Narratives
73 theses under this subject heading
Tarihselci metodoloji ekseninde nübüvvetin delillendirilmesinin imkânı
Kelam ilmi, İslam akaidini temellendirmek için ortaya çıkmış bir ilimdir. Bunu yaparken kendi sistematiği dâhilinde deliller kullanır. Bu delilleri de aklî ve naklî diye iki ana kategoride yapmaktadır. Bu delillerden naklî olanları tartışmalıdır. Mantık ilmi içerisinde naklin içeriği olan haberin doğrudan burhânî delil olmaması sebebiyle itikadın haber üzerinden delillendirilmesi problemli hale gelmektedir. Aynı problem nübüvvet meselesini delillendirirken de ortaya çıkmaktadır. Bu problem modern dönem âlimlerinin de dikkatini çekmiş olduğundan farklı delillendirme yollarına başvuranlar olmuştur. Bunlar arasında Avrupa'da ortaya çıkan tarihselcilik fikrini benimseyenler de olmuştur. Tezin birinci bölümünde istidlal meselesi, klasik kelam literatüründeki delillendirme türleri, modern dönem anlayışları ve bu anlayışlardan olan tarihselcilik düşüncesi ele alınmıştır. Tarihselciliğin yönleri tez kapsamını aşmayacak kadarıyla incelenmiştir. Kelam ulemâsı nübüvveti delillendirirken naklî delilleri çok sık kullanmışlardır. Bu sebeple tezin ikinci bölümü naklî delilleri incelemeye ayrılmıştır. Bu delilleri tehaddî, Kur'ân kıssaları, mucizeler ve hatm-i nübüvvet başlıkları içerisinde ele almak mümkündür. Bu başlıkların içeriği nübüvvet için ne derece delil olabileceği tezimizin ikinci bölümünü oluşturmaktadır. Bu konuyu incelerken önce mütekaddimûn kelamcıların saydığımız başlıklar içerisinde nübüvveti delillendirmeleri incelenmiştir. Daha sonra bu başlıkların her biri tarihselci metodoloji içerisinde yeniden ele alınmıştır. Bu sayede naklî delil olarak zikredilen bu başlıkların nübüvvet için delil değeri farklı bir metodoloji nazarında göstermeye çalışılmıştır. Sonuç bölümünde ise kelamcıların kullandığı naklî delilin modern dünya nazarında değerinin olup olmadığını ifade edilip yeni metodolojiler karşısında klasik literatürün konumuna değinilmiştir. Anahtar Kavramlar: Nübüvvet, tarihselcilik, tehaddî, mucize, hatm-i nübüvvet.
Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir'in günümüz tefsir problemlerine yaklaşımları
Günümüz tefsir problemleri müfessirlerin Kur'an ayetlerini farklı yorumlamalarından dolayı ortak bir yorumda birleşememelerinden kaynaklanmaktadır. Bu yorum farklılıkları, başka konular olmakla birlikte genelde bilimsel tefsir, fıkhi konular, din devlet ilişkileri ve kıssalarla ilgili olmaktadır. Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir adlı eser Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 2005 yılında basımı yapılmış güncel bir tefsir olmasından dolayı bu çalışmada bu tefsirin bahsedilen konulara yaklaşımları tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışma sırasında oluşturulan bölümlerin tarihi süreci özet olarak her bölümün girişinde ele alınmış, bölümlerin belirlenen konuları ile ilgili eser içerisindeki açıklamalara ulaşılmış, ulaşılan bu açıklamalar konu başlıklarına göre incelenmiş, konulara uygun yorumlar özetlenerek değerlendirilmiş ve bazı konular başka kaynaklarla da karşılaştırılarak o konuda sonuca ulaşılmıştır. Kur'an Yolu tefsiri bazı ayetlerin tefsirlerinde bilimsel tefsirden yararlanmış, ahkamın değişmesini kısmen kabul etmiş, çok eşlilik konusunda İslam'ın çok eşliliği getirmediğini, var olan bu uygulamayı düzene koyduğunu ifade etmiştir. İki kadının şahitliğinin birisi hatırlatıcı olmasından dolayı şahitlerin iki değil de bir tane olduğuna işaret etmiş, erkeklerin kadınlardan üstün değil, yaratılıştan farklı olduklarını belirtmiş, kadının mirastaki payını gelenekten uzaklaşmamıştır. Evlilerin zina cezasının bekarlarınki ile aynı olduğunu belirtmiş, recm cezasını tazir türünden bir ceza olarak görmüştür. Faizi fazlalık olarak açıklayıp yasaklığını ifade etmiş, kısasın gerekliliğini kabul etmiş, el kesme cezasının değişebilirliğini belirtmiştir. Kur'an Yolu tefsiri müslüman kadınların yabancılara karşı baş ve boyunlarının örtmelerini İslam'ın emri olarak görmüş, dış giysinin geçici bir tedbir olduğunu belirtmiş, yaşlı kadınlarda örtünün hafifletilmesini baş ve boyun olarak açıklamış, içki ve kumarın haram olduğunu belirtmiştir. Kur'an Yolu tefsirinin din devlet ilişkileri konusunda net bir açıklaması olmamış, bazı ayet yorumlarındaki çıkarımlardan eser içerisinde İslami bir devlet yapısının varlığına ulaşılmıştır. Kıssaların tarihte gerçekleştiğine uygun açıklamalar yapmış, kıssaların gayelerinin ders çıkarıp benzer yanlışlara düşmemek olduğunu ifade etmiş, kıssaların bazı yerlerinde Kitab-ı Mukaddes'ten alıntılar yapmıştır. Bu çalışmadaki varılan sonuçlarda Kur'an Yolu tefsirinin bahsedilen konularda zaman zaman gelenekten koparak kısmen modern yorumların etkisinde kaldığı görülmüştür.
Cumhuriyet Dönemi Türkçe eserlerde Kur'an kıssalarına yaklaşımlar
Tezimizin konusunu Cumhuriyet Dönemi Türkçe Eserlerde Kur'an Kıssalarına Yaklaşımlar oluşturmaktadır. Tefsir ilminde "Kısasu'l-Kur'an" adı verilen bu terim Kur'an'da geçmiş peygamberlere ve topluluklara ait aktarılan bilgileri içermektedir ki bunlar Kur'an-ı Kerim'in ana konuları arasında önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışmada kıssaların geçtiği ilgili ayetlerin tefsirleri doğrultusunda kıssaların tarihî gerçekliği yönündeki yaklaşımlar ele alınacaktır. Tezde bütün Kur'an kıssaları değil de sadece Hz. Âdem'in kıssası, Hâbil ile Kâbil, Tâlût ve Câlût ordusu, Bakara kıssası, Hz. Nûh, Ashâb-ı Kehf, Hz. Mûsâ ve Hızır kıssası gibi daha çok meşhur olan kıssalar incelenecektir. Peygamber kıssalarına dair genel bakış açılarına yer verilecek ve Hz. Âdem'in ilk insan olması dolayısıyla onunla ilgili ayetlerin yorumları ayrı bir başlık altında aktarılacaktır. Bununla beraber peygamberler ve onların kavimleriyle olan ilişkileri ile ilgili değerlendirmeler ve helak olan kavimlerin tutumları ile Hz. Peygamber'in gönderildiği toplumun davranışları kıyas edilecektir. Ayrıca müfessirlerin kıssaları ele alış biçimleri ve dayandıkları temeller üzerine görüşler ortaya konularak genel bir analiz yapılacaktır. Tez çalışmamız giriş ve iki ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, önemi, amacı, yöntemi ve tezde kullanılan kaynaklar hakkında bilgi verilecektir. Klasik tefsir usulü kaynakları olarak bu alanda yazılmış bazı eserler şunlardır: Muhammed Abdulazim ez-Zerkani''nin Menahilü'l-İrfan'ı, Zehebî'nin et-tefsir ve'l-Müfessirûn'u, Suyutî'nin el-Hasaisü'l-Kübra, ed-Dürrü'l-Mensûr fi't-Tefsîri'l-Me'sûr, el-itkan fî Ulûmi'l-Kur'an'ı; İbn Teymiye'nin Mukaddime fî Usuli't-Tefsir'i, Zerkeşî'nin el-Burhan fî Ulûmi'l-Kur'an adlı eserler örnek teşkil etmektedir. Ayrıca Kur'an'daki kıssalar hakkında çeşitli eserler meydana getirilmiştir. Bunlardan birkaçı da Es-Sa'lebî'nin el-Arâis adıyla bilinen Kısasu'l-Enbiya'sı ile Mahmud Zehra'nın Kasas mine'l-Kur'an'ıdır. Günümüze gelindiğinde İdris Şengül'ün Kur'an Kıssaları Üzerine, Sadık Kılıç'ın Mitoloji, Kitab-ı Mukaddes ve Kur'an-ı Kerim, Şehmus Demir'in Mitoloji, Kur'an Kıssaları ve Tarihî Gerçeklik, Suat Yıldırım'ın Kur'an-ı Kerim ve Kur'an İlimlerine Giriş, Sadık Kılıç'ın Tarih Felsefesi Açısından Kur'an Kıssaları, Mehmet Sait Şimşek'in Kur'an Kıssalarına Giriş gibi bu konuda yazılmış kitaplar mevcuttur. Mustafa Kara'nın Kur'an Kıssalarında Konu ve Kapsam Merkezli Bir Analiz isimli makalesi, Saliha İnal'ın Tarihselcilik ve Kur'an İlimleri adında yüksek lisans çalışması vardır. Ayrıca bu araştırmanın sınırlılıkları ve kapsamı hakkında bilgi verildikten sonra birinci bölüme geçilecektir. Bu bölümde kıssa kavramı hakkında genel tanımlar üzerinde durulacak modern dönemde kıssa anlayışında meydana gelen değişiklerin arka planı ile kıssalara yaklaşımda etkili rol oynayan isrâiliyat kaynaklı rivayetler hakkında kısa açıklamalardan sonra Batı'da kutsal metinleri anlamaya yönelik çalışmalar ve demitoloji kavramının ortaya çıkış sebepleri kısaca irdelenecektir. Bu konudaki teziyle kıssaların anlaşılmasında farklı bir oluşuma etki eden Halefullah'ın kıssalara yaklaşımı ile ilgili bazı değerlendirmeler yapılacaktır. Tezin ikinci bölümünde ilk olarak Cumhuriyet Dönemi Türkçe eserlerde Kur'an kıssalarının tarihî gerçekliğini kabul edenler ve dayandıkları deliller üzerinde durulacaktır. Ardından kıssaların tarihî gerçekliğini kabul etmeyen alimlerin görüşlerine yer verilerek bu konudaki fikirlerin oluşumunun alt yapısında etkili olan temel faktörler ele alınacaktır. Son olarak bu iki görüşün dışında kalan yani kıssaları tarihî vaka olduklarının dışında ele alıp ona göre bu konuya farklı izahlar getiren müelliflerin yorumlamalarına yer verilecek ve kıssaların yorumunda farklı anlayışların ortaya çıkış süreci arka planıyla birlikte analiz edilecektir.
Hikâyet-i Ashab-ı Kehf ve Takyanus (Metin-inceleme-tıpkıbasım)
Ashab-ı Kehf ya da Yedi Uyurlar olarak bilinen yedi arkadaşın hikâyesidir. Ashâb-ı Kehf kıssası Kur'an-ı Kerim'de Kehf Sûresi'nde anlatılmaktadır. Ashab-ı Kehf hikâyesi geçmişten günümüze çeşitli rivayetler ve az da olsa değişik farklılıklarla anlatılmaktadır. Bu sebepten kıssa ile ilgili en doğru kaynak İslam'ın temel kitabı ve ilk müracaat kaynağı Kur'an-ı Kerim'dir. Ashâb-ı Kehf kıssasının anlatıldığı Kur'ân-ı Kerîm'in on sekizinci suresine, bu kıssanın önemi dolayısıyla "Kehf" adı verilmiştir. Ashab-ı Kehf kıssası gerek dini gerek tarihi açıdan önem arz eden bir hikâyedir. Bu konuyu geçmişten bugüne dek pek çok Osmanlı müellifi eserlerinde de yer vermişlerdir. Bizim üzerinde Yüksek Lisans çalışması yapacağımız eser Milli Kütüphane kataloğunda ve Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığının yazmalar.gov.tr adresindeki katalogda Kâdî Asker Şerîf Mehmed Mollâ Efendî (öl. 1308/1890) tarafından yazıldığı belirtilen yazma esere yönelik olacaktır. Bu Ashab-ı kehf hikayesi Osmanlı Türkçesi dönemine ait sade ve akıcı üslupla yazılmış bir eserdir. Eserin trankripsiyonlu metni ortaya konuldu ve ardından eserin sözlüğü hazırlandı.
ادب الخطاب في القرآن الكريم "قصة موسى عليه السلام مع فرعون انموذجا
This study dealt with the literature of discourse in the Holy Quran, by studying the story of Moses, peace be upon him, and his dialogue with the Pharaoh of Egypt, who claimed divinity, so God destroyed him and his soldiers drowned in the river. The importance of this study comes from the importance of discourse literature and its types in general, and the Quranic discourse and its characteristics in particular, and from Centrality of the story of Moses and Pharaoh in the Holy Quran. The study followed the analytical descriptive approach in describing the events of the story, purely from the impurities of the Israeli stories. Then analyzing the texts of the dialogue between Moses, peace be upon him, and Pharaoh in the Qur'an, And the Quranic discours Discourse: Strengths and Shortcomings. The most important findings of this study can be mentioned as follows: The story of Moses and Pharaoh, being a common story between the monotheistic religions, is full of false stories and so-called "Israeliyat". And that one of the etiquette of the speech that appeared in the hadith of the
دراسة السَّردية القَصصيَّة في القرآن الكريم دراســة دلالــيَّة [سورة يوسف أنموذجاً]
This thesis aimed to study the story of Joseph PBUH, as narrated by the Holy Qur'an as a narrative text consisting of a group of connected events that represent a raw material for the story, and the narrative structure of the story which based on events, characters and elements such as time and place. The story of Joseph differs from the artistic story in that it is a story that derives its material from reality and historical facts - as all stories of the Qur'an - and that it is a story in a complete surah in the Holy Qur'an, which indicates its importance. The study followed the descriptive analytical approach when analyzing the story into a set of events and elements, which constitute the narrative structure, and indicating how these elements mix in a creative way to influence the hearts of the listeners. The study concluded that this story was based on a main character, the character of the Prophet Joseph whose physical dimension (his physical beauty) played a driving role for the events of the story towards crisis. As for the social and psychological dimension, it appeared in Joseph's relationship with his father, whom he loved very much, and with his jealous and envious brothers, which diverted the course of the story into a great ordeal that the hero of the story experienced. And that the story relied on an exciting dramatic beginning that introduced the recipient to the developments of its events directly. The events began with Joseph's dream, then his brothers ordeal, then an ordeal with the minister's wife who sought to seduce him, then prison ordeal, then innocence and the great kingdom, and ended with the interpretation of his dream, and all this in an intense, accurate narration, an enjoyable theatrical dialogue, and a smooth transition between scenes so that cause and effect are interconnected. The function of events, time and place are integrated until the story is completed, and the study concluded that the divine narration is not surmounted by any narration, but rather that the miracle of the Qur'an includes its narrative miracle.
مختصر مما ليس في الروضة والمنهاج، لعبد الملك بن علي بن أبي المنى البابي الحلبي ( من أول كتاب الطلاق إلى نهاية القصاص ) دراسة وتحقيقاً
This research deals with the topic of Abd al-Malik bin Ali bin Abi al-Muna al-Babi alHalabi (d. A brief summary of those not in Kindergarten and Curriculum). It focuses on the rules of Shafi'i. law school, to clarify the legal aspects. In some of its branches, the rules of the Shafi'i school may overlap with what all the imams of the jurists have mentioned based on nasî judgments or rational proofs and tribute, and may elaborate the word in it. fundamentals, conditions and consequences. And chapters on tayammum, wudu, recitation, meshing on socks or splints and menstruation based on the sources of Shafi'i fiqh The author followed a good scientific method in simplifying the fiqh material. Among his own explanation and comments on matters that he deems ambiguous or in need of explanation, and the conclusions reached by the researcher: A summary of what is not in Abdulmalik alBabi al-Halabi's kindergarten and curriculum Honorable hadiths taken from Imam al-Shafi'i doctrine, beautiful inferences, logical conclusions it included quotations and detailed fiqh provisions and some linguistic and lexical comments of the Ottoman period emphasizing a good culture associated with encyclopedic sciences. witnessed at the height of its power, and compilers followed it in the 10th century H. The author of Al-Halabi took a good scientific approach in simplifying the fiqh material, so he tried to raise issues and explain the multiplicity of fiqh hadiths in them, but rarely added them with his own explanation and commented on what he thought was ambiguous or ambiguous. in need of explanation.
آيات المقارنة في القرآن الكريمنمادج تطبيقية
This study deals with the verses of comparison in the Holy Qur'an in collection، analysis and study. It is a method: "Things are known by their opposites" through the vivid images presented by the Qur'an of the relationship between two contradictory models، or between two opposing positions، one of which stands in the face of the other. The purpose of the Qur'an in this method is to show through it the authenticity of the positive in exchange for the falsity of the negative، to adhere to the first and leave the second، and the comparison falls within the context of comparative research by presenting a positive human model alongside another negative one، so that the mental comparison takes place to diagnose the value. This study addresses the lack of contemporary studies on this type of classification in the Qur'an، and aims to fill this gap in the Islamic Qur'anic library. The researcher relied on the comparative، analytical inductive approach، which is based on collecting scientific material and extrapolating comparison verses in the Holy Qur'an and studying and analyzing what is related to them in the books of interpretations، the sciences of the Qur'an، linguistic books and other relevant sources، and deducing the benefits and foundations of making these comparisons. the most important findings of this study were as follows: The method of comparison in the Qur'an is primarily educational and can be used in the field of guidance، rehabilitation، personality building، and consideration of ideal life models. Also، the comparisons in the Qur'an came for several purposes، including: clarifying the virtues and disadvantages of actions in the field of education and morals، as well as showing the principle of differentiation between the messengers and the prophets. With wisdom and good advice، and making these stories a means of influence، guidance and education for generations; Because of its lessons and implications. Also، these stories are not works of art in their subject matter and the way they are presented، as is the case with ordinary stories، but rather a Quranic means that guarantees human happiness in both worlds. It also benefits from the necessity for the reader to learn the gradual use of arguments and proofs in confronting the opponent in order to defeat him، verbal improvements، such as inlaying، and moral improvements، such as counterpoint، also appeared in the method of Quranic comparisons which served the rhetorical miracle in these verses. Keywords: Comparative Interpretation، Comparison، Equilibrium، Homophone، Opposites.
دور المرأة في قصة موسى في القران الكريم
It is one of the works that every Muslim should know, see and follow, describing the lives of believing women during the Prophet's revelations, their lifestyles, attitudes and their distinguished roles in this regard. From the birth of Musa (A. S) to the success of his preaching to Islam, women indisputably played a major role in the spread of Islam among the Israelites. For this reason, in this study, the information about women and their influence discussed the effects and roles of Musa (A. S ) in his call to Allah. Some of them, like Asiye bint-i Muzâhim, stood in front of unbelief, oppression and tyranny, and some of them, like the mother and sister of Musa (A. S ), they were tested and suffered many troubles, and some, like the two daughters of Midian who took on jobs that men could not do. All of them relied on perseverance and patience at Allah's command and His victory for a common purpose. The study examines the exemplary personalities of women . It was aimed to greet Musa (A.S ) with peace and to present their support, influence and role in the invitation to Islam. Historical, descriptive and inductive methods were followed in the study. Keywords ; (The Holy Quran, Women's Role, Musa (A. S), Prophet Musa Story).
قصة عزير في القران الكريم
Uzair was mentioned in the Noble Qur'an, and some commentators, in the context of their interpretation of the verses in which Uzair was mentioned, went on to mention some reports about him, which overlap or differ, or are referred to in passing, which prevents a full knowledge of the story of Uzair, and a full realization of its importance and impact as well as his personality and identity. In order to study this story in all its dimensions, it was necessary to trace and study all the reports in the books of interpretation, the Hadith of the Prophet, and Islamic history, and above all the verses in which Uzair was mentioned verbally or implicitly. In order for this study to reach its ultimate goal, I studied the reports of Erza and his Books in the Torah, and in the books of Jewish religion and history. Accordingly I analyzed the reports that I gathered, and compared them in three successive chapters. The story of Uzair was not the story of a single man, but rather the story of a people who told lies about God Almighty, so He made clear to us their sayings and reports, and the consequences of their actions and slander against God. Most likely, Uzair himself is not Ezra, and the righteous Uzair is not Ezra who distorted the Torah, and there is no text or evidence of his prophethood. Keywords: Uzair, Qur'an, story, Jews, Torah
Kitâb-ı Dâstân-ı İbrâhîm (Metin-inceleme-sözlük)
Anadolu'daki ilk örneklerine XIV. asırdan itibaren rastlanan peygamber kıssaları ve evliya menkıbeleri, ahlâkî kavramların ve İslâmî fikirlerin halk arasında caziplik kazanması için tedvin edilmeye başlanmıştır. Kaynağını Kur'ân-ı Kerîm ile hadîslerden alan peygamber kıssaları başta olmak üzere İslâm dünyasında Bâyezîd-i Bestâmî ve Fudayl b. Iyad gibi birçok evliyanın şahs-ı manevîsi ile içtimaî hayatlarının birer örnek teşkil etmesi nedeniyle haklarında sözlü ve yazılı eserler ortaya konulmuştur. Bu çalışmada, Millî Kütüphane'de 06 Mil Yz A 1981 koduyla yer alan ve yazarı belli olmayan el yazması nüsha temin edilerek, nüsha içerisinde yer alan bir metnin transkripsiyon harflerine aktarımı gerçekleştirilmiş ve dönemin dil özellikleri gözetilerek çevrisi tamamlanmıştır. Öncelikle Hz. Muhammed ile oğlu İbrahim'in hayatı inceleme konusu edilirken İbrahim Kitabı Destanı başlığı altında tespit edilmiş olan diğer tüm kişiler, dinî ve tasavvufî öğeler, ulvî varlıklar ve mekân isimleri de irdelenerek açığa kavuşması sağlanmıştır. Mevzu bahis olan eser, Hz. Peygamber'in oğlu İbrahim'in vefatı hakkında olup özellikle Eski Anadolu Türkçesi ile yazılmıştır ve bu dilin özelliklerini yansıtması açısından önem taşımaktadır. Anahtar kelimeler: Hz. İbrahim b. Muhammed, Hz. Muhammed, Eski Anadolu Türkçesi, dinî ve tasavvufî sözcükler, kelime bilgisi, şekil yapısı.
Kuran kıssaları ışığında ideal kişilik modelleri ve insanın karakteri
Kur'ân-ı Kerim'deki kıssalar, insanlara ulaştırılmak istenen evrensel ilahî mesajın doğru anlaşılabilmesi ve insanoğlunun dikkatini çekmek için kullanılan etkili bir anlatım metodudur. Biz bu çalışmamızda ilahî mesajı en doğru şekilde anlayabilmek adına Kur'ân kıssalarını sosyo-psikolojik açıdan ele almaya çalıştık. Âyetlerin esbâb-ı nüzûlleri, inzâl süreci, hangi dönemde ve nerede indiği gibi temel siyâk-sibâk boyutunu merkeze aldık. Bu bağlamda ideal kişilik modellerini incelemeye çalıştık. Olumsuz kişilik özellikleri dediğimiz şeytan, münafık ve kâfirlerin ise olaylar karşısında sergiledikleri tutum ve davranış kalıplarını ideal kişilik modelleriyle karşılaştırmalı olarak ele aldık. Çalışmamızı toplamda üç bölüm olmak üzere derledik. İlk bölümde çalışmanın mahiyetine binaen Kur'ân kıssalarının amaç ve öneminden bahsettik. Kıssalardaki kişilik, karakter, fıtrat gibi kavramların tanıtımını yaptıktan sonra ikinci bölümde ana konumuzu teşkil eden Kur'an'da adı geçen kıssaların kişilik psikolojisi açısından değerlendirilmesi genel başlığıyla devam ettik. Son bölümde ise Kur'an'da ismi verilmeyen kıssaların incelenmesi başlığıyla çalışmamızı noktaladık. Anahtar kelimeler: Kıssa, Karakter, Kişilik, Fıtrat, İdeal Kişilik Modeli, Olumsuz Kişilik Modeli
Kur'ân'da geçmiş milletlerin yaşadıkları ibretlik olaylar (Nûh, Âd, Semûd ve Lût kavimleri)
"Kur'ân'da Geçmiş Milletlerin Yaşadıkları İbretlik Olaylar (Nûh, Âd, Semûd ve Lût Kavimleri)" başlığı ile ele aldığımız bu çalışmamızın amacı; Kur'ân'da birçok surede anlatılan Nûh, Âd, Semûd ve Lût kavimlerinin kıssalarından bahseden bu ayetleri tekrar okumak, olaylar üzerinde tefekkür etmek ve bu tarihi olaylardan günümüze dersler çıkarmak ve ibret almaktır. Bu bağlamda giriş, iki ana bölüm ve sonuçtan oluşan çalışmamızın; Birinci bölümünde; Kıssa ve ibret kavramı ele alınarak lügat ve ıstılah manaları detaylı olarak incelenecek ve ibret kelimesinin geçtiği ayetler meşhur tefsirlerden alıntı yapılarak anlatılacaktır. Ayrıca geçmiş kavimlerin helak sebeplerinde bahsedilecektir. İkinci bölümde; Kur'ân'da anlatılan, kendilerine resul veya nebî gönderilen ama onları yalanlayanlayarak inkâr eden kavimlerin başlarına gelen ibretlik olaylar ayet ve hadislerin ışığı altında incelenerek konu hakkında detaylı bilgiler verilecektir. Sonuç bölümünde ise; birinci ve ikinci bölümde detaylı bir şekilde anlatılan konular ışığında geçmiş kavimlerin başına gelen olaylardan çıkarmamız gereken dersler genel bir değerlendirmeyle özetlenecektir.
Tefsîru'l-Menâr örneğinde Kur'ân kıssalarına yeni yaklaşımlar
Bu çalışmada tefsir literatüründe Tefsîru'l-Menâr olarak bilinen Tefsîru'l-Kur'âni'l-Hakîm adlı eserden hareketle Muhammed Abduh (1849-1905) ile Muhammed Reşîd Rızâ'nın (1865-1935) kıssalar hakkında yaptıkları yorumlar incelenerek, bunların yeni ve özgün sayılabilecek olanlarının ortaya konması amaçlanmıştır. Dört bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde müelliflerin hayatları ile eserleri ve Tefsîru'l-Menâr'ın genel özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde kıssa ve kıssalara dair konu ve kavramlar ile çağdaş dönemde İslâm dünyasında Kur'ân kıssalarına yönelik yaklaşımlara değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise Muhammed Abduh ve M. Reşîd Rızâ'nın Kur'ân'da sözü edilen kıssaları nasıl anlayıp yorumladıkları konusu ele alınmıştır. Bu bölümde müelliflerin bazı kıssalarla ilgili ayetleri tefsir ederlerken ayetleri sembolik, metaforik ve rasyonel bir biçimde ele aldıkları görülmüş, bu yaklaşımlarıyla da klasik İslâm modernizmine özgü apolojik (savunmacı) bir dil ve üslup kullandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Tefsîru'l-Menâr, kıssa, çağdaş dönem, Muhammed Abduh, M. Reşîd Rızâ
Âsâr-ı Kemâl'deki Şerh-i Esmâ'-i Evliyâ'nın kıssası (İnceleme - transkripsiyonlu metin)
Bu çalışmada, XIX. yüzyılda yaşamış İsmâil Sâdık Kemâl bin Muhammed Vecîhî Paşa'nın Âsâr-ı Kemâl adlı eserinin üçüncü ve son bölümü olan Şerh-i Esmâ'-i Evliyâ'nın Kıssası incelenmiştir. Eserde; ashâb, evliyâ ve ulemâ hakkında yazılmış manzum menkabeler, na't-ı şerîfler, kasîdeler, kıt'alar ve Arapça yazılmış tahmîs bulunmaktadır. Giriş bölümünde; çalışmamızın konusu, kapsamı, amacı ve yöntemi açıklanmıştır. Birinci bölümde, İsmâil Sâdık Kemâl'in hayatı, eserleri ve edebî kişiliği hakkında bilgi verilmiş; ikinci bölümde, eserin yazım özellikleri, dil ve anlatım özellikleri, nazım şekilleri ve türleri ile birlikte muhtevası incelenmiş, eserde yer alan kerâmet motifleri listelenmiştir. Üçüncü bölümde, çalışmamızın esasını teşkil eden Şerh-i Esmâ'-i Evliyâ'nın Kıssası, transkripsiyonlu metne çevrilmiştir. Sonuç bölümünde ise eser, eserin yazarı, dili ve içeriğine dair genel bilgiler değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: İsmâil Sâdık Kemâl, Âsâr-ı Kemâl, Şerh-i Esmâ'-i Evliyâ'nın Kıssası, evliyâ kıssaları, menâkıb.
Yemen bölgesiyle ilişkili Kur'ân kıssalarının tarihsel ve kültürel açıdan tahlili
Bu araştırma Yemen bölgesiyle ilgili Kur'ân kıssalarının tarihî ve kültürel tahlilini içermektedir. Araştırmanın amacı, söz konusu Kur'ân kıssalarının tarihî ve kültürel gerçekliğini ortaya koymaktır. Hedefi ise ilgili kıssalardaki müphemlikleri vuzuha kavuşturmaktır. İlgili kıssalar tarih-vâkıa uyumu yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Girişte araştırmanın konusu, kapsamı, amacı, önemi, metodu ve kaynakları hakkında bilgiler sunulmuştur. Araştırmaya dair literatür değerlendirmesine de yer verilmiştir. Birinci bölümde Kur'ân'da kıssa kavramı ve Kur'ân kıssalarına dair tartışmalı meseleler ele alınmıştır. İkinci bölümde İslâm öncesi dönemde Yemen tanıtılmış, Yemen kökenli Âd kavmi, Sebe' Melikesi ve Sebe' halkı kıssaları incelenmiştir. Üçüncü bölümde Yemen'le irtibatlı Lokman, Semûd kavmi, Medyen/Eyke halkı, Ashâbü'l-Uhdûd ve Ashâbü'l-Fil kıssası ele alınmıştır. Araştırmamız neticesinde oryantalistlerin Kur'ân kıssalarının kaynağı meselesine ilmî değil ideolojik yaklaştıkları tespit edilmiştir. Nüzûl dönemi Araplarının araştırmamıza konu olan kıssaları sözlü kültür, ticaret ve göçler vesilesiyle bildikleri sonucuna ulaşılmıştır. Tarihte ikinci bir Âd kavmi olmadığı kanaati hasıl olmuştur. Sebe' Melikesi'nin varlığına dair deliller ağır basmaktadır. Ancak kimliği tespit edilememiştir. Lokman'ın Yemenli Lokman b. Âd olduğu kanaatine varılmıştır. Medyenlilerin ve Eykelilerin aynı kavim oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Ashâbü'l-Uhdûd, kâfirlerdir. Söz konusu çukurlar Zûnüvâs ve maiyetindekiler tarafından Necran'da kazdırılmıştır. Ashâbü'l-Uhdûd ve Ashâbü'l-Fil kıssasının teşekkülünde politik ve ekonomik kaygıların ön planda olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, araştırmamıza konu olan kıssaların tarihî ve kültürel gerçekliğe sahip olduğu tespit edilmiştir.
Hz. Peygamber'den nakledilen kıssalar ve hadis usûlü açısından değerlendirilmesi
Hz. Peygamber'den Nakledilen Kıssalar ve Hadis Usûlü Açısından Değerlendirilmesi adlı çalışma Hz. Peygamber'den nakledilen kıssaların tespiti ve bunların sened-muhteva değerlendirilmesi mahiyetindedir. Kur'ân kıssaları hakkında pek çok çalışma yapılmasına karşın Hz. Peygamber'den nakledilen kıssalar alanında, özellikle de Türkiye'de yapılmış herhangi bir çalışma görülmemektedir. Bu itibarla konu ile ilgili yapılacak çalışmaların önemli bir boşluğu dolduracağı kanaatindeyiz. Araştırmamızın sağlıklı bir şekilde tamamlanması, ancak temel kaynakları oluşturan hadis musannefatının ve bunlar üzerine yapılan çalışmaların incelenmesi ile mümkündür. Dolayısıyla çalışmanın kaynaklarını daha ziyade hadis alanının temel eserleri; ayrıca bunlar üzerine yapılan çalışmalar, tezimizle ilgili doktora, yüksek lisans tezleri, makale, ansiklopedi maddesi vb. kaynaklar oluşturmaktadır. Çalışmada konu hakkındaki temel kaynaklar refarans alınmakla birlikte yeri geldikçe farklı görüşlerin değerlendirmesine, tespit, tedkik, mukayese ve tenkidine yer verilmiştir. Hz. Peygamber'den nakledilen 33 kıssa tespit etmiş bulunmaktayız. Çalışmamız neticesinde ulaştığımız sonuç bu olmakla beraber, bu sayının kesin olup değişmeyeceğini iddia etmiyoruz. Bu kıssalar 17 sahabî tarafından rivâyet edilmiştir. Hadis rivâyetlerinin genelinde olduğu gibi kıssalarda da rivâyetlerin çoğu Ebû Hüreyre (r.a.) tarafından nakledilmiştir. Bu bağlamda 33 kıssanın 19 tanesini sadece Ebû Hüreyre rivâyet etmiştir. Ancak bir kıssanın tek sahabî râvi tarafından nakledilmesi ona has olmayıp Suheyb b. Sinân er-Rûmî, Ebû Sa'îd el-Hudrî, Abdullah b. Mes'ûd, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Abbâs, Übey b. Ka'b ve Cündüb b. Abdullah el-Becelî'nin de rivâyetlerinde teferrüd ettiği kıssalar bulunmaktadır. Hz. Peygamber'den nakledilen bu kıssalardan iki tanesi Kur'ân-ı Kerim'de, altı tanesi ise Kitab-ı Mukaddes'te geçmektedir; diğer bir kısmı hakkında ise kaynaklarda herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır. Bununla birlikte kıssaların bazılarında bunların Hz. Peygamber'e ilham edildiği, bir kısmında bir görüntü şeklinde izlettirildiği, bir tanesinde ise Cebrail tarafından haber verildiği anlaşılmaktadır. Tespit edilen bu kıssaların muhtevalarının ise Allah'a imandan "kişinin kendi iradesi ile hayatına son vermesi" anlamına gelen intihara kadar geniş bir yelpaze arz ettiği görülmektedir. Kıssalardan bir kısmı hem içerdikleri muhteva hem de Ebû Hüreyre tarafından isrâiliyatla irtibatlı olarak rivâyet edildiği gerekçesiyle eleştirilmiştir. Bu eleştiriler daha ziyade mucize, keramet vb. mahiyetteki aklın muhal gördüğü olayları muhtevi kıssalar hakkındadır. Ayrıca kıssanın Kitab-ı Mukaddes'te yer alması da bu hususta etkili olmuştur. Eleştiri konusu edilen rivâyetlerin muhtevaları, temel hadis kaynaklarında ve bunların şerhlerinde farklı açılardan tartışılmış; ancak bunların sıhhatleri itibariyle mevzû olduğu görüşüne yer verilmemiştir. Modern çalışmalarda ise tartışma konusu olan bu kıssalar, hem müsteşrikler hem de birtakım müslüman araştırmacılar tarafından Hz. Peygamber'e nispetinin uygun olmadığı iddiasıyla reddedilmiştir. Tamamının âhâd yolla geldiği anlaşılan kıssaların itikadda delil olmayacağında usûlcüler ittifak etmişlerdir. Muhaddisler ise karinelerle desteklenmiş haber-i vâhidin ilim/bilgi ifade edeceğini belirtmişlerdir. İncelediğimiz kıssaları konularına göre bir taksime tâbi tutacak olursak; iman, ibadet, ahkâm ve güzel ahlâk olmak üzere neredeyse hayatın her alanına dair insanlık için örnek tablolar ve izi takip edilecek bir muhtevanın varlığından söz edebiliriz. Netice olarak Kur'ân kıssaları kadar araştırmaya konu olmayan nebevî kıssalar pekçok yönden ele alınmış ve bu sahadaki boşluk bir nebze de olsa doldurulmaya gayret edilmiştir. Anahtar kelimeler: Kıssa, mesel, Hz. Peygamber'in bilgi kaynağı, hadis, sünnet, israiliyat, şer'u men kablena, aslu's-sened
Kıssa-i Anter 5. cilt (metin-inceleme-sözlük)
alıştığımız metin, 16. yüzyılda yazılmıştır. Metinde, Arap toplumu içinde meşhur olan Anter bin Şeddad'ın başından geçen hikāyeler anlatılmaktadır. Metin, Anter kıssalarının anlatıldığı ciltlerden 5. cilt olup 336 varaktan oluşmaktadır. Mütercimi belli olmayan Anter kıssaları, 1477'de Fatih Sultan Mehmet'in isteğiyle Türkçeye çevrilmeye başlanmıştır. Çalıştığımız metin Anter kıssalarının 5. cildidir. Bu metnin 1568 yılında tamamlanmıştır. Bu bilgi, metnin sonunda yer alan Arapça bilgilere dayanılarak tespit edilmiştir. Metnin bilinen 35 yazması bulunmaktadır. Türkiye'de, Fransa'da, Mısır'da nüshaları bulunan metnin Türkiye'deki nüshalarının Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesinde, Ankara Üniversitesi Kütüphanesinde bulunduğu tespit edilmiştir. Kıssa-i Anter'in 5. cildi olan çalışmamız, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesinde bulunmaktadır. K. 890 arşiv numarası ile kayıtlı olan metinde, Anter'in kahramanlıkları anlatılmaktadır. Metinde, hikāyeler birbirinden bağımsız olmamakla birlikte tamamen bağlı bir nitelik de taşımamaktadır. Hikāyelerde Anter'in bir kahramanlıktan başka bir kahramanlığa koştuğu anlar anlatılmakta olup anlatıcının zengin anlatım gücü sayesinde hikāyeler okunulurken sürükleyici, heyecan verici bir anlatım tarzıyla karşılaşılmaktadır. Hikāyeleri şu başlıklar altında toplamak mümkündür: Anter, Zü'l-Himar ve Gamra Hikāyeleri; Anter ve Cömert Hatem'in Hikāyesi; Mecid, Esma ve Meysere'nin Hikāyesi; Anter, Melik Numan, Hani bin Mes'ud ve Kiseri'nin Hikāyesi, Meysere'nin Esma'yı Kaçırması Hikāyesi. Çalışmamız, dört ana bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde Anter bin Şeddad'ın hayatı, yazar hakkında bilgiler; ikinci bölümde metnin incelemesi; üçüncü bölümde 5. cildin transkripsyonlu metni; dördüncü bölümde sözlük çalışması yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Anter bin ġeddad, kahraman, 5. cilt, hikāyeler.
Kur'an kıssalarında bahsedilen kadınların duygu ve düşünce yansımaları
İnsan maddi ve manevi varlığıyla özellikle de iç dünyasını ifade eden ruhsal yaşantısıyla çok yönlü karmaşık bir yapıya sahiptir. Onu diğer varlıklardan farklı ve değerli kılan akıl, irade, düşünce ve duygu gibi birtakım ruhsal donanımları ve bunların davranışlarla ilişkisi bilimsel araştırmalara konu olmuştur. Bu bağlamda bilimsel verilerin yanında ilahi kaynaklı dini metinlerin içerikleri de önemli bir inceleme alanı oluşturmaktadır. Biz bu çalışmada İslam dininin temel kaynağı Kur'an-ı Kerim'de yer alan ve insan psikolojisini anlamada önemli bir fonksiyonu olduğunu düşündüğümüz kıssalar üzerinden kadınların ruh dünyalarını anlamaya ve anlamlandırmaya yönelik bir araştırma yaptık. Kıssalarda bahsi geçen kadın karakterleri inceleyip onların davranışlarına etki eden düşünce ve duygu unsurlarını tespit etmeye çalıştık. Kavramsal zeminde insana özgü yaşamın duygu, düşünce ve davranış boyutlarının birbirini dönüşümlü olarak etkileyen örüntülü bir yapıda olduğu ve şartlara göre birbirini tetiklediği fikri benimsenmiştir. Ruhsal yapıda erkeklerin mantıksal, kadınlarınsa duygusal yönlerinin ağır bastığı ileri sürülmüştür. Kıssalarda bahsi geçen kadınların öne çıkarılan tutum ve davranışları incelendiğinde psikolojik arka planda onları besleyen birçok duygu ve düşünce unsurlarının yer aldığı görülmüştür. Kadınların dini tecrübe ve yaşayışlarında duygu faktörünün oldukça etkili olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Kur'an kıssaları, Kadın psikolojisi, Duygu, Düşünce, Tutum, Davranış
Nüzul-siret bağlamında Hz. Yusuf kıssası
Bu çalışmada Hz. Yusuf kıssasının nüzul-siret bağlamında değerlendirilmesi yapılacaktır. Bu noktada Hz. Peygamber ve ilk Müslüman neslin kıssalardan ne anladıkları ve kıssaları nasıl yorumladıkları meselesine ışık tutan bilgilere yer verilmiştir. Hz. Yusuf ve kardeşleri arasında yaşanan hadiseler nüzul-siret ilişkisi içerisinde ya da başka bir ifadeyle, Hz. Peygamberin Kureyşli müşrik akrabalarıyla yaşadığı mücadele çerçevesinde değerlendirilmeye çalışılmıştır. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde sûrenin nüzul sebebi, nüzul ortamı, Mekke'nin sosyal ve dini yapısı hakkında birtakım bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise Hz. Yusuf'un rüyası, kardeşlerinin kıskançlığı, kuyuya atılması, köleliği, imtihanı, zindana atılması gibi bazı konular ele alınmıştır. Ayrıca Hz. Yusuf'un başından geçen birtakım olaylar merkezinde, kendi kavmi ve yakın akraba çevresi tarafından dışlanıp eza ve cefa çektirilen Hz. Peygamber ve ilk Müslüman neslin, Yusuf kıssası merkezinde karşılaştırmalı bir okuma hedeflenmektedir. Üçüncü bölümde ise ahsenü'l-kasas ve ulu'l-elbâb gibi sûreyi açıklamayı, destekleyici başlıkların yanısıra, Mekke halkının içinde bulunduğu durum ve müşriklerin kıssalarla uyarılmaları bağlamında ilgili kıssanın tebliğ metodu açısından önemi hakkında birtakım bilgiler verilmiştir. Sonuç kısmında ise tez hakkında genel ve toparlayıcı açıklamalar yapılmış, Hz. Yusuf kıssasının Hz. Peygamber ve sahabe için ne ifade ettiği, onlara ne mesajlar verdiği üzerinde durulmuştur. Anahtar Sözcükler: Hz. Yusuf, Kıssa, Nüzul-Siret, Hz. Muhammed, Ahsenü'l-Kasas
Tahir Malik'in "Sonuncu Kurşun" adlı kıssasının Türkiye Türkçesine aktarılması ve yapı-izlek yöntemiyle incelenmesi
Daha Tahir Malik, polisiye roman türünde verdiği başarılı örneklerle Yeni Özbek edebiyatında önemli bir yere sahiptir. Yazarın "So'nggi O'q/Sonuncu Kurşun" adlı kıssası; 1922 yılından 1957 yılına kadarki otuz beş yıllık süreçte Sovyet rejiminin Lenin ve Stalin dönemlerinde Özbekistan'da yaşanan baskı, sürgün, zulüm ve katliamları polisiye bir kurguyla gerçek kişilerin trajedileri üzerinden anlattığı eseridir. "Sonuncu Kurşun" kıssası bu yönüyle Özbekistan'da oldukça ses getirmiştir. Türkiye'de Tahir Malik'in eserlerinden "Jinoyatin Uzun Yo'li/Suçun Uzun Yolu", "Ov/Av" ve "Şaytanat/Şeytanlar" romanın I.cildi üzerine çalışma yapılmıştır. Söz konusu çalışmalarda eserlerin edebî yönden incelenmediği fark edilmiştir. Dolayısıyla Tahir Malik'in Türkiye'de edebî yönden incelenen eseri bulunmadığı için "Sonuncu Kurşun" kıssası Türkiye Türkçesine aktarılıp edebî açıdan yapı izlek yöntemiyle incelenecektir. Çalışmanın giriş bölümünde Ekim Devrimi'nin Özbekistan'a etkilerinden ve Özbek edebiyatında hikâyenin gelişiminden bahsedilecek, birinci bölümde Özbek yazar Tahir Malik'in hayatı, sanatı ve eserleri ele alınacak, ikinci bölümde "Sonuncu Kurşun" kıssasının Türkiye Türkçesine aktarımı gerçekleştirilecek, üçüncü bölümde eser edebî yönden yapı izlek yöntemiyle incelenecektir.
Gafur Gulam'ın "Shum Bola" kıssasının Türkiye Türkçesine aktarılması ve yapı-izlek yöntemiyle incelenmesi
Sovyet Dönemi Özbek edebiyatının önde gelen isimlerinden Gafur Gulam'ın Shum Bola kıssası Özbek edebiyatının en önemli nesir yazılarından birisidir. Eser hem dönemin sosyal yaşantısına ışık tutma niteliği taşımakta hem de Gafur Gulam'ın kendi çocukluk hatıralarından izler barındırmaktadır. Kıssanın başkişisi Karavoy, babasını kaybetmiş yaramaz bir çocuktur. Kıssa, Karavoy'un evden ayrıldıktan sonra başından geçen olaylar üzerine kurgulanmıştır. Dönemin önemli isimlerine, Özbek Türklerinin kültürel ögelerinden çocuk oyunlarına, ulusal giyimlere, yemek kültürüne ve koşuk, karhat, alyor gibi sözlü edebiyat ürünlerine sıkça yer verilmiştir. Çalışmada Shum Bola kıssası yapı ve izlek bağlamında ele alınmıştır. Bu çalışma genel olarak beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Sovyet Dönemi Türkistan coğrafyası hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Gafur Gulam'ın hayatı, sanatı ve eserlerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde Türkiye Türkçesine aktarılan Shum Bola/Yaramaz Çocuk kıssası yapı ve izlek yöntemiyle incelenmiş ve dil ve üslup özelliklerine değinilmiştir. Dördüncü bölümde Shum Bola kıssasının Özbek Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktarılmış metnine yer verilmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde çalışmaya dair genel bir değerlendirme yapılmıştır. Kaynakça bölümünde ise çalışmanın
Kurtubî'nin tefsirinde kıssa-ahkâm ilişkisi –Hz. Yûsuf ve Hz. Mûsâ kıssaları örneği-
"Kurtubî‟nin Tefsirinde Kıssa-Ahkâm İlişkisi –Hz. Yûsuf ve Hz. Mûsâ Kıssaları Örneği-" adlı bu çalışmamızda Kurtubî‟nin el-Cami‟ li-Ahkâmi‟l-Kur‟an isimli ahkâm tefsirinde Kurtubî‟nin kıssalarla alakalı takip ettiği metot üzerinde incelemelerde bulunduk. İlk bölümde kıssalar ve ahkâmla alakalı daha çok teorik denilebilecek temel meselelere yer verdik. İkinci bölümde ise Kurtubî‟nin kıssalara nasıl yaklaştığını, kıssalardan hangi hükümleri çıkardığını, hüküm çıkarırken hangi hususları gözettiğini vb. analiz ettik. Çalışmamızı Hz. Yûsuf ve Hz. Mûsâ kıssalarındaki bazı âyetlerle sınırlandırdık. Alimlerimiz Kur‟an ve sünnette çözümünü bulamadıkları meseleler hakkında içtihat yaparken farklı yollar takip etmişlerdir. Kurtubî gibi bazı alimlerin dikkatini de kıssalar çekmiştir. Sonuç olarak Kurtubî sarih âyetlerin bulunmadığı konularda kıssaları ahkâmın kaynağı olarak görmüştür. Ancak Kurtubî‟nin kıssalardan çıkardığı hükümlere bakıldığında bunların daha çok aslî hükümler değil, tâlî hükümler olduğunu görüyoruz. Çıkarmış olduğu pek çok hükmü doğrudan kıssalardan çıkarmadığını, daha önce zihninde olan hükmü kıssalardan delillendirdiğini görürüz. Belki de Kurtubî‟nin zihni sıfırlanıp, daha önce elde etmiş olduğu birikimi yok edilecek olsa sadece kıssalar üzerinden çalışmamızda da zikri geçen sonuçlara ulaşamazdı.
Hz. Yusuf konulu minyatürlerde kompozisyon düzeni ve sanatsal üretimler
Yusuf kıssası, kutsal kitaplar Tevrat ve Kur'an-ı Kerim'de detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Bu kıssanın ders niteliğinde vermiş olduğu mesajlar kendisinden Ahsenü'l-Kasas yani, kıssaların en güzeli diye adlandırılmasına neden olmuştur. Bu zengin konu şairler ve yazarlar tarafından sık sık işlenmiştir. Konu zenginliğinden dolayı yazarlar ve şairlerle sınırlı kalmamıştır. Konu yelpazesinin genişliği nedeniyle minyatür sanatçılarının da dikkatini çekmiştir. Bununla ilgili farklı dönemlerde ve farklı sanatçılar tarafından kıssanın birçok minyatürleri yapılmıştır. Kıssayla ilgili minyatürler Hz. Yusuf'un hayatının bütün dönemlerini konu ediniştir. Bu dönemler kıssaya göre; Hz. Yusuf'un rüyasına, rüyasından kardeşleri tarafında kuyuya atılmasına ve kuyudan çıkarılıp Mısır'a Aziz olmasına kadar geçen bütün evreleri içermektedir. Bu bağlamda Hz. Yusuf'un hayatı ele alınarak minyatür sanatında işlenen çalışmaların kompozisyon düzeni açısından değerlendirilmesi yapılmaya çalışılmıştır.