Doktor-hasta ilişkileri

53 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Hekimin aydınlatma yükümlülüğü

Hekimin aydınlatma yükümlülüğü hastayla arasındaki güven ilişkisinin kurulmasını ve sürdürülmesini sağladığı gibi hastanın kişilik haklarının korunmasında önemli bir rol oynar. Hasta hakları kapsamında yer alan kendi geleceğini belirleme hakkının uygulamaya geçirilebilmesi, hasta özerkliğinin sağlanması aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesine bağlıdır. Bu nedenle aydınlatma yükümlülüğünün içeriğinin ve sınırlarının belirlenmesi önemlidir. Bu çalışmada ulusal ve uluslararası mevzuattaki düzenlemeler de dikkate alınarak aydınlatma yükümlülüğünün içeriği belirlenmeye çalışılmış, hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirirken karşılaşabileceği özel durumlara yer verilmiştir. Aydınlatma yükümlülüğünün ihlali hekimin çeşitli hukuk dalları karşısında sorumluluğunun doğmasına yol açacaktır. Çalışmamızda hekimin mesleki, idari ve cezai sorumluluğuna değinilmiş, hastanın uğradığı zararın karşılanması bakımından hukuki sorumluluk konusu ele alınmıştır.

Bilgilendirilme hakkıBilgilendirmeDoktor-hasta ilişkileri+4
Elif Gizem Kavak Konrat
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de çalışan uzman hekimlerin ötanaziye ilişkin tutumlarının manevi başa çıkma yaklaşımıyla değerlendirilmesi

Ötanazi uygulamaları tıp biliminin konusu olarak düşünülse de bir kişinin ölümüne karar verme sürecinde gerek hekimin gerekse hasta veya yakınının manevi altyapıyla ölümü tercih etme de yol gösterdiği görülmektedir. Ülkelerin yasal onayları, kişinin tutumları, sağlık politikaları, kriz anında öncülük sağlayan hasta tercihleri ve ötanazi uygulamasının tarihi süreci yazılı bölümde açıklandı. Çalışmanın manevi boyutuyla ilgili yön vermeden tarafsız doktor görüşme formu düzenlendi. Çalışma, ötanaziye karar veren hekim üzerinden sürdürüldü. Tez çalışmasına öncülük eden nitel uygulama aşamasında, hasta-doktor açısından ele alınan bir kavram haline geldi. Çalışmada "Ötanazi" kavramının manevi boyutlarıyla bir ağ oluşturuldu. Bu ağ, saha da çalışma ve araştırma üzerinden belirlendi. Hekimin hastaların dünyada var olmalarına yönelik tutum ve mesleki etik açıdan değerlendirmeleri, kayda değer bir sonuç sağladı. Sadece uygulamalı aktif öldürme değil tedaviden kesme veya mahrum etme boyutları da belirlendi. Özellikle yoğun bakım kliniklerinde aktif olarak gözlemleme imkânına erişildi. Bu gözlem ve görüşmelerle manevi olarak hekim tutumu belirlendi. Türkiye'nin belli bölgelerindeki yoğun bakım kliniklerinde uygulamalar çalışmayı desteklemiştir.

Din-vicdan hürriyetiDini yaşamDoktor-hasta ilişkileri+7
Saliha Zehra Bayram
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

20. yüzyıl tıp tarihinde hasta-hekim ilişkisinin fenomenolojik analizi

20. yüzyıl tıbbı, bilimsel ve teknolojik gelişmeler ile önemli ilerlemeler kaydetmiş olmasına rağmen, söz konusu yüzyılın tıbbi dünya görüşü, hastalık deneyiminin tam olarak anlaşılmasını engelleyen patolojik ve anotomik hastalık görüşüne bağlı olarak, hastalığın belli paradigmalar içerisinde ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Hekimin bir teori içerisinde, hastayı teori nesnesi kılarak hastalığa yaklaşımı, hasta-hekim ilişkisinde birtakım sorunları açığa çıkarmıştır. Bu bağlamda çalışmada, felsefenin tıp tarafından ihmal edildiği modern tıp anlayışında, hasta-hekim ilişkisinin analizi için, fenomenolojik yöntem ve bu yöntemin günümüz tıbbında uygulanabilirliği ve bu uygulanabirliğin hangi boyutlarda olduğu/olabileceği konusu ele alınmıştır. Tıpta fenomenoloji, hasta olan-ın yaşadığı hastalık deneyimin, (birincil şahıs hastalık deneyiminin) betimlenmesine izin veren bir olanak olarak, tıp pratiğinde hastanın hastalığı yaşama şekli ile hekimin hastaya bakış açısının farklılığını ortaya koyma imkânıdır. Böylece tıbbi ilerlemelerdeki tüm olumlu gelişmelere rağmen, hastanın fiziksel bedenine indirgendiği bir tıp yaklaşımını eleştiren ve teori öncesi bir yöntem ve düşünme biçimine işaret eden fenomenoloji, tıbbi fenomenlerin, (hastalık, sağlık vb. gibi) deneyimleyenlerin perspektifinden keşfedilmesini sağlamaktadır. Tıpta felsefe bağlamında konu ile ilgili materyallerin incelendiği (doküman analizi) ve fenomenolojik yöntemin kullanıldığı çalışmada, tıbbi olay ve durumları anlamak için felsefi bir yöntem olan fenomenolojinin tıpta büyük bir olanak olduğu sonucuna varılmıştır.

20. yüzyılDoktor-hasta ilişkileriFelsefe+3
Tuğşat Güzeloğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık hizmetlerinde hasta-hekim iletişiminin karar verme sürecine etkisi Gaziantep ili örneği

İletişim ve sağlık, insanlar için talep edilen ve istenen bir durumdan ziyade zorunluluk halidir. Tam da bu nedenle çalışmanın odaklandığı yeri göstermesi bakımından önemlidir. Hekim ve hasta ilişkisi bu zorunluluk esası üzerinden ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla araştırmanın konusu hekim-hasta iletişimidir. Çalışmanın amacı hekim ile hasta arasındaki iletişimin, hekimin karar verme süreçlerine olan etkisini belirlemektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kapsamında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmaya Gaziantep'te görev yapan 10 hekim katılmıştır. 5'i demografik bilgileri öğrenmek üzere 11 soru sorulmuştur. Elde edilen verilerle 7 temaya ulaşılmıştır. Gaziantep'te hekim olmak, hekim-hasta arasındaki ilk iletişim, hekimin karar verme süreçlerine tıbbi geçmişin etkisi, hekimlerin karar verme süreçlerinde hasta ve yakınlarının etkisi, hekimlerin iletişimdeki problemleri, ideal bir hekim-hasta ilişkisine yönelik görüşler ve hekimlerin hasta ve sağlık sisteminden beklentileri şeklinde temalar ön plana çıkmıştır. Hekimlerin, iletişim noktasında hastalardan beklentisinin olmasının yanında özeleştiride bulundukları tespit edilmiş bunun yanında sağlık sisteminin düzenlenmesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesine yönelik talepleri ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Hekim- hasta iletişimi,karar verme süreçleri, sağlık iletişimi, kişiler arası iletişim, Gaziantep

Doktor-hasta iletişimiDoktor-hasta ilişkileriDoktorlar+7
Sabri Sever
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık hizmetlerinde arzın talep yaratması ve hekimlere güven: Hastaların görüşleri üzerinden bir araştırma

Bu çalışmada, sağlık sektöründe arzın talep yaratması ile hekime güven konularının hasta algısı üzerinden incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca arzın gereksiz talep yaratması ve hekime güven algısının katılımcıların kişisel ve demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi de çalışmanın amaçları arasındadır. Tanımlayıcı ve kesitsel türdeki çalışmanın evrenini, Yozgat Bozok Üniversitesi Hastanesi polikliniklerine başvuran 18 yaşını doldurmuş kişiler oluşturmaktadır. Bu hastaneden günlük yaklaşık 400, aylık 12.500 poliklinik hastası hizmet almaktadır. Bu durumda araştırmanın örneklem büyüklüğü %99 güven düzeyi ve %1 hata ile 631 olarak hesaplanmıştır. Bu araştırmada ulaşılan kişi sayısı 650 olmuştur. Çalışma kapsamında yapılan literatür taramasında, çalışmanın amaçlarına uygun olduğu düşünülen "Arz Kaynaklı Gereksiz Sağlık Hizmeti Kullanımının Değerlendirilmesi Ölçeği" ve "Doktora Güven Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın hipotezlerinin testinde iki ortalama arasındaki farkın anlamlılık testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Analizler sonucunda, arzın talep yaratması ve hekimlere güven ölçeklerinde katılımcıların kişisel ve demografik özelliklerinden sağlık sigortası dışındaki tüm özellikleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Ayrıca Hekime Güven Ölçeği ile Arz Kaynaklı Gereksiz Sağlık Hizmeti Kullanımı Ölçeğinin tüm alt boyutları arasında negatif yönlü ve güçlü bir ilişki bulunmuştur. Buna göre arzın talep yaratması algısı arttıkça hekime güven azalmaktadır. Bu durum regresyon analizinde de tespit edilmiş ve açıklanan varyans %85 olarak bulunmuştur. Çalışma sonucunda tıp eğitiminde meslek etiğine daha fazla önem veren ders ve uygulamalara ağırlık verilerek hekimlerin çeşitli gerekçelerle gereksiz hizmet sunma davranışlarının önlenmesi, vatandaşların sağlık okuryazarlığının artırılarak gereksiz hizmet talep etmeme ya da gereksiz hizmetin teklif edilmesi durumunda bu hizmeti ret etme davranışlarının geliştirilmesi önerilmektedir. Ayrıca geçmişten beri kutsal kabul edilen hekimlik mesleğine güveni sarsıcı uygulama ve haberlerden mümkün olduğu ölçüde kaçınılmalıdır.

Arz talep yönetimiDevlet hastaneleriDoktor-hasta ilişkileri+7
Battal Burak Temel
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adana il merkezinde aile hekimleri ve hastalarının hasta merkezli bakım algıları

Amaç: Bu çalışmanın amacı; aile hekimleri ve hastalarının, hasta merkezli bakım algılarının belirlenmesi ve karşılaştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza, Adana İl Merkezi'nde görevli 64 aile hekimi ve bu hekimlere başvuran 352 kişi dahil edilmiştir. Veriler, sosyodemografik anket ve konuyla ilgili ölçeklerden oluşan bilgi formu ile (hekimlerde kendi kendine değerlendirme, hastalarda yüz yüze görüşme yöntemiyle) toplanmıştır. Bulgular: Çalışmamıza katılan hekimlerin; %64,1'i erkek, %35,9'u kadın olup, yaş ortalaması 47,8 ± 5,2 idi. Çalışmamızda, görüşme yapılan toplam kişilerin; %24,7'si erkek, %75,3'ü kadın olup, yaş ortalaması 38,2 ± 14,5 idi. Hastalarla İletişimde Kendi Kendini Değerlendirme ve Geri Bildirim-Hasta ve Hekim Değerlendirmesi Ölçekleri puan ortalaması sırası ile 3,2 ± 0,6 ve 3,1 ± 0,5 olarak bulunmuştur. Görüşülen kişilerden ölçek sorularına en yüksek değerli puanı verenlerin yüzde değerlerinde; en büyük yüzde (%97,2), ana başvuru sorunlarının konuşulma derecesi (1. Soru), en düşük yüzde (%7,4), hastanın sağlığını etkileyebilecek kişisel meselelerin ve aile meselelerinin tartışılması (9. Soru) konularında ortaya çıkmıştır. Ölçek sorularına en yüksek değerli puanı veren hekim yüzdelerinde; en büyük yüzde (%62,2), hekimlerin hastalarını dinleme dereceleri (3. Soru); en düşük yüzde (%13,1), hastanın sağlığını etkileyebilecek kişisel meselelerin ve aile meselelerinin tartışılması (9. Soru) konularında ortaya çıkmıştır. Görüşülen kişiler ve hekimlerin ölçek soruları ile ilgili değerlendirmede uyum durumlarında; değerlendirme konusunda en yüksek oranda fikir birliğine (%61,4) vardıkları konu, hastaların hekimleri tarafından dinlenme dereceleri (3. Soru); en düşük oranda fikir birliğine (%32,7) vardıkları konu, hastalar için uygun ve sürdürülebilir bir tedavinin belirlenmesi konusunun gerektiği gibi tartışılması (7. Soru) olarak ortaya çıkmıştır. Sonuç: Hasta merkezli bakımın geliştirilmesi için, hasta merkezli klinik yöntemin bileşenleri doğrultusunda; hastanın bir ortak olarak kabul edilerek sürece dahil edilmesi, hasta için uygun ve sürdürülebilir tedavilerin belirlenmesi, sağlık sorunları ile ilgili kişisel ve aile meselelerinin tartışılması ile hastanın bağlamının anlaşılması gibi konularda hekimlerin yaklaşımlarını geliştirmelerinin uygun olabileceği düşünülmektedir.

AdanaAile hekimliğiAlgı+5
Aslı Uludağ
Çukurova University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aile hekimlerinin geriatrik hastaya yaklaşımı

Giriş ve Amaç: Geriatrik hasta tıbbi, sosyal, psikolojik ve etik öğeleri içeren tamamlayıcı bir yaklaşımı gerektirir. Ayrıca koruyucu hekim uygulamasının da büyük önemi vardır. Teknolojinin de gelişmesi ile birlikte, 'kaliteli yaşlanma' gündeme gelmektedir. 65 yaş üzeri hastaların tanısı, tedavisi, kişilerin sağlığının korunması, toplumdan soyutlanmadan yaşamlarını sürdürmeleri, koruyucu hekimlik uygulamalarının ve çok yönlü değerlendirmenin multidisipliner bir şekilde gerçekleşebilmesi için birinci basamak sağlık hizmetlerinde görev yapan hekimlerimizin eğitimi çok önemlidir. Çalışmamızda birinci basamak sağlık hizmetinde görevli hekimlerin geriatrik hasta değerlendirilmesinin önemini vurgulamak istemekteyiz. Gereç ve Yöntem: Bu tez projesi öncelikle Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurulu tarafından Mart 2017'de bilimsel ve etik açıdan uygun görülüp kabul edilmiş, daha sonra Gaziantep İl Halk Sağlığı Müdürlüğü'nden çalışmanın yürütülebilmesi için gereken izinler alınmış ve sonrasında araştırma başlatılmıştır. Çalışmaya Mayıs 2017 ile Ağustos 2017 tarihleri arasında Gaziantep İl merkezinde çalışan, gönüllü 214 Aile Hekimi katılmıştır. Katılımcılardan kendi demografik durumları ve geriatrik hastalara yaklaşımları ile ilgili bir anket formu doldurmaları istenmiştir. Elde edilen veriler SPSS 22.0 istatiksel veri programı ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Katılan 214 kişi, 24-65 yaş (medyan yaş 41) arasında olup, kişiler 50 yaş altı ve üzeri olarak 2 gruba ayrılmıştır. 50 yaş ve üzeri hekimlerin oranı %52.3'tür. Katılan hekimlerin %69'u erkektir. Demografik özelliklerinde göre; 165'i evli, 42'si bekar, 7'si de duldur. %70,5'inin çocuğu vardır. Beraberinde 65 yaş ve üstü birey ile birlikte yaşayan kişi sayısı ise 33 olup bu kişilerin %57,6'sı Geriatri bölümünün olduğu bir merkeze hasta yönlendirmektedir. Geriatri eğitimi alanların oranı %31 iken 50 yaş altı hekimlerde bu oran %62,6'ya çıkmaktadır. Geriatri eğitimi almış olmanın, polifarmasinin sorgulanması ve özellikle ilaç azaltmada ve geriatri bölümünün olduğu bir merkeze hasta yönlendirmede daha etkili olduğu görülmüştür. Evli ve çocuğu olan hekimlerin, yaşlı bireylerin aşılamasında daha duyarlı olduğu görülmüştür (sırası ile %78,2, %79,5). Sonuç: Çalışmamıza göre; 50 yaş üzeri ve kadın hekimler koruyucu hekimlik uygulamalarının birçoğunda daha duyarlı ve istekli bulunmuştur. Yaşlı sağlığına birinci basamak uygulamalar ile gereken önemin verilmesi, koruyucu hekimlik uygulamalarının başarıyla yürütülmesi, geriatrik yaş grubunun hastalıklara bağlı morbiditesinin azalmasına, böylece hospitalizasyon ihtiyacı azalacak ayrıca sağlık giderlerinin de azalmasını sağlayacaktır. Bu konuda birinci basamakta görev yapan hekimlerin almış oldukları geriatri eğitiminin önemi büyüktür. Anahtar Kelimeler: Geriatri Eğitimi, Aile Hekimliği, Birinci Basamak Koruyucu Hekimleri

Aile hekimliğiDoktor-hasta etkileşimiDoktor-hasta ilişkileri+6
Esra Saydam Karabıyık
Gaziantep University
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adana ilinde sağlık çalışanlarının şiddete uğrama sıklığı ve sağlıkta şiddet konusundaki düşünceleri

Giriş ve amaç: İş yerinde şiddet tüm dünyada çalışanlar için önemli bir sorun kaynağıdır. Sağlık kurumları iş yeri şiddetine maruz kalma açısından yüksek riskli iş yerleri arasında yer almaktadır. Sağlık kurumlarında yaşanan şiddet olaylarından yalnızca fiziksel şiddet olayları dikkati çekmekte olup psikolojik, cinsel ve ekonomik şiddet gerekli ilgiyi görmemektedir. Bu çalışma, Adana ilinde görev yapan sağlık çalışanlarının şiddete maruz kalma sıklığını, karşılaştıkları şiddet türünü, bunları etkileyen mesleki özellikleri belirlemek ve sağlık çalışanlarının şiddetin nedenleri ve sağlıkta şiddete karşı alınabilecek önlemler hakkındaki düşüncelerini ortaya koyabilmek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve yöntem: Adana ilinde görev yapmakta olan 598 hekim ve 357 yardımcı sağlık çalışanına ulaşılarak 37 soruluk anket çalışması yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular değerlendirilirken istatistiksel analizler için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 25.0 programı kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmamıza katılan 955 sağlık çalışanının % 48,5,'i erkek, %51,5'i kadındır. Çalışmamıza katılan sağlık çalışanlarının % 85,9'u meslek hayatları boyunca en az bir kez şiddete maruz kalmıştır. En sık karşılaşılan şiddet türü psikolojik ya da sözel şiddet olup şiddetin en fazla hasta yakınları ve erkek cinsiyet tarafından uygulandığı belirtilmektedir. Erkek sağlık çalışanlarının (% 30,1) kadınlara (% 19,2) göre fiziksel şiddete istatistiksel olarak anlamlı olarak daha fazla maruz kaldığı bulunmuştur. Sağlık çalışanlarının bir günde ilgilendikleri hasta sayısı ile şiddete maruz kalma oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Fiziksel şiddete maruz kalanların (% 39,6), diğer şiddet türlerine maruz kalanlara(% 30,6) göre daha yüksek oranda şikayetçi olduğu bulunmuştur. Sonuç: Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet oranlarının yüksekliği endişe verici düzeydedir ve sağlıkta şiddetin önemli bir sorun olduğu görülmektedir. Bu sorunun çözülebilmesi için hasta, hasta yakınları ve sağlık çalışanları dışında karar alıcılar ile medyaya da önemli görevler düşmektedir.

AdanaDoktor asistanlarDoktor-hasta ilişkileri+5
Kemal Yılmaz
Çukurova University
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık hizmet kalitesi ve algılanan doktor imajının hasta memnuniyeti üzerine etkisi

Sağlık hizmetlerinde müşteri memnuniyetini etkileyen faktörler gün geçtikçe çoğalmakta ve karmaşık hale gelmektedir. Teknolojik yenilikler, rekabet, toplumun refah düzeyinin yükselmesi, sağlık okuryazarlık bilgi birikimi, müşterilerin istek ve ihtiyaçlarının gün geçtikçe değişiklik arz etmesi sağlık hizmetlerinde de bir takım yeniliklerin yapılmasını zorunlu kılmıştır. Sağlık hizmet sunucuları hayatta kalabilmek, kar elde edebilmek ve rekabet avantajı sağlayabilmek için müşterilerin ve toplumun sesine kulak vermelidirler. Sağlık hizmet tüketicilerinin memnuniyetini yükseltmek, sağlık hizmet kalitesinin kontrolüyle ve doktorların toplumun zihninde oluşturdukları olumlu imajla mümkün olabilir. Dolayısıyla hasta memnuniyeti üzerine etkisi yeterince araştırılmamış doktor imajının ortaya konulması ve sağlık hizmet sunucularının hizmet kalitesi düzeylerinin ölçülmesi literatür ve uygulama açısından oldukça önemli bir durum olarak düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı, sağlık hizmet kalitesinin ve algılanan doktor imajının müşteri memnuniyeti üzerinde etkisini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda öncelikle sağlık hizmet kalitesi ile ilgili kavramlar ve boyutlar ele alınmıştır. Literatürde geliştirilen ölçeklerle hastaların sağlık hizmet sunucularından almış oldukları hizmet algıları ortaya konulmuştur. Daha sonra doktorların toplum içerisindeki algılanan imajı ölçülmüştür. Son olarak sağlık hizmet kalitesinin ve algılanan doktor imajının hasta memnuniyeti üzerine etkisi incelenmiştir. Bu araştırmanın evrenini Bolu ve Düzce illerinde sunulan sağlık hizmetlerinden son bir yıl içerisinde en az bir defa yararlanmış kişiler oluşturmaktadır. Bu kapsamda 559 kişiye anket uygulanmıştır. Nicel yöntemler kullanılarak elde edilen verilere faktör, korelasyon, regresyon ve farklılık analizleri uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, sağlık hizmet kalitesi ile ilgili dört boyut, algılanan doktor imajı ile ilgili beş boyut ve müşteri memnuniyeti ile ilgili iki boyut ortaya çıkmıştır. Sağlık hizmet kalitesinin ve algılanan doktor imajının müşteri memnuniyeti üzerine etkisini incelemek üzere çoklu doğrusal regresyon analizleri yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda sağlık hizmet kalitesi ve algılanan doktor imajının müşteri memnuniyetini etkilediği ortaya çıkmıştır. Ayrıca, sağlık hizmet kalitesi ile algılanan doktor imajı arasında da anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Bu analizlerin dışında, demografik özellikler ile sağlık hizmet kalitesi, algılanan doktor imajı ve müşteri memnuniyeti arasında anlamlı farklılıkların olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Doktor-hasta ilişkileriDoktorlarHasta memnuniyeti+4
Yusuf Öcel
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bir eğitim hastanesinde çalışan doktor ve hemşirelerin hasta ve çalışan güvenliği konusundaki görüşlerinin belirlenmesi

Hasta ve çalışan güvenliği; Sağlık hizmeti sunumunda hasta ve çalışanların zarar görmesine yol açabilecek her türlü işlem ve süreçler ile ilgili alınacak tedbir ve iyileştirme uygulamalarına yönelik faaliyettir. Bu çalışma hasta ve çalışan güvenliği konusunda doktor ve hemşirelerin görüşlerinin belirlenerek bu konulardaki varsa eksik kısımların ortaya çıkarılması, hasta ve çalışan güvenliği konularında eksikliği saptanan hususlar için gerekli eğitim, koruyucu ekipman, fiziki mekan ihtiyaçlarının belirlenmesi, sağlık çalışanlarında hasta ve çalışan güvenliği konularında farkındalığın artırılması için yapılmıştır. 2011 yılında yapılan bu araştırma Ankara'da bir eğitim hastanesinde çalışan doktor ve hemşirelerin hasta ve çalışan güvenliği konusunda görüşlerinin belirlenmesi amacı ile yapılan tanımlayıcı kesitsel bir araştırmadır.Araştırma GATA'da poliklinik ve kliniklerde yapılmıştır Gülhane Askeri Tıp Akademisi Eğitim Hastanesi'nde hasta bakılmayan birimlerde çalışan hemşire ve doktor sayısı 171, araştırma döneminde sürekli izinli (doğum izni, yurt dışı izin, aylıklı ve aylıksız izin, geçici görev v.s.) olan ve bu nedenle görevde bulunmayan doktor ve hemşire sayısı 360 kişi olup, araştırmanın evrenini görevde bulunan ve hasta bakım hizmeti veren toplam 919 doktor ve hemşire oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında toplam 752 kişiye ulaşılmıştır. Anket yüz yüze görüşme yöntemi ile uygulanmıştır. Ankete katılım oranı %80,2'dir. Veriler bilgisayara SPSS 15.0 istatistik paket programı aracılığı ile yüklenmiş ve tanımlayıcı istatistikler Ki-kare ve Fisher'in Kesin Testi, Kruskal Wallis ve Mann Whitney U testleri uygulanmıştır. İstatistiksel anlamlılık değeri p?0.05 olarak kabul edilmiştir.Araştırmaya katılanların %74,9'u ?Nöbet değişimi sırasında hasta bakımıyla ilgili önemli bilgiler çoğu zaman kaybedilmez'' önermesine ?katılıyorum veya tamamen katılıyorum'', Katılımcıların %79,5'i ?Hastanede kan transfüzyon hataları olamaz'' önermesine ?katılıyorum veya tamamen katılıyorum'', Çalışmaya katılanların %80,5'i ?Bu hastanede nöbet değişimleri hastalar açısından problemli değildir'' önermesine ?katılıyorum veya tamamen katılıyorum'' şeklinde yanıtlar vermişlerdir. Araştırmaya katılanların eğitim düzeylerine göre önermelere verdikleri puanların ortalaması arasında anlamlı fark bulunmuştur. Ön lisans grubunda diğer gruplara göre tüm önermelere ait ortalama puanlar istatistiksel olarak anlamlı düşüktür. Araştırmaya katılanların görevlerine göre önermelere verdikleri puanların ortalaması arasında anlamlı fark bulunmuştur. Yönetici grupta çalışan gruba göre tüm önermelere ait ortalama puanlar istatistiksel olarak anlamlı yüksektir. Araştırmaya katılanların mesleklerine göre önermelere verdikleri puanların ortalaması arasında anlamlı fark bulunmuştur. Fark yoğun bakım ve klinik hemşirelerinin önermelere verdikleri puanların ortalaması diğer gruplardan istatistiksel olarak anlamlı düşük bulunmasından kaynaklanmaktadır.?Hasta ve Çalışan Güvenliği'' konusunda araştırmaya katılmış olan doktor ve hemşirelerin bu konudaki düşüncelerine ulaşmak önem taşımaktadır. Hasta güvenliği konusunda az çalışma olması ve de çalışan güvenliği ile ilgili olarak çok kısıtlı sayıda çalışmaya ulaşılması bu konuyu destekler niteliktedir. Bu konu ile ilgili yapılacak çalışmalarda alınacak önlemler açısından yol gösterici olacaktır. Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 1998'den beri yürürlükte olduğu ancak sağlık çalışanlarının hakları ile ilgili bir yönetmeliğin bulunmadığı gerçeğinden yola çıkarak bu konuda yasal düzenleme yapılması gerekmektedir.Anahtar Sözcükler: Hasta, Çalışan, Hasta Güvenliği, Çalışan Güvenliği, Tıbbi Hata

Doktor-hasta ilişkileriDoktorlarGüvenlik+4
Şemsettin Varol
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Türkiye'deki acil tıp uzman ve araştırma görevlisi doktorların geriatrik hastalara bakış açısı

Dünya'da ve Türkiye'de teknolojik gelişmelerin yaşam koşullarına katkıları, sağlık hizmetlerindeki olumlu gelişmelerin yanı sıra pek çok ülkede doğurganlığın azalması, çocuk ölüm hızlarının düşmesi, enfeksiyon hastalıklarının kontrol altına alınması ve toplumun eğitim düzeyinin artması gibi faktörler nedeniyle yaşlı nüfus diğer tüm yaş gruplarına oranla en hızlı büyüyen grup haline gelmiştir. Gençlerin sağlık sorunları üzerine yoğunlaşmış olan mevcut sağlık hizmetleri yaşlı hastaların karmaşık sorunlarını saptamada ve ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Acil servis hekimleri yaşlı hastalarla en çok karşı karşıya kalan hekim grubu olup, acil servis hekimlerinin bu konudaki yaklaşımları, istekleri, eğitim durumları ve sorunları bilinmemektedir.Çalışmamızda Acil Tıp hekimlerinin geriatrik hastalara bakış açısı ve yaklaşımı belirlenmek istenmiş olup; bu sonuçlardan yola çıkılarak çalışmamızın Acil Tıp eğitim müfredatı oluşturmada ve hasta bakım kalitesinde artışa kılavuz olması amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Çalışmamız tanımlayıcı nitelikte bir araştırma olup; anket çalışması olarak dizayn edilmiştir. Anketler 22.02.2012 ile 22.03.2012 tarihleri arasında http://www.tatd.in/redcap/ (www.acilarastirma.net) adresi üzerinden katılımcıların elektronik posta adreslerine ulaştırılmıştır. Veriler SPSS for Windows 15.0 (SPSS Inc.®, Chicago, ABD) programına kaydedilerek istatistiksel analizleri yapılmıştır. Parametreler arasındaki ilişkiyi bulmak için Ki-Kare, Yates Düzeltmeli ve Fisher's Exact testi kullanılmıştır.Bulgular: Katılımcıların %74.7'sinin çalıştığı kurumda Geriatri bilim dalının ve servisinin olmadığı tespit edildi. Üniversite hastanelerinde diğer hastane türleriyle karşılaştırıldığında istatistiksel açıdan anlamlı olarak daha çok geriatri bilim dalı ve servisi olduğu bulundu. (Ki-Kare Testi, p<0.05) Katılımcıların %79.4'ü çalıştıkları kurumda diğer hasta gruplarına oranla yaşlı hastaların hastaneye yatırılmasından kaçınıldığını düşündüğünü belirtti. %60.5'unun çalıştıkları kurumda geriatri ile ilgilenen spesifik bir anabilim dalı yoktu. Yaşlı hastalar acil servislere en sık genel durum bozukluğu, solunum sistemi ve nörolojik sistemden kaynaklanan hastalıkların neden olduğu şikayetlerle başvurmaktalar. Araştırma görevlilerinin %37.3'ü, uzmanların ise %13.1'i geriatri ile ilgili hiç eğitim almadığını belirtti. Ünvanlar arasında eğitim alma açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu. . (Ki-Kare Testi, p<0.05) Acil Tıp doktorlarının çoğunluğu eğitim programları dahilinde ara sıra geriatri eğitimi aldığını ve kliniğinde anlatılan her dersin sonunda özel durumlar arasında geriatrik hastalardan bahsedilmesi şeklinde eğitim almak istediğini bildirdi. Katılımcıların %68.2'si yaşlı hastaya yaklaşımda, %67'si yaşlı hastalarla iletişimde kendisini yeterli hissettiğini belirtti. Katılımcıların yeterlilik hisleri ile çalışma süresi ve ünvanları bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu. Çalışmaya katılan Acil Tıp doktorlarının en çok eğitim almak istedikleri konuların ilaç etkileşimleri, yaşlı istismarı ve iletişim olduğu bulundu. Katılımcıların %54.1'i yaşlı hastaları acil servis kalabalığını arttıran bir neden olarak gördüğünü ve %57'si yaşlı hasta sayısının fazla olmasını acil servisler için tehdit olarak gördüğünü belirtti. %90.9'u evde bakım hizmetlerinin acil servis kalabalığını azaltacağını bildirdi. Katılımcıların %68.9'unun istismara maruz kalmış yaşlı hastası olduğu bulundu. %72.8'i onkolojik hastalığı olmayan ve terminal dönem kabul edilmeyen yaşlı hastalara resüsitasyon yapması gerektiğinde sadece ileri yaşta olmaları nedeniyle isteksizlik duymadığını belirtti. %62.2'si geriatrinin Acil Tıp yan dalı olmasına sıcak bakmadığını bildirdi.Sonuç: Yaşlı hasta bakımı özellikli bir konu olup, bu yaş grubuna özgü çalışmalar, sağlık ve sosyal alandaki hizmetler yetersiz kalmaktadır. Türkiye'deki Acil Tıp doktorlarının yaşlı hasta sayısındaki artışın beraberinde getirdiği sorunların farkında olduğu bulunmuştur. Yaşlı hastalar ile ilgili eğitim düzeyi eksik olup, bu konuda eğitim ile ilgili yeni bir müfredata ihtiyaç duyulmaktadır.

Acil tıpAcil tıp servisleriDoktor-hasta ilişkileri+5
Aslı Türkay
Gazi University
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sigorta hukuku bakımından hekimin hukuki sorumluluğu

Sağlık hizmetlerinin ifa edilmesinde ortaya çıkabilen tıbbi uygulama hataları ve bunların neticesinde açılan tazminat davalarında son yıllarda görülen artış, hekimlere mesleki koruma sağlanmasının ne denli önemli olduğunu göstermektedir. Öte yandan, sorumluluk kavramının hukuki boyutlarıyla çok yönlü gelişmesine paralel olarak sorumluluk sigortası da aynı oranda gelişme göstermiş ve birçok sektörde tatbik edilmeye başlanmıştır. Özellikle son yıllarda, hekim, noter, mimar, avukat, mali müşavir gibi meslek grupları mesleki sorumluluk sigortaları ile kendilerini teminat altına alma ihtiyacı hissetmiştir. Hekimlerin aşırı bir sorumluluk baskısı altında olmaları, mesleklerini yerine getirirken kendilerini güvensiz hissetmelerine, zor ve riskli uygulamalardan kaçınmalarına sebep olabilmektedir. Bu durum ise, kamu sağlığına olumsuz etkiler yapma ve ciddi mağduriyetlere yol açma potansiyeli taşımaktadır. Bu noktada, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, gerek serbest çalışan gerekse kamu veya özel kurumlara bağlı olarak çalışan hekimlerin hukuki sorumluluk nedeniyle karşı karşıya kalabilecekleri mali yükten kurtulmaları, zarar gören hastaların ise kendilerine zarar veren hekime karşı tazminat istemlerini karşılayacak bir mali kuruluşa müracaat etmelerini sağlaması bakımından önemli bir işlev görmektedir.

Cezai sorumlulukDoktor hatasıDoktor-hasta ilişkileri+7
Fatih Serhan Öksüz
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hasta-hasta yakını sağlık personeli iletişimi

Hasta ve hasta yakınlarının sağlık personeli i,le olan iletişimleri. iletişm sırasında karşılaşılan olumsuzluklar ve bu olumsuzlukların giderilmesinde çözümler. iletşimden kaynaklanan olumsuzlukların giderilmesinde yardımcı olmak iletişimi etkin ve doğru olmasında yardımcı olmaktır. Anahtar Kelimeler : Hasta, Sağlık Personeli, Hekim, İletişim

Doktor-hasta ilişkileriDoktorlarHasta yakınları+5
Hilal Kurt
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık hizmetlerinde iletişim ve Denizli Devlet Hastanesi hekimleri örneği

Bu araştırma, sağlık hizmetlerinde iletişim konusundadır. İletişim toplumsal yaşamın özünü oluşturmaktadır. Toplumsal yaşamı olanaklı kılan iletişimdir. İletişim olmadan bir toplumsal yaşam olanaksızdır. Toplumsal yaşam alanları içinde iletişimin en fazla gereksinim duyulduğu alan, sağlık hizmetleridir. Araştırmanın kuramsal nitelikteki ilk iki bölümünde tarama yöntemi kullanılmıştır. Son bölümde anket uygulaması ve bulgular değerlendirilmiştir. Birinci bölümde iletişimin yapısı ve özellikleri ele alınmıştır. Bu bölümde iletişimin tanımı ve kapsamı, iletişim ögeleri, iletişim çeşitleri, iletişim sürecinin işleyişi, iletişim engelleri ve aşma yolları analiz edilmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde iletişimin sağlık hizmetlerinde kullanılması ele alınmıştır. Bu bölümde, sağlık hizmetleri ve iletişim, hekim–hasta ilişkileri ve iletişim, hasta grupları ve iletişim konuları analiz edilmiştir. Son bölümde Denizli Devlet Hastanesi hekimlerine "kişisel iletişim beceri envanteri" anketi uygulanmıştır; evren 200 kişidir, örneklem kullanılmamış, evreni oluşturan 200 hekim ankete dahil edilmiştir. Anket SPSS 20.0 İstatistik Paket Programıyla değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular analiz edilmiştir. Bu bulgulara göre; çoğunluk olarak Denizli Devlet Hastanesi hekimlerinin yüksek iletişim becerisine sahip olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca desteğe ihtiyaç duyan bazı bulgular da belirtilmiş ve değerlendirilmiştir.

Devlet hastaneleriDoktor-hasta ilişkileriDoktorlar+7
Kadir Gökhan Saçkan
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunumunda aile hekimlerinin iletişim beceri düzeylerinin hekimlerin tercih edilebilirliği üzerindeki etkisi: Kağıthane ilçesinde bir uygulama

Bu çalışmada; birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunumunda aile hekimlerinin iletişim beceri düzeylerinin hekimin tercih edilebilirliği üzerindeki etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Hasta- hekim iletişimine etki eden olumlu ve olumsuz faktörlerin tespit edilmesi, olumsuz faktörlerin ortadan kaldırılarak hasta ve çalışan memnuniyetinin arttırılması, bu sayede birinci basamakta sunulan sağlık hizmetlerinin kalitesinin arttırılması hedeflenmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için IBM SPSS Statistics 22 (IBM SPSS, Türkiye) programı kullanıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken parametrelerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro Wilks testi ile değerlendirilmiştir. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metodların (Ortalama, Standart sapma, frekans) yanı sıra niceliksel verilerin karşılaştırılmasında normal dağılım gösteren parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Oneway Anova testi ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Tukey HDS testi kullanıldı. Normal dağılım gösteren parametrelerin iki grup arası karşılaştırmalarında Student t test kullanıldı. Niteliksel verilerin karşılaştırılmasında ise Ki Kare testi, Fisher's Exact test ve Fisher Freeman Halton test kullanıldı. Anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirildi. Bu amaçla; Kağıthane ilçesine bağlı aile sağlığı merkezlerinde çalışan 85 aile hekimi ve 218 hastaya hasta-hekim iletişiminin değerlendirilmesine yönelik olarak hazırlanmış olan anketler yüzyüze görüşme yöntemiyle uygulanmıştır. Bulgular değerlendirilirken, istatistiksel analizler için IBM SPSS statistics 22 programı kullanılmıştır. Bu çalışma sonucunda hasta-hekim iletişimini etkileyen unsurlar değerlendirilmiştir. Hastalar hekimlerin kendileriyle kurmuş oldukları iletişimden genel olarak memnun olduklarını belirtmişlerdir. Hekimlerin tıbbi dil kullanımı hastalar açısından hasta-hekim iletişimini engelleyen en büyük unsur olarak değerlendirilmiştir. Aile hekiminin iletişiminden memnun olan hastalar, sağlıkları ile ilgili bir sorun olduğunda ilk olarak aile hekimine başvurmaktadır. Ayrıca hasta memnuniyeti, hastaların hekimini değiştirmeyi düşünme ve tavsiye etme kararında da etkili olmaktadır. Aile hekimleri de hastaların kendilerine olan yaklaşımını genel olarak olumlu değerlendirmişlerdir. Hasta-hekim iletişimini engelleyen en önemli unsur olarak ise hastaların sosyokültürel düzeylerini belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler : Sağlık Hizmetlerinin Sunumu,İletişim, Hasta-Hekim İletişimi, Hekim Tercihi

Aile hekimliğiDoktor-hasta etkileşimiDoktor-hasta ilişkileri+6
Pelin Kızılnal
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu ağız ve diş sağlığı merkezi ve hastanelerinde hekim–hasta iletişimi

Yaşam kalitesine etkisi büyük olan ve genel sağlığı da etkileyen ağız ve diş sağlığı ile ilgili hizmetler, Ülkemizde kamu ve özel sektör iştirakiyle sunulmaktadır. Diş hekimleri tarafından sunulan ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde, diş hekimliği mesleğinin gereği; teşhis ve tedavinin yapılabilmesi için hastayla sürekli iletişim halinde bulunulması gerekmektedir. Çalışmanın amacı; kendine has karakteristik özellikleri bulunan ağız ve diş sağlığı hizmetlerindeki hekim - hasta iletişimini, etkileyen faktörleri ve sorunları incelemektir. Çalışma kaynak ve literatür taraması tekniği kullanılarak, teorik olarak hazırlanmıştır. Çalışmada iletişim, sağlık iletişimi, ağız ve diş sağlığı, ağız diş sağlığı hizmetleri, hekim–hasta iletişimi ve hekim - hasta iletişimini etkileyen faktörler incelenmiştir. Ülkemizdeki ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin zamanla iyileştiği, ancak koruyucu hizmetlerin yeterli olmadığı, hizmetin tedavi ve protez ağırlıklı olarak verildiği saptanmıştır. Hekim–hasta iletişimini zaman, etkin dinleme, güven, otorite, hastanın sağlık okuryazarlık seviyesi, hekimin iletişim becerisi, hekimlerin yaşadığı stres ve tükenmişlik, ilgi ve saygı, ön yargı gibi faktörlerin etkilediği anlaşılmıştır. Diş hekimliği hizmetlerine özel hekim – hasta iletişiminde yaşanan sorunlar; tedavinin ağız içinde yapılması, tedavinin uzun sürmesi, diş hekimi korkusu ve dental anksiyete olarak belirlenmiştir.

Ağız ve Diş Sağlığı MerkezleriDoktor-hasta etkileşimiDoktor-hasta ilişkileri+4
Medine Albayrak
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Aile hekimliği uygulaması ve hasta memnuniyeti (Edirne İl Merkezi örneği)

Sağlık sistemi son zamanlarda önemli bir değişim içinde bulunmaktadır. Türkiye'de memnuniyetsizlik oluşturmaya başlayan sağlık ocakları uygulaması günün şartlarına cevap veremez hale gelmiştir. Birinci basamak sağlık hizmetleri sorununun çözülmesi amacıyla yeni bir hizmet modeli olarak aile hekimliği uygulamasına geçiş yapılarak, oluşması mümkün aksaklıkların önüne geçilmesi hedeflenmiştir. Edirne ili 01.12.2006 tarihinde pilot uygulamada dördüncü il olarak sağlık ocağı sisteminden aile hekimliği sistemine geçmiştir. Bu çalışmada, Edirne ilinde uygulanan aile hekimliği sisteminden hizmet alan kişilerin memnuniyet düzeyi ölçülmeye çalışılmıştır. Uygulama olarak Edirne ili Merkez ilçede 152 hasta üzerinde yüz yüze anket çalışması yapılarak Aile Sağlığı Merkezi'ne başvuran hastaların memnuniyet düzeylerinin ölçülmesi, buna bağlı olarak hasta memnuniyetini etkileyen faktörlerin incelenmesi ve öneri geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Anketlerden elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 15.0 istatistik paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Bulguların analizinde tanımlayıcı istatistik yöntemleri (ortalama, standart sapma, frekans, yüzde), ikili grup karşılaştırmalarında Fisher's Exact Testi, Faktör analizi için KMO ve Bartlett Testi kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi (p), ilgili testlerle birlikte gösterildi ve p<0,05 olan değerler istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Araştırma sonucunda; birinci basamak sağlık hizmetlerinde aile hekimliği hizmetlerinden hastaların yüksek düzeyde memnun oldukları belirlenmiştir.

Aile hekimliğiDoktor-hasta ilişkileriDoktorlar+2
Reyhan Cengiz
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

İletişim ve Sağlık İletişimi

Bu çalışmanın amacı; iletişim kavramından hareketle, sağlık iletişimine odaklanmak gerek sağlık profesyonelleri gerekse de sağlık hizmeti ihtiyacı duyan hasta ve hasta yakınlarının sağlık iletişimi durumlarını değerlendirmektir. Bu amaçla çalışma, iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde iletişim konusunda genel bilgiler sunulmuş, ikinci bölüm de ise sağlık iletişimi kavramı ve sağlık hizmet sunucularında sağlık iletişimi konusuna yer verilmiştir. Çalışmada literatür tarama yönteminin yanı sıra, mesleki bilgi ve deneyimlerden faydalanılmış, gözlemlere yer verilmiştir. Sağlık hizmetinde yer alan tüm sağlık profesyonellerinin birbirleriyle, hasta ve hasta yakınları ile kurduğu iletişimin kalitesi ve etkililiği, sağlık hizmetlerinin sonucunu etkileme özelliğine sahiptir. Bu bağlamda, sağlık profesyonellerinin birbirleriyle, hasta ve hasta yakınlarıyla iletişim kurma biçimleri incelenmiştir. Sağlık iletişimi ile ilgili yapılan çalışmalarda sağlık profesyonellerinden daha çok hekim-hasta ve hemşire-hasta iletişimi üzerinde durulduğunu göstermektedir. Sağlık profesyonelleri ve hasta arasındaki iletişimsizliğin en büyük sebebinin sağlık hizmetlerinin özelliklerinden kaynaklandığı ve bu özelliklerden de en çok etkileyenin bilgi asimetrisi olduğu görülmektedir. Yani sağlık profesyonellerinin tıbbi terimlerin kullanması hasta ve hasta yakınlarıyla olan iletişimi zorlaştırmaktadır. Hem hasta hem hizmet profesyonellerinin memnuniyeti iletişimin olumlu ya da olumsuzluğuna göre değişmektedir. Hasta ile sağlık profesyonelleri arasında kurulan kaliteli bir sağlık iletişiminin hasta bireyin sağlığına kavuşmasında etkililiği göz ardı edilmemelidir. İletişim becerileri yönünden donanımlı sağlık profesyonellerinin varlığı, hasta sağlığı ve memnuniyeti üzerinde ve kurumun başarılı olmasında büyük rol oynamaktadır. Anahtar Kelimeler : İletişim, Sağlık İletişimi, Sağlık Profesyonelleri

Doktor-hasta ilişkileriHasta yakınlarıHastalar+5
Derya Gündüz Hoşgör
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Özel Hukuk bağlamında hekimlerin hukuki sorumluluklarının nedenleri

Bu tez çalışmasında, hekimin hukuki sorumluluğunun şartları incelenmektedir. Mevcut sorumluluklar; ceza hukuku, disiplin hukuku, idare hukuku, özel hukuk ve mesleğin icrasını düzenleyen kural ve yasalardan kaynaklanmaktadır. Hekimin mesleğinin icrası mevcut şartlar altında oldukça zordur. Sağlık reformu ile hasta haklarının ön plana çıkarıldığı görülmektedir. Artan hekim sorumluluklarının karşısında hekimlerin haklarını düzenleyen bir düzenleme yoktur. Bu durum hekimlerin mesleklerini uygularken çekingen davranmalarına neden olmaktadır. Sağlık sisteminin işleyişi ve hasta yoğunluğu göz önüne alındığında hekimlerin yüklenen sorumluluklarını yerine getirmesi mümkün olamamaktadır. Hekimlerin sorumluluklarını düzenleyen mevzuat karışıktır ve hasta ve hekim ilişkisini tam olarak açıklayamamaktadır. Bu karmaşaya tıp biliminin uğraş alanı olan insan metabolizmasının tepkilerinin bilinmezliği eklenince hekimin sorumluluklarının ağırlığı ortaya çıkmaktadır. Yargıya yansıyan davalarda başvurulan bilirkişi raporları arasında dahi uyuşmazlıkların olması hekimlerin meslek icrasından kaynaklanan zararların tespitinin ne kadar güç olduğunun göstergesidir. Bu durumda devletin Anayasa'sında yer alan eşitlik ilkesinin sağlanabilmesi için hekimlerin çalışmalarını düzenleyen, sağlık alanına yönelik özel yasa ve mahkemelerin kurulması gerekmektedir.

Doktor-hasta ilişkileriDoktorlarHasta hakları+2
Cahide Tezel
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Hekimlerde malpraktis kaynaklı defansif tıp davranışları

Günümüzde hasta hekim ilişkisi, bütün dünyada yaşanan insan hakları gelişmelerinden etkilenerek hasta haklarında da değişiklik göstermeye devam etmektedir. Tıp Hukukunun ve tıbbi malpraktis uygulamalarının gelişmesi hasta haklarının yaşamakta olduğu bu süreç ve ivme sonucunda ortaya çıkmıştır. Hekimler Defansif tıp uygulamaları sayesinde kendilerini korumaktadırlar. Hekimlerin kendileri için risk oluşturan konulardaki endişeleri ile defansif tıp uygulamalarının bağlantısı bulunmaktadırBu çalışma; sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde ana unsurlardan olan hekimlerimizin defansif tıp uygulamaları ve bu konuda ulaşılmış olan seviyeyi görebilmek, sağlık sektöründe hasta-hekim ilişkileri yönetiminin önemli göstergelerinden ve ölçütlerinden biri olan defansif tıp uygulamaları ile hasta ilişkilerinin incelenerek değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Ülkemizde hekimlerin, artan tıbbi malpraktis davalarının farkında olmalarına rağmen, bu farkında olmanın gereklerini tıp hukuku konularına gereken önemi vermeyerek yerine getirmemektedirler. Komplikasyon-malpraktis ayrımının kesin olarak yapılamaması, tıbbi malpraktis sigortası hakkında tam olarak bilgi sahibi olunmaması defansif tıp uygulamalarının iyi yönetilemediğini göstermektedir. Defansif tıbbın hekime, hastaya, sağlık sistemine ve ekonomiye zararı bulunmaktadır. Bu durum tıbbi malpraktis probleminin iyi idare edilemediğini göstermektedir. Defansif tıbbın direkt kendisinin önlenmesi için yapılacak mevzuat ve hukuki yaptırımlarla ilgili çalışmaların problemi kötüleştirme olasılığı yüksektir. Yapılacak çalışmalarda sağlık çalışanının tedirginliğinin ve risk algılamasının dengede tutulması gerekmektedir. Yapılacak tüm yasal düzenlemelerin temel kuralının bu olması önemlidir.

Doktor-hasta ilişkileriDoktorlarHasta hakları+4
Selma Aydaş
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Standardize hasta uygulamalarında, standart hasta ve öğretim üyeleri geribildirimlerinin, öğrenci motivasyonu ve iletişim becerilerine etkileri

Amaç: Tıp Fakültesi Dönem 3 öğrencileriyle gerçekleştirilen standart hasta uygulamalarında standart hastalar ve öğretim üyeleri tarafından verilen yazılı ve sözlü geribildirimler üzerinden öğrencilerin kliniğe geçiş öncesi standart hastalarla görüşme yapma deneyimlerinin öğrenci motivasyonu ve iletişim becerilerine etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinde, 2014-2015 eğitim sürecinde dönem 3 öğrencileriyle, standart hasta uygulamalarıyla gerçekleştirilmiştir. Bu programda, klinik öncesi simülasyon eğitimleriyle öğrencilerin farklı hasta profilleriyle karşılaşması, gerçek bir ortamda hastayla ilk kez temas kurmaları öğrencilerin hastalarla etkileşim halinde uygulama yaparak temel becerileri öğrenmeleri, öğrencilerin motivasyon, iletişim becerileri ve başarı puanlarını yükseltmek amaçlanmıştır. Yöntem: Dönem 3 öğrenciden toplam 192 öğrenci araştırma popülasyonunu oluşturdu. Öğrencilerin mevcut durumlarını değerlendirmek ve uygulama sürecindeki deneyimlerini değerlendirmek için motivasyon ve empatik beceri anketleri veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Buna ek olarak, öğrencilere eğitimin sonunda yazılı ve sözlü geribildirim verilmiştir. Bulgular: Araştırmanın başında ve sonunda uygulanan anketler üzerinden, öğrencilerle "Standart Hasta Uygulamaları"nın gerçekleştirildiği programda, programın motivasyon ve iletişim becerilerine olan etkileri değerlendirildi. Sonuçlara bakıldığında, öğrenciler motive olmuşlar, temel becerileri (fizik muayene, anamnez alma gibi) elde etmişlerdir. Uygulama ile standart hasta laboratuvarında, öğretim üyeleri rehberliğinde, standart hastalarla klinik eğitimler öncesinde karşılaşma etkinlikleri gerçekleştirme fırsatı yakalamışlardır. Hastalarla pratik yaparak birebir yüzyüze iletişim kurma fırsatını yakalamışlar ve uygulama sonucunda verilen geribildirimlerle kendi öğrenme ve yetkinlikleri konusunda farkındalıklarını arttırarak kendilerini değerlendirme olanağı bulmuşlardır. Ayrıca eğitim sürecinde öğrenci memnuniyeti de artmıştır. Sonuç: Sonuç olarak amaca uygun bir planlama ve eğitimin düzgün yürütülmesiyle "Standart Hasta Uygulamaları"klinik öncesi eğitimde başarıyla kullanılabilir. Anahtar Kelimeler: simülasyon uygulamaları, standart hasta, geribildirim, motivasyon

BenzetimBenzetim tekniğiDoktor-hasta etkileşimi+6
Selda Yardım
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik ve tıp öğrencilerinin zor hasta algısı ve zor hasta ile iletişimlerinin belirlenmesi

Bu çalışma hemşirelik ve tıp öğrencilerinin zor hasta algısı ve zor hasta ile iletişimlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada veriler, öğrencilerin demografik özelliklerini de içeren hemşirelik ve tıp öğrencilerinin zor hasta algısı ve zor hasta ile iletişimlerinin belirlenmesine yönelik form ile iletişim becerileri envanteri kullanılarak elde edilmiştir. Çalışma Akdeniz Üniversitesi Antalya Sağlık Yüksekokulu ve Tıp Fakültesi'nde yapılmıştır. Araştırmanın evrenini bu okullarda okuyan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 583 öğrenci (Hemşirelik=359, Tıp=224) oluşturmuştur.Verilerin değerlendirilmesinde SPSS-16 istatistik paket programı kullanılmıştır. İstatistiksel değerlendirmede, tanımlayıcı istatistikler, değişkenler arası karşılaştırmalar, ki-kare testi, Kruskall-Wallis testi, Mann-Whitney U testi ve t testi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelik öğrencilerinin yaş ortalaması 21.6±2.07, tıp öğrencilerinin yaş ortalaması 23.61 ±1.51' dir. Hemşirelik öğrencilerinin %78'i kız öğrencilerden, %22'si erkek öğrencilerden, tıp öğrencilerinin %44.6'sı kız öğrencilerden, %55.4'ü erkek öğrencilerden oluşmaktadır.Hemşirelik öğrencilerinin genel iletişim becerisi puan ortalaması 118.27 ±13.29, tıp öğrencilerinin genel iletişim becerisi puan ortalaması 117.55 ±10.48'dir. Öğrencilerin yaş, cinsiyet, devam ettikleri sınıf ve uygulama yaptıkları kliniklerin iletişim becerisi üzerinde etkili değişkenler olduğu görülmüştür. Öğrencilerin zor hasta algısı ve zor hasta ile iletişimlerinin iletişim becerileri ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Her iki grup öğrenci için de ?iletişim kurulamayan hasta?nın zor hasta olduğu saptanmıştır. Hemşirelik öğrencileri için ?tedaviyi reddeden-işbirliği yapmayan? ve ?duygusal sorunu olan? hastaların zor hasta olduğu, tıp öğrencileri için ise ?anamnez veremeyen ya da yetersiz veren? hastanın zor hasta olduğu belirlenmiştir.Öğrencilerin zor hastalarla iletişimde güçlük yaşadıkları, zor hasta davranışı ile baş etmede en fazla duygu odaklı başetme yöntemlerini kullandıkları saptanmıştır. Problem odaklı başetme yöntemlerini ise kısıtlı düzeyde ve hastaya yönelik kullandıkları saptanmıştır. Öğrencilerin iletişimle ilgili derslerin yeniden düzenlemesini önerdikleri belirlenmiştir.Anahtar kelimeler: zor hasta, hemşire-hasta iletişimi, hekim-hasta iletişimi, hemşirelik eğitimi, tıp eğitimi

Doktor-hasta ilişkileriHasta bakımıHastalar+6
Gülşah Göral
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Birinci basamakta kanser erken tanısı ve izleminde aile hekimlerinin yeri: Bilgi, tutum ve davranışlarını belirlemeye yönelik kesitsel bir çalışma

GiriĢ ve Amaç Uzun dönem kanser kontrol stratejilerinde korunma en maliyet etkili yoldur. Kanserden korunmada aile hekimleri birey ve aileleri bilinçlendirebilirler, risk faktörlerini belirleyip azaltmaya çalıĢabilirler ve erken tanı için taramalar yapabilirler. Aile hekimlerinin bu konuda bilgilendirilmesi ve onlara uygun tutum ve becerilerin kazandırılması ciddi bir öneme sahiptir. Ancak bunun için öncelikle aile hekimlerinin mevcut yeterliklerinin ve uygulamalarının belirlenmesi gerekmektedir. Bu konudaki çalıĢmalar daha çok belli kanser türleri özelinde yapılmıĢtır. Oysa aile hekimlerinin genel olarak kanser erken tanısı ve izlemi konusundaki görevleri çerçevesinde ve bütüncül yaklaĢılması önem taĢımaktadır. Bu çalıĢmanın amacı, birinci basamakta sağlık hizmeti sunan aile hekimlerinin genel olarak kanser erken tanısı ve izlemi konusunda bilgi, tutum ve davranıĢları ile kanser taraması yaptırma tavsiyesinde bulunma davranıĢlarını etkileyen değiĢkenlerin belirlenmesidir. Gereç ve Yöntem ÇalıĢmamızın evrenini Mart 2016-Nisan 2016 tarihleri arasında Aydın ili genelinde aile sağlığı merkezlerinde görev yapan 301 aile hekimi oluĢturdu. Örnekleme yapılmayarak 250 aile hekiminin çalıĢtığı 85 aile sağlığı merkezine ulaĢıldı. ÇalıĢmaya katılmayı kabul eden 232 aile hekimi ile yüz yüze görüĢülerek anket uygulandı. Verilerin toplanmasında kullanılan anket formunun oluĢturulmasında Delphi yöntemi kullanıldı. Elde edilen veriler istatistiksel olarak SPSS 18.0 paket programında analiz edildi. Bulgular YaĢ ortalaması 49,9 ± 5,3 olan katılımcıların 172‟si (%74,1) erkek, 204‟ü (%87,9) evli, 193‟ünün (%83,2) meslekteki çalıĢma süresi 20 yıldan fazla, 19‟u (%8,2) aile hekimliği uzmanlık eğitimi almıĢ, 142‟si (%61,2) tütün kullanmakta veya kullanıp bırakmıĢ ve 116‟sının (%50) ekonomik durum algısı iyiydi; 143‟ü (%61,6) kendi sağlık durumunu iyi olarak tanımlarken 142 aile hekimi (%61,2) kendisinde kanser geliĢme riskini ortalama düzeyde görmekteydi. Aile hekimlerinin %60,3‟ü (s=140) kanserlerin erken tanısına yönelik semptom ve bulgular konusunda yeterli bilgiye sahip olduğunu düĢünürken, %54,7‟si (s=127) kanser taramaları konusunda kendini yeterli hissetmekte idi. Katılımcıların %87,1‟i (s=202) aile hekimlerinin kanserlerin semptomatik tanısında ve tarama ile erken tanınmasında etkin rol oynayabileceğini düĢünürken, kayıtlı hastalarını kanser riski açısından yıllık olarak değerlendirmesi gerektiğini düĢünenlerin oranı %59,1 (s=137) idi. ÇalıĢmaya katılan aile hekimlerinin %47‟sinin (s=109) ailesinde kanser tanısı alan en az bir kiĢi vardı. Anne ve babasına en az bir kanser taraması yaptıranların sayısı 146 (%62,9), kendisi için en az bir kanser taraması yaptıran hekim sayısı ise 147 (%63,4) idi. Aile hekimlerinin 188‟i (%85,8) kendilerine baĢvuran 40 yaĢ üstündeki kadın hastalarına meme kanseri için ve 186‟sı (%86,9) 30 yaĢ üstündeki kadın hastalarına serviks kanseri için sıklıkla veya her zaman tarama yaptırma tavsiyesinde bulunurken, 178‟i(%80,2) kendilerine baĢvuran 50 yaĢ üstündeki kadın ve erkeklere kolorektal kanser için sıklıkla veya her zaman tarama yaptırma tavsiyesinde bulunduğunu belirtti. Regresyon analizine göre tüm diğer değiĢkenlerden bağımsız olarak her üç kanser taraması için hekimlerin davranıĢı üzerinde etkili bulunan tek değiĢken aile hekimlerinin kendilerine kayıtlı kiĢileri yaĢ ve cinsiyete göre yıllık olarak değerlendirmesi gerektiği tutumu aile hekimlerinin hastalarına kanser taraması tavsiyesinde bulunma davranıĢı üzerinde etkili diğer iki değiĢken ise kadın cinsiyet ve anne-babasına kanser taraması yaptırmıĢ olmasıydı. Sonuç ÇalıĢmamıza katılan aile hekimleri genellikle, kanserlerin semptomatik tanısında ve tarama ile erken tanınmasında aile hekimlerinin etkin rol oynayabileceğini düĢünmektedir. Bununla birlikte aile hekimlerinin kendilerine kayıtlı bireyleri kanser riski açısından yıllık olarak değerlendirmesi gerektiğini daha az benimsemektedirler. Aile hekimlerinin tüm kanserlerin erken tanısına yönelik semptom ve bulgular konusunda sahip olduklarını düşündükleri bilgi ve yeterlik sınırlı görünmektedir. Ülkemizde uygulanan ulusal kanser tarama standartları ile ilgili hekimlerin bilgi düzeyleri de kendi algılarıyla koşutluk göstermektedir. Aile hekimlerinin ülkemizde tarama programında olan üç kanser için hastalarına tarama yaptırma konusundaki farkındalıkları yüksektir. Her üç kanser taraması için hekimlerin davranışı üzerinde etkili bulunan tek değişken aile hekimlerinin kendilerine kayıtlı kişileri yaş ve cinsiyete göre yıllık olarak değerlendirmesi gerektiğine inanmalarıdır. Bunun dışında meme kanseri tarama yaptırma tavsiyesinde bulunma davranışı için kadın cinsiyet ve anne-babasına tarama yaptırma durumu etkili iken, serviks kanseri için aile hekimlerinin kanser erken tanısı ve taramasında etkin rol oynaması gerektiğini düĢünme de etkili görünmektedir.

Aile hekimliğiDoktor-hasta ilişkileriDoktorlar+5
Ali Ömer Koçak
Aydın Adnan Menderes University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

E-sağlık okuryazarlığının siberkondriye etkisinde güven iletişiminin aracı rolü

E-sağlık okuryazarlığı, bireylerde siberkondrinin ortaya çıkmasının önlenmesi ve bireylerin hekimle kurdukları ilişkide güven iletişiminin geliştirilmesi bakımından önemlidir. Bu düşünceden hareketle çalışmanın amacı, e-sağlık okuryazarlığının siberkondriye etkisinde güven iletişiminin aracı rolünü ve katılımcıların sosyo-demografik özelliklerinin siberkondri, e-sağlık okuryazarlığı ve güven iletişiminde bir farklılık oluşturup oluşturmadığını ortaya koymaktır. Çalışmanın örneklemini Eskişehir ilinin Odunpazarı merkez ilçesinde yaşayan basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen 395 birey oluşturmaktadır. Çalışmada McElroy ve Shevlin (2014) tarafından geliştirilen ve Uzun (2016) tarafından Türkçeye uyarlanan "Siberkondri Ciddiyet Ölçeği", Norman ve Skinner (2006a) tarafından geliştirilen ve Gencer (2017) tarafından Türkçeye uyarlanan "E-Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği", Yılmaz (2005) tarafından geliştirilen "Hasta-Hekim İlişkisinde Güven İletişimi Ölçeği" ve katılımcıların sosyo-demografik özelliklerinden oluşan bir anket formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin geçerlilik ve güvenilirlik analizleri yapılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemler, korelasyon analizi, SPSS Process Macro 4. Model regresyon analizi, bağımsız örneklerde t-testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre siberkondri ve alt boyutları, e-sağlık okuryazarlığı, güven iletişimi arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. E-sağlık okuryazarlığının siberkondri ve alt boyutları üzerinde negatif yönlü etkisi; güven iletişiminin siberkondri ve alt boyutları üzerinde negatif yönlü etkisi bulunmaktadır. E-sağlık okuryazarlığı güven iletişimini pozitif yönde etkilemektedir. Ayrıca e-sağlık okuryazarlığının siberkondriye etkisinde güven iletişiminin aracı rolü bulunmaktadır. Katılımcıların medeni durumu e-sağlık okuryazarlığında; medeni durumu, yaşı ve eğitim durumu (zorlantı alt boyutu hariç) siberkondri ve alt boyutlarında; cinsiyeti, medeni durumu, yaşı ve eğitim durumu güven iletişiminde anlamlı farklılık oluşturmaktadır. Sonuç olarak e-sağlık okuryazarlığının ve güven iletişiminin geliştirilmesi siberkondrinin azalmasına, e-sağlık okuryazarlığının artması güven iletişiminin artmasına katkı sağlamaktadır. Bu sebeple e-sağlık okuryazarlığı becerisini güçlendirme çalışmalarının yapılması, güvenilir sağlık bilgi sayfalarının oluşturulması ve teşvik edilmesi, hekimlerin güven iletişimini kuvvetlendirme adına uygun etkileşim ortamının sağlanması ve iletişim becerilerinin geliştirilmesi için mezuniyet öncesi ve sonrası eğitim programlarının düzenlenmesi önerilmektedir. Konunun önemi açısından daha geniş bir örneklemde ve farklı araştırma yöntemlerini kullanarak siberkondri, e-sağlık okuryazarlığı ve güven iletişiminin araştırılmasında fayda vardır.

Bilgi aramaDoktor-hasta iletişimiDoktor-hasta ilişkileri+7
Kübra Öztürk
Sakarya University · Institute of Business Administration
2020
00

Related subjects