Family life

77 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu tanısı olan ve olmayan çocuğa sahip ebeveynlerde aile yaşam kalitesi ve psikolojik esneklik

Bu araştırma, otizm spektrum bozukluğu tanısı olan ve olmayan çocuğa sahip ebeveynlerin aile yaşam kalitesi algılarını ve psikolojik esneklik düzeylerini inceleyen bir ilişkisel tarama çalışmasıdır. Araştırmanın amacı, otizm spektrum bozukluğu tanısı olan ve olmayan çocuğa sahip ebeveynlerin aile yaşam kalitesi ve psikolojik esneklikleri arasında istatikstiksel açıdan anlamlı bir farklılık olup olmadığını incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, Türkiye'de İç Anadolu bölgesinde bir ilde yaşayan 0-18 yaş aralığında otizm spektrum bozukluğu tanısı olan ve olmayan çocuğa sahip 278 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmada, ebeveynlerin aile yaşam kalitesi algılarını ölçmek için "Beach Center Aile Yaşam Kalitesi Ölçeği", sosyo-demografik özelliklerine ilişkin bilgi edinmek için "Ebeveyn Kişisel Bilgi Formu" ve psikolojik esneklik düzeylerini ölçmek için ise "Psikolojik Esneklik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi bölümünde, öncelikle betimsel istatistikler yapılmış ve normallik varsayımları kontrol edilmiştir. Ardından ebeveynlerin psikolojik esneklik düzeyi ve aile yaşam kalitesi algıları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını belirlemek için Bağımsız Gruplar için T-testi; aile yaşam kalitesi ve psikolojik esneklik arasında önemli bir ilişki olup olmadığını belirlemek için Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmanın bulgularına bakıldığında; aile yaşam kalitesi toplam puan ve tüm alt boyutları, psikolojik esneklik toplam puan ve tüm alt boyutlarının otizm spektrum bozukluğu tanısına sahip çocuğu olan ebeveynlerin lehine anlamlı düzeyde düşük olduğu bulunmuştur. Ayrıca ebeveynlerde psikolojik esneklik ile aile yaşam kalitesi arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular literatür çerçevesinde tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar sözcükler: psikolojik esneklik, aile yaşam kalitesi, otizm spektrum bozukluğu, ebeveyn

Aile hayatıEbeveyn-çocuk ilişkisiEbeveynler+5
Eylül Akar
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

"0-6 yaş" çocuğu olan ailelerin özellikleri ve toplumsal cinsiyet temelli yaşadıkları sorunlar: Çözüme yönelik eğitim programının hazırlanması

Aile yaşam döngüsünün küçük çocuklu ve okul öncesi çocuklu ailelerin yer aldığı evrelerinde, ebeveynlerin çocuk bakımı ve ev içi faaliyetlerin yapılması noktasında toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle sorunların yaşandığı ve bu sorunların aileyi mikro ve makro düzeyde etkilediği bilinmektedir. Bu açıdan düşünüldüğünde bu çalışma, çocukları 0-6 yaş aralığında olan ailelerin toplumsal cinsiyet temelli yaşadıkları sorunların çözümüne yönelik aile yaşantısı eğitimi programının geliştirilmesi amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmada betimsel ve deneysel yöntemler bir arada kullanılmıştır. Betimsel boyutta, 0-6 yaş aralığında çocuğu olan ebeveynlerin ev içi ve çocuk bakımı faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinde toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarını belirlemek amacıyla "0-6 Yaş Çocuğu Olan Ebeveynlerin Toplumsal Cinsiyet Rollerine İlişkin Tutum Ölçeği" ev içi sorumluluk paylaşımını belirlemeye yönelik ise "0-6 Yaş Çocuğu Olan Ebeveynlerin Ev İçi Rol ve Sorumluluk Paylaşımı Ölçeği" geliştirilmiştir. Araştırmanın deneysel boyutunda ise 0-6 yaş aralığında çocuğu olan ebeveynlerin toplumsal cinsiyet temelli sorunlarına ilişkin farkındalık kazandırmak, sorunlarla başetmeye yönelik bilgi düzeylerini artırmak, ile tutum ve davranış değişikliği yaratmak amacıyla "0-6 Yaş Çocuğu Olan Ailelerin Toplumsal Cinsiyet Temelli Sorunlarının Çözümüne İlişkin Aile Yaşantısı Eğitimi Programı" geliştirilmiştir. Çalışmada "Ön Test- Son Test Kontrol Gruplu Desen" kullanılmış, 16 ebeveynden oluşan deney (8 anne- 8 baba) ve kontrol (8 anne- 8 baba) grupları oluşturulmuştur. Aile Yaşantısı Eğitim Programına başlamadan önce deney ve kontrol gruplarına ön test uygulanmış, ardından deney grubuna 7 haftalık eğitim verilmiş ve eğitim sonrasında her iki gruba da son test uygulanmıştır. Deneysel işlemin etkililiği iki faktörlü ANOVA testi ile incelenmiştir. Deneysel işlemin etkililiğinin sınandığı çalışmanın deneysel boyutuna ilişkin elde edilen veriler incelendiğinde; çalışma kapsamında hazırlanan 0-6 Yaş Çocuğu Olan Ailelerin Toplumsal Cinsiyet Temelli Sorunlarının Çözümüne İlişkin Aile Yaşantısı Eğitim Programı'nın deney grubunda yer alan ebeveynlerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarına ve ev içi sorumluluk paylaşımlarına etkisinin olduğu sonucuna varılmıştır. Elde edilen bulgular, konu ile ilgili alan yazın çerçevesinde tartışılmış ve 0-6 yaş aralığında çocuğu olan ebeveynlere, ailelere, aileye hizmet veren tüm kurum kuruluşlara ve sosyal politika geliştiren birimlere ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.

AileAile eğitimiAile hayatı+7
Birgül Çiçek
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yetiştirme yurtlarında ve ailesi yanında büyüyen yetişkinlerin psikolojik iyilik halinin demografik özellikler ve öğrenilmiş güçlülük açısından değerlendirilmesi

Bu çalışmada kurum bakımında ve ailesi yanında büyüyen yetişkinlerin psikolojik iyilik hali düzeylerinin ve psikolojik iyilik halini yordayan özelliklerin belirlenmesi ile öğrenilmiş güçlülük ve psikolojik iyilik hali açısından iki grup arasındaki farklılığın incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi, yetiştirme yurdunda büyüyen 47 kadın (%34.8) ve 88 erkek (%65.2) ve ailesi yanında büyüyen 99 kadın (%45.2) ve 120 erkek (%54.8) olmak üzere toplam 354 kişiden oluşmaktadır. Gruplar arası karşılaştırmalar, yetiştirme yurdu grubundaki 135 kişi ve bu grubun katılımcılarıyla yaş, cinsiyet ve eğitim düzeyi açısından eşleştirilen ve ailesi yanında büyüyen gruptan seçilen 135 kişi olmak üzere 270 kişi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri Psikolojik İyi Olma Ölçekleri ve Rosenbaum'un Öğrenilmiş Güçlülük Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Kurum bakımında büyüyen yetişkinler ile ailesi yanında büyüyen grubun cinsiyetlerine göre psikolojik iyilik hali arasındaki farkın tespit edilmesi amacıyla çok yönlü varyans analizi kullanılmış, ailesi yanında büyüyen grubun psikolojik iyilik hali ve öğrenilmiş güçlülük düzeyi ortalamalarının yetiştirme yurdu grubundan anlamlı biçimde daha yüksek olduğu ancak cinsiyetler arasında anlamlı bir farkın bulunmadığı belirlenmiştir. Psikolojik iyilik hali ve öğrenilmiş güçlülük düzeyinin katılımcıların demografik özellikleri ve yetiştirme yurdu grubunun kurum deneyimleriyle ilgili değişkenler arasındaki ilişkiler, korelasyon analizi aracılığıyla incelenmiştir. Katılımcıların psikolojik iyilik halini yordayan değişkenlerin belirlenmesi amacıyla regresyon analizi kullanılmıştır. Yetiştirme yurdu grubunun psikolojik iyilik halinin, yaş, kurumda kalma süresi, kurum deneyimi puanları ve öğrenilmiş güçlülük tarafından anlamlı şekilde yordandığı sonucuna ulaşılmıştır. Aile yanı grubunun psikolojik iyilik halini yordayan değişkenlerin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilen aşamalı hiyerarşik regresyon analizi de yaş ve öğrenilmiş güçlülüğün, ailesi yanında büyüyen yetişkinlerin psikolojik iyilik halini anlamlı şekilde yordadığını göstermiştir. Araştırma bulguları alanyazın ışığında değerlendirilmiş, araştırma bulguları ile çalışmanın önemi ve sınırlılıkları göz önüne alınarak kurum bakımında kalan kişilerin psikolojik iyilik halinin geliştirilmesine yönelik öneriler sunulmuştur.

Aile hayatıDemografik özelliklerKurum bakımı+3
Nuket Özel Aytekin
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

4 - 24 yaş arası otizm spektrum bozukluğu ve down sendromu tanısı alan çocukların annelerinde depresyon, anksiyete, stres ve baş etme tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada 4-24 yaş arası otizm spektrum bozukluğu olan ve Down sendromlu çocukların annelerinde depresyon, anksiyete, stres ve baş etme tutumları arasındaki ilişkinin kontrollü bir çalışma olarak incelenmesi hedeflenmiştir. Otizmli çocukların annelerinin depresyon, anksiyete, stres ve baş etme tutumları düzeylerinin Down sendromlu çocukların annelerine göre yüksek bulunabileceği öngörülmüştür. 50 Down sendromlu çocuk annesi, 50 otizmli çocuk annesi ve 50 normal çocuk annesi araştırmaya gönüllü olarak katılmıştır. Hamilton Depresyon Ölçeği, Hamilton Anksiyete Ölçeği, Algılanan Stres Ölçeği ve Baş Etme Tutumu Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmamızda otizmli, Down sendromlu ve normal çocukların anneleri değerlendirildiğinde; otizmli çocukların annelerinin depresyon, anksiyete, stres düzeyleri, Down sendromlu ve normal çocukların annelerine göre yüksek bulunmuştur. Bununla beraber baş etme tutumlarının alt değişkenlerinin, bu üç grup arasında gösterdiği farklılık da istatistiksel açıdan incelenmiştir. Baş etme tutumları alt değişkenleri, pozitif yeniden yorumlama ve gelişme, zihinsel boş verme, soruna odaklanma ve duyguları açığa vurma, yararlı sosyal destek kullanımı, aktif başa çıkma, inkar, dini olarak başa çıkmaz, şakaya vurma, davranışsal olarak boş verme, geri durma, duygusal sosyal destek kullanımı, madde kullanımı, kabullenme, diğer meşguliyetleri bastırma ve plan yapmadır. Otizmli çocukların annelerinin baş etme tutumlarından zihinsel boş verme ve madde kullanımını, Down sendromlu çocukların annelerinden daha fazla kullandığı tespit edilmiştir.

Aile hayatıAile sorunlarıAnksiyete+7
Gül Çandır
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Orhan Pamuk'un romanlarında aile ilişkileri

Toplumun temelini oluşturan aile kavramı birçok alanda olduğu gibi edebiyatın da konusu olmuştur. Aile kavramı roman, tiyatro ve hikâye olmak üzere birçok edebî türde işlenmiştir. İşlenen eserlerde aile kavramı aileler çeşitli yönleriyle ele alınmıştır. Bu tezde Orhan Pamuk'un tüm romanları incelenmiştir. Romanlar, geleneksel aile ve modern aile bağlamında değerlendirilmiştir. Ailenin değişimi ve dönüşümü ile aile bireyleri arasındaki ilişkilerle ilgili bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde "geleneksel aile" hayatına ilişkin incelemeler yer alırken üçüncü bölümde ise "modern aile" kavramı açıklanarak ailenin değişimine dair örnekler incelenmiştir. Modern ve geleneksel ailenin alt başlıklarında ise roman kişileri arasındaki ilişkiler, parçalanan aile örnekleri, geleneksel aile yapısının modern dönemde nasıl değişime uğradığı, aile modelleri, aile bireylerinin sosyal ve ekonomik durumları ile eğitim düzeyleri detaylı bir şekilde ele alınarak incelenmiştir. Bu bağlamda tezde; romanlardaki aile türleri, aile bireylerini oluşturan roman kişileri arasındaki ilişkiler, ailenin toplumla olan etkileşimi belirlenmeye çalışılmıştır. Romanlarında; evlilik öncesi ve sonrasına, eşler ve çocuklar arasındaki ilişkilere de değinen Orhan Pamuk, bu ilişkileri işlerken tanışma aşaması, birliktelik, boşanma, ihanet, mutsuzluk, kıskançlık gibi durumlara, aile içi kavga ve tartışmalara yer verdiği için bu konular da incelemenin kapsamına alınmıştır. Tezin amacı, Orhan Pamuk'un romanlarındaki aile ilişkilerini ve aile kavramını sosyolojiden yararlanarak inceleyip romanlarda yer alan aile modellerini belirlemek, yazarın geleneksel aile ile modern aile hayatını nasıl yansıttığını değerlendirmektir. Anahtar kelimeler: Orhan Pamuk, roman, Türk edebiyatı, aile hayatı, geleneksel aile, modern aile, anne, baba, kardeş.

AileAile hayatıAile içi ilişkiler+4
Buket Korkmaz
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Abdüllatîf Karamani'nin Adâb-ı Menâzil'ine göre menzil kavramının değerlendirilmesi

16. yüzyılda Abdüllatîf Karamânî'nin aile ve ev hayatına dair fikirleri bu çalışmanın kapsamını oluşturmaktadır. Bir âdâb kitabının sohbet ortamında yazılmış olması daha önce yazılan ahlâk kitaplarına nazaran Karamânî'nin Âdâb-ı Menâzil'ini farklı kılmaktadır. İbn Miskeveyh, Tûsi, Gülşenî, Kınalızâde, Îcî ve Amâsî gibi ahlâk kitabı yazarları menzil konusunu eserlerinin içerisinde bir bölüm olarak ele almışlardır. Karamânî ise bütün bir eseri bu konuyu merkeze alarak yazmıştır. Bu çalışmada Karamanî'nin menzil konusundaki görüşleri değerlendirilip bir menzil tanımı oluşturulmaya çalışıldı. Bir aile içerisinde kadına düşen görevler ve erkeğin ailenin merkezinde yer alması gibi hususlar dikkate alındığında Karamânî'nin menzil hayatını paylaşan bireylerin birbirlerine karşı olan davranış biçimlerini ele aldığı gözlemlenmiştir. Menzil kavramına Karamanî'nin ışık tutması kendi içinde yaşadığı toplumun sosyal ve kültürel özelliklerini betimleyerek anlatmayı tercih etmesinden, menzil hayatını paylaşan bireyleri günlük hayatın içinde göstermesinden ileri gelir. Kadınların bir medrese ortamında ya da okulda eğitim görmediği bilinmektedir. 1570'li yıllar göz önüne alındığında kadınların işlerine yarayacak, bilmeleri gereken şeyleri bir sohbet halkasındaki bir kadından yani Karamanî'nin eşinden öğrendiklerini görüyoruz. Bir âlimin kızı olduğu için Karamanî'nin eşi evine gelen kadınlara tefsir ve hadis ilimlerini de öğretebilmektedir. Sâliha kadın tipolojisi kadınlar içerisinde en mükemmel olan halka olarak görülmüştür. Kadınların ticaret hayatına aktif olarak katıldıkları dokumacılıkla ve iplik eğirmekle uğraştıkları bilinmektedir. Toplumsal yapı itibariyle menzil hayatına kadınların bu uğraşlarının getirisinin ne olduğu anlamlandırılmaya çalışılmıştır.

16. yüzyılAbdüllatif KaramaniAdab-ı Menazil+6
Tuba Tatar
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel değişimin iş-aile yaşam dengesi ve örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi: E-ticaret şirketi üzerinde bir uygulama

Günümüzde teknoloji alanında yaşanan hızlı gelişim ve değişim örgütlere de yansımaktadır. Örgütler değişim ile beraber şekillenmektedir. Bu değişim karşısında çalışanlarının iş-yaşam dengesi kurabilmesi için gerekli ortamları yaratması gerekmektedir. Örgüt çalışanlarının örgüte bağlılıklarının da değişim karşısında bağlayıcı olması örgüt için önemlidir. Bu tezin amacı örgütsel değişimin iş-aile yaşam dengesi ve örgütsel bağlılık üzerindeki etkisini ölçmektir. Bu amaçla örgütsel değişimin iş-aile yaşam dengesi ve örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi regresyon analizi ile ölçümlemektir. Araştırmanın bir diğer amacı olan örgütsel değişimin örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinde iş aile yaşam dengesinin düzenleyici etkisi yapısal eşitlik modeliyle ölçümlenmektir. Bu doğrultuda bir e-ticaret şirketi çalışanları üzerinde soru formları vasıtasıyla araştırma yapılmıştır. Örgütsel değişim, iş-aile yaş dengesi ve örgütsel bağlılık değişkenleriyle kurulan modelde değişkenler arasındaki ilişkinin ve düzenleyici değişkenin etkisi incelenmiştir. Araştırmanın bulguları tanımlayıcı istatistikler, fark analizleri, korelasyon analizleri, regresyon analizleri ve yapısal eşitlik modellemesi vasıtasıyla elde edilmiştir. Örgütsel değişimle beraber iş-aile yaşam dengesinin değiştiği gözlemlenmiştir. Bu değişimle beraber örgütlerin bağlılığını arttırması gerekmektedir. Örgütsel değişimin Covid-19 süreci ile birlikte örgütlerin değişime uğraması, çalışanların iş-aile yaşam dengesini sağlaması ve örgütlerin çalışanlarının bağlığını arttırması gerekecek uygulamalar geliştirmesi gerekmektedir.

AileAile hayatıCOVID 19+5
Selin Şişman
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin çocukluk çağı ruhsal travmalarının çiftler arasındaki uyumlarına, iletişim kurma becerilerine, Aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumlarına etkisi

Bu araştırma, ebeveynlerin çocukluk çağı ruhsal travmalarının, çiftler arasındaki uyumlarına, iletişim kurma becerilerine, aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumlarına etkisini belirlemek amacıyla, tanımlayıcı-ilişki arayıcı ve kesitsel olarak Ocak 2022-Şubat 2022 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini, İstanbul ilinin Maltepe ilçesine bağlı Cevizli mahallesinde yaşayan çalışmanın kriterlerinin karşılayan evli ve çocuk sahibi ebeveynler oluşturdu. Örneklemi ise popülasyondaki eleman sayısı bilinmeyen örneklem hesaplama formülüyle elde edilmiş olan 384 (384,16) ebeveyn olarak belirlendi. Araştırma 407 ebeveyn (211 kadın, 196 erkek) ile tamamlandı. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği, İletişim Becerileri Ölçeği, Yenilenmiş Çift Uyum Ölçeği, Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği ile toplandı. Veriler, SPSS 22.0 istatistik programı aracılığla değerlendirildi. Verilerin analizinde, tanımlayıcı (frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, minimum-maksimum) ve karşılaştırmalı istatistiksel yöntemler (t-testi, tek yönlü varyans analizi (Anova)) ve ayrıca korelasyon, regresyon analizleri kullanıldı. Ebeveynlerin ölçek düzeylerini belirleyen boyutlar arasındaki ilişkiler korelasyon ve regresyon analizleri aracılığıyla incelendi. Araştırma değişkenlerinin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek üzere Kurtosis (Basıklık) ve Skewness (Çarpıklık) değerleri incelendi. Verilerin analizinde parametrik yöntemler kullanıldı. Etki büyüklüğünü hesaplamak için Cohen (d) ve Eta kare (η2) katsayıları kullanıldı. Bulgulara göre, çocukluk çağı travmaları iletişim becerilerini, çift uyumunu, aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumlarını, ayrıca iletişim becerileri, çift uyumu ile aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumlarını, ek olarak çift uyumu, aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumlarını anlamlı derecede etkilediği, ölçeklerin aralarında anlamlı ilişkinin olduğu ve demografik özelliklere göre anlamlı fark yarattığı görüldü (p<0,05). Sonuç olarak ebeveynlerin çocukluk çağı travmaları iletişim becerilerini, çift uyumunu, aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumlarını etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: Çocukluk Çağı Travmaları, İletişim Becerileri, Evlilik Uyumu, Ebeveyn Tutumları, Çocuk Yetiştirme Ehliyeti

Aile hayatıAna-babaEvlilik uyumu+5
Mehmet Saldanlı
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

10 numaralı Uşak Şer'iye Sicili'ne göre 1923-1924 yıllarında Uşak'ta aile hayatı

Osmanlı toplumunun siyasi, sosyal, iktisadi ve kültürel özelliklerini ihtiva eden Şer'iyye Sicilleri Osmanlı tarihinin en önemli kaynakları arasındadır. Şer'iyye Sicilleri 15. asırdan başlayarak 20. asrın ilk çeyreğine kadar uzun bir zaman dilimini ihtiva etmektedir. Bu bakımdan siciller, Osmanlı toplum yapısının anlaşılması ve araştırılmasında önemli kaynaklardandır.Bu çalışmanın amacı 10 numaralı Uşak Şer'iyye Sicilinin ışığında 1923-1924 yıllarında Uşak'ta aile hayatını incelemek ve yorumlamaktır. Çalışmanın ana kaynağını teşkil eden 10 numaralı Uşak Şer'iyye Sicili 203 sayfadan oluşmakta olup 1923-1924 tarihlerini kapsamaktadır. Sicil, aile hukuku ile ilgili mahkeme kayıtlarından oluşmaktadır.Tez beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, 10 numaralı Uşak Şer'iyye Sicilinin tanıtımı ve şer'iyye sicillerinin içeriğinden bahsedilmektedir. Birinci bölümde, Şer'iyye sicillerinden ve Osmanlı Devleti'nin hukuki yapısından bahsedilmektedir. İkinci bölümde, Osmanlı toplumunun aile yapısından bahsedilmektedir. Üçüncü bölümde, İncelenen sicil ışığında 1923-1924 yılında Uşak'ta aile hayatından bahsedilmektedir. Dördüncü bölümde ise Uşak ailesinin gündelik yaşamından bahsedilmektedir. Son bölümde ise, İncelenen sicildeki belgelerin özetleri yer almaktadır.

20. yüzyılAile hayatıAile hukuku+2
Serhat Bal
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Şer'iyye Sicillerindeki tereke kayıtlarına göre XIX. yüzyıl sonlarında Osmanlı kırsal toplumu hakkında bir araştırma (Uşak kazası örneği: 1880-1883)

Ankara Milli Kütüphane, mikrofilm ünitesinde araştırmacılara sunulan, Osmanlı Döneminde ve Cumhuriyetin ilk dönemlerinde kadılar tarafından tutulan Şer'iyye Sicillerinin içindeki tereke kayıtlarında aileye özel birçok ham bilgiye ulaşmamızı sağlayacak veriler mevcuttur. Çalışmamızda ele aldığımız konu esas itibariyle kırsal kesim yani köy yaşantısı olmuştur. Bunu da Osmanlı idari sisteminin bir öğesi olan sancaklardaki kazaların çevre köy-kasaba gibi daha küçük yerleşim birimlerde kayda geçirilen köylü terekelerinden sağlamaktayız. Çalışmamızda ana kaynak 5 No'lu Uşak Şer'iyye Sicili olmuştur. XIX. Yüzyıl Osmanlı kırsal toplumunun sosyal, ekonomik ve o döneme ait demografik yapısını belgeler ışığında ortaya koymaktayız. İncelenen defterlerdeki tereke kayıtları Hicri 29 Şevval 1297(Miladi-4 Ocak 1880) ile 13 Rebi'ülahir 1300(21 Şubat 1883) tarihleri arasını kapsamaktadır. İncelediğimiz 130 tereke kaydına dayanarak, Uşak köylü toplumunun giyim-kuşam, ekonomik faaliyetleri ve demografik tahlili örneklem olarak ortaya konulmuştur.Şer'iyye sicilleri yazıldığı döneme ait sadık birer ham bilgi olduğunu varsayarsak, o döneme ait verilerden çıkarılacak yorumlar bize yerel tarihe dair bilgiler sunmaktadır. Amacımız bir nevi Uşak'ın mahalli tarihine ve yerel tarihçiliğe katkı sağlamaktır. Çalışmamız, Uşak Üniversitesi Rektörlüğü Projeleri Koordinasyon Birimi tarafından desteklenmiştir.Anahtar Sözcükler:Uşak, Şer'iyye Sicilleri, Köy, Tereke Kayıtları, Mehir, Miras Taksimi, Kırsal Toplum, Uşak evi, Aile.

19. yüzyılAile hayatıKırsal yaşam+7
Rıdvan Çubuk
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İslamiyet öncesi Türk aile töresinin İslam hukuku bağlamında incelenmesi

İslamiyet öncesi dönemde Orta-Asya'da yaşan Türkler göçebe bir yaşam tarzına sahiptirler. Toplumsal düzen, töre adı verilen sözlü bir hukuk ile sağlanmaktadır. Sekizinci yüzyıldan itibaren İslam dini ile tanışan ve gruplar halinde müslüman olan Türkler; o günden bugüne İslam dini kuralları ile yaşamışlardır. Türklerin müslüman olması ile ilgili çeşitli görüşler mevcuttur. Türklerin müslüman olmasının nedenini Türk töresinin İslam dininin kuralları ile benzer olduğunu savunanlar olduğu gibi Türklerin töresinin İslam dini ile benzer olmadığını, Türklerin müslümanlığa zorlandığını savunanlar da olmuştur. Aile ile ilgili hükümler her toplumda yaşayan ve gözlemlenebilen kurallardır. Türk töresinin aile ile ilgili kurallarını İslam hukuk bağlamında inceleyerek iki hukuk anlayışının birbirine benzerliğinin neler olduğu ortaya çıkarılmıştır. Yaklaşık on beş başlık altında incelenen bu konulardan on iki tanesinin birbirine benzediği belirlenmiştir.

AileAile hayatıBoşanma+7
Musab Murşid Özen
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı klasik döneminde çocuklar

Mahkeme tutanakları, Osmanlı topraklarını ziyaret eden seyahatname yazarlarının anıları ve ahlak düşünürlerinin eserlerine dayanan bu çalışmanın amacı, Osmanlı klasik döneminde çocukların yaşamını olabildiğince tüm yönleriyle ele almaktır. Bu eserlerden yola çıkarak Osmanlı ailesinin, toplumun ve devletin çocuğa bakışı anlaşılmaya çalışılmıştır. Çocuğun doğumundan itibaren ilk yıllarında ailesi, yaşadığı evin fiziksel koşulları, oyun ve oyuncakları, beslenmesi ve giyimi ile sağlığı gibi konular incelenmiştir. Çocuk biraz büyüdüğünde doğal olarak aile dışındaki kimselerle ilişkiler başlamış, mahallede, okulda, iş yaşamında ve törenlerde çocuk ele alınmaya çalışılmıştır. Çocuğun toplumsallaştığı bu dönem aynı zamanda kız ve erkek çocukların farklı çocukluk yaşamaya başladığı dönemdi. Kızların evde devam eden hayatlarına karşın, erkek çocukların evin dışında da oyun, okul eğitimi ve sonrasında iş hayatları vardı. Osmanlı toplumuna devşirme sistemiyle dahil olan erkek çocuklar da vardı. Osmanlı hakimiyetindeki Hıristiyan ahaliden vergi olarak toplanan bu çocuklar devlette asker veya yönetici olmak üzere yetiştirilirdi. Yaklaşık iki buçuk asır devam etmiş bu sistemde yetişen devşirmelerden zeki ve yetenekli olanlar devletin yönetim ve askeri yapılanmasında üst kademelerde görev almışlardı. Çocuklar her dönemde önemli olmuşlardır. Kuşkusuz Osmanlı coğrafyasında birbirinden oldukça farklı çocukluklar yaşanmıştı. Osmanlı klasik döneminde aileler çocuklarını kendi dini inanışlarına, alışkanlık ve geleneklerine göre yetiştirmeye çalışmış, toplum ise çocuğu koruma, gözetme ve denetleme görevini üstlenmişti. Devlet geleceğinin teminatı olarak gördüğü çocukların haklarını kanunlarla korumuştu. Anahtar Kelimeler: Osmanlı klasik dönem, Çocuklar, Aile, Toplum, Devlet.

AileAile hayatıOsmanlı Devleti+4
Gülümser Meserret Topcu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

WISC-IV sonuçlarına göre normal ve üstün yetenekli olarak değerlendirilen altı-on yaş arasındaki çocukların sosyal uyum ve beceri düzeylerinin aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumları ile ilişkisi

Giriş ve Amaç: Üstün yetenek, bireylerin belirli alanlarda ileri düzeyde olmasını ifade etmektedir. Üstün yetenekli bireylerin çevrelerini diğer bireylerden farklı şekilde algıladıkları bilinmektedir. Erken yaşantıda desteklenen üstün yetenekli bireyler gelecek yaşantılarında var olan potansiyellerini sergileyebilme olanağına sahip olmaktadır. Sosyal beceriler kişinin sosyal yaşantıyı anlaması ve duygu durumuna göre hareket edebilmesi olarak ifade edilmektedir. Bireyin sağlıklı bir yaşam sürmesi, sosyal, duygusal, bilişsel, motor ve dil becerilerinin gelişebilmesi için eğitim önemlidir ve bu eğitimin ilk başladığı kurum ise ailedir. Aile ortamı ve anne baba tutumları bireylerin sosyal uyum ve becerilerini büyük oranda etkilemektedir. Bu bilgiler kapsamında araştırmanın amacı; üstün yetenekli olan çocukların sosyal uyum ve beceri düzeylerinin normal zihin düzeyinde olan çocukların sosyal uyum ve beceri düzeylerinden farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak ve sosyal uyum ve beceri düzeylerinde anne baba tutumlarının etkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma ilişkisel tarama modeli baz alınarak uygulanmıştır. Örneklem seçimi basit-rastgele örneklem seçimi türüne göre yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 6-10 yaş arası çocuk bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 6-10 yaş arası 90 çocuk birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Sosyodemografik Veri Formu, Sosyal Uyum Ve Beceri Ölçeği (SUBÖ), Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutum Ölçeği (PARI) ve Wechsler Çocuklar İçin Zekâ Ölçeği-IV (WISC-IV) kullanılmıştır. Toplanan veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmadan elde edilen bulgu sonuçlarına göre bütün katılımcıların Sosyal Uyum ve Beceri Ölçeği (SUBÖ) Dikkat ve Hareketlilik, Onay İhtiyacı alt boyutları ile Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği (PARI) Aşırı Kontrol / Aşırı Annelik alt boyutu arasında pozitif yönde ilişki olduğu saptanmıştır. Sosyal Uyum ve Beceri Ölçeği (SUBÖ) Dikkat ve Hareketlilik alt boyutu ile Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği (PARI) Sıkı Disiplin ve Aşırı Kontrol alt boyutu arasında ise pozitif yönde ilişki olduğu sonucu elde edilmiştir. Sosyal Uyum ve Beceri Ölçeği (SUBÖ) ve alt boyutlarından Sosyal ilişki, Duygu Durumu, İçe Dönüklük, Engellenme Eşiği ve Dürtüsellik ile Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği (PARI) Demokratik Tutum ve Eşitlik Tanıma alt boyutu arasında negatif yönde ilişki olduğu görülmüştür. SUBÖ Onay ihtiyacı alt boyutu ile PARI Sıkı Disiplin alt boyutu arasında ise pozitif yönde ilişki olduğu saptanmıştır. Üstün zekâ aralığında olan bireylerin ve normal zekâ aralığında olan bireylerin SUBÖ dikkat ve hareketlilik alt puanları ile PARI aşırı kontrol, sıkı disiplin, ev kadınlığını reddetme alt boyutları arasında pozitif yönde ilişki olduğu sonucu elde edilmiştir. Sonuç: Çalışma sonuçlarına göre, çocukların zekâ seviyesinden bağımsız olarak, ebeveynler demokratik tutum sergilediğinde, çocukların sosyal uyum ve beceri düzeylerinde artış meydana gelmektedir. Bu kapsamda çocukların sosyal uyum ve becerilerini arttırmak adına anne baba tutumları üzerine yapılacak olan eğitim ve çalışmaların yararlı olabileceği düşünülmektedir.

Aile hayatıAna-baba tutumuSosyal beceri+6
Tuba Eker Ünal
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Aile ihtiyaçlarının incelenmesi

Bu araştırma aile ihtiyaçlarının incelenmesi ve bu ihtiyaçların cinsiyet, aile yaşam dönemleri, aylık gelir ile çocuk sayısı değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini Ankara ilinde bir kamu kurumunda çalışan 23-65 yaş aralığındaki toplam 450 evli birey oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanması amacıyla 2 bölümden oluşan anket formu hazırlanmıştır. Anket formunun birinci bölümünde katılımcılara ilişkin demografik bilgilerin yanı sıra ev ve otomobil sahibi olma durumları ile aile yaşam dönemlerini belirlemeye yönelik sorular yer almaktadır. İkinci bölümünde ise 9 ihtiyaç grubu ve bu grupları temsil eden alt maddelerden oluşan ifadeler yer almaktadır. Araştırmada ailenin ekonomik ihtiyaçlarının aile yaşam dönemlerine ve çocuk sayısına; fiziksel ihtiyaçların aile yaşam dönemlerine; duygusal/psikososyal ihtiyaçların cinsiyete ve aile yaşam dönemlerine; zaman ihtiyacının aile yaşam dönemlerine ve çocuk sayısına; sağlık, bakım ve destek hizmetleri ihtiyacının aile yaşam dönemlerine ve çocuk sayısına göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Mesleki ihtiyaçların cinsiyete, yaşam dönemlerine ve çocuk sayısına; ulaşım ve iletişim kaynakları ihtiyacının aile yaşam dönemlerine; eğitim ve bilgi ihtiyacının aile yaşam dönemlerine, aylık gelire ve çocuk sayısına göre farklılık gösterdiği saptanmıştır. Diğer yandan eğlence ve kültürel ihtiyaçların hiçbir değişkene göre farklılık göstermediği bulunmuştur. Evli bireylerin ise aileleri için önemli gördüğü 1. önceliğin sağlık, bakım ve destek hizmetleri ihtiyacı olduğu belirlenmiştir.

Aile gereksinimleriAile hayatıEkonomik hayat+1
Işıl Eker
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de aile sosyal politikası: Bir değerlendirme çalışması

"Türkiye'de Aile Sosyal Politikası: Bir Değerlendirme Çalışması" isimli doktora tezi Türkiye'de aileye yönelik mevcut sosyal politikalar ve uygulamaların eleştirel bir bakışla değerlendirilmesine odaklanmaktadır. Bu araştırmada aile politikalarını görünür kılmak için, Anayasa, aile ile ilgili yasalar, kalkınma planları, yıllık programlar, hükümet programları ve bütçe yasaları gibi ulusal mevzuat ve araçları; içerik çözümlemesi yöntemiyle incelenip aile politikasının göstergeleri belirlenmiştir. Ayrıca Türkiye'de aile politikasının geliştirilmesi ve uygulamasında etkili olan uluslararası bildirgeler, sözleşmeler ve anlaşmalar incelenmiştir. Aile politikasını değerlendirmek amacıyla alanyazından esinlenerek bir çözümleme modeli geliştirilmiş aile politikasının kimliği (amacı, kapsamı, doğası), gelişim süreci, uygulama alanları ve etkileri ele alınmıştır. Ardından, nitel araştırma yöntemiyle bu alanda çalışan ve deneyim sahibi olan bürokratlar, uygulayıcılar, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları ve politikacılar ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre, Türkiye'de genelde dezavantajlı ve sorunu olan aileler, aile politikasının kapsama alanına girmektedir. Aile politikası toplumun ihtiyacına yönelik gelişmemektedir ve yurttaşların bu konuda katılımı söz konusu olmamaktadır. Ayrıca ailelere verilen hizmetler ve yardımlar bir lütuf gibi algılanmaktadır. Aynı zamanda, aile politikası aile bireylerini birbirlerine ve devlete bağımlı hale getirmekte ve geleneksel aile değerleri, işlevleri ve kadınların geleneksel rollerini korumaya çalışmaktadır. Devlet, aile politikası geliştirme sürecinde yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve uluslararası örgütlerle, fikir alışverişinde bulunmaktadır ancak uygulamada mevzubahis kuruluşların etkili olmadığına rastlanmıştır. Diğer taraftan, Türkiye'deki mevcut aile politikası ağırlıklı olarak sosyal yardımlar üzerine yoğunlaşmıştır. Türkiye'de mevcut aile politikasının gelişimi, uygulanışı ve özelliği ise araştırmaya katılan özneler tarafından eleştiri konusu olmuştur. Anahtar Sözcükler Sosyal Devlet, Sosyal Politika, Aile Politikası, Politika Değerlendirilmesi.

AileAile hayatıAile yardımları+2
Fahimeh Hosseınnezhad Hendvarı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Suriye'den zorunlu göç eden kadınların aile yaşamı ve yaşam doyumu: Ankara ili örneği

Bu araştırma Suriye'den zorunlu göç eden kadınların aile yaşamını ve yaşam doyumlarını belirlemek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. İlk önce kadınların aile yaşamı konuları ile eğitim değişkeni arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olup olmadığı saptanmıştır. İlaveten, sosyo-demografik değişkenlerin (yaş, eğitim düzeyi, Türkiye'de algılanan gelir düzeyi, Türkiye'de çalışma durumu, eşin Türkiye'de çalışma durumu, Türkiye'de bulunma süresi, Türkçe bilme durumu, evliliğin resmi olma durumu, eşin kendisinden başka resmi veya gayri resmi eşi 'kuma' olma durumu, Türkiye'de güvende hissetme durumu) yaşam doyumuna etkisi belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemi Ankara ilinde yaşayan, Geçici Koruma Statüsü altında olan, SGDD Çok Yönlü Destek Merkezi ve SGDD Al Farah Çocuk ve Aile Destek Merkezi'ne başvuran, 18 yaş ve üstü, evli ya da evlilik geçirmiş kadınlar arasından, merkezlerdeki toplam kadın sayısına göre, "Tabakalı Rastgele Örnekleme" yöntemi kullanılarak, örneklem grubuna 200 kadın (SGDD Çok Yönlü Destek Merkezi'nden 55; SGDD Al Farah Çocuk ve Aile Destek Merkezi'nden 145) alınmıştır. Ailede karar verme süreçleri konularında; ağırlığın kadınlarda olduğu, akrabalarla görüşme (sadece ben %59.0), akraba dışında kişilerle görüşme (sadece ben %56.5), oturulacak evin yeri ve özellikleri (sadece ben %36.0), gelirin nerelere harcanacağı (sadece ben %44.5), kadının ücretli bir işte çalışması (sadece ben %45.5), ev işlerinin yürütülmesi (sadece ben %73.0) konularına en fazla kadının karar verdiği saptanmıştır. Ailenin gelir kaynakları arasında, en fazla sosyal yardımlar konusunun (%94.5) (devlet, vakıf, belediye, derneklerden gelen ayni ve nakdi yardımlar) yer aldığı görülmektedir. Kadınların farklı sosyo-demografik faktörlerinin yaşam doyumuna etkisi incelendiğinde; yaş ve Türkiye'de algıladıkları gelir düzeylerinin yaşam doyumuna etkisinin istatistiksel açıdan anlamlı olduğu bulunmuştur (p<0.05). Bulgular literatür ışığında tartışılmış ve ortaya çıkan sonuçlar çerçevesinde öneriler verilmiştir Anahtar Sözcükler Zorunlu Göç, Suriyeliler Göçü, Suriyeli Kadınlar, Suriyeli Kadınların Aile Yaşamı, Göç Eden Kadınlar, Göç Eden Aileler

Aile hayatıAnkaraEv ekonomisi+6
Nurcan Tüfekci
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışan kadınların ve ev kadınlarının aile döngüleri üzerine karşılaştırmalı bir analiz

Bu çalışma, evli çalışan kadınların ve evli ev kadınlarının aile yaşamı döngülerini keşfetmeye dayanmaktadır. Araştırma nitel araştırma yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Aileye ilişkin deneyimleri keşfetmek ve öze inmek hasebiyle fenemonolojik araştırmadan yararlanılmıştır. Osmaniye kentinde ikamet eden evli çalışan kadınların ailesi ve evli ev kadınlarının ailesinden oluşan 89 katılımcı araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırma neticesinde çalışan kadının ekonomik sermayeye sahip olmasıyla aile içi para dolaşımında rol oynadığı ve kocasının ekonomik sermayesi ile sermaye hacmini arttırdığı böylelikle yatırım süreçlerinde de rol aldığı tespit edilmiştir. Ev kadınlarının ekonomik sermayeye sahip olmaması para dolaşımında rol almalarına engel teşkil ettiği bulgular arasındadır. Çalışan kadınların ailelerinde kararların birlikte alındığı, ev kadınlarında ise özel alan ve kamusal alan ayrımına benzer şekilde bir karar alma mekanizması bulunduğu keşfedilmiştir. Çalışan kadınlardan, ev kadınlarından ve yakın akrabalarıyla yapılan görüşmelerden katılımcıların ortak habitusa sahip oldukları görülmüştür. Ancak çalışan kadınların sermaye birikim süreci habituslarında yukarı doğru sınıfsal hareketlilik yaşanmasına olanak tanırken ev kadınlarında durgunluk kademesinde kaldığı görülmektedir. Çalışan kadınların habitusları sermaye birikimine bağlı olarak şekillenirken ev kadınlarının habitusu yeniden üretilmektedir. Çalışan kadınların ailesinde karı kocanın ev içi işleri işbölümü esasına dayalı biçimde gerçekleştirdiği ev kadınlarının kocalarının ise ev içi işlerde rol almadığı bulgulardandır. Kadınların çocuklar üzerinde otorite kurduğu, ev kadınlarının kocalarının karısı üzerinde otorite olduğu, çalışan kadınlarda ise karı koca arasında otoritenin denge mekanizması ile paylaşıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Erkeğin çocuk bakımına ilişkin kuralları yeterince bilmemesi iktidar alanının kadınlara açılmasına olanak sağlamaktadır. Bu bağlamda kadınların çocuk üzerindeki otoritesi meşruiyet alanı zemininde temellenmektedir. Çalışan kadınların çocuk bakımı konusunda sosyal sermayelerinden yararlanmaktadırlar.

Aile hayatıEkonomik sermayeEv kadınları+7
Seda Ünlü
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kültürel psikoloji bağlamında karma evlilik yapan Türk bireylerin aile hayatındaki manevi motifler ABD (Washington DC-Maryland-Virginia) bölgesi

Bu araştırmanın amacı, çocukluğu Türk kültürü ile şekillenen ve yetişkinlikte karma evlilik yaparak Amerika'da hayatına devam etmek isteyen Türk bireylerin hayatındaki manevi ve kültürel motifleri incelemek ve Amerika'daki kültürleşme sürecinde karşılaştığı zorlukları, çözümlerini ve beklediği desteği ortaya çıkarmaktır. Araştırmada Türk bireylerin manevi bakışını ve Yaradan tanımını araştırmak üzere "Tanrı Algısı Ölçeği" ve eşi ile ilişkisini nasıl tanımladığını anlamak üzere "Evlilikte Uyum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümüne Amerika Birleşik Devletleri'nde araştırma konusuna uygun 105 Türk birey katılmıştır. Nicel veriler değerlendirildiğinde, Amerika'ya yerleşmiş ve karma evlilik yapmış Türk bireylerin, cinsiyetlerine göre, gelir düzeylerine göre, kendilerinin ve eşlerinin iş durumuna göre, anne babalarının birlikte ya da ayrı oluşuna göre, evlendikleri yaşa ve evlilik sürelerine göre, çocuk sayısına göre evlilikteki uyumları ve Tanrı algıları benzer çıkmaktadır. Bu bireylerden üniversite mezunu olanların korku yönelimli Tanrı algısı, eğitimi lisansüstü olanlara göre daha yüksek çıkmıştır. Aynı şekilde babasının eğitimi ilkokul ve daha azı olan Türk bireylerin korku yönelimli Tanrı algısı, babasının eğitimi daha yüksek olanlara göre daha yüksek çıkmıştır. Evlilik kararını ailesi onaylayan Türk Bireylerin, evlilik kararına müdahale edilmeyenlere göre daha yüksek bir sevgi yönelimli Tanrı algısına sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Eşinin dini İslam olan katılımcıların sevgi yönelimli Tanrı algısı puanlarının, eşinin dini İslam olmayan katılımcılardan daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Evlilikte uyum ölçeği puanları arttıkça, sevgi yönelimli Tanrı algısına sahip olma durumunda da artış olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın nitel bölümünde ise, DMV bölgesinde yaşayan 34 Türk birey ile derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Bu mülakatlarda Türklerin hayatındaki manevi- kültürel motiflerin neler olduğu ve bu motifleri ne derece, ne şekilde devam ettirebildikleri ortaya çıkarılmak istenmiştir. Kültürel olarak eşlerin birbirinden beklentileri, kültürel farklılardan doğan avantajlı ve dezavantajlı durumlar, çocuk sahibi olunduğunda hangi kültürün baskın olacağı Türk bireyler açısından mülakat yöntemi ile incelenmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak, elde edilen bulgularda, Türk bireylerin kendi kültürel motiflerini muhafaza ederek yeni kültürel ortama uyum sağlama çabası içinde oldukları tespit edilmiştir. Çocuklarına da kendi kültürünü aktarmak için de özel bir çaba içine girdiği bulgular arasındadır.

Aile hayatıAmerika Birleşik DevletleriDin algısı+7
Belgizar Özbek
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Endülüs'te kadın (711-1492)

Müslümanların İber Yarımadası'ndaki sekiz yüzyılı aşan varlıkları süresince, politik çalkantılar, yıkımlar, kaybedilen topraklar, bölgenin sık sık maruz kaldığı isyan ve işgallere rağmen, bünyesinde barındırdığı farklılıklarla gelişen ve çeşitlenen Endülüs medeniyeti, her yönüyle incelenmesi gereken bir hazine olarak karşımızda durmaktadır. Bu zengin yapısıyla Endülüs tarihi içerisinde, toplumun yarısını teşkil eden kadınların da ilmî, siyasi ve sosyal alandaki dikkat çekici ve belirgin konumları ile var oldukları bilinmektedir. Kaynaklardaki bilgiler ışığında, Endülüslü kadınların toplumsal hayatta aktif, siyasete etki edebilen, ilim ve edebiyatta söz sahibi, mesleklerini icra eden, çalışan bireyler olarak Endülüs medeniyetine önemli katkılarının bulunduğu bilinmektedir. Giriş ve dört bölümden oluşan bu çalışmada, 711'de Müslümanların Endülüs'ü fethinden 1492'de siyasi hakimiyetlerinin sona erişine kadarki süre içerisinde yaşamış olan kadınların siyaset, aile, ekonomi ve saray hayatındaki faaliyetleri ve konumlarına yer verilmektedir. Çalışmanın ilk bölümü, Endülüslü kadınların isimlendirmelerine hasredilmiştir. Bu sayede Endülüslü kadınların kim oldukları, kaynaklarda hangi isim ve nitelendirmelerle yer aldıkları anlaşılmaktadır. Aile hayatında kadının konumuna odaklanılan ikinci bölümde evlilik türleri, aile içi ilişkilerde kadının konumu, mülkiyet hakkı gibi konulara değinilmektedir. Endülüs toplumunda kadınların statüleri ve buna bağlı şekillenen görünürlükleri, çalışma hayatındaki faaliyetleri ile dinî yaşantıdaki etkinlikleri ele alınmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise kronolojik bir şekilde Endülüs siyasi hayatında hanedan üyesi kadınların etkin rollerinden örneklerle bahsedilmektedir.

AdlarAile hayatıEndülüs+3
Fatma Merve Çınar
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu görevlilerinin özel ve aile hayatına saygı hakkı

Teknolojinin bu denli geliştiği günümüzde insanların özel ve aile hayatlarına başka insanlar ve özellikle devlet tarafından saygı gösterilmesi kritik bir öneme sahipken söz konusu kamu görevlileri olduğunda bu önem bir kat daha artmaktadır. Bu önemin bilincine sahip bir şekilde seçilen tezin amacı; kamu görevlilerinin özel hayatları ve aile hayatları idareyi ne zaman ilgilendirecek, idarenin hangi tür işlemleri kamu görevlilerinin özel hayatlarına ve aile hayatlarına saygı hakkına bir müdahale oluşturacak sorularına cevap aramaktır. Çalışmanın birinci bölümünde özel hayatın tanımı ortaya konmuş, ulaşılamama hakkı ve kamu görevlilerine ahlaki durum sebebiyle uygulanan yaptırımlar incelenerek sorulara cevap aranmıştır. Konular yargı kararlarıyla birlikte ele alınmış, ulaşılamama hakkının özel hayatla ilgisi olması için en azından belli bir asgari ağırlık seviyesine ulaşması gerektiği sonucuna varılmıştır. Ahlaki durum sebebiyle uygulanan yaptırımların özel hayata saygı hakkı kapsamında bulunmasında bir tereddüt olmamakla birlikte görevin icrasına, kurum disiplinine etkisi olmadığı sürece kamu görevlisinin ahlaki durumunun idareyi ilgilendirmemesi gerektiği sonucuna varılmıştır. İkinci bölümde aile hayatının tanımı yapılarak eş durumu mazeretine dayalı atamaların aile hayatına saygı hakkıyla ilişkisi ortaya konmuştur. Eş durumu atamalarının aile hayatına saygı hakkı kapsamında bir menfaati ihlal edip etmediği yargı kararlarıyla incelenmiştir.

AhlakAile hayatıEş durumu tayini+3
Özgün Yapağı
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessAR

العوامل المسؤولة عن ظاهرة العنف ضد المرأة ومنعكساتها على الحياة الأسرية( دراسة حالة على عينة من النساء المعنفات في مدينة أورفا )

Violence against women is an old and widespread phenomenon. Despite its antiquity, addressing it as a social issue necessitates study and societal intervention through developing solutions and enacting legislation to mitigate this problem. However, such attention has only recently emerged. Despite that, it has not been equally acknowledged in all societies. There are still communities that, to this day, suffice with sympathy and discussion of this phenomenon without taking real action to confront it and reduce its negative effects. Therefore, the issue of violence against women is a problem with historical, cultural, and societal dimensions. It is not limited to a specific place or time, nor is it solely associated with the nature of a civilized or backward society, Western or Eastern. Rather, it is a problem linked to the existence of human beings and the mutual relationships between men and women within the family unit. Women play a fundamental role in every society as a source of strength and excellence. The violence that women experience is more destructive to societies than wars, as it erodes the foundation of the community, weakens it, and eventually destroys it. Women constitute half of society and are responsible for raising the other half. The phenomenon of violence against women is one of the most pervasive, persistent, and destructive human rights violations in our world today. It remains largely unknown due to factors such as impunity, silence, and stigma surrounding it. As long as violence against women continues, no country in the world can achieve any real progress towards justice and peace in society. In this study, the researcher employed a Case Study approach. The researcher selected the vocabulary based on an estimation that the chosen cases would serve the research purpose. The study sample consisted of 15 women who had experienced violence. The researcher utilized both interviews and observations as research instruments. The significance of this study lies in its contribution to adding knowledge and scientific understanding about the nature of this phenomenon. It can provide us with a more accurate understanding of lived reality through theoretical and social perspectives. - This study addresses a social phenomenon, namely violence against women, shedding light on its major causal factors and its severe repercussions on family stability within society. - It aims to preserve the institution of the family, which is the primary unit in society, by preventing family disintegration and divorce, as the effects of such issues impact the lives of individuals within the family and society as a whole. - The study seeks to understand the key dimensions of the problem of violence against women and identify the underlying causes that contribute to its development and prevalence in society. - It aims to gain a deeper understanding of the issue of violence against women and propose suitable solutions, recommendations, and measures to curb its spread. The study aimed to: - Identify the social factors contributing to the phenomenon of violence against women. - Identify the economic factors associated with violence against women. - Identify the cultural factors influencing violence against women. - Uncover the negative effects of violence against women on the family and society. Results: - The study found that violence against women is not correlated with women's educational level. All women, regardless of their education, are susceptible to violence. This includes educated and illiterate women, rich and poor, working women and homemakers, married and divorced women, widows and single women, as well as girls, teenagers, and elderly women. - Furthermore, the study revealed that economic factors and economic abuse play a significant role in perpetuating violence against women. - The study also highlighted the significant role of social factors in the perpetuation of violence against women. This includes cultural norms, traditions, and male dominance. - Additionally, the study found that women's silence and acceptance of violence are major contributing factors to its continuation.

Hana Muslum
Mardin Artuklu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

XVI-XVII. yüzyıl şerʻiye sicillerine göre Konya'da kadın

Yeniçağ Osmanlı tarihçiliğinde sosyal tarih ve hususiyetle de toplum içerisindeki kadının yeri hak ettiği değeri bulamamıştır. Bu çalışmada kadının sosyal hayattaki konumu incelenmek suretiyle Osmanlı toplum yapısı aydınlatılmaya çalışılmıştır. Bu amaçtan hareketle XVI. ve XVII. yüzyılda Konya toplumundaki kadın analiz edilmiştir. Bu çalışmada, kadın konusu incelenirken temel kaynak olarak Konya Şerʻiye Sicilleri kullanılmıştır. Bu çerçevede, şerʻiye sicillerinden hareketle kadın; aile hayatı, adlî ve sosyo-ekonomik hayat çerçevesinde değerlendirilmiştir. Aile kurumuna dair veriler kadın açısından incelenmiş, bu bağlamda namzed, evlilik, boşanma, mihir, nafaka ve miras konuları ele alınmıştır. Kadının adlî konulardaki durumu; zina, taciz ve tecavüz, öldürme, darp ve yaralama, hırsızlık, küfür ve hakaret, içki içme hususlarıyla tespit edilmiştir. Son olarak kadının sosyal ve ekonomik hayattaki konumu; temsil etme gücüyle birlikte mülk satışları ve alacak konuları, vakıflarla ilişkisi, ev ve giyim malzemeleri ile izah edilmiştir. Burada gayrimüslim kadınlar ve köle ve cariyeler bahsi de değerlendirilmiştir. Neticede; XVI. ve XVII. yüzyılda Konya'da kadınların mahkemeleri etkin olarak kullandıkları ve bu mahkemelerdeki davalarda davacı, davalı, şahit ve vekil olarak bulundukları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Konya, Şerʻiye Sicilleri, Kadın, XVI-XVII. Yüzyıllar

16. yüzyıl17. yüzyılAdli uygulamalar+7
Betül Tezcan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihsel değişim sürecinde iş ve aile yaşamında kadın: Muğla ili, bankacılık sektöründe çalışan çocuklu kadınlar üzerine bir inceleme

Ataerkil toplumlarda daha baskın olarak, kadının hane içerisinde yaşamış olduğu toplumsal cinsiyete dayalı iş bölümü, kadının aile yaşamında eşitsizliklerin olduğunu göstermektedir. Hane içerisindeki eşitsizlikler kadının, iş yerinde yaşamış olacağı cinsiyete dayalı ayrımcılık uygulamalarını derinleştirmektedir. İş yerinin vermiş olduğu görevleri gerçekleştirdikten sonra hane içi görevleri için ikinci mesaisi başlayan kadın hem fiziksel hem de zihinsel olarak yorgun düşmektedir. Ev işleri ve bakım sorumlulukları için harcayacak enerjisi kalamamaktadır ya da bunun tam tersi olarak; ev işleri, bakım görevlerini yerine getirirken yorgun düşen kadının iş yeri için harcayacak enerjisi kalamamaktadır. İş yerinin vermiş olduğu görevlerin yapımı sırasında zihni sürekli ev işleri ile meşgul olmakta ve kendini işe verememektedir. Cinsiyete dayalı ayrımcılık tutumları hane içerisindeki eşitsizliklerin yanı sıra iş yerlerinde de kadınların sıklıkla karşılaştıkları bir durumdur. Kadının erkek karşısında ikinci cinsiyet olarak algılanması ve yetersiz olarak düşünülmesi söz konusudur. Kadınlar iş yerlerinde işe alım, ücret, terfi, eğitim, izin ve rapor kullanımı, güdülenme, tayin, işten ayrılma ve taciz gibi birçok konuda cinsiyete dayalı ayrımcılık uygulamalarına maruz kalmaktadırlar. Gerek aile içerisindeki gerekse iş yerindeki eşitsiz tutumlar kadının iş ve aile yaşamını uyumlaştırma çabasında sorunlar yaşamasına neden olmaktadır. Son yıllarda bireylerin, özellikle kadınların iş ve aile yaşamını uyumlaştırmaya çalışmak devletin de stratejik planlarına konu olmuş ve bu konuda politikalar üretilmiştir. Kadının iş ve aile yaşamında uyumu yakalayabilmesi için toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılıkların sona erdirilmesi ve eşitliğin sağlanması gerekmektedir. Bu durum bireylerin, iş yerlerinin ve devletin ortak çabası ile mümkün olabilecektir. Anahtar Kelimeler: Çalışan Kadınlar, Aile, Çalışma Yaşamı, Toplumsal Cinsiyet, İş bölümü

Aile hayatıAnnelerBanka çalışanları+7
Güliz Özgür
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of work-family conflict and courage on turnover intentions in the banking sector in Mali

The demanding nature of the work and the steadily rising demands of family life is incredibly becoming challenging for employees to have an equivalent balance and level of pleasure with both work and family life. Some academics from throughout the world have claimed that work-family conflicts affect employee's commitment to their organizations, their level of job satisfaction, and ultimately their ability to retain personnel where Mali is of no exception. Courage is being studied with increasing importance in foreign literature in recent years. This study most importantly seeks to provide answers to issues relating to the phenomena that are prevalent in the Malian banking industry and how courage plays significant roles in these impacts. Primary data was collected from 203 bankers in Bamako, Mali through an online questionnaire, and Structural Equation Modeling was used for data analysis. The results suggested that work-interfering withfamily and family-interfering with work positively influence the turnover intentions of the banking sector workers. It is also identified that Courage moderates the relationship between work-interfering withfamily and the turnover intentions of the banking sector workers. Courage does not, however, attenuate the association between family obligations interfering with work and the aspirations of banking sector employees to leave their jobs.

Family lifeBank employeesBanking sector+7
Hady Dıaby
Antalya Bilim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00

Related subjects