Vaccination

179 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aile hekimliği polikliniğine başvuran 65 yaş ve üzeri hastaların pnömokok, influenza, COVID-19 aşılanma oranları ve etkileyen faktörlerin incelenmesi

Çalışmamız Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Aile Hekimliği Polikliniğine başvuran 65 yaş ve üzeri erişkinlerin pnömokok, influenza ve Covid-19 aşıları ile aşılanma oranlarını tespit etmek ve aşılanmayı etkileyen faktörleri incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmamızın katılımcıları Mayıs-Ekim 2021 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi Aile Hekimliği Polikliniğine başvuran 65 yaş ve üzeri gönüllü erişkinlerdir. (n=200) Çalışmamız tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir çalışmadır. Veriler literatür araştırması sonucu kendi tarafımızca hazırlanan anket ile toplanmıştır. Araştırmada verilerin analizinde, SPSS 24.0 programı ile frekans ve yüzde analizlerine ek olarak ortalama, standart sapma, ki-kare testinden faydalanılmıştır. Çalışmamızda son 1 yıl içinde influenza aşılanma oranı %24,5, son 5 yıl içinde pnömokok aşılanma oranı%42,0 ve Covid-19 aşılanma oranı %86,0 olarak bulunmuştur. Çalışmamızda kronik hastalığa sahip olmanın influenza aşısı ile aşılanmayı arttıran faktör olduğu görülmüştür (p<0.05). Katılımcıların %80,0 'inin sürekli ilaç kullanmasını gerektiren en az bir kronik hastalığının olduğu belirlenmiştir. Pnömokok aşısı ile aşılanmayı etkileyen faktörler ise aylık gelir düzeyi ve düzenli aile hekimine gitme alışkanlığıdır(p<0.05). Çalışmada kişilerin %50,5 inin aile hekimine düzenli gitmediği görülmüştür. %91,5'inin aile hekimine ilaç yazdırmak için gittiği, %41,5'inin muayene olmak için ve %6,5 'in koruyucu sağlık hizmeti almak için gittiği görülmüştür. Çalışmada katılımcıların aşıları çoğunlukla basın-yayın organları aracılığıyla ve sosyal çevreden öğrendikleri görülmüştür. İnfluenza ve pnömokok aşılarını yaptırmayan katılımcıların çoğunluğu ihtiyaç hissetmediği için, doktor önermediği için ve aşıdan haberdar olmadığı için yaptırmamıştı. Covid-19 aşısı yaptırmayan bireylerin ise aşının yan etkilerinden korktuğu ve aşıyı güvenli bulmadıkları için yaptırmadıkları görüldü. Sonuç olarak; kişilerin aşılar hakkındaki farkındalığını arttırmak için aşılar hakkındaki önyargıları ve korkuları üzerine sağlık çalışanları ve medya birlikte hareket ederek kişilerin doğru bilgiye ulaşmaları sağlanmalıdır. Covid-19 Pandemisiyle mücadele ettiğimiz bu dönemde aşıların önemi bir kez daha anlaşılmıştır. Halk, aşı programlarının önemi konusunda yeterince bilgilendirilirse, koruyucu sağlık hizmetlerinin aşılama hedeflerine daha kolay erişilecektir.

Aile hekimliğiAşılamaAşılar+6
Aslıhan Çelik Dönmez
Tekirdağ Namık Kemal University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cizre ilçesindeki aile sağlığı merkezlerine başvuran ebeveynlerin aşı tereddütü ve aşı karşıtlık düzeylerinin incelenmesi

Tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Cizre ilçesinde yer alan aile sağlığı merkezlerine başvuran ebeveynler oluştururken örneklemini veri toplama tarihleri arasında araştırmayı kabul eden (n=320) ebeveynler oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında sosyo-demografik özellikleri içeren Tanıtıcı Soru Formu ve Aşı Karşıtlık Ölçeği (AKÖ) kullanılmıştır. Veriler SPSS 24.0 (Statistical Packet for Social Sciences for Windows) istatistik programında analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma, t-testi, ANOVA testi ve korelasyon kullanılmıştır. Araştırmaya katılan ebeveynlerin yaş ortalaması 31,74±5,982'dir. Ebeveynlerin %62,8'inin anne olduğu, %35,9'unun 26-30 yaş aralığında olduğu, %60'nın çalıştığı, %45,6'sının lisans mezunu olduğu, %78,8'inin çekirdek aileye sahip olduğu, %44,1'inin gelirinin giderine eşit olduğu ve %73,4'ünün sosyal güvencesinin olduğu saptanmıştır. Araştırmaya katılan bebek/çocukların %55,6'sının cinsiyetinin kız olduğu, %43,4'ünün 12-18 aylık olduğu, ebeveynlerin %93,1'inin çocukluk aşılarını gerekli gördüğü, %51,6'sının aşıları hastalıklardan koruduğu için gerekli gördüğü, %13,8'inin çocukların aşılarını rutin aşı takvimine uygun olarak yaptırmadığı, %5,6'sının aile sağlığı merkezinde aşı bulamadığı için aşı yaptırmadığı saptanmıştır. Ebeveynlerin çalışma durumu, eğitim durumu, çocuk sayısı, aile yapısı, gelir durumu ve sosyal güvencesi ile AKÖ toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark saptanmıştır (p<0.05). Ebeveynlerin tamamı için AKÖ toplam puan ortalaması 48,73±13,18; Aşı Yararı ve Koruyucu Değeri alt boyutu puan ortalaması 13,15±6,38; Aşı Karşıtlığı alt boyut puan ortalaması 15,14±4,62; Aşı olmamak için çözümler alt boyut puan ortalaması 11,47±4,29; Aşı Tereddüdünün Meşrulaştırılması alt boyut puan ortalaması 8,95±2,88 olarak bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre ebeveynlerin aşı tereddütü ve aşı karşıtlığı hakkında aşının yan etkileri, güvenirliği, etkinliği ve gerekliliği konusunda kaygılarının giderilmesi gerektiği ve sağlık profesyonellerinin bu konuyu önemle ele alması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Aşı; Aşı karşıtlığı; Aşı tereddüdü; Ebeveyn

Aile sağlığıAile sağlığı merkeziAna-baba+5
Süleyman Tunç
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

COVID-19 enfeksiyonu geçirme durumunun genç erişkinlerin çocuk sahibi olma isteğine etkisinin değerlendirilmesi

'den günümüze kadar geçen iki buçuk yılın sonunda dünya geneline yayılmış altı yüz yetmiş milyonu aşkın tanımlanmış olgu ve altı milyon yedi yüz bine ulaşan ölüm sayısı ile insanlığın son yüzyılda yaşadığı en ciddi salgın hastalık olarak değerlendirilmektedir. Hızlı bulaşması, yüksek ölüm oranları, etkili tedavilerin olmaması ve büyük karantina önlemleri gibi sonuçlarla küresel bir sağlık acil durumu olup sağlık sisteminde büyük aksamalara sebep olmuştur ve yetişkinlerin gebelik planlama davranışlarını da değiştirmiştir. Çalışmamızda 18-35 yaş arasın genç bireylerin Covid-19 pandemisi etkisiyle veya geçirilen Covid-19 enfeksiyonu sonrası gebelik planı/çocuk sahibi olma isteklerindeki değişimin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmamıza Covid-19 enfeksiyonunu geçirmiş olan ve hiç geçirmemiş olan iki ayrı grup şeklinde toplamda 236 birey dahil edilmiştir. Veriler araştırmacının hazırladığı kişisel bilgi formu, koronavirüs anksiyete ölçeği kullanılarak e-anket yolu ile toplanmıştır. Araştırmamızda katılımcıların geçirilen enfeksiyon ya da pandemi nedenli baktığımızda yarısının gebelik planının etkilenmediği saptandı. Katılımcıların çoğunun kontrasepsiyon kullanma nedeninin aile planlaması olduğu saptandı. Katılımcıların çoğunun Covid-19 enfeksiyonu sonrası kullanılan korunma yöntemini değiştirmeyip aynı yöntemle devam ettiği saptandı. Katılımcıların geçirilen Covid-19 enfeksiyonu sonrası erkeklerde çocuk sahibi olma durumunun etkilendiğini, kadınlarda çocuk sahibi olma durumunun ise etkilenmediğini düşündüğü saptandı. Katılımcıların geçirilen Covid-19 enfeksiyonunun kişilerin çocuk sahibi olma durumuna etkisi ile ilgili bilgiye çevresinden ulaştığı saptandı. Katılımcılardan kendi veya eşi Covid-19 aşısı yaptırmayanların Covid-19 enfeksiyonunun erkek üreme fonksiyonlarına etkisi olacağını düşündüğü saptandı. Çalışmamızda eşi Covid-19 aşısı yaptıranların gebelik düşüncesinin etkilendiği saptandı. Bulgularımız literatür ile desteklenerek tartışılmış olup pandemi döneminde bireylerin gebelik planı sahibi olma düşüncesinin ve Covid-19 enfeksiyonunun üreme fonksiyonları üzerindeki etkisinin incelenmesi ile araştırmacılara ışık tutmaktadır. Araştırmanın kısıtlılıkları göz önünde bulundurularak daha yüksek katılımcı sayısı ile yüz yüze yapılacak çalışmalara ve topluma genelleyebilmek için çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Covid-19, fertilite, infertilite, gebelik planı, Covid-19 aşısı, doğurganlık, ebeveyn

Ana-babaAşılamaAşılar+5
Şule Karahan
Hacettepe University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kemoterapi alan kanser tanılı çocuklarda, tedavi sonrası aşı serolojik yanıtlarının ve aşılama programının değerlendirilmesi

Amaç: Çocuklarda kanser tanısı çocukluk çağı aşı programının tamamlanamamasına ve immünsüpresif tedavilere bağlı aşı ile kazanılmış bağışıklığın zayıflaması/kaybına neden olmaktadır. Bu durum, kanser tedavisi tamamlanan çocukları aşı ile önlenebilen hastalıklara karşı savunmasız hale getirmektedir. Kanser tedavisi alan çocukların tedavi sonrası aşı yanıtlarının da değişkenlik gösterdiği bilinmektedir. Kanser tedavisi sonrası çocuklarda aşı uygulaması ile ilgili uluslararası ortak rehber bulunmamaktadır. Bu çalışmada kanser tedavisi sonrası serum antikor durumları, uygulanan aşılar ve aşı yanıtlarının incelenmesi planlandı. Hastalar ve yöntem: Çalışmaya Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Sosyal Pediatri Polikliniğine 1 Ocak 2015-31 Aralık 2020 yılları arasında başvurmuş, lenfoma ve solid organ tümörleri tanısı ile kemoterapi almış, hastalıkları remisyonda olan, aşılama planı ve takibi için başvuran çocuk ve ergenler değerlendirildi. Kanser tedavi tamamlandıktan sonra uygulanan aşılar ve hepatit A (HAV), hepatit B (HBV), varisella zoster (VZV), kızamık-kızamıkçık-kabakulak (KKK) serum antikor düzeyleri ve aşı yanıtları retrospektif olarak incelendi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 533 hastanın, 304'ü (%57) erkek, 229'u (%43) kız (E/K: 1,3), tanı yaşı ortalaması (±SD) 5 yıl 10 ay (±57 ay) idi. En sık saptanan tanılar Non-Hodgkin lenfoma (NHL) (%15,4), santral sinir sistemi (SSS) tümörleri (%13,1) ve Hodgkin lenfoma (HL) (%12) idi. Tedavi sonrası en az bir doz aşı uygulanan hasta sayısı 508 (%95,3) idi. Hastaların %52,9'unun tanı yaşı 0-59 ay olup çocukluk çağı aşıları eksik, %26,8'inin tanı yaşı 0-24 ay olup süt çocukluğu aşıları eksikti. Tedavi sonrası yapılan aşılar en çok konjuge pnömokok aşısı (KPA) (%85,4), KKK (%80,7) ve HBV (%66,8) idi. Tedavi sonrası hastaların HAV, HBV, VZV, kızamık-kızamıkçık-kabakulak seronegatifliği sırası ile; %64, %48,5, %43,3, %83,5, %28 ve %60,1'inde olduğu saptandı. Tedavi öncesi ve sonrası antikor düzeyi bilinen hastaların, HAV, HBV, VZV, kızamık- kızamıkçık-kabakulak antikor kaybı sırası ile; %31,9, %31,4, %21,7, %47,1, %11,4 ve %28,6'sında olduğu saptandı. Hastaların bir doz HAV, HBV, VZV, kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısına sırası ile %83,6, %81,4 %63,5, %33,3 %82,9 ve %45,4'ü serokonversiyon geliştirdiği saptandı. Hastaların iki doz HAV, HBV, VZV, kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısına sırası ile %98,8, %80 %84,6, %32,2, %80 ve %36,2'sinin serokonversiyon geliştirdiği saptandı. Sonuç: Aşı ile bağışıklama, enfeksiyon hastalıklarına karşı geliştirilmiş en etkili yöntemdir. Çocukluk çağı kanserleri ve immünsüpresif tedaviler aşı ile korunabilen hastalıklara karşı antikor kaybına neden olmaktadır. Kemoterapinin bağışıklık sistemi üzerine uzun süren yan etkileri, hastaların tedavi sonrası aşı yanıtlarının değişkenlik göstermesine neden olmaktadır. Anahtar kelimeler: Çocukluk çağı kanserleri, kemoterapi, aşılama, antikor yanıtı

AntikorlarAşılamaAşılar+5
Sebiha Şükran Gündeşli
Hacettepe University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinin ebeveynlerin çocukluk çağı aşıları hakkındaki bilgi, davranış ve tutumları ile ilişkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada Ankara ilinin dört merkez ilçesinde yer alan aile sağlığı merkezlerine başvuran 0-59 ay arasında çocuğu bulunan ebeveynlerin, pandemi döneminde ülkemizde yapılan çocukluk çağı aşılamalarına yönelik bilgi, tutum, davranışlarını ve buna etki eden faktörler değerlendirilmiştir. Araştırma tanımlayıcı tipte epidemiyolojik araştırmadır. Veriler yüzyüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Toplam 205 ebeveyn çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırmada "Koronavirüs Korkusu Ölçeği" ve "Sağlık İnanç Modeli'ne dayalı Aşı ile İlgili Toplum Tutumu Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek puanı arttıkça Koronavirüs korkusu artmaktadır. Ebeveynler Koronavirüs Korkusu Ölçeğinden orta-yüksek düzeyde puan almıştır. Yakınlarında sağlık çalışanı olanların, COVID-19 hastalığı geçirenlerin, COVID-19 aşısı olanların, çocuklarının aşısını tam yaptıran ebevyenlerin Koronavirüs Korkusu Ölçeğinden daha yüksek puan aldığı bulunmuştur. Çalışmada ebeveynlerin %27,8'i pandemi döneminde çocukluk çağı aşılarını ertelemiştir. Aşıları ertelemenin en sık nedeni COVID-19'a yakalanma korkusu olduğu bulunmuştur. COVID-19 aşısı olan ebeveyenlerin SİM puan ortalaması aşı olmayanlardan daha yüksektir. "Aşı ile ilgili toplum tutumu sağlık inanç modeli ölçeği" puanı arttıkça "Koronavirüs korkusu ölçeği" puanı da artmaktadır. Koronavirüs korkusu ile aşı ile ilgili algılanan ciddiyet, algılanan yarar, algılanan engel, sağlık sorumluğu (SİM) alt boyutları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki söz konusudur. SİM; ebeveynlerin aşılara karşı inançlarını ve tutumlarını belirleyen önemli bir göstergedir. Koronavirüs korkusu fazla olan ebeveynlerin aşılara karşı olumlu tutumlara sahip olması ve çocuklarına aşı yaptırma konusunda daha fazla istekli olması istenen ve beklenen bir durumdur. COVID-19 salgını sırasında rutin çocukluk çağı aşılamalarındaki gecikmeleri azaltmak için birinci basamak sağlık hizmetleri ve halk sağlığı stratejileri geliştirilmeli daha kapsamlı çalışmalar yapılmalıdır.

Aşı tereddüdüAşılamaAşılar+6
Kübra Gündüz Cebeci
Hacettepe University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı tipteki aluminyum adjuvanların monositik hücrelerde oluşturduğu etkilerin proteomiks ve metabolomiks düzeyde incelenmesi

Aşılar, doğal enfeksiyonu taklit ederek ve uzun süreli immünolojik hafıza üreterek bulaşıcı hastalıkların neden olduğu hastalıkların mortalite ve morbiditesini azaltan biyolojik bileşiklerdir. Aşılarda kullanılan antijenlerin çoğu zayıf immünolojik cevaba sebep olduklarından dolayı aşıların etkisinin gücünü ve süresini artırmak amacıyla aşı bileşenlerine adjuvanlar da eklenmektedir. Eski yıllardan beridir aluminyum tuzları adjuvan olarak en sık kullanılan maddelerdir ve özellikle monositlere olgun bir dendritik fenotipe farklılaşmaları için güçlü bir uyarım sağlamaktadırlar. Bu tez çalışmasında U-937 ve THP-1 hücre kültüründe aluminyum oksihidroksit (AH) ve aluminyum hidroksifosfat (AP) tuzlarının farklı derişimleri kullanılarak metabolomiks ve proteomiks çalışmalar yürütülmüştür. Bu amaçla gaz kromatografisi-kütle spektrometrisi (GC-MS) ile intraselülar ve ekstraselülardametabolomiks analizler ve sıvı kromatografisikuadropol uçuş zamanlı kütle spektrometresi (LC-qTOF-MS) ile proteomiks analizler gerçekleştirilmiştir. Analizler sonucunda toplamda 170 metabolit ve 403 protein tanımlanmıştır. Tek değişkenli ve çok değişkenli veri analizleri alüminyum adjuvan tuzlarına ve THP-1 ve U937 hücre kültürü tiplerine bağlı olarak değişen metabolitleri, proteinleri ve yolakların belirlenmesini sağlamıştır. Farklı derişimlerde AH ve AP tuzlarına maruz kalan hücrelerde anlamlı düzeyde değişen endojenik metabolit ve proteinlerin mevcut alüminyum adjuvanların etkisinin güçlendirilmesine ve yeni endojen adjuvanlarının geliştirilmesine öncülük edebileceği düşünülmektedir.

Adjuvanlar-immünolojikAlüminyum hidroksifosfatAlüminyum oksihidroksit+7
Fatma Kabakoğlu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Zorunlu aşı uygulamasının velayet kapsamında değerlendirilmesi

Küresel bir sağlık tedbiri olarak görülen zorunlu aşı uygulamaları, genel sağlığın korunması bağlamında değerlendirilmelidir. Özellikle çocukluk çağında uygulanan zorunlu aşılar elbette velayet hükümleri doğrultusunda da ele alınmalıdır. Bu çalışmada velayetten doğan hak ve yükümlülüklerin zorunlu aşı uygulaması ile ilişkisine özel hukuk kavramları üzerinden yaklaşılacaktır. Bu tez çalışmasının konusunu; zorunlu aşı uygulamalarının velayet altında bulunan ergin olmayan çocuklara hangi şart ve koşulda, ne ölçüde uygulanabileceği, velayet yetkisini haiz ana babanın aşı karşıtı tutum ve davranışlarda bulunmasının mümkün olup olmadığı, velayet ilişkisinden doğan hak ve yükümlülüklerin aşı uygulamaları ile çatışmasında çıkabilecek hukuki uyuşmazlıkların hangi hükümlere dayanarak nasıl çözümlenebileceği oluşturmaktadır. Bu çalışmada özellikle 2020 yılında başlayan küresel Koronavirüs salgını sonrasında oldukça tartışılır hale gelmiş olan zorunlu aşı uygulamaları, zorunlu aşı uygulamalarının velayet altında bulunanlara etkileri, velayet hakkını elinde bulunduranların bu velayet hakkından doğan hakları kullanmaları ve bu kullanımın zorunlu aşı politikası ile çatışması durumunda ortaya çıkabilecek hukuki meseleler değerlendirilecektir.

AşılamaAşılarEtik+5
Bekir Levent Dalaslan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Aşı formülasyonlarında kullanılan herpes simpleks virüs 1 glikoprotein D ve/veya alüminyum adjuvanının nöroblastoma hücrelerinde apoptoz üzerine etkilerinin değerlendirilmesi

Herpes simpleks virüsü (HSV), insanlarda çeşitli ciddi enfeksiyonlara neden olan ve önemli küresel sağlık sorunu oluşturan bir virüstür. Mevcut antiviral tedaviler sınırlıdır ve hiçbir tedavi virüsün tamamen elimine olmasını sağlamamaktadır. Etkili bir aşı oluşturmak için yapılan tüm çalışmalar yetersiz kalmıştır ve henüz etkili bir aşı geliştirilememiştir. Bu tez çalışması, aşı geliştirme stratejilerinde sıklıkla kullanılan oldukça önemli bir viral yüzey proteini olan HSV-1 gD'nin ve immün yanıtı arttırmak için aşı formülasyonlarında yaygın olarak kullanılan bir adjuvan olan alüminyum hidroksitin SH-SY5Y hücrelerinde apoptoz üzerindeki etkilerini araştırmayı amaçlamıştır. Alüminyum hidroksitin beyinde alüminyum birikmesi nedeniyle potansiyel nörotoksik etkileri hakkında ciddi endişeler bulunmaktadır. Bu çalışmada, ilgili moleküler yolları aydınlatmak için HSV-1 gD ve alüminyum hidroksite maruz bırakılan nöroblastoma hücrelerde anahtar apoptotik moleküller ve reaktif oksijen bileşikleri (ROS)'un düzeyleri değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar alüminyum hidroksit ve HSV-1 gD'nin tek başlarına ve kombine halinde uygulanması sonucunda artan ROS ve apoptoza yol açabileceklerine işaret etmektedir. Bu yönüyle bulgular, aşı geliştirmede aşı bileşenleri arasındaki etkileşimleri dikkate almanın önemini vurgulayarak, ROS üretimi ve apoptoz hakkında yeni bilgiler sunmaktadır. Çalışmadan elde edilen HSV-1 gD'nin anti-apoptotik bir viral protein olduğu yönündeki görüş ile çelişmektedir. HSV-1 gD ve alüminyum hidroksitin apoptoz yolakları üzerindeki gözlemlenen etkilerinin altında yatan moleküler mekanizmaların daha detaylı incelenmesi gereklidir ve bunların aşı gelişimi ve etkililiği üzerindeki etkilerini anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Alüminyum hidroksitApoptozisAşılama+5
Deniz Arca Çakır
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Aşı formülasyonlarında kullanılan herpes simpleks virüs 1 glikoprotein D'nin toksik etkilerine karşı farklı antioksidanların koruyucu etkilerinin değerlendirilmesi

Dünya sağlık örgütünün 2016 yılındaki verilerine göre 50 yaşın altındaki 3,7 milyar insan Herpes Simpleks Virüs -1 (HSV-1) geçirmektedir. HSV-1 enfeksiyonu genelde asemptomatiktir. Virüs nöronlarda gecikme periyodu oluşturur ve bağışıklık sisteminde kaçarak konağını ömrü boyunca enfekte edebilir. HSV-1, neonatal herpes veya genital herpes gibi şekillerde kendini göstererek yaşam kalitesini düşürebilir. HSV-1'in aşısı ve tedavi bulunmamaktadır. Yeni yapılan çalışmalar HSV-1'in oksidatif streste ve Alzheimer hastalığının gelişimi ile ilerlemesinde rol aldığını işaret etmektedir. Bu tez kapsamında HSV-1'in aşı çalışmalarında en sık kullanılan protein olan glikoprotein D (gD)'nin tek başına veya absorbik asit ve sodyum selenitle birlikte uygulanmasının nöroblastoma hücre hattında oksidatif stres parametreleri üzerine etkisi incelenmiştir. Bu kapsamda total glutatyon (GSH) düzeyleri, lipit peroksidasyon yan ürünleri olan malondialdehit (MDA), 4-hidroksinonenal (HNE) ve 8-isoprostan düzeyleri ve protein oksidasyonunun göstergesi olan protein karbonil düzeyleri ölçülmüştür. Tez sonuçları, HSV-1 gD'in sodyum selenit ve askorbik asit ile verilmesinin ROS düzeylerini yükselttiğini göstermiştir. Total GSH ve protein karbonil düzeyleri açısından kontrole göre bir fark görülmemiştir. Sonuçta gD'nin lipit peroksidasyonun hiçbir ara ürününü istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde arttırmadığı ve lipit peroksidasyona neden olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca, gD uygulanan grupta total GSH düzeylerinin ve protein oksidasyon düzeylerinin de değişmediği belirlenmiştir. Askorbik asit ve sodyum selenitin ise gD'ye karşı koruyucu olmadığı belirlenmiştir. gD'nin toksik etkilerinin daha detaylı olarak değerlendirildiği in vitro ve in vivo çalışmalara ihtiyaç vardır. gD oksidatif strese yol açmadığı için aşılarda kullanılması uygun gözükmektedir. Ayrıca, diğer HSV-1 viral proteinlerinin de oksidatif stres açısından değerlendirilmesi gerekmektedir.

AntioksidanlarAskorbik asitAşılama+7
Gözde Işık
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara ili Etimesgut ilçesinde yer alan aile sağlığı merkezlerinde görev yapan sağlık çalışanlarının aşılama hakkındaki bilgi, görüş ve davranışları

Bu araştırma, birinci basamak sağlık kuruluşlarında görev yapan sağlık çalışanlarının demografik özelliklerini, aşı ve soğuk zincir ile ilgili bilgilerini ve aşılama hakkındaki olumlu görüşlerini, yanılgı ve endişelerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı tipte epidemiyolojik bir araştırmadır. Araştırmaya, Etimesgut ilçesinde yer alan 44 Aile Sağlığı Merkezi'nde (ASM) aktif olarak görev yapan 347 sağlık çalışanı dahil edilmiştir ve 224 kişiye ulaşılmıştır (%64 katılım düzeyi). Katılımcılar, veri toplama formunu internet aracılığıyla doldurmuştur. Çalışmaya katılan sağlık çalışanlarının %83,9'u kadın olup yaş ortalaması 42,3 ve ASM'de çalışılan ortalama süre 7,05 yıldır. Katılımcıların çoğunluğu (%83,5) aşı veya soğuk zincir sorumluluğu olan sağlık çalışanlarıdır. Sağlık çalışanları, aşılar arasında bırakılması gereken süre ve soğuk zincir uygulamaları hakkında yeterli bilgiye sahipken, aşı uygulaması esnasında aspirasyon (%41,1) ve eldiven takmanın (%22,8) gerekmediği bilgisini az bir kısmı bilmektedir. Son beş yılda influenza aşısını düzenli olarak %20,5'i, 2021/2022 sezonunda ise %46,9'u yaptırmıştır. En sık aşı yaptırmama nedeni aşıların gereksiz olduğunu (%59,1) ve etkisiz olduğunu (%19,1) düşünmeleridir. Hastalarına en sık önerdikleri aşılar Td (%95,1), hepatit B (%80,4) ve influenza (%78,1) aşılarıdır. En sık aşıların sorgulandığı hasta grubu gebeler ve risk grubu hastalar iken, en düşük olarak 65 yaş ve üstünün aşı sorgulamaları (%71,0) yapılmıştır. Katılımcıların %29,0'i kızamık aşısının otizmi tetiklediğine katıldığını veya kararsız olduğunu belirtmiştir. Aşılar ile ilgili olumlu önermeler arasında en çok erişkin aşılamanın iyi bir korunma yöntemi olduğu (%97,3) ve aşıların güvenli olduğu (%83,0) yer alırken, aşı üreticisi şirketlere %41,5 düzeyinde güven gözlenmiştir. Aşı uygulamaları hakkında hemşireler daha bilgili iken doktorlar erişkin aşılaması açısından daha olumlu bir düşüncede ve influenza aşılanma davranışları da daha fazla olarak bulunmuştur (p<0,05).

Aile sağlığıAile sağlığı merkeziAnkara-Etimesgut+6
Şahin Can Özaltun
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sirkadiyen ritmin aşı ile edinilen bağışıklık yanıtına etkisinin CRISPR/CAS9 tekniğiyle araştırılması

Sirkadiyen ritimler, gen ekspresyonunun zaman içinde düzenlenmesiyle ortaya çıkan biyolojik süreçlerdir. Bu süreçler, uyku ve uyanıklık döngüsü, hormonal salım, metabolizma ve bağışıklık fonksiyonları gibi birçok biyolojik süreci etkiler. Bu nedenle sirkadiyen ritimler, genlerin düzenli bir şekilde ifade edilmesi ve vücudun uygun bir şekilde düzenlenmesi için önemlidir. Bir sirkadiyen gen olan TIMELESS, hücre döngüsü, DNA hasar yanıtı gibi çeşitli biyolojik süreçlerde de rol oynadığından, geniş bir araştırma alanı oluşturmaktadır. Bu tez çalışması kapsamında, TIMELESS sirkadiyen geninin bağışıklık sistemiyle ilişkisi araştırılmıştır. Bu amaçla, öncelikle in silico yöntemler kullanılarak TIMELESS'ın fizikokimyasal özellikleri, hücre içi lokalizasyonu ve 3 boyutlu protein yapısı incelenmiştir. Ardından filogenetik ağaç ve motif analizi yapılarak TIMELESS'ın evrimsel ilişkileri belirlenmiştir. Daha sonra in silico yollarla TIMELESS'ı hedefleyen 52 miRNA tespit edilmiştir. Bu miRNA'ların kanserle, bağışıklık ve enfeksiyonla ilişkili olduğu biyoinformatik yollarla belirlenmiştir. Ek olarak, CRISPR/Cas9 yöntemi kullanılarak, HEK293 hücrelerinde TIMELESS geni nakavt edilmiş ve BCG aşısı aracılığıyla innate ve adaptif 84 genin ekspresyon düzeyleri incelenmiştir. Edinilen bulgular sonucunda TIMELESS geninin bağışıklık sistemi fonksiyonlarıyla ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Bu tez çalışması TIMELESS geni ve diğer sirkadiyen genlerin fonksiyonlarının daha iyi anlaşılması, sağlık ve hastalık üzerindeki sirkadiyen ritimlerin etkilerinin daha iyi araştırılması ve tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine yardımcı olabilir.

AşılamaAşılarBCG aşısı+6
Aybüke Okay
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Büyükşehir Belediyesi hayvan aşılama ve tedavi ünitesi hizmet kalitesinin servqual ölçeği ile ölçümü

Bu araştırma, hizmet kalitesi ölçümünde pek çok sektörde sıklıkla kullanılan SERVQUAL ölçeğini İstanbul'da bulunan bir hayvan aşılama ve tedavi ünitesine uygulayarak ünitedeki hizmet kalitesini ve hayvanları için sağlık hizmeti alan hayvan sahiplerinin algıladıkları hizmet kalitesini ölçmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada ilk olarak hizmet, kalite ve hizmet kalitesi konusunda bilgi verilerek bir arkaplan sağlanmış, ilerleyen kısımlarda ise hizmet kalitesi ölçüm modelleri ele alınmıştır. Araştırmanın uygulama kısmında hayvan sahiplerinin sosyodemografik özellikleri Sosyodemografik Bilgi Formu ile toplanmış olup, hayvan aşılama ve tedavi ünitesinin hizmet kalitesi SERVQUAL ölçeği ile ölçülmüş ve hizmet kalitesi ölçeğin alt boyutları olan fiziksel özellikler, güvenilirlik, heveslilik, güven ve empati altında değerlendirilmiştir. Araştırma 6 Haziran-6 Ağustos 2018 tarihlerinde gerçekleşmiş olup, 304 farklı hayvan sahibinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin uygulanmasından sonraki değerlendirme kısmında verilerin analizi farklı istatiksel yöntemlerle yapılmış ve SERVQUAL skorları hesaplanmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda, hayvan aşılama ve tedavi ünitesinin hayvan sahiplerinin beklentilerini tam anlamıyla karşılayamadığı, fakat sağlanan hizmet kalitesinin hayvan sahiplerininin beklentilerine çok yakın olduğu görülmüştür.

AşılamaAşılarBelediyeler+6
Nazile Akbaş
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Şanlıurfa il merkezindeki erişkin bireylerde kızamık seroprevalansı ve ilişkili faktörler

Amaç: Şanlıurfa il merkezindeki erişkin bireylerde kızamık seroprevalansının belirlenmesi ve ilişkili faktörlerin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Gereç Yöntem: Araştırma kesitsel tiptedir. Araştırma, Mart 2023- Nisan 2023 tarihleri arasında Şanlıurfa il merkezindeki Aile Sağlığı Merkezleri (ASM)'nde yürütülmüştür. Çalışmanın evrenini Şanlıurfa il merkezindeki Aile Sağlığı Merkezleri'ne (ASM) başvuran 18 yaş üstü bireyler oluşturmuştur. Çalışmanın yapılacağı ASM'lerin belirlenmesi için 30 küme örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışmada her kümeye alınacak kişi sayısı 7 ve toplam örneklem büyüklüğü 210 olarak belirlenmiştir. Şanlurfa'daki 3 merkez ilçedeki kentsel ve kırsal yerleşim yerlerindeki toplam 80 ASM'den birim sayısına orantılı bir şekilde rastgele olarak 30 ASM seçilmiştir. Seçilen her bir ASM ayrı bir kümeyi temsil etmektedir. Veri toplanması aşamasında, Sosyodemografik Özellikler Bilgi Formu kullanılmıştır. Daha sonra katılımcılardan araştırmacı tarafından kan alınmış ve her gün alınan serum örnekleri daha önceden anlaşılmış olan özel bir hastanede soğuk zincir şartlarına uygun bir şekilde muhafaza edilmiştir. Serum örnekleri daha sonrasında özel hastane tarafından özel bir laboratuvara test edilmesi amacıyla gönderilmiştir. Serum örneklerinde spesifik IgG kızamık antikorlarının varlığı, enzim bağlantılı immünosorbent testi (ELISA) testi kullanılarak belirlenmiştir. Bulgular: Araştırmaya 210 yetişkin dahil edilmiştir. Katılımcıların %51'i kadındır. Araştırmaya katılan bireylerin ortanca yaşı 33.5 yıl, sahip oldukları ortanca çocuk sayısı 4'dür. Hane başına düşen kişi sayısının ortancası 5, oda başına düşen kişi sayısının ortancası 2'dir. Katılımcıların % 36.7'si Haliliye'de, %23.3'ü Karaköprü'de, %40.0'ı Eyyübiye'de ikamet etmektedir. Araştırmaya katılan bireylerin %47.6'sı ilkokul ve altı öğrenim düzeyindedir. Katılımcıların %59.0'ı herhangi bir işte çalışmamaktadır ve %77.6'sı alt sosyal sınıftadır. Katılımcıların % 40.4'ünün gelir düzeyi yetersiz ya da çok yetersiz, %38.1'inin ise orta düzeydedir. Katılımcıların %25.2'sinin herhangi bir sosyal güvencesi bulunmamaktadır. Katılımcıların %86.2'si evli, %78.1'inin çocuğu vardır. Katılımcıların %76.7'si çekirdek aile, %22.9'u ise geniş yapısına sahiptir. Araştırmaya dahil edilen VIII bireylerin %17.6'sı mevsimlik tarım işçisi olarak çalışmaktadır. Araştırmaya katılan yetişkin bireylerin kızamık seropozitifiliği %87.6, kızamık seronegatifliği %8.6 olarak saptanmıştır. Katılımcıların %3.8'inde kızamık IgG antikor değeri sınır düzeyde çıkmıştır. Katılımcılar 5'li yaş gruplarına göre kızamık seropozitiflik düzeyine bakıldığında, 18-25 yaş aralığında kızamık seropozitiflik düzeyinin en düşük düzeyde olup %67.35 olduğu saptanırken, 3'lü yaş gruplarına göre bakıldığında, 18-21 yaş aralığında kızamık seropozitiflik düzeyinin en düşük düzeyde olup %52.63 olduğu saptanmıştır. Oluşturulan lojistik regresyon modelinde, yetişkinlerde kızamık seropozitifliği durumunu; 33 yaş ve altında olmak 10 kat azaltmaktadır. Sonuç: Bu araştırma Şanlıurfa il merkezindeki erişkin nüfusta kızamık seropozitifliğinin %87.6 olduğunu göstermiştir. Bu düzey, her ne kadar salgın oluşma ihtimalini engelleyebilecek bir düzey olsa da kızamık eliminasyon hedeflerine ulaşmak için yetersiz kalmaktadır. Bu da özellikle ilk etapta bizim çalışmamızda en duyarlı yaş grubu olan 18-21, daha sonrasında 22-25 yaş aralığındaki bireylere catch-up aşılama yöntemi ile ekstra doz kızamık aşısı uygulanmasının yeniden değerlendirilmesinin gerekli olabileceğini düşündürmektedir. Kızamığın eliminasyonu hedeflenen ülkemizde tüm toplumun kızamık hakkında yeterli düzeyde bilgilendirilmesi gerekmektedir. Bu durum salgınların önüne geçilmesi açısından da önemlidir. Anahtar Kelimeler: Kızamık, seroprevalans, bağışıklama, aşılama, yetişkin

AşılamaAşılarKızamık+4
Ahmet Gündüzalp
Harran University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

1 yaş altı çocuklarda eş zamanlı ve ardışık aşı uygulama yöntemlerinin ağrı düzeyine etkisi

Çocuk hastalara yapılan birçok invaziv girişim çocuklarda ağrıya neden olmaktadır. İnvaziv işlemlerin uygulanış yöntemleri ve süresi çocuğun ağrısına etki eden önemli faktörlerdendir. Bu araştırma 1 yaş altı çocuklarda eş zamanlı ve ardışık aşı uygulama yöntemlerinin ağrı düzeyine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Araştırma, 01 Eylül 2021- 15 Kasım 2021 tarihleri arasında Koç Üniversitesi Hastanesi Pediatri Polikliniğindeki 1 yaş altı 110 çocukla randomize kontrollü deneysel bir çalışma olarak gerçekleştirildi. Bilgisayar destekli randomizasyon yöntemiyle belirlenen iki gruba eşit sayıda çocuk (n=110) rastgele olarak dağıtıldı. Birinci grubu; eş zamanlı aşı uygulaması yapılan çocuklar (n=55), ikinci grubu; ardışık zamanlı aşı uygulaması yapılan çocuklar (n=55) oluşturdu. Çocukların ağrı düzeyi, gözlemci hemşire tarafından 'FLACC Ağrı Skalası' kullanılarak elde edildi. Bulgular değerlendirildiğinde; işlem öncesi ağrı düzeyleri arasında gruplar arasında istatistiksel düzeyde anlamlı fark bulunmazken (Eş zamanlı: 0,61±1,35 / Ardışık: 0,73±0,93) (p>0,05), eş zamanlı aşı uygulamasında işlem sırasındaki ağrı düzeyinin, ardışık zamanlı aşı uygulamasına göre daha düşük olduğu belirlendi. (Eş zamanlı: 5,89±1,86 / Ardışık 6,96±2,23) (p<0,05) İşlem sonrası ağrı düzeyleri gruplara göre karşılaştırıldığında; istatistiksel düzeyde anlamlı bir fark bulunmadı. (Eş zamanlı: 5,8±1,86 / Ardışık:5,84±3,16) (p>0,05) Sonuç olarak; 1 yaş altı çocuklarda eş zamanlı aşı uygulaması daha az ağrıya neden olmaktadır.

AğrıAşılamaAşılar+3
Kübra Yılmaz
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 salgınının çocuk acil ünitesine başvuran ebeveynlerin aşı tutumları ve 0-48 ay arası rutin bağışıklama durumu üzerine etkisi

Araştırma verileri; pandeminin başlangıcı olan 11 Mart 2020 ile 1 Ağustos 2021 tarihleri arasında, COVID-19 salgınınında İstanbul'daki bir üniversite hastanesinin çocuk acil ünitesine başvuran annelerin aşı tutumları ve 0-48 ay arası rutin bağışıklama durumu üzerine etkisini belirlemek amacıyla 15 Ağustos 2021 ile 1 Kasım 2021 tarihleri arasında retrospektif ve tanımlayıcı olarak toplandı. Verilerin toplanmasında; Google anket formu ve Çocukluk Çağı Aşılarına İlişkin Ebeveyn Tutumları Ölçeği (Parent Attitudes About Childhood Vaccines –PACV) kullanıldı. Verilerin analizinde lisanslı SPSS 22.0 programı kullanıldı. Sosyodemografik özellikler ile ölçek ve alt boyutlarının karşılaştırılmasında; ikili gruplar için Mann-Whitney U, ikiden fazla gruplar için Kruskall-Wallis testleri kullanıldı. Araştırma kapsamındaki annelerin %38,1'inin çocukluk dönemi aşılarıyla ilgili bilgi sahibi olmadığı, %10,6'sının aşı takviminde bulunan rutin çocukluk dönemi aşılarını çocuklarına yaptırmadığı, %18,8'inin zorunlu olmayan (ücretli) aşıları yaptırdığı, bir sonraki aşılama için annelerin %16'sınını sağlık kurumuna gitmeyeceği ve çocukluk dönemindeki rutin aşılama için sağlık kurumuna gitmeyecek annelerin çoğunlukla (%73) COVID-19 pandemisine bağlı olarak gitmeyeceği belirlendi.. Aşı tereddütü olan annelerin; çoğunlukla 18-23 yaş arasında, ilkokul mezunu, sosyo ekonomik düzeyi düşük, sosyal güvencesi olmayan ve geniş aileye sahip anneler olduğu, çocukluk dönemi aşıları ve güncel aşı takvimi hakkında bilgisi olmayan, aşıların gerekli olduğunu düşünmeyen, çocukluk dönemi rutin/rutin olmayan aşıları çocuğuna yaptırmayan, kontrollere düzenli gitmeyen ve kronik hastalığa sahip çocuğu olmayan anneler olduğu belirlendi.

Ana-babaAşı reddiAşı tereddüdü+6
Ebru Acılar
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Koyunlarda çiçek aşısı uygulaması ile birlikte Corynebacterium cutis lizatının immünglobulin düzeyleri üzerinde etkisi

Bu çalışmanın amacı koyunlarda çiçek aşısı ile birlikte Corynebacterium cutis lizatının kullanılmasının immünoglobulin (IgG, IgM, IgA, IgE) seviyeleri üzerine etkisi araştırıldı. Bu amaçla 10 koyuna sadece koyun çiçek aşısı ve 10 koyuna çiçek aşısı ile birlikte 20 mg Corynebacterium cutis lizatı yapıldı. Çalışmada toplam 20 koyun kullanıldı. Tüm hayvanlardan çalışmanın 0. 21 ve 35. günlerde serum immunglobülin, biyokimyasal ve hematolojik parametreler için usulune uygun olarak V. jugularisten kan örnekleri alındı. Serum Ig seviyeleri ELISA cıhazında hazır ticari test kitleri ile bakıldı. Bakılan biyokimyasal ve hematolojik parametrelerde çalışmanın 0. 21 ve 35. günlerinde her iki grupta ve grup içinde istatistiki farklılıklar belirlenmedi. İmmunglobulin seviyeleri açısından her iki grupta IgA seviyelerinde 0. ile 35. günler arasında istatistiki (P<0,05) olarak artış belirlendi. IgG ve IgM seviyelerinde istatistiki olmayan artışlar ve IgE'de ise istatistiki olmayan azalma görüldü. Sonuç olarak koyunlarda çiçek aşısı ile birlikte Corynebacterium cutis lizatının kullanımının Ig seviyelerine etkisinin sınırlı olduğu sonucuna varıldı.

AşılamaAşılarCorynebacterium+5
Ömer Yaşar
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hastane çalışanlarında işe bağlı gerginlik ve sağlık okuryazarlığı ile bulaşıcı hastalıklara yaklaşım arasındaki ilişkinin incelenmesi

Çalışmamızda hastane çalışanlarının yaptıkları göreve bağlı yaşadıkları stres oranları, genel sağlık ve bulaşıcı hastalıklar hakkında bilgi düzeyleri incelenmiş olup varsa eksikliklerin görülüp bu konuda yapılacak çalışmalara katkı sağlaması ve bunun sonucunda hastane kaynaklı bulaşıcı hastalıkların görülme oranlarının azaltılması hedeflenmektedir. Bu çalışma Van YYÜ Dursun Odabaş Tıp Merkezi Hastanesinde çalışmakta olan 18 yaş üstü bayan ve erkek 300 sağlık çalışanı (doktor, hemşire/sağlık memuru, acil tıp teknisyeni, paramedik, laborant, sağlık teknikeri, hasta bakıcı ve temizlik görevlisi vb.) ile yüz yüze anket yöntemiyle yapılmıştır. Anket, literatür taranarak hazırlanan demografik bilgi formu ile bulaşıcı hastalıklar ve bu hastalıklardan korunma ile ilgili bilgi düzeyini ölçen 44 sorudan oluşan anket formu, 18 sorudan oluşan işe bağlı gerginlik ölçeği (İBGÖ) ve 23 sorudan oluşan yetişkin sağlık okuryazarlığı ölçeğinden (YSOÖ) oluşmakta olup, çoktan seçmeli ve boşluk doldurma şeklindedir. Araştırmamız kesitsel tanımlayıcı tipte bir anket çalışmasıdır. Verilerin istatistiksel analizinde Tek Yönlü Varyans Analizi, Ki-kare testi ve Pearson Korelasyon Analizi testleri kullanılmıştır. P<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Araştırmaya dahil olan sağlık çalışanlarının %43,7'si (n=131) kadın, %56,3'ü (n=169) erkektir. Katılımcıların %33,7'si (n=101) doktor, %33'ü (n=99) hemşire/sağlık memuru ve %33,3'ü (n=100) temizlik görevlisi/hasta bakıcısı idi. Çalışmaya katılan sağlık çalışanları %35,3 (n=106) ile en çok 30-35 yaş aralığındadır. Katılımcıların %72'si (n=216) 1-10 yıl arası mesleki tecrübeye sahipti. Çalışanların %86'sı (n=258) haftalık 40 saat ve üzeri mesai yapmaktadır. Katılımcıların %40,7'si (n=130) dahili birimlerde çalışmaktadır. Katılımcıların %64'ü (n=192) lisans ve üzeri mezuniyet derecesine sahipti. Çalışmamıza katılanlardan genel olarak sadece %34'ü (n=102) hastane bünyesinde bulaşıcı hastalıklara yönelik herhangi bir eğitim aldığını belirtmiştir, bu konuda doktorların ise sadece %27,7'sinin (n=28) herhangi bir hizmet içi eğitim aldığı tespit edilmiştir. Katılımcıların %33,3'ünün (n=100) daha önceden herhangi bir bulaşıcı hastalığa sahip hastayla temasının olduğu tespit edilmiştir. Temizlik görevlisi/hasta bakıcısı olanların %36'sı şarbon hakkında, %31'i de KKKA hastalık etkeninin bulaş yolu hakkında bilgi sahibi olmadığı tespit edilmiştir. Çalışmamızdaki bireylerden kendisini bulaşıcı hastalıklar konusunda yeterli görenlerin %76,5'i riskli temas sonrası hiçbir koruyucu yönteme başvurmadığı tespit edilmiştir. Katılımcıların %11,3'ünün (n=34) ulusal aşı programında olan hiçbir aşıyı yaptırmadığı tespit edilmiştir. Katılımcıların %3,3'ünün (n=10) daha önceden bir hastadan diğerine yaptıkları tıbbı uygulama sonrası istemeyerek bulaşıcı bir hastalık bulaştırmış olduğunu söylemiştir. Çalışmamızdaki katılımcıların YSOÖ'den aldıkları toplam puan ortalamaları 15,58±3,75 olarak tespit edilmiştir. Araştırmamızda katılımcıların sağlık okuryazarlık düzeyleri arasında; göreve yeni başlayanların, eğitim seviyesi yüksek olanların, haftalık olarak daha çok mesai yapanların, kendini bulaşıcı hastalıklardan korunmada yeterli bulanların, ulusal aşı takvimindeki tüm aşıları eksiksiz yaptıranların, birinden diğerine hastalık bulaştırma ihtimaline hayır diyenlerin, doktor olan çalışanların ve işinden memnun olanların YSOÖ sonuçları daha yüksek bulunmuş olup istatiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir (p<0,05). Çalışmamızdaki bireylerin İBGÖ'den aldıkları toplam puan ortalamaları 41,4±7,49 olarak tespit edilmiştir. Araştırmamızda bireylerin işe bağlı gerginlik düzeyleri arasında; çocuk kliniklerinde çalışanların, kendilerine veya ailelerine işleri kaynaklı bulaşıcı hastalık bulaştırma kaygısı yaşayanların, bu kaygı nedeniyle işinden soğuduğunu veya iş değişikliği düşündüğünü belirtenlerin ve birinden diğerine hastalık bulaştırma ihtimaline olabilir veya evet diyenlerin İBGÖ sonuçları daha yüksek bulunmuş olup istatiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir (p<0,05). Sonuç olarak çalışmamızdaki sağlık çalışanlarından bulaşıcı hastalıklar konusunda kendisini yeterli görenlerin bile riskli temas sonrası tıbbı destek alma ihtiyacı hissetmediği fark edilmiştir, bu konuda daha kapsayıcı eğitim materyalleri ve broşürlerle aktif çalışanlara yönelik yeniden hizmet içi eğitim programı düzenlenmesi ihtiyacı vardır ayrıca mevcut sağlık fakültelerinde eğitim müfredatlarının gözden geçirilmesi ve daha çok temas öncesi korunma yöntemleri ve riskli temas sonrası yapılacakları açıklayacak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Tüm sağlık çalışanlarının özellikle ülkemizde daha sık görülen BZBH'lar konusunda yeniden bir eğitim programına dahil edilmesi ve halen eğitimleri devam eden sağlık öğrencilerinin okul müfredatları bu doğrultuda düzenlenmelidir. Temizlik görevlisi/hasta bakıcısı olanların ülkemizde özellikle daha çok endemik olarak görülen şarbon, KKKA vb. hastalıklardan korunma yöntemleri bakımından yeniden bir eğitim programına alınması gerektiği tespit edilmiştir. Katılımcılardan azımsanamayacak derecede hiç aşı yapmayanların olduğu fark edilmiş olup, bu konuda aşılar ve aşıların önemi hakkında eğitim programları düzenlenmeli ve hiç aşı yapmayan veya aşıları eksik olan sağlık çalışanlarının enfeksiyon birimi tarafından ya da kendi aile hekimlerine yönlendirilmeleri vasıtasıyla aşılanmaları sağlanmalıdır. Temizlik görevlisi/hasta bakıcılarla eğitim seviyesi daha az olan çalışanların düzenli aralıklarla hizmet içi eğitimlere alınması veya üniversite müfredatlarında düzeltmelerle hem sağlık çalışanlarının hem de toplumun genel olarak sağlık okuryazarlık düzeyi arttırılmış olunacaktır. Ülkemizde son yıllarda artış gösterse bile henüz yeterli seyiyeye ulaşılamadığından SOY konusunda güncel çalışmaların yapılması önerilebilir. Sağlık çalışanlarının kendilerine veya ailelerine hastalık bulaştırma düşünceleri tespit edilmiş olup bu düşünceler nedeniyle işe bağlı stres yaşadıkları tespit edilmiştir, bu nedenle hastaneler bünyesinde sağlık çalışanlarının kendilerine hastalık bulaşma ihtimalini azaltacak materyaller ve yeni tıbbı teknolojilerin rutin kullanıma sunulması gerekmektedir ayrıca sağlık çalışanlarının iş çıkışı giydikleri kıyafetlerin dezenfekte edilmesi veya iş sırasında hastane yönetimi tarafından verilecek iş formalarıyla çalıştırılmaları zorunlu hale getirilmelidir. Hastanede çalışanların işe bağlı stres ve gerginliklerinde azalmaya vesile olması nedeniyle çalışanların ücretlerinde artış ve zamanında ödeme yapılması pozitif yönde etki yaratacaktır ayrıca özellikle riskli bölümler olan YBÜ gibi yerlerde çalışan sayısının arttırılması ve çalışma saatlerinin haftalık olarak dünya standartlarına entegrasyonunun yapılması da işe bağlı gerginliği azaltacak olup ayrıca iş motivasyonunu pozitif yönde arttıracaktır. Motivasyonu tam olan sağlık çalışanları görevlerini daha çok severek isteyerek yapacakları için, sağlık alıcıları olan hastalarımızın da memnuniyeti arttırılmış olacaktır. Ayrıca bu araştırmada elde edilen sonuçların bundan sonra yapılacak benzer çalışmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

AşılamaAşılarBulaşıcı hastalıklar+4
Levent Çevik
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aile hekimliği polikliniğine başvuran hastalarda yetişkin aşılarında aşılanma sıklığı, bilgi düzeyi ve farkındalığı

Amaç: Aşılama çocukluk çağında olduğu kadar yetişkinlikte de oldukça önemlidir fakat yetişkinlerin aşılanması toplumda yeterli düzeyde değildir. Bu araştırmanın amacı erişkinlere yapılması önerilen aşılarda aşılanma sıklığı ve bilgi düzeyini ölçmek ve yetişkin aşıları farkındalığını artırmaktır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, 18-65 yaş arasındaki kişilerin erişkin aşıları hakkında bilgi, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilen kesitsel, tanımlayıcı ve analitik bir çalışmadır. Uşak Eğitim Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Polikliniği'ne başvuran 18-65 yaş hastalar arasında 01.06.2023-01.09.2023 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Çalışmamızda katılımcıların %73,1(n=285)'i çocukluk çağında gerekli aşıları olduğunu belirtmiştir. Yaş arttıkça çocukluk çağı aşılarını alma oranında anlamlı olarak bir azalma görülmektedir. Toplum genel olarak çocukluk çağı aşılarının önemini kabul etmektedir. Tetanoz ve grip aşıları hakkında en çok bilgi sahibi olunan aşılar olarak öne çıkmaktadır. Kronik hastalığı olan bireylerin grip aşısı konusunda daha bilinçli olduğunu anlamlı olarak göstermektedir. Katılımcıların çoğu, grip, hepatit B, hepatit A, pnömokok (zatürre), meningokok (menenjit), HPV ve tetanoz difteri aşılarının yetişkinlere yapılması gerektiği konusunda hemfikirdir. Sonuç: Toplumun genel olarak çocukluk çağı aşılarının önemini kabul ettiğini fakat erişkinlerin aşılanması konusunda kişilerin bilgilerinin daha çok tetanoz ve grip aşısıyla sınırlı kaldığını gördük. Aşı ile önlenebilecek hastalıkların önüne geçilebilmesi için yetişkin aşıları hakkında daha fazla bilgilendirme yapılmalıdır.

Aile hekimliğiAşılamaAşılar+3
Murat Öz
Uşak University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kanser hastalarında erişkin aşılamada tutum ve davranışlar üzerine etki eden faktörlerin belirlenmesi ve eczacı tarafından verilen aşı eğitiminin etkisinin incelenmesi

Kanser hastalarında pnömokok aşısı ile hedeflenen aşılanma oranlarına dünya genelinde henüz ulaşılamamıştır. Bu çalışmada, kanser hastalarına klinik eczacı tarafından verilen pnömoni ve pnömokok aşısı eğitiminin hastaların aşı tutumu, bilgisi ve aşı olma oranlarına etkisinin ve kanser hastaları ile çalışan hekim ve hemşirelerin aşı tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma, Haziran 2019-Şubat 2021 tarihleri arasında iki üniversite hastanesinin medikal onkoloji polikliniklerinde randomize kontrollü olarak yürütülmüş prospektif bir çalışmadır. Hastalar, klinik eczacı tarafından sözel ve yazılı eğitim verilen müdahale grubu ve standart bakım alan kontrol grubunda yer almıştır. Müdahale grubundaki hastalar pnömokok aşısı yaptırmak üzere hekime yönlendirilmiş ve üç ay sonra tüm hastaların aşılanma durumları, aşı bilgisi ve tutumları sorgulanmıştır. Kontrol ve müdahale grubunda 114'er hasta olmak üzere, 228 hasta değerlendirilmiştir. Eczacı tarafından verilen eğitim öncesinde gruplar arasında Aşı Tutum Ölçeği (ATÖ) puanları ve Aşı Bilgisi Değerlendirme Anketi'ne verilen doğru yanıt sayısı açısından fark bulunmazken (p>0,05), eğitim sonrasında müdahale grubunun ATÖ puanları daha düşük (p=0,007) ve doğru yanıt sayısı daha yüksek (p<0,001) bulunmuştur. Üç ay sonraki görüşmede müdahale grubundaki hastaların %20,2'si (n=23) ve kontrol grubundaki hastaların %6,1'i (n=7) pnömokok aşısı ile aşılandığını belirtmiştir (p=0,003). Bir önceki influenza sezonunda influenza aşısı yaptırmamak (odds oranı: 2,846, %95 güven aralığı, 1,102-7,352, p=0,031) ve yüksek ATÖ puanına sahip olmak (odss oranı:1,176 %95 güven aralığı, 1,095-1,263, p<0,001) aşı yaptırmama davranışı ile ilişkili bulunmuştur. Hekim ve hemşirelerin influenza (%94,28 ve %81,25) ve pnömokok aşısını (%88,57 ve %47,92) daha çok önerdiği saptanmıştır. Klinik eczacının bağışıklama aktivitelerinde aktif rol alması ile erişkinlerin aşılama oranları ve aşı bilgi düzeyleri artmış, aşılara yönelik negatif tutumları ise azalmıştır.

AşılamaAşılarDavranış+7
Nesligül Özdemir
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Aşılarda kullanılan koruyucu ve adjuvan maddelerin olası toksik etkilerinin değerlendirilmesi

Dünya Sağlık Örgütü aşıları "immün sistemimizin virüs ve bakteri gibi patojenleri tanıyıp onlarla savaşmasını sağlayan ve bunların oluşturduğu hastalıklara karşı vücudumuzu koruyan farmasötik ürünler" olarak tanımlamaktadır. Aşılarla her yıl milyonlarca hayat kurtulmaktadır. Ancak, aşı bileşenlerinin güvenliliği ile ilgili tartışmalar devam etmekte ve bu tartışmalar "aşı reddi" veya aşı kararsızlığına yol açmaktadır. Özellikle aşılarda adjuvan olarak kullanılan alüminyum bileşikleri ve koruyucu olarak kullanılan tiyomersalin güvenliliği ile ilgili ciddi endişeler vardır. Bu tezde, tiyomersalin ve alüminyumun olası toksik etkilerinin ayrı ayrı uygulanarak ve birarada uygulanarak SH-SY5Y hücre hattında kontrol grubu ile karşılaştırılarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Tiyomersal ve alüminyumun sitotoksik etkileri değerlendirilmiş; inhibitör konsantrasyon 20 (IC20) tiyomersal için 1,15 µM, alüminyum için ise 362 µM olarak belirlenmiştir. Sonrasında tiyomersal ve alüminyum hücrelere ayrı ayrı ve birarada hücrelere IC20 dozunda 24 saat boyunca uygulanmıştır. IC20 konsantrasyonu 24 saat boyunca uygulanan hücrelerde oksidatif stres parametreleri, DNA hasarı, NRF2 protein düzeyleri, nörotransmitter düzeyleri (dopamin, norepinefrin) ve dopamin taşıyıcı protein (DAT) düzeyleri ölçülmüştür. Alüminyum ve alüminyum+tiyomersal uygulanan hücrelerde hücre içi reaktif oksijen türleri (ROS)'un düzeyleri anlamlı derecede artmıştır. Alüminyum uygulanan grupta total GSH düzeyleri azalmıştır. Alüminyum uygulanan ve alüminyum+tiyomersal uygulanan gruplarda total antioksidan kapasite (TAOC) ve protein oksidasyon düzeyleri önemli derecede yükselmiştir. Alüminyum ve alüminyum+tiyomersal uygulanan gruplarda lipit peroksidasyonu istatistiksel önemli bir şekilde artmıştır. Tüm uygulama gruplarında NRF2 düzeyleri ve DNA hasarı anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Dopamin düzeyleri, tiyomersal ve alüminyum+tiyomersal uygulanan hücrelerde önemli derecede artarken, DAT düzeyleri tüm deney gruplarında kontrole göre yüksek bulunmuştur. Norepinefrin düzeyleri deney gruplarında anlamlı derecede değişmemiştir. Bu bulgular hem tiyomersalin hem de alüminyumun nöroblastoma hücrelerinde oksidan/antioksidan statüyü değiştirebildiğini ve DNA hasarına yol açabildiğini göstermektedir. Ayrıca, tiyomersal ve/veya alüminyum nöroblastoma hücrelerinde dopamin ve DAT üzerinde önemli derecede modifiye edici etkiye sahiptir. Genel bir değerlendirme yapıldığında ise alüminyum+tiyomersal uygulanan hücrelerde görülen değişikliklerin daha belirgin olduğu ifade edilebilir. İnfluenza aşıları dahil bazı aşılarda her iki bileşiğin bulunması nadiren de olsa söz konusu olmaktadır. Bu nedenle, özellikle bebekler ve çocuklar gibi hassas popülasyonların aşılanmasında dikkatli olunmalı ve gerek tiyomersal gerekse alüminyum bileşikleri yerine daha güvenli alternatifler geliştirilmelidir.

AlüminyumAşılamaAşılar+5
Mehmet Evren Öztürk
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dünyadaki aşılama konulu kamu politikalarının karşılaştırmalı analizi: COVID-19 örneği

Bu çalışmada, dünyadaki aşılama konulu kamu politikalarının karşılaştırmalı analizi yapılmıştır. Çalışmanın temel amacı aşılama politikalarından çıkarılacak dersler yardımıyla gelecekte benzer politikaların daha etkin yürütülmesini sağlamaya katkılar sunmaktır. Bu kapsamda, öncelikle kamu politikalarına yönelik ayrıntılı bir kavramsal çerçeve sunulmuş, ardından aşı uygulamalarının tarihçesi, aşılama politikalarının tasarımı ile uygulama ve değerlendirme aşamalarından bahsedilmiştir. Özellikle, toplumu korumak, aşı ile önlenebilir hastalıkların ortaya çıkışını engellemek ve hastalıktan kaynaklanan ölüm oranlarını en aza indirebilmek amacıyla birçok aşı politikası geliştirilmiştir. Bu nedenle çalışmada tarih boyunca ortaya çıkan salgın hastalıkları kontrol altına alabilmek amacıyla geliştirilen ve rutin bağışıklama programlarına kaydedilen aşıların, aşılama politikaları kapsamında incelenmesi yapılarak COVID-19 (Yeni Koronavirüs Hastalığı) aşılama politikaları bağlamında bir karşılaştırmalı analiz sunulmuş ve bu karşılaştırmalı analiz doğrultusunda gelecekte tasarlanıp uygulanacak aşılama politikaları için somut politika önerileri geliştirilmiştir. Bu tez hem Türkiye'de yeni bir akademik çalışma alanı olan kamu politikaları dalına hem de oldukça eski bir tarihe dayanan aşılama politikalarına katkı sunmayı hedeflemiştir. Ayrıca genel olarak tıp alanının inceleme konusu olan aşılama politikalarına kamu politikası açısından da bir bakış sunularak bu politikaların çokdisiplinli bir bakış açısıyla ele alınması hedeflenmiştir. Özellikle yapılan incelemeler ve bulgular neticesinde sunulan önerilerin, gelecek dönem aşılama politikalarının daha etkin yürütülmesi adına katkılar sunacağı düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kamu Politikaları Analizi, Karşılaştırmalı Kamu Politikası, Sağlık Politikaları, Aşılama Politikası, COVID-19.

AşılamaAşılarBulaşıcı hastalıklar+4
Hasret Semerci
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

0-18 yaş grubu kız çocuk sahibi ebeveynlerin HPV ve HPV aşısı hakkındaki bilgi, tutum, düşüncelerinin ve aşılanma durumlarının incelenmesi

BERK O.S. 0-18 yaş grubu kız çocuk sahibi ebeveynlerin HPV ve HPV aşısı hakkkındakı bilgi, tutum, düşüncelerinin ve aşılanma durumlarının incelenmesi. Ankara, 2022. Bu çalışmadaki amaç birinci basamak sağlık hizmetlerine başvuran, 0-18 yaş arası kız çocuğu olan ebeveynlerin HPV ve HPV aşısı hakkındaki bilgi, tutum ve davranışlarını incelemektir. Tanımlayıcı kesitsel tipteki araştırma 01.06.2021 ve 01.02.2022 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Polikliniği'ne ve Gülveren Eğitim Aile Hekimliği Birimi (AHB) Polikliniği'ne başvuran 0-18 yaş grubu kız çocuğu sahibi ebeveynler oluşturmaktadır. Evren büyüklüğü bilinmeyen toplumda prevelansı %50 kabul edilip, %95 güvenilirlik ve %5 hata payı ile yapılan hesaplamada 384 ebebeyne ulaşılması planlanmıştır. Aydınlatılmış onam formunu onaylayıp, anket sorularının tümünü yanıtlayanlar çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırmada anket formları katılımcılara elden verilmiştir. Anket formunda sosyodemografik, sağlık verilerine ait sorular, HPV ve HPV aşısına dair bilgi, tutum soruları ve "Karolina HPV aşılama tutumları ve inançları ölçeği" bulunmaktadır. İstatiksel analizler SPSS paket programı ile yapılmıştır. Araştırmada 394 ebeveyne ulaşılmıştır. Katılımcıların %77,1'i kadın iken; yaş ortalaması 38,03±8,79 idi. Çalışmaya katılan katılımcıların %97,9'u kendilerine HPV aşısı yaptırmamıştı, %1,5'inin genital bölgesinde mevcut siğil bulunmaktaydı. 9 yaş ve üzeri kız çocuğu olan ebeveynlerin %7,8'i çocuklarına HPV aşısı yaptırmışlardı. Ebeveynler HPV ve HPV aşısı hakkındaki bilgilerini en çok (%37,7) internet üzerinden elde etmişlerdi. Katılımcıların bilgi sorularına verdikleri ortalama puan 4,50±3,16 iken; bilgi sorularının hepsine doğru cevap veren ebeveynlerin oranı %4,4'tü. Ebeveyn cinsiyeti, eğitim durumu, evlenme yaşı, gelir getiren işte çalışma ve sağlık çalışanı olma durumu, toplam aylık gelir düzeyi, gelir durumu öz değerlendirmesi, sağlık sigortası varlığı, çocuğunda kronik hastalık varlığı, daha önceden cinsel yolla bulaşan hastalık geçirme ve vücudunda siğil öyküsü olma durumu, rutin aşı takvimindeki aşıların hepsini yaptırma, rutin aşı takvimi dışı aşıları yaptırma durumu ile bilgi soruları toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmaktaydı. HPV aşısı konusunda daha pozitif tutum gösteren katılımcıların diğer katılımcılara göre bilgi düzeyleri daha yüksekti. Katılımcıların; Karolina HPV Aşılama Tutumları ve İnançları (KHATİ) Ölçeği ortalama puanları 34,76±5,82 idi. Eğitim durumu, meslek, gelir getiren işte çalışma durumu, sağlık çalışanı olma durumu, toplam aylık gelir düzeyi, evlenme yaşı, rutin aşı takvimi dışı aşıları yaptırma ve çocuğuna HPV aşısı yaptırma durumu ile KHATİ Ölçeği toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmaktaydı. Ebeveynlerin bilgi düzeyi arttıkça KHATİ ölçeği toplam puanı artmaktaydı idi. HPV aşısı konusunda daha pozitif tutum gösteren katılımcıların diğer katılımcılara göre KHATİ ölçeği toplam puanları daha yüksekti. Çalışmamızdaki elde ettiğimiz veriler ışığında HPV ile aşılama konusundaki engellerin; yeterli ve doğru bilgilendirme, finansal destek, güven telkin eden aşılama programları ile aşılabileceği görülmektedir. Bu sayede onkojenik potansiyelli bir virüs olan HPV enfeksiyonuna hem ucuz hem de en etkili koruma yöntemlerinden biri olan aşılama ile müdahale edilerek etkin bir toplum bağışıklığı sağlanabilir.

Ana-babaAşılamaAşılar+7
Okan Sabri Berk
Hacettepe University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hacettepe Üniversitesi erişkin, çocuk ve onkoloji hastanelerinde çalışan hemşirelerde mevsimsel grip aşılama kapsama oranlarının artırılması: Bir kalite iyileştirme projesi

. İnfluenza virüsü sağlık çalışanlarının hem kendileri hem de hastaları ve iş arkadaşları için enfeksiyon kaynağı olabilir. Bu nedenle, influenza ve komplikasyonlarını önlemenin etkili ve güvenli bir yolu olarak sağlık çalışanlarının her influenza mevsiminin başında influenza aşısı ile aşılanması önerilmektedir. Maalesef, tüm bilimsel kanıtlara ve önerilere rağmen sağlık çalışanlarındaki influenza aşılanması kapsama oranları oldukça düşüktür. Çalışmamızda üçüncü basamak bir üniversite hastanesi olarak hizmet veren büyük bir hastanede çalışan hemşirelerin influenza aşılama kapsama oranlarının disiplinler arası bir ekip önderliğinde kalite iyileştirme adımları kullanılarak arttırılması hedeflenmiştir. Süreç haritalama, son dört influenza sezonuna ait aşılama verileri ve sağlık inanç modelini içeren bir anket kullanılarak mevcut durum analiz edilmiştir. Durum tespitinden elde edilen veriler doğrultusunda aşılama kapsama oranındaki düşüklüğün nedenleri beyin fırtınası yöntemi kullanılarak tartışılmış ve belirlenen nedenler balık kılçığı diyagramı üzerine yerleştirilmiştir. Nominal Grup Tekniği kullanılarak belirlenen nedenler arasından kök nedenler tespit edilmiştir. Ekipteki her üyenin kök nedenlere yönelik çözüm önerileri toplanmış ve etkinlik analizi yapılarak en uygun çözüm önerileri belirlenmiştir. Hastaneler üst yönetimine kalite iyileştirme süreci anlatılarak kök nedenler ve iyileştirmeye yönelik öneriler iletilmiştir. Gezici ekiplerle aşılama, iletişim ve eğitim stratejilerini içeren aşı kampanyası, hatırlatıcılar, rol model ve yönetici aşılamaları ile teşvik, personel aşılamasıyla ilgili kurumsal resmi bir süreç oluşturulması ve temel kök nedenimiz olan aşı teminindeki gecikme ve eksiklikle ilgili hastane yönetimi tarafından Sağlık Bakanlığına yazı yazılması müdahalelerini içeren çok bileşenli bir iyileştirme süreci planlanmıştır. Ancak, 2022-2023 grip sezonunda Sağlık Bakanlığı tarafından tek seferde sağlanan çok kısıtlı miktarda aşı dozu dışında aşı tedariki devam etmediği için iyileştirme adımları uygulanamamıştır. Anahtar Kelimeler: influenza, aşılama, sağlık çalışanı, kalite iyileştirme

AşılamaAşılarHastane hemşireleri+7
Rana Baykan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ebeveynlerin çocuklarına rutin çocukluk çağı aşılarını yaptırma durumları ile COVID-19 aşılarına karşı olan tutumları arası ilişkinin değerlendirilmesi

Covid-19 enfeksiyonu, pandemi ilan edildiği tarihten (11 Mart 2020) itibaren tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Pandemiyle baş edebilmek için çeşitli tedavi yöntemleri ve aşı çalışmaları yürütülmüştür. Aşılama çalışmalarında hedef, popülasyonun en fazla kesimine ulaşabilmektir. Öte yandan 1840'lı yılların başlarında başlayan aşı karşıtı hareket engellenemeden artarak günümüze kadar ulaşmıştır. Covid-19 pandemisi ile aşı karşıtlığı yeni bir boyut kazanmış olduğundan bu çalışmada rutin çocukluk çağı aşılarına karşı aşı karşıtlığı/aşı tereddütü yaşayan ebeveynler ile tüm çocukluk çağı aşılarını yaptıran ebeveynlerin Covid-19 aşılarına karşı tutum ve davranışlarını karşılaştırmak amaçlanmıştır. Çalışmamıza 15 Ocak 2022– 31 Mayıs 2022 tarihleri arasında Gülveren Aile Sağlığı Merkezi, Ahmet Şefik Kolaylı Aile Sağlığı Merkezi, Mamak Türközü Aile Sağlığı Merkezi ve Ümmügülsüm Güçlüoğlu Aile Sağlığı Merkezi'ne kayıtlı 0-13 yaş arası çocuğu olan ve son 5 yıl içinde çocuğuna rutin aşılardan herhangi birini yaptırmamış olan 65 ebeveyn ve aynı aile sağlığı merkezlerine kayıtlı 0-13 yaş arası çocuğu olan ve son 5 yıl içinde çocuklarına tüm aşıları yaptırmış 152 ebeveyn dahil edilmiş ve aile hekimleri tarafından telefon aracılığıyla görüşülmüştür. 26 soru ve 2 ölçekten oluşan anket formu uygulanmıştır. Covid-19 aşılarından birini yaptırma durumları karşılaştırıldığında çalışma grubundakilerin %36,9 (n=24)'unun, kontrol grubundakilerin %86,8 (132)'inin herhangi bir aşıyı yaptırdıkları görülmüştür. Bu iki grup arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,001). Ebeveynlerin çocukluk aşılarına yönelik tutumları (PACV) ölçeğinde hesaplanan dönüştürülmüş PACV puanına göre çalışma grubunun %92,3 (n=60)'ünde, kontrol grubunun %6,6 (n=10)'sında aşı tereddüdü bulunmaktadır ve çocukluk çağı aşılarına karşı tereddütü olmayan ebeveynler hem çalışma hem de kontrol grubunda Covid-19 aşılarına karşı daha olumlu tutum ve daha az olumsuz tutum göstermiştir. Sonuç olarak iki grup arasında, hem rutin çocukluk çağı aşılarına karşı hem de Covid-19 aşılarına karşı tereddüt konusunda anlamlı fark bulunmuştur. Her ne kadar pandemi sürecinde aşı kampanyalarının düzenlenmesi aşı farkındalığını artırsa da Covid-19 aşılarının piyasaya sürülme sürecinin hızlı olması aşı tereddütünü artırmıştır. Özellikle birinci basamak hekimleri başta olmak üzere tüm hekimlerin ve sağlık çalışanlarının aşı konusunda bilgi düzeylerini yüksek tutup toplumu bilgilendirmek için kullanmaları oldukça önemlidir.

Ana-babaAşı tereddüdüAşılama+5
Tülin Karaca Arslan
Hacettepe University
2022
00

Related subjects