East Mediterranean

75 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Doğu akdeniz'de paylaşım mücadelesi ve Türkiye'nin bu süreçteki rolü

Dünya' da yaşanılan bu zaman diliminde ülkelerin egemenliklerini ve refah içinde yaşamlarını sürdürebilmelerinin en önemli temel kaynağı enerji bağımsızlığı olmuştur. Doğu Akdeniz, hidrokarbon yataklarına sahip olduğu için Akdeniz' e kıyısı olan ve olmayan tüm ülkeler için enerji bağımsızlığı özelinde çok fazla önem teşkil etmektedir.Türkiye enerji bağlamında dışa bağımlılığını bitirmek ve haklı olarak kendi sahasında enerji arama çalışmalarına başlamaktadır.Doğu Akdeniz'e kıyısı olan ve kıyısı olmayan ülkeler, hidrokarbon yataklarının (petrol, doğalgaz vb.) kendi tekeline geçmesi için Türkiye'nin ve KKTC' nin haklarını ihlal ederek Türkiye'yiDoğu Akdeniz' de çok küçük bir alana hapsetmek istemişlerdir. Türkiye gerek diplomasi alanında gerekse mavi vatanın korunması ve haklarının sonuna kadar bilincinde olup arama faaliyetlerine başlamış olması ile fiili olarak varlığını tüm ülkelere kanıtlamıştır. Doğu Akdeniz'de çıkarılacak olan hidrokarbonların Türkiye üzerinden dünya pazarına taşınması ve bununla beraber hidrokarbonların Türkiye'nin kıta sahanlığında bulunması Türkiye'nin de enerji bağımlılığını tamamen sona erdirecektir.Doğu Akdeniz'de bulunan kıyıdaş devletler ile kıyıdaş olmayan devletlerin arasında yaşanan enerji savaşları bu bölgenin kaderini ciddi anlamda değiştirecek ve yaşanılacak olan bu durum bölgenin askeri ve siyasi anlamda huzurunun ve güvenliğinin bozulmasına zemin hazırlayacaktır. Yapılan bu araştırmada Türkiye'nin tezinin doğru olduğu ispat edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Doğu Akdeniz, Enerji Bağımlılığı, Mavi Vatan, Türkiye, Hidrokarbon Yatakları, Kıyıdaş Devletler

Doğu AkdenizEnerjiEnerji bağımlılığı+6
Elif Rana Kişioğlu
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

64 numaralı Kıbrıs Tahrir (1572) defterine göre Mesarya nahiyesi (Transkripsiyon ve değerlendirme)

Doğu Akdeniz'de önemli bir yere sahip olan ve Osmanlı'nın fethinden sonra da bu önemini koruyan Kıbrıs'ta, Osmanlı hâkimiyetinin sağlanması, adanın şenlendirilmesi ve ekonomik yönden geliştirilmesi için gerekli tedbirler alınmıştır. Osmanlılar bir yörede, ilk fethin hemen ardından çeşitli vesileler ile tahrir yaparlardı. Osmanlı belgelerinde tahririn amacı, bölgedeki reayanın oturduğu yerler ve işlerinin özelliklerini, mallarının ve ürünlerinin kaynaklarını hükümdarın yani devletin bilmesi olarak belirtilir. Osmanlılar fetihten hemen sonra 1572 yılında Kıbrıs'ta bir tahrir gerçekleştirdiler. İlgili tahrir sonrasında oluşturulan defter, bugün Kuyud-ı Kadime (Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü) Arşivi'nde saklanan 64 Numaralı Kıbrıs Tahrir Defteri'dir. Çalışmamızda adı geçen bu defter transkibe edilmiştir ve söz konusu defterdeki verilere dayanarak Mesarya nahiyesinin sosyal ve ekonomik hayatı anlatılmaya çalışılmıştır.

DefterlerDoğu AkdenizKıbrıs+5
Nihal Bakışçı
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Realist ittifak teorileri bakış açısından Doğu Akdeniz meselesine yönelik Türk dış politikasının analizi

Doğu Akdeniz, tarih boyunca stratejik bir deniz havzası olma özelliğini korumuştur. Özellikle 2000'li yıllardan itibaren bölgede keşfedilen zengin enerji kaynakları, Doğu Akdeniz'i, son yıllarda enerji açısından büyük bir öneme sahip hale gelmiştir. Bu bölge, zengin doğal gaz ve petrol rezervlerine ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle Kıbrıs adası çevresi, Mısır, İsrail ve Lübnan açıklarında büyük doğal gaz ve petrol rezervlerini barındırmaktadır. Ancak bu enerji kaynaklarının keşfi ve çıkarılması, bölge ülkeleri arasında hem avantajları hem de güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. Bu doğrultuda enerji kaynaklarının çıkarılması için kıta sahanlığı ve deniz yetki alanlarının belirlenmesi gerekmektedir. Ancak bu konu bölge ülkeleri arasında anlaşmazlıklar yaşanmasına neden olmaktadır. Özellikle GKRY ve Türkiye arasındaki kıta sahanlığı sınırları konusunda ciddi anlaşmazlık mevcuttur. Enerji kaynaklarının paylaşılması ve uluslararası pazarlara aktarılması noktasında bölge ülkeleri arasında çıkar çatışmaları yaşanmaktadır. Her ülke, kendi enerji kaynaklarını en iyi şekilde kullanmak istemesi bölge ülkeleri arasında hem iş birliği fırsatlarına hem de çatışma risklerine yol açmaktadır. Bu çalışma, 2018 ile 2021 yılları arasında Türkiye'nin Doğu Akdeniz'e yönelik dış politikasındaki dönüşümün sebeplerini tehdit dengesi teorisi çerçevesinde incelemektedir. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki sert güç temelli dönüşümünün nedenleri ve Türkiye'yi Doğu Akdeniz'de Libya ile ittifak kurmaya iten faktörler analiz edilmektedir. Bu bağlamda, ittifak kavramının literatürdeki tanımları incelenmiş ve realist ittifak teorilerinin bu kavramı nasıl değerlendirdiği açıklanmıştır. Stephen Walt'un tehdit dengesi teorisi, Türkiye'nin dış politikasındaki dönüşümü açıklamada eksiklikler olduğu görülmüş ve bu eksiklikler İnşacı ve Neoliberal teorilerden faydalanılarak tamamlanmıştır. Sonuç olarak Türkiye'nin Doğu Akdeniz'e yönelik dış politikasındaki dönüşüm, bölgede oluşan ittifaklarla paralel olarak tehdit algısına yönelik bir dengeleme davranışı geliştirdiği gözlemlenmiştir

Doğu AkdenizDoğu Akdeniz bölgesi
Ceyda Kurt
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Güvenlik stratejileri bağlamında Atatürk dönemi Türkiye-İtalya ilişkileri

Bu tez Atatürk döneminde Türkiye-İtalya ilişkilerini güvenlik stratejileri bağlamında incelemektedir. Çalışmanın Türk dış politikasında İtalya konusu özelinde güvenlik araştırmalarında oluşan boşluğu doldurması hedeflenmektedir. Çalışma, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanı ile birlikte Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümüne kadar geçen süre zarfında, On İki Adalar üzerinde hakimiyeti bulunan İtalya'dan bu dönemde Türkiye ve bölgeye yönelik tehdit olup olmadığı, eğer varsa bu tehdidin hangi derecede olduğunu ve bu tehditlere karşı Cumhuriyetin yönetici kadrosunun Türk dış politikasında siyasi ve askerî anlamda nasıl bir güvenlik stratejisi uygulamaya çalıştığını ve bu stratejiler özelinde Atatürk dönemi Türk dış politikasında güvenlik stratejisinin ne olduğunu araştırmayı amaçlamaktadır. Aynı zamanda Cumhuriyetin yönetici kadrosu içerisinde İtalya tehdidine karşı hangi isimlerin ve kurumların ön plana çıktığı sorusuna cevap aranmaktadır. Tez çalışmasında konu ile ilgili kitap, bilimsel makale, Türkiye Büyük Millet Meclisi Arşivi, Cumhuriyet Arşivi, Türk Diplomatik Arşivi ve Milli Savunma Bakanlığı Askeri Tarih Arşivi'nden yararlanılmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden tarama-derleme ve yazılı doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmalar sonucunda On İki Adalar üzerinden Türkiye'nin Ege ve Akdeniz sahillerine karşı bir tehdit olduğu görülmüş, 1923-1928 arası ilişkiler karşılıklı güvensizlik ortamında şekillenmiş, 1928 yılında taraflar arasında imzalanan Tarafsızlık, Uzlaştırma ve Yargısal Çözüm Antlaşması ilişkilerde dönüm noktası teşkil etmiştir. 1928-1934 arası ilişkiler nisbeten daha olumlu gelişmiş, 1934 yılında Mussolini İtalya'nın geleceğinin Asya ve Afrika'da olduğunu söylemiş, bu durum Türkiye'yi oldukça rahatsız etmiş, ilişkiler tekrardan gerilmiştir. Türkiye İtalya tehdidine karşı Balkanlardaki anti-revizyonist ülkeler ile birlikte hareket etmiş, Balkan Antantı'nın kurulmasına öncülük etmiştir.

Atatürk DönemiDoğu AkdenizEge Denizi+3
Fakhrı Gulmammadov
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Akdeniz'de eksen değişiklikleri (Aktörler, sebepler, sonuçlar)

Türk Dış Politikası için Doğu Akdeniz bölgesinin tarih ve coğrafyası stratejik açıdan büyük bir öneme sahiptir. Geçmişten günümüze kadar olan dönemlerde Türkiye'nin Libya'nın iç kesimlerinde yaşayan topluluklar ile sıkı bağları bulunmaktadır. Bu yakın ilişkiler, Türkiye'nin bölgedeki gücünü korumasını sağlamaktadır. Doğal kaynakların keşfedilmesiyle birlikte bölgeye yakın olan topluluklar kendilerine avantaj sağlamaya başlamışlardır. Yaşanan gelişmelerle birlikte Libya'da bölgeye kıyısı olan ülkelerden biridir. Libya'da sorunların yaşanması ve ortaya çıkması sonucunda deniz hukukunda Libya'nın haklarının ihlal edilmesi ve Türkiye'nin gelişmeler sonucunda nasıl bir politika izleyeceği çalışmada başlıca ele alınacak konulardandır. Çalışmada Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Libya'ya karşı izlediği politikalar ele alınacaktır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikalarının belirlenmesi ve Türkiye Dış Politikasının izlenimleri ve yaşanacak eksen değişikliklerinin incelenmesidir. Anahtar Sözcükler: Akdeniz Politikaları, Doğu Akdeniz, Türkiye Dış Politika

Deniz hukukuDoğu AkdenizDoğu Akdeniz bölgesi+5
Yaser Çamurlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Güvenlik kültürü ve iç politikaya etkileri bağlamında "Mavi Vatan" kavramı ve Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikası

Türkiye bulunduğu coğrafi ve jeopolitik konum itibariyle küresel ve bölgesel birçok konu ile doğrudan veya dolaylı olarak ilişki içerisindedir. Bu tezin amacı, "Mavi Vatan" kavramı çerçevesinde son dönemde Doğu Akdeniz'de gerçekleşen askeri, ekonomik ve diplomatik gelişmelerin, Türk iç politikasına ne derece etki ettiği sorusuna siyasi aktörler ve düşünce kuruluşları zaviyesinden cevap arayıp literatüre katkı sağlamaktır. 'Politika ile ilgili hiçbir mesele tümüyle dışa ya da içe ait değildir. Bu tespitten hareketle dış politikanın, iç ve dış ilişkilerin ve aktörlerin karmaşık ortamında üretilen/uygulanan bir politika olduğunun altı çizilmelidir. İçte ve dışta farklı aktörlerin ve menfaatlerin bir araya getirilmesi ve bunların somut uygulamalara dönüşmesi zaman içerisinde değişebilen koalisyonlara dayanmaktadır'. 'Dış politika' esasen dışarıya ilişkin gibi görünse de temelde iç siyasi dinamiklerle ilişkili ve karşılıklı etkileşim içerisinde olan bir kavram olma özelliğine sahiptir. İç politikada halk ve ülke içi siyasi aktörlerin hem fikir oluşturma, hem de ortak bir politikayı destekleme düşüncesi, mevcut ülkenin uluslararası camiada daha kararlı ve güçlü adımlar atmasını kolaylaştırır. "Mavi Vatan" ve "Doğu Akdeniz" meselesinde de bu durum aynen geçerli ve izlenmesi gereken yol olarak dikkate değerdir. Sonuç olarak elde edilen bulgular çerçevesinde, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de kendisinin ve KKTC'nin haklarını askeri, hukuki ve bürokratik alanlarda olabildiğince savunduğu ve etkin bir dış politika izlediğini söylemek mümkündür. Belli farklılıklar dışında Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de ki haklılığı gerek İktidar ve muhalefet açısından ve gerekse de belirlenen Düşünce Kuruluşları açısından haklı görülmüştür.

Doğu AkdenizGüvenlikGüvenlik kültürü+7
Mert Tüter
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa'nın enerji politikası ve Doğu Akdeniz stratejisi

Avrupa Birliği, bir yandan iklim değişikliği baskısı bir yandan arz güvenliği baskısı altında enerji güvenliği ve karbondan arındırma stratejilerini uyumlaştırmaya ve bir dengeye getirmeye çalışmaktadır. Son yıllarda karbondan arınmış bir ekonomi kurma hedefi enerji arz güvenliğine katkı sağlama ve sürdürülebilir enerji için kritik bir öneme ulaşmıştır. Politikaları birbiriyle uzlaştırma süreci AB içerisinde yerel, bölgesel ve küresel ölçekte enerji yönetimini zorunlu hâle getirmiştir. AB enerji ve iklim yönetimi 'Temiz Enerji Paketleri' sayesinde belirgin hâle gelmiştir. Avrupa Komisyonu'nun Paris ve Lizbon iklim zirveleri sonucu AB enerji politikasındaki yetki artışıyla Enerji Birliği yapısı altında karbondan arındırma stratejileri giderek daha fazla önem kazanmış ve üye ülkeleri bağlayıcı sonuçlar ortaya koymaya başlamıştır. Yenilenebilir Enerji hedefleri ve Yenilenebilir Enerji Direktifleri ile AB bir enerji yönetim mekanizması ortaya koymuştur. Fakat bu gelişmeler doğrultusunda AB enerji politikası ile özellikle fosil yakıt bağımlılıkları yüksek olan Doğu Avrupa ülkeleri arasında bir takım politik çekişmeler ortaya çıkmıştır. AB ekonomiyi karbondan arındırma stratejisinde 2020, 2030 ve 2050 enerji ve iklim hedefleri belirlemiştir. Bu hedeflere Yenilenebilir Enerji Kaynakları ile ulaşılması birincil strateji olmasına rağmen doğalgazın diğer fosil yakıtlara oranla daha az emisyon değerine sahip olması AB'nin doğalgazı bir geçiş enerji kaynağı olarak değerlendirmesine sebep olmuştur. Bunun yanı sıra AB'nin doğalgaz bağımlılığının yüksek olması kolay vazgeçilebilir bir kaynak olmamasına ve arz güvenliğini olumsuz etkilemesine neden olmaktadır. AB Güney Gaz Koridoru ile doğalgaz çeşitlendirme politikasını ortaya koymuştur. Bunun yanı sıra LNG talebi ile doğalgazın küresel bir piyasadan temin edilme fırsatı AB'yi farklı bir enerji yönetimi konseptini ele almaya zorlamıştır. AB, Doğu Akdeniz gazını ise bu politikanın diğer destek ayağı olarak tasarlamaya çalışmaktadır. AB'nin Enerji Birliği etiketi altında Enerji politikasının gelişen ve zenginleşen yapısını analiz etmek ve değişen eksenini değerlendirerek AB enerji stratejisinin önceliklerini yeniden düzenlemek amaçlanmıştır. Bunun yanı sıra AB'nin dış enerji yönetimi kapsamında jeopolitik yaklaşımının sonuçları ortaya konmuştur. Piyasa yaklaşımı ve jeopolitik kritiğin bir araya gelmeye başladığı AB enerji politikasının Doğu Akdeniz'e stratejik iz düşümü değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Avrupa Komisyonu, Enerji, Dış Yönetişim, Jeopolitik, Doğu Akdeniz, LNG

Avrupa BirliğiAvrupa Birliği KomisyonuDoğu Akdeniz+7
Mahir Yavuz Subaşı
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
10
Master'sOpen AccessTR

Kıbrıs adası civarı hidrokarbon kaynakları paylaşım mücadelesinin Kıbrıs sorununa etkisi

Doğu Akdeniz ve Kıbrıs stratejik konumu nedeniyle hegemonik güce sahip olmak isteyen devletlerin dikkatini tarihin her döneminde çekmeyi başarmıştır. Günümüzde Ortadoğu petrolleri ve kendi alanında bulunan hidrokarbon zenginliği için anahtar rol üstlenmektedir. Doğu Akdeniz'e kıyıdaş olan ülkelerin en büyük sorunlarından biri, üzerinde anlaşamadıkları deniz alanlarıdır. Özellikle Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)'nin ilan ettiği sözde Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) alanları, Türkiye'nin Akdeniz'deki kıta sahanlığını ihlal etmektedir. GKRY, uluslararası enerji şirketleri ile yaptığı antlaşmalarla Kıbrıs sorununa farklı bir boyut kazandırmıştır. Türkiye'yi Doğu Akdeniz hidrokarbon meselesinde oyun dışına itmeye çalışan Yunanistan ve GKRY tezlerine karşılık olarak Türkiye uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını savunmaya devam etmektedir. Ayrıca Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)'nin menfaatlerini korumak adına Doğu Akdeniz'de her türlü girişimi yapmaktadır. İngiltere'nin adada bulunan egemen üsleri nedeniyle hidrokarbon rezervleri konusundaki talepleri ve politikaları da sorunun yönünü belirlemesi açısından önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Kıbrıs adası civarındaki hidrokarbon kaynaklarının paylaşılması konusunda yaşanacak çıkar çatışmalarının, Kıbrıs adasında süregelen Rum ve Türk toplumları arasındaki anlaşmazlıklara yansımalarını, bu problemlerin olası çözüm yollarının etkin hale getirilmesinde izlenebilecek politikaları realist kuram teorileri çerçevesinde açıklamaktır. Anahtar Kelimeler: Kıbrıs sorunu, Realizm, Hidrokarbonlar, Münhasır Ekonomik Bölge, Mavi vatan

Doğu AkdenizHidrokarbonlarKuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti+6
Bülent Fikri Sevim
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessEN

An analysis of the energy resources in the Eastern Mediterranean as a game changer in the region

The world countries experience a new practice with the globalization process. Growing trade volume and the number of population and decreasing natural resources increase the importance of fossil energy resources. The unequal distribution of fossil energy resources, as one of the most important inputs of economic and daily life, deepens its geostrategic dimension. In this context, oil and natural gas reserve discoveries in the Eastern Mediterranean and especially around the island of Cyprus are closely related to the energy supply security of the countries neighboring the Mediterranean. The aim of this study is to discuss the importance of newly discovered energy reserves in the Eastern Mediterranean region, which can already be likened to a multivariate equation. The study focuses on the role of energy resources in the Eastern Mediterranean as a game-changing factor in the region, which contains many problems, crises and cooperation opportunities.

Natural gasEast MediterraneanEnergy+4
Öykün Berk Sever
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Media's influence in foreign policy options: The Eastern Mediterranean case

The Eastern Mediterranean Crisis started in the early 2000s when the Republic of Southern Cyprus formed its own Exclusive Economic Zone (EEZ) and made an agreement with the riparian countries. On the other hand, Turkey created its own regional maps and notified the United Nations.The desire to obtain all these natural gas resources has mobilized Turkey, Israel, Egypt and Greece and started a kind of invisible war between these countries. While the states are producing their own strategies, media is standing out in terms of format of developments presenting. In this study, first of all, reflections were observed about the Eastern Mediterranean Crisis in Sabah, Sözcü and Hürriyet which are the most read newspapers in Turkey. Firstly, whether these reflections have an effect on Turkey's foreign security policies, then how much and how they play a role in Turkey's geo-political decisions, and the interpretations of the decisions taken by state actors and the approach they implement are examined. The primary purpose of this study is to examine how effective the media is in making geopolitical decisions on Turkish state actors, with its interpretation, criticism, and approach. Keywords: Eastern Mediterranean Crisis, Hydrocarbon, Geopolitics, Media and Politics, Turkey.

Natural gasEast MediterraneanNewspapers+5
Nebiye Güner
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Akdeniz'de yeni enerji politik: Türkiye'nin bölgeyi jeostratejik ve jeopolitik değiştirme potansiyeli

Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının tam ortasında yer alan Doğu Akdeniz bölgesi tarihsel önemini yüzyıllardır koruyan ve önemli göç ve ticaret yollarını içerisinde barındıran merkezi bir konumdadır. Son yıllarda bölgede yapılan enerji çalışmaları Doğu Akdeniz'in önemini daha da arttırmış ve bölgeyi tekrar diplomasinin merkezine çekmeyi başarmıştır. Doğu Akdeniz bölgesi sahip olduğu nitelikler sebebiyle keşfi gerçekleştirilen rezervlerin çıkarılması, pazarlara ulaştırılması gibi hususlarda çeşitli zorluklarla karşılaşılması ve kayda değer miktarda enerjinin bulunması küresel ve bölgesel güçleri bölgeye çekmiştir. Doğu Akdeniz bölgesinin bu çekiciliği yüzyıllardır küresel ve bölgesel aktörlerin güç mücadelelerine bir yeni sorun daha ekleyerek kronik sorunların daha da derin ve karmaşık hale gelmesine sebep olmuştur. Bu çalışmada Doğu Akdeniz'in sahip olduğu önem tarihsel, jeopolitik ve coğrafi olarak ele alınmış ve askeri politikalardan ekonomik ilişkilere kadar bölgesel gelişmeler incelenmiştir. Doğu Akdeniz'in enerji keşiflerinden sonra kazandığı enerji üssü olma potansiyeli jeopolitik teoriler, deniz yetki alanlarının uyuşmazlığı ve bölge devletlerinin enerji profilleri ile birlikte hidrokarbon enerji rezervlerinin yarattığı tehditler ve fırsatlardan bahsedilerek Doğu Akdeniz bölgesinin güncel jeopolitiğine olası etkileri irdelenmiştir.

Doğu AkdenizEnerjiEnerji güvenliği+5
Celal Çelik
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Doğu Akdeniz'de enerji keşiflerinin Kıbrıs sorununa etkileri

Kıbrıs, geçmişten günümüze gelen sorunlu bir alanı ifade etmektedir. 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti altında Rum ve Türklerin barış içerisinde yaşayamamaları ve Türklere yönelik artan şiddet olayları adanın Güney ve Kuzey olarak ikiye bölünmesi ile sonuçlanmıştır. Yaşanan sorunlara yönelik diplomatik arayışlar, Türk ve Rum topluluklarının bir arada yaşama veya ortak yönetim konusunda anlaşamamalarıyla sonuçsuz kalmıştır. Küresel aktörlerin Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunlara müdahil olmasıyla Kıbrıs sorununun çözümü duraksamış, Kıbrıs'ın hidrokarbon kaynakları, ülkenin devam eden sorununa enerji kaynak paylaşımı sorununun da eklenmesine neden olmuştur. Bu çalışmada Doğu Akdeniz'deki enerji keşiflerinin Kıbrıs sorununa olası etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Amaca ulaşmak için konu ile ilgili yerli ve yabancı edebiyat taranmış, konuya yönelik güncel tablo ve haritalardan faydalanılmış ve geçmişten günümüze süreci açıklamak için olabildiğince en güncel kaynaklardan faydalanılmıştır. Çalışma sonucunda; Doğu Akdeniz'deki enerji keşiflerinin Kıbrıs sorununa olası etkilerine yönelikyaşanan gelişmeler doğrultusunda çıkarımlar yapılmıştır.

Doğu AkdenizEnerjiEnerji kaynakları+5
Naciye Yürük
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Başlangıcından M.Ö. 2. binyılın sonuna kadar Kıbrıs Mısır ilişkileri

Akdeniz'in üçüncü büyük adası olan Kıbrıs, Doğu Akdeniz'de bulunan Mısır, Levant ve Anadolu'ya komşudur. Coğrafi konumundan ötürü geçiş güzergâhı görevi üstlenen Ada, siyasi ve ticari ilişkilerde aktif rol oynamıştır. İlişki içerisinde olduğu kültürleri etkileyen ve onlardan etkilenen Kıbrıs, ticari aktivitenin altın çağını yaşadığı Geç Tunç Çağı'nda bakır, kereste ve keramik gibi aranan birçok hammadde ve işlenmiş ürüne sahip olduğu için kısa zamanda politik ve ekonomik açıdan güç kazanır. M.Ö. 2. Binyıl Ada'nın Mısır, Yakın Doğu ve Ege medeniyetleri ile yakın ilişkiler kurduğu bir dönemdir. Konumuz gereği Kıbrıs Mısır özeline baktığımızda Mısır kralı (Firavunu), Alašia kralı arasındaki yazışmaları gösteren Amarna Mektupları, Geç Tunç Çağı'nda yapılan ticareti gösteren en önemli bulgulardan biri olan Uluburun Batığı, mütevazı yükü ile Gelidonya Batığı, karada birçok noktada ele geçen arkeolojik buluntular ikili ilişkilerin ne denli sık bir dokuya sahip olduğunu gösteren kıymetli kaynaklardır. Bahsi geçen kaynaklar aracılığıyla başlangıcından M.Ö.2. binin sonuna kadar Kıbrıs Mısır ilişkileri ayrıntılı bir şekilde gösterilmeye çalışılmıştır. Coğrafyanın toplumların değişmez kaderi olduğu bilgisinden yola çıkarak Kıbrıs'ın ve Mısır'ın etkileşimde olmasını sağlayan siyasi ve ticari ilişkiler gözler önüne serilmiştir. Anahtar Sözcükler: Kıbrıs, Mısır, Doğu Akdeniz, Amarna Mektupları, Uluburun Batığı.

Doğu AkdenizKıbrısMısır+3
Melda Özargun
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

AKP'nin Doğu Akdeniz politikası

Tezde Türk dış politikasının liberal, idealist ve konstrüktivist teoriler çerçevesinde; analitik eklektisizm yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. İncelenme alanı olarak Ortadoğu ve Kuzey Afrika'nın bir izdüşümü olarak değerlendirilebilecek Doğu Akdeniz bölgesi seçilmiştir. Türkiye'nin bulunduğu bölgede; gerçekleştirilmek istenen bölgesel iş birlikleri, örgütler, devlet dışı aktörler, radikal grup eylemleri bulunmaktadır. Bu maddeler Türkiye'nin beka kaygısı yaşamasına neden olmaktadır. AKP yönetimiyle birlikte Türk dış politikasında önceki dönemlere göre farklı aktörler ortaya çıkmıştır. AKP dönemi Türk dış politikasında; yeni Osmanlıcılık, ılımlı İslam gibi nitelemeler olsa da değişen bir şey olmadığı şeklindeki yaklaşımlar da mevcuttur. Buna göre Türk dış politikasının iktidar değişikliğinden etkilenmeyecek iki kurucu unsuru bulunmaktadır: Atatürk'ün "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" yaklaşımıyla Batıcılık ilkesidir.

Adalet ve Kalkınma PartisiDoğal gaz boru hatlarıDoğal gaz krizi+6
Hazal Çakaloğlu
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital diplomasi ve sosyal medya: Türk Dışişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı'nın Doğu Akdeniz meselesi kapsamındaki Twitter kullanımları

Geçtiğimiz yüzyılda, internet teknolojileri ve iletişim sistemlerinde yaşanan gelişmeler insanoğlunu küreselleşme kavramıyla tanıştırmış, zaman ve mekân sınırlarının ortadan kalkması ile dünya artık 'Global Köy' ifadesiyle nitelendirilmeye başlanmıştır. İletişim teknolojilerindeki gelişmeler önemli değişimlere ve dönüşümlere sebebiyet vererek yeni medya kavramını ortaya çıkarmıştır. Yeni medya, insanların yaşantılarında doğrudan etkiler yarattığı gibi devletlerin diplomatik işleyişleri üzerinde de ciddi değişiklere sebep olmuştur. Dijitalleşen dünyada her geçen gün gelişen teknolojinin siyasal ve diplomatik alan üzerindeki yansımalarından biri olan dijital diplomasi, iç ve dış kamulara yönelik siyasal iletişim süreçleri kapsamında gerçekleştirilen faaliyetlerin sosyal medya aracılığıyla hayata geçirilmesidir. Dijital diplomasiyi geleneksel medyadan ayıran temel özellikler arasında anındalık, karşılıklı etkileşim ve çift yönlü iletişim sayesinde hedef kitle ile doğrudan temas kurabilme gibi faktörler yer almaktadır. Bu çalışmada, dijital diplomasi kavramının ortaya koyduğu anlayış ve amaçlar çerçevesinde Türk Dışişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı'nın, sosyal medya uygulamaları arasında oldukça yaygın bir kullanım alanına sahip olan Twitter'ı Doğu Akdeniz meselesi kapsamında ne derece etkin kullandıkları incelenmiştir. Bu çalışma, incelenen tweet sayısının fazlalığı ve çeşitliliğinden dolayı çalışma zeminine en uygun yöntem olduğu düşünülen frekans analizi ve kategorisel analiz yöntemleriyle gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda, Doğu Akdeniz meselesi kapsamında, Milli Savunma Bakanlığı'na ait resmi Twitter hesabının etkin şekilde kullanıldığı ancak Türk Dışişleri Bakanlığı'na ait resmi Twitter hesabının etkin şekilde kullanılmadığı görülmüştür.

DiplomasiDoğu AkdenizDışişleri Bakanlığı+7
Burak Anıl Yıldırım
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Akdeniz enerji denkleminde Türkiye: 2000-2019

2000'li yıllarda yapılan enerji keşifleriyle birlikte Doğu Akdeniz bölgesinin uluslararası dinamiği yeni bir boyut kazanmıştır. Ortaya çıkan uluslararası konjonktürle birlikte devletlerarasında mücadeleye neden olmuştur. Böylece uluslararası sistemde artan enerji ihtiyacı yüzünden aktörler arasında yeni bir ekonomi temelli rekabet ortamı yaratmıştır. Bu rekabet ortamı GKRY, Yunanistan, İsrail, Mısır, AB ve ABD gibi aktörlerin çıkar odaklı işbirliğine sevk ederken, kendi politik uygulamalarına ters düşen Türkiye ile çatışma halinde olmalarına neden olmaktadır. Bölgesel ve küresel aktörlerin Türkiye'yi bölgede tek başına bırakma çabaları; deniz yetki alanlarında (MEB) meydana gelen sorunlar ve East Med projesi adı altında ortaya çıkmaktadır. Türkiye'nin ise KKTC ve Libya ile geliştirmiş olduğu ittifak bloğuyla kendi işbirliği mekanizmasını ortaya koymaktadır. Bu çalışma; bölgenin jeopolitik ve jeostratejik öğelerinden yararlanmaya çalışan aktörlerin enerji politikaları ve bu enerji politikaların realist perspektif üzerinden değerlendirilmesi yapılmaktadır. Bölgede meydan gelen mücadelede Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikası, Libya ve KKTC ile ilişkilendirilerek çıkarlarının ve egemenlik haklarının korunması ele alınmaktadır.

Akdeniz politikasıDoğu AkdenizDoğu Akdeniz bölgesi+4
Burcu Acar
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Portekiz'in Hint sularında yayılması ve Doğu Akdeniz ticaretine etkileri (1500-1517)

Sebte'nin 1415'te ele geçirilmesi Portekizliler için İslam'a karşı mücadeleyi denizin öte yakasına taşıma fırsatı idi. Ne var ki, böyle bir fırsatı değerlendirmeyi tercih etmediler ve bir başka bahara bıraktılar. Böyle olsa da, haçlı zihniyeti ekonomik imkânlar sunan, ancak Müslümanlarla meskûn olmayan denizaşırı topraklarda da devam ettirilebilirdi. Atlantik'teki adalar ile Fas'ın güneyinde uzanan Afrika'nın batı sahilleri bu gaye için paha biçilmez mekânlardı. Sözü edilen yerlerde Prens Henrique'nin önderliğinde başlayan ve sonraki Portekizli hükümdarlar tarafından sürdürülen keşif faaliyetleri, somut kazanımlar getirdiği gibi, Portekizlilerin, yarım asırdan fazla bir süre sonra, bilinen dünyanın cazibesini en fazla çeken mal trafiğinin döndüğü Hint sularına girmelerini sağladı. Bu çalışmanın amaçları arasında, o zamana kadar hiç görmedikleri Hindistan'ın iktisadî kaynaklarına erişebilmek için Portekizlilerin türlü siyasî unsurlarla ilişkilerini ve bu ilişkilerin Portekizlilerin Hindistan'daki mevcudiyetine muhalif olan taraflar için tehdit olarak telakki edilmesinden dolayı, hem Hindistan'da hem de Doğu Akdeniz'de verilen tepkileri ve başvurulan caydırıcı hamleleri ve Kızıldeniz ile Hindistan arasındaki ticareti yürüten Müslümanların saf dışı bırakılıp, Portekizlilerin, onların yerine kendilerini ikame etmek için Arap Denizi'ne karşı politikalarını incelemek vardır. Bu çalışma Portekizce ile İtalyanca ana kaynaklara ve Arapça yazılmış olan kaynakların İngilizce ve Türkçe tercümeleri ile modern literatürdeki çalışmalara göre hazırlanmıştır.

Atlantik OkyanusuDoğu AkdenizHint Okyanusu+6
Sertuğ Galip İnan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Akdeniz'de enerji güvenliğinin uluslararası politik ekonomisi

Bu çalışmada, Doğu Akdeniz'de mevcut enerji güvenliği durumuna Uluslararası Politik Ekonomi anlayışıyla eleştirel bir değerlendirme yapılması amaçlanmaktadır. Ekonomi-politika kavramlarının birlikte ele alınması ve uluslararası boyutun dâhil edilmesi gerektiği, devlet dışı aktörlerin ve bölge dışı aktörlerin varlığı, güvenlikleştirme kavramı; UPE disiplinin benimsemiş olduğu bu anlayışlar ile Doğu Akdeniz'deki mevcut durum ele alınmaya çalışılmıştır. Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliği sorunsalının klasik uluslararası ilişkiler anlayışlarının ötesinde yeniden değerlendirilmesi noktasından hareketle, konunun neden UPE anlayışıyla ele alınması gerektiğine yönelik çalışma gerçekleştirilmiştir. UPE disiplinin benimsemiş olduğu anlayışlar çerçevesinde, Doğu Akdeniz'deki mevcut halin bir güvenlikleştirme durumu olduğu aktarılmaya çalışılmıştır. Bu noktalardan hareketle tezin ilk bölümünde UPE disiplini, İngiliz Okulu, Güvenlikleştirme ve Karşılıklı Bağımlılık kavramları aktarılarak çalışmanın teorik çerçevesi oluşturulmaya çalışılmıştır. Akabinde Doğu Akdeniz'deki mevcut durumda bir güvenlikleştirme durumunu ortaya koyabilmek adına Doğu Akdeniz gerginliği tarihsel arka planıyla ikinci bölümde, Türkiye-Yunanistan-Kıbrıs karşılıklı ilişkileri üzerinden analiz gerçekleştirilmiş, ilişkilerde Arap Baharı sürecine dikkat çekilmiş, Mısır, Libya üzerinden okumalar ele alınıp, aktarılmıştır. Daha sonra Suriye, İsrail ve Mısır Doğu Akdeniz'de enerji jeopolitiği ve politikaları verilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ulusları boyutun ortaya konması adına ABD, Fransa ve Rusya'nın bölgede enerji güvenliğine yönelik faaliyetleri işlenmiştir. Aynı zamanda küreselleşmeyle birlikte daha da etkinleşen ve UPE anlayışının benimsemiş olduğu anlayış içerisinde yer alan, devlet dışı aktörlerin ve devletlerin şirketleşmesine dikkat çekilmiş, hem uluslararası boyutun dâhil edilmesindeki konumlarına hem de Doğu Akdeniz'deki rollerine değinilerek devlet dışı aktörlerin varlıkları aktarılmaya çalışmıştır. Son olarak Doğu Akdeniz'de tüm aktörlerin enerji güvenliğini nasıl algıladıkları ve ne yönde politikalar yürüttükleri işlenerek, aktörlerin enerji güvenliğini farklı boyutlarda algıladıkları ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Doğu AkdenizEnerjiEnerji güvenliği+5
Kübra Gürbulak
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Jeopolitik bir entite olarak K.K.T.C.'nin Türkiye'nin ekonomik güvenliğine etkileri

Kıbrıs meselesi 1955 yılından bugüne Türk dış politikasının en önemli konuları arasında yer almaktadır. Kıbrıs meselesi tahlil edilirken öncelikle uluslararası sistemdeki güç dağılımındaki değişim tespit edilmelidir. Dünya düzeni 2008 yılından sonra çok kutuplu bir yapıya dönüşmektedir. Çok-kutuplu dünya düzeni neo-realist bir perspektifle devletleri uluslararası ilişkilerde ana aktör olarak ön plana çıkararak güç merkezli politikaların egemen olmasına sebebiyet vermektedir. Bu durum, orta büyüklükte bir devlet olan Türkiye'nin bölgesinde daha aktif bir dış politika izlemesine imkân vermektedir. Türkiye'nin ekonomik güvenliğinin sağlanmasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (K.K.T.C.) jeopolitik bir entite olarak stratejik bir öneme haizdir. K.K.T.C.'nin varlığı, Doğu Akdeniz hidrokarbon kaynakları üzerindeki egemenlik çatışmasında coğrafi konumu sebebi ile Türkiye'nin ekonomik olarak ihtiyaç duyduğu enerji kaynakları üzerinde hak sahibi olmasına imkân tanımaktadır. Bunun yanı sıra, K.K.T.C.'nin varlığı ve Ada'da Türk askeri gücü, Türkiye'ye alternatif enerji nakil projelerinin gerçekleşmesini engelleyerek, Türkiye'nin enerji merkezi olma politikasını desteklemektedir. Türkiye'nin uluslararası enerji politikası çerçevesinde İskenderun Körfezi kritik öneme sahip bir coğrafi kesimdir. Aynı zamanda dış ticaretinin %60'ını deniz yolu ile yapan Türkiye'nin en önemli ihracat limanları Mersin ve İskenderun Limanlarıdır. Deniz jeopolitiğinin temel prensipleri olan deniz ticaret ve enerji iletim hatlarının korunmasında Türkiye için K.K.T.C.'nin varlığı stratejik önemdedir. Türkiye'nin en önemli gelir kaynaklarından biri olan turizm sektörünün merkezlerinden biri Antalya'dır. Antalya Körfezi'nin askeri güvenliği Türkiye'nin turizm sektöründen ekonomik kazanım elde etmesi için vazgeçilmezdir. Antalya Körfezi'nin güvenliği için de K.K.T.C.'nin varlığı stratejik öneme sahiptir. Türkiye'nin kurulu elektrik gücünün yaklaşık %20'si ve yapımı devam eden Akkuyu Nükleer Reaktörü Kıbrıs coğrafyasına çok yakın bir mesafededir. Kıbrıs'ta K.K.T.C.'nin varlığını ortadan kaldıracak siyasi bir değişim Türkiye'nin askeri güvenliğini doğrudan tehdit edecek ve Türkiye'nin güney sınırları saldırıya açık hale gelecektir. Bu durum sadece Türkiye'nin genel güvenliğine değil, muhtelif yönlerden ekonomik alt yapısının önemli bir kısmını da barındıran güney coğrafyasının tehdit altına girmesinden dolayı ekonomik güvenliğini de doğrudan etkileyecektir. Bu sebeplerden dolayı, Kıbrıs'ın Türkiye'nin ekonomik güvenliğine etkisinin temel taşı K.K.T.C.'nin varlığıdır.

Doğu AkdenizEkonomiEkonomi politikaları+7
Altuğ Gürkan Bal
Başkent University · Avrupa Birliği ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk dış politikasındaki dönüşüm: Libya iç savaşı ve Doğu Akdeniz bağlamında konjonktürel bir inceleme (2010-2020)

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin dış politika tarihine ışık tutulduğunda benimsenen ilkeler, uygulanan pratikler ve konulan hedefler çerçevesinde iki farklı yaklaşımın veya paradigmanın olduğu görülmektedir; Geleneksel Türk Dış Politikası ve Yeni (dönüşen) Türk Dış Politikası. Cumhuriyet tarihini kuruluşundan XXI. Yüzyılın başına kadar olan tarihi süreçte uygulanan geleneksel Türk Dış Politikası, ülke kapasitesi ve "güç" nosyonuna paralel olarak biçimlenmekle beraber statükoculuk ve Batıcılık ilkeleri üzerinden tanımlanmaktadır. 2000'li yıllara girildiğinde ise Türkiye'nin kapasitesindeki artış ve uluslararası sistemde çok kutupluluğa doğru yaşanan geçiş ortaya Yeni (dönüşen) Türk Dış Politikasını ortaya çıkarmıştır. Türkiye'nin dış alanda uygulamaya başladığı yeni politikası; savunmacı ve statükocu karakterinden arınmış, daha aktif, çok boyutlu/yönlü, işbirliği ve arabuluculuğu önceleyen, yumuşak güç unsurlarını tercih eden bu minvalde özgürlük ve ekonomik temelli ve bölgesel güç olma ideali gibi ilke ve yaklaşımlar üzerinde yükselmiştir. Türkiye'nin yumuşak güç unsurları, diplomasi ve işbirliğini önceleyen dış politik tutumu 2010 yılına gelindiğinde ise ciddi kırılmalara maruz kalmıştır. Uluslararası alanda yaşanan gelişmeler Türk Dış Politikasına sürüm güncellemesi atılmasını elzem kılmıştır. Türkiye'nin son on yıllık süreçte yaşadığı pek çok kriz, Ankara'nın, 2000'lerin ilk yıllarında dış politika alanında başlattığı değişim rüzgârının, 2010 sonrasında kendisini daha sert biçimiyle göstermesine neden olmuştur. Bu çalışmada geleneksel dış politika ile yeni dış politika anlayışlarının temelleri, değerleri ve karakterlerinin işlenmesi, yeni dış politikaya geçişe imkân veren içsel ve uluslararası gelişmelerin belirlenmesi ve son olarak Türkiye'nin dış politikasındaki dönüşümün somut olarak görüldüğü Libya İç Savaşı ve Doğu Akdeniz jeopolitiği üzerinden yeni dış politikanın analizi amaçlanmaktadır.

Doğu AkdenizDönüşümLibya+4
Bilal Gülbakan
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Doğu Akdeniz enerji rezervleri bağlamında Arap Baharı ve Türkiye'ye etkilerinin incelenmesi

Ortadoğu ve Doğu Akdeniz jeopolitik öneme sahip coğrafyalar olarak tarihin her döneminde güç sahibi olan ve olmak isteyen ülkeler tarafından egemen olunmak istenilen bölgelerdir. Jeopolitik olarak önemli olan bu alanların kaderlerini kendilerine bırakılması hegemon ülkeler açısından pek de mümkün olmamıştır. Bundan dolayı Ortadoğu ve Doğu Akdeniz için dünya siyasetinde birçok anlaşma ve politika üretilmesine neden olmuştur. 2000'li yıllarda komünist-kapitalist sistem mücadelesinin son bulmasıyla bölgede politikalar değişmeye başlamıştır. Bölge dışı aktörlerin bölgeye zuhur etmelerindeki meşruluk arayışı yeni terör olaylarının ve haberlerinin dünya kamuoyuna servis edilmeye başlamasına neden olmuştur. Doğu Akdeniz bölgesi için özellikle 2000'li yıllar sonrası başlayan yeni keşiflerin var olması bölgenin siyasi ve ekonomik kararlarını etkileyen bir diğer faktör olmuştur. 2010'lu yıllarda yeni keşiflerin artması ve bu keşiflerden çıkacak politik ve ekonomik çıkarların paylaşımı da zorlaşmıştır. Güvenlik algıları ve ekonomik işbirliği ile bölgede oluşmaya başlayan bölgesel atmosfer ve ortak sesler Arap Baharı süreci ile kesintiye uğramıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti de bu süreçten etkilenen devletlerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Çalışmada yapılar, süreçler ve bağlantılar incelenerek Doğu Akdeniz enerji rezervleri, Arap Baharı ve Türkiye'ye etkileri üzerinde durulmuştur. Denklemde Doğu Akdeniz hidrokarbon kaynaklarıyla Arap Baharı sürecini ilişkilendirmek mümkün müdür? Sorusuna cevap aranılmış ve Türkiye açısından değerlendirilmiştir.

Arap BaharıDoğu AkdenizEnerji+5
İsa Unç
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde Doğu Akdeniz rekabeti

Dünyada silahlanmanın en yüksek oranda seyrettiği bir coğrafyanın tam ortasında bulunmak Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırmakta, devletin güçlü olmasını zaruri kılmaktadır. Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye, denizlerde de benzer zorluklar yaşamaktadır. Stratejik öneminin yanında son yıllarda bölgede keşfedilen hidrokarbon kaynakları, dikkatlerin Doğu Akdeniz'e odaklanmasına sebep olmuştur. Gelişen teknoloji ile birlikte denizlerin yatağındaki doğal kaynaklara erişim kolaylaşmış ve böylelikle denizlerin önemi daha da artmıştır. Anlaşmazlıklarından dolayı Türkiye ve Yunanistan Ege ve Doğu Akdeniz'deki kaynaklardan yeterince istifade edemedikleri de bir gerçektir. Türkiye, zor bir coğrafyada bulunması sebebiyle birçok sorunla karşılaşmış bu sorunların büyük çoğunluğunu komşusu Yunanistan'la yaşamıştır. Bazı dönemler ilişkiler iyi düzeyde seyretse de iki devlet birbirlerine karşı yaşadığı rekabeti başka devletlerle yaşamamışlardır. 1960-2000 yılları arasında iki devlet neredeyse tüm dış politikasını bu rekabet üzerine oturtmuşlardı. Yunanistan'ın, 1829 yılında bağımsızlığını kazanmasıyla birlikte Türkiye aleyhine genişleme eğiliminde olduğu görülmüştür. Bununla birlikte son zamanlarda Yunanistan Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanları konusunda Türkiye aleyhine maksimum avantaj sağlama mücadelesine yoğunlaşmıştır. Günümüzde uluslararası hukuk, devletlere kara yönünden genişlemeyi yasaklasa da kıta sahanlığı ya da münhasır ekonomik bölge olarak denizlerde belli mesafede bazı haklar tanımaktadır. Bölgede yaşanan sorunun kaynağı iki ülkenin uluslararası deniz hukukunu kendi lehlerine olacak şekilde yorumlayarak harekete geçmeleridir. Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan diğer sorunlardan farklı olarak Doğu Akdeniz'de birçok bölgesel ve küresel aktörün doğrudan çıkarı bulunmaktadır. Ayrıca bölgede bulunan devletlerin; kendi içlerinde veya aralarında çok sayıda ve farklı siyasi sorunlarının olması bölgedeki deniz yetki alanı paylaşımını daha da karmaşık hale getirmektedir. Doğu Akdeniz'deki yetki alanlarının paylaşım sorununun merkezinde Türkiye ve Yunanistan bulunmaktadır. Sorunun önemine binaen Yunanistan'ın Türkiye aleyhine genişlemeci politikaları ile bölgedeki meselenin hukuki ve siyasi boyutu ele alınacaktır. İki ülkenin bölgedeki beklentileri anlaşılarak ve sorunun geleceği öngörülmeye çalışılacaktır.

Akdeniz politikasıDoğu AkdenizRekabet+4
Harun Işık
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Akdeniz enerji kaynaklarına yönelik Türkiye üzerinden boru hattı güzergâhı belirlenmesi ve incelenmesi

Doğu Akdeniz enerji kaynaklarının transfer sürecinde Türkiye'nin önemli bir jeopolitik konumda olması ülkenin ekonomik anlamda güçlü bir pozisyonda yer almasına destek sunmaktadır. Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin erişimi ve ulaşımında olan potansiyel enerji rezervleri tespit edilmesi ile ilgili olarak başlanan çalışmada, yenilenebilir enerji kaynaklarından, jeotermal, rüzgâr, dalga, güneş, biyokütle ve okyanus-termal enerji dönüşümü potansiyelleri ve bunların kullanıma uygun olup olmadığı değerlendirilmiştir. Ardından, konvansiyonel enerji kaynakları olan hidrokarbon rezervlerine oluşumundan potansiyeline incelemelerde bulunulmuş; gaz hidratların, petrol ve doğal gazın bölgedeki miktarlarının tespitine çalışılmıştır. Doğu Akdeniz'de, bilinen ve beklenen rezervlerin ışığında doğalgazın bölgedeki kaynakları da göz önüne alarak değerlendirilmesi yapılmıştır. Doğalgaz taşınımında Avrupa ve Asya arasında bir kavşak olan Türkiye'de bulunan boru taşınımı hatlarının da incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde, Doğu Akdeniz'den çıkabilecek olan doğalgazın, yine uygulamada olan hatlar ile bağlantı kurulabilecek şekilde taşınmasına yönelik olarak araştırmalar gerçekleştirilmiştir. Mavi Vatan hatları da göz önüne alınarak hazırlanan boru hattı projesinde; Doğu Akdeniz enerji kaynakları, Türk limanlarının performans ve imkânları özelinde güzergâh için tüm yönleri ele alınmıştır. Boru hattının Türkiye anakarasına bağlantı noktası olarak Mersin limanı tespit edilmiştir. Dünya genelinde faaliyette bulunmuş diğer doğalgaz taşıma hatları, boru hattının sürdürülebilirliği açısından önem arz eden güvenlik uygulamaları, Doğu Akdeniz'de geçmişte oluşturulmuş diğer boru hattı projeleri ve açık deniz platformları ile boru hattının çevresel değerlendirmeleri incelenmiş ve değerlendirmeye katılmıştır. Son kısımda boru hattının olabilecek düzeyde tasarımı ve ilişkili teknik detayları sunulmuş ve nihayetinde değerlendirilmesi yapılmıştır.

Boru hatlarıDoğal gaz boru hatlarıDoğu Akdeniz+4
Mesut Erkan
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğu Akdeniz antik sinagog yapılarının karşılaştırılmalı olarak mimari açıdan irdelenmesi

Tannaitik literatür ve material kültürel kalıntılar takip edildiğinde Yahudi varlığının antikiteden itibaren tarih sahnesinde yer aldığı görülmektedir. Bu uzun süreç hem Yahudi toplumunun hem de ibadet mekanı olan sinagogların farklı coğrafyalarda farklı evreler geçirmesi sonucunu da beraberinde getirmiştir. Yahudi kimliği yaşanılan sürgün dönemlerinin de etkisi ile kimi zaman yaşam biçimlerinde kimi zaman da ibadet mekanlarında değişime hatta dönüşüme izin vermek zorunda kalmıştır. Tez çalışması MS 11. yüzyıl öncesine ait Geç Antik Çağ'daki Yahudi kimliğinde yaşanan bu değişim ve dönüşümü bütüncül bir bakış açısı ile ele almaktadır. Yahudi izlerinin sınırları Anadolu coğrafyasının batı ve güney kıyıları ile İsrail'i kapsayan Doğu Akdeniz coğrafyası olarak belirlenmiştir. Çalışmanın ana materyali antik sinagog yapılarıdır. Antik sinagog yapıları bu coğrafyada yapılmış olan arkeolojik kazı çalışmaları ve yüzey araştırmaları sonucunda ortaya çıkartılan arkeolojik veriler, antik kaynaklar, epigrafik verilerin ışığında incelenmektedir. Antik dönem Yahudi kimliğinin iki farklı coğrafyada geçirdiği evreler antik sinagog yapıları özelinde detaylandırılarak benzerlikleri ve farklılıkları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu karşılaştırmanın daha anlaşılır olması amacı ile de güncel teknolojilerden faydalanılmıştır. Sinagog yapılarına ait veriler dijital ortama aktarılarak kültürel mirasın belgelenmesine katkı sağlanması amaçlanmıştır. İncelenen yapılara sanal yeniden yapılanma yöntemleri kullanılarak restitüsyon önerileri getirilmesi ile de yapıların yorumlanmasında hem multi disipliner çalışmanın önemine dikkat çekilmesi hem de sonraki dönemlerde yapılarla ilgili çalışmalar yapacak bilim insanlarına destek olunması hedeflenmektedir.

Anadolu mimarisiAntik mimariBizans mimarisi+6
Çiğdem Öner
Akdeniz University · Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü
2024
00

Related subjects