Cytotoxicity

172 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Bazı ferula uçucu yağlarının kimyasal bileşimi, biyolojik aktivite, ın vıtro sitotoksisite ve genotoksisite yönünden incelenmesi

Günümüzde doğal kaynaklı ürünlere ilginin artmasıyla bilimsel alanda bu yöndeki çalışmalar da hız kazanmıştır. Uçucu yağlar, eski çağlardan günümüze kadar kullanılagelen aromatik sıvılardır. Koku, tat maddesi olarak kullanımlarının dışında farklı biyolojik aktiviteleri nedeniyle sağlık alanında da kullanımları bulunmaktadır. Ferula L. cinsi Apiaceae familyasının en önemli cinslerinden biridir. Türkiye'de 17, Asya'da 177, dünyada ise 180-185 türü bulunmaktadır. Bu çalışmada Ferula hermonis Boiss., F. brevipedicellata Peşmen ex M. Sağıroğlu & H. Duman ve F. rigidula DC. uçucu yağlarının analizleri eş zamanlı olarak GK ve GK/KS ile gerçekleştirilmiştir. F. brevipedicellata ve F. rigidula uçucu yağlarının ana bileşikleri α-pinen (%68.9 ve %73.0, sırasıyla), β-pinen (%5.3 ve %4.0, sırasıyla) ve naftalen (%4.3 ve %8.5, sırasıyla); F. hermonis uçucu yağının ana bileşikleri ise α-pinen (%64.1), naftalen (%8.3) ve trans-verbenol (%4.8) olarak belirlenmiştir. Uçucu yağların mikrodilüsyon yöntemi ile antimikrobiyal aktiviteleri belirlenmiş, mikroorganizmalara göre değişen orta ya da zayıf derecede aktivite tespit edilmiştir. DPPH● radikali ile yapılan serbest radikal süpürücü etki tayini sonucunda uçucu yağların 0.5 mg/mL ve daha düşük konsantrasyonlarda antioksidan aktivite göstermediği saptanmıştır. Uçucu yağların sağlıklı bir hücre hattı olan NIH3T3'e (ATCC® CRL-1658™, fare embriyonik fibroblast hücreleri) karşı sitotoksisiteleri belirlenmiştir. Aktivite deneyleri ve sitotoksisite testi sonucunda umut vadedebileceği düşünülen F. rigidula uçucu yağına uygulanan Ames MPFTM 98/100 testi sonucunda, uçucu yağın test edilen dozlarda mutajenik olmadığı belirlenmiştir. Bu çalışma F. hermonis, F. brevipedicellata ve F. rigidula uçucu yağlarının antioksidan aktivite ve sitotoksisite; F. brevipedicellata ve F. rigidula uçucu yağlarının kimyasal bileşimlerinin belirlenmesi ve antimikrobiyal aktivite; F. rigidula uçucu yağının genotoksisite değerlendirilmesi açısından ilk olma özelliği taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Ferula sp., uçucu yağ, antimikrobiyal, antioksidan, NIH3T3, Ames MPFTM 98/100

Antienfektif ajanlarAntioksidanlarApiaceae+6
Merve Baysal
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Klomipramin ve kloropiramin'in kanserli hücre hatları üzerindeki apoptotik etkilerinin değerlendirilmesi

Kanser son yıllarda hem ülkemizde hem de diğer ülkelerde insidansı ve mortalitesi hızla artan bir hastalık olması nedeni ile bilim dünyasının çok dikkatini çekmiş ve tedavisi için üzerinde çok araştırma yapılan ve çeşitli yöntemler denenen bir hastalık türü haline gelmiştir. Günümüzde kanser, gelişmiş ülkelerde kardiyovasküler hastalıklardan sonra ikinci ölüm nedeni olarak gösterilmektedir. Bu tez çalışması kapsamında, bir antidepresan türevi olan Klomipramin Hidroklorür, antihistaminik türevi olan Kloropiramin Hidroklorür'ün ve pozitif konrtrol olarak kullanılan bir kemoterapötik ajan olan Sisplatin'in akciğer karsinom hücre hattı (A549) ve pankreas kanseri hücre hattı (PANC-1) üzerindeki sitotoksik ve apoptotik etkileri araştırılmıştır. Maddelerin sitotoksik analizleri MTT (3-(4,5-dimethylthiazol-2)-2,5-diphenyl tetrazolium bromide) yöntemi her iki hücre tipi içinde yapılmıştır. Daha sonra Gerçek Zamanlı Hücre Analiz Sisteminde (RTCA MP) antiproliferatif etkiler araştırılmış ve 24, 48 saatlik IC50/2 ve IC50 değerleri belirlenmiştir. Klomipramin ve Kloropiramin'in A549 ve PANC-1 hücreleri üzerindeki apoptotik etkileri Akım Sitometri cihazında ve morfolojik görüntüleme yöntemleri ile detaylı bir şekilde araştırılmıştır. Maddelerin 24 ve 48 saatlik apoptotik etkileri A549 ve PANC-1 hücrelerinde Annexin V/ PI, kaspaz 3 aktivasyonu ve mitokondriyal membran depolarizasyonu (JC-1) yöntemleri ile Akım Sitometri cihazında belirlenmiştir. Hücrelerin morfolojik değişimleri Konfokal Mikroskobu ve Geçirimli Elektron Mikroskobu kullanarak görüntülenmiştir. Çalışmanın sonucunda, Klomipramin ve Kloropiramin'in A549 ve PANC-1 hücreleri üzerinde apoptotik etkiye sahip olabilecekleri sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Klomipramin, Kloropiramin, A549, PANC-1, Apoptoz

Antineoplastik ajanlarApoptozisHücre dizisi+4
Bahar Demir
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya bölgesinde atmosferik parçacıkların boyut dağılımının, kimyasal karakterizasyonunun ve sağlık etkilerinin incelenmesi

Tez çalışması kapsamında kent merkezine oldukça yakın konumlarda bulunan iki adet termik santral ve çok sayıda seramik fabrikasının bulunduğu Kütahya şehrinde ve Tavşanlı İlçesi Göbel Beldesi yakınında kurulmuş iki adet örnekleme istasyonunda yüksek hacimli kaskat örnekleyiciler kullanılarak yaz ve kış mevsimlerinde 10'ar günlük süreyle farklı boyutlarda partikül madde örnekleri toplanmıştır. Toplanan örneklerin içerdiği eser element, çok halkalı aromatik hidrokarbon (PAH'lar), n-alkan, karboksilik asitler ve levoglukosan derişimleri belirlenerek detaylı kimyasal karakterizasyonları yapılmış, seçilen günlere ait örneklerde partikül madde sağlık etkilerinin daha detaylı olarak belirlenebilmesi amacıyla genotoksik analizler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca toplanan örneklerin hidroksil radikali oluşturma, yani oksidatif potansiyellerinin belirlenebilmesi amacıyla elektron dönüş rezonans (electron spin resonance – ESR) analizleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; partikül madde aerodinamik çapı küçüldükçe organik bileşiklerle birlikte antropojenik kaynaklı eser elementlerden kurşun, selenyum, arsenik, kadmiyum ve kükürt derişimlerinin önemli oranda arttığı görülmüştür. Antropojenik kaynaklı elementler ve organik bileşik derişimlerinin özellikle kış mevsiminde toplanan örneklerde yaz mevsiminde ölçülen derişimlere göre de önemli miktarda arttığı görülmüş, buna mukabil partikül genotoksik etkilerinin de arttığı görülmüştür. Partikül madde oksidatif potansiyelleri ise bakır, çinko, alüminyum, demir ve krom gibi elementlerle anlamlı korelasyonlar göstermiştir.

Elektron spin rezonansSitotoksisiteÇevre kirliliği
Pelin Arı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Beta vulgaris L. (kırmızı pancar) ve turşularında PH değişimleri, antioksidan ve sitotoksik aktiviteleri ile fenolik bileşenlerinin incelenmesi

Bu çalışmada, Chenopodiaceae familyasına ait su ve etanol ile hazılarlanan Beta vulgaris L. (kırmızı pancar) ekstreleri ile farklı NaCl ve asetik asit oranları ile hazırlanan turşu örneklerinin spektrofotometrik olarak toplam fenolik madde ve betalain miktarları, kromatografik olarak fenolik asit ve betalain tayinleri yapılmış, ayrıca 5 farklı yöntemle antioksidan kapasite ve MTT yöntemi ile CaCo-2 kolon kanseri hücrelerinde antiproliferatif etkileri incelenmiştir. % 0.05 Asetik asitli su ile hazırlanan P1 ekstresinin (255,62 mg GAE/g ekstre), diğer ekstre P2 ve turşu örneklerinden daha fazla toplam fenolik madde (TMF) içerdiği tespit edilmiştir. %5 tuz, %20 AA içeren (T9) turşu suyunun betalain miktarlarının diğer turşu örneklerine göre daha yüksek olduğu görülmüştür (1.114 ± 0.08 mg/g ekstre). Kromatografik analizlerde ise ekstreler ve turşularda gallik, p-hidroksi benzoik, klorojenik, sirinjik, p-kumarik ferulik ve kafeik asitlere rastlanmıştır. Yüksek TFM taşıyan P1 ekstresinin DPPH serbest radikal süpürücü aktivite tayininde % inhibisyon değeri ( % 70.72) sentetik antioksidan BHT ve diğer örneklerden daha yüksek bulunurken, turşu örneklerinde belirgin bir aktivite gözlenmemiştir. β-karoten-linoleik asit sisteminde T9 turşu suyu % 52,51, T6 (% 3 tuz, % 20 asetik asit) turşu örneği ise % 43.52 oranında inhibisyon göstermiştir. Redükleyici güç ölçümü ile tespit edilen EC50 değerleri P1 için 0.46 mg/ml bulunurken, turşularda 8.47-29.41 arasında değişmektedir. Kırmızı pancar ve turşu suyu ekstrelerinin TEAK sonucunda bulunan toplam antioksidan aktivite değerleri %26.85-99.57 arasında belirlenmiştir. CaCo-2 kolon kanseri hücrelerinde MTT yöntemi ile ölçülen antiproliferatif etkileri incelendiğinde antioksidan aktivite yönünden zengin P1 ekstresinin diğer ekstre ve turşu sularından daha aktif olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler : Beta vulgaris L., turşu, probiyotik, antioksidan etki, sitotoksisite.

AntioksidanlarBeta vulgarisFarmakognozi+7
Gülcan Ok Düker
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Anemone blanda'nın sağlıklı (BEAS-2B) ve kanser (A549) akciğer epitel hücre hatları üzerindeki in vitro antiproliferatif ve antioksidan etkilerinin araştırılması

Kanser, tüm dünyada morbidite ve mortalitenin önde gelen nedenlerinden biri olmaya devam etmektedir. Kanser, bulaşıcı olmayan hastalıklar dışında, kardiyovasküler hastalıklardan sonra ikinci önde gelen ölüm nedenidir. Son yıllarda, çeşitli bitkisel ürünlerin farklı kanserlere karşı umut verici anti-kanser etkinliği gösterilmiştir. Bu bağlamda tez çalışmasında, Anemone blanda bitkisinden elde edilen metanolik ekstraktlarının anti-kanser potansiyellerinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak, insan sağlıklı bronşiyal epitel hücre hattı olan Beas-2B ve insan akciğer karsinoma hücre hattı olan A549 hücreleri kullanılmıştır. Sitotoksisitenin belirlenebilmesi için XTT testi ve Klononjenik testi, DNA hasarlarının belirlenebilmesi için Komet yöntemi ve hücre içi reaktif oksijen seviyesine etkilerini belirlemek için ROS testi kullanılmıştır. XTT testi sonucunda Beas-2B ve A549 hücre hatlarındaki IC50 değeri sırasıyla 21,90 µg/mL ve 21,25 µg/mL olarak, klonojenik testte ise bu değerler Beas-2B ve A549 hücre hatları için sırasıyla 24,57 µg/mL ve 27,62 µg/mL olarak belirlenmiştir. Komet testinde ise XTT ve Klonojenik testinde kullanılarak dozlara ek olarak H202'li kombine dozlarda eklenmiştir. Beas-2B ve A549 hücre hatlarındaki kuyruk uzunluğu, kuyruk % DNA ve olive kuyruk momenti hesaplanmış ve elde edilen sonuçlarda DNA iplik kırıklarında kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı artışlar olduğu belirlenirken H202'li dozlarda istatistiksel olarak azaldığı belirlenmiştir. ROS testinde komet testindeki aynı dozlar kullanılırken sonuçlarında ise Beas-2B için hücre içi ROS seviyesinde istatistikî olarak anlamlı bir değişiklik görülmemiştir. Kombine dozlarda ise Anemone ekstraktının ortalama hücre içi ROS seviyesini 40 µg/mL dozdan itibaren istatistikî olarak anlamlı şekilde azalttığı görülmüştür. A549 için ROS seviyesini istatistikî olarak anlamlı şekilde düşürürken H2O2 kombine dozlarda hücre içi ROS seviyesini istatistiksel anlamlı olarak düşürdü fakat 100µg/ml+1000 µM H2O2'lik kombine dozda ekstrakt H2O2'in etkisini arttırarak hücre içi ROS seviyesini istatistikî olarak anlamlı şekilde arttırdığı görüldü. Anahtar Kelimeler: Anemone blanda, Akciğer kanseri, anti-kanser, A549, Beas-2B, Klononjenik testi, Komet testi, ROS testi, XTT testi

Akciğer neoplazmlarıAnemone blandaAntikanser+2
Sinem Fındık İrkören
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bronzlaştırıcı ajan dihidroksiasetonun olası sitotoksik ve genotoksik etkilerinin sağlıklı deri fibroblastlarında incelenmesi

Kozmetikler, insanlar tarafından çok uzun yıllardır kullanılmaktadır. Eski dönemlerde farklı bitki bölümleri gibi doğal malzemelerden elde edilen ürünler, teknolojinin de gelişmesi ile birlikte çok çeşitli hale gelmiştir. Bu çeşitlilik beraberinde doğallıktan uzaklaşmayı ve uzun vadede doğabilecek sorunları öngörebilmekte zorlanmayı getirmiştir. Günlük hayatımızda sıklıkla kullandığımız her ürünün, çağımızın en önemli sağlık problemlerinden biri olan kansere neden olabilecek potansiyele sahip olabileceği düşünülmelidir. Bu alanda yapılan çalışmalar ışığında ürünlerin sağlık açısından güvenli hale getirilebilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada kozmetik amaçlı kullanılan bronzlaştırıcı ürünlerin içeriğinde bulunan dihidroksiasetonun L929 fare fibroblast hücre hattı üzerindeki in vitro sitotoksik ve genotoksik etkilerinin belirlenmesi amaç edinilmiştir. Bu amaca istinaden, dihidroksiasetonun sitotoksik etkileri XTT testi ile klonojenik test uygulanarak, genotoksik etkileri ise komet testi ve annexin-V testi uygulanarak değerlendirilmiştir. Bu testlere ek olarak dihidroksiasetonun sebep olabileceği hücre içi reaktif oksijen türevlerinin seviyesindeki değişiklik ROS testi kullanılarak ölçülmüştür. Sitotoksisite testleri, dihidroksiasetonun konsantrasyona bağlı olarak L929 hücre hattında canlılık oranlarında azalmaya sebep olduğunu göstermektedir. Komet testinde dihidroksiasetonun dozlarına bağlı olarak kuyruk uzunluğu, kuyruk % DNA ve olive kuyruk momenti parametreleri değerlendirilmiş ve kontrol grubu ile karşılaştırıldığında anlamlı artışlar saptanmıştır. ROS ölçümünde de uygulanan dihidroksiaseton dozlarına göre hücre içi ROS artışı olduğu görülmüştür. L929 hücre hattında Annexin-V testi sonucunda apoptotik potansiyelin doz artışına bağlı olarak, anlamlı bir şekilde arttığı gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Dihidroksiaseton (DHA), sitotoksisite, genotoksisite, anti-kanser, L929, Annexin V, Klonojenik testi, Komet testi, ROS testi, XTT testi

Anneksin VAntikanserGenotoksisite+2
Ayşe Mine Saygın Kaya
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Benzofuran halkası bağlı 3-nitrofenil kalkon türevinin kolon kanseri hücreleri üzerindeki antikanser aktivitesinin belirlenmesi

Kalp ve damar hastalıklarından sonra başlıca ölüm nedenlerinin ikincisini oluşturan kanserin görülme sıklığı gün geçtikçe artmaktadır. Güncel istatistiki verilere göre kansere yönelik çeşitli belirtiler ile sağlık kuruluşuna başvuran her on kişiden birine kolon kanseri tanısı konmaktadır. Görülen artışa bağlı olarak, klinikte kullanılan kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi gibi tedavi seçeneklerine kıyasla yan etkisi daha az olan ve hedefe yönelik yeni tedavi yöntemlerine ihtiyaç doğmaktadır. Doğal olarak bitkilerde bulunan ya da yapay olarak sentezi yapılabilen bileşikler olan kalkonlar, anti kanser başta olmak üzere geniş bir biyolojik aktiviteye sahiptir. Yapılan bu tez çalışmasında, benzofuran halkası bağlı 3-nitrofenil kalkon türevinin [3-(3-Nitrophenyl)-1-(benzofurane-2-yl)-2-propen-1-one] insan kolon kanseri hücreleri (HCT-116, HT-29) üzerindeki anti kanser etki ve mekanizmaları araştırılmıştır. Türevin hücre canlılığına etkisi SRB yöntemi ile belirlenip elde edilen sonuçlardan yola çıkarak ileri analizlerde kullanılmak üzere doz ve tedavi süresi seçimi yapılmıştır. Ayrıca, klinikte insan kolon kanseri tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir kemoterapötik ilaç olan 5-fluorouracil ile kombinasyon çalışması yapılmıştır. Hücre ölümünün hangi mekanizma üzerinden gerçekleştiği (apoptozis/nekrozis) Anneksin-V/Hoechst/Propidyum İyodür üçlü boyama yöntemi ile floresan mikroskopta analiz edilmiştir. Akım sitometrisi ile apoptotik yolakta görevli Kaspaz 3/7 moleküllerinin düzeyleri kantitatif olarak belirlenmiştir. Hücre döngüsünün hangi evrede baskılandığı akım sitometrisi kullanılarak analiz edilmiştir. Hücre ölüm mekanizmalarından olan apoptoz ile ilişkili proteinlerdeki değişimler Western Blot yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Son olarak, hücrelerin migrasyon ve koloni oluşturma yeteneklerine olan etkisi araştırılmıştır. Bulgular doğrultusunda, türevin insan kolon kanseri hücrelerinde doza ve zamana bağlı olarak sitotoksik aktivitenin artışına ve apoptozise neden olduğu, G0/G1 evresinde hücre bölünmesini baskıladığı, migrasyon ve koloni oluşturma yeteneklerinde ise azalmaya neden olduğu bulunmuştur.

BenzofuranlarKalkonlarKolon neoplazmları+1
Melih Öztepe
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İnsan glioblastoma hücre hatlarında AKT/FOXO3A/BIM yolağı üzerine moringa oleifera'nın etkilerinin araştırılması

Gliomlar arasında en yaygın görülen glioblastom, WHO tarafından da hala evre 4 olarak kabul edilen, mevcut tedavilere rağmen mortal bir tümördür. Moringa oleifera birçok kanser türünde glioblastom ile ortak tümorogenez yolağı üzerinde antikanser ve apoptoz indükleyici etkileri keşfedilmiş bir bitkidir. Bu çalışmada Moringa oleifera'nın, glioblastomun tedavi seçeneklerine katkı sağlamak üzere patogenezinde bilinen AKT/FOXO3a/Bim yolağı üzerine etkisi araştırıldı. U87-MG ve T98-G glioblastom hücreleri in vitro ortamda kültüre edildi. U87-MG ve T98-G hücre hatlarına sitotoksik aktivite tespiti için Moringa oleifera uygulandı. U87-MG ve T98-G kontrol ve deney gruplarında Image J yazılımı kullanılarak immuositokimyasal optik dansite ölçümleri karşılaştırıldı. Ayrıca U87-MG ve T98-G kontrol ve deney gruplarında koloni oluşum yüzdeleri Colony Count J yazılımı ile değerlendirildi. U87-MG ve T98-G deney gruplarında kontrol grubuna göre AKT'nin azalışı, FOXO3a ve Bim'in artışı istatistiksel olarak anlamlı bulundu. U87-MG ve T98-G deney gruplarında kontrol grubuna göre koloni oluşum yüzdelerindeki azalma da anlamlıydı. Sonuç olarak Moringa oleifera'nın U87-MG ve T98-G glioblastom hücre hatlarında apoptozu AKT/FOXO3a/Bim yolağı üzerinden tetiklediği tespit edildi. Anahtar Kelimeler: U87-MG ve T98-G, AKT/FOXO3a/ Bim Yolağı, Moringa oleifera.

GlioblastomaHücre dizisiMoringa oleifera+2
Dilşad Arısoy Demir
Gaziantep University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

İnsan gingival fibroblast hücrelerinde etanol, öjenol ve asetil salisilik asitin sitotoksik ve apoptotik etkilerinin incelenmesi

Diş ağrısı, insan yaşamının hemen her döneminde karşılaştığı önemli bir problemdir. Diş ağrısı birçok sebeple meydana gelmekle birlikte diş çürüğü akla gelebilen sebeplerin başında gelmektektedir. Diğer nedenlerin arasında diş minesinde erozyon, herhangi bir travmaya bağlı olarak dişte çatlak veya kırık oluşması, diş eti enfeksiyonu ve yirmi yaş dişleri de diş ağrısının başlıca sebepleri arasında yer alır. Genellikle ağrı kesicilerle ve farklı yöntemlerle tedavi edilmeye çalışılan diş ağrıları, hekime başvurulması geciktikçe sorunu çok daha büyütecek bir rahatsızlıktır. Özellikle kulaktan dolma bilgilerle diş ağrısının tedavi edilmeye çalışılması, dişte ve dokularda önemli hasarlar oluşmasına sebebiyet vermektedir. Hastaların faydalı olacağını umarak kullandığı maddelerin doku üzerine etkilerinin daha iyi anlaşılması ve bu konuda bilinçlendirilmesinin sağlanması amacıyla, tamamlayıcı sağlık uygulamalarında sıklıkla kullanıldığı rapor edilen etanol, öjenol ve asetilsalisilik asitin, farklı konsantrasyonlarının(0.01 μM, 0.1 μM, 1 μM, 10 μM, 100 μM, 1000 μM) insan gingival fibroblastları (HGF-1) üzerine sitotoksik etkisini, apoptotik etkisini ve proinflamatuar etkisini incelemektir. Çalışmamızda ticari olarak temin edilen HGF-1 hücre hatları kullanılmıştır. Sitotoksisite değerlendirilmesi için MTT yöntemi ve H&E boyama yönteminden yararlanılmıştır. Apoptotik etkilerini değerlendirebilmek için apoptoz yolaklarının kavşak noktalarında etkili olduğu bilinen BAX ve Caspase 3 düzeyleri ELISA ve MTT yöntemleri kullanılarak ölçülmüştür. Proinflamatuar etkilerini incelemek amacıyla proinflamatuar sitokinlerden olan IL-1B ve TNF-alpha düzeylerinin ölçülmüştür. Bu ölçümler için ELISA yönteminden faydalanılmıştır. Bulgularımız bize etanolün 10 μM'lık doz konsantrasyonundan sonra sitotoksisitesinin artarak hücre proliferasyonunu azalttığını, BAX ve Caspase-3 proteinlerinde artış olduğunu ve IL-1B ve TNF-a sevilerinde artış olduğunu göstermiştir. (p<0,01). Öjenolde ve asetilsalisilik asit de ise 100 μM'lık doz konsantrasyonundan sonra sitotoksisitesinin artarak hücre proliferasyonunu azalttığını, BAX ve Caspase-3 proteinlerinde artış olduğunu ve IL-1B ve TNF-asevilerinde artış olduğunu göstermiştir. (p<0,01).

ApoptozisAspirinAğrı+7
Gizem Ceyhan
Gaziantep University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Hareketli retansiyon apareylerinin hastalar üzerindeki sitotoksik ve genotoksik etkilerinin araştırılması

Amaç: Bu çalışmada hareketli retansiyon apareylerinden Hawley ve Essix plakların dokular üzerindeki sitotoksik ve genotoksik etkilerinin incelenip karşılaştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda sabit ortodontik tedavisi tamamlanmış 50 hasta randomize olarak iki gruba(n=25) ayrılmıştır. Retansiyon amacıyla ilk gruptaki hastalara Hawley apareyi, ikinci gruptaki hastalara Essix plak kullandırılmıştır. Genotoksik değerlendirme için tükürük örnekleri aparey kullanılmaya başlanmadan önce (TG0), 1 ay (TG1) ve 3 ay sonra (TG2) alınıp 8-OHdG, Nrf2 ve Keap1 değerleri incelenmiştir. Sürüntü numuneleri ise aparey kullanılmaya başlanmadan önce (T0) ve 14-21 gün sonra (T1) alınıp mikronükleus, piknozis, karyoreksiz ve karyolizis parametreleri değerlendirilmiştir. Bulgular: 8-OHdG değeri başlangıçta Essix grubunda yüksek iken 1. ve 3. ay ölçümlerinde Hawley grubunda yüksek bulunmuştur. Nrf2 değeri başlangıçta Essix grubunda yüksek bulunurken 1. ve 3.ay ölçümlerinde gruplar arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Keap1 değerinde başlangıç ve 1 ay sonraki ölçümde gruplar arasında farlılık bulunmazken 3. ay ölçümünde Hawley grubunda yüksek bulunmuştur. Mikronükleus, piknozis, karyoreksiz ve karyolizis değerleri T1 zamanında Essix grubunda daha yüksek bulunmuştur. Sonuç: Sürüntü örnekleri ile yapılan erken dönem incelemelerinde (14-21 gün) Essix plakların toksik etkisinin fazla olduğu görülse de uzun dönem tükürük analizi sonuçlarında (3 ay) Hawley plağının DNA'da daha fazla mutasyona neden olduğu görülmüştür.

8-hidroksi deoksiguanozinDental aygıtlarGenotoksisite+4
Rukiye Günel
Gaziantep University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sülforafanın 769-P insan böbrek kanser hücre dizisinde apoptoz üzerine etkisi ve hücre migrasyonunun inhibisyonu

Kanser görülme sıklığı dünyada giderek artmaktadır. Sağlıklı hücrelerde meydana gelen fenotipik ve genotipik değişiklikler sonucunda kanser meydana gelmektedir. Kontrolsüz hücre proliferasyonu sebebiyle hücreler anormal şekilde çoğalarak invazyon ve metastaz özelliği kazanırlar. Böbrekler metabolizma tarafından üretilen artık maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasında ve homeostazın sağlanmasında önemli fonksiyonlara sahiptir. Böbrek kanseri; ürogenital kanserler içerisinde yer almakta ve insidansı gittikçe artmaktadır. Son yıllarda bitkisel kaynaklı besinlere olan ilgi artmaktadır ve geleneksel tedavileri desteklemek amacıyla sıklıkla tercih edilmektedir. Tarih boyunca da tedavilerde bitkisel gıdalar kullanılmış olup biyoaktif bileşenlerin aynı zamanda kanserin önlenmesinde farmakolojik ve fizyolojik etkilerinin olduğu savunulmaktadır. Diyetle alınan besinlerdeki kemopreventif bileşikler; hücre içi sinyal iletim yolaklarını düzenleme veya kanser oluşum sürecini uzatarak çeşitli koruyucu etkiler meydana getirmektedir. Brokoli, karnabahar, beyaz ve karalahana, Brüksel lahanası gibi Brassicaceae olarak da bilinen turpgiller ailesindeki sebzeler 'glukosinolat ' adı verilen bileşik içerirler. Glukosinolatlar, mirosinaz enzimi tarafından katalizlenen reaksiyona girerler. Parçalanma ürünü ise izotiyosiyanatın karakteristik bir bileşiği sülforafan (SFN)'dır. SFN kemopreventif etkileri sayesinde son yıllarda büyük ilgi görmektedir. Çok sayıda epidemiyolojik araştırmalar ile in vivo ve in vitro çalışmalar, SFN'nin kanseri önleyici ya da riskini azaltıcı potansiyeli olduğunu belirlemiştir. SFN'nin çeşitli hücre hatları üzerindeki proapoptotik etkileri tanımlanmıştır fakat literatürde böbrek kanserinde apoptoz üzerine olan etkisi için yeterli çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmada SFN'nin 769-P insan böbrek kanser hücre hattı üzerindeki etkisi araştırılmış ve kontrol grubu olarak 293-T insan böbrek epitel hücre hattı kullanılmıştır. Bu amaçla çeşitli SFN konsantrasyonları hazırlanmış ve hücre hatları üzerinde etkileri incelenmiştir. Hücre proliferasyonu üzerine etkisinin gözlenmesi için MTT [3-(4, 5-dimetil tiyazol-2-il)-2, 5 difenil tetrazolyum bromid] testi (24. ,48. ,72. saat) ve sitotoksik etkinin belirlenebilmesi için LDH (Laktat dehidrogeneaz) testi uygulanmıştır. Analizler sonucu seçilen konsantrasyonlarda hücre döngüsü inhibisyonları saptanmıştır. SFN'nin hücrelerde meydana getirdiği apoptotik etkinin belirlenebilmesi için erken ve geç apoptotik hücreler Anneksin V yöntemi ile analiz edilmiştir. 769-P insan böbrek kanser hücre hattında ise doza bağımlı şekilde hücre migrasyonunun inhibisyonu incelenmiştir.

ApoptozisBöbrek neoplazmlarıHücre dizisi+6
Güzin Gökay
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sargassum Vulgare'den elde edilen sekonder metabolitlerin yapılarının aydınlatılması ve sitotoksik, antimikrobiyal etkilerinin belirlenmesi

Bu yüksek lisans tez çalışmasında Antalya Serik bölgesinden toplanan Sargassum vulgare C. Agardhdeniz yosununun diklorometan-metanol (2:1) ekstresi hazırlanmışve bu müteakiben bu ekstreden kromatografik yöntemlerle başlıca iki sekonder metabolit izole edilip saflaştırılmış ve bu bileşiklerin yapıları başlıca tek ve çift dimensiyonlu nükleer manyetik rezonans (1D ve 2D NMR) ve yüksek rezölüsyonlu kütle spektrometrisi analizi de dahil kütle (Mass) spektroskopisi yöntemleriyle aydınlatılmıştır. Saf olarak elde edilemeyen yağ yapısındaki bileşiklerinin kompozisyonu ise gaz kromatografisi-kütle spektrumu (GC-MS) analiziyle belirlenmiştir. Elde edilen saf bileşiklerin antimikrobiyal ve sitotoksik aktiviteleri isein vitro yöntemlerle incelenmiştir.

AlglerAntienfektif ajanlarFarmakognozi+5
Asena Yuled Çakır
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Trikalsiyum silikat esaslı simanların apikal papilla kök hücre canlılığı üzerine etkisi

Bu tez çalışmasının amacı trikalsiyum silikat esaslı simanların apikal papilla kök hücrelerine (SCAP) etkisinin sitotoksisite ve odontojenik farklılaşma açısından değerlendirilmesidir. Trikalsiyum silikat içerikli olan ProRoot WMTA (Dentsply Tulsa Dental Specialties, Johnson City, TN, ABD), Neo MTA Plus (Avalon Biomed Inc, Bradenton, FL), Pd MTA White (Produits Dentaires SA, İsviçre) simanlardan 5x2 boyutunda diskler elde edildi (n=3). Apeksi açık çekilmiş yirmi yaş dişlerinden SCAP hücreleri kültüre edildi. Simanların SCAP üzerindeki sitotoksik etkisini değerlendirmek için MTS (5-(3- karboksimetoksifenil)-2-(4,5-dimetil tiyazol)-3-(4-sülfofenil) tetrazolyum) yöntemi kullanıldı. Ayrıca odontojenik farklılaşma için alkalin fosfataz aktivitesi değerlendirildi. PCR yöntemi ile OCN (Osteokalsin), col1A1 (kollajen 1), RUNX2 (Runt-related transcription factor2) gen ekspresyonları incelendi. Sert doku oluşumunun görsel olarak değerlendirilmesi amacıyla Alizarin Red boyama yapıldı. İstatistiksel analiz tek yönlü varyans analizi ve ardından GraphPad Prism 5 yazılımı kullanılarak çoklu karşılaştırma Anova Tukey testi kullanılarak yapıldı. Tüm istatistiksel değerlendirmelerde anlamlılık düzeyi olarak 0,05 kullanıldı ve p<0,05 olması durumunda anlamlı farklılığın olduğu kabul edildi. Sitotoksisite 1., 4., 7. ve 14. günlerde MTS yöntemi ile test edildi. 1. ve 4. günlerde istatistiksel olarak anlamlı farklılık gözlenmedi. 7. ve 14. Gün ProRoot WMTA ile Neo MTA Plus gruplarının kontrol grubuna göre canlılık üzerinde etkisinde anlamlı farklılık gözlenmezken; Pd MTA White grubunda istatistiksel olarak anlamlı azalma görüldü (p<0,05). MTA çeşitleri arasında en düşük ALP aktivitesi istatistiksel olarak anlamlı düzeyde Pd MTA White grubunda olduğu tespit edildi (p<0,05). Odontojenik farklılaşma konusunda aktif olması beklenen üç farklı gende de Neo MTA Plus, Pd MTA White ve ProRoot WMTA gruplarında ekspresyon gözlendi. Tüm MTA çeşitleri negatif kontrol grubundan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p<0,05). Çalışmada incelenen tüm MTA gruplarında kalsifiye odaklar Alizarin Red boyama ile izlendi. Yapılan bu in vitro çalışmanın bulguları göz önüne alındığında trikalsiyum silikat esaslı bu üç MTA'nın SCAP üzerinde farklı sitotoksik ve odontojenik farklılaşma etkileri olduğu görülmüştür. Farklı trikalsiyum silikat esaslı simanların, çeşitli ve birbirini destekleyen yöntemlerle hem in vivo hem de in vitro ileri çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Sözcükler: MTA, MTS, Sitotoksisite, Odontojenik farklılaşma

Dental çimentolarKalsiyum silikatKök hücreler+2
Melike Özbek
Bezmialem Vakıf University
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

İki endemik sideritis türü üzerinde fitokimyasal ve biyoaktivite çalışmaları

Bu çalışmada ülkemiz için yüksek endemizm gösteren Sideritis cinsine ait iki tür olan Sideritis congesta P.H. Davis et Hub.-Mor. ve Sideritis stricta Boiss. & Heldr. apud Bentham için fitokimyasal ve biyoaktivite çalışmaları yürütülmüştür. İki bitkinin topraküstü kısımlarından maserasyon ile metanol (MeOH) ekstreleri ayrı ayrı hazırlanmış, ardından sıvı-sıvı geri-ekstraksiyon ile petrol eteri (PE), diklorometan (DCM), etilasetat (EtOAc) ve butanol (BuOH) ekstreleri elde edilmiştir. Seçilen ekstrelerde (MeOH, PE, DCM ve BuOH) sitotoksik aktivite WST-1 hücre proliferasyon testi ile MCF-7 ve MDA-MB-231 meme kanseri hücre hatları ile MCF-10A fibrokistik meme epitelyal hücre hattında test edilmiştir. Test edilen ekstreler içinde S. congesta için DCM ekstresi, S. stricta için DCM ve PE ekstreleri diğer ekstrelerden daha aktif olarak gözlenmiştir. S. stricta BuOH ekstresi, tüm ekstreler içinde en yüksek ekstraksiyon verimine sahip olduğu için ve S. congesta DCM ekstresi diğer ekstrelerden daha aktif bulunduğu için çeşitli kromatografik yöntemlerle saflaştırma işlemine tabi tutulmuştur. S. congesta DCM ekstresinden linearol, 7-epikandikandiol ve foliol; S. stricta BuOH ekstresinden ise 4'-O-metilhipolaetin-7-O-[6'''-O-asetil- β-D- allopiranozil -(1→2)- 6''-O-asetil]- β-D- glikopiranozit (F1), izoskutellerain-7-O-[6′′′-O-asetil-β-D-allopiranozil-(1→2)-6′′-O-asetil-β-D-glikopiranozit] (F2), 4′-O-metilizoskutellerain-7-O-[6′′′-O-asetil- β-D-allopiranozil -(1→2)-6′′-O-asetil- β-D- glikopiranozit] (F3), 3'-O-metilhipolaetin-7-O-[6'''-O-asetil- β-D- allopiranozil-(1→2)-6''-O-asetil- β-D- glikopiranozit] (F4), saflaştırılmıştır. Saflaştırılan maddelerin yapı tayini 1D ve 2D-NMR ile MS spektroskopik yöntemleri kullanılarak yapılmıştır. Sıvı-sıvı ekstraksiyonla elde edilmiş PE, DCM, EtOAc ve BuOH ekstrelerinde fenolik maddelerin tespiti ve miktar tayini LC-HRMS ile gerçekleştirilmiştir. Her iki bitkinin alt ekstrelerinin analizi en zengin fenolik madde içeriğinin EtOAc ve müteakiben BuOH ekstrelerinde olduğunu göstermiştir. S.congesta ekstrelerinde p-kumarik asit ve verbaskozit, S. stricta eksrelerinde ise verbaskozit ve klorojenik asit yüksek miktarda saptanmıştır. S. congesta DCM ekstresinden izole edilen linearol ve 7-epikandikandiol maddeleri için WST-1 testi gerçekleştirilmiş ve ekstrede linearolün yüksek miktarda bulunmasına rağmen aktivite göstermediği, dolayısıyla ekstrenin aktivitesinden sorumlu olmadığı, buna karşın 7-epikandikandiol 72 saat inkübasyon ile MCF-7, MDA-MB-231 ve MCF-10A hücre hatlarında orta-iyi derecede aktivite gösterdiği bulunmuştur (IC50 değerleri sırasıyla 12.39, 31.96 ve 11.90 µM bulunmuştur). Saflaştırılmış diterpenler (linearol, foliol ve 7-epikandikandiol) ile F2, F3 ve F4 flavonoid glikozitlerinde sitotoksik aktivite tayini resazurin testi ile CCRF-CEM ve çoklu ilaca dirençli CEM/ADR5000 lösemi hücre hatları kullanılarak da yapılmıştır. Flavonoid glikozitleri seçilen hücre hatları üzerinde aktif bulunmazken test edilen diterpenlerden en aktifi 7-epikandikandiol olarak saptanmıştır (IC50 değeri her iki hücre hattı için sırasıyla 16.83 ± 1.00 µM ve 31.52 ± 3.00 µM). Tez kapsamında Sideritis congesta, Zingiber officinale (zencefil), Tilia sp. (ıhlamur) ve Cinnamomum sp. (tarçın) bitkilerinin ekstreleri kullanılarak şurup formülasyonu hazırlanmış ve formülasyona giren bitkilerin geleneksel kullanımları doğrultusunda üst solunum yolları enfeksiyonu ile ilişkili semptomların azaltılmasında kullanılabileceği belirtilmiştir.

Bitki özütüDağ çayıEndemikler+6
Rümeysa Yücer
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yenilebilir deniz yosunları ulva rigida ve grateloupia turuturu türleri üzerine fitokimyasal araştırmalar

Yenilebilir deniz yosunları biyoaktif antioksidanlar, çözünür diyet lifleri, proteinler, mineraller, vitaminler, fitokimyasallar ve çoklu doymamış yağ asitleri bakımından oldukça zengindir. Deniz yosunları gıda veya ilaç endüstrilerinde başlıca jelleştirici ve yoğunlaştırıcı ajan olarak kullanılsa da, yapılan son araştırmalar tamamlayıcı tıp potansiyellerini ortaya çıkarmıştır. Ulva rigida Ulvophyceae sınıfının Ulvaceae familyasına ait, "Deniz marulu" olarak adlandırılan yeşil bir makroalgdir. Grateloupia turuturu ise, Florideophyceae sınıfının Halymeniaceae familyasına ait, Asya kökenli yaygın olarak "Şeytanın dili otu","Jinuari" (Korece) ve "Ratanho" (Portekizce) olarak adlandırılan kırmızı bir makroalgdir. Bu tez çalışmasında yenilebilir deniz yosunlarından Ulva rigida ve Grateloupia turuturu türlerinin kimyasal içeriği ve biyolojik aktiviteleri araştırıldı. İlgili alglerin hekzan, diklorometan-metanol (1:1), metanol ve su ekstreleri hazırlandı ve kimyasal içerikleri GC-MS ve LC-MS yöntemleriyle belirlendi. Ayrıca hazırlanan bütün ekstrelerin MCF-7 ve MDA-MB231 insan meme kanseri hücreleri ve CCD-1079-Sk insan fibroblast sağlıklı deri hücreleri üzerindeki sitotoksik etkileri, Staphylococcus aureus, Escherichia coli bakteri türleri ile Candida albicans mantar türü üzerindeki antimikrobiyal etkileri, asetilkolinesteraz (AChE) ve butirilkolinesteraz (BuChE) enzimleri üzerindeki enzim inhibisyon etkiler incelendi. Sitotoksisite deneylerinin sonuçlarına göre sağlıklı hücreler üzerinde toksisitesi en düşük olan ekstre G. turuturu'nun MeOH ekstresi (IC50: 140,5 µg/mL) olarak belirlenirken, MCF-7 ve MDA-MB-231 meme kanseri hücreleri üzerinde toksisitesi en yüksek olan ekstre G. turuturu'nun DCM:MeOH (1:1) ekstresi (IC50: 28,7 µg/mL) olarak belirlendi. Ekstrelerin ilgili bakteri ve mantar türleri üzerindeki antimikrobiyal etkinlikleri 125 µg/mL olarak tespit edildi. AChE enzimini en iyi inhibe eden ekstreler her iki alg türünde de hekzan ekstresi olarak belirlenirken ekstreler BuChE enzimine karşı inhibitör özellik göstermediler.

AntikolinezterazAntimikrobiyal ajanlarDeniz yosunları+7
Begüm Zengin
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Kitosan ve kitosan nanopartikülünün dental pulpa kök hücrelerinin osteo/odontojenik farklılaşmasına etkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, kitosanın ve nanopartikül formunun daimi diş pulpa kök hücreleri üzerindeki osteojenik/odontojenik farklılaşma kapasitelerinin karşılaştırılmalı olarak değerlendirilmesidir. Çalışmamızda 20 yaş dişlerinden pulpa kök hücresi izole edilmiş ve akış sitometri analizi yapılmıştır. Kitosan nanopartikülü iyonotropik jelleşme yöntemi ile üretilmiştir. Kitosanın ve nanopartikül formunun 0.1, 0.2 ve 0.5 mg/ml oranlarında dental pulpa kök hücreleri üzerindeki sitotoksisitesi CCK-8 kiti kullanılarak incelenmiştir. Osteojenik farklılaşma kapasitesinin incelenmesi için 14 gün boyunca osteojenik farklılaşma besi yeri uygulanmıştır. Farklılaşma kapasiteleri Alizarin Red boyaması ile değerlendirilmiştir. İstatistiksel veriler, IBM SPSS V23 programı ile Shapiro-Wilk ve Kolmogorov- Smirnov Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Kruskal Wallis Testi, Dunn Testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Sonuçların değerlendirilmesi p<0,05 anlamlılık düzeyinde yapılmıştır. CCK-8 sonuçlarına göre grupların sitotoksisite verileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p=0,842). Osteojenik farklılaşma besiyeri uygulanan kitosan ve kitosan nanopartikülü gruplarının kontrol grubuna kıyasla osteojenik farklılaşma değerleri yüksek olarak bulunmasına rağmen istatistiksel olarak bir fark bulunmamıştır (p=0,553). Osteojenik farklılaşma unsurları içermeyen besiyeri uygulanan kitosan ve kitosan nanopartikülü gruplarında negatif kontrol ve DMEM gruplarına kıyasla istatistiksel olarak anlamlı osteojenik farklılaşma gözlemlenmiştir (p<0,001). Kitosan ve Kitosan Nanopartikülü biyouyumlu özellik sergilemiş ve osteojenik farklılaşmayı teşvik etmiştir. Bu sonuçlar uzun takipli ve değişken parametreli çalışmalarla desteklenmelidir. Anahtar Kelimeler: Kitosan, kitosan nanopartikülü, sitotoksisite, osteojenik farklılaşma, dental pulpa kök hücresi

Dental pulpaKitosanKök hücreler+2
İlay Sena Altınova Gönen
Bezmialem Vakıf University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Doku plazminojen aktivatörlerinin retina pigment epitel hücreleri üzerindeki sitotoksik, genotoksik ve apoptotik etkilerinin araştırılması

Amaç: Bu çalışmanın amacı, farklı konsantrasyonlardaki rekombinant doku plazminojen aktivatörlerinin (rtPA) insan retina pigment epitel (RPE) hücreleri üzerindeki sitotoksik, genotoksik ve apoptotik etkilerini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada alteplaz ve tenekteplazın insan RPE hücreleri üzerindeki sitotoksik etkisi luminometrik ATP testiyle, genotoksik etkisi alkalen tekli hücre jel elektroforez (Comet Assay) yöntemiyle, apoptotik etkisi akridin turuncusu/etidyum bromür yöntemiyle ölçüldü. Ek olarak, mitokondriyal membran potansiyeli (MMP), hücre içi kalsiyum (Ca2+) ve reaktif oksijen türlerinin (ROS) seviyeleri farklı florometrik yöntemlerle ve glutatyon (GSH) seviyeleri ise luminometrik yöntem ile tayin edildi. Ayrıca inflamasyon belirteçleri incelendi. Bulgular: Alteplaz ve tenekteplaz doza bağımlı olarak RPE hücrelerinde GSH ve MMP seviyelerini anlamlı şekilde düşürürken, sitotoksisite, DNA hasarı, apoptoz, hücre içi Ca2+ ve ROS düzeylerini anlamlı derecede arttırmıştır. Ayrıca yüksek konsantrasyonlardaki alteplazın, tenekteplaza göre daha fazla sitotoksik, genotoksik ve apoptotik etkilere sahip olduğunu tespit ettik. Sonuç: Bulgular hem alteplaz hem de tenekteplazın RPE hücrelerinde doza bağlı olarak sitotoksik, genotoksik ve apoptotik etkilere sahip olduğunu göstermiştir. Çalışmamız, alteplaz ve tenekteplaz molekülerinin RPE hücrelerinde apoptotik yolu indükleyen MMP azalması ve Ca2+ artışı ile sitotoksisite ve DNA hasarını indükleyen hücre içi ROS düzeyinin artışı ve GSH düzeyinin azalmasını bir arada göstermesi nedeniyle literatüre ışık tutmuştur. Ayrıca çalışmamızda yüksek konsantrasyonlarda uygulanan alteplazın tenekteplaza göre sitotoksik, genotoksik ve apoptotik etkilerinin daha fazla olduğu gösterilmiştir. Bu bulgular, rt-PA moleküllerinden tenekteplazın klinik kullanımda daha güvenli olabileceğine işaret etmektedir.

ApoptozisDoku plazminojen aktivatörüGenotoksisite+4
Havvanur Bayraktar
Bezmialem Vakıf University
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Sambucus nigra L. (kara mürver) bitkisinin çiçek ve meyvelerinden standardize ekstrelerin hazırlanması ve biyolojik etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü ile çalışılarak, Türkiye'de doğal olarak yetişen Sambucus nigra L. bitkisinin 121 farklı bölgeden alınan örnekleri toplam antosiyanin içeriği bakımından değerlendirilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, yerli ve antosiyanince zengin bir S. nigra kültür çeşidi geliştirilecektir. Tez kapsamında, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Çiftçi Eğitim Merkezi'nde (BAÇEM) kültüre alınan S. nigra bitkilerinin çiçek, meyve ve yapraklarından toplanmıştır. Bu bitkisel materyallerden meyve %96 etanol ekstresi, çiçek %70 etanol ekstresi, yaprak %70 etanol ekstresi hazırlanmış ve bu ekstrelerin A549, MCF-7 ve U-118 MG hücre hatlarındaki sitotoksisitesi çalışılmış, ekstrelerin bu hücre hatlarında önemli sitotoksisite sergilemediği tespit edilmiştir. Kara mürver ekstrelerindeki rutin ve izokersitrin flavonoitlerini PDA dedektörlü HPLC cihazında kantitatif olarak tayin edebilmek için metot geliştirilmiştir. Geliştirilen metot doğruluk, kesinlik, seçicilik, tayin sınır, gözlenebilme limiti, doğrusallık, uygulama aralığı ve sağlamlık açısından USP kriterlerine göre valide edilmiştir. BAÇEM'den toplanan S. nigra çiçek, meyve ve yapraklarından standardize %50 etanol ekstreleri ve %100 su ekstreleri elde edilmiş ve her birinin spesifikasyonu oluşturulmuştur. Spesifikasyonlarda kimyasal içerik bakımından fenolik madde miktarı, flavonoit madde miktarı, rutin miktarı ve izokersitrin miktarına yer verilmiştir. Elde edilen standardize ekstrelerin her biri, yüksek yağlı diyetle indüklenmiş obeziteye sahip erkek Wistar albino sıçan gruplarının diyetlerine dahil edilerek test edilmiştir. Obezitede etkili parametreler olan HDL, LDL, trigliserit, adinopektin, leptin, T3, T4, TNF-α, IL-1β, kan glukozu seviyesi, serum insülin seviyesi, lipaz enzim inhibisyonu ve serum lipaz seviyesi değişimleri 7 hafta boyunca takip edilmiştir. In vivo olarak test edilen ekstrelerin obezite parametrelerinde kayda değer değişiklikler meydana getirmediği saptanmıştır. Ek olarak, kara mürver, ekinezya ekstreleri ile C vitamini ve çinko içeren, bağışıklık güçlendirmek için, soğuk algınlığına karşı kullanılacak damla formunda bir formülasyon hazırlanmıştır. Formülasyonun L-askorbik asit, toplam fenolik madde, toplam flavonoit madde ve toplam antosiyanin madde miktarlarının stabilitesi başlangıçtan itibaren 3 ay boyunca 3 farklı ortamda takip edilmiştir.

ObeziteSambucus nigra L.Sitotoksisite
Şeyma Ulusoy
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Vitex agnus-castus L. (Hayıt) bitkisinin çiçek, yaprak ve meyvelerinden standardize ekstrelerin hazırlanması ve biyolojik etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada, Balıkesir (Burhaniye)'den toplanmış beyaz ve mor çiçekli Vitex agnus-castus L. bitkisi ile İstanbul (Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi)'dan toplanan kültüre alınmış mor çiçekli V. agnus-castus bitkisinin çiçek, yaprak ve meyve kısımları ayrılarak uçucu yağları elde edilmiştir. Uçucu yağların kimyasal bileşenleri GC-FD/MS ile tespit edilmiş, ardından da kemotipleri belirlenmiştir. Bitkinin geçmişteki kullanımları doğrultusunda, A549 ve MCF-7 hücre hatları seçilerek uçucu yağların sitotoksisiteleri değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlarla V. agnus-castus uçucu yağlarının yüksek sitotoksisiteye sahip oldukları anlaşılmıştır. Balıkesir bölgesinden elde edilen uçucu yağların (özellikle de mor çiçek uçucu yağının) daha sitotoksik olduğu görülmüş ve bu sonuçlar uçucu yağların yüksek miktarda içerdikleri α-pinen, karyofilen ve limonen bileşikleri ile ilişkilendirilmiştir. Balıkesir'den toplanmış mor çiçekli V. agnus-castus bitkisinden; meyve, çiçek ve yaprak %70 etanol ekstreleri hazırlanmış ve bu ekstrelerin A549 ve MCF-7 hücre hatlarındaki sitotoksisitesi değerlendirilmiştir. V. agnus-castus meyve ekstresinin her iki hücre hattı için de yaprak ve çiçek ekstrelerinden daha sitotoksik olduğu görülmüştür. Balıkesir'den toplanmış V. agnus-castus çiçek, meyve ve yapraklarından %70 etanol ekstreleri ve %100 su ekstreleri hazırlanmış ve her birinin total fenolik, total flavonoit miktarları ile LC-HRMS cihazıyla fenolik içerikleri tayin edilmiştir. Bu ekstrelerin her biri, yüksek yağlı diyetle indüklenmiş obeziteye sahip erkek Wistar albino sıçan gruplarının diyetlerine dahil edilerek 7 hafta boyunca test edilmiştir. Çalışmanın sonucunda; hayıt yaprak %70 etanol, hayıt yaprak su ve hayıt çiçek %70 etanol ekstrelerinin obezite oluşturulmuş sıçanların vücut ağırlığında azalmaya neden olduğu ve negatif kontrol grubu ile kıyaslandığında serum LDL, trigliserit, leptin, lipaz, TNF- ve IL-1 seviyelerinde düşüşe; HDL ve adinopektin düzeylerinde ise artışa neden olduğu görülmüştür. V. agnus-castus yaprak ve çiçeklerinin luteolin-7-glukozid ve kemferol bileşiklerince zengin olmalarının obezite üzerinde yararlı etki göstermelerinde etkili olduğu düşünülmektedir. Tez kapsamında, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü ile çalışılarak, 95 farklı bölgeden toplanmış V. agnus-castus meyve droglarının PDA dedektörlü HPLC cihazı ile Türk Farmakopesi "Hayıt, Meyve" monografındaki yöntem kullanılarak kastisin içerikleri değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, yerli ve başlıca kastisin bileşiği olmak üzere fenolik ve flavonoit bileşiklerince zengin bir V. agnus-castus kültür çeşidi geliştirilecektir.

HayıtObeziteSitotoksisite
Ebrar İnal
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bursa ilinden elde edilen kestane balının antioksidan, antimikrobiyal, sitotoksik, genotoksik ve antigenotoksik etkilerinin araştırılması

Apiterapide kullanılan, bal, propolis, arı poleni, arı ekmeği, arı sütü ve arı zehri gibi arıcılık ürünleri zengin içeriği ile bilinen doğal kaynakların başında gelmektedir. Toplandığı bölgenin topografik özelliklerine göre içeriği farklılık gösteren bal biyoaktif özellikleriyle ön plana çıkmaktadır. Balın antioksidan, antimikrobiyal, antiterapötik, anti-inflamatuvar, antidiyabetik özelliklerinin zengin olduğu bilinmektedir. Bu tez çalışmasında, Bursa ilinden temin edilen kestane balının antioksidan, antimikrobiyal, sitotoksik, genotoksik ve antigenotoksik özellikleri farklı konsantrasyonlarında araştırılmıştır. Kestane balının antioksidan aktivitesinin belirlenmesinde kullanılan TPC yöntemine göre toplam fenolik madde miktarının 105,6137 mg GAE/100 g bal düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Antioksidan aktivite belirlemek için kullanılan FRAP ve ABTS metotlarına göre sırasıyla 791,3415 μM TE/100 g bal ve 109,8696 μM TE/100 g bal sonuçları elde edilmiştir. Antimikrobiyal aktivite tayininde kestane balı sıvı mikrodilüsyon yöntemi ve agar kuyucuk difüzyon yöntemiyle Gram (+), Gram (-) bakteri, maya ve küfte denenmiştir. Bakteriler arasında MİK ve MBK değeri en düşük bakteri Staphylococcus epidermis olurken, agar kuyucuk yönteminde kestane balına en duyarlı bakterinin Escherichia coli ve Listeria monocytogenes olduğu tespit edilmiştir. Test ediler maya türlerinde MİK ve MFK değerleri eşit bulunurken, küf türlerinde ise en düşük MİK ve MFK değeri Aspergillus flavus'ta görülmüştür ve kestane balına en duyarlı küf A. flavus olmuştur. Sitotoksik etkinin tayini sağlıklı akciğer hücre hattı (BEAS-2B) ve kanserli akciğer hücre hattında (A549) MTT ve NKA testleriyle yapılmıştır. Kestane balının test edilen konsantrasyonlarında BEAS-2B için sitotoksik etki görülemezken, A549 için kestane balının %50 konsantrasyonunda sitotoksik etki gözlenmiştir. Genotoksik ve antigenotoksik aktivite tayini Comet yöntemiyle BEAS-2B ve A549 hücre hatlarında test edilmiştir. BEAS-2B hücre hattında %1, %5 ve %25 konsantrasyonlarında H2O2 tarafından indüklenen DNA hasarının azaldığı belirlenirken A549 hücre hattında test edilen tüm kestane balı konsantrasyonlarında DNA hasarında azalma belirlenmiştir.

Antimikrobiyal aktiviteAntioksidanlarBursa+3
Beyza Arda
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

In vitro ortamda Iris unguicularis, Iris suaveolens ve Iris histrio bitki ekstraktlarının MCF7 meme kanseri hücre hattı üzerindeki antikanser aktivitesinin araştırılması

Iris bitki türleri daha çok sıcak ve ılıman bölgelerde yetişmektedir. Iris türleri aktif bileşenleriyle ilgili immünoloji, enfeksiyon hastalıkları, ülser ve onkoloji gibi çeşitli araştırma alanlarında yeni tedavi olasılıkları bulmayı hedefleyen çok sayıda çalışma bulunmaktadır. Kimyasal analizler gösteriyor ki Iris türleri 250'den fazla bileşim içermektedir. Bu bileşimler; flavonoidler, izoflavonoidler ve onların glikozitleri, benzokininleri ve triterpenoitleri içermektedir. Bu nedenle olası toksik ve terapötik etkileri öngörmek açısından Iris türlerinin ekstraktlarının etki mekanizmalarını incelemek önemlidir. Özellikle Türkiye'de yetişen Iris türleri ile ilgili çok fazla çalışma yoktur. Iris familyasından olan Iris unguicularis, Iris suaveolens ve Iris histrio bileşenlerinin hücrenin içine girişini maksimuma çıkartabilmek için dimetil sülfoksit (DMSO) ile ekstresi kullanılmıştır. DMSO, bitki ekstraktlarımız için iyi bir çözücüdür. Bu çalışmanın amacı kanser hücreleri üzerinde Türkiye'de yetişen Iris unguicularis, Iris suaveolens ve Iris histrio bitkilerinin DMSO ekstrelerinin antikanser etkilerini araştırmaktır. Çalışmada Türkiye'nin farklı yerlerinden toplanan bitki ekstraktlarının insan meme kanseri (MCF7) hücrelerinin büyümesi üzerindeki azaltıcı etkileri incelendi. MTT (3-[4,5 – dimethylthiazol -2-il] -2,5-diphenyl-tetrazolium bromide) yöntemi ile MCF7 hücre hatları üzerindeki sitotoksik etkileri incelendi ve IC50 değerleri belirlendi (IC50 değerleri sırasıyla 50.8 µM, 49.40 µM ve 50.8 µM). Sonuçlar bitki ekstraklarının doza bağımlı bir şekilde sitotoksik olduğunu gösterdi. %50 hücre ölüm oranının (IC50) neden olduğu konsantrasyon değeri Iris unguicularis ve Iris suaveolens bitkileri için 150 µg/ml, Iris histrio bitkisi için de 100 µg/ml olarak belirlenmiştir. Sonraki deneyler bu konsantrasyonlara göre devam etmiştir. Bitki ekstraktlarımızın apoptozise etkisi Anneksin V boyama ile hücre döngüsüne etkileri ise Propidium iyodür (PI) ile boyandıktan sonra akım sitometrisi tarafından analiz edilmesiyle incelendi. Sonuçlar; bitki ekstraktlarıyla muamele edilen MCF7 hücreleri, kontrol olarak belirlenen DMSO ile muamele edilmiş MCF7 hücreleriyle karşılaştırıldığında anlamlı bir farkın olmadığını göstermektedir. Değerler birbirine çok yakın değişimler göstermektedir. Hücre döngüsü sonuçlarına bakıldığında ise Iris unguicularis, Iris histrio ve Iris suaveolens bitki ekstraktının kontrol grubuyla G1, S ve G2/M fazları ayrı ayrı karşılaştırıldığında anlamlı bir farkın olmadığını göstermektedir(p˃0.05). Bu sonuçlar bize bitki ekstraktlarının kanser kemoterapisi veya önlenmesinde faydalı olabilecek güçlü bir anti- tümörijenik bileşenlere sahip olmadığını düşündürmektedir.

ApoptozisHücre döngüsüIris L.+4
Ayşe Fatma Oğuzcan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Orak hücre anemili hastalarda iskemik ataklarda T helper, T sitotoksik ve natural killer hücre profili ve klinik prognozla ilişkisi

Orak Hücre Anemili Hastalarda İskemik Ataklarda T Helper, T Sitotoksik ve Natural Killer Hücre Profili ve Klinik Prognozla İlişkisi Amaç: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Bilim Dalı tarafından takip edilen ve tedavisi yapılan 29 orak hücre anemi hastası çocukta iskemik atakta ve atak dışı dönemde T helper, sitotoksik T ve doğal öldürücü hücre düzeylerinin karşılaştırılması ile iskemik atağın immun fonksiyonlara etkisinin belirlenmesi ve klinik prognoz ile ilişkilendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve yöntemler: Çalışmada 29 orak hücre anemili hastadan ağrılı kriz ve kriz dışı dönemde, kontrol grubu olarak da aynı yaş grubunda HbAA olan 24 sağlam çocuktan akım sitometri yöntemi ile toplam T lenfosit düzeyi için CD3, T helper hücreleri için CD4, sitotoksik T hücreleri için CD8, doğal öldürücü hücreler için CD16 ve CD56 monoklonal antikor düzeyleri akım sitometri yöntemi ile tetkik edildi. Elde edilen veriler istatistiksel olarak karşılaştırıldı. Bulgular: Orak hücre anemili hastaların kriz dönemlerinde bakılan HbS ortalaması % 83,8±6,6 bulundu. Orak hücre anemili hastalarda kontrol grubuna göre hemoglobin ve hematokrit değerleri düşük idi (p<0,001). Orak hücre anemili hastaların kriz dönemlerinde bakılan CD3 değerleri (% 62,31±7,79) aynı hastaların stabil dönemlerinde bakılan CD3 değerlerine (% 65,53±5,72) ve kontrol grubunda bakılan CD3 değerlerine (% 69,09±9,18) göre anlamlı olarak daha düşük bulundu (p=0,007). Orak hücre anemili hastaların kriz dönemlerinde bakılan CD16+56 değerleri (% 13,07±7,67) aynı hastaların stabil dönemlerinde bakılan CD16+56 değerlerine (% 12,71±5,62) göre anlamlı olarak faklı bulunmaz (p>0,05) iken kontrol grubunda bakılan CD16+56 değerlerine (% 8,11±4,67) göre anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p=0,009). Hastaların CD3, CD4, CD8 ve CD16+56 değerlerine bakıldığında bu değerlerin ile kan transfüzyonu sayısı ile anlamlı bir değişiklik göstermediği görülmüştür Sonuç: Çalışma sonucunda kronik hemoliz ve doku hipoksisi ile seyreden orak hücre anemili hastalarda iskemik atak sırasında toplam T hücre sayısını gösteren CD3 değerleri kontrol grubuna göre daha düşük saptandı (p=0,007). Hastalarda sitotoksik T ve T helper düzeyleri ise kontrol grubuna göre anlamlı olarak farklı saptanmadı (p>0,05). Orak hücre anemili hastalarda iskemik atak sırasında ve stabil dönemde doğal öldürücü hücreler kontrol grubuna göre daha yüksek bulundu. Hastaların kriz döneminde CD16+56 değerleri ortalaması kontrol grubuna göre belirgin yüksekti ve istatistiksel olarak bu fark çok önemliydi (p=0,009). Orak hücre anemili hastalarda T helper, sitotoksik T ve doğal öldürücü hücrelerin kliniğe ve prognoza etkisinin net bir biçimde belirlenebilmesi için daha geniş hasta grubunda yapılacak çalışmalarla değerlendirilmelidir. Anahtar Kelimeler: ağrılı kriz, orak hücre anemisi, T hücre profili

Anemi-orak hücreliAğrıKatil hücreler-doğal+5
Bahriye Atmış
Çukurova University
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiyede yayılış gösteren Squamarina cartilaginea türünün biyolojik aktivite yönünden incelenmesi

Bu çalışmada Türkiye'de yayılış gösteren Squamarina cartilaginea türünün metanol ektresi yapılarak antimikrobiyal, antioksidan aktiviteleri ve sitotoksik etkileri araştırılmıştır. Ayrıca DNA koruyucu etkileri çalışılmıştır. Usnik asit miktarı YBSK yöntemi ile tespit edilmiş olup 451,637±0,00 mg/gekstre bulunmuştur. En yüksek toplam fenol içeriği 44,72±4,67 mgGAE/gekstre, toplam flavonoit miktarı ise 30,10±3,28 mgCAE/gekstre olarak tespit edilmiştir. Antioksidan aktivite için DPPH (1,1-difenil-2-pikrilhidrazil) ve ABTS [2,2'-azino-bis (3-etilbenzenotiyazolin-6-sülfonik asit)] yöntemleri kullanılmış olup, Squamarina ekstresinin orta derecede antoksidan kapasiteye sahip olduğu belirlenmiştir. Antimikrobiyal aktivitenin araştırılmasında disk difüzyon yöntemi kullanılmış, Squamarina ekstresi en yüksek antimikrobiyal aktiviteyi Micrococcus luteus ve Staphylococcus aureus suşları için 17.5 mm olarak gösterirken, en düşük aktiviteyi ise Proteus mirabilis ve Enterobacter aerogenes suşları için 9.0 mm değeriyle göstermiştir. Sitotoksik aktivite ise DU 145 (İnsan Prostat Kanseri Hücre Serisi) ve COLO 285 (insan kolon kanseri hücre serisi) hücre hattı üzerine MTT testi ile saptanmıştır. Du-145 kanser hücre hattında en yüksek aktivite %12,837±0,71 canlılık oranı ile 1000 µg/ml konsantrasyonda gözlenmiştir. Ekstrenin Colo 285 hücre hattında en düşük konsantrasyonda dahi yüksek toksisite gösterdiği belirlenmiştir. 1000 µg/ml konsantrasyonda %16,97±0,48 canlılık gözlenirken, 3,906 µg/ml konsantrasyonda %33,16±2,01 canlılık ölçülmüştür. Aynı zamanda çalışılan örneğin DNA koruyucu etkisi olduğu pBR322 plazmid DNA'sı kullanılarak belirlenmiştir.

Antimikrobiyal etkiAntioksidanlarBiyolojik aktivite+1
Banu Ceren Değirmenci
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yayılış gösteren Xanthoparmelia pulla türünün biyolojik aktiviteleri yönünden incelenmesi.

Bu çalışma, Türkiye'de yayılış gösteren Xanthoparmelia pulla (Ach.) O. Blanco, A. Crespo, Elix, D. Hawksw. & Lumbsch türünden elde edilen metanol ekstrelerinin antioksidan aktivitelerini ve sitotoksik etkilerini araştırmayı amaçlamaktadır. Xanthoparmelia pulla türü için sekonder metabolit miktarları, Yüksek Basınçlı Sıvı Kromatografisi yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre en yüksek miktar Salazinik asit (37,23 ± 9,21 mg/gekstre) olarak tespit edilmiştir. Xanthoparmelia pulla ekstresinin toplam fenol içeriği (172,77 ± 10,50 mg GAE/gekstre) ve toplam flavonoit miktarı (9,25 ± 1,32 mg CA/gekstre) belirlenmiştir. Antioksidan aktivite değerlendirmesi için DPPH (1,1-difenil-2-pikrilhidrazil) ve ABTS [2,2'-azino-bis (3-etilbenzathiazolin-6-sulfonik asit)] yöntemleri kullanılmıştır. Xanthoparmelia pulla ekstresinin en yüksek DPPH radikalini süpürücü aktiviteye sahip olduğu, 2 mg/mL konsantrasyonda %87,41 oranında inhibisyon gösterdiği belirlenmiştir. Benzer şekilde, en yüksek ABTS radikalini süpürücü aktivite, 0,5 mg/mL konsantrasyonda 2,29±0,31 mmol/L Trolox'a eşdeğer olduğu saptanmıştır. Sitotoksik aktivite değerlendirmesi ise MTT testi kullanılarak MCF-7 ve MDA-MB-231 hücre hatları üzerinde gerçekleştirilmiştir. Sonuçlara göre, Xanthoparmelia pulla ekstresi MCF-7 hücre hattında 125 μg/mL konsantrasyonda %33,16 canlılık göstermişken, MDA-MB-231 hücre hattında 250 μg/mL konsantrasyonda %60,58 canlılık gözlenmiştir.

Antioksidan aktiviteSitotoksisite
Sena Kıymık
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Related subjects