Foundations

178 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Edirne Sultan II. Bayezid Vakfı (1484-1826)

Günümüzde eğitim, sağlık, beslenme, barınma, istihdam ve ulaşım gibi devlete ait görevler Osmanlı Devleti döneminde vakıflar tarafından yerine getirilmiştir. Hayırseverler kurdukları vakıfların hizmet vermesini sağlamak amacıyla pek çok gelir kaynağı tahsis etmiştir. Özellikle hanedan üyelerinin kurduğu vakıfların gelir kaynakları çok çeşitli ve bütçeleri oldukça büyüktür. Elde edilen gelirle vakfın günlük hayata dair masrafları karşılanmıştır. Vakfa ait bilgiler öncelikle vakfiyeye ve vakıf hizmet vermeye başladıktan sonra muhasebe defterlerine kaydedilmiştir. Bu kaynaklar incelenerek vakıfların ekonomik, sosyal ve kültürel hayatına ait pek çok ve önemli bilgilere ulaşılmaktadır. Sultan II. Bayezid de Edirne'de cami, medrese, darüşşifa, imaret ve köprüden oluşan bir vakıf külliye inşa ettirmiştir. Bu vakfın daha önce darüşşifa ve medresesi birçok çalışmada tanıtılmıştır. Tüm birimlerinin mimari ve sanat tarihi açısından tanıtımı yapılmıştır. Fakat vakfın tüm birimlerini birlikte ve kapsamlı olarak inceleyen bir çalışma yapılmamıştır. Özellikle vakfiyeleri ve muhasebe defterleriyle beraber vakfın kuruluşundan itibaren uzun bir dönemini inceleyen bir çalışma hazırlanmamıştır. Bu sebeplerle çalışmamız bu ana kaynaklar karşılaştırılarak kaleme alınmıştır. Vakfın gelir kaynakları Rumeli ve Trakya'nın köyleri ve şehirlerinde bulunmaktaydı. Bunlar çeşitli vergiler ile hamam, değirmen, dükkân, tarla, bağ, bahçe gibi taşınmaz mallardan oluşmaktadır. Bu gelirler sayesinde vakıfta canlı bir sosyal ve ekonomik hayat yaşanmıştır. Dolayısıyla Edirne'deki hayata da canlılık katmıştır. Vakfın ilk dönemlerinde gelirleri giderlerini karşılamıştır, fakat zamanla ekonomik durumu kötüleşmiştir. Gelirleri masrafları karşılayamaz hale gelmiştir. Bu durum sadece Bayezid Vakfı için geçerli değildir. Birçok vakfın gelirleri hizmet vermeye devam edebilmeleri için birleştirilmiştir. Edirne'deki bazı sultan vakıfları ile şahıslara ait birkaç vakıf II. Bayezid Vakfı'na bağlanarak gelirleri bir araya toplanmıştır. Bu sayede vakıfların hizmet devamlılığı sağlanmaya çalışılmıştır. Sultan II. Bayezid Vakfı'nın personel maaşları, tamirat masrafları, mutfak harcamaları ve çok çeşitli ihtiyaçları giderlerini oluşturmaktadır. Vakıf sadece kendi giderlerini değil, aynı zamanda Edirne'deki bazı vakıfların giderlerini de karşılamıştır.

EdirneOsmanlı DevletiVakıflar
Hilal Yılmaz
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Investigation of tobacco consumption and tobacco consumption behavior among foundation university students in Turkey

This study inquiries into the factors that increase the risk of using cigarette and hookah and, for current smokers, the factors that affect expenditures on these products by foundation university students in Turkey. It also examines the joint relationship between cigarette and hookah consumption behaviors. The data used in the study was collected by an internet-based survey. In the econometric analyses, logistic regression was used to examine the risks of hookah use and smoking. Moreover, the bivariate probit model is used to analyze the joint relationship between hookah and cigarette consumption. Results indicate that male students are more likely to use these tobacco products than females. In addition, a higher number of people using cigarettes and hookah in the social network of a student increases both the risk of using these products and the amount of expenditure. The estimates from the bivariate probit model reveal that hookah and cigarette use are correlated. Keywords: Cigarette, Hookah, Bivariate Probit, Logistic

Water pipeOrdered probitConsumption behaviours+7
Esma Bişkin Kaya
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

A reconsideration of Ottoman women's position in pious endowments: Critical and comparative evaluation in the light of waqfiyya

The awqaf, which have been a significant subject in recent Ottoman studies, have been examined from various perspectives for many years. Despite the abundance of literature, there is still a necessity to address waqf from different dimensions. This thesis endeavors to present a new perspective on Ottoman awqaf, with a particular emphasis on scrutinizing them from the standpoint of women. Rather than concentrating on elite women such as dynastic members, and the wives and children of high-ranking bureaucrats or non-Muslims, our study focuses on the participation of women from the middle and lower segments of society in waqf activities. The density of records reflected in the archive regarding waqf activities has led to the limitation of the scope of the thesis to the Tophane region of Istanbul, in order to obtain reliable findings. The primary source underpinning the study consists predominantly of waqf deed records, particularly derived from 18th-century data. However, when required, data from both earlier and subsequent centuries have been integrated into the study. The thesis, composed of an introduction and four chapters, is focused on fundamental topics such as the types of endowments established by women, profiles of the beneficiaries and administrators of these endowments, motivations for endowment creation, women's practice of using the courts, profiles of witnesses, and the roles they assumed. Contrary to the assumption that Ottoman women were excluded from waqf activities or public spheres, it has been determined that they played a significant and active role. Each chapter addressed has been explained through a comparative analysis, avoiding generalizations. This approach aims to contribute to the research field by focusing on the relationship between women and awqaf. Keywords: İstanbul, Tophane, Waqf, Waqfiyya, Woman.

Foundations
Nejla Doğan
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

21. yüzyılda Kıbrıs vakıflar ve mülkiyet meselesi

Kıbrıs stratejik coğrafyasıyla tarihi boyunca ilgi odağı olmuştur. Bu çerçevede, 1950'ler sonrası adada Türkler ve Rumlar arasında yaşanan sorun ise o dönemden bu yana dünya siyasetinin gündeminde çözülememiş bir sorun olarak kalmıştır. Bu çalışmada, Kıbrıs sorunu tarafları, tüm yönleri ve tarihi arka planı ile incelenerek, tarafların adaya yönelik talepleri ve meydana gelen uyuşmazlık noktaları tespit edilmiştir. Hiç şüphesiz ki Kıbrıs sorununun geçmişi bu yeşil adanın geleceğini de şekillendirmiştir. Konuyu Kıbrıslı Rumlar ve Türklerin salt uyuşmazlığı olarak olayı nitelemek, soruna ait tüm perspektifi ortaya koymamak ve ihtilafı anlamamak manasına gelecektir. Bu sebepler ile adanın ilk egemenlerinden günümüze uzanan egemenlerin adaya katkıları, bunların ada halkı üzerinde tesirleri, adanın mülkiyet hususu ve nihayetinde gözlemlenen sonuçlar detaylı olarak ele alınmıştır. Sonuç olarak, yarım yüzyıldan fazla zamandan bu yana devam eden bu uyuşmazlığın giderilebilmesi için başlatılan müzakere süreçleri, bu süreçlerde gelinen noktalar ile süreç değerlendirilerek çıkarımlar yapılmaya ve ihtilafın giderilmesine yönelik olarak sürece ışık tutulmaya çalışılmıştır

21. yüzyılKıbrısKıbrıs sorunu+5
Yıldız Çelikkol
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kuyud-ı kadim arşivindeki 416 numaralı deftere göre Kuzey Yunanistan'da Osmanlı vakıfları

Vakıflar dini gerekçeler ön planda tutularak toplumun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulmuş kurumlardır. Bu çalışma yaklaşık beş asır Osmanlı toprağı olmuş olan Kuzey Yunanistan'da kurulmuş olan Osmanlı vakıflarının tespiti önem arz etmektedir. Kuyud-ı Kadim arşivindeki 416 numaralı Siroz evkâf defterinde Timurhisar, Yenice-i Karasu, Kavala, Serez, Drama, Zihne, Gümülcine, Mekri ve İnöz şehirlerinde kurulan vakıfları bir arada görmemiz mümkündür. Siroz evkâf defterini incelerken bu defter sayesinde vakfa bağlı köyler, cemaatler ve mahalleler hakkında bilgi sahibi olarak bölgenin nüfusuna da erişebilme imkânımız olmuştur. Ayrıca bu vakıf defteri sayesinde köylerde ekilen tarım ürünleri ve elde edilen başka alanlardaki ekonomik faaliyetlere de ulaşabilmemiz mümkün olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Vakıf, Osmanlı, Kuzey Yunanistan, Serez, Kavala, Drama, Demirhisar, Gümülcine, Zihne, Yenice-i Karasu.

DefterlerKuyud-ı KadimeOsmanlı Devleti+4
Nurhan Uysal
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vakıfların vergi ve muhasebe uygulamaları açısından değerlendirilmesi

Günümüzde ülke ekonomisine yön veren kamu ve özel sektör dışında üçüncü bir sektör olarak sivil toplum kuruluşlarının önemi gittikçe artmıştır.Vakıflar, bu sivil toplum kuruluşları içerisinde, ülke ekonomisine ve toplum hayatına sağladığı faydalar düşünüldüğünde önemli bir yere sahip olmuştur.Vakıflar, insan yararına hizmet ederek hayır amacı sağlamayı benimsemişlerdir.Vakıfların, amaçlarına uygun olarak işlevlerini yerine getirmeleri sırasında, ülke ekonomisi içerisinde bulunmaları nedeniyle bir takım vergisel yükümlülükleri de yerine getirme zorunlulukları ortaya çıkmıştır.Vakıfların, vergisel yükümlülükleri konusunda, diğer işletmelerden bir farklarının bulunmadığı görülmüştür.Vakıfların, vergisel yükümlülüklerini yerine getirmeleri aynı zamanda iyi bir muhasebe sistemlerinin bulunması zorunluluğunu da beraber getirmiştir.Vakıfların, hayır amacına yönelik kuruluşlar olması, bunlarda uygulanan muhasebe sisteminin diğer ticari işletmelerden farklı olması sonucunu doğurmuştur.Bu çalışmada, vakıfların işlevlerini yerine getirirken, Türk Vergi Kanunları karşısındaki durumu değerlendirilmiş ve vakıflarda muhasebe sisteminin işleyişi uygulamalarla beraber anlatılmaya çalışılmıştır.

DenetimMuhasebeSivil toplum örgütleri+6
Özcan Altunkara
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Korunmaya muhtaç çocuklara yerinden yönetim işlevi ile hizmet veren bir hayır kurumu: Nesin Vakfı

Sosyal devlet politikasının önceliği, toplumsal ihtiyaçların giderilmesidir. Bu ihtiyaçlar; gelir dağılımı, vergide adalet, sosyal barış, sosyal güvenlik ve sağlıktır. Bunun yanı sıra sosyal yardımlar ve korunmaya muhtaç insanların varlığı özellikle de kadınlar, yaşlılar, engelliler ve çocuklar odaklıdır. Bu görev, merkezi yönetimin gücü ve desteğiyle yerel yönetimlerin sorumluluğunda olup zaman zaman ihtiyaçlar üzerinden özel teşebbüsler olarak dernekler ve vakıflar da görev üstlenir. Ülkemizde sosyal adaletin sağlanması ve insanlığa hizmet amacı ile ortaya çıkan bu görev dağılımları ile çeşitli projeler üretilir. Amaç yardıma ve korunmaya muhtaç insanların hayatlarını idame ettirmelerinde süreklilik sağlamaktır. Özel bir teşebbüs olarak ''Nesin Vakfı''; korunmaya muhtaç çocuklara hizmet vererek onların en tabii ihtiyaçları; barınma, sağlık, beslenme ve eğitim gibi temel gereksinimlerini karşılamaktadır. Vakfın ideolojisi; çocukların üretken ve kendi hayatını tek başına idame edecek konuma gelene kadar yetiştirilmelerini sağlamaktır. Amaç; çocukların tüketen değil üreten, emekten yana olup kendi ayakları üstünde durabilmelerinin sağlanmasıdır. Bunun yanı sıra çocukları vicdanı hür ve fikri hür insanlar olarak ülkemize ve dünyamıza kazandırma amacıyla yola çıkan Vakıf, aslında Aziz NESİN 'in halkına olan vefa borcunu ödeme şeklidir. Aziz NESİN'in yaşamındaki yokluk ve yoksullukların içinde kazandığı edinimleri ve kurduğu '' Nesin Vakfı'' araştırmalar ışığında anlatılacaktır . Anahtar Kelimeler: Nesin Vakfı, Sosyal Politika, Sosyal Hizmetler, Vakıf,Korunmaya Muhtaç Çocuklar.

Hayır kuruluşlarıKorunmaya muhtaç çocuklarSosyal hizmetler+3
Ayten Yapıcı
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sivil toplum örgütleri ve halkla ilişkiler çalışmaları Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı örneği (TEGV örneği)

Sivil toplum örgütlerinde halkla ilişkiler, sivil toplumun oluşumu ve sivil toplum örgütlerinin mevcut durumlarını devam ettirebilmeleri bakımından önem arz etmektedir. Öyle ki; halkla ilişkilere gerekli olan değeri gösteren ve yeterlilik düzeyi yüksek olan örgütler, toplum tarafından daha çok bilinmekte, daha çok kabul görmekte ve daha iyi bir imaja sahip olabilmektedirler. Bu çalışmada ilk olarak sivil toplum kavramı incelenmiş olup, sonrasında sivil toplum örgütleri ve halkla ilişkiler çalışmaları irdelenmiştir. Bu doğrultuda TEGV ele alınmıştır. TEGV, toplumda eğitim açısından oldukça önemli bir yer tutan bir sivil toplum örgütüdür. TEGV gönüllülerden oluşan kadrosuyla, çocuklara daha iyi bir eğitim sağlamak amacıyla kurulmuş olup, günümüzde oldukça etkili faaliyetler gerçekleştiren bir örgüttür. Bu çalışmada TEGV yerinde gözlem ve yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: sivil toplum, halkla ilişkiler, sivil toplum örgütleri, TEGV

Halkla ilişkilerSivil toplumSivil toplum örgütleri+2
Ahmet Kanılmaz
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Medeni hukuk çerçevesinde Bezm-i Alem Vakıfları özelinde mazbut vakıflar

Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Osmanlı Devleti'nden itibaren devam edegelen pek çok mesele gibi vakıflar da çözüm bekleyen ve iktibas üzerine kurulu yeni hukuk sistemine uyarlanması gereken bir kurum olmuştur. Kanun Koyucu, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile yeni vakıf - eski vakıf şeklinde bir ayrım benimsemiştir. Buna göre 743 sayılı Kanun'dan sonra kurulacak yeni vakıflara ilişkin ayrı bir rejim belirlenmiş; Osmanlı döneminde kurulup varlığı devam eden eski vakıflar için ise farklı düzenlemelere yer verilmiştir. Eski vakıflar içerisindeki en büyük grup olan ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından idare ve temsil edilen mazbut vakıflar, Türk hukukunda yaşanan geçiş sürecinden en çok etkilenen kurumlardan biri olmuştur. Zaman içerisinde devletin müdahalesiyle pek çok mazbut vakıf tasfiye edilmiş; vakıflara ait mallar, vakıf hukuku prensiplerine aykırı şekilde devletleştirilmiş ve elden çıkarılmıştır. Bütün bunlara rağmen mazbut vakıfların hala mevcudiyetini sürdürmesi ve mahkeme kararlarına konu olması, mazbut vakıflar konusunda bütüncül, kapsamlı ve mukayeseli bir çalışmayı gerektirmektedir. Nitekim bir mazbut vakıf olan Bezm-i Âlem Vakfı'nın, Bezm-i Âlem Vakıf Üniversitesi ve Bezm-i Âlem Vakıf Hastanesi gibi iki büyük müessesenin kurucusu olduğu düşünüldüğünde; mazbut vakıfların idaresinin ve mal rejiminin önemi anlaşılabilmektedir. Bu çerçevede tezimizde, mazbut vakıflara ilişkin tarihi süreç ve mevcut hukuki düzenlemeler, Bezm-i Âlem Vakfı özelinde değerlendirilmiştir.

Bezm-i Alem VakfıKarşılaştırmalı hukukMedeni hukuk+3
Meryem Solmaz Bilici
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk vakıflar hukuku ve Filistin vakıflar hukuku bağlamında Filistin'deki vakıfların mevcut hukuki durumuna ilişkin mukayeseli bir bakış

Filistin'deki vakıflar durumu ilk bakışta oldukça karmaşık ve kafa karıştırıcı görünebilmektedir. Bu nedenle bu çalışmanın birinci bölümünde Türk Vakıflar Hukuku ve Filistin Vakıflar Hukuku Bağlamında Filistin'deki vakıfların mahiyeti, gelişim tarihi, önemlisi, hacmi ve kanuni statüsünü açıklamaya çalışılmıştır. Ardından Filistin'deki Osmanlı unutulmaz eserlerine göz atmak amacıyla Osmanlı'nın Filistin'de kurduğu vakıfların en büyük ve en önemlisi olan Kudüs Haseki Sultan Vakfiyesi ele alınmıştır. Geçmişi günümüze bağlamak için Kudüs Haseki Sultan Vakfiyesinden bahsedildikten sonra Kudüs Haseki Sultanı vakfının hâlihazırdaki durumundan bahsedilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümü ise uygulamada vakıf uyuşmazlıkları ve çözüm yollarına tahsis edilmiştir. Filistin'de vakfın kurulması, şartları, yönetimi, işletilmesine ilişkin uyuşmazlıkları ile ilgilenen yetkili yargı merciini tanımak için Filistin yargı teşkilatına değinilmiştir. Ardından, vakıf uyuşmazlıklarına ilişkin birkaç mahkeme kararı ele alınmıştır. Son olarak İsrail, birçok vakıf arazisini müsadere etmiştir ve üzerine yerleşim birimleri inşa etmiştir. Dolayısıyla Bu çalışmada da İsrail'in vakıfların arazilerini ele geçirme yollarından bahsedildikten sonra müsadere edilen vakıf arazilerini meşru sahiplerine iade etme yollarına değinilmiştir.

FilistinHukuki uyuşmazlıklarTürk hukuku+3
Abdallah M M Mıqdad Abdallah M M Mıqdad
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ahi Çelebi'nin hayatı ve eserleri

Anadolu'nun sosyo-kültürel ve ekonomik yapısı içinde zamanla güçlü bir müesseseye dönüşen Ahilik ile ilgili tarihi bilgiler, Türklerin buradaki mevcudiyetleriyle yakından alakalıdır. XI. yüzyıldan itibaren ağırlıklı olarak Anadolu'ya yerleşen Türkler arasında, ilerleyen dönemlerde iktisadi bir yapıya bürünen ve esnaf örgütlenmesine dönüşen Ahilik kurumunun, aslında kökleri daha önceki yüzyıllara giden fütüvvet geleneğinden büyük çapta beslendiği anlaşılmaktadır. Anadolu'da Ahiliğin kurucusu oluşunun yanında debbağ esnafının da piri olarak bilinen Şeyh Nasîruddin Mahmûd Ahi Evran bin Abbas (ö. 1262), kısaca Ahi Evran (Evren) ismiyle anılmıştır. Tarihi bir hüviyete sahip bulunmasına rağmen gerçek kişiliği menkıbeler içinde kaybolmuştur. Kurucusu olarak Ahi Evran'ın gösterildiği bu kurum, yüzyıllar boyunca bütün esnaf ve sanatlara yön vermiş, onların işleyişini düzenlemiştir. Zamanla ahiler önemli devlet görevlerine de gelmişlerdir. Bunlar içerisinde Ahi Çelebi; Fatih Sultan Mehmed, II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde yaşamış üç kez hekimbaşılık yapmış Türk tabibi, hekimi ve cerrahıdır. Ahi Çelebi birçok tıp kitabı yazmıştır. Bunlar içerisinde en çok bilinen eseri böbrek taşları üzerine yazmış olduğu eseridir. Ahi Çelebi'nin diğer eserleri ile ilgili bir çalışma yapılmamış olup araştırılmaya muhtaçtır. Hayır işlemeyi seven bir insan olan Ahi Çelebi'nin camisi, çeşmesi, hamamı, mektebi, rüştiyesi, medresesi gibi pek çok vâkıf eseri vardır. Ahi Çelebi Cami'si İstanbul Eminönü'nde bulunmaktadır. Evliya Çelebi'nin meşhur rüya'yı gördüğü cami olması hasebiyle tanınmaktadır. Birçok doğal afete maruz kalmış ve mimari özelliği kaybolmuştur. Ahi Çelebi çeşmesi caminin köşesindedir. Ahi Çelebi hamamı, mektebi, rüştiyesi ve medresesi Edirne'de bulunmaktadır. Ahi Çelebi İstanbul'daki cami ve Edirne'deki eğitim kurumları için birçok dükkân, mahzen, oda, hamam ve dükkân deposunun gelirlerini vakfetmiştir. Ahi Çelebi vakfından ücret alan görevlilere baktığımızda görev çeşitliliğinden vakfın çalışma alanının ne kadar geniş olduğunu anlamaktayız. Ayrıca Ahi Çelebi adına kurulmuş mahalle, kaza, yer isimleri ile zaviyeler de bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ahilik, Fütüvvet, Hekimbaşı, Tıp, Vâkıf, Zaviye

Ahi ÇelebiAhilikBiyografi+6
Tugrul Kalem
Uşak University
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa vakıfları: Yönetimi, kentsel gelişime katkıları ve iktisadi yapısı

Bu çalışma çeşitli kaynakların analizinden hareketle Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Vakfı örneğinde Osmanlı vakıf sistemini yönetim, iktidar, kentsel gelişim ve ekonomi kavramları çerçevesinde uzun bir zaman aralığında incelemeyi ve bu sayede bütüncül bir yaklaşımla Osmanlı vakıf müessesesinde yaşanan dönüşüm ve kırılmaları ortaya koymayı hedeflemektedir.

Ekonomik yapıKara Mustafa PaşaKentsel gelişme+3
Ramazan Pantık
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de çağdaş görsel sanat piyasasının dinamikleri üzerine nitel bir araştırma

Bu araştırmada 21. yüzyıl Türkiye'sinde çağdaş sanat piyasasının oluşumunun toplumsal dinamikleri ele alınmaktadır. Bu doğrultuda görsel sanatlar alanına odaklanılarak bir sanat eserinin sanat eseri statüsünü kazanması için gerekli olan toplumsal ilişkiler ağı içerisinde sanatçının ve sanat piyasası aktörlerinin rolü değerlendirilmektedir. Bu bağlamda bu tezin amacı, sanat eserinin değerinin belirlenmesi sürecinde hem yapı hem fail hem de nesnenin (sanat eseri) rolünün araştırılarak analiz edilmesidir. Bu araştırmada, yapı, fail ve nesneyi (sanat eseri) analiz etmeyi mümkün kılan farklı kuramsal ve kavramsal perspektiflerden yararlanılmıştır. Bu doğrultuda George Dickie, Pierre Bourdieu, Paul DiMaggio, Luc Boltanski&Eve Chiapello, Luc Boltanski&Arnaud Esquerre'in kuramsal ve kavramsal yaklaşımlarından yararlanılmıştır. Ayrıca, faillerin de sadece birine odaklanmak yerine hem sanatçıya hem de küratöre odaklanılmıştır. Bundan başka, sanat eserinin üretilmesi ve değerinin belirlenmesi sürecinde sanat dünyası kamusunun diğer aktörleri olarak galerici, koleksiyoncu, müzayede evleri, sanat eleştirmenleri ve yazarlarının etkileri ve rolleri de analiz edilmiştir. Bu araştırmada, Türkiye'de çağdaş sanat etkinliklerini destekleyen büyük aile gruplarının (veya holdinglerin) kâr amacı gütmeyen sanat kurumları veya vakıflarıyla ilişkili sanat etkinliklerinde yer alan sanatçı ve küratörlerden oluşan toplam yirmi beş kişiyle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Bu araştırmada elde edilen bulgular neticesinde "değer yaratıcı özne" ve "sanatsal cemaatleşme" kavramları oluşturulmuştur.

CemaatçilikEkonomik faydaGörsel sanatlar+7
Hülya Biçer Olgun
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

On altıncı yüzyıl Anadolu'sunda kırsal ekonomi ve vakıf maliyesi: Bursa Çelebi Sultan Mehmed Vakfı üzerine bir çalışma, 1558-1591

This study analyzes the dynamics of sixteenth-century economic growth and the following crisis at the end of the century in Anatolia as reflected in the finances of Çelebi Sultan Mehmed Vakfı in Bursa. The main resource of the study is the account registers which contain the records of annual revenues and expenditures of the aforesaid pious foundation. These registers, which constitute an almost uninterrupted series between 1558 and 1591, provide information about economic variables that reflect trends on a larger scale in addition to the foundation's finances. This in turn allows for the construction of statistical series on trends in grain production in the foundation's villages, prices of a number of goods in Bursa and peasants' tax liabilities. A detailed presentation and interpretation of these quantitative data along with discussions of methodological problems encountered in the use of resources comprise the frame of the study. The main argument of this study is that the original causes of the economic crisis at the end of the sixteenth century, at least as observed in Bursa and Sultan Mehmed Vakfı, lied in the economic developments in the countryside. After the mid-1570s, demographic pressure and successive years of poor harvests forced the peasants to shift towards subsistence agriculture and triggered an increase in the general level of prices. Price increase and decline in tax revenues due to the fall in the level of agricultural output in turn led to a decrease in the incomes of surplus-extracting classes.

16. centuryEconomic crisisFinancial development+6
Ramiz Üzümçeker
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Contemporary educational values of Teachers' Academy Foundation and their transmission to teaching practices in Turkey

This study concentrates on the definition, importance and purposes of education and aims to determine the values standing out within the scope of education concept. Concept of learning which mostly takes place within discussions of education is also mentioned and then the discussion moves to adult education and adult learning. Different models of adult learning are mentioned in the study and then the discussion moves to a study of new values in education. In this regard, new perspectives within the scope of the concepts of teaching and learning are emphasized and an analysis of the new values is made. The importance of the leadership the school administrators will execute at schools and teachers will make in the classrooms is emphasized as an integral part of those new values. The qualities that the new generation of administrators and teachers are expected to have are also mentioned in this context. Definitions of non-governmental organizations (NGOs) and the functions of NGOs are analyzed in the study and examples from the NGOs in the field of education are given. After mentioning the leading values in this field, what kind of contributions the NGOs can provide in the implementation of those new values are discussed. Teachers' Academy Foundation (TAF) is studied in methodology chapter and the data obtained from the interviews with three groups of participants are analyzed through the method of content analysis. The information about TAF activities, design of the programs and the trainers is involved in the study. In the interviews I have tried to obtain information about TAF activities and to determine the values standing out in those activities within the scope of two research questions. In the findings of the study, the values standing out from participants' answers and the comparisons among different groups of participants take place.

ValuesEducationEducation activities+6
Mehmet Çağatay Babacan
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessEN

The new Foundations Law and the seized property of minority foundations

For a considerable time, minority foundations have been struggling with the problem of property seized by the state. The issue dates back to a 1970s decision of the Court of Cassation based on the 1936 declaration. According to this decision, real estate belonging to minority foundations began to be transferred to the Treasury, the General Directorate of Foundations, or third parties. By the end of the 1990s, minority foundations had carried their legal struggles from local spaces into an international arena: European Court of Human Rights. The relevant cases resulted in decisions against the Turkish state. As a consequence of steps taken within the framework of the European Union accession process as well as pressure from the West on the Turkish state in matters of human, and particularly minority rights, a new Foundations Law was adopted in 2008. This thesis examines internal and external dynamics behind the Foundations Law and concentrates on the historical processes that shaped those dynamics. Minority foundations are conceived as leading, rights-demanding, collective political actors. Changes in the conceptual and structural aspects of minority foundations have undertaken since the adoption of the law are assessed in a socioeconomic framework. The thesis shows that multiple, distinct dynamics and actors have affected adoption of the Foundations Law. The study evaluates the interpretation and enforcement of the law by the state within the framework of current government policies.

MinoritiesConfiscationFoundations+1
Yeşim Selda Hebip
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Küçük Ayasofya ve Babüsaade Ağası Hüseyin Ağa vakıfları

This thesis examines a patron, Hüseyin Ağa (d. 1508), who was serving as the kapu ağa (the gatekeeper eunuch of the palace) during the reign of Bayezid II, and the foundation he established at the Byzantine church of Sts. Sergius and Bacchus. By considering the connections between these two phenomena, the thesis tries to contextualize them from several perspectives. The power, space and the donor constitute the central focus of this thesis and these are reflected in three parts. First, the pious foundations that were established by Hüseyin Ağa, his transactions in the Balkans, the Eyâlet of Rûm, and the lands granted by the Sultan are considered. His position and wealth suggest a close relationship to Bayezid II. Secondly, to have a deep understanding about his last foundation, the history of the church is analyzed. In this context, the conversion of churches conducted by other contemporary statesmen is discussed, in order to see if Küçük Ayasofya has a unique place among the converted churches of the period. Finally, the place is examined as a zaviye (dervish lodge). It is an attempt to see the importance of the place in the eyes of the palace, statesmen and religious figures.

Bayezid IIHalvetiyyeHüseyin Ağa+5
İrem Gündüz Polat
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

1640-1650 yıllarında Üsküdar'da kurulan vakıflar

Vakıflar, Topluluk halinde yaşayan kişilerin birbirleri ile yardımlaşma ve dayanışmalarını sağlamlaştırmak adına, barış ve refah içerisinde birlikte yaşayarak, manevi değer ve düşüncelerinin daha net bir şekilde oluşturulup geliştirilmesine yardımcı olan müesseselerdir. Vakıflar, belli bir toplumu meydana getiren fertlerin maddi manevi ihtiyaçlarının giderilmesinde etkin rol oynayan kurumlar olmuştur. Müslüman toplumların da sosyal ve kültürel hayatlarında büyük bir rol oynayan hayır kurumlarının başında vakıflar gelmektedir. Osmanlı Devleti bünyesinde de vakıf kurumları önemli bir yer edinmiştir. Vakıf kurumları, Osmanlı Devleti'nin sosyal, ekonomik ve kültürel tarihinin anlaşılması açısından çok önemli bir kaynak görevi görmektedir. Bu çalışmamızda da vakıf kurumlarının ehemmiyetinden bahsedilmeye başlanılarak, Üsküdar'a ait olan 1640-1650 yıllarını kapsayan 101 adet vakfiyenin transkripsiyonu ve değerlendirmesi ele alınmıştır. XVII. yüzyılın ilk çeyreğini kapsayan bu belgelerle 1640-1650 yılları içerisindeki Üsküdar vakıfları hakkında belgeler incelenmeye çalışılmıştır.

17. yüzyılOsmanlı DevletiOsmanlı Dönemi+3
Fatma Karabacak
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Eminönü'ndeki vakıf kültür mirası hayrat eserleri ve korunmaları için öneriler

Bu çalışma kapsamında Eminönü'nde yer alan vakıf hayrat eserleri incelenmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında Fatih İlçesi ile beraber İstanbul'un Merkez İlçesi'ni oluşturan Eminönü, 1928'de İstanbul İli Merkez İlçesi'nin ikiye ayrılmasıyla ayrı bir ilçe olmuştur. 2008'de İstanbul İl'inde Eminönü İlçesi kaldırılmıştır; Eminönü ve Fatih ilçeleri birleşerek, Fatih adı altında tek bir ilçeye dönüşmüştür. Eminönü'nün zengin mimari dokusu İstanbul'un fethiyle başlayan ve yirminci yüzyıl başına kadar devam eden süreç içinde, Osmanlının inşa ettiği sayısız vakıf eserleriyle şekillenmiştir. Bir açık hava müzesi olan bu alanda anıtsal külliyeler, camiler, mescitler, medreseler, sıbyan mektepleri, çeşmeler vb. yapılardan oluşan vakıf eserlerinin hem işlevsel hem de tarihsel olarak bütün çeşitliliği izlenebilmektedir. Vakıf bir çeşit anlaşmadır, kurulurken oluşturulan vakfiye ile hukuki değer kazanır. Vakıf bir malı alınıp satılmaktan ebedi olarak alıkoymak, insanların yararına, dini, hayri ve sosyal bir amaca sonsuza kadar tahsis etmektir. Vakıf kurulurken bu vakfın mümkün olduğunca uzun süre devam edebilmesi hedeflenir. Vakıf hizmetlerinin sürekliliği vakıf eserlerinin devamlılığı ile sağlanabilecektir. Tüm vakfiyelerde ayrılan paranın her şeyden önce onarıma harcanacağının belirtilmesi sistemin devamlılığının bir göstergesidir. Kendisinden doğrudan yararlanılan bina ve müesseseler "hayrat", vakfedilen hizmet, bina ve müesseselerin sonsuza kadar yaşayabilmesi için vakfedilen gelir kaynakları ise "akar" olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışma kapsamında Eminönü'ndeki hayrat vakıf eserlerinin korunarak gelecek kuşaklara sağlıklı bir şekilde aktarılması için bir strateji oluşturulması hedeflenmiştir. 1922 yılında, Maarif Vekaleti'nin genelgesi ile illerdeki tüm eski eserlerin ve tamir edilebilecek olan anıtların listesi ile yazıt ve mezar taşlarının tespiti istenmiştir. Yapılan bu tespit çalışmalarıyla İstanbul'daki mevcut vakıf eserleri belgelenmiş, bulundukları durum, adres bilgileri, vakıf bilgileri vb. kayda alınmıştır. Çalışmamız bu kayıtlardan yola çıkılarak başlamış, yapıların günümüzdeki korunma durumları incelenmiştir. Kaybolan vakıf eserleri tespit edilmiş, günümüze ulaşan yapıların özgünlük durumu irdelenmiştir. Mahalle sınırlarının ve adlarının sürekli değişmesi, sokak adlarının süreklilik içermemesi zaman zaman tespitleri zorlaştırmış, eski haritaların kıyaslamalarıyla adresler bulunmaya çalışılmıştır. Eminönü'nün otuz üç mahallesinde (Alemdar, Balaban Ağa, Binbirdirek, Beyazıt, Cankurtaran, Demirtaş, Emin Sinan, Hacı Kadın, Hobyar, Hoca Gıyasettin, Hoca Paşa, Kalenderhane, Katip Kasım, Kemal Paşa, Küçük Ayasofya, Mimar Hayrettin, Mimar Kemalettin, Mercan, Mesih Paşa, Molla Fenari, Molla Hüsrev, Muhsine Hatun, Nişanca, Şehsuvarbey, Rüstem Paşa, Saraç İshak, Sarıdemir, Süleymaniye, Sultan Ahmet, Sururi, Tahtakale, Taya Hatun, Yavuz Sinan) yerinde tespit çalışmaları yapılmış, bu çalışmalar arşiv ve kaynak araştırmalarıyla desteklenmiştir. Hayrat eserler halihazır harita üzerinde işaretlenmiştir. Çalışmanın sonucunda özellikle çeşme, sıbyan mektebi, meşrutalarda büyük oranda kayıplar olduğu, cami, mescit ve medreselerin ise birçok muhdes eke rağmen yine de özgün şemalarını korudukları görülmüştür. İmar faaliyetleri, değişen sosyo-ekonomik durum, yanlış kullanımlar, bakımsızlık, ihmal, bilinçsiz onarımlar koruma sorunlarının başında gelmektedir. Günümüze ulaşan bu miras belgelenerek günümüzdeki durumu tespit edilmiş, son doksan yılın bir muhasebesi yapılmış ve en doğru şekilde korunması, kullanılması için gerekli koruma planlarının oluşturulmasında yardımcı olacak bir kaynak oluşturulmaya çalışılmıştır.

Tarihi korumaVakıflar
Nurcan Sefer
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yoksullukla mücadelede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının etkileri: Köprübaşı ilçesi örneği

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları, ülkemizde yoksullukla mücadelede gerek kurumsal yapılarının sağlamlaşması gerekse de finansal kaynaklarının güçlenmesi sebebiyle etkinliği giderek artan bir yapıya kavuşmuşlardır. "Ülkemizde her il ve ilçede kurulan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının bilhassa yoksulluk içerisinde bulunan ve muhtaçlığa düşmüş kesimlere yakınlığı, yoksullukla savaşımda önem derecelerinin artmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamıştır". Bu çalışmada yoksulluğun nedenlerini daha iyi anlamak, çözüm süreçlerinin çok yönlü karakteristiklere sahip olduğunu kavramak, sosyal politika araçlarının yoksullukla savaşımdaki rollerini incelemek ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının bu savaşımdaki yerini ve etkinliğini sorgulamak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda veri toplam aracı olarak sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfından yardım alan 220 vatandaşa anket uygulaması yapılmıştır. Ankette kişisel bilgi formu ile vatandaşların aldıkları yardımlar ve bu yardımlardan ne kadar memnun kaldıklarına yönelik sorular kullanılmıştır. "Elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiştir". Öncelikle demografik değişkenler ve ölçeğe ait tanımlayıcı istatistiklere yer verilmiştir. Demografik değişkenler ile alınan yardımlardan memnuniyet düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek için Chi-Square (Ki-Kare) ile analiz uygulanmıştır. İstatistiksel anlamlılık p < 0.05 ve iki yönlü olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak; araştırmaya katılan vatandaşların aldıkları yardımların yaşamlarını rahatlattıklarını fakat yeterli düzeyde olmadığını ifade ettikleri görülmüştür. Hane halkı büyüklükleri arttıkça hanelerin aylık gelirlerinin de arttığı görülmüştür. Vatandaşların eğitim durumları ile istihdam durumu aralarında istatistiksel olarak bir anlamlılık olamadığı belirlenmiştir. Vatandaşların yaşları arttıkça alınan yardımlardan memnuniyet düzeyinin de arttığı, eşi vefat etmiş ve boşanmış olan vatandaşların, yalnız yaşayan, tek ebeveynli aile, geniş ve diğer aile tiplerine sahip olan vatandaşların, çalışma durumlarına bakıldığında çalışmayan vatandaşların ve çalışmama nedenine bakıldığında bedensel engelli ve yaşlılık nedeniyle çalışamayan vatandaşların alınan yardımlardan memnun olduğu görülmüştür.

Giresun-Tirebolu-KöprübaşıSosyal Yardımlaşma ve Dayanışma VakfıSosyal politika+7
Hasan Işık Yazıcı
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal devlet anlayışı uygulamaları: Trabzon SYDV örneği

Sosyal Devlet Anlayışı, iktidarın keyfine bırakılmayacak kadar kırılgan, halkın kazanımlarıyla, arz ve talep döngüsüyle gelişen ve filizlenen, toplumsal kazanımlar veya kayıplar zinciridir. Bu araştırmada, devletin toplum içinde yoksulluğu, gelir dağılımındaki adaletsizliği önlemede uygulanan sosyal yardımlar, sosyal güvenlik hakkı, sağlık, eğitim gibi gelir dağılımından kaynaklanan eşitliksizlikleri azaltmak ya da gidermek için yapılan sosyal yardım uygulamaları analiz edilmiştir. Toplumun şekillenmesinde, tarih boyunca dinin etkisi büyük olmuştur. İslamiyet ve sosyalizm karşılaştırıldığında; İslamiyet'in merhamet ve hayırseverlik üzerine, Sosyalizmin ise toplumsal eşitlik üzerine bina edildiği görülmüştür. Bu çalışmanın temel amacı; Sosyal Devlet Anlayışı çerçevesinde dünden bugüne toplumun gelir eşitsizliğine karşı verdiği olağanüstü mücadelede, devletin muhtaç vatandaşlara sunduğu sosyal devlet uygulamalarının, yeterli olup olmadığını araştırmaktır. Çalışmanın amacına yönelik araştırma bulguları, Trabzon SYD Vakfından yardım alan ve genelde eğitim düzeyi düşük olan vatandaşlar ile yabancı sığınmacıların ve genelde eğitim düzeyi daha yüksek olan GSS yaptıran vatandaşların görüşleri ile sınırlıdır. Veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi SPSS 21.0 (Statistical Package For Social Sciences) paket programı ile yapılmıştır. Bulgular, sosyal devlet uygulamalarının; cinsiyetlerine, medeni durumlarına, eğitim düzeyi ve uyruklarına göre değerlendirildiğinde; eğitim düzeyi düşük olan kesimin sosyal devlet uygulamalarını yeterli gördüğü, eğitim düzeyi yüksek olan kesimin ise sosyal devlet uygulamalarını yeterli görmediği saptanmıştır. Anahtar Kavramlar: Sosyal Devlet Anlayışı, Sosyal Devlet, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, Sosyalizm.

Devlet yardımıSosyal Yardımlaşma ve Dayanışma VakfıSosyal devlet+4
Filiz Özsandıkcıoğlu
Avrasya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

17. yüzyıl Şer'iyye Sicillerinde 1 no'lu muhasebe defterine göre İstanbul ve çevresinde para vakıfları (1633-1634)

Osmanlı Devleti'nin iktisadi ve içtimai hayatının her alanında varlığını sürdüren vakıflar, devletin hukuki ve şer'i yapısı temelinde uzun yıllar faaliyetlerini icra etmişlerdir. Osmanlı'nın kuruluş yıllarından itibaren işlerliklerini sürdüren vakıflar, devletin büyümesine paralel olarak gelişme göstermiştir. Nitekim Osmanlı Devleti, kendisinden önce de var olan vakıf müessesesini etkili bir şekilde uygulamıştır. Bu durumun neticesi olarak vakıfların bir türü olan para vakıfları ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada, Şer'iyye sicillerinde yer alan 1 No'lu muhasebe defterinden hareketle 1633-1634 yıllarında İstanbul'da faaliyette bulunan vakıfların ekonomik ve sosyal faaliyetleri irdelenmiştir. Bu çerçevede; vakıfların ekonomik ve sosyal hizmetleri tablolar vasıtasıyla kapsamlı bir şekilde aktarılmıştır. Çalışmada, para vakıflarının elde ettiği gelirler ve yaptığı giderler hakkında bilgilere verilmiştir; vakıfların ekonomik bağlamda kişilere verdikleri borç para ve toplam miktarı da gösterilmiştir. Muhasebe defterlerinden elde edilen veriler ışığında vakıfların temel gelir kaleminin murabaha olduğu; en çok harcama yaptığı giderlerin ise kendi bünyesinde istihdam ettiği görevlilerinden oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır. İncelenen muhasebe defterinde en çok dikkat çeken bulgu sosyal hizmet bağlamında gerçekleşen yardımların az olduğudur. Bununla birlikte incelenen vakıfların toplumun her kesimden kişilere borç para verdiği de tespit edilmiştir. Bu durum, para vakıflarının Osmanlı toplumunun refah düzeyi açısından ne kadar önemli ve etkili bir kurum olduğunu ortaya çıkarmaktadır.

17. yüzyılEkonomi tarihiMurabaha+7
Pınar Yıldırım
Mardin Artuklu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Cash waqfs as financial institutions: Analysis of cash waqfs in Western Thrace at the Ottoman period

Cash waqfs were widely used in the Ottoman Empire especially in the Balkans. This study will examine the cash waqfs in Western Thrace as financial institutions. The economic and social contributions of cash waqfs will be investigated. The Islamic financing methods also will be identified and present practices will be mentioned.

Western ThraceFinancial institutionsOttoman State+4
Cem Korkut
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Urfa'da Halilu'r-Rahman vakıfları (XVI.-XX. yüzyıl başları)

Bu çalışma, XVI. yy.'da Urfa'da zâviye vakıfları olarak vücuda getirilmiş olan ve bugün Şanlıurfa'nın kutsal mekânlarının başında gelen Balıklı Göl platosunda yer alan Halilu'r-Rahman Vakıfları'nın tarihî gelişimleri, işlevleri ve şehir hayatına olan katkılarını ortaya koymaktadır. Cami, zâviye, imâret, türbe ve misâfirhâneleri bünyesinde barındıran Halilu'r-Rahman Vakıfları birer külliye şeklinde inkışâf ederek şehrin kültür, eğitim, sosyal ve ekonomik hayatına olan katkılarının yanında sahip oldukları akar nevinden dükkân, han, hamam gibi yapılarıyla da şehrin mimarî gelişimine ve mamur bir hale gelmesine de katkıda bulunmuştur. Diğer Osmanlı şehirlerinde olduğu gibi Urfa şehrinde de zâviye ve camiler kültürel alış-verişin yaşandığı yerlerin başında gelmektedirler. Bu vakıfların bünyesinde bulunan zâviyelerde şeyhler mensup oldukları tarikat öğretilerini dervişlere ve halka aktararak kültürel ve dinî birliğin sağlanması yönünde katkı sağlamışlardır. Halilu'r-Rahman Vakıfları bünyesinde vakıf yapılarından başka Hz. İbrahim'in ateşe atıldığı kabul edilen makam ve doğduğuna inanılan mağaranın da bulunması bu mekânların günümüzde olduğu gibi tarih boyunca da canlılığını devam ettirmesini ve yerli yabancı çok sayıda turistin ziyaretgâhı olmasını sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Halilu'r-Rahman Vakıfları, Vakıf, Balıklı Göl, Zâviye, Hz. İbrahim.

Balıklı gölHalilü'r-RahmanHz. İbrahim+5
Enver Karakeçili
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00

Related subjects