Cyber security
105 theses under this subject heading
Değişen paradigmalar doğrultusunda siber tehditlerin savunma planlamalarındaki dönüşüme etkilerinin incelenmesi
Günümüzün güvenlik ortamı, özellikle küresel boyutta bir dönüm noktası olarak kabul edilen Soğuk Savaş dönemi ile birlikte geleneksel tanımlamalarının ve çerçevesinin oldukça dışına çıkmış, farklı nitelikler kazanmıştır. Değişikliğe neden olan tehdit olguları da tamamen boyut değiştirmiş; amaçları, izlenen stratejisi, re,aksiyonları, planlama usulleri, uygulama yöntemleri, aktörleri, teknolojinin kullanımı ve coğrafi çerçevesi gibi geçmiştekilerden çok daha farklı şekillerde karşılaşılır olmuş, simetrik düzlemden çıkarak asimetrik boyutlara ulaşmıştır. Bu bağlamda; günümüzün ve geleceğe yönelik yapılacak savunma planlamalarının temelinde "belirsizlik" kavramından bahsetmek mümkündür. Uluslararası düzende yaşanan bu hızlı değişim ve dönüşüm süreci; sahip olunması gereken imkan ve kabiliyetleri başta olmak üzere barıştan itibaren sürecin tamamını etkilemeye başlamıştır. Farklı ve süratli düşünmeyi, ani ve beklenmedik durumlara, yeni tehdit türlerine süratle uyumlu olabilecek yetenekler geliştirmeyi gerektiren alışılagelenin dışındaki savunma anlayışlarıyla birlikte, paradigma değişimlerinin kaçınılmaz olmuştur. Teknolojinin ve bilişim dünyasının süratli akışı içerisinde yaşanan değişim ve gelişmeler, paradigma değişimlerine esas teşkil eden asimetrik tehdit türlerine yeni bir boyut daha eklemiştir: Siber Tehditler. Siber uzaya olan bağımlılık gün geçtikçe artmaktadır, bu yüzden siber tehditlerin çok geniş bir alanda faaliyet göstermesi ve klasik saldırılarda ne daha yıkıcı etkilere ulaşabilmesi nedeniyle, savunma planlamalarında öncelik verilmesi gerekmektedir. Belirtilen hususlar dahilinde çalışmanın amacı; savunma planlamalarındaki tarihsel süreç içerisinde meydana gelen paradigma değişimine sebep olan dönüm noktalarını ele almak suretiyle söz konusu değişikliklerin temelinde yatan ihtiyaçları açıklamak ve değişimlere ihtiyaç teşkil eden asimetrik tehdit türlerinden siber tehditleri, örnekleri ve etkileri üzerinden ele alarak, savunma planlamalarındaki yerlerini ortaya koyabilmektir. Ayrıca gerek Türkiye'nin gerekse ulaşılabilen veriler doğrultusunda örneklem olarak ele alınan diğer ülkelerin siber tehditlere yönelik; stratejilerini, planlamaya yönelik görev ve sorumluluklarını, teşkilatlanmaları çerçevesinde siber tehditlerin savunma planlama anlayışlarındaki dönüşüme etkilerine yönelik durum tespiti yapılmaya çalışılmıştır.
Siber savaşların etkileri ile devletlerin güvenlik stratejileri
Yaşamış olduğunuz çağda bilgisayar ve telekomünikasyon alanında yaşanan değişim teknolojiye olan bağlılığı artırmıştır. Dijital teknolojiler internetin ortaya çıkması ile hızla bir gelişim göstermiştir. İnternet hayatı kolaylaştıran faydalarının yanında birtakım sorunları da beraberinde getirmiş, yeni bir saldırı ortamı oluşturmuştur. İletişimin merkezi olan internetin kötü amaçlı olarak kullanılması da engellenemez hale gelmiştir Bu alanda dünyamızda ulusal ve uluslararası boyutta siber saldırı, siber savaş ve siber güvenlik gibi kavramlar ortaya çıkmıştır. Yapılan saldırılar sonrası ülkelerin güvenlik otoriterileri bu alandan gelen saldırılara ilişkin savunma stratejileri geliştirmeye başlamıştır. Hazırlamış olduğum bu tez çalışmasında ülkeler ve uluslararası örgütler ile ulusal ölçekte siber savaş boyutunda yaşanan saldırılara örnekler verilmiş sonrasında ise ekonomik, siyasi, toplumsal ve medya boyutları incelenerek siber savaşın bu alanlara etkisi araştırılmıştır. Daha sonra ise ülkelerin ayrı ayrı savunma stratejilerine değinilmiştir.
Uluslararası ilişkiler bağlamında siber güvenliğin İnsansız Hava Aracı (İHA) ve Silahlı İnsansız Hava Araçları (SİHA) üzerinden değerlendirilmesi
Uluslararası ilişkilerde var olan güç mücadelesi, 21 yy. ile fiziksel sınırları aşarak siber boyuta taşınmıştır. Siber uzayda bu alanlardan biridir. Fiziksel bir sınırın olmadığı küresel bir alandır. Siber alanda amaçlar doğrultusunda farklı aktörler bulunmaktadır. Aktörler tek başlarına bile siber alanda kendilerine yer edinebilirken, devlet ve devlet dışı aktörler tarafından da kullanılmaktadır. Kişi, kurum ve kuruluşlar gibi birçok aktör bulunmaktadır. Bu alanda aktör fazlalığının çok olması güvensizlik ortamını arttırmış ve etki alanını genişletmiştir. Devletler bu yüzden ulusal güvenliğin sağlanması konusunda ciddi önlemler almalıdır. Siber alan ile oluşan evrensel tehdit algısı artık devlet sınırlarının ötesindedir. Bu tehditi devletler ancak iş birliği yaparak çözebilir. Çünkü, uluslararası ilişkilerde tek bir güç olabileceği fikri gerçekliğe aykırıdır. Bilişim sistemlerinin gelişmesiyle birlikte siber alan aktif kullanılmaya başlanmıştır. Aktif kullanılmasından dolayı siber alanda devletler güvenliklerini sağlamak için kendini tehdit unsurlarına karşı güçlendirmişlerdir. Devletler güvenlikleri için kendi yerli ağ bağlantılarını güvence altına almış, siber alan konusunda uzmanlaşmış kişiler veya kurumları ile iş birliği içerisinde olmuştur. Tehdit unsurlarının teknolojinin gelişmesiyle zaman içinde farklılaşmış ve artışlar olmuştur. Bu tehdit unsurların farklılaşmasına karşı yenilikleri ve teknolojiyi yakından takip eden devletler diğer devletlere karşı yarış içerisinde olmayı başarabilmişlerdir. Özellikle; Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Kanada, İsrail, İran, Çin, Japonya, Birleşik Krallık, Rusya, Hindistan gibi ülkelerde bu alanda çalışmalar yapmaktadırlar. Bu siber saldırılara karşı Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı (NATO), Avrupa Birliği (AB), Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Konseyi gibi kuruluşlarda siber alan ve tehditler konusunda gelişme içerisindedirler. Uluslararası ilişkilerde devletlerin barış algısını etkileyen siber saldırlar, güvenlik açısından istenmeyen ve dönüşü olmayan sorunlar yaratmaktadır. Çünkü devletler siber alanda kendilerine güç katarken, teknolojide yeniliği benimsemeyen, kendilerini siber alanda geliştirmeyen devletler siyasi ve askeri alanda güç kaybedilmesine neden olacaktır. İnsansız hava araçları (İHA) ve silahlı insansız hava araçları (SİHA) gibi teknolojilerin önemi dijitalleşme ile birlikte devletler için artmıştır. Burada kullanılan teknolojiler ile düşman birliklerin izlenebilmesi, anlık müdahale gibi süreçlerin yapılabilmesi, günümüz savaş sistemlerin eskiye göre artık daha otonom olduğunun göstergesidir. İHA ve SİHA teknolojileri ise bu alanda son zamanların en dikkat çekici teknolojik gelişmeleri arasındadır. Bu gelişmeler sayesinde siber alanda yaşanılacak herhangi bir durumda İHA ve SİHA gibi araçlara sahip devletler, saldırının türüne göre bu araçların kullanılmasını sağlayabileceklerdir. Bu tez çalışmasında, uluslararası ilişkiler bağlamında siber alan, siber güvenlik ve tehdit unsurlarının kavramsal anlatımlarının yanı sıra yeni nesil bilişim teknolojilerden, İHA ve SİHA' nın devletler için anlam ve önemini anlatılmaya çalışılmıştır. Bu gibi yeni nesil savunma sistemlerinin uluslararası alandaki dönüşümüne ve gelecekteki katkısına değinilmiştir.
Bilgi yönetim sürecinde siber güvenlik
Bilim ve teknolojideki hızlı ilerlemeler, yapılan yenilikler ve gelişimler bilginin yönetim sürecini etkilediği gibi bilgiyi yöneten toplumu da etkilemiştir. Bilgi toplumu bilgi üretim ve yönetim sürecini ele alan bir toplumdur. Gelişen ve değişen bu dünyada her gelişim bilgi ile mümkündür. Bilgilerin yönetimi, değişimi ile birlikte korunması ve bu bilgilerin yönetim sürecindeki koruma protokolleri de bilgi güvenliği gerekliliğini ortaya koymuştur. Nitelikli bir bilgi yönetim süreci için siber güvenlik gerekli bir bağlamdır. Hayatımızın her aşamasında kullanılan bilginin, dijital ortamlarda yaygınlaşmasıyla birlikte siber tehditlere karşı daha savunmasız hale gelinmiştir. Siber tehditler, bilgi yönetim sürecinde büyük riskler oluşturur. Bu tehditler arasında veri ihlalleri, fidye yazılımları, kimlik avı saldırıları ve iç tehditler yer alırken daha birçok tehditlerin varlığı da bilgi yönetiminde siber güvenliğin uygulanması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bilgi yönetiminde siber güvenliğin gerekliliği, sadece verilerin korunması değil, aynı zamanda iş sürekliliğinin sağlanması, yasal uyumlulukların yerine getirilmesi ve itibarın korunması açısından da kritik öneme sahiptir. Bu durumda da bilgi dünyasında ve her şeyin bilgi ile erişilebilir hale gelmesi kontrollü ve korunaklı bir şekilde olmasını gerektirmektedir. Bu yüzden bu çalışmada amaçlanan bilgi uzmanı gözünden siber güvenlik kavramına bilgi yönetim süreci perspektifinden bakmaktır. Aynı zamanda bilginin korunması ve güvenlik sınırları siber güvenlik sınırlarıyla da daha güvenilir hale gelmesi için siber güvenlik önlemlerinin ve bilgi yönetiminin nasıl yapılması gerektiği üzerinde çalışılarak farkındalık oluşturmak amaçlanmıştır. Bu çalışmada bilginin yönetim sürecinden sibere yolculuk, siber güvenliğin günümüzde bilgi dünyasındaki yeri ve önemine, stratejilerine ve siber güvenlik uygulamalarına değinilmiştir. Bunun yanında siber güvenlik kavramı ve bilgi yönetimi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Siber tehditlerin ve saldırıların artan karmaşıklığına dikkat çekerek, bu tehditlerin bilgi yönetim süreçlerine etkisinden bahsedilmiştir. Bir diğer bölümde bilgi yönetim sürecinde siber güvenliğin sağlanmasına yönelik stratejiler ve en iyi uygulama örneklerine değinilmiştir. Çalışmada betimleyici araştırma yöntemi kullanılmıştır. Yazılı, görsel ve işitsel materyallerin incelenmesi, web sitelerinin incelenmesi, belge araştırması, internet ve dijital veri toplama yöntemleriyle çalışma ilerletilmiştir. Araştırma siber güvenlik tehditlerine karşı koymak için önerilen yeni politika ve prosedürleri içerir ve bilgi güvenliği politikalarını güçlendirmelerine ve güncellemelerine yardımcı olabilir. Bu tez bilgi yönetimi ve siber güvenlik arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak için gelecekte yapılacak araştırmalara yönelik çeşitli araştırmalar sunmaktadır. Yapılan çalışmalar sonucunda siber güvenlik, veri ihlallerini engelleyerek bilgilerin doğruluğunu korumaktadır ve sistemlerin kesintisiz çalışmasını sağlayarak iş süreçlerinin aksamasını önleyebilmektedir. Bunun sonunda siber güvenlik uygulamaları, bilgi yönetiminde hem güvenilirliği artırarak kurumsal itibarın korunmasına katkıda bulunmaktadır. Çalışmanın sonucunda elektronik ortamların artmasıyla birlikte bilgi güvenliği zafiyetleri oluşmaktadır. Bu zafiyetler siber tehditleri beraberinde getirmektedir. Bu tehditler için belirlenmiş olan siber güvenlik tedbirleri kullanılarak siber dayanıklılık artırılmaktadır. Teknolojik yetkinliğe sahip kurum ve kuruluşlardaki personel, siber güvenlik eğitimleri alarak kurumlardaki stratejilerin gelişmesine katkı sağlamaktadır. Siber güvenlik çalışmalarını daha nitelikli ve geliştirilebilir hale getiren BTK, TÜBİTAK, SGE, USOM, TÜBİTAK BİLGEM gibi kurumlar siber güvenlik konusunda kurumsal planlamalarını yapmaktadır. Yerli ve milli yazılımlar, uygulama üretimleriyle birlikte siber güvenlik çalışmalarının gerekliliği de ortaya konulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Bilgi, Bilgi Yönetimi, Bilgi Güvenliği, Siber, Siber Güvenlik.
Zararlı yazılım saldırılarının öznitelik seçimi kullanılarak yapay zeka tabanlı tespiti ve analizi
Gününüzde siber güvenlik saldır yöntem ve tehditleri giderek karmaşıklaşan yapıları ve gelişen saldırı teknikleriyle küresel ölçekte büyük bir sorun haline gelmiştir. Güncel tehditlerin en önemlilerinden olan zararlı yazılımların sürekli olarak kendilerini yenilemesi ve saldırı tekniklerinin gelişmesi, geleneksel güvenlik yöntemlerinin yetersizliğini ortaya koymaktadır. Bu tez çalışması, yapay zekâ ve makine öğrenimi tekniklerinin zararlı yazılımların tespit ve analiz süreçlerindeki etkinliğini artırarak, siber tehditlere daha hızlı ve etkili bir müdahale sağlama kapasitesine odaklanmaktadır. Tez kapsamında, zararlı yazılım türleri ve saldırı vektörlerini içeren kapsamlı bir veri seti oluşturulmuş ve bu veri seti, verilerin ön işleme adımlarıyla temizlenerek analiz için uygun hale getirilmiştir. Makine öğrenmesi sürecinde karar ağaçları, random forest, k-en yakın komşu (k-NN) ve yapay sinir ağları (Neural Network) gibi farklı algoritmalar kullanılmış, öznitelik seçimi ve optimizasyon teknikleri uygulanarak model performansları karşılaştırılmıştır. Veri seti, test ve analiz olmak üzere iki gruba ayrılarak modelin değerlendirilmesi sağlanmıştır. En iyi performansı gösteren model, derinlemesine incelenmiş ve elde edilen analiz sonuçları üzerinde tartışılmıştır.
E-ticarette tüketici siber güvenliği
İnternetin yaygınlaşması, elektronik ticaret gibi yeni bir ticaret modelinin doğmasına yol açmıştır. Şirketler, müşterilerine yönelik kişisel hizmetleri sunmak ve ürünlerini hedef kitlelerine daha etkin bir şekilde pazarlamak amacıyla internet araçlarını kullanmaktadır. E-ticaret, mal ve hizmetlerin elektronik olarak satın alındığı ve satıldığı bir ticaret modelidir. İnternet üzerinden yapılan alışverişlerin artmasıyla birlikte, e-ticaret hızla büyüyen bir sektör haline geldi. E-ticaret, tüketicilere kolay ve hızlı bir alışveriş deneyimi sunarken, işletmeler için daha düşük işletme maliyetleri ve daha geniş bir müşteri tabanı sağlamaktadır. Öte yandan e-ticaretin yaygınlaşması, siber güvenlik konusunda yeni risklerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. E-ticaret işletmeleri, müşterilerin kişisel ve finansal bilgilerini tutarken, bu bilgilerin siber suçlular tarafından ele geçirilmesi gibi birçok tehditle karşı karşıya kalmaktadır. Bu nedenle, tüketicilerin siber güvenliği, e-ticaret işletmeleri için kritik öneme sahiptir. Tüketiciler, online ortamda alışveriş yaparken kimlik avı veya diğer adıyla oltalama, üçüncü taraf ihlali, istenmeyen spam e-posta, kötü amaçlı yazılımlar, veri hırsızlığı veya bunun gibi çeşitli siber saldırılara maruz kalmaktadır. Bu siber güvenlik tehditleri, hem tüketiciler hem de işletmeler için ciddi sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Tüketicilerin kişisel ve finansal bilgilerinin çalınması, maddi zararlar ve güven kaybı yaratmaktadır. Öte yandan e-ticaret işletmelerinin itibarını kaybetmesi de müşteri kaybı ve buna bağlı yaşanabilecek maddi zararlar meydana getirmektedir. Bu nedenle, e-ticaret işletmeleri, siber güvenlik önlemleri almak ve müşterilerinin verilerini korumak için güvenlik protokolleri, şifreleme teknolojileri ve diğer siber güvenlik araçları kullanmalıdır. E-ticaret işletmeleri ve tüketiciler, siber güvenlik ve bilgi güvenliği konusunda gerekli tedbirleri almalıdır. E-ticaret işletmeleri, güvenli bir alışveriş deneyimi sunmak için siber güvenlik teknolojileri ve araçları kullanmalıdır. Bunun yanı sıra, tüketicilerin bilgi güvenliğinin sağlanması açısından çıkarılan yasalar; gizliliğinin sağlanması, siber suçluların bu bilgilere erişiminin engellenmesi ve kötü amaçlar için kullanılmasının önlenmesi açısından önem arz etmektedir. Bu faktörler, tüketicinin e-ticaret ortamında güvende hissetmesi açısından önemlidir. Çünkü güven duygusu, satın alma niyetini etkilemektedir. Sonuç olarak, siber tehditlerin arttığı günümüzde tüketicilerin e-ticaret üzerindeki endişesini ortadan kaldırarak güvenli bir alışveriş ortamı yaratmak için siber güvenliğin etkin önlemler alınarak sağlanması gerekmektedir. Bu çalışma kapsamında; gizlilik (kişisel verilerin başka amaçlarla kullanılması, kişisel verilerin gizliliği, ziyaret edilen web sitelerinin diğer siteleri bilmesi / takip etmesi ve kişisel bilgilerin diğer taraflarla paylaşılması), güvenlik (e-ticaret sitelerinin müşterilerini koruması için güvenlik önlemleri alması, kimlik doğrulama yeteneği ve bilgilerin işlem sırasında değiştirilmesine veya çalınmasına karşı koruma sağlaması), finansal (kişisel verilerin online ortamda paylaşılmasıyla paranın başkaları tarafından çalınması korkusu, banka hesap numarasının online alışveriş yapmak için kullanılması xv korkusu, kredi kartının online alışveriş yapmak için kullanılması korkusu, benim adıma online alışveriş yapılabileceği korkusu, kişisel verileri kullanarak online alışveriş yapabilecek birisi konusundaki endişe, online alışveriş yapmak için kredi kartı numarası verilmesi gerektiğinde kötüye kullanılabileceği korkusu, online alışveriş yapmak için banka hesap numarası verilmesi gerektiğinde kötüye kullanılabileceği korkusu ve online alışverişte bir yabancının kişisel verilere erişebileceği korkusu), teknik (e-ticaret web sitelerinin online alışveriş yapanlara dijital imza özelliği sunması, e-ticaret web sitelerinin tüketici verilerinin yetkisiz olarak değiştirilmesini önleyecek mekanizmalara sahip olması ve e-ticaret web sitelerinin taraflar arasındaki mesajların yetkili olmayan taraflarca izlenmesini önlemesi) riskleri ve yasal koruma (Türkiye'deki mevcut yasaların tüketicilerin online gizliliğini korumak için yeterli olması, online alışverişte bireylerin kişisel bilgilerini korumak için bağlayıcı yasaların varlığı ve tüketicilerin online gizlilik ihlallerine karşı yeterince korunması) değişkenlerinin tüketici güvenini ve buna bağlı olarak satın alma niyetini ne ölçüde etkilediği araştırılmıştır. Araştırmanın verileri çalışmanın kapsam ve konusuyla da uyumlu olacak şekilde internet ortamında anket yolu ile toplanmıştır. Bu çalışmada 348 kişi ankete katılmıştır. Ancak bunların 31'i (%8,9) gönüllü katılım formunu onaylamadığı için ankete katılım sağlayamamıştır. Bu neticede, analizlerde kullanılmak üzere 317 geçerli anket sayısına ulaşılmıştır. Katılımcılardan elde veriler ile tanımlayıcı istatistikler, güvenilirlik analizi, faktör analizi ve yapısal eşitlik modeli oluşturularak sonuçlar raporlanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, tüketicilere sunulan gizlilik politikalarının tüketici güvenini sağlama konusunda yetersiz olduğu, algılanan finansal risklerin tüketici güvenini olumsuz yönde etkilediği, e-ticaret sitelerinin güvenlik ve teknik risklere karşı uyguladığı önlemlerin tüketici güvenini olumlu yönde etkilediği, tüketicilerin siber risklere ilişkin yasal çerçeve hakkında bilgi sahibi ve haberdar olmasının güveni olumlu yönde etkilediği, bunların sonucunda tüketicide oluşan güvenin satın alma niyetini olumlu yönde etkilediği sonucuna varılmıştır. Buna göre, çalışmada e-ticarette tüketici siber güvenliğinin sağlanmasına yönelik çeşitli öneriler belirtilmiştir. Çalışma kapsamında, e-ticaret işletmelerinin tüketici gizliliğini ve güvenliğini sağlamasına ilişkin önemli faydaları olacağı düşünülmektedir.
Elektrikli araçlarda sistem güvenliğinin arttırılması
Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte araçlar ve otomotiv elektroniğinde bir değişim süreci yaşanmaktadır. Bu doğrultuda elektrikli araçların hayatımızdaki yeri artmış, gelişmiş elektronik cihazlar, akıllı araç özellikleri, gelişmiş sürücü destek sistemleri gibi özellikler ve cihazlar otomotiv endüstrisinde yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Araçlarda kullanılan Elektronik Kontrol Ünitelerinin (ECU) sayıları artmakta, bu kontrol ünitelerine ek olarak çok sayıda ekran, modem, bilgi-eğlence sistemleri, gelişmiş sürücü destek sistemleri gibi elektronik bileşenler ve özellikler elektrikli araçlarda yerini almaya başlamıştır. Tüm bu özellikler ve elektronik bileşenler beraberinde birçok sensör ve ECU kullanımını gerektirmektedir. Sensörlerden gelen yüksek güvenlik seviyesindeki veriler, farklı haberleşme protokolleri üzerinden denetleyicilere taşınmakta ve denetleyiciler tarafından işlenmektedir. Bu yüksek güvenlikli veriler dışarıdan manipüle edilerek, aracın kritik özellikleri (direksiyon, gaz pedalı, fren, kilit, vb.) kontrol edilebilmektedir. Bilgi-eğlence (infotainment) ve bağlanabilirlik (connectivity) özelliklerinin gelişmiş versiyonlarının araçlarda yer alması ile birlikte araçlar dış birimler ile haberleşebilir duruma gelmiştir. Araçtan her şeye (V2X) ve ECU yazılım güncellemeleri için havadan (OTA) güncelleme gibi özellikler araçlarda kullanılmaktadır. Bulut ve internetten araca alınan veriler, araç içi ağındaki bazı ECU'lar tarafından kullanılmakta ve araçtaki bazı kritik özellikleri kontrol etmektedir. Bu durumda hem dış haberleşme hem de araç içi haberleşme güvenli bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Bu çalışmada, Gelişmiş Şifreleme Standartı (AES) ve Özel Veya (XOR) şifreleme yöntemlerini içeren bir şifreleme mekanizmasına ve kimlik doğrulama fonksiyonuna sahip güvenli bir araç içi haberleşme sistemi tasarlanarak elektrikli aracın sistem güvenliğinin arttırılması hedeflenmiştir. Kontrol Alan Ağı (CAN) ve Evrensel Asenkron Alıcı Verici (UART) haberleşme protokolleri kullanılarak hibrit bir sistem oluşturulmuştur. Şifreleme işlemlerinde rastgele sayılar kullanılarak şifreleme güvenliğinde artış sağlanmıştır. Tüm bu gerçekleştirilen işlemler ile araç haberleşme ağındaki kritik ve önemli verilerin dışarıdan ulaşılabilir, anlamlandırılabilir ve manipüle edilebilir olmaması amaçlanmıştır.
Dijital diplomasi ve siber güvenlik
Son zamanlarda uluslararası arenada modern kavramlar yaygın olarak ortaya çıkmış olup bu kavramlar haklarında çok konuşulmaya başlanmasının başlıca nedeni yaygın olarak kullanılan Facebook, WhatsApp, Twitter, Instagram gibi modern dijital teknoloji uygulamalarının yaygın olarak kullanılmasıdır. Bu dijital araçların olumsuz etkilerine rağmen, izleyici ile iletişimi kolaylaştırdıkları ve ayrıca dünyayı küçük bir köy haline getirdikleri için olumlu etkileri göz ardı edilemez. Uluslararası diplomasi, özellikle dijital diplomasi alanında yaygın bir şekilde yayılıyor olsa da her durumda geleneksel diplomasinin yerini tutmamaktadır. Bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır: İki kısımdan oluşan birinci bölümde siber güvenlik ve dijital diplomasi kavramlarını ele alınmış, birinci kısımda siber güvenliğin yazılım, bilgisayar donanımı veya ağlara saldırma risklerini azaltacak bir dizi araç da dahil olmak üzere birçok tanımı yapılmış olsa da, yine de kapsamlı bir siber güvenlik tanımı yoktur, ancak bu tanımların çoğu bilgisayar programlarının, sistemlerinin ve ağlarının maruz kaldığı tehlikelere ve bu tehlikelerden korunmalarını sağlayacak araç ve yöntemlerin bulunmasına odaklanmaktadır. Dijital diplomasi, bir kamu diplomasisi biçimi olarak tanımlanmakta ve dijital teknolojinin, medya platformlarının, sosyal medyanın ve halkla ucuz bir şekilde iletişimin kullanılmasını içermektedir. Dijital diplomasinin ulaşmaya çalıştığı pek çok amacı vardır ve bunların en önemlisi izleyicilerle sanal olarak iletişim kurmak ve internet üzerinden devletin resmi araçlarını kullanarak kamuoyuyla iletişim kurmak ve etkilemek için yeni iletişim araçları sağlamaktır. Dijital diplomasinin araçları arasında sosyal medya, sanal elçilikler, web siteleri ve diplomatların çevrimiçi eğitimi bulunmaktadır. İkinci bölüm, dijital diplomasinin yararlarını ve risklerini içermektedir. Bu faydaların en önemlileri arasında; diplomatlar ve hedef kitleler arasındaki uzun mesafeler, düşük maliyeti ve yüksek getirisinin yanı sıra modern teknolojinin yaygınlaşmasıyla daha az önemli hale gelmesi yer almaktadır. Diplomaside gizlilik unsurunun ortadan kaldırılması da dahil olmak üzere dijital diplomasinin risklerine gelince, web siteleri de kasıtlı olarak bilgiye saldıran ve diplomatik çalışmaları engelleyen bilgisayar korsanlarına maruz kalabilir. Üçüncü bölümde, İngiltere, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Türkiye dahil olmak üzere bazı ülkelerde dijital diplomasinin uygulamaları tartışılmıştır. İngiltere, kamu diplomasisini etkinleştirmek için dünyanın birçok dilinde, mümkün olduğunca çok sayıda web sitesi ve sosyal ağ kullandığından, dijital diplomasiyi en fazla uygulayan ülkelerden biridir. 2016 yılı Dijital Diplomasi Raporuna göre İngiltere, dijital diplomasi bağlamında küresel olarak ilk sırada yer almış ve Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere dijital diplomasi alanında daha fazla ilgi gösteren ülkelerin önüne geçmiştir. Fransa, dijital diplomasi alanında en geniş alanları kaplayan ülkeler arasında yer almakta olup, bu durum ilk sırada yer alan İngiltere'den sonra ikinci sırada yer almasıyla kanıtlanmaktadır. Fransız Dışişleri Bakanlığı 1995 yılından bu yana internet üzerinde web sitesi kuran ilk Fransız kurumu olmakla beraber bu sitenin takipçi ve ziyaretçi sayısı 9,6 milyon ziyaretçiye ulaşmıştır. Dördüncü ve son bölümde Irak siber güvenlik ve dijital diplomasisi ele alınmıştır. Siber güvenlik, çeşitli araçlarla yerel ve küresel güvenlik boyutunun yeniden çizilmesine katkı sağlayan, güvenlik alanı da dahil olmak üzere hayatın çeşitli alanlarında etkisini göstermekte, ülkelerdeki birey ve toplumların siyasi ve güvenlik bilincini ve algısını gerçek dünyada olduğundan daha farklı şekillerde yeniden şekillendirmeye çalışmaktadır. Siber savaş, siber terörizm ve siber suçlar güvenlik konusunda en çok konuşulan konular arasındadır. Siber uzayın güvenlik alanında sahip olduğu etki, devletin iç gerçekliği ile sınırlı kalmayıp, uluslararası ortama da uzanmakta ve uluslararası ilişkilerin ve uluslararası güvenliğin doğası gereği uluslararası güvenliğin biçim ve içeriğinin yeniden çizilmesini etkilemektedir. Araştırmanın bulguları: 1- Siber güvenlik, kullanıcılardan para çalmak amacıyla hassas bilgilere erişmeyi, bunları değiştirmeyi veya yok etmeyi amaçlayan dijital saldırılara karşı sistem, ağ ve programların korunması olarak tanımlanırken, dijital diplomasi ise bir kamu diplomasisi biçimi olup dijital diplomasi ile medya ve sosyal medya platformlarının kullanımını içermektedir. 2- Dijital diplomasinin, modern teknolojinin yaygınlaşmasıyla diplomatlar ve hedef kitle arasındaki uzun mesafelerin öneminin azalması da dahil olmak üzere faydaları olsa da, tehlikelerinden biri de diplomaside gizliliğin ortadan kaldırılması ve bazı durumlarda karar vermenin zorluğudur. 3- Birleşik Krallık, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri gibi birçok ülke dijital diplomasiyi hayata geçirmiş ve uzun mesafeler kat etmiş olsa da hala bu konuda hasret çeken ülkeler vardır. 4- Irak'ta dijital diplomasinin uygulanmasında büyük zorluklar söz konusu olup Irak'ta dijital diplomasinin başarısı için güçlü bir strateji geliştirilmesi gereklidir. Öneriler: 1- Dünyadaki çoğu dışişleri bakanlığında olduğu gibi Irak Dışişleri Bakanlığı'nda dijital diplomasi için özel bir bölüm oluşturulması. 2- Iraklı diplomatların dijital diplomasi eğitimlerine tabi tutulması ve çoğunun Facebook, Twitter ve diğerleri gibi modern teknolojide resmi hesapları olmadığı göz önüne alınarak diplomatik çalışma becerilerininin geliştirilmesi. 3- Diplomatlar ve yurtdışındaki Irak toplumları arasında veya Dışişleri Bakanlığı ile diğer büyükelçilikler arasında iletişim için dijital platformların tasarlanması 4- Diğer ülkelerdeki muhataplarıyla yapılan görüşmelerde Iraklı delegelere hizmet eden ekonomik, endüstriyel ve kalkınma gerçekliği hakkında hassas bilgiler içerdiğinden devlet kurumlarının web sitelerinin güncellenmesi.
Gaziantep'te faaliyet gösteren orta ve büyük ölçekli işletmelerin siber güvenlik yönetim yaklaşımlarının analizi
Bilgi ve İletişim Teknolojilerinin (BİT), hayatımızın her alanına girdiği bir zamanda yaşamaktayız. BİT hemen hemen herkes tarafından sosyalleşmede, bilgiye erişimde, ticarette üretimde, devlet kurumlarında ve gündelik iş hayatında yaygın olarak kullanılmaktadır. Teknoloji iyi yönetildiği zaman işletmelere büyük fırsatlar sunmaktadır. Fakat kötü yönetildiği zaman bir tehdit unsuruna dönüşmektedir. Teknoloji aynı zamanda kötülere şeytanca fikirlerini uygulama fırsatı verdiği için her türlü bilgi hırsızlığına, casusluğa ve çeşitli siber suçlara da yol açmaktadır. Bu kapsamda teknoloji yönetimi, özelde de siber güvenlik yönetimi işletmeler için hayati bir konudur. Bu çalışmada; genel olarak Gaziantep'teki orta ve büyük ölçekli firmaların genel olarak siber güvenliğe yaklaşımları sevilerini tespiti ve firmaların demografik özelliklerine göre firmaların siber güvenlik yaklaşımlarında farlılıklar olup olmadığının belirlememesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda çalışmada anket tekniği kullanılarak 128 firmadan elde edilen verilerin analizi sonucunda, araştırma kapsamındaki firmaların siber güvenlik yaklaşımlarının genel olarak düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Araştırma kapsamındaki firmaların siber güvenliğe kurumsal yaklaşım, yazılım geliştirme ve destek aşamalarında bilgi sistemleri erişim kontrolü güvenlik tedbirleri, siber güvenlik ihlalleri ve iş sürekliliği yönetimi ile genel siber güvenlik yaklaşımlarının düşük düzeyde olduğu; fiziksel ve çevresel güvenlik tedbirleri ile bilişim sistemleri ve iletişim ağlarının işletim ve bakım kontrolleri düzeyinin orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu çalışmada firmaların özelliklerine göre siber güvenlik yaklaşımlarının farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Örneğin; çalışan sayısı ve sermaye yapısı daha büyük olan firmalar, bilişim sistemlerine bağımlılığı daha yüksek olmanın yanında söz konusu firmaların siber güvenliğe kurumsal yaklaşım düzeyleri daha yüksektir. Anahtar Kelimeler: Siber güvenlik, siber güvenliğe kurumsal yaklaşım.
Siber riskler karşısında KOBİ'lerin bilgi güvenliği farkındalıklarını ölçen bir ölçek geliştirme: Gaziantep örneklemi
Globalleşen dünya ve İnternet teknolojisinin sağladığı avantajlardan sonra KOBİ'ler bölgesel şirketler olmaktan çıkıp global firmalar haline geldiler. İnternetin ve globalleşmenin sağladığı bu avantajlar aynı zaman da KOBİ'ler için yeni tehditlerin oluşmasına neden oldu. Bu nedenle, bu çalışma KOBİ'lerin bilgi güvenliği farkındalıklarını ölçmek için bir ölçek geliştirilmesi amacıyla yürütülmüştür. Bu ölçeğin İçerik/Kapsam geçerliği, Ölçüt-Bağımlı Geçerliliği ve Yapı Geçerliliği ispatlanmıştır. İç tutarlık Güvenirliği için Cronbach alfa katsayısı kullanılmıştır. Keşfedici ve Doğrulayıcı Faktör analizi yapılmıştır. Çalışmanın önemi KOBİ'lerin bilgi güvenliği farkındalıklarının algılanmasını ölçmeye yönelik yeni, geçerli ve güvenirliği olan bir ölçek olmasıdır.
Türkiye'nin siber güvenlik politikaları ve siber saldırıların uluslararası etkileri
Siber güvenlik, her geçen gün daha büyük bir soruna dönüşen, yakın sayılabilecek bir geçmişe sahip bir olgudur. Teknolojik gelişmelerin geldiği nokta ve teknoloji kullanımının yaygınlaşması ile birlikte hem bireysel hem de ulusal bir önem taşımaya başlayan siber güvenlik olgusuna yönelik uluslararası arenada birçok çalışma gerçekleştirilmektedir. Çalışma kapsamında da siber saldırılardan etkilenen ülkeler olmak üzere önde gelen ülkelerin siber güvenlik politikaları ele alınacaktır. Bu amaçla ilk olarak güvenlik, ulusal güvenlik ve siber güvenlik olgularına yer verilecek alt başlıkları ile birlikte bu olgular ele alınacaktır. Bu başlıkların yanı sıra siber saldırı türleri, Türkiye'nin siber güvenlik politikalarına ve uluslararası siber güvenlik yaklaşımları ele alınarak yakın geçmişte yaşanmış saldırılar ve önde gelen ülkelerin siber güvenlik çalışmalarına yer verilecektir. Son olarak sonuç ve öneriler ile birlikte de çalışma tamamlanacaktır.
Zararlı URL'lerin derin öğrenme ile tespiti
Günümüzde internetin her geçen yıl kullanımın artmasıyla hayatımızda çok önemli bir hale gelmiş ve yeni iletişim teknolojileri, sosyal ağlar, e-ticaret, kullandığımız teknolojik ev aletlerinden, çevrimiçi bankacılık dâhil olmak üzere birçok uygulamada işlerin teşvik edilmesinde ve büyütülmesinde önemli bir etkiye sahiptir. Bu tez çalışmasının amacı, kullanılan yapay zekâ modeli ile zararlı URL adreslerini tespit edilmesi sağlanmış, bu işlemler için büyük bir veri seti ile çalışılmış ve en iyi sonucu elde etmek hedeflenmiştir. Bu tezde literatürde yapılan çalışmalar incelenmiştir, veri setlerinin büyüklüğü ile doğruluk başarı oranına katkısı görülmüştür. Yapılan çalışmada, veri setindeki URL sayısının fazla olması ve RNN model mimarisinin kullanılması performans değerlerini 2 puan oranında arttırmıştır. Çalışmada oluşturulan, 7 katmanlı RNN modeli kullanılmış, modelde çalıştırmak üzere ulusal ve uluslararası birbirine benzer iki adet veri seti birleştirilmiş, 579.112 adet URL adresinden oluşan devasa bir yeni veri seti oluşturulmuştur. Daha sonra bu yeni veri seti eğitim ve test setlerine ayrılmıştır. İlk olarak veri setimiz modelde eğitilmiş ve ardından ikinci veri seti test edilmiştir. Bu veri seti modelimizde işlendiğinde %91 doğruluk oranı elde edilmiştir. Bu çalışmamızla, zararlı URL adreslerinin tespiti için daha etkin yöntemlerin geliştirilmesine önemli katkı sağlamak hedeflenmektedir.
Siber güvenlik ve terörizmin evrilişi: Türkiye üzerine etkileri
Günümüzde siber ortamda yapılan eylem ve saldırılar sonucunda ortaya çıkan büyük zararlar, siber güvenliğin önemini artırmaktadır. Siber alanda sadece terör örgütleri değil, devletlerde bu alanda faaliyet yürütmektedirler. Siber ortamda devletlerin önemli kritik altyapılarına yapılan saldırılar ile büyük maddi kayıplar ve toplumsal alanda huzursuzluk ve korku yayarak çöküntüler hedef alınmaktadır. Bu faktörler, önümüzdeki dönemde devletler arasında yaşanacak savaşlar ve mücadelelerin siber ortamda oluşmasına neden olacaktır. Klasik Uluslararası İlişkiler, reel dünyayı ve bu dünyadaki ilişkileri incelemekte olup, siber alan ve bu alandaki uluslararası ilişkiler genel olarak gözardı edilmektedir. Bu maksatla, bu çalışmada temel olarak siber alan ve bu alandaki faaliyetlerin önemi anlatılmaktadır. Siber alandaki gelişmeler uluslararası ilişkilere farklı bir yönden bakılmasını sağlayacaktır. Bu çalışmanın ilk bölümünde, güvenlik kavramı ve dönüşümü, siber alan, siber terörizm ve siber savaş ile ilgili kavramsal bilgiler anlatıldıktan sonra, ikinci bölümde siber terörizm ve güvenlik unsurları, üçüncü bölümde siber alanda kullanılan siber silah türleri örneklerle açıklanmakta olup, dördüncü bölümde ise siber terörizmle mücadele ve alınacak tedbirler ile Türkiye'nin siber güvenlik politikaları değerlendirilmektedir. Anahtar Sözcükler: Siber Alan, Siber Güvenlik, Siber Terörizm, Siber Saldırı, Siber Savaş, Küreselleşme.
Cybersecurity competition among great powers -A case of U.S. and Russia
This study examines the cybersecurity competition between the United States and Russia, highlighting the complex interactions between state and non-state actors within an anarchic cyber domain. The primary objective is to analyze how historical rivalries, power dynamics, mutual mistrust, and socially constructed norms drive this competition and shape national cybersecurity strategies. Additionally, the research explores the roles of non-state actors in influencing the trajectory of U.S.-Russia cyber interactions and policy-making. The research adopts a qualitative case study approach with comparative analysis, drawing on a range of relevant materials, including literature, official statements, policy documents, and expert insights. The findings reveal that the anarchic nature of cyberspace accelerates cyber arms races, increases risks of miscalculation, and enables smaller states and non-state actors to challenge major powers. Historical rivalries and national identities shape interpretations of cyber activities, fueling propaganda and hampering multilateral cooperation. The securitization of foreign cyber activities enhances public support for aggressive cybersecurity policies but raises concerns about civil liberties, particularly in democratic states. Non-state actors, including private cybersecurity firms, blur sovereignty boundaries while influencing national policies, driving innovation, and fostering public-private partnerships. However, this dynamic also raises concerns about surveillance and data privacy. The study concludes that the absence of centralized governance in cyberspace exacerbates conflicts and mistrust, hindering international cooperation. It emphasizes the need for collaborative frameworks to address attribution challenges, define roles for diverse actors, and balance security imperatives with global connectivity. By incorporating perspectives from Neorealism, Constructivism, and the Copenhagen School of Security Studies, the research provides a comprehensive understanding of U.S.-Russia cybersecurity competition and its implications for global cyber stability.
Güvenlik bilgileri ve olay yönetimi (SIEM)/log korelasyon kurallarının yazılması
Saldırı tespit sistemleri, bilgisayar sistemlerine ve ağlarına veya genel olarak bilgi sistemlerine yönelik saldırıları tespit etmeyi amaçlar. Günümüzde bilgi güvenliği açısından en önemli problemlerden biri de siber saldırıları tespit etmektir. İnternet ağlarına bağlı bilgisayarlar sömürülmeye açık bir ortam yarattığından çeşitli gizli bilgilerin açığa çıkmasına ve zarar görmesine ortam hazırlarlar. Bu nedenlerden dolayı kurumlar için önemli olabilecek verilere yönelik gerçekleştirilebilecek siber saldırıların tespit edilmesi ve bu tür saldırılara karşı önlem alınması bilgi güvenliği açısından kritik öneme sahiptir. Neredeyse çoğu kurum bu durumun farkında olmakla beraber kendi Siber Güvenlik Operasyon Merkezlerini kurmaktadır. Bu düşünceye sahip kurumlarda SIEM ürünü bulunmakta ve yazılan korelasyon kuralları ile saldırı aktiviteleri, şüpheli aktiviteler ve anomali durumlar önceden tespit edilebilmektedir. Bu çalışmada çeşitli güvenlik cihazlarından, işletim sistemlerinden, ağ sistemlerinden, web uygulama sunucularından alınan logların(iz kayıtları) formatları araştırılmıştır. Alınan loglar bir SIEM ürününde birleştirilerek anormalliklerin tespiti, web uygulamalarına yönelik saldırıların tespiti, uç nokta sistemlerdeki şüpheli aktivitelerin belirlenmesi, işletim sistemi kategorisindeki anormallikleri yakalama özelindeki durumların tespit edilmesi için örnek korelasyon kuralları yazılmıştır. Anahtar Kelimeler: Log, Korelasyon kuralları, SIEM
Yazılım güvenlik açıklarının skorlanması ve kategorisinin belirlenmesinde yeni bir yöntem
Yazılım güvenlik açıkları, şahıslar, şirketler ve ülkeler için finansal risklere ve itibar kayıplarına neden olabilmektedir. Yazılım güvenlik açıklarının giderilmesi, test kaynaklarının yetersizliği ve uzman personel eksikleri nedeni ile istenilen seviyede değildir. Kurumların itibarlarını korumak ve güvenli yazılımlar geliştirmek adına sınırlı kaynaklarını doğru kullanarak, test ve düzeltmeleri planlamaları gerekmektedir. Ancak güvenlik vektörlerinin sahip olduğu metrik değerlerinin tespit edilmesi manuel bir işlem olarak insanlar tarafından yapılmaktadır. Bu nedenle bu süreç, zaman almakta ve insanın doğasından kaynaklanan hatalar barındırabilmektedir. Bu metrikler güvenlik açığı önem derecelerinin hesaplanmasında kullanılmasından dolayı önemlidir. Güvenlik açığı analizi ve keşfi işlemlerinin kalitesini artırmak ve süreçleri hızlandırmak için makine öğrenmesi algoritmalarının ve veri madenciliği tekniklerinin kullanılması gerekmektedir. Ancak bu alanda yapılan çalışmalar hala sınırlıdır. Bu çalışmada doğal dil işleme tekniklerinden Bag of Words, Term Frequency Inverse Document Frequency, Ngram, Word2Vec, Doc2Vec ve FastText özellik çıkarımı yöntemleri kullanılarak güvenlik açığı vektörlerinin farklı çok sınıflı sınıflandırılma algoritmaları ile tahmini gerçekleştirilmiştir. Elde edilen metrik değerleri ile güvenlik açığı önem skorları hesaplanmıştır. Sınıflandırma aşamasında Naive Bayes, Desicion Tree, K-Nearest Neighbors, Multi-layer Perceptron ve Random Forest algoritmaları kullanılmıştır. Kamuya açık büyük bir veri setini kullandığımız deneyler, değerlendirmeyi kolaylaştırır ve yazılım güvenlik açığı vektörlerinin sınıflandırılmasında standartlara uygun bir tahmin modeli sunar. Elde edilen sonuçlar çok olasılıklı ve tahmini zor bir problemde farklı tekniklerin ve sınıflandırma algoritmalarının birlikte kullanımının umut verici olduğunu göstermektedir. Ayrıca çalışmamız, kullandığı veri boyutu ve henüz üzerinde pek çalışılmamış güvenlik açığı skorlama sistemi versiyonlarını kapsaması bakımından alanında önemli bir boşluğu doldurmaktadır.
Siber güvenlik kavramının gelişimi ve Türkiye özelinde bir değerlendirme
Günümüzde ülkeler, teknolojik imkân ve kabiliyetlerini geliştirerek siber uzayda hak sahibi olabilmek ve bu alanda nüfuzlarını artırmak istemektedirler. Teknolojiye ve internete daha çok bağımlı hale gelen ülkeler, siber saldırıların vazgeçilmez bir unsuru olan internet üzerinden, çok daha rahat bir şekilde siber saldırılara maruz kalabilmektedir. Bu siber saldırıların, genellikle ülkeler için hayati öneme haiz olan ulaşım, enerji, su, finans ve haberleşme gibi kritik altyapı sektörlerine yapıldığını düşünürsek, sonuçları itibariyle, çok büyük maddi zararlar, can ve mal kayıpları yaşanabilecek ve bu sektörlerden bir süre hizmet alınamaz hale gelinebilecektir. Bu sebeplerle devletler, kendi savunma mekanizmalarını oluşturarak, belirsizliklerle dolu siber uzayı, yeni huzursuzluklar doğurmadan, kontrol altına alabilecek siber güvenlik çalışmaları ve politikalarını belirlemek zorundadırlar. Sonuç olarak, siber güvenlik kavramının bileşenlerini çok iyi bir şekilde idrak etmek, yaşanmış siber saldırı örneklerinden ders çıkararak yeterli seviyede bilinç ve farkındalık seviyesine ulaşmak, uluslararası örgütler ve devletler nezdinde yürütülen siber güvenlik çalışmaları ve politikalarını çok iyi anlayarak ulusal siber güvenlik politika ve eylem planlarını oluşturmak, devletlerin siber güvenlik ile ilgili yürütmek zorunda olduğu asıl amaçları arasında olmalıdır.
Uluslararası ilişkiler temelinde siber güvenlik: Mikro siber ittifak teorisi (Micro-CAT)
Uluslararası ilişkilerin doğasındaki güç mücadelesi ve çatışma olgusu sahip olduğu niteliksel özelliklerle birlikte değişimini sürdürmektedir. Bu değişimin en önemli noktalarından birisi de güç konseptinin bu alanda farklılaştığı ve uluslararası politikalara etki ettiği siber güvenlik ve siber caydırıcılık alanıdır. Uluslararası güvenlik ile ilgili tarihsel yaklaşımlar ve gelişim siber güvenliğin; caydırıcılık, savaş, asimetri gibi kavramlarla birlikte uluslararası politikada yer edinebilirliğini karşımıza çıkarmıştır. Devletler arasındaki dönemsel çatışmaların farklı boyutlarda, siber saldırılar ve ittifaklar dahilinde ele alındığını varsayarsak uluslararası aktörler açısından çıkarın maksimize edilmesi hususu literatürün yönlendirdiği perspektif açısından önemli bir mantıksal çerçeveyi ele almamızı sağlamaktadır. Siber mücadele anlamında devletler arasındaki ilişkileri bu yönde hareketlendirecek çok farklı veriler bulunmaktadır. Uluslararası ilişkiler boyutunda ve sahip olduğu interdisipliner alanın dışında, tartışma boyutunun oluşturulduğu ekonomik veriler uluslararası politikada farklı analizlerle desteklenmektedir. Bu konuda bölgesel özelliklere göre birtakım siber politikaların ortaya konulması ve teorik yaklaşımlar, uygulama alanı açısından bir ihtiyacı ortaya çıkarmaktadır. Daha önce uluslararası ittifaklar ve çıkar gruplarının birliktelikleri anlamında ele alınan verilerle, ortaya atılan teorik çerçeve kıyaslanarak; çalışmanın araştırma sorusunun ele alınışını daha da sağlam bir zemine oturtma amacı güdülmüştür. Uluslararası alanda önemli aktörlerden olan devletlerin birbirleri ile olan çıkarsal bölünmüşlüğü, siber sorunlar arasında nasıl bir yaklaşımla olumlu bir zemine oturtulabilir sorusu çalışma içerisinde önemli bir arayışı oluşturmuştur. Uluslararası güvenlik içerisindeki kargaşa ve zıtlık, siber güvenlik çalışmaları ve mantığı çerçevesinde, başta Türkiye olmak üzere benzer kapasiteli ülkelerde bir teori dahilinde nasıl tartışılabileceği hususundaki görüş, çalışma dahilinde inşa edilecek bir konseptin temelini oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası İlişkiler, Uluslararası Güvenlik, Siber Güvenlik, Siber Politikalar, Siber Caydırıcılık
Siber teknolojilere dayalı yeni uluslararası güvenlik konsepti bağlamında Türkiye'nin siber güvenlik stratejisi
Siber uzay ekonomiden ticarete, eğlenceden sağlığa, iletişimden ulaşıma, siyasetten savunmaya, bireysel işlemlerden küresel işlemlere, işletmelere ait süreçlerden devlete düzeyindeki hizmetlere kadar her alanı baştan başa etkileyen bir hal almıştır. Nerdeyse tüm işlem ve süreçlerin transfer edildiği bir alan halini alan bu uzayın ve bu uzayın siber teknolojilerinin güvenliğinin sağlanması elzemdir. Son zamanlarda siber silahların gelişiminde yaşanan artışlar ve bu silahların bireylerden devletlere kadar oldukça geniş bir yelpazeye karşı kullanılması, siber uzayın güvenliğinin bireyler ve devletler düzeyinde sağlanması gerekliliğini dayatmaktadır. Siber saldırıların bıraktığı tahribatlar hem birey hem de devlet düzeyinde önemli problemlere neden olmaktadır. Buna istinaden siber güvenliğin en zayıf halkası olan bireyin farkındalığının arttırılması, siber güvenliğe devletler düzeyinde önem verilmesi ve siber uzayın devletler tarafından savunulması gereken bir alan olması durumları öne çıkmıştır. Dünya genelinde devletler kendi politikalarına siber güvenliğin önemini, kendi siber uzaylarını savunma tedbirlerini ve siber güvenlik strateji belgelerini dâhil etmeye başlamışlardır. Önümüzdeki yıllarda teknolojik gelişmelere bağlı olarak siber saldırıların ve siber savaşların daha da artacağı göz önüne alınacak olursa, her devletin kendisini savunabilecek gerekli bilgi ve donanıma sahip siber savunma birimlerini, siber güvenlik strateji belgelerini ve yeterli insan farkındalığını oluşturmasının önemi net bir şekilde görülmektedir. Bu bağlamda, küreselleşme ve teknolojinin bu döneminde yeni bir alan olarak ortaya çıkan, Siber Uzay, Siber Saldırılar, Siber Çatışmalar, Dünyada Siber Güvenlik Sorunu ve Siber Güvenlik Stratejileri ve son olarak da Türkiye'nin Ulusal Siber Güvenlik Stratejileri/Politikaları çalışmanın önemli ve kilit noktasını teşkil edecektir. Anahtar Sözcükler Siber Güvenlik, Siber Uzay, Siber Saldırı, Siber Savaş, Ulusal Siber Güvenlik, Siber Strateji, Bilgi Güvenliği, Eylem Planı.
Ulusal güvenlik için blokzinciri tabanlısiber güvenlik modeli
Günümüzde İnternete bağlı bilgisayarlar; kolumuzdaki saatten fabrika otomasyon sistemlerine (SCADA) kadar hayatımızın her alanına girmiş durumdadır. İnternetin bu derece genişlemesi, siber saldırıları kişisel ve ulusal güvenliğimizin karşısındaki en büyük tehdit unsuru haline getirmektedir. Devletlerin kritik altyapılarına nüfus edebilecek kadar kabiliyet kazanan siber saldırılar, 2017 yılı içerisinde dünya çapında toplam 600 milyar dolar maddi zarara sebebiyet vermişlerdir. Bulut bilişim ve nesnelerin interneti gibi internet ortamını kullanan teknolojilerdeki gelişmeler, siber ortamdaki riskin yönetimini her geçen gün daha da zorlaştırmaktadır. Son yıllarda suçun tespitinde yaşanan zorluklar ve adli bilişim süreçlerinde öne çıkan diğer bir siber güvenlik unsuru ise inkâr edilemezliğin ve denetlenebilirliğin sağlanmasıdır. Blokzinciri, dağıtık mimarisi ve gerçekleşen işlemlerin tutulduğu silinemez kayıt defteri sayesinde bizlere, tüm bu güvenlik problemlerini giderebilecek yeni nesil bir teknoloji vaat etmektedir. Bu çalışmada blokzinciri sisteminin işleyişi ele alınmış, bu konudaki çalışmaların güvenlik konusunda ortaya koyduğu yeni yaklaşımlar ve bu yaklaşımlarla siber güvenlik için ne tür çözümler geliştirilebileceği incelenmiştir. Blokzincirinin kullanılarak, ulusal kritik altyapılarda bilgi güvenliğinin sağlanmasına örnek teşkil edebilecek bir model oluşturulmuş ve Hyperledger-Fabric'te kodlanarak gerçeklenmiştir. Bu kapsamda blokzincirinin ulusal güvenlik amaçlı kullanımına yönelik çıkarımlarda bulunulmuştur.
Web trafik verilerinde yapay bağışıklık algoritmaları ile anomali tespiti
Günümüzde internet dünyasında farklı türdeki tehditler ve saldırılar artarak devam etmekte ve buna paralel olarak alınan güvenlik önlemlerinde de önemli gelişmeler olmaktadır. Ağ ve web trafiğinde artan kullanıcı sayısı ile paylaşılan veri miktarında meydana gelen ciddi güvenlik zafiyetleri, doğrudan veri sızıntısına sebep olabilmektedir. Bu veri sızıntılarının büyük oranda önlenmesi, çözülmesi gereken önemli bir sorun haline gelmiştir. Özellikle bu alanda yapılan çalışmalar göz önünde bulundurularak hata tespitinin insan hata toleransından çıkarılarak bir sistematiğe bağlanması ve önlem alınması önem taşımaktadır. Bu nedenle, çevrimiçi ziyaretçi sayılarının oranı ile zaman serileri şeklinde gösterilen web trafik verilerinde anormal değişikliklerin hızlı ve doğru bir şekilde tespiti ve önlenmesi büyük önem taşımaktadır. Ağ verilerinde anormal trafiklerin tespiti için farklı metodolojiler ve veri sınıflandırılma teknikleri kullanılmaktadır. Bu problem genellikle sinyal pencereleri üzerinde özellik çıkarılarak sınıflandırma yapılarak değerlendirilmektedir. Bu tez çalışmasında, ağ üzerindeki anormal web trafiklerinin tespiti için Yapay Bağışıklık Sistemlerinin Negatif Seçim Algoritmasına (NSA) dayalı bir yöntem önerilmiş ve kullanıcı dostu bir uygulama yazılımı geliştirilmiştir. Web trafiği için Yahoo Webscope S5 verisetinde bulunan gerçek veriler kullanılmış ve pencere kaydırma yöntemi kullanılarak veriler pencerelere ayrılmıştır. Yapılan deneysel çalışmalarda, web trafik verilerinde oluşan anormal trafik verilerinin tespiti, NSA'nın yapısında bulunan aktifleşen detektör sayılarındaki değişimin izlenmesi ile gerçekleştirilmiştir. Tez çalışması kapsamında önerilen NSA destekli yöntem ile bir web trafik verisi içerisindeki anomalileri doğru bulma konusunda ortalama %94.30, genel sınıflandırma oranında ise ortalama %97.69 başarım elde edildiği görülmüştür.
Siber güvenliği yeniden düşünmek: Stuxnet örnek olayı
Bu tezin amacı, siber güvenlik olgusuna anarşi ve uluslararası hukuk bağlamında konstrüktivist bir eleştirel değerlendirme yapmaktır. Siber-güvenlik günümüzde ana-akım uluslararası ilişkiler teorileri olan realizm ve liberalizm tarafından devlet merkezli bir güvenlik problemi olarak değerlendirilmektedir. Bu tezde ise siber güvenlik bağlamında siber uzayın kendinden menkul devlet merkezli bir varlık olarak ele alınmaması gerektiği, aksine bir sosyal yapı olduğu iddia edilmektedir. Tezin temel araştırma sorusu siber güvenlik özelinde, anarşinin ne ölçüde uluslararası sisteme içkin olduğudur. Bu bağlamda anarşi kavramı uluslararası hukuk ile siber güvenliği anlamak için değerlendirilecektir. Beş bölümden oluşan bu tezde giriş kısmında genel bir bilgi verilecektir. İkinci bölüm olan anarşi bölümünde ise anarşinin konusu ve Stuxnet için önemine değinilecektir. Realizm, liberalizm ve konstrüktivizmin anarşiye olan yaklaşımı anlatılacaktır. Üçüncü bölüm olan uluslararası hukuk bölümünde uluslararası hukukun günümüze kadar olan süreci ve siber güvenliği sağlamada neden önemli olduğu anlatılacaktır. Dördüncü bölümde ise siberin tanımı ve siber dünyanın yapısından bahsedilecek ve daha sonra 2010 yılında İran'a karşı yapılan Stuxnet saldırısı okuyucuya aktarılacaktır. Sonuç bölümünde ise genel değerlendirme ve çözüm önerileri sunulacaktır.
Neo-terörizmin Türk kamu yönetimine etkisi
21. yüzyılda değişen güvenlik ortamında devletlerin, en önemli önceliğinin terörizmle mücadele olduğu kabul görmektedir. Her devlet kendi güvenliğini sağlamak için diğer devletlerle iş birliği içine girmekte ve istihbarat paylaşımına öncelik vermektedir. Terörün teknolojiyi de kullanarak yerelden çıkıp küresel bir hale gelmesiyle, uluslararası güvenliği ciddi manada sarstığı görülmektedir. Bu çalışmada terörizmin özellikle son yıllarda küresel bir hale gelmesi sebebiyle uluslararası alanda meydana gelen terör eylemleri araştırılmıştır. Başta Türkiye olmak üzere Avrupa'da meydana gelen terör eylemlerinin klasik dönem eylemlerinden farklı olduğu görülmüştür. Bu anlamda çalışmanın birinci bölümünde, terörizm kavramı irdelenmeye çalışılarak çok sayıda yazarın terörizme karşı farklı düşünceleri belirtilmiştir. Literatür taraması ile terörizmin farklı tanım ve türlerine değinildikten sonra tarihsel süreç içerisinde değişim gösterdiği, farklı zaman dilimlerinde yapılan terör saldırıları ile ortaya konulmuştur. İkinci bölümünde değişen terör ve terörizm eylemleri, neo-terörizm kavramı ile anlatılmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda neo-terörist eylem türlerine değinilerek, terörizmin yarattığı sosyal ve psikolojik etkiler incelenmiştir. Tezin üçüncü bölümünde iki farklı terör örgütü Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve Ad-Davla Al-Islamıyya fi al-Iraq wa-sh-Sham (DAİŞ) ele alınarak neo-terörizmin Türk kamu yönetimine olan etkileri ortaya konulmuş ve Türk kamu yönetiminin neo-terörizme karşı yapmış olduğu çalışmalar incelenerek eksik olan hususlar tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın sonucunda bulgular ve sonuçlar tartışılarak, terör ve terörizmin eylemsel ve amaçsal kapsamda farklılaştığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla neo-terörizme karşı siber güvenliğin güçlendirilmesi ve istihbarat kurumlarının reforme edilmesi gerektiği gibi sonuçlara ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler Terör, Terörizm, Siber Terör, Kamu Yönetimi, Neo-Terörizm
Siber güvenliğin stratejik bakış çerçevesinde konumlandırılması: Tehdit/caydırıcılık bağlamında örnek kriz incelemeleri
Uluslararası ilişkilerdeki tehdit, caydırıcılık ve güvenlik kavramlarının zaman içindeki değişimleri ve savaş araçlarında yarattığı dönüşüme vurgu yapılarak örnek krizler bağlamında günümüzde siber çatışma döneminin yaşandığı belirtilmiştir. Siber çatışmada, siber silah kavramına odaklanarak siber kavramların ulusların milli güvenliklerinde oynadıkları rolün güçlü ve zayıf yönleri stratejik perspektifte tespit edilmeye çalışılmıştır. Böylece 21. yüzyılda asimetrik tehditlerin ortaya çıkmasıyla aktörler arasında yaşanan rekabet ve güç elde etme yarışının ciddi bir küresel siber kriz yaşanması ihtimalini oluşturduğu değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda siber silahların konvansiyonel veya nükleer bir savaşa girmeden aynı sonuçları sağlayabilecek şekilde etkin ve etkili olduğu, kritik alanlara yönelik etkilerinin ve sonuçlarının domino etkisiyle büyük zararlar verebileceği, iç hukukta buna yönelik önlemler alındığı fakat uluslararası alanda henüz düzenlemeler gerçekleştirilmediği üzerinde durulmuştur. Siber güvenlik alanında tüm aktörlerin özgürlüklerini, eşitliklerini, haklarını ölçecek bir işbirliği modelinin geliştirilmesine yönelik siber uzaydaki faaliyetlerin kolay ölçülebilebileceği kuralların ve bu kuralları denetleyecek bir üst otorite kurumunun zorunluluğu vurgulanmaktadır. Sonuç olarak teknolojik gelişmeler sonucunda geleneksel güvenlik algılamalarının ve sınırlarının yerine aktörler arasında yaşanacak çatışmaların siber alanda gerçekleşerek uluslararası ilişkilerde hakim inanış haline dönüşeceği değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme neticesinde gelecek düzen hakkında öngörüler belirlenerek küresel anlamda çözüm için bazı model önerileri sunulacaktır.