Physics lesson
60 theses under this subject heading
İşitme yetersizliği olan öğrencilerin bulunduğu meslek lisesi kaynaştırma uygulamalarının fizik dersi bağlamında incelenmesi
İBu araştırmanın amacı işitme yetersizliği olan öğrencilerin bulunduğu meslek lisesi kaynaştırma uygulamalarının fizik dersi bağlamında incelenmesidir. Araştırma durum çalışması olarak desenlenmiştir. Araştırmaya katılanlar, üç fizik dersi öğretmeni, iki rehber öğretmen, bir okul yöneticisi, işitme yetersizliği olan üç öğrenci ve ebeveynleri, üç normal işiten öğrenci ve ikisinin ebeveynidir. Araştırma verileri saha gözlemleri, yarı yapılandırılmış görüşmeler ve belge inceleme ile toplanmıştır. Veriler araştırma süreci sonunda çeşitli analiz teknikleri kullanılarak analiz edilmiş olup, meslek lisesinin özellikleri, meslek lisesinde gerçekleştirilen fizik öğretimi, meslek lisesinde gerçekleştirilen kaynaştırma eğitimi ve meslek lisesinde işitme yetersizliği olan öğrencilerin bulunduğu kaynaştırma sınıflarında fizik dersinin uygulanması temalarına ulaşılmıştır. Meslek lisesinin özelliklerine ilişkin bulgular incelendiğinde, sınıflarda işitme yetersizliği olan öğrencilere uygun fiziksel ortamların sağlanamadığı, okula TEOG sınavı sonrasında daha çok akademik düzeyi düşük öğrencilerin geldiği, işitme yetersizliği olan öğrencilerin de buna dahil oldukları, psikolojik ve ailevi sorunlar yaşayan öğrencilerin bulunduğu sonucuna varılmıştır. Ancak lise sonrasında özellikle işitme yetersizliği olan öğrencilere ilişkin işletmelerde özel gereksinimli personel çalıştırma zorunluluğu, meslek yüksekokullarına sınavsız geçiş ve E-KPSS ile devlet memurluğuna girme haklarının bulunduğu ifade edilmektedir. Meslek lisesinde gerçekleştirilen fizik öğretimine ilişkin elde edilen bulgular incelendiğinde öğretmenlerin derslerini yönetmeliklere uygun biçimde planladıkları ve haftalık ders saati sayısının düşük olduğunu düşündükleri belirlenmiştir. Ayrıca derslerini çoğunlukla doğrudan anlatım yöntemi, soru-cevap ve ödev verme stratejileri kullanarak ve problem çözme etkinliği desenleyerek yürüttükleri sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan okulda laboratuvar bulunmadığı, derslerde deney yapılmadığı, öğretim materyali olarak çoğunlukla resmi ders kitabından yararlandıkları ifade edilmektedir. Değerlendirme sürecinde ise yine yönetmeliklerde yazılı olan sayıda sınav yaptıkları ve sınavlarda farklı türde sorular sordukları belirlenmiştir. Son olarak öğretmenler tarafından özellikle normal işiten öğrencilerin akademik düzeylerinin çok düşük olduğu ifade edilmiştir. Meslek lisesinde gerçekleştirilen kaynaştırma eğitimine ilişkin elde edilen bulgular incelendiğinde katılımcıların genel olarak kaynaştırma eğitimine ilişkin olumlu tutum içinde oldukları ve okullarda belirli düzeyde kaynaştırma ekibi oluşturulduğu belirlenmiştir. Ancak katılımcılar teorik olarak kriterlerin belirlenmiş olmasına rağmen özellikle sınıflardaki özel gereksinimli öğrenci mevcudu, cihaz kontrolü ve bakımı, özel gereksinime yönelik ortam düzenlenmesine ilişkin sorunlar yaşandığını vurgulamışlar ve önerilerde bulunmuşlardır. Katılımcıların üzerinde durduğu diğer sorunlar kriterlerine uygun BEP desenlenmediği ve destek eğitim hizmetlerinin ise hiç sağlanmadığı olmuştur. Ayrıca hem rehber hem de fizik öğretmenlerinin işitme yetersizliği olan çocukların eğitimi konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıkları ve konuya ilişkin hizmetiçi eğitim çalışması yapılmadığı belirlenmiştir. Meslek lisesinde işitme yetersizliği olan öğrencilerin bulunduğu kaynaştırma sınıflarında fizik dersinin uygulanmasına ilişkin elde edilen bulgular incelendiğinde fizik öğretiminin planlanma, uygulama ve değerlendirme süreçlerinde işitme yetersizliği olan öğrencilere özel bir çalışmanın yapılmadığı, zaten öğretmenlerin de konuya ilişkin bilgilerinin olmadığı, öğrencilerin derse katılımının olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca işitme yetersizliği olan öğrencilere göre ise özellikle öğretmenlerin sözel anlatımları sırasında dersi takip etme konusunda zorluk yaşadıkları, zaman zaman gürültü nedeniyle duymakta zorlandıkları, sadece tahtaya yazılan bilgileri defterlerine geçirebildikleri ifade edilmiştir. Diğer taraftan akranları ile iletişim kurdukları ve özellikle derste kaçırdıkları konulara ilişkin işbirliği yaptıkları belirlenmiştir Anahtar Sözcükler: İşitme yetersizliği, Fizik öğretimi, Kaynaştırma, Mesleki eğitim, Durum çalışması.
Investigation of spectroscopic and some electronic properties of (E)-4-((4-chlorophenylimino)methyl)phenyl acrylate Schiff base by DFT method
Schiff bases (imines) are among the first compounds of interest because they are stable and easily synthesized. This interest in Schiff bases can be explained by the fact that they can be used in many biological systems, chemical catalysis, medicine and pharmacy, chemical analysis and new technologies. This study aims to theoretically investigate the spectroscopic and electronic properties of (E)-4-((4-chlorophenylimino)methyl)phenyl acrylate Schiff base using density functional theory (DFT) and the 6-311++G(d,p) basis set. . The structure of the Schiff base compound was theoretically elucidated by FT-IR, 1H-NMR and 13C-NMR spectroscopy. The structure of the compound was optimized at the B3LYP/6-311++G(d,p) theory level. After the optimization calculation, the harmonic frequency calculation was made and it was understood that the molecule was in a stable structure since no negative frequency was observed as a result of the calculation. Since the (E)-4-((4-chlorophenylimino)methyl)phenyl acrylate Schiff base does not have crystal data in the literature, it was compared with the structural parameters of similar molecules and it was seen that the results were compatible with the experimental data. The vibration frequencies were marked and it was seen that the calculated theoretical frequency values were in good agreement with the experimental spectra. The calculated NMR chemical shifts were also found to be in good agreement with the experimental values. Also, nonlinear optical (NLO) properties of Schiff base with HOMO-LUMO molecular orbital energies were calculated and found to have significant NLO activity. Finally, the molecular electrostatic potential (MEP) analysis was performed to study the reactivity and potential sites of electrophilic and nucleophilic attacks. The results of this study provide valuable insights into the spectroscopic and electronic properties of the (E)- 4-((4-chlorophenylimino)methyl)phenyl acrylate Schiff base and could be useful in designing novel organic materials with promising optical and electronic properties.
Fizik dersinde simülasyon destekli yazılımın öğrencilerin akademik başarısına, tutumlarına ve kalıcılığa etkisi
Bu araştırma, ortaöğretim 9. Sınıf fizik dersinde simülasyon destekli yazılım yardımıyla eğitimin öğrencilerin akademik başarısına, derse karşı tutumlarına ve kalıcılığa etkisini araştırmak amacıyla yapılan deneysel bir çalışmadır.Araştırma, 2008/2009 eğitim öğretim yılının birinci yarıyılında, Adana ili Seyhan ilçesi Ramazan Atıl Lisesinde gerçekleştirilmiştir. İlk olarak tüm dokuzuncu sınıflardan yansız olarak iki sınıf belirlenmiştir. Random yolla 9 D sınıfı deney ve 9 F sınıfı kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Deney grubu 50, kontrol grubu 52 kişiden oluşmaktadır. Araştırma süresince deney grubu olan 9 D sınıfında geleneksel öğretimin yanı sıra simülasyon destekli yazılım ile, kontrol grubu olan 9 F sınıfında ise sadece geleneksel öğretim yöntemiyle ders işlenmiştir.Bu araştırmada öğrencilerin akademik başarısını ve kalıcılığı ölçmek için Fizik Başarı Testi (FBT), derse karşı tutumlarını ölçmek için ise Fizik Tutum Anketi (FTA) kullanılmıştır. Veriler SPSS 11.0 for Windows paket programında aritmetik ortalama, standart sapma, kovaryans analizi, bağımsız gruplar t- testi, mann whitney-u testi gibi istatistiksel yöntemler kullanılarak çözümlenmiştir.Araştırma verilerinin analizlerinde, Bağımsız Gruplar T-Testi ve Mann Whitney- U Testi kullanılmıştır. Bu araştırmanın sonuçlarına göre; (1) deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin Fizik Başarı Testi son test puanları ile ön test puanlarının farkları arasında deney grubu lehine anlamlı fark vardır, (2) deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin Fizik Başarı Testi kalıcılık puanları ile son test puanlarının farkları arasında kontrol gurubu lehine anlamlı bir fark vardır, (3) deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin Fizik Tutum Anketi son test puanları ile ön test puanlarının farkları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır, (4) deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin Fizik Tutum Anketi kalıcılık puanları ile son test puanları farkları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır.Anahtar Kelimeler: Bilgisayar, Fizik Eğitimi, Bilgisayar Destekli Eğitim, Simülasyon Destekli Yazılım ile Eğitim
Bilgisayar destekli animasyonla öğretim yönteminin fen bilgisi öğretmenliği fizik 4 (modern fizik) dersi ile ortaöğretim 11.sınıf modern fizik dersindeki akademik başarıya etkisi
Bu araştırma ortaöğretim önbirinci sınıf ve üniversite ikinci sınıf fen bilgisi öğretmenliğinde öğrenim gören öğrencilerin "modern fizik (Kuantum)" dersi öğretiminde, bilgisayar destekli öğretim yöntemlerinden animasyonların akademik başarıya etkisini sınamak amacıyla yapılmıştır. Araştırma Adana ilinde toplam 152 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verilerini toplamak için 2013-2014 öğretim yılı ikinci döneminde, bir çalışma yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak, ortaöğretim onbirinci Sınıf ve üniversite ikinci sınıf fen bilgisi öğretmenliğinde modern fizik (kuantum) dersinin beş ünitesi ile ilgili kazanımlar doğrultusunda, bir yüksek lisans tezinden alınan modern fizik akademik başarı testi, deneysel işlem öncesinde öntest, deneysel işlem sonrasında sontest olarak kullanılmıştır. Araştırmada üç deney ve üç kontrol grubu kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; bilgisayar destekli öğretim yöntemlerinden animasyonların, öğrencilerin akademik başarılarını olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Animasyon kullanımı öğrencilere öğretilmek istenen özellikle fizik konularında çoğunlukla karşılaştığımız soyut olayları somutlaştırma ve zihinde canlandırma güçlüklerini ortadan kaldırılabilmektedir. Böylece öğrenciler için zengin bir öğrenme ortamı yaratmak mümkün olabilmektedir ve bu öğrencilerin akademik başarılarını artırmaktadır. Anahtar Kelimeler: Bilgisayar destekli eğitim, bilgisayar destekli öğretim, bilgisayar animasyonları, modern fizik (kuantum).
Dokuzuncu sınıf fizik dersinde ısı ve sıcaklık ünitesinin günlük yaşamla ilişkilendirilmesine yönelik bir durum çalışması
Canlıların yapısından başlayıp, canlılığın devam edebilmesi için fen bilimlerini araştırmak yıllardır insanlar için büyük bir ihtiyaç olmuştur. Hayatımızı anlamlandırmamız için gerekli olan fen bilimlerinin öğretiminde ise günlük yaşamla bağlantı kurmak oldukça önemlidir. Bu noktadan yola çıkarak araştırmanın genel amacı iki farklı anadolu lisesinde ısı-sıcaklık ünitesinin öğretim süreci içinde günlük yaşamla ilişkilendirilmesinin ve öğretim süreci sonunda değerlendirilmesinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırma öğretmen ve öğrenci olmak üzere iki ayrı boyutta ele alınmıştır. Karma yöntem araştırması olarak desenlenen bu çalışmada bulgular ağırlıklı olarak nitel verilerin analizinden elde edilmiştir. Araştırmanın nicel boyutu ise ikinci planda kalmıştır. Araştırma kapsamında 2015-2016 öğretim yılı ikinci yarıyılında Adana ili merkez ilçelerinde yer alan 20 anadolu lisesi içerisinden aşırı-aykırı durum örneklemesi yolu ile başarı düzeyi yüksek ve düşük olarak iki farklı anadolu lisesi belirlenmiş ve bu iki liseden rastgele birer dokuzuncu sınıf seçilmiştir. Seçilen dokuzuncu sınıfların öğrencileri ve bu sınıfların fizik öğretmenleri araştırmanın katılımcılarını oluşturmuştur. Isı-sıcaklık ünitesinin öğretim süreci boyunca başarı düzeyi yüksek olan lisede 8, başarı düzeyi düşük olan lisede ise 7 ders saati olmak üzere toplam 15 ders saati gözlem yapılmıştır. Ünitenin bitiminde öğrencilere Aytekin (2010) tarafından geliştirilen GHIS (Günlük Hayatta Isı ve Sıcaklık) Testi uygulandıktan sonra başarı düzeyi yüksek olan liseden 9, başarı düzeyi düşük olan liseden ise 7 öğrenci olmak üzere toplam 16 gönüllü öğrenci ve iki fizik öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nicel verilerin analizinde t testi kullanılırken, nitel verilerin analizinde içerik analizi ve betimsel analiz yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Araştırmanın öğrencilerle ilgili olan boyutunda, dokuzuncu sınıflarda ısı-sıcaklık ünitesi bittikten sonra uygulanan GHIS testi sonucuna göre başarı düzeyi yüksek olan lise öğrencilerinin diğer lise öğrencilerine göre hal değişimi, genleşme, ısı, ısı aktarımı ve enerji iletim yolları konu ve kavramlarında anlamlı olarak farklılaştığı belirlenmiştir. Öğrencilerin neden ısı-sıcaklık ünitesini öğrendiklerine dair görüşleri incelendiğinde ise başarı düzeyi yüksek olan lisede öğrencilerin üniteyi genel kültür düzeylerine katkı sağlaması nedeniyle, başarı düzeyi düşük olan lisede ise öğrencilerin zorunluluk nedeniyle öğrendikleri belirlenmiştir. Öğrenciler günlük yaşamdan en fazla hal değişimine yönelik örnekler verirken, fizik dersi öğretim programı kapsamında öğretilmesi gereken ısı, iç enerji, öz ısı, ısı sığası, enerji iletim hızı, sıvılarda genleşme, gazlarda genleşme ve büzülme gibi kavram ve terimlere yönelik günlük yaşam örneği verememişlerdir. Isı sığası, ısı, iç enerji ve büzülme kavramlarında fizik öğretmenlerinin de derslerinde günlük yaşamdan örnekler sunmadıkları gözlemlenmiştir. Buna karşın derslerde örneklendirilen ısı iletimi, termal denge, enerji tasarrufu gibi kavramlarda ise çok az öğrencinin örnek vermesi bazı kavramları öğrencilerin günlük yaşamla ilişkilendirmede sıkıntı yaşadıklarını göstermektedir. Her iki lise ayrı ayrı ele alındığında görüşme bulgularına göre başarı düzeyi yüksek olan lise öğrencilerinin, başarı düzeyi düşük olan lise öğrencilerine göre daha az sayıda ancak daha kapsamlı ve açıklamalı günlük yaşam örnekleri sunduğu görülmektedir. Günlük yaşamdan meslekleri ısı-sıcaklık ünitesi ile ilişkilendirme konusunda iki lise öğrencilerinin de başarılarının neredeyse eşit düzeyde olduğu ve en çok meteoroloji uzmanları ile ünitenin ilişkilendirildiği belirlenmiştir. Öğrencilerin diğer derslerle üniteyi ilişkilendirme konusunda ise en çok kimya olmak üzere sırasıyla biyoloji, matematik ve coğrafya derslerinden yararlandıkları belirlenmiştir. Isı-sıcaklık konusunda günlük yaşamda en çok sağlık sorunu olmak üzere hava durumu ve hal değişimi kaynaklı sorunlar yaşadıklarını belirten öğrencilerin sadece yarısına yakınının, yaşanan sorunların çözüm yönteminde doğru bilgiyi kullanabilmesi elde edilen önemli bir bulgudur. Genel olarak ısı-sıcaklık ünitesini kolay olarak değerlendiren öğrenciler öğrenme süreçlerinde öğretmen ve teknolojinin önemine vurgu yaparak, ünitenin daha çok günlük yaşama indirgenmesi için çeşitli önerilerde bulunmuşlardır. Araştırmanın öğretmen boyutunda ise başarı düzeyi yüksek olan lise öğretmeninin diğer öğretmene göre derslerinde günlük yaşam örneklerine daha fazla yer verdiği saptanmıştır. Ancak öğretmenlerin ikisinin de ısı sığası, ısı, iç enerji ve büzülme kavramlarına yönelik derslerde günlük yaşam örnekleri sunmadıkları gözlemlenmiştir. Öğretmenler derslerinde günlük yaşam örneği sunarken ders kitabından ve kendi tecrübelerinden yararlandıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonucunda öğretmenlerin üniteyi günlük yaşamla ilişkilendirmek için matematik ve fen bilimleri dersinden yararlandıkları, ancak bu derslerin dışında hiçbir dersten yararlanmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Başarı düzeyi düşük olan lisede öğretim sürecinde disiplin ve ders geçme koşulları nedeniyle bazı sorunlar yaşanmışken, diğer lisede ise en büyük sorun zaman sıkıntısı olarak belirlenmiştir. İki öğretmen de öğrencilerin ısı-sıcaklık ünitesinde günlük yaşam bilgilerinin ölçülmesine yönelik ölçme ve değerlendirme yapmadıklarını belirtmiştir. Ancak üniteye yönelik başarı düzeyi yüksek olan lisedeki öğretmen, öğrencileri biçimlendirici ve düzey belirleyici değerlendirmeye tabi tutarken; diğer lise öğretmeni sadece düzey belirleyici değerlendirme kullandığını ve değerlendirme yaparken öğrencilerin okul ve sınıf kurallarına uyma durumunu da göz önünde bulundurduğunu vurgulamıştır. Ayrıca öğretmenler üniteyi işlerken karşılaştıkları sorunların çözümüne paralel doğrultuda bazı önerilerde bulunmuşlardır. Sonuç olarak, farklı anadolu liselerinde dokuzuncu sınıf öğrencilerinin ısı-sıcaklık ünitesini günlük yaşamla ilişkilendirmelerinde öğretmen faktörünün yanı sıra öğretim süreci ve ölçme-değerlendirme yöntemlerinin etkili olduğuna ulaşılmıştır.
Yenilenen ortaöğretim 9. sınıf fizik ders kitabının öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi: Adana ili örneği
Yeni hazırlanan ders kitaplarının olası eksikliklerini belirlemek ve bu eksikliklerin giderilerek kitabın faydasının artırılması için çalışmalar yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Özel durum çalışmasının kullanıldığı bu araştırmanın amacı 2013 yılında tekrar düzenlenen 9. sınıf fizik ders kitabının, bu dersi okutan öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi ve ortaya çıkabilecek eksikliklerin giderilmesi için çözüm önerilerinin geliştirilmesidir. Bu amaçla Adana'da devlete ait iki Anadolu Lisesi ve üç tane de Özel Fen ve Anadolu lisesinde gönüllü seçilen beş öğretmenle çalışmalar yürütülmüştür. Gözlemler mayıs ayı içinde her bir öğretmenin üç ders saati olmak üzere toplam 15 ders saati yapılmıştır. Derslerin bitmesi beklenerek haziran ayı içinde de yarı yapılandırılmış mülakatlarla öğretmenlerin görüşleri alınmıştır. Elde edilen bulgulardan öğretmenlerin beceri kazanımlarına önem vermedikleri, özellikle ders saatinin yetmemesi neden gösterilerek etkinliklerin yapılamadığı gözlenmiştir. Ayrıca ders kitabındaki çözümlü örneklerin ve ünite arkasındaki soruların sayısının çok az olmasının yanı sıra öğrenci seviyesinin yükseldiği sınıflarda öğrencilere basit geldiği gerekçesiyle kitabın kullanımı azalarak hiç kullanılmamaya kadar gittiği ve bunun yerine alternatif başka kitapların kullanıldığı belirlenmiştir. Etkinliklerin yapılabilmesi için fizik ders saatinin artırılması, başarı seviyesi yüksek öğrenci grupları için zorluk düzeyi ve soru sayısı artırılmış alternatif bir ders kitabının hazırlanması önerilmiştir.
Fizik proje çalışmalarına katılan lise öğrencilerinin fizik dersine karşı tutumlarındaki gelişmeler
Bu çalışmanın amacı, fizik proje çalışmalarına katılan lise öğrencilerinin, fizik dersine yönelik tutumlarındaki gelişmeleri, nitel araştırma metotları temelinde araştırmaktır. Araştırma Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Ankara ili Altındağ ilçesindeki özel bir okulda öğrenim gören 9,10 ve 11.sınıf öğrencilerine uygulanmıştır. Çalışmada, öğrencilerle, sekiz ay süren, proje tabanlı öğretimi temel alan fizik projeleri üretilmiştir.Araştırmada nitel araştırmalar için çeşitleme metodu kullanılmıştır. Öğrencilerle beraber bir çalışma alanı oluşturulmuş ve kişi- alan gözlemi yapılmıştır. Araştırmada, katılımlı ve katılımsız gözlemde bulunulmuştur. Fizik proje çalışmaları öncesinde öğrencilere, fizik dersine yönelik tutum ölçeği ön test olarak uygulanmıştır. Uygulamadan sonra ise aynı test, süreç sonunda, kamera kayıtlı grup-odak görüşmeden önce yeniden uygulanmıştır. Fizik dersine yönelik tutum anketinden elde edilen veriler SPSS veri analiz programıyla yorumlanmıştır. Proje çalışmalarının ortalarında öğrencilere, nitel araştırma temelli, yarı yapılandırılmış, açık uçlu sorular içeren el yazılı mülakat formu uygulanmıştır. Proje çalışmalarının bitiminde, öğrencilerle, kamera kayıtlı, yarı yapılandırılmış, açık-uçlu sorular yoluyla grup-odak görüşme yapılmıştır. Çalışma sürecinde gözlemlenen durumlar yorumlanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler içerik analizi ve betimsel analiz yoluyla irdelenmiştir.Çalışma sonunda görülmüştür ki, fizik proje çalışmaları, öğrencilerin fizik dersine yönelik tutumlarını olumlu yönde geliştirmiştir.
Ortaöğretim 9.sınıf öğrencilerinin elektrik ve manyetizma ünitesine hazır bulunuşluk düzeylerini tespit edecek ölçme aracı geliştirilmesi
Bu araştırmanın amacı; 9.sınıf öğrencilerinin, elektrik ve manyetizma konusundaki bilişsel hazır bulunuşluk seviyelerini belirlemede kullanılabilecek, geçerliliği ve güvenirliği çeşitli istatistiksel çalışmalarla ortaya konmuş, nitelikli bir ölçme aracı geliştirmektir. Bu sayede öğretmenler, öğrencilerini tanıma, öğretimi planlama ve öğretim hedeflerini tespit etme konularında öğrencileri ile ilgili ihtiyaç duydukları verileri elde edebileceklerdir.Çalışmanın başında, 9.sınıf fizik dersi programından elektrik ve manyetizma ünitesine ait kazanımlar incelendi. Bu kazanımlara alt yapı oluşturacak ilköğretim 6,7 ve 8. sınıflar ?Yaşamımızdaki Elektrik? ünitelerinin kazanımları uzman görüşü doğrultusunda belirlendi. Bu kazanımlara yönelik hazırlanan soruların oluşturduğu ilk test kapsam geçerliği için uzman görüşlerine sunuldu. Bu aşamada düzeltilmesi gereken maddeler düzeltildi. Son hali verilen test ön deneme grubu olarak seçilen 95 öğrenciye uygulandı. Elde edilen verilerle test maddelerinin ayırt edicilik ve güçlük indeksleri hesaplandı. Bu indeksleri istenen değerde olmayan maddeler düzeltilerek son test elde edildi. Son test ise yine örneklem olarak seçilen 100 tane 9. sınıf öğrencisine uygulandı.Elde edilen yeni verilerle madde istatistikleri hesaplanmış ayırıcılık gücü düşük maddeye rastlanmamıştır. Son testte yer alan maddelerin ortalama ayırt edicilik indeksi 0,38 ortalama güçlük indeksi ise 0,54 olarak bulunmuştur.Ölçme aracının güvenirliğini belirlemek için Cronbach'ın Alpha katsayısı yöntemi kullanılmış ve test maddelerinin güvenirliği 0,741 olarak bulunmuştur. Bu sonuçlar ile testin kullanılabilir olduğu sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Elektrik ve manyetizma, hazır bulunuşluk, ölçme aracı
Fen bilgisi öğretmen adaylarının fizik dersine yönelik kaygı düzeylerinin belirlenmesi ve fizik kaygısı ile başa çıkma yaklaşımları
Bu araştırmada, Fen bilgisi öğretmen adaylarının kaygı düzeyleri ile çeşitli değişkenler (cinsiyet, mezun olunan lise türü, öğrenim gördüğü üniversite, ailenin eğitim durumu ve akademik başarı puanı) arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Ayrıca Fen bilgisi öğretmen adaylarının fizik dersinde kaygı nedenlerini belirlemek ve fizik dersine yönelik kaygılarını azaltmak için görüşlerinin araştırılması da amaçlanmıştır. Bu amaçla, araştırmada nicel ve nitel veriler toplanmış, araştırma problemlerine cevap aramak için karma bir desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Fırat Üniversitesi ve İnönü Üniversitesi'nde Eğitim fakültesinde öğrenim gören 349 Fen bilgisi öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerini elde etmek için Şahin, Çalışkan ve Dilek (2015) tarafından geliştirilen "Fizik Kaygı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde değişkenler ile kaygı puanı arasındaki ilişkiyi analiz etmek için standart sapma, aritmetik ortalama, yüzde, bağımsız t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. İstatistiksel analiz SPSS 22.0 paket programı ile yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Fen bilgisi öğretmen adaylarının cinsiyet değişkenine göre fizik kaygı puanları istatistiksel olarak anlamlıdır. Ayrıca, fizik kaygı puanı ile fizik dersi akademik başarı puanı arasında başarılı Fen bilgisi öğretmen adayları lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır. Fen bilgisi öğretmen adaylarının fizik kaygı puanları arasında üniversite, lise türüne ve ebeveyn eğitim durumu değişkenine göre anlamlı bir fark olmadığı bulunmuştur. Bununla birlikte, Fen bilgisi öğretmen adayları fizik kaygısının nedenlerini öğretmenlerine, fizik formüllerine, fizik konularına, kişisel algılarına, kendi kaygı düzeylerine ve temel bilgi eksikliğine bağlamışlardır. Araştırmanın nitel bölümünde, öğretmen adaylarının fizik dersine yönelik kaygıları ile başa çıkma yaklaşımlarına ilişkin görüşlerini almak için Fırat Üniversitesi'nde öğrenim gören 19 Fen bilgisi öğretmen adayı ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Fen bilgisi öğretmen adaylarının fizik dersine yönelik kaygıları ile başa çıkmak için kullandıkları yöntemlerin (düzenli çalışmak, olumsuz konuşan arkadaşlardan uzaklaşmak, öğretmenden destek almak) kaygılarını azaltmada etkili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Fizik, Kaygı, Fizik Kaygısı
Sezgiye dayalı fizik soruları ve deneylerinin, öğrenci başarısına ve tutumuna etkisi
Bu araştırma, ortaöğretim seviyesinde verilen fizik dersinde sezgiye dayalı fizik (SDF) soruları ve deneylerinin kullanılmasının öğrenci başarısı ve tutumuna etkisini incelemek amacı ile yapılmıştır. Bu çalışma, kontrol gruplu ön test-son test modeline uygun yarı deneysel bir çalışmadır.Üç öğrenci grubu ile yapılan bu araştırma, Ankara'da bulunan bir özel lisede yürütülmüştür. 60 öğrenci ile yapılan 5 haftalık çalışma süresinde bir deney grubu, iki de kontrol grubu oluşturulmuştur. Sınıflar tesadüfi örneklem yöntemiyle, 11 sınıflardan 3 şube deney ve kontrol gruplarına atanmıştır.Araştırmada iki farklı öğretim yöntemi kullanılmıştır. Bunlar; (1) sezgiye dayalı fizik (SDF) soruları ve deneyleri eşliğinde ders anlatımı ve (2) geleneksel öğretim yöntemi. Çalışmada ilk olarak, elektrik akımı konusu ile ilgili başarı testi ve sezgiye dayalı fizik soruları geliştirildi. Daha sonra ilgili deneyler tasarlandı ve Taşlıdere (2002) tarafından hazırlanan tutum ölçeği elektrik konusuna uyarlandı. Başarı testinin oluşturulmasında, Milli Eğitim Bakanlığının lise müfredatı ve okutulan kitaplar göz önüne alındı.Başarı testi, 2009-2010 öğretim yılı ilkbahar döneminde Ankara'daki bir özel okulda okuyan ve konuyu bilen 50 öğrenciye pilot çalışma olarak uygulandı. Tez danışmanının fikirleri doğrultusunda gerekli düzeltmeler yapıldı. Deneysel çalışmaya başlamadan önce yapılan fizik başarı testi (FBT)'ine verilen cevaplardan, testin güvenirliği 0,80 olarak hesaplandı. Deney ve kontrol grupları, son testten toplanan verilerle karşılaştırıldı. SDF soruları ve deneyleri eşliğinde yürütülen derslerin daha fazla ilgi çektiği, öğrenci başarısını artırmada ve tutumlarını olumlu değişiklik yapmada etkili olduğu görüldü.
Fizik, kimya ve biyoloji öğretmen adaylarının bilimin doğasına ilişkin görüşleri, değerleri ve akademik başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada ortaöğretim fen matematik alanları eğitimi bölümünde öğrenim görmekte olan Fizik, Kimya ve Biyoloji öğretmen adaylarının akademik başarıları, değerleri ve bilimin doğasına ilişkin görüşleri arasındaki ilişki incelendi. Veriler 2009-2010 akademik yılı 2. döneminde Ankara'da yer alan 1 devlet üniversitesinin 4. ve 5. sınıf fizik, kimya ve biyoloji eğitimi bölümünde öğrenim görmekte olan 105 öğrenci ve 67 tezsiz yüksek lisans öğrencisinden toplandı. Öğretmen adaylarının bilimin doğasına ilişkin görüşleri tutum ölçeği, değerlere ilişkin görüşleri ise ?Allport Vernon Lindzey Değerler Testi? ile ölçüldü. Akademik başarının göstergesi olarak öğrencilerin genel not ortalamaları kullanıldı. Araştırma sonuçlarına göre; fizik, kimya ve biyoloji öğretmen adaylarının akademik başarıları arasında cinsiyet açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görüldü. Kızlar erkeklere göre akademik olarak daha başarılıdır. Kimya ve biyoloji öğretmen adaylarının akademik başarıları ile değerlere ilişkin görüşleri arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı değil iken Fizik öğretmen adaylarında akademik başarıları ile politik değere ilişkin görüşleri arasında anlamlı ve negatif bir ilişki vardır. Ayrıca analiz sonuçları fizik ve kimya öğretmen adaylarının bilimin doğasına ilişkin görüşleri ile değerlere ilişkin görüşleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığını göstermektedir. Fakat biyoloji öğretmen adaylarının politik değere ilişkin görüşü ve bilimin doğasına ilişkin görüşleri arasında negatif yönlü bir ilişki vardır. Biyoloji ve fizik öğretmen adaylarının bilimin doğasına ilişkin görüşleri arasında cinsiyet açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark yok iken kimya öğretmen adaylarında anlamlı bir fark vardır.
Lise fizik dersi öğretim programlarının Newton ve Kuantum paradigmaları perspektifinden değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, Lise 9-12. sınıflar fizik dersi öğretim programlarını, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi liselerde görev yapan fizik öğretmenlerinin görüşlerine dayalı olarak, newton ve kuantum paradigmaları ekseninde değerlendirmektir. Araştırmada ayrıca, öğretmenlerin, sözü geçen programlar hakkındaki görüşlerine ek olarak, bilginin kaynağı ve elde edilmesine ilişkin görüşleri ile bu görüşlerin çeşitli değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi de amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni, 2013–2014 eğitim-öğretim yılında, Adana, Bartın, Elazığ, Hatay, Kayseri, Malatya, Trabzon il merkezlerindeki resmi liselerde görev yapan fizik öğretmenlerini kapsamaktadır. Örneklem ise, evrende yer alan ve araştırma ölçekleri doldurmayı kabul eden toplam 290 fizik öğretmeninden oluşturulmuştur. Betimsel nitelikte ve tarama modelinde olan araştırmada, veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen ölçekler ile elde edilmiştir. Bunlardan birincisi bilginin kaynağı ve elde edilmesine yönelik öğretmen görüşleri ölçeği; ikincisi ise, Lise 9-12. sınıflar fizik dersi öğretim programlarına ilişkin öğretmen görüşleri ölçeğidir. Araştırmada veriler, SPSS paket programı aracılığıyla çözümlenmiştir. Verilerin çözümlenmesinde, frekans, yüzde, aritmetik ortalama, "t" testi ve "Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA)"; Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H testleri kullanılmıştır. Araştırmada, verilerin analizinden elde edilen bulgular ve bulgulara dayalı ulaşılan sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: Araştırmaya katılan lise fizik öğretmenleri, epistemolojinin nesnel bilgi boyutunda bilginin kaynağı ve elde edilmesine ilişkin olarak; bilginin, deney ve gözlemle elde edildiği görüşündedirler. Öğretmenler, bilginin kaynağını ise sırayla, maddi evren, akıl ve deneyim olarak sıralamaktadırlar. Araştırmaya katılan lise fizik öğretmenlerinin, epistemolojinin nesnel bilgi boyutunda, pozitivist ve newton paradigmasına yakın, nesnel bilgi anlayışına sahip oldukları belirlenmiştir. Araştırmada, kıdemli fizik öğretmenlerinin, bilginin kaynağını deneyim olarak gördükleri, lisans mezunu fizik öğretmenlerinin, doktoralı olanlara göre, nesnel bilgi anlayışına daha yakın oldukları ve eğitim fakültesi mezunu fizik öğretmenlerinin, evrenin yapısı konusunda newton paradigmasına daha yakın görüşlere sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmaya katılan lise fizik öğretmenleri, epistemolojinin öznel bilgi boyutunda bilginin kaynağı ve elde edilmesine ilişkin olarak; öznel bilgi anlayışını benimsemekte ve evrenin yapısı konusunda ise kuantum paradigmasına yakın görüşlere sahiptirler. Bununla birlikte, epistemolojinin öznel bilgi boyutunda, kadın fizik öğretmenleri, yüksek lisans mezunu fizik öğretmenleri ile Anadolu Lisesinde görev yapan fizik öğretmenlerinin, öznel bilgi anlayışına daha yakın görüşlere sahip oldukları belirlenmiştir. Araştırmada, holistik bilgi boyutunda; katılımcı lise fizik öğretmenlerinin, epistemolojik olarak holistik bir anlayışa sahip oldukları saptanmıştır. Öğretmen görüşleri değişkenlere göre ele alındığında, kadın fizik öğretmenleri, Meslek Lisesinde görev yapan fizik öğretmenleri ile hizmet-içi eğitime katılmayan fizik öğretmenlerinin, holistik görüşe daha yakın oldukları belirlenmiştir. Araştırmada, öğretmenlerin, hem nesnel hem de öznel bilgi anlayışlarını benimsemeleri ve newton ile kuantum paradigmalarının birisine taraf olmaktan kaçınmaları da, onların epistmolojik olarak holistik bilgi anlayışına sahip olduklarınını göstermektedir. Sonuç olarak, araştırmaya katılan lise fizik öğretmenlerinin, epistemolojik olarak newton veya kuantum paradigmalarından birine taraf olmak yerine, her iki anlayışa da yer veren "holistik" orta bir yolu benimsediklerinin işareti kabul edilmiştir. Öğretmenlerin epistemolojik olarak holistik bilgi anlayışına sahip olmaları, bilinçli bir tercih olabileceği gibi, konuyla ilgili bilgi yetersizliğine de bağlı olabilir. Ancak sebep ne olursa olsun, öğretmenlerin epistemolojik olarak holistik bilgi anlayışına sahip olmaları, hem nesnel hem de öznel bilgi anlayışına yer veren; newton kadar kuantum paradigmasından da izler taşıyan, Lise 9-12. sınıflar fizik dersi öğretim programının doğasına uygun şekilde uygulamabilmesi için önemlidir. Araştırmaya katılan lise fizik öğretmenlerine göre, LFDÖP (Lise Fizik Dersi Öğretim Programı), temelde, ne sadece Newton ve ne de kuantum paradigmasına göre değil; her iki paradigma da dikkate alınarak geliştirilmiştir. Araştırmada, lisans mezunu fizik öğretmenleri de, doktora yapan fizik öğretmenlerine göre LFDÖP'dan daha fazla yararlanmata oldukları belirlenmiştir. Ayrıca, Fen Lisesinde görev yapan fizik öğretmenleri, Meslek Lisesinde görev yapanlara göre, LFDÖP'nı kuantum anlayışına daha yakın bulmuşlardır. Araştırmada, LFDÖP öğelerine yönelik olarak, program kazanımlarının belirlenmesi konusunda, öğretmenlerin, holistik bir anlayışa sahip oldukları belirlenmiştir. Ancak araştırmaya katılan lise fizik öğretmenleri, MEB( Milli Eğitim Bakanlığı)'in program kazanımlarını belirlemesi ile bu sürece öğrenci katılımına da sıcak bakmadıkları söylenebilir. Öğretmenler, program kazanımlarının belirlenmesini, okul bazında ve öğretmen, yönetici ve velilerin katılımıyla gerçekleştirilmesi görüşüne katılmışlardır. Öğretmenler, LDFÖP Kazanımları için öngörülen süreyi yetersiz görmüşlerdir. Araştırmaya katılan lise fizik öğretmenlerinin, LFDÖP içeriğine ilişkin olarak öznel bilgi anlayışına daha yakın oldukları belirlenmiştir. Öğretmenler, LFDÖP öğrenme-öğretme sürecinde, fizik derslerini, öğrenci odaklı, etkileşimli ve tartışmaya dayalı olarak işlemektedirler. Ancak öğretmenler, dersleri, öğrencilerin yaratıcılığını geliştirici ve kendi bilgilerini inşa edecek tarzda işletememektedirler. Araştırmaya katılan lise fizik öğretmenleri, LFDÖP ölçme-değerlendirme öğesini, kısmen de olsa programın öngördüğü şekilde uygulamaktadırlar. Sonuç olarak araştırmaya katılan lise fizik öğretmenlerinin, epistemolojik olarak holistik bilgi anlayışına sahip olmaları, LFDÖP'nın uygulamadaki etkililiği bakımından önemli bir avantaj olarak görülebilir. Çünkü bir öğretim programının, gerek geliştirilme aşamasında gerekse uygulanma sürecinde epistemoloji çok önemli bir değişkendir. Nitekim öğretim sürecinin her aşamasının, gerek öğretmen gerekse öğrenenlerin epistemolojik inanç, görüş ve eğilimlerinden etkilendiği bilinmektedir. Dolayısıyla bu önemine binaen, MEB'in, LFDÖP'nın uygulamadaki etkililiğini artırmak üzere, fizik öğretmenlerini, epistemolojik bilgi, inançlar açısından geliştirecek önlemleri alma ve gerekli düzenlemeleri yapmasında yarar vardır. Anahtar Kelimeler: Ortaöğretim Fizik Öğretim Programı, Epistemoloji, Newton Paradigması, Kuantum Paradigması, Fizik Öğretmenlerinin Görüşleri, Program Değerlendirme.
Kavramsal metinlere dayalı tartışma yönteminin öğrencilerin elektriksel potansiyel enerji ve elektriksel potansiyel konularındaki başarılarına etkisi: Gazi Eğitim Fakültesi Fizik Eğitimi ikinci sınıf öğrencileri örneği
Bu yüksek lisans tez çalışmasının amacı, kavramsal metinlere dayalı tartışma yönteminin Gazi Üniversitesi Fizik Öğretmenliği ikinci sınıf öğrencilerin ?elektriksel potansiyel enerji (EPE)? ve ?elektriksel potansiyel (EP)? konularındaki başarılarına etkisini araştırmaktır. Çalışma, 2010 ? 2011 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde, Gazi Üniversitesi Fizik Öğretmenliği anabilim dalında öğrenim görmekte olan 26 ikinci sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Çalışma, tek grubun ele alındığı özel durum çalışmasına örnektir.Çalışmada, ölçüm aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen ve 10 açık uçlu sorudan oluşan ?Elektriksel Potansiyel Enerji ve Elektriksel Potansiyel Kavramları Başarı Testi (EPEEPKBT)? kullanılmıştır. Çalışma grubunun ?EPE? ve ?EP? konularındaki ön bilgilerinin, EPEEPKBT ile ölçülmesinin ardından bu konuların öğretiminde kullanılmak üzere Paul Hewitt'in öne sürdüğü kavramsal yaklaşıma uygun 5 kavramsal metin geliştirilmiştir. Geliştirilen kavramsal metinler, öğrencilerin ön testte zorlandıkları kavramların öğretimine ve ilgili konulara yönelik alan yazında yer alan kavram yanılgılarının iyileştirilmesine yöneliktir. Kavramsal metinlere dayalı tartışma yönteminin 3 haftalık (6×3=18 ders saati) uygulama süresinin ardından ön test olarak kullanılan EPEEPKBT, son test olarak tekrar uygulanmıştır.Çalışmada, kavramsal metinlere dayalı tartışma yönteminin öğrencilerin ?EPE? ve ?EP? konularındaki başarılarına etkisini araştırmak için ön ve son başarı test sonuçlarının analizi nicel veri analiz yöntemlerinden ?betimsel analiz? yöntemiyle yapılmıştır. Testlerin betimsel analizi yapılırken, öğrencilerin cevapları ?Doğru Bilgi?, ?Kısmen Doğru Bilgi?, ?Yanlış Bilgi? ve ?Anlaşılamayan İfadeler? olmak üzere dört gruba ayrılmış ve her bir grupta yer alan ifadelerin frekans analizlerine bakılmıştır. Araştırmada ayrıca araştırmacı tarafından geliştirilmiş dereceli puanlandırma anahtarı (rubrik) kullanılarak öğrencilerin uygulama öncesi ve sonrası başarı puanları 100 üzerinden hesaplanmış, ardından öğretimin standart g kazanım puanı () belirlenmiştir. Çalışmada = 0,44 değeri elde edildiğinden kavramsal metinlere dayalı tartışma yönteminin öğrencilerin ?elektriksel potansiyel enerji? ve ?elektriksel potansiyel? konularındaki başarılarına etkisinin orta düzeyde olduğu belirtilebilmektedir.Anahtar Kelimeler: Fizik Eğitimi, Kavramsal Yaklaşım, Kavramsal Metinler, Tartışma Yöntemi
Elektrik akımı konusunda yanlış kavramalar ve bunların giderilmesinde analojilerle desteklenmiş proje tabanlı öğrenme yönteminin etkisi
Bu çalı?manın amacı, fen bilgisi öğretmenliği anabilim dalındaki öğrencilerinelektrik akımı konusundaki yanlı? kavramalarını çe?itli ölçme teknikleriyle belirlemekve yanlı? kavramaların giderilmesinde Analojilerle Desteklenmi? Proje TabanlıÖğrenme (ADPTÖ) yönteminin etkisini Geleneksel Öğrenme (GÖ) yöntemiylekar?ıla?tırmaktır. Bununla birlikte, ADPTÖ yönteminin yanlı? kavramaların giderilmesive ba?arıya etkisini Elektrik Akımı Kavram Testi (EAKT) puanlarıyla, fizik dersitutuma etkisini ise Fizik Dersi Tutum Ölçeği (FDTÖ) puanlarıyla belirlemektir.Çalı?manın örneklemini Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi ?lköğretimBölümü Fen Bilgisi Öğretmenliği Lisans Programında öğrenim gören iki farklı ?ubedekitoplam 80, 1. sınıf öğrencileri olu?turmaktadır. E?itlenmemi? kontrol gruplu deseninkullanıldığı çalı?ma, 2009-2010 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde yer alan GenelFizik-II dersi müfredatına göre gerçekle?tirilmi?tir. Elektrik Akımı konusu; deneygrubuna ADPTÖ yöntemine göre, kontrol grubuna ise GÖ yöntemine göre anlatıldı.Çalı?mada veri toplamak amacıyla; öğrencilerin elektrik akımı konusundaki yanlı?kavramaları belirlemek için ?Kavram Haritası Tekniği? ve ?Yarı Yapılandırılmı?Görü?me Tekniği? kullanıldı. Bununla birlikte gruplara EAKT ile FDTÖ ön test ve sontest olarak, ?Bilimsel ??lem Beceri Testi? (B?BT) ise ön test olarak uygulandı.Çalı?manın alt problemlerinin analizine yönelik olarak nitel boyutunda betimselanaliz tekniği, nicel boyutunda ise bağımsız gruplar t-Testi, bağımlı gruplar t-Testi vetek faktörlü kovaryans analizi (ANCOVA) yapılarak sonuçlar değerlendirildi. Bunagöre yarı yapılandırılmı? görü?meler ve kavram haritaları modeli etkinliği sonucunda;doğru akım, ölçü araçları ve alternatif akım konularında birçok yanlı? kavrama ortayavçıkarıldı. Her yanlı? kavrama kategoriler altında toplanarak; doğru akım konusunda 22,ölçü araçları konusunda 6 ve alternatif akım konusunda 19 olmak üzere toplamda 47yanlı? kavrama cümlesi tespit edildi. Bu yanlı? kavramalardan hareketle doğru akımkonusunda 9, ölçü araçları konusunda 2 ve alternatif akım konusunda 4 olmak üzeretoplam 15 basit analoji hazırlandı.Diğer yandan öğrencilerin EAKT'den aldıkları puanların uygulanan yöntemleregöre kar?ıla?tırılmasına ili?kin uygulama öncesinde grupların elektrik akımıkonusundaki ön bilgileri arasında bir farklılığın olmadığı, uygulama sonrasında isefarklılığın deney grubu lehine olduğu belirlendi. Elde edilen bu sonuç, elektrik akımıkonusunun ADPTÖ yöntemine göre anlatımının GÖ yöntemine göre daha faydalı veöğretici olduğuna i?aret etmektedir. Diğer yandan uygulama öncesi ve sonrasındaEAKT'den alınan puanlar cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir.Öğrencilerin FDTÖ'den aldıkları puanların uygulanan yöntemlere görekar?ıla?tırılmasına ili?kin grupların fizik dersi tutum ön test puanları arasında birfarklılığın olmadığı, son test puanları arasında ise farklılıkların olduğu tespit edildi.Uygulama sonrasında grupların fizik dersine yönelik tutumlarının olumlu yöndedeği?tiği ve bu deği?imin deney grubu lehine olduğu belirlendi.Uygulama öncesinde gruplarda elektrik akımındaki kavramlara yönelik birtakımyanlı? kavramalar belirlendi. Uygulama sonrasında yanılgıların deney grubundaçoğunlukla giderildiği, kontrol grubunda ise giderilemeyip devam ettiği belirlendi.Sonuç itibariyle eğitimin her alanında kaliteli ve sistemli bir eğitim vermek amaç ise;öncelikli olarak öğrencilerde var olan yanlı? kavramalar ile kaynaklarının tespitedilmesi ve bu yanlı? kavramaların giderilmesi için uygun materyallerin geli?tirilmesigerekmektedir. Bununla birlikte geli?tirilen bu materyallerin çe?itli strateji veyöntemlere uygun bir ?ekilde anlatılarak öğrencilerin yanlı? kavramaları giderilmeyeçalı?ılmalıdır.Anahtar Kelimeler: Analojilerle Desteklenmiş Proje Tabanlı Öğrenme Yöntemi,Elektrik Akımı, Yanlış Kavrama, Yanlış Kavramaların Giderilmesi, Başarı, Tutum
Fen öğretimi laboratuar dersi fizik deney gruplarının işbirlikli öğrenme etkinliklerinin incelenmesi
Bu araştırma ile İşbirlikli Öğrenme Yöntemi İle Geleneksel Öğrenme Yönteminin, Üniversite Öğrencilerinin Fen Öğretimi Laboratuar dersindeki laboratuara karşı tutumları, öğrencilerin bilimsel ve sosyal becerileri üzerindeki etkileri incelenmiştir.Araştırmanın örneklemini Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen ve Teknoloji Öğretmenliği 3.sınıfta okuyan 99 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada karma araştırma deseni uygulanmıştır. Araştırma Fen ve Teknoloji Öğretmenliğinde okumakta olan 3.sınıf öğrencilerinden bir deney bir kontrol grubu rastgele oluşturularak gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri tutum ölçeği, gözlem formu ve yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Verilerinin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma, ve t testi kullanılmıştır. Görüşmeler ses kayıt cihazı ile gözlemler ise video kamera ile kayıt altına alınmıştır. Görüşmelerin analizinde içerik analiz yöntemi kullanılmıştır.Araştırma bulgularına göre; Fen Öğretimi Laboratuar dersinde öğrencilerin laboratuara karşı tutumlarında işbirlikli öğrenme yöntemi ile geleneksel öğrenme yöntemi arasında anlamlı bir farka rastlanılmamıştır. Gözlem formu analiz edildiğinde alt boyutların her birinde işbirlikli öğrenme yönteminin geleneksel öğrenme yöntemine göre daha olumlu etkilerinin olduğu belirlenmiştir. Yapılan görüşmelerde ise, işbirlikli öğrenme yöntemini öğrencilerin akademik ve sosyal yönlerden faydalı bulduğu ancak yöntemin tutumlarında bir değişiklik meydana getirmediği sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: İşbirlikli Öğrenme Yöntemi, Fen Öğretimi, Laboratuar, Fizik Deney Grupları, Tutum, Gözlem ve Görüşme.
Türkiye'de TIMSS 2015 uygulamasına katılan 4. sınıf öğrencilerinin fizik başarısının öğrenci ve aile özellikleri açısından incelenmesi
Bu çalışmada 2015 Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması (TIMSS 2015) uygulamasında ele alınan öğrenci ve aile faktörlerinin Türkiye'deki 4. sınıf öğrencilerinin fizik başarıları ile nasıl bir ilişki içerisinde olduğunun incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma grubunu Türkiye' den TIMSS 2015 katılımcısı 6341 4. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Uluslararası Eğitimsel Başarıyı Değerlendirme Birliği'nden alınan veriler kullanılmıştır. Verilerin içeriğinde öğrenci ve aile özellikleri ve fizik başarı puanları yer almaktadır. Öğrencilerin fizik başarılarını etkileyen faktörleri tespit etmek için çok değişkenli regresyon analizi kullanılmıştır. Bu kapsamda bağımlı değişken öğrenci fizik başarısı; bağımsız değişkenler ise öğrenci ve aileye ait 21 değişken olmuştur. Araştırma bulgularına göre ilk aşamada sekiz değişkenden oluşan öğrenciye ait değişkenler girilmiştir. Bu değişkenler TIMSS 2015 4.Sınıf fizik başarısının %31,6'sını açıklamaktadır. İkinci aşamada 13 değişkenden oluşan aileye ait değişkenler girilmiştir. İki aşamadan oluşan tüm model fizik başarısındaki toplam varyansın %49,3'ünü açıklamaktadır. Son modelde öğrenciye ait değişkenlerin tümünün bağımlı değişken üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu görülürken aileye ait 13 değişkenden okul öncesi erken okuryazarlık etkinlikleri yaptırma düzeyi, ebeveynin okula ilişkin algı düzeyleri ve ebeveynin matematik ve fene karşı tutum düzeyi dışında kalan değişkenlerin anlamlı bir yordayıcı olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin fen dersinde kendine güvenme düzeyi, ebeveynin eğitim seviyesi, ebeveynin eğitim beklentisi, evde test dili konuşma sıklığı değişkenlerinin ise fizik başarısına en fazla katkı sağlayan değişkenler olduğu tespit edilmiştir.
Yeni 9. sınıf fizik dersi müfredat programının fizik öğretmenleri tarafından değerlendirilmesi (Mersin ili örneği)
Araştırmanın amacı, 2008?2009 eğitim-öğretim yılında, ülke genelinde uygulanmaya başlanan 9.sınıf fizik dersi öğretim programını, öğretmen görüşlerine dayanarak değerlendirmektir.Araştırmadaki veriler, tarama modeli kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2008?2009 öğretim yılında 9. Sınıflara fizik dersi vermiş Mersin il merkezi ve ilçelerinde görev yapan 80 fizik öğretmeni oluşturmaktadır. Uygulanmasına yeni başlanan bu programla ilgili öğretmenlerin görüşlerini almak için 80 fizik öğretmenine toplam 69 sorudan oluşan anket uygulanmıştır. Anket verilerinin analizinde istatistik teknikler kullanılmıştır.Araştırmanın sonucunda öğretmenler, Ortaöğretim Fizik Dersi 9.Sınıf Öğretim Programını, eski öğretim programının eksiklik ve aksaklıklarını gidermesi, öğrencileri yüksek öğrenime hazırlaması, diğer derslerle paralellik teşkil etmesi, okulların fiziki şartlarının, donanımının yeterliliği ve ders saati için ayrılan sürenin yeterliliği konusunda olumsuz görüş belirtmişlerdir. Ortaöğretim Fizik Dersi 9.Sınıf Öğretim Programının, Fen ve Teknoloji dersinin devamı olması, yaşamdaki olayları baz alarak hazırlanması ve uygulanması için öğretmenlerin mesleki yeterliliğe sahip olması konularında ise olumlu görüş belirtmişlerdir.Anahtar Kelimeler: Öğretim Programı, Program Geliştirme, Yeni Ortaöğretim Fizik Dersi 9.Sınıf Öğretim Programı,
Yeni öğretim programına göre hazırlanan ortaöğretim 9. sınıf fizik ders kitabının öğretmen görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi: Kocaeli ili örneği
Eğitim materyalleri içerisinde ders kitapları önemli bir yere sahiptir. Ders kitapları çağın gereklerine göre hazırlanmalıdır. Bu araştırmanın temel amacı: 2007 yılında yenilenen fizik öğretimi programına uygun olarak hazırlanan dokuzuncu sınıf fizik ders kitabını görsel tasarım, içerik, dil ve anlatım, ölçme ve değerlendirme açısından öğretmen görüşlerinin neler olduğunun belirlenmesidir.Bu amaç doğrultusunda hazırlanan 57 soruluk kitap değerlendirme ölçeği farklı okullarda görev yapan 88 öğretmene uygulanmıştır. Araştırma sonucunda; öğretmenler dokuzuncu sınıf fizik ders kitabına görsel tasarım, içerik, dil ve anlatım, ölçme ve değerlendirme açısından 5 üzerinden ortalama 3,02 puan vermişlerdir. Bu sonuç Milli Eğitim Bakanlığı'nın kriterleri olan 4,5 puandan daha az olduğu için kitabın öğretmenlerin beklentisini karşılayacak nitelikte olmadığı anlaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Öğretim programı, fizik eğitimi, ders kitabı.
Anadolu lisesi öğrencilerinin liseye giriş sınavındaki fen netleri , fizik dersine yönelik tutumları , akademik başarı ve bilimsel süreç becerileri arasındaki ilişki:Ankara ili Elmadağ ilçesi örneği
Bu araştırmanın amacı, Anadolu Lisesi öğrencilerinin liseye giriş sınavındaki fen netleri , fizik dersine yönelik tutumları , akademik başarı ve bilimsel süreç becerileri arasındaki ilişkinin yönünün ve düzeyinin ne olduğunu incelemektir.Çalışma 2009 ? 2010 eğitim öğretim yılı birinci döneminde Ankara ili Elmadağ ilçesindeki Gazi Şahin Anadolu lisesinde öğrenim görmekte olan toplam 122 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öğrencilerin fizik dersine yönelik tutumlarını ölçebilmek için 36 maddeden oluşan beşli Likert tipi fizik tutum ölçeği , bilimsel süreç beceri düzeylerini belirlemek için 16 sorudan oluşan bilimsel süreç becerileri testi , fizik dersindeki akademik başarılarını belirlemek için ölçeğin uygulandığı dönem olan 2009-2010 eğitim öğretim yılının 1. dönemine ait fizik dersi not çizelgeleri ve liseye giriş sınavındaki fen netleri için ise öğrencilerin sınav sonuç belgeleri kullanılmıştır.Araştırmanın alt problemlerine cevap bulabilmek için ise SPSS 10.0 programı kullanılmıştır.Yapılan istatistiksel çalışmalar liseye giriş sınavındaki fen netleri yüksek olan 9.sınıf öğrencilerinin fizik dersinde akademik olarak daha başarılı olduğunu göstermektedir. Diğer taraftan aynı istatistiksel çalışmalar 9,10 ve 11. sınıf öğrencilerin fen netlerinin fizik dersine yönelik tutumlarıyla bir ilişkisi olmadığını ortaya koymaktadır.Bu durum fen netlerinin fizik dersine yönelik tutuma etkisinin olmadığını göstermektedir. Beşinci ve altıncı alt problemlerde 10. ve 11. sınıf öğrencilerinin BSB ve Fizik dersine yönelik tutumlarında MF lehine anlamlı düzeyde farklılık gözlenmiştir.Bu durum öğrencilerin doğru alan seçimi yaptıklarını gösteriyor.Aynı zamanda 10. ve 11. sınıf MF ve TM öğrencilerinin fen netlerinde bir farklılık gözlenmemiştir.Bu durum ise fen netlerinin öğrencilerin alan seçiminde etkisi olmadığını gösteriyor.Bu şekilde eğitimde önemli kararlara dayanak olan liseye giriş sınavındaki, fen bilimleri netlerine dayanarak öğrencilerin yeteneklerini kestirme ve bu netlerin öğrencilerin bilimsel süreç becerileri ,fizik dersine yönelik tutumları ve fizik dersi akademik başarıları üzerindeki etki derecelerinin incelenmesi sınavın niteliklerini arttırma çalışmalarına katkı getirecektir.
Ortaöğretim 9. sınıf fizik dersi öğretim programına ilişkin öğretmen görüşleri
Bu araştırmanın temel amacı, 2007-2008 öğretim yılından itibaren uygulamaya konulan ortaöğretim 9. sınıf fizik dersi öğretim programına ilişkin öğretmen görüşlerini incelemektir.Araştırma, tarama modelinde yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2009-2010 eğitim-öğretim yılında Ankara ili Altındağ ilçesinde bulunan ortaöğretim okullarında aktif olarak ortaöğretim 9. sınıfta fizik dersine giren öğretmenlerdir. Araştırmada verilerin toplanması amacıyla ?Fizik Dersi Öğretim Programı Ölçeği? kullanılmıştır. Verilerin analizinde, alt boyutlar ve anket geneli puanların gösteriminde katılımcıların eğitim düzeyi gruplamasında ortanca (Çeyreklikler arası sapma-Interquartile Range-IQR) diğer gruplama değişkenlerinde ise ortalama-standart sapma kullanılmıştır.Araştırmanın sonucunda, öğretmenler fizik dersi öğretim programı ?kazanımlar? ve ?içerik? boyutlarına ilişkin olumlu görüş bildirirken; ?öğrenme-öğretme durumları? ve ?ölçme-değerlendirme durumları? boyutlarına ilişkin bazı sorunlar yaşadıklarını ifade edip, kısmen olumlu görüş belirtmişlerdir. Elde edilen bulgular; Ortaöğretim 9. sınıf fizik dersine giren öğretmenlerin, programı uygularken sosyal çevre ile işbirliği yapamadıklarını, okul yönetiminden yeterli destek göremediklerini, programın getirdiği yapılandırmacı yaklaşımı başarıyla uygulamaya çalıştıklarını, etkinliklerin gerçekleştirilmesinde zaman yetersizliğinden kaynaklanan sorunlar yaşadıklarını ortaya koymaktadır. Öğretmenler programı uygularken velilerle ve sosyal çevreyle iletişim kurmakta zorlandıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca öğretmenlerin, okullardaki fizik dersine yönelik alt yapı yetersizliklerinin programın uygulanmasında olumsuzluk oluşturduğu ortaya çıkmıştır. Öğretmenler uygulamalarda genel olarak öğrencileri ile ilgili sorun yaşamadıklarını belirtmişlerdir.
9. ve 10. sınıf fizik öğretim programları hakkında dershane öğretmenlerinin görüşleri
Bu araştırmanın amacı, uygulamada olan 9. ve 10. sınıf Fizik Dersi Öğretim Programı hakkında dershane öğretmenleri bilgi kazanımları ve uygulanabilirlik açısından görüşlerini belirtmektedir. Araştırma Ankara ili dershanelerinde çalışan 10 fizik öğretmeni ile yürütülmüştür. Bu çalışmada nitel araştırma yaklaşımı içerisinde yer alan özel durum çalışması veri toplama yöntemi olarak kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veri analizi sürecinde nitel araştırma metotlarında sıkça kullanılan sürekli karşılaştırmalı analiz yöntemi kullanılmıştır.Araştırmada, ?Araştırmaya katılan öğretmenler 9. sınıf Fizik Dersi Öğretim Programına ait kazanımların, % 70' i için bilgi kazanımı açısından olumlu görüş belirtirken, % 30' u için olumsuz görüş belirtmektedirler. 9. sınıf Fizik Dersi Öğretim Programına ait kazanımların % 77' si için uygulanabilirliği açısından olumlu görüş belirtirken, % 23' ü için olumsuz görüş belirtmektedirler. 10. sınıf Fizik Dersi Öğretim Programına ait kazanımların % 95,3' ü için bilgi kazanımı açısından olumlu görüş belirtirken, % 4,7' si için olumsuz görüş belirtmektedirler. 10. sınıf Fizik Dersi Öğretim Programına ait kazanımların % 95,3' ü için uygulanabilirlik açısından olumlu görüş belirtirken, % 4,7' si için olumsuz görüş belirtmektedirler. Bununla birlikte 10. sınıf Fizik Dersi Öğretim Programına ait kazanımların % 34' ü için kendi aralarında ya da 9. sınıf Fizik Dersi Öğretim Programına ait kazanımlar arasında değişiklik yapılması gerektiği görüşünü belirtmişlerdir.? sonucuna ulaşılmıştır.
İşbirlikli öğrenme yöntemine dayalı proje destekli etkinliklerin öğrencilerin fizik dersine yönelik tutum ve başarılarına etkisi
Bu araştırma, işbirlikli öğrenme yöntemine dayalı proje destekli etkinliklerin öğrencilerin fizik dersine yönelik tutum ve başarılarına etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma kontrol gruplu ön test ve son test modeline uygun deneysel bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini 2009-2010 eğitim-öğretim yılı birinci döneminde; Ankara ilinde eğitim veren özel bir ortaöğretim kurumunda 10.sınıf fen alanında okuyan 63 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın evreni ise Ankara'da bulunan ortaöğretim okullarında fen alanında öğrenim gören öğrencilerdir. Bir deney ve iki kontrol grubu oluşturulmuştur. Sınıflardan rastgele yolla, 10A sınıfı deney grubu, 10B ve 10C sınıfları kontrol grubu olarak belirlenmiştir.Araştırmada işbirlikli öğrenme yöntemine dayalı proje destekli etkinlerle öğretim yöntemi ve geleneksel öğretim yöntemi olmak üzere iki farklı öğretim yöntemi kullanılmıştır Deney ve kontrol grubundaki öğrencilere fizik dersi başarı testi ve fizik dersine yönelik tutum ölçeği ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Öğrenciler elektrik ünitesi ile ilgili proje konuları ile çalışmalarını gerçekleştirmiştir.Araştırmadan elde edilen verilen SPSS 17 istatistik programında analiz edilmiştir. Analizler sonucunda; işbirlikli öğrenme yöntemine dayalı proje destekli etkinliklerin, geleneksel öğretim yöntemine göre öğrencilerinin fizik dersine yönelik tutum ve başarılarını arttırmada daha etkili olduğu görülmüştür.
Öğrencilerin çalışma alışkanlıklarının fizik dersi akademik başarıları ile ilişkisinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı öğrencilerin fizik dersine yönelik çalışma alışkanlıkları ile fizik dersindeki akademik başarıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu inceleme için dört alt probleme cevap aranmıştır. Çalışma 2007 ? 2008 eğitim?öğretim yılı ilkbahar döneminde Kayseri ilinde bulunan bir Anadolu Lisesi, bir Lise ve bir Anadolu Meslek Lisesinden toplam dokuz sınıfa ait toplam 304 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada araştırmacı tarafından geliştirilen ?Fizik Dersine Yönelik Çalışma Alışkanlıkları Ölçeği? ve öğrencilerin fizik dersi karne notları kullanılmıştır. Araştırmanın hipotezlerini test etmek için özel bir analiz programı kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel çalışmalar ile fizik dersine yönelik çalışma alışkanlıkları ile fizik dersi akademik başarısı arasında olumlu yönde ancak düşük sayılabilecek bir ilişkinin olduğu saptanmıştır. Alt problemlerde yapılan incelemelerde erkek öğrencilerin fizik dersine yönelik çalışma alışkanlıkları daha olumlu çıkmasına rağmen, kız öğrencilerin fizik dersi akademik başarıları daha yüksek çıkmıştır. Bu durum tekrar incelendiğinde erkek öğrencilerin, kız öğrencilere göre fizik dersine yönelik çalışma alışkanlıkları ile akademik başarıları arasında daha yüksek bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır.Bu çalışmanın sonuçlarının ileride yapılacak benzer çalışmalarda faydalı olması umulmaktadır.Anahtar Kelimeler:Fizik Öğretimi, Fizik Dersine Yönelik Çalışma Alışkanlıkları, Fizik Dersi Çalışma Alışkanlıkları Ölçeği, Akademik Başarı
Kritik düşünme gerektiren fizik soruları ve bunların öğrencilerin başarısına etkisi
Bu araştırma, lise seviyesinde verilen fizik dersinde kritik düşünme gerektiren fizik (KDGF) sorularının kullanılmasının öğrenci başarısına etkisini incelemek amacı ile yapılmıştır. Bu çalışma, kontrol gruplu ön test-son test modeline uygun yarı deneysel bir çalışmadır.Üç öğrenci grubu ile yapılan bu araştırma, Özbekistan'da Uluğbek Uluslararası okulda yapılmıştır. 48 öğrenci ile yapılan 6 haftalık çalışma süresinde bir grup deney diğer iki grup kontrol gruplarını oluşturmuştur. Sınıflar random yolla, 10B sınıfı deney, 10A ve 10C sınıfları kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Deney ve kontrol grupları oluşturulurken; araştırmacı tarafından hazırlanan Fizik Başarı Testinden (FBT) alınan sonuçlar göz önünde bulundurulmuştur.Araştırmada iki farklı öğretim yöntemi kullanılmıştır. Bunlar; (1) KDGF soruları eşliğinde ders anlatımı ve (2) Geleneksel öğretim yöntemi. Bu çalışma için öncelikle, Newton'un Hareket Kanunları konusu ile ilgili başarı testi ve kritik düşünme gerektiren soruları geliştirildi. Başarı testinin oluşturulmasında, uluslararası okullarda verilen müfredat ve okutulan kitaplar göz önüne alınmıştır.Başarı testi, 2008- 2009 öğretim yılı sonbahar döneminde Ankara'da üç özel lisede, Newton'un Hareket Kanunları konusunu bilen 70 öğrenciye pilot çalışma olarak uygulandı. Tez danışmanının fikirleri doğrultusunda gerekli düzeltmeler yapıldı. Deneysel çalışmaya başlamadan önce yapılan FBT'ine verilen cevaplardan, testin güvenirliği (Cronbach's Alpha =0,876) hesaplandı. Deney ve kontrol grupları, son testten toplanan verilerle karşılaştırıldı. KDGF soruları eşliğinde yürütülen derslerin daha fazla ilgi çektiği ve öğrenci başarısını artırmada etkili olduğu görüldü.