Written press
106 theses under this subject heading
Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin kurulmasına dair anlaşmanın imzalanmasından sonra santralin yazılı basında sunumu
Ülkemizin enerji ihtiyacı sürekli artmakta ve nükleer enerji bu ihtiyacın karşılanmasında ve enerji güvenliğinin sağlanması yolunda ciddi bir alternatif olarak görünmektedir. Öte yandan toplumda nükleer enerji konusunda var olan bilgi eksikliği ve bilgi kirliliği, konunun doğru bir şekilde anlaşılmasını ve tartışılmasını zorlaştırmaktadır. Bu nedenle Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin sunumu Türk basınına önemli bir sorumluluk yüklemektedir. Bu çalışmada Türkiye'nin ilk nükleer güç santralinin Mersin Akkuyu'da kurulmasına yönelik anlaşmanın Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu Hükümetleri arasında 12 Mayıs 2010 tarihinde imzalanmasından sonraki 1 yıl boyunca, Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin yazılı basındaki sunumu incelenmeye çalışılmıştır. Bu doğrultuda, yazılı basını temsilen seçilen Cumhuriyet, Hürriyet ve Zaman gazetelerinde 12 Mayıs 2010-11 Mayıs 2011 tarihleri arasında yayımlanan Akkuyu Nükleer Güç Santrali konulu haberler içerik analizine tabi tutulmuştur.
İnsan hakları kavramının tarihsel gelişimi ve bu kavrama Türk basınının bakış açısı:Cumhuriyet ve Yenişafak gazetesi örnekleri
Bu çalışma 1 Aralık 2014- 31 Aralık 2014 tarihleri arasında insan hakları ile ilgili yapılan haberlerin niceliği ve diğer haberlere oranı ile ilgilidir. Bu bağlamda sağ ve sol basın karşılaştırılmış, sağ kesimi temsilen Yeni Şafak, sol kesimi temsilen Cumhuriyet gazeteleri seçilmiştir. Bu araştırma kapsamında, insan hakları kavramının tarihi ve toplumsal alt yapısı ve medeniyetler üzerindeki etkileri araştırılmış ayrıca Osmanlı İmparatorluğundan, Türkiye Cumhuriyetine insan hakları ve demokratikleşme sürecinin geçtiği yollar analiz edilmiştir. Bu bağlamda, insan hak ve özgürlüklerine ait kavramlar içerik analizi yöntemiyle incelenmiş, kişisel, kolektif ve toplumsal haklarla ilgili yapılan haberlerin yayın sıklıklarına bakılarak sonuçlar çıkarılmıştır.
Türkiye'de modernleşme süreci'nde basın: Ulus Gazetesi'nin modernleşme söylemi
Bu çalışmada, ilk olarak 14 Eylül 1919 yılında İrade-i Milliye adıyla, ardından 10 Ocak 1920 yılında Hakimiyet-i Milliye adıyla ve daha sonrasında dil devrimine uygun olarak 28 Kasım 1934 yılında Ulus adıyla yayımlanmaya başlayan gazetede yer alan haberlerin "Türk Modernleşmesi"ne olan etkileri tartışılmıştır. İktidarın görüşlerini topluma aktaran ve yeni demokrasi ilkelerini topluma sunan Ulus Gazetesi'nde, 1935-1938 yılları arasında modernleşme söylemi içeren haberler eleştirel söylem analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, modernleşme-batılılaşma kavramı üzerine odaklanılmış ve modernleşme olgusunun tarihsel dinamikleri ele alınmıştır. XVI. ve XVII. yüzyılda Rönesans ve Reform, sonrasında Sanayi Devrimi'ne dayanan modernleşme hareketleriyle birlikte Batı'nın ilerleme kaydetmesi, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki gerilemenin ardından başlayan modernleşme denemeleri ve bu denemelerin cumhuriyet dönemine kadar uzanan tarihi söz konusu bölümün temelini oluşturmaktadır. Bu bağlamda, Osmanlı-Türkiye modernleşme süreci söz konusu bölümde incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, genel hatlarıyla Cumhuriyet Dönemi modernleşmesi üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda, Cumhuriyet Dönemi modernleşmesinin siyasal, ekonomik, hukuki, toplumsal ve kültürel gelişmeleri söz konusu bölümde ele alınmıştır. Öte yandan, 1930'lu yılların genel durumu ve yaratılmak istenen ulusal kimlik olgusuna da bu bölümde değinilmiştir. Ayrıca, ikinci bölümde modernleşme sürecinde basının rolüne genel hatlarıyla yer verilmiştir. Çalışmanın çözümleme bölümünde ise, Ulus Gazetesi'nin tarihi, yayın amacı ve yayın politikası dönem koşulları göz önünde bulundurularak irdelenmiştir. Ulus gazetesinde 1935-1938 yılları arasında yayımlanan ve modernleşme söylemi içeren haberler eleştirel söylem analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular, çalışmanın birinci ve ikinci bölümünde yer alan kuramsal arkaplan bağlamında değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, tek parti hükümetinin resmi yayın organı niteliği taşıyan Ulus gazetesinde yer alan haberlerin ulusal bir bilincin yansıtılmasında, modernleşme bağlamında Türkiye'nin gelişmesi ve kalkınmasında ve yapılan devrimlerin heyecanının yansıtılmasında önemli bir rol oynadığı ortaya konulmuştur. Bununla birlikte, gerçekleştirilen devrimlerde ve modernleşme hareketlerinde Atatürk'ün öneminin vurgulanması, Osmanlı geçmişinin reddedildiği söylemlerin ön plana çıkarılması, Türk modernleşmesinin olumlanması ve iktidar söyleminin yeniden üretilmesi bağlamında Ulus gazetesinde yer alan modernleşme söylemi içeren haberlerin önemli bir ölçüde belirleyici olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Modernleşme, batılılaşma, basın, Kemalizm, Ulus Gazetesi.
Bir kaynak çalışması olarak Takvim-i Vekayi (1840-1849)
Gazeteler, devletlerin ve milletlerin yaşadıklarını ve görüp geçirdiklerini kayıt altına alan birer hatırat gibidirler. Bu sebeple geçmiş dönemin gazeteleri üzerinde çalışma yapmak, sadece yazılmış metinleri bu günün diline tercüme etmek ya da aktarmak değildir. Bunların haricinde basın tarihi alanında yapılan çalışmalar, milletlerin ve devletlerin yaşadıkları olaylara verdikleri tepkileri yansıtır ve olayların geçtiği zamanlardaki ortaya atılan düşüncelerin ve görüşlerin anlaşılmasını sağlarlar. Takvim-i Vekayi Osmanlı Devleti'nde devlet eliyle çıkarılmış ilk gazetedir. Başlangıçta haftada bir yayınlansa daha sonraları düzensiz aralıklarla çıkarılmıştır. İlk sayısı 1 Kasım 1831 tarihinde çıkan Takvim-i Vekayi'nin yayınlanmasına II. Abdülhamid döneminde iki kez ara verilse de gazete yayın hayatını 4 Kasım 1922 tarihine kadar devam ettirmiştir. Gazete Türkçe süreli yayınların başlangıcıdır ve devlet eliyle çıkarıldığı için de devlet görüşünü yansıtmıştır. Takvim-i Vekayi hanedana ait haberleri, devlet kademelerine yapılan atamaları ve ülkenin herhangi bir yerinde meydana gelen hadiseyi yansıttığı gibi, aynı zamanda yabancı ülkelerdeki siyasi gelişmeler, bu ülkelerin Osmanlı Devleti ile ilişkileri ve dünyada meydana gelen sosyal, bilimsel ve teknolojik gelişmeler hakkında da haberler veriyordu. Takvim- Vekayi'nin bir başka önemi de 1860'lardan sonra yoğunlaşacak olan basım faaliyetlerine öncülük etmesidir. Takvim-i Vekayi'nin yukarıda sayılan özelliklerinden dolayı akademik çalışmalarda gazeteden daha çok faydalanılması ve araştırmacıların daha hızlı hareket edebilmesine imkân sağlamak amacıyla bu çalışma meydana getirildi. Gazetede yeralan haberler konularına göre tasnif edilerek, özet şeklinde, gazetelerin çıkış tarihlerine göre sıralanmıştır. Her haberin özetinin altına gazetenin çıkış tarihi, gazetenin sayısı ve haberin bulunduğu sayfa yazılmıştır. Anahtar Kelimeler: İlk Gazete, Gazete, Takvim-i Vekayi, Basın Tarihi, 19.Yüzyıl, Osmanlı'da Basın ve gazetecilik
Suriyeli çocuk sığınmacıların Türk yazılı basınında temsili
Suriye İç Savaşı ve savaşın sonucunda ortaya çıkan mülteci krizi son birkaç yıldır Türkiye'nin gündeminde önemli bir yer tutmaktadır. Bugün itibariyle Türkiye'deki Suriyeli sığınmacıların sayısı 3 milyona yakındır ve sayının yarısından fazlasını çocuklar oluşturmaktadır. Alan Kurdi örneğinde görülebileceği gibi yaşanan süreçte en büyük zararı çocuklar görmektedir. Bu durum sığınmacı sorununa yaklaşımda ve sığınmacı politikalarının oluşturulmasında çocuk odaklı bir bakışın zorunlu olduğunu göstermektedir. Bu çalışma konunun medya boyutuna odaklanmakta ve Suriyeli çocuk sığınmacıların Türk yazılı basınında nasıl temsil edildikleri sorusuna yanıt aramaktadır. Bu kapsamda 2011 yılından başlanarak 2016 yılının sonuna kadar Hürriyet, Posta, Sabah, Sözcü ve Zaman gazetelerinde Suriyeli çocuk sığınmacılarla ilgili yayınlanan haber ve köşe yazıları içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Çalışma sonucunda ulaşılan bulgular Türk yazılı basınının Suriyeli çocuk sığınmacılara yönelik olumlu bir bakış açısına sahip olduğunu ancak sığınmacı çocuklara dair üretilen temsillerin çeşitli etik sorunlar içerdiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Suriyeli Çocuk Sığınmacılar, Suriyeli Çocuklar, Alan Kurdi,Medyada Temsil, Mülteciler.
27 Mayıs askeri darbesinin Malatya basınında algılanması
Osmanlı Devleti'nin mirası üzerine kurulan genç, dinamik Türkiye Cumhuriyeti Devletinin inşa ettiği demokrasiye ilk darbe 27 Mayıs 1960 tarihinde askeri cuntanın gerçekleştirdiği darbe ile vurulmuştur. Türk demokrasisine vurulan bu darbe ülkenin bundan sonraki süreçte geçireceği sıkıntılı dönemlerin habercisi olmuştur. Bu çalışmamızda asker tarafından yapılan bu darbenin Malatya'daki etkilerini, halk nezdindeki yansımalarını, darbeden önceki ve sonraki yaşanılan süreci, şehrin yerel basın ve medya unsurlarının yaklaşımını inceleme fırsatını yakaladık. Malatya halkının dönem itibari ile en büyük iletişim ağı olan yerel gazeteler ve basın unsurları bu dönemde şehir ile ilgili olan bütün gelişmeleri istisnasız bir şekilde takip ederek bilgi paylaşımını sağlamıştır. Başlattığımız bu tez çalışmamızda öncelikle Malatya şehrinin tarihsel gelişim sürecini bir bütün olarak kronolojik bir düsturla incelemeye özen gösterdik. Ayrıca çalışmamızın devamında Demokrat Parti iktidarının başladığı 1950'li yıllardan 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesine kadar olan dönemde ve bu dönemin de sonrasında Malatya'da değişen siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel ve toplumsal görünümü gazeteler aracılığı ile değerlendirme imkânı elde ettik. Yerel basının ana mekanizması olan yerel gazeteler farklı bakış açıları, değerlendirmeler ve birbirinden farklı tutumlar sergilemiştir. Malatya'da 1950-1960 dönemi siyasi rekabeti DP-CHP arasında yaşanmıştır. Malatya yerel basınının yaptığı yayınlarda bu iki parti arasındaki siyasi rekabeti görmek mümkündür.
1950-1960 Demokrat Parti iktidarının Elazığ basınında ki yansımaları
Bu araştırmadaki temel amaç, siyasi tarihimizde ve çok partili yaşama geçişte büyük bir öneme sahip olan Demokrat Parti'nin 1950- 1960 yılları arasında Elazığ basınında yansımaları ve basın ile Demokrat Parti ilişkilerinin belirlenmesine yöneliktir. Bu amaç doğrultusunda yapılan çalışma, gerek Elazığ ilinde gerekse bölge açısından partinin faaliyetlerini gün ışığına çıkarmaktadır.Bu çalışma 1950-1960 dönemlerini kapsayan Elazığ basınının önemli gazeteleri taranarak gerçekleştirilmiştir. İlin önemli yazılı basın kaynaklarından Uluova, Turan ve Elazığ gazetelerinden elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Araştırma çerçevesi Elazığ ilinde yayınlanan yerel gazeteler, Demokrat Parti hakkında yayınlanmış haber, reklam ilanları, basın bildirileri ve araştırmacının yorumundan oluşmaktadır. Çalışma kapsamında Demokrat Partili yıllarda yayına devam eden gazeteler incelenmiş olup 1200 civarında Demokrat Parti ile ilgili haber ve yazılı belgeye rastlanmıştır.Bu tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm ?Milli Şef İnönü ve Çekişmeler? başlığı adı altında incelenirken ikinci bölümde ise ?Demokrat Parti İktidarı ve İç Politika? ve üçüncü bölümde de ?Demokrat Parti İktidarı ve Dış Politikası? başlığıyla incelenmiştir.Arşiv taramalarından elde edilen veriler araştırma çerçevesinde yorumlanmış olup kronolojik olarak olaylar incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Adnan Menderes, Demokrat Parti, Elazığ, Elazığ Basını, İsmet İnönü, Mustafa Kemal Atatürk, Turan, Uluova.
İstanbul basınına (Vakit gazetesi) göre Lozan Barış Konferansı müzakereleri
Lozan Barış Antlaşması, 20. yüzyıl Türk tarihinin en önemli siyasi olaylarından birisidir. Bu antlaşma, Birinci Dünya Savaşı'nın devamı mahiyetindeki İstiklâl Harbi'ni nihayete erdiren ve yeni bir döneme kapı aralayan tarihî bir vesikadır. Bu tarihî vesika yeni dönemin temel yapı taşı olarak da kabul edilebilir. Bu antlaşma, aynı zamanda yeni dönemin, özgür ve bağımsız bir devlet olarak uluslararası camiada tanınmasını ve kabul edilmesini sağlamıştır.Bu çalışma, böyle önemli tarihî bir olayın öncesinde ve sonrasında, bu konu ile alakalı olarak, yaşanan gelişmeleri incelemek ve ayrıca Lozan Barış Konferansı müzakereleri sürerken dönemin gazetelerinden birisi olan Vakit gazetesinin bu sürece bakış açısını irdelemek amacıyla hazırlandı.Bu çalışmada ikinci bölüme kadar olan kısımda, Birinci Dünya Savaşı'ndan Büyük Taarruz'a kadar olan, kısaca, siyasi ve askeri gelişmelerinin yanında çalışmada ana kaynak olarak kullanılan Vakit gazetesinin tanıtımı ile Lozan Barış Konferansı'nın hazırlıkları ele alınmıştır. İkinci ve üçüncü bölümler Lozan Barış Konferansı müzakerelerinin Vakit gazetesinin bakış açısıyla değerlendirilmesini içermektedir. Dördüncü bölüm ve sonuç kısmı ise antlaşmanın imzalanması, antlaşmanın TBMM' de değerlendirilmesi ve genel bir değerlendirme şeklinde ele alınmıştır.Bu çalışmanın hazırlık aşamasında o dönemi anlatan, o döneme vurgu yapan kitap, hatırat ve makalelerin dışında ağırlıklı olarak Vakit gazetesinden yararlanıldı.Anahtar Kelimeler: Vakit Gazetesi, Lozan, Lozan Barış Konferansı, Millî Mücadele, Lozan Barış Antlaşması, Türk Delege Heyeti, TBMM.
Amasya basınında Demokrat Parti (1950-1960)
Çok seslilik milletin istediği kişi ya da partiye oy verme hakkına sahip olması olarak nitelendirilebilir. Demokrasinin de temelini çok seslilik oluşturmaktadır. Bu doğrultuda devlet organları da, bunun gerçekleşmesi için çalışmalar yürütmeli ve halkın karşısına birçok siyasi partiyi sunmalıdır. 1938'den sonra; İsmet İnönü ?Milli Şef? sıfatı ile Türkiye'de tek parti döneminin yaşanmasında etkili bir unsur olmuştur. İsmet İnönü'nün de başkanlığını yaptığı Cumhuriyet Halk Partisi, 1950 yılına kadar ülkeyi tek siyasi parti olarak yönetmiştir. 1939'dan sonra II. Dünya Savaşı'nın etkisi altında kalmış ve Türkiye de bu süreçten etkilenmiştir. İsmet İnönü, devleti savaştan uzak tutmaya çalışsa da başarılı olamamış, ?denk bütçe- sağlam bütçe? uygulamaları da istenen sonucu vermemiştir.Tek partili siyasi hayatın süregelen gidişatı karşısında; Adnan Menderes ve Celal Bayar'ın da içinde bulunduğu Demokrat Parti kurulmuştur. Bu oluşum karşısında, İsmet İnönü Demokrat Parti'nin kurulmasına destek vermiş ve sonraki süreçte de demokrasinin güzelliklerinden biri olan muhalefetliğini de yapmıştır. Bu çalışmada; 1950- 1960 yılları arasında Türkiye'de iktidarda bulunan Demokrat Parti'nin, Amasya basınındaki yansımaları, 1950- 1960 yılları arasında çıkan gazete ve dergiler üzerinden ele alınmak istenmiştir. Bu doğrultuda; çalışmamızın ilk bölümünde, ?Amasya Basın Tarihi? periyodik olarak incelenmek istenmiştir. Daha sonraki bölümlerde ise, Milli Şef İsmet İnönü dönemi, Demokrat Parti'nin kuruluşu ve iktidar süreci incelenerek, Adnan Menderes'in şahsiyetine de değinilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Adnan Menderes, Amasya, Amasya Basın Tarihi, Celal Bayar, Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti, İsmet İnönü, Milli Şef, II. Dünya Savaşı.
Toplumsal cinsiyet bağlamında kadın yoksulluğu ve kadın girişimciliğine ait haberlerin ulusal yazılı basında temsili: Karşılaştırmalı bir analiz
Geçmişten günümüze her daim var olan yoksulluk küreselleşme ile beraber giderek derinleşmekte ve tüm toplumların sorunu haline gelmektedir. İnsanları tüketicilik üzerinden tanımlayan neoliberal süreçler küreselleşme ile birlikte yoksullukların daha da artmasına ve derinleşmesine neden olmaktadır. Toplumlarda ve hanelerdeki yoksulluktan daha çok etkilenen bireyler olarak kadınlar yoksulluğu daha yoğun yaşamakta ve bu durumdan daha çok etkilenmektedirler. Ekonomik anlamda da dezavantajlı konumda olan kadınlar öncelikle bu durumdan kurtulabilmek, aile ekonomisine katkıda bulunabilmek adına daha sonra da kendi sosyal- kültürel gelişimlerine katkıda bulunabilmek adına girişimciliğe yönelebilmektedirler. Girişimci olan kadınlar toplumda aile ve ülke ekonomisine katkıda bulunan, kendi ayakları üzerinde durabilen bireyler olarak daha farklı konumlandırılmakta, yaptıklarından başarı öyküleri olarak bahsedilmekte, yoksul kesimler ve kadınlar ise daha çok mağdur olarak yansıtılarak dramatize edilmektedirler. Tüm bunlardan yola çıkarak bu tez çalışmasında ulusal yazılı basında kadınlara ait yoksulluk ve girişimcilik haberlerinin nasıl dile getirildiği ve sunulduğunun farklı ideolojik yapılara sahip Hürriyet ve Sözcü gazeteleri üzerinden eleştirel söylem analizi ile ortaya koyulması amaçlanmaktadır. Bu bağlamda Hürriyet ve Sözcü Gazetelerinin 01 Ocak- 31 Haziran 2021 tarihleri arasındaki 90 tane kadın yoksulluğu ve kadın girişimciliğine ait haberlerin 37 tanesine eleştirel söylem analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda Hürriyet Gazetesi' nde kadın yoksulluğunun görmezden gelindiği, kadın girişimciliği haberlerinin ise hane ve ülke ekonomisine olan katkılarının vurgulanarak devlet ve kurumlar tarafından desteklendikleri haberler şeklinde ele alınmıştır. Sözcü Gazetesi' nde ise kadın yoksulluğu haberlerinin iktidarı eleştirmek için muhalefet tarafından dile getirildiği haberler olarak sunulduğu, kadın girişimciliği haberlerinin ise bireysel başarılar ve kooperatif destekli işler olarak sunulduğu gözlenmiştir.
Hatay sorununun İzmir basınında yansımaları (1936-1939)
"Hatay Sorununun İzmir Basınında Yansımaları (1936-1939)" adlı tez çalışmasında uluslararası platformlarda Sancak, Atatürk'ün deyimiyle Hatay olarak adlandırılan bölgenin uzun yıllar süren mücadeleler sonrasında anavatana katılma serüveninin İzmir basınında nasıl ele alındığı anlatılmıştır. Hatay Sorunu, 1936 yılında uluslararası bir mesele olarak ortaya çıkmış ve 1939 yılında bölgenin Türkiye'ye kesin bir şekilde katılmasıyla sona ermiştir. Bundan dolayı bu çalışmada zaman aralığı olarak 1936-1939 arası alınmıştır. Eski ve yeni başkentlerimiz olan İstanbul ve Ankara gazeteleriyle kıyaslanabilecek derecede İzmir gazeteleri Hatay Sorunu'nu sahiplenmiştir. Gazetelerde konuyla ilgili yapılan haberlerde yansıtılan bakış açılarını, makalelerde gelişmelerin ele alınış biçimlerini, gazetelerin kamuoyunun dikkatini bölgeye çekme konusundaki gücü, sorunun hem ulusal hem de Avrupa basınını kapsayacak boyutta takip edilip edilmediğinin saptanması başlıca hedefler olmuştur. Yöntem olarak 1936-1939 yılları arasında İzmir'de çıkan Anadolu, Yeni Asır ve Halkın Sesi gazeteleri taranmış, bunların bir bölümü dijital ortama aktarıldığından bazı makalelerin incelenmesinde güçlük yaşanmıştır. Bazı haberler sayfalar yıpranmış olduğu için okunamamıştır. Giriş bölümünde; Birinci Dünya Savaşı'nda kaybedilen ve 1921 yılında imzalanan Ankara Antlaşması'yla bu onaylanan kayıp Sancak bölgesinin, 1936 yılında atılan diplomatik adımlar sonucunda uluslararası bir mesele haline getirilmesine kadar geçen sürede yaşanan olaylara değinilmiştir. Birinci bölümde; Fransa'nın 1936 yılında Suriye ile imzaladığı antlaşmanın ardından Sancak'ın Suriye'ye verilmesine karşı çıkan ve Avrupa'da artan gerginliklerden yararlanmak isteyen Türkiye'nin konuyu Milletler Cemiyeti'ne götürüp oradan Hatay'la ilgili "ayrı bir varlık" şeklinde ifade edilen müstakil bir idare kararı çıkarması ele alınmıştır. İkinci bölümde; müstakil bir devlet yaratılması için yapılan çalışmalar ve Fransa'nın çeşitli yollarla bunu sabote etme girişimleri incelenmişti. Üçüncü bölümde ise; Fransa'nın gittikçe artan Alman tehdidi karşısında Türkiye ile ilişkilerini düzeltme kararı alması ve bu kapsamda hem Hatay Devleti'nin kurulması hem de ikili antlaşmalar eşliğinde Hatay'ın anavatana katılma süreci İzmir basınının penceresinden ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Hatay, Sancak, Fransa, Ankara, Manda, Suriye, Türkiye.
The New York Times gazetesine göre Doğu Türkistan meselesi (1933-1960)
Bu çalışmanın amacı, Türklerin XX. yy'da Doğu Türkistan'daki milli mücadelelerinin dış basına yansımalarını incelemektir. Bu doğrultuda, Amerika'nın en büyük tirajlı gazetelerinden olan The New York Times gazetesi incelenmiştir. Bu incelemenin sonucunda, Çin'in yapmış olduğu propagandalar ve sansürlerden dolayı, Türklerin Doğu Türkistan'da özgürlükleri için verdikleri mücadele dünyakamoyunda çok fazla yer almadığı görülmüştür. Dış basında daha çok Doğu Türkistan'nın önemli stratejik konumu ve doğal kaynakları konusu yer almıştır.
12 Eylül Darbesi üzerine bir söylem çözümlemesi
Söylem, bireyin ya da ortak hedefleri olan grupların toplumsal bir olay karşısında takındığı tutum, bakış açısı, benlik dili ve ideolojisinin genel adıdır. Bir metin ya da diyalog, yazarın ya da konuşanların söylemlerini ifade etmek için araçsallaştırdıkları mekanizmalardır. Fakat bazen yazar ya da konuşmacı olaylarla ilgili gerçek niyetini sözcüklerin altına gizlemektedir. Açıkça ifade edilen ve gizlenen niyetler söylem çözümlemesi yöntemleriyle incelenir. Söylem çözümlemesi, ülkelerde meydana gelen savaş, darbe, açlık, ırk ayrımları, dinsel çatışmalar vb. toplumsal olaylarla ilgilenir. Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan günümüze çeşitli yıpratıcı süreçler atlatmıştır. Özellikle 12 Eylül 1980 Darbesi, bahsedilen süreçlere örnek teşkil etmektedir. 12 Eylül 1980 Darbesi ile milleti temsil eden sivil yöneticilerin ülkeyi idare edemeyecek duruma geldiği, ülkede anarşi ve terörün arttığı gerekçesiyle Orgeneral Kenan Evren ve dönemin kuvvet komutanları emir komuta zinciri içerisinde yönetime el koymuşlardır. Bu araştırmada Milliyet, Hürriyet, Milli Gazete, Cumhuriyet ve Ortadoğu adlı gazetelerin darbeye ilişkin ifade ve söylemlerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu dönemde yayımlanan gazetelerin "darbe" kavramı etrafında şekillenen söylemleri dilbilimsel çözümlemelerden biri olan "Teun Van Dijk'in Söylem Çözümlemesi" yöntemiyle incelenmiştir. İnceleme sonucunda gazetelerin söylemlerinde anlamlı farklılıkların olmadığı tespit edilmiştir.
Türk eğitim sisteminin yerli ve yabancı basındaki yansımaları 2005-2018
Bu çalışmanın amacı, 2005-2018 yılları arasında Türk Eğitim Sistemi ile ilgili çıkan haber ve köşe yazılarının yerli ve yabancı basına yansımalarının incelenmesidir. Bu bağlamda gazetelerin tirajları dikkate alınarak yabancı basından The New York Times, Financial Times, The Guardian, The Independent, Daily Mail gazeteleri ile yerli basından Cumhuriyet, Milliyet, Hürriyet, Sözcü ve Vatan gazetelerinin konulara bakış açıları incelenmiştir. Bu çalışmada, Google arama motoruna anahtar kelimeler yazılarak yabancı basında Türk Eğitim Sistemi ile ilgili çıkan haberlere ulaşılmıştır. Burada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman analizi kullanılmıştır. Gazetelerin resmi haber siteleri ve Kastamonu Üniversitesi'nin resmi internet sitesi kullanılarak Türk Eğitim Sistemi ile ilgili kaynaklara ulaşılmıştır. Ayrıca yerli basında da Türk Eğitim Sistemi ile ilgili haberler gazetelerin resmi internet sitelerinden elde edilmiştir. Daha sonra bütün bu kaynaklar bir araya getirilerek tablolaştırılmıştır. Doküman analizinden elde edilen bilgilerin sonucunda; 2005-2018 yılları arasında hem yabancı basında hem de yerli basında Türk Eğitim Sistemine yansıyan konuların tarihsel sıralamaya göre; Yabancı Dil Sorunu (Çift Dillilik), Kılık Kıyafet Serbestisi ve Başörtüsü Sorunu, Suriyeli Mülteci Öğrenciler ve 2017 Yılı Müfredat Değişiklikleri olduğu görülmüştür.
Sağlık kurumlarında şiddet: Gazete haberleri üzerinde bir araştırma
Şiddet, hayatımızın her alanında karşımıza çıkabilen toplumsal mekanizmalardan biridir. Sağlık kurumları ise şiddetin en fazla yaşandığı iş sahalarından bir tanesidir. Çünkü sağlık hizmetleri, doğrudan bakımı gerektiren bir hizmet sektörüdür. Sağlık çalışanlarının da öncelikli amacı, hastalara kaliteli bir hizmet sunabilmektir. Bu amacını gerçekleştirmek isteyen sağlık çalışanları; hastalar, hasta yakınları, tedarikçiler ve meslektaşlarıyla iş hayatında sürekli etkileşim halinde bulunmaktadır. Bu sebeple sağlık kurumlarında yaşanan şiddetin tek bir kaynağı bulunmamaktadır. Sağlıkta şiddet, kamusal bir sorun olma bağlamında anlaşılıp açıklanmasında yazılı basının da önemli bir temsil alanı olduğunu söylemek mümkündür. Özellikle sektörel bir sorun olarak tanımlanan ve hastalar ile sağlık çalışanlarının ilişkisi sonucu ortaya çıkan şiddet haberleri, yazılı basın açısından önemli bir haber nesnesi haline dönüşmektedir. Yapılan çalışmada sağlık çalışanlarına yönelik şiddet haberlerini tespit etmek için Hürriyet, Milliyet ve Cumhuriyet gazeteleri incelenmiştir. Verileri analiz edebilmek için Hürriyet, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerinin resmi internet sayfalarında yer alan mevcut arşivlerine yeniden eskiye sıralanarak ulaşılmıştır. Araştırmada Hürriyet, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerinin 1 Ocak 2017- 21 Mayıs 2019 tarihleri arasında günlük yayım yapan sağlıkta şiddet konusunu ele alan toplam 501 gazete haberine erişilmiştir. Gazete haberlerinden 143 tanesi ‟sağlıkta şiddete yönelik yaşanan‟ haberleri kapsarken, 358 tanesi „‟sağlıkta şiddete yönelik tepkide bulunan‟‟ haberleri kapsamaktadır. Toplanan verileri ise analiz edebilmek için MAXQDA 2018 nitel veri analiz programına yüklenilmiş ve betimsel istatistiki yöntemler sayesinde analizi gerçekleştirilmiştir. MAXQDA 2018 nitel veri analiz programında tematik kodlama yapılarak içerik analizi değerlendirilmiş ve bulgular yorumlanmıştır. Çalışmanın sonucuna göre ise gazete haberlerinde sağlık çalışanlarına yönelik şiddet sıklığı, Türkiye'nin genelini yansıtabilecek çalışmalarda saptananlarla benzerlik gösterebilecek şekilde oldukça yüksektir. Bu nedenle sağlıkta şiddetin önlenebilmesi için; gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, eğitimsel destekler sunulmalı ve konuyla ilgili örgütsel anlamda tüm birimler koordine edilmelidir.
Belleğin politik inşası olarak vatan anlatısı: Türkiye'deki siyasal ritüeller üzerinden bir inceleme
Bu doktora tezi çalışmasında, Türkiye'nin Cumhuriyet döneminde kutlanan 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı, 30 Ağustos Zafer Bayramı ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı olmak üzere dört milli bayram üzerinde vatan anlatısı teması çerçevesinde bir inceleme yapıldı. Bu inceleme, gazete, dergi, broşür, poster, kartpostal ve pul gibi yazılı ve görsel basın materyallerindeki bayramın anlam ve önemine ilişkin mesajlara bakılarak yapıldı. Bu kapsamda, milli bayram kutlama törenlerindeki ritüel pratikler, toplumsal belleği biçimlendirme işlevleri bakımından ele alındı. Böylece ritüel pratiklerin, politik iktidarın milli bayram kutlamaları yoluyla, çocuklar, gençler, askerler ve aileler gibi failler aracılığıyla toplumsal yapı üzerinde devletin varlığını ve devamlılığını sağlamak amacıyla etkili olduğu gösterildi. Bunu göstermek içinse, kutlamalar kapsamındaki siyasal ritüellerdeki anlatı, sembol ve performans gibi yapısal unsurlar, yine bu çalışma kapsamında oluşturulan ritüel çözümleme yöntemiyle çözümlendi. Bu çözümlemede, beden ve toprak gibi vatan anlatısının iki temel bileşenine ilişkin ritüel pratiklere odaklanıldı. Bu pratiklerde yer alan beden unsuru, devletin tahakkümünün bir tezahürüyle oluşan, askeri disiplin yöntemleriyle terbiye edilerek bir "ahenk" ve "birlik" içindeki güçlü ve sağlıklı "terbiye edilmiş bedenler" olarak çözümlendi. Buna göre, "Türk milleti" oluşturmak ve sonra da onu korumak için oluşturulan bu "terbiye edilmiş bedenler"in, politik iktidarın söylemiyle toplumsal belleğin imgesi haline getirildiği gösterildi. İkinci olarak toprak unsuru ise, devletin egemenliğinin bir tezahürü olarak "sınırları çizilmiş topraklar" olarak "Türk vatanı" nı oluşturduğu, dahası bu "sınır" imgesiyle de belleklerde bu vatanın korunduğu söylemiyle somutlaştırıldığı görülmektedir. Sonuç olarak çocukluktan gençliğe, gençlikten askerliğe, askerlikten aileye, kadından erkeğe doğru biçimlenen bedensel terbiye araçları, milli bayramların ana teması vatan anlatısı çerçevesinde toprağın vatan haline getirilmesinde bir "hamur" olarak "biçim" verilen bir imge olarak gösterileştirilmiştir. Bu da, politik iktidarın hem bireysel belleği hem de toplumsal belleği, politik söyleminin uzamı olarak inşa ederek, bireyi ve ait olduğu toplumu biçimlendirdiği sonucunun çıkarılmasını sağlamıştır. Anahtar Kelimeler : Siyasal ritüel, ulusal tören, toplumsal bellek, performans, vatan.
Kadına şiddetin haber söylemi bağlamında yazılı basında temsili: Emine Bulut örneği
Kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddetin son raddesini oluşturmaktadır. Gündem olsun olmasın, her türlü cinayet vakası, şiddet temellidir. Özellikle son yıllarda artan ve daha da görünür hale gelen kadına yönelik şiddete dair sosyal medyada da tepkiler çığ gibi büyümekte, oluşturulan kamuoyu baskısı sayesinde suçlular ceza alabilmektedir. Bu çalışmada çocuğunun yanında boğazı kesilerek öldürülen, kamera görüntülerinin sosyal medyada yayımlanmasından sonra gündeme gelen Emine Bulut cinayetinin haberlerde ele alınışı işlenmektedir. Söz konusu cinayet, Bulut'un eski eşi tarafından işlenmiştir ki bu da kadına yönelik şiddetin büyük bir çoğunluğunun tanıdıklarından geldiği tezini de doğrulamaktadır. Bulut, akıllarda "Ölmek istemiyorum", kızı ise "Anne lütfen ölme" çığlığı ile yer etmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde seçilen konunun önemine değinilirken, devam eden bölümlerde ise şiddet olgusu anlatılmış ve kadın cinayetlerinin Türk yazılı basınında işlenişi aktarılmıştır. Ardından analiz bölümünde ise çalışmanın kapsam ve sınırlılığında belirtilen gazetelerin Emine Bulut cinayetini okurlarına sundukları haberlerin nasıl ele alındığı ortaya koyulmuştur.
Çocuk istismarı haberlerinin yazılı basında sunumu
Çocuklar, genel anlamda insanlığın ve özel anlamda toplumun geleceği açısından önem taşımaktadır. İnsanların bilişsel, davranışsal ve duygusal gelişimleri çocukluk çağında gerçekleşmektedir. Ülkemizde 0-17 yaş arası nüfusun yaklaşık 23 milyon olduğu bilinmektedir. Ve bu yüzden ülkemiz açısından çocukların önemi kat kat artmaktadır. Yaşamımızın her alanında kitle iletişim araçlarının etkin olması, çocukların da gelişim sürecinde onlara maruz kalmasına neden olmaktadır. Çocuklar, hem medya tarafından kendilerine sunulan temsiller aracılığıyla hem de medyada birebir yer alarak bazı davranışlar ve tutumlar edinmektedirler. Ulusal basınımız ele alındığında sıradan olan çocuklarımızın genelde mağdur (istismar edilerek) ya da fail oldukları durumlarda basında yer aldıkları görülmektedir.Bu çalışmada, çocuğa yönelik istismarın yazılı basında nasıl sunulduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda Türkiye'nin en çok okunan; Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet, Posta, Sabah, Yeni Şafak ve Zaman gazetelerinin, 2010 yılında yer alan 1 yıllık nüshaları incelenmiştir. Gazetelerde hangi istismar türlerine, ne kadar yer verildiğini tespit etmek amacıyla haber ve fotoğraf sayıları tespit edilmiştir. Çocuğa yönelik istismar haberlerinin verilmesi açısından niceliksel ve niteliksel olarak incelenen gazeteler arasında belirgin farklar olduğu saptanmıştır. Yazılı basında, çocuğa yönelik istismar türleri içinde cinsel istismara yoğun ilgi gösterildiği ve bütün istismar türleri haberleştirilirken, gazetelerin yayın politikalarıyla doğru orantılı olarak ya olayla ilgili sadece bilgi verilmekten öteye gidilmediği, herhangi bir uzman görüşüyle haberlerin desteklenmediği ya da popülerleştirilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Çocuk, istismar, taciz, tecavüz, sokak çocuğu, pedofili, ensest.
Çok partili döneme geçişe yerel basının bakışı Yeni Asır gazetesi örneği (1949-1951)
Bu çalışmanın amacını; 27 yıllık tek partili rejim döneminden çok partili döneme geçiş sürecinde yaşanan gelişmeleri, toplumsal değişimi ve demokratikleşme hareketlerinin yerel basına yansımasını tespit etmek, öte yandan yerel basının bu süreçteki üstlendiği rolü gözler önüne sermektir. Araştırma tek partili dönemde yaşanan buhranlı sürece vurgu yaparak çok partili sürecin başladığı DP'nin kurulduğu 1946 yılında yaşanan gelişmelerle birlikte DP'nin seçim mücadelesini kazandığı 1950 seçimlerini baz almıştır. Seçimlerin sonucunu etkileyen Türkiye'nin toplumsal ve siyasal yapısını inceleyerek kapsamı genişletilen çalışma, Yeni Asır Gazetesi'nin 1949-1951 yılları arasındaki baskılarını inceleme altına almıştır. Ayrıca çalışmanın kapsamını oluşturan Türkiye'deki iç siyaset yapısı, basına yansıması incelenirken durum tespiti yöntemine başvurulmuştur.1946 yılındaDemokrat Parti'nin kurulmasıyla başlayan ve 1950 seçimleriyle birlikte DP'nin iktidar olmasıyla devam eden süreç, toplumsal tarih açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Bu dönemde sadece çok önemli bir politik gelişme yaşanmamış, demokrasi adına önemli adımların atıldığı çok partili rejime geçmenin yanında yeni bir siyasi iktidarın yeni ve kapsamlı uygulamaları bütün ülkede önemli sayılabilecek değişimlere yol açmıştır.Cumhuriyetin ilanından sonra hükümet, basın özgürlüğünü dilediği gibi kısıtlama ve gazete kapatma yetkisindeydi. Basının üzerindeki siyasal baskı, tek parti döneminde İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı döneminde daha da artmıştır. Türkiye'de ulusal ve yerel basın bu baskıcı rejimin verdiği bunalım döneminde yeni bir partiye kucak açarak çok partili sisteme destek vermiştir. Basının destekleriyle gelişen ve büyüyen Demokrat Parti, iktidar yanlısı basının yanı sıra ulusal basının ve yerel basının güçlü desteği ve iktidara muhalefetiyle 1950 seçimlerindeki ?Demokrasi zaferi?ni kazanmıştır. Yeni Asır Gazetesi'nin 1949-1951 yıllarındaki baskılarında yapılan incelemeler göstermektedir ki; basın organları, demokratikleşme sürecine zemin oluşturmada, çok partili rejime destek verici ve de kamuoyunu demokratik düzene geçişe hazırlayıcı görevde önemli bir rol üstlenmiştir.Anahtar Sözcükler1. Demokratikleşme2. Demokrat Parti3. Basın4. İzmir5. Menderes
Referandum sürecinde yazılı basının kamuoyunu oluşturma işlevi (Yeni Şafak- Radikal gazeteleri)
Çalışmada, 2010 referandumunda yazılı basının kamuoyunu oluşturma fonksiyonu ele alınmış, bu çerçevede Yeni Şafak ve Radikal gazeteleri ince-lenmiştir. Bu iki gazetenin yazılı basını temsil edebileceği düşünülmüştür. İki gazeteden yola çıkılarak yazılı basınla ilgili genel bir değerlendirme yapılmış-tır.Onbir günlük zaman dilimi içerisinde her iki gazetenin 2010 referandumuyla ilgili olarak değiştirilmesi planlanan Anayasa maddelerine ne kadar haberlerinde yer vererek kamuoyunu bilgilendirdiği üzerinde durulmuştur.
Türk basınında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (Son Telgraf, Tevhid-i Efkâr, Tanin, Cumhuriyet, Hâkimiyet-i Milliye)
İkinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 1924-1925 yılları arasında varlığını sürdüren Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Cumhuriyet tarihinin ilk muhalefet partisi olması nedeniyle Türk Demokrasi tarihinde önemli bir yer teşkil etmiştir.17 Kasım 1924 yılında kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Mustafa Kemal Paşa'nın en yakın Milli Mücadele arkadaşları tarafından kurulmuştur. Halk Fırkası'ndan istifa eden mebusların Meclis'te ikinci bir parti kurması hem Meclis hayatında hem de Cumhuriyet tarihinde demokrasinin gereği sayılan çok partili sisteme geçişi sağlamıştır.Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası resmen kurulması ile beraber ayrıntılı olarak hazırlanmış programını da yayımlamıştır. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kısa süren siyasal yaşamına rağmen özellikle İstanbul'da örgütlenmiş:1924 ara seçimlerinde bağımsız adayları desteklemiştir.Şubat ayı ortalarında ortaya çıkan Şeyh Sait İsyanı, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı ve partinin fikirlerini destekleyen bazı basın organlarının olumsuz etkilenmesine neden olmuştur. Fırkanın bazı üyelerinin isyan ile alakalı görülmesi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı zor durumda bırakmıştır. İstiklal Mahkemelerinde yargılanan fırka üyelerinin Şeyh Sait isyanı ile alakalı görülmüş, böylece Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası 3 Haziran 1925 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile kapatılmıştır.Anahtar Kelimeler:1- Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası2- İkinci Dönem TBMM3- İlk Muhalefet Partisi4- Rauf Orbay5- Kazım Karabekir
Hilâfetin kaldırılmasının Türk basınına yansımaları
Hilafet Hz. Muhammed'in vefatıyla ortaya çıkmıştır ve sonrasında Hulefa-i Raşidin devri başlamıştır. Halifelik Emevi ve Abbasiler devrinde saltanat haline dönüşmüştür. Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethiyle halifelik Osmanlı Devleti'ne geçmiştir. Özellikle halifelik II. Abdülhamid tarafından siyasi bir politika olarak kullanılmıştır. Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı'nda cihad ilan etmiş fakat İslâm dünyasından beklenen karşılık gelmemiştir. Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı'nı kaybetmiş ve topraklarını İtilaf Devletleri işgal etmişlerdir. Türk halkı işgallere karşı Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Milli Mücadele Dönemini başlatmıştır. Türk halkı Milli Mücadele Dönemini zaferle tamamlamıştır. Milli Mücadele Döneminde Sultan Vahdettin İngiltere ile işbirliği yapmıştır bu nedenle saltanat kaldırılmıştır. Bunun üzerine Sultan Vahdettin 17 Kasım 1922'de İstanbul'u İngiltere'nin yardımı ile terk etmiştir. Bu olayı takiben Sultan Vahdettin'in yerine halife unvanıyla Abdülmecid Efendi geçmiştir. Türk basını saltanatın kaldırılması ve Sultan Vahdettin'in İstanbul'u terk etmesi konusunda aynı fikirde olmuşlardır. Türk basınında Vahdettin'in İstanbul'u bir İngiliz gemisi ile terk etmesi vatana ihanet olarak yorumlanmıştır. Ayrıca Türk basını Abdülmecid Efendi'nin halife seçilmesi ile ilgili olarak memnuniyetlerini paylaşmışlardır. Saltanatın kaldırılması hilâfetin kaldırılmasının ilk basamağıdır ve bu yüzden Türk basınındaki yansımaları önemlidir. Türk basınında hilâfet konusu Cumhuriyet'in ilanı ile gündeme gelmiştir. Cumhuriyetin ilanı ile Türk basınında birçok makale yazılmıştır çünkü Cumhuriyetin ilanı ile bir Cumhurbaşkanı seçilmişti. Bazı basın mensupları bir cumhurbaşkanı seçilmesini eleştirmişlerdir çünkü onlar halifeyi devlet başkanı olarak görüyorlardı. Özellikle İstanbul basınında büyük bir muhalefet oluşmuştu. 1924 yılının başında Halife Abdülmecid hilâfet bütçesinde artış istemiştir. Bu istek hilâfetin kaldırılma sürecini hızlandırmıştır. Yeni yılla beraber bütçe görüşmeleri başlamış ve halifelik bütçesi değerlendirilmiştir. TBMM'nde Safvet Efendi'nin hilâfetin kaldırılması ve Osmanlı hanedanının yurt dışına çıkarılmasına ilişkin bir kanun teklifi vermiştir. Bu kanun teklifi TBMM'nden gerekli desteği görmüş, 3 Mart 1924'te hilâfet kaldırılmış ve Osmanlı hanedanı yurt dışına çıkarılmıştır. Böylece varlığı iki başlılığa neden olan hilâfet kurumu kaldırılmıştır ve Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları inkılapların önündeki engeli kaldırmışlardır. Hilâfetin kaldırılması hakkında gazetelerde olumsuz eleştiriler görülmemiştir. Tanin, İkdam ve Tevhid-i Efkâr gibi muhafazakâr olarak bilinen gazeteler bile olumsuz eleştiriler yapmamışlardır. İstanbul'un muhalif basını bu kararın Müslüman dünyası ile bağları koparacağı şeklinde yorumlanmıştır fakat bunun ikinci derece bir sorun olduğunu yazmışlardır. Ayrıca bu kararın memlekete hayırlı olmasını temenni etmişlerdir. Vakit, Vatan, Akşam ve İleri gazeteleri hilâfet bütçesini eleştirmişlerdir. Bu gazeteler ayrıcalıklı bir sınıfın kalktığını yazmışlardır. Ayrıca alınan kararla Türkiye'nin ilerlemesindeki engellerin kaldırıldığını ifade etmişlerdir. Hilâfetin kaldırılması kararına Ankara basınından Hâkimiyet-i Milliye ve Anadolu'da Yenigün gazeteleri destek vermişlerdir. Bu iki gazete de hükümetin aldığı kararın arkasında olmuşlardır ve hilâfet kurumunun gereksizliğine inanmışlardır. Anadolu'nun önemli gazetelerinden Açıksöz gazetesi de hilâfetin kaldırılması kararını desteklemiştir. Hilâfetin kaldırılması alem-i İslâm'da ilk başlarda şaşkınlığa eden olsa da zamanla gündemden düşmüştür.
1961 ve 1982 Anayasalarının Hürriyet Gazetesi'nde yer alışı
Medyayı siyasal iktidarın ikna araçlarından birisi gören ve günümüzde siyasal iktidarlarla medya kuruluşlarının karşılıklı bağımlılık ilişkisinde olduğunun altını çizen kuram; medyayı ?düzenin yeni bekçisi? kabul eder. Aynı zamanda ?tarafsızlık? mitini sorgulayarak, medyanın tarafsız olamayacağının kabul edilmesi gerektiğini savunur.Gazete, piyasadaki herhangi bir ürün veya hizmetten çeşitli açılardan farklıdır. Siyasi etkisi, ekonomik gücü, üst yapıyı şekillendirmesi, kamuoyu yaratması, yönlendirmesi gibi sıradan bir ürün veya hizmette olmayan özellikleri vardır.Ülkemizde gazeteler, okuru, kamuoyunu bilgilendirmek için değil, yönlendirmek, akıl öğretmek ve tutum almaya zorlamak için yani kamuoyu oluşturmak için yayınlanıyor. Dolayısıyla gazeteler haber vermekten çok, propaganda yapıyor.1960 müdahalesi ve 1961 Anayasası, toplumsal tabandan hareketle demokrasinin sınırlarını genişletmeyi hedeflemiştir. 1980 müdahalesi ise özgürlüğün, demokrasinin korunması ve pekiştirilmesi değil otoritenin ve devletin güçlendirilmesi yönünde olmuştur.7 Kasım 1982'de yapılan referandumla kabul edilen Anayasa, ikinci meclisi kaldırmış, yürütmeyi güçlendirmiş, yargıyı idarenin etkilerine açık hale getirmiş, bireyi güçlü siyasal iktidarlar karşısında koruyacak kural ve kurumları güçsüzleştirirken, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması olanaklarını genişletmiştir.Seçim dönemlerinde medya, siyasal partilerin özellikle kararsız seçmen topluluğuna seslenerek kendilerini tanıtabilmeleri açısından en önemli siyasal iletişim araçlarından birisi olmakta, böylelikle medyanın siyasal işleyiş üzerindeki yönlendiriciliği daha doğrudan ve belirgin nitelik kazanmaktadır. 1961 ve 1981 Anayasalarının referandum süreçlerinde gazeteler; kamuoyu oluşturmanın etkili yollarından olan propagandayı uygulamışlardır.Siyasal çalkantıların yüksek olduğu her iki dönemde kamuoyunun haber alma hakkı sınırlandırılmış, gündem tüm açıklığıyla duyurulmamıştır. Askeri darbeyi gerçekleştiren ve anayasaları halkoyuna sunan komutanlar özel sektörün elindeki medya araçlarını, süreci meşrulaştırıcı biçimde kullanmışlardır. Medya araçları yasa, talimatlar ve yargı kararlarıyla engellenmeye çalışılmasını sorgulamamış, beklentileri yerine getirmiştir.Medya özgürlüğünden söz etmenin olanaklı olmadığı anlaşılmıştır. Gazete işveren ve yöneticilerinin ekonomik bağımlılığının yanında, siyasi ve ideolojik olarak belirli odaklara yakınlık duymaları bağımsız gazeteciliği, özgür haberciliği engeller, engellemeye devam edecektir.ANAHTAR SÖZCÜKLER1. İçerik Analizi2. Eleştirel Yaklaşımlar3. Basın-İktidar İlişkisi4. Haber Metni5. Temsil
1915-1923 yıllarında New York Times Gazetesine göre Türk Ermeni ilişkileri
Bu çalışmada Türk Ermeni ilişkileri ile ilgili olarak 1915-1923 tarihleri arasında New York Times Gazetesi'nde çıkmıs olan haberler ele alınmış ve tarih araştırmacı ve yazarlarımızın bahsi geçen yıllarla ilgili yayınlarıyla beraber analiz edilmiştir. Bu çalışma için, University of Phoenix and Virginia Tech Üniversiteleri'nin kütüphanelerinde bulunan mikrofiş ve veri tabanları incelenmis ve neticede 150 den fazla habere ulaşılmıştır. Daha sonra yapılan analiz neticesinde 100 civarındaki haberin konuyla daha ilgili olduğu tespit edilmiştir.Bu çalısmada haberler, meydana gelen olayların tarihsel oluşumu gözönünde bulundurularak, ilgili Türk kaynakların ardından teze eklenmiş ve bu şekilde okuyucuya karşılaştırma yapma imkanı sağlanmıştır.