Bank credits
121 theses under this subject heading
Para politikasının banka kredi kanalı yolu ile reel etkileri ve banka kredi faiz oranlarına geçişkenliği: Türkiye örneği
Para politikası uygulamaları reel ekonomik faaliyeti parasal aktarım mekanizması kanalları aracılığıyla etkilemektedir. Standart IS-LM modeline dayanan faiz oranı kanalının etkilerini genişleten kredi kanalında, bankalar finansal sistemde özel bir rol oynamaktadır. Kredi kanalının alt dalı olan banka kredi kanalında, para politikası uygulamaları bankaların kredi arzını değiştirerek reel sonuçlar doğurmaktadır. Türkiye ekonomisinde 2002:01-2014:1 dönemi için VAR yöntemi kullanılarak banka kredi kanalının etkinliğini incelemek bu çalışmanın ilk amacını oluşturmaktadır. Bu amaçla ampirik analiz yapılmadan önce, Türkiye ekonomisin banka kredi kanalının etkinlik koşullarını büyük ölçüde sağladığı belirlenmiştir. Yapılan etki-tepki fonksiyonları sonuçları, banka kredi kanalının etkin olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada, para politikasının bankaların kredi arzı üzerindeki etkisinin yanında kredi talebinin en önemli belirleyicilerinden olan kredi faiz oranları üzerindeki etkisi de incelenerek, para politikasının kredi arz ve talebini yönlendirme gücü tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu nedenle, politika faiz oranının bankaların ihtiyaç, konut, taşıt ve ticari kredi faiz oranlarına geçiş etkisi aynı dönem için ARDL modeli ve Kalman filtresi yöntemiyle analiz edilmiştir. Analiz sonuçları incelenen dönemde en yüksek geçişkenliğin ihtiyaç kredisi faiz oranında bulunduğunu ve politika faiz oranının kredi faiz oranları üzerindeki dinamik etkisinin genel olarak 2008 yılına kadar azaldığı ve küresel finans krizi sonrası daha istikrarlı olduğunu ortaya koymuştur. Çalışmada, TCMB'nin banka kredi kanalı yoluyla makroekonomik değişkenleri etkilediği ve kredi faiz oranlarını ve dolayısıyla kredi talebini etkileme gücünün yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Para Politikası, Banka Kredi Kanalı, Faiz Oranı GeçiĢkenliği, VAR, ARDL, Kalman Filtresi.
Monetary policy and bank lending channel
The main purpose of this thesis is to evaluate whether the bank lending channel exist or not. Within this context, quarterly data of for the periods between 2002q1 and 2016q4 was taken into the consideration. Additionally, VAR model was used to reach the objective. According to the result of impulse response function, it was reached that producer price index, real exchange rate and policy rate are effective determinants. Additionally, banks balance sheet has important and positive influence on total credits but industrial production index is regarded as partially effective. While considering this result, it was also found that both bank balance and macroeconomic variables used in this thesis is the main determinants of bank total credit. KeyWords: Bank Lending Channel, VAR, Bank Credits
Makine öğrenmesi algoritmaları ile kredi temerrüt riskini tahmin etme
Bankalar ve çeşitli finans kuruluşları tarafından karşılanan kredilerin, müşteri tarafından geri ödenememesi hem kredi veren kuruluşun sermaye kaybını hem de genel ekonomide oluşabilecek çeşitli risk faktörlerini beraberinde getirmektedir. Bu süreçte, oldukça kritik öneme sahip olan kredi riskinin doğru yönetilebilmesi ve uluslararası finans istikrarının sağlanması için Basel Komitesi ve BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu) gibi finans denetimi kuruluşları, kredi veren kurumların kredi verme karar aşamasında çeşitli regülasyon politikaları belirlemektedir. Ayrıca, kredi veren kurumlar analitik risk birimleri aracılığıyla kredi değerlendirme modelleri geliştirerek, müşterilere ait kredi risk skorunu hesaplamaktadır. Bu araştırmada, makine öğrenmesi yöntemiyle kredi skorlama sistemlerinde kullanılabilecek en başarılı tahmini gerçekleştiren algoritmanın belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, Gradyan Artırma, Yapay Sinir Ağları, Lojistik Regresyon, Rassal Orman, Karar Ağacı, Destek Vektör Makineleri, K-En Yakın Komşu ve WOE dönüşümleriyle Lojistik Regresyon algoritmaları için modeller kurulmuş ve temerrüde düşen ve temerrüde düşmeyen müşteriler için en iyi sınıflandırma performansı gösteren Gradyan Artırma algoritması olmuştur. Analitik veri kalitesi ve model geliştirme süreçlerinde SAS Enterprise Guide ve SAS Enterprise Miner yazılım programları kullanılmıştır. Anahtar Sözcükler: Kredi Riski, Makine Öğrenmesi, Gradyan Artırma, Yapay Sinir Ağları, Lojistik Regresyon, Rassal Orman, Karar Ağacı, Destek Vektör Makineleri, K-En Yakın Komşu
Banka kredilerinin ekonomik büyümeye etkisi: İller bazında yakınsama analizi
1900'lerin başından itibaren ekonomik büyüme ilgi konusu olmuştur. Ekonomik büyümenin nasıl sağlanacağına yönelik bilim adamları çeşitli görüşler belirtip, ekonomik büyüme ile ilgili teorilerin gelişmesine katkıda bulunmuşlardır. Finansal piyasalar ve ekonomik büyüme ilişkisini açıklamaya yönelik birçok çalışma yapılmıştır. Finansal piyasalarla ekonomik büyüme arasında, kimi çalışmalar tek yönlü kimi çalışmalar ise çift yönlü ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca banka kredileri ve ekonomik büyüme ilişkisi üzerine çalışmalar da mevcuttur.Bu çalışmanın birinci bölümünde; modern büyüme modellerinden olan ve Neo-Klasik büyüme modeliyle özdeşleşen Solow modeli ayrıntılı bir şekilde irdelenmiştir. Solow büyüme modelinin en önemli çıktısı niteliğinde olan yakınsama hipotezi de detaylı olarak anlatılmıştır.İkinci bölüm; finansal piyasa türlerini ve finansal kredileri analiz etmektedir. Bu bölümde finansal piyasalar, finansal piyasa türleri, aracılar ve araçlar kısaca anlatılmıştır. Ayrıca finansal piyasalarla reel sektörü arasındaki ilişkiyi sağlayan kredilerin türleri anlatılmıştır. Banka kredileri ile ekonomik büyüme ilişkisi üzerine yapılan çalışmalara yer verilmiştir.Son bölümde ise yakınsama analizi yapılmıştır. Mutlak (ß) beta ve koşullu (ß) beta sınanmıştır. 1993?2001 dönemleri mevcut 76 il için yapılan regresyon analizinde mutlak (ß) beta yakınsamasına ulaşılmıştır. Ancak 76 il için koşullu (ß) Beta yakınsaması, söz konusu değildir. Kamu ve özel sektör banka kredileri için koşullu (ß) beta yakınsamasına etkileri bulunmamaktadır. Bu bölümde 76 il arasında sigma (?) yakınsamasına ulaşılmıştır. Mevcut 76 ilin gelir dağılımı düzelmiştir. Yedi coğrafi bölgeler arasında sigma (?) yakınsaması mevcut değildir. Bu bölgeler arasında ıraksama tespit edilmiştir. Ayrıca bölge içi sigma (?) yakınsaması analizinde sadece Akdeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu illeri arasında yakınsamanın geçekleştiği görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Solow-Swan, Banka Kredileri, Yakınsama
Tüketici kredilerinin kullanımı ve gayri safi yurtiçi hasıla oranları arasındaki ilişki
Günümüzde artan bankacılık hizmetleri ve bankalar arası rekabet, tüketici kredilerinin kullanımı alanında da bir dizi yeniliği beraberinde getirmiştir. Bankaların verdikleri önemli kredi türlerinden birisi olan tüketici kredileri, bankanın mudileri ile olan ilişkilerinde ve banka seçiminde de büyük önem arz etmektedir. Tüketici kredilerinin kullanımının kısa ve uzun vadedeki getirileri gerek bankalar, gerekse kredi kullanan mudiler için tüketici kredilerini ayrıcalıklı hale getirmiştir.İktisadi büyüme ve içsel büyüme oranları, bir ülkenin gelişmişlik düzeyinin göstergesi olarak, ülkenin eğitimden ekonomiye, istihdamdan diğer tüm alanlara kadar güncel durumunu gösteren rasyolar olarak görülebilir. Büyüme oranlarının kredi kullanımı ile arasındaki ilişkinin belirlenmesi, bu oranlara bakılarak kredi kullanımının olası maliyet ve zarar analizine olanak vermesini sağlayabilir. Bu nedenle bu çalışmada, büyüme oranları ile tüketici kredileri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmada, TÜİK tarafından derlenen 2002?2008 yılları arasındaki bankacılık sektörü ve katılım bankaları tüketici kredileri verileri ile yine TÜİK tarafından derlenen 1999?2006 yılları arasındaki gelire ve harcamaya dayalı GSYH değerleri arasında Tekrarlı Ölçüm (Repeated Measure) ve Korelâsyon analizleri yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre tüketici kredileri ile GSYH büyüme oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0.01).Anahtar Kelimeler: Tüketici Kredileri, GSYH, İçsel Büyüme, Büyüme.
Kredi riski ve Türk bankacılık sektörünün kredi riski görünümü
Bankalar kredi arz eden ve gelirlerini ödünç alıcılara yükledikleri faizden elde eden işletmelerdir. Kredi riski, bir bankanın ödünç alıcı ya da karşı tarafın sözleşme şartlarına uygun olarak yükümlülüklerini yerine getirmesinde başarısızlığa uğraması olasılığıdır. Kredi riski bankacılık sektöründeki finansal riskler arasında tipik ve en önemli risktir. Günümüzde bankalar kredi riskini analiz etme, ölçme ve yönetmede ödünç alıcıların kredi değerliliğinin fiyatlanmasını sağlayan gelişmiş özel metotlara ve modern risk değerlendirme ve ölçme metodolojilerine sahiptir.Bu çalışmanın amacı, bankaların sistematik bir şekilde kredi riskini fiyatlama, yönetme ve önleme süreçlerini incelemek ve Türk bankacılık sektörünün kredi riski görünümünü göstermektedir. Çalışmanın birinci bölümünde kredi sürecinin temel unsurları gösterilmiş ve bankaların maruz kaldığı en yaygın risk kaynakları tanımlanmıştır. İzleyen ikinci bölüm bankalarda kredi riski yönetimine genel bir açıklama sağlamaktadır. Bu bölümde bankaların kredi riski stratejilerini nasıl belirledikleri, kredi riskini nasıl ölçtükleri ve bankalarda uygulanan dışsal ve içsel kredi derecelendirme sistemleri açıklanmıştır.Türk bankacılık sektörünün kredi riski görünümü son bölümde değerlendirilmiştir. Bu bölümdeki istatistiksel analiz Türk bankalarının kredi riski yönetimine çok önem verdiğini ve maruz kalınan kredi riskini yeterli derecede önlediğini göstermiştir. Bankalar 2007'de ortaya çıkan küresel finansal krize rağmen, kredi riskini yönetebilmişlerdir. Kütahya'da altı banka ile yapılan mülakatın sonuçları, her bankanın kredi riski stratejisine ve hemen hepsinin kredi riski politikasına sahip olduğunu göstermiştir. Türk bankaları tarafından kullanılan kredi riski yönetimi araçları bankadan bankaya değişmekle birlikte, en çok kredi limitlerini kullanmaktadırlar.Anahtar Kelimeler: Kredi, Kredi Riski, Kredi Riski Yönetimi, Türk Bankacılık Sektörü.
Türkiye'de banka kredileri ve büyüme ilişkisi üzerine bir uygulama: 1995?2010
Bu çalışmada, Türkiye'de banka kredileri ve büyüme arasındaki ilişkinin yönü belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca parasal aktarım mekanizması ve bu kanalın en önemli unsuru olan kredi kanalı üzerinde ayrıntılı olarak durulmuş ve Türk bankacılık sistemi kısacaca değerlendirilmiştir. Çalışmada, 1995-2010 dönemi için, üçer aylık veriler kullanılarak analizler yapılmıştır. Yapılan analizlerde kredi değişkenini, reel kredi hacmi değişim oranı temsil etmekte olup, büyümeyi ise kişi başına düşen GSYİH temsil etmektedir. Çalışmanın yönünü belirleyebilmek için, Birim Kök Testi, Koentegrasyon testi, Granger Nedensellik Analizi ve Regresyon Analizi gibi istatistiksel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan analizler ve değerlendirmeler sonucu, Türkiye'de bankacılık sektörü yapısı itibariyle kredi kanalının etkinliğini azaltmaktadır bundan dolayı kredi hacminin büyümeye etki etme gücü azalmıştır. Kredi ve büyüme arasındaki ilişki tek yönlü bir nedensellik ilişkisine dayanmaktadır. İlişkinin yönünün büyümeden kredilere doğru olduğu, büyümenin kredileri etkilediği fakat kredilerin büyümeyi etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Kredi, Kredi Kanalı, Kredilerin Sınıflandırılması, Parasal Aktarım Mekanizması, Büyüme, Granger Nedensellik Analizi, Regresyon Analizi.
KOBİ'ler için Türkiye finansal raporlama standartları: Bankaların görüşleri üzerine bir araştırma
Son yıllarda, küreselleşme, teknolojik gelişmeler, internet ve elektronik ticaret, bilgi yönetimi gibi konular dünyada yaşanan en önemli gelişmelerdir. Bu gelişmeler sonucunda, işletmelerin uluslararası faaliyetlerinin artması ve sermayenin de küreselleşmesiyle birlikte, aynı dilde konuşma ihtiyacı doğmuş ve bu durum birçok sorunu beraberinde getirmiştir. Karşılaşılan sorunların önüne geçmek ve ortak bir muhasebe dili geliştirmek amacıyla birçok ülkenin katılımıyla UMS (IAS) ve UFRS (IFRS) yayınlanmıştır. UFRS?ler; muhasebe uygulamalarında tekdüzeliğin sağlanması ve tüm kesimler tarafından anlaşılabilir muhasebe bilgisi üretilmesini sağlamak amacıyla ortaya çıkmıştır. Avrupa Birliği (AB), hisse senetleri borsada işlem gören firmaların konsolide finansal tablolarını 2005 yılından itibaren UFRS?ye göre hazırlama zorunluluğu getirmiştir. AB?ye üye olma sürecinde olan ülkemiz de muhasebe sistemini AB doğrultusunda hazırlamakta ve uygulamaktadır. UFRS?lerin bütün dünyada ilgi görmesi ve ülke uygulamalarında tekdüzeliği sağlaması sebebiyle KOBİ?ler için de özel bazı çalışmaların yapılması gereksinimi ortaya çıkmıştır. Nitekim KOBİ?ler ülke ekonomileri için vazgeçilmez bir öneme sahiptirler ve uluslararası alandaki önemleri de gün geçtikçe artmaktadır. Nihayetinde, 2009 yılında KOBİ?ler için muhasebe standartları yayınlanmış ve uygulama tarihleri ülkelerin tercihine bırakılmıştır. Böylece bütün dünyada KOBİ?ler de aynı standartları uygulayacak ve düzenleyecekleri finansal tablolar kıyaslanabilir olacaktır. Bunun da güven unsurunu artıracağı ve ticaretin gelişmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Ülkemizdeki KOBİ?ler için muhasebe bilgisi daha çok, devlete ödenen verginin hesaplanması, kredi kuruluşlarından kaynak temini ve işletme yöneticilerine bilgi sağlaması amacıyla kullanılmaktadır. En önemli kullanım alanı ise kredi kuruluşlarından kaynak teminidir. Ülkemizde KOBİ?lerin en sık muhatap olduğu kredi kuruluşları ise bankalardır. Bu çalışma, ülkemizdeki mevcut muhasebe uygulamalarının durumu, KOBİ TFRS?lerin uygulanabilirliği ve uygulanması durumunda ortaya çıkacak olası etkilere ilişkin ülkemizde faaliyette bulunan bankaların görüşlerini almak amacıyla yapılmıştır.Bu çalışmada, KOBİ?ler, KOBİ?lerin ülke ekonomileri için önemi, avantaj ve dezavantajları ile yaşadıkları sorunlar, bankalar, Türk bankacılık sistemi, Türk bankacılığının gelişimi ve KOBİ ? Banka ilişkisi ile bu ilişkide muhasebenin rolü ve önemi ele alınmıştır. Kayseri?de faaliyet gösteren bankalara, mevcut durum ve KOBİ TFRS konularını içeren anket uygulanarak görüşleri alınmıştır.
Türk bankacılık sektöründe sorunlu kredilerin makroekonomik değişkenlerle ilişkilerinin araştırılması
Bankaların önemi, bütün dünya ekonomilerinde olduğu gibi Türkiye ekonomisinde de gün ve gün artmaktadır. Ekonomi de büyümenin görülebilmesi, küçük ve atıl durumda ki kaynakların kartopu gibi büyüyerek yeni yatırımlarda kullanılmasına bağlıdır. Tasarruf sahipleri tarafından gelir elde etmek amacı ile banka kasalarında toplanan küçük meblağlar büyüyerek buradan piyasaya kredi olarak aktarılmaktadır. Banka kredilerinin verimli yatırımlara aktarılarak, ekonomik yaşamın canlılığı, atıl durumda ki paranın değerlendirilmesi, endüstrileşmede yeni projelerin devreye sokulması, mali piyasaların canlanması gibi sonuçları bulunmaktadır. Kredilerde olabilecek sorunlar tasarruf sahiplerini, işletme sahiplerini, bankaları, işletme ile bir şekilde bağı olan tüm kişi ve kurumları sonuçta da ülke ekonomisine olumsuz yansımaları olacaktır. Bu çalışmada, sorunlu hale gelen banka kredilerinin makroekonomik değişkenlere yansımaları araştırılmıştır. Sorunlu krediler ile makroekonomik göstergeler arasındaki ilişkinin değerlendirildiği bu çalışmada, 2010:1Ç-2019:4Ç dönemine ait üçer aylık bağımlı değişken olarak Sorunlu Krediler, bağımsız değişken olarak da Gayri Safi Yurt İçi Hâsıla, Toplam Özel Tüketim Harcamaları Reel Artış Hızı, TÜFE Değişim Hızı verileri kullanılmıştır. Çalışmada değişkenler arasındaki uzun vadeli ilişkilere bakılmış olunup bu amaçla ARDL Sınır Testi ile eş bütünleşme analizi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Hata Düzeltme Modeli (VECM) ile kısa dönemli ilişkilere de bakılmıştır. Son olarak, yapılan analiz sonucunda elde edilen bulgular yorumlanmıştır.
Türk bankacılık sisteminde kurumsal kredi derecelendirme süreçlerinde KOBİ'lerin kredibilitesinin değerlendirilmesi
Ülkemizde finansal sistem içerisinde bankacılık sektörü önemli bir yere sahip olmakla birlikte içinde bulundurduğu mekanizmalar ve disipline sistemler ile birçok unsuru barındırarak ekonomik yaşamsal alanların gelişmesi ve büyümesine büyük katkı sağlamış ve finansal alanların dışında kalan kimi değerleri finansal alanın içine dahil ederek sektörel alanlarını genişletmiştir. Bankaların tarihsel süreçlerin getirdiği tecrübe ve teknoloji ile gelişmesi ve büyümesi gerçekleşmiş, ülkelerin ekonomilerine kattıkları değerler ile adeta ekonomilerin odağı haline dönüşmüşlerdir. Bankalar fon fazlası olan birimlerden temin edilen kaynakları fon talep edenlere aktarılmasında önemli bir görev üstlenerek temel faaliyetleri olan kredilendirme işlevini icra ederler. Bu işlem karlı olduğu kadar çeşitli riskleri de içinde barındırdığından ayrı bir disipliner yaklaşım gerektirmektedir. Teknolojik gelişmeler, bankaların sermayelerine olumlu katkıları olduğu kadar tam tersi durumların yaşanmasına da neden olmuş ve ekonomik sistemlerin uluslararası bir boyut kazanması ile sistemin temel işlevi olan kredilendirme faaliyetlerinin analizleri gitgide ayrı bir fonksiyonel faaliyet alanı oluşturmuştur. Çalışma, ülkemizde ekonomik sistemlerin önemli bir parçası olan KOBİ'lerin kredi çalışmalarında kredi süreçlerinin nasıl işlediği, kredi karar mekanizmalarında görev yapan personeller için genel uygulamada kredi sürecinin safhaları ve hangi unsurların önem arz ettiği konular belirlenerek Türk Bankacılık Sisteminde kredi operasyonel ve kredi ağırlıklı işlevlerin incelenmesi, bilanço, gelir tablosu ve nakit akım tablosu verileri kullanılarak firma hakkında genel bilgilere ulaşılması sonucu muhasebe konulu aktarma ve arındırma işlemleri ile firmanın gerçek durumunu ortaya çıkarıp oran analizleri ile nicel ve nitel değerler konsolide edilerek firmanın bugünkü ve gelecekteki kredibilite değerliliğinin tespiti ile risk oluşturan faktörlerin firma yaşam sürelerini ne denli etkileyeceği belirlenecektir. Kredinin daha ziyade teknik boyutuna ilişkin mali analiz veya diğer analizler dışında mali olmayan kriterlerin de aslında mali veriler kadar önemli olduğu kurumsal kredilerin ilgilendiği diğer konular arasındadır. Çalışma üç bölümden oluşmakta olup birinci bölüm içeriğinde bankacılık sektörü, Türk bankacılık sistemi ve Türkiye'de faaliyet ve sermaye türlerine göre bankalardan bahsedilmiştir. İkinci bölümde KOBİ'lerin Türkiye Ekonomisindeki yeri, bankalarla olan ilişkileri, kredi limit tahsis süreçleri, finansman ihtiyaçları, kredi limitlerinin belirlenmesi ve bilançolarında yapılan aktarma ve arındırma işlemleri ile firmalardan derecelendirme notu alınması, operasyonel faaliyetleri ile kredi süreç döngüsünün tamamlanmasından bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde ise ilgili süreçlere değinilerek imalat sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın kredi talebinin değerlendirilmesi süreçleri incelenmiş ve konuyla ilgili literatür çalışması yapılmıştır. Ülkemizde faaliyet gösteren 8 adet kamu ve özel bankanın 15 uzman görüşüyle hazırlanan veri setleri finansal analize ek olarak durum analizi ile uygulamalı olarak ele alınmış, T.C Merkez Bankası Sektör Bilançoları ve literatür bilgisi esas alınarak tespit edilen kriterler derecelendirildikten sonra ayrıca yorumlanmıştır. Türk bankacılık sistemi'nin önemle üzerinde durduğu ana kriterler belirlenmiş olup daha önce ilgili literatüre ait çalışmalarda ele alınmayan ham ve düzeltilmiş verilerin firma kredi notuna etkisi hesaplanarak Türk Bankacılık Sistemi Genel Uygulamaları dahilinde nihai puana göre firma kredi teminat durumu tespit edilmiştir. Çalışma, literatüre katkı sağlamakla birlikte sektörde faaliyet gösteren KOBİ'lere kredilendirme süreçlerinde yardımcı olacağı düşünülmektedir.
Türkiye'de banka kredilerinin ekonomik büyüme üzerine etkisi
İktisat teorisi, finansman mevcudiyetinin ekonomik büyümeyi desteklemek için temel bir koşul olduğunu ortaya koymaktadır. Finansal gelişme, yatırım ve büyüme sürecini destekleyen kurumların, araçların ve pazarların kurulmasını ve genişletilmesini içermektedir. Finansal aracıların oynadığı rol, daha karlı projelere sahip şirketlere kredi şeklinde kanalize etmek için toplumdan kaynakları ele geçirmek ve böylece daha fazla ekonomik büyümeyi teşvik etmektir. Finansal sektör krediler yoluyla ekonomik büyüme girişiminde ve sermaye birikiminin oluşumunda önemli ve kritik bir role sahiptir. Bu hususta krediler, bu tasarruflardan elde edilen fonların reel yatırımlara yönlendirilmesini sağlamaktadır. Ülkelerde ekonomik gelişme ve büyüme için finans sektörünün reel sektör ile paralel gelişmesi zorunludur. Yatırımcılar için kullanılabilir fonların dolaylı yoldan ve minimum maliyetle transferi, finans sektörünün sağlıklı işlemesine bağlıdır. Bu nedenle, finansal gelişmenin ve banka kredisi mevcudiyetinin ekonomik büyüme üzerindeki rolü, araştırmacılar tarafından daha kapsamlı bir şekilde araştırılmaktadır. Çalışmada banka kredileri ile ekonomik büyüme arasındaki doğrudan ilişki incelenmiştir. Bu hususta amaç, Türkiye'de banka kredilerinin ekonomik büyüme üzerindeki etkilerini 2003 ve 2020 yılları arasında ortaya koymaktır. Bahsi geçen yıllar dahilinde çeyreklik veriler kullanılarak Engle-Granger Eşbütünleşme yöntemi yardımıyla analiz gerçekleştirilmiş ve elde edilen sonuçlarda banka kredilerinin hem uzun hem de kısa dönemde ekonomik büyüme üzerinde pozitif ve anlamlı etkileri olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca elde edilen sonuçlar, ampirik literatür ile desteklenebilir niteliktedir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Banka Kredileri, Ekonomik Büyüme, Türkiye Örneği, Ampirik Analiz, Eşbütünleşme Yöntemi
Enflasyon-faiz oranları ile döviz değerlerinin banka kredilerine etkisi, takipteki krediler: 2000-2016 dönemi üzerine inceleme
Ekonomide önemli bir paya sahip olan bankaların en önemli kaynağı sağladıkları kredilerdir. Bankalar tasarruf sahiplerinden topladıkları mevduatları kredi olarak kullandırırlar ve kârlarını arttırmaya çalışırlar. Bu durumda bankalar kredilerin geri ödenmemesi sorunu ile karşı karşıya kalabilirler. Özellikle durgunluk ve kriz dönemlerinde takipteki kredi miktarı artar ve ulusal ekonomi üzerinde olumsuz sonuçlar doğurur. Bu bakımdan takipteki krediler üzerinde etkili olan faktörleri belirlemek önemlidir. Dört bölümden oluşan bu çalışmada; enflasyon oranları, faiz oranları ve döviz kurlarının takipteki kredilere etkisi incelenmiştir. Çalışmamın ilk bölümünde 2000:12 ve 2016:12 dönemleri arasında enflasyon ve faiz oranları arasındaki ilişki incelenmiştir. İkinci bölümünde, döviz kurlarındaki değişimlerin sebepleri ve etkileri üzerine çalışmalar derlenmiştir. Ayrıca bu üç parametre arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde kredi miktarları ve bu kredilerin takibe düşen miktarları incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise, 2000:12 ile 2016:12 arası dönemde bu üç parametrenin banka kredilerine etkisi analiz edilmiştir. Elde edilen veriler tablo ve grafiklerle kıyaslanarak yorumlanmıştır. Buna göre; bu üç parametredeki değişikliklerin bazı yıllarda takipteki kredi miktarlarını aynı yönde değiştirdiği, bazı yıllarda değiştirmediği gözlenmiştir. Kriz, durgunluk gibi dönemlerde takipteki kredi miktarlarının sadece bu sebeplere bağlanamayacağı gözlenmiştir. Bu açıdan takipteki kredi miktarlarının azalması yalnızca bankaların alacağı önlemlerle değil, ülkenin makroekonomik tüm göstergelerinin olumlu bir denge içerisinde olması ile sağlanabilir.
Türk bankacılık sisteminde konut kredisi hacmi ve ekonomik büyüme ilişkisi
Bankacılık sektörü ve bankaların ekonomideki etkinliği, bir ülkenin ekonomik gelişmesi açısından önemli bir etkendir. Ekonomik büyüme açısından bankaların sağladığı kredilerin ekonomik büyüme içerisinde belli bir payının olduğu düşünüldüğü için bu bilimsel çalışmada konut kredileri hacmi ve GSYH arasındaki ilişkinin varlığı araştırılmıştır. Aynı zamanda iktisadi teorilerle açıklanan ekonomik büyüme ve konut kredileri arasındaki ilişkiyi ekonometrik olarak da açıklayabilmek amacıyla çalışmada zaman serileri ve teknikleri kullanılmıştır. Bu bilimsel çalışmada kullanılan değişkenler arasında herhangi bir ilişkinin var olup olmadığını tespit etmek amacıyla değişkenlere durağanlık analizleri, eşbütünleşme analizi, Granger Nedensellik analizi uygulanmıştır. Bu analizler sonucunda; birinci düzeyde durağan çıkan serilerin Granger Nedensellik analiz sonucuna göre konut kredilerinden ekonomik büyümeye doğru tek yönlü bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Dolayısıyla konut kredi hacmi ve GSYH arasında uzun dönemli bir ilişkinin olduğu ortaya çıkartılmıştır. Bu bilimsel çalışma giriş ve sonuç kısımları dışında, ilk iki bölümü teorik, son bölümü uygulama olan üç bölümden oluşmaktadır.
Kredi hacminin makroekonomik göstergeler üzerindeki etkisi
Büyüyen ve gelişen ekonomik sistem içerisinde özellikle fon arz edenlerle fon talep edenlerin bir araya geldiği finansal piyasalar bilgi sistemlerinin de gelişmesiyle birlikte sadece kurumların değil bireylerinde kolaylıkla erişim sağlayabildiği piyasalar olmuşlardır. Bu piyasanın en önemli aktörlerinden olan bankalar ise özellikle gelişmekte olan ülkelerde ekonominin temel göstergelerine doğrudan veya dolaylı etkilerde bulunmaktadırlar. Fon açığı olanlarla fon fazlası olanları buluşturan örgütlenmiş kuruluşlar olan bankaların sağlıklı bir şekilde işleyişinin ülkelerin gayri safi yurt içi hâsıla (GSYİH), enflasyon ve para arzı gibi makro değişkenleri üzerinde etkileri bulunmaktadır. Bu çalışmada ihtiyaç kredileri özelinde Türkiye'de bulunan üç kamu bankasının 2006-2018 yılları dönemi için ihtiyaç kredileri hacimlerinin aynı yıllarda ülkemizdeki büyüme, enflasyon ve para arzı üzerindeki kısa ve uzun dönem etkileri ARDL sınır testi yaklaşımı ile analiz edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkinin yönü de Toda-Yamamoto nedensellik testi ile incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre Türkiye'de kısa dönemde ekonomik büyüme ile kredi hacmi arasında, uzun dönemde de enflasyon ile kredi hacmi arasında istatiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Toda-Yamamoto nedensellik testi sonucunda ihtiyaç kredilerinden enflasyona doğru tek yönlü, ekonomik büyümeden ihtiyaç kredilerine doğru nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Ayrıca para arzından enflasyona doğru da tek yönlü ilişkinin mevcudiyeti tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kredi hacmi, ekonomik büyüme, enflasyon oranı, para arzı.
Bankacılık sektöründe kullandırılan kredilerin vergi gelirleri üzerindeki etkisi
Bu tezin amacı, Türkiye'de 2004-2018 yılları arası banka kredilerinin vergi gelirleri üzerindeki etkilerinin aylık veriler kullanılarak VAR modelinden elde edilen etki-tepki fonksiyonları yöntemiyle ampirik analizinin yapılmasıdır. Dünyada ve Türkiye'de vergi gelirlerini etkileyen faktörler üzerine yapılan çeşitli çalışmalara göz atıldığında; bu çalışmaların bir kısmında vergi gelirlerinin çeşitli makroekonomik değişkenlerle ilişkisi incelenirken, bir kısmında ise çeşitli makroekonomik değişkenlerin vergi gelirleri üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Fakat bu çalışmalarda, banka kredileriyle vergi gelirleri arasındaki etkileşimin göz ardı edildiği görülmüştür. Finansal kesimi de temsil eden banka kredilerinin vergi gelirleriyle etkileşimine yönelik literatürde fazla çalışma bulunmamaktadır. Tezin birinci bölümünde vergi gelirlerini belirleyen sosyal, kültürel, çevresel ve ekonomik faktörler tespit edilmiştir. Tezin ikinci bölümünde banka kredilerinin bankacılık sektöründeki yerinden ve öncelikle kredi kanalı olmak üzere parasal aktarım mekanizmalarının işleyişinden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde bankacılık sektörü üzerindeki vergisel yükümlülüklere değinilmiştir. Tezin dördüncü bölümünde çalışmada kullanılacak ekonometrik metodoloji açıklanmıştır. Ampirik analizde dört ana model ve bireysel kredileri içeren modelin altında üç alt model kurulmuştur. Toplam banka kredilerine verilen şoka REK azalış, faiz oranları ve enflasyon ise artış yönünde tepki vermiştir. Bireysel kredilere şok verildiğinde enflasyonun azalış yönünde ve sanayi üretim endeksinin ise artış yönünde tepki verdiği tespit edilmiştir. Bireysel kredilere verilen şok, enflasyonu azalış, sanayi üretim endeksi ve dolaylı vergi gelirleri ise artış yönünde etkilemiştir. Bireysel kredilere verilen şokun, enflasyonda azalış ve sanayi üretim endeksinde artış yönünde tepki verdiği tespit edilmiştir. Ticari kredilere verilen şoka, REK, azalış, faiz oranları ve enflasyon ise artış yönünde tepki vermiştir. Tarımsal kredilere verilen şoka, toplam vergi gelirleri artış yönünde tepki vermiştir. Böylece banka kredilerinin vergi gelirlerini etkileyen faktörlerden birisi olduğu tespit edilmiştir.
Banka kredilerinin dış ticaret üzerindeki etkileri: Konvansiyonel ve katılım bankaları açısından değerledirilmesi
Katılım bankacılığı hem dünyada hem de Türkiye'de hızlı bir şekilde gelişmektedir. Sermaye katılımı esasına dayalı olarak faaliyetlerini gerçekleştirilen katılım bankacılığı, dini inançlar nedeniyle atıl duran fonları finansal sisteme aktarılmasına imkân sağlamaktadır. Tahsis edilen fonlar üretim ve ticaret için kullanılmakta, bu durum verimliliği ve yatırımları arttırmaktadır. Literatürde katılım bankacılığı ve ekonomik büyüme düzlemindeki ilişkiyi inceleyen çok fazla çalışma bulunmasına rağmen, katılım bankacılığının ekonomik büyümenin önemli bir itici gücünü oluşturan ihracat üzerindeki etkisine odaklanan kısıtlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, 2005:12-2020:09 dönemi için Türkiye'de katılım bankacılığının dış ticaret üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Bu çalışmada katılım bankacılığının dış ticaret üzerindeki etkisinin incelenmesinde, kısa ve uzun dönem katsayı tahmin sonuçlarının elde edilmesine imkân sağlayan dağıtılmış gecikmeli otoregresif model (ARDL) kullanılmıştır. Analizden elde edilen sonuçlar, uzun dönemde mevduat ve katılım bankaları kredi hacminin dış ticaret hacimlerinde pozitif yönlü bir etki olduğunu belirtmektedir. Aynı zamanda, mevduat bankalarının ihracata sağladığı katkının katılım bankalarına göre daha yüksektir. Kısa dönemde ise, mevduat ve katılım bankalarının dış ticaretin gelişiminde oynadıkları rolü birbirine benzerdir ve ihracata pozitif katkı sağlamaktadır. Elde edilen bulgular, katılım bankalarının İslami fonları finans piyasasına çektiğini ve reel sektöre olumlu katkılar sağladığını göstermektedir. Dolayısıyla katılım bankacılığının gelişimini sağlayacak politikaların uygulanması, genel ekonominin sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda oldukça fazla öneme sahiptir. Anahtar Kelimeler: Katılım bankacılığı, Dış ticaret, İhracat, Finansal sektör, ARDL yöntemi
Bankalarda kredi riskinin yönetimi ve bir uygulama
Günümüz kredi piyasasında çok fazla firma bulunmaktadır. Kredi türlerinin çeşitlenmesi ve rekabetin artması, faiz oranlarının kısa araklıklarla değişmesi gibi nedenlerden dolayı ihtiyaç sahipleri hangi ürünü ve hangi bankayı seçecekleri konusunda zorluk yaşamaktadırlar. Ayrıca başlangıçtaki maliyetlerle gerçekleşen maliyetler arasında farklar bulunmaktadır.Böyle bir ortamda bankaların görevlerini etkin bir şekilde yerine getirebilmeleri ve kullandırdıkları kredilerin risklerini yönetebilmeleri dikkat gerektiren bir iştir. Bunun içindir ki bankalar ve yönetim kurulları özellikle kredi risklerinin yönetilmesi için; başlangıçtan itibaren kredi sürecinin yönetilmesine odaklanmışlardır. Bankalar kullandırdıkları kredilerin sorunlu kredi haline gelmemesi için yoğun bir şekilde, değişen piyasa koşullarını takip etmekte ve kredileri izlemek için bünyelerinde kredi izleme birimleri oluşturmaktadırlar. Tüm bunlara tüketicilerin büyük bir bölümünün bilinçsiz olması ve genel bir sorunumuz olan okumadan imza atma alışkanlığı da eklenince, böyle bir çalışmanın gerek kredi kullanana gerekse şubedeki çalışan personele yardımcı olacağı kanaatine varılmıştır.Bu çalışmamızda sorunlu krediler ele alınıp; nasıl sorunlu hale geldikleri, sorunlu kredilere karşı alınacak önlemlerin neler olduğu ve sorunlu kredilerin tasfiyesinin ne şekilde yapıldığından bahsedilmiştir.
İç kontrol faaliyetleri kapsamında krediler kontrolü ve banka etkinlik değerlendirmesi
Kredilendirme, bankacılık sektöründe faaliyet gösteren kuruluşlar için en yüksek geliri sağlayan faaliyettir. Bankaların kullandırdıkları kredileri tahsil edememesi diğer bir ifadeyle, kredilerin batık kredi haline gelmesi bankanın yürüttüğü faaliyetleri aksatabilmekte ve etkinliği azaltabilmektedir. Dolayısıyla iç kontrol sürecinde kredilerin kontrolü bankalar için ayrı önem taşımaktadır.Bu çalışmada ülkemizde faaliyet gösteren bankaların İç Kontrol Birimleri'nin etkinliğinin değerlendirilmesi amacıyla, bankalarda görevli İç Kontrolör sayıları ve toplam krediler girdiler olarak, takipteki krediler haricindeki kredilerin toplam krediler içerisindeki oranı ve kredilerden sağlanan faiz gelirleri çıktılar olarak alınıp veri zarflama analizi ile ölçüm yapılmaya çalışılmıştır. Çalışmada hangi banka İç Kontrol Birim'lerinin hangi dönemlerde etkin olduğu belirlenmiş ve İç Kontrolör'lerin çalışmaları ile krediler kontrolünün sağlandığı ve böylece bankaların etkinliğinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır.
The effect of credit composition on economic growth: Evidence from Turkiye
The literature explores the link connecting financial development and the real economy, emphasizing the singular roles of entrepreneur/enterprise and household credits. Many studies in literature, however, examine financial development as a whole and neglect to analyze the individual influences of its elements. A credit composition is a measure of how bank credits are divided between enterprises and households. We will gain insight into the channels by which the financial system affects the economy through this decomposition. This study looked into the short and long-term influences of credits extended to enterprises and households on economic growth in Turkey between 1986 and 2021. A thorough examination of this link in the context of Turkey is necessary. In the aftermath of the 2008 financial crisis, Turkey realized large inflows of foreign capital at low costs. The enrichment of Turkey in terms of foreign resources enabled the residents of Turkey to benefit from these resources through the credits given by the banks. The rapid credit growth in the Turkish economy in recent years and the increase in the ratio of credits to Gross Domestic Product have also increased the power of loans to affect various macroeconomic variables. It is perceptible from the literature that financial development and economic growth have a strong tie, but it is noteworthy that there are relatively few studies that examine the tie connecting the type of credit and growth. The first study on the influences of credit type on various macroeconomic variables was conducted by Beck, Büyükkarabacak, Rioja and Valev (2012). For the first time, they systematically examined the influence of household and enterprise credits on growth in one of the most comprehensive studies in this field. Researchers found that enterprise credits stimulate economic growth, while household credits do not, based on data from 45 developed and developing countries in the 1994-2005 period. This study was trailed by a limited number of studies that used panel data analysis. Time series analysis was employed in two studies by Majeed, Iftikhar, and Atiq (2019) as well as Škare, Sinkovic, and Rochon (2019). A study conducted by Majeed et al. (2019) in Pakistan using the ARDL model found that enterprise credits were positive and significant for Pakistan's economic growth, but household credits did not. In their analysis for Poland using the Johansen cointegration test, Škare et al. (2019) concluded that business and household loans have a significant influence on economic growth. There has been no study that examines the influence of credit type on economic growth using time series analysis for Turkey. The analysis investigated short and long-term links using an autoregressive distributed lag (ARDL) model based on bound testing. The ARDL cointegration test was chosen because it is more advantageous than other cointegration tests in many respects. Based on the study's findings, the link under consideration appears to differ significantly depending on the type of credit involved. A positive influence of enterprise credits on economic growth has been determined, but household credits are not long-term contributors to economic growth. There is a two-way causality for enterprise credit and growth in the short and long term while no causality link was detected for household credit and growth. Enterprise credits positively affect economic growth, indicating that more appropriate investments are made when enterprise credits increase. Moreover, the total private bank credits in Turkey have not been found to have an influence on the growth of the economy. In light of this finding, it is imperative that we examine the influence of credit composition on economic growth.
Banka kredilerinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi:Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinde uygulama
Dünyanın bütün ülkesi sürdürülebilir ekonomik büyüme hedeflemektedir. Bu hedefe ulaşmak için iç finansmanın en önemli iç kaynağı olan ve kalkınma projeleri ile ekonomik büyümeye ekonomik sektörlere banka kredisi vererek katkıda bulunan bankacılık ve finans sektörüne ilgi artmaktadır. Körfez ülkelerinin ekonomisi, GSYIH 'nın%50 ' a varan gelirleri için petrole bağımlıdır ve 2014 yılında ekonomik büyümesi, düşen petrol fiyatları nedeniyle düşüş başlamıştır. Bu yüzden daha güvenli ve sürdürülebilirlik iç finans kaynakları aranmasına neden olan, Körfez ülkelerinde bankacılık sektörü en iyi finansman kaynağı olarak ortaya çıkmıştır. Bu araştırmanın amacı, banka kredisinin Körfez İşbirliği Konseyi Ülkelerinin (Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar, Bahreyn, Umman) ekonomik büyüme üzerindeki etkisini 2008-2017 dönemi için bir bütün olarak ekonomi düzeyde ve ekonomik sektörler düzeyinde tanımlamak ve ölçmektir. hangi ekonomik sektörlerin ekonomik büyümeye en büyük katkısı olduğunu bilmek, ekonomik büyüme ile bu büyümenin banka kredisi üzerindeki etkisini bilmek amaçlı yapılan araştırma, değişkenlerin periyodik verilerine ve çalışmanın örnekleminin ölçülmesi ile (kredi fonksiyonu - üretim fonksiyonu) Cobb-Douglas üretim fonksiyonuna dayanarak, nicel standart yöntemler "Panel Verileri" yöntemi, özellikle "Sabit ve Rastgele Modalar" yöntemi, " Birim Kök Testlerinde" ve " Panel Eşbütünleşme Testleri " uygulanmıştır. Çalışma, bir bütün olarak banka kredisinin ekonomik büyüme (GSYİH- petrol dışı) üzerinde olumlu bir etkisinin olduğunu ve GSYİH'daki değişimin%44'ünü oluşturduğunu göstermiştir.ve pozitif etkiye rağmen, hala istenen orana ulaşamamıştır, ancak sektör düzeyinde, sonuçlar inşaat ve hizmet sektörlerinde banka kredisinin GSYH'ye etkisini gösterirken, tarım ve sanayi sektörlerinde herhangi bir etkisi olmamıştır. Aynı zamanda çalışma, bir bütün olarak ekonomi düzeyinde banka kredisinde değişiminin% 34'ünü oluşturan GSYİH'nın (petrol dışı) banka kredisi üzerinde olumlu bir etkisi olduğunu ortaya koymuştur, ancak Sektör düzeyinde, petrol dışı GSYİH'nın inşaat sektöründeki banka kredisine etkisi varken, diğer ekonomik sektörlerde etkisi yoktur. Banka kredisinin ve GSYİH'nın karşılıklı bir ilişki içinde olduğunu görmekteyiz, yani banka kredisinin GSYİH'nın daha büyük bir bölümünü etkilemesine rağmen birbirlerini etkilediğini anlamaktayız. Çalışma, Sektörlerin hangisi en fazla GSYİH'ya katkıda bulunmasıyla ilgili, hizmetler ve sanayi sektörlerinin, ekonomik büyümeye katkıda bulunan en önemli sektörler olduğunu göstermiştir. Araştırma, Körfez bankacılık sektörünün ekonomik büyümeye katkısının iyileştirilmesine katkıda bulunabilecek bir dizi öneri sunmaktadır.
Konut finansmanında banka kredilerine alternatif modellerden Elbirliği sistemi üzerinde bir çalışma
Oldukça yeni ve özgün olan Elbirliği Sistemi araştırmanın konusunu oluşturmaktadır. Araştırma, konut finansmanında banka kredilerine alternatif modellerden olan ?Elbirliği Sistemini? kullanarak konut sahibi olan kişilerin bu sistemi tercih etme sebeplerini ve memnuniyet durumlarını belirlemek amacıyla bu şekilde konut almış 303 kişi üzerinde telefonla görüşerek uygulanmıştır. Her görüşme ortalama 5 dakika sürmüştür.Araştırma, literatür çalışması ve saha araştırmalarından oluşmaktadır. Amaca yönelik verilerin derlenmesi amacıyla bir anket geliştirilerek uygulanmıştır. Araştırma sonucunda Elbirliği Sistemini tercih edenlerin % 63?ünün bu sistemi tanıdıkları vasıtasıyla öğrendikleri ve sisteme katıldıkları ortaya çıkmıştır. % 88?i en az bir kişiye tavsiye etmiş, % 64?ü de en az bir kişinin bu sistemle ev sahibi olmasına vesile olmuştur. Ankete katılanların % 71?i, bu sistemi faizle ilgisi olmadığından tercih ettiklerini belirtmektedirler. % 49?luk bir kesim de devlet kontrolü ve güvencesi dahilinde olsa daha çok kişi tarafından tercih edileceğini iddia etmektedirler. Araştırma sonucunda Türkiye?de banka dışı yollardan konut sahibi olan ve olmak isteyen bir kesimin varlığı kesin olarak ortaya çıkmıştır. Bu kişilerin de % 71?inin faiz sebebiyle banka dışı yolları tercih ettikleri belirlenmiştir. Diğer ulaşılan bir sonuç ise, az bilinen bu sistemin uzmanlarca incelenerek yorumlanması gereğidir. Anahtar kelimeler: Konut Finansmanı, Elbirliği Sistemi, Altın Günü.
Türk katılım bankacılığı sektöründe KOBİ kredilerini etkileyen faktörler üzerine bir araştırma
Finans sektörünün gelişimi ekonomik büyüme ve kalkınma için önemli bir itici güçtür. Finans sektörünün bankacılık ağırlıklı olduğu gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, bankacılık sektörünün ekonomik büyüme üzerinde büyük bir etkisi bulunmaktadır. Türkiye'de finans sektörü bankacılık ağırlıklıdır ve bankacılık sektörü mevduat bankaları, kalkınma ve yatırım bankaları ile katılım bankalarını içeren üçlü bir yapıdan oluşmaktadır. Türkiye'de özel finans kurumları adıyla faaliyete başlayan ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile birlikte katılım bankası adını alarak bankacılık sektörüne dâhil olan katılım bankaları faizsiz finans ilkeleri çerçevesinde faaliyet göstermektedir. Katılım bankaları, Türk bankacılık sektörünün tamamlayıcı bir unsuru olarak son yıllarda güçlü bir büyüme gerçekleştirmekte ve finans sektörü içindeki yerini ve önemini artırmaktadır. Ekonominin temel yapı taşı niteliğindeki küçük ve orta büyüklükteki işletmeler Türkiye için sanayi ve ticaretin büyük bir kısmını oluşturmakta olup, KOBİ'lerin finansal erişim imkânlarının artırılması Türkiye'nin ekonomik büyümesi için bir gerekliliktir. Bu çerçevede çalışmanın amacı, 2008-2019 dönemine ait üçer aylık veriler kullanılarak Türkiye'de faaliyet gösteren katılım bankalarının KOBİ'lere sağladığı kredileri etkileyen faktörlerin analiz edilmesidir. Analiz sonucunda katılım bankalarının KOBİ kredi hacminin, kredi mevduat oranı, KOBİ kredilerinde takipteki alacak oranı ve vergi öncesi kâr/zararın toplam aktiflere oranından oluşan bankacılığa özgü faktörler ile reel efektif döviz kuru ve tüketici fiyat endeksinin dâhil olduğu makroekonomik faktörlerden etkilendiği tespit edilmiştir.
Basel kriterleri ve KOBİ'ler tarafından algılanmasına yönelik uygulama çalışması
KOBİ?ler üzerinde Basel-II Kriterlerinin yaratacağı muhtemel etkilerin gözlemlenmesi, KOBİ?lerin Basel Kriterlerine bakış açılarının ölçülmesi, bu araştırmanın temel amacını teşkil etmektedir. KOBİ?lerin Basel standartlarını ne ölçüde yerine getirdikleri; ekonomik politikalar, finansal piyasaların geleceği ve uluslararası piyasalarda yaşanan dalgalanmaların Ülkemize etkisi açısından önem arz etmektedir.Çalışmanın teori kısmında literatür taraması yapılarak betimsel araştırma türü uygulanmıştır. Teori kısımda küçük ve orta ölçekli işletmeler ve Basel kriterleri hakkında genel bilgiler verilmiştir. Uygulama kısmında ise survey araştırması tekniğinden yararlanılmıştır. Survey aracı olarak anket kullanılmıştır. Anket soruları basel kriterlerinin kobiler tarafından anlaşılmasına yönelik sorulardan oluşturulmuştur.Anketin birinci bölümünde demografik değişkenlere ait bilgiler yer almaktadır. Anketin diğer bölümlerinde ise 4?lü likert tipte sorular, açık uçlu sorular ve kapalı uçlu soru tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmanın evrenini Ankara ilinde faaliyet gösteren,çalışan sayısı 1-250 kişi ve son dönem itibariyle yıllık cirosu 3.000.000 TL-25.000.000 TL arasında olan küçük ve orta ölçekli işletmeler oluşturmaktadır. Ankara sanayi odasına kayıtlı 5207 işletme bulunmakta olup kriterlerimize giren tahmini firma sayısı 2.500-3.000 civarındadır. Bu kriterlere sahip 317 Kobi?ye anket uygulanmış verilen cevapların eksikliği ve tutarsızlığı nedeniyle 17 tanesi değerleme dışına alınarak, 300 adet KOBİ araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada kullanılacak veriler, anketle araştırmacı tarafından işletmeler bizzat ziyaret edilerek,faks çekilerek ve mail yoluyla elde edilmiştir.Anket sonuçları SPSS paket programında değerlendirilmiştir. Veri analizinde frekans değerlerinden faydalanarak ve çapraz tablo analizleri kullanılarak yapılmıştır.v Araştırma sonucuna göre; Kobi?lerin büyük bölümünün Basel kriterleri hakkında bilgi sahibi olmadıkları tespit edilmiştir.Bilgi sahibi olan işletmelerinde mevcut bilgilerinin yetersiz düzeyde olduğu ve bu süreçte uyum sorunu yaşayacaklar görülmektedir.Anahtar kelimeler: Basel Kriterleri, Kobi, Kobi Kredileri, Sermaye Yeterlilik Rasyosu
KOBİ'lere kredi tesisi aşamasında banka çalışanlarının karşılaştığı problemler ve çözüm önerileri
Bu araştırmanın amacı, KOBİ'lere kredi tesisi aşamasında banka çalışanlarının karşılaştıkları problemleri tespit etmek ve bu problemler üzerinden her iki taraf için çözüm önerileri geliştirmektir. Araştırma modeli betimsel olup, mevcut durumu ortaya koymak üzere bir anket çalışması hazırlanmıştır.Araştırmanın evreni Kamu Bankalarının Ankara'daki şubeleridir. Araştırmada örneklem hacmi %95 güvenirlik seviyesinde 164 olarak bulunmuştur. Elde edilen veriler SPSS 15.0 programına aktarılarak istatistiki analize tabi tutulmuştur.Araştırma bulguları KOBİ'lerin kayıt dışı işlemlerinin kredibiliteyi etkileyen en önemli faktör olduğunu, banka çalışanlarının mali verileri iyi olan KOBİ'lerden de teminat istediklerini, banka çalışanlarının işletmeye ait evrakları zamanında ve tam bir şekilde temin edemediklerini, işletme sahip veya yöneticisinin kredi ve finans konusundaki eksikliklerinin kredilendirme sürecini olumsuz etkilediğini göstermektedir.Bu bulgular ışığında KOBİ'lerin düzgün bir mali kayıt sistemine geçmeleri, işletme sahibi veya yöneticisinin eğitim seviyesi düşük olsa bile kredi ve finans konularında bilgi sahibi olması, KOBİ'lerin kredi ihtiyacı oluşmadan önce çevresinde bulunan banka şubeleri ile çalışmaya başlamalarının, KOBİ'lerin ve banka çalışanlarının işlerini kolaylaştıran unsurlar olarak öne çıkmaktadır.Anahtar Kelimeler: Kredibilite, KOBİ, Teminat