Cost
353 theses under this subject heading
Elektrikli ve benzinli araç rota planlaması, maliyet optimizasyonu ve karşılaştırması
Elektrikli araç rotalama probleminde, elektrikli araçlar kullanılarak rotanın tamamlanması, minimum maliyetin ve minimum rota mesafesinin bulunması hedeflenir. Elektrikli araçların alabilecekleri maksimum mesafe benzinli/dizel araçlara göre daha azdır. Bu nedenlerle araç rotalama problemlerinde (VRP) elektrikli araçlar kullanılırken şarj kapasiteleri ve şarj istasyon lokasyonları özel olarak dikkate alınmalıdır. Bu çalışmanın amacı elektrikli araçlar kullanılarak optimal – minimum maliyetli – rota bulunması ve benzinli araçların VRP sonuçlarıyla kıyaslanmasıdır. Bu tez çalışmasında, Ankara'da kurulması planlanan bir firmanın, Ankara'nın değişik bölgelerine dağılmış durumdaki potansiyel müşterileri için, dağıtımda elektrikli veya benzinli araç kullanmasına göre optimal rotaları bulunmuştur. Çalışmada optimal rota nasıl oluşturulmalı ve elektrikli araçlar mı ya da benzinli araçlar mı kullanılmalı soruları ele alınmıştır. Konu kapsamında Ankara'da bulunan şarj istasyonları, şarj maliyetleri, elektrikli araçların batarya kapasiteleri, başlangıç maliyetleri ve benzin fiyatları dikkate alınmıştır. Modeller bu noktalar dikkate alınarak kurulmuş, farklı müşteri sayıları ve lokasyonlarına göre birçok farklı senaryo için karşılaştırılmıştır. Çalışmada karışık tam sayılı lineer programlama kullanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre elektrikli araçlar kullanıldığında çok daha az maliyetle dağıtım yapılabildiği görülmüştür. Müşteri sayısı arttıkça ve/veya müşteriler arası mesafe uzadıkça, elektrikli araç şarj istasyonu altyapısı yetersizliği nedeniyle elektrikli araçların benzinli araçlara göre maliyet avantajının azaldığı sonucuna varılmıştır.
Doğal afetlerin ekonomik büyümeye etkileri: Türkiye 1960-2018 dönemi
Bu tez çalışmasının amacı Türkiye'de 1960-2018 yılları arasında yaşanan doğal afetlerin yaşattığı maliyet ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi zaman serisi verilerinin kullanarak analiz etmektir. Çalışmanın ilk bölümünde doğal afet kavramı, unsurları ve maliyetleri açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, doğal afetlerin ekonomik etkilerine değinilmiştir. Çalışmanın ampirik kısmında ise Türkiye'de yaşanmış doğal afetlerin ekonomik büyümeye etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın sonucunda Türkiye'de 1960-2018 yılları arasında yaşanan doğal afetlerin maliyeti ile ekonomik büyüme arasında uzun dönemde negatif bir ilişki olduğu ve nedenselliğin ekonomik büyümeden doğal afet maliyetine doğru olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Doğal Afet, Ekonomik Büyüme, Maliyet, Doğal Afetlerin Ekonomik Etkileri
Entegre atık yönetim sistemleri için alternatif taşıma yöntemleri
Atıkların en az maliyet ve çevresel yük ile yönetimi son zamanlarda döngüsel ekonomi açısından önem kazanmıştır. Bu çalışmada, atıkların demiryolu ve karayolu ile taşınmasına ilişkin alternatifler tanımlanarak, bu alternatiflerin, çok ölçütlü karar verme kapsamında, maliyet, çevre ve sosyal ölçütler kullanılarak karşılaştırılması, Right Choice (2.0) karar verme model yazılımı kullanılarak belirlenmiştir. Model için gerekli veriler anket ve kaynak taraması ile elde edilmiştir. Bu kapsamda, atık taşımacılığının karayolu ile yapılması, Alternatif 1 ile gösterilirken, demiryolu ile yapılması, Alternatif 2 (dorse ve çekici ile birlikte), Alternatif 3 (sadece dorse) ve Alternatif 4 (sadece atık) ile temsil edilmiştir. Sonuç olarak, Alternatif 4 ile belirtilen atık transferinin sadece atıkların vagonlara yüklenerek (çekici ve dorse kullanılmadan) yapılması optimum seçenek olarak belirlenmiştir. Buna göre, Alternatif 4'ün işletme-bakım maliyetinin düşük olması, bir diğer deyişle bu ölçüt üzerinde yüksek performans göstermesi ve işletme-bakım maliyeti ölçütünün paydaşlar tarafından yüksek göreceli önem ile derecelendirilmesi rol oynamaktadır. Aynı şekilde, Alternatif 4 için gerekli personel sayısı diğer alternatiflere göre düşüktür. Demiryolu taşımacılığı ile taşımada atıkların bekleme süresi ve operasyonel iş yüküne duyulan ihtiyaç önemli ölçüde azalmaktadır. 1000 ton atığın karayolu üzerinden transferinin yapılması yaklaşık 50 tır (50 ayrı sefer) ile sağlanırken, demiryolu için 2 (atıkların çekici ve/veya dorse ile taşınması durumunda) ya da 3 (sadece atıkların taşınması durumunda) trene ihtiyaç olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Atık yönetimi, Çevresel yük, Döngüsel ekonomi, Karar verme modeli, Maliyet
Lojistik faaliyetlerinde dış kaynak kullanımındaki maliyet algısının ölçülmesi: Gıda sektörü örneği
Küreselleşme ve teknolojik gelişmeler, üretim ve yönetim sürecinde yaşanan hızlı değişimlerle birlikte işletmeler açısından lojistik faaliyetlerde dış kaynak kullanımını önemli bir yönetim stratejisi ve rekabet aracı haline getirmiştir. Lojistik faaliyetlerinde dış kaynak kullanımı, son yıllarda ürünlerin yeniden değer kazanma sürecini içermesi ve işletmelerin ana faaliyet alanlarına odaklanmalarına olanak tanıması bakımından verimlilik artışına neden olması yönüyle dikkat çeken konular arasında yer almaktadır. Dış kaynak kullanımı, işletmelerin üretebileceği mal ve hizmetleri başka işletmelere ürettirmesi anlamına gelmektedir (Gül, 2005: 159). Dış kaynak kullanımı, işletmelere sürdürülebilir rekabet imkânı kazandırmakta ve işletmelerin kendi faaliyetlerine odaklanmasına fırsat vermektedir. İşletmeler lojistik faaliyetlerinde dış kaynak kullanımı ile kalite standartlarına uygun yönetim stratejisi belirleyebilmekte ve maliyet açısından avantaj elde edebilmektedirler. Bu çalışma, lojistik faaliyetlerde dış kaynak kullanımının maliyetler üzerindeki etkisine yönelik işletme algısını Mersin ilinde faaliyet gösteren gıda sektörü örneğiyle açıklamayı amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini Mersin Ticaret ve Sanayi Odasına bağlı 99 gıda işletmesi oluşturmaktadır. Araştırmada veriler online anket tekniği ile toplanmış ve analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; lojistik faaliyetlerde dış kaynak kullanımının maliyet üzerindeki etkisine yönelik algının; işletme karlılığını artmasına yol açtığı, sabit maliyetlerin değişken maliyetlere dönüştürülmesini sağladığı, personel maliyetlerini düşürdüğü, işletme sermayesi gereksinimini azalttığı, yatırım sermayesi gereksinimini azalttığı, aracı maliyetlerini ortadan kaldırdığı, enerji maliyetlerinin düşmesini sağladığı yönünde olduğuna ilişkin bulgulara ulaşılmıştır.
Vergi Hukukunda sahte belge suç ve cezaları ile vergi afları ilişkisinin mükellef davranışları üzerine etkisi: Vergi ahlakı ve vergi uyumu açısından bir analiz
Vergi afları, vergi borçlarının belirli bir süre veya koşullarla affedilmesini sağlayan bir mekanizmadır. Tezde, vergi aflarının vergi uyumu üzerindeki etkileri incelenmekte ve vergi aflarının mükellefleri vergi affı beklentisine sürükleyerek vergi uyumunu olumsuz etkileyebileceği üzerinde durulmaktadır. Aynı şekilde, vergi cezalarının vergi uyumu üzerindeki disiplinleyici rolü de detaylı bir şekilde değerlendirilmektedir. Çalışmada, Türk vergi hukuku bağlamında sahte belge suçu, vergi ahlaki davranış, vergi afları ve cezalar arasındaki kompleks ilişkileri ve bu faktörlerin vergi uyumu üzerindeki etkilerini akademik bir perspektifle ele almaktadır. Bu analiz, vergi uyumunu artırmak için etkili politikaların geliştirilmesi ve vergi sisteminin sağlıklı işleyişini sürdürme ve güçlendirme konusunda önemli bir temel oluşturmaktadır. Tezin temel odak noktalarından biri, sahte belge suçunun vergi ahlaki davranış üzerindeki etkilerinin derinlemesine incelenmesidir. Sahte belge kullanımının vergi ahlaki değerleri zayıflattığı ve dürüstlük prensiplerine aykırı olduğu vurgulanmaktadır. Mükelleflerin sahte belge kullanma eğilimleri vergi uyumunu azaltabilir ve vergi sisteminin adaletini tehlikeye atabilir. Bu bağlamda, etkili önlemler alınması ve bilinçlendirme çalışmalarının yapılması gerekmektedir. Ayrıca, tezde vergi aflarının ve cezaların vergi uyumu üzerindeki etkileri ayrıntılı bir şekilde ele alınmaktadır. Vergi afları, vergi mükelleflerine geçmiş vergi borçlarının belirli bir süre veya koşullarla affedilmesini sağlayan bir mekanizmadır. Bu afların kullanımı, mükelleflerin vergi uyumunu artırma amacı taşımaktadır. Ancak, sürekli ve aşırı vergi aflarının kullanımı, mükellefleri vergi affı beklentisine sürükleyebilir ve dürüst mükelleflerin motivasyonunu azaltabilir. Bu nedenle, vergi aflarının dikkatli bir şekilde tasarlanması ve sınırlı bir şekilde uygulanması önemlidir. Cezaların vergi uyumu üzerindeki disiplinleyici etkileri de tezde ele alınmaktadır. Vergi kaçakçılığı ve sahte belge suçu gibi vergi ihlalleri, caydırıcı cezalarla karşılanmalı ve bu cezaların etkin bir şekilde uygulanması sağlanmalıdır. Ceza politikalarının adaletli ve etkili bir şekilde yürütülmesi, vergi uyumunu artırmaya yardımcı olabilir ve vergi ahlaki davranışı teşvik edebilir. Sonuç olarak, bu tez çalışması sahte belge suçu, vergi ahlaki davranış, vergi afları ve cezalar arasındaki karmaşık ilişkileri analiz ederek, vergi uyumu üzerindeki etkilerini aydınlatmaktadır. Makalenin bulguları, vergi politikalarının oluşturulması ve uygulanması sürecinde karar alıcılar ve ilgili paydaşlar için değerli bir rehberlik sağlayabilir. Vergi uyumu ve etik davranışların teşvik edilmesi, sağlıklı bir vergi sisteminin sürdürülmesi ve toplumun refahına katkı sağlaması açısından büyük önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Sahte Belge, Vergi Uyumu, Vergi Affı, Vergi Kaçakçılığı
Tedaviye dirençli major depresyon vakalarında rTMS ve EKT tedavilerinin maliyet etkinliğinin değerlendirilmesi: Meta-analiz çalışması
Sağlık teknolojileri değerlendirilmesi (STD), özellikle geri ödeme, fiyatlandırma ve teknolojinin kullanımına ilişkin kararlarda yöneticilerin bilimsel karar almalarını sağlayan bir araçtır. Bu tezde, tedaviye dirençli depresyon vakalarında kullanılan ve rehberlerde altın standart olarak belirtilen EKT tedavisi ile rTMS tedavisinin STD metodolojisi kullanılarak maliyet etkililik analizi yapılmıştır. Belirlenen kriterlere uygun çalışmalardan Hamilton Depresyon Sıralama Ölçeği (HDRS) ile tedavi öncesi ve sonrası oluşan farkı, tedaviye cevap, tam düzelme, tedaviyi yarıda bırakma gibi veriler üzerinden meta-analiz yapılmıştır. Maliyet verileri için, 2019 yılı tüm Türkiye'den 18 yaş üzeri F32-F33 ICD-10 kodu alan ve rTMS ve EKT tedavisi alan kişilerin verileri ile birlikte tedavi sonrası reçete, konsültasyon ve tahlil talepleri uzman görüş alınarak netleştirilmiştir. Ayrıca, hastanelerin SGK'ya fatura edilen verileri de incelenmiştir. Maliyetler ödeme kurumu bakış açısıyla SUT üzerinden, etkililik ise literatürde belirtilen değerler kullanılarak bir yıl için hesaplanmış ve karar ağacı modeli kullanılmıştır. EKT tedavisinde rTMS'ye göre depresyonun düzeldiğini gösteren HDRS'de alınan puanlarda düşme daha fazladır (Standartlaştırılmış ortalama fark Hedge's g 0,59 (%95CI -0,09-1,27 p=0,09). Tedaviye verilen cevap RR 0,84 (%95CI 0,61-1,16 p=0,28) ve tam düzelme hızı risk oranı RR 0,99 (%95 CI 0,59-1,64 p=0,96) olup EKT lehinedir Tedaviyi yarıda bırakma riski ise rTMS'ye göre EKT'de daha fazladır RD -0,07 (%95CI -0,14 ile -0,01 p=0,02). Psikotik olmayan hastalarda ise tedaviye cevap rTMS lehinedir (RR 1,07 (%95 CI 0,73-1,55, p= 0,74). Maliyet etkililik hesaplamalarına göre rTMS'de QALY başına maliyet 788,19₺ iken EKT'de QALY başına maliyet 8.960,12₺'dir. EKT ile tedavi edilerek 1 QALY için gereken ilave maliyet (İMEO) 68.827,97₺'dir 2019 yılı GSYH'nin 1-3 katı (52.213₺-156.639₺) olduğundan EKT, rTMS'ye göre maliyet etkilidir. Ancak psikotik olmayan hastalarda rTMS'nin QALY başına maliyeti 801,88₺ iken EKT'nin 10.970,1₺'dir. EKT ile tedavi edilerek elde edilecek bir QALY için gereken ilave maliyet (İMEO) 171.867,2₺'dir. Psikotik olmayan hastalarda rTMS, EKT'ye göre maliyeti daha az, faydası daha fazla olduğu için daha maliyet etkili bulunmuştur.
Türkiye'de ileri evre böbrek kanserinde pazopanib ve sunitinib tedavilerinin maliyet etkililik analizi
Renal hücre karsinomu (RCC) dünya genelinde böbrek kanserinin en yaygın türü olup hastalığın etkin olarak yönetiminde tedavi yaklaşımlarının önemi üzerinde durulmaktadır. Literatürde yer alan çalışmalar pazopanib (PB) ve sunitinib (SB) tedavilerinin RCC hastaları için standart niteliğinde tedaviler olduğunu ortaya koymaktadır. Yabancı literatürde RCC hastaları için söz konusu tedavilerin ekonomik değerlendirmesini ele alan çalışmaların varlığına karşılık Türkiye'de ileri evre böbrek kanseri tedavisinde PB ve SB yöntemlerinin ekonomik değerlendirme araştırmasının yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de ileri evre böbrek kanserinin birinci basamak tedavisinde PB ve SB etken maddelerinin ekonomik değerlendirme çalışmasını ödeyici kurum bakış açısı ile yapmaktır. Çalışmaya RCC teşhisi konup PB veya SB tedavilerinden birini almış 53 yetişkin hasta dâhil edilmiştir. Araştırmada progresyonsuz sağkalım, progresyonlu sağkalım ve ölüm durumundan oluşan hastalık/karar modeli kullanılmıştır. Sağlık durumları arasında geçişlerin modellenmesi için literatürden sağlanan farklı geçiş olasılıkları esas alınarak simülasyonlar iki aşamada tamamlanmıştır. Simülasyonlarda Markov model ve Monte Carlo yöntemleri kullanılmış olup Monte Carlo simülasyon yöntemi farklı kuramsal dağılımlar çerçevesinde ele alınmıştır. Ödeyici kurum üzerindeki maliyet yükünün belirlenmesi için RCC hastalığına ilişkin kaynak kullanım verisi ilgili hastanenin bilgi sistemi kullanılarak sağlanmıştır. Hastaların kemoterapi tedavisini ne uzunlukta aldıklarına ilişkin bilgiler ise hasta dosyaları ile elde edilmiştir. Etkililik ölçümü için EQ-5D yaşam kalitesi aracı kullanılarak hastalara ulaşılmış, Almanya ve İngiltere'nin katsayıları esas alınarak hasta başına ortalama kaliteye ayarlı yaşam yılı (QALY) belirlenmiştir. Maliyet ve sağlık sonuçlarının zaman değerini göz önünde bulundurmak amacıyla ekonomik değerlendirme sürecinde %3 indirgeme oranı uygulanmıştır. PB tedavisinde progresyonsuz sağkalım durumunda bulunan hastalar için aylık ortalama maliyet 10.088,89 TL iken progresyonlu sağkalım durumunda bulunan hastalar için 11.351,35 TL olarak elde edilmiştir. SB tedavisi için progresyonsuz sağkalım durumunda bulunan hastalar için aylık ortalama maliyet 10.240,73 TL iken progresyonlu sağkalım durumunda bulunan hastalar için ise 11.272,20 olarak belirlenmiştir. PB tedavisi için progresyonsuz sağkalım durumunda bulunan hastalara ilişkin ortalama QALY değeri 0,86 iken progresyonlu durumda bulunan hastalar için ise 0,42 olmuştur. SB tedavisi için ortalama QALY değeri progresyonsuz hastalar için 0,70 iken progresyonlu hastalar için ise 0,45 olarak belirlenmiştir. Temel maliyet-etkililik analizi bulguları, PB tedavisinin maliyet-etkili olmadığını; farklı geçiş olasılıkları kullanılarak üretilen maliyet-etkililik analizi bulguları ise ki-kare ve poisson dağılımları için PB tedavisinin maliyet-etkili olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, ileri evre böbrek kanseri (İEBK) hastalığının birinci basamak tedavisinde PB tedavi yönteminin SB tedavi yöntemine göre maliyet-etkili olup olmadığı simülasyon yöntemi, geçiş olasılıkları ve olasılık dağılımlarına göre değişim göstermektedir. RCC tedavisinde hangi yöntemin maliyet-etkili olduğunun değerlendirilebilmesi için daha fazla ekonomik değerlendirme çalışmasına ihtiyaç duyulduğu söylenebilir.
Borçlanma maliyetleri
Globalleşme, ülkelerarası yapılan ticarette ülkeleri, mali tablolarının eşit kriterlerle karşılaştırılıp, raporlanarak aynı dili konuşmaya yönlendirmiştir. Farklı ülkelerde oluşturulan finansal raporların benzer şekilde yorumlanabilmesi ve uluslararası ölçekte geçerli olacak ortak muhasebe uygulamalarının geliştrilmesi adına birçok önemli çalışma yapılmıştır.Uluslararası muhasebe standartlarıyla tam uyum içinde olan Türkiye Muhasebe Standartlarının etkin ve geniş bir kesimde kullanılmaya başlaması, Avrupa Birliği uyum çalışmaları açısından da büyük önem arz etmektedir. Uluslarası Muhasebe Standartları ve Uluslarası Finansal Raporlama Standartlarının, 6102 Sayılı Türk Ticaret kanunuyla birlikte, Türkiye Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları olarak kabul edilmesi sonucunda değerleme (ölçümleme) sadece vergi ile düzenlenen hükümler olmaktan çıkarılmıştır.Türkiye Finansal Raporlama Standartları ve Türkiye Muhasebe Standartları Temmuz 2012 itibariyle yürürlüğe girmiş ve Ocak 2013 itibariyle Türk Ticaret Kanununa (TTK) göre tüm işletmeler açısından kullanımı zorunlu hale getirilmiştir. Bu gelişme, 2013 tarihi itibariyle finans kuruluşları hariç tüm işletmelerde değerleme ile ilgili yeni düzenlemeler getirecek ve uygulamada önemli farklılıklar yaratacaktırBu çalışmada, 2000'li yıllarda uygulama başlanmış Türkiye (Uluslararası) Muhasebe Standartlarından biri olan 23 nolu borçlanma maliyetleri standardı, Türk Vergi Mevzuatındaki ve Sermaye Piyasası Kurulu içindeki yeri ve muhasebeleştirilmesi konusu ele alınmıştır. Borçlanma maliyetlerinin muhasebeleştirilmesinde kullanılan iki yöntem (gider olarak yazılması ve aktifleştirilmesi) örnek uygulamalar ile açıklanmıştır. Ayrıca Borçlanma Maliyetlerinin ilgili olduğu TMS 2-Stoklar, TMS 16- Maddi Duran Varlıklar, TMS 17-Kiralama İşlemleri, TMS 21-Kur Değişimleri Standartlarına da yer verilmiştir.
Lifo stok değerleme yöntemi ve değişken maliyet esası ile finansal performansın raporlanması ve kâr dağıtım kararlarında kullanılması
Üretim maliyetleri direkt madde malzeme, direkt işçilik ve genel üretim giderlerinden oluşur. Direkt üretim giderleri ürün üzerinde miktar olarak ölçümlenebilen giderledir. Endirekt niteliğinde olan genel üretim giderler ise ürün üzerinde miktar olarak ölçümlenemezler. Direkt giderler değişken giderlerdir ve üretim miktarına göre değişkenlik gösterirler. Endirekt giderler ise yarı değişken giderlerdir. Sabit giderlerin üretim maliyetleri ile ilişkilendirilmesi stok maliyetlerini etkileyeceği için dönem kârını artırır. Dönem kârını etkileyen diğer bir faktör de stok değerleme yöntemidir. Kâr dağıtımı vergi karşılığı, temettü ve yedek akçe ayrılmasını ifade eder. Vergi mali mevzuata göre hesaplanırken temettü ve yedek akçe ayrılması ticaret kanunu ve ana sözleşme kapsamında, genel kurul kararı ile düzenlenir. Çalışma temettü kararı alınırken maliyet hesaplama ve stok değerleme yöntemlerinden muhasebenin ihtiyatlılık ilkesi kapsamında nasıl yararlanılabileceğini ele almakta ve bu kapsamda bir öneri getirmektedir.
Kamu hastanelerinde zaman etkenli faaliyet tabanlı maliyetleme
Kaynakların etkin kullanımına yönelik hem kamuda hem de özel sektörde çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar son dönemde özellikle doğru maliyet bilgilerinin elde edilmesi ve bu elde edilen bilgilerden hareketle maliyetlerin yönetilmesine yöneliktir. 1980'li yıllardan itibaren yoğun olarak kullanılmaya başlanan ve günümüzde çeşitli uygulama zorlukları nedeniyle terk edilen faaliyet tabanlı maliyetlemenin eksikliklerini ortadan kaldırmak üzere geliştirilen zaman etkenli faaliyet tabanlı maliyetleme, doğru maliyet bilgilerinin elde edilmesinin yanı sıra kurumların kaynaklarının ekin kullanılmasına da yönelik çalışmalardan biridir. Zaman etkenli faaliyet tabanlı maliyetlemeye ilişkin hem akademik alanda hem de uygulamada oldukça fazla çalışmaya rastlanmaktadır. Çalışmamızda, kaynakların etkin kullanımında özellikle pratik kapasiteyi hesaplamaya dahil eden zaman etkenli faaliyet tabanlı maliyetlemenin bir kamu hastanesinde uygulanabilirliğini belirlenmeye çalışılacak ve elde edilen sonuçlar geleneksel hacim tabanlı maliyetlemeden elde edilen sonuçlarla kıyaslanacaktır.
The impact of effective project management on time quality and cost: The case of contracting firm in the Middle East
The study focuses on the importance of project management planning and its impact on the three main components (cost, time and quality) that determines projects' success. The sample included ten (head managers, project managers and senior engineers) in three contracting companies in the Middle East (Jordan and Palestine) for a period of nine months starting March till the end of December 2017. The findings show that most of the interviewees agreed on the importance of planning in companies before starting any project and they emphasized on the importance of having a planned time schedules which includes all the critical and none critical tasks that should be done in the implementation phase to submit a project on time without any delays. As for the quality 60% consented on the necessity of having a clear plan which has an understandable requirements and standards for the project in order to be followed by the workers, and they also mentioned the importance of doing frequent inspections by project managers and senior engineers on the delivered product and service to achieve a project with the highest quality. In the last question 80% said that a planned project management can affect the project budget without exceeding the specified budget if it was followed with three main factors which are monitoring, controlling and following up, they also insisted on the importance of having an experienced project manager who can set a plan concerning the project's cost and also find quick solutions for any error that may occur in project implementation. In the light of these findings the researcher shed the importance of having a skilled project management system that works effectively on project plans to achieve the project objectives according to the required time cost and quality, the researcher recommended that companies should do consequent train workshops to their managers and employees and also ask their managers to prepare a statistical databases on previous projects in order to use them in the future project. Companies should allocate a special section in the company to study and understand the project and all the important documents in order to determine the projects objectives clearly to strengthen the quality of the project shorten the duration of implementation as well as minimizing the cost.
Müşteri karlılık analizlerinde faaliyet tabanı ile zaman etkenli maliyet yöntemlerinin karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı, farklı müşterilerin neden olduğu kâr farklılığının, firmanın karar alma aşamasına katkısını belirlemektir. Bunu belirlemenin sebebi her bir müşterinin satışlardaki gelirlere sağladığı katkı ile şirket işletmesine sağladığı katkının çoğunlukla eşit olmamasıdır. Bu sebeple stratejik karar verme noktasında müşteri karlılık analizini uygulamak gerekmektedir. Müşteri kar analizi iki şekilde yapılmaktadır. Bunlar, müşteri geliri ve müşteri maliyetidir. Müşteri maliyetleri ve karlılıkları, faaliyet tabanlı gider belirleme metotları kullanılarak yapılmaktadır. Geçmiş zamanlarda uygulanan yönetim muhasebesi raporları ürünlerin kar durumlarını analiz etmek üzerine idi. Geleneksel maliyet hazırlama sistemine göre her bir müşteriden elde edilen toplam gelirin, kâra eşit olduğu varsayılmaktadır. Geleneksel maliyet hesaplama sisteminin artık günümüzde kullanılmayacağı ve yeni maliyet hesaplama tekniklerinin kullanılması gerektiği belirlenmektedir. Bu çalışmada Faaliyet Tabanlı Maliyetlendirme (FTM) ve Zaman Etkenli Faaliyet Tabanı (ZEFT) yöntemi açıklanarak bu yöntemler incelenmektedir. Bu çalışmada, hem üretici olup hem satış yapan işletmelerin toplam üretim ve satış maliyetlerinin belirlenmesi, faaliyet ve zaman tabanlı maliyetleme yaklaşımı yardımıyla maliyetin müşterilere nasıl yansıtılacağı ve müşterilerin toplam kara yapmış olduğu katkı payındaki farklılıkları ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu çalışma için konaklama alanında bir uygulama yapılması amaçlanmıştır. Satın alma konusunda özellikleri bakımından farklı olan müşteri grupları satın aldıkları ürünlere göre sınıflandırılmaktadır. Müşterilerin satın alma özelliklerine ve taleplerine bakıldığında her bir müşteri için farklı oranda kar elde edildiği görülmektedir.
İnşaat sektöründe bütçeleme ve maliyet analizi
İşletmenin yönetim fonksiyonları içerisinde yer alan bütçeleme için ayrı bir önem verilmesi gerekmektedir. Bütçeleme ile işletmeler faaliyetleri için gerekli hammadde, malzeme, ekipman, işgücü ve nakit ihtiyaçlarını daha iyi belirleyebilirler. Proje bazlı faaliyet gösteren işletmelerde bütçelerin gerçeğe yakın ve detaylı hazırlanması, işletmenin sahip olduğu kaynakları en etkili ve verimli şekilde kullanmasını sağlayacaktır. İşletme bütçelerin hazırlanmasında, varsayımsal tahminlerde bulunmak yerine daha önce benzer faaliyetler ve projelerde elde edilen verilere, şirketin sahip olduğu geçmiş tecrübe ve bilgilere de yer verilmelidir. İnşaat sektörü, proje bazlı çalışmalar yapmakta ve her proje bir diğerinden tasarım, coğrafi koşullar, iş gücü ve malzeme kaynaklarına olan uzaklıklarına göre farklılıklar göstermektedir. Bu koşullar her projenin imalat birim fiyatlarını, yönetim giderlerini, makina ve ekipman giderlerini, şantiye giderlerini olumlu ve olumsuz şekilde etkilemektedir. Tüm bunlar bütçelerde sapmalara neden olmakta olup, bütçeleme ve maliyet analizinin önemini bir kat daha arttırmaktadır. İnşaat sektörü, üretim sektöründen farklılıkları göz önüne alındığında; bütçe, bütçeleme ve maliyet analizi konularında ayrıca incelenmesi gereken bir alandır.
İnşaat sektöründe maliyet hesaplamaları ve vergisel analizi
Yıllara yaygın inşaat ve onarım faaliyetleri, Sektörel bazda inşaat firmalarının devam eden faaliyetlerindeki finansal yapı sistemleri, makro ölçüde hareketliliğin çeşitliliği ile inşaat muhasebesini de bir uzmanlık muhasebesi haline getirmiştir. Vergi uygulamalarının kapsamının çok fazla olmasından dolayı inşaat muhasebesi vergisel düzenlemeler ve maliyet hesaplarının genel yapısı açıklanmıştır. İnşaat sektöründe inşa sı süren yapıların birden fazla takvim yılına sarkması ve sürecin işleyişinin uzaması dolayısıyla gerek muhasebe temel kavramları gerekse vergisel süreç bakımından geçerli olan "dönemsellik kavramı" Vergisel hesaplamaların düzenlemeleri bakımından farklılık oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Maliyet Hesaplamaları, Vergisel Analiz, İnşaat Sektörü
Binek araçlara ilişkin maliyet ve gider kısıtlamalarının 7194 sayılı kanun kapsamında değerlendirilmesi
07.12.2019 Tarihli 7194 Sayılı Kanun ile yürürlüğe giren binek araçlarda gider kısıtlaması, söz konusu taşıtlarla ilgili; tüm giderlerinin ticari faaliyetlerde indirim konusu yapılmayacağı kanun maddesi ile belirlenmiştir. Binek taşıtlarda gider kısıtlaması Türk Gümrük Tarife Kanunu incelenerek tarife pozisyonundaki taşıtlar sınıfları, örnekleri ile incelenip, yurtdışında binek araç kısıtlaması uygulayan ülke örnekleri ele alınıp, 7194 sayılı kanun gereği Tek Düzen Hesap Planına göre kayda alınması gereken şekil ve esaslara uygun olarak yevmiye kayıtları örneklerle detaylı anlatılmıştır.
Bir jeotermal saha sondajının maliyet analizi
Enerji, geçmişten günümüze birçok alanda kullanılan temel bir ihtiyaç konumundadır. Bu nedenle enerji talebi giderek artış göstermektedir. Günümüzde bu enerji talebi ağırlıklı olarak fosil yakıtlardan karşılanmasına rağmen nükleer santraller, jeotermal santraller, güneş ve rüzgar enerji üretim tesisleri gibi farklı yöntemlerle de karşılanabilmektedir. Ancak, enerji talebinin optimum şartlar altında karşılanabilmesi için düşük maliyet ile yüksek verimde enerjinin elde edilmesi gerekmektedir. Jeotermal kaynakların tespit edilmesinden sonra yapılacak sondaj çalışmaları ise maliyetin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bu çalışmada sondaj işleminin genel özelliklerine ve jeotermal sondajların sürdürülebilir çevre dostu bir enerji kaynağı olarak kullanımının yaygınlaşması neticesinde optimum maliyetin incelenmesi amaçlanmıştır. Burada en önemli maliyet parametreleri için detaylı inceleme yapılarak sondaj maliyetine etkileri değerlendirilmiştir.
The perceptive analysis of the effect of proactive maintenance scheduling on maintenance costs and airline profitability: A case study of Turkish Airlines Technic
The accelerated development trend that the industry is going through has created an intensively competitive environment between global airlines. Intense competition in the sector and the pronounced decline in profit rates have increased the importance of reducing expenses and costs, in addition to the management of incomes. Towards this aim, airlines implement various methods to reduce their own costs. Maintenance comprises one of the significant expenses incurred by airlines, while airlines adopt various approaches in their cost-reduction efforts, including general maintenance enhancement programs. It has been seen that some of these methods positively affect cost-reduction efforts that have begun to be implemented. Proactive maintenance planning, on the other hand, is considered one of the methods aimed at reducing maintenance costs and thus increasing airline profitability and is actively used by many airlines. Turkish Airlines is playing a leading role in the effective use of proactive maintenance planning management. However, some proactive maintenance practices are controversial. In order to clear the air about these controversies, this research was carried out to make a perceptive analysis of the Turkish Airlines Technic employees. I carried out this study by using a quantitative survey with a sample of 133 Turkish Airlines Technic staff, which consists of technicians, engineers, planning staff, clerks, and managers. Staff was chosen among departments relating to maintenance. Besides questions that measure the perception of Turkish Airlines Technic staff on the effects of proactive maintenance scheduling on maintenance costs and airline scheduling, some questions relating to demography and experience are also posed. The data which is obtained as a result of this study were collected using an online survey method and analyzed with SPSS version 22. Chi-square and Fisher's tests, which are the most appropriate methods for comparing independent variables, were carried out to analyze the results. Keywords: Aircraft ground times, airline costs, airline profitability, aviation and finance, maintenance costs, proactive aircraft maintenance planning.
Freedoms of the air and effects of 5th freedom implementation at Ankara Airport
The purpose of this thesis is to analyze the Civil Aviation Regulations, and to prove that the more a market is liberalized, the better chance it has to grow. Many civil aviation authorities are strict regarding airlines of third-party countries in order to protect their own market and to support their flag carrier. However, it is possible to use third-party countries' airlines in order to grow the market and while supporting their own flag carrier. Unproductive airports and Flight Information Regions might be used to set the market in motion. This thesis contains six chapters. After Introduction and Literature Review the third chapter contains the definition of Air Freedoms. Chapter four contains the Study Methodology. In the fifth chapter, the Civil Aviation Authority Singapore, which has one of the most liberalized regulation policies, has been evaluated. The positive and negative effects of implementing the model of Singapore, at the Ankara Airport which has a capacity of 25M passenger per year has been determined. For data and statistics figures from IATA have been collected. The last part contains the conclusion. For this research, quantitative methods have been used, along with the descriptive method.
Jeopolitik konumun operasyonel maliyet ve filo yönetimine etkisi
The airline industry is one of the industries where there is most impact of costs on profitability. Fleet management and location selection are important in terms of operational costs in the airline industry, which is affected by economic and competitive conditions due to its nature. Airline companies that make a successful fleet management and location selection can reduce their operational costs and use their fleet in the most optimum way. In this study, the effect of location selection on airline fleet management and operational costs was examined. In this context, flight scenarios were prepared from 8 centers, 10 different hubs and 5 different aircraft. These scenarios prepared were evaluated with TOPSIS, one of the multi-criteria decision making methods. In the multi-criteria decision-making method, the alternatives are evaluated according to the criteria determined. In the study, alternatives are flights, and the criteria are operational cost items. Weighting was made according to the average costs in the industry. In addition, in order to fully measure the impact of location on operational cost, the location index was developed with the average of GDP, HDI and SDI values of the countries where the hubs are located, and it was enabled to affect the decision-making by 30%. According to the results of the research, it has been observed that the operational costs of the airports to be established in locations such as Istanbul, London and Delhi are lower and the fleet management is more optimum. The most important reason for this is that flights from these regions to many centers in Europe are easy and less costly. Findings obtained from the research provide information for sector managers and researchers.
Türkiye'de KOBİ'lerde bütçe hazırlama esasları ve bir uygulama
Ülke ekonomimiz içerisinde sayı ve istihdam açısından önemli bir yere sahip KOBİ'ler, küreselleşmenin hızla yayıldığı Dünya'mızda kendilerine yer bulmak, mevcut konumlarını korumak ve geliştirmek zorundadırlar. Küreselleşmeyle beraber, ülkelerin siyasal, sosyolojik, kültürel ve ekonomik yönleriyle dünya ölçeğinde yayılma eğilimleri hızla artmaktadır. Ülkeler arası ekonomik pazarların genişlemesiyle rekabet de en üst seviyeye çıkmıştır. Bu da işletmelerin üzerindeki baskıyı arttırmaktadır. Pazar dendiğinde artık ülke sınırları değil tüm Dünya piyasaları konuşulmaktadır. İşletmelerin değişen bu durumlara karşı kendilerinin esnekliklerini daha da yüksek noktalara taşıyıp, profesyonelliklerini geliştirmeleri gerekmektedir. Rekabet stratejisinde hızlı davranan ve esnekliği yüksek olan işletmeler ayakta kalırken, diğer işletmeler bu gelişmelerden olumsuz etkilenmektedir. Olumsuzluğun minimize edilmesi ancak iyi bir organizasyon, plan ve kontrol dâhilinde gerçekleşebilir. Bu çalışmanın amacı, literatürdeki tanımlar ve uygulamalar ışığında, güncel gelişmeleri de irdeleyerek, Türkiye'nin belkemiği KOBİ'lerin bütçe hazırlama süreçleri ve bu süreçte yaşanabilecek olumsuzluklara öngörü sunmaktır. Çalışmada ülkemizin dinamosunu oluşturan KOBİ'ler için bütçe hazırlamanın esasları hakkında ayrıntılı bir çalışma yapılmış ve tekstil sektöründen örnek bir uygulama ile anlatım pekiştirilmiştir. Çalışma sonucunda bütçe uygulamalarının hazırlık ve uygulama aşamasının uzun ve maliyetli olmasından dolayı işletmeler tarafından yapılmadığı veya eksik yapıldığı gözükmektedir. İşletmelerin bütçeleme, yani plan ve kontrol çalışmaları olmadan vizyon ve misyonlarında sonuca ulaşmaları mümkün olamayacaktır.
Kütahya ilinde nohut üretiminin üretim maliyeti ve sorunları
Türkiye nohut üretiminde son yıllarda kendine yeterli durumda değildir. Çiftçi eline geçen fiyatlarda da istikrarsızlık söz konusudur. Araştırma sahası olarak Türkiye'de, nohut ekim alanı ve üretim miktarı açısından önemli illerden birisi olan Kütahya ili seçilmiştir. Türkiye'de nohut üretiminin daha çok teknik yönü ile ilgili çalışmalar bulunmaktadır. Bu projenin amaçları, (i) Kütahya ilinde nohut üreten işletmelerin sosyo-ekonomik yapılarının incelenmesi, (ii) üretiminin fonksiyonel analizi, (iii) üretim ile ilgili sorunlarının belirlenmesi ve çözüm önerilerinde geliştirilmesi şeklindedir. Veriler tabakalı örnekleme Neyman yöntemi ile hesap edilen 85 işletmeden anket yöntemi ile elde edilmiştir. İşletmelerde maliyet hesaplanmasında tek ürün bütçe analizi yöntemi kullanılmıştır. Cobb-Douglas üretim fonksiyonu ile üretim ve girdiler arasındaki ilişki irdelenmiştir. Görüşülen nohut üreticilerinin ortalama yaşı 50.13 yıl, eğitim süresi 6.94 yıl, aile genişliği 3.94 kişi olarak hesaplanmıştır. Araştırmada nohut yetiştiriciliğinde ortalama deneyim süresi 21.28 yıl ve tarımsal deneyim 27.84 yıl olarak saptanmıştır. Bu da nohut üretiminin bu bölgede yıllardır yapıldığını ortaya çıkarmıştır. Nohut ekim alanlarının ortalama parça sayısı 1.40 ile 8.16 adet arasında değişmiştir. İşletmeler ortalamasında nohut ekili alanı 36.50 da bulunmuştur. Bu arazilerin %95'inin ise işletmecilerin kendi mülkü olduğu belirlenmiştir. İşletmelerin toplam üretim masrafları içerisinde değişen maliyetlerin payı %67.59'dur. İşletmeler ortalamasında değişen masraflar 6967.64 TL, sabit masraflar 3340.81 TL'dir. Dekara tohum maliyeti 84.44 TL olarak saptanmıştır. Dekara gübre maliyeti işletmeler ortalamasında 8.46 TL, ilaç maliyeti ise 9.16 TL olarak hesaplanmıştır. İşletmelerde, dekara nohut üretim faaliyetinden elde edilen GSÜD 580.72 TL, brüt kârın 389.83 TL, mutlak kârın ise 298.30 TL olduğu hesaplanmıştır. Nisbi kar ise 2.06 olarak belirlenmiştir. Nohut üretiminin fonksiyonel analizinde Cobb-Douglas tipi üretim fonksiyonu kullanılarak analiz yapılmıştır. Girdilere ilişkin üretim esnekliklerinin toplamı 1.272 olarak bulunmuştur. Bu değer, ölçeğe artan getiriyi ifade etmektedir. Dolayısıyla ele alınan bütün girdilerin %10 oranında artırılması, nohut üretim miktarını %12.72 oranında artmasını sağlayacaktır. İşletmeciler bölgede görülen en önemli sorunun girdi fiyatlarının yüksekliği olduğunu belirtmişlerdir. Bunu ürün fiyatının düşüklüğü, hastalık ve zararlılar sorunları izlemiştir. Araştırma sahasında nohut üretimini artırmak için; üreticilerin bilinçlendirilmesi, nohut için bir kooperatifin kurulması, girdi maliyetlerinin düşürülmesi ve devlet desteklerinin arttırılması önerilmiştir.
Bir güneş enerjisi santralinin maliyet analizi: Aydın ili örneği
Sanayi devrimi ile birlikte enerji konusunun önemli olmadığı hiçbir alan neredeyse kalmamıştır. Geçmişten günümüze enerji ihtiyacının sürekli olarak artması, enerjisini dönüştürerek kullandığımız tüm fosil kaynakların limitli oluşu ve hızla tükenmesi, tüm dünya ile birlikte ülkeler, devletler, hatta insanların bile enerjinin sürdürülebilirliğinin önemini anlamasında ve bu konuda bilim dünyasına katkı sağlamak için sürekli çalışmasında etkili olmuştur. Dünya ülkeleri enerji bağımlılıklarını aza indirmek için ve daha önemlisi fosil yakıtların çevreye verdikleri hasarı en aza indirebilmek için politikalarında yenilenebilir enerji ya da sürdürülebilir enerji yatırımlarının oranını artırmışlardır. Böylelikle temiz enerji anlamında rüzğar, güneş ve diğer enerji alanındaki yatırımlar hem mühendislik hemde ülke carisinde önemli rol oynamaya başlamıştır. Çalışmamızda fotovoltaik sistem kullanan santralin ne derece verimli çalışacağını ve kurulum yöntemlerini, gerçek veriler ışığında bir enerji santralinin aylık verilerine dayalı olarak üretim farklılıkları araştırılmıştır. Bu tez çalışmasında Aydın'ın Çine ilçesiden kurulması planlanan 1 MW gücünde ki güneş enerji santralinin yatırım aşamasından proje ve sahada ki uygulamasına kadar geçen sürede, yapılacak yatırımlar kullanılacak malzeme ve panel seçimleri, sahanın kurulması düşünülen bölgenin coğrafi olarak önemi, bölge seçimi konusunda çeşitli programlardan yararlanılması incelenmiştir. Yapılan hesaplamaların mevcut yasa tasarısına göre analiz durumları hesaplanmış ve gerçek verilerle kıyaslanmıştır. Sonuç olarak, ekonomik ve üretim açısından değerlendirmeye alınan sistem tutarlılık, üretim ve mühendislik açısından birbiriyle bağlantısı belirlenmiştir.
Burdur ilinde anason üretim maliyeti ve kârlılığının analizi
Bu çalışmada anason üretimi yapan işletmelerin sosyo-ekonomik yapısının belirlenmesi, anason üretim maliyeti ve kârlılığının analiz edilmesi amaçlanmıştır. Değişen ticaret ve tarım politikaları ile birlikte pazarlama yapısı da değişim göstermiştir. Bu değişimler sonucunda anason piyasasında fiyat istikrarsızlıkları yaşanmıştır. Araştırma bölgesinde anason önemli bir gelir kaynağıdır. Anason üretimi işletme düzeyinde üreticilere gelir sağlarken, ihracat yoluyla da ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır. Anason üretiminde karşılan sorunlar ele alınmış ve bu sorunlara da çözüm önerileri geliştirilmiştir. Araştırma bölgesinin Burdur ili olarak belirlenmesinin nedeni, Burdur ilinin Türkiye anason üretiminde önemli bir yere sahip olmasıdır. Çalışmanın verileri, 159 adet anason üreticiliği ile uğraşan işletmelerden anket yöntemi ile elde edilmiştir. Elde edilen verilerden yapılan hesaplamalar sonucunda anason üretiminde üretim maliyeti birim alana (dekara) 739.33 TL, GSÜD 1 224.27 TL, brüt kâr 635.38 TL ve nispi kâr 1.66 olarak tespit edilmiştir. ÜM/GSÜD oranı 0.60 olarak hesaplanmıştır. Bölgede anason üretiminde son yıllarda önemli düşüşler görülmüştür. Bu düşüşlerde diğer illerdeki ekim alanları artışının yanında anason üretici fiyatlarındaki dalgalanmalar ve oynaklıklar önemli etkide bulunmuştur. Bu çerçevede anason özelinde desteklemelerin verilmesi, ilgili kurumlar aracılığıyla üreticilere anason hakkında yayım faaliyetlerinde bulunulması önemli görülmektedir. Fiyat istikrarsızlığının önüne geçilebilmesi için, önceki yıllarda anason piyasasında belirleyici etkide bulunan TEKEL ve Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) gibi kurumlar önemli idi. Böyle kurumların tekrardan faaliyette bulunabilmesi oldukça güç görülmektedir. Bu kapsamda anason üreticilerinin sorunlarının giderilmesi ve anason özelindeki fiyat istikrarsızlıklarının ortadan kaldırılması için anason üreticilerinin birlikte hareket edecekleri örgütleri kurmaları önerilmektedir.
Türkiye'de etlik piliç üretiminde teknik ve ekonomik etkinlik
Bu araştırmada Türkiye'de etlik piliç üretiminin ekonomik analizi, yatırım analizi ve etkinlik analizlerinin yapılması amaçlanmıştır. Araştırmanın ana materyalini, Türkiye'de etlik piliç varlığının %57.12'sini oluşturan Manisa, Balıkesir, Bolu, Sakarya ve Mersin illerinde 139 işletmeden anket yöntemi ile toplanan birincil veriler oluşturmuştur. Örnek işletmelerin tabakalara dağıtımında tavuk sayısına göre Neyman Paylaştırması yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; işletmelerde ortalama ölüm oranı %4.40, ortalama canlı ağırlık 2.61 kg, bir yıldaki ortalama besi dönemi sayısı 5.38 ve bir dönemdeki ortalama besi süresi 42.63 gün olarak tespit edilmiştir. Canlı ağırlık birimi başına üretim masrafları ortalama 15.45 TL/kg, brüt kâr 5.73 TL/kg, net kâr 3.98 TL/kg ve nispi kâr 1.26 olarak hesaplanmıştır. Etlik piliç yetiştiriciliğinde yatırımın mali ve ekonomik yönden değerlendirilmesinde; fayda masraf oranları işletme büyüklük gruplarına göre I., II. ve III. grup işletmelerde sırasıyla 1.14, 1.24 ve 1.35 olarak hesaplanmıştır. İç kârlılık oranı ise I., II. ve III. grup işletmelerde sırasıyla %27.85, %39.71 ve %70.69 olarak saptanmıştır. VZA'ya göre işletmelerin girdiye yönelik ekonomik etkinlik skoru ortalama 0.87, kaynak kullanım etkinliği skoru, 0.97, teknik etkinlik skoru, 0.82, saf teknik etkinlik ve ölçek etkinliği skoru 0.91 olarak tespit edilmiştir. İşletmelerin çıktıya yönelik teknik etkinlik skoru 0.82 ve SSA'ya göre ise teknik etkinlik skoru ise 0.92 olarak saptanmıştır. Sektörün en önemli sorunu olarak yem hammaddelerinin ithalat yoluyla temin edilmesi görülmektedir. Yem hammaddelerinin ülke içinde üretiminin teşvik edilmesi gerekmektedir. Ayrıca üreticilerin etlik piliç ile ilgili tarımsal örgüt oluşturmalarının sektörde söz sahibi olabilmeleri için önemli olduğu sonucuna varılmıştır. Üreticilere yetiştiricilik ile ilgili eğitim verilmesinin de işletmelerin etkinliğini artıracağı sonucu çıkmıştır.