında Cumhuriyet öncesi ve Cumhuriyet dönemi eğitim alanındaki gelişmelere değinildikten sonra halkevlerinin kuruluşu, idaresi, teşkilat yapısı hakkında bilgi verilmiştir. Ardından Siverek Halkevi'nin kuruluşu, yöneticileri, kolları, faaliyetleri, teftişi ve son dönemde yaşanan bütçe sıkıntılarına yer verilmiştir. Siverek Halkevi'nde köy ziyaretleri, konferanslar, tiyatro çalışmaları, müzik, spor, fotoğrafçılık, hasta ve muhtaçlara yardım yapılması gibi faaliyetler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca okuma-yazma kursları, biçki dikiş kursları gibi halka dönük eğitim programları uygulanmıştır. Halkın dünyadan haberdar olması için satın alınan radyo aktif olarak kullanılmıştır. Zaman zaman teftiş de geçiren halkevleri son dönemlerinde bütçe sıkıntıları yaşamıştır. 1951 yılında bütün halkevleri kapatılmıştır. Siverek Halkevi faaliyetleriyle halkın seviyesinin yükseltilmesine önemli katkılar sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Halkevi, Siverek, Eğitim, Kültür, Cumhuriyet
Halkevleri sürecinde Cizre Halkevi örneği
Ait olduğu toplum tarafından benimsensin ya da benimsenmesin her kültürel miras, tüm yönleri ile ortaya çıkarılmayı hak etmektedir. Söz konusu kültürel değerin, hedeflenene cevap vermesi beklenir. Hedeflenene ulaşmak için gerekli toplumsal hassasiyetlerin göz önünde bulundurulması, toplumun dönüşümüne bir anda değil, yavaş yavaş olanak sağlama çabaları, beklentileri karşılama derecesini artıracaktır.Tüm Anadolu coğrafyasının toplumsal, kültürel, ekonomik yapısıyla uyumlu olan bir Osmanlıcı zihniyetten bahsetmek mümkündür. Türkiye Cumhuriyeti'nin lider kadrosu, yüzünü batıya çevirerek çok yönlü inkılâp hareketleri ile mevcut dokuyu değiştirme uğraşı vermiştir; ancak yeniliklerin hızı, toplumsal dokunun değişim hızının önüne geçecektir. Bu yüzden devletin ideolojisini yerleştirmenin, toplumu dönüştürmenin, oluşturulan kurumlarla başarılması düşünülmüş; ancak çoğu zaman istenilen neticenin alınamadığı görülecektir. Bu kurumlardan biri olan Halkevleri, bazısı dışında Cizre örneğinde olduğu gibi başarılı olamayacaktır.Halkevleri, kuruldukları 1932'den kapatıldıkları 1951 yılına kadar başlangıçtaki heyecanlarını, üretkenliklerini, başarılı çalışmalarını tüm sürece yayamayacaktır. 1932'den 1938'e kadar hızlı bir gelişim kaydeden Halkevleri, bu tarihten itibaren önce II. Dünya Savaşı evresinde durağanlaşacak, daha sonra çok partili yaşamın etkisiyle gittikçe gerileyecek ve kapatılacaklardır. 1960'lı ve 1980'li yıllarda ikinci ve üçüncü kez Halkevlerini canlandırma girişimleri olmuş; ancak hem amaç hem de uygulamaları, çalışmaları itibari ile ilk dönem Halkevlerinin düzeyine çıkamamış, etkinliğini kaybetmiştir.Devlet ideolojisini toplumu dönüştürerek doğu ve güneydoğuda yerleştirme düşüncesi daha ziyade bir tür kültürel asimilasyon şeklinde gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda Cizre Halkevi örneği üzerinden gerekçeleri ile neden başarılı olunamadığını çalışmamızda irdelemeye çalıştık.Anahtar Sözcükler: Cizre, Halkevi, İdeoloji, Şube
1932-1951 yıllarında Ordu Halkevi'nde yapılan halkbilim çalışmaları
Bu çalışmada İstiklâl Savaşı'nın kazanılmasıyla kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde Kemalist ideolojiyi ve buna bağlı olarak parti prensiplerini yaymak ve inkılâpları halka benimsetmek amacıyla kurulan halkevlerinin 1932-1951 yılları arasında yapmış olduğu etkinlikler ve Ordu Halkevinin halkbilimine katkıları incelenmiştir. Halkevlerinin yaptığı halkbilim çalışmaları millî kültür bilincinin yeniden canlandırılması açısından oldukça önemlidir. Bu nedenle, Batı kültürünün yoğun baskısıyla karşı karşıya kalan millî kıymetlerimiz olan âdet ve geleneklerimiz; inançlarımız, halk edebiyatı ürünlerimiz (masallar, türküler, efsaneler, fıkralar, mâniler, bilmeceler, atasözlerimiz...) kısacası maddî ve manevî kültür varlıklarımız araştırılmaya, tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmamızın birinci bölümünde halkevlerinin kuruluşu hakkında bilgi verilmiştir. Burada halk eğitiminin niçin gerekli olduğu, Türk Ocaklarının bu konudaki çalışmaları ve bunların yerini alan halkevlerinin kurulmasında kimlerin öncülük ettiği ve ne tür çalışmalar yapıldığı açıklanarak, halkevlerinin amaçlan, ilkeleri, parti ile bağları, kuruluş esasları ve 1932-1951 yıllan arasında faaliyet gösteren dokuz şubesinin çalışmaları anlatılmışta, ikinci bölümde halkevlerinin kapatılma nedenleri üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde Ordu Halkevinin çıkardığı dergilerden yaralanılarak bu halkevinin faaliyetleri anlatılmış, dördüncü bölümde ise araştırmanın asıl amacı olan Ordu Halkevinin 1932-1951 yıllan arasında halkbilimi açısından yaptığı çalışmalar incelenmiştir. Bu çalışmalar içerisinde yöresel halk şairlerinin şiirlerine, türkülere, ağıtlara, mânilere, bilmecelere, atasözlerine, fıkralara ve efsanelere; ayrıca gelenek, görenek ve inanmalarla ilgili yapılan derleme çalışmalarına yer verilmiştir. Son bölümde ise Ordu Halkevinin yaptığı dilbilim çalışmalarıyla diğer edebî çalışmalar ele alınmışta. xn
Antalya Halkevi ve faaliyetleri (1932 – 1951)
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluĢundan itibaren her alanda birçok yenilikler yaparak modern ve çağdaĢ bir devlet oluĢturulması için çalıĢan Mustafa Kemal (Atatürk), amacına ulaĢabilmek için halkın eğitimine de büyük önem vermiĢtir. Bu nedenle Atatürk'ün Halkçılık ilkesi, Cumhuriyetin temel unsurlarından birini oluĢturmuĢtur. Zira, Meclisten yeni kanunların çıkarılması ile inkılaplar tamamlanmıĢ olmuyordu. Halkın da yürürlüğe konan kanunları bilmesi, anlaması ve uygulaması son derece önemli idi. Bu çerçevede, halkın Cumhuriyet fikrini benimseyip, inkılapları kabul edebilmesi için Mustafa Kemal (Atatürk), geliĢmiĢ ülkelerdeki denenmiĢ çalıĢma ve sistemlerin de incelenmesi neticesinde kadın-erkek, zenginfakir ayırt etmeden bir bütün halinde eğitim imkânı veren kültür ve eğitim merkezleri kurulmasını gerekli görmüĢtür. Bunun için gerekli zemin hazırlıkları da yapıldıktan sonra 19 ġubat 1932 tarihinde halkevleri açılmıĢtır. Halkevleri, halkçılık ilkesinin pratik bir sonucu olması nedeniyle önemlidir. Nitekim kısıtlı bütçesi ve imkânları ile Türk toplumunun modernleĢmesi için çalıĢan Cumhuriyet döneminin temel eğitim kurumlarından biri olmuĢtur. Anahtar kelimeler: Halkevi, Antalya, Kültür, Eğitim, Halk.
Bir halk eğitim kurumu olarak Amasya Halkevi
Halkevleri, Cumhuriyet Dönemi'nde ulusal bilinci sağlayarak, Cumhuriyet ilkeleri ve Atatürk Devrimlerini halkla bütünleştirmek amacıyla kurulmuştur. Bu kurumlar Cumhuriyet Türkiyesi'nin en önemli kültür kurumları olmuştur.19 Şubat 1932 tarihinde, başlangıçta 14 vilayette açılan, büyük bir hızla yayılarak 478 halkevi ve 4322 halkodasına ulaşan halkevleri ülkenin kültürel kalkınmasında, Cumhuriyetin getirdiği değerlerin geniş halk kitlelerine ulaşmasında çok önemli bir işlevi yerine getirmiştir. Amasya Halkevi de 23 Şubat 1934'de açılmıştır.Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde problem durumuna, araştırmanın amaç ve önemine, problem cümlesine ve alt problemlere yer verilmiştir. İkinci bölümde ilgili yayın ve araştırmalar incelenmiş, üçüncü bölümde araştırmanın yöntemi ele alınmıştır. Dördüncü bölümde alt problemlerin cevabı olan bulgular ve bulguların yorumları yapılmış son olarak beşinci bölümde genel değerlendirmenin yer aldığı sonuca yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Halkevleri, Halkodaları, Amasya