Eastern Black Sea region
114 theses under this subject heading
İç Doğu Karadeniz bölgesinde tarımsal yapı ve tarımsal mekanizasyon özelliklerinin ve düzeyinin belirlenmesi üzerine bir araştırma (Örnek:Bayburt)
Bu çalışmada Bayburt ilinde; işletmelerin mevcut tarımsal yapısını, tarımsal mekanizasyon özelliklerini, ürün cinsi ve üretim desenini, hayvan sayılarını belirlemeye yönelik veriler anket çalışması yapılarak incelenmiştir. Ayrıca Bayburt İli Aydıntepe ilçesinde 15304 ha. alanı kapsayan sulama projesi ile sulu tarıma açılacak alanlarda bulunan işletmeler için ürün deseni, sulama öncesi ve sonrasında işletmenin yıllık gelir ve giderlerinin, net kazançlarının belirlenmesiyle ilgili incelemeler yapılmıştır. Araştırma Bayburt ili merkez ilçe de dahil olmak üzere 3 ilçeye bağlı 177 köyde, tarımsal faaliyette bulunan 10665 işletmede yapılmıştır. Sonuçta bölgenin, tarım potansiyeli belirlenmiş ve uygun tarım alet ve makinalarına sahip olması ve etkin kullanımının sağlanması için uygun bir tarımsal mekanizasyon planlaması için veri tabanı oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: 1) tarım potansiyeli, 2) tarımsal mekanizasyon düzeyi 3) ürün deseni 4) sulama projesi
Yeni toplumsal hareketler bağlamında Türkiye'de postmodern kadın hareketleri (Doğu Karadeniz örneği)
Türkiye'de Doğu Karadeniz Bölgesinde çevre hareketleri içerisinde yer alan kadın aktörlerin kimliklerini konu alan tezin amacı, çevre mücadelesine katılan çok kimlikli kadın aktörlerin kimliklerinin nasıl bir yakınsama içerisinde bulunarak toplumsal bir harekete dâhil olduğunu ve toplumsal hareketi nasıl meydana getirdiğini ortaya koymaktır. Postmodern durumun yaratmış olduğu toplumsal ve siyasal değişim, aktörlerin rolü ve konumunu da değiştirmiştir. Postmodern düşünürler siyasal teorilerini geliştirirken özellikle farklılığa, çoğulculuğa ve heterejon bir yapıya göndermede bulunarak yola çıkmışlardır. Bu yüzden kimlik ve yerellik gibi problemler sürekli gündeme gelmektedir. Sonuçta postmodern siyaset, yeni toplumsal hareketler üzerinden bir siyaseti onaylamaktadır. Bu siyaset yaklaşımı, postmodern ortamın yaratmış olduğu kültürel çoğulcu bir anlayış ile yeni toplumsal hareketlerin kendi taleplerini özgürce dile getirmelerini ve örgütlenmelerine izin veren bir anlayışı vurgulamaktadır. Kolektif bir yeni toplumsal hareketi meydana getiren her bir özne konumu üzerine odaklanan postmodern düşünce, yeni bir özne algısı geliştirerek, öznenin parçalanarak bireye dönüştüğünü ve yeni bir kimlik kurgusu içerisinde çok parçalı, esnek karakterli ve akışkan bir halde aynı bireyin içerisinde yer aldığını belirtmektedir. Postmodern düşüncenin ortaya koyduğu özne algısından hareket ederek ve Doğu Karadeniz çevre mücadelesini yeni toplumsal hareketler paradigmasından değerlendiren bu tezde, kadın aktörler postmodern feminizm içerisinden incelenmektedir. Postmodern karakterli kadın aktörlerin çok kimlikli durumları, onların çevre mücadelesi boyutunda farklı noktalarda yakınsama içerisinde bulunarak, karşı hegemonik bir politik alanı oluşturduğunu göstermektedir.
Doğu Karadeniz bölgesindeki çocuk evleri ve çocuk evleri sitelerinde koruma altında olan çocukların benlik kavramı düzeylerinin araştırılması
Amaç: Bu çalışma çocuk evleri ve çocuk evleri sitelerinde koruma altında olan 9-15 yaş grubu çocuklarda benlik kavramı düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesini amaçlamıştır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma genel tarama modelinin bir türü olan betimleyici ilişkisel tarama modeli ile tasarlanmıştır. Araştırmanın evreni Doğu Karadeniz illerinde AÇSHB İl Müdürlüklerine bağlı Çocuk Evleri ve Çocuk Evleri Sitelerinde koruma altında olan 9-15 yaş arası çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "Çocuk Tanıtım Bilgi Formu" ve "Piers-Harris Çocuklar İçin Benlik Kavramı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin değerlendirmesi SPSS 23.0 ile yapılmıştır. Veriler Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H testlerinden faydalanarak analiz edilmiştir. Uygulanan testlerde p<0.05 düzeyi anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Çocuk evleri ve çocuk evleri sitelerinde koruma altında olan çocuklar için çeşitli değişkenlerle benlik kavramı arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. PHÖK ölçeğinin alt boyutlarıyla değerlendirme yapıldığında fiziksel uyum ile cinsiyet değişkeni arasında anlamlı bir ilişki olduğu ve koruma altında olan erkek çocukların, koruma altında olan kız çocuklarına göre fiziksel görünümlerinden daha memnun oldukları söylenebilir. Sonuçlar: Kurgulanmış kurum temelli bakım hizmet modellerinin çocukların doğal ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı ve bu yapı içinde doğallığını kaybetmiş ilişkilerin çocukların benlik kavramına olumlu katkı sağlayamayacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Korunma ihtiyacı olan çocuk, Bakım modelleri, Kurum bakımı, Ev tipi bakım modelleri, Benlik kavramı.
Doğu Karadeniz bölgesindeki dört ve beş yıldızlı otel işletmelerinde çalışan ilişkileri yönetimi
Bu araştırmada, Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki dört ve beş yıldızlı otel işletmelerinde Çalışan İlişkileri Yönetimi (ÇİY) uygulamasının katılımcıların özellikleri, otel işletmesi özellikleri ve sınıfları açısından farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir.Araştırmada, ÇİY' e öncülük eden İlişki Yönetimi ve Müşteri İlişkileri Yönetimi kavramları hakkında bilgi verilerek, ÇİY kavramı ve otellerde ÇİY uygulamalarının önemi açıklanmıştır.Araştırmanın evrenini, Doğu Karadeniz Bölgesi'nde faaliyet gösteren dört ve beş yıldızlı otellerdeki tüm çalışanlar, örneklemi ise otellerin tümünden rastgele seçilen 281 çalışan oluşturmuştur. Bölgede faaliyet gösteren otellerde ÇİY uygulamasının mevcut durumunu ortaya koymak amacıyla hazırlanan anket formunun pilot uygulaması, Ordu ilinde bulunan 3 oteldeki 41 çalışana yüz-yüze görüşme yöntemi ile uygulanmıştır. Asıl uygulama ise Artvin, Giresun, Ordu, Rize ve Trabzon illerindeki dört ve beş yıldızlı 14 otelde gerçekleştirilmiştir. Anket formları, çalışanlara ön bilgi verilip, araştırmanın amacı belirtildikten sonra yüz-yüze görüşme yöntemiyle uygulanmıştır.Araştırmanın amacına yönelik olarak uygulanan anket formundan elde edilen veriler, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis H Testi ve Ki-Kare testi kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırma bulgularına göre ÇİY uygulamalarının değişkenlere göre belirgin farklılık göstermediği görülmüştür. Ancak, beş yıldızlı otellerde çalışanların dört yıldızlı otellerde çalışanlara göre ÇİY uygulamasıyla ilgili daha olumlu düşüncelere sahip oldukları, otellerde etkin ÇİY uygulaması için gerekli yazılım programlarının geliştirilmesi gerekliliği de belirlenmiştir.
Doğu Karadeniz Bölgesi ortaokul çocuklarında nutrisyonel anemi prevalansı
Giriş-Amaç: Anemi hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde, insan sağlığını etkileyen, sosyal ve ekonomik açıdan önemli sonuçları olan küresel bir halk sağlığı sorunudur. Anemilerin en sık nedeni nutrisyonel eksikliktir. Demir eksikliği (DE), vitamin B12 eksikliği ve folik asit eksikliği başlıca nutrisyonel anemi nedenlerindendir. Çalışmamızda Doğu Karadeniz Bölgesi ortaokul çocuklarında nutrisyonel anemi prevalansınn saptanması amaçlandı. Materyal-Metod: Doğu Karadeniz Bölgesi'nde bulunan tüm il ve ilçeler, sahil ve iç (yüksek) kesim olmak üzere iki gruba ayrıldı. Sahil ve yüksek kesim grubundaki il ve ilçeler kişi başına düşen milli gelir durumuna göre en düşükten en yükseğe doğru sıralandı, sıralamada medyan ilçe sahil kesiminde Sürmene-Trabzon, yüksek kesimde Tonya-Trabzon oldu. Çalışma 5. ve 8. sınıflarda yapıldı. Öğrencilere öncelikle anket uygulandı. Vakalardan tam kan sayımı, serum demiri, serum demir bağlama kapasitesi, ferritin, vitamin B12, folik asit ve CRP çalışıldı. Bulgular: Ailesinden izin alınan toplam 824 öğrenciye anket uygulandı. En fazla parametre bakılabilen 608 öğrencinin 337'si (%55) kız, 271'i (%45) erkekti. Bu öğrencilerin 378'i (%62) sahil kesiminde, 230'u (%38) yüksek kesimde yaşıyordu. Tüm grupların ortalama Hb değerleri normal sınırlar içerisindeydi ve yüksek kesimde sahil kesimine göre daha yüksekti (p<0,05). Ortalama vitamin B12 seviyeleri, yüksek kesimde sahil kesimine göre düşük saptandı (p<0,05). Anemi, DE, DEA, miks anemi, vitamin B12 eksikliği prevalansları 8. sınıflarda 5. sınıflardan (vitamin B12 için p<0,05, diğerleri için p>0,05), kızlarda erkeklerden daha yüksek (p<0,05) bulundu. Anemi, DE, DEA ve miks anemi sahil kesiminde yüksek (p<0,05), vitamin B12 eksikliği yüksek kesimde yüksek (p<0,001) görüldü. Erkek öğrencilerde ve yüksek kesimde folat eksikliği görülmedi. Tartışma: Çalışmamızda genel olarak DEA prevalansı sahil kesiminde, vitamin B12 eksikliği prevalansı yüksek kesimde daha yüksek saptandı. Sahil kesiminde DEA prevalansının yüksek olmasının, sahil kesiminde yaşam standartının yüksek kesime göre daha iyi olması ve bu durumun meydana getirdiği ''fast food'' tarzı beslenme alışkanlığının daha yaygın olmasına bağlı olabileceği düşünüldü. Yüksek kesimde vitamin B12 eksikliği prevalansının daha yüksek olması ise, yüksek kesimde hayvancılığın yapılması ve yeterli miktarlarda olmasa da hayvansal gıdalarla beslenme alışkanlığının olması, hayvancılık yanında tarımın da yapılması nedeniyle sebze tüketiminin de olması ve buna bağlı olarak kısmen de olsa demir ihtiyacının karşılanabilmesine bağlı olabileceği düşünüldü. Çalışmamızda vitamin B12 eksikliği prevalansının DEA prevalansından yüksek çıkması da dikkat çeken bir bulguydu. Özellikle birinci basamak hekimlerin bu konuda dikkatli olmaları gerektiği kanısındayız. Nutrisyonel anemide tedaviden ziyade koruyucu yaklaşım önemlidir. Korunmada özellikle anemisi olmayan risk altındaki yaş gruplarına demir desteği verilmesi, gıda ve beslenme eğitimleri, gıdaların zenginleştirilmesi (su, un, meyve suyu, vs…) gibi profilaksi yaklaşımlarının etkili olabileceğini düşünüyoruz ve bu konunun devlet politikası haline getirilmesini öneriyoruz.
Rize'de şehirsel gelişimin jeomorfolojik birimler üzerindeki etkisi ve şehri etkileyen afetler
Rize şehri kuzeyde Karadeniz, batıda Fener Burnu ile doğuda Taşlıdere arasında yükseltisi 300-350 m'yi bulan tepelerle çevrelenmiş bir koyun çevresinde kurulmuştur. Şehir, Doğu Karadeniz'de, Karadeniz kıyısı ile güneyde yükseltisi 2500 m'yi geçen Rize Dağları'nın kuzey yamaçlarında yer almaktadır. İlin batı sınırını Derepazarı ve Kalkandere, doğu sınırını ise Çayeli ilçeleri oluşturmaktadır. Rize genelinde Paleozoyik bir temel üzerinde Kretase'de başlayan büyük orojenezle yüzeye çıkmış granodiyorit ve flişler geniş alan kaplamakla birlikte Neojen depolarına da rastlanılmaktadır. Litoloji olarak volkanik kayaçlar andezit, bazalt, dasit ve riyodasitlerden oluşmaktadır. Bu birimler dışında Üst Kretase dönemine ait volkano-sedimanter kayaçlar ise Rize şehri güneyinde yüzeylenmektedir. Kıyı düzlükleri ve vadi tabanlarının genişlediği alanlarda alüvyonlar görülmektedir. Rize şehrinin kurulduğu alanda denizel taraçalar, tepeler ve vadiler önemli morfolojik birimleri oluşturmaktadır. Şehrin kurulduğu alanın litolojik ve jeomorfolojik özellikleri yerleşmeleri olumsuz etkilemektedir. Şehrin yerleşme tarihi M.S. V. yüzyıla kadar gitmekte olup farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Şehrin kurulduğu alanın topoğrafik yapısı nedeniyle şehrin genişlemesi ve gelişmesine uygun arazi sınırlıdır. Bu nedenle şehir için zorunlu olarak kıyıdaki düzlük alanlar kullanılmıştır. Kısa sürede bu düzlüklerin dolmasıyla denizden arazi kazanma çalışmaları başlamıştır. İlk dolgu çalışmaları 1960'lı yıllarda başlamış olup günümüzde artarak devam etmektedir. Günümüzde resmi rakamlara göre Rize şehrindeki yerleşmelerin % 70'e yakını dolgular üzerinde yer almaktadır. Son 50-60 yıldan beri kıyıda yapılan dolgu çalışmaları nedeniyle kıyı bölgesinin morfolojik yapısında çok ciddi değişiklikler yaşanmıştır. Bu değişimin en bariz örneği kıyının 250-500 m arasında değişen değerlerde gerilemiş olmasıdır. Son 10 yılda denizin doldurulması dışında kıyı gerisindeki yamaçlarda yer alan çay üretim alanları da yerleşmeye açılmıştır. Rize şehrinin genişlemesine bağlı olarak jeomorfolojik birimlerde önemli değişmeler yaşanmıştır. Bu değişimin başında doğal kıyının ortadan kaldırılması, vadilerin doldurulması, yamaç ve sırtların oyulması gelmektedir. Yol ve yerleşme alanları için yapılan kazı çalışmalarında litoloji ve jeomorfoloji dikkate alınmamıştır. Bu durum nedeniyle sel, taşkın ve kütle hareketleri gibi doğal afetlerin sayısında ve etkisinde artış görülmektedir. Özellikle şehir içerisinde kalan dere yataklarının ortadan kaldırılması veya kanala alınması nedeniyle ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde şiddetli sağanaklar sonrasında can ve mal kayıplarına neden olan sel ve taşkınlar yaşanmaktadır. Sel ve taşkın dışında büyük çaplı heyelanlar da yerleşmeler için ciddi tehlike arz etmektedir. Rize şehrinin 1980'den sonra hızlı gelişmesi ve bu gelişmede jeomorfolojik birimlerde ortaya çıkan değişme ve bu değişmenin doğal afetler üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla bu çalışma hazırlanmıştır. Doğu Karadeniz kıyı kuşağında yer alan şehirlerin hemen tamamında benzer sıkıntılar görülmekle birlikte, yerleşme alanı bakımından en sıkıntılı olanı Rize şehridir. Doğal afetlerin görülme sıklığı açısından da Rize şehri en ön sırada yer almaktadır. Şehrin bu özel durumu nedeniyle detaylı jeomorfoloji çalışmalarına uygun bir alandır.
Türkiye'de HES sürecinin iyi yönetişim ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi: Doğu Karadeniz örneği
Bu çalışmada, Doğu Karadeniz'de (Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin İlleri) HES projelerinin inşaatı sırasında devlet-özel sektör ve yerel halk/STK aktörleri arasında yaşanan sorunların, iyi yönetişim ilke ve süreci çerçevesinde incelemesi yapılmıştır. Araştırmada, HES projelerinin yapımı sırasında, iyi yönetişim süreç ve ilkelerinin uygulanmasındaki eksikliklere ve bu eksikliklerin neden olduğu sorunlara odaklanılmıştır. Çalışmada yönetişim teorisinden faydalanılmıştır. HES projelerinin inşaatı sürecinde karşılaşılan sorunların birçoğunun, iyi yönetişim ilkelerinin uygulanmaması ya da eksik uygulanması kaynaklı olduğu ve yine süreçte yaşanan birçok sorunun, iyi yönetişim ilkeleriyle çözüme kavuşturulabileceğini göstermek amaçlanmaktadır. HES projelerinin yapımında iyi yönetişim süreç ve ilkelerinin, çevresel, ekonomik, toplumsal ve vatandaş-devlet ilişkileri yönünden taşımış olduğu gereklilik, çalışmadaki önemli hususlardır. Örnek olay yöntemi kullanılarak yapılan araştırma neticesinde, Doğu Karadeniz'deki HES projelerine karşı olan STK'lar ve yerel halkın, devlet ve özel sektör kuruluşlarıyla iletişim kanallarının oldukça sınırlı olduğu gözlemlenmiştir. Bu nedenle, projelerde yönetişim sürecindeki her bir aktörün amaç, çekince ve taleplerini birbirlerine iletebilecekleri ve birbirleriyle müzakere edebilecekleri ortam oluşmamıştır. HES'lerin yapımı aşamasında, STK ve yerel halkın sürecin dışında bırakılması ve süreçte iyi yönetişim ilkelerinin uygulanmasındaki sıkıntılar, projelere olan tepkilerin artmasına ve farklı gerekçelerle tepki gösterilmesine neden olmuştur. HES projelerinin hayata geçirilmesi bir süreç olup, bu sürecin mümkün olduğunca, toplumsal taleplere, ülke ekonomisine ve ülke hedeflerine uygun yürütülmesi, iyi yönetişim ilke ve süreçlerinin kullanılarak sağlanabileceği ifade edilmektedir. Anahtar Sözcükler: Hidroelektrik Santraller, Sivil Toplum Kuruluşları, İyi Yönetişim İlkeleri, Örnek Olay Yöntemi, Doğu Karadeniz.
Destinasyon bazında marka denkliği ve Doğu Karadeniz yaylalarının eko turizm açısından marka denkliğine ilişkin bir uygulama
Bu araştırmanın amacı, eko turistlerin Doğu Karadeniz sahil şeridindeki yaylaların marka denklik algılamasını ölçmektir. Bu araştırmada David Aaker'in marka denkliği modelinin unsurları destinasyon markalarına uyarlanmıştır. Bu unsurlar; destinasyon markası çağrışımları, destinasyon markası farkındalığı, destinasyon markası algılanan kalitesi ve destinasyon markası sadakatidir. Destinasyon markası unsurlarının farklı boyutlarıyla yaylaların eko turizm açısından algılanan denklikleri ortaya konmuştur.Araştırmanın ana kütlesi 2009 yaz sezonunda Doğu Karadeniz'de bulunan altı yaylayı ziyaret eden eko turistlerdir. Sözü geçen altı yayla; Artvin ? Hopa ? Kafkasör Yaylası ve Turizm Merkezi, Rize ? Çamlıhemşin ? Ayder Yaylası ve Turizm Merkezi, Gümüşhane ? Torul ? Zigana Yaylası ve Turizm Merkezi, Giresun ? Bulancak ? Bektaş Yaylası ve Turizm Merkezi ve Ordu ? Aybastı ? Perşembe Yaylası ve Turizm Merkezidir. Bu ana kütleden kolayda örneklem seçimine göre 540 turist seçilmiştir. Her yaylada 90 anket yapılmış ve toplamda 385 anket istatistiksel analize dahil edilmiştir.
Demirkapı Dağında (Trabzon) buzul jeomorfolojisi araştırmaları
Kuvaterner boyunca yaşanan iklim salınımları küresel ve bölgesel çapta soğuk ortam şartlarının yaşanmasına neden olmuştur. Bu durum yüksek enlemlerde kalın buz örtülerini meydana getirmiştir. Alçak enlemlerde bu durumu enlem etkisi sınırlandırmış; buzullaşma nemli-yüksek sahalarda sirk, vadi ve takke buzulu olarak kendini göstermiştir. Bu çalışmada Doğu Karadeniz Dağları içerisinde yer alan Soğanlı silsilesinin batı uzantısı niteliğindeki Demirkapı Dağı ele alınmıştır. Demirkapı Dağı 3300 metrelere varan zirveleri ile Geç Pleistosen'de buzullaşmaya uğrayan alanlardan biridir. Buzullaşma topografya üzerinde buzul vadileri, piramidal zirveler, cilalı ve çizikli yüzeyler, moren depoları gibi kendine has morfolojik unsurların oluşumuna neden olmuştur. Çalışmada beş vadinin buzul jeomorfolojisi incelenmiştir. Bu vadiler doğudan batıya sırasıyla Küçükyayla, Büyükyayla, Demirkapı, Multat, Karakaya buzul vadileridir. Bunun yanında güncel olarak devam eden periglasiyal süreçler hakkında kanıtlar toplanmış ve yorumlanmıştır. Bu bağlamda çalışma sahası içerisinde iki adet kaya buzulu tespit edilmiştir. Arazide elde edilen bulgular ofis çalışmalarında coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak sentezlenmiştir. Araziye yapılan solar analizlerle bakı faktörünün buzullaşma ve buzul jeomorfolojisi üzerindeki etkileri ortaya konmuştur. Son olarak coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama teknolojilerinden yaralanılarak paleobuzulların hacmi hesaplanmıştır. Anahtar Kelimeler: Demirkapı Dağı, Buzullaşma, CBS, Doğu Karadeniz Dağları, Türkiye.
Doğu Karadeniz Bölgesi halk oyunlarının karakteristik özellikleri üzerine bir araştırma
Bu araştırmanın amacı; Doğu Karadeniz Bölgesi Halk Oyunlarının karakteristik özelliklerinin neler olduğunun tespit edilmesidir. Araştırma Artvin, Rize, Trabzon, Giresun ve Ordu illerinde yapılmıştır. Araştırma yapılırken önce karakteristik özelliklerle ilgili temel kavramlar açıklanmaya çalışılmış, daha sonra bu kavramlara yöre oyunlarından örnekler verilmeye çalışılmıştır. Araştırma yapılırken yörenin temel özellikleri de göz önünde tutulmaya çalışılmıştır. Yörede oynanan oyunların yapıları incelenerek, yörede oynanan oyun türlerinin; Horon, Halay, Bar, Karşılama ve Seyirlik oyunlar olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, bu yörede oynanan oyun türlerinin "kızlar ayrı", "erkekler ayrı" ve "kız-erkek bir arada" icra edildiği görülmektedir. Doğu Karadeniz Bölgesi'nde oyunlar genellikle horon türündedir. Horonlar geniş olarak yöreye yayılmış ve günümüze kadar gelmiştir. Horonlar halen günümüzde düğünlerde, bayramlarda, doğumda, asker uğurlamada ve yayla şenliklerinde geniş halk kitlesi tarafından otantikliği bozulmadan oynanmaktadır. Horon hareketli denizde, engebeli arazide varlığını koruyabilmek için son derece çevik ve atik olmakta zorunda olan insanın havasını yaşar. Bu bakımdan horon üstün ölçüde hareketli bir oyundur, floranda oyuncunun vücudu bütün gücü ile hareket halindedir. Horon kol kola giren, el ele tutuşan, ellerini birbirinin omuzlarına atan kişilerden oluşan toplulukların düz sıra ya da halka halinde, düzenli hareketi sağlayan bir musiki aleti eşliğinde oynanır. Çalgı yoksa horoncuların koro halinde söyledikleri türküler de bu işi görür.Horonu çoğu zaman erkekler ve kadanlar ayrı ayrı oynar. Kızların çoğu zaman oynadıkları oyunlara kız oyunu adı verilir. Kız horonlarında kemence ve tulumdan başka ağız mızıkası da çalınabilir. Kızların çalgısız da oynadıkları görülür. Böyle durumlarda türkü söylenmektedir. Horon ritim hareket özelliklerine göre sıksaray, sallama gibi çeşitlere ayrılmaktadır. Halk oyunlarında oyunların hoşa gitmesi ya da gitmemesi sonucunda ortaya çıkan sevgi, neşe, sevinç, mest olma, aşırı coşku vb. gibi haz doğrultusunda; korku, kaygı, endişe, öfke ve aşırı üzüntü gibi elem doğrultusunda ortaya çıkan izlenimler duygulan oluşturmaktadır. Bu tür duygulanımlar jest ve mimiklerle iyi ifade edilmesi gerekir. Aksi takdirde duygu ve düşüncenin dışa vurumu iyi anlatılmayacağı için elde edilen veriler yeterince doğrulanamayacaktır. Oyunların kendi karakteristik yapısında mevcut olan tavır, tarz ve anlam; baş, el, kol ve ayak gibi organlarla iyi ifade edilmesi gerekmektedir. Oyunda ezgi ve ritim tamamlanmadan oyundan oyuna geçilmemesi gerekir. Yapılan araştırma sonucunda horonların nitelikleri şöyle sıralayabiliriz: Horonlarda topluluk esprisi hakimdir. Horon müziklerini küçük, kısa motif ve cümlelerin mütemadiyen tekrar edilmesi suretiyle, ritim canlılığı ve çabukluğu gösteren bir havası vardır. Horonda çabuk, hızlı sık ağırca oynanan çeşidine de seyrek denir. Horonlar üç ya da daha fazla kişi tarafından oynanır. Horonlar kalabalık oynanırken genellikle halka şeklinde oynanır. Son yirmi yılda halk oyunlarının seyirlik sahne sanatları durumuna gelmesi sonucu düz ve yarım daire şeklinde de oynanmaktadır. Bazı ilçelerde horon kadın erkek karışık oynanır. Ayrıca kadın-kız horonları da vardır.Araştırmanın sonucunda ise; - Horon kelimesi kavratılmış ve nereden geldiği tespit edilmeye çalışılmıştır. - Horonların, ortaya çıkış ve oynanış biçimleri tespit edilmiştir. - Horonların, karakteristik özellikleri incelenmiştir. - Horonların, türleri incelenmiştir. - Horonların, oyun çeşitlemelerinde benzerlikler ortaya konmuştur. - Horonların, oyun çeşitlemelerinde farklılıklar gösterdiği ortaya çıkmıştır. - Horonların eski ve zengin bir kaynağa dayandığı tespit edilmiştir. - Doğu Karadeniz Bölgesinde yalnız horon türlerinin değil; halay, bar, karşılama ve seyirlik oyunlarının da olduğu tespit edilmiştir. - İller arasında etkileşimin olduğu ortaya çıkmıştır. - Yörede oynanan oyunların yalnız gençler tarafından değil, yaşlılar tarafından da oynandığı tespit edilmiştir. - Yörede oynanan oyunların erkekler kadar kadınlar tarafından da oynandığı tespit edilmiştir.
Doğu Karadeniz'deki istavrit (Trachurus mediterraneus, Steindachner, 1868) balığının stok yapısı ve populasyon parametrelerinin belirlenmesi üzerine bir araştırma
Bu araştırmada, Doğu Karadeniz'deki istavrit (Trachurus mediterraneus, Steindachner, 1868) populasyonuna ilişkin bazı temel parametreler araştırılmıştır. Araştırma periyodu boyunca Trabzon'da avcılık yapan balıkçılardan temin edilen balıklardan rastgele örnekleme yapılıp 690 istavrit balığı incelenmiştir.İncelenen istavrit balıkları total boy olarak 6,2 cm ile 20,4 cm arasında değişim göstermektedir. Ortalama boy tüm örnekler için 11,83±2,16 cm, erkekler için 11,45±2,14 cm ve dişiler için 12,28±2,12 cm olarak hesaplanmıştır.Araştırmada, boy-ağırlık ilişkisi tüm örnekler için; W= 0,0067×L3.165, erkekler için; W= 0,0065×L3.148, dişiler için; W= 0,0068×L3.183 olarak belirlenmiştir. Yaş-boy ilişkisi Lt= 29,467(1-e -0.115(t+1.855)), yaş-ağırlık ilişkisi Wt= 300,92(1-e -0.115(t+1.855))3.165 olarak hesaplanmıştır.Toplam anlık ölüm oranı (Z) 2,25, doğal ölüm oranı (M) 0,32, avcılık ölüm oranı (F) 1,93 ve işletim oranı ise (E) 0,85 olarak tahmin edilmiştir.Ayrıca,F0,1, 2,55 olarak tahmin edilmiştir ki bu, Karadeniz'deki mevcut av çabası (gırgır), istavrit stokunun, aşırı avcılık tehdidi ile karşı karşıya olan hamsinin aksine düşük bir işletime neden olmuştur.
Bal arılarında (Apis mellifera L., 1758) nosemosis (nosematosis) hastalığının Doğu Karadeniz bölgesinde bulunan arı kolonilerindeki varlığı, dağılımı ve hastalık etkenlerinin karakterizasyonu
Bu doktora tezinde Doğu Karadeniz Bölgesi'nde nosemosis (nosematosis) hastalığının varlığı, hastalık etkenleri, coğrafik dağılımı ve hastalığı etkileyen iklimsel faktörler Türkiye ve dünya literatürü için çalışılmıştır. Arazi çalışmaları Artvin, Rize, Trabzon, Giresun, Ordu, Gümüşhane ve Bayburt illerindeki 20 alanda, Nisan-Eylül ayları arasında 6 kez tekrarlandı. Tüm alanlarda nosemosis patojeni tespit edildi. Tez çalışması süresince toplamda 5893 ölü ergin arı örneği incelendi (5330 işçi, 559 erkek, 4 kraliçe arı). Enfeksiyon yalnızca işçi (dişi) arılarda tespit edildi. Tez süresince işçi arılarda enfeksiyon oranı toplamda % 20,2 olarak tespit edildi. 2009 yılında işçi arılarda enfeksiyon oranı % 4,72, 2010 yılında % 15,28, 2011 yılında % 21,23'tür. Moleküler çalışmalar ile hastalık etkeni tüm alanlarda Nosema ceranae olarak belirlendi. Taze preparatlarda N. ceranae sporları 4,89 ± 0,43 (3,19 ? 7,42) (n= 100) µm boyunda ve 2,82 ± 0,28 (1,52 ? 4,08) (n=100) µm eninde ölçüldü. Enfeksiyon konağın bağırsak dokusunda ve vücut boşluğunda tespit edildi. Elektron mikroskobu çalışmaları ile N. ceranae'nın spor safhasının ultrastrüktürel yapısı incelendi. N. ceranae sporları oval ve polar filament kıvrım sayısı 20-27 (n=10) olarak belirlendi. Diplokaryotik çekirdek gözlemlendi. Kovan etrafındaki sıcaklık ve nem verileri ölçülerek, N. ceranae enfeksiyon oranı artan sıcaklık ve nem etkenleri ile doğru orantılı olarak arttığı belirlendi. Nem etkeninin N. ceranae'nın oranı üzerinde sıcaklığa göre daha etkili olduğu belirlendi. N. ceranae'nın mevsimsel dağılımı çalışıldı, enfeksiyon oranı en yüksek Haziran ve Temmuz aylarında gözlemlendi. Alçak rakımda olan alanlarda N. ceranae'nın daha yoğun bulunduğu belirlendi.
Doğu Karadeniz bölgesinin idari tarihi: 1923-1950
Bu tez çalışmasının amacı 1923-1950 yılları arasında Doğu Karadeniz Bölgesi'nin idari tarihini inceleyerek, meydana gelen değişim sürecini ve bu değişimin nedenlerini ortaya koymaktır. Bu dönemin belirlenmesinde cumhuriyet rejimi ve devamındaki anayasadan sonra ülkedeki vilayet sisteminin yerleşmesi etkili olmuştur. Çalışmada Arşiv kaynakları, Salnameler, Gazeteler ve ikinci el kaynaklardan yararlanılarak bütünlük sağlanmaya çalışılmıştır.Çalışmamız giriş bölümü dışında üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde konu tanıtımı, kaynaklar ve Cumhuriyet dönemine kadar olan gelişmelerden kısaca bahsedilmiştir. Birinci bölümde TBMM'nin kuruluşundan sonra idari taksimatı düzenleyen kanunlar ve idari sistemden bahseden raporlar anlatılmıştır. İkinci bölümde Doğu Karadeniz Bölgesini oluşturan altı vilayetin ilgili dönemdeki idari bölünüşüne vilayet ve kaza bazında yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise Umumi Müfettişlik teşkilatının Doğu Karadeniz Bölgesindeki işleyişinden ve icraatlarından söz edilmiştir.Araştırmada elde edilen bulgulara göre incelenen dönemde Doğu Karadeniz Bölgesi idari yönden yoğun bir faaliyet içerisindeydi. Osmanlı'dan kalan vilayet sistemi, yerini önce müstakil livalara sonra da vilayetlere bırakmıştı. Bu esnada bölgedeki tek vilayet olan Trabzon vilayeti altı parçaya bölünmüştü. Trabzon, Giresun, Ordu, Rize, Artvin ve Gümüşhane'den oluşan bölge coğrafyasında 1950 yılında otuz adet kaza bulunmaktaydı. Bu idari taksimat yaklaşık otuz yıllık süreç içerisinde çeşitli nedenlerle birçok kez değişim geçirmiştir.
Doğu Karadeniz şehirleri merkez ve kırsal alanlarda gerçekleşen kaybolma vakaları: 6 yıllık analiz
Doğu Karadeniz Şehirleri Merkez ve Kırsal Alanlarda Gerçekleşen Kaybolma Vakaları: 6 yıllık Analiz Amaç: Doğu Karadeniz şehir merkezi ve kırsal bölgelerinde meydana gelen kayıp vakalarının genel karakteristik özelliklerinin açıklanarak özellikli bir arama kurtarma profilinin gözden geçirilmesi amaçlanmıştı. Yöntem: 2015-2020 yılları arasında 6 yıl boyunca Doğu Karadeniz şehir merkezi ve kırsalında meydana gelen kaybolma vakaları retrospektif olarak incelendi. Bu inceleme için Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın (AFAD) arşiv verileri kullanıldı. Bulgular: 6 yıllık süre içerisinde Doğu Karadeniz Bölgesinde kaybolan ve verilerine AFAD veri tabanı vasıtası ile ulaşabildiğimiz 290 vaka çalışmaya dâhil edildi. Bu 290 hastanın 208'i erkek (%71,7) iken 82 (%28,3) tanesi kadın idi. Ek hastalıklara göre dağılıma baktığımızda vakaların 188 (%64,8) tanesinde ek hastalık tespit edilmedi. 48 (%16,6) vakada Alzheimer, 14 (%4,8) vakada Demans, 7 (%2,4) vakada tanılı Mental Retardasyon mevcuttu. Vakaların 10 (%3,4) tanesinde Depresyon, Şizofreni, Mani, Bipolar bozukluk gibi Psikiyatrik bozukluklar mevcutken, 4 (%1,4) tanesi bilinen Epilepsi hastasıydı. Görme veya işitme engelli toplam 17 (%5,9) vaka vardı. Hipertansiyon (HT) ve Diyabetes Mellitus(DM) gibi "Diğer" kategorisinde değerlendirilen 2 (%0.7) vaka tespit edildi. Vakaların 117 (%40,3) tanesi Merkezde, 90 (%31) tanesi köy kırsalında, 36 (%12,4) tanesi yaylada, 26 (%9) tanesi dere/dere yatağı mevkiinde, 9 (%3,1) tanesi ormanlık arazide, 5(%1,7) tanesi denizde, 5(%1,7) tanesi baraj gölünde, 1 (%0,3) tanesi çaylık ve yine 1 (%0,3) tanesi de fındıklıkta kaybolmuştur. Bulunma şekillerine göre incelendiğinde 290 vakanın 38 (%13,1) i bulunamamıştır. 118 (%40,7) kişi ölü, 107 (%36,9) kişi sağ, 27 (%9,3) kişi ise yaralı olarak bulunmuştur. Sonuç: Kayıp vakaları üzerine yapılmış, yurtdışı kaynaklı birçok akademik yayın olmakla birlikte ülkemizde yapılmış buna benzer bir epidemiyolojik çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışma ile Doğu Karadeniz şehir merkezleri ve kırsal alanda meydana gelen kaybolma vakalarının detaylı incelenmesiyle elde edilen veriler neticesinde gelecekte meydana gelebilecek kazalara yönelik çeşitli önlemlerin alınması, uygun eğitimlerin verilmesi ve toplumun bilgilendirilmesine yönelik çeşitli faaliyetler yapılabilecektir. Bu çalışma yöntem ve sonuçları itibariyle ulusal ve uluslararası arama kurtarma faaliyetlerinde, ekiplere koruyucu önlemler, profesyonel eğitim, halkın eğitimi ve yeni araştırmalar gibi aktivitelerte kılavuzluk edecektir. Anahtar Kelimeler: Kayıp, Retrospektif, Arama-Kurtarma, AFAD
Doğu Karadeniz Treptacantha barbata popülasyonlarının antioksidan ve gelişme özelliklerinin ekolojik durum sınıfı gözeterek araştırılması
Bu tez, Ekolojik Değerlendirme İndeksi (EEI) gözetilerek, Treptacantha barbata (TB)'nın antioksidan özelliklerinin çevresel faktörler ile ilişkisini mevsimsel olarak ortaya koymaktadır. Bu amaçla, 1 ila 2 yaş aralığındaki TB numunelerinin bazı in vitro antioksidan özellikleri (FRAP ve DPPH süpürme aktiviteleri) TP (toplam fenolik içerik), TF (toplam flavonoid, içerik) ve bazı fenolik içerikler (HPLC) araştırılmıştır. İstasyonlara ait deniz suyu fizikokimyasal parametreleri (sıcaklık, pH, çözünmüş oksijen, elektriksel iletkenlik ve tuzluluk) in situ olarak ölçülmüştür. Çalışılan antioksidan özellikler, mevsimler ve istasyon faktörü gözetilerek karşılaştırıldıklarında TP içeriği, FRAP ve DPPH aktivite değerlerinin bazı istatistiksel farklılıklar gösterdiği (ANOVA, p<0,05) tespit edilmiştir. Sıcaklığın TP ve FRAP aktivitesi ile negatif, DPPH aktivitesi ile pozitif ilişki gösterdiği tespit edilmiştir. TB'nin üreme sezonunun başlangıcı olan ilkbahar sonu-yaz başı döneminde antioksidan özellik varyasyonlarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu durum St2 istasyonunun coğrafik konumuyla ilişkilendirilmiştir. Çalışılan standart fenolik bileşiklerden en yüksek konsantrasyona sahip bileşiğin sonbahar döneminde Krisin flavonoid'inin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca veri setlerinin TBA (Temel Bileşen Analizi) skor grafiklerinde yer alan ikinci bileşendeki yüksek miktardaki FRAP katkısının temel nedeninin TB'nin döllenmiş üreme organlarıyla ilişkisi olabileceği düşünülmektedir.
Antik Çağ'da Doğu Karadeniz'de Mithra Kültü'nün varlığı
Antik Çağ'da Doğu Karadeniz Bölgesi siyasi, ekonomik ve kültürel sebeplerle birçok medeniyetin hâkimiyetine girmiştir. Jeostratejik özellikleri ve zengin kaynakları nedeniyle Hellen, Pers ve Roma mücadelelerinin yaşandığı bölge, doğu ve batı kültürlerinin kesiştiği bir noktada bulunmasından ötürü hem doğu hem de batı kültür etkilerini taşımaktadır. Tarihî coğrafyaya göre ayrıcı (partikülarist) bir yapıya sahip olan Doğu Karadeniz coğrafyasında ortak bir kültür ve dil oluşumu kolay olmadığı gibi bir kez gelişen, yerleşip kök salan bir kültür de uzun yıllar varlığını sürdürür. Doğu Karadeniz, bu özellikler göz önünde bulundurularak kendi yerel dinamikleri ve inançları yanında Büyük Kolonizasyon Dönemi'nden (MÖ 750-550) itibaren dışarıdan gelen Hellen, Pers ve Roma tanrılarına da saygı göstermiş ve bunlardan etkilenmiştir. Aḫamenidlerin MÖ VI. yüzyılın sonlarında Doğu Karadeniz'e yayılmasıyla görülmeye başlayan inançlardan biri de Antik Çağ pagan dinleri içerisinde en çok tapınım gören ve en geniş coğrafyaya yayılan dinlerden biri olan Mithra Kültü'dür. Aḫamenidler ve Mithradates (Pontos) Krallığı dönemlerinde Mithra ile ilgili detaylı veriler olmasa da antik, epigrafik, arkeolojik, nümizmatik ve modern kaynaklar incelendiğinde Mithra'nın Doğu Karadeniz coğrafyasına bahsi geçen dönemlerde yerleştiği anlaşılmaktadır. Ayrıca Mithra'nın karakterindeki bazı değişikliklerle birlikte Mithras olarak adlandırıldığı Roma döneminde bölgede en çok inanılan kültlerden biri olduğu buluntularda açıkça görülmektedir. Özellikle Mithra tasvirli bronz Trabzon sikkeleri kültün Roma döneminde oldukça yaygın olduğuna işaret etmektedir. Mithra kültü MS IV. yüzyılda Roma'nın Hristiyanlığı kabul etmesine kadar bölgede önemli bir yere sahip olmuş ve hatta Hristiyanlık döneminde bile etkisini sürdürmüştür. Mithra Kültü'nü merkeze alan bu çalışmanın temel problemi; Antik Çağ'da Doğu Karadeniz'de Mithra Kültü'nün varlığı meselesidir. Çalışma bu noktadan hareketle Mithra'nın bu coğrafyada hangi koşullar altında geliştiği ve tapınım gördüğünü tespit etmeyi; bölgede yayılmasında etkili olan siyasal, askerî ve ekonomik faktörleri de kapsayacak şekilde bölgenin Hristiyanlık öncesi sosyo-dinî yapısını açıklayabilmeyi hedeflemektedir.
Doğu Karadeniz bölgesindeki dikdörtgen planlı camilerin tasarımında akustik performansın belirlenmesi üzerine yeni bir yaklaşım
Camilerde akustik performansın sağlanması, yapı fiziği alanındaki diğer konular gibi kullanım konforu açısından önemli bir etken olarak değerlendirilmektedir. Mekânlarda yüksek akustik performansı sağlamanın en pratik yolu tasarım aşamasında akustik performansın ön görülmesi ve tasarımların buna göre şekillendirilmesidir. Bundan dolayı çalışma kapsamında Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki dikdörtgen planlı, düz tavanlı cami tipi için, sesin nesnel parametreleri üzerinden akustik performansı ön görebilecek istatistiksel bir yaklaşım ortaya konulmuştur. Tasarım aşamasındaki bir yapının akustik performansını ön görebilmenin yöntemlerinden birisi de mevcut yapılardan elde edilen veriler ve deneyimler üzerinden çıkarımlarda bulunmaktır. Bu çıkarımları sistematik biçimde gerçekleştirmek için istatistiksel analizler kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerin tutarlı olması için geometrik farklılıkların en aza indirilmesi amacıyla çalışma dikdörtgen planlı, ahşap kırma çatılı, düz tavanlı camilerle sınırlı tutulmuştur. Çalışma kapsamında öncelikle konu ile ilgili bilimsel literatür araştırılarak çalışmanın teorik altyapısı oluşturulmuştur. Daha sonra arşiv taramaları, literatür araştırması ve saha çalışmaları sonucunda Doğu Karadeniz Bölgesinde bulunan 16 cami örneği seçilerek incelenmiştir. Fiziksel ölçümlere dayalı ses yutma katsayıları ile camilerin akustik simülasyonları gerçekleştirilerek akustik performansları tespit edilip değerlendirilmiştir. Camilerin geometrik parametreleri ve iç yüzeylerini oluşturan malzemelerin yüzey alanları ile sesin nesnel parametre değerleri arasında regresyon analizleri gerçekleştirilerek istatistiksel bağıntılar elde edilmiştir. Ayrıca nesnel parametrelerin ortalama değerleri ve bölgesel değerleri arasında gerçekleştirilen regresyon analizleri ile de nesnel parametre değerlerinin mekân içerisindeki değişimlerini ön gören bağıntılar elde edilmiştir. Elde edilen bağıntılar, çalışma kapsamında incelenen camilerin ortak özellikleri üzerinden tasarlanan farklı büyüklüklerdeki 3 deneysel cami üzerinde denenmiştir. Deneysel tasarımların önerilen bağıntılar ile hesaplanan nesnel parametre değerleri, akustik simülasyonlar sonucu elde edilen değerlerle karşılaştırılarak bağıntıların geçerliliği ortaya konulmuştur.
Coğrafi bilgi sistemleri ile Doğu Karadeniz bölgesindeki kanser vakalarının konumsal analizleri
Kanser günümüzün önemli sağlık konuları arasında yer almaktadır. Kansere karşı kontrol stratejilerinin geliştirilmesi ve kanser kontrol programının uygulamaya aktarılabilmesi için öncelikle kanser vakalarının zaman içindeki değişimlerinin çevresel etkenlerle birlikte incelenmesi gereklidir. Kanserin hangi coğrafi bölgelerde ne sıklıkla görüldüğü, kanser türlerinin çevresel anlamda dağılımı ve hangi alanlarda ne gibi kanser türleri ile daha sık karşılaşıldığının belirlenebilmesi gibi konularda bilgi sahibi olunabilmesi açısından kansere ilişkin tematik haritalara gereksinim vardır. Böylece kansere karşı kontrol stratejilerinin nasıl ve hangi bölgelerde olması gerektiği yönünde daha güvenilir ve sağlıklı veri altlıkları oluşturularak, hastalığa ilişkin doğru karar verme seçenekleri artırılmış olacaktır.Bu gereksinim doğrultusunda gerçekleştirilen bu tez çalışmasında, ülkemizde Doğu Karadeniz Bölgesi'nde görülen kanser vakalarının mekânsal dağılımı ile nüfus ve çevresel etmenlere bağlı olarak ilişkilerinin incelenmesine yönelik, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS)'ne dayalı bir veritabanı oluşturularak, yerleşim bölgelerindeki mevcut kanser vaka-risk tabanlı tematik haritaların üretilmesi amaçlanmıştır. Bununla birlikte çalışma kapsamında, söz konusu bölgede yerleşim alanlarında görülen kanser vaka dağılımları CBS ortamında dijital altlıklar üzerinde sunularak, izlenmiş ve nüfusla ilişkili olarak kanser yoğunluk bölgeleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Böylece kanser vakalarının yoğun olduğu bölgelerde kansere neden olan çevresel etkenlerin konumsal ilişkileri jeo-istatistiksel olarak irdelenerek, kansere dair ileri çalışmalar için coğrafi veri altlıkları oluşturulmuştur. Ayrıca kanser vakalarının coğrafya üzerinde dağılımları ile kansere etken çevresel risk faktörleri arasındaki ilişkiler irdelenerek, konumsal bazlı analizler gerçekleştirilmiş ve sonuçlar jeo-istatistiksel anlamda yorumlanarak, haritalar üzerinde gösterimi sağlanmıştır. Sonuç olarak bu çalışma ile, bölgeye ait epidemiyolojik çalışmalara yol gösterici olacak çeşitli tematik kanser haritaları üretilerek, kansere karşı kontrol programlarının geliştirilmesi ve uygulanmasına destek sağlaması hedeflenmiştir.
Doğu Karadeniz bölgesinde modernleşme ve mimari
`Modernleşme' ve `çağdaşlaşma' ilkeleri üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nde, tüm ülke genelinde kökten bir yenilenme hareketi planlanmıştır. Bu yeniden yapılanma sürecinde yaşanan tüm değişimlerin, toplumsal gelişimlerin mimariye de yansımaları olmuştur. Merkez ve merkeze yakın kentlerde bu gelişmeler yakından takip edilirken taşrada kentlerin modernleşme ve çağdaşlaşma kavramları uzantısında yeniden nasıl inşa edildiği incelenmemiştir. Bu çalışma ile söz konusu sürece ilişkin, bu eksikliğin giderilmesi amaçlanmış ve Doğu Karadeniz Bölümü (DKB) için bir kaynak oluşturulmaya çalışılmıştır.Çalışmanın birinci bölümünde; çalışmanın amacına değinilmekte ve sorunun belirlenmesine yönelik açıklamalar yapılarak Cumhuriyet öncesi ve sonrası modernite, sorgulanmaktadır. Modernleşme doğrultusundaki sosyo-kültürel-ekonomik gelişmelerin merkez ve taşra uzantıları anlatılarak, bu ayrımın ortaya koyulması sağlanmaktadır. Aynı bölümde; modernleşmenin taşra ve merkezde mimariye yansımaları anlatılmaktadır.İkinci bölümde; çalışmanın metadolojisi ve pilot bölge seçimi yapılarak, hangi yapıların çalışmaya dâhil edileceğine yönelik ölçütlere yer verilmektedir.Üçüncü bölümde ikinci bölümde belirlenen ölçütlere göre çalışma kapsamına alınan yapıların her biri için oluşturulan kimlik kartları ile tanıtımları yapılmaktadır. Ayrıca çalışma kapsamındaki illerde seçilen yapıların sayısal değerlemeleri yapılarak illere göre dağılımları belirlenmektedir.Çalışmanın son bölümünde; Tespit ve belgeleme sonucunda elde edilen bilgilere ve konuya ilişkin literatüre dayanılarak bölgenin mimari yapılanma süreci yorumlanmıştır.
Doğu Karadeniz Bölgesinde hemodiyaliz etkinliğinin üre kinetik metodlarıyla değerlendirilmesi
Kronik böbrek yetmezligi, yasamı tehdit eden, önemli ölçüde iş gücü kaybına ve çeşitli komplikasyonlara yol açan, hemen her yaş grubunu, etkileyen bir hastalıktır. Renal replasman tedavilerindeki artan bilgi ve teknolojiye rağmen, son dönem böbrek yetmezliği hastalarının morbidite ve mortalitesi hala yüksektir.Kronik hemodializ hastalarında yetersiz diyaliz mortalite ve morbiditeyi artıran bağımsız bir risk faktörüdür.Diyaliz merkezlerinde özellikle postdiyaliz kan numunesinin alınmasında kılavuzlara uyma oranı düşüktür. Bu nedenle bazı hastalarda diyaliz yetersizliği olmasına rağmen işlemdeki hatalar nedeniyle diyaliz yeterliliği varmış gibi görülmektedir. Özellikle postdiyaliz kan numunelerini alan personelin kılavuzların ön gördüğü kritik basamaklar konusunda eğitilmesi daha doğru verilerin elde edilmesini sağlayacaktırHemodiyaliz hastalarında mortalite ile ilişkili olan yaşam kalitesi belli aralıklarla değerlendirilmeli ve daha iyi yaşam kalitesini sağlamak için çaba gösterilmelidir.Sonuç olarak; diyaliz merkezlerinin kayıt sistemi güçlendirilmeli, standartları oluşturan kılavuzlara tüm merkezlerin uyması sağlanmalı ve diyaliz hastalarının yaşam süresini ve kalitesini arttırmak için kılavuzlardaki kalite göstergelerine ulaşılması hedeflenmelidir.
Dağlık arazide inşa edilen orman yollarında yaklaşık maliyet ve hakediş değerlerinin irdelenmesi
Orman yolları, orman işletmeciliğinin (ormancılık uygulamalarının) gerçekleştirilmesini sağlayan pahalı alt yapı tesisleridir. Ormanlarının çoğu dağlık alanlarda yer alan ülkemizde orman yollarının rasyonel olarak planlanması, modern orman işletmeciliği bakımından büyük önem taşımaktadır. Orman yolları inşasında yol yapım maliyetini en fazla etkileyen aşama kazı işleridir. Orman yol inşaatında kazı maliyeti, zemin sınıflarına ve yapılacak kazı miktarına göre farklılıklar gösterir. Orman yolları inşasından önce zemin sınıflarının tahmini ve kazı miktarının doğru tespit edilmesi maliyet hesaplamalarının doğru yapılması açısından son derece önemlidir. Ülkemizdeki ormancılık uygulamalarında ihale öncesi zemin sınıflarının tespiti kişisel tecrübe ve deneyimlerle gözlemsel olarak yapılmaktadır. Yolların ihale edilmesi ise Kamu İhale Kanununca (KİK) belirlenen teklif birim fiyat usulü ile yapılmaktadır. Bu durum ihale öncesi belirlenen yaklaşık maliyet değerleri ile iş bitimindeki hakediş değerleri arasında büyük farklar oluşmasına neden olmaktadır.Bu çalışmada araştırma alanı olarak; Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki Artvin (36), Trabzon (23) ve Giresun (11) Orman Bölge Müdürlüklerinde 2003-2009 yılları arasında inşa edilen toplam 70 adet orman yolu seçilmiştir. Bu orman yollarına ait ihale öncesi ve sonrası evrakları incelenerek yolların yaklaşık maliyet ve hakediş değerleri karşılaştırılmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde Excel ve SPSS programlarından yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda, özellikle yüksek eğimli alanlarda yaklaşık maliyet ile hakediş değerleri arasında önemli farklar olduğu tespit edilmiştir. Bu durum zemin sınıflarının gözlemsel metotlarla belirlenirken sağlıklı verilerin elde edilememesinden kaynaklanmıştır. Bu yüzden gözlem metodunun yerine jeofizik zemin etüdü yöntemlerinin kullanılması daha uygun olacaktır.
Solaklı Deresi girdilerinin kıyısal pelajik ekosisteme etkileri
Doğu Karadeniz Bölgesi, Of ilçesi sahil şeridi, Solaklı Deresi' nde belirlenen 14 istasyon ve bu istasyonlara ait 4 derinlikten, Ağustos 1996- Temmuz 1997 tarihleri arasında örnekleme yapılmıştır. Araştırmada, birincil parametrelerden sıcaklık, tuzluluk, Seki diski değerleri, besleyici elementler (N03-N, N02-N, P04-P, NH4-N, Si02, Fe) ve klorofil-a, feopigment, karotenoid pigment dağılımları incelenmiştir. Solaklı Deresi girdilerinin kıyısal ekosisteme etkilerim içeren bu araştırmada, incelenen parametreler açısından, nehir etkisinin batı yönünde daha yoğun olduğu belirlenmiştir. Nehir girdisi etkisinin kıyıdan 4-6 km açığa ve 15 m derinliğe kadar devam ettiği tespit edilmiştir. Araştırma döneminde incelenen kimyasal parametreler açısından, nehir deşarj noktasındaki besleyici element değerlerinin, diğer istasyonlardan oldukça yüksek olduğu bulunmuştur. Buna bağlı olarak, deşarj noktasından itibaren kuzey yönüne doğru dört farklı bölge ayırt edilmektedir. Sonuç olarak, Solaklı Deresi girdilerinin kıyısal pelajik ekosistemdeki etkileri ve oluşabilecek tahmini değişiklikler basit bir model ile açıklanmaya çalışılmış ve bölgenin ötrofîkasyona meyilli olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler : Besleyici Elementler, Pigmentler, Plume Alanı, Antropojenik Etki, Solaklı Deresi, Karadeniz.
Doğu Karadeniz'deki Anadara cornea (Reev, 1844)'nın populasyon yapısı ve üreme periyodunun belirlenmesi üzerine araştırma
Araştırmada, Çamburau-Of kıyı şeridinde bulunan A. cornea'ma populasyon yapısı büyüme, kondisyon indeksi, yaşama ve ölüm oranları parametreleri, atinin biyokiyasal özellikleri ve üreme periyodunun belirlenmesi için histolojik çalışmalar yapılmıştır, örnekleme Mart 1998-Şubat 1999 tarihleri arasında direç ve dalarak yapılmıştır. Bunun yanında, sıcaklık, tuzluluk, ve klorofil-a gibi çevresel parametreler de izlenmiştir. Araştırmada A. cornea populasyonunun 5-85 mm arasında dağılım gösterdiği belirlenmiş olup, ortalama boy 39.28 ± 0.261 mm ve ağırlık 24.84 + 0.373 g tespit edilmiştir. Boy - ağırlık ilişkisi W = 0.0002xL3058 şeklinde bulunmuştur. Kondisyon indeksinin ilk olarak Mayıs aymda (Ki =11.261 ± 0.667, Kn = 10.405 ± 0.588) en yüksek, Ağustos aymda (Ki = 4.675 ± 0.240, Kn = 4.265 ± 0.219) en düşük değere sahip olduğu gözlenmiştir. Büyüme parametrelerinin belirlenebilmesi için Bhattacharya metoduyla 0 ve 6 yaş dahil olmak üzere toplam 7 yaş grubunun olduğu tespit edilmiştir. Bu yaşlara karşılık gelen ortalama boylara göre hesaplanan won Bertalanffy büyüme parametreleri L» = 85.01 mm, K = 0.295 ve to = -0.081 belirlenirken, toplam ölüm oram Z = 1.180 olarak tespit edilmiştir. Biyokimyasal analizlerden, kurumadde, kül, protein ve yağ oranlarında aylık değişimler, kondisyon indeksindeki değişimlerle uyumlu olduğu gözlenmiştir. A. cornea' da ortalama yağ % 8.8 ve ortalama protein % 57.8 olarak bulunmuştur. Histolojik örneklerle ve görsel olarak yapılan inceleme sonucu belirlenen dişi- erkek oranının 1 : 1 oranına yakın olduğu tespit edilmiştir. Alınan histolojik kesitlerden ilk yumurtalı birey Mayıs aymda belirlenirken, en küçük olgunlaşma boyunun 20 - 24 mm arasında olduğu gözlenmiştir. Gonadlarda meydana gelen değişmeler başlangıç, gelişme, olgunlaşma, boşaltma, tam boşaltma ve dinlenme olarak altı safhada incelenmiştir. Anahtar kelimeler: A. cornea, Populasyon, Büyüme Parametreleri, Kondisyon İndeksi, ölüm oranı, Biyokimyasal yapı, Üreme, Cinsiyet Oram VI
Güneydoğu Karadeniz kıyılarında su kütleleri ve askıda katı maddenin mevsimsel değişimi
Güneydoğu Karadeniz Trabzon-Rize arasında belirlenen 20 deniz istasyonunda yapılan çalılşmada. Kıyısal bölge su kütleleri ve askıda katı madde dinamiğinin mevsimsel değişimi irdelenmiştir. Çalışma sonucunda Su kütlesinin yüzey ve 60m altındaki tabakalarının farklılık gösterdiği. Su kütlelerinin askıda katı madde dinamiğinin de mevsimler ve alanlar arasında farklılık gösterdiği tespit edilmiştir.