Cost
303 theses under this subject heading
İş modeline göre sermaye yapısının belirleyicileri: Düşük maliyetli ve geleneksel havayolları üzerine bir panel veri analizi
Bu çalışmanın amacı, uyguladıkları iş modeline göre havayolu şirketlerinin sermaye yapısını belirleyen faktörlerin ortaya çıkarılmasıdır. Bu kapsamda havayolu şirketleri, uyguladıkları iş modeli dikkate alınarak geleneksel ve düşük maliyetli olmak üzere iki farklı grup halinde değerlendirilmiştir. Çalışmada geleneksel ve düşük maliyetli iş modeli uygulayan havayolu şirketlerinin sermaye yapısını belirleyen faktörlerin ortaya çıkarılması ve bu iş modeline sahip havayolu grupları arasında, sermaye yapısının belirleyicileri konusunda anlamlı farklılıkların olup olmadığının ortaya çıkarılması hedeflenmektedir. Buna ek olarak iş modeline göre havayollarının finansman davranışlarının Finansman Hiyerarşisi ve Dengeleme Teorisi ile uyumunun incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada 31 geleneksel ve 15 düşük maliyetli iş modeli uygulayan havayolu şirketine ait finansal veriler, panel veri analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. 2004-2015 döneminin incelendiği çalışmada, literatürde en çok kullanılan sermaye yapısı değişkenleri kullanılmıştır. Çalışmanın ampirik bulguları, geleneksel ve düşük maliyetli iş modeli uygulayan havayollarının uzun vadeli finansman davranışlarının büyük ölçüde benzerlik gösterdiğini ve havayolu gruplarının Dengeleme Teorisine uygun olarak davrandığını ortaya koymaktadır. Buna karşın elde edilen sonuçlar, havayolu gruplarının kısa vadeli finansman davranışlarının belirgin bir şekilde farklılaştığını göstermektedir.
Güneş - rüzgar hibrit sistemlerin maliyet optimizasyonu
Bu çalışmada Malatya Meteoroloji Bölge Müdürlüğü'nden alınan saatlik güneş ve rüzgar verileri kullanılan güneş-rüzgar hibrit sistem tasarımı için bir optimizasyon çalışması yapılmıştır. Hibrit güneş-rüzgar güç üretim sistemlerinin tasarımında iki temel konu üzerinde araştırma yapılması gerekmektedir. Bunlardan birincisi değişen atmosferik koşullar altında hibrit sistemde yükün güçsüz kalma olasılığı, ikincisi ise bu olasılığa bağlı olarak oluşan sistem maliyetidir. Optimum sistem tasarımında bu iki kriterin de minimum seviyede olması gereklidir. Bu çalışmada her iki kriterin minimum olduğu değerleri hesaplamak için MATLAB'de bir program yazılmıştır. Optimizasyon sürecindeki karar değişkenleri güneş pili sayısı, rüzgar türbini sayısı, batarya sayısı ve rüzgar türbini kurulum yüksekliğidir. Önerilen yöntem Malatya ilindeki bir telekom radyolink istasyonunun elektrik ihtiyacını karşılamak için uygulanmış ve çalışma sonunda tasarım sonuçları verilmiştir. Tasarlanan sistemin sonuçlarını doğrulamak için, özellikle rüzgar hızı farklı olan Çanakkale ilinin de hibrit sistem tasarımı yapılmıştır.
Katı atık toplama ve taşımanın maliyet ve mekânsal analizi: kütahya ili örneği
Atık sorunu, insanoğlunun yerleşik hayata geçmesiyle başlamış, kentleşme, sanayileşme ve nüfus artışıyla birlikte baş edilmesi zor çöp yığını haline gelmiştir. Çevre ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilere neden olan atıkların sürdürülebilir bir katı atık yönetimine olan ihtiyacı giderek artmıştır. Katı atık yönetimi sistemlerinde maliyet kaleminin en önemli kısmını, katı atıkların toplanması ve taşınması aşaması oluşturmaktadır. Maliyetlerin en aza indirilmesi için atıkların ekonomiye geri kazandırılması ya da atıkların toplanması ve taşınmasında güzergâh optimizasyonunun sağlanması gerekmektedir. Atık sorununu önemli kılan diğer bir konu ise, Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde, Türkiye'nin AB Atık Direktifi'ne uyumunu ve çevre korumasını sağlayarak AB'ye katılım sürecini hızlandırmak istemesidir. Bu çalışmanın amacı, AB hibe programı ile KÜKAB projesini sürdüren Kütahya ilinin katı atık toplama ve taşıma maliyetini analiz etmektir. 2014 yılına ait veriler doğrultusunda il merkezi dâhil olmak üzere toplam 13 ilçeye ait maliyet analizi yapılmıştır. Bu hesaplamalardan hareketle mekânsal otokorelasyon analizi de gerçekleştirilmiştir. Mekânsal etkileşim ve komşuluk ilişkilerinden yararlanılarak coğrafi görselleştirmeler ortaya konmuş daha sonra ESDA ve LISA mekânsal istatistik uygulaması gerçekleştirilmiştir. Türkiye'de, 21. yüzyılda önemli bir sorun olan katı atıkların maliyet analizine ilişkin çalışmalar sayıca azdır. Mekânsal otokorelasyon analizinin katı atık maliyet hesaplaması konusunda hiç kullanılmamış olması önemli bir eksikliktir. Bu çalışma, söz konusu eksikliği doldurması açısından literatüre katkı sağlamaktadır. Yapılan maliyet analizi sonucunda, katı atık miktarının artmasına konu olan nedenlerin, katı atıkların toplama ve taşıma maliyetlerini arttırdığı gözlemlenmiştir. Nüfusun en yoğun olduğu merkez ilçede, katı atıkların toplama ve taşıma maliyeti yüksek hesaplanmıştır. Kişi başına düşen toplama maliyetlerinde, mekânsal etkilerin anlamlılığı bulunamamıştır. Kişi başına düşen taşıma maliyetlerinde Şaphane, Simav, Hisarcık ve Gediz ilçelerinde pozitif mekânsal otokorelasyonun varlığı tespit edilmiştir. İlçeler komşuluk ilişkileri ile birbirlerini kişi başına düşen taşıma maliyetlerini arttırma yönünde etkilemektedir. Bu ilçelerde alınacak maliyet azaltıcı önlemler komşuluk ilişkisi ile taşma etkisi oluşturarak bu bölgede avantaj yaratabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Katı Atık, Katı Atık Toplama ve Taşıma Maliyeti,KÜKAB, Mekânsal Otokorelasyon Analizi, Mekânsal Analiz.
Çağdaş ve geleneksel maliyet yöntemlerinin irdelenmesi ve bir araştırma
Rekabetin boyutlarındaki ve koşullarındaki değişim ve teknolojinin gelişmesine paralel olarak işletmelerin hayatta kalabilmeleri, maliyetlerini etkin bir şekilde yönetebilmelerine bağlı hale gelmiştir. Değişen ve gelişen üretim ortamları ve pazar koşulları, işletmelerin maliyet hesaplama sistemlerini güncellemelerini gerekli kılmış ve bunun sonucunda çağdaş maliyet yaklaşımları olarak adlandırılan yeni yöntemler ortaya çıkmıştır. Çağdaş maliyet yöntemleri, ürün ve hizmetlerin maliyetlerinin, tasarım aşamasından satış sonrası destek hizmetlerine kadar gerçekçi ve anlaşılabilir bir şekilde hesaplanabilmesini sağlamakta ve karar verme süreçlerini destekleyerek işletmelerin küresel pazarlarda rekabet edebilmelerine yardımcı olmaktadır. Bu çalışmada öncelikle geleneksel ve çağdaş maliyet yöntemleri tanıtılmakta ve karşılaştırılmakta, daha sonra Afganistan'ın Balkh ilinde faaliyet gösteren üretim işletmelerinin maliyet muhasebesi politikası ve tekniklerinin genel bir görünümüne yönelik yapılan araştırmaya yer verilmektedir.
BİST sanayi işletmelerinde maliyet yönetim sistemlerinin işletme karlılığına etkisi
Geleneksel maliyet sistemlerinin yetersiz kalmasından dolayı, maliyetlerin yönetimi ve kontrolü, maliyetleri düşürme çabaları, işletmeleri yeni maliyet yaklaşım sistemlerine yönlendirmiştir. İşletmelerin maliyet yönetimini gerçekleştirememesi durumunda karlılığını dolayısıyla da varlığını sürdürmesi mümkün olmayacaktır. Bu tez çalışmasının amacı, Borsa İstanbul (BİST) İmalat Sanayi Sektöründe yer alan işletmelerin, maliyet yönetim sistemlerinin tespit edilmesi ve tercih ettikleri maliyet yönetim sistemlerinin işletme karlılığına etkisinin araştırılmasıdır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, maliyet kavramı, maliyet sistemleri ve maliyet yönetimi kavramları ele alınmıştır. İkinci bölümde maliyet yönetim sistemlerinden; Faaliyet Tabanlı Maliyetleme, Hedef Maliyetleme, Kaizen Maliyetleme, Kalite Maliyetleme, Mamul Yaşam Dönemince Maliyetleme ve Tam Zamanında Üretim ile ilgili ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise, BİST sanayi işletmelerinde tercih edilen maliyet yönetim sistemleri ve bu sistemlerin işletme karlılığı üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Çalışmada, veriler, BİST'te yer alan sanayi işletmelerine uygulanan anket yöntemi ile elde edilmiştir. Hem mail hem de telefonla ulaşılan işletmelerden 44'ü anket sorularını yanıtlamayı kabul etmiştir. Dolayısıyla örneklem sayısı 44 olarak gerçekleşmiştir. Anket çalışması, SPSS 15 programında parametrik olmayan testlerden Kruskall Wallis Yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda örneklemde yer alan işletmelerden, 18'i Faaliyet Tabanlı Maliyetleme Sistemini ve 14'ü de Tam Zamanında Maliyetleme Sistemini kullandığı belirlenmiştir. Hedef Maliyetleme Sistemini kullanan işletme sayısı 4, Kaizen Maliyetleme Sistemini kullanan işletme sayısı 4 ve Kalite Maliyetleme Sistemini kullanan işletme sayısının 1olduğu tespit edilmiştir. Herhangi bir sistem kullanmayan işletme sayısı ise 3'tür. Kruskal Wallis Test Yöntemi ile yapılan analiz sonucunda işletmelerdeki maliyet yönetim sistemleri ile sektörleri, net satışları ve net karları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir.
Faaliyet tabanlı maliyetleme yöntemi ve özel öğretim kurumunda uygulanması
Rekabetin hız kazandığı günümüz piyasalarında doğru bilgiye ulaşmak kurumlar için her geçen gün daha fazla öneme sahip olmaktadır. Gün geçtikçe hızla büyüyen ve önemi artan Özel öğretim kurumları için de maliyetlerini doğru olarak belirleyebilmek bu nedenden dolayı gittikçe önem kazanmaktadır. Özel öğretim kurumlarının sayılarının artması rekabeti de beraberinde getirmiştir. Özel öğretim kurumları için maliyetlerini doğru hesaplayabilmek, piyasada rekabet edebilmeleri için önem arz etmektedir.Bu çalışma, faaliyet tabanlı maliyet yönteminin özel bir öğretim kurumunda uygulanabilirliğini incelemek, amacıyla yapılmıştır. Ankara ilinde faaliyet gösteren özel bir öğretim kurumu model olarak seçilerek faaliyet tabanlı maliyetleme yönteminin uygulanabilirliği ve geleneksel maliyet yöntemi ile arasındaki farklar aktarılmaya çalışılmıştır.Çalışmada birinci bölümde temel maliyet kavramları, maliyet hesaplama yöntemleri, bu yöntemlere teknolojik gelişmelerin etkisi ile modern maliyet yöntemlerinin gelişimi ve özel öğretim kurumları hakkında bilgilere yer verilmiştir.İkinci bölümde faaliyet tabanlı maliyet yöntemi genel hatlarıyla incelenmiştir.Üçüncü bölümde özel bir öğretim kurumunda faaliyet tabanlı maliyetleme yönteminin uygulamasına yer verilmiş ve geleneksel yönteme göre gerçekleştirilen hesaplamalar ile karşılaştırılarak incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Maliyet, Faaliyet Tabanlı Maliyetleme Yöntemi, Eğitim Kurumu.
Faaliyet tabanlı maliyet yöntemini kullanan üçüncü parti lojistik işletmelerin karakteristikleri ve sağladıkları faydalar
Lojistik, dış kaynak kullanımına giden firmaların en çok tercih ettikleri alandır. Lojistik alanında dış kaynak kullanımına giden işletmeler, bu sayede temel yeteneklerine odaklanabilmekte ve maliyet liderliği gibi avantajlar elde ederek kendi pazarlarında rekabet üstünlüğü sağlayabilmekteler.Üçüncü Parti Lojistik (3PL) işletmeleri olarak adlandırılan işletmeler, lojistik faaliyetler konusunda uzmanlaşmış ve bu alanda hizmet vermektedirler. Bu işletmeler, lojistik hizmet talep eden işletmelerin ihtiyaçlarını karşılarken verdikleri hizmetleri, müşterileri süreçlerine en uygun şekilde tasarlamaları gerekmektedir. Bu noktada 3PL işletmeleri, hizmet tasarımlarında ya bütün müşterilerine aynı şekilde fayda sağlamaları -örneğin değer yaratmaları- ile ön plana çıkan standart hizmetlere yönelecekler ya da daha sınırlı sayıda müşteriye daha gelişmiş ve tamamen müşteriye uyarlanmış hizmetlere odaklanacaklardır. Bu karar sürecinde özellikle alternatiflerden elde edecekleri maddi getirilerin büyük etkisi olacaktır. Bu nedenle verilen hizmetlerin fiyatlarını en karlı kılacak fiyat seviyesini bilmek istemektedirler. Bu seviyenin belirlenmesinde verilen hizmetlerin maliyet bilgileri etken unsurdur. Dolayısıyla işletmeler kendilerine en doğu maliyet bilgisi sağlayan bu sayede doğru karar almalarını sağlayan maliyet yöntemini kullanmaları gerekmektedir.Anahtar Kelimeler: Lojistik, Üçüncü Parti Lojistik, Faaliyet Tabanlı Maliyetleme, Lojistik Faaliyetler, Lojistik Maliyetler
Sağlık kurumlarında faaliyet haritaları temelinde faaliyete dayalı maliyet yönetimi ve bir uygulama
Geleneksel yönetim ve maliyet muhasebesinin ürettiği bilgilerin yetersizliği yüzünden 1980'lerde sonuç yerine süreç odaklı bir bakış açısıyla Faaliyete Dayalı Maliyetleme yöntemi geliştirilmiştir. Bunun sadece basit bir maliyetleme aracı olmadığının fark edilmesiyle, faaliyete dayalı diğer yöntemler tanımlanarak yönetsel amaçlarla önce üretim sonra da hizmet sektöründe kullanılmaya başlanmışlardır.Emek yoğun özelliği sürmekle birlikte, sağlık sektörü gittikçe daha fazla teknoloji yoğun bir yapıya bürünmektedir. Bu da sağlık hizmet maliyetleri ve sağlık yatırımlarıyla harcamalarını artırmakta, maliyetleri daha da karmaşıklaştırmaktadır. Gelişmeler paralelinde, kamu kesimi sağlık yatırım ve harcama tutarları yükselirken özel sağlık işletmelerinin sayısıysa artmakta; sektördeki rekabet şiddetlenmektedir. Bu bağlamda, sağlık hizmetlerine ait daha gerçekçi maliyet bilgilerine sahip olmanın hayati önem taşıdığı ve bunların faaliyete dayalı yöntemlerle sağlanabileceği iddia edilebilir. Faaliyete dayalı yöntemlerin başarısının ise faaliyet haritaları ve faaliyet analizlerinin başarılı bir biçimde gerçekleştirilmesine bağlı olduğu düşünülmektedir.Bu çalışmada faaliyet haritaları temelinde tasarlanmış Faaliyete Dayalı Maliyet Yönetiminin sağlık işletmelerinde uygulanabilirliği kapsamlı bir vaka analiziyle incelenmiştir. İlk iki bölümde literatürde tanımlı faaliyete dayalı yöntemlerin kavramsal çerçevesi, sağlık kurumlarında görünümleri ve tasarım ve uygulama süreçleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde sağlık işletmelerinde faaliyete dayalı yöntemlerin tasarım ve uygulama süreçleri faaliyet haritalarının çıkarılması temelinde ele alınmış ve son bölümde Bilecik Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'nde bir uygulama gerçekleştirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Faaliyet Haritası, Faaliyet Analizi, Faaliyet Maliyeti Analizi, Faaliyete Dayalı Maliyetleme, Faaliyete Dayalı Maliyet Yönetimi, Faaliyete Dayalı Yönetim, Faaliyete Dayalı Bütçeleme, Maliyet Sürücüsü, Faaliyet Sürücüsü
Sürdürülebilir rekabet üstünlüğünün sağlanmasında inovasyonun üretim maliyetlerine etkisi ve ampirik bir uygulama
Günümüzün hızlı değişen dünyasında, küresel rekabetin her geçen gün arttığı ekonomik ortamda işletmelerin ayakta kalabilmesi, rekabette söz sahibi olabilmeleri ve sürdürülebilir rekabet üstünlüğü elde edebilmeleri, işletmelerin rekabet avantajı yaratabilme yeteneklerine ve işletmenin inovatif faaliyetleri sonucu rakiplerine karşı üstünlük sağlayabileceği avantajlara bağlı olarak gelişmektedir.Rekabet ortamında üstünlük elde etmek isteyen işletmeler maliyet stratejisi, farklılaştırma stratejisi ve odaklanma stratejilerinden birinde yetkinlik kazanarak rekabet üstünlüğü elde etmeye çalışmaktadırlar. İşletmeler inovatif faaliyetlerle bahsedilen stratejilerde yetkinlik kazanarak rekabet üstünlüğü elde etmeye çalışmakla birlikte, bu üstünlüğün devamlılığını korumak için mücadele etmektedirler. İşletmelerin rekabet üstünlüğünü sürdürülebilir hale getirebilmesinin kaynağı inovatif faaliyetler geliştirebilme yeteneklerine bağlıdır. İnovasyon sayesinde işletmeler hem maliyetlerindeki düşüşlere bağlı olarak diğer işletmelere karşı maliyet üstünlüğü sağlamakta, hem de ürün ve hizmetlerindeki farklılaştırmalar sayesinde diğer işletmelere karşı rekabet üstünlüğü elde etmektedir.Bu çalışmada, öncelikle rekabet ve rekabet teorisi, inovasyon teorik olarak anlatılmış daha sonra uygulama olarak sofra camı üreten bir işletme ele alınarak, işletmenin ürettiği cam kase ürününün üretim sürecinde yaptığı inovatif değişiklik, bu değişikliğin ürünün toplam maliyetlerine etkisini ve yapılan bu inovatif faaliyetin işletmenin rekabet üstünlüğüne katkıları incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Rekabet, Yetenek, Sürdürülebilir Rekabet Üstünlüğü, Rekabet Stratejileri, İnovasyon
İsteğe bağlı çevresel maliyetlerin işletme giderlerine etkisi ve bir uygulama
Dünya nüfusunun hızla artması ve sanayileşme başta olmak üzere birçok neden doğal kaynakların azalmasına ve çevre kirliliği sorunlarına yol açmıştır. Bu sorunların ortaya çıkması işletmelerin çevresel kirliliğe daha duyarlı olmaları gerekliliğini de beraberinde getirmiştir. Çünkü işletmelerin çevreye zarar verdiği bir gerçektir. Global anlamda bu sorunun çözüm yolları araştırılmaya başlanmıştır. Bu çözüm yollarının başında ise işletmelerin faaliyetleri sonucu oluşan zararlı atıkların yok edilmesi veya geri dönüşümünün sağlanması gelmektedir.Bu çalışmada işletmelerin maliyetleri düşürme kaygısı ile önemsemediği isteğe bağlı çevresel maliyetlerin işletme giderlerine olan olumlu etkisi üzerinde durulmuştur. Veri olarak Bilim İlaç Sanayi Ve Ticaret A.Ş.'nin yatırımları veri olarak alınmış. Çalışmada, ilk etapta yüksek maliyetler sebebiyle yapılmak istenmeyen yatırımların aslında uzun vadede şirket giderlerine olumlu etkide bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: İsteğe Bağlı Çevresel Maliyetler, İşletme Karlılığı, İşletme Giderleri.
Lojistik yönetiminde stok kontrolü ve dinamik stok kontrol modellerinin karşılaştırmalı olarak bir işletmede analizi
Dünya üzerinde bilim ve teknolojinin gelişmesi ticaret hacmini genişletmiş ve her alanda olduğu gibi ticaretin de küreselleşmesini sağlamıştır. Ticaretin küreselleşmesi firmalar arası rekabet artışını da beraberinde getirmiştir. İşletmeler pazardaki konumlarını koruyabilmek ve rekabet avantajını sağlamak amacıyla değişik stratejiler geliştirmek zorunda kalmışlardır. Küresel düzeyde rekabet; firmaları ürünlerini daha iyi yapmaya, daha hızlı hazırlamaya ve daha çabuk teslim etmeye zorunlu kılmıştır. Bu kapsamda işletmelerin, üretim maliyetlerinin yaklaşık değerler arz etmesinden dolayı lojistik faaliyetler üzerinde yapacakları oynamalarla rakiplerinin bir adım önüne geçmesi mümkün olabilmektedir.Lojistik faaliyetlerin maliyetlerinin azaltılmasında ve rekabet avantajının sağlanmasında en önemli unsurlardan biri olarak karşımıza stok kontrolü çıkmaktadır. Stok kontrolü; doğru ürünün, doğru yerde, doğru zamanda ve doğru miktarda optimum maliyetle olmasını sağlamak için tüm faktörlerin planlanması ve kontrolünü gerektirir. Uygun bir stok kontrolü, işletmenin fazla ve gereksiz stoklara kaynak ayırmasını engelleyerek karını artıracaktır.Bu çalışmada stok kontrol modelleri ile ilgili çalışma yapılmış olup bu modellerin kullanım amaçları ve kullanım şekilleri ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Yapılan uygulamada; Türkiye'de önemli bir yere sahip olan MAN Türkiye A.Ş.nin stok politikası ile Wagner-Whitin ve Silver Meal stok kontrol modelleri karşılaştırılmış olup sonuç olarak Wagner-Whitin modelinin işletme için en uygun model olduğu ve bu modelin uygulanması sonucunda işletmenin mevcut karını artıracağı tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Lojistik, Stok Kontrolü, Dinamik Stok Kontrol Modelleri, Maliyet, Verimlilik.
Yalın maliyet muhasebesi sistemi ve plastik sektöründe uygulanması
Yalın üretime geçen işletmelerin, yalnızca üretimlerini yalınlaştırmaları yeterli değildir. Yalın dönüşüme uyum sağlayabilmeleri için, muhasebe sistemlerini de yalınlaştırmaları gerekmektedir.Araştırmamız da, yalın üretim ve yalın maliyet muhasebesi sistemi arasındaki ilişki açıklanmıştır. Yalın üretim uygulandığında ne tür işlemler yapılabileceği ve elde edilen sonuçların nasıl raporlandığı ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Yalın maliyet muhasebesi sistemini oluşturabilmek için; yalın düşünce, yalın üretim, maliyet muhasebesi ve yalın maliyet muhasebesi, değer akım, nitelik maliyetlendirme konuları hakkında bilgi verilmiş, değer akımda elde edilen maliyetlerin muhasebe kayıtları yapılmıştır.Uygulama bölümümüzde, yalın üretime geçen bir işletmenin yönetici ve çalışanlarının aldıkları yalın kararlar sonucu üretim aşamalarında nerelerde, nasıl israf yaptıkları belirlenmiş ve en az israfla nasıl daha hızlı bir üretim yapabilecekleri tespit edilmiştir. Örnek bir ürün belirlenmiş ve bu üründe değer akım da oluşan maliyetler çıkarılmış, birim maliyetler doğruya en yakın şekilde hesaplanmış ve değer akımda elde edilen maliyetlerin muhasebe kayıtları yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Yalın Düşünce, Yalın Üretim, Yalın Maliyet Muhasebesi, Değer Akım, Nitelik Maliyetlendirme
Obeziteyi önlemede obezite vergilerinin potansiyel rolü: İstanbul ili örneği
Bu çalışma Türkiye' de İstanbul ili baz alınarak uygulanabilecek bir obezite vergisinin, bireylerin tüketim alışkanlıkları üzerinde etkisinin olup olmadığını araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, 504 denekten elde edilen veriler dikkate alınmıştır. Araştırmada yer alan hipotezlerin test edilmesine yönelik Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis Testi ve Ki Kare Testi uygulanmıştır. Araştırmada yer alan hipotezler Basit Regresyon Analizi ile test edilmiştir. Araştırma sonucunda, bireylerin obezite vergisine yönelik genel olarak olumlu bir tutum sergiledikleri ve verginin sağlıksız gıda tüketiminde azalmaya yol açacağı görülmektedir. Ancak diğer bir tarafta, verginin, devlet tarafından gelir amacı güdülerek çıkarıldığı, düşük gelirli bireyleri ve vergilendirilecek gıda üreticilerini olumsuz etkilediği, özel hayata müdahele ettiği ve gelir dağılımında bozucu etkilere neden olduğu yönünde olumsuz görüşlerde mevcuttur. Ayrıca mükellefler, obezite ile mücadelede, eğitim ve bilgilendirme politikalarını vergiye kıyasla daha etkili yöntem olarak görmüşlerdir.
Kurumsal kaynak planlaması ve işletme maliyetleri ile yönetime stratejik kararlar alma açısından katkıları üzerine örnek bir imalat sanayi işletmesi çalışması
Ekonomideki hızlı değişimler, işletmelerin de yapısında değişikliklere neden olmuş ve işletmelerin daha kurumsal hale gelmeleri için adım atmalarına sebebiyet vermiştir. Bu nedenle, özellikle üretim işletmeleri faaliyetlerini yürütürken hem standardize edilmiş bir iş akış süreci tasarımının gerçekleşmesi, hem de bağlanma ve bilgi maliyetlerinin azaltılması suretiyle işletme performansının artırılmasına yönelik yeni arayışlara girmiştir. Teknolojinin hızla gelişmesi ve dünyanın küreselleşmesi, Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) Sistemlerini ekonomik alanda bir ihtiyaç olarak ortaya çıkarmıştır. Bu aşamada ERP, gerek maliyetlerin azaltılması gerekse stratejik karar alma noktasında yönetime sağlayabileceği kolaylıklarla firma performansının yükseltilmesine olumlu katkılar sunabilecek önemli bir araçtır. Çalışmanın birinci bölümünde geçmişten günümüze tarım ve sanayi devrimi ile başlayıp, bilgi teknolojileriyle devam eden sürecin gelişimi ve bu süreç içerisinde her bir aşamaya ait temel kavramlar açıklanmıştır. İkinci bölümünde ERP'den beklentiler, maliyet ve işletme performansına etkileri ve ERP'deki yeni yaklaşımlar literatür incelemesi eşliğinde sunulmuştur. Üçüncü bölümde ise örnek bir işletme üzerinde yürütülen uygulama çalışmasına yer verilmektedir. Söz konusu firma bir imalat sanayi işletmesi olup; firmanın ERP'ye geçiş süreci ve ERP'nin firmada yarattığı finansal ve finansal olmayan etkiler incelenerek analiz edilmiştir. Gerçekleştirilen uygulama çalışması ERP'nin amaç değil bir araç olduğunun unutulmaması gerektiğinin altını çizmektedir. Öyle ki, literatürdeki mevcut algının tersine, profesyonel bir ekip tarafından belli bir plan ve proje yönetimi dahilinde ERP uygulamasının gerçekleştirilmesi halinde; kurumsallaşmasını tamamlamayan işletmelerde dahî olumlu sonuçların alınabileceği görülmüştür. Böylece yönetim tarafından alınacak kararlar doğrultusunda, uygulama alanlarında (personel politikası, teşkilat yapısı, yatırım kararı vb.) yapılacak değişikliklerle, ERP'nin işletmelerde yeni bir dönüşüm sürecini beraberinde getirebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler:Kurumsal Kaynak Planlama (ERP), Örtük Bilgi, Kurumsallaşma.
Üretim açısından ömür devri maliyet modelinin analizi: Yat ve gezinti tekneleri imalatında uygulanabilirliğine yönelik bir model önerisi
Üretim işletmeleri bir kısa ömür devri içinde seri üretim verimliliği ve bireysel müşteri ihtiyaçlarını karşılamak için çeşitli ürünler üretmeye gereksinim duymaktadırlar. Üretim açısından ömür devri maliyetleme bu üretilecek olan ürünlerin üretim öncesi, üretim sırasında ve üretim sonrası oluşan toplam maliyetlerinin değerlendirilmesini içeren bir ekonomik değerlendirme tekniğidir. Günümüzde küresel rekabette gerek pazarlama gerekse üretim alanında "farklı insanlara artık farklı davran" modeli geçerlidir. Türkiye "one-off" denilen "tekil" projelere dayanan "megayat" üretimiyle isim yapmış bir ülkedir. Megayat imalatı üst düzey zengin gelir grubuna hitap ettiği için insanlar kendilerini farklı kılacak ürünler talep etmektedirler. Projelerde, bir tekrarlama olmadığından, her proje, kendi öznel koşullarına göre şekillenen bir süreçle işlemektedir. Bazı imalatçılar tamamen yat ve gezi tekne sahibinin belirlediği boyutlar ve standartlar içerisinde inşa ederek "Full Custom Projects" denilen üretim tarzını tercih ederken, kimisi ana karakteristiklerini kendi belirlediği fakat detayları, daha çok interior kısmını, müşterinin fikrine açık tuttuğu "Semi-Custom Project" denilen üretim tarzını benimsemektedirler. Bu nedenle yat imalatına dönük standart bir maliyet sistemide bulunmamaktadır. Bu çalışma, Türkiye'nin otomotivden sonra büyük başarılara imza atan yat imalatı konusunda imalat yapan işletmelerin rekabet gücünü artırma amacıyla bir matematiksel model üzerinden ömür devri maliyet analizini oluşturma amacıyla hazırlanmıştır. Bundan sonra bu alanda yapılacak olan daha geniş akademik çalışmalara temel oluşturabilecek bir veri tabanı olabilecektir. Anahtar Kelimeler: LCC, Ömür Devri Maliyetleme, Yat Dizayn, Yat İmalat Maliyeti.
Vekalet teorisi bağlamındaki kayırmacılığın vekalet maliyetleri ile ilişkisi
Sanayi devrimi ve sonrasında yaşanan gelişmelere koşut olarak firmaların sahiplik ve yönetimi arasındaki ayrım belirgin duruma gelirken, yetki devri uygulamaları yaygınlaşarak, firma sahipleri yönetim hakkını vekalet ilişkisi kurdukları yöneticilere devretmişlerdir. Ancak vekalet ilişkisi içinde olan taraflar arasında, farklı amaç ve çıkarların söz konusu olması, çeşitli vekalet sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu noktada, firma sahipliği ve yönetiminin birbirinden ayrılması ile oluşan vekalet sorunlarının çözümü için, yönetici ve firma sahiplerinin çıkarlarını ortak bir paydada birleştirmek amacıyla gerçekleştirilen tüm faaliyetler ve harcamalar vekalet maliyetlerinin oluşmasına yol açmıştır. Söz konusu sorunların giderilmesi için firma sahibi veya yöneticiler kayırmacı uygulamalara yönelebilmektedirler. Taraflar arasında bilgi asimetrisini azaltarak "güven duygusu"nun doğmasında önemli işlevler üstlenerek fırsatçılık korkularının yok olmasına neden olan kayırmacı uygulamalar, çıkarların uzlaştırılması yoluyla vekalet maliyetlerinde önemli azalışlar meydana gelmesinde önemli bir etken olabilir. Bu bağlamda temel kavramlar başlığını taşıyan çalışmanın ilk bölümünde; vekalet teorisi ve kayırmacılık olgusu açıklanmıştır. İkinci bölümde ise; bu iki kavram arasındaki ilişkiler ortaya konularak, söz konusu ilişkilerin vekalet maliyetlerine olan etkileri incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü ve son kısmında da; Antalya'da Beldibi, Belek ve Kadriye'de faaliyet gösteren kırk yedi beş yıldızlı konaklama işletmesinde çalışmakta olan yüz iki üst ve orta düzey yönetici ile gerçekleştirilen anketten elde edilen veriler SPSS 17 paket programı çerçevesinde analiz edilerek yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Vekalet Teorisi, Vekalet Maliyetleri, Kayırmacılık
Kalite maliyetlerinin raporlanması
Çalışmada, toplam kalite felsefesini benimsemiş imalat endüstrisi işletmelerinde, kalite yönetimine, vereceği kararlarda gereksinim duyduğu kalite maliyet raporlarının muhasebe tarafından raporlanması sürecinin nasıl gerçekleşeceğinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda birinci bölümde çalışmanın konusu, amacı, kapsamı ve muhasebeye katkısı ortaya konulmuştur. İkinci bölümde kalite, kalite kontrolü ve kalite güvencesi konusunda genel açıklamalarda bulunulmuştur. Üçüncü bölümde kalite maliyet bilgilerinin daha iyi değerlendirilebilmesi için gerekli olan ve kalite maliyet raporlarının konusunu oluşturan kalite maliyetleri konusundaki kuramsal çerçeve verilmiştir. Dördüncü bölümde kalite maliyetlerinin nasıl raporlanacağı ortaya konulmuştur. Beşinci bölümde kalite maliyetlerinin raporlanması sürecine ilişkin TUSAŞ A.Ş.'de bir uygulamanın nasıl gerçekleştiği incelenerek, uygulamanın değerlendirilmesi yapılmıştır.
Dış kaynak kullanımı (outsourcing) ve kamu bankalarına yönelik bir araştırma
Günümüz dünyasında rekabet artık sınır tanımamaktadır. Globallesme ile gündeme gelen ?Küresel Dünya? olgusu; küresel rekabeti, kaliteyi, bilginin etkin yönetimi ve kullanımını her alanda zorunlu kılmaktadır. Dünyadaki bu değisim, isletmelerin faaliyet gösterdikleri alanlarda etkin ve verimli olmalarını, baska bir deyisle ?kendi alanlarında en iyi olmayı? kaçınılmaz kılmaktadır. Bu da isletmeleri hızlı bir değisim ve dönüsüme zorlamaktadır. Bu değisime ayak uydurmak için ve rekabette olabilmek için yeni bir kavram olan DKK'ndan faydalanılmaktadır. ?sletmeler, temel yetkinlikleri dısındaki kimi fonksiyonlarını DKK sağlamak yoluyla, en iyi bildikleri isleri yapmak, bazı isleri diğer firmalardan daha iyi bilir hale gelmek, iyi bildikleri is dısında yapılması gereken tüm isleri baskalarına yaptırmak ve böylece sürekli olarak yenilik yapmak ve değer yaratmak olanağına kavusurlar. DKK uygulaması isletmelere, hem kaynak tasarrufu yapmak hem de yapı olarak küçülerek (downsizing) daha yalın hale gelmek fırsatını sağlamaktadır. ?sletmeler, DKK sayesinde; zaman, mal/hizmet kalitesi, maliyet avantajı, kaynakların etkin kullanımı ve esneklik gibi stratejik avantajlar sağlamaktadırlar. ?sletmeler DKK ile kazandıkları esneklik sonucu dıs çevresel değisikliklere zamanında uyum sağlayabilmektedirler. Her alanda olduğu gibi, bilgi ve iletisim teknolojilerinde yasanan hızlı değisim ve gelismelere, isletmelerin kendi kaynakları ile zamanında uyum sağlayabilmeleri gün geçtikçe güçlesmektedir. Ürettikleri mal veya hizmetlerde teknolojiyi girdi olarak kullanan isletmeler, değisime ayak uydurabilme, kaliteli mal/hizmet sunma ve riskleri en aza indirmek için teknoloji ve bilgi islem faaliyetleri ile ilgili alanlarda uzman isletmelerden hizmet talep edebilmektedir. DKK, is süreçlerinin yeniden yapılandırılmasıyla hedeflenen; maliyetlerin azaltılması, kalitenin ve verimliliğin arttırılmasıdır. Bu süreçte, isletme için katma değeri olmayan faaliyetler en aza indirilmekte ve isletmenin ana faaliyet alanı dısındaki faaliyetler dıs kaynaklardan sağlanmaktadır. Bazı faaliyetlerin DKK sağlanmasıyla birlikte isletmeler, giderek küçülmekte ve değisen çevre kosullarına daha iyi uyum sağlayabilecek esnek birimler haline gelmektedir.
Proje yönetiminde maliyetlerin minimizasyonu ve inşaat sektöründe uygulaması
Günümüzde rekabet koşullarının gitgide zorlaşması firmaları iş alabilmek için maliyetlerinini en aza indirmeye zorlamaktadır. Projelerin yönetimi ile ilgili olarak alınan kararlarda en çok dikkat edilmesi gereken unsur maliyettir. Her proje yöneticisi, projesinin en kısa sürede ve en az maliyetle tamamlanmasını ister. Bu bakımdan projenin her aşamasında maliyetlerin minimizasyonunun sağlanması proje yönetimi açısından zorunlu hale gelmiştir. Özellikle projenin planlama aşamasında bütçe oluşturulurken kapsamdan ödün vermeden proje maliyetlerini düşürmenin yolları araştırılmalıdır. Bunu sağlamak için özellikle on dokuzuncu yüzyılın ortalarından itibaren birçok yöntem geliştirilmiştir. İlk başlarda proje süresinin tespitiüzerine kurulmuş olan CPM ve PERT gibi yöntemler zaman içinde proje maliyetlerini de hesaplayacak şekilde geliştirilmiştir ve halen son derece popüler olarak proje yönetiminde kullanılmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı proje yönetim ve planlama sistemleri ile maliyetlerin minimizasyonu arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu doğrultuda ikinci bölümde proje, proje kısıtları ve proje yönetimi kavramları incelenmiş; üçüncü bölümde proje yönetimi aşamalarına değinilmiş; dördüncü bölümde proje planlama yöntemleri anlatılmış; beşinci bölümde projeyönetiminde maliyetlerin minimizasyonu için kullanılan kavram ve yöntemlere değinilmiş; altıncı ve son bölümde ise sanal bir proje üzerinde uygulama yapılarak maliyetlerin minimizasyonunun nasıl gerçekleştiği örneklendirilmiştir. Uygulamada CPM, PERT ve kazanılmış değer analizi gibi proje yönetim sistemleri kullanılmış ve bir proje yöneticisinin proje maliyetlerini en aza indirmek için ne tip önlemler alabileceğinden bahsedilmiştir.
Warfarin kullanan hastalarda taze donmuş plazma ve protrombin kompleks konsantresi'nin maliyet, mortalite ve morbidite üzerine etkisinin araştırılması
Amaç: Varfarin kullanan hastalar çoğu zaman acil servise kanama şikayeti ile başvurmaktadır. Varfarin birçok hastalık tedavisi ve profilaksisinde kullanılmaktadır. Düşük değerlerde tromboz, yüksek değerlerde ise kanama riski artmaktadır. Varfarin doz aşımına bağlı kanamalı olgularda kullanılan taze donmuş plazma (TDP) veya Protrombin kompleks konsantresi (PCC)'nin maliyet, morbidite ve mortalite oranlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmamız 01.01.2015 – 31.12.2017 tarihleri arasında Bezmialem Vakıf Üniversitesi acil servisine başvuran Uluslararası Normalleştirilmiş Oran (INR) değeri varfarine bağlı yükselmiş 309 hastayla retrospektif olarak yapılmıştır. Hastalara uygulanan TDP veya PCC tedavileri incelenip, sonuçlanma şekilleri, maliyet etkinlik durumları, morbidite ve mortalite oranları karşılaştırılmıştır. Bulgular: Acil servise başvuran ve çalışma kriterlerini karşılayan hastaların yaş ortalaması 68±14,48'dir. Hastaların %71,5'inin acilden taburcu edildiği, %8,4'sının yoğun bakım ünitesine yattığı belirlenmiştir. Yatış süresine bakıldığında hastaların %20,4'ü 3 günden fazla yatarak tedavi görmüştür. Tüm hastaların acil servise başvurusunda %38,5'inin major kanama görülen , %33'ünün de kanama görülmeyen varfarin over doz olduğu saptanmıştır. Major kanamalı hastaların çoğunda (%76,5) INR değeri beklenildiği gibi terapötik değerin üzerinde bulunmuştur ve etiyolojide en sık neden üst gastrointestinal sistem (GİS) kanamalarıdır (%61.34). Tüm hastaların %89,3'üne TDP, %10,7'sine PCC verildiği tespit edilmiştir. PCC verilen hastalarda INR değeri düşüş ortalaması 6,64±5,62, TDP verilenlerde ise bu değer 4,16±4,29 bulunmuştur. Tüm hastalarda TDP kullanım miktarı 736 adet ve maliyeti 55.936 TL'dir. Toplamda PCC kullanımı 82 adet ve maliyeti 40.590 TL'dir. Sonuç: Varfarin over doz hastalarının çoğu acil servisten taburcu edilmektedir. Major kanamaların etiyolojisinde çoğunlukla GİS kanaması mevcuttur. INR değeri düşüşü PCC kullanılanlarda TDP kullananlara göre daha fazladır, dolayısıyla PCC etkinliği TDP'ye göre daha üstündür. Maliyet açısından karşılaştırıldığında, TDP kullanılanların sayısının PCC kullanılan hastalara göre yaklaşık 9 kat fazla olmasına rağmen toplamda harcanan miktarın daha az olduğu görülmektedir. Her iki grupta mortalite oranları benzerdir. ANAHTAR KELİMELER: Varfarin, INR, TDP, PCC
Kar planlaması sürecinde başabaş noktası analizinin geleneksel ve faaliyete-dayalı maliyet sistemleri açısından kıyaslanması ve bir faaliyete-dayalı model denemesi
ÖZET KAR PLANLAMASI SÜRECİNDE BAŞABAŞ NOKTASI ANALİZİNİN GELENEKSEL VE FAALİYETE DAYALI MALİYET (FDM) SİSTEMLERİ AÇISINDAN KIYASLANMASI VE BİR FDM MODEL DENEMESİ İlhan DALCI Doktora Tezi, İşletme Bölümü Danışman: Doç.Dr.Veyis Naci Tanış Eylül 2004, 222 Sayfa Bu çalışmada ilk olarak, geleneksel maliyet-hacim-kar analizi anlatılmıştır. Bu çerçevede, maliyet-hacim-kar analizinin üretim ve kar planlamasında nasıl kullanılabileceği açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, başabaş noktasına ve hedeflenen kar tutarına ulaşmak için üretilmesi gereken ürün miktarı ve yapılması gereken satış tutarının nasıl hesaplanması gerektiği anlatılmıştır. Bu bağlamda; maliyet-hacim-kar analizinin, hem tek bir ürün hem de birden çok ürünü içeren ürün karması için nasıl yapıldığı anlatılmaya çalışılmıştır. Daha sonra; teknoloji-destekli üretim ortamlarında, geleneksel maliyet-hacim-kar analiz yöntemlerinin uygun olmaması nedeniyle, geleneksel maliyet-hacim-kar analizine alternatif bir model geliştirilmiş ve bu model Faaliyete-Dayalı Başabaş modeli olarak adlandırılmıştır. Üretim ve kar planlamasında, faaliyete-dayalı başabaş modelinin geleneksel başabaş modeline kıyasla hangi şartlarda daha farklı sonuçlar vereceği hayali bir işletme üzerinde gösterilmeye çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Faaliyete Dayalı Maliyet; Maliyet-Hacim-Kar analizi; Başabaş noktası analizi. III
Toprak kaynaklı ısı pompası ile hava kaynaklı ısı pompasının tekno-ekonomik açıdan karşılaştırılması
Dünyada yaşanılan ekonomik sorunlar sonrası ortaya çıkan enerji krizleri araştırmacıları alternatif enerji kaynaklarını bulma arayışına sürüklemiştir. Günümüzde de devam eden araştırmalar sonucu ısı pompalı sistemler gündeme gelmiş ve klasik yöntemlere göre en büyük alternatifler biri olmuştur. Bu tezde, konunun tarihçesi, konuyla ilgili yapılan çalışmalar, basit temel esaslar anlatılmış ve ısı pompalı sistemleri kaynaklarına göre sınıflandırılarak, toprak kaynaklı ısı pompasının boyutlandırma basamakları verilmiştir. İstanbul Hadımköy'de toprak kaynaklı ısı pompası ile soğutulan ve ısıtılan bir villada ısı kaybı, ısı kazancı ve toprak kaynaklı ısı pompası boyutlandırması hesaplan yapılmış ve uygulamayla karşılaştınlmıştır. Aynı villanın hava kaynaklı ısı pompası uygulaması ile toprak kaynaklı ısı pompası uygulaması ekonomik ve teknolojik olarak karşılaştırılması da irdelenmiştir. Bu irdeleme sonucu toprak kaynaklı ısı pompası sisteminin hava kaynaklıya göre ilk yatırım maliyetinin yüksek, işletme giderlerinin az olduğu ve hava kaynaklı sistemin düşük dış hava sıcaklıklarında problemli olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler : Isı pompası, toprak, hava, verimli, maliyet
Türkiye'de alternatif santral kapasitelerinin ve bölgelere göre dağıtımlarının optimizasyonu
ÖZETElektrik enerjisine olan ihtiyaç, ekonomik büyüme, nüfus artışı ve sosyal gelişim ile sürekliolarak artmaktadır. Elektrik talep artışının karşılanması, elektrik üretim sistemlerinin kapasitebüyüme problemi olarak adlandırılmıştır. Problem, öneminden dolayı farklı yöntemlerle elealınmış ve çözülmeye çalışılmıştır. Kapasite ilavesinde alternatif teknolojilerin fazla olması vebu alternatiflerin ekonomik ve teknolojik karakteristiklerinin farklılığı, probleminoptimizasyon problemi olarak ele alınmasını gerektirmiştir. Probleme etki edenparametrelerin fazlalığı, kullanılan optimizasyon yöntemlerinin uygulanabilmesi için bazıkabullerin yapılmasına neden olmuştur. Yapılan bu kabuller sonuçların doğruluğunu veuygulanabilirliğini azaltmaktadır. Literatürdeki çalışmalarda kapasite-maliyet ilişkisi, kaynakrezerv kısıtları, kapasiteler için maksimum ve minimum üst sınırlar, hidroelektrik santrallariçin kapasitelerin bölünemeyeceği, tüm kaynakların gerçek değerleri, santralların inşaatsüreleri ve harcama dağılımları ihmal edilmiş yada yönteme uygun olacak şekildedeğiştirilmiştir. Özellikle tüm lineer optimizasyon yöntemlerinde, yük süre eğrisinin yapısıbozularak basamak fonksiyonuna dönüştürülmesi çözümlerde hatalara neden olmaktadır.Ayrıca optimizasyon modellerinde santralların kurulacağı yer karar değişkenleri arasınaalınmamıştır. Halbuki, elektrik üretim ile tüketim yerleri arasındaki uzaklığa bağlı olarakkayıplar artmaktadır. Bu nedenle optimizasyonda arasında santralların kurulacağı yerlerinbulunması gereklidir.Bu çalışmada, literatürdeki çalışmalarda ihmal edilen yada değiştirilen kabullerdenkaynaklanan eksikliklerin giderilmesi amacı ile elektrik üretim sistemlerinin kapasitebüyümesi ele alındı. Kapasite büyüme probleminin sonuçlarına, mevcut santralların yıliçindeki çalışma süreleri ( yük sıraları ) etkilediğinden, mevcut ve ilave santralların yüksıralarının belirlenmesi de karar değişkenleri arasına eklenmiştir. Kapasite büyüme ve yüksıralamasının belirlenmesi için oluşturulan amaç fonksiyonu, mevcut ve ilave santralların birdeğere getirilmiş birim üretim maliyetlerinin ağırlıklı ortalamasının minimum yapılmasınıhedefler. Bu amaçla, santralların inşaat başlangıcı ile ekonomik ömürleri boyunca yapılan tümyatırım, yakıt, işletme ve bakım harcamaları iskonto edilerek, işletmeye alındıkları tarihegetirilmiştir. Bugünkü değere getirilmiş toplam ömür boyu masraflar, santralın ekonomikömrüne eşit seriye dönüştürülerek yıllık eş değere getirilmiş masraf elde edilmiştir. Yıllık eşdeğere getirilmiş masraf, santralın yükleme sıralamasına göre belirlenen elektrik üretimmiktarına dağıtılarak, bir değere getirilmiş birim elektrik üretim maliyeti hesaplanmıştır.Amaç fonksiyonunu gerçekleyen ve kaynak rezerv kısıtlı algoritma hazırlanarak Visual Basic6 dili ile program yazılmıştır. Oluşturulan modelin girdileri; santral tiplerine ait kapasite-yatırım ilişkisi, yakıt tüketim bilgileri, işletme ve bakım bilgileri, ekonomik veriler, kaynaktürleri için kalite ve fiyat bilgileri, yıllık talep miktarları ( yük süre eğrisi) ve mevcut elektriküretim sistemindeki santrallardır. Modelin karar değişkenleri, ilave santralların tipi, kapasitesi,yılı, kurulacağı bölge ve tüm santralların yükleme sıralamasıdır. Modelde santralın kurulacağıbölgeler belirlenemeye çalışıldığı gibi, modelin oluşturulmasında bölgesel planlamalara dauygunluğu sağlanmıştır.Oluşturulan genel modelin bir uygulama çalışması Türkiye elektrik sistemi için yapılmıştır.2000-2010 yılları arasındaki dönemde yapılması uygun olan santral tipleri, kapasiteleri,yılları, bölgeleri ve tüm santralların yük sıraları belirlenmiştir. Türkiye'nin kaynak rezervleri,talep gelişimleri, mevcut elektrik üretim sistemi ve bölgesel tüketim bilgileri geçmiş yıllarınve literatürdeki bilgilerin analizi ile elde edilerek optimizasyon modelinin hesaplamalarıyapılmıştır. Kömür ve doğalgaz fiyatlarında eskalasyon alınmadığı durumda, yapılacak santraltiplerinin tamamı doğalgaz yakıt kullanan kombine çevrim ve basit gaz türbinli santrallarolarak elde edilmiştir. Bu yıllar arasında Türkiye için en düşük birim elektrik üretimmaliyetinin ortalaması 44.72-47.38 arasında mills/kWh değişmektedir. Bu durumdaxiiisantralların yapılacağı bölge analizlerinde toplam tüketim içinde en büyük paya (% 39.2) veen büyük tüketim artış hızına (%14.94) sahip olan Marmara bölgesi ön plana çıkmaktadır. Bubölgede hidroelektrik ve linyit rezervlerinin yok denecek kadar az olması, doğalgaz hatlarınınbu bölge için planlanmasını zorunlu hale getirmiştir. Doğalgazın toplam kurulu güç (2010 yılıiçin %87.8) ve üretim içindeki payının (2010 yılı için %84.3) artması Türkiye'nin gelecekteithal enerji kaynaklarına olan bağımlılığını artıracaktır. Modelin çalıştırılması sonucunda heryıl için elektrik üretim santrallarına yapılması gerekli yatırım miktarları elde edilmiştir.Modelin duyarlılık analizi için doğalgaz fiyatında alınan % 2'lik eskalasyon, linyit yakıtlısantralların planlamada öncelik almasına neden olmuştur. 2007 yılına kadar yerli linyitkapasitesinin tamamı kullanılmış ve bu yıldan sonra doğalgaz yakıtlı santralların kurulmasıgerektiği ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Alternatif santraller, birim elektrik üretim maliyetleri ,optimizasyonxiv
Lojistik yönetiminde finansal analiz ve planlama
ÖZET Günümüzdeki ekonomik koşullar nedeniyle, firmalar arası rekabet artırmış ve bu rekabete karşı koyabilmek için, şirketler çeşitli çalışmalar içine girmiştir. Küresel hale gelen pazardaki müşterilerin istekleri de; daha kaliteli, düşük maliyetli mamuller üretilerek ve isteklerine zamanında cevap verilerek giderilmeye başlanmıştır. Piyasadaki bu değişiklikler, firmalardaki klasik yönetim anlayışının yerine, lojistik yönetim anlayışının yerleşmesine sebep olmuştur. Lojistiğin işletme içi sorumluluğu, hammadeyi, malzemeleri, doğru işlem sürecini ve üretimi tamamlanan mamulleri mümkün olan en düşük maliyetle, ihtiyaç duyulan yere doğru olarak, yerleştirmektir. İşletmeler bu değişimin doğal bir sonucu olarak, önemli maliyet sorunlarıyla karşı karşıya kalmışladır. Yönetimin karar verme mekanizmasında önemli bir etken olan maliyetleme konusu lojistik anlayışta Faaliyete Dayalı Maliyet Sistemi aracılığıyla giderilmeye çalışılmaktadır. Faaliyete Dayalı Maliyet Sistemi, endirekt maliyetlerin ürünlere dağıtımında geleneksel maliyet muhasebesine göre daha etkili ve doğru sonuçlar vermektedir. Bu ise; sistemin kullanımı gün geçtikçe yaygınlaştırmaya başlamıştır. Bu doğrultuda; çalışma esnasında Faaliyete Dayalı Maliyet Sistemi üzerinde detaylı inceleme yapılmış ve sistemin bir işletme üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu yönetim ve maliyet sisteminin, uygulanabilirliğini gösterebilmek amacıyla, birincil ihtiyaçlanmızdan biri olan sağlık hizmeti üzerinde uygulama yapılmıştır. Seçilen pilot serviste tedavi gören hastaların, maliyetleri hesaplanmış ve geleneksel maliyet sisteminden elde edilen sonuçlarla karşılaştırılmıştır. Elde edilen bilgiler, Faaliyete Dayalı Maliyet Sistemi'nin daha doğru sonuçlar verdiğini göstermektedir. Bu özelliğinden dolayı da, yöneticilere, lojistik misyonun yerine getirilmesi için, yol gösterici bir sistem olmaya devam etmektedir. Anahtar Kelimeler: Lojistik yönetim, müşteri ihtiyaçları, zamanında cevaplama, faaliyete dayalı maliyet sistemi, endirekt maliyetler. IX