Heavy metals

203 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin güney doğu sahillerinden toplanan mavi yengeçler (Callinectes sapidus)'de esansiyel olmayan bazı metal düzeylerinin belirlenmesi

Bu çalışma Türkiye'nin Güney Doğu sahillerinden toplanan mavi yengeçlerde (Callinectes sapidus) bazı ağır metal düzeylerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Çalışmada Hatay ilinin İskenderun, Dörtyol ve Samandağ ilçelerinden, her istasyondan 10'ar adet olmak üzere toplam 30 adet mavi yengeç (Callinectes sapidus) kullanıldı. Yengeçlerin kas, hepatopankreas ve solungaç dokularında Kurşun (Pb), Kadmiyum (Cd) Arsenik (As), Nikel (Ni) ve Cıva (Hg) ağır metal düzeyleri Atomik Absorbsiyon Spektrofotometre (AAS) cihazında ölçülerek değerlendirildi. Dörtyol istasyonu Hg düzeyi diğer iki istasyondan yüksek bulunurken (p<0,05) diğer metal düzeyleri bakımından istasyonlar arasında fark bulunamadı. Cd düzeyleri hepatopankreas dokusunda, As ve Ni düzeyleri solungaç dokusunda, Hg düzeyleri ise kas dokusunda diğer dokulara göre yüksek bulundu (p<0,05). Pb sadece Döryol ve İskenderun istasyonundan alınan mavi yengeçlerin solungaç dokularında tespit edildi. Mavi yengeç dokularında tespit edilen As düzeyleri çift kabuklu yumuşakçalar için kabul edilebilir ağır metal limitlerinden yüksek bulunurken, Cd, Pb ve Hg düzeyleri ise limitlerden düşük olarak belirlendi. Sonuç olarak, doğal ve besin değeri yüksek mavi yengeçlerin düzenli periyotlarla ağır metal kirliliği açısından takip edilmesinin, gelecekte ekosistem ve insan sağlığının riske girmemesi açısından önemli olduğu değerlendirildi. Anahtar Kelimeler: Ağır metal, AAS, Mavi yengeç, Hatay.

Ağır metal kirliliğiAğır metallerCallinectes sapidus+5
Türkan Reyhanioğlu
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Göl ekosistemlerinde ağır metal kirliliğinin incelenmesi: Gölbaşı gölü örneği (Kırıkhan-Hatay/Türkiye)

Bu çalışmada 10 lokalitede Nymphaeaceae familyasına ait Nymphaea alba L. ve Nuphar lutea (L.) Sm. türleri ağır metal kirliliği açısından incelenmiştir. Sediment ve su örnekleri ile birlikte, bu türlerin rizom, yaprak sapı ve yapraklarında toplam kadmiyum, kobalt, krom, bakır, mangan ve kurşun miktarları araştırılmıştır. Su ve bitki numunelerinde tespit edilen ağır metal konsantrasyonları sonbahar mevsiminde daha yüksek iken, sediment örneklerinde ise bahar mevsiminde daha yüksektir. Tüm lokasyonlardan alınan su örneklerinde ağır metal konsantrasyonları mangan > bakır > krom > kurşun > kobalt > kadmiyum olarak sıralanmıştır. Su numunelerinde tespit edilen değerler, ulusal ölçekte izin verilen sınır değerlerle karşılaştırıldığında, kadmiyum, krom, bakır ve kurşun konsantrasyonları sınır değerleri aşmıştır. Sediment numunelerindeki ağır metal konsantrasyonları, mangan > kurşun > bakır > krom > kobalt > kadmiyum olarak sıralanmıştır. Sediment numunelerinde tespit edilen değerlerin ulusal ölçekte izin verilen sınır değerler ile karşılaştırıldığında, kadmiyum ve kurşun konsantrasyon değerlerinin sınır seviyeyi aştığı görülmektedir. Her iki türde de tespit edilen ağır metal konsantrasyon değerleri bitkilerde kabul edilebilir referans sınır değerlerle karşılaştırıldığında, mangan tüm bitki kısımlarında kabul edilebilir sınır değerler arasındadır. Diğer tüm ağır metal değerleri, toksik bir birikim düzeyi sergileyerek sınır seviyelerini aşar.

Ağır metallerKirlilik
Büşra Kara
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Muğla ilinde doğal olarak yayılış gösteren sığla (Liquidambar orientalis Mill.) bitkisinin mineral beslenme ve ağır metal kapsamları açısından araştırılması

Bu çalışmada Muğla ilinin Marmaris, Köyceğiz ve Fethiye ilçelerinde doğal olarak yayılış gösteren endemik bir tür olan Sığla (Liquidambar orientalis Mill.) bitkisinin beslenme durumu ve ağır metal kapsamlarının araştırılması amaçlanmıştır. Her bir lokasyonda 2 farklı örnekleme noktası (otoyol kenarı ve otoyola 50 m uzaklık) belirlenmiştir. Örnekleme noktalarında hem toprak (0-30 cm) hemde yaprak örnekleri alınmıştır. Her bir örnekleme noktasının GPS ile koordinatları kaydedilmiştir. Toprak örnekleri incelendiğinde, toplam N kapsamı %0.04- %0.32 arasında değişim gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca, toprak makro elementlerden alınabilir P ve yarayışlı Ca değerleri genel anlamda referans aralığı içerisinde yer aldığı tespit edilmiştir. Toprak mikro element düzeylerine bakıldığında ise Fe içeriği tüm örnekleme noktalarında yüksek bulunmuştur. Mn, Zn ve Cu kapsamları incelendiğinde ise belirlenen sınır değerleri içerisinde yer aldığı görülmüştür. Bununla birlikte, toprak ağır metal içeriklerine bakıldığında Köyceğiz ve Marmaris örneklerinde Cr ve Ni değerleri oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. Analizleri yapılan sığla bitkisi yaprak örneklerinin besin element içerikleri Ca 1.09-2.04 ppm, Mg 0.39-0.87 ppm, K değeri 1.22-1.98 ppm, P değeri ise en düşük 0.14 ppm iken en yüksek 0.37 pmm olduğu tespit edilmiştir. Yaprak mikro element içeriklerine bakıldığında Fe 202.38- 385.52 ppm, Mn ise 31.91- 100.50 ppm, Zn 17.6- 65.19 ppm, Cu değeri 4.18- 19.64 ppm B ise 21.10- 74.35 ppm arasında değerlere ulaşılmıştır. Yapraklardaki Cd, Co, Cr, Ni ve Pb kapsamları sırasıyla; 0.04-0.09 ppm, 0,4-1.80 ppm, 2.85-6.87 ppm, 9.28-40.49 ppm ve 0.52-1.15 ppm aralığında olduğu belirlenmiştir. Her ne kadar bazı mikro ve ağır metallerin sınır değerler üzerinde bulunduğu tespit edilmiş olsa da, araştırma konusu bitkilerin metabolik olarak bu yüksek değerlerden olumsuz etkilendiklerine dair herhangi bir fiziksel bulguya rastlanılmamıştır. Anahtar Kelimeler: Sığla (Liguidambar Orientalis Mill.), Toprak, Mineral Beslenme, Ağır Metal

Ağır metallerMinerallerMuğla+2
Fatma Alptekin
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Eskişehir atmosferindeki pm2.5 parçacıklarının kimyasal karakterizasyonu ve kaynaklarının belirlenmesi

Tez çalışması kapsamında 2013 ve 2014 yıllarında Eskişehir Anadolu Üniversitesi İki Eylül Kampüsünde gerçekleştirilen atmosferik örneklemeler ile ince partiküllerdeki atmosferik kirletici bileşenlerin derişimleri belirlenmiştir. İnce partiküllerde 48 adet element ve 7 anyonun, 16 çok halkalı aromatik hidrokarbon bileşiğinin (PAH'lar), 25 n-alkan bileşiğinin, karboksilik asitler, levoglukosan ve bunların yanında partikül faz organik ve elementel karbonun derişimleri belirlenmiştir. Elde edilen veri seti istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiş, kirletici bileşenlerin meteorolojik parametrelerle ilişkisi incelenmiştir. Veri setine Pozitif matris faktorizasyonu (PMF) modeli uygulanarak birincil partiküllerin kaynaklarının toplam aerosol üzerindeki katkıları sayısal olarak hesaplanmıştır. Öte yandan Organik karbon ve elementel karbon derişimleri kullanılarak toplam aerosolün ikincil kısmı varsayımsal olarak belirlenmiştir. Elde edilen veriler sonucunda genel olarak kış mevsiminde ısınmaya bağlı olarak partikül madde, PAH, n-alkan, organik karbon, elementel karbon ve anyon derişimlerinde artış gözlemlenmiştir. Benzer şekilde antropojenik kaynaklı metal derişimleri de kış aylarında artış göstermiştir. Çalışmanın gerçekleştirildiği noktada organik ince partiküllerin en önemli kaynağının %26'lık bir payla evsel ısınma olduğu, bunu sırasıyla yer tozu, ikincil organik partiküller ve endüstri emisyonlarının takip ettiği yapılan pozitif matris faktorizasyonu analiziyle belirlenmiştir. EK izleyici yaklaşımı ile PM2.5 kütlesine ikincil organik karbon katkısı belirlenmiş ve ince mod aerosolün yaklaşık %11'inin ikincil olduğu hesaplanmıştır.

Ağır metallerHava kirliliğiOrganik karbon+1
Akif Arı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kütahya ili okul çocuklarında kan ağır metal ve arsenik düzeylerinin saptanması

Son yıllarda artan nüfus, sanayileşme ve kentleşme sonucu tüm canlıların ağır metaller ile teması önemli ölçüde artmıştır. Sanayileşme ile birlikte giderek artan kullanımları, ağır metalleri çevre kirliliğinin en önemli nedenlerinden biri yapmıştır. Agency for Toxic Substances And Disease Registry (Amerikan Toksik Madde ve Hastalık Kayıt Ajansı) 2015 yılı değerlendirmesine göre arsenik, kurşun, cıva ve kadmiyum en tehlikeli elementler listesinde ilk 7 element içerisinde yer almaktadır. Kütahya termik santralleri, çini ve seramik üretimi, küçük sanayi ve kömür, bor gibi madenleri ile ağır metal kirliliği açısından risk altındadır. Ağır metaller özellikle çocukluk çağında nörolojik gelişim ve bilişsel fonksiyonlar üzerinde olumsuz etkilere yol açmaktadır. Daha önce bölgede yapılmış pek çok çalışmada su kaynakları, toprak, bitki ve balıklarda ağır metal düzeylerinin kabul edilebilir sınırların üzerinde olduğu bildirilmiştir. Bu durumun çocuk sağlığı üzerine etkilerinin saptanması amaçlanmıştır. Materyal Ve Metot: Etik kurul onayı alındıktan sonra Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Halk Sağlığı Kurumu'ndan gerekli izinler alınmış, sonrasında Kütahya il merkezinde yer alan okullara gidilerek 10-11 yaş aralığındaki öğrencilerin velileri ile bilgilendirme toplantıları yapılarak gönüllü olan velilere gönüllü onam formları dağıtılmıştır. Gönüllü olan 304 öğrenciden kan numuneleri alınmıştır. Alınan numunelerde Dumlupınar Üniversitesi İleri Teknoloji Araştırma, Geliştirme ve Uygulama Merkezi bünyesindeki laboratuvarda atomik absorpsiyon spektrometre cihazı ile cıva, kadmiyum, kurşun, bakır ve arsenik düzeyleri çalışılmıştır. Bulgular: Analiz sonucu ortalama kurşun düzeyi 2,743299±0,3098256 µg/dl saptanmıştır. En yüksek kurşun düzeyi 5,041 µg/dl bulunmuştur. Ortalama bakır düzeyi 88,069329±10,4125175 µg/dl saptanmıştır. En yüksek ve en düşük bakır düzeyleri sırası ile 140,0030 µg/dl ve 70,0320 µg/dl saptanmıştır. Yapılan analizde cıva, arsenik ve kadmiyum düzeyleri 0,1 µg/dl'nin altında saptanmıştır. Sonuç: Çalışmamız sonucunda Kütahya ilinde okul çocuklarında ortalama kan kurşun, cıva, kadmiyum, arsenik ve bakır düzeyleri normal sınırlarda saptanmıştır. Sadece bir çocuktan alınan kan örneğinde kurşun düzeyi Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği üst limit olan 5 µg/dl'nin üzerinde saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kütahya, çocuk, ağır metal, kurşun, cıva, kadmiyum, arsenik, bakır

ArsenikAğır metallerBakır+5
Turgay Öztürk
Kütahya Dumlupınar University
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı sebzelerde atık sularla sulamanın kalite üzerine etkisi

Dünya nüfusunun hızla artması ve iklim değişiklikleri mevcut su kaynaklarına olan ihtiyacın artmasına sebep olmaktadır. Artan nüfus ve gelişen sanayi ile birlikte su ihtiyacı ve su kullanımı da nüfusun artışına paralel olarak artış göstermektedir. Kentsel atık sularının uygun stratejilerle yeniden kullanılması çevre sağlığı ve su kirliliğinin önlenmesine de katkı sağlamaktadır. Sınırlı su kaynakları ve artan su talepleri karşısında atık suların geri kazanılması ve yeniden kullanılması konusu, sadece yoğun kentsel alanlarda değil, aynı zamanda kırsal alanlarda da önem kazanarak yaygınlaşmaktadır. Bu bağlamda çalışmada, ekonomik anlamda önemli tarımsal ürünlerden olan kırmızı kapya biber ve patlıcan çeşitlerinin yetiştirilmesinde arıtılmış atık suların kullanımının fizyolojik ve morfolojik özellikler, verim, kalite özellikleri üzerine etkilerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Ayrıca hasat edilen ürünlerde gıda güvenliği açısından bazı ağır metal analizlerinin (Kadmiyum (Cd), Bakır (Cu), Kurşun (Pb), Çinko (Zn)) yapılarak insan sağlığına uygunluğunun da belirlenmesi amaçlanmıştır. Analiz sonuçları incelendiğinde; önemli bir parametre olan verim değerinde, arıtılmış atık su ile sulanan tür ve çeşitlerde şebeke suyu uygulamalarına göre %98,32'e varan bir artış olduğu, ham (arıtılmamış) atık su uygulaması ile şebeke suyu karşılaştırıldığında ise en yüksek %174,16 oranında verim artışı olduğu tespit edilmiştir. Verim parametrelerinde olduğu gibi diğer morfolojik ve kalite parametreleri açısından da ham atık su uygulamalarından daha iyi sonuçlar elde edilmiştir. Ağır metal içerikleri incelendiğinde; sadece ham atık su uygulaması ile üretilen Urfa İsot çeşidinde Pb değerinin sınır değerde olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler doğrultusunda biber ve patlıcan gibi meyveleri yenen sebzelerde atık sular ile sulamanın ağır metal içeriği yönünden herhangi bir sakınca oluşturmadığı saptanmıştır. Sonuç olarak, sulama suyu olarak kullanılan arıtılmış atık su ve atık su uygulamalarının kapya biber ve patlıcan çeşitlerinde kullanılabilir olduğu ortaya konulmaktadır. Ancak evsel ve kentsel atık suların, kalitesi ve içeriğinin atıksuyun toplandığı havzaya ve mevsimlere göre farklılık gösterdiği unutulmamalıdır. Atık suların sulama suyu olarak kullanılmadan önce sulama yapılacak bitkiler için yönetmelikte verilen ilgili parametreler analiz edilmeli ve sulama uygulamalarının kontrollü ve denetlemeli yapılması gerekmektedir.

Atık suAğır metallerKalite+3
Ozan Zambi
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Emet çayı su, sediment ve bazı balık türlerinde ağır metal birikimlerinin araştırılması

Emet Çayı Havzası, Türkiye'nin en önemli nehir sistemlerinden biridir ve Emet Çayı Uluabat Gölü'nü (Ramsar Alanı) besleyen en önemli iki akarsudan biridir. Havzanın jeolojik yapısına ek olarak, yürütülen madencilik faaliyetleri, tarımsal ve endüstriyel faaliyetler ve evsel atıklar sistem üzerinde yoğun bir kirlilik baskısı oluşturmaktadır. Bu çalışmada, biri Kınık Çayı üzerinde, biri Dursunbey Çayı üzerinde ve altısı Emet Çayı üzerinde olmak üzere Emet Çayı Havzası'nda belirlenen toplam sekiz istasyondan mevsimsel olarak su, sediment ve balık (Squalius cii, (Richardson, 1857), Capoeta tinca, (Heckel, 1843) ve Barbus oligolepis, Battalgil, 1941) örnekleri toplanmıştır. Bölgenin su kalitesinin belirlenmesi için bazı limnolojik parametreler (çözünmüş oksijen, % oksijen doygunluğu, sıcaklık, pH, tuzluluk, iletkenlik, nitrat, nitrit, amonyum, sülfat, fosfat, KOİ, BOİ, toplam klor ve CaCO3) ve sistemin inorganik yükünün belirlenmesi için abiyotik ve biyotik öğelerinde bazı element (Ca, K, Mg, Na, Ni, Zn, As, B, Cd, Cu, Mn, Pb, Ag, Cr ve Hg) akümülasyonları araştırılmıştır. Elde edilen veriler istatistiki olarak değerlendirilmiş ve çeşitli ulusal ve uluslararası kuruluşlar tarafından bildirilen limit değerler ile karşılaştırılmıştır. Havzanın önemli miktarda organik ve inorganik kirliliğe maruz kaldığı, bu kirliliğin sadece akuatik sistemi değil bölge halkı sağlığınıda tehdit ettiği tespit edilmiştir.

Ağır metallerBiyobirikimCapoeta tinca+4
Cem Tokatlı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Porsuk Çayı su, sediment ve bazı balık türlerinde ağır metal miktarlarının araştırılması

Porsuk Çayı, Kütahya ve Eskişehir il sınırlarından geçerek Türkiye'nin önemli su potansiyellerinden bir olan Sakarya Nehri'ni besleyen ve her iki il içinde önemi tartışılmaz bir akarsudur. Özellikle, Eskişehir iline kadar olan kısmının içme ve kullanma suyu havzası olması nedeni ile su kalite çalışmaları ve alınacak tedbirler bölgede bulunan ekosistemlerin sağlığı açısından büyük önem arz etmektedir. Evsel, endüstriyel ve tarımsal atıklarla yoğun bir şekilde kirletilen Porsuk Çayı'nın, kaynağından Sakarya Nehri'yle birleştiği yere kadar olan bölgenin araştırıldığı bu çalışmada, kirletici faktörler dikkate alınarak seçilen istasyonlardan mevsimsel olarak alınan su, sediment ve balık örneklerinde (kas, solungaç ve karaciğer) makro ve mikro element seviyeleri tespit edilmiştir. Ayrıca, Porsuk Çayı su kalitesinin değerlendirilmesi amacı ile fizikokimyasal parametreler de araştırılmıştır. Element analizleri (Pb, As, Hg, Al, Cu, Zn, Mn, Fe, Ni, Cr, Cd, B, Ca, Mg, K, Na, P) ICP-OES cihazı ile yapılmış ve elde edilen veriler istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Su, sediment ve balık örneklerinden elde edilen sonuçlar ulusal ve uluslararası mevzuatlarda yer alan limit değerlerle karşılaştırılmıştır. Porsuk Çayı'nın kaynağı ile karşılaştırıldığında, Kütahya ve Eskişehir illeri çıkışında yoğun organik ve inorganik kirlilikten dolayı su kalitesinin düştüğü, sediment ve balık dokularında kirlilik yükünün önemli derecede yükseldiği tespit edilmiştir.

Ağır metallerBalık etiSu kalitesi+4
Esengül Köse
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Ağır metal ve tuzlarla kirlenmiş killi zeminlerin geoteknik özelliklerinin belirlenmesi

IV AĞIR METAL VE TUZLARLA KİRLENMİŞ KILLI ZEMİNLERİN GEOTEKNIK ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ Tayftın ŞENGÜL İnşaat Mühendisliği, Yüksek Lisans Tezi, 2003 Tez Danışmanı: Yrd.Doç.Dr. Yücel GÜNEY ÖZET Evsel ve endüstriyel atık depolama alanlarında oluşan sızıntı suları geçirimsiz kil tabakalarının geoteknik özelliklerini değiştirmektedir. Bu değişimin önceden tanımlanabilmesi geoteknik mühendisliği açısından önemlidir. Çünkü bu tür geçirimsiz deponi tabakalarında kimyasal kirlilikten dolayı oluşabilecek hasarlar, çevre ve insan sağlığını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu çalışmada, çöp deponi tabakası malzemelerinin kirleticiler karşısında geoteknik, fîziko-kimyasal ve mikro yapısal özel liklerindeki değişimlerin belirlenmesi amacıyla laboratuarda deneyler yapılmıştır. Çalışmalarda çöp deponi tabakası malzemesi olarak Na- Bentonit/Kaolin kili karışımları, kirletici olarak da PbCl2, CuCl2, ZnCl2 metal çözeltileri, NaCl, CaCl2, KC1 tuz çözeltileri, HC1 asidik çözeltisi, NaOH bazik çözeltisi ve B203 içerikli bor madeni ayrıştırma suyu kullanılmıştır. Bu çözeltilerle kirletilen Na-bentonit/Kaolin karışımları üzerinde konsolidasyon, serbest şişme, kıvam limitleri, serbest basınç, elektriksel iletkenlik, pH deneyleri ve taramalı elektron mikroskobu analizleri yapılmıştır. Deneyler sonucunda; kirlenmiş Na-Bentonit/Kaolin karışımlarının, serbest basınç mukavemeti, likit limit ve plastik limit miktarlarında azalma, permeabilite değerlerinde ise artma belirlenmiştir. Taramalı elektron mikroskobu analizlerinden ise kilin mikro yapısında bozulmalar meydana geldiği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çöp Deponi Tabakası, Geoteknik Özellikler, Kaolin, Kimyasal Kirlilik, Mikro Yapı, Na-Bentonit.

AtıklarAğır metallerJeoteknik özellikler+6
Tayfun Şengül
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel alanlarda çevresel kirlilik analizi: Gaziantep şehri örneği

Çevresel kirlilik tüm ekosistem için olduğu gibi günümüz kentleri için de en önemli sorunların başında gelmektedir. Kentsel alanlarda sanayi, kentleşme, nüfus artışı gibi farklı parametrelere bağlı olarak özellikle ağır metallerden kaynaklı çevresel kirlilik ortaya çıkmaktadır. Dünya genelindeki büyük kentlerde olduğu gibi Gaziantep şehrinde de sanayi, ulaşım, nüfus ve tüketime bağlı olarak çevresel kirlilik önemli bir sorun haline gelmiştir. Bu duruma bağlı olarak, bu çalışmada da Gaziantep şehrindeki ağır metallerin yarattığı çevresel kirliliğinin güncel durumu toprak ve bitki örneklerinden alınan numunelerin analize tabi tutulmasıyla ortaya konulmuştur. Gaziantep şehri ve yakın çevresinde belirlenmiş 10 farklı lokasyondan, 4 farklı mevsimde alınmış toprak ve bitki örnekleri labaratuvar ortamında analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda özellikle Başpınar ve KÜSGET sanayi alanlarına yakın yerlerde çeşitli ağır metallerin yoğunlukta olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Çamlıca, Mavikent gibi alanlardan alınan örneklerde de nüfusa bağlı olarak farklı ağır metallerin çevresel kirlilikte etkili olduğu belirlenmiştir. Dolayısıyla bu çalışma Gaziantep kentinin güncel kirlilik durumuna ön değerlendirme imkânı sunmuş ve gelecekte yapılacak olan farklı bilim dallarındaki çalışmalara ön ayak olmuştur.

Ağır metallerDoğal çevreEndüstriyel kirlilik+6
Zeynep Enterili
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Haliç sedimentinin kirliliği ve ağır metal içeriğinin incelenmesi

Haliç yüzyıllar boyunca, bölgede var olmuş bütün medeniyetlere tanıklık etmiş ve İstanbul'un en gözde yeri olma özelliğini korumuştur. Fakat endüstriyel gelişmeler, nüfusun hızla artışı, kontrolsüz yapılaşma ve deşarjlar, trafik kaynaklı atmosferik girdiler gibi nedenlerle, Haliç bölgesi ağır bir kirlilik yükü altında kalmıştır. Çevre ve halk sağlığı açısından alarm vermeye başlayan Haliç bölgesini iyileştirme çalışmaları yürütülmüş, Haliç sedimenti 4-5 m'ye kadar çekilerek ağır metal kirliliği büyük ölçüde azaltılmıştır. Ayrıca bölgeye kanallar döşenerek Haliç'e gelen atık sular da büyük ölçüde engellenmiştir. Canlıların sağlıklı bir çevrede yaşaması için toprak, su ve hava kalitesinin belirlenmesinde ağır metal seviyelerinin analiz edilmesi; kirliliğe sebebiyet veren kaynaklarının tespit edilmesi ve alınabilecek önlemlerin saptanması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı İstanbul Haliç sedimentinden örnekler alınarak, sedimentte mevcut olan metal kirliliğinin belirlenmesidir. 2014 yılında Haliç sedimentinden alınan örnekler, farklı kimyasallar ile asitlendirilerek mikrodalga ile parçalama ön işlemine tabi tutulmuştur. Daha sonrasında Çinko (Zn), Krom (Cr), Bakır (Cu), Kurşun (Pb), Kadmiyum (Cd), Demir (Fe) ve Nikel (Ni) konsantrasyonları İndüktif Eşleşmiş Plazma Optik Emisyon Spektrometresi (ICP-OES) ve Atomik Absorpsiyon Spektrometresi (AAS) ile analiz edilmiştir. ICP-OES ile yapılan ağır metal analizinde Bakır (Cu) konsantrasyonu TEC (Eşik Etki Seviyesi)'in üzerinde olmakla birlikte, ölçüm yapılan diğer tüm ağır metal konsantrasyonları TEC (Eşik Etki Seviyesi) ve PEC (Olası Etki Seviyesi)'in altındadır. Bu sonuçlar Haliç'te yapılan çalışmalarla Haliç kirliliğinde iyileşmenin sağlandığı fakat sedimentte konsantre hale gelebilen kirleticilerin uzun yıllar sediment yapıda varlığını sürdürebildiğini göstermektedir.

Ağır metallerEkolojik çevreİstanbul-Haliç
Berivan Akgün
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Üç farklı lif rengine (yeşil, kahverengi ve beyaz) sahip pamuk genotiplerinin (Gossypium hirsutum L. ) yaprak, lif, tohum kabuğu ile tohum iç kısmının, ağır metal - mikro besin elementi konsantrasyonlarının saptanması

Bu çalışma, üç farklı lif rengine (beyaz, kahverengi ve yeşil) sahip pamuk genotiplerinin (Gossypium hirsutum L.), yaprak, lif, tohum kabuğu ve tohum iç kısmının, kimi ağır metal-mikro besin elementi (Cu, Mn, Fe and Zn) konsantrasyonlarının saptanması amacı ile yürütülmüştür. Bakır konsantrasyonu, beyaz, kahverengi ve yeşil renkli liflerde, sırayla, 0.92, 1.23 ve 1.58 mg/kg. Mangan konsantrasyonu, beyaz, kahverengi ve yeşil renkli liflerde, sırayla, 4.73, 6.94 ve 11.20 mg/kg. Çinko konsantrasyonu, beyaz, kahverengi ve yeşil renkli liflerde, sırayla, 2.27, 2.94 ve 5.49 mg/kg. Demir konsantrasyonu, kahverengi, beyaz ve yeşil renkli liflerde, sırayla, 4.24, 7.29 ve 12.43 mg/kg. Demir konsantrasyonu, kahverenkli liflerde, 4.24 mg/kg ile en düşük. Çinko konsantrasyonları, beyaz ve kahverekli liflerde, sırayla 2.27 ve 2.94 mg/kg üe en düşük ve benzerdir. Fakat, yeşil renkli liflerde 5.49 mg/kg ile en yüksek değerdedir. Pamuk genotiplerinin, incelenen tasımlarında, ağır metal - mikro besin elementi konsantrasyonların, genelde beyaz lifli pamukta en düşük, buna karşılık yeşil lifli pamukta en yüksek, kahverengi lifli pamuktaki konsantrasyonlar ise beyaz ve yeşil lifli pamuktaki konsantrasyonlar arasında yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Doğal renkli pamuk, micro besin elementi- ağır metal, lif, yaprak, pamuk tohumu

Ağır metallerLiflerMikrobesin elementleri+3
Kenan Boyacı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Cıva kaplanmış polimer/grafit kompozit elektrotlarla bazı ağır metal iyonlarının tayini

Epoksi/grafit kompozit elektrotların ağır metal tayinlerinde kullanımı iyi bilinen bir işlemdir. Bu elektrotlar üzerine cıva filminin kaplanması da elektrodun performansını arttırmanın bir yoludur. Bu çalışmada, el yapımı epoksi/grafit elektrot üzerine cıva filmi kaplanması gerçekleştirildi. Elektrot kaplandıktan sonra 0.1 M HCl çözeltisinde, kare dalga anodik sıyırma voltametrisi yöntemiyle Pb2+ ve Cu2+ tayini yapldı. Kullanılan yöntemin ve elektrodun performansını arttırmak amacıyla en uygun deneysel yöntemler araştırıldı. Kaplanan cıvanın miktarı ile biriktirme potansiyeli ve süresi, potansiyel tarama hızı gibi deneysel parametrelerin elektrot cevabına etkisi incelendi. Farklı konsantrasyon seviyeleri için uygun koşullar belirlendi. Elde edilen bu uygun koşullarda, cıva film elektrotlar sentetik ve gerçek örneklerde ppb seviyesindeki Pb2+ tayininde başarıyla kullanıldı. On ve üç dakikalık biriktirme süresi için tayin sınırları sırasıyla, 0.98 ppb ve 1.51 ppb'dir. Elektrodun Cu2+ iyonlarına karşı analitik cevabının, Pb2+ iyonlarına nazaran daha az olduğu görülmüştür. Fakat elektrot optimize edilirse, farklı deneysel koşullarda eser miktardaki Cu2+ tayini için kullanılabilir. Daha sonra farklı akümülasyon sürelerinde ve konsantrasyonlardaki Pb2+ için elektrodun tekrarlanabilirliği incelendi. On ve üç dakika akümülasyon süreleri için bağıl standart sapmalar sırasıyla %13.2 (Pb2+ = 2.1 ppb, n = 17) ve %15.3 (Pb2+ = 6.2 ppb, n = 25) olarak bulundu. Daha yüksek konsantrasyonlu Pb2+ çözeltileri için daha iyi tekrarlanabilirlik elde edildi. Üç dakikalık biriktirme süresi için bağıl standart sapma %3.9 (Pb2+ = 41.4 ppb, n = 10) olarak elde edildi. Yöntem, gerçek örneği temsil eden sertifikalı atık su standardında kurşun tayinine uygulandı. Örneğin kurşun içeriği, girişim yapabilecek diğer metallerin yanında başarılı bir şekilde doğrulandı.

Ağır metallerCıva film elektrotElektrokimya+2
Emel Berber
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

2-aminotiyazol ile fonksiyonlandırılmış poli(glisidilmetakrilat-di-vinilbenzen-metilmetakrilat) mikroküreli karbon pasta elektrot ile bazı ağır metallerin eser analizleri

Bu çalışmada, süspansiyon polimerizasyonuyla hazırlanan poli(glisidilmetakrilat-di-vinilbenzen-metilmetakrilat) (GMA-DVB-MMA) mikrokürelerinin 2-aminotiyazol (ATAL) ile kimyasal olarak modifiye edilmesiyle elde edilen fonksiyonel polimerle oluşturulan karbon pasta elektrot kullanılmıştır. Elektrot üzerinde Pb2+, Cu2+, Hg2+ iyonlarının akım yokken biriktirilmesinden sonra kare dalga anodik sıyırma voltametrisi (SWASV) ile analizleri yapılmıştır. Çalışmada pasta bileşimi, önderiştirme süresi, etkin tarama hızı ve karıştırma hızı gibi parametrelerin elektrot cevabı üzerine etkisi incelenmiştir. Türlerin tayinlerinde en duyarlı ve en güvenilir sonuçları almak için uygulanan işlem optimize edilmiştir. Sentetik çözeltilerde optimum deneysel ve aletsel koşullar altında 10 dakika ön deriştirme süresi için cıva, bakır ve kurşunun belirtme sınırları (LOD) sırasıyla 12,3, 2,8 ve 4,3 µgL-1 olarak bulunmuştur. Belirtme sınırları ön deriştirme süresinin arttırılması ile geliştirilebilir. Örnek olarak 15 dakika ön deriştirme süresi için cıva ve bakır iyonları için belirtme sınırları sırasıyla 4,9 ve 1,0 µgL-1 bulunmuştur. Modifiye polimerin miktarının azaltılması ile daha iletken bir elektrot elde edilerek uygun elektrot bileşiminin bulunmasıyla alt-ppb düzeyde ağır metal iyonları için duyarlık arttırılabilir. Optimize edilen yöntem musluk suyu ve atık su örneklerinde bakır iyonu miktarlarının standart katma yöntemi ile analizine başarıyla uygulanmıştır. Sertifikalı atık su örneğinde tayin edilen bakır içeriği verilen değerle uygunluk göstermiştir. Cıva ve kurşun eklenmiş gerçek örneklere ait kalibrasyon eğrileri de çizilmiştir.Anahtar Kelimeler: 2-aminotiyazol, karbon pasta elektrot, kare dalga anodik sıyırma voltametrisi, ağır metaller, musluk suyu, atık su

Anodik sıyırma voltametrisiAtık suAğır metaller+2
Erdem Şar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessEN

Evaluation of the relationship between some antioxidant parameters and heavy metals concentrations in some Iraqi teenage patients with (PCOS)

The aim of the study is to study the change and effect of some hormones on Iraqi girls in adolescence and how they affect the ovaries, as well as the effect of some heavy metals such as lead and cadmium on the uterus and their effect on the ovaries. This study will include two groups, the first group consisted of 40 healthy people and the second group consisted of 80 patients with (PCOS). Age and FSH, LH had significant clinical significance for women with PCOS. So was the testosterone. estradiol. AMH and Catalase are statistical, but at lower levels. For cadmium and Pb, they were not statistically significant. There was no statistical significance or differences for women with PCOS. There is a need for more study in this matter. Keywords: PCOS, FSH, LH, Testosterone, Estradiol, AMH, Blood glucose test, Hemoglobin A1c, Vitamın D

Antimullerian hormoneAntioxidantsHeavy metals+7
Noor Ahmed Mohsın Atbınah
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Oreochromis niloticus'un doku ve organlarında kadmiyum birikimi üzerine çinkonun etkisi

Bu ara?tırmada çinkonun Oreochromis niloticus'un böbrek, karaciğer, solungaç, kas ve kan dokularında kadmiyum birikimi üzerine etkileri incelenmi?tir. Balıklar 7, 14 ve 21 gün sürelerle 0.1 mg/L Cd, 0.1 mg/L Cd+0.5 mg/L Zn ve 1.0 mg/L Cd, 1.0 mg/L Cd+5.0 mg/L Zn karı?ımının etkisine bırakılarak dokularda kadmiyum birikimi Atomik Absorbsiyon Spektrometresi ile belirlenmi?tir. Çalı?ılan dokularda kadmiyum birikimi ortam deri?iminin ve sürenin uzamasıyla artmı?tır. En yüksek kadmiyum birikimi böbrek dokusunda bulunmu?, bunu karaciğer, solungaç ve kas dokusu izlemi?tir. Etkide kalınan tüm sürelerde, O. niloticus'un dokularında kadmiyum birikimi çinkonun varlığında azalmı?tır. Denenen tüm ko?ullarda çinko O. niloticus'un böbrek ve solungaç dokularında kadmiyum birikimini önemli ölçüde dü?ürmü?tür. Anahtar Kelimeler : Kadmiyum, Çinko, Birikim, Balık, Oreochromis niloticus

Ağır metallerBirikim
Deniz Şah
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Proteinüri hastalarında ağır metal ve eser element düzeylerinin değerlendirilmesi

AMAÇ: Proteinüri varlığı önlenemediğinde renal ve kardiyovasküler hastalıklar gelişimi için önemli bir risk faktörüdür. Proteinüri şiddeti morbidite ve mortalite ilişkilidir. Bilindiği üzere böbrek ağır metallerin hedef organıdır. En sık hasarlanma yeri proksimal tübüler hücrelerdir. Bu hücreler toksik maddelere, plazma veya ekstraselüler sıvıdakilerden daha yuksek konsantrasyonda maruz kalırlar. Çalışmamızda, proteinüri hastalarında ağır metal ve eser element düzeylerinin plazma ve idrar seviyelerinin tespiti ve kontrol grubu ile kıyaslanması amaçlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmamıza proteinüri grubunda 54, kontrol grubunda ise 55 kişi olmak üzere toplamda 99 kişi dahil edilmiştir. Hastaların yaş, cinsiyet gibi demografik verileri ile birlikte biyokimyasal parametreleri değerlendirilmiştir. Arsenik (As), kurşun (Pb), cıva (Hg), kadmiyum (Cd), kobalt (Co), nikel (Ni), çinko (Zn), manganez (Mn), bakır (Cu), krom Cr ve alüminyum (Al) değerleri plazma ve idrarda ölçülmüş ve iki grup arasında veriler karşılaştırılmıştır. BULGULAR: Proteinüri grubunda kontrol grubuna kıyasla; As, Pb, Hg, Cd, Co, Ni ve Mn konsantrasyonları hem plazma hem de idrarda anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (her bir metal için p=0,001). Kontrol grubunda ise sadece Zn ve Cr değerleri plazma ve idrarda anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (p=0,001). SONUÇ: Proteinüri vakalarında ağır metal düzeylerinde artış gözlenebileceği gibi, bu hastalar Zn gibi eser metallerin eksiklikleri açısından da ciddi risk altındadır. Ağır metal düzeylerindeki artış veya eser element eksiklikleri kronik böbrek yetmezliğine gidişi hızlandırmaktadır. Klinik takipte özellikle riskli bireylerde ve klinik semptomları olanlarda ya da kan basıncı ya da kan şekeri regüle iken böbrek hasarının hızlı ilerlediği, bazen beraberinde karaciğer yetersizliğinin de geliştiği, şuurdurumunun etkilendiği durumlarda ağır metaller ve eser elementler akılda tutulması gereken parametreler olmalıdır. Gerekli durumlarda seviyeleri belirlenerek şelasyon tedavisi verilmelidir.

Ağır metallerBöbrek hastalıklarıEser elementler+2
Mehmet Barış Akay
Yozgat Bozok University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Akut iskemik inme olgularında GDF-15 biyobelirteci ile ağır metal düzeylerinin değerlendirilmesi

AMAÇ VE HİPOTEZ: Bu çalışma, akut iskemik inme olgularında büyüme farklılaşma faktörü-15 (GDF-15) düzeyleri ile ağır metal seviyeleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve GDF-15'in klinik bir biyobelirteç olarak kullanılabilirliğini değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın hipotezi, GDF-15 düzeyleri ile ağır metal seviyelerinin inme şiddeti ve klinik seyri üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olabileceği yönündedir. YÖNTEM: Prospektif bir tasarıma sahip olan çalışmada, akut iskemik inme tanısı alan 64 hasta ile yaş ve cinsiyet açısından benzer 64 sağlıklı kontrol grubu değerlendirilmiştir. Katılımcılardan alınan biyolojik örneklerde GDF-15 seviyeleri Enzim Bağlantılı İmmünosorbent Test (ELISA) yöntemiyle ölçülmüş, ağır metal düzeyleri ise İndüktif Eşleşmiş Plazma–Kütle Spektrometres (ICPMS) ile analiz edilmiştir. NIHSS skoru ve diğer klinik parametreler, inme şiddetini değerlendirmek için kullanılmıştır. Çalışmanın istatistik analizleri SPSS 29 paket programı kullanılarak yapılmıştır. BULGULAR: Akut iskemik inme grubunda GDF-15 düzeylerinin kontrol grubuna kıyasla anlamlı derecede yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.001). Ağır metal analizlerinde, kurşun (Pb) ve cıva (Hg) düzeylerinin inme grubunda kontrol grubuna göre belirgin şekilde yüksek olduğu görülmüştür. NIHSS skoru, GDF-15 seviyeleri ve Pb, GDF 15 arasında pozitif yönde bir korelasyon olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, GDF-15 seviyelerinin cinsiyet, yaş ve inme etiyolojisine göre farklılık gösterebileceği bulunmuştur. SONUÇ: Bu çalışma, akut iskemik inme olgularında GDF-15'in klinik bir belirteç olarak kullanılabileceğini ortaya koymaktadır. Ağır metal seviyelerindeki artışın, inme patofizyolojisi üzerindeki etkisini anlamaya yönelik daha kapsamlı araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bulgular, GDF-15 ve ağır metallerin biyobelirteç olarak klinik uygulamalarda kullanılabilirliğine yönelik yeni yaklaşımlar sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Akut İskemik İnme, GDF-15, Ağır Metaller, NIHSS Skoru, Biyobelirteç

Ağır metaller
Esma Bulut
Yozgat Bozok University
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Termomineral sularda ve meyve sularında kurşun, bakır ve nikel tayini için analitik yöntem geliştirilmesi

Ağır metallerin çoğu hayatsal fonksiyonlar için gereksiz olup belirli bir konsantrasyonda insan vücuduna zarar verebilir. Çevre kirliliği nedeniyle; göl, okyanus ve toprakta artış gösteren ağır metaller insanlık için ciddi riskler getirmektedir. Bu nedenle, çevresel örneklerin ağır metal içeriğinin belirlenmesi için yeni ve hassas yöntemler geliştirmek gerekli ve önemlidir. Bu çalışmada, Yüksek Çözünürlüklü Sürekli Işın Kaynaklı Alevli Atomik Absorpsiyon Spektrometresi (HR CS- FAAS) kullanılarak meyve suları ve termomineral sularda eser miktarda kurşun, bakır ve nikel miktarının belirlenmesi için yeni bir katı faz ekstraksiyon (SPE) yöntemi geliştirilmiştir. Çalışmada, asma dalından (ACVS) elde edilen bir aktif karbon, adsorban olarak kullanılmıştır. Kolon tekniği ayırma ve zenginleştirme işleminde uygulanmıştır. En uygun koşulları belirlemek için; örnek çözeltinin pH'ı, geri kazanım çözeltisinin türü ve konsantrasyonu, örnek çözeltinin ve geri kazanım çözeltisinin akış hızı, örnek çözeltinin hacmi ve yabancı iyonların analit iyonlarının geri kazanım verimine etkisi incelendi. ACVS içeren kolonda, kurşun, bakır ve nikel için tespit sınırları (LOD) 0,36, 0,69 ve 0,28 µg L-1, zenginleştirme faktörü 60 olarak belirlendi. Yöntemin doğruluğu bilinen miktarda analit iyonlarının gerçek örneklere ilave edilmesiyle yapılan geri kazanma çalışmalarıyla kontrol edildi. Geliştirilen metot, çeşitli meyve sularına ve termomineral su örneklerine başarıyla uygulandı. Aralık 2019 – xiii+ 55 Sayfa Anahtar Kelimeler: Meyve Suyu, Termomineral Sular, Aktif Karbon, Alevli Atomik Absorpsiyon Spektrometri, Ağır metaller

Aktif karbonAtomik soğurma spektrometriAğır metaller+7
Hilal Yıldız Karakoç
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarımda biyolojik gübre olarak kullanılacak PGPR (bitki gelişimini teşvik edici rizobakteriler) özellikli bakterilerin Kırşehir ilindeki topraklardan izolasyonu ve bazı özelliklerinin belirlenmesi

Dünya nüfusunun giderek artması besine olan ihtiyacı da artırarak tarımsal verimin önemini daha ön plana çıkarmış ve sürdürülebilir tarımsal stratejiler geliştirilmeye başlanmıştır. Geleneksel tarımda kullanılan kimyasal gübreler yerine çevreye ve doğaya zarar vermeyen biyogübrelerin kullanımı ekolojik tarımın odak noktası haline gelmiş ve yeşil üretim politikaları ivme kazanmıştır. Bu çalışmada; Kırşehir ili ve ilçelerinde tarımsal faaliyetlerin yapıldığı topraklardan biyolojik gübre potansiyeli olabilecek PGPR özellikli bakterilerin izolasyonu, tanılanması ve bunların PGP (Bitki Gelişimini Teşvik Edici) özelliklerinin ortaya konması ve böylece ilimizin yerel mikrobiyal gübre envanterinin çıkarılması hedeflenmiştir. Bu amaçla; 56 farklı cinse ait 142 adet bakteri izole edilmiş, bunların MALDI-TOF MS yöntemi ile tanısı yapılarak PGP özellikleri (IAA üretimi, azot fiksasyonu, fosfor çözme, siderofor, HCN üretimi), ekstraselüler enzim testleri, ağır metal dirençlilikleri, antifungal aktiviteleri belirlenmiştir. İzolatlarımızın içinde özellikle fosfat çözme, azot fiksasyonu, siderofor üretimi bakımından pozitif olan MH 60-3, MH 60-1, MH 63-7, MH 46-9, MH 58-6, MH 53-2, MH 19-2'nin mikrobiyal gübre üretiminde kullanım potansiyellerinin oldukça yüksek olduğu değerlendirilmektedir. MH 28-1, MH 19-2, MH 25-16, MH 24-1, MH 29-1, MH 23-7 izolatlarının ise Fusarium sp.' ye karşı antifungal aktivite gösterdikleri belirlenmiştir. Ayrıca ağır metal dirençlilik verileri incelendiğinde; MH 43-3'ün kobaltın tüm konsantrasyonlarına dirençli olduğu, 6 izolatın (MH 57-7, MH 38-1, MH 21-4, MH 15-4, MH 19-3, MH 26-8) çinkonun tüm konsantrasyonlarına dirençli olduğu ve 13 izolatın ise (MH 51-8, MH 38-1, MH 35-5, MH 21-4, MH 49-4, MH 44-7, MH 15-4, MH 36-7, MH 44-3, MH 23-6, MH 44-5, MH 5-5, MH 25-16) bakırın tüm konsantrasyonlarına dirençli olduğu tespit edilmiştir.

Azot fiksasyonuAğır metallerBitki büyüme+2
Murat Güler
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın ilindeki artezyen sularının fizikokimyasal olarak değerlendirilmesi

Amaç: Aydın ili toprak, su ve iklim özellikleri bakımından yüksek bir tarım potansiyeline sahiptir. Bu sebeple su kaynakları, tarımsal üretimin arttırılması ve iyileştirilmesinde anahtar rol oynar. Bu araştırma, 2018-2019 yılı sonbahar ve kış aylarında Aydın'ın çeşitli ilçelerinden toplanan 17 adet artezyen suyu örneği üzerinde yürütülmüştür. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada Aydın iline bağlı çeşitli ilçelerden alınan artezyen sularının; pH, toplam sertlik, elektriksel iletkenlik, bulanıklık, askıda katı madde, alkalinite, klorür, amonyak, sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, bor, sodyum adsorpsiyon oranı ve sülfat gibi su kalite parametreleri incelenmiş ve bazı ağır metaller yönünden kirliliği tespit edilip kalite ve sınıfı belirlenmiştir. Bulgular: Araştırma, sonbahar ve kış ayları içerisinde 9 farklı ilçeden toplamda 17 su örneği alınarak gerçekleştirilmiştir. ABD Tuzluluk Diyagramı ile yapılan değerlendirmede, 17 su örneğinden bir tanesi C1-S1 sınıfında, üç tanesi C2-S1 sınıfında, on tanesi C3-S1 sınıfında ve üç tanesinin ise C4-S1 sınıfında olduğu belirlenmiştir. Yapılan çalışmada, Aydın ili artezyen sularının yüksek derişimde tuz ve düşük derişimde sodyum içerdiği sonucuna varılmıştır. Sonuç: Aydın ili artezyen sularının, incelenen parametreler yönünden WHO, USEPA ve Avrupa Birliği su kalite standartları ile ülkemizde geçerli olan TSE 266 İnsani Tüketim Amaçlı Sular Standardı ve T.C. Sağlık Bakanlığı İnsani Tüketim Amaçlı Sular Yönetmeliğinde sular için belirlenen sınır değerlere uygun olduğu belirlenmiştir. Bu araştırma ile artezyen sularının incelenen parametreler açısından insan sağlığını olumsuz etkilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Ağır metal, Aydın, Kirlilik, Su kalite standardı, Yer altı suyu.

AydınAğır metallerKirlilik+3
Reyhan Hansu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yatağan ve çevresinde üretilen ballarda halk sağlığı açısından risk oluşturacak bazı ağır metal düzeylerinin ICP-MS tekniği ile belirlenmesi

Amaç: Bu çalışma, Muğla'nın Yatağan ilçesinde bulunan termik santrale ve mermer ocaklarına yakın bölgelerden temin edilen ballarda, bazı ağır metallerin varlığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Toplanan ballarda alüminyum, demir, mangan, kobalt, nikel, çinko, kadmiyum, krom, bakır, kurşun miktarı yönünden ICP-MS ile belirlenmiştir. Sonuçların ilgili literatür verileriyle birlikte Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tolerans limitlerine göre değerlendirilmesi gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Analiz sonuçlarına göre incelenen bal örneklerinde ortalama değerler, alüminyum (Al) 27715,468 µg/kg; demir (Fe) 5923,415 µg/kg; mangan (Mn) 639,872 µg/kg; nikel (Ni) 301,964 µg/kg; çinko (Zn) 1094,215 µg/kg; krom (Cr) 47,165 µg/kg; bakır (Cu) 1317,268 µg/kg ve kurşun (Pb) 289,064 µg/kg olarak belirlenmiştir. Analiz edilen bu ballarda kobalt ve kadmiyum tespit edilmemiştir. Sonuç: Bulgular genel olarak değerlendirildiğinde ağır metallerin yüksek değerde olmadığı, ancak bazı elementler bakımından sınır değerlerde olduğu gözlemlenmiştir. Sonuç olarak kovanların endüstriyel bölgelere yakın olmasının bazı ağır metaller yönünden halk sağlığını olumsuz etkileyebileceği sonucuna varılmıştır.

Ağır metallerBalBal üretimi+4
Nasuh Meltem
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2021
20
Master'sOpen AccessTR

Yöresel suların fiziksel ve kimyasal özelliklerinin incelenmesi ve diğer içme suları ile karşılaştırılması

Günümüzde mide rahatsızlıkları, sindirim sistemi hastalıkları, idrar yolları hastalıkları, kalp damar hastalıkları, böbrek taşı, diyabet (şeker) hastalığı, gut, prostat, tansiyon hastalığı gibi çok çeşitli hastalıklara iyi geldiğine inanılarak yöresel şifalı olduğu söylenen sular tedavi amaçlı içilmektedir. Bu hastalıklardan biri olan böbrek taşı hastalığı çok ağrılı olup, yaşam kalitesini ciddi anlamda düşürmekte ve malesef her geçen gün de hasta sayısı artmaktadır. Hastaların bir umut olarak şifalı diye içtikleri bu yöresel sular çoğunlukla Sağlık Bakanlığının yapmış olduğu rutin su kontrollerinin yapılmadığı sulardan oluşmaktadır. Bu çalışmada özellikle böbrek taşı hastalığına iyi geldiğine inanılarak içilen dört ayrı bölgeden (İzmir, Manisa, Bursa, Giresun) aldığımız yöresel şifalı sular ile karşılaştırma yapabilmek içinde aynı bölgelerden temin ettiğimiz kaynak, şebeke, şişelenmiş suların içme suyu yönetmeliğine (TS 266) uygunluk ve aralarındaki farklar incelendi. Suların iletkenlik, pH, toplam sertlik ölçümleri ile bazı ağır metal (kurşun, civa, kadmiyum, arsenik), anyon (florür, klorür, nitrit, bromür, nitrat, fosfat, sülfat) katyon (sodyum, potasyum, kalsiyum, mağnezyum, alüminyum, mangan) analizleri yapıldı. Manisa-Demirci ve İzmir-Kınık şifalı sularında sodyum ve potasyum değerleri diğer su örneklerine göre yüksek olduğu, Bursa şifalı, şişelenmiş, kaynak suları, Manisa Demirci şifalı, şişelenmiş, İzmir Dikili şifalı, şişelenmiş sularının demir değerlerinin izin verilen sınır değeri (200 µg/L) aştığı hatta Bursa Kaynak ve İzmir Dikili şifalı sularının sınırın çok üstünde olduğu görüldü. Bu çalışmada bilimsel dayanaktan yoksun şifalı diye bilinen yöresel suların bilimsel anlamda verilerle değerlendirerek böbrek taşı hastalarına kolay, ucuz, hiçbir yan etkisi olmayan tedavi seçeneği sunmayı ve öz kaynaklarımızdan daha etkin ve bilinçli yararlanılmasına katkı sağlamayı amaçladık.

Ağır metaller
Ayşe Demirtaş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Adana ili Aladağ ilçesindeki krom maden yataklarında bulunan bitkilerin fitoremediasyon özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, Adana ili Aladağ ilçesi sınırlarında bulunan krom maden sahaları floristik açıdan değerlendirilmiştir. Tespit edilen bitki türleri dominant, sık, seyrek ve nadir olarak gruplandırılmıştır. Göreceli bulunuşları dominant ve sık olan 9 tür (Aethionema spicatum, Alyssum alyssoides, Alssum oxycarpum, Alyssum floribundum, Thlaspi oxyceras, Convolvulus compactus, Fumana arabica, Onosma cappadocicum ve Salvia crypthantha) remediasyon özelliklerinin değerlendirilmesi için seçilmiştir. Bu bitkilerin fitoremediasyon potansiyellerini değerlendirmek amacıyla bitkilerin kök, gövde, yaprak ve kök bölgesi topraklarında metal analizleri (Cr, Ni, Co, Pb, Zn, Mn, Cu ve Fe) gerçekleştirilmiştir. Metal konsantrasyonları kullanılarak biyokonsantrasyon faktörü, zenginleştirme faktörü, transfer faktörü ve translokasyon faktörü değerleri hesaplanmış ve bitkiler fitostabilizasyon ve fitoekstraksiyon kabiliyetleri yönünden değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda Cr için Convolvulus compactus ve Onosma cappadocicum; Co için Aethionema spicatum; Zn için Thlaspi oxyceras; Mn için Aethionema spicatum fitoekstraksiyon potansiyeli olan türler olarak tanımlanmıştır. Nikel için Salvia cryptantha; Cu için Onosma cappadocicum fitostabilizasyon potansiyeli olan türler olarak nitelendirilmiştir. Aethionema spicatum, Alyssum oxycarpum, Alyssum floribundum ve Thlaspi oxyceras türlerinin ise Ni metali için hiperakümülatör oldukları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Fitoremediasyon, hiperakümülatör, ağır metal

Adana-AladağAğır metallerBitkiler+1
Veli Çeliktaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00

Related subjects