Bitlis
85 theses under this subject heading
Bitlis'teki kadın girişimcilerin sorunları
Bu tez çalışmasında kadın girişimcilerin iş yaşamında karşılaştıkları sorunlar, ilk olarak tarihsel süreç içerisinde genel bir girişimcilik kavramı ile ele alınmış; girişimcilerin özellikleri, politikaları, ekonomik ve sosyal açıdan önemleri incelenmiştir. Kadını girişimci olmaya iten nedenler, kadın olmanın iş yaşamında getirmiş olduğu avantaj ve dezavantajlar, erkek girişimciler ile aralarındaki farklar, kadın girişimci tipleri ve modelleri işlenirken kadın girişimcilere destek veren kurum ve kuruluşlar da sorunlara çözüm üretmek amacıyla çalışmada yer almıştır. Girişimcilik kavramı genelde erkek girişimciler ile ilişkilendirilse de günümüzde kadın girişimci kavramı bir zemine oturtulmuştur. Kadının iş yaşamına bakışı birçok erkek girişimciden daha bütüncül ve yapıcı olduğu için bu kavram ayrımının cinsiyet farkı ile değil sosyo-ekonomik farktan kaynaklandığı ortaya konmuştur. Kadın girişimci evinin dışında kendi adına iş yeri kuran yada ortak olma yolu ile iş yeri sahibi olan, kendi işletmesi ile ilgili kararları alıp uygulayabilen, elde ettiği kazanca hâkim olan kişidir. Aynı zamanda sermaye kaynaklarını etkin bir şekilde kullanan, analizini yapan ve sonuçlandırabilen, iyi fikirler ortaya koyarak piyasada mal ve hizmet üretip, satabilen ve vergisini ödeyen girişimci olarak nitelendirilmektedir. Girişimcilik ülkelerin kalkınmasında önemli bir etkene sahipken, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde kadın girişimciler bu toplumların önemli bir ayağını oluşturmaktadır. Kadın girişimcilerin yerel kalkınmayı sağlarken sosyal faydaları ve istihdam olanakları gözardı edilmemelidir. Ancak kendilerinden yeteri kadar yararlanılamayan kadınlar birçok alanda çalışırken aynı zamanda işgücü piyasasında daha fazla yer almakta fakat ülke genelinde yine de istenilen düzeyde kendilerinden yararlanılamamaktadır. Kadın girişimcilerden istenilen oranda yararlanılmama nedeni, kadın girişimcilerin sorunlarını ortaya koyma zorunluluğunu beraberinde getirmektedir. Bu sorunlar cinsiyetten kaynaklı olarak ortaya çıksa da bu durumu eğitim eksikliği, sermaye eksikliği, örgütsel bağlılık ve bürokratik engeller takip etmektedir. Sonuç olarak Bitlis ilinde kadın girişimcilerin sorunlarına yönelik bir anket çalışması yapılmış, kadın sorunları ekonomik, sosyal, mikro, finansal, bürokratik çevre, eğitim, örgütlenme boyutunda incelenerek istatistik sonuçlar elde edilmiştir. Bu sonuçlara göre; yapılan güvenilirlik analizi sonucunda 27 sorunun Cronbach Alfa değeri.799 çıkarken yapılan anketin oldukça güvenilir olduğu ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Girişimci, Kadın Girişimciliği, Kadın Girişimcilerin Karşılaştıkları Sorunlar.
Bölgesel kalkınmada arıcılık sektörünün rolü: Bitlis ili örneği
Arıcılık ürünlerinin tüm dünyada üretiminin ve ticaret hacminin artması bu sektörün gelişme potansiyelinin yüksek olduğunu göstermektedir. FAO yayınladığı raporlarda arıcılığın ülke ekonomisi için önemli olmasından çok daha ötede çevre için önemli olduğunu belirtmekte ve arıcılığı teşvik edecek yayınlar yapmakta ve çalışmaları desteklemektedir. FAO başarılı bir yatırım politikası için 4 çeşit sermayenin (fiziksel, beşeri, doğal ve sosyal sermaye) gerekli olduğunu belirtmektedir. Bitlis'in nüfusu incelendiğinde şehrin net göç veren illerden biri olduğu ortaya çıkmaktadır. 2017 yılında yapılan sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksine göre 76'ıncı sırada olması net göçün en önemli sebebidir. Bitlis'in topoğrafyası göz önüne alındığında ilin sadece %15,72'sinin tarıma elverişli alan statüsünde olması il için büyük bir kısıtın var olduğunu ortaya koymuştur. Bitlis'teki demografik ve coğrafik bilgiler derlenmiştir. Şehirdeki arıcılık faaliyetlerine ilişkin makro verilere ek olarak sahadaki mevcut durum ve yaşanan olumsuzlukların tespit edilmesi amacıyla 25 kişiye anket yapılmıştır. Bitlis coğrafi yapısıyla arıcılığa uygun, demografik yapısıyla da arıcılık gibi bir bölgesel kalkınma politikasına ihtiyaç duymaktadır. Bitlis'te arıcılığın geliştirilmesi belirtilen engellerin birçoğu devlet tarafından kolaylıkla ortadan kaldırılabilecek ve Bitlis halkının gelir seviyesinin artmasını sağlanabilecektir.
Bitlis ili yerleşim birimi adları (İl ilçe belde merkezi yerleşim birimleri)
Konusu yer adlarını incelemek olan Yer Ad Bilimi, bir milletin kültürü ile coğrafyası arasındaki bağı ortaya koymaktadır. Aynı zamanda bir milletin tarih boyunca yaşadığı toprakları işaret etmesi açısından da yer ad biliminin önemi büyüktür. Belli bir coğrafyada yaşayan insanların sahip oldukları kültür yapısını anlamak için oradaki yer adlarının incelenmesi önemlidir. İnsanların değerleri, inançları, yaşayış tarzları gibi kullandıkları dil de yerleşim birimi adlandırmalarında kendini gösterir. Bu bakımdan boyutu ne olursa olsun bir yerleşim birimini her yönüyle tanımanın en önemli yollarından biri de burada kullanılan yer adlarının çeşitli yönleriyle incelenmesidir. Bu çalışmada tarih boyunca birçok topluluğa ev sahipliği yapmış Bitlis ilinin il, ilçe ve belde merkezi yerleşim birimlerinin adlarının köken, yapı, anlam ve veriliş sebebi yönlerinden incelenmiştir. Toplamda 136 yerleşim birimi adının incelendiği bu çalışmada öncelikle yerleşim birimlerinin coğrafi konumu, sosyo-ekonomik yapısı, yapılaşma durumları, sakinleri, tarihi özellikleri ve demografik yapısı hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra söz konusu yerleşim birimi adlarını oluşturan kelimelerin ses bilgisi, şekil bilgisi, kelime ve kelime grubu bilgisi, köken bilgisi ve anlam bilgisi incelenerek söz konusu adın ad olduğu yerleşim birimine veriliş sebebi üzerinde durulmuştur. Çalışma kapsamında Bitlis il, ilçe ve belde merkezi yerleşim birimleri adlandırılırken tercih edilen dil, kelime ve tamlamalar adların yerleşim biriminin özellikleriyle ilgili olup olmadığı, bu adlandırmalarda ön plana çıkarılan yönleri gibi hususlar irdelenmiştir. Böylece Bitlis yer adları ile ilgili bütünsel bir değerlendirme yapılması sağlanmıştır. Dilbilimin yanı sıra başta halk bilimi olmak üzere tarih, coğrafya, sosyoloji gibi birçok bilime ait unsurları bünyesinde bulunduran çalışma, çok yönlülüğü ile zengin ve yararlı bir kaynak olacaktır.
Yerel ekonomilerin büyüme ve kalkınmasında tekstil ve dokuma endüstrisinin rolü: TRB2 (Bitlis, Hakkari, Muş, Van) bölgesi örneği
Bu tez, tekstil endüstrisinin TRB2 Bölgesi'ndeki ekonomik büyüme ve kalkınmadaki rolünü bölgesel kalkınma ekseninde analiz etmeyi amaçlamaktadır. Tekstil sektörü TRB2 Bölgesi'nde mekânsal bir yoğunlaşmaya neden olmuştur. Özellikle küreselleşmenin üretim yöntemlerinde bazı değişimlere yol açması, mekânsal süreçlerin yeniden kavramsallaştırılmasını zorunlu kılmıştır. Üretim süreçlerindeki değişiklikler nedeniyle yeni üretim yerleri arayışında belirli bölgelerde yoğunlaşan üretimin başka coğrafyalara yönelmesine neden olmuştur. Bu bağlamda mekânsal süreçlerin kavramsallaştırılması kalkınma kavramının da değişmesine neden olmuştur. Küreselleşme sürecinde ulusal ve uluslararası aktörlerin katılımıyla bölgesel bir kalkınma yaklaşımı ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda yerel ekonomilerin öne çıktığı bu değişim sürecinde tekstil sektörünün mekânsal dağılımının gelişiminde önemli bir rol oynamıştır. Bu açıdan bu tez ampirik olarak bölgede faaliyet gösteren tekstil firmalarının yerel ekonomideki rolünü göstermeyi amaçlayan bir çerçeve sunmaktadır.
İnternet bankacılığı hizmet kalitesinin müşteri bağlılığına etkisi: T.C. Ziraat Bankası A.Ş. uygulaması Bitlis ili örneği
Teknolojik gelişmeleri takip eden ve hızlı bir şekilde uygulamaya alan hizmet sektörlerinin başında bankacılık sektörü gelmektedir. Sektörde hizmet veren birçok bankanın olması ve bu bankalarda benzer ürünlerin bulunması rekabeti artırmaktadır. Rekabetin yoğun olduğu bu sektörde müşteri memnuniyetini sağlayan bankalar birçok avantaj kazanmaktadır. Bankalar veri tabalarında oluşan bilgilere dayanarak müşterileri segmentlere ayırmakta ve müşteriye uygun ürün belirleyerek satışlarını gerçekleştirmektedir. Müşteri ile satış süresi boyunca iletişimde olan müşteri ilişkileri personelleri; müşterinin taleplerini, şikayetlerini dikkate alarak en kısa süre içerisinde geri dönüş sağlamakta ve böylece müşteri memnuniyetini artırmış olmaktadırlar. Bankalar şubede verdikleri hizmet dışında şube dışında da alternatif dağıtım kanalları(internet bankacılığı, pos, atm, mobil bankacılık vb.) ile hizmet sunmaktadırlar. Alternatif dağıtım kanalları ile müşterilere yer ve zaman sınırı olmaksızın şubede sunulan işlemlerin büyük bir bölümü sağlanmaktadır. Müşterilerin bu hizmetlerden teknolojik araçları kullanarak yararlanması, kendilerine maliyet avantajı kazandırdığı gibi işlemlerinin güvenilirliğinin sağlanması açısından da işletmeye olan güveni artırmaktadır. Müşterinin işlemlerini düşük maliyet ve güvenle yapması, bankalara olan memnuniyeti de sağlamaktadır. Bu tezde, alternatif sunum kanallarından yoğunlukla kullanılan internet bankacılığı uygulaması üzerinde çalışılmıştır. Bu kapsamda özel olarak T.C.Ziraat Bankası A.Ş.'nin internet bankacılığının hizmet kalitesinin müşteri memnuniyeti ve müşteri bağlılığına etkisi incelenmiştir. Araştırma sonucunda hizmet kalitesi ile müşteri memnuniyeti arasında pozitif yönde bir bağlılık bulunduğu tespit edilmiştir. Bankalar hizmet kalitelerini artırarak müşteri memnuniyetini ve müşteri bağlılığın oluşmasını sağlayabilirler. Anahtar Kelimeler: İnternet Bankacılığı, Müşteri Bağlılığı, Müşteri Memnuniyeti, Hizmet Kalitesi
İşsizlikle mücadelede Türkiye İş Kurumu'nun aktif istihdam politikaları: Bitlis ili örneği
İşsizlik sorunu, günümüz dünyası ülkeleri açısından içinden çıkılması zor bir hal almış durumda. Hatta işsizlik, her geçen gün giderek büyümekte, dünya nüfusunun da sürekli arttığı gerçeği göz önüne alındığında işsizliğe çözüm bulmak da doğru orantılı olarak zorlaşmaktadır. Türkiye'de Son yıllarda işsizlikle ilgili yaşanan olaylar bize gösterdi ki; İşsizlik, sadece ekonomik sonuçları olmayan aynı zamanda sosyal tahribat anlamında da sonuçlar doğuran bir olgu olmuştur. Yaptığım bu çalışmada genel anlamda ülkemizde özelde ise Bitlis ilinde İŞKUR'un hâlihazırda uyguladığı aktif istihdam politikalarının işsizlik sorununun çözümü noktasında ne denli etkili olduğunu göstermektir. Söz konusu araştırmada farklı kaynakların yanı sıra TÜİK ve İŞKUR'un yayınlamış olduğu aylık ve yıllık verileri esas alınarak en güncel haliyle kullanılmıştır. Yapılan çalışmanın birinci bölümünde, istihdam ve işsizlik kavramlarının neden ve sonuçlarıyla birlikte teferruatlı bir şekilde açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümünde, TÜİK ve İŞKUR'un verileri dikkate alınarak Türkiye'de işsizliğin genel görünümünün yanında istihdamdaki gelişmeler ve İŞKUR'un aktif istihdam politikaları ele alınmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise Bitlis ilinde işsizlikle mücadele noktasında Türkiye İş Kurumu'nun aktif istihdam politikaları irdelenmiştir.
Van Gevaş – Bitlis Hizan ilçelerinde bulunan Gargar /Karkar bölgesi kiliseleri
Van'ın Gevaş İlçesi'ne bağlı Anaköy, Daldere, Töreli Köyleri ile bu köylere bağlı Tatlıca, Beşadım ve Doruklu mezraları ile Bitlis'in Hizan İlçesi'ne bağlı Güngörmez Köyü'ne bağlı Erdoğan ve Baltacı mezralarında çalışılmıştır. Bölge; Osmanlı İmparatorluğu döneminde Van Sancağı'na bağlı Gargar / Karkar isimleriyle anılan idari bir bölgeydi. Gargar'da on iki kilise tespit edilmiştir. Bu yapılardan on tanesi incelene bilmiştir. İki tanesi ise günümüze gelememiştir. Bu çalışma bölgede yer alan kiliselerin tamamının Sanat Tarihi metodolojisi açısında ilk defa ele alınarak, gerek mimari gerekse süsleme açısından bilim dünyasına tanıtılması noktasında önem taşımaktadır. Kiliselerin günümüzdeki son durumları saha çalışmaları ile tespit edilmiş, plan çizimleri gerçekleştirilerek görsel malzeme ile desteklenmiştir. Bu temellendirmeden sonra kiliselerin tanıtımı yapılmıştır. Öncelikle Ermeni mimarisindeki yerlerine değinilmiştir. Değerlendirme kısmında ise tek nefli kiliselerin plan tipi ve mimarisine ağırlık verilmiştir. Saha çalışmaları sırasında gerek arazi şartları gerekse güvenlik sorunları nedeniyle zaman zaman sıkıntılı anlar da yaşanmıştır. Ancak bölgede yer alan kiliseler hakkında bilimsel çalışmanın olmaması, bu alanda yer alan kiliselerin bilimsel metotlar ile araştırılmasına önem kazandırmıştır. Yapılan tespitler Gargar / Karkar'da yer alan kiliselerin plan tipolojisinin belirlenmesi açısından değerlidir. Bölge kiliselerinin tamamı tek nefli plan şemasında inşa edilmiştir. Boyut açısından farklılık gösteren kiliselerin, naos bölümleri doğu – batı doğrultusunda dikdörtgen bir alana oturtulup üstü beşik tonoz ile kapatılmıştır. Yapılar bu halleriyle oldukça mütevazi boyutlardadır ve anıtsallık yoktur. 1904 tarihli tamir kitabesi olan Anaköy Noreşan Surp Sarkis Kilisesi hariç diğer yapıların hiçbirinde tarihlendirmeye yardımcı olacak inşa kitabesi tespit edilememiştir. Bu açıdan bakıldığında yukarıda belirtiğimiz kiliselerin plan ve mimari özellikleri tarihlendirmede de önemlidir. Yapıların hiç birisinin üst örtüsünde kubbe kullanılmamıştır. Günümüze ulaşabilen yapıların tamamında farklı sayılarda duvar nişlerine yer verilmiştir. Bu duvar nişleri kiliselerin iç kısımda yer almaktadır. Dış cephelerde hareketliliği sağlayacak herhangi bir duvar niş veya yırtmaç niş bulunmamaktadır. Cephelerde hareketliliği sağlayan tek unsur girişler ve pencere açıklıklarıdır. Kiliselerin tamamında ana taşıyıcı unsuru beden duvarlarıdır. Beden duvarlarının yanında; duvar payeleri ve kemer atılımları da kullanılmıştır. İncelenen yapılar süsleme açısından oldukça sadedir. Ancak devşirme malzeme olarak kullanıldığını düşündüğümüz beden duvarlarındaki haç işlemeli taşlarda süsleme bulunmaktadır. Yapı malzemesi olarak ağırlıklı şekilde moloz taş ve kaba yonu taşın yanı sıra üst örtüde kayaç taş (şist) - yaprak taş kullanılmıştır. Sadece üç yapıda lokal yerlerde azda olsa tuğla malzeme kullanılmıştır. Tüm bu veriler yapıların gösterişten uzak işlevsel amaçlı yapıldıklarını göstermektedir. Bu durum lokal bir bölgede inşa edilen kiliseleri yapanların ekonomik anlamada da gücünün yetersiz olduğunu göstermektedir.
1946-1954 Bitlis seçimleri
Türkiye Cumhuriyeti'nde muhalefet mekanizmasının henüz yerleşmemiş olmasından kaynaklı demokrasinin sancılı bir dönemden geçmesi ile gerekli olan çok partili yaşam deneyimleri Demokrat Parti ile nihai sonuca ulaşmıştır. Türkiye açısından önemli bir gelişme olan ve daimi muhalefetin sağlanmasının ardından Cumhuriyet Halk Partisi ile Demokrat Parti arasında geçen siyasi çekişmeler, ülkede olduğu gibi Bitlis siyasi hayatına yansımıştır. Bu araştırmadaki temel amaç, siyasi tarihimizde ve çok partili yaşama geçişte büyük bir öneme sahne olan seçimlerin 1946-1954 yılları arasında Bitlis'e yansıması ele alınmıştır. Bu amaç doğrultusunda yapılan çalışma, gerek Bitlis'te gerekse bölge açısından partilerin faaliyetlerini gün ışığına çıkarmaktadır. Bu çalışma 1946-1954 dönemlerini kapsayan Bitlis basınının önemli gazeteleri ve arşiv belgeleri taranarak gerçekleştirilmiştir. İlin önemli yazılı basın kaynaklarından Bitlis Gazetesinden elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Araştırma çerçevesi Bitlis ilinde yayınlanan yerel gazete, seçim süreçleri hakkında yayınlanmış haber ve basın bildirileri ve araştırmacının yorumundan oluşmaktadır. Çalışma kapsamında 1946-1954 yıllarında yayına devam eden gazeteler incelenmiş olup, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivinden yararlanılmıştır. Bu tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm "1946 Bitlis Seçimleri", ikinci bölüm "1950 Bitlis Seçimleri" ve üçüncü bölümde de "1954 Bitlis Seçimleri" başlığıyla incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bitlis, Seçim, 1946, 1954, Siyasi Hayat
Bitlis halk masallarının çocuğa uygunluğu ve değerler eğitimine katkısı üzerine bir inceleme
Bu çalışmanın amacı Bitlis halk masallarının çocuğa uygunluğunu ve değerler eğitimine katkısını belirlemektir. Bu amaç çerçevesinde çalışmada "nitel" araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın verilerini toplamak için nitel araştırma desenlerinden "doküman taraması" yapılmıştır. Çalışmanın materyalini 60 adet Bitlis masalı oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Masalların Çocuğa Uygunluğunu İnceleme Formu" ve "Değer İnceleme Formu" kullanılmıştır. Bu formlar araştırmacı tarafından uzman görüşü alınarak hazırlanmıştır. Veri toplama araçlarıyla toplanan verilerin analizinde nitel analiz tekniklerinden "betimsel analiz" yapılmıştır. Çalışmanın sonunda şu sonuçlara ulaşılmıştır: Bitlis masalları, konu, ana karakterler, olay örgüsü, mekân, zaman, öğretim ilkelerine uygunluk, düz anlatım, cümle özellikleri, kıssadan hisse çıkarma, mutlu son bakımlarından başarılı bulunmuş; tekerlemeler, doğru ve etkili anlatım, söz varlığı, imla ve noktalama, tasvirler, estetik ve dua bakımlarından ise yetersiz bulunmuştur. Değerler eğitimi bakımından Bitlis masallarının zengin içeriğe sahip olduğu belirlenmiştir. Masallarda en yoğun işlenen değerler; İnanç değeri (f=231), Yardımlaşma değeri (f=95), Problem çözme değeri (f=92), Dürüstlük değeri ( f=81), Sevgi değeri (f=68), Saygı değeri (f=65), Sağlık değeri (f=53), Arkadaşlık değeri (f=49), Aile değeri (f=49), Çalışkanlık değeri (f=46), Sorumluluk değeri (f=45), Cesaret değeri (f=41), Estetik değeri (f=41) Adalet değeri (f=36), Öz denetim değeri (f=21) olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Masallarda en az işlenen değerlerin ise Bilimsellik değeri (f=2), Nezaket değeri (f=7), Vatanseverlik değeri (f=9), Sabır değeri ((f=16) olduğu belirlenmiştir. Anahtar sözcükler: Bitlis masalları, çocuğa uygunluk, değerler eğitimi
Bitlis türküleri üzerine bir inceleme
Türküler halk edebiyatının sözlü ürünleridir. Toplumu derinden etkileyen bir olay yaşandığında insanlar çalgı aletlerine sarılıp türküler yakmışlardır. Kullanılan çalgılar zaman içerisinde değişse de türküler her zaman varlığını sürdürmüştür. Nesilden nesile aktarılan türküler toplum mirasının da taşıyıcısı olmuştur. Bir topluma ait türkülere bakılarak o toplumun yaşayışına ait birçok veri elde edilebilir. Bu çalışmada TRT Türk Halk Müziği Repertuarı ve diğer kaynaklarda bulunan Bitlis yöresine ait türküler edebî açıdan incelenerek halk bilimi metotlarına göre tasnif edilmiştir. Bu zamana kadar Bitlis türkülerinin tamamını kapsayan bilimsel bir çalışma gerçekleştirilmemiştir. Çalışmanın ilk amacı Bitlis yöresine ait türkülerin tamamını kapsayan bilimsel bir çalışma yapmaktır. Bunun yanı sıra Bitlis yöresi türkülerini tasnif edip gelecekte bu konuda yapılacak çalışmalar için bir kaynak oluşturmaktır. Çalışmada TRT Repertuarı, basılı ve dijital kaynaklar taranıp sekten yedi türküye ulaşılmıştır. Çalışmada dağınık halde bulunan Bitlis yöresine ait türküler bir araya getirilmiştir. Ayrıca Bitlis türküleri özellik, şekil ve yapılarına göre tasnif edilmiştir. Çalışmanın başında Bitlis yöresine ait genel bilgiler sunulmuştur. Türküler hakkında gerekli bilgiler verilmiş, metinler sıralanmış, sözlük ve dizin çalışmasıyla tamamlanmıştır.
Konaklama işletmelerinde, insan kaynakları yönetim uygulamaları ve çalışanların iş tatmin düzeyi analizi: Bitlis – Van örneği
Yaşadığımız zaman aralığında insan doğasına ilişkin olarak elde edilen bulgular, hemen her ortamda insan ilişkilerinin gün geçtikçe önem kazanmasına etkisi olmuştur. Diğer taraftan ise bilgi çok büyük bir yükseliş göstermektedir. Edinilen bu bilgiler sonucunda ile gelişme, dijitalleşme çağına uyum sağlamak birey, kurumlar ve toplumlar üzerinde yeni arayışlara yönelme ihtiyacını doğurmuştur. İnsanın duygusal ve manevi bakımından özünü bulması gerektiği gibi, işletmelerin de çalışanlarını bilmesi ve tanıması gerekmektedir. İşgücü olarak insana ihtiyaç duyan konaklama işletmelerinde, sürdürebilir başarının sağlanması önemli ölçüde çalışanların iş tatminine bağlıdır. İş tatmini çalışanın moral ve motivasyonunun yüksek olması ile doğrudan bağlantılıdır. Çalışanların moral ve motivasyonu ne kadar yüksek olursa, hedeflere ulaşmak için gösterecekleri azim ve performansları da aynı düzeyde artacaktır. Yapılan araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde konaklama işletmeleri, insan kaynakları yönetimi ve iş tatmini konuları incelenmiştir. İkinci bölüm araştırmanın yapıldığı üçüncü bölümde ise çalışma kapsamında elde edilen bulgular ve değerlendirmeler bulunmaktadır. Araştırmanın amacı insan kaynakları yönetimi uygulamaları ile çalışanların iş tatmini ilişkisini analiz etmektir. Araştırma evrenini oluşturan konaklamaV işletmelerinde yapılan çalışma sonucu Bitlis'te bulunan 9 ve Van ilinde bulunan 18 adet işletme belgeli konaklama işletmesinde çalışan 460 çalışandan kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen 315 kişiye anket çalışması yapıldı. Elde edilen veriler SPSS 22 programı ile analiz edilerek iş görenlerin iş tatminine ilişkin sonuçlar elde edilmeye çalışıldı. Elde edilen sonuçlar; her iki ilde de konaklama işletmelerindeki çalışanların insan kaynakları uygulamaları ve iş tatmini arasındaki ilişkiyi pozitif yönde ve güçlü olarak değerlendirdikleri görüldü. Bu çalışmanın sonuçlarından faydalanılarak, konaklama işletmeciliği sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin yaklaşımları ve uygulamalarının çalışanların iş tatmini üzerine olan etkisini ve sonuçlarını bilerek yapıcı politikalar geliştirip işletmede verimliliğin arttırılmasının mümkün olabileceği düşünülmektedir.
Bitlis vilayet hapishaneleri (1908-1918)
İnsanlık tarihi kadar eski bir kavram olan suç davranışı işlendikten sonra suçun faili hakkında yasal süreç başlatılır. Bu süreç sonuçlanana kadar fail önce şüpheli sıfatıyla tutuklu olarak alıkonur. Suç kesinleştiği takdirde mahkûm edildiği süre kadar ceza, faile hapishanede tutularak çektirilir. Hapishaneler suça karşılık cezanın kurumsallaştığı mekânlardır. Osmanlı Devleti'nde zindandan hapishaneye geçiş, Tanzimat Dönemi ile başlayan bir süreçtir. Tanzimat Fermanı'nın ilanı sonrasında ceza infaz sisteminde bir takım değişiklikler gündeme getirilmiştir. Osmanlı hapishanelerinde yapılmak istenen iyileştirmelerle ilgili olarak mevcut hapishanelerin Avrupa hapishane sistemine bakılarak ıslahı için Avrupa'dan getirtilen uzmanlar ve raporları doğrultusunda hareket edilmeye çalışılmıştır. Hapishanelerle ilgili olarak somut reform adımları ise II. Abdülhamid döneminde başlamış, İttihat ve Terakki iktidarında ve II. Meşrutiyet Döneminde hız kazanmıştır. Karmaşık dinî ve etnik nüfus yapısına sahip Bitlis Vilayeti, Rus ve İngiliz emperyalist hedeflerinin kesiştiği, ülkenin doğu sınırına yakın önemli bir bölgedir. Bitlis Vilayeti; I. Dünya savaşı öncesinde ve savaş sırasında yaşanan Ermeni Komitacı eylemleri, 1914 yılındaki Bitlis Vakası, I. Dünya Savaşı sürecinde 1915 yılında gerçekleştirilen zorunlu göç, 1916 yılında maruz kalınan Rus işgali ile ekonomik canlılığını yitirmiş, sınırları içerisindeki nüfus ciddi oranda azalmıştır. 1908-1918 yılları arasında Bitlis vilayetinde bulunan Bitlis Merkez Sancağı, Ahlat Kaza, Hizan Kaza, Mutki Kaza; Genç Sancak, Çapakçur Kaza, Kulp Kaza; Muş Sancak, Bulanık Kaza, Malazgirt Kaza, Sason Kaza, Varto Kaza; Siirt Sancak, Eruh Kaza, Garzan Kaza, Pervari Kaza, Şirvan Kaza Hapishaneleri kısaca vilayetin tüm sancak ve kaza hapishaneleri çalışmamızda incelenmiştir. Araştırmamızın temel amacı; Osmanlı hapishane sistemi içerisinde Osmanlı modernleşmesini bir kurum ve vilayet örneğinde takip ederek II. Meşrutiyet Döneminde yapılmak istenen hapishane reform girişimlerinin Bitlis Vilayet Hapishaneleri üzerindeki etkisini saptamaktır. Ayrıca reform çabaları neticesinde hapishanelerin fiziki şartlarında, hapishane çalışanları ve mahkûmların sosyal yaşantılarında görülen değişiklikleri akademik düzlemde analiz ve tespit etmektir. Araştırmamızda ayrıca yapılan reformların başarısı ve başarısızlığı ortaya konmaya çalışılmıştır.
Aile hekimliği uygulamasının hekim ve birey perspektifinden değerlendirilmesi: Bitlis ilinde bir araştırma
Birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de birinci basamak sağlık hizmetleri genel sağlık hizmetlerinin yapı taşını oluşturmaktadır. Birinci basamak sağlık hizmetleri, toplumun sağlık ihtiyaçlarına cevap verme ve sağlık enstrümanlarının etkin kullanımı amacıyla oldukça önemli bir yere sahiptir. Bireye ilk temas noktasını oluşturan birinci basamak sağlık kurumları kişilerin sağlıklarını korumak ve geliştirmekle görevli olduğu gibi bireylere bütüncül bir yaklaşımla hakkaniyet doğrultusunda, sürekli ve kapsamlı hizmet sunar. Birinci basamak sağlık hizmetlerinde iyi kurulmuş bir düzen ile hastalıkların ortaya çıkması önlenebilir ve hasta olan bireylerin daha kolay topluma uyumu sağlanabilir. Bu çalışma, Bitlis ilinde yaşayan bireylerin aile hekimleri hakkındaki ve aile sağlığı merkezinde görev yapan hekimlerin ise aile hekimliği uygulaması hakkındaki değerlendirmelerini ortaya çıkarmak amacıyla hazırlanmıştır. Bu çalışmada 433 birey ve 81 aile hekimiyle yüz yüze görüşerek anket aracılığı ile veri elde edilmiştir. Araştırmada iki farklı anket formu kullanılmış olup kullanılan birinci anket formu bireylerin aile hekimlerine yönelik tutumlarını değerlendirmektedir. İkinci anket formunda ise hekimlerin aile hekimliği uygulamasına ilişkin değerlendirmeleri araştırılmaktadır. Araştırmanın amacına uygun şekilde oluşturulan model ve hipotezler tanımlayıcı araştırma yöntemi ve anket tekniği ile ölçümlenip nicel yöntemlerle analiz edilmiştir. Katılımcıların aile hekimlerine yönelik tutumları incelendiğinde; katılımcıların çoğunluğunun aile hekimlerini tanıdıkları ve aile hekimlerinin kendilerine olan yaklaşımlarını olumlu değerlendirdiği fakat aile hekimliğine gitme sıklığının genel olarak düşük olduğu tespit edilmiştir. Aile hekimine giden katılımcıların ise aile hekimlerinden genel olarak memnun kaldıkları ve aile hekimlerini değiştirme düşüncesinde olmadıklarını belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların büyük bir çoğunluğu aile hekimlerinin kendileri ile iletişimlerinden memnun kaldıklarını ve aile sağlığı merkezlerinin kendilerine yakın konumda oldukları için aile hekimlerini tercih ettikleri saptanmıştır. Elde edilen bulgulara göre genç katılımcıların çoğunluğunun aile hekimliği sistemi ve aile hekimleri ile ilgili bilgi düzeylerinin düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların aile hekimlerine yönelik tutumları medeni durum, aile hekimini tanıma, aile hekimini tavsiye etme, yaş, eğitim durumu, çocuk sayısı, gelir durumlarına göre anlamlı farlılıklar tespit edilmiştir. Katılımcıların aile hekimlerine yönelik tutumlarında cinsiyet, aile hekimi dışındaki hekimleri tercih etme, yaşadıkları ilçeye göre ise anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Aile hekimleri de hastaların kendilerine olan yaklaşımını genel olarak olumlu değerlendirmişlerdir. Aile hekimlerinin yarısından fazlası aldıkları ücretin yüksek olmasından dolayı aile hekimliğini seçtiklerini belirtmişlerdir. Yeniden seçim yapma durumu olduğunda hekimlerin yüksek bir çoğunluğunun tekrar aile hekimliğini seçmek istedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca aile hekimlerinin yarısından fazlasının aile hekimliği sisteminin toplumsal fayda sağladığından dolayı aile hekimliğini seçtiği düşüncesine katılmadıklarını belirtmişlerdir. Aile hekimlerinin aile hekimliği uygulamasına ilişkin değerlendirmelerinde, aile hekimine bağlı kişi sayısına göre anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Yaş, aile sağlığı merkezinden önce çalışılan kurum türü ve aile sağlığı merkezinin bulunduğu ilçelere göre ise aile hekimlerinin aile hekimliği uygulamasına ilişkin değerlendirmelerinde anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri, Aile Hekimliği, Bitlis
Bitlis ve çevresinde yayılış gösteren bazı Ranunculus L. (Ranunculaceae)türlerinin sitogenetik yönden araştırılması
Ranunculus L. cinsi Türkiye'de 84 türe sahiptir, bu tür sayısına alttür ve varyeteler de dahil edildiğinde toplamda 102 takson ile temsil edilmekte olup bunların 22'si endemiktir, endemizm oranı % 21,5'tir. Bu çalışmada, Bitlis ili çevresinde yayılış gösteren R. diversifolius Boiss. & Kotschy, R. poluninii Davis ve R. crateris Davis türlerinin karyolojik özellikleri tespit edilmiştir. R. poluninii ve R. crateris türleri Ülkemize endemik ve İran – Turan elementidir. R. diversifolius türü Türkiye'nin Doğusunda yayılış gösterir. Kromozomal özellikleri incelenen üç tür de diploiddir ve kromozom sayıları x=8, 2n=16'dir. Morfolojik olarak benzer olan bu üç türün, kromozom morfolojileri açısından farklı ve her türün kendine özgü özelliklere sahip oldukları bulunmuştur.
Bitlis kazısında ortaya çıkarılan (2004-2008) tütün lüleleri
Çalışmasını tamamladığımız tez, 2004 yılında Prof. Dr. Kadir Pektaş tarafından başlatılan Bitlis Kalesi Kazısı'nda çıkarılan ve günümüzde Bitlis Etnografya Müzesi'nde korunmakta olan tütün lülelerini konu edinmiştir. Bitlis Kalesi Kazısı'nda çalışmalar halen devam etmekte olduğu için ve araştırmamız 2004- 2008 yılları arasında çıkarılan tütün lüleleri ile sınırlandırılmıştır.Bitlis kalesi kazısında çıkarılan lülelerin tamamı halk tipi lülelerden oluşmaktadır. Çıkarılan 924 lüleden tam ve tama yakın olanlardan 123 adet lüleyi çalışmamıza alınmıştır. Lüleler hamur, üretim, form özelliklerine, bezeme tekniklerine ve motif özelliklerine göre incelenmiştir.Tütünün Osmanlı devletine girmesiyle birlikte tütün içimi için lüle yapımına başlanmış ve atölyeler kurulmuştur. Ancak yapılan lülelerin birçoğunda tarih ve usta mührü olmadığı için kesin tarih verilememektedir. Çalışmamızda 2004- 2008 yılları arasında Bitlis Kalesi Kazısı'nda çıkarılan lülelerde tarih ve usta mührü bulunmamaktadır.
Bitlis yöresinden derlenen atasözü ve deyimlerin tematik açıdan sınıflandırılması
Bu çalışmada Bitlis yöresinde kullanılan atasözleri ve deyimler tematik açıdan incelenmiştir. Bu sözlü kültür unsurları halk ağzından derlendiği şekliyle yazıya geçirilmiştir. Çalışma Giriş ve İnceleme olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Bitlis şehrinin tarihiyle ilgili bilgiler verilmiştir. İnceleme bölümünde ise atasözleri ve deyimler ile ilgili kaynaklara da başvurularak genel itibarı ile bilgi verilip derlenen atasözleri ve deyimler hem transkriptleri ile hem de anlamları ile birlikte aktarılmıştır. Bu malzemeler farklı kaynaklarda bulunma durumuna göre karşılaştırması yapılarak tablolaştırılmıştır.
İlköğretim 8.sınıf öğrencilerinin çevreye yönelik tutumlarının incelenmesi (Bitlis ili örneği)
Dünyadaki bütün canlılar için gün geçtikçe daha büyük bir önem arzeden çevre konusunda insanların sahip olduğu tutum ve davranışlar önemlidir. Araştırmada ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin çevreye yönelik tutumlarının düzeyini belirlemek ve bazı demografik değişkenlere göre anlamlı farklılıklar gösterip göstermediğini tespit etmek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda 2018-2019 yılında Bitlis ilindeki okullarda eğitim görmekte olan sekizinci sınıf öğrencilerine Yücel (2013) tarafından ortaokul öğrencileri için geliştirilen ''Çevre Tutum Ölçeği'' uygulanmıştır. Ölçekten elde edilen verilerin araştırmanın amacı ve araştırma sorularına uygun olarak çözümlenmesi için SPSS programından yararlanmıştır. Verilerin çözümlenmesi aşamasında Bağımsız örneklem t testi, Tek yönlü varyans analizi (Anova) teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında, ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin çevreye yönelik davranışları, duygu, düşünce ve eylemde bulunmaya istekleri yüksek düzeydedir. Bununla birlikte öğrencilerin aylık gelirine göre davranış ve düşünce puanları; yerleşim birimlerine göre davranış, düşünce ve eylemde bulunmaya isteklilik puanları, karne notlarına göre duygu, düşünce ve tutum toplam puanları, cinsiyetlerine göre duygu, düşünce ve tutum toplam puanları arasında anlamlı farklılıklar olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin baba eğitim durumlarına göre anlamlı farklılıklar tespit edilirken anne eğitim durumunda anlamlı bir farklılık saptanmamıştır.
II. Abdülhamid döneminde Bitlis Vilayetinde İngiliz konsoloslarının faaliyetleri
13 Temmuz 1878 tarihinde Berlin Anlaşması'nın imzalanmasının ardından Osmanlı-İngiliz İlişkilerinde İngiliz konsoloslarının faaliyetleri önemli bir yere sahip olmuştur. İngiltere, Berlin Anlaşması'nın kendisine tanıdığı yetkilere dayanarak Rusya'nın Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki nüfuzunu azaltma ve bu bölgede kendi etkisini arttırma politikası izlemiştir. Bunu da Osmanlı Devleti'ndeki askerî, ekonomik, siyasi ıslahatları teşvik ederek yapmaya çalışmıştır. Bu amaç doğrultusunda Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı vilayetlere konsoloslarını göndermeye başlayan İngiltere, konsoloları aracılığıyla ıslahatların uygulanma sürecini kontrol ederek Ermeniler üzerindeki nüfuzunu kuvvetlendirmeye çalışmıştır. Doğu Anadolu'da görevlendirilen İngiliz konsolosları, Ermenilerle iyi ilişkiler kurmaya çalışmış, Ermenilerin savunucusu ve koruyucusu rolünü üstlenmişlerdir. Zamanla Ermenileri İngiliz yanlısı bir politika izlemeye teşvik etmişlerdir. Bu tez çalışması 1895 ile 1909 yılları arasında Bitlis vilayetinde görev yapmış olan İngiliz yardımcı konsoloslarının faaliyetleri ile bu faaliyetlerin Bitlis vilayetinde meydana gelen Ermeni olaylarına etkisi hakkında ayrıntılara yer vermektedir. Bitlis özelinde incelenen konsolos faaliyetleri İngiltere'nin Osmanlı üzerindeki politikasının yerelde yansımasını ortaya koyması açısından büyük önem taşımaktadır.
Ortaokul öğrencilerinin, idarecilerinin ve fen bilimleri öğretmenlerinin eğitimde bilişim ağı hakkındaki görüşleri: Bitlis ili örneği
Teknolojideki gelişmeler, eğitimde teknolojinin kullanılmasına yönelik çalışmaları hızlandırmaktadır. Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü tarafından geliştirilen ve teknolojinin bir ürünü olan eğitimde bilgi ağı platformunun özellikle pandemi döneminde öğretmenler, öğrenciler, yöneticiler ve veliler için öneminin arttığı görülmektedir. Bu nedenle, Eğitimde bilişim ağı, salgın sürecinde yönetici, öğretmen ve öğrencilerin bir öğrenme ortamı oluşturmasını ve sanal ortamda bir araya gelmesini sağladığından, bu paydaşların eğitimde bilişim ağı hakkındaki görüşlerinin bilinmesi önemlidir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı fen bilimleri öğretmen, öğrenci ve yöneticilerinin eğitimde bilişim ağına ilişkin görüşlerini belirlemektir. Çalışma için hem nicel hem de nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma yöntem araştırmalarından keşfedici sıralı karma desen tercih edilmiştir. 2019-2020 eğitim öğretim yılında gerçekleştirilen bu çalışma; Bitlis İli ve ilçelerinde etkileşimli tahtaların yer aldığı araştırmanın nicel verilerinin uygulama aşamasının bitimine salgının denk gelmesi nedeniyle ulaşılabilen 63 ortaokul, 63 yönetici, 120 Fen Bilimleri öğretmeni ve 3462 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Ancak 11 Mart 2020 tarihinde Covid-19 salgını nedeniyle nicel veri uygulamasının son aşaması salgın dönemine denk gelmiştir. Nicel veriler, "Eğitimde bilişim ağı ve eğitimde bilişim ağının Kullanım Amacına İlişkin Öğretmen, Yönetici ve Öğrenci Görüşleri Anketi"; Nitel veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme soruları ile elde edilmiştir. Nicel veri analizi için SPSS 25.0 programı tercih edilmiştir. Sayılar, yüzdelikler, ortalamalar, standart sapmalar, minimum ve maksimum değerler belirlenerek tanımlayıcı bulgular elde edilmiştir. Nitel verilerin uygulama aşaması ise Covid-19 salgını döneminde gerçekleştirilmiştir. Bu veriler odak grup görüşmesi yöntemiyle toplanmış ve içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Odak grup görüşmesi sırasında öğrenci, yönetici ve öğretmenler tarafından verilen cevaplara göre tema-kategori ve kodlar oluşturulmuştur. Sonuç olarak; yöneticilerin cinsiyet değişkeninde ve "Eğitimde bilişim ağı" alt boyutunda nicel bulgularda (p=0,018) anlamlı bir farklılık gözlenmiştir. Öğretmen değişkenleri de dâhil olmak üzere diğer değişkenlerde farklılık olmadığı görülmüştür. "Görüş" ve "Kullanım Amacı" alt boyut ortalamalarına göre yönetici ve öğretmenlerin olumlu düşündükleri görülmüştür. Ancak eğitimde bilgi ağında bazı eksiklikler (altyapı, ders içeriklerinin ve sınav sorularının yetersizliği, içeriğe ulaşamama, yetersiz rehberlik vb.) olduğu ve eğitimde bilgi ağının çoğunlukla öğretmenler tarafından sadece yardımcı kaynak olarak kullanıldığı, salgında ise canlı dersler için kullanıldığı görülmektedir. Öğrencilerin "Görüş", "Kullanma Amacı" alt boyutlarında, "Eğitimde bilişim ağı Toplam Ölçek" puanında(EBAToplam=3,11) değişkenlere göre anlamlı bir farklılığın olduğu görülmüştür. Ayrıca genel anlamda öğrenciler "Görüş" ve "Eğitimde bilişim ağı Toplam" alt boyut ortalamalarına göre olumlu görüş belirtmişlerdir. Ancak "Kullanma Amacı" alt boyut ortalamasına göre olumlu görüş belirtmemişlerdir. Pandemi döneminde elde edilen nitel bulgularda öğrencilerin genelinin pandemi öncesine göre Eğitimde bilişim ağı ile ilgili daha çok bilgi edindikleri, Eğitimde bilişim ağı'nı kullanma oranlarının arttığı görülmüştür. Ayrıca idareciler ve öğretmenlerde de "Görüş" ile "Kullanma amacı" alt boyut ortalamalarında pandemi öncesine göre olumlu yönde farklılıklar gözlemlenmiştir. Sonuç olarak; Eğitimde bilişim ağı'nın tüm paydaşları için kolayca, sorunsuzca kullanılabilmesi adına öğretmenlerin, idarecilerin ve öğrencilerin düşüncelerine de yer verilmesi gerektiği şeklinde bir takım somut öneriler sıralanmıştır.
Mükerrer çocuk suçluluğu: "Bitlis ili örneği"
Son yıllarda, çocukluk döneminde suç işleme oranı giderek artış göstermektir. Çocuk ve suç kavramları birlikte kullanılması istenmeyen bir durum olmasına rağmen bazen aile bazen de akran gruplarının etkisiyle çocuklar suça sürüklenebilmektedirler. Çocukları, yaşamlarının çok erken dönemlerinde suça iten nedenlerin tespit edilmesi, çocuk suçluluk oranının azaltılması açısından önemlidir. Özellikle, suçu meslek haline getiren bireyler üzerinde yapılan çalışmalarda, mükerrer suçlu olma süreçlerinin çoğunluğu çocukluk dönemine ait risk faktörlerine dayanmaktadır. Bu çalışmada, Bitlis ilinde mükerrer çocuk suçluluğu ele alınmaktadır. Çalışma kapsamında, 2016-2017 yılları arasında Bitlis İli Denetimli Serbestlik biriminde suç dosyası bulunan 61 çocukla yüz yüze görüşülmüş, çocuk suçluluğu ile ilgili TUİK verilerinden yararlanılmış ve mükerrer suçlu çocuklara birebir anket formu uygulanmıştır. Araştırmada mükerrer suça sürüklenen çocukların suç geçmişleri ile aile ve akran etkenlerine ilişkin hipotezler kurulmuştur. Örneklem grubu, 15-18 yaş aralığındaki erkek çocuklardan oluşmaktadır. Görüşmelerden elde edilen veriler, Statistical Package for Social Sciences (SPSS) programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veriler değerlendirilirken çıkarımsal istatistik metotları kullanılmıştır. Sonuç olarak, çocuğu suça iten risk faktörleri olarak; eğitim düzeyi, ebeveynlerin öğrenim durumu ve çocuğa karşı olan tutumları, çocuğun arkadaş çevresinin zararlı madde alışkanlıkları, yakın çevresinde suçlu kişilerin varlığı ve ailenin sosyo–ekonomik durumu gibi etkenler değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Suç, Çocuk Suçluluğu, Suça Sürüklenen Çocuk, Çocuklarda Mükerrer Suçluluk
Hırsızlık suçu işleyen çocuklar üzerine sosyolojik bir çalışma: (Bitlis ili örneği)
Sosyal problem olarak suç ve suçluluk, dinamik yapıda bulunması nedeniyle toplumdan topluma değişmektedir. Suç aktörleri incelendiğinde yetişkinlerin suç işlemesi bir problemdir ancak çocuk gibi masum bir varlığın suç işlemesi daha önemli bir problemdir. Bu bağlamda bir çocuk, kendini suç işlemeye yöneltecek herhangi bir unsurun varlığında suç işleyebilmektedir. Çocukları suça sürükleyen etkenler bireysel (ergenlik, depresyon, yetersiz öz denetim vb.) çevresel (okul, iş, akran- arkadaş etkisi vb.), sosyal (aile, göç ve alt kültür vb.) ve ekonomik (işsizlik, yoksulluk vb.) olarak ifade edilebilir. Çocukların suç işleme nedenleri kadar işledikleri suç türleri de önem arz eden bir konudur. Adalet Bakanlığı tarafından ilan edilen adli istatistiklerde çocukların genel olarak mala karşı suçları işlediği tespit edilmiştir. Bu yüksek lisans tezinde malvarlığına karşı suçlardan hırsızlık suçunu işleyen çocuklar ele alınmaktadır. Bu kapsamda Bitlis İl'i ve İlçelerinde ikamet eden ve 1 Ocak 2017-31 Aralık 2017 tarihleri arasında hırsızlık suçunu işleyen çocuklara ait sosyal inceleme raporları incelenmiştir. Çocuklara ait elde edilen veriler tablolara aktarılmış ve sosyolojik bakış açısıyla yorumlanmaya çalışılmıştır. Bu çalışma ile Bitlis ilinde çocukların hırsızlık suçunu işlemesinde aile ve arkadaş kaynaklı etkenlerin baskın olduğu, çocukların genellikle eğitimlerine devam etmediği ve bahse konu olan bu çocukların suçu işlemelerini önlemeye yönelik etkin bir çalışma bulunmadığı saptanmıştır.
Bitlis'ten derlenen efsanelerin psiko-sosyal ve arketipsel tahlili
Mitik düşünceden kaynağını alan derin anlam dizgeleri sözlü kültür ürünlerinde kendisine yer bulur. İnsanoğlunun yaşamsal kodlarını barındıran bu ürünler, arkaik düşüncenin yaşama bakışını geleceğe taşır. Sözlü kültür ürünlerinden olan efsaneler, bilinmeyen karşısında insanın giriştiği kaynak/temel arama çabasının şekillendirdiği başat türlerdendir. Varlığını sağlam temeller üzerine kurmayı amaçlayan toplumlar geçmişin deneyimleriyle tutum ve davranışlarını şekillendirmeye çalışırlar. Efsaneler ise bu aşamada muhtevasında barındırdığı yaşamsal kodlar, felsefik yapı ve kültürel değerlerle geçmiş ile gelecek arasında köprü vazifesi üstlenir. Efsaneler yatay boyutta yatır ve türbe gibi doğal sağaltım merkezlerinin korunması, toplumun psikolojik olarak rahatlaması gibi eylemler dizgesine sahiptir. Dikey boyutta ise efsanelerin dinî, tarihî ve inançsal arka plan kültürünün yansımaları olduğu görülür. Bu yönüyle efsaneler tüm yönlere açılabilen anlamlar ağına sahiptir. Efsaneler kişisel bilinçaltının izlerini seyretmemizi sağlamakla birlikte kolektif bilinç dışının kodlarını arketipsel semboller aracılığıyla görüntü düzeyine ulaştırır. Bu bakımdan efsaneler bireyden topluma ve yerelden evrensele uzanan değerler sistemini barındırır. Efsanelerin görünür düzlemdeki yansımalarını insanoğlunun çevresiyle kurduğu ilişkinin pratik eylemler dizgesi olarak görmek mümkündür. Ancak efsanelerin sahip olduğu evrensel kodlar örtük anlam dizgelerinde saklıdır. Efsanelerin psiko-sosyal analizi, görünür düzlemin arka planında yatan sebeplerini; arketipsel yöntemle incelenmesi ise evrensel kodların açığa çıkartılmasını sağlar. Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Bitlis, geçiş yolları üzerinde bulunmasından dolayı tarihsel süreç içerisinde farklı uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Şehir, bu yapısından ötürü kültürel açıdan oldukça zengindir. Özellikle kaynağını mitik dönemden alan yöre efsaneleri, sözü edilen kültürel zenginliğin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Çalışmamızda toplumsal tecrübe gömüsü niteliğinde olan yöre efsaneleri saha çalışmaları neticesinde derlenerek kayıt altına alınmıştır. Böylelikle sözlü kültür geleneği içerisinde yok olup gitme tehlikesi altında olan Bitlis efsaneleri, kayıt altına alınarak ölümsüzleştirilmiş ve kültürel mirasa kazandırılmaya çalışılmıştır. Derlenen efsaneler; oluşum, dönüşüm, tabiat unsurları, hayvanlar, dinî, tarihî, yerleşim yerlerinin adları ve olağanüstü varlıklarla ilgili konularda olmak üzere sekiz ana başlık altında tasnif edilmiştir. Tasnife tabi tutulan efsaneler tek boyutlu değil, psiko-sosyal ve arketipsel olarak çok yönlü olarak tahlil edilerek toplumsal erişime sunulmaya çalışılmıştır. Çalışma kapsamında ele alınan Bitlis efsaneleri; "Ben", gölge, anima ve animus, iç benlik, persona, kahraman, asi, anne, yetim, gezgin, kurban, masum ve hilebaz arketipleri başlıkları altında çözümlenmiştir. Yörede anlatılan efsaneler, binlerce yıllık birikimin ürünü olan gelenek ve göreneği, halk inanışlarını ve değerleri kültürel bellekte yaşatır. Böylelikle efsaneler eğitimde ve toplumsal bilincin gelişmesinde doğal bir kaynak işlevi görür. Ayrıca Bitlis efsaneleri, medya ve reklamlar aracılığıyla tanıtılarak bölgenin kültürel turizmine de katkı sağlamaktadır. Bitlis efsanelerinin kültürel arka planında eski Türk inancının, Şamanizm'in ve İslâmiyet'e bağlı inanışların izlerini görmek mümkündür. Aynı zamanda efsane metinleri dikey boyutlu olarak incelendiğinde atalar kültü, ağaç kültü, hayvan kültü, dağ kültü, su kültü, taş kültü, ateş kültü, toprak kültü ve mağara kültüne bağlı mitik değerlerin yansımaları görülmektedir. Bitlis efsanelerinin özelde Türk kültürü ile olan ilişkisi, genel anlamda ise evrensel değer kodlarıyla olan bağları ortaya çıkartılmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak çalışmamızın Bitlis'in kültür turizmi potansiyelini arttırabileceği, değerler eğitimi açısından pedagojik bir araç olarak kullanılabileceği ve genç kuşaklar tarafından millî ve manevi değerlerin benimsenmesine katkı sunabileceği kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Bitlis, Efsane, Arketip, Psiko- Sosyal, Kültür, Kült
Evliya Çelebi Seyahatnâmesi'ne göre Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki bazı kaleler ve diğer kaynaklarla mukayeseli incelenmesi
XVII. yüzyılda Osmanlı devletinde yaşayan büyük seyyah Evliya Çelebi, Doğu Anadolu Bölgesine yapmış olduğu seyahatlerde bir çok şehir ve kale gezmiş, yaptığı incelemeleri Seyahatnâme adlı eserinde ayrıntılı bir şekilde anlatmıştır. Gezdiği kale ve kale-şehirlerden seyahatnâmenin bazı bölümlerinde kısaca bahsetmiş, bazı bölümlerinde ise bu kale ve kale-şehirler hakkında detaylı bilgiler vermiştir. Çalışmamız, Evliya Çelebi?nin Doğu bölgesindeki bölge tarihi açısından önemli bazı kaleler (Ahlat Kalesi, Adilcevaz Kalesi, Bitlis Kalesi, Diyarbakır Kalesi, Erzurum Kalesi, Mardin Kalesi, Van Kalesi) hakkında verdiği bilgileri ve bu bilgilerin yapılmış diğer bilimsel çalışmalar ile bir mukayesesini içermektedir. Evliya Çelebi çalışmamıza konu olan kaleleri anlatırken, kalelerin nasıl kurulduğu ve isimlerinin nereden geldiği konusunda efsanevi unsurlardan ve dini öğelerden sıkça yararlanmıştır. Kalelerin tarihi gelişimini anlatırken ise okumuş olduğu eserlerden, yaşadıklarından ve duyduklarından faydalanmıştır.Evliya Çelebi?nin, kalelerin Osmanlı Devleti öncesi tarihini anlatırken herhangi bir kronoloji takip etmediği, kalelerin kuruldukları coğrafyada yaşamış olan bazı önemli devletlerden bahsetmediği, bazen de tarihi olayları karışık, eksik veya kısmen hatalı verdiği görülmüştür. Evliya Çelebi, tezimize konu olan kalelerin Osmanlı hakimiyeti dönemindeki tarihi seyrini detaylı bir şekilde anlatmıştır. Seyahatnâme çok geniş bir coğrafya ile ilgili bilgiler verdiği için, tümünün eksiksiz ve tam olması beklenmemelidir. Bu durum Seyahatnâme?nin önemli bir kaynak olarak kullanılmasına engel teşkil etmemektedir. Bilgiler tarihi tenkit süzgecinden geçirildikten sonra eşsiz bir bilgi hazinesi haline dönüşecek niteliktedir.Seyahatnâme, kalelerin mimari açıdan durumlarına ve o dönem içerisindeki idari yapılanmaya ışık tutması açısından oldukça önemli bilgiler ihtiva etmektedir. Evliya Çelebi?nin özellikle Diyarbakır, Van, Bitlis gibi kale-şehirlere yaptığı seyahatleri sırasında yaşadığı olaylar, o dönemin sosyal ve siyasi yapısı hakkında bize başka hiçbir kaynakta bulamayacağımız bilgiler vermektedir. Anahtar Kelimeler: Kale, Seyahatnâme, Şehir, Mimari, İdare.
Van ve Bitlis yörelerindeki Urartu Dönemine ait eserler ve bölgede yapılan kazılar
Urartu Krallığı, Van Gölü Havzası merkez olmak üzere Doğu Anadolu'da M.Ö. 9 ve 6. yüzyıllar arasında hüküm sürmüş önemli bir uygarlıktır. Bu çalışmada kendilerini Bianili olarak adlandıran Urartu Krallığı, özellikle Urartu Krallığı'nın merkezini oluşturan Van Gölü Havzası'ndaki önemli mimari yapıları ve bu bölgede ele geçen buluntular ele alınmıştır. Urartu uygarlığının doğup-geliştiği Van Gölü Havzası, bilindiği üzere prehistorik dönemlerden itibaren birçok farklı milletin mesken edindiği önemli bir yer olmuştur. Özellikle çalışmanın temelini oluşturan bölge Erken Demir Çağı'nda çok yoğun bir yerleşime sahne olmuştur. Bu bölge Urartular ve Proto Urartuların kökenleri ve gelişimleri hakkında bizlere önemli ipuçları vermesi açısından da oldukça önemlidir Bölge bu kadar önemli olmasına rağmen yeteri kadar araştırma ve arkeolojik kazı çalışması yapılmaması nedeniyle bilimsel açıdan hala kapalı bir kutu konumundadır. Tez çalışmamızla ileride yapılacak bilimsel çalışmalara katkı sağlamaya çalıştık. Bu konuda çalışma yapmamıza neden olan temel etki, arkeolojik olarak karanlık olan bu bölgenin aydınlanmasıyla dünyanın tarihi yol haritasında bazı değişikliklerin olma ihtimalidir. Yaklaşık yüzyıldan bu yana Urartuları daha iyi tanımak için kazı ve yüzey araştırmaları yapılmaktadır. Tezimde elde edilen yazılı kaynaklar ve arkeolojik veriler bir arada değerlendirilerek Urartular Krallığı hakkında önemli bilgiler verilmektedir. Ayrıca bu veriler ışığında Urartuların Anadolu ve Dünya medeniyetinin gelişmesindeki rolü de ispatlanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Urartular, Demir Çağı, Kazı Çalışmaları, Arkeoloji, Kaleler, Sulama Kanalı, Gölet.