Davranış bozuklukları

53 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinde akran zorbalığı ve eşlik eden duygusal davranışsal sorunlar; Bursa ili örneklemi

Akran zorbalığı (AZ) "bir ya da daha fazla öğrencinin bir başka öğrenciye sürekli olarak olumsuz eylemlerde bulunması" şeklinde tanımlanmaktadır. Bir eylemin zorbalık olarak nitelendirilebilmesi için: kasıtlı olması ve zarar verme amacı gütmesi, tekrarlayıcı nitelikte olması, zorba ve kurban arasında güç eşitsizliği olması gerekmektedir. AZ'na maruz kalan ve zorbalık yapan çocuklarda depresyon, psikiyatrik problemler, ebeveynlerle ve arkadaşlarla ilişkide sorunlar daha sık görülmektedir. Bununla birlikte AZ'nın çocuk ve gençlerin aile tutumları ile ilişkisi de bildirilmiştir. Ülkemizde bu konuya ait çok az veri vardır. Bu araştırmanın amacı Bursa İli ilköğretim 5. 6. 7. ve 8. sınıf öğrencilerinde akran zorbalığı sıklığının araştırılması ve eşlik eden faktörlerin çok boyutlu olarak saptanmasıdır. Araştırmanın uzun erimli amacı AZ hususunda, koruyucu program geliştirmek için bir ön çalışma yapmaktır. Çalışmanın örneklemi 5, 6, 7 ve 8. sınıfta okuyan öğrenciler oluşturmuştur ve öğrenciler kurban, zorba, zorba/kurban ve AZ'na katılmayan olarak 4 gruba ayrılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; araştırmacılar tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu, "Olweus Öğrenciler İçin Akran Zorbalığı Anketi", "Güçler Ve Güçlükler Anketi" ve "Kısaltılmış Duygu Dışavurum Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde IBM SPSS Statistics Version22.0 kullanıldı. Araştırmanın örneklemi 431 kız, 425 erkek öğrenci tarafından oluşturmaktadır. Çalışma grupları ölçek alt boyutları açısından karşılaştırıldığında davranış problemleri ve duygusal problemler hem zorba hem de kurban olan grupta anlamlı olarak yüksekken, prososyal davranışlar bu iki grupta da anlamlı olarak az bulunmuştur. Bununla birlikte kurban ya da zorba olan ergenlerin olmayan akranlarına göre istatistiksel anlamlı olarak ailelerinin duysal olarak daha az destekleyici ve müdahaleci algıladıkları izlenmiştir. Gruplar arasında dikkat eksikliği, akran problemleri ve ailenin sinirli algılanması açısından fark saptanmamıştır. Aile ikliminin müdahaleci (p=0,005) olarak algılanmasının 1,042 kat ve duygusal sorunlar (p=0,002) yaşamanın 1,161 kat, akranlarla sorun (p=0,040) yaşamak 1,147 kat kurban olmayı artırmaktadır. Davranış sorunları yaşamak (p=0,043) 1,330 kat zorba olmayı artırmaktadır. Müdahalecilik (p<0,001) 1,075 kat, duygusal destek yokluğu (p=0,044) 1,030 kat, duygusal sorunlar (p<0,001) 1,301 kat, akran sorunları (p=0,027) 1,268 kat zorbakurban olmayı artırmaktadır. Prososyal davranışların (p=0,027) artması zorba-kurban olmayı 1,219 kat azaltmaktadır. Çalışmamızda algılanan aile ikliminin ve psikopatolojinin akran zorbalığı üzerine etkisi incelenmiştir. Bu etki, aile ikliminin psikopatoloji etiyolojisindeki yeri düşünüldüğünde, psikopatolojiler aracılığıyla oluşabileceği düşünülmüştür. Bulgular aile ikliminin, AZ'daki önemini göstermektedir. Bu nedenle akran zorbalığının azaltılmasında bireylerin ruh sağlığını koruyucu ve tedavi edici müdahalelerin yapılması, hali hazırda var olan okul temelli koruyucu yöntemlerin yanı sıra aile temelli koruyucu yöntemlerinde geliştirilmesi gerekliliği düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Akran zorbalığı, duygu dışavurumu, psikopatoloji, ergen, aile.

AileAkran zorbalığıBursa+6
Neslişah Gür
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 5. 6. ve 7. sınıflarda görülen duygusal ve davranışsal sorunların bazı değişkenler açısından incelenmesi (Adana ili Merkez örneği)

ÖZET İLKÖĞRETİM 5.,6. VE 7. SINIFLARDA GÖRÜLEN DUYGUSAL VE DAVRANIŞSAL SORUNLARIN BAZI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ (ADANA İLİ MERKEZ ÖRNEĞİ) Ferah ÇEKİCİ Yüksek Lisans Tezi, Eğitim Bilimleri Bölümü Danışman: Doç.Dr. S.Sonay GÜÇRAY Ocak, 2003, 85sayfa Bu çalışmada 11-14 yaşlan arasında olan öğrencilerin duygusal ve davranışsal sorunlarını belirlemede öğrencilerin kendilerini değerlendirmeleri ile öğretmenlerin öğrencileri değerlendirmeleri açısından yaş, sosyoekonomik düzey ve cinsiyete göre gruplar arasında farklılaşma olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Ayrıca, öğrenci değerlendirmeleri ile öğretmen değerlendirmeleri arasında görüş birliği olup olmadığı da araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2001-2002 eğitim ve öğretim yılında Adana ili merkez ilçelerinde (Yüreğir ve Seyhan) ilköğretim 5.,6. ve 7. sınıfa devam etmekte olan dokuz okuldan toplam 767 öğrenci ve bu öğrencilerin sınıf rehber öğretmenleri olan 27 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada, gençlerin duygusal ve davranışsal sorunlarını belirlemek için 11-18 Yaş Grubu Gençler İçin Kendini Değerlendirme Ölçeği (YSR) öğretmenlerin öğrencilerine ilişkin duygusal ve davranışsal sorunlarını ölçmeleri için ise Çocuk ve Ergenlerde Davranış Değerlendirme Ölçeği Öğretmen Bilgi Formu (TRF) kullanılmıştır. Ayrıca, araştırmanın amaçlan doğrultusunda araştırmacının kendisi tarafından Öğrenci Kişisel Bilgi Formu hazırlanırken, sosyo-ekonomik düzeyleri belirlemek amacıyla Bacanlı (1997) tarafından geliştirilen Sosyo-ekonomik Düzey Belirleme Ölçeği, araştırmanın amaçlan gözönüne alınarak değişikliğe uğratılarak kullanılmıştır.Araştırma sonucunda, hem öğretmenler hem de öğrenciler erkeklerde dışsallaştırma sorunlarının, kızlarda ise içselleştirme sorunlarının daha fazla görüldüğü sonucuna varmışlardır. Ayrıca alt sosyoekonomik düzeyden olan öğrencilerin, diğer sosyoekonomik düzeyden olan öğrencilere göre daha fazla problem davranış gösterdikleri öğretmenler ve öğrenciler tarafindan ifade edilmektedir. İçselleştirme, Dışsallaştırma ve Toplam Problem davranışlar yönünden, öğretmen ve öğrenci değerlendirmeleri karşılaştırıldığında ise, öğrencilerin öğretmenlerine kıyasla kendilerinde daha fazla sorun davranış ifade etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: içselleştirme sorunları, dışsallaştırma sorunları, 11- 14 yaş grubu öğrenciler

Davranış bozukluklarıDuygusal sorunlarDışsallaştırma+2
Ferah Çekici
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde davranış problemlerinin anne-babadan ve öğretmenlerden algılanan duygusal istismar açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim kurumlarına devam eden ergenlerde görülen davranış problemlerinin anne-baba ve öğretmenden algılanan duygusal istismar ile bir ilişkisi olup olmadığını belirlemektir. Araştırmanın örneklemini, Mersin'in merkez ilçelerinde bulunan toplam dört devlet lisesine devam eden 247'si kız, 187'si erkek olmak üzere 434 lise öğrencisi oluşturmaktadır.Araştırmada, ergenlerin anne ve babadan algıladıkları duygusal istismarı ölçmek için Alantar (1989) tarafından geliştirilen ?Anne-Baba Genç İlişkiler Ölçeği?, öğretmenlerinden algıladıkları duygusal istismarı ölçmek için yine Alantar (1989) tarafından geliştirilen ?Algılanan Öğretmen Davranışı Ölçeği?, öğrencilerin sınıf içi davranışlarını belirlemek amacıyla Conners (1969) tarafından geliştirilen ?Conners' Öğretmen Derecelendirme Ölçeği? ve araştırmaya katılan öğrenciler hakkında bazı genel bilgileri toplamak amacıyla ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır. İstatistiksel çözümlemelerde Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Kruskal-Wallis Testi, Mann Whitney U testi ve Regresyon Analizi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda erkek ergenlerin kız ergenlere göre davranış problemlerini daha fazla sergiledikleri belirlenmiştir. Kız ergenlerin annelerinden algıladıkları duygusal istismar düzeyi, erkek ergenlerden daha yüksek bulunurken, erkek ergenler duygusal istismarı öğretmenlerinden kız ergenlere göre daha yüksek düzeyde algılamaktadırlar. Kız ve erkek ergenler arasında babadan algılanan duygusal istismar açısından anlamlı farklılaşma olmadığı saptanmıştır. Cinsiyet etkisi kontrol edildiğinde, öğretmenden algılanan duygusal istismar, anneden algılanan saygı-kabul düzeyinin düşüklüğü ve babadan algılanan aşağılama düzeyinin yüksekliğinin ergenlerde davranış problemlerini anlamlı düzeyde yordadığı belirlenmiştir.

DavranışDavranış bozukluklarıDuygusal istismar+3
Sinem Şimşek
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergenlerin çocukluk dönemi istismar yaşantıları ile davranış problemleri ve psikolojik sağlamlıkları arasında ilişkinin incelenmesinde otomatik düşünceler ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü

Bu araştırmanın amacı ergenlerin çocukluk dönemi istismar/ihmal yaşantıları ile davranış problemleri ve psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve otomatik düşüncelerin aracı rolünü incelemektir. Araştırmanın örneklemi Gaziantep'te ortaöğretim kurumlarına devam eden yaşları 14 ile 19 arasında değişen (x = 16.15; Ss= 1.42) 338'i (% 51.1) kadın, 322'si (% 48.9) erkek olmak üzere toplam 671 ergenden oluşmaktadır. Çalışmada ergenlerin çocukluk dönemi istismar/ihmal yaşantılarını belirlemek için Çocukluk Örselenme Yaşantıları Ölçeği-Kısa Form (ÇÖYÖ-KF), davranış problemlerini belirlemek için 11- 18 Yaş Grubu Gençler için Kendini Değerlendirme Ölçeği (YSR-11/18), psikolojik sağlamlık düzeyini belirlemek için Yılmazlık Ölçeği (YÖ), otomatik düşüncelerini belirlemek için Çocuklar için Otomatik Düşünceler Ölçeği (CATS), bilişsel duygu düzenleme stratejilerini belirlemek için Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği (BDDÖ) ve demografik özellikleri belirlemek için ise Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma bulguları; ergenlerin çocukluk dönemi istismar/ihmal yaşantıları ile psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişkide uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve otomatik düşüncelerin tam aracı rolünün olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte ergenlerin çocukluk dönemi istismar/ihmal yaşantıları ile davranış problemleri arasındaki ilişkide uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve otomatik düşüncelerin kısmi aracılık etkisi olduğu belirlemiştir. Diğer taraftan çocukluk dönemi istismar/ihmal yaşantıları ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin ve istismar/ihmal yaşantıları ile davranış problemleri arasındaki ilişkide ise uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracılık etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Bulgular kapsamında son olarak, davranış problemlerinin varyansının açıklanmasında etkili değişkenlerin sırasıyla otomatik düşünceler, çocukluk dönemi istismar/ihmal yaşantıları ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri olduğu; psikolojik sağlamlığın varyansını açıklayan en önemli değişkenlerin ise sırasıyla uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve otomatik düşünceler olduğu görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış, araştırmacı ve uygulayıcılara bazı öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Çocukluk dönemi istismar/ihmal, davranış problemleri, psikolojik sağlamlık, otomatik düşünceler, bilişsel duygu düzenleme stratejileri

Bilişsel duygu düzenlemeDavranış bozukluklarıDavranışsal tutum+4
İdris Kaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

12-18 yaş arası yıkıcı davranış sorunları olan ergenlerde genel ve klinik özellikler ve izlem bulguları

Amaç: Yıkıcı Davranış Bozuklukları (YDB), Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu (KOKGB), Davranım Bozukluğu (DB) gibi sıklıkla birlikte görülür ve çocuk psikiyatri kliniklerine sık başvuru sebeplerindendir. Bu olguların baş etme stratejilerinde ve emosyonel regülasyonunda yetersizlik olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada YDB'li ergenlerin özellikleri ve tedavi etkinliği incelenmiştir. Gereç ve Yöntem: 12-18 yaşlarında YDB'li 82 olgu alınmıştır. Tedavi öncesi-sonrasında Conners ana-baba/öğretmen değerlendirme ölçeği (CADÖ) (CÖDÖ), Aile Değerlendirme Ölçeği (ADÖ), Güçler ve Güçlükler Anketi (GGA), Duyguların Düzenlenmesinde Güçlük Ölçeği (DDGÖ) ve Stroop Test uygulanmıştır. Bulgular: Olguların % 28'i sigara kullanıyordu ve bu olgular arasında DEHB-B alt tipi, ek KOKGB/DB tanıları, alkol-madde deneme anlamlı yüksekti. Kendine zarar verme girişimi % 58,5 olguda saptanırken; kız cinsiyet, KOKGB tanısı sık; DDGÖ ve GGA puanları daha yüksekti. Olguların % 81,7 DEHB-B, % 18,3 DEHB-DE tanısı alırken; % 19,3'ünde KOKGB, % 14,6'sında DB saptandı. Komorbid YDB'de, sigara kullanımı, sınıf tekrarı, akran geçimsizliği, akademik sorunlar yüksekti. KOKGB tanısı ile, boşanma/parçalanma öyküsü, kendine zarar verme; DB tanısı ile ders başarısızlığı, belirtilerin erken başlaması, aile işlevselliğinde bozukluk, sigara kullanımı ve alkol-madde deneme ilişkiliydi. Olguların % 96,3'ü stimülan, % 17,1 AP kullandı. KOKGB/DB grubunda kombinasyon tedavisi daha fazlaydı. Tedavi sonrasında CADÖ, CÖDÖ, ADÖ, GGA, DDGÖ total skorda ve Stroop puanlarında anlamlı düşme saptandı. Sonuç: Tedavi almamış YDB olguları, sigara kullanımı, alkol-madde deneme, sınıf tekrarı, kendine zarar verme gibi yaşantılar için risk altındadır. Emosyon disregülasyon, sigara kullanımı, kendine zarar verme, ev içi şiddet gibi olumsuz prognostik özellikleri olan olgularda daha belirgindir. Stimülan ve AP tedaviler çekirdek belirtilerin yanında; aile-işlevselliğinde ve emosyon regülasyonda anlamlı iyileşme sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: DEHB, Davranım bozukluğu, İzlem, Karşıt olma/karşı gelme, Yıkıcı davranış bozuklukları

Davranış bozukluklarıErgenlerHasta takibi+3
İpek Süzer Gamlı
Çukurova University
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde davranış problemleri ve yaşam doyumunun anne baba tutumlarına göre incelenmesi

Bu araştırmada ergenlerde görülen davranış problemleri ve yaşam doyumunun algılanan anne baba tutumları tarafından ne oranda yordandığını cinsiyete bağlı olarak incelemek amaçlanmıştır. Araştırma Adana ili merkez ilçelerinde yer alan sekiz lisenin 9., 10., 11. ve 12. sınıfına devam eden 396 kız, 210 erkek olmak üzere toplam 606 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Ergenlerin yaşam doyumlarına ilişkin veriler "Çok boyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği" (Huebner, 1994), anne-baba tutumlarına ilişkin veriler "Anne-Baba Tutum Ölçeği"(Lamborn, Mounts, SteinbergDornbush, 1991), davranış problemlerine ilişkin veriler "11-18 Yaş Gençler için Kendini Değerlendirme Ölçeği" (Achenbach ve Edelbrock, 1991), kişisel veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde Çok Değişkenli Regresyon Analizi'nden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda, ergenlerin babadan algıladıkları kabul ve psikolojik özerklik ile anneden algıladıkları kontrolün cinsiyete bağlı olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Davranış problemleri cinsiyete göre incelendiğinde, kız öğrencilerin erkek öğrencilerden daha fazla içselleştirme; erkek öğrencilerin ise kızlardan daha fazla dışsallaştırma problemleri sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Kız öğrencilerin yaşam doyumunun erkek öğrencilerden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Anne ve babadan algılanan kabul, anneden algılanan psikolojik özerklik ile içselleştirme ve dışsallaştırma davranışları arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Babadan algılanan psikolojik özerkliğin ise yalnızca dışsallaştırma problemleriyle negatif yönde anlamlı ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Anne ve babadan algılanan kontrol ile içselleştirme problemleri arasında anlamlı yönde bir ilişki olmadığı, dışsallaştırma problemleri ile ise negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Anne ve babadan algılanan kabul ve kontrol, anneden algılanan psikolojik özerklik ile yaşam doyumu arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu, yalnızca babadan algılanan psikolojik özerklik ile yaşam doyumu arasında anlamlı ilişki olmadığı saptanmıştır. Lise öğrencilerinin içselleştirme ve dışsallaştırma problemleri ve yaşam doyumlarının, anne ve babadan algılanan kabul, psikolojik özerklik ve kontrol tarafından ne oranda yordandığı hem tüm öğrenci grubunda hem de kız ve erkek öğrencilerde ayrı ayrı incelenmiştir. Gerek anne gerekse de babadan algılanan kabul ve anneden algılanan psikolojik özerkliğinlise öğrencilerinin (kızlarda ve tüm öğrencilerde) içselleştirme problemlerinin anlamlı yordayıcıları olduğu görülmüştür. Erkek öğrencilerde ise sadece babadan algılanan kabul ve anneden algılanan psikolojik özerklik içselleştirme problemlerinin anlamlı yordayıcılarıdır. Anne ve babadan algılanan kabul, anneden algılanan psikolojik özerklik ve kontrolün lise öğrencilerinin (kızlarda ve tüm öğrencilerde) dışsallaştırma problemlerinin anlamlı yordayıcıları olduğu belirlenmiştir. Farklı olarak, erkek öğrencilerde dışsallaştırma problemlerinin anlamlı yordayıcıları sadece babadan algılanan kabul ve anneden algılanan psikolojik özerkliktir. Hem öğrencilerin tamamı hem de kızlar üzerinde yapılan analizlerde anneden ve babadan algılanan kabul, anneden algılanan psikolojik özerklik ve kontrolün yaşam doyumunun anlamlı yordayıcıları olduğu belirlenmiştir. Erkek öğrencilerde ise yalnızca anne ve babadan algılanan kabulün yaşam doyumunun anlamlı yordayıcıları olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelımeler: Yaşam Doyumu, anne-baba tutumları ve davranış problemlerı

Ana-baba tutumuDavranış bozukluklarıErgenler+3
Diler Ünal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde reaktif-proaktif saldırganlığı yordamada kişilik özellikleri, duygusal ve davranışsal sorunların rolü

Bu araştırmada ergenlerde görülen reaktif-proaktif saldırganlığın kişilik özellikleri, duygusal ve davranışsal sorunlar tarafından ne oranda yordandığını incelemek amaçlanmıştır. Araştırma Mersin ili Tarsus İlçesinde yer alan yedi lisenin 9, 10, 11 ve 12. sınıflarına devam eden 559 kız, 432 erkek olmak üzere toplam 991 öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Ergenlerin reaktif-proaktif saldırganlığına ilişkin veriler "Reaktif-Proaktif Saldırganlık Ölçeği" (Raine ve ark., 2006), duygusal-davranışsal sorunlara ilişkin veriler "11-18 Yaş Gençler için Kendini Değerlendirme Ölçeği" (Achenbach ve Edelbrock, 1991), kişilik boyutlarına ilişkin veriler ise "Hızlı Büyük Beşli Kişilik Testi" (Morsünbül, 2014), kişisel veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada saldırganlık toplam puanı ile dışsallaştırma sorunları, içselleştirme sorunları, deneyime açıklık ve dışadönüklük arasında anlamlı ve pozitif yönde ilişkiler olduğu; duygusal denge, uyumluluk ve sorumluluk arasında anlamlı ve negatif yönde ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Reaktif saldırganlıkla dışsallaştırma sorunları, içselleştirme sorunları ve deneyime açıklık arasında anlamlı ve pozitif yönde ilişki olduğu görülmüştür. Reaktif saldırganlıkla duygusal denge, sorumluluk ve uyumluluk arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Reaktif saldırganlıkla dışadönüklük arasında ise anlamlı ilişki olmadığı görülmüştür. Proaktif saldırganlıkla dışsallaştırma sorunları, içselleştirme sorunları, deneyime açıklık ve dışadönüklük arasında anlamlı ve pozitif yönde, proaktif saldırganlıkla sorumluluk, duygusal denge ve uyumluluk arasında ise negatif yönde anlamlı ilişkiler belirlenmiştir. Araştırmadaki tüm değişkenler (dışadönüklük, duygusal denge, sorumluluk, uyumluluk, deneyime açıklık, içselleştirme sorunları, dışsallaştırma sorunları) birlikte, saldırganlığın toplam varyansının %45'ini açıklamaktadır. Dışsallaştırma sorunları, duygusal denge, deneyime açıklık, sorumluluk, dışadönüklük ve uyumluluğun saldırganlık toplam puanının anlamlı yordayıcılarıdır. Araştırmadaki tüm değişkenler birlikte, reaktif saldırganlığın toplam varyansının %42'sini açıklamaktadır. Reaktif saldırganlık ise hem içselleştirme, dışsallaştırma sorunları tarafından hem de duygusal denge, deneyime açıklık, dışadönüklük, uyumluluk ve sorumluluk tarafından yordanmaktadır. Son olarak araştırmadaki tüm değişkenler birlikte, proaktif saldırganlığın toplam varyansının %26' sını açıklamaktadır. İçselleştirme sorunları, dışsallaştırma sorunları, deneyime açıklık ve sorumluluğun proaktif saldırganlığın anlamlı yordayıcıları olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Reaktif- proaktif saldırganlık, beş faktör kişilik özellikleri, duygusal ve davranışsal sorunlar

Davranış bozukluklarıDuygudurumDuygusal sorunlar+6
Sümeyra Ak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çocukluk çağı beyin felçli hastaların değerlendirilmesi: Haberci belirtiler, komplikasyonlar, risk faktörleri

Amaç: Bu çalışma, serebral palsili hastalarda eşlik eden komorbidite ve komplikasyonların birbirileri ve diğer risk faktörleri ile ilişkilerini belirlemek amacıyla Ocak 2019-Aralık 2020 tarihleri arasında yapıldı. Gereç ve Yöntem: Ocak 2019-Aralık 2020 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Nöroloji Polikliniği'nde düzenli takibe gelen serebral palsi tanılı 66 hasta bu çalışmaya alındı. Tüm hastaların demografik bilgileri, doğum ağırlığı, gestasyonel yaşı, prenatal, natal ve neonatal öyküsü, yürüme yaşı, komplikasyonlarla ilgili öyküsü, anne-baba akrabalığı bilgisi ailelerden ayrıntılı anamnez alınarak kaydedildi. Serebral palsi etyolojisi, serebral palsi tipi, motor-mental gerilik şiddeti, mevcut komplikasyonlar belirlendi. Tüm bilgiler yapılandırılmış hasta kayıt föyleri kullanılarak kayıt altına alındı. Hastayı çalışmaya almadan önce her aileden aydınlatılmış onam formu alındı. Bulgular: Çalışmaya toplam 66 hasta alındı. Bunlardan 29'u kız (%43,9), 37'si erkek cinsiyetinden idi (%56,1). Hastaların yaş dağılımı 2,25-17,9 yaş aralığında idi (8±4.1). Çalışmaya alınan hastaların 23'ünde (%34,8) gebelik komplikasyonu, 39 hastada (%59,1) perinatal anoksi, 48 hastada (%72,7) YDYBÜ'de yatış, 34 hastada (%51,5) yenidoğan döneminde mekanik ventilasyon, 24 hastada (%36,4) yenidoğan döneminde konvülsiyon, 25 hastada (%37,9) yenidoğan döneminde sarılık ve 25 hastada (%37,9) yenidoğan döneminde enfeksiyon öyküsü bulundu. Hastaların 57'sinde (%86,3) spastik tip (22 hastada hemiplejik (%33,3), 7 hastada diplejik (%10,6), 28 hastada tetraplejik (%42,4)), 5 hastada (%7,6) diskinetik tip, 4 hastada (%6,1) karışık tip SP saptandı. Hastaların 3'ü (%4,5) 2 yaşından önce, 18'i (%27,3) 2-5 yaş aralığında, 7'si (%10,6) 5 yaşından sonra yürümeye başladığı öğrenildi, 38'i (%57,6) değerlendirme anında yürüyemiyordu. 29 hastada (%43,9) patolojik refleksler müspet, 37 hastada (%56,1) menfi idi. 13 hastada (%19,7) hastanın vücut ağırlığından ve motor bozukluğun ağırlığından dolayı paraşüt cevabı değerlendirilemedi, değerlendirilen hastaların 27'sinde (%40,9) paraşüt cevabı pozitif bulundu. Hastaların GMFCS seviyelerine göre dağılımı: 11 hastada (%16,7) seviye I, 14 hastada (%21,2) seviye II, 5 hastada (%7,6) seviye III, 9 hastada (%13,6) seviye IV, 27 hastada (%40,9) seviye V idi. Çalışmaya alınan hastalarda SP'ye en sık eşlik eden komorbidite/komplikasyonlar zeka geriliği (s:51, %77.3), epilepsi (s:49; %74,2) ve konuşma bozukluğu (s:48; %72,7) idi. 14 hastada (%21,2) davranış bozukluğu bulundu. Hastaların 16'sında (%24,2) GÖR, 23'ünde (%48,5) malnütrisyon vardı. Diğer önemli komplikasyonlardan olan kronik akciğer hastalığı 12 hastada (%18,2), ortopedik bozukluk 16 hastada (%24,2) bulundu. Sonuç: Çalışmamızın sonuçlarına göre; SP'nin multifaktoryel bir hastalık olduğunu, en sık eşlik eden komplikasyonların/komorbiditelerin zeka geriliği, epilepsi ve konuşma bozukluğu olduğunu, SP'ye eşlik eden komplikasyonların/komorbiditelerin kendi aralarında anlamlı neden-sonuç ilişkileri içerisinde olduğunu söyleyebiliriz. Anahtar Kelimeler: Davranış bozukluğu, epilepsi, GMFCS, görme bozukluğu, işitme bozukluğu, malnütrisyon, serebral palsi, zeka geriliği.

Beyin hastalıklarıDavranış bozukluklarıEpilepsi+7
Vusal Hasanov
Çukurova University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Aile eğitim programının annelerin ebeveynlik davranışlarına ve çocuklarında gözlenen davranış problemlerine etkisi

Bu araştırma ADDT'ye dayalı Aile Eğitim Programının annelerin ebeveynlik davranışları üzerindeki etkisini ve annelerin çocukların da algıladıkları davranış problemleri üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlanmıştır. Çalışmaya çocukları ilkokula devam eden 28 anne katılmıştır. Katılımcılardan 14 anne deney grubunu oluştururken 14 anne kontrol grubunu oluşturmaktadır. Uygulama öncesinde deney ve kontrol gruplarına Alabama Ebeveyn Davranışları Ölçeği ve Conners' Anababa Derecelendirme Ölçeği uygulanmıştır. Öntest ölçümlerinin ardından deney grubunda yer alan anneler ile 7 oturumdan oluşan Akılcı Duygusal Aile Eğitim Programı gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubu ile herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Deney grubu ile uygulamaların bitiminden 1 hafta sonra sontest ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde 2x2 yönlü varyans analizi tekniği kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda aile eğitim programına katılan annelerin çocuklarında bu eğitim programına katılmayan annelerin çocuklarına göre annelerin çocukları için algıladıkları davranış problemlerinde önemli düzeyde azalma olduğu annelerin işlem öncesine göre kendi ebeveynlik rollerine ilişkin olumlu tutum ve davranışların arttığı olumsuz tutum ve davranışların azaldığı görülmektedir.

Aile eğitimiAkılcı duygusal eğitimAnne davranışı+7
Çiğdem Altuntaş
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce ilinde yaşayan 6-14 yaş sığınmacı çocukların ruhsal uyumu

Bu çalışma, Düzce ilinde yaşayan 6-14 yaş sığınmacı çocukların ruhsal uyum durumlarını belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın örneklemini Düzce il sınırları içinde yaşayan, 6-14 yaş arası 163 (90 kız, 73 erkek) sığınmacı çocuk oluşturdu. Araştırmanın verileri Hacettepe Ruhsal Uyum Ölçeği kullanılarak çocukların ebeveynleriyle yüz yüze görüşmeler ile toplandı. Toplanan veriler SPSS veri tabanında yüzdelikler, Mann Whitney U, Kruskal Wallis-H ve ki-kare testleri kullanılarak değerlendirildi. Araştırmaya katılan çocukların %25.8'inde uyum sorunu saptanırken; çoğunun (%52.4) davranış sorunu yaşadığı belirlendi. Çalışmamızdaki sığınmacı çocuklarda en sık görülen nevrotik sorunların; korku, sıkılganlık, çekingenlik, güvensizlik olduğu görüldü. Hareketlilik, yerinde duramama; sinirlilik; yaşıtlarıyla geçinememe ve cezadan etkilenmemenin ise en sık görülen davranış sorunları olduğu tespit edildi. Okul başarısızlığı (%20.9), tırnak yeme (%11.7) ve alt ıslatma (%5.5) gibi diğer sorunların da sık görüldüğü belirlendi. Çocukların sürekli takip/tedavi gerektiren hastalığa sahip olmaları ve ebeveynlerinin hayatta olma durumlarına göre ruhsal uyum ölçeği puanlarında gruplar arası anlamlı istatiksel farklılık tespit edildi (p<0.01). Hastalığa sahip olan ve ebeveynlerinden en az biri hayatta olmayan çocukların diğer çocuklardan daha uyumsuz oldukları görüldü. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda, yoğun göç alan şehirlerde, sığınmacı çocukların psikiyatrik hastalıklarının erken dönem teşhisi ve etkili tedavisinin yapılabilmesi, uyum süreçlerini kolaylaştıracak uygulamaların planlanması amacıyla aralarında psikiyatri hemşiresinin de bulunduğu, ruh sağlığı uzmanlarından oluşan, transkültürel bakım ilkelerini benimsemiş bir ekibin oluşturulması önerildi.

Davranış bozukluklarıDüzceGöçler+4
Melike Pehlivan
Düzce University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin oyun bağımlılık düzeyleri, davranış problemleri ve genel akademik başarıları arasındaki ilişkiler

Bu çalışma lise öğrencilerinin oyun bağımlılık düzeyleri ile akademik başarıları ve davranış problemleri arasındaki ilişkileri incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama yöntemine göre tasarlanmıştır. Araştırmanın katılımcıları Elazığ ili Merkez ilçesinde öğrenim gören 994 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak demografik özellikleri ve bir önceki yılın not ortalaması bilgisini içeren bilgi formu, oyun bağımlılığı ölçeği ve davranış problemleri ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçları dijital oyun bağımlılığının akademik başarıyı negatif yönde anlamlı yordadığı, davranış problemlerini ise pozitif yönde anlamlı yordadığını göstermektedir. Ayrıca davranış problemlerinin de akademik başarıyı negatif yönde anlamlı yordadığı belirlenmiştir. Oyun bağımlılığı ve davranış problemlerinin cinsiyet, sınıf düzeyi, algılanan gelir düzeyi ve okul türü değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Gelecekteki araştırmalar için bazı sınırlılıklar ve öneriler tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Oyun bağımlılığı, akademik başarı, lise öğrencileri, ortaöğretim düzeyi, davranış problemleri.

Akademik başarıBağımlılıkBaşarı+5
Müge Vural
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Spor salonlarında rekreasyonel aktivite olarak spor yapan genç erkeklerde beslenme durumu ile bigoreksiya ve ortoreksiyanın ilişkisi

Rekreasyonel olarak spor yapan genç erkeklerde bigoreksiya eğilimi ve yeme tutumu hassasiyetiyle ortaya çıkan ortoreksiya sıklıkla görülmektedir. Araştırmada rekreasyonel olarak sporla ilgilenen genç erkeklerde kas algısı bozukluğu ve ortoreksiya eğilimleri ile yeme tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi hedeflenmiştir. Araştırma vücut geliştirme sporuyla ilgilenen 18-40 yaş arası, 244 genç erkek ile yapılmıştır. Katılımcıların demografik özellikleri sorgulanmış ve antropometrik okumaları alınmıştır. Kas Algısı Bozukluk Envanteri (KAB-E), Yeme Tutum Testi (YTT-26), Ortoreksiya-11 (ORTO-11), Kaslılık Odaklı Yeme Testi (MOET-TR) ve Kas Görünüm Memnuniyet Ölçeği (KGMÖ) uygulanmış ve katılımcılardan geriye dönük 24 saatlik besin tüketim kaydı alınmıştır. YTT-26'ya göre katılımcıların %10,7'sinde yeme bozukluğu olduğu saptanmıştır. Katılımcıların ORTO-11'den alınan puan ortalamalarına göre katılımcıların %72,5'inde ortoreksiya eğilimi olduğu saptanmıştır. Katılımcıların %45'i kaslılık odaklı beslenirken, %25'inin yüksek düzeyde kaslılık odaklı beslendiği bulunmuştur. Kas Algısı Bozukluğu Envanterine göre katılımcıların %46,7'sinde bigoreksiya olduğu saptanmıştır. Katılımcıların KAB-E Ölçeği'nden aldıkları puan arttıkça Kaslılık Odaklı Yeme Testi'nden (p<0,05 r=0,366) alınan puanın da artış gösterdiği saptanmıştır. KAB-E Ölçeği'nden alınan puan arttıkça katılımcıların Kas Görünüm Memnuniyeti Ölçeği'nden (p<0,05 r=0,473) aldıkları puanlarının da artış gösterdiği saptanmıştır. Sonuç olarak; rekreasyonel olarak spor yapan genç erkek bireylerde ortoreksiya eğiliminin ve beden algısı bozukluğunun yüksek olduğu ancak bigoreksiya ile ortoreksiya arasında anlamlı bir ilişki durumunun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ortoreksiya, Bigoreksiya, Yeme Tutum ve Davranışları

BigoreksiyaDavranış bozukluklarıOrtoreksiya nervoza+2
Ravza Yiğiter
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Irrasyonel besin inançları: Geçerlik ve güvenirlik çalışması

İrrasyonel Besin İnançları; besinlerle ilgili uygunsuz davranışlar ve bilişsel bozukluklar, gerçek dışı inançlar (irrasyonel) olarak tanımlanır. Bireylerin vücut imajlarına dair ince olma ve kalın olma endişesini, rol modelleri/ aileleri/ arkadaşları gibi kişiler arası etkileri, reklamların bireyler üzerindeki etkisini ve ağırlık kaybını amaçlayan davranışları değerlendirir. Bu araştırma, özel durumlarda beslenme ile ilgili yanlış bireysel inançların ve yeme davranışlarının değerlendirilmesi, İrrasyonel Besin İnançları Ölçeği'nin Türkiye'de kullanılabilmesi amacıyla geçerlik ve güvenirlik çalışmasının yapılmasıdır. Araştırmaya üniversitede öğrenim gören 208'i kadın 178'i erkek olan 386 yetişkin öğrenci katılmıştır. İrrasyonel Besin İnançları anketinin orijinal formundaki gibi iki alt ölçek (rasyonel ve irrasyonel) 57 maddede toplanmıştır. Faktör analizi sonucunda iki alt faktör altında maddelerin faktör yükleri 0.52-0.90 arasında değişmektedir. Tüm katılımcılar için 0.917, kadınlar için 0.930, erkekler için 0.917 olarak bulunmuştur. Ölçekler arası geçerlik için ise; İrrasyonel Besin İnançları ile Yeme Tutum Ölçeği, Algılanan Stres Ölçeği, Rosenberg Kendine Değer Verme Skalası, Beden İmgesi ile Baş Etme Stratejileri Ölçeği arasındaki ilişkiye bakılmıştır. Tüm katılımcılarda; İrrasyonel Besin İnançları ile irrasyonel alt ölçek arasında (r:0.950) ve Yeme Tutum Ölçeği ile diyet kısıtlaması arasında pozitif yönlü kuvvetli bir ilişki (r:0.886) saptanmıştır. Kadınlar için İrrasyonel Besin İnançları ile irrasyonel alt ölçek arasında negatif yönlü kuvvetli bir ilişki (r:-0.961), Yeme Tutum Ölçeği ile diyet kısıtlaması arasında pozitif yönlü kuvvetli bir ilişki (r:0.898) bulunmuştur. Erkeklerde ise İrrasyonel Besin İnançları ile irrasyonel alt ölçek arasında (r:0.939) ve Yeme Tutum Ölçeği ile diyet kısıtlaması (r:0.890) arasında pozitif yönlü kuvvetli bir ilişki saptanmıştır. Test güvenirliği için test tekrar test 386 kişiye bir hafta ara ile tekrar uygulanan ölçeğin geçerlik-güvenirlik katsayıları istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.

Beslenme bozukluklarıBeslenme davranışıBeslenme incelemeleri+7
Melike Buse Taylan
Acıbadem University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin çocuklarına yönelik duygusal istismarı ile çocuklarda görülen davranış problemleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Okul öncesi dönem, çocukların gelişimi açısından büyük önem taşıyan kritik bir dönemdir. Okul öncesi dönemde çocuklarda olumlu gelişmelerin yanı sıra olumsuz durumlar da ortaya çıkabilmektedir. Bu olumsuz durumlar çocuklarda bazı davranış problemlerine yol açabilmektedir. Çocuklarda görülen davranış problemleri, ebeveyn tutum ve davranışlarıyla doğrudan veya dolaylı olarak ilişki içerisindedir. Ebeveynler çocuklarının yaşamlarına olumlu, zaman zaman ise olumsuz etkide bulunabilmektedirler. Ülkemizde her iki çocuktan birisi duygusal istismara maruz kalmaktadır ve çocuk istismarı en sık olarak yakın aile bireyleri, öğretmenler, akrabalar ve yakın çevredeki insanlar tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönemde duygusal istismarın çocuklarda görülen davranış problemleri ile ilişkisini ortaya koymak, annelerin çocuklarına yönelik duygusal istismarının ve çocuklarda görülen davranış problemlerinin; çocukların cinsiyetine ve yaşına, annelerin yaşına, öğrenim düzeyine, algıladıkları stres düzeyine ve eşler arasındaki ilişki düzeyine göre anlamlı bir şekilde farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Araştırmada betimsel ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 250'si 3-6 yaş grubu çocuk ve 250'si de bu çocukların anneleri olmak üzere toplam 500 kişiden oluşmaktadır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında veri toplama aracı olarak; Kişisel Bilgiler Formu (Anne-Çocuk), 3-6 Yaş Çocuğa Sahip Ebeveynlere Yönelik Duygusal İstismar Potansiyeli Ölçeği ve Okul Öncesi Davranış Sorunları Tarama Ölçeği kullanılmıştır. Bu araştırmadan elde edilen bulgular;, annelerin çocuklarına yönelik duygusal istismarları ile çocuklarda görülen davranış problemleri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca annelerin çocuklarına duygusal istismarı yaşanılan yere göre ve annelerin kendi anne ve babalarıyla olan ilişkilerinin niteliğine göre anlamlı şekilde farklılaşmakta, çocuklarda görülen davranış problemleri ise annelerin yaşlarına, çocukların cinsiyetine, annelerin algıladıkları stres düzeyine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır.

AnnelerDavranış bozukluklarıDuygusal istismar+5
Gökçe Çardak
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi 3-6 yaş grubu çocuklarının davranış problemleri ve anne-baba tutumlarının incelenmesi

Okul öncesi 3-6 yaş grubu çocukların davranışları üzerine yurt içi ve yurt dışında birçok çalışma yapılmıştır. Bu davranış problemlerine karşı anne ve babalar farklı şekillerde hareket etmektedirler. Anne-babalar yaşadıkları ortam, aldıkları kültür, eğitimlerine göre davranış problemlerine karşı farklı tutumlar göstermektedirler. Bu nedenle okul öncesi 3-6 yaş grubu çocukların davranış problemlerine anne-baba tutumlarının ilişkisinin incelenmesi amacıyla bu araştırma yapılmıştır. Bu araştırma Karaman il merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 10 adet okul öncesi eğitim kurumu arasından, çalışmanın yapıldığı yaz tatilinde açık bulunan 5 okul öncesi eğitim kurumunun toplam 432 öğrencisi içinden 3-6 yaş arasındaki 207 çocuk ve bu çocukların anne babaları üzerinde yapılmıştır. Araştırmada çocukların davranış problemlerine anne-baba tutumlarının ilişkisi "Okul Öncesi Davranış Sorunları Tarama Ölçeği" (OÖDSTÖ) ve "Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutum Ölçeği" (PARI)'ne göre belirlenmiştir. OÖDSTÖ'ye göre çocukların "Kendilerine Ait Odası" değişkeniyle, sadece "Düşmanlık-Saldırganlık" toplam puanı arasında sınırda anlamlılık saptanmıştır. PARI'ya göre ise "Ailenin Ekonomik Durumu", çocuğun "Cinsiyeti" ve "Kardeş Sayısı" değişkenleri ile sadece "Demokratik Davranma ve Eşitlik" arasında; Annenin "Eğitim Durumu" ve "Medeni Durumu" ile sadece "Annenin Ev Kadınlığını Reddetmesi" arasında; babanın "Medeni Durumu" ile sadece "Karı Koca Geçimsizliği" arasında anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Sonuç olarak 3-6 yaş çocuklarda kendisine ait odasının olması saldırgan davranışları değiştirebileceği, annenin ev kadınlığını reddetme ve demokratik olma duygusunun eğitime ve boşanmaya bağlı olarak farklılaşabileceği düşünülmüştür.

Ana-baba tutumuDavranış bozukluklarıOkul öncesi çocuklar+1
Yasin Ulu
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

48–66 aylık okul öncesi çocukların duygu düzenleme becerileri ile davranış sorunları ve ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 48-66 aylık çocukların duygu düzenleme becerileri ile davranış sorunları ve ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Adana ilinde Çukurova, Seyhan ve Sarıçam ilçelerinde bulunan özel okul öncesi eğitim kurumlarındaki 48-66 aylık 342 çocuk ve bu çocukların ebeveynleri ile kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma verilerin toplanmasında ise tarama modellerinden sıklıkla kullanılan tekniklerden birisi olan anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmada 48-66 aylık çocukların öğretmenlerine Kanlıkılıçer (2005) tarafından geliştirilen Okul Öncesi Davranış Sorunları Tarama Ölçeği ile Batum ve Yağmurlu (2007) tarafından geliştiren Duygu Düzenleme Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmaya dahil edilen çocukların ebeveynlerine ise Demir ve Şendil (2008) tarafından geliştirilen Ebeveyn Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların demokratik ve aşırı koruyucu ebeveyn tutumlarının "düşük" düzeyde, otoriter ve izin verici tutumlarının ise "orta" düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmada 48-66 aylık çocukların "düşük duygu düzenleme zorluğu" olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte 48-66 aylık çocukların "yüksek duygu düzenleme becerilerine sahip" olduğu ve "düşük duygu düzenleme zorlukları" yaşadığına yönelik sonuçlar ortaya çıkmıştır. Araştırmada 48-66 aylık çocukların "değişkenlik/olumsuzluk" düzeyi ile "kavgacı-saldırgan olma" düzeyi arasında anlamlı bir ilişki olmadığı ancak "endişeli ağlamaklı olma, aşırı hareketli dikkatsiz olma" düzeyi arasında yüksek düzeyde negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır.

Ana-baba tutumuDavranış bozukluklarıDavranışsal tutum+6
Hanım Hande Erçakallı
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf ortamına uygun olmayan davranışların azaltılmasında uyuşmayan davranışların ayrımlı pekiştirilmesinin etkisi

ÖZET Bu araştırmada birincil olarak zihinsel engelli öğrencilerin sınıf ortamına uygun olmayan (sıraya yatma ve parmak kaldırmadan konuşma) davranışlannın uyuşmayan (etkinlikle ilgilenme, parmak kaldırarak söz hakkı isteme) davranışlarını ayrımlı pekiştimenin, sınıf ortamına uygun olmayan davranışların azalmasına yol açıp açmadığı, ikincil olarak da sınıf ortamına uygun olan uyuşmayan davranışların ayrımlı pekiştirilmesinin uyuşmayan davranışların artmasına yol açıp açmadığının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın deseni tek denek deneysel desenlerinden ABA desenidir. Araştırmanın deneklerim 1995 - 1996 öğretim yılında Ulus Anaokulu Eğitim Uygulama Okulu ve Mesleki Eğilim Merkezi özbakım II A sınıfına devam eden 9 öğrenciden, sınıf öğretmeni ile görüşme ve sınıfta yapılan doğrudan gözlemlerin anektod kaydı ile kayıt edilmesi sonucunda, biri sıraya yatma diğeri parmak kaldırmadan konuşma davranışı gösterdiği belirlenen 2 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanabilmesi için video kamera, video player, video kaset, televizyon, saat ve hedef davranış kayıt formları kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde grafiksel analiz kullanılmıştır. Araştırma bulguları, uyuşmayan davranışların ayrımlı pekiştirmesi işlem süreçlerinin uygun olmayan farklı davranışların azaltılmasında ve uygun olan uyuşmayan davranışların artmasında etkili olduğu izlenimini vermektedir.

Ayrımlı pekiştirmeDavranış bozukluklarıEğitim+5
Yusuf Ziya Tavil
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Görme engelli öğrencilerde sınıf içi uygulama olan çalışma davranışlarını arttırmada dönüştürülebilir sembol pekiştireç uygulamasının etkililiği

ÖZET Görme engelli öğrencilerde, sınıf içinde ders dinlemelerini etkileyecek davranış bozuklukları gözlenmektedir.Baş sallama, oturduğu yerde sallama, parmaklarını gözüne bastırma vb. bu davranışların genellikle görme özürünün doğasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Bunun azaltılması için alınacak önlemler genellikle sınıf dışında yapılmaktadır. Çünki sınıf içinde ders anında alınacak önlemler bilinmemektedir. Halbuki bu davranışların azaltılması, yerine sınıf içi uygun olan davranışların (düzgün oturma, parmak kaldırarak konuşma vb.) arttırılması, hazırlanacak bir davranış değiştirme programıyla mümkün olabileceğini araştırmalar belirtmektedir. İşte bu nedenle, bu araştırmada anektod kaydı ile belirlenen; düzgün oturma ve parmak kaldırarak konuşma, davranışlarının sınıf içinde arttırılması hedeflenmiştir. Bu amaçla Dönüştürülebilir Sembol Pekiştireç sistemi uygulanmıştır. Araştırmada, tek denekli deneysel desenlerden geriye çekme ve tersine döndürme modellerinden A-B-A-B deseni kullanılmıştır. Araştırma deneklerini 1995-1996 öğretim yılında Ankara Aydınlıkevler Göreneller İlkokulu hazırlık sınıfına devam eden 4 görme engelli öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma verilerini toplamak için önce var olan davranışların oluşum yüzdeleri ya da sayıları belirlenmiştir. Daha sonra dönüştürülebilir sembol pekiçtireç sistemi uygulamasına yer verilmiştir. Ardından uygulama geri çekilerek deney ortamı eski haline döndürülmüş tekrar dönüştürülebilir sembol pekiçtireç sistemi uygulamasına yer verilmiştir. Araştırma verileri, grafikselanalizle değerlendirilerek yorumlanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular şunlardır; 1- Dönüştürülebilir sembol pekiçtireç sistemi her bir öğrencide sınıf içi uygun olan çalışma davranışlarının artmasına yol açmıştır. a- Dönüştürülebilir, sembol pekiçtireç sistemi her bir öğrencide parmak kaldırma davranışının artmasına yol açmıştır. b- Dönüştürülebilir sembol pekiçtireç sistemi her bir öğrencide düzgün oturma davranışının artmasına yol açmıştır. 2- Dönüştürülebilir sembol pekiçtireç sistemi uygulamasına son verildiğinde her bir öğrencide sınıf içi uygun olan çalışma davranışlarının oluşum yüzdesi ya da sayısı dönüştürülebilir sembol pekiçtireç sistemi uygulamasına oranla azalmış olmakla birlikte başlangıçtaki düzeyine dönmemiştir.

Davranış bozukluklarıEngelli çocuklarGörme engelliler+4
Pınar Şafak
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Geniş ve çekirdek ailede yaşayan okul öncesi çocukların sosyal beceri düzeyleri ve davranış sorunları açısından incelenmesi

Bu araştırma da okul öncesi çocuklarının öğretmen tarafından değerlendirilen sosyal beceri düzeyleri ve davranış problemlerinin geniş ya da çekirdek ailede yaşamalarına göre farklılaşıp farklılaşmadığını anlamayı amaçlamaktadır. İstanbul'Beykoz, Kemerburgaz, Üsküdar, Ümraniye ilçelerinde seçkisiz olarak seçilen 6 farklı okuldan rastgele seçilen 240 öğrenci ve 21 öğretmen çalışmaya katılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak "Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği (4-6 yaş) (SBDÖ)","Okul Öncesi Davranış Sorunları Tarama Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan sosyo-demografik bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS for Windows 25.0 programı kullanılmıştır. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup arasındaki farklılığı belirlemek için Bağımsız Örneklemler t-Testi, bağımlı ve bağımsız değişkenleri arasındaki farklılığı test etmek amacıyla Pearson Korelasyon testi, sosyodemografik bilgi formu verilerinin analizi için frekans testi kullanılmıştır. Araştırmanın genel sonuçlarına göre geniş ailede yaşayan çocukların çekirdek ailede yaşayan çocuklara göre sosyal beceri düzeyleri yüksek fakat davranış problemlerinde artış olduğu tespit edilmiştir. Geniş ve çekirdek ailede yaşama değişkenleri ile "Sosyal Beceri Ölçme Ölçeği"nin kişiler arası beceri ve sözel açıklama becerileri alt boyutları arasında; "Okul Öncesi Davranış Sorunları Tarama Ölçeği"nin ise kavgacı ve saldırgan olma, endişeli ve ağlamaklı olma alt boyutları ile değişkenler arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler : Okul öncesi, geniş aile, çekirdek aile, sosyal beceri, davranış sorunları.

AileAile büyükleriAile hayatı+7
Betül Çetin
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Madde bağımlılığı nedeni ile hastanede yatarak tedavi gören bireylerde dürtüsellik ve yıkıcı davranış bozukluklarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, madde kullanım bozukluğu sebebiyle hastanede yatarak tedavi gören kişilerde dürtüsellik ile yıkıcı davranış bozuklukları ilişkisinin incelenmesidir. Araştırma Balıklı Rum Hastanesi'nde yatarak tedavi gören 100 madde kullanım bozukluğu olan hasta üzerinde yapılmıştır. Anket yöntemi ile elde edilen veriler SPSS istatistik programında analiz edilerek yorumlanmıştır. Anket formu, Sosyodemografik Veri Formu, Dürtüsellik Ölçeği ve Yıkıcı Davranış Bozuklukları İçin Tarama Değerlendirme Ölçeği'nden oluşmaktadır. Araştırma sonuçlarına göre, madde kullanım bozukluğu ile dürtüsellik düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu gösterilmiştir. Fakat madde kullanım bozukluğu ile yıkıcı davranış bozukluğu düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür. Bunun yanı sıra bu bireylerin dürtüsellik düzeyleri ile gelir düzeyleri ve eğitim düzeyleri arasnda da anlamlı ilişkiler olduğu gösterilmiştir ayakta yapılan tedavi ile anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Aynı şekilde bu bireylerin yıkıcı davranış bozukluğu düzeyleri ile eğitim durumları ve hakkında alınmış denetimde serbestlik kararı olup olmama durumları ile anlamlı sonuçlar elde edilmiştir.

Davranış bozukluklarıDürtüsel davranışDürtüsellik+6
İlhan Yağmur İleri
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Görme engelli olan ve olmayan 5-7. sınıf öğrencilerinde benlik algısı, sosyal eğilim ve davranış sorunları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, görme engelli olan ve olmayan 5-7. Sınıf öğrencilerinde benlik algısı, sosyal eğilim ve davranış sorunları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmaya, 11 - 13 yaş aralığında olan toplam 140 öğrenci katılım sağlamıştır. Bu araştırmada, sosyo-demografik bilgi ve veri formu, Sosyal Eğilimler Ölçeği (SEÖ), Benlik Algısı Profili (BAP) ve Güçler & Güçlükler Ölçeği (GGÖ) kullanılmıştır. Elde edilen bilgilerin analizi için; SPSS (Statistical Package Program for Social Science) version 26 programından yararlanılmıştır. Sosyal Eğilimler Ölçeğine ilişkin sonuçlara göre, cinsiyet ile Okul statüsü alt boyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Görme engelli olma durumu ile Sosyal uyum, Okul statüsü, Aile statüsü ve Hedef ve idealler alt boyutlarında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Çocukların yaşları ile Madde kullanmama alt boyutu dışında Sosyal Eğilimler Ölçeğinin tüm alt boyutlarında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Katılımcıların sınıflarına göre ise, tüm alt boyutlarda anlamlı farklılık saptanmıştır. Benlik Algısı Profiline göre değerlendirildiğinde, katılımcıların cinsiyeti ile eğitsel yeterlilik alt boyutu puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır. Görme engelli olma durumu ile çocukların Atletik yeterlilik ve Sosyal kabul alt boyut puanları arasında anlamlı farklılık saptanmıştır. Katılımcıların yaş ve sınıflarına göre ise tüm alt boyutlarda anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Güçler & Güçlükler ölçeğine göre ise, katılımcıların cinsiyeti ile Akran ilişkileri alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Görme engelli olma durumuna göre, davranış sorunları alt boyutunda anlamlı farklılık saptanmamıştır. Yaş ve sınıf değişkenine göre ise, tüm alt boyutlarında anlamlı farklılık saptanmıştır. Ölçekler arasındaki korelasyon analizlerine bakıldığında ise, güçler ve güçlükler ölçeği ile sosyal eğilimler ölçeği arasında negatif yönlü kuvvetli bir ilişki bulunduğu saptanmıştır. Diğer ölçekler arasında korelasyon bulunamamıştır. Araştırma bulguları, tartışma bölümünde güncel literatür ile tartışılmıştır.

Benlik algısıDavranış bozukluklarıGörme engelliler+4
Hazar Şen Vurtak
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveyninde depresyon olan veya olmayan çocukların sosyal uyum açısından karşılaştırılması

Bu çalışmada ebeveyninde depresyon olan çocukların davranışsal sorunlarıyla ebeveyninde depresyon olmayan çocukların davranışsal sorun açısından karşılaştırılması incelenmiştir. Ayrıca depresyon teşhisi alan ebeveynlerin çocuklarındaki davranışsal sorunların araştırılması ve ebeveyn depresyonu ile çocuklarda davranış sorunlarının çıkıp çıkmayacağı arasında bir ilişki olup olmadığının değerlendirilmiştir. Ek olarak; anne baba tutumlarının çocuk üzerindeki etkileri, çocukların sosyal gelişimi ve depresyonun buna etkileri incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini oluşturan İstanbul il sınırlarında, rastgele yöntemle seçilecek bir Gündüz Bakım Evi ve Çocuk Kulübü'nde eğitim ve öğretim görmekte olan, 24-72 ay arasındaki 30 çocuk ve bu çocuklarının ebeveynleri ve çocuklarla ilgili ek olarak öğretmenlerinden veri toplanmıştır. Araştırmada depresyon, ana baba tutumu, depresyondaki ebeveynlerin çocukları üzerindeki etkileri, çocukların sosyal gelişimleri, depresyonlu ailelerdeki çocukların davranış sorunları ve çocukların öğretmenlerinin bu çocuklarda fark ettiği davranışa yönelik problemler değerlendirilmiştir. Bu nedenle ebeveynlere 'hamilton depresyon ölçeği' ve bununla birlikte çocuklar için olan çocuklardaki davranışsal sorunların belirlenmesine yardımcı olacak 'Vineland(I) Uyum Davranış Ölçeği' ayrıca ebeveynler ve çocuklarıyla alakalı kişisel bilgi elde etmek için demografik form uygulanmıştır.. Araştırma bulguları ilgili tam olarak tutarlılık göstermemektedir. Araştırma sonuçlarına göre kızların erkeklere oranla sosyal uyum düzeylerinin ve 2009 doğumlu olan çocukların diğer çocuklara oranla sosyal uyumsuzluk düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ancak yapılan araştırma bulguları ebeveyndeki depresyonun çocuğun sosyal gelişimine bir etkisi olmadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler : Çocuklarda Davranış Sorunları, Anne Baba Tutumları,Depresyon, Davranım Bozukluğu, Duygu Sosyalleştirme,Sosyal Uyum

Ana-baba tutumuDavranış bozukluklarıDepresyon+6
Yasemin Erdemir
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde okul odaklı öznel iyi oluş ile davranışsal ve duyuşsal problemler arasındaki ilişki

Bu araştırma Ergenlerin Okul Odaklı Öznel İyi Oluş ile Davranışsal ve Duyuşsal Problemler Arasındaki İlişkiyi incelemek amacı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya 2015-2016 eğitim öğretim yılında Elazığ il merkezindeki örtaöğretim kurumlarında okuyan 9-10-11-12. sınıf öğrencileri arasından rastlantısal olarak seçilen 600 genç katılmıştır. Çalışmada veri toplamak amacıyla "Kısa Semptom Envanteri", "Riskli Davranış Ölçeği" ve "Öğrenci Öznel İyi Oluş Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 20.0 paket programı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda araştırmaya katılan öğrencilerin öznel iyi oluş düzeyi alt ölçeklere göre şu şekildedir; eğitim amaçlı alt ölçeğinde; okul türü, okula bağlılık alt ölçeğinde; okul türü, akademik yeterlilik alt ölçeğinde; cinsiyet ve tercih edilen okul türünde okuma ve öğrenmeden zevk alma alt ölçeğinde; okul türü ve yaş değişkenleri açısından anlamlı bir fark saptanmıştır. Cinsiyet, sınıf, tercih edilen okul türünde okuma, akademik başarı düzeyi ve ana-baba tutumu değişkenleri ile öğrenci öznel iyi oluş alt ölçekleri arasında ise istatistiksel açıdan anlamlı olduğu bulunmuştur. Riskli davranışlar ölçeğine göre; cinsiyet, ana-baba tutumu ve akademik başarı değişkenleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır Buna ek olarak Kısa semptom envanteri alt boyutları ile okul türü, cinsiyet, yaş, sınıf, tercih edilen okul türünde okuma, kalınan yer ve ailenin gelir durumu arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler : Ergen, Öznel İyi Oluş, Davranış, Duyuş

DavranışDavranış bozukluklarıDuygusal sorunlar+2
Yılmaz Kaplan
İstanbul Beykent University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerdeki çocuk yetiştirme tutumlarının ilköğretim çağındaki çocuklarda karşılaşılan davranış problemlerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, annelerdeki çocuk yetiştirme tutumları ile ilköğretim çağındaki çocuklarda görülen davranış problemleri üzerine etkisinin incelenmesidir. İstanbul il sınırları içinde bulunan bir özel okuldaki eğitimlerine devam eden rastgele yöntemle seçilmiş 60 kız ve 68 erkek, toplam 128 çocuğun annesi araştırmaya katılmıştır. Çocukların annelerine " Aile Hayatı ve Tutum Ölçeği (PARI) " ve " Çocuk ve Gençler İçin Davranış Değerlendirme Tutum Ölçeği" uygulanmış, örneklem grubu oluşturması için Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. İstatistiksel analiz için Mann-Whitney U ve Spearman kolerasyon katsayısı kullanıldı. Annelerdeki yetiştirme tutumları ile çocuklarda karşılaşılan davranış problemleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Annelerin aşırı kontrolcü annelik düzeyi arttıkça çocukların anksiyete/depresyon, sosyal içe dönük, düşünce sorunları ve içe yönelim düzeylerinde; demokratik tutum düzeyi arttıkça çocukların sosyallik düzeylerinde; baskı ve disiplin düzeyi arttıkça da çocukların saldırgan davranışlar, sosyal sorunlar ve dışa yönelim düzeylerinde artış olduğu görülmüştür. Bu bulgular, literatürdeki yayınlar ışığında tartışılmış ve psikoloji alanında hizmet veren kişilere ve ebeveynlere kılavuz olmak amacıyla tartışma bölümünde ifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler : Anne Babalardaki Çocuk Yetiştirme Tutumları, Çocuklardaki Davranış Problemleri

Ana-baba tutumuAna-çocuk etkileşimiDavranış bozuklukları+3
Cansu Ersoy
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00

Related subjects