Midwifery

114 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Gebelik döneminde optimalite düzeyi ile anne bebek bağlanması ilişkisi

Amaç: Bu araştırma, gebelik döneminde optimalite düzeyinin anne bebek bağlanmasıyla ilişkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Gereç ve yöntem: Araştırma analitik-kesitsel tiptedir. T.C. Sağlık Bakanlığı Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini; rutin gebelik izlemlerini yaptırmak üzere 01 Aralık 2021-01 Aralık 2022 tarihleri arasında hastaneye başvuran gebeler oluşturmuştur. Örnekleme evrenden gelişigüzel örnekleme ile seçilen, 20-42 haftalar arasında gebeliği olan, araştırmanın dahil edilme kriterlerine uyan, 75 primipar ve 75 multipar olmak üzere toplam 150 gebe alınmıştır. Veriler araştırmacılar tarafından literatüre dayalı hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu', 'Optimalite İndeksi Türkiye Vaka Rapor Formu'nun Perinatal Özgeçmiş ve Doğum Öncesi Dönem Optimalite İndeksi bölümleri' ile 'Prenatal Bağlanma Envanteri' kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler tanımlayıcı istatistikler (sayı, yüzde, ortalama, standart sapma) ile ifade edilmiş; ki-kare, bağımsız gruplarda iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi, Mann-Whitney U ve korelasyon analizleri ile test edilmiştir. Bulgular: Katılımcıların Perinatal Özgeçmiş İndeksi %84,69, doğum öncesi dönem optimalite indeksi %82,75'tir. Perinatal Özgeçmiş İndeksi primiparlarda %88,12 ve multiparlarda %81,25 olup, aralarında istatistiksel açıdan fark saptanmıştır (t=-3,730, p<0,05). Doğum öncesi dönem optimalite indeksi primiparlarda %82,55 ve multiparlarda %82,95'tir. Katılımcıların Prenatal Bağlanma Envanteri puan ortalaması 59,31±9,23 olup, primiparlarda 60,72±9,49 ve multiparlarda 57,91±8,79'dur. Primipar ve multipar gebelerin doğum öncesi dönem optimalite indeksi ve Prenatal Bağlanma Envanteri puanları arasında istatistiksel açıdan fark saptanmamıştır (p>0,05). Perinatal Özgeçmiş İndeksi ile Prenatal Bağlanma Envanteri puanları arasında istatistiksel açıdan tüm katılımcılarda zayıf (r=0,239, p<0,001) ve primiparlarda orta düzeyde (r=0,397, p<0,001) ilişki saptanmıştır. Tüm katılımcılarda, primiparlar ve multiparlarda doğum öncesi dönem optimalite indeksi ve Prenatal Bağlanma Envanteri puanları arasında istatistiksel açıdan ilişki olmadığı belirlenmiştir (r=-0,072, p>0,05; r=-0,004, p>0,05; r=-0,138, p>0,05). Sonuç: Gebelerin optimalite indekslerinin ve Prenatal Bağlanma Envanteri puan ortalamalarının ölçeklerden alınabilecek en yüksek puana yakındır. Tüm katılımcılarda ve primiparlarda Perinatal Özgeçmiş İndeksi arttıkça Prenatal Bağlanma Envanteri'nden alınan puanlar artmaktadır. Doğum öncesi dönem optimalite indeksi ile Prenatal Bağlanma Envanteri'nden alınan puanları arasında ilişki yoktur.

Ana-babaya bağlanmaBağlanmaEbelik+2
Ebru Gül Duman
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Emzirmeyi destekleyici mobil uygulamanın geliştirilmesi: Uygulamanın primiparlarda emzirme özyeterliliği ve sonuçlarına etkisinin incelenmesi

Amaç: Çalışmada Emzirme Özyeterlilik Kuramı'na temellendirilmiş emzirmeyi destekleyici mobil uygulamanın geliştirilmesi ve bu uygulamanın primiparların emzirme özyeterliliği ve sonuçları üzerindeki etkisinin belirlenmesi planlanmıştır. Yöntem: Araştırma emzirmeyi destekleyici mobil uygulamanın geliştirilmesi ve ön test-son test randomize kontrollü tasarım olmak üzere iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Eylül 2022-Ağustos 2023 tarihleri arasında; Eskişehir ilinde 4 aile sağlığı merkezinde yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemini gebeliğinin 3. trimesterinde olan 86 primipar (Müdahale: 44, Kontrol: 42) oluşturmuştur. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Emzirme Özyeterliliği Ölçeği-Kısa Formu, Emzirme İzlem Formu ve Mobil Uygulamadan Memnuniyeti Değerlendirme Formu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi SPSS paket programı ile yapılmıştır. Bulgular: Müdahale grubundakilerin 2. izlem ve 3. izlem emzirme özyeterliliği puanlarının kontrol grubundakilerden anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir (sırasıyla t= 2,715; p= 0,008 ve Z= -3,338; p= 0,001). Müdahale grubundakilerin 2. ve 3. izlem emzirme özyeterliliği puanlarının 1. izleme göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu belirlenmiştir (χ2= 31,710; p<0,001). Kontrol grubundakilerin 3. izlem emzirme özyeterliliği puanının 1. izlem puanından anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır (F= 4,093; p= 0,020). Müdahale ve kontrol grubunun emzirme özyeterliliği puanları arasında sırasıyla 2. ve 3. izlem puanları arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (t= 2,715; p= 0.008, Z= -3.338; p= 0.0011). Postpartum 6. ayda emzirmeyi sürdürme ve tek başına anne sütü verme açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir (sırasıyla ꭓ2= 12,213; p< 0,001 ve ꭓ2= 14,633; p= 0,001). Sonuç: Emzirmeyi destekleyici mobil uygulama; emzirme özyeterliliğinin arttırılmasında, emzirmenin erken başlatılmasında, özellikle postpartum 6. ayda tek başına anne sütü verme ve emzirmenin sürdürülme oranlarını arttırma ile emzirme sorunu yaşama oranlarının azaltılmasında etkili bir araçtır. Anahtar kelimeler: Emzirme, Destek, mSağlık, Mobil uygulama

Ebelik
Fatma Nilüfer Topkara
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Ebelik öğrencilerine yönelik vajinal makat doğum yönetimi eğitsel mobil oyun tasarımı ve değerlendirmesi

Amaç: Bu araştırmada, ebelik öğrencilerine yönelik vajinal makat doğum yönetimi (VMDY) eğitsel mobil oyun geliştirilmesi ve oyun destekli öğretimin öğrenme üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi planlanmıştır. Yöntem: Prospektif, ön test-son test tasarımlı, randomize kontrollü yarı deneysel bir çalışma olarak gerçekleştirilen araştırmanın hazırlık aşamasında ebelere yönelik VMDY eğitsel mobil oyunu geliştirilmiştir. Uygulama aşaması, Şubat- Aralık 2022 tarihleri arasında Kocaeli Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü 3. sınıfta öğrenim gören 79 öğrenci (oyun grubu=39, kontrol grubu=40) ile yürütülmüştür. Oyun grubundaki öğrencilere eğitsel mobil oyun ile, kontrol grubundaki öğrencilere ise geleneksel öğretim yöntemi ile VMDY eğitimi verilmiştir. Verilerin toplanmasında Tanıtıcı Özellikler Formu, VMDY Bilgi Testi, Ders Etkinliğini Değerlendirme Formu, Derse İlişkin Genel Memnuniyet Düzeyi Testi ve Vajinal Makat Doğum Yönetimi Mobil Oyunu Değerlendirme Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde sayısal yöntemler ve istatistiksel testler kullanılmıştır. Bulgular: Oyun grubundaki öğrencilerin VMDY bilgi testi 0. gün puan ortancasının, kontrol grubundakilere göre anlamlı şekilde yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05). Ancak, oyun ve kontrol grupları arasında VMDY bilgi testi 14. gün ve VMDY bilgi testi yedinci ay verilerinin puan ortancaları arasında istatistiksel olarak anlamlılık bulunmamış olup (p>0,05), zamanla birlikte her iki gruptaki katılımcıların puanlarında düşüş olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Çalışma sonucunda geliştirilen eğitsel mobil oyunun öğrencilerin VMDY bilgi düzeyini artırdığı, ancak uzun vadeli bilginin kalıcılığında etkili olmadığı belirlenmiştir. VMDY öğretimi için geliştirilen eğitsel mobil oyunun, geleneksel öğretim yöntemine entegre edilerek pekiştirici bir yöntem olarak kullanılması önerilmektedir.

EbelikEbelik eğitimiVajinal doğum
Suzi Özdemir
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Non-Stress Test (NST) sırasında ayak masajının fetal parametreler, anne memnuniyeti ve kaygı düzeyine etkisi: Randomize kontrollü çalışma

Non-Stress Test (NST) Sırasında Ayak Masajının Fetal Parametreler, Anne Memnuniyeti ve Kaygı Düzeyine Etkisi: Randomize Kontrollü Çalışma Amaç: Çalışma, non-stress test (NST) sırasında uygulanan ayak masajının kaygı düzeyi, fetal parametreler ve anne memnuniyeti üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Bu randomize kontrollü çalışma, Eylül 2025 ile Nisan 2026 tarihleri arasında Malatya ilindeki Battalgazi Devlet Hastanesi'nin NST ünitesinde yürütülmüştür. Gebelik haftası 32 ile 40 arasında olan toplam 128 gebe, ayak masajı grubuna (n=64) veya kontrol grubuna (n=64) rastgele atandı. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Spielberger Durumluk Kaygı Ölçeği, NST Kayıt Formu ve anne memnuniyetini değerlendirmek için Visual Analog Skala (VAS) kullanılarak toplandı. Ayak masajı grubundaki gebelere NST izlemi sırasında araştırmacı tarafından 15 dakikalık ayak masajı uygulanırken, kontrol grubuna sadece rutin NST izlemi uygulandı. Veriler tanımlayıcı istatistik, bağımsız örneklemler t-testi, eşleştirilmiş örneklemler t-testi, ki-kare testi ve ANCOVA kullanılarak analiz edildi. Bulgular: Müdahale sonrasında ayak masajı grubunda kaygı puanlarında anlamlı bir düşüş belirlenirken (p<0.001), kontrol grubunda anlamlı bir değişiklik olmadı (p>0.05). ANCOVA analizi, başlangıç kaygı puanları kontrol edildikten sonra, ayak masajı grubunda test sonrası kaygı puanlarının önemli ölçüde daha düşük kaldığını ortaya koydu (p<0.001, kısmi η²=0.729). Kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, ayak masajı grubundaki gebelerin NST süresi önemli ölçüde daha kısaydı, fetal hareket sayısı ve akselerasyon sayısı daha yüksekti (p<0.05). Ayak masajı grubundaki ortalama memnuniyet puanı 94.39±8.28 idi. Sonuç: NST sırasında uygulanan ayak masajı, anne kaygısını azaltmada, bazı fetal reaktivite parametrelerini iyileştirmede ve memnuniyeti artırmada etkili olmuştur. Basit, non-invaziv ve destekleyici bir müdahale olarak ayak masajı, gebelerin konforunu artırmak ve fetüsün sağlığını desteklemek amacıyla NST prosedürleri sırasında rutin doğum öncesi bakım uygulamalarına dahil edilebilir. Anahtar Kelimeler: Ayak masajı, fetal parametreler, kaygı, memnuniyet, non-stress test

AyakEbelikGebelik+3
Selin Bostancı
İnönü University · Institute of Health Sciences
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Yardımcı üreme teknikleri ve spontan yolla gebe kalan annelerin emzirme tutumunun ve emzirme öz yeterliliğinin karşılaştırılması

Bu araştırma, yardımcı üreme teknikleri ve spontan yolla gebe kalan annelerin postpartum emzirme tutumunun ve emzirme öz yeterliliğinin değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı ve karşılaştırmalı tipte yapıldı. Araştırmanın örneklemini 47 yardımcı üreme teknikleri ve 74 spontan yolla gebe kalan toplam 121 anne oluşturdu. Veriler, 01.12.2020-01.05.2021 tarihleri arasında araştırmacı tarafından oluşturulan Anne Tanılama Formu, Emzirmeye İlişkin Soru Formu, Emzirme Tutum Değerlendirme Ölçeği (ETDÖ), Emzirme Öz Yeterliliği Ölçeği (EÖYÖ) ve LATCH Emzirme Tanılama Ölçüm Aracı kullanılarak postpartum 4. ay ve 6. aylarda telefon görüşmeleri ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde ki kare, Mann-Whitney U, independent sample t test, Kruskal Wallis testi ve Pearson korelasyon analizi kullanıldı. Araştırmada spontan yolla gebe kalan annelerin 4. ay ve 6. ay ETDÖ puan ortalamalarının sırasıyla 120,77±19,64 ve 113,01±21,48, 4. ay ve 6. ay EÖYÖ puan ortalamalarının sırasıyla 55,11±10,28 ve 51,93±12,94, 4. ay ve 6. ay LATCH puan ortalamalarının sırasıyla 8,51±1,97 ve 7,97±2,53 olduğu saptandı. Yardımcı üreme teknikleri ile gebe kalan annelerin 4. ay ve 6. ay ETDÖ puan ortalamalarının sırasıyla 96,38±13,03 ve 92,87±13,89, 4. ay ve 6. ay EÖYÖ puan ortalamalarının sırasıyla 40,04±9,32 ve 37,49±10,39, 4. ay ve 6. ay LATCH puan ortalamalarının sırasıyla 6,51±2,42 ve 6,79±2,75 olduğu saptandı. Spontan yolla gebe kalan annelerin yardımcı üreme teknikleri ile gebe kalan annelere göre daha yüksek düzeyde emzirme başarısı, daha olumlu emzirme tutumu ve yüksek emzirme öz yeterliliğine sahip olduğu belirlendi (p<0,05).

AnnelerEbelikEmzirme+4
Filiz Şensoy
Hitit University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Maternal obezitenin Anne ve yenidoğan sağlığına etkisi

Araştırmanın amacı, maternal obezitenin anne ve yenidoğan sağlığına etkisini incelemektir. Araştırma Mart 2015-Ağustos 2016 tarihleri arasında İskenderun Devlet Hastanesi loğusa servisinde, vaka-kontrol çalışması olarak yapılmıştır. Çalışmaya alınan kadınlar gebe kalmadan önceki beden kitle indekslerine göre normal kilolu (kontrol grubu n=144) ve obez (vaka grubu n=142) olmak üzere iki gruba ayrılmış ve toplam 286 kadın ile çalışma tamamlanmıştır. Veriler,"Veri Toplama Formu ve Edinburgh Postpartum Depresyon Ölçeği" ile toplanmıştır. Veri toplama formu klinikte loğusalar ile yüzyüze görüşme yöntemi, bazı veriler hasta dosyasından alınarak ve doğumdan altı hafta sonra telefon görüşmesi ile doldurulmuştur. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Ki kare testi, Student t test, Fisher-Freeman-Halton testi, Fisher's Exact test ve Yates' düzeltmeli Ki-kare testi kullanılmıştır. Obez kadınların yaş, gebelik ve yaşayan çocuk sayısı ortalamalarının kontrol grubu kadınlara göre daha yüksek, eğitim düzeylerinin ve doğum haftası ortalamasının ise daha düşük olduğu saptanmıştır (p<0,05). Obez grubu kadınların gebelik, doğum sonu erken dönem ve geç dönem komplikasyonlarını kontrol grubuna göre daha yüksek oranda yaşadıkları bulunurken (p<0,05), doğum sonu altıncı hafta sonunda depresyon görülme durumu yönünden gruplar arasında fark olmadığı bulunmuştur (p>0,05). Her iki grup kadınlarda sezaryen oranı yüksek olup doğum şekilleri, yenidoğanların ilk yarım saatte emzirilmeye başlanması, yenidoğanlarda komlikasyon görülmesi yönünden gruplar arasında istatistiksel fark olmadığı (p>0,05), obez kadınların yenidoğanlarının 1. dk ve 5. dk Apgar puanlarının daha düşük olduğu (p<0,05) saptanmıştır. Sonuç olarak, obez kadınların antenatal ve postpartum dönemlerde yaşadıkları sorunların normal kilolulara göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Gebelik planlayan kadınların prekonsepsiyonel dönemden itibaren obezite yönünden taranmaları, obez kadınlara eğitim ve danışmanlık yapılması önerileblir.

Ana-çocuk sağlığıAnnelerBebek-yenidoğmuş+4
Selva Özgül
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik ve ebelik öğrencilerinin benlik saygısı ve atılganlık düzeyleri

Hemşirelik ve ebelik eğitimi zor ve stresli bir süreçtir. Bu süreç içerisinde hemşirelerin ve ebelerin öz güveninin yüksek olması, kendilerini ifade edebilmesi, etkili iletişim kurabilmeleri, kararlarını savunabilmeleri istenir. Ancak eğitimlerinin benlik saygılarını düşürüp, onları atılgan olmayan davranışlara yönlendirdiği savunulmaktadır.Hemşirelik ve ebelik öğrencilerinin benlik saygısı ve atılganlık düzeylerini tespit etmek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılan çalışmamızın evrenini Çukurova Üniversitesi Adana Sağlık Yüksekokulu öğrencilerinin tümü oluşturmuştur. Veriler öğrencilerin sosyo-demografik özelliklerini belirleyen anket formu, Stanley Coopersmith Benlik Saygısı Ölçeği (BSÖ) ve Rathus Atılganlık Envanteri (RAE) uygulanarak toplanmıştır.Öğrencilerin %51,1'i hemşirelik bölümü, %48,9'u ebelik bölümü öğrencisidir. Öğrencilerin %66,9'unun düz veya meslek lisesinden mezun olduğu, %51,6'sının 4 kardeş ve üzerinde, %31,3'ünün ailenin 1. çocuğu, %92,4'ünün anne ve babasının sağ, babalarının %42,1'inin emekli, annelerinin %97,1'inin çalışmadığı, babalarının %47,4'ünün ve annelerinin %52,0'ının ilkokul mezunu olduğu, %93,2'inin çekirdek ailesi olduğu, %46,9'unun hayatlarının büyük bölümünü büyükşehirde geçirdiği, %43,7'sinin yurtta kaldığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin BSÖ puan ortalamasının 71,94±15,86, RAE puan ortalamasının 21,50±21,27 olduğu, BSÖ ile RAE puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu saptanmıştır (r=0,588, p<0,01). Ebelik bölümü öğrencilerinin BSÖ ortalamasının (73,66±15,46) hemşirelik bölümü öğrencilerinin ortalamasından (70,30±16,10) yüksek olduğu ve farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0,05). Öğrencilerin %38,6'sının benlik saygısı düzeylerinin düşük, %61,4'ünün benlik saygısı düzeylerinin yüksek olduğu, BSÖ'nün mezun olunan lise, ailedeki çocuk sayısı, hayatın büyük bir bölümünün geçirildiği yer, ortalama aylık gelirlerin tanımlama biçiminden etkilendiği saptanmıştır. Öğrencilerin %29,3'ünün çekingen, %70,7'sinin atılgan olduğu ve RAE'nin öğrencilerin hayatlarının büyük bir bölümünü geçirdikleri yer ile annenin eğitim durumundan etkilendiği saptanmıştır.Anahtar Sözcükler: Atılganlık, Benlik Saygısı, Hemşirelik, Ebelik, Öğrenci

AtılganlıkBenlik saygısıEbelik+2
Feray Dinçer
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Ebelik/ hemşirelik 1. ve 4. sınıf öğrencilerinin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarının belirlenmesi

Araştırma, ebelik ve hemşirelik birinci ve dördüncü sınıfında öğrenim gören kız öğrencilerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarını ve tutumlarını etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla metodolojik ve kesitsel olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Çukurova Üniversitesi Adana Sağlık Yüksek Okulu'nda öğrenim gören 209 birinci ve dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmuştur.Veri toplama aracı olarak, anket formu ile ZEYNELOĞLU tarafından geliştirilen ?Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği (TCRTÖ) (Cronbach Alfa Güvenirlik Katsayısı 0.92)? kullanılmıştır. Anket formu ve TCRTÖ birinci sınıfta öğrenim gören öğrencilere 03.10.2008'de (dönem başında) ,dördüncü sınıfta öğrenim gören öğrencilere ise 29.05.2009'da (dönem sonunda) uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS for Windows 11.5 (Statistical Package for Social Sciences) bilgisayar programında; ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler ile yüzdelik sayılar, t-testi, Anova testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmada öğrencilerin ?eşitlikçi cinsiyet rolü? (1.sınıf puan ortalaması 34.72, 4.sınıf 35.10) ve ?kadın cinsiyet rolü? (1.sınıf puan ortalaması 27.29, 4.sınıf 29.64), ?evlilikte cinsiyet rolü? (1.sınıf puan ortalaması 34.94, 4.sınıf 36.62), ?geleneksel cinsiyet rolü? (1.sınıf puan ortalaması 28.13, 4.sınıf 31.19) ve ?erkek cinsiyet rolü? (1.sınıf puan ortalaması 23.23, dördüncü sınıf 24.59) alt boyutlarına ilişkin eşitlikçi tutuma sahip oldukları belirlenmiştir. Öğrencilerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarını belirleyen TCRTÖ puan ortalamaları ile öğrencilerin öğrenim gördüğü sınıf ve annelerinin eğitim düzeyleri arasındaki farkın istatistiksel açıdan önemli olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç olarak, öğrencilerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin eşitlikçi tutuma sahip oldukları (1.sınıf TCRTÖ puan ortalaması 148.28 ? 18.61, 4.sınıf 157.14 ? 17.80 ) saptanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin eşitlikçi tutumların kazandırılmasına yönelik öneriler geliştirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Üreme sağlığı, Cinsiyet Eşitsizliği, Ebelik ve Hemşirelik Öğrencileri.

Cinsel kimlikCinsel kimlikCinsiyet farkları+4
Filiz Atış
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Ebelerin malpraktis hakkında bilgi, düşünce, gözlem ve deneyimlerinin değerlendirilmesi

Tıbbi Malpraktis sağlık mesleği mensubunun tıbbi uygulamalar sırasında standart uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya gerekli uygulamayı yapmaması olarak tanımlanmaktadır. Sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde önemli görevler üstlenen mesleklerden biri olan "ebelik" tarihin çok eski dönemlerinden beri uygulanan bir meslektir. Ebelerin görevlerini yerine getirirken yaşadıkları herhangi bir başarısızlık veya ihmal malpraktis iddialarına neden olabilmektedir. Bu araştırma, ebelerin malpraktis ile ilgili bilgi, düşünce, gözlem ve deneyimlerinin belirlenip değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Adana il merkezinde bulunan üç ayrı yataklı tedavi kurumunun doğum ve doğum sonu servislerinde "Ebe" unvanı ile çalışanlar oluşturmuştur. Ebelerden çalışmaya katılımları ile ilgili onamları alınmıştır. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen veri toplama formu ile toplanıp SPSS 17.0 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda ebelerin yarısından çoğunun (% 53,3) malpraktis kavramından haberdar olmadıkları görülmüştür. Malpraktisin ortaya çıkmasında genel hata kaynağı olarak en çok meslekte acemilik-yetersizlik (% 90,7), dikkatsizlik (%86,7) ve özen/itina eksikliği (%40,0) gördükleri belirlenmiştir. Ebelerin %24,0'ünün bir meslektaşının hatasını gözlemlediği, %5,4'ünün ise kendilerinin tıbbi hata yaptıkları saptanmıştır. Araştırmanın sonunda ebelikte görülen tıbbi hataların azaltılması ve ebelerin malpraktisten korunmaları için öncelikle mesleki eğitime ve mezuniyet sonrası hizmet içi eğitimlere önem verilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca kanıta dayalı uygulamaların araştırılması ve rutin ebelik girişimlerine dahil edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu çalışmanın, ebelerin malpraktis iddiasına neden olan tıbbi hatalara ilişkin gözlem ve deneyim sıklıklarını ortaya koyması açısından benzer çalışmalara katkıda bulunabileceği ve konuya ilişkin diğer çalışmalar için yol gösterici bir kaynak olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Ebelik, Tıbbi Malpraktis, Ebelikte Malpraktis.

EbelerEbelikHemşirelik+3
Burcu Tuncer
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin doğum sonu güvenlik hisleri ve etkileyen faktörler

Amaç: Annelerin doğum sonu dönemdeki güvenlik hislerini ve etkileyen faktörleri belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tiptedir. Araştırma evrenini Manisa Şehzadeler İlçe Sağlık Müdürlüğüne bağlı bir Aile Sağlığı Merkezi'nde bir yıl içerisinde doğum yapan anneler oluşturmuş (N:330) ve örnekleme 200 anne dahil edilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme tekniği ile Kişisel Bilgi Formu ve Annelerin Doğum Sonu Güvenlik Hisleri Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirmesinde; sayı, yüzde, bağımsız gruplarda t testi ve MannWhitney U testi, üç ve daha fazla grubu olan değişkenlerde Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan annelerin yaş ortalamasının 27,82±5,23, evlenme yaş ortalamasının 21,40±3,58 olduğu ve annelerin %89'unun çalışmadığı, %31'i ilköğretim mezunu, %28,5'i ortaokul mezunu olduğu bulunmuştur. ADSGHÖ toplam puan ortalaması 51,24±9,65 olarak bulunmuştur. Annelerin ölçekten aldıkları en düşük puan 27 en yüksek puan 70 olarak bulunmuştur. Ölçekte en yüksek puan ortalamasını alan alt boyut güçlendirici davranış iken en düşük puan ortalamasını alan alt boyut emzirme davranışı olarak belirlenmiştir. Annelerin doğum sonu güvenlik hislerinin gebelik ve doğum sonu dönemde eşinden ve ailesinden fiziksel ve duygusal destek alma durumu ile ilişkili bulunmuştur. Sonuçlar: Annelerin güvenlik hislerinin genel olarak yüksek olduğu, gebelik ve doğum sonu dönemde eşinden ve ailesinden destek alan annelerin güvenlik hislerinin olumlu yönde etkilendiği sonucuna varılmıştır.

AnnelerDoğumEbelik+4
Nihan Şengüler Arık
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bireysel emzirme danışmanlığının laktasyon süreci üzerine etkisi

Amaç: Bireysel emzirme danışmanlığının laktasyon süreci üzerine etkisini belirlemektir. Gereç ve yöntem: Araştırma randomize kontrollü girişimsel bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini bir üniversite hastanesi Obstetri Polikliniği'ne başvuran gebeler oluşturmuştur (girişim=51, kontrol=51). Araştırmada antenatal dönemde girişim grubuna bireysel emzirme eğitimi, kontrol grubuna ise eğitim kitapçığı verilmiştir. Doğum sonu dönemde her iki gruba beşinci gün ile altıncı ay arasında ev ziyareti ve telefon izlemi gerçekleştirilmiştir. Emzirme danışmanlığının laktasyon süreci üzerine etkisi; sadece anne sütü ile emzirme süresi, meme sorunları ve emzirme başarısı ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın verileri Gebe, Lohusa-Yenidoğan Tanıtım Formu, Anne Sütü ile Besleme Soru Formu, Meme Sorunları Tanılama Formu, LATCH Emzirme Tanılama Ölçüm Aracı ve Emzirme Öz Yeterlilik Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Girişim ve kontrol grubundaki annelerin bebeğini sadece anne sütü besleme açısından, tüm izlemlerde, iki grup arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Kontrol grubundaki annelerin meme başı çatlağı, meme başı ağrısı, engojman ve kanal tıkanıklığı meme sorunlarını daha fazla yaşadığı, iki grup arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). LATCH Emzirme Tanılama Ölçüm Aracı toplam puanlarında beşinci ve on beşinci gün izlemlerinde iki grup arasında fark bulunmuştur (p<0,05). Emzirme özyeterlilik ölçeği toplam puanlarının iki grup arasında, tüm izlemlerde farklı olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç: Araştırma sonucunda bireysel emzirme danışmanlığı verilen annelerin bebeklerini daha uzun süre sadece anne sütü ile beslediği, daha az meme sorunu yaşadığı, emzirme yeterliliklerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Bireysel Danışmanlık, Anne Sütü, Meme Sorunları, Emzirme Başarısı, Emzirme Öz yeterliliği

Anne sütüDanışmanlıkEbelik+4
Seçil Köken Durgun
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınların doğum sonrası bireyselleştirilmiş bakımı algılama ve memnuniyet düzeyleri

Bu araştırma, kadınların doğum sonrası bireyselleştirilmiş bakımı algılama ve memnuniyet düzeylerini belirlemek amacıyla analitik-kesitsel olarak yürütüldü. Araştırma, Kasım 2018 ve Temmuz 2019 tarihleri arasında, Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde vajinal doğum yapan ve Obstetri Servisinde yatan 524 kadın ile gerçekleştirildi. Verilerinin toplanmasında, tanıtıcı bilgi formu, doğum sonrası ebelik hizmetlerinden yararlanma tespit formu, bireyselleştirilmiş bakım skalası-B hasta versiyonu ve doğum sonrası ebelik bakımı memnuniyetini değerlendirme formu kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatikler, student T testi, MannWhitney-U, Tek Yönlü Varyans analizi, Kruskall Wallis-H, korelasyon, cronbach alfa ve çoklu regresyon analizi kullanıldı. Kadınların doğum sonrası ebelik hizmetlerinden yararlanma durumu toplam puan ortalaması 17.76±4.58'dir. Yapılan çoklu regresyon analizinde gebeliği isteme durumu ebelik hizmetlerinden yararlanma durumunu pozitif yönde etkiledi. Bu modelin açıklayıcılık oranı %2.2'dir. Kadınların bireyselleştirilmiş bakım algısı madde puan ortalaması 4.23±0.40, alt boyutlarına ilişkin madde puan ortalamaları; Kararlara Katılmada Bireysellik 4.50±0.44, Klinik Durumda Bireysellik 4.42±0.48 ve Kişisel Yaşamda Bireysellik 3.48±0.49'dur. Yapılan çoklu regresyon analizinde doğum sayısının 1-3 olma durumu bireyselleştirilmiş bakım algısını pozitif yönde etkiledi. Bu modelin açıklayıcılık oranı %2.1'dir. Kadınların doğum sonrası ebelik bakımı memnuniyeti toplam puan ortalaması 16.94±2.52'dir. Yapılan çoklu regresyon analizinde gebeliği isteme durumu ebelik bakımı memnuniyetini pozitif yönde etkiledi. Bu modelin açıklayıcılık oranı %5.4'tür. Bu çalışmada kadınların doğum sonrası ebelik hizmetlerinden yararlanma durumları, bireyselleştirilmiş bakım algıları ve doğum sonrası ebelik bakımı memnuniyetinin obstetrik özelliklerden etkilendiği ve kadınların doğum sonrası bireyselleştirilmiş bakım algıları ile memnuniyet düzeylerinin ilişkili olduğu sonucuna varıldı. Doğum sonu dönemde verilen bakım hizmetlerinin planlanması ve sunumunda bu sonuçların dikkate alınması ile anne-bebek sağlığının korunması ve gelişimine katkı sağlanabilir. Anahtar Kelimeler: Algı, bireyselleştirilmiş bakım, ebelik, lohusa, memnuniyet.

AlgıDoğumEbelik+5
Dilek Öğüt
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğum korkusuyla baş etme rehberi geliştirme ve etkinliğini değerlendirme

Bu çalışma, doğum korkusu ile baş etmeyi sağlamak için kanıta dayalı uygulama rehberi geliştirmek ve etkinliğini test etmek amacıyla yapılmıştır. Çalışma metodolojik ve randomize kontrollü deneysel olarak iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın birinci aşaması, metodolojik olarak yürütülmüş ve doğum korkusu ile baş etmeyi sağlamaya ilişkin kanıta dayalı uygulama rehberi geliştirilmiştir. Araştırmanın randomize kontrollü deneysel olarak yürütülen ikinci aşamasında, rehber içinde yer alan bireysel danışmanlık programının etkinliği değerlendirilmiştir. Araştırma 1 Ağustos 2018-1 Nisan 2020 tarihleri arasında 2, 5 ve 12 No'lu Aile Sağlığı Merkezi ve Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde izlem ve takibi olan toplam 70 gebe (müdahale: 37 ve kontrol: 33) ile yürütülmüştür. Müdahale grubuna rutin bakıma ilave olarak literatür ışığında geliştirilen bireysel danışmanlık programı uygulanmıştır. Araştırma verileri Tanıtıcı Bilgi Formu, Wijma Doğum Beklentisi/Deneyimi Ölçeği A ve B Versiyonu, Spielberger Durumluluk Kaygı Ölçeği, Doğum Öz-Yeterlilik Ölçeği Kısa Formu ve Postpartum Soru Formu ile toplanmıştır. Veriler tanımlayıcı istatistikler, ki-kare, t-testi, Fisher testi ve Mann-Whitney U testi ile analiz edilmiştir. Rehber geliştirme aşamasında müdahalelerin etkinliğine dair kanıtlar, 13 randomize kontrollü çalışma, 13 ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel çalışma ve 5 ön test-son test kontrollü yarı deneysel çalışmanın incelemesinden elde edilmiştir. Çalışmalar doğum korkusunu azaltmada etkili olan on müdahale başlığı altında toplanmıştır. Bunlar psiko-eğitici grup terapisi, doğum öncesi eğitim, bireysel danışmanlık programı, intrapartum destekleyici bakım, bilişsel davranış terapisi, kalp hızı değişkenliği biofeedback, antenatal hipnoz eğitimi, grup sanat terapisi, Roy Uyum Modeline dayalı aralıklı doğum desteği ve öz yeterlik odaklı psikolojik danışmanlık olarak belirlenmiştir. Müdahale grubundaki kadınların müdahale sonrası Wijma Doğum Beklentisi/Deneyimi Ölçeği puan ortalaması (30,81±20,64), kontrol grubundaki kadınların puan ortalamalarından (67,94±27,37) istatistiksel olarak anlamlı biçimde daha düşük olarak bulunmuştur (t=-6,450; p=0,000). Yine müdahale grubundaki kadınların (%59,5) kontrol grubundakilere göre (%39,4) daha fazla oranda normal doğum yaptığı ve kontrol grubundaki kadınların (%18,2) müdahale grubundakilere göre (%8,1) daha fazla sezaryen doğumu talep ettikleri görülmüştür. Ancak istatistiksel değerlendirmede bu farkların anlamlı olmadığı saptanmıştır. Kadınların gelecekteki doğum tercihi olarak normal doğumu tercih etme oranının müdahale grubundaki kadınlarda (%75,7) kontrol grubundakilere (%48,5) göre daha fazla olduğu ve bu farkların istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (χ2=5,524; p=0,019). Bu çalışmada primipar kadınlarda doğum öncesi uygulanan bireysel danışmanlık programının doğum korkusunu azalttığı, ancak doğum sonuçlarını etkilemediği sonuçları elde edilmiştir. Bireysel danışmanlık programının gebelerin rutin antenatal bakımına entegre edilmesi ile doğum korkuları azaltılabilir ve doğum deneyimleri daha olumlu duruma dönüştürülebilir.

Başa çıkmaDoğumDoğum korkusu+6
Gizem Öztürk
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınların doğum sırasındaki mahremiyet ile ilgili deneyim, görüş ve önerileri

Bu araştırma, kadınların doğum sırasındaki mahremiyet ile ilgili deneyim, görüş ve önerilerini belirlenmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma tanımlayıcı olarak Aralık 2018 ve Aralık 2019 tarihleri arasında Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinin Obstetri Servisi'nde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya gelişi güzel örnekleme yöntemi (convenience sampling) ile 300 kadın alınmıştır (n=300). Araştırma verileri Tanıtıcı Bilgi Formu ve Deneyim, Görüş ve Öneri Belirleme Formu ile toplanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler (sayı, yüzde ve ortalama) kullanılmıştır. Araştırmaya katılan kadınların yaş ortalaması 27,10±5,9'dur. Çalışmadaki kadınların %56,7'si İlkokul ve ortaokul mezunu ve %82,7'sinin ev hanımı olduğu, %20,7'sinin sağlık güvencesinin bulunmadığı belirlenmiştir. Araştırmadaki kadınların %58'sinin 2-3 gebe kaldığı ve %45,3'nün normal doğum yaptığı tespit edilmiştir. Kadınların, %76,7'sinin doğum salonunda yanlarında yakının bulunması ve %53,3'nün doğum eylemi süresince bağırma ya da istemsiz ses çıkarma ile ilgili deneyim yaşadığı belirlenmiştir. Doğum eylemi süresince kadınların %91,6'sının doğum salonunda mahremiyetin korunması, tamamının doğum salonunda fiziki ortam konusunda, %97,3'nün muayene sonuçlarının yüksek sesle paylaşılması ve %94,7'sinin doğum eyleminde bazı fiziksel durumlara ilişkin mahremiyet ile ilgili görüşlerinin olduğu saptanmıştır. Kadınların %47,3'ünün doğum salonunda fiziki ortam konusunda ve %25'inin doğum eylemi süresince ortamda bulunan kişilere ilişkin önerilerinin olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada, kadınların doğum eylemi süresince genellikle mahremiyet kaybı yaşamadıkları, ancak mahremiyete ilişkin çok sayıda görüş ve öneri bildirdikleri sonuçları elde edilmiştir. Ebelerin hizmet sunumunda hasta mahremiyetine dikkat etmeleri, empatik yaklaşımda bulunmaları, mahremiyet hakkının insan hakkı olduğunu kabul ederek etik davranmaları ile kadın sağlığının geliştirilmesine ve kadınların pozitif doğum deneyimi yaşamalarına katkı sağlanabilir. Anahtar Kelimeler: Bakım, deneyim, doğum, ebelik, görüş, mahremiyet.

DeneyimDoğumDüşünce+4
Hilal Bal Şaraldı
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelikte görülen yakınmaların uyku kalitesine etkisi

Gebelikte görülen yakınmaların uyku kalitesine etkisini incelemek amacıyla, analitik kesitsel olarak tasarlanan bu çalışma 15.10.2018 – 15.03.2019 tarihleri arasında Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi kadın doğum polikliniklerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya gelişigüzel örnekleme ile her trimesterden 100 gebe olmak üzere toplam 300 gebe alınmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu", "Antepartum Semptom Kontrol Listesi", "Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi" ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler (sayı, yüzde) ve ki kare testi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan gebelerin yaş ortalamasının 27,60±5,47, eğitim durumunun en çok %26,7 ortaokul olduğu belirlenmiştir. Yorgunluk (%76,7), istek dışı uyuklama (%73,1), tuvalet için uyanma (%92), sırt ağrısı (%71), gerginlik/sinirlilik (%74) yakınmalarının gebeler tarafından sık deneyimlendiği belirlenmiştir. Gebelerin %51,3'ünün uyku kalitesinin kötü olduğu saptanmıştır. Birinci trimesterdeki gebelerin %28,6'sının, ikinci trimesterdeki gebelerin %30,5'inin, üçüncü rimesterdeki gebelerin %40,9'unun uyku kalitesinin kötü olduğu tespit edilmiştir. Reflü, kasık ağrısı, sırt ağrısı, bacaklarda ağrı, pelvik ağrı, baş ağrısı, uyku değişiklikleri, uykuya dalmada güçlük, gece uyanma, uyandıktan sonra tekrar uyuyamama, dinlenmemiş uyanma, istek dışında uyuklama, gerginlik/sinirlilik, can sıkıntısı yakınmalarının uyku kalitesini olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Sonuç olarak, gebelikte görülen yakınmalar uyku kalitesini olumsuz etkilemektedir. Gebelerin büyük çoğunluğunun uyku kalitesinin kötü olduğu ve gebelik haftası ilerledikçe uyku kalitesinin azaldığı saptanmıştır. Ebelerin gebelikte görülen yakınmalar ve çözüm önerileri konusunda bilgi sahibi olmaları ve eğitim hizmetlerinde bu konulara önem vermeleri önerilebilir.

EbelikGebelikGebelik komplikasyonları+2
Gülşen Şen
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The prevalence of premenstrual syndrome among midwifery students and its relationship with lifestyle

This study was carried out with the aim of determining the prevalence of premenstrual syndrome (PMS) and its relationship with lifestyle among the midwifery students of the Faculty of Health Sciences of Aydın Adnan Menderes University. 288 undergraduate female students (who had no mental disorder/ used no anti-depressants and did not use combined oral contraceptives) in the Midwifery Department were recruited for the study. While data on the anthropometric, socio-demographic, menstrual and lifestyle characteristics of the participants were collected using data collection form, the premenstrual syndrome scale was utilised to determine the presence/absence of PMS in each participant. Student's t test, Mann Whitney U test, Pearson's Chi-square test, Chi-square test, Fisher's exact test and finally multiple logistic regression analysis via Backward LR procedure were employed in comparing the groups with and without PMS and determining the best predicting factors for PMS. The prevalence of PMS among the study participants was found to be 51.3%. According to the result of multiple logistic regression analysis; whereas fast-food consumption, taking vitamin /mineral supplements, poor income and expense balance, generally feeling stressed, irregular sleep, feeling pain during menstruation and the effect of menstrual discomforts on social life were found to have a statistically significant positive relationship with PMS; consumption of white meat was found to be negatively related with PMS. A significant proportion of the study's population suffer from PMS. Therefore, more attention from health care providers on the subject, the incorporation of PMS related topics into educational curricula, social support and lifestyle modifications to include healthier lifestyle choices are recommended.

MidwiferyMidwifery studentsMenstruation+6
Prıscılla Ampofoa Ofeı
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gebe bilgilendirme sınıfına katılımın gebelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarına etkisi: Vaka-kontrol çalışması

Bu çalışmanın amacı gebe bilgilendirme sınıfına katılımın gebelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarına etkisini belirlemektir. Araştırma, analitik vaka-kontrol olarak Ekim 2017-Mayıs 2018 tarihleri arasında, Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde yürütüldü. Araştırmanın örneklemini; gebe bilgilendirme sınıfına katılan 40 gebe vaka grubunda ve gebe bilgilendirme sınıfına katılmayan 120 gebe kontrol grubunda olmak üzere toplam 160 gebe oluşturdu. Örneklem grubunun belirlenmesinde gelişigüzel örnekleme (convenience sampling) yöntemi kullanıldı. Vaka ve kontrol grupları; eğitim durumu, çalışma durumu ve yaşayan çocuk sayısı açısından eşleştirildi. Verilerin toplanmasında, "Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II" kullanıldı. Elde edilen veriler tanımlayıcı istatistikler, Ki-kare testi, Fisher's Exact ve Student T testi kullanılarak analiz edildi. Vaka grubundaki gebelerin yaş ortalaması 28.75±3.76 ve kontrol grubundaki gebelerin yaş ortalaması 26.88±4.20'dir. Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II'den alınabilecek en yüksek toplam puan 208 olup, vaka grubundaki gebelerin ölçek toplam puan ortalaması (153.20±15.61), kontrol grubundaki gebelerin ölçek toplam puan ortalamasından (133.28±15.34) istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde yüksektir (p<0.05) ve alınabilecek en yüksek puana oldukça yakındır. Vaka ve kontrol gruplarında ölçekten alınan en yüksek alt faktör puan ortalaması manevi gelişim (Vaka=29.75±3.04 ve Kontrol=27.51±3.75), en düşük alt faktör puan ortalaması fiziksel aktivite (Vaka=19.20±4.05 ve Kontrol=14.45±4.09)'dir. Vaka grubundaki gebelerin Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II alt faktör puan ortalamaları, kontrol grubundaki gebelerin alt faktör puan ortalamalarından istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde yüksektir (p<0.05). Bu çalışmada, vaka grubundaki gebelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını yüksek düzeyde uyguladığı, gebe bilgilendirme sınıfına katılımın, gebelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını olumlu yönde etkilediği ve yükselttiği sonuçlarına varıldı. Gebe bilgilendirme sınıflarındaki eğitim ve uygulamaların bu sonuçlar dikkate alınarak planlanması ile anne ve bebek sağlığının korunması ve geliştirilmesine katkı sağlanabilir.

Anne davranışıBilgilendirmeDavranış+7
Nimet İmancıoğlu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelikte yaşanan reflü ile uyku kalitesi ve prenatal bağlanma arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırma, gebelikte yaşanan reflü ile uyku kalitesi ve prenatal bağlanma arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma analitik, kesitsel olarak olgu-kontrol tipinde, 24 Eylül 2020- 24 Haziran 2021 tarihleri arasında, Tunceli İl Merkezine bağlı Tunceli Devlet Hastanesi Kadın Doğum Polikliniğine başvuran 180 gebe (vaka: 90, kontrol: 90) ile yürütülmüştür. Araştırma verileri; gebelerin reflü varlığını belirlemek için "Reflü Semptom İndeksi", "Kişisel Bilgi Formu", "Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi" ve "Prenatal Bağlanma Envanteri" ile toplanmıştır. Veriler Predictive Analytics Software-IBM SPSS Version 22.0 (PASW 22.0) programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde, ki-kare, t testi ve pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Bu araştırmada vaka grubunun Pittsburgh Uyku Kalitesi toplam index puan ortalaması (11,13±3,25), kontrol grubuna (7,02±2,54) göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek olarak saptanmıştır. Araştırmada vaka grubunda yer alan gebelerin Prenatal Bağlanma Envanteri puan ortalamaları (37,33±11,20) kontrol grubunda yer alan gebelere (43,00±12,64) göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha düşük olarak bulunmuştur. Ayrıca araştırmada vaka ve kontrol grubundaki gebelerin uyku kalite düzeylerine paralel olarak prenatal bağlanma düzeylerinin azaldığı görülmüştür. Sonuç: Araştırmada reflüsü olan gebelerin olmayan gebelere göre uyku kalitesi ve prenatal bağlanma düzeylerinin daha düşük olduğu ve uyku kalite düzeylerine paralel olarak prenatal bağlanma düzeylerinin azaldığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ebelik, Gebelik, Prenatal Bağlanma, Reflü, Uyku Kalitesi.

EbelikGastroözofageal reflüGebelik+3
Didar Akmaz
Aydın Adnan Menderes University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ebelerin perinatal dönemde gelişen venöz tromboemboliye ilişkin bilgi ve görüşleri

Amaç: Bu araştırma ebelerin perinatal dönemde gelişen venöz tromboemboliye ilişkin bilgi ve görüşlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma analitik-kesitsel olarak Aralık 2019-Aralık 2020 tarihleri arasında, Denizli Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları Doğum ve doğumhane servislerinde, Denizli Merkezefendi ve Pamukkale İlçe Sağlık Müdürlüklerine bağlı Aile Sağlık Merkezlerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın everenini bu kurumlarda çalışan ebeler (N=510), örneklemi ise 230 ebe oluşturmuştur. Araştırma verileri ''Kişisel Bilgi Formu'' ile toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde Statistical Package for Social Science (SPSS) 22 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Likelihood ratio, Pearson Ki-kare testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan ebelerin yaş ortalaması 38,77±7,55 yıl, çalışma yılı ortalaması 16,81±8,9'dur. Ebelerin %64,8'inin lisans/yüksek lisans mezunu olduğu, %78,8'inin aile sağlığı merkezlerinde, %14,3'ünün doğumhanede çalıştığı saptanmıştır. Ebelerin %17,4'ünün venöz tromboemboli vakasıyla karşılaştığı, %86,5'inin venöz tromboemboli ile ilgili bir eğitim almadığı belirlenmiştir. Ebelerin venöz tromboemboliye ilişkin bilgi puan ortalaması 3,57±1,92 olup %43'ünün bilgi düzeyleri 'orta düzeyde' saptanmıştır. Ebelerin perinatal dönemde venöz tromboemboliye ilişkin görüşlerinin; gebe ve lohusalara konuya ilişkin eğitim ve bilgilendirme yapılmasının (%43,4), risk tespiti için anamnez alınması ve fizik muayene yapılmasının (%29,5), gebelik ve doğum sonu dönemde izlemlerin düzenli ve dikkatli yapılmasının (%18,6) olduğu saptanmıştır. Ebelerin sosyodemografik ve mesleki özelliklerinin bilgi düzeylerini etkilemediği saptanmıştır (p>0,05). Sonuç: Bu çalışmada ebelerin venöz tromboemboliye ilişkin bilgi düzeylerinin düşük olduğu, venöz tromboemboliye karşı gebe ve lohusaları korumak ve venöz tromboemboliyi erken tanılamak için gebe ve lohusalara eğitim ve bilgilendirme yapılması, anamnez alınması ve fizik muayene yapılması, izlemlerin düzenli ve dikkatli yapılması şeklinde görüş bildirdikleri saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Ebe, Ebelik bakımı, Venöz tromboemboli, Yüksek riskli gebe.

BilgiBilgi düzeyiEbelik+4
Fatıma Çandar
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Non-stress teste yönelik verilen eğitimin gebelerin kaygı düzeyine etkisi

Amaç: Araştırmanın amacı, non-stress teste yönelik verilen eğitimin gebelerin kaygı düzeyine etkisini saptamaktır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, yarı deneysel olarak, 15 Temmuz 2020-15 Temmuz 2021 tarihleri arasında Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Non-Stress Test polikliniğine başvuran 208 gebe ile yürütülmüştür (eğitim grubu: 104, kontrol grubu: 104). Araştırma verilerinin toplanmasında "Durumluluk Süreklilik Kaygı Ölçeği", "Kişisel Bilgi Formu" ve "Non-Stress Test Gebe Eğitim Kitapçığı" kullanılmıştır. Araştırmada Non-Stress test işlemi öncesi, eğitim grubunda yer alan gebelere işleme yönelik eğitim verilmiş ve eğitim sonrası grupların kaygı düzeyleri karşılaştırılmıştır. Araştırma verileri tanımlayıcı istatistikler, aritmetik ortalama ve standart sapma ve bağımsız gruplarda t testi ve pearson korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmada eğitim ve kontrol grubundaki gebelerin eğitim öncesi durumluluk ve süreklilik kaygı düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır. Ancak eğitim sonrası; eğitim grubunda yer alan gebelerin durumluluk kaygı düzeylerinin (40,16± 6,25) kontrol grubundaki gebelere göre (46,41±7,41) istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha düşük olduğu görülmüştür (p<0,05). Ayrıca eğitim ve kontrol gruplarında yer alan gebelerin eğitim sonrası, süreklilik kaygı düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark saptanmamış olup her iki grupta durumluluk kaygı düzeyi arttıkça süreklilik kaygı düzeyinin arttığı görülmüştür. Sonuç: Araştırmada eğitim sonrası, eğitim grubunun durumluluk kaygı düzeyinin azaldığı, eğitim sonrası her iki grubun süreklilik kaygı düzeylerinin benzer olduğu, eğitim öncesi ve sonrası her iki grupta durumluluk kaygı düzeyi arttıkça süreklilik kaygı düzeylerinin arttığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Durumluluk Kaygı, Gebelik, Non-Stress Test, Süreklilik Kaygı

AnksiyeteEbelikGebelik+1
Zeliha Kuru İyidir
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı düzey simülatörlerle verilen eğitimin omuz distosisi yönetimine etkisi

Amaç: Araştırmanın amacı, eğitimde kullanılan farklı simülasyon eğitim modellerinin ebelik öğrencilerinin omuz distosisi yönetimine etkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Eğitim müdahale tipinde olan bu araştırmanın örneklemini, daha önceden omuz distosisi eğitimi almış ebelik 4. sınıf öğrencileri oluşturmuştur (n=70). Eğitim öncesi; öğrencilerden "Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu", sosyo-demografik bilgileri içeren "Tanıtım Formu", "Omuz Distosisi ve Yönetimi Bilgi Formu", "Omuz Distosisi Yönetimi Öz Değerlendirme Formu" verileri toplanmıştır. Öğrenciler düşük düzey simülatör (DDS) ve ileri düzey simülatör (İDS) üzerinde eğitim yapmak için iki gruba ayrılmıştır. Her bir eğitim altışar kişiden (maksimum yedişer kişi) oluşan gruplarla yapılmış ve sonrasında "Simülasyon Tasarım Ölçeği" ile "Öğrenmede Öğrenci Memnuniyeti ve Özgüven Ölçeği" doldurulmuştur. Öğrencilerin omuz distosisi yönetimi eğitimden altı hafta sonra hasta aktör modeli (hibrit simülatör) üzerinde bire bir uygulama yaptırılarak değerlendirilmiştir; uygulama sonrası "Omuz Distosisi ve Yönetimi Bilgi Formu" ve "Omuz Distosisi Yönetimi Öz Değerlendirme Formu" verileri (post test) toplanmıştır. Tek kör araştırmacı tarafından öğrencilerin video kayıtları izlenmiş ve "Omuz Distosisi ve Yönetimi Becerileri Algoritma Kontrol Listesi"ne işaretlenmiştir. Bulgular: Öğrencilerin yaş ortalaması 21,5±0,7 olup DDS ve İDS ile eğitim alan öğrencilerin sosyo-demografik özellikleri arasında fark bulunmamıştır. Grupların omuz distosisi yönetimi bireysel değerlendirmeleri, öğrenmede öğrenci memnuniyeti ve özgüven ölçeği puanları ve simülasyon tasarım ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Grupların kendi içinde ve gruplar arası omuz distosisi ve yönetimi bilgi puanları arasında anlamlı fark bulunmuştur (p˂0,05). Hibrit simülatör üzerinde değerlendirilen omuz distosisi yönetim becerilerinin gruplar arasında farklılığın olmadığı; fakat İDS üzerinde beceri eğitimi alan öğrencilerin omuz distosisi yönetim becerilerinin algoritmaya uygun yapma oranının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Sonuçlar: Farklı eğitim modelleri ile yapılan eğitimlerin öğrencilerin omuz distosisi bilgilerini anlamlı derece arttırmıştır. DDS eğitimi ile yapılan eğitimin öğrencilerin bilgi düzeylerini daha fazla arttırdığı; İDS ile eğitim alan öğrencilerin ise hibrit simülatör üzerinde omuz distosisi yönetim becerilerini daha iyi kullandığı bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Simülasyon, Simülasyon Eğitimi, Omuz Distosisi, Hibrit Simülatör

Beceri eğitimiBenzetimBenzetim tekniği+5
Emine Öztürk
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Doğum eyleminde ebelerle iletişimin doğum deneyimine etkisi

Amaç: Kadınların doğum deneyimlerinin iyileştirilmesi için doğum eyleminde ebelerin verdiği destek ve özellikle iletişim oldukça önemlidir. Araştırmanın amacı, kadınların doğum eyleminde ebelerle olan iletişimlerinin doğum deneyimlerine etkisini incelemektir. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma, tanımlayıcı tiptedir. Araştırmanın örneklemini, Mart 2016- Ekim 2016 tarihleri arasında İzmir'de Sağlık Bakanlığı'na bağlı bir devlet hastanesinde normal doğum yapmış 353 kadın oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, "Lohusa Tanıtım Formu", "Kadınların Doğum Eyleminde Ebelerle İletişim Algısını Değerlendirme Formu" ve "Wijma Doğum Beklentisi/Deneyimi Ölçeğinin B Versiyonu" kullanılarak birebir görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS istatistik programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, ki kare ve korelasyona analizi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan kadınların yaş ortalamaları 26,72 ± 5,05 olup ortalama doğum sayısı 2,08±1,07'dir. Doğumların %88,7'si gebeyi takip eden ebe tarafından, %11,3'ü ise takip eden ebe ve doktor tarafından yaptırılmıştır. Kadınların Doğum Eyleminde Ebelerle İletişim Algısını Değerlendirme Formundan aldıkları puan ortalaması 25,03±6,52 (Max: 33,00) bulunmuştur. Lohusaların Wijma Doğum Beklentisi/Deneyimi Ölçeğinin Versiyonu'ndan aldıkları puan ortalaması 89,95±23,08'dir. Lohusaların ebelerle olan iletişimleri ile doğum beklentisi/deneyimi arasında negatif yönlü, orta düzeyde güçlü, istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur (r= ­,36; p< 0,05). Lohusaların doğumlarını yaptırmalarını istedikleri kişinin kim olduğu ve doğum deneyimleri arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Kadınların doğum eyleminde algıladıkları ebelerle olan pozitif iletişim, doğum deneyimini olumlu yönde etkilemiştir. Anahtar Kelimeler: Ebe, İletişim, Doğum, Doğum Deneyimi.

DoğumEbelerEbelik+1
Tuğba Kaya
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelikte sigara içiminin plasenta, emzirme öz-yeterlilik ve yenidoğan ölçümlerine etkisi

Amaç: Gebelikte sigara içiminin plasenta, emzirme öz-yeterlilik ve yenidoğan ölçümlerine etkisinin incelenmesi. Gereç ve Yöntem: Araştırma Mart-Mayıs 2018 tarihlerinde Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesinde spontan vajinal doğum yapan 70 kadın (35 sigara içen, 35 içmeyen) ile yürütülmüştür. Veri toplamak amacıyla "Sosyo-demografik Anket Formu", "Postpartum Emzirme Öz-Yeterlilik Ölçeği (EÖYÖ)" ve "Fagerström Bağımlılık Testi" kullanılmıştır. Plasenta dokularından kesitler alınıp histopatolojik olarak incelenmiştir. Her iki grubun emzirme durumları değerlendirilmiştir. Bulgular: Her iki grubun sosyodemografik özelliklerinden yaş, eğitim durumu, sosyal güvence, gebelik sayısı, doğum sayısı, yaşayan çocuk sayısı, gebeliğin planlı olması ve izlemlerin düzenli olma durumu değişkenleri ile postpartum emzirme öz-yeterlilik ölçeği ortanca puanları arasında anlamlı fark olmadığı saptandı (p>0,05). Bebeğin doğum ağırlığı, doğum boyu, baş çevresi, doğumdan sonra bebeği ilk emzirme zamanı ve bebeğin şu anki emme durumu değişkenleri arasında ise anlamlı fark olduğu belirlendi (p<0,05). Sigara kullanan ve kullanmayan gebelerin Hematoksilen Eozin patolojik bulguları arasında anlamlı fark olduğu belirlendi (p<0,05). Sonuç: Sigaranın plasenta ağırlığını düşürdüğünü, histolojisinde olumsuz değişikliklere neden olduğunu tespit ettik. Ayrıca ilk emzirme zamanını olumsuz etkilediğini, öz-yeterlilik üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığını saptadık Sigara içiminin bebeğin doğum ağırlığı, doğum boyu, baş çevresi ölçümlerini olumsuz etkilediği sonucuna ulaştık. 1. ve 5. dakika apgar skorlarında olumsuz bir sonucuna ulaşmadık. Anahtar Kelimeler: sigara, gebelik, plasenta, yenidoğan, emzirme öz-yeterlilik.

Bebek-yenidoğmuşBebeklerEbelik+5
Eyşan Balcıoğlu
Manisa Celal Bayar University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Doğum eyleminde destekleyici ebelik bakımının doğum korkusu ve anne memnuniyeti üzerine etkisi

Amaç: Doğum eyleminde verilen destekleyici ebelik bakımının doğum korkusu ve hasta memnuniyeti üzerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma, randomize kontrollü deneysel tasarımda gerçekleştirilmiştir. Örneklemini 80 (40 deney - 40 kontrol) nullipar anne oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında Tanıtıcı Bilgi Formu, Doğumda Verilen Destekleyici Bakıma İlişkin Kadının Algısı Ölçeği, Wijma Doğum Beklentisi/Deneyimi Ölçeği (W-DEQ) B Versiyonu, Normal Doğumda Anne Memnuniyetini Değerlendirme Ölçeği (NDAMDÖ) ve Görsel Kıyaslama Ölçeği (GKÖ) kullanılmıştır. Bulgular: Deney ve kontrol gruplarında tanımlayıcı değişkenler açısından fark yoktur (p>0,05). Doğumda Verilen Destekleyici Bakıma İlişkin Kadının Algısı Ölçeği toplam puan ortalaması deney grubunda 131,23±1,10, kontrol grubunda 115,58±12,98 olarak bulunmuştur (p=0,00). Deney grubundaki kadınların destekleyici bakım algısı kontrol grubuna göre oldukça yüksektir. Deney grubunda W-DEQ-B ölçek toplam puan ortalaması 54,48±18,88 iken kontrol grubu toplam puan ortalaması 96,60±30,17'dir. Bu fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p=0,00). Her iki grupta da annelerin memnuniyet düzeyleri yüksek bulunmuştur (p>0,05). Gebelerin doğumhaneye kabulden servise transferine kadar geçen toplam süre deney grubunda 8,35±2,88 saat, kontrol grubundaysa 12,65±5,93 saattir. Buna göre, doğum eyleminde verilen destekleyici bakım doğumhanede kalış süresini azaltmıştır. Her iki grubun da VAS puan ortalamaları düşük ve puan ortalamaları benzerdir (p>0,05). Doğumda alınan destekleyici bakım ile doğum korkusu arasında negatif yönde, orta düzeyde bir ilişki, destekleyici bakım ile hasta memnuniyet arasındaysa pozitif yönde yüksek bir ilişki olduğu görülmüştür (p=0,00). Sonuç: Doğum eyleminde verilen destekleyici ebelik bakımının doğum korkusunu ve doğumhanede kalış süresinin azalttığı, hasta memnuniyetini pozitif yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.

AnnelerDoğumDoğum+4
Ayşenur Gazan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2020
00

Related subjects