Expectations
105 theses under this subject heading
Toplumsal beklentilerin özel öğretim kurumlarının sosyal sorumluluk uygulamalarına etkisini belirlemeye yönelik bir araştırma
İnsanlık tarihi kadar eski olan sosyal sorumluluk, günümüzde toplumların bilinçlenmesi sayesinde, yaygınlaşmış ve işletmeler açısından da değerlendirilmeye başlanmıştır. Dünya ekonomisinin % 90'ına yakınını elinde bulunduran özel sektörün, bu kadar büyük ekonomik gücün bir miktarını, kendi etrafından başlamak üzere, toplumun tüm kesimlerinin sosyal refahına katkı sağlamak amacıyla kullanması gerekliliği, yaygın bir kanaat olmuştur. Bu sosyal duyarlılık ve beklentinin, özel öğretim kurumu işletmelerinin sosyal sorumluluğa bağlılıkları üzerine etkisi, çalışmanın başlıca amacı olmuştur. Diğer taraftan; yasal düzenlemelerle çıtası yükselmiş olan, geleneksel sosyal sorumluluk anlayışının, işletmeler için zorunluluk olduğu hususu, çalışmamızın ikincil amacı olmuştur.Bu amaçları gerçekleştirmek için yapılan araştırmanın ana kütlesini, Doğu Anadolu Bölgesi'nde faaliyet gösteren özel öğretim kurumları oluşturmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre; Doğu Anadolu Bölgesi'nde 275 özel öğretim kurumu bulunmaktadır. Ana kütle listesinin tamamına ulaşmak, zaman, emek ve maliyet açısından imkânsız olduğundan, kota örneklemesi yöntemine başvurulmuştur. Örnekleme için, illerde bulunan özel öğretim kurumu sayısının, bölgedeki özel öğretim kurumları toplamına oranı %10'un üzerinde olan iller seçilmiştir. %10'un üzerinde, özel öğretim kurumuna sahip illerde bulunan, özel öğretim kurumu idarecilerine, mail yöntemiyle veya yüz yüze yöntemle anket tatbik edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 17,0 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir.Yapılan analizler, toplumsal beklenti ve duyarlılığın, özel öğretim kurumlarının sosyal sorumluluk uygulamalarına olan pozitif etkisini göstermektedir. Bununla birlikte; özel öğretim kurumlarında sosyal sorumluluk kavramının, artık bir zorunluluk olarak algılandığı tespit edilmiştir.
Öğrencilerin öğrenim gördükleri üniversiteye ait olma gereksinimlerinin incelenmesi
Araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin, öğrenim gördükleri yükseköğrenim kurumlarında, ait olma gereksinimlerinin karşılanma düzeylerini belirlemeye yönelik ?Üniversiteye Ait Olma Ölçeği? (ÜAÖ) geliştirmek ve öğrencilerin öğrenim gördükleri üniversiteye ait olma durumlarını çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Araştırmanın evrenini Ordu Üniversitesi yerleşkesinde eğitim gören üniversite öğrencileri kapsamaktadır. Çalışmada 5'li Likert tipi bir ölçek oluşturulmuştur.Ölçeğin geliştirilmesi için yapılan istatistiksel analizlerde SPSS 15 ve Lisrel-8.15 programlarından yararlanılmıştır. Geçerlilik analizi için kapsam geçerliliği ve yapı geçerliliği teknikleri kullanılmıştır. Üniversiteye Ait Olma Ölçeği'nin iç tutarlılık denetimi yapılmıştır.Araştırma verileri ortalama ve yüzde olarak verilmiş, üniversiteye ait olma değerleri ile gruplar arasındaki farkların belirlenmesi amacıyla t-testi ve tek yönlü varyans analizi yapılmıştır.Ölçeğin iç tutarlılık Cronbach ? güvenirlik katsayı değerleri ve test-tekrar test güvenirliği sonuçları yeterli bulunmuştur. Ölçeğin yapı geçerliliği için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılarak üç boyuta (Motivasyon, Beklenti ve Özdeşleşme) ulaşılmıştır.Geçerliliği ve güvenirliliği test edilen ölçeğin, üniversite öğrencilerinin öğrenim gördükleri üniversiteye ait olma düzeyleri incelenmiş ve elde edilen sonuçlara bağlı olarak öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Üniversiteye Ait Olma Ölçeği, Üniversite Öğrencileri, Beklenti, Motivasyon, Özdeşleşme
Beklentilerin Türkiye finansal piyasalarına yansıması
Finansal piyasaların serbestleşmesi ile artan uluslararası sermayenin hareketliliği finansal piyasalarda kırılganlığın da artmasına neden olmuştur. Özellikle dünyanın tek merkezli hale geldiği 1990'lı yıllardan itibaren daha sık aralıklarla yaşanan finansal krizler (1994 Meksika Krizi, 1997 Asya Krizi, 1998 Rusya Krizi gibi), ekonomiye ilişkin beklentilerdeki değişimin önemini ortaya koymuştur. Bu anlamda, iktisadi birimlerin beklentilerinin sayısal bir ifadesi olan ekonomik güven endekslerinin piyasalarla ilişkisinin belirlenmesi hem politika yapıcılar hem de araştırmacılar için önemli bir konu haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, tüketici güven endeksi ile finansal piyasalar ve genel ekonomik göstergeler arasındaki kısa ve uzun dönemli ilişkinin ve bu ilişkinin yönünün eşzamanlı olarak incelenmesidir. Buna göre, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayımlanan tüketici güven endeksinin, para piyasası, sermaye piyasası ve genel ekonomik durum için belirlenen değişkenlerle ilişkisi 2005:01 — 2019:04 dönemi aylık verileri kullanılarak ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Zaman serisi analizinden yararlanılarak yapılan ampirik çalışmanın sonuçlarından elde edilen bulgular şu şekildedir: Birincisi, para piyasası göstergeleri ile tüketici güven endeksi arasında uzun dönem ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca, para piyasası göstergelerinden sadece dolar kurundan tüketici güven endeksine doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Sermaye piyasası göstergeleri ve tüketici güven endeksi arasındaki ilişkinin araştırıldığı diğer modelde, değişkenler arasında uzun dönem ilişki bulunamamıştır. Ancak, hisse senedi piyasası gösterge endeksinden, tüketici güven endeksine doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi varken; tahvil piyasası gösterge değişkeni ve tüketici güven endeksi arasında karşılıklı bir nedensellik ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, genel ekonomik göstergeler ile tüketici güven endeksi arasında uzun dönemli ilişki olduğu belirlenmiş ve enflasyona ilişkin göstergelerden tüketici güven endeksine doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kavramlar: Tüketici Güven Endeksi, Finansal Piyasalar, Nedensellik Analizi, Davranışsal Finans
Kamu ve özel spor merkezlerine devam eden üyelerin hizmet kalitesine yönelik algı ve beklenti düzeylerinin karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı Kamu ve Özel spor merkezlerine devam eden üyelerin hizmet kalitesine yönelik algı ve beklenti düzeylerinin karşılaştırılmasıdır. Araştırmanın evrenini, Kütahya ilinde faaliyet gösteren Kamu ve Özel spor merkezleri üyeleri oluştururken örneklemini ise aynı ilde faaliyet gösteren 4 özel spor merkezine devam eden (n=224) üye ile kamuya ait 4 spor merkezine giden (n=224) olmak üzere toplam 448 üye oluşturmaktadır. Spor merkezlerinden yararlanan kişilerin hizmet kalitesine yönelik algı düzeylerini araştırmak, tespit etmek ve bazı demografik özelliklere göre hizmet beklentilerinin farklılık gösterip göstermediğini incelemek amacıyla gerçekleştirildi. Lam, Zhang ve Jensen (2005),tarafından geliştirilen; Gürbüz, Koçak ve Lam (2005) tarafından da Türkiye'de geçerlik-güvenirlik çalışması yapılan SQAS (Service Quality Assessment Scale) hizmet kalitesi ölçeği kullanıldı. Verilerin istatiksel analizinde önce verilerin normal dağılıp dağılmadıkları kontrol edilmiştir. İkili grupların karşılaştırılmasında (Independent Samples) T testi, çoklu grupların karşılaştırılmasında One-Way ANOVA testi kullanılmıştır (Karagöz ve Ekici 2004). Çoklu gruplarda anlamlılığın hangi gruplar arasında olduğunun belirlenmesi için Tukey HSD testi kullanılmıştır. Kamuya ait spor merkezlerinde farklı değişkenler ( yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi, spor merkezine katılım süresi, spor merkezine katılım amacı) ile hizmet kalitesi algı-beklenti puanları arasında a=0.05 anlamlılık düzeyinde bir farka rastlanılmamıştır. Özel spor merkezlerinde farklı değişkenler (yaş, cinsiyet, medeni durum eğitim düzeyi, spor merkezine katılım süresi, spor merkezine katılım amacı) ile yaptığımız testler ise, beklenen ve algılanan hizmet puanı arasında, medeni durum değişkeni (evli ve bekâr bireyler) ve eğitim düzeyleri değişkeni arasında a=0.05 anlamlılık düzeyinde (p:0,027) bir fark tespit edilmiştir. Sonuç olarak kamu ve özel spor merkezlerinde spor yapan bireylerin hizmet kalitesi puanları karşılaştırılmış ve istatistiksel olarak algılanan hizmet puanları arasında a=0.05 düzeyinde anlamlılık saptanmamıştır. Anahtar Kelimeler: Hizmet Kalitesi, Beklenti, Algı
Sınıf öğretmenlerinin, çocukların gelişimine ilişkin eğitsel rolleri ile ilgili aileden beklentileri
Çocuğun gelişiminde en etkin rolleri üstlenen aile ve öğretmen arasındaki beklentilerin belirlenmesi, ailenin evde yapabileceği faaliyetleri öğrenebilmesi açısından önemlidir. Sınıf öğretmenlerinin, çocukların gelişimine ilişkin eğitsel rolleri ile ilgili aileden beklentilerini belirlemeyi amaçlayan bu araştırma, nitel ve nicel verileri içeren Betimsel Yöntem ve İlişkisel Tarama Modeline göre desenlenmiş bir araştırmadır. İzmir ili merkez ilçeleri olan evreni temsil etmek üzere Basit Tesadüfi Yöntem ile seçilen öğretmenlerden 306 öğretmen ve yine bu öğretmenler arasından Amaçlı Örneklem Metodu kullanılarak seçilen 14 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerinin toplanması için araştırmacı tarafından geliştirilen ''Aile Beklenti Ölçeği'' kullanılmıştır. Ölçeğin geçerliliği için faktör analizi yapılmıştır. KMO ve Bartlett's Testi sonucu 0,832 bulunmuştur. Ölçeğin güvenirliği için Cronbach Alfa Testi yapılarak sonucu 0,838 bulunmuştur. Bulgular ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğunu göstermiştir. Araştırmanın nitel verileri içinse araştırmacı tarafından geliştirilen ''Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu'' kullanılmıştır. Araştırmanın alt problemlerine yanıt bulmak amacıyla yüzde, frekans, standart sapma, ortalama, Anova, t testi, Games-Howell çoklu karşılaştırma testi gibi istatistik tekniklerinden yararlanılmıştır. Nitel verilerin analizi Betimsel Analiz yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, öğretmenlerin ailelerden beklentilerinin yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Aileden beklentilerin, bazı tanımlayıcı verilere göre anlamlı farklılıkları bulunmuştur. Araştırmaya katılan öğretmenlerin % 80'i aile eğitimi ile ilgili bir eğitime katılmak istemektedir. Ayrıca öğretmenlerin %73'ü Ailenin Eğitimine dair bir eğitim almadıkları belirlenmiştir. En fazla madde ortalaması değeri olan beklentiler; "Öğretmene güvenip, gereken değeri vermelerini beklerim" ve "Çocuklarını zararlı alışkanlıklardan korumalarını beklerim" maddeleridir. Araştırmanın nitel verilerinin analizinde, öğretmenlerin daha çok sosyal ve duygusal gelişim özelliklerine göre beklentilerinin yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın nitel verilerinde, nicel verileri destekleyici bulgular olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Çocuk gelişimi, aile eğitimi, öğretmen beklentisi
Okul dışı eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi ve toplumun beklentisi(Ankara ili örneği)
Bu çalışmanın amacı, okul dışı eğitim ihtiyaçlarının ortaya çıkış sebeplerinin ve okul dışı eğitim kurumlarından beklentilerin ne olduğunun tespit edilmesidir. Okul dışı eğitim ihtiyacının ve okul dışı eğitimden beklentilerin tespit edilebilmesi için mevcut sistemin eksikliklerinin, uygulamaya yönelik aksaklıklarının ve öğrencinin eksik kaldığı kısımların tespit edilmesinde karar verici olarak eğitimin temel paydaşlarından olan öğretmenlerin görüşleri önem arz etmektedir. Araştırmada yukarıda belirtilen amaç dâhilinde öğretmen görüşlerini saptamak için anket ve görüşme formları hazırlanmıştır. Anket örneklem gruba uygulanmış ve elde edilen veriler, araştırmanın amacı doğrultusunda nicel ve nitel veri analizi tekniklerinden faydalanılarak, uygun paket programlar yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin %55'i okul dışı eğitime ihtiyaç olduğunu , %62,3'ü ise merkezî sınavların kalkmasıyla okul dışı eğitime ihtiyaç olmayacağını belirtmiştir. Nicel ve nitel veri analizi sonuçlarına göre merkezi sınav sisteminin okul dışı eğitimde önemli bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte sınavların test tekniğiyle yapılması ve okullarda test tekniği eğitiminin yetersiz olması, okullarda yeterli sayıda deneme sınavı yapılmaması, ders tekrarlarının az olması, sınıfların kalabalık olması, müfredatın yoğun olması, okullardaki fiziksel ortamın yetersiz olması ve öğretmenlerin alan bilgilerinin yeterli olmaması gibi durumlar okul dışı eğitim ihtiyacını yükselten önemli sebepler olarak tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenler okul dışı eğitimden, kaliteli eğitim, kaliteli öğretmen, öğrencilerin yeteneklerine göre geliştirilmesi, öğrencilerin okul ile ilgili eksiklerinin giderilmesi, öğrencilerin temellerinin sağlamlaştırılması, öğretmenlerin her öğrenciye adil davranması, okul dışı eğitimin daha uygun fiyatlarla yapılması, öğrencilere kariyer ve iş imkânı sağlanması gibi beklentilerinin olduğunu belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Eğitim, okul dışı eğitim, öğretmen görüşleri
Multipar gebe kadınların doğum beklentilerinin ve deneyimlerinin belirlenmesi
Araştırma, multipar gebe kadınların doğum beklentilerinin ve doğum deneyimlerinin belirlenmesi amacıyla kesitsel tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Gaziantep ili Cengiz Gökçek Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nin Doğum salonuna normal vajinal doğum yapmak için başvuran 4831 multipar gebe kadın, örneklemi 320 gebe kadın oluşturdu. Veri toplama aracı olarak, anket formu ile "Doğum Beklentileri ve Deneyimleri Ölçeği/ DBDÖ-1- DBDÖ-2" (Cronbach Alfa Güvenirlik Katsayısı 0.89) kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS for Windows 23 bilgisayar programında; tanımlayıcı istatistikler kullanılarak ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler belirlenmiştir. Multipar gebe kadınların beklentilerinin %61.6'sının karşılandığı, %38.4'ünün karşılanmadığı belirlenmiştir. Multipar gebe kadınların olmasını beklemediği beklentilerinin %71.3'ünün karşılandığı, %29.7'sinin beklemediği beklentilerinin karşılanmadığı belirlenmiştir. Multipar gebe kadınların DBDÖ-2'ne göre doğum memnuniyet puan ortalamasının 2.97±0.74 olduğu belirlenmiştir. Multipar gebe kadınların doğum memnuniyet düzeyinin orta seviyede olduğu tespit edilmiştir. Multipar kadınların DBDÖ-2' de yer alan ifadelerin çoğunluğuna "orta derecede memnunum" şeklinde yanıt verdikleri ve genel olarak doğumdan orta derecede memnun oldukları belirlenmiştir. Sonuç olarak, multipar gebe kadınların çoğunluğunun beklentilerinin karşılandığı ve doğum deneyiminden memnuniyetlerinin orta düzeyde olduğu belirlenmiştir.
Türkiye'deki bilgi ve belge yönetimi bölümü müfredatlarının iş yaşamındaki beklentileri karşılama düzeyinin analizi
Bilgi profesyonelliği mesleğinin günümüz bilgi toplumunda değeri gün geçtikçe artmaktadır. Değeri artan bilgi profesyonelliği mesleğinin eğitiminin de önemi giderek artmaktadır. Bu nedenle bilgi profesyonellerinin eğitimi bilgi toplumuna uygun olmalıdır. İş yaşamında yaptıkları işleri öğretir olması gerekmektedir. Bu doğrultuda tezin amacı, Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü müfredatlarının bilgi profesyonelliği mesleğine ne kadar fayda sağladığı ve müfredatın aktif iş hayatının beklentilerini ne kadar karşıladığını ölçmeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın evrenini BBY Bölümünden mezun olup meslekte aktif olarak çalışan bilgi profesyonelleri oluşturmaktadır. Örneklemi ise 370 bilgi profesyonellerinden oluşmaktadır. Bilgi profesyonellerinin meslek hayatlarında BBY Bölümü müfredatlarının ne kadar fayda sağladıklarını ölçmek adına anket çalışması yapılmıştır. Ankette müfredatta yer alan dersler yer almaktadır. Anket çalışmasının değerlendirilmesinden sonra, bilgi profesyonellerinin öğrenciliği döneminde aldıkları derslerin meslek hayatlarında yeterli miktarda fayda sağlamadığı anlaşılmıştır. Ayrıca kavramsal kısmı oluşturulurken "bilgi profesyonelliği mesleği", "Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü müfredatları" ve "bilgi profesyonellerinin çalışma alanları" gibi konulara yer verilmiştir.
7. sınıf öğrenci velilerinin matematik eğitiminden beklentilerinin kaygı, tutum ve akademik yılmazlıkları açısından incelenmesi
Öğrencilerin özelliklerini açıklayan birçok kuram bulunmasına rağmen, onların eğitiminde büyük rol sahibi olan velilerine yönelik araştırmalara da ihtiyaç duyulmaktadır. Bu yüzden öğrenci velilerinin matematik eğitimine ilişkin beklentilerin ortaya çıkarılmasının önemli olduğu söylenebilir. Bu beklentilerin ortaya çıkmasıyla birlikte belki de öğrencilerin düşünme süreçleri, hazırbulunuşluluk, öğrenme yaklaşımları, üst bilişsel farkındalıkları, matematik kaygı ve tutumları, akademik yılmazlıkları gibi çeşitli faktörler hakkında daha geniş bilgiler edinilebilir. Yapılan bu çalışmada ortaokul öğrenci velilerinin matematik eğitiminden beklentileri ile öğrencilerin matematiğe karşı kaygı ve tutumları arasındaki ilişki ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. İlişkisel tarama yönteminin kullanıldığı bu araştırmada toplam 917 tane 7. sınıf öğrencilerinden oluşan 391 erkek ve 526 kız öğrenci ve bu öğrencilerin velileri olan 721 tanesi anne, 184 tanesi baba ve 12 tanesinin diğer veli türü ile yapılmıştır. Araştırmada veri toplamı aracı olarak Aytekin, Baltacı, Altunkaya, Kıymaz ve Yıldız (2016) tarafından geliştirilen "Matematik Eğitimi Veli Beklenti Ölçeği", Bindak (2005) tarafından geliştirilen "Matematiksel Kaygı Ölçeği", Önal (2013) tarafından geliştirilen "Matematiksel Tutum Ölçeği", Ricketts, Engelhard ve Chang (2015) tarafından geliştirilen ve bu ölçeği Türk kültürüne Pekdemir, Yazıcı, Altun, Tosun (2019) tarafından uyarlanan "Matematiksel Yılmazlık Ölçeği" olmak üzere 4 ölçek kullanılmıştır. Toplanan veriler SPSS ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin matematik kaygıları ile velilerin kavramsal anlama ve aktif katılım beklentisi arasında pozitif anlamlı ilişki olduğu tespit edilirken, velilerin öğretmen merkezli ve kural odaklı eğitim beklentileri arasında negatif yönlü istatistiki olarak önemli olmayan bir ilişki tespit edilmiştir. Yine matematiksel tutum alt boyutlarından olan ilgi ve kaygı alt boyutları ile velilerin kavramsal anlama ve aktif katılım beklentisi arasındaki ilişkinin pozitif yönlü ve istatistiki olarak önemli olduğu belirlenmiştir. Velilerinin olumlu tutum ve davranış kazandırma beklentileri ile matematiğe yönelik tutumun alt boyutlarından matematik dersine olan ilgileri arasında pozitif anlamlı ilişki tespit edilirken, matematik dersine olan kaygı, çalışma tutumu ve gereklilik tutumları arasındaki ilişkinin istatistiki olarak önemli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bir diğer faktör olan akademik yılmazlık ile velilerin kavramsal anlama ve aktif katılım beklentisi ile olumlu tutum ve davranış kazandırma beklentisi arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Velilerin öğretmen merkezli ve kural odaklı eğitim beklentisi ile akademik yılmazlık arasındaki ilişkinin istatistiki olarak önemli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Matematik eğitiminden veli beklentilerinin matematik öğrenme yaklaşımı ve üst bilişsel farkındalık açısından incelenmesi
Bu araştırma "Velilerin beklentilerinin çocukların matematik öğrenme yaklaşımları ve üst bilişsel farkındalıkları üzerinde nasıl bir etkisi vardır?" sorusuna yanıt bulmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın yöntemi ilişkisel tarama yöntemidir. Araştırmaya katılan öğrencilerin sınıf düzeyine göre cinsiyet dağılımına bakıldığında; 5. sınıf öğrencilerinden 401 tanesinin erkek ve 418 tanesinin kız, 6. sınıf öğrencilerinden 314 tanesinin erkek ve 447 tanesinin kız, 7. sınıf öğrencilerinden 420 tanesinin erkek ve 502 tanesinin kız, 8. sınıf öğrencilerinden ise 401 tanesinin erkek ve 459 tanesinin kız araştırmaya katıldığı görülmektedir. Araştırmaya 1536 tane erkek ve 1826 tane kız öğrenci olmak üzere toplamda 3395 tane öğrenci ortaokul öğrencisi katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrenci velilerinin sınıf düzeyine göre dağılımına bakıldığında; 5. sınıf öğrencilerinin 605 tanesinin velisinin anne, 189 tanesinin velisinin baba ve 25 tanesinin velisinin diğer veli türü, 6. sınıf öğrencilerinin 574 tanesinin velisinin anne, 177 tanesinin velisinin baba ve 10 tanesinin velisinin diğer veli türü, 7. sınıf öğrencilerinin 700 tanesinin velisinin anne, 192 tanesinin velisinin baba ve 30 tanesinin velisinin diğer veli türü, 8. sınıf öğrencilerinin 646 tanesinin velisinin anne, 182 tanesinin velisinin baba ve 32 tanesinin velisinin diğer veli türü olduğu görülmektedir. Araştırmaya 2525 tane anne, 740 tane baba ve 97 tane diğer veli türü olmak üzere toplamda 3362 tane ortaokul öğrenci velisi katılmıştır. Araştırmanın verileri 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ilinde Matematik Eğitimi Veli Beklenti Ölçeği, Ortaokul Öğrencilerinin Matematik Öğrenme Yaklaşımları Ölçeği ve Üst Bilişsel Farkındalık ölçeğinin kullanımıyla toplanmıştır. Verilerin analizi için SPSS 22 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre velilerin kavramsal anlama ve aktif katılım beklentisi ile öğrencilerin derinlemesine öğrenme yaklaşım puanları arasında (r=-090) ve velilerin olumlu tutum ve davranış kazandırma beklentisi ile öğrencilerin derinlemesine öğrenme yaklaşım puanları arasında (r=-031) negatif korelasyon bulunurken, velilerin öğretmen merkezli ve kural odaklı eğitim beklentisi ile öğrencilerin öğrenme yaklaşımları arasında pozitif korelasyon bulunmaktadır. Velilerin kavramsal anlama ve aktif katılım beklentisi ile öğrencilerin üst bilişsel farkındalıkları arasında ve velilerin olumlu tutum ve davranış kazandırma beklentisi ile öğrencilerin üst bilişsel farkındalıkları arasında pozitif korelasyon bulunmaktadır. Diğer yandan ise velilerin öğretmen merkezli ve kural odaklı eğitim beklentisi ile öğrencilerin bilgisel üst bilişsel farkındalık puanları arasında negatif korelasyon bulunmaktadır (r=-,005).
Doğum beklentileri ve deneyimleri ölçeği'nin Türkçe geçerlilik güvenirlik çalışması
Amaç: Bu çalışmanın amacı, Doğum Beklentileri ve Deneyimleri Ölçeği'nin Türkçe geçerlik-güvenilirliği çalışmasının yapılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Manisa'da bir hastaneye doğum için gelen, çalışmaya katılmayı kabul eden ve araştırma kriterlerine uyan 360 gebeden oluşmaktadır. Araştırma 12.04.2016- 21.11.2016 tarihleri arasında yürütülmüştür. Bu araştırmada kadınların sosyodemografik özelliklerini inceleyen soru formu, doğuma ilişkin özellikler soru formu, Doğum Deneyimleri ve Beklentileri Ölçeği kullanılmıştır. Doğum Beklentileri ve Deneyimleri Ölçeği'nin geçerlik analizinde dil geçerliliği, yapı geçerliliği için Regresyon analizi ve student t test yapılmış, iç tutarlılık analizinde cronbach alfa katsayısı ve madde korelasyonu kullanılmıştır. Bulgular: Doğum Beklentileri ve Deneyimleri Ölçek-2 Cronbach alpha değeri 0,891'dir. Çalışmaya katılan kadınların beklentilerinin %81,7'i karşılanmış, olmasını beklemediği beklentilerinin %32,1'i karşılanmıştır. Sonuç: Doğum beklentileri ve deneyimleri ölçek-2 Cronbach alpha değeri katsayısının yüksek olduğu görülmektedir. Türkçe'ye uyarlanan bu ölçek geçerli ve güvenilirdir. Anahtar Kelimeler: Doğum Beklentileri ve Deneyimleri Ölçeği, geçerlilik-güvenirlik, doğum beklentileri, doğum deneyimleri.
Toplum düzeyinde obezitenin önlenebilmesi ve uygulanmakta olan "Türkiye sağlıklı beslenme ve hareketli hayat programı" hakkında Aydın ili merkez ilçede Halk Sağlığı Müdürlüğü ve bağlı birimlerde görev yapan sağlık çalışanlarının bilgi,tutum, davranış ve beklentileri
Amaç: ' Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı' nın sürdürülmesinde önemli görevler üstlenen ve birinci basamakta çalışan sağlık personelinin uygulanmakta olan program hakkındaki bilgi, tutum, davranış ve beklentilerinin belirlenmesi amaçlandı. Bu sayede programla ilgili aksayan yönlerin ve başarıların ortaya koyularak taktik ve stratejik planların daha iyi yapılması hedeflendi. Çalışmamızı özgün kılan öğe; sağlık alanında yürütülen ulusal programlar içinde ilk defa programda aktif olarak görev alan personelin programla ilgili bilgi, tutum, davranış ve beklentilerini ölçmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmanın örneklemini Aydın ili merkez ilçede görev yapan (Halk Sağlığı Müdürlüğü, Efeler Toplum Sağlığı Merkezi ve merkez ilçeye bağlı 32 Aile Sağlığı Merkezi) toplam 325 sağlık personeli içerisinden 303 katılımcı oluşturdu. Çalışmanın verileri; literatür araştırmaları sonucunda; katılımcıların sosyodemografik özellikleri, koruyucu geliştirici davranışları ile programa ait bilgi, tutum, davranış ve beklentilerini belirlemeye yönelik yapılandırılan anket yöntemiyle toplanmıştır. Bu anketlerde gruplar arasında ortak sorulan sorular olduğu gibi özellikle gruplara yönelik hazırlanmış sorular da bulunmaktadır. Veriler; tanımlayıcı istatistikler kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya toplam 303 sağlık personeli katılmıştır. Katılımcıların 99'u erkek (% 32,9), 204'ü kadındı (% 67,1). 29 katılımcı 30 yaş altı olup (% 9,5), 274 katılımcı 30 yaş ve üzerindedir (% 90,4). 48 katılımcı bekar (% 15,8), 228 katılımcı evli (% 75,2) ve 25 kişi boşanmış (% 8,2) olarak bulunmuştur. Katılımcıların 244'ünün çocuğu vardır (% 80,5), 59 kişinin çocuğu yoktur (% 19,4). 19 sağlık personeli lise mezunu (% 6,2) , 89 sağlık personeli önlisans (% 29,3) , 94 sağlık personeli lisans (% 31,0) , 73 sağlık personeli yüksek lisans (% 24,0), 24 sağlık personeli uzmanlık/doktora (% 7,9) eğitimine sahiptir. 20 katılımcı meslekte 5 yılın altında çalışmaktadır (% 6,6). Katılımcıların 294'ü (% 97,0) Sağlık Bakanlığı tarafından "yeterli ve dengeli beslenme ve hareketli yaşam, obezitenin önlenmesi" konularında yürüttüğü bir programdan haberdar iken bu programın il çapında yürütüldüğünü bilen kişi sayısı 291 (% 96,0) idi. 208 katılımcı (% 68,5) programı kısmen de olsa okumuş ve programı ağırlıklı olarak akla yatkın, uygulanabilir (% 55,9), ismi amaçlarını karşılayan (% 58,1), gerçekçi hedefleri olan (% 55,9), gelecek için geliştirilebilir bileşenlere sahip (% 55,4), sağlık harcamalarını azaltıcı (% 59,6), birinci basamak sağlık hizmetlerini arttırıcı etkisi olan (% 55,4) bir program olarak nitelemiştir. 263 sağlık personeli (% 86,7) sorumlu olduğu bölgede obezite sıklığının belirlenmediğini işaret etmektedir. Katılımcıların program başarısını puanlandırmaları istendiğinde 219'unun (% 72,2) 10 puan üzerinden 5 ve üzeri puanlandırma yaptığı görülmüştür. Araştırmaya katılan sağlık personellerine obezite ile mücadele teriminin neyi çağrıştırdığı sorulduğunda 244'ünün (% 80,6) cevabı yeterli ve dengeli beslenme iken 237 sağlık personelinin (% 78,1) program sonrasında beslenme şeklinde bir değişiklik yapmadığını, 194'ünün (% 63,9) program dahilinde son 12 ay içerisinde planlanmış faaliyetlere katılmadıkları belirtilmiştir. Katılımcılar; görev ve sorumlulukları çerçevesinde programın başarıya ulaşması için daha fazla personele, daha fazla zamana, farklı kurumlarla çalışmaya, programın medyada daha fazla duyurulmasına ihtiyaç duyulduğunu belirtmektedir. Sonuç: Çalışmamızdaki bulgulara göre katılımcıların çoğu program içeriğinin ve programın amaç, hedef ve stratejilerinin iyi bir şekilde şekillendirildiğini düşünmektedir. Ancak sahada bunun yansımasını görmek zor olmaktadır. Katılımcıların, toplumun obezite ve ilişkili sorunlar hakkında yeterince bilgi sahibi olmadıklarını düşünmeleri, toplum ve grup eğitimlerinden halkın faydalanma durumunun ölçülmemesi, personelin gerekli ölçümleri yaptıklarını ve sisteme işlediklerini belirtmelerine rağmen bölgelerindeki obezite prevalansı hakkında bilgi sahibi olmamaları, sağlık hizmet basamakları arasındaki veri, istatistik ve geri bildirim kaybı, program dahilinde planlanan faaliyetlerden personelin ve toplumun haberdar olmaması gibi faktörlerin programın başarıya ulaşmasındaki engeller olduğu gösterilmiştir. Aksaklıkların giderilmesi, konu ile ilgi yeterli ve güvenilir bilgiye sahip personel tarafından halk ve hizmet içi eğitimlerin arttırılması, medyanın etkin kullanımı, faaliyetlerin etkinlik durumunun saptanması, iyi bir sürveyans sisteminin kurulması, denetimlerin etkin şekilde yapılması ile programın başarıya ulaşacağı düşünülmektedir.
Bağımsız denetimde beklenti boşluğunun azaltılmasında etkili faktörlerin analizi: Borsa İstanbul'da bir araştırma
Bağımsız denetim, işletmelerin sunmuş olduğu finansal bilgilerin güvenilirliğini arttırarak finansal tablolara değer kazandırmaktadır. Kaliteli bir bağımsız denetim süreci, sunulan mali tabloların hata ve yanlışlık içerme riskini azaltmaktadır. Ancak finansal tablo kullanıcıları ile denetçiler; denetim raporları, bağımsız denetim fonksiyonu ve denetçinin görev ve sorumluluğu hakkında farklı algılara ve görüşlere sahiptirler. Bu algı ve görüş farklılıkları literatürde beklenti boşluğu olarak adlandırılmaktadır. Bu çalışmada, bağımsız denetimde ortaya çıkan beklenti boşluğu kavramının azaltılması için önerilen faktörlerin etkili olup olmadığı araştırılmıştır. Bu amaçla bir anket formu hazırlanmış ve Borsa İstanbul'da işlem gören şirket çalışanlarına bu formlar e posta aracılığı ile gönderilmiştir. Elde edilen veriler, SPSS paket programında frekans analizleri, normallik testi, t-testi ve ANOVA testleri gibi istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Ortaya çıkan bulgular yorumlanarak, analizler sonucunda bağımsız denetimde beklenti boşluğunun azaltılması için önerilen faktörlerin etkili olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın sonunda ileride yapılacak çalışmalar için çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Bağımsız denetim, bağımsız denetçi, beklenti boşluğu, beklenti boşluğu nedenleri, beklenti boşluğunun azaltılmasında etkili faktörler
Gebelerin stres düzeyinin gebelikteki bakım beklentisi üzerine etkisi
Bu çalışma, gebelerin stres düzeylerinin gebelikteki bakım beklentisi üzerine etkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı nitelikte olan bu çalışmaya, Türkiye'nin güney bölgesindeki bir devlet hastanesinin gebe polikliniklerine antenatal takip için başvuran 150 gebe alınmıştır. Çalışmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Gebelik Stresini Değerlendirme Ölçeği (GSDÖ-36) ve Gebelik Bakım Beklentisi Ölçeği (GBBÖ) ile toplanmıştır. Verilerin analizinde frekans tanımlayıcı istatistikler, Mann-Whitney U" test, Kruskal-Wallis H test, Bonferroni ve Spearman korelasyon testleri kullanılmıştır. P<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Gebelerin GSDÖ-36 toplam puan ortalaması 25,17±20,06; GBBÖ toplam puan ortalaması 91,63±9,18 olarak bulunmuştur. Gebelerin yaşı, sosyal güvence olma durumu ile GSDÖ-36 toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Gebelerin sadece gebelik haftası ile GBBÖ toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık vardır (p<0,05). Gebelerin GBBÖ ilgi-iletişim, eğitim-bilgilendirme, gizlilik, katılım-güven alt boyutları ve toplam GBBÖ puanları ile GSDÖ-36 annelik rolünün tanımlanmasından kaynaklanan stres alt boyutu arasında negatif yönde, zayıf derecede, istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). Gebelerin GBBÖ eğitim-bilgilendirme, gizlilik alt boyutları ve toplam GBBÖ puanları ile GSDÖ-36 sosyal destek arayışından kaynaklanan stres alt boyutu arasında negatif yönde, zayıf derecede ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). Toplam GSDÖ-36 ile GBBÖ puan ortalamaları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır (p>0,05). Araştırmada gebelerin, gebelik stresinin düşük düzeyde olduğu ancak beklentilerinin yüksek olduğu bulunmuştur.
Kadınların doğum beklentileri ve deneyimlerinin belirlenmesi
Araştırma, kadınların doğum beklentileri ve deneyimlerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte yapılmıştır. Araştırma Türkiye'nin güney bölgesindeki bir devlet hastanesinin Doğumhane ünitesi ve kadın doğum servislerinde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, olasılıksız örnekleme yöntemlerinden rastlantısal örnekleme yöntemi ile seçilen, belirtilen hastanenin doğum ünitesine Ocak 2021-Temmuz 2021 tarihleri arasında doğum yapmak için başvuran ve araştırma katılım kriterlerine uyan 117 kadın ile yapılmıştır. Verilerin toplanmasında gebelerin tanıtıcı özelliklerini içeren "Kişisel Bilgi Formu", doğumla ilgili bilgilerini içeren "Doğuma İlişkin Özellikler Bilgi Formu" ve "Doğum Beklentileri ve Deneyimleri Ölçeği (DBDÖ)" kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans tabloları, tanımlayıcı istatistikler ve lojistik regresyon kullanılmıştır. Gebelerin yaş ortalamasının 26,47±5,69 (yıl) olduğu, gebelerin %29,1' inin ilk gebeliğinin olduğu, %82,1' inin gebeliğini istediği belirlenmiştir. Gebelerin %52,1' inin doğumunu ebelerin yaptırdığı, %75,2' sinin doğum süresinin <16 saat, %89,7' sinin doğum eyleminde destek aldığı ve %52,2' sinin bu desteği ebeden aldığı belirlenmiştir. Gebelerin %72,6' sının doğum süresince komplikasyon yaşamadığı belirlenmiştir. Kadınların beklentilerinin %75,69' unun karşılandığı, %24,31' inin karşılanmadığı belirlenmiştir. Kadınların olmasını beklemediği beklentilerinin %34,86 karşılanmıştır. Gebelerin genel olarak %54,7' sinin doğumdan çok memnun olduğu belirlenmiştir. Karşılanan beklenti puanı ile doğumdan memnun olma durumu arasında anlamlı düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir (p=0,000<0,05). Araştırmada kadınların doğum sürecinde aldıkları bakımdan memnun oldukları, doğuma yönelik beklentilerinin olduğu ve çoğunun beklentisinin karşılandığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Doğum beklentisi, doğum deneyimi, hemşirelik
Work motivation in the context of expectancy theory: A research on bank employees of Cameroon
Work motivation has always been an important aspect of organizational behavior. Over the years many theories have been made and implemented because it is crucial for an organization to understand what motivates its employees in order to boost their performance and productivity. This study examines work motivation in the context of Expectancy Theory of bank employees of Cameroon. It was conducted through a literature review and an empirical analysis. A survey of 26 questions was administered to bank employees of Cameroon regardless their age, gender or hierarchical position and 189 responses were collected. According to the Expectancy Theory as suggested by Vroom (1964), three variables which are expectancy, instrumentality and valence affect work motivation. The datas were analysed through descriptive analysis, correlation analysis and multiple regression analysis. The findings indicated that the Expectancy Theory can explain Work Motivation of bank employees of Cameroon considering the model summary of the Multiple Regression Analysis. Also, among the three independents variables, expectancy and valence have a positive effect on work motivation while intrumentality does not. Keywords: organization, expectancy theory, motivation, expectation, instrumentality, valence.
Ebeveynlerin okul öncesi eğitim ile ilgili görüşleri ve bu eğitimden beklentileri: Devrek ilçesi örneği
Araştırmanın amacı ebeveynlerin okul öncesi eğitime ilişkin görüş ve beklentilerini çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Araştırmanın örneklemini 2011-2012 öğretim yılında Zonguldak ili Devrek ilçesindeki 7 resmi ilköğretim okulu bünyesinde bulunan 12 anasınıfına (5-6 yaş) devam eden 231 çocuğun ebeveyni oluşturmuştur. Ebeveynlerin okul öncesi eğitim hakkındaki görüş ve beklentilerine ait veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen anket ile toplanmıştır. Ankette ebeveynlerin demografik bilgileri ile onların okul öncesi eğitime ilişkin görüş ve beklentilerine yönelik sorular yer almıştır. Araştırma verilerinin yüzde ve frekanslarına bakılmış, değişkenler arası ilişki için de ki-kare analizi yapılmıştır.Örneklemi oluşturan ebeveynlerin çoğunluğu ev hanımı annelerdir. Ebeveynlerin büyük çoğunluğu, okul öncesi eğitimin gerekli olduğunu, bu eğitimin devlet tarafından ücretsiz olarak sunulması ve zorunlu olması gerektiğini düşünmektedir. Çoğunluğu, çalışsalar da çalışmasalar da çocuklarını anasınıfına göndereceklerini belirtmiştir. Okul öncesi eğitimin önemine ve gereğine inanan ebeveynler, çocuğu ilkokula hazırlamasını ve sosyal beceriler kazandırmasını beklemektedir.Eğitim kurumundan okul binasının ve anasınıfının fiziksel ve donanımsal özelliklerine ilişkin beklentileri yüksektir. Ebeveynler, öğretmen ile ilgili yüksek beklentilere sahiptir. Çocuğa ve kendilerine karşı tutumunu ve öğretmenlik ile ilgili eğitim ve deneyimini önemsemektedirler. Uygulanan eğitim programından çocuğun eğitimine yönelik konularda beklentileri daha yüksek iken özellikle okul ve sınıf içi aile katılımı gerektiren konularda biraz daha düşüktür. Çocuktan beklentilerin çok yüksek olduğu, ebeveynlerin en çok okul öncesi eğitimin çocuklarına kazandırdıklarını önemsediği görülmektedir.Araştırma sonuçlarına göre ebeveynlerin görüş ve beklentileri, bütün değişkenlerden bağımsız olarak okul öncesi eğitimin önemli ve gerekli bulunduğunu; kurumdan, öğretmenden, programdan ve çocuktan beklentilerin yüksek olduğunu ortaya koymaktadır.Anahtar Kelimeler: okul öncesi eğitim, ebeveynlerin okul öncesi eğitim görüşleri, ebeveynlerin okul öncesi eğitimden beklentileri, anasınıfı
Farklı gelir gruplarındaki ailelerde anne-babaların ve çocukların yaşadıkları sorunlar ve birbirlerinden beklentileri (Eskişehir ili örneği)
Farklı gelir gruplarındaki ailelerde anne-babaların ve çocukların yaşadıkları sorunlar ve birbirlerinden beklentilerini belirlemek amacıyla yapılan bu araştırmanın örneklemini, Eskişehir il sınırı içinde yer alan 9 ortaöğretim kurumunda 2010-2011 Eğitim-Öğretim yılında öğrenim gören, anketi cevaplamayı kabul eden toplam 700 öğrenci ve 700 anne-baba oluşturmuştur.Bu araştırmada veri toplama aracı olarak, ilgili araştırmalar ve yazılı kaynaklar taranarak araştırmacı tarafından hazırlanan anket formları kullanılmıştır. Toplanan veriler kontrol edilmiş, SPSS (Statistic Packets For Social Sciences) Paket İstatistik Programından yararlanılarak değerlendirilmiştir. Anne-babaların çocuklarıyla yaşadıkları sorunlar ve beklentilerinin aylık gelirleriyle karşılaştırılması için ki-kare testi uygulanmıştır.Bulgularda, ailelerin ortalama aylık gelirlerine göre anne ve babaların çocuklarıyla yaşadıkları ev dışında geçirdiği zaman (p=.027), ev dışı etkinlikleri (p=.025), arkadaş seçimi (p=.035), giyim tarzı (p=.024) konusundaki sorunlara ilişkin görüşlerinde gözlenen farkın anlamlı olduğu görülmektedir. Ailelerin ortalama aylık gelirlerine göre annelerin çocuklarından beklentilerine ilişkin görüşlerinde gözlenen farkın anlamlı olmadığı görülmektedir. Ailelerin ortalama aylık gelirlerine göre babaların çocuklarından, çocuğunun daha başarılı olması(p=.010),babasının istediği şekilde giyinmesi(p=.037), ev işlerine yardım etmesi(p=.044), makyaj yapmaması(p=.049) şeklindeki beklentilerine ilişkin görüşlerinde gözlenen farkın ise anlamlı olduğu görülmektedir. Annelerin %52,6'sı, babaların %45,4'ü çocuklarının daha fazla ders çalışmasını istemektedirler. Annelerin %56,9'u, babaların %50,2'si çocuklarının daha başarılı olmasını istemektedirler.Bu bulgular ışığında anne-baba ve çocuk ilişkilerini iyileştirebilecek öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Aile, iletişim, aile ilişkileri, aile içi sorunlar, anne-baba tutumları, ergenlik.
Basketbol klasman hakemlerinin eğitim süreçlerinin incelenmesi ve beklenti düzeyleri
Araştırmanın amacı, 2012-2013 basketbol sezonunda Türkiye Basketbol Federasyonu bünyesinde basketbol hakemliği yapan klasman hakemlerinin basketbol hakemliği eğitim sürecine ilişkin görüşlerinin incelenmesi ve beklenti düzeylerinin belirlenmesidir.Araştırma grubunu, 2012-2013 basketbol sezonunda Türkiye Basketbol Federasyonu bünyesinde görev yapan 276 basketbol hakeminden 8 FİBA hakemi , 11 A klasman, 35 B klasman ve 96 C klasmanı olmak üzere 150 basketbol klasman hakemi oluşturmaktadır.Araştırmada veri toplama aracı olarak iki bölümden oluşan anket formu kullanılmıştır. Anket formunun birinci bölümünde, hakemlerin kişisel bilgilerine yönelik 10 soru, ikinci bölümde ise aday hakem yetiştirme kursları ve klasman hakemi eğitim seminerlerinin verimliliğini değerlendirmeye yönelik 29 madde yer almıştır. Verilerin analizi için yapılan normallik testi sonucunda normal dağılıma sahip olan değişken gruplarında ikili karşılaştırmalar için t, 2 den fazla karşılaştırmalar için Anova testi uygulanmıştır.Normal dağılıma sahip olmayan değişken grupları için Kruskal Wallis testi uygulanmıştır.Anlamlılık düzeyi 0,05 olarak belirlenmiştir. Araştırmanın sonucunda,1) Aday hakem yetiştirme kurslarının yeterliliğine ilişkin görüşlerde, klasman bakımından,hakemlik yılı bakımında ve eğitim düzeyi bakımından incelendiğinde aday hakem yetiştirme kurslarındaki eğitimlerin yeterli olduğu yönündeki düşünceler ön plana çıkmıştır.Ancak FİBA kokartlı hakemler,hakemlik yılı 12-14 yıl arasında olan hakemler ve eğitim düzeyi doktora seviyesinde olan hakemlerin aday hakem yetiştirme kurslarının yeterli olmadığını düşündükleri ortaya çıkmıştır.2) Eğitim seminerlerinin eğitim ortamının verimliliğinde genel olarak hakemlerin düşünceleri eğitim ortamının yeterli olduğu yönündeyken, hakemlik yılı bakımından 12-14 ve 15-19 yıl grubunda olanlar, FİBA kokartlı olan ve eğitim düzeyi bakımından doktora düzeyinde olan hakemlerin eğitim ortamını diğer hakemlere göre daha az yeterli gördüğü sonucu ortaya çıkmıştır.3) Eğitim seminerlerinin planlanmasının yeterliliğine ilişkin görüşlerde, klasmanlar arasında eğitimlerin yeterli olduğu yönündeki düşünceler ön plana çıkmıştır. Eğitim seminerlerinin planlanmasının yeterliliğine ilişkin görüşlerde, araştırmaya katılan hakemlerin hakemlik yılları göz önüne alındığında, hakemlik yıllarının 12 - 14 yılları arasında olan hakemler dışındaki bütün gruplarda, eğitim seminerinin planlanmasının yeterli olduğu görüşü ortaya çıkmıştır. Eğitim seminerlerinin planlanmasının yeterliliğine ilişkin görüşlerde, araştırmaya katılan hakemlerin eğitim düzeyleri göz önüne alındığında, genel olarak eğitim seminerinin planlanmasının yeterli olduğu görüşü ağır basarken, doktora eğitimi gören hakemlerin yeterliliğe ilişkin görüşlerinin daha düşük olduğu gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Basketbol, Hakem, Klasman Basketbol Hakemleri, Hakemlik Eğitimi
Öğretmen beklentisini geliştirme stratejilerinin öğrencilerin İngilizce dersindeki tutum ve başarısına etkisi (Eylem araştırması örneği)
Araştırmanın amacı öğretmen beklentisinin öğrencilerin İngilizce dersindeki tutum ve başarısına etkisini araştırmak ve öğrencilerin başarısını ve olumlu tutumlarını artırmaktır. Araştırma 2015-2016 eğitim öğretim yılında Düzce il merkezindeki bir okulda okuyan 43 6. sınıf ve 44 8. sınıf öğrencisi olmak üzere 87 öğrenciden oluşan örneklem grubu üzerinde yapılmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan Öğretmen Beklentisini Belirleme Ölçeği, İngilizce Dersine Ait Tutum Ölçeği ve MEB tarafından hazırlanan kazanım kavrama testlerinden oluşan 7 adet deneme sınavı kullanılmıştır. Araştırma haftada 4 saat olmak üzere 12 haftada toplam 48 saat süresince yürütülmüştür. Araştırma sonucunda öğretmen beklentisinin öğrencilerin İngilizce dersine tutumunu olumlu yönde etkilediği ve başarılarını artırdığı belirlenmiştir.
Uluslararası Hukukta soykırım suçu ve Ermeni soykırımı iddiası: 100 yılı aşarken Türkiye'den beklentiler ve gerçekler
Ermeni soykırımı iddiası yüz yılı aşkın süredir kamuoyunu meşgul etmektedir. Ermeniler Osmanlı Devleti döneminde en üst düzey görevlerle taltif edilmişlerdir. Osmanlı'nın güçlü olduğu dönemde uyum içinde yaşayan Ermeni toplumu, Osmanlı zayıflayınca isyan etmeye başlamıştır. Ermeniler, diğer devletlerden aldıkları destekle her geçen gün Türkiye'yi uluslararası alanda zor durumda bırakmaya çalışmaktadır. Soruna taraf olmaya çalışan aktörler, sözde Ermeni soykırımı iddiasını kendi çıkarları için araçsallaştırmaktadırlar. Ermeniler, Türkiye'den; toprak, tanınma, tanıtılma ve tazminat taleplerinde bulunmaktadır. Çalışmada geçmişten günümüze kadar Ermeni sorunu ve soykırım iddiaları ile Türkiye'den talepleri incelenmiştir. Çalışma, Ermeni taleplerinin gerçekçi olmadığı iddiasını savunmaktadır. Ermenilerin sözde soykırım iddialarının uluslararası hukukun ilkeleri ile örtüşmediği üzerine odaklanılmıştır. Söz konusu taleplerin haksızlığı ve karşılanamazlığı ifade edilmekle beraber, Ermeni beklentilerinin gerçekleştirilemez olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Karaciğer nakli için bekleyen hasta ve hasta yakınlarının nakilden beklentileri ve yaşadıkları güçlükler
Araştırma, karaciğer nakli için bekleyen hasta ve hasta yakınlarının nakilden beklentilerini ve yaşadıkları güçlükleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapılmıştır. Araştırma, 29 Aralık 2011-29 Mart 2012 tarihleri arasında Türkiye Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin Transplantasyon Polikliniği'nde izlenen 170 hasta ve 170 hasta yakını üzerinde uygulanmıştır. Araştırmanın verileri, hasta ve hasta yakınlarının beklentilerini ve yaşadıkları güçlükleri belirlemeye ilişkin iki ayrı anket formu aracılığıyla yüz yüze görüşülerek toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, yüzdelik hesabı, ortalama, Ki Kare ve Fisher Kesin Ki Kare Testleri kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, karaciğer nakli bekleme süreci sırasında hastaların en büyük beklentisi `başarılı bir nakil ameliyatı olma? (%70.0), hasta yakınlarının en önemli beklentisi ise `hastalarının eski sağlığına kavuşması? olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan hastaların tamamına yakını fiziksel sorunlar (%97.1), büyük çoğunluğu da günlük yaşam aktiviteleri ile ilgili (%87.1), psikolojik (%85.3) ve sosyoekonomik (%81.8) güçlükler yaşamaktadır. Hastaların %85.3'ü yorgunluk, %64.1'i merdivenleri inip çıkamama, %57.1'i geleceğe ilişkin belirsizlik/kaygı, %51.8'i ailelerinin tedavi masraflarını karşılayamaması ile ilgili sorunlar yaşamaktadır. Hasta yakınlarının %80.6'sı günlük yaşam aktiviteleri ile ilgili, %81.8?i psikolojik ve %73.5?i sosyoekonomik güçlükler yaşamaktadır. Hasta yakınlarının en çok yaşadıkları güçlüklerin yorgunluk (%54.1), hastasının durumunun kötüye gitmesi ile ilgili endişe (%70.0) ve hastasının ihtiyaçlarını karşılamaktan dolayı birikim yapamama (%50.0) olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak; karaciğer nakli için bekleyen hasta ve hasta yakınları günlük yaşam aktivitelerini, psikolojik ve sosyoekonomik durumlarını etkileyen birçok güçlük yaşamaktadır. Yaşanan bu güçlüklerin azaltılabilmesi için hasta ve hasta yakınlarına eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin verilmesi önerilmektedir.
Hastaların sağlık hizmeti beklenti ve algılarının ölçümü: Malatya kamu ve özel hastanelerinde karşılaştırmalı analiz
Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi gelişmekte olan ülkelerde de sağlık hizmetlerine olan talep ve kaliteli hizmet beklentisi artmaktadır. Son zamanlarda Türkiye'de sağlık hizmetleri sunumunda sürekli bir değişim yaşandığı bilinmektedir. Gerek kamu gerekse özel sektöre ait hastanelerin müşteri odaklı tedavi anlayışını benimsedikleri görülmektedir. Günümüzün maliyet anlayışlı ve rekabetçi pazarında, sağlık işletmelerinin rekabet üstünlüğü kazanabilmeleri ve devamlılıkları için, hizmet kalitesinin tanımlanması ve değerlendirilmesi sağlık işletmeleri açısından büyük önem arz etmektedir. Günümüzde sağlık hizmeti veren kuruluşlardan bir yandan düşük maliyetle çalışmaları bir yandan da kaliteden ödün vermemeleri beklenmektedir. Sağlık hizmetlerinin temel yeteneklerini koruyabilmeleri ve uzun dönemli bir başarı elde edebilmeleri için hastaların hizmet kalitesi algısı hastaneler tarafından ölçülmeli ve değerlendirilmedir. Bu yüksek lisans tez çalışmasında hizmet kalitesinin sağlık sektöründe ölçümü amaçlanmaktadır. Hizmet kalitesinin ölçümünde Parasuraman, Zeithaml ve Berry tarafından geliştirilen Servqual yönteminin sağlık sektörüne Demirer ve Bülbül tarafından uyarlanmış şekli kullanılmıştır. Çalışmada kamu ve özel hastaneler ayrımına gidilerek Malatya ilinde belirlenen birer kamu ve özel hastanelerinden sağlık hizmeti alan hastaların hastaneye ilişkin beklentileri ve algı ölçülmüş, kamu ve özel hastanelerden hizmet alan hastaların algı ve beklentilerinde kıyaslamalı ne tür farklılıklar olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca hastaların hastane hizmetleri algıları ile hastane hizmetlerinden memnuniyetleri arasında bir ilişki olup olmadığı sorgulanmış ve bunlara ilişkin sonuçlar çalışmanın dördüncü bölümünde sunulmuştur. Çalışma toplam dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümünde, hizmet kavramı ve hizmet sektöründe kalite kuramsal çerçevesi üzerinde durulmuştur. Hizmetin tanımı yapılmış, hizmetin özellikleri, hizmet kalitesini etkileyen faktörler açıklanmış ve bu konuda geliştirilen modellerden bahsedilmiştir. İkinci bölümde, sağlık sektöründe hizmet kalitesi kavramı açıklanmış, hastanelerin tanımı yapılarak özellikleri, işlevleri, amaçları hakkında bilgi sunulmuştur. Üçüncü bölümde, servqual modelinin üstün ve zayıf yönleri ve servqual modeli örnek alınarak yapılmış çalışmalar incelenmiştir. Dördüncü bölümünde, çalışma yöntem ve metoduna ilişkin bilgilere ve elde edilen bulgulara yer verilmiş ve araştırmanın hipotezlerine yönelik test süreçleri sunulmuştur. Araştırmanın sonuç bölümünde ise genel değerlendirme yapılmış, araştırmacılara ve sağlık kurumlarına tavsiyelerde bulunulmuştur.
Türkiye Tenis Federasyonunun 12. bölge sporcularının tenise başlama nedenleri ve beklentilerinin araştırılması
Bu çalışmada, Türkiye Tenis federasyonunun 12. Bölgesinde bulunan 11 ilde tenis sporu ile uğraşanların tenis sporunu seçme sebeplerini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırmada Türkiye Tenis federasyonunun 12. Bölgesinde bulunan 11 ilde 2015-2017 yılları arasında, bu illerde tenis sporunu yapan 350 sporcuya anket çalışması uygulanmıştır. Ölçeklerde elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS 17 istatistiksel paket programından yararlanılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler kullanılarak frekans, yüzde ve aritmetik ortalama dağılımları hesaplanmıştır. Farklılık tespitinde, Anova ve t testi kullanılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda tenis sporuna yönelmenin en önemli nedenleri arasında; öğrencileri ailenin teşvik etmesi, kitle iletişim araçlarının etkisi, arkadaş grubunun etkisi, yaşanılan çevredeki sportif etkinlikler ve tenis sporuna olan ilgi, hareket etme ihtiyacı ve sağlık sayılmaktadır. Tenis sporundan beklentiler; iyi bir fiziki görünüme sahip olmak, stres atmak, rahatlamak, serbest zaman aktivitesi, oyun oynamak, eğlenmek, performansı arttırmak, öğrencilerde yeni bir çevre edinmek ve statü kazanmak olarak sıralanmıştır. Ayrıca tenis sporu ile uğraşanların gelir düzeyinin orta ve üst gelir grubu olduğu görülmüştür Tenis sporuna başlamadaki tesislerin fiziksel yeterliliği, uzman eğiticinin olması, basın ve yayın organlarında insanların daha fazla izleme imkânının sağlama, başarılı sporcuların sponsorluklar ile desteklenmesi, ebeveynlerden bir kişinin tenis sporu ile ilgilenmelerinin ve gelir durumlarının da artırılmasının olumlu etkisi olacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tenis, Spor, Federasyon, Beklenti