Foreign exchange
77 theses under this subject heading
Döviz piyasasında bir korunma stratejisi olarak risk reversal göstergesi
2007 yılında, Amerika Birleşik Devletleri'nde emlak sektörü temelli bir kriz olarak ortaya çıkan ve daha sonrasında tüm dünyayı etkisi altına alan küresel finansal krizin en fazla etkilediği piyasaların başında döviz piyasası gelmektedir. Küresel finansal krizin etkileri nedeniyle, özellikle merkez bankalarının politikalarına bağlı olarak döviz piyasasında analizler yapmak son derece zor bir hal almıştır. Volatilite seviyelerinde ciddi değişimler gözlemlenmiş, varlıklar arasında uzun yıllardır süregelen güçlü korelasyonlarda bile önemli bozulmalar meydana gelmiştir. Bu çalışmada, küresel finansal krizin zirve yaptığı nokta olan Lehman Brothers?ın batışından sonraki dönem için döviz piyasasında en çok işlem gören pariteler ve bu paritelerin dayanak varlık oldukları alım ve satım opsiyonlarının zımni volatiliteleri arasındaki farktan hesaplanan risk reversal verileri arasındaki ilişkiler incelenmiş ve risk reversal verilerinin döviz piyasasında yatırım yapan piyasa oyuncuları için önemine dikkat çekilmesi amaçlanmıştır. Bu nedenle 16.09.2008 ? 31.12.2012 tarihleri arasındaki AUD/USD, EUR/USD, GBP/USD, USD/CAD, USD/CHF ve USD/JPY pariteleri ve bu paritelere ilişkin 3-Aylık 25-Delta Risk Reversal verileri arasındaki ilişkiler analiz edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde, risk reversal verilerinin paritelerin gelecekteki fiyat seviyelerini tahmin etmekten ziyade, trendde yaşanacak değişimlere yönelik sinyaller vermede daha başarılı ve daha kullanışlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Döviz Piyasası, Opsiyonlar, Zımni Volatilite, Risk Reversal
Döviz kuru belirlenmesi: Türkiye ve küresel makroekonomik haberlerin etkisi
This study investigates the effect of the domestic and foreign sourced macro-economic news on the the increase of the TL - Dolar exchange rate observed after 2013. The study was carried out, using OLS and GARCH methods for the period between January 1, 2013 and December 31, 2016. The results reveal that surprises related to domestic macro-economic data is more effective than foreign macro-economic surprises and the most important variables that explain the movements in the exchange rate are domestic inflation and monetary policy surprises as well as foreign employment surprises. Keywords: Exchange rate, GARCH, macroeconomic news
1980'den günümüze döviz kurlarının makro ekonomiye etkileri
Dünyadaki ekonomilerde, hem reel piyasalarda hem finansal piyasalarda etkin olan globalleşmenin, hükümetlerin uyguladıkları ekonomi ve siyasi politikalara da etkisi çoktur. Tez de, ülkelerin uyguladıkları döviz kuru sistemleri ile makroekonomik ilişkiler soruşturulmaktadır. Ülkemizde cumhuriyet tarihi boyunca, birbirinden farklı döviz kuru sistemleri uygulanarak, kur düzenlemeleri aracılığıyla, dış ödemeler bilançosu dengesi ve makroekonomik denge sağlanmaya çalışılmıştır. Bu durum, uygulanan döviz kuru politikalarının yalnız başına bozulan makroekonomik dengenin yeniden sağlanmasında yeterli olmadığını göstermektedir. Bilimsel analizlerde ortaya çıkan sonuçlar, döviz kuru politikalarının makroekonomik dengeyi yeniden sağlamada çokta istenilen bir şekilde hedef bir politika olarak seçilemeyeceğini gösterir niteliktedir. piyasa ekonomilerine geçişin hızla yükseldiği günümüzde optimum kur rejiminin nasıl olması gerektiği üzerinde çalışılırken, dış ticarette açıklık veya fazlalık, sermaye hareketlerinin serbestisinin var olup olmadığı, döviz rezervlerinin yapısı gibi bir çok faktörü hesaplamak gerekmektedir.
İşçi döviz gelirleri ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki
Giderek artan işçi döviz gelirleri son yıllarda hem hükümetlerin hem de araştırmacıların ilgisini çekmektedir. Özellikle gelişmekte olan ülkeler için işçi döviz gelirleri önemli bir finansal kaynak durumundadır. İşçi döviz gelirlerinin ev sahibi ülkedeki ekonomik büyümeyi ne yönde etkilediği konusunda literatürde bir fikir birliğine rastlanmamıştır. Bu çalışmada işçi dövizlerinin 34 tane gelişmekte olan ülkede 2002 ile 2014 yılları arasında ekonomik büyüme üzerinde oluşturduğu olası etkinin yönü panel veri analizi ile literatüre katkıda bulunma amacı ile saptanmıştır. Elde edilen bulgulara göre işçi dövizlerinin ev sahibi ülkedeki ekonomik büyüme üzerinde anlamlı bir etkisine rastlanmamıştır. Bundan başka, dışa açıklık, beşeri sermaye, yatırımlar büyüme oranlarını olumlu etkilerken; enflasyon ve GSYH ekonomik büyüme oranlarını negatif yönde etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: Ekonomik Büyüme, İşçi Döviz Gelirleri, Panel Veri Analizi
The interaction of interest rates, inflation, exchange rates and economic growth in Turkey: 2000 - 2021
The effects of interest rates on real output and the general price level are studied by using VAR and SVAR models for Turkey. The economic theories and methodology on the subject were discussed extensively and 5 variables were used for analysis; for the 2000 Q1 - 2021 Q4 period, quarterly data of deposit rate as interest rate, real effective exchange rate, current account, CPI that represents inflation, and real GDP that represents growth. It is found that the short-term interest rate as the prominent monetary policy instrument, has impacts on real macroeconomic variables, inflation, and growth, by affecting the real exchange rate. While the effect on GDP emerges with a lag, its impact on inflation is in form of a little shock. Therefore, it was concluded that inflation in Turkey requires strict and consistent intervention. Keywords: Interest Rates, Reel Exchange Rate, Real GDP, CPI
Yabancı para olarak kararlaştırılan kira bedelinin belirlenmesi
Yabancı para olarak kararlaştırılan kira bedelinin belirlenmesi konulu yüksek lisans tez çalışmam da, genel olarak kira sözleşmesinin tanımı, esaslı unsurları, kiracı ve kiraya verenin hak ve yükümlülükleri incelenmiştir. Devamla; yabancı para ve memleket parası ayırımı dikkate alınarak, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri ışığında, yabancı para kira bedelinde uygulanacak artış oranı, tarafların anlaşmalarının geçerliliği, kira bedelinin belirlenmesi (tespiti), uyarlama davasının özellikleri ve süreci, kira sözleşmesinin sona ermesi halleri aynı zamanda mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun hükümleri ile de karşılaştırma yapılarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kira Sözleşmesi, Kira Bedeli, Kira Unsurları, Taşınmaz Mal, Yabancı Para, Kira Bedelinin Uyarlanması, Kira Bedelinin Tespiti, Hak ve Nesafet, Kira Bedeli Artış Oranı, Memleket Parası, Tarafların Anlaşması, İfa Güçlüğü.
Risk of company on foreign currency exchange borrowings in Turkey
Turkey is a fast developing country, large manufacturing firms are started their big projects and some of them use foreign currency borrowing to finance their projects, these firms are exposed to a high risk from fluctuations of the currency when pay the borrowing. Foreign exchange risks strategies and techniques in managing the risks has become very important to international companies, while the risk of borrowing becoming low when the fluctuation of exchange rate is positively linked to income in the company. Due to the globalization, the exchange rate movements, deepening entered the financial markets. And also, have been more important for both the financial institutions and the real sector, also for non-profit organization concerning the exchange rat risk for both assets and liability. Management of exchange rate risk exposure affecting the competitiveness of the companies. The research focusing on the effect of exchange rate volatility on the company profits and evidence from Turkey. The effect of exchange rate fluctuations on firm performance are negatively rely on the total sales. When the companies have a high share of exports, are more vulnerable to exchange rate fluctuations, a low exporting firms are more control the liability dollarization after the crises. The recently positive correlation of liability dollarization with the export ratio and the firm size may be limiting the risk. The finding of this study suggest that, however of the improvement of the leverage ratios and interest rate risk, after 2001 financial crises in Turkey, liability dollarization and short maturity structure of debt are still appear to be the main sources of fragility in Turkish corporate sector against external upcoming financial shocks. After the 2001 a financial crises, the private companies in Turkey are like to borrow from abroad capital markets more than in comparison to local markets in order to achieve low interest rate on borrowing. Since 2010, the argument about the importance of choosing effective exchange rate regimes in Turkey cannot be ignored as of the size of risk that the country endure it and the affect in the political stability, also influence the developing the finance method, and the construction sectors. The goal of this research is to measure the effect of exchange rate volatility and the affection on the profitability, also to give the ways how to measure the ratios that used by the companies to control the risk of volatility, also this research discussed the types of derivative instrument used by the companies in order to minimize the risk of exchange rate volatility. The goal of this research is to highlight the riskiness of borrowing abroad and how it can affect the company profitability. This paper is give a solution in order to avoid this risk by using a derivative market while borrowing through foreign currency. The research provide the methods and ways firms can apply in order to be in safe against the volatility of exchange rate. The data gathered and collected from the financial statement of one of the biggest construction company in Turkey called ENKA Company, which analyzed to measure the ratios and test the changes of effective interest rate and measure the DuPont system to test the company ability to pay the borrowing and avoid the risk. This research is prepared in two main parts; the first part, takes and reviewed the relevant literature of the foreign currency systems, hedging policies of the companies, the derivative instruments, hedging currency risk with a financial derivative, reviewed the Turkish economic, followed by analyzing the financial statement one of the biggest companies in Turkey. Finally, it is concluded that according to analyzed financial statement of ENKA corporation for the period 2011-2017 found 2017 the company obtain the highest borrowing, and this affecting the leverage ratios and the company capability to pay the loan, it is suggest for the company to use derivative instrument in order to avoid the exchange rate fluctuations. Keywords: Exchange Rate Risk, Foreign Currency Loans, Borrowing Risk, Hedging, Future Markets, Industry Protection, Turkish's Economy, current account deficit, international investment position.
Döviz ve forex piyasaları işlemleri: Türkiye ekonomisi uygulaması
Döviz ve Forex piyasalarında yatırımcıların yatırım kararı almasında en önemli göstergelerden biri döviz kuru hareketliliğidir. Bu piyasaların gelişmesi ve bu gelişimin istikrar kazanması yatırımcıların yatırımı ile mümkündür. Yatırımcılar, yatırım yapacağı piyasayı etkileyen faktörleri göz önünde tutarak yatırım yaparlarsa daha sağlıklı yatırım kararları alacaktır. Döviz ve forex piyasalarında dalgalanmalara sebep olan faktörlerin belirlenmesi, yatırım tercihini bu piyasalardan yana kullanan yatırımcılar için büyük önem taşımaktadır. Bu tezin amacı; Döviz ve Forex piyasalarını tüm özellikleri ile açıklayarak, bu piyasalardaki işlem hacimlerine hangi faktörün ne derece etki yaptığını belirlemektir. Döviz ve Forex piyasalarını etkileyen Makro faktörler ele alınmıştır. Ayrıca bu faktörlerin etkisinin ölçülmesi amacıyla ''Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi'' yöntemi kullanılarak iki adet uygulama yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Döviz Piyasası, Forex Piyasası, Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi, Döviz Tevdiat Hesabı.
Yabancı para birimiyle kayıt sisteminin vergi matrahı ve mali tablolara etkilerinin değerlendirilmesi
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda ticari defterler ile ilgili genel çerçeve çizilmiş olmakla birlikte, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'na da atıflarda bulunularak ticari defterlerin muhteviyatı ve kayıtların nasıl tutulacağı konuları açıklığa kavuşturulmuştur. Her iki kanunda da ticari defterlerin nasıl tutulması gerektiğine ilişkin benzerlikler bulunmasına karşın çeşitli farklıklarında olduğu göze çarpmaktadır. Mükellefler tarafından tutulması zorunlu olan defterler ve gerekli diğer kayıtların Türkçe' den başka bir dil ile tutulamayacağı ve yine defter ve kayıtların Türk para birimi ile tutulmasının zorunlu olduğu ifade edilmiştir. Ancak 5228 sayılı kanun ile vergi kanunlarında yapılan düzenlemeler sonucunda, Bakanlar Kurulunun izni ile belirli koşullara sahip olan yabancı sermayeli işletmelere ulusal para birimi dışında, yabancı para birimiyle defter tutabilme hakkı getirilmiştir. Yapılan bu düzenlemeler ile ülkemizde faaliyet gösteren ve yatırım yapmayı planlayan yabancı sermayeli şirketlerin önündeki engellerden birinin daha kaldırılması amaçlanmıştır. Ayrıca, bu uygulama dışında 348 numaralı VUK Genel Tebliği 4. Maddesi ile serbest bölgelerde faaliyet gösteren işletmelere de yabancı para birimi ile defter tutabilmelerine izni verilmiştir. Bu çalışmamızda işletmelerin yabancı para birimi ile defter tutabilmeleri için hangi şartları taşımaları gerektiği ve yabancı para birimiyle muhasebe kayıtlarının tutulması sonucunda ortaya çıkan kambiyo karları ve zararlarının vergi matrahına, mali tablolara ve beyannamelere olan etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Ülkemizde faaliyet gösteren veya yatırım yapmayı planlayan yabancı sermayeli şirketleri teşvik etmek amacıyla verilen bu imtiyaz, döviz kurlarındaki artış sonucunda oluşacak kur farkı gelirlerinin vergi matrahı dışında bırakılacak olması yabancı yatırımcı için olumlu bir gelişme olup, bu haktan yararlanamayan ve yabancı yatırımcı ile rekabet halinde olan diğer işletmeler için haksızlığa ve vergi adaletsizliğine yol açmaktadır.
Dış ticaret ve döviz kazandırıcı hizmetlerin muhasebeleştirilmesinin Türk vergi mevzuatı ve Türkiye muhasebe standartları kapsamında incelenmesi
Uluslararası ticarette rekabet edebilmek için, her ülkenin işletmelerinin uluslararası muhasebe standartlarına uyumluluğu önemlilik arz etmektedir. Finansal tablo ve raporlamalar uluslararası standartlara uygun olduğu takdirde pazar payı artırılabilir ve yabancı yatırımcı o ülkeye yönelebilir. Bu çalışmada; dış ticaret ve döviz kazandırıcı hizmetlerin, Türk vergi mevzuatına göre incelenmesinin yanı sıra dış ticaretin ve döviz kazandırıcı hizmetlerin, Türkiye Muhasebe Standartları'na göre incelenmesi ve uygulamalar, dış ticaretin ve döviz kazandırıcı hizmetlerin, Türk vergi mevzuatı uyarınca raporlanması ile Tekdüzen Hesap Planı ile Türkiye Muhasebe Standartları arasındaki farklılıklar yer almaktadır. Ayrıca, dış ticaret ve döviz kazandırıcı hizmetlerde, işlemlerin kayıt altına alınmasına yönelik muhasebe kayıt ve teknikleri örnek uygulamalar yapılarak değerlendirilmiş, böylece ülkemizde faaliyet gösteren dış ticaret sektöründeki tüm işletmelerin ve yabancı yatırımcıların, mali tablolarının daha şeffaf, gerçekçi ve uluslararası platformda mukayese edilebilir olması ve güven verebilmesi için, Türkiye Muhasebe Standartları'na göre hazırlanması gereği vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Dış Ticaret, Döviz Kazandırıcı Hizmet, Muhasebe Standartları, Türk Vergi Mevzuatı, TMS 2, TMS 11, TMS 12, TMS 18, TMS 20, TMS 21, TMS 23, TMS 27, TMS 28.
Kur riskinden korunma araçları: Veri analizi uygulaması
Döviz kurunda yaşanan dalgalanmalar yabancı para cinsinden vadeli işlem gerçekleştiren şirketleri kur riskine maruz bırakmaktadır. Kur riski işletmeleri uluslararası ödemeler dengesi, sermaye ve kredi akımları, yabancı para cinsinden borç ve alacaklar, hatta uluslararası ticari etkinliklere katılmasa dahi ulusal para biriminin değerinin değişmesinin sonunda olumlu ve olumsuz şekilde etkilemektedir. Bu nedenle işletmeler kur riskinden korunmak için çeşitli yöntemler kullanmaktadır. Bu çalışma ise firmaların karşı karşıya kaldığı döviz kuru risklerinin ölçümü ve yönetimine ilişkin bazı temel konuları, döviz kuru riskini ölçmede şu anda baskın olan metodolojileri ve kur riski yönetiminde geniş çapta kabul görmüş en iyi uygulamaları özetlemektedir. Araştırmanın ana kütlesini Marmara bölgesinde faaliyet gösteren işletmeler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise Türkiye'de Marmara bölgesinde dış ticaret yapan 200 işletmeden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında ise İşletmelerin İşlem Riskinden Korunmak İçin Uyguladıkları Stratejiler Ölçeği kullanılmıştır. Firmaların maruz kaldıkları kur riskinden korunabilmek için kullandıkları tekniklerin üzerinden elde edilen veriler tanımlayıcı istatistikler ile yorumlanmıştır. Bununla birlikte, elde edilen verilere tek yönlü ANOVA testi uygulanmıştır. Yapılan değerlendirme ve yorumlamalar neticesinde ortaya koyulan bu bulgular, döviz kuru riskini yönetmek için işletmelerin karmaşık ve çeşitli stratejiler kullandığını göstermiştir. Buna göre işletmelerin %56'sında döviz riskiyle ilgilenen özel bir birim bulunmazken, %44'ünde döviz risk yönetim birimi olduğu belirlenmiştir. Ek olarak işletmelerin çoğunlukla TL cinsinden alacaklarını kısa sürede tahsil etme, nakit fazlalıklarını borçları olan döviz cinsinden değerlendirme ve hammadde oranlarının ayarlamasını yapma gibi iç stratejileri benimsedikleri gözlemlenmiştir. Şirketlerin birçoğunun döviz risklerinden korunmak için finansal yöntemleri kullanma oranı düşük olmasına rağmen, forward sözleşmeleri, döviz swapları, futures sözleşmeleri ve opsiyonlar hakkında bilgi sahibi olduğu saptanmıştır. Buna göre işletmelerin risk yönetimi konusunda eğitim ve bilgiye sahip olduğu, ancak bu bilgiyi uygulamada kullanma konusunda çekimser oldukları tespit edilmiştir. Araştırma amaçları doğrultusunda ANOVA analiz sonuçlarına göre işletmelerin finans yetkilisinin ünvanına göre finansal yöntemlerden haberdar olma durumunu etkilediği, finansal yöntemleri kullanım düzeyini etkilediği, kullanılan işletme içi stratejilerin düzeyini etkilediği belirlenmiştir. Bununla birlikte, finans direktörlerinin muhasebe müdürü ve finans müdürlerine kıyasla işletme içi stratejileri kullanma düzeyinin daha yüksek olduğu, finansal yöntemlerden daha çok haberdar olduğu ve finansal yöntemleri kullanım düzeyinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bir diğer araştırmada büyük, orta ve küçük işletmelerin net satış hasılasına göre, finansal yöntemlerden haberdar olması durumu ve kullandıkları işletme içi stratejilerini etkilediği belirlenmiştir. Büyük işletmelerin, küçük işletme ve orta işletmelere göre finansal yöntemlerden haberdar olma ve kullanılan işletme içi stratejilerini kullanma düzeyinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir.
Uluslararası mali sözleşmelerin hükmü
İslam devletleriyle Müslüman olmayan devletler arasındaki mali sözleşmlerin hükülerinin bilinmesi hem genelde tüm Müslümanlar özelde Müslüman tücarlar açısından önem arz etmketedi. "Uluslararası Mali Sözleşmeler Hükmü" başlıklı tezimizde bir giriş üç bölümden oluşmaktadır. Tezimizde konular mukayeseli bir şekilde ele alınmıştır. Giriş bölümünde üç konu incilenmiş. İlk kısımda sözleşmenin ve sevrvetin tanımı ele alınmış. İkinci kısımda, İslam devleti, İslami olmayan devlet ve devlet mefhumu kavramları incelenmiş. Üçüncü olarak uluslararası ekonomik ilişkilerin ahlaki boyutu, İslam hukuku kurallarına uyma, mütekabiliyet ve en son uluslararası koşullar ilkesi dikkate alınarak, İslam'da uluslararası ekonomik ilişkileri düzenleyen hususlar tartışılmıştır. İkinci bölümde, faizli sözleşmenin tanımı, hükmü ve İslam devleti ile yabancı devlet arasındaki yapılana faizli sözleşmlerin hükmü ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, borsanın tanımı, yönetişimi, bankalar arası para transferleri ile ilgili kurallar ve uluslararası döviz sözleşmeklerindeki tarihleme kuralı ele anmıştır. Uluslararası Hizmet Sözleşmelerinin ikinci bölümünde üç başlığa yer verilmiştir. Birinci başlık altında Uluslararası Hizmet Sözleşmelerde yönetilen krediye karşı banka faizi alma kararı ve IMF'den borçlanma kararı ele alınmştır. Ticaret Sigortaları Kanunu'nun ikinci bölümünde ise, sigorta sözleşmesinin tanımı, menşei, türleri ve kararı işlenmiştir. Elektronik sözleşmelerin üçüncü bölümünde, sözleşmelerin türleri, hükümleri, yazım yöntemi ve benzer araçlar için sözleşme kuralı, ve modern iletişim yöntemi üzerinde sözleşme kuralı ve internet sitelerinde yapılan sözleşmenin sona ermesi üzerinde yapılan sözleşmler incelenmiştir. Bu bölümde ayrıca uluslararası mali tazminat sözleşmelerinin hükümleri ele alınmıştır. İkinci bölümde kiraya sözleşmesi tartışılmıştır. Burada Kira sözleşmesinin yasallığı açıklanmış, akabinde genel olarak uluslararası kiralama sözleşmesinin kuralları ve kiraya veren ile yabancı kiracı arasındaki kira sözleşmesi ve yabancı kiralayan ile kiralayan arasındaki ilişki incelenmiştir. Ayrıca bir yabancıyı, kendi dinleriyle ilgili bir çalışma yapmaya ve yabancı için özel bir ücret de olsa Müslüman bir yabancının işe alınma kuralı ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, Uluslararası Finans II Ajansı'nın (IFA) sözleşmesi hakkında Ajans sözleşmesini bilerek, meşruiyetini ve Uluslararası Finans Ajansı (IFA) sözleşmesinin yönetimini göstererek bunun nasıl olacağı hakkında incemeler yaptım. Dördüncü bölümde ise, uluslararası tedarik sözleşmesini inceledim. Burada tedarik sözleşmesinini esasları ve uluslararası tedarik sözleşmesinin nasıl sağlanacağı hakkında izahatlarda bulundum.
Kamu iç borçlanmasının finansal gelişme üzerindeki etkisi: Avrupa Birliği geçiş ekonomileri örneği
Finans sektörü ekonomik büyüme ve kalkınma, vergi gelirleri, doğrudan yabancı sermaye yatırımları, kayıt dışı ekonomi, gelir dağılımı ve yoksulluk başta olmak üzere çok sayıda ekonomik değişkenin önemli bir belirleyicisidir. Finans sektörünün söz konusu ekonomik etkileri dikkate alındığında finans sektörünün gelişiminin belirleyicilerinin tespit edilmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmada ikinci nesil eşbütünleşme ve nedensellik analizleri kullanılarak 1996-2017 döneminde kurumsal ve ekonomik bir dönüşüm geçiren Avrupa Birliği geçiş ekonomilerinde kamu iç borçlanması ile birlikte doğrudan yabancı sermaye yatırımları ve işçi dövizlerinin finansal gelişme üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Ekonometrik analiz kapsamında nedensellik analizi, kamu iç borçlanmasının finansal gelişme üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Diğer yandan, eşbütünleşme analizi ile uzun dönemde güvenli varlık (safe asset) ve tembel banka (lazy bank) görüşlerini destekleyen bulgulara ulaşılmıştır. Ayrıca, doğrudan yabancı sermaye yatırım girişleri ile işçi dövizlerinin uzun dönemde finans sektörünün gelişimi üzerinde zayıf pozitif etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.
Elma tedariği ve döviz büroları sektöründe blok zinciri örnek uygulamaları
Bu çalışmada, elma tedarik zincirinde blokzinciri teknolojisinin kullanılmasına ilişkin vaka analizi yapılarak, tedarik zincirinde ürünlerin satışından tahsilatların izlenmesine kadar olan sürecin şeffaflığının sağlanmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur. Ayrıca, döviz bürolarının kendi aralarında yaptıkları işlemlerin blokzinciri teknolojisi kullanılarak gerçekleştirilmesine yönelik olarak blokzinciri vaka analizi yapılmıştır. Yapılan çalışmalar neticesinde, üreticilerin ürün satışından kaynaklanan alacaklarının sistem üzerinden izlenebilmesine ilave olarak, ürünlerde kullanılan ilaç, gübre vb. girdilerin miktarlarına ilişkin bilgiler ile söz konusu girdilerin ödemelerinin de blokzinciri aracılığıyla takip edilmesi amaçlanmaktadır. Diğer taraftan, üreticilerin ürünlerini sattığı kişilerin blokzinciri sistemine yaptıkları kayıtların anonim olarak izlenebilmesi, tedarik süreçlerindeki maliyetler ile alacakların tahsiline ilişkin bilgilere kadar birçok unsurun muhasebeleştirilmesi ve kayıt altına alınması sağlanacaktır. Dolayısıyla, enflasyon içerisinde önemli bir ağırlığa sahip olan yaş meyve ve sebzelerin fiyat oluşumuna etki eden unsurlar sağlıklı bir şekilde takip edilerek politika oluşturma süreçlerine ciddi katkı sağlanacaktır. Ayrıca, tedarik zincirinde yer alan kişilerin tek ve ortak bir kayıt teknolojisi yoluyla işlemleri takip edebilmeleri sağlanacaktır. Döviz bürolarının aralarında ve müşterileriyle yaptıkları işlemlerden elde edilen paraların kaynağına ilişkin tereddütler ve yüksek tutarlı efektiflerin değerlendirilmesinde ortaya çıkabilecek kazanç kayıpları nedeniyle bankalar tarafından işlemlerin gerçekleştirilmemesi, blokzinciri gibi şeffaf ve izlenebilir bir yapının oluşturulması ihtiyacını doğurmuştur. Bu sebeple, döviz bürolarının teknolojiye uyumu ve işlemlerin blokzinciri ile ne şekilde gerçekleştirebileceği konusunda model önerisinde bulunulmuştur.
İşçi gelirlerinin Türkiye ekonomisi'ne olan etkileri
1Bu çalışmada 1963-2018 yılları arası Türkiye'ye gelen işçi dövizlerinin Türkiye ekonomisine olan katkıları araştırılmaktadır. İlk iki bölümde, göç nedenlerinden bahsedilmiş, göçmen işçilerin Dünya üzerindeki dağılımına ve işçi gelirlerini belirleyen mikro ve makro etkilere değinilmiştir. Üçüncü bölümde, Türkiye'deki işçi gelirleri tarihsel perspektifte incelenmiş, işçi gelirlerinin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Son bölümde de yapısal kırılmalı eşbütünleşme yöntemi ile yapısal kırılmaları dikkate alan Gregory-Hansen eşbütünleşme yöntemleri ve Toda Yamamoto Nedensellik Analizi kullanılarak analiz gerçekleştirilmiştir. Çalışma bu yönden analiz yapılan ilk çalışma olma özelliğine sahiptir. Yapılan eşbütünleşme testi sonucunda %10 anlamlılık düzeyinde eşbütünleşik ilişkinin bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan nedensellik testinde işçi dövizleri ve ekonomik büyüme arasında çift yönlü ancak negatif bir ilişki, yatırımlar ile ekonomik büyüme arasında ise tek yönlü bir nedensellik ilişkisi bulunmuştur.
Cointegration and causality relationship between Borsa Istanbul's BIST 100 and exchange rates
This thesis investigates the relation between the stock prices and the exchange rates(against US dollar) of Turkey, based on the monthly data from January 2003 to February 2019.The study inspects the short-run causal relationship by employing multivariate Granger causality test, and probes the long-run relation of the aforementioned variables using Johansen cointegration test. In addition, by use of multivariate DCC-GARCH method, dynamic conditional correlation among variables are estimated & forecasted for future periods. Empirical results suggest that only one long-term relation exists between these variables, and the direction of causality runs from stock prices to exchange rates. Findings of DCC-GARCH implies that significant dynamic conditional correlation is present among the time series studied. Also, a considerable time varying correlation is established between BIST100 stock prices and real exchange rates, which is in accordance to the result of preceding methods.
A new approach to the third generation currency crisis models: An application for Turkey
Since the 1980s, three currency crisis models have emerged to explain the formation of currency crises and define the appropriate policies. The purpose of this study is to summarize the first and second generation crisis models and then expand the third generation crisis models by proposing an original model incorporating export, imported intermediate goods, and risk premium variables to the model of Philippe Aghion, Philippe Bacchetta and Abhijit Banerjee (2001), which is one of the most critical studies in the literature. In this context, the model allows for the effects of changes in exchange rates on exports, importation of intermediate goods, short-term external debt, and the risk premium. The obtained results imply that a decrease in interest rate would be optimal in the case of high level and/or elasticity of exports. However, an economy with a high level of intermediate goods importation and/or foreign debt should implement a higher interest rate policy. An empirical analysis conducted by using the related data of the Turkish economy to test the effectiveness of the model and the recommended policies. The regression results show that the created model is not very suitable for the data of Turkey between 1994-2019.
Türk turizm sektöründeki gelişmelerin cari işlemler dengesine muhtemel etkileri: Akdeniz ülkeleriyle karşılaştırmalı bir analiz
Turizm olayı, 20. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren hızla gelişmeye başlamıştır. Günümüzde turizmin gerek dünya ekonomisindeki yeri, gerekse uluslararası mal ve hizmet ticaretindeki payı, onu en büyük sektörlerden birisi konumuna getirmiştir. Gelişme yolundaki ülkemiz açısından da turizm büyük önem taşımaktadır. Kalkınma çabasındaki ülkelerin karşılaştıkları sorunların başında döviz darboğazı gelmektedir. Bu konuda turizm zenginliklerine sahip ülkelerin, turizm değerlerini uluslararası turizme açmakla döviz elde edebilmek için bir alternatifleri bulunmaktadır. Turizmin ülke ekonomisindeki etkisi sadece döviz kazançlarıyla sınırlı değildir. Turizmin ekonomide istihdama, iç fiyatlara, devlet gelir ve harcamalanna, diğer sektörlere, döviz kuruna ve yatırımlara da etkisi vardır. Bu çalışmada, turizmin özellikle döviz kazandırıcı yönü ve bunun cari işlemler dengesine muhtemel etkileri üzerinde durulmuştur. Bu etkiler sadece ülkemiz için araştırılmamış, turizmde rakibimiz sayılabilecek Akdeniz ülkeleriyle de karşılaştırılmalı bir analiz yapılmıştır. Türkiye'de 1983 yılından itibaren hızla gelişmeye başlayan turizm sektörü, ekonomideki ağırlığını da giderek artırmaya başlamıştır. Bu ağırlık sadece cari işlemler dengesinde değil, GSMH içindeki payı, toplam istihdam içindeki yeri şeklinde de kendini göstermektedir. Turizm sektöründen, her yıl artan miktarlarda elde edilen döviz gelirlerinin olmaması durumunda, ülkemizin cari işlemler açıklarının büyük ölçüde artacağı yapılan araştırmada ortaya çıkmıştır. İnceleme konusu yaptığımız Akdeniz ülkelerini gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler şeklinde iki gruba ayırabiliriz. Turizm döviz gelirlerinin, istisnasız her iki grup ülke için de cari işlemler dengesi yönünden önemli bir yere sahip olduğu görülmüştür. Fakat bu önemin gelişmekte olan ülkeler açısından daha da büyük olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle turizm potansiyellerini henüz tam kullanamayan Türkiye'nin ve benzer durumdaki diğer Akdeniz ülkelerinin elde ettikleri turizm dövizlerini artırarak, cari işlemler dengelerini sağlama yönünde şansları bulunmaktadır.
Emek verimliliği ve döviz kurunun ihracata etkisi: Türkiye ve seçilmiş ülke analizleri
Uluslararası ticareti merkantilistler tek taraflı bir mekanizma olarak kabul etmelerine karşın; sonraları hâkim olan klasik dış ticaret teorileri durumun merkantilistlerin işaret ettiğinden daha iyimser olduğunu göstermişlerdir. İthalat ve ihracat toplam kaynakları daha verimli kullanma adına en verimli yol olarak benimsenmiştir. Dış ticaretin sadece ihraç edene değil aynı zamanda ithal eden için de pozitif bir katma değer kattığı ispatlanmıştır.Türkiye 24 Ocak 1980 e kadar ithal ikameci bir politika izlemiştir. Dünyada 1970'lerde başlayan daha dışa açık politikalar 24 Ocak kararlarıyla Türkiye de de etkisini göstermiştir. Bu tarih itibariyle ihracatı teşvik eden politikalar izlenmiş, 1989 yılındaki sermaye hareketliliklerinin serbestleştirilmesi bu süreci hızlandırmıştır. 1995'e gelindiğinde ise AB ile imzalanan gümrük birliği anlaşması Türkiye'nin dış ticaretini şekillendirmiştir.En temel ekonomik göstergeler arasında yer alan dış ticaret bilgileri, Türkiye için 1980 sonrası anlamlı hale gelmeye başlamıştır. Kısıtlı olan ithalat ve yeterli düzeye bir türlü erişemeyen ihracat liberal ekonomiye geçişle beraber ekonominin en önemli belirleyicilerinden biri olmuştur.Türkiye gibi kendi parası dışındaki bir para birimiyle ticaret yapan ülkeler için dış ticaret aynı zamanda bir risk oluşturmaktadır. Bu durumda çoğu ülkeyi dış ticarete karşı korumacılığa itmektedir. Ülkeler ithalatı kotalar ve yüksek gümrük vergileriyle kontrol altına almaya çalışmış, ülkedeki dövizin yurtdışına çıkmasını zorlaştırmaya çalışmışlardır.Çalışmada ihracatı etkileyen faktörlerden döviz kuru ve verimlilik incelenmiştir. Amaç Türkiye'de 1992- 2009 yılları arasında 6 aylık veriler kullanılarak döviz kuru, ihracat ve verimlilik arasında bir nedensellik ilişkisi olup olmadığını incelemektir. Çalışmamızda farklı ülkeler için de nedensellik analizi yapılıp Türkiye örneğiyle karşılaştırılmıştır.
Dış ticarette döviz kuru riskinden korunma teknikleri: Nurol Holding A.Ş. de bir uygulama
1970'li yılların başında sabit kur sisteminin çökmesiyle birlikte döviz kuru riski ülkeler, endüstriler ve şirketler açısından ciddi bir risk kaynağı haline gelmiştir. Risk sadece döviz kurlarının sürekli oynaklık göstermesinden değil, aynı zamanda değişen kurlar karşısında firmanın değerinin ne olacağının bilinmemesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle de, döviz kuru riskinin ölçülmesi ve yönetiminin gerekliği tüm işletme yönetimlerince anlaşılmıştır.İşletmelerin, döviz kuru riskinden korunmaları ya da en aza indirebilmeleri için birçok teknik bulunmaktadır. Bu tekniklerden iç hedging denilen bazılarını, işletmeler kendi başlarına uygulayabildikleri gibi; diş hedging denilen diğerlerini ise belli kuruluşlarla sözleşme şeklinde kullnamaktadırlar.Uluslararası işletmelerde döviz kuru risk yönetimi ve önemi ile bu riskten korunmak için kullanılan tekniklerin ortaya koyulmaya çalışıldığı bu çalışma, üç bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde döviz kuru riski ve dış ticaret faaliyetlerinde bulunan işletmelerin üzerine etkisi anlatılmıştır. İkinci bölümde ise döviz kuru riskinin yönetimi ve korunma araçları detaylı olarak sunulmuştur. Nihayet son bölümde de, Nurol Holging bünyesinde döviz kuru riskinden korunma tekniklerinin nasıl uygulandığı bir örnekle iredelenmeye çalışılmıştır. Analiz sonucunda, Nurol Holding'te döviz kuru risk yönetiminin büyük bir önem taşıdığı ve döviz kuru riskinden kaynaklanan kayıpları en aza indirmek için hem iç hedging hem de dış hedging yöntemlerinin etkili bir biçimde uygulandığı saptanmıştır.
The effect of foreign exchange and real exchange rate on foreign trade in Liberia
This study adopted an ARDL model framework in estimating the effect of foreign exchange intervention and exchange rates on foreign trade in Liberia in three separate models namely export, import and trade balance using yearly data from 1980-2015. The results indicate a statistically significant positive effect of nominal exchange rate on export, but not necessarily for real exchange rate. Nominal exchange rate was confirmed to be inversely related to import while real exchange rate was positively related to import. The trade balance model results show a statistically significant negative effect of nominal exchange rate on trade balance while real exchange rate was seen to be positively related to trade balance. The exchange rate regime change and monetary intervention by the central bank seems ineffective particularly due to the dual currency and high dollarization. At the same time, the depreciation in the Liberian dollar tend to worsen the trade balance. Keywords: Nominal Exchange Rate, Real Exchange Rate, Foreign Trade, ARDL model,Dual currency
Döviz kurları,ülke ekonomisi için önemi ve kur savaşları
Bu çalışmada döviz kuru, döviz kurunun ülke ekonomisi için önemi ve kur savaşları konusundan bahsedilmiştir. İlk bölümlerde farklı ve değişik açılardan döviz kurunun tanımı ve öneminden bahsedilmiştir. Çalışmamızın birinci bölümü döviz kuru sisteminin tanımı yani ulusal paranın herhangi bir yabancı paraya özellikle güçlü bir paraya karşı olan oransal değeridir. Döviz kuru bir ekonomide enflasyon ve faiz oranları ile yakından ilgili olan aynı zamanda ülke ekonomisi için son derece mühim olup, faiz ile enflasyonu da içeren bir fiyattır. Bir sonuç değişkenidir. Dövize olan talep artığında döviz kuru yükselir. Birçok etken döviz kurunu belirlemede önem arz eder döviz arzı, döviz talebi, döviz kuru ile ilgili beklentiler ve spekülasyonlar ülkedeki enflasyon, resesyon beklentileri, dış borç yükleri siyasete ekonomiye güven, uluslar arası veya bölgesel konjonktürel gelişmeler gibi etkenler döviz kuru değeri ile alakalıdır.Döviz kurunun ne olduğu kadar döviz kuru rejimi de önem taşır. Sabit döviz kurundan esnek döviz kuru rejimine kadar, ara rejimler ile beraber geniş bir döviz kuru rejimi yelpazesi görülür. Son dönemlerde esnek döviz kuru sistemini uygulayan ülkelerin sayısında fazlaca bir artış gözlenmesine karşın halen bazı ülkelerin sabit veya gözetimli veya denetimli döviz kuru rejimlerini sürdürdüğü gözlenmektedir. (Shatz ve Tarr, 2000). Döviz kuru sistemlerden bahsedilmesindeki amaç bu sebepten ileri gelmektedir. Kur Savaşlarının amacı bir ülkenin ya da ülkelerin döviz kurunu kullanarak kendilerine ekonomik avantaj sağlamaya çalışmalarıdır. Yani yapılmak istenen aslında ekonominin ithalat kısıtlamaları ya da ihracat teşvikleri yoluyla ulaşamadığı ticari avantajı yaratmaktır. Başka ekonomiler aleyhine kendisine üstünlük kurmaya çalışmasıdır. Bunun literatürdeki adı "Komşunu Fakirleştirme" politikasıdır. 'Komşunu Fakirleştirme' yani 'Beggar Thy Neighbour' politikası önceleri gümrük vergileri, kotalar, sübvansiyonlar ile yapılırken günümüzde döviz kuru değerleri ve bunu etkileyecek değişkenler üzerinden kendileri lehine üstünlük yaratmak suretiyle yapılmaktadır. Bu politika ithalat kısıtlaması veya ihracat teşviki yolu ile dış ticarette üstünlük sağlama suretiyle diğer ekonomiler aleyhinde kendine üstünlük sağlama çabası olarak geçer. Eğer bir ekonomi kendi parasını ticaret ortaklarının paralarına göre olması gereken düzeyin altında tutarak onlara daha fazla mal satıyor ve onlardan daha az mal almayı hedefliyorsa o zaman komşuyu dilendirme politikası bir kur savaşı olarak ortaya çıkar. Bu çalışmanın amacı da bu kavramları objektif bir şekilde açıklayıp, konunun günümüz ekonomik şartları altında yorumlarını yapmaktır. Böylece döviz kuru rejimi olarak bilinen esnek döviz kuru sistemi gerçekten literatürde açıklandığı gibi uygulanıp uygulanmadığı görülecektir. Ekonometrik olarakta değerlendirilen kur savaşları, bu bakımdan döviz kuruna dolaylı müdahalenin çeşitleri ve dış ticarette günümüz açısından etkileri tezimizin özünü oluşturmaktadır.
CDS primleri ile döviz kurları arasındaki nedensellik ilişkisi: Türkiye örneği
Çalışmada, CDS primleri ile döviz kurları arasındaki ilişki 02 Ocak 2009-31 Aralık 2018 dönemini kapsayan günlük frekansta zaman serisi analizleri ile incelenmiştir. Çalışmada nedenselliğin test edilmesinde Türkiye'nin 5 yıl vadeli CDS primleri ile Amerikan doları/Türk Lirası satış kuru değişkenleri kullanılmıştır. Bu doğrultuda ilk olarak değişkenlerin durağanlık süreci ADF, PP ve KPSS birim kök testleri incelenmiş olup değişkenlerin birinci farklarında durağan oldukları tespit edilmiştir. Değişkenler arasında uzun dönemli ilişkinin varlığı Johansen Eşbütünleşme Testi ile incelenmiş ve eşbütünleşme olmadığı tespit edilmiştir. Eşbütünleşme tespit edilmediği için VAR modeli kurulmuş, sonrasında değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi Granger Nedensellik Testi ile incelenmiştir. CDS primlerinden döviz kuruna doğru ve döviz kurundan CDS primlerine doğru olmak üzere çift yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, değişkenler uzun dönemde birlikte hareket etmemektedir. Kısa dönemde ise CDS primleri ve döviz kurları birbirlerini etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: CDS Primi, Döviz Kuru, Kredi Riski, Granger Nedensellik Testi
Döviz kuru volatilitesinin ihracat üzerindeki etkisi ve ileriye dönük volatilite tahmini: Türkiye için bir uygulama
Bretton Woods sisteminin çökmesinin ardından dalgalı döviz kuru sisteminin uygulanmaya başlaması, dalgalı kurlara bağlı olarak kurlarda volatilitenin de artmasına neden olmuştur. Döviz kurlarında meydana gelen volatilite risk ve belirsizlik ortamının kaynağını oluşturmuş, ekonomik etkileri açısından hem teorik hem de ampirik literatürde önemli bir araştırma konusu haline gelmiştir. Bu çalışmada, döviz kuru volatilitesinin Türkiye'nin ihracatı üzerindeki etkisini analiz etmek amacıyla, geleneksel ihracat talebi modelinden hareketle belirlenen değişkenler kullanılmıştır. Bu değişkenler için 1989:Q1-2007:Q1 dönemini kapsayan üçer aylık veriler kullanılmıştır. Serilerin durağanlık analizi için ADF ve PP testleri kullanılmıştır. Döviz kuru volatilitesi ve ihracat arasındaki uzun dönem ilişkiyi belirlemek için Johansen Eşbütünleşme Testi, kısa dönem ilişkiyi belirlemek için ise Hata Düzeltme Modeli kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; döviz kuru volatilitesinin Türkiye'nin ihracatını hem uzun dönemde, hem de kısa dönemde olumsuz olarak etkilediği bulgusuna ulaşılmıştır.Çalışmada Türkiye'nin reel efektif döviz kuru rakamlarından hareketle döviz kuru volatilitesinin de belirlenmesine çalışılmıştır. Bunun için 1980:01-2010:05 dönemini kapsayan aylık veriler kullanılmıştır. ARCH/GARCH modelleri kullanılarak belirlenen volatilite değerleri aracılığıyla, 2010:06-2011:06 dönemi için ileriye dönük bir volatilite tahmini yapılmaya çalışılmıştır. Yapılan tahmin sonucunda söz konusu dönem için reel döviz kuru volatilitesinde hafif bir artış olacağı bulgusuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Döviz Kuru Sistemleri, Döviz Kuru Volatilitesi, Reel İhracat, ARCH/GARCH Modelleri, Johansen Eşbütünleşme Testi