Confidence

201 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Müşteri açısından elektronik ticarette güven algısı: Çok boyutlu bir araştırma

Gelişen teknolojiler ve yaygınlaşan iletişim araçlarının gün geçtikçe daha da artması, özellikle de birbirine uzak insanlar arasındaki ilişkilerin gelişmesine katkı sağlamıştır. Artık insanlar uzun mesafe yollar gitmeden elektronik ortamlarda alışveriş yapabilmekte ve ihtiyaçlarını karşılayabilmektedir. Bu kapsamda hem ürün alıp hem de ürün satılabilmektedir. İnternetin yaygınlaşmış olması mesafelerin ortadan kalkmasına ve kısa zaman içerisinde ticari faaliyetlerin gerçekleştirilmesine olanak sağlamıştır. Bu çalışmada müşteri açısından e-ticarette güven algısı araştırılmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde e-ticaret, e-ticaretin satıcı ve tüketici üzerindeki etkileri, Dünyada e-ticaretin gelişimi ve Türkiye'deki e-ticaretin gelişimi ele alınmıştır. İkinci bölümde güvenlik kavramları, güvenliğin alt kategorileri, güvenlik tehditleri ve bu tehditlere karşılık olası tedbirler, e-ticarette güven, kredi kartı kavramı, kredi kartının kullanımı ve e-ticaret anlayışında tüketicilerin tutum ve algıları ele alınmıştır. Araştırmanın örneklemi; Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mezitli Belediyesi, Yenişehir Belediyesinde çalışan 350 kişiden oluşmaktadır. Araştırmanın ölçeği; güvenirlilik ve geçerlilik çalışması yapılıp ve uyarlanmış olan sekiz ayrı ölçeğin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur. Araştırmanın analizinde Anova test istatistiği ve Tukey çoklu karşılaştırma testi kullanılmıştır. Puanların karşılaştırılmasında aritmetik ortalama ve test istatistiğinin anlamlılık değerleri dikkate alınmıştır. Araştırmada müşteri açısından e-ticarette güven duyulan sitelerden alışveriş yaptıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda siteye olan güven, uygun fiyat ve kredi kartı kullanım riskinin az olması ve paraya yönelik tutum ile satın alma niyetleri arasında anlamlı ilişkiler bulunduğu görülmüştür. Siteye olan güvenin artması ve kredi kartı risklerinin azaltılmasının satın alma niyetini artırdığı, uygun fiyat durumunun internetten alışveriş yapma niyetini artırdığı görülmüştür. Ayrıca para tutumunun artması internetten alışverişin artmasını sağlamaktadır. Banka bilgilendirme hizmeti ve kredi kartı kullanımı rasyonel tutumu ise satın alam niyetlerini etkilememektedir. Araştırma sonuçlarına göre, internet üzerinden yapılacak alışverişlerde alışveriş sitelerinin güvenili olması ve teminatlar vermesine dikkat edilmeli, site ve kredi kartlarının müşteriye güven vermesi sağlanması önerilebilir.

Elektronik pazarlamaElektronik ticaretGüven+5
Sibel Kılıç
Toros University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Menşe ülke imajının müşteri risk algısı ve müşteri güveni üzerine etkisi: Azerbaycan'daki Türk markaları

Üreticiler veya hizmet sağlayan birimler, ürün ve hizmetlerini müşterilerin isteğine göre planlar ve hazırlarlar. Onlar için önemli olan ilk şey müşterinin isteği, memnuniyeti ve güvenidir. İthal markalar içerisinde Türk markaları Azerbaycan pazarında yüksek bir paya sahiptir. Fakat bir kısım müşteriler bu görüşü benimseyememiştir. Literatüre kavramsal anlamda katkıda bulunmayı amaçlayan bu çalışmada genel olarak menşei ülke imajının müşteri güveni ve risk algısına olan etkilerini ortaya koymak amaçlanmaktadır. Yapılan literatür taraması sonucunda elde edilen bilgiler ışığında, Azerbaycanlı tüketicilerinin örneklemi oluşturduğu bir anket çalışması yapılarak veriler elde edilmiştir. Araştırma modeli doğrultusunda veriler analiz edilerek bulgular ortaya konulmuştur.Araştırma modelinde iki araştırma hipotezi bulunmaktadır. Bunlardan ilki menşei ülke imajının müşteri risk algısı üzerinde etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. Yapılan analiz sonuçlarına göre anlamlı bir etkisinin olduğu saptanmıştır. İkinci araştırma hipotezi de menşei ülke imajının müşteri güveni üzerinde etkisi inde olup olmadığını araştırmaktır. Üçüncü araştırma hipotezi de müşteri güveni üzerinde müşteri risk algısının etkisinin olup olmadığını çözmektedir. Sonuç olarak modelin ileri düzeyde anlamlı olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: menşe ülke imajı, müşteri güveni, algılanan risk.

AzerbaycanGüvenMüşteri algısı+7
Gulshan Yagublu
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The consequences of consumer engagement in social networking sites

Consumer engagement is increasingly becoming one of the important issues in the competitive business environment. Both researches and practitioners are focusing on how consumer engagement can be enhanced through different channels. The emergence of social networks has significantly caused a shift in consumer behaviors and brand relationships. With its unique features and structure, Social Networking Sites (SNS) offer an upper advantage to build consumer brand relationships and instant consumer engagement. Although researchers and practitioners are giving so much importance to consumer engagement, there is still a need to understand how engagement affects consumer behavior. Therefore, this study set out to determine the consequences of consumer engagement in SNS. It further viewed consumer engagement as a multi-dimensional concept comprising behavioral, cognitive and emotional dimensions and as such the hypotheses were aimed at determining how each of the three dimensions of consumer engagement affect the individual consequences of consumer engagement such as brand loyalty, satisfaction, commitment and trust in SNS. The study used a quantitative research design and developed a model that was based on the hypotheses developed vi for the study. It used a questionnaire survey to collect data from Anadolu University students in summer school. Facebook is chosen as a case for this study. 400 questionnaires were collected and the analyses were conducted with the 387 valid questionnaire. The research data was analyzed by SPSS program 20.0 version. The results suggest that emotional and behavioral consumer engagement dimensions were significant predictors for brand loyalty; emotional consumer engagement for satisfaction, cognitive and behavioral consumer engagement for commitment, while behavioral and emotional engagement dimensions were found to be significant predictors for trust. In sum, the study suggests brand loyalty, satisfaction, commitment, and trust to be possible consequences of consumer engagement in an online platform such as Facebook in our case. Keywords: Consumer Engagement, Social Networking Sites, Loyalty, Trust, Satisfaction, and Commitment.

FacebookConfidenceSocial networks+5
Abubakar Lujja
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Futbolcuların antrenörlerine güven düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı futbolcuların antrenörlerine güven düzeylerinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda Samsun ilinde halen aktif olarak spor yapan lisanslı ve liglerde yarışan 193 erkek, 30 kadın toplam 223 futbolcudan veri toplanmıştır. Çalışmada "Kişisel Bilgi Formu" ve "Antrenöre Güven" ölçeği kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; güven boyutunda yalnızca futbolcuların oynadıkları takımdaki statülerine göre farklılık gösterdiği; eşitlikçi tutum boyutunun futbolcuların spor yaşı ve oynadıkları takımdaki statülerine farklı olduğu; yardımseverlik boyutunun üç boyutta farklılık gösterdiği bunlarında; futbolcuların spor yaşı, oynadıkları takımdaki statüleri ve çalıştıkları antrenörlerinin eğitim düzeylerine göre farklılıaştığı; doğruluk boyutunda, futbolcuların yaşları, eğitim durumları, sporculuk yaşları ve takımdaki statüleri arasında farklılıklar olduğu; uzmanlık boyutu futbolcuların, yaş, eğitim durumu ve oynadıkları takımdaki statülerine göre değişmektedir; adanmışlık/bağlılık boyutunda herhangi bir alt grupta fark yoktur; iş birliğine hazır olma boyutu futbolcuların oynadıkları takımdaki statülerine göre değişirken; son olarak performans boyutu futbolcuların eğitim durumu ve çalıştıkları antrenörlerin yaşlarına göre farklılık göstermektedir. Bunlara ek olarak diğer değişkenlerde anlamlı fark ortaya çıkmamıştır. Sonuç olarak, antrenörler açısından; antrenörler kendi sporcularına uygulayarak takım sporcularının kendisine güven konusunda zayıf ve güçlü yönlerini görmelerini sağlayabilir. Antrenörlerin zayıf oldukları boyutlarda iyileştirme çalışmaları yapmaları gerektiğini fark etmelerine yardımcı olabilir. Antrenör-sporcu kapsamında başarıda önemli olan güvenin inşa edilerek performanta gelişme ve iyileşmeler sağlanabilir. Sportif güven, her seviyedeki sporcular için kritik bir başarı faktörü olarak kabul edilebilir yapılan antrenmanlar, beslenme ve diğer etkenler kadar "antreönere güven" sportif başarıda kritik bir öneme sahiptir.

AntrenörFutbolcularGüven+2
Bekir Yiğit
Hitit University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Maliye politikasının tüketici güveni üzerindeki etkisi: Türkiye uygulaması

Devlet belirli sosyal ve ekonomik amaçları gerçekleştirmek için maliye politikası enstrümanlarını kullanmaktadır. 1929 Büyük Depresyon'dan itibaren dünyanın birçok yerinde maliye politikası ekonomik istikrarsızlıklarla mücadele ve ekonomik krizlerden çıkmak için etkin olarak kullanılmaktadır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan tüketicilerin harcama eğilimlerini gösteren tüketici güven endeksi günümüzde gittikçe artan öneme sahip olmaya başlamıştır. Harcamaların belirleyicisi olan tüketiciler ise ekonomik ortama duydukları güven doğrultusunda ekonomiye yön vermektedir. Bu çalışmanın çıkış noktası ise, tüketici güveni ile maliye politikası arasında nasıl bir ilişki olduğu ve tüketici güvenini arttırmak için nasıl politikalar belirlenmesi gerektiği olmuştur. Bu çalışmada, Türkiye'de tüketici güven endeksi ve maliye politikası arasındaki ilişki 2006M1-2017M8 dönemi için incelenmiştir. Maliye politikası göstergeleri olarak dolaysız vergi gelirleri, dolaylı vergi gelirleri, merkezi yönetim bütçe gelir ve harcamaları, iç borçlanmanın toplam borçlanma içindeki payı ile tüketici güven endeksi arasındaki nedensellik ilişkisi ekonometrik yöntemlerle sınanmıştır. Ayrıca geçiş değişkenleri olan piyasa döviz kuru, piyasa faiz oranı ve tüketici fiyat endeksi de analize dâhil edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, kamu gelir ve harcama kalemlerinden tüketici güvenine doğrudan nedensellik bulunmaktadır. Fiyatlar genel düzeyi ve döviz kuru tüketici güvenini doğrudan etkilemektedir. Ayrıca ARDL metoduyla yapılan analizde tüketici güven endeksi ve kamu gelirleri arasında kısa ve uzun dönemli bir ilişkinin varlığı bulunmuştur. Ampirik bulgular sonucunda kamu gelirleri artırıldığında yani daraltıcı maliye politikaları uygulandığında tüketici güven endeksinin arttığı gözlemlenmiştir. Dolayısıyla, Türkiye'de ele alınan dönemde genişletici mali daralma hipotezinin geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

ARDL Sınır TestiEkonomiEkonomi politikaları+6
Tuba Gezer
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel bir değişim olarak teknolojik değişime işgörenlerin yaklaşımı ve işgörenlerde etkisi: Öztay Tekstil (Abbate) örneği

Küreselleşen dünyamızda ve günümüzün hızla değişen koşulları karşısında, işletmelerin faaliyetlerini, gelişmelerini ve rekabet avantajlarını sürdürebilmeleri için örgütsel değişimler uygulamaları ve örgütsel değişim türlerinden biri olan teknolojik değişim ve gelişmeleri sürekli ve yakından takip etmeleri gerekmektedir.Teknolojik değişim uygulandığı işletmelerde işgörenlerin değişime yaklaşımı ve iş görenler açısından farklı anlamlar ifade etmektedir. Çalışanlar açısından teknolojik değişim, eğitim yolu ile yeni bilgiler edinme, mesleki ilerleme ve kariyer geliştirme, kendini yenileme ve geliştirme anlamına geldiği gibi, iş değiştirme,işe yabancılaşma, iş monotonluğu, iletişimin ve sosyal ilişkilerin azalması, stres ve işsiz kalma gibi anlamlara da gelebilmektedir.Bu tez çalışmasında örgüt, teknoloji ve insan kavramları birlikte ele alınarak, teknolojik değişime işgörenlerin yaklaşımı ve işgörenler üzerindeki etkileri tespit edilmeye çalışılmıştır.Çalışmanın birinci bölümde, örgütsel değişim, teknoloji, teknolojik değişim, değişime direnç ve direnci yenmenin yolları anlatılmıştır.İkinci bölümde, işletmelerde uygulanan teknolojik değişimin iş görenler üzerinde etkileri ve değişime işgörenlerin gösterdiği direnç, nedenleri ve demografik özelliklere göre etkileri üzerinde durulmuştur.Üçüncü bölümde ise, ilk iki bölümde anlatılanlardan yola çıkarak, Öztay Tekstil (Abbate) işletmesinde yapılan bir araştırmaya yer verilmiştir.Yapılan anket çalışması ile işletmede uygulanan örgütsel değişim olarak teknolojik değişim ve etkileri incelenmiş ve elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir.

BilişimBiyoteknolojiDirenç+2
Davut Dertli
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Liderlik ve örgütsel güven arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik bir araştırma

Liderlik ve güven ile ilgili literatür taraması yapıldığında, liderlik ve güven konusunun gerek işletme yönetimi gerekse yönetim bilimciler açısından ilgi çeken bir konu olduğu ortaya çıkmaktadır. Bugün işletmelerde alınan kararların uygulanma başarısı liderlik özellikleri ve lidere güven ile ilgili olup, ?güvenilir lider? e verilen önemi biraz daha arttırmaktadır.İşletmelerde lider-yöneticiler etkinliği sağlayarak, kendilerine ve örgütlerine olan güven duygu düzeylerinde yeni yaklaşımlar geliştirebilirler. Etkin liderliğin şartlarından en önemlisi güven kazanmaktır. Lider-yöneticiler örgüt içerisinde güven duyulan bir ortam yaratarak çalışanlardan üst düzey verim alır.Amaç doğrultusunda çalışma üç ana bölüm halinde ele alınmıştır. Birinci bölüm "Liderlik" başlığında olup bu bölümde liderliğin tanımı yapılmış, farklı liderlik tipleri araştırılmış ve liderlik anlayışının tarih içerisindeki değişimi açıklanmıştır. Ayrıca bu bölümde ayrıntılı olarak liderlik özelliklerine yer verilmiş ve liderin güç kaynaklan açıklanmıştır.İkinci bölüm ?Güven ve Örgütsel Güven? başlığında ele alınmıştır. Bu bölümde güven, sosyal ve örgütsel yaşamda güvenin yeri ve önemi, örgütsel güven ve örgütsel güven modelleri hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır.Üçüncü bölüm "Liderlik ve Örgütsel Güven Arasındaki İlişkiye Yönelik Bir Araştırma" başlığındadır. Bu bölümde, öncelikle yapılan araştırmanın modeli, örneklemi, verilerin toplanması ve analizinin nasıl yapıldığı açıklanmış, ardından araştırmanın bulgularına tablo ve grafikler halinde yer verilmiştir.

GüvenLiderlikYönetim+3
Harun Gümüş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu Projesi'nin devlet ile bölge halkı arasındaki güvenin tesisine katkıları

Bölgesel kalkınma açısından dünyada önemli bir örnek teşkil eden Güneydoğu Anadolu Projesi, bölgenin ekonomik, sosyal, politik, eğitimsel, tarımsal ve endüstriyel olarak gelişmesine büyük katkıda bulunmuştur. Bunun yanı sıra Türkiye'de var olan bölgesel eşitsizliği ortadan kaldırmak amacıyla uyumu yakalamak ve bu uyumun oluşması için devlet ve bölge halkı arasında güven alışverişini sağlama noktasında önemli bir projedir.İlk zamanlar bir sulama ve hidroelektrik santrali projesi olarak başlatılan Güneydoğu Anadolu Projesi, daha sonraki yıllarda GAP Master Planı ile beraber temel stratejileri içine `sürdürülebilir insani kalkınma felsefesini' dâhil ederek projenin sosyal yönüne vurgu yapmıştır. Projenin başlatılması önüne geçilemeyen göç oranlarının azalmasında önemli bir etki sağlamıştır.Devlet ve bölge halkı arasındaki güven, proje başlatılmadan önceki yıllara kadar çeşitli olaylar ve sebepler yüzünden sarsılmış durumdaydı. Güvenin sarsılmasında devletin etkisi olduğu kadar iç ve dış kaynakların etkisinin olduğu gözden kaçmamalıdır. Devlet, Güneydoğu Anadolu Projesi ile birlikte sarsılan güveni tekrar kazanma çabası içine girmiştir. Çalışmada bu güven alışverişinin sağlanmasında Güneydoğu Anadolu Projesinin etkisi ortaya konacaktır.Anahtar Kelimeler: Güven, Güvensizlik, Bölgesel Eşitsizlik, Güneydoğu Anadolu Projesi, Güvenlik, Devlet-Bölge Halkı (Güneydoğu Anadolu Bölgesi Halkı)

Güneydoğu Anadolu bölgesiGüvenGüvenlik+2
Ahmet Gökçen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütlerde güven olgusu: İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde uygulama çalışması

Bireyin, niteliklerini ve yaratıcılığını kullanabilmesi için kurumsal bağlılığını pekiştirecek güven duygusuna gereksinim duyulmaktadır. Örgüte güven duyma nihayetinde, örgütsel bağlılıkta, motivasyonda, verimlilikte ve performansta artışın; bunun yanında örgüt içi stres, çatışma ve belirsizlikte azalmanın meydana geleceği kabul edilmektedir. Bu minvalde çalışmanın amacı, son zamanlarda yoğun bir şekilde incelenmekte olan, ?iş hayatında güven? olgusunun nasıl analiz edilebileceğini ortaya koymaktır.Örgütleri diğer sosyal birimlerden ayıran özelliği, sosyal yapılarının belli bir amaca yönelik olarak planlanmış olmasıdır. Belli bir amacın gerçekleştirilmesi için gerekli işlemler düşünülerek bölümlere ayrılmış, çeşitli kademeler ve mevkiler oluşturulmuştur. Bu değişik kademeler ve mevkiler arasındaki bilgi alışveriş ağı ve emir-kumanda zinciri, farklı faaliyetlerin eşgüdümlenmesini sağlayacak biçimde planlanmakla birlikte belirli kurallara bağlanmıştır. Örgüt üyeleri değişse bile, onların yerine getirdikleri görevler devam etmektedir. Bu nedenle örgütler, üyeleri gelip geçici olduğu halde sosyal yapılarını koruyabilirler.Güven; birey ve grup davranışlarının önemli bir belirleyicisidir. Güvenin önemli işlevlerinden biri de karmaşıklığı ortadan kaldırmasıdır. Özellikle modern ve sanayileşmiş toplumlar bu karmaşık yapılara sahiptir. Güvenin oluşumu bilgi alışverişinin daha doğru, daha geniş ve daha yerinde olmasına, bir deyişle davranışsal belirsizliğin azalmasına neden olacaktır. Bu çalışmada güven kavramı ve güven türleri farklı bakış açıları ile tanımlanmış, örgüt ve örgütsel güven kavramı, kavramın özellikleri ve örgütsel güven modelleri detaylı bir şekilde irdelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Güven, Örgüt, Örgütsel Güven.

GüvenPolis teşkilatıÖrgütsel güven+1
Süleyman Şimşek
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal sermaye düzeyinin belirlenmesi ve sosyal sermaye düzeyini etkileyen faktörlerin analizi: Gönüllü teşekküller bağlamında Kayseri örneği

Bu çalışmada, son yıllarda sıkça kullanılan sosyal sermaye kavramı ve sosyal sermaye düzeyinin ölçülmesi analiz edilmiştir. Sosyal sermaye kavramı öncelikle hem teorik hem de ampirik boyutuyla ele alınmıştır. Sosyal sermaye düzeyini belirlemek amacıyla, Kayseri'deki gönüllü kuruluşların faaliyetlerine katılan (hem üye hem de üye olmayan) bireylere yöneltilen anket bulguları tahlil edilmiştir. Anket, uluslararası literatürde sosyal sermayeyi belirlemede kullanılan göstergelerden faydalanılarak 5'li Likert ölçeğine göre hazırlanmıştır. Bu göstergelerden kullanılarak güven endeksi, resmi ve gayri resmi ağlara üyelik endeksi, yardımlaşma ve ortak işbirliği endeksi oluşturulmuştur. Söz konusu üç endeksten yararlanarak tek bir sosyal sermaye endeksi hesaplanmıştır. Örnek kütlenin yaş, eğitim, dini eğilimleri, kendine olan güvenleri, yerel basın organlarını takip etme sıklıkları, seçimlerde oy kullanmaları, yaşam süreleri ve faaliyet gösterilen sektör gibi demografik özellikleri ile sosyal sermaye düzeyi arasındaki ilişki Ki-Kare yöntemine göre; sosyal sermaye düzeyi ile demografik özellikler arasındaki ilişkinin yönü ise korelasyon analizine göre test edilmiştir. Özellikle eğitim düzeyi ve bireylerin kendilerini değerli hissetmeleri ile sosyal sermaye arasında doğrusal bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Sosyal Sermaye, Güven, İş Birliği, Sosyal İlişkiler Ağı, Sosyal Sermayenin Ölçümü ve Sivil Toplum Kuruluşları.

Gönüllü kuruluşlarGönüllü çalışanlarGüven+5
Yalçın Kaya
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Whistleblowing (bilgi ifşasının) örgütsel güvene etkileri üzerine bir alan araştırması

Günümüz dünyası işletmeler arasında ciddi rekabetlerin olduğu bir ekonomik düzen üzerine kurulmuştur. İşletmeler bu nedenle çeşitli etik dışı çalışmalar yürütebilmektedirler. Ya da işletme içindeki personel de kendini daha yüksek mertebelere getirmek için etik kurallara uymayan davranışlar sergileyebilmektedir. Bu durum işletme içindeki örgütsel güveni zedelemekle kalmamakta, aynı zamanda şirket imajını hem müşterilere hem rakiplere hem de iş ortaklıklarına karşı zedelemektedir. Tüm bu nedenlerden dolayı, işletmeler bilgi ifşasına önem vermekte, olası etik dışı durumların yöneticiler tarafından bilinerek müdahale edilmesini istemektedirler. Bu çalışmanın amacı, işletmelerde bilgi ifşasının güven ile ilişkilerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda öncelikle birinci bölümde bilgi ve bilgiyi elde etme hakkında literatür taraması yapılmış bilginin önemi açıklanmıştır. Buna ek olarak whistleblowing kavramının ne olduğu, tarihçesi ve işletmelerde nasıl ortaya çıktığı ile ilgili araştırma da bu bölümde yer almaktadır. İkinci bölümde, gündelik hayatta sıkça karşımıza çıkan "güven" kelimesinin ayrıntılarına yer verilmiştir ve örgütsel boyutta güvenin hangi koşullar ile sağlanacağı sorusu üzerinde durulmuştur. Bu bölümün ardından, 3. Bölümde ise turizm sektöründeki işletmenin çalışanları arasında bir anket düzenlenmiştir. Ankete verilen yanıtların doğruluğu çalışmanın sınırlılıklarını belirlemiştir. Sonuç olarak, bilgi ifşasına yatkınlığın, örgütsel güven ile doğrudan ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Bir diğer sonuç ise, örgüte güven oranının daha fazla olduğu çalışanların, örgütü korumak amacı ile üstlerine etik dışı olayları iletmekten kaçınmadığıdır. Anahtar Kelimeler: Bilgi İfşası, Örgütsel Güven, Etik

EtikGüvenWhistleblowing+1
Nurten Ebru Özdemir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bursa'nın yetiştirdiği bir değer: Metin Güven (hayatı-sanatı-eserleri)

Bursalı bir edebiyatçı olarak, şimdiye kadar hakkında akademik anlamda kapsamlı bir çalışma ortaya konmamış olan Metin Güven, 24 Ocak 1947'de Bursa'da dünyaya gelmiş ve 16 Ağustos 2010'da yine Bursa'da vefat etmiş bir şairdir. Metin Güven, ilk şiirinin yayımlandığı 1968 yılından ölümüne kadar geçen kırk iki yıllık süreçte on üç şiir kitabı yayımlamıştır (Ayrıca şairin yayımlanacağını haber verdiği ancak vefatı sonrası kayıplara karışmış on dördüncü şiir kitabı tarafımızca bulunmuş ve çalışmaya o da dâhil edilmiştir.). Şairin yayımlanmış kitaplarında yer alan toplam şiir sayısı (652) altı yüz elli ikidir. Yaşamı boyunca, üniversite yılları ve öğretmenliğe ilk başladığındaki iki yıl hariç, ömrünü Bursa'da geçirmiş olan şair ilk sayısı 15 Ocak 2006'da yayımlanan, Onaltıkırkbeş dergisinin kurucusu ve yayın yönetmenidir. Bu dergi ve dışında kalan müstakil yazılarında onun şiir, şair, edebiyat ve sanat ile dünyaya ve kültüre bakışı tespit edilip poetikası ortaya konmaya çalışılmıştır. İlk şiir kitabından sonuncusuna kadar şiirini değiştirip dönüştüren şairin hakkında pek çok kaynakta yanlış bilgiler verilmiş olması, kendisi hakkında yeni bir biyografi yazma gereği doğurmuştur. Bu çalışmada; Bursa'nın sanat birikimi, sosyo-kültürel ve entelektüel hayatı içiresinde önemli görevler edinmiş şairin gündeme getirilmesi, hayatı, sanatçı kişiliği, eserleri ve şairliği konusunda doğru bilgilerin aktarımı amaçlanmıştır. Bu bağlamda Metin Güven'in kişiliği ve edebi yaşamı Bursa'nın tarihsel düzlemi çerçevesinde incelenmiş ve şiir dünyası metin analizleriyle ortaya konmaya çalışılmıştır. Akış içinde, öncelikle bir şair olarak hayatı, edebiyatçı kimliği ve eserleri verilmiş, ardından poetikası tahlil edilip, değerlendirilmiş, şiirleri biçim ve içerik yönünden incelenmeye çalışılarak, Türk edebiyatı içindeki yeri ve önemi belirlenmeye gayret edilmiştir.

BiyografiGüvenTürk şiiri+2
Melih Karagöz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İktisat politikalarının tüketici güveni üzerindeki etkileri

Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'de 2008:01-2021:12 dönemleri arasında aylık veriler kullanılarak, iktisat politikaları ile tüketici güveni arasındaki kısa ve uzun dönem ilişkilerinin araştırılmasıdır. Değişkenlere ait veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) veritabanından elde edilmiştir. Değişkenlerin durağanlığının incelenmesi için kullanılan Genişletilmiş Dickey Fuller (ADF) ve Phillips-Perron (PP) testleri ilgili değişkenlerin genel anlamda birinci dereceden durağan olduklarını ortaya koymuştur. Bu sebeple çalışmada değişkenler arasında uzun dönemli ilişkilerin araştırılması için eşbütünleşme ile Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif (ARDL) Model yaklaşımı uygulanmıştır. ARDL metoduyla yapılan analizlerden elde edilen bulgular sonucunda, Türkiye'de iktisat politikası değişkenleri ile tüketici güven endeksi arasında uzun ve kısa dönemde ilişki olduğu tespit edilmiştir. Değişkenlerden dolaylı vergilerin toplam vergi gelirlerine oranının ve merkezi yönetim bütçe giderlerinin uzun dönemde tüketici güven endeksi üzerinde pozitif etkisinin olduğu görülmekteyken, kısa dönemde negatif etkisinin olduğu görülmüştür. Enflasyon oranının ve faiz oranının hem kısa hem de uzun dönemde tüketici güven endeksi üzerinde negatif etkisinin olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Tüketici Güven Endeksi, İktisat Politikası, Birim Kök, ARDL Sınır Testi.

ARDL Sınır TestiBirim kökBirim kök testleri+4
Tuba Gökmen
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik danışmanların mental iyi oluş düzeyleri ile psikolojik dayanıklılık düzeyleri arasındaki ilişkide umudun aracı rolü

Bu araştırmada psikolojik danışmanların mental iyi oluş düzeyleri ile psikolojik dayanıklılık düzeyleri arasındaki ilişkide umut ve alt boyutları güven/ inanç, perspektif yoksunluğu, olumlu gelecek oryantasyonu ve sosyal ilişkiler/ bireysel değerin aracı rollerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim-öğretim yılı içerisinde Gaziantep ilinde Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki kurumlarda görev yapmakta olan ve uygun örnekleme yöntemiyle belirlenen 374 psikolojik danışman oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Mental İyi Oluş Ölçeği ", "Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği" , "Bütünleyici Umut Ölçeği" ve araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS.25 programı ve PROCESS 4.0 uzantısı kullanılmış ve regresyon modelinden yararlanılarak işlem yapılmıştır. Analizler sonucunda mental iyi oluş ile psikolojik dayanıklılık, umut arasında pozitif yönde; güven/ inanç, perspektif yoksunluğu, olumlu gelecek oryantasyonu, sosyal ilişkiler/ bireysel değer arasında anlamlı düzeyde ilişki bulunduğu görülmüştür. Psikolojik dayanıklılığın; umut ile arasında pozitif yönde; güven/ inanç, olumlu gelecek oryantasyonu arasında anlamlı düzeyde ilişki bulunurken; psikolojik dayanıklılık ile perspektif yoksunluğu ve sosyal ilişkiler/ bireysel değer arasında anlamlı bir ilişkinin bulunmadığı görülmüştür. Mental iyi oluş ile psikolojik dayanıklılık arasındaki ilişkide aracılık modellerine bakıldığında ise bu ilişkide umut, güven/inanç ve olumlu gelecek oryantasyonunun kısmi aracı etkisinin olduğu görülmüştür. Mental iyi oluş ile psikolojik dayanıklılık arasında perspektif yoksunluğu ve sosyal ilişkiler/ bireysel değerin aracılık etkisinin olmadığı görülmüştür. Anahtar sözcükler: mental iyi oluş, psikolojik dayanıklılık, umut

GüvenMental iyi oluşPsikologlar+4
Sevilay Yılmaz
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk kamu yönetiminde iç güvenlik hizmeti veren genel kolluk personeli ile özel güvenlik personeline duyulan güven ve meslek algısı üzerine karşılaştırmalı bir araştırma

Ülkemizde iç güvenlikten sorumlu birim İçişleri Bakanlığı'dır. İçişleri Bakanlığı bu hizmeti kendisine bağlı icracı kolluk birimleri vasıtası ile yerine getirmektedir. Ülkemizde iç güvenlik hizmetini sunan genel kolluk birimleri polis, jandarma ve sahil güvenlik komutanlığı kurumları olarak sınıflandırılan kolluk kuvvetleridir. Bunların yanında genel kolluk kuvveti olmayan ancak genel kolluk kuvvetlerine yardımcı olmak için kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyette özel kanunlarla kurulmuş olan özel kolluk birimleri de mevcuttur. Sayıları günümüzde polis birimlerinin toplam sayısından bile daha fazla olan özel güvenlik görevlileri bunların en önemlilerindendir. 2004 yılında 5188 sayılı kanunla kurulmuş olan özel güvenlik teşkilatı günümüzde üniversiteler, havalimanları, hastaneler, alışveriş merkezleri, kamu kurum ve kuruluşları ve hatta özel mülkiyet alanlarına kadar çok geniş bir alanda istihdam edilmektedir. Aktif personel sayısına baktığımız zaman günümüzde 350.000 den fazla özel güvenlik görevlisi olduğu bilinmektedir. Böyle bir istihdam alanına sahip olan özel güvenlik görevlilerinin halkla iç içe ve halka en yakın kolluk birimi olduğu görülmektedir. Bu çalışmada; özel güvenlik görevlileri ile genel kolluk personeline vatandaşın duyduğu güven ve meslek algıları üzerine karşılaştırmalı bir analiz yapılması amaçlanmıştır. Bahsedilen amaç doğrultusunda nicel veri toplama tekniklerinden; yüz yüze anket tekniği kullanılmış ve geliştirilen ölçekle birlikte 2022 yılı Mart-Mayıs ayları arasında ölçüt örneklem yöntemi kullanılarak Gaziantep ilinde ikamet eden 18 yaşından büyük genel kolluk ve özel güvenlik görevlileri ile kişisel ve akrabalık yakınlığı olmayan 421 kişiye anket uygulanmıştır. Çalışma sonucunda yerel halkın genel kolluk ve özel güvenlik personellerine duydukları güven ve meslek algıları üzerinde genelde anlamlı bir farklılık oluşmamasına ragmen, yaş ve eğitim durumu kriteri göz önüne alındığı zaman belirli örneklem türlerinde anlamlı farklılıklar olduğu gözlemlenmiştir.

GüvenKolluk hizmetleriKolluk personeli+6
Zeki Sunar
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal hareketlere katılımda duyguların rol ve etkileri

Bu araştırma, toplumsal hareketleri ve bu hareketler içerisinde yer alan kişilerin (aktivistler) profillerini, sahip oldukları duygular üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda araştırma çeşitli toplumsal hareketlere katılmış gönüllülük esasına dayalı olarak 181 kişi ile yürütülmüştür. Veriler; Sosyal Kişilik Özellikleri (SKÖ), Bireysel Özellikler, Güven Duygusu, Öfke Duygusu, Dışlanmışlık ve Hayal Kırıklığı Duygusu, Umut(suzluk) Duygusu, Korku Duygusu, Güncel Politika/Siyasete İlgi Konusu, Toplumsal Duyarlılık/Farkındalık ve Toplumsal Hareketler ölçekleri ile elde edilmiştir. Araştırma değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla SPSS (Statistical Package for the Social Sciences Version 25.0.0; SPSS Inc., Chicago, IL, ABD) programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda katılımcıların yaşı ve cinsiyetinin SKÖ, bireysel özellikler, öfke duygusu, dışlanmışlık ve hayal kırıklığı duygusu, umut(suzluk) duygusu, korku duygusu ve güncel politika/siyasete ilgi konusu gibi hususlarda grup ortalama düzeylerini etkilediği görülmüştür. Ayrıca katılımcı bireyin çalıştığı sektörün; sosyal kişilik özelliklerini, umut(suzluk) duygusunu ve toplumsal hareketler grup ortalama düzeylerini etkilerken; gelirin, SKÖ ve toplumsal hareketlerin grup ortalama düzeylerini de etkilediği ve yaşanılan şehrin, toplumsal duyarlılık/farkındalık bakımından grup ortalama düzeyleri üzerinde yine benzer şekilde etkili olduğu görülmüştür. Bunun yanında medeni durumun, SKÖ, öfke duygusu ve güncel politika/siyasete ilgi konusunda grup ortalama düzeylerini etkilediği görülmüştür. Ek olarak ailedeki kişi sayısı ve eğitim durumunun ise hiçbir değişkeni etkilemediği tespit edilmiştir.

DuyguDışlanmışlıkGüven+7
Nur Baştiryaki
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumların ve sosyal sermayenin ekonomik büyüme üzerine etkisi

Ülkelerin ekonomik performanslarında görülen farklılıkların nedenleri uzun yıllardır politikacıların ve ekonomistlerin araştırma konusu olmuştur. Ekonomistlerin bu farklılıkları açıklamak için kullandıkları araçların açıklayıcılık düzeylerinin sınırlı olması, sadece ekonomi alanında değil tüm sosyal bilimler alanında yeni enstrüman arayışlarına sebebiyet vermiştir. Bu süreçte araştırmalara konu olan kavramlardan biri de kurum kavramı olmuştur.Kurumların ekonomik büyüme üzerine etkileri çeşitli kanallar aracılığı ile gerçekleşmektedir. Bu kanallardan biri de kurumların toplum tarafından içselleştirilmesi ve bu sayede oluşan güven ortamıdır. Ülkelerin güven düzeyleri ve bireylerin oluşturdukları birliktelikler üretim sürecine dahil olarak ekonomik performanslarının önemli belirleyicileri olabilmektedir. Oluşan güvene dayalı iletişim ağları ülkenin sosyal sermayesi olarak nitelendirilmektedir. Özellikle sanayi devrimi sonrasında ülkelerin büyüme sürecinde kat ettikleri yolları sadece fiziki sermaye birikimi ile açıklamak mümkün değildir. Bu yeni evrede bilgi toplumuna dönüşümle birlikte beşeri sermayenin yanı sıra sosyal sermayenin de yapılan ekonomik analizlere dahil edilmesi gerekmektedir.Kurumların ve sosyal sermayenin ekonomik büyüme üzerine etkilerinin sorgulandığı bu çalışmada, yatay kesit veri analizi yöntemiyle çeşitli gelir gruplarına dahil 69 ülke üzerine ampirik bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Elde edilen tahmin sonuçlarına göre orta gelir düzeyine sahip ülkelerin kurumsal kalite düzeyi ve sosyal sermaye düzeyi ile ekonomik büyümeleri arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü bir ilişki bulunurken, yüksek gelir düzeyine sahip ülkelerin kurumsal kaliteleri ve sosyal sermaye düzeyleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Çalışmanın sonucunda yeterli miktarda fiziki sermayesi bulunmayan ülkelerin, kurumsal kalite ve sosyal sermaye düzeylerini yükselterek ekonomik büyüme gerçekleştirebildikleri sonucuna ulaşılmıştır.

Ekonomik büyümeGüvenKurumlar+3
Cemil Serhat Akın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Tedarik zinciri elemanları arasında güven ilişkisi, etik kurallar ve bilgi paylaşımının tedarik zinciri performansı üzerine etkisi

Nihai müşteriye, doğru ürünün, doğru yerde, doğru zamanda, doğru fiyata tüm zincir elemanları açısından mümkün olan en düşük maliyetle ulaşmasını sağlayan malzeme, bilgi ve para akışının yönetimi olan Tedarik Zinciri Yönetimi, rekabetçi avantajdan faydalanmak isteyen işletmeler için büyük önem arz etmektedir. Tedarikçiler ve diğer stratejik ortaklarla yakın ve uzun vadeli ilişki kurabilme yeteneği, firmalar açısından önemli bir hal almıştır. Bu ilişki sayesinde ortak bir fayda anlayışında buluşan işletmeler, maliyet, kalite, hız ve cevap verebilirlik gibi rekabet öncelikleri açısından büyük avantaj elde etmektedir. Bu yakın ilişkinin kurulabilmesi ve takiben zincir performansını etkilemesi bakımından işletmeler arası güven ve bilgi paylaşımı büyük önem taşımaktadır. Bahsi geçen bu unsurlardan herhangi birinin yokluğu, beklenen zincir performansını olumsuz yönde etkileyecektir. Bu bağlamda çalışmada, tedarik zinciri elemanlarının güven ilişkisi, etik kurallar ve bilgi paylaşımının tedarik zinciri performansı üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmak amacıyla Gaziantep ilinde çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren üretim işletmelerinden elde edilen veriler kullanılmıştır. Elde edilen veriler "SPSS 21.0 ve AMOS" istatistik paket programları aracılığıyla "Korelasyon" ve "Yapısal Eşitlik Modeli" analizleri yapılarak değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda bilgi paylaşımı ile tedarik zinciri performansı arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Bilgi paylaşımıEtikGüven+4
Erol Cengiz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık hizmetlerinde arzın talep yaratması ve hekimlere güven: Hastaların görüşleri üzerinden bir araştırma

Bu çalışmada, sağlık sektöründe arzın talep yaratması ile hekime güven konularının hasta algısı üzerinden incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca arzın gereksiz talep yaratması ve hekime güven algısının katılımcıların kişisel ve demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi de çalışmanın amaçları arasındadır. Tanımlayıcı ve kesitsel türdeki çalışmanın evrenini, Yozgat Bozok Üniversitesi Hastanesi polikliniklerine başvuran 18 yaşını doldurmuş kişiler oluşturmaktadır. Bu hastaneden günlük yaklaşık 400, aylık 12.500 poliklinik hastası hizmet almaktadır. Bu durumda araştırmanın örneklem büyüklüğü %99 güven düzeyi ve %1 hata ile 631 olarak hesaplanmıştır. Bu araştırmada ulaşılan kişi sayısı 650 olmuştur. Çalışma kapsamında yapılan literatür taramasında, çalışmanın amaçlarına uygun olduğu düşünülen "Arz Kaynaklı Gereksiz Sağlık Hizmeti Kullanımının Değerlendirilmesi Ölçeği" ve "Doktora Güven Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın hipotezlerinin testinde iki ortalama arasındaki farkın anlamlılık testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Analizler sonucunda, arzın talep yaratması ve hekimlere güven ölçeklerinde katılımcıların kişisel ve demografik özelliklerinden sağlık sigortası dışındaki tüm özellikleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Ayrıca Hekime Güven Ölçeği ile Arz Kaynaklı Gereksiz Sağlık Hizmeti Kullanımı Ölçeğinin tüm alt boyutları arasında negatif yönlü ve güçlü bir ilişki bulunmuştur. Buna göre arzın talep yaratması algısı arttıkça hekime güven azalmaktadır. Bu durum regresyon analizinde de tespit edilmiş ve açıklanan varyans %85 olarak bulunmuştur. Çalışma sonucunda tıp eğitiminde meslek etiğine daha fazla önem veren ders ve uygulamalara ağırlık verilerek hekimlerin çeşitli gerekçelerle gereksiz hizmet sunma davranışlarının önlenmesi, vatandaşların sağlık okuryazarlığının artırılarak gereksiz hizmet talep etmeme ya da gereksiz hizmetin teklif edilmesi durumunda bu hizmeti ret etme davranışlarının geliştirilmesi önerilmektedir. Ayrıca geçmişten beri kutsal kabul edilen hekimlik mesleğine güveni sarsıcı uygulama ve haberlerden mümkün olduğu ölçüde kaçınılmalıdır.

Arz talep yönetimiDevlet hastaneleriDoktor-hasta ilişkileri+7
Battal Burak Temel
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütlerde sıkılık-esneklik boyutunun örgütsel güven, kurumsal girişimcilik ve firma performansına etkisi: Türkiye'nin öncü sanayi işletmeleri üzerine bir araştırma

Bu araştırma toplumsal kültürün bir boyutu olarak ortaya atılan sıkılık-esneklik boyutunun örgütsel bağlamda olası sonuç ve etkilerinin tartışılması ve bu boyutun örgütsel güven, kurumsal girişimcilik ve firma performansı üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yine çalışma kapsamında sıkılık-esneklik boyutunun sermaye yapısı, faaliyet gösterilen sektör, pazar boyut, yönetim felsefesi ve istihdam edilen personel sayısı vb. çeşitli örgütsel değişkenler ile ilişkisinin ortaya koyulması ve sıkılık-esneklik boyutu bakımında Türkiye'nin kültürel bir profilinin çıkarılması araştırmanın amaçları arasında yer almaktadır. Araştırma, İstanbul Sanayi Odasının (İSO) her yıl düzenlediği "Türkiye'nin birinci ve ikinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu" listesinde yer alan öncü sanayi firmaları ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kullanılan sıkılık-esneklik, örgütsel güven, kurumsal girişimcilik ve firma performansı ölçeklerinin ve alt boyutlarının faktör yapısının geçerliliğinin doğrulanması amacıyla Yapısal Eşitlik Modeli (YEM)'den yararlanarak doğrulayıcı faktör analiz uygulanmış ve faktör yapıları doğrulanmıştır. Yine araştırmada kullanılan tüm ölçekler ve alt boyutlarına ilişkin Cronbach Alpha katsayısı hesaplanarak ölçeklerin güvenirlik değerleri hesaplanmıştır. Araştırma kapsamında oluşturulan temel hipotezler ve çok değişkenli faktörler arasındaki ilişkilerin net olarak ortaya koyulabilmesi ve sağlıklı bir şekilde yorumlanabilmesi için alt hipotezler oluşturulmuş ve test edilmiştir. Araştırmada dışsal bir değişken olarak ele alınan, sıkılık-esnekliği etkileyen ve modele dahil edilmeyen katılımcı örgütlere ve beyaz yakalı çalışanlara ilişkin demografik özelliklere göre anlamlı bir seyrinin olup olmadığı ise araştırma sorularıyla belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın temel ve alt hipotezlerinin analizi için Pearson Korelasyon katsayısı ve Basit Doğrusal Regresyon katsayısı hesaplanmış, alt sorularının cevaplarını bulmaya yönelik ikili değişkenler için t-testi ve ikiden fazla değişken için ANOVA testi yapılarak örgütlerin demografik özelliklerine farklılıkları araştırılmıştır. Tespit edilen farklılıkların hangi gruptan kaynaklandığını bulmak amacıyla Scheffe testi kullanılmıştır. Örgütlerde sıkılık-esneklik ile örgütsel güven, kurumsal girişimcilik ve firma performansı arasındaki ilişkileri belirlemeye yönelik analiz sonucunda "Ha: Sıkılık-esneklik boyutu ile örgütsel güven, kurumsal girişimcilik, firma performansı arasında ilişki vardır." hipotezi ve "Hb: Sıkılık-esneklik boyutu örgütsel güven, kurumsal girişimcilik ve firma performansı üzerinde etkilidir." ana hipotezi kabul edilmiştir. Buna göre örgütsel bağlamda sıkılık-esneklik boyutu firmaların örgütsel güven algıları, kurumsal girişimcilik ve firma performansı üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Yine Türkiye sanayi sektörünün sıkılık-esneklik boyutu bakımında kültürel bir profilinin çıkarılması amacıyla yapılan analizlerde Türkiye ekonomisinin nabzını tutan ve şekillendiren büyük sanayi işletmelerinin esnekliklerinin yüksek olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Sıkılık-esneklik, örgütsel güven algısı, kurumsal girişimcilik, firma performansı

EsneklikFinansal performansFirma performansı+7
Ferda Üstün
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin doğum sonu güvenlik hisleri ve etkileyen faktörler

Amaç: Annelerin doğum sonu dönemdeki güvenlik hislerini ve etkileyen faktörleri belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tiptedir. Araştırma evrenini Manisa Şehzadeler İlçe Sağlık Müdürlüğüne bağlı bir Aile Sağlığı Merkezi'nde bir yıl içerisinde doğum yapan anneler oluşturmuş (N:330) ve örnekleme 200 anne dahil edilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme tekniği ile Kişisel Bilgi Formu ve Annelerin Doğum Sonu Güvenlik Hisleri Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirmesinde; sayı, yüzde, bağımsız gruplarda t testi ve MannWhitney U testi, üç ve daha fazla grubu olan değişkenlerde Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan annelerin yaş ortalamasının 27,82±5,23, evlenme yaş ortalamasının 21,40±3,58 olduğu ve annelerin %89'unun çalışmadığı, %31'i ilköğretim mezunu, %28,5'i ortaokul mezunu olduğu bulunmuştur. ADSGHÖ toplam puan ortalaması 51,24±9,65 olarak bulunmuştur. Annelerin ölçekten aldıkları en düşük puan 27 en yüksek puan 70 olarak bulunmuştur. Ölçekte en yüksek puan ortalamasını alan alt boyut güçlendirici davranış iken en düşük puan ortalamasını alan alt boyut emzirme davranışı olarak belirlenmiştir. Annelerin doğum sonu güvenlik hislerinin gebelik ve doğum sonu dönemde eşinden ve ailesinden fiziksel ve duygusal destek alma durumu ile ilişkili bulunmuştur. Sonuçlar: Annelerin güvenlik hislerinin genel olarak yüksek olduğu, gebelik ve doğum sonu dönemde eşinden ve ailesinden destek alan annelerin güvenlik hislerinin olumlu yönde etkilendiği sonucuna varılmıştır.

AnnelerDoğumEbelik+4
Nihan Şengüler Arık
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin problem çözme yeteneklerine güven düzeylerinin, iş tatmini ve örgütsel bağlılıkları üzerine etkisi

Sağlık profesyonellerinin etkili, güven verici ve kaliteli uygulamalar yapabilmeleri, uygulamalarında ortaya çıkan sorunlara uygun çözümler bulabilmeleri ve bakım kalitesini artırabilmeleri için problem çözme becerilerine sahip olmaları ve bu becerileri geliştirmeye çaba göstermeleri kritik öneme sahiptir. Araştırma hemşirelerin problem çözme yeteneklerine olan güvenlerinin, iş tatmini ve örgütsel bağlılıkları üzerine etkilerini belirlemeyi ve bu değişkenlerin birbirleri arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarılmasını amaçlayan tanımlayıcı ve ilişki arayıcı modeldedir. Araştırmanın evreni Kırşehir merkezindeki bir özel hastanede görev yapan, araştırmaya katılmayı kabul eden ve dahil edilme kriterlerine uyan hemşireler oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri tanıtıcı bilgi formu, Kişilerarası Problem Çözme, İş Doyumu ve Örgütsel Bağlılık ölçekleri ile toplanmıştır. Araştırmada hemşirelerin problem çözme yeteneklerine olan güvenleri ile iş doyumu ve örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkiyi araştırmak için Yapısal Eşitlik Modeli analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Kişiler Arası Problem Çözme değişkeninin, Örgütsel Bağlılık (γ= 0,82) ve İş Doyumu (γ= 0,89) değişkenleri üzerinde yüksek düzeyde etkisinin olduğu saptanmıştır. Çalışmanın sonunda hemşirelerin problem çözme yetkinliklerini, iş tatminlerini ve örgütsel bağlılıklarını artırabilecek hizmet içi eğitimler, uygulamalar ve farklı çalışmalara yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Hemşire, örgütsel bağlılık, iş tatmini, problem çözme.

BağlılıkGüvenHemşireler+4
Omar Abed Alı Alah Alı Alah
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Örgüte duyulan güvenin, örgütsel yenilik yönelimi ve risk alma davranışına etkisi: Adana'da kamu ve özel banka çalışanları üzerine bir uygulama

Günümüzde sürekli bir değişimin olduğu piyasada örgütler sürdürülebilir bir rekabet gücü sağlayabilmek için bir yandan örgüt içinde güvenin oluşturulması diğer yandan da bunun çalışanların yenilik yönelimi ve risk alma davranışlarına olan etkisini iyi yönetebilmeleri gerekmektedir. Bu kavramlara ilişkin araştırma sonuçları çeşitli sektörlere göre değişkenlik göstermektedir. Rekabetin yoğun olduğu bankacılık sektöründe de örgütsel güven, risk alma ve örgütsel yenilik yöneliminin öne çıkan kavramlar olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın amacı Adana'da faaliyet gösteren banka çalışanlarının örgüte dolayısıyla yöneticiye ve çalışma arkadaşlarına duydukları güveninin onların yenilik yönelimleri ve risk alma davranışları üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmanın bir diğer amacı ise araştırma değişkenleri ile cinsiyet, yaş, medeni durum, çalışma süresi ve toplam iş tecrübesi arasında anlamlı bir farklılaşmanın olup olmadığını test etmek olmuştur. Araştırmanın analiz sonuçlarına göre örgüte duyulan güvenin alt boyutları olan yöneticiye güven ve örgüte güvenin çalışanların risk alma davranışı üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı ancak çalışma arkadaşlarına güvenin risk alma davranışı üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğu bulunmuştur. Yine araştırmanın bir diğer sonucu ise yöneticiye, örgüte ve çalışma arkadaşlarına güvenin çalışanların örgütsel yenilik yönelimleri üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Araştırma değişkenleri ile cinsiyet ve medeni durum arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmamıştır. Yöneticiye ve çalışma arkadaşlarına güven ile yaş, çalışma ve toplam iş tecrübesi arasında anlamlı bir farklılaşmanın olduğu belirlenmiştir. Çalışanların yaşları ve toplam iş tecrübeleri arttıkça çalışma arkadaşlarına olan güvenlerinin azaltığı tespit edilmiştir.

AdanaBanka çalışanlarıGüven+4
Bakhtıyor Shaymardonov
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynliğin dönüşümü ve paronoyak ebeveynliğin sosyo-kültürel temelleri

Tarihsel süreçte aile, ebeveynlik ve çocukluğun tanımı, çocuğa yüklenen anlamlar değişiklikler göstermiştir. Yerleşik yaşama geçişle birlikte toplumların temel kurumlarından birisi halini almış olan aile kurumu hem evrensel bir nitelik kazanmış hem de binlerce yıldır varlığını sürdürmeyi başarmıştır. Aile ve ebeveyn toplumsallaşma sürecinde ilk basamak olması ve kültürel değerlerin kuşaklar arası aktarımını sağlaması nedeniyle oldukça önemli bir araştırma konusudur (Nomaguchi K., ve Milkie M.A., 2017; Chan, T. W ve Koo, A., 2011 ). Toplumsal alandaki yapısal değişim ve dönüşümler bireylerin düşünme biçimini tutum ve davranışlarını doğrudan ya da dolaylı olarak etkilemektedir. Bu süreç aile içi ilişkilerde sadece ebeveynler arası ilişkileri değil, çocuğun aile içindeki ve toplumdaki konumlarını da dönüştürmektedir. 1990'lı yılların sonlarından bu yana Batı Avrupa'da ortaya çıkan ve artarak devam eden 'paranoyak ebeveynlik' yeni bir ebeveynlik sitili olarak 2000'li yılların ortalarından itibaren ülkemizde de görünürlük kazanmıştır. Yaygın olarak karşımıza çıkan bu ebeveynlik sitili, çocukların nasıl yetiştirilmesi gerektiği, çocuğun psikolojik, bilişsel ve fiziksel gelişimlerinin nasıl olmasına dair hemen her şeyi ebeveynlerin temel sorumluluğu olarak tanımlamıştır. Ebeveynliği yeni baştan öğrenilmesi gereken bir göreve dönüştürmesi beklenebileceği gibi, ebeveynliğin anksiyete, kaygı, güvenlik endişesi ve paranoyaklığın gelişmesine zemin hazırlamıştır. Araştırmanın amacı paranoyak ebeveynliği ortaya çıkaran sosyo-kültürel nedenlerinin ortaya konularak ebeveynlerin düşünme biçimlerine, tutum ve davranışlarına, gündelik yaşam pratiklerine yansımalarının incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırmada nicel araştırma tekniği üzerinden kotalı anket uygulaması yapılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi, kotalı örneklemle dayalı olarak seçilmiş olan 341 ebeveyne anket uygulanmıştır. 18 yaş ve üzeri, evli, 25 yaş altı çocuk sahibi olan Aydın ilinde ikamet eden ebeveynlerle görüşülmüştür. Araştırma sorunsalı üç bağlam üzerinden incelenmiştir. Birinci bağlam ailenin tanımı, tarihçesi, çocuğun tanımı, tarihçesi ve çocukluğa yüklenen anlamlar olarak ele alınmıştır. Ailenin ve çocuğun tanımı ve tarihçesini anlamak araştırmada ebeveynlik süreçlerinden bahsetmeden önce anlaşılması gereken önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. İkinci bağlam bireylerin yaşamlarını risklere yüklenen olumsuz anlamlar üzerinden değerlendirerek düşünme biçimlerini ve gündelik yaşam pratiklerini risk toplumu perspektifinden değerlendirmeleri üzerine kurulmuştur. Araştırmanın üçüncü ekseni geçmişten günümüze ebeveynlik tutumları ve tanımlamaları, uzmanlığın toplumsal yaşam üzerindeki etkisi paranoyak ebeveynliğin ortaya çıkışında etkili olan diğer süreçler üzerinde durulmuştur. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Aile, Çocuk, Ebeveynlik, Paranoya, Risk, Güven.

Aile içi rollerEbeveyn-çocuk ilişkisiEbeveynler+7
Şeyda Kankurdan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Related subjects