Higher education

175 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İki darbe arası dönemde Türk eğitim tarihi (1960-1980)

Cumhuriyetin ilanından sonra 3 Mart 1924'te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Eğitim Öğretimin Birleştirilmesi Kanunu) üzerine inşa edilen Türkiye Cumhuriyeti'nin eğitim sistemi birçok yeniliği de beraberinde getirmiştir. Bu yeni eğitim sistemi 1924 yılından 1960 yılına kadar geçen sürede birçok yasa ve yönetmeliklerle geliştirilmeye ve benimsetilmeye çalışılmıştır. 1960-1980 yılları arasında tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de ekonomik, siyasi, sosyal ve eğitim alanlarında bazı değişiklikler yaşanmıştır. Bu çalışmayla 1960-1980 yılları arasında, adeta siyasi çekişmelerin ve hesaplaşmaların alanı haline getirilen eğitim kurumlarının, bu durumlar karşısında gerilemesinin nedenleri ve sonuçlarının ortaya konması amaçlanmıştır. Bununla birlikte, eğitimcilerin, kurum ve kuruluşlarıyla siyaset-ekonomi çalkantısı esnasında yaşanan git-gellerdeki tavır ve davranışlarının açıklanması hedeflenmiştir. Siyasetten en çok etkilenen kesim ve yükseköğretim bazında siyaseti en çok etkileyen eğitim kurumları ile eğitim elemanları bu çalışmanın ana unsurlarını teşkil etmektedirler. 27 Mayıs 1960 askeri darbesi, 12 Mart 1971 muhtırası ve 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinin ardında oluşturulan anayasa ve kanunlarla eğitime yeniden getirilen düzenlemelerin içerikleri bu araştırmanın odak noktasını teşkil etmektedir. Askeri darbelerle kesintiye uğrayan demokratik sistem karşısında eğitim kurumlarının nasıl etkilendiği, öğretim elemanlarının uğradıkları kovuşturma, sürgün ve tasfiye hareketlerinin neden, niçin, kime ve ne şekilde yapıldığı gibi sorulara cevaplar aranmıştır. Türk eğitim sistemine köklü değişiklikler getiren, 1961 yılında kabul edilen "İlköğretim ve Eğitim Kanunu" ve 1973 yılında kabul edilen "Milli Eğitim Temel Kanunu" ile yapılan düzenlemeler ve elde edilen sonuçlar bu çalışmanın merkezine oturtulmuştur. Bu tarihten önceki düzenlemelerde olduğu gibi 1961 ve 1973 yıllarındaki eğitim hamlelerinde de baştan sona siyasi kaygılar ve politik sürtüşmelerin izlerini görmek mümkündür. Durum böyle olunca da bütün kurum ve kuruluşlarıyla eğitimin sanki bir yaz-boz tahtasıymış gibi kullanılmasından kaynaklanan bir gerilemenin olduğu söylenebilir. Araştırılan yirmi yıllık dönem içerisinde; okul öncesi eğitimin gelişimi, ilköğretimdeki yapısal reformlar ve müfredat programları, ortaöğretimdeki politik sürtüşmeler, nitelik sorunu ve çözüm arayışları ile ideolojik çalkantılarla siyasetin ve askeri vesayetin boy hedefi haline gelmiş yükseköğretimin tarihsel gelişimi ayrıntılı bir şekilde belgelerle araştırılıp incelenmiştir. Yaklaşık altmış temel kaynaktan araştırma ve inceleme yapılarak elde edilen bu çalışma neticesinde, 1960-1980 yılları arasındaki eğitimin politik hesaplaşmalar uğruna heba edildiği, farklı yapı ve söylemlerle aynı durumun hala devam ettiği sonucuna varılmıştır.

Askeri müdahaleEğitim tarihiOkul öncesi eğitim+5
Turan Kılın
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Lisansüstü öğrencilerinde ayrılma niyetinin yordayıcıları: Danışman-öğrenci ilişkisi, program iklimi ve okul-yaşam çatışması

Daha sonAmaç: Bu araştırmanın amacı, program iklimi ve danışman-öğrenci ilişkilerinin ayrılma niyeti üzerindeki doğrudan etkilerinin ve okul yaşam çatışması aracılığıyla ayrılma niyeti üzerindeki dolaylı etkilerinin belirlenmesidir. Materyal ve Metot: İlişkisel modelde tasarlanan araştırmanın evrenini, İnönü Üniversitesinde 2025-2026 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören tezli yüksek lisans ve doktora öğrencileri oluşturmaktadır. Tabakalı örnekleme yöntemiyle belirlenen 321 öğrencinin katıldığı çalışmada veriler; Program İklimi Ölçeği, Danışman-Öğrenci İlişkileri Ölçeği, Ayrılma Niyeti Ölçeği ve bu çalışmada Türkçeye uyarlanan Okul-Yaşam Çatışması Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Veriler yapısal eşitlik modellemesi ile analiz edilmiştir. Bulgular: Yapısal model testi sonucunda, danışman-öğrenci ilişkisinin ayrılma niyetini negatif, okul-yaşam çatışmasının ise pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı şekilde yordadığı saptanmıştır. Program ikliminin ise ayrılma niyetini yordamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Danışman-öğrenci ilişkisi ve program ikliminin, okul-yaşam çatışması üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi bulunamamıştır. Aracılık analizleri incelendiğinde okul-yaşam çatışmasının, danışman-öğrenci ilişkisi ile ayrılma niyeti arasındaki aracılık etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre program iklimi ile ayrılma niyeti arasındaki ilişkide okul-yaşam çatışmasının istatistiksel olarak anlamlı bir aracılık rolü üstlenmediği saptanmıştır. Sonuç: Bu araştırmada elde edilen bulgular, lisansüstü eğitimde danışman-öğrenci ilişkisinin ayrılma niyetini istatistiksel olarak anlamlı biçimde yordadığını ortaya koymaktadır. Okul-yaşam çatışması da ayrılma niyeti üzerinde anlamlı bir yordayıcı olarak öne çıkmaktadır. Program ikliminin ise ayrılma niyeti ve okul-yaşam çatışması üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunmadığı saptanmıştır. Danışman-öğrenci ilişkisi, okul-yaşam çatışmasını doğrudan yordamasa da danışmanöğrenci ilişkisi ile ayrılma niyeti ilişkisine okul-yaşam çatışması aracılık etmektedir. Bu sonuçlar doğrultusunda, üniversitelerin danışmanlık süreçlerini denetleyecek ve öğrencileri farklı şekillerde destekleyecek yapısal mekanizmalara odaklanması önerilmektedir.ra doldurulacaktır.

Lisansüstü eğitimOkul terkiYükseköğretim
Erdener Arısoy
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Hukukunda yükseköğretimin vergilendirilmesi

Türk hukukunda, yükseköğretim kurumlarına ve öğretim elemanlarına özel bir hukuki statü tanınmıştır. Bu tez kapsamında, öncelikle yükseköğretim kurumlarının ve öğretim elemanlarının hukuki statüleri tespit edilmiştir. Daha sonra, yapılan tespitlere bağlı olarak yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarının gelirleri belirlenmiş ve bu gelirlerin tabi olduğu vergi rejimi ele alınmıştır. Son olarak, yükseköğretim kurumlarının kurumsal olarak vergi hukuku karşısındaki durumları açıklanmıştır.

HukukHukuka uygunlukKamu hukuku+4
Yusuf Nusret Barutcu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Açık ve uzaktan yükseköğretimde öğrenme ortamlarında videonun kullanımı: Türkiye'deki uygulamalara ilişkin değerlendirmeler

Bu çalışmanın amacını, Türkiye'de açık ve uzaktan yükseköğretim eğitim programlarında videonun nasıl kullandığının uzman görüşlerine dayalı olarak ortaya çıkartılması oluşturmaktadır. Ayrıca Türkiye'de yükseköğretimde açık ve uzaktan öğrenme ortamı olarak videonun eğitim amaçlı olarak farklı kullanım özelliklerinin ve güncel eğilimlerinin neler olduğu literatür taraması ile ele alınmıştır. Bu çalışmada, yöntem olarak nitel veri toplama teknikleri ile veriler elde edilmiş, elde edilen verilere dışarıdan bir müdahale yapılmamıştır; sadece var olan durum araştırılmıştır.

AçıköğretimAçıköğretim sistemiEtkileşimli öğretim teknikleri+7
Beste Ataş
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Genç işsizliği sorunu:Türkiye-AB karşılaştırması

Eğitimli işsizlik günümüzde gençler arasında yaygınlaşan ve çözüm üretilmesi gereken önemli bir sorundur. Genel olarak işsizlik Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin değil, gelişmiş AB üyesi ülkelerin veya pek çok gelişmiş dünya ülkelerinin de en önemli sorunlarından biri haline gelmiştir. Türkiye OECD ve Avrupa Birliği ülkeleri arasında diplomalı işsizlerin yüksek düzeyde olduğu bir ülke olarak dikkat çekmektedir. Türkiye'de işsizliğin azaltılmasında eğitimin rolü büyüktür. İşsizlik sorunu için yapılan çalışmalar, işsizliği bir miktar azaltmaya yönelik adımlar atılmasını sağlasa da işsizliğin tam olarak bir çözüme kavuşturulması sağlanamamıştır. İşsizlik konusunun gündeme gelmesinin sebebi işsizliğin toplumsal ve ekonomik etkileridir. İşsizliğin özellikle topluma olan ekonomik etkisi büyük önem taşımaktadır. Bir ülkenin gelişmişlik seviyesine bakılırken değerlendirilen en önemli ölçütlerden biri de eğitimdir. Eğitim tüm ülkeler açısından büyük önem taşımaktadır. Yapılan çalışmalar eğitim ile işsizlik arasında bir bağlantı olduğunu göstermektedir. Öyle ki eğitim, işsizlik riskini düşürerek ekonominin geneline olumlu bir katkıda bulunmaktadır. Eğitimle ilgili yanlış kararlar pek çok ciddi sonuçlara neden olabileceği gibi eğitime yapılan doğru yatırımlarda büyümeyi destekleyerek daha fazla iş potansiyeli yaratabilir. Çalışmada eğitim ile işsizlik arasındaki ilişki değerlendirilmiş olup, eğitimli genç işsizliğe neden olan faktörler ve ortaya çıkan ekonomik sosyal ve toplumsal sorunları ve bu sorunları önlemek için uygulanan ekonomi politikaları incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise Türkiye ile Avrupa Birliği eğitimli işsizliğin karşılaştırmasına yer verilmiştir. ANAHTAR KELĠMELER: ĠĢsizlik, Genç ĠĢsizliği, Aktif ve Pasif Ġstihdam Politikaları.

Avrupa BirliğiGelişmekte olan ülkelerGelişmiş ülkeler+7
Hicran Çoban
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de eğitim istihdam ilişkisi ve genç işsizliği sorunu

Genç işsizliği özelde ise eğitimli genç işsizliği sorunu günümüzün önemli makro ekonomik problemlerinin başında gelmektedir. Küreselleşmeyle birlikte nitelikli işgücü ekonomik gelişmenin en önemli unsuru haline gelirken, eğitim sistemine ise talep edilen nitelikte işgücü yetiştirme sorumluluğu yüklenmiştir. Eğitim ve istihdam arasındaki ilişki 1960'lı yıllarda Beşerî Sermaye Teorisi çerçevesinde şekillenmiştir. Teoriye göre eğitim seviyesindeki artışın işsizliği azaltması, istihdamı kolaylaştırması beklenmektedir. Fakat günümüzde bazı ülkelerde eğitim seviyesindeki artışın işsizliği azaltamadığı görülmektedir. Bu durum eğitim ve istihdam arasındaki ilişkiyi tartışmalı hale getirerek, durumun geçerliliğini ve varsa sorunun tespit edilmesini gerektirmiştir. Çalışmada Türkiye'de 1988-2020 döneminde genç işsizliğini etkilediği düşünülen temel makroekonomik göstergeler ve yükseköğretim ile genç işsizliği arasındaki ilişki ARDL sınır testi aracılığıyla incelenmiştir. Yapılan ekonometrik analizler sonucunda yükseköğretim brüt okullaşma oranı, yükseköğretim harcamalarının GSYH içerisindeki payı ve reel ekonomik büyüme ile genç işsizliğini arasında pozitif ilişki tespit edilmiştir. Genç işsizliği ile genç işgücüne katılım oranı ve dışa açıklık arasında negatif ilişki tespit edilirken, enflasyon ile anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Anahtar Kelimeler: Genç İşsizliği, Yükseköğretim, ARDL sınır testi

ARDL Sınır TestiEğitimEğitim politikaları+7
Elif Nur Yavaş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sürdürülebilir rekabet üstünlüğü sağlamada kurumsal itibar yönetimi: Yükseköğretimde yapılandırılmasına yönelik bir model önerisi

İşletmelerin en değerli varlığı, kurumsal itibarıdır. Son yıllarda yapılan araştırmalar ile birlikte itibarın ölçülebilir bir değer olduğunun anlaşılması, kurumsal itibarın nasıl yönetilebileceğini ilişkin tartışmaları beraberinde getirmiştir. Çeşitli araştırmalarla elde edilen bulgular itibarın, kurumsal anlamda sahip olunan entelektüel birikimini yansıtan ve sürdürülebilir bir rekabet gücü kazandırarak farklılık yaratan özgün bir değerini temsil ettiğini ortaya koymaktadır.Kurumsal itibar yönetimi farklı disiplinlerde çeşitli bilim insanları tarafından geniş bir şekilde çalışılmış olmasına rağmen, yükseköğretim alanında göreceli olarak sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışma ile kurumsal itibar yönetimi bileşenlerinin, makro boyutta ulusal yükseköğretim, mikro boyutta üniversiteler için nasıl tanımlanabileceğini, üniversitelerin yönetsel yapıları içerisinde kurumsal itibar yönetiminin uygulanabilirliğine ilişkin farklı bir boyut kazandırarak, kurumsal itibar çalışmalarının alanını genişletmektedir.Bu tezin amacı, üniversitelerde kurumsal itibar yönetiminin bileşenlerinin üniversiteler ölçeğinde belirlenmesi ve yönetsel bir yaklaşım olarak Türkiye yükseköğretim sistemi içerisinde üniversitelerde yapılandırmasına ilişkin bir model geliştirmektir. Araştırma da öncelikle, üniversitelerin yönetsel stratejileri içerisinde, itibarı ölçme ve değerlendirme ekseninde örgütsel yapılanmanın boyutları belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen veriler ışığında sürdürülebilir bir rekabet gücü sağlamada kurumsal itibar yönetiminin Türkiye'deki üniversiteler üzerinde yapılandırılmasına yönelik model önerisi sunulmuştur.Türkiye'nin bilim dünyasında uluslararası göreceli konumu ve sürdürülebilir rekabet gücünün kazandırılması, kurumsal itibar yönetiminin üniversitelerinde başarıyla uygulanmasıyla eşdeğer bir gelişim gösterecektir.

Kurumsal itibarRekabetSürdürülebilir rekabet+4
Mesut Öncel
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Cumhuriyet Döneminde üniversite üzerine tartışmalar (1923?1946)

Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nde, Atatürk tarafından gerçekleştirilmeye çalışılan ilimde ve fende Batı uygarlıklarını yakalama düşüncesi doğrultusunda Osmanlıdan kalan eğitim kurumları yenilenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda üzerinde en fazla durulan ve varlığı en çok tartışılan kurum Darülfünun olmuştur.Cumhuriyet döneminde yükseköğretim üzerine yapılan tartışmaların temelini Darülfünun'un ıslah edilmesi ve ıslahat için yabancı bir bilim adamının (Albert Malche) görevlendirilmesi oluşturmuştur. Tartışılan diğer bir konu ise Darülfünun'da görev yapan çoğu hocanın yeni açılan İstanbul Üniversitesi'ne alınmayarak bunların yerine yabancı hocaların tercih edilmesi olmuştur. Bu seçimlerden dolayı dönemin yöneticileri politik karar vermekle suçlanmışlardır.Üniversite reformu niçin yapıldı tartışmalarına rağmen Türk yükseköğretimi bu dönemden sonra hızlı bir gelişme evresi göstermiştir. İlk önce ülkenin mühendis ihtiyacını karşılamak amacıyla 1944 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi kurulmuştur. İstanbul Teknik Üniversitesi'nin kurulmasından sonra 1946 yılında Türkiye'de ikinci üniversite reformu olarak da adlandırılan 4936 sayılı kanunla Ankara Üniversitesi kurulmuştur.Anahtar Kelimeler: Atatürk, Darülfünun, Medrese, Üniversite Reformu, Albert Malche, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi.

Ankara ÜniversitesiCumhuriyet DönemiDarülfünun+6
Beytullah Kesgin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite paradigmasında değişim: Dünya üniversitesi DPÜ örneği

Geleceğin şekillenmesinde önemli bir yere sahip olan üniversiteler bu rollerini yerine getirebilmek amacıyla küreselleşen dünyada değişimin öncü kuruluşları haline gelmeye başlamıştır. Üniversiteler, geleceği hedef alan, bilgi odaklı, toplumsal sorumlulukları olan ve hayat boyu eğitimin gerçekleştirildiği kurumlar olmaya başlamışlardır. Küreselleşme ile üniversiteler değişen paradigmalara adapte olmaya ve değişimleri bünyelerinde barındırmaya başlamışlardır.Bu çalışmada üniversitelerin gelişen dünyada dünya üniversitesi olmaları için nelere sahip olmaları gerektiği ve bunlara ne kadar ayak uydurabildikleri incelenmiştir. Dumlupınar üniversitesinde gerçekleştirilen uygulama ile Dumlupınar Üniversitesinin dünya üniversitesi olma yolundaki çabaları incelenmiştir. Uygulama bölümünde üniversitenin bugünü ve geleceği hakkında ilgili kişilerden bilgiler alınmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden mülakat tekniği kullanılmıştır. İlk bölümde üniversiteyi ilgilendiren kavramlar açıklanmış, ikinci bölümünde ise dünya üniversitesinin sahip olması gereken kavramlar incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise bu olguların hepsi değerlendirilip Dumlupınar Üniversitesine indirgenmiş ve Dumlupınar Üniversitesi hakkında çıkarımlarda bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Dünya Üniversitesi, Bilgi, Yükseköğrenim.

Dumlupınar ÜniversitesiDünya üniversitesiGelişme+3
Akın Harman
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yükseköğretimin finansmanında talep yönlü alternatif bir yöntem olarak eğitim kuponu uygulamaları

Yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren dünya genelindeki çok sayıda ülkede küreselleşme ve bilgi toplumuna geçiş süreçlerinin başlamasıyla birlikte yükseköğretim hizmetine yönelik dikkate değer bir bireysel talep artışı yaşanmıştır. Bu süreç içinde yükseköğretim sektöründe devlet ve özel kesim aktörleri, yükseköğretime yönelik sürekli büyüyen talebin eğitim ihtiyaçlarını gidermek amacıyla yeni politika ve finansman yöntemleri geliştirmeye başlamışlardır. Bunun sonucu olarak da eğitim kuponları, yükseköğretim sektöründe ve diğer eğitim kademelerinde arz ve talep kesimleri arsındaki dengenin kurulmasında alternatif bir finansman yöntemi olarak uygulamada yerini almıştır. Bu çalışmada eğitim kuponları yükseköğretimin finansmanına yönelik talep yönlü alternatif bir finansman mekanizması olarak tartışmaya açılmıştır. Çalışmada dünya genelinde yükseköğretimin finansmanında uygulanan mekanizmalar gösterilmiş; kamusal mal ve hizmetlerin finansmanında uygulanan kupon türleri ele alınmış; eğitim kuponu uygulamalarının dünya genelindeki bazı ülkelerde nasıl uygulandığı gösterilmiş; Türk yükseköğretim sektöründeki temel eğilimler incelenmiş ve çalışmanın ana konusu olan eğitim kuponlarının Türk yükseköğretiminin finansmanında talep yönlü alternatif bir yöntem olarak uygulanmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur. Sonuç olarak eğitim kuponu uygulamalarının Türk yükseköğretiminin finansmanında talep yönlü alternatif bir yöntem olarak uygulanabileceği ortaya koyulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yükseköğretimin Finansmanı, Yükseköğretimde Finansman Mekanizmaları, Kuponlar, Eğitim Kuponlar

EğitimEğitim ekonomisiEğitim ihtiyaçları+6
İlker Yaman
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yargı kararları ışığında yükseköğretimde öğretim elemanları disiplin ve ceza soruşturmaları

Hazırlanan tez, daha önce 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinde yer alan hüküm uyarınca Yönetmelik ile düzenlenmiş olan yükseköğretim öğretim elemanlarının disiplin işlemlerinin, söz konusu düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa'nın 38, 128 ve 130. maddeleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle iptal edilmesi sonucunda 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesi ile tümüyle yeniden düzenlendiği dikkate alınarak, yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanlarının disiplin suçları nedeniyle yapılacak disiplin soruşturmaları ve yine aynı maddede yer bulan göreve ilişkin suçları nedeniyle yapılacak ceza soruşturmalarının usul ve niteliklerinin yargı kararları da göz önüne alınarak incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, üç bölüm halinde hazırlanan çalışmanın birinci bölümünde, disiplin kavramı ile disiplin suçu ve disiplin hukukuna ilişkin genel ilkeler incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nda yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanlarının hangi fiillerinin disiplin suçu olarak tanımlandığı ve bu fiiller karşılığında verilecek cezaların neler olduğu hususlarına kısaca değinildikten sonra, öğretim elemanlarının disipline aykırı fiilleri nedeniyle yapılacak soruşturmalarda izlenecek usul, soruşturmalarda dikkat edilmesi gereken ilkeler ve soruşturma sonucunda tesis edilecek işlemler yargı kararları ile birlikte incelenmiştir. Son bölüm olan üçüncü bölümde ise, yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim elemanlarının görevleri nedeniyle ya da görevlerini yaptıkları esnada işledikleri ileri sürülen suçlarına yönelik olarak yapılacak ceza soruşturmalarında 2547 sayılı Kanun ile benimsenen soruşturma sistemi, bu soruşturmalarda yetkili olan makamlar, izlenecek usuller, soruşturmaları yürütenlerin yetkileri ve soruşturmalar sonucunda ilgililer hakkında verilecek kararlar ve bu kararlara itiraz yolları yine yargı kararları ile birlikte incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar sözcükler: Soruşturma, Yükseköğretim Kanunu, Öğretim Elemanları.

Disiplin cezasıDisiplin soruşturmasıSoruşturma+4
Özgür Bozkurt
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yükseköğretimin finansmanı; Türkiye'deki yükseköğretimde eğitim harcamalarının etkinliğini arttırmaya yönelik bir model önerisi

Bu çalışmada, yükseköğretimin arz yönü olan üniversiteler ile talep yönü olan yükseköğretim öğrencilerinin finansman kaynakları incelenmiş ve dünya genelinde kullanılan özel kaynaklarla finansman yöntemlerinden, "Gelire Dayalı Borçlanma" yöntemi ve uygulamaları hakkında bilgiler verilmiştir. Türkiye'de, yükseköğretimin finansman sorunlarının çözümlenebilmesi için öğrencilerin öğrenim ve yaşam maliyetlerini kendilerinin karşılaması bakımından bir borçlanma programı önerisi sunulmaya çalışılmıştır. Bu amaçla tez dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, yükseköğretim hizmetinin genel işleyişi ve yapısı, yükseköğretim kurumları, yükseköğretimin küresel anlamda değişme ve gelişmesine katkı sağlayan kurum ve organizasyonlar, yükseköğretimin niteliği bakımından kamu ekonomisi içerisindeki yeri ve önemi hakkında temel ve teorik bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, yükseköğretim sistemlerinde kullanılan finansman yöntemleri ile Türkiye'deki yükseköğretim sistemi ve finansmanı ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, özel finansman kaynakları içerisinde kullanılan borçlanma yöntemleri ve bu yöntemleri kullanan çeşitli ülkelerdeki uygulama örnekleri hakkında güncel bilgiler verilmiştir. Dördüncü ve son bölümde ise, Türk yükseköğretimin finansmanında etkin kaynak kullanımının sağlanabilmesi açısından, devlet üniversitelerinde öğrenim gören öğrencilerin, öğrenim ve yaşam maliyetlerini karşılamaları için gelire dayalı borçlanma yöntemi esas alınarak oluşturulan bir borçlanma programı önerisi sunulmuştur.

BorçlanmaBorçlanma yöntemiEğitim+5
Reşit Çetinkaya
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Topluluk tabanlı sosyal pazarlama yaklaşımıyla sürdürülebilir tüketim davranışının güdülenmesi: Yükseköğretimde deneysel bir uygulama

İnsanların, çevreyi olumsuz etkileyen alışkanlıklarını değiştirmesi ve yeni çevreci davranışlar geliştirebilmesi sürdürülebilir bir yaşam için önemlidir. Çünkü içinde yaşadığımız dünya tektir, sanayileşme ve kentleşme ile birlikte büyük çevresel hasarlar görmüştür ve görmeye de devam etmektedir. Dolayısıyla çevreye duyarlı bir yaşam tarzı oluşturulması konusunda doğrudan davranışa yönelik yapılan bilimsel çalışmalara olan gereksinim kendisini her geçen gün daha da göstermektedir. Bu çalışmada, sürdürülebilir tüketim davranışı çerçevesinde, topluluklarda çevreci davranışın nasıl geliştirilebileceği konusu araştırılmıştır. Topluluk tabanlı sosyal pazarlama yaklaşımından yararlanılan çalışma, Çukurova Üniversitesi'nde gerçekleştirilmiştir. Topluluklarda çevreci davranış geliştirilmesinde topluluk tabanlı sosyal pazarlamanın etkinliğini ölçmek üzere, fakülte binalarında deneysel bir uygulama yapılmıştır. Çalışmada, deneysel araştırma modellerinden biri olan ön test-son test kontrol gruplu deneysel serim yöntemi kullanılmıştır. Uygulama alanı olan fakültenin bir binasındaki çalışanlar deney grubu, diğer binadaki çalışanlar ise kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Çalışma sürecinde, toplulukta çevreci davranışın (atık kâğıtların geri dönüşümü) geliştirilebilmesi için gözlemler yapılmış, anket çalışmaları sonucu elde edilen bilgiler doğrultusunda somut engeller (konteynerlerin konumu, iç mekân atık kutuları ve sistematik işleyişin olmaması vb.) ve soyut engeller (bilgisizlik, motivasyonsuzluk, konunun öneminin unutulabilmesi vb.) belirlenmiş ve ortadan kaldırılmıştır. Hazırlanan logo ve etiketler, oluşturulan çevre panosu, yapılan bilgilendirme toplantısı ve kaydedilen gelişmelerin duyurulduğu e-posta adresi gibi araçlarla hedef topluluk çevreci davranışa teşvik edilmiştir. Müdahale öncesinde ve sonrasında çöpe giden ve ayrıca temiz olarak biriktirilen atık kâğıtlar tartılmış ve müdahale öncesi ve sonrası elde edilen ölçümler karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, bir aylık süre sonunda deney grubunda geri dönüşüme kazandırılamayan atık kâğıt miktarı (günlük atıklarla birlikte çöpe atılan kâğıtlar) 3.19kg'dan 0.18kg'a düşürülmüştür. Kontrol grubunda ise değişim gözlenmemiştir (ortalama 3.07kg). Ayrıca geri dönüşüme kazandırılmak için biriktirilen atık kâğıt miktarı kontrol grubunda 28.2kg iken deney grubunda 130.9kg olarak kaydedilmiştir.

PazarlamaSosyal pazarlamaSürdürülebilir tüketim+7
Levent Gelibolu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretim elemanlarının ölçme ve değerlendirme yeterlik algılarının belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı öğretim elemanlarının ölçme ve değerlendirme yeterlik algılarının belirlenmesidir.Betimsel türde olan bu araştırmanın örneklemini 2011-2012 eğitim öğretim döneminde Adnan Menderes, Anadolu, Ankara, Sütçü İmam, Çukurova, Dicle, Ege, Gazi, İnönü, Mersin ve Mustafa Kemal Üniversitelerinin Eğitim Fakülteleri'nde görev yapan 337 öğretim elemanı oluşturmuştur. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen nicel veri toplama aracı ve bilgi formu ile elde edilmiştir. Geliştirilen ölçme aracı 5 faktörlü bir yapıya sahip olup, faktör yükleri .41 ile .85, Cronbach Alfa iç tutarlık katsayıları .66 ile .85 arasında değişmektedir. Geliştirilen aracın test- tekrar test korelasyonu ise .72'dir.Araştırma sonuçları; dersin içeriği, hedefleri, konu alanı gibi değişkenlerin ölçme yöntem ve tekniklerini belirleme aşamasında öncelikle dikkate alındığını ancak bununla birlikte; öğrenci sayısı, ölçme aracını hazırlama kolaylığı, ders yükü gibi değişkenlerin de azımsanmayacak düzeyde etkili olduğunu göstermektedir.Öğretim elemanlarının ölçme sürecinde ağırlıklı olarak yazılı sınavlar ve çoktan seçmeli testleri tercih ettikleri ve sonuç ve değer biçmeye yönelik değerlendirmenin ön plana çıktığı, öğrenciye geribildirim boyutunda sorunların yaşandığı, ölçme araçlarının geçerlik ve güvenirliğine ilişkin uygulamalara yer verilmediği, ölçüm sonuçlarına ilişkin istatistiki işlemlere başvurulmadığı gözlenmiştir.Öğretim elemanlarının ölçme aracına verdikleri cevap ortalamaları doğrultusunda, cinsiyet,öğrenim durumu, uzmanlık alanı değişkenlerinde anlamlı farklılaşmanın olduğu, kıdemin bu farklılaşmada etkili bir değişken olmadığı gözlenmiştir.Bu araştırmada yükseköğretimde ölçme ve değerlendirme konusunda öğretim elemanlarının eksikliklerinin olduğu belirlenmiş ve araştırma bulguları doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur.

AlgıYeterlilikYükseköğretim+5
Işıner Sever
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Pedagojik formasyon eğitimi alan öğretmen adaylarının Türkiye yükseköğretim yeterlikleri çerçevesinde eğitim bilimleri ve öğretmen yetiştirme temel alan yeterlikleri algı düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmada Kırıkkale ilinde bulunan Kırıkkale Üniversitesi ve Kırşehir ilinde bulunan Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinde Pedagojik Formasyon için öğrenim görmekte olan öğretmen adaylarının Türkiye Yükseköğretim Yeterlikleri Çerçevesinde değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Kırıkkale ili Kırıkkale Üniversitesi ve Kırşehir ili Ahi Evran Üniversitesinde Pedagojik Formasyon eğitimini tamamlamış öğrencilerinin yeterliklerinin cinsiyet, mezun olunan lise türü, liseden mezun olunan alan, öğrenim görülen program, öğrenim görülen programdan memnuniyet durumu ve akademik başarı değişkenleri açısından incelenmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın çalışma evrenini Kırıkkale ilinde bulunan Kırıkkale Üniversitesinde ve Kırşehir ilinde bulunan Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinde Pedagojik Formasyon öğrenimi gören 294 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak YAĞMUR (2016) tarafından geliştirilen, Türkiye Yükseköğretim Yeterlikler Çerçevesi Eğitim Bilimleri ve Öğretmen Yetiştirme Temel Alanı Yeterlikleri Lisans düzeyi esas alınarak oluşturulan 'Öğretmen Adayları Yeterlik Ölçeği' ve 'Kişisel Bilgi Formu' uyarlanarak kullanılmıştır. Araştırmanın veri analizi SPSS 22.0 programı ile yapılmış ve toplanan veriler Mann Whitney U testi, T testi, Kruskall Waillis testi, Anova testi ve pearson korelasyon testi uygulanarak sınanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda öğretmen yeterlikleri ile cinsiyet, mezun olunan lise türü, mezun olunan alan ve mezuniyet not ortalaması arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Öğretmen yeterlikleri ile öğrenim gördükleri programdan memnun olma arasında ise istatistiksel anlamlı bir farklılık bulunmuştur.

Aday öğretmenlerEğitim bilimleriPedagojik formasyon+5
Fatma Betül Erol Pektaş
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Yükseköğretimde üst düzey yeterlik tanımlama sorunsalı ve yeni bir yeterlik modeli geliştirilmesi

Bu çalışma, eğitim programları ve öğretim (EPÖ) alanı doktora programlarına yönelik üniversiteler tarafından tanımlanan yeterlikleri, Türkiye Yükseköğretim Yeterlilikler Çerçevesi (TYYÇ) ile belirlenmiş düzeyler ve alanlar bağlamında incelemeyi, bu programların hangi yeterlikleri kazandırmaya odaklandıklarını tespit etmeyi ve uzman görüşleri doğrultusunda yeni bir yeterlik modeli ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda araştırma, iki aşamalı nitel bir araştırma şeklinde tasarlanmıştır. Araştırmanın ilk aşamasında temel nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. EPÖ alanında doktora programı bulunan ve öğrenci alımına devam eden 35 üniversiteye ait Bologna sayfalarındaki yeterlikler araştırmacı tarafından geliştirilen doküman inceleme formu ile incelenerek araştırmanın ilk aşamasına ait veriler toplanmıştır. Elde edilen bu veriler betimsel analize tabi tutulmuştur. Analiz süreci TYYÇ'de daha önceden tanımlanmış yeterlik düzeyleri ve alanları ile karşılaştırmalı bir şekilde ele alınarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında ise, Delphi tekniği kullanılmıştır. Bu aşamadaki veriler EPÖ alanı doktora düzeyinde öğrenci alımına devam eden üniversitelerde çalışan ve EPÖ alanı doktora mezuniyetine sahip 29 uzmandan üç tur süren Delphi anketleri ile toplanmıştır. İlk Delphi turunda açık uçlu sorular ile uzmanlardan EPÖ alanına yönelik yeterlikleri tanımlamaları istenmiştir. Bu turdan elde edilen verilerin analizinde içerik analizi ve betimsel analiz tekniklerine başvurulmuştur. İçerik analizi sürecinde uzmanlar tarafından kelime, kelime grubu ya da cümle şeklinde ifade edilen görüşler anlamı yansıtan alt kodlara (görüşler) ayrılmıştır. Bu alt kodlar, anlamsal benzerlikleri dikkate alınarak bir araya getirilmiş ve kodlara (yeterlikler) dönüştürülmüş, daha sonra bu kodların (yeterlikler) sınıflandırılması ile alt temalar (alt yeterlik alanları) belirlenmiştir. Betimsel analiz sürecinde ise, yeterlik ifadeleri bilgi, beceri, yetkinlik, tutum ve değerler yeterlik alanları (temalar) altında toplanmıştır. Delphi 2. ve 3. tur anketleri, Delphi 1. tur anketindeki soruların analizi doğrultusunda elde edilen yeterliklerden oluşmaktadır. 7'li Likert şeklinde hazırlanan bu anketler ile uzmanlara yeterliklere ilişkin katılma düzeyleri sorulmuştur. Delphi 2. ve 3. tur anketinden elde edilen verilerin analizinde merkezi eğilim ve dağılım hesaplamaları yapılmıştır. Araştırma sonucunda, EPÖ alanına yönelik; 5'i bilgi, 10'u beceri ve 7'si tutum ve değerler olmak üzere toplam 22 yeterlik ifadesinin yer aldığı bir model önerilmiştir. Modele ait bilgi yeterlik alanını; bilgiye sahip olma ve bilgiyi derinleştirme şeklinde iki alt yeterlik alanı oluşturmaktadır. Beceri yeterlik alanını; ekip çalışması ve liderlik, bilgiyi paylaşma ve yaygınlaştırma, bağımsız çalışabilme ve özerklik, problem çözme ve eleştirel düşünme ve yenilikçi ve analitik düşünme alt yeterlik alanları oluşturmaktadır. Tutum ve değerler yeterlik alanını ise; mesleki duyarlılık ve profesyonellik, hayat boyu öğrenme, etik ilkelere ve değerlere bağlılık alt yeterlik alanları oluşturmaktadır.

Delphi tekniğiDoktoraTürk eğitim sistemi+4
Mehmet Kart
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Üniversite terki: Bir durum çalışması

Bu çalışmanın amacı 2008-2018 yılları arasında, eğitim fakültesini diploma almadan terk eden bireylerin terk nedenlerinin ve terk sürecine ilişkin deneyimlerinin belirlenmesidir. Çalışma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması ile desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu amaçlı örnekleme tekniklerinden ölçüt örnekleme tekniği ile seçilen Ege bölgesindeki bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesinden 2008-2018 yılları arasında diploma almadan ayrılan 10 birey ve aynı dönemde fakültede çalışan 8 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formları ile toplanmış ve verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, bireylerin üniversiteye kayıt sürecinde yönlendirme etmenleri, kişisel etmenler, sistem etmenleri, ailevi etmenler, mesleki etmenler ve kent etmenleri üniversiteye kayıt öncesi etmenler (I) olarak önemli bir yer tutmaktadır. Bu etmenler bireylerin üniversiteye kayıt öncesinde içsel ve dışsal güdülenme düzeylerini belirleyebilmektedir. Üniversiteye kayıt sonrasında, üniversite süreci etmenleri (II) kapsamında psikolojik durum, akademik durum, sosyal durum, kurumsal durum, atama durumu, askerlik durumu, ailevi durum ve maddi durum bireylerin içsel ve dışsal güdülenmeleri üzerinde belirleyici etmenler olarak bulunmuştur. Tüm bu etmenler bireylerin uyum etmenleri (III) olan akademik bütünleşme, sosyal bütünleşme ve kurumsal bağlılık etmenleri üzerinde etkili olarak bireyleri terk kararına yönlendirebilmektedir. Terk kararı sonrasında bireylerin sistemi terk etmek ve bölüm/kurum değişiklikleri seçenekleri doğrultusunda davranış gösterdikleri bulunmuştur. Çalışmada elde edilen bulgular çerçevesinde mesleki yönlendirme, eğitim fakültesine öğrenci seçimi, kurumlar arası ve programlar arası geçiş, kurumsal bağlılık, akademik ve sosyal bütünleşmeye dönük uygulamalar, öğretmen atama sistemi, üniversite-kent işbirliğine yönelik öneriler geliştirilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Üniversite Terki, Eğitim Fakültesi, Terk Deneyimi, Durum Çalışması.

Eğitim fakülteleriOkul terkiYükseköğretim+2
Tahir Yılmaz
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yükseköğretimin kültürel değişimdeki rolü

Araştırmanın genel amacı öğretim üyelerine göre yükseköğretimin kültürel değişimdeki rolünü belirlemektir. Araştırmada nitel araştırma modeli kullanılmıştır. Çalışma grubu Afganistan ve Türkiye'de yükseköğretim kademesinde görev yapan öğretim elemanlarından oluşturulmuştur. Veri toplama aracı araştırmacı ve danışmanı tarafından geliştirilmiştir. Araştırmanın verileri, görüşme formunda yer alan sorulara gönüllü olarak yanıtlayan katılımcılardan mail yoluyla elde edilmiştir. Araştırmada şu sonuçlar elde edilmiştir. Eğitimin toplumsal, siyasal, ekonomik ve bireysel işlevleri vardır. Eğitimin toplumsal işlevleri; toplumun sosyalleşmesini ve bütünleşmesini sağlamakta, bireysel işlevleri; bireylere meslek, statü ve yaşantı biçimi kazandırmakta, toplumsal hareketliliği sağlamaktadır. Eğitimle insanlar kendini tanımakta, iletişim ve işbirliğini geliştirmekte, sağlıklı yaşamayı öğrenmektedir. Eğitimin kültürel işlevleri; kültürün muhafaza edilmesi, sosyal hayatın inşası, bireyin toplumsallaştırılması, toplumsal hareketliliği sağlayarak değişime yol açması, toplumun devamını sağlaması, ülkenin ekonomik, kültürel değişim ve gelişimi sağlamasıdır. Kültür dünyayı algılayış biçimini ve toplum tasavvurunu şekillendirmekte, hayal gücünü etkilemekte, eğitim, öğrenme ve öğretme stilleri üzerinde güçlü bir etkiye sahip olmaktadır. Okullarda kültür temelli bir eğitim olmalıdır. Kültür ve eğitim birbirlerinin tamamlayıcısıdır. İkisine de eşit şekilde önem verilmelidir. Yükseköğretim kültür üzerinde en fazla etkiye sahip olan kurumların başında gelmektedir. Yükseköğretim doğru bir şekilde kurgulandığında toplumdaki birçok sorunu çözebilecektir. Eğitim farklı fikirleri kitleler arasında yaymakta, bilim, sanat ve siyasi olaylara erişimi kolaylaştırmakta, zengin ve fakir arasında oyun alanını eşitlemektedir. Günümüz dünyasında farklı toplumlar arasında rekabet söz konusudur. Her ülke bilginin yayılması ve kendi kültürünün geliştirilmesi için çaba göstermektedir. Kültürel gelişim ve bilginin yayılmasında eğitimin ve özellikle yükseköğretimin rolü önemlidir. Özellikle başarılı bir toplum inşasında genelde eğitim özelde de yükseköğretim oldukça önemlidir. Toplumsal değişim yavaş yavaş gerçekleşmektedir. Bu değişimde eğitimin önemli bir rolü vardır. İnsanı değiştirmede eğitim en güçlü araçtır. Eğitim bir yandan bireyi kültürleştirirken diğer yandan toplumun kültürünü korumakta, gerektiğinde de kültürel değişimi sağlamaktadır. Yükseköğretim farklı kültürlerin toplandığı, bireylerin birbirinden etkilendiği ve toplumu etkilediği yerdir. Akademik kültür bilgiyi üretmekte ve yaymaktadır. Böylece toplumsal yapıyı ve kültürü etkilemektedir. Bununla birlikte mevcut eğitim kültürel ihtiyaçları karşılamak yerine, ekonomik ihtiyaçlara, hakim üretim ve ekonomik sisteme cevap vermek için geliştirilmiştir. Eğitim eşitsizlikleri meşrulaştırmış, itaat etmeye uygun insanlar yetiştirmiş, insanların kendi kaderlerinden memnun olmalarına yardımcı olmaktan başka bir amacı olmamıştır. Anahtar kelimeler: Yükseköğretim, Kültürel değişim, Afganistan kültürü.

AfganistanKültürKültürel değişim+3
Nasratullah Rahımı
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The effects of teaching vocabulary related to architecture through word roots strategy at higher education level

The vocabulary learning process is seen as difficult and time consuming part of language learning. One of the factors that makes it difficult for students to learn English for specific purpose (ESP) words is that the words used in ESP are specific to a particular discipline and rarely used in general English. There are different learning strategies used by ESP learners for memorizing and retention of words. Although dissecting words into their roots and suffixes is among these strategies, it has not received enough attention in ESP vocabulary teaching. There are also few studies focusing on the benefits of teaching vocabulary roots. These few studies underline the efficiency of vocabulary learning/teaching with roots. However, the impact of the word root strategy on the teaching of ESP words and its ability to predict the meaning of unknown words has not been emphasized. The aim of this study is to show the effect of the word roots training on predicting the meaning of unknown ESP words correctly and the retention of these words. The experimental approach was adopted throughout the study. Two groups of students studying in the same department of a state university participated in the present study. Each group was composed of 30 students. A pre-test was applied to both control and experimental groups at the beginning of the study to see the word knowledge the homogeneity of the groups. As it is hard to decide which words are ESP words, the words in all tests applied in this study were selected from a corpus of 505,649 words related to Architecture. After the pre-test, the words were taught to the treatment group through word root training while the control group learnt these words through dictionary usage. Ten weeks later, a post-test was performed to observe the effect of this method on vocabulary retention. A week later, a delayed post-test was also conducted to measure the students' competence of predicting the meaning of the ESP words they had never seen before. For triangulation, in addition to pre-test, post-test and delayed post-test, students were asked to keep a diary and they were also interviewed. The tests' scores were analyzed via SPSS 23 and thematic analysis was used for the analysis of the qualitative data. The results of the tests applied, the answers of the participants given in the interviews and the extracts from the diaries the participants kept all showed that word root strategy is an effective and welcomed tool for learning new English words. Key Words: Teaching with word roots, discipline-specific English words, vocabulary learning strategies

Teaching with word rootsVocabulary learningVocabulary teaching+5
Şeyhmusa Yıldız
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
10
Master'sOpen AccessEN

Peer assessment in writing at preparatory level within a Turkish higher education context: Perceptions, efficacy, and implementation of peer assessment

Assessment has been one of the most crucial parts of education. As the world has been changing and improving in many respects, it is natural for the assessment in the education context to change and evolve. One of the recent changes in assessment is the advent of alternative assessment techniques such as peer and self assessment. Peer assessment, primarily, refers to the assessment of oral performance or written products by peers. There have been a great number of studies related to peer assessment. However, the number of the studies that combined both students' and instructors' perceptions of peer assessment and that analysed both student- and instructor-scoring has been few in the related area. Therefore, this mixed methods study set out to reveal a) how ELT students and their instructor perceive peer assessment before and after the implementation of peer assessment; b) the correlation between students' and the instructor' scoring for the written works of students. To attain these purposes, this study made use of both formative and summative peer assessment types. The participants of the study were ELT students who studied at preparotary school and their instructor for writing class at Nevşehir Hacı Bektaş Veli University, a state university in Turkey. The study lasted for 14 weeks in the Fall Term of the Academic Year of 2019-2020. Data collection tools were questionnaires that included both Likert type and open-ended questions, and semi-structured interviews. The quantitative data were processed via SPSS 22. More specifically, decriptive analysis of SPSS was utilized to analyse Likert-type question in both questionnaires, while Pearson correlation test was employed to analyse the students' and the instructor's scores for four writing assignments. As for the qualitative data emanated from the interviews and open-ended questions of the questionnaires, thematic analysis was utilized. The findings of the study revealed that most of the participants, including the instructor, were keen on integrating peer assessment in classroom practices. Before the implementation of the peer assessment process, the instructor had several concerns. However, at the end of the term, both the instructor and the students were mostly satisfied with the process. Their satisfaction with the peer assessment was also substantiated with the correlation between instructor- and student-scoring. This study presents several implications for not only language learners and instructors but also for curriculum designers, material developers, and administrative staff. Keywords: ELT, alternative assessment, peer assessment, student-scoring.

Peer reviewAlternative assessment and evaluation tecniquesPreparatory classes+7
Birol Dudu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

An investigation into the views of efl teachers and students on co-teaching at tertiary level

In this study, the views of the EFL instructors and students about co-teaching applied in English preparatory classes, the problems and benefits encountered, the attitudes and solution suggestions about the prevention and solution ways of the problems were investigated. This study, which employed a qualitative research design was carried out with eight English teachers who shared four preparatory classes at Fırat University School of Foreign Languages in the 2017-2018 Academic Year Spring Term, and 11 preparatory students studying in these classes. In this study, the data were gathered through semi-structured interviews, classroom observations, post-observation interviews and teacher logs. The collected qualitative data were analysed by content analysis method. Two of the teachers participating in the study kept a teacher log for 16 weeks on a weekly basis, containing their views on the partner teaching system, the problems they encountered or the benefits they provided. Semi-structured interviews, classroom observations, and post-observation interviews were conducted with the other six participating teachers who shared class for six weeks and 11 students who were selected by purposeful sampling method who were studying in these shared classrooms. The results of this study revealed that both teachers and students have many perceived benefits and perceived challenges regarding teaching together. Continuous professional development, sharing responsibilities, and fostering workplace relationships are among the most remarkable perceived benefits mentioned by the participating teachers. On the other hand, they also have some perceived challenges such as unbalanced workload distribution, communication problems, and dissimilar teaching methods which result in decreasing motivation for teaching. In a similar manner, the participating students also have several perceived benefits of learning in shared classrooms like making use of different teaching styles, having more learning opportunities and its appealing to different learner types. Among the challenges that students perceive are co-teachers' different assessment styles, lack of communication and responsibility, and being unprepared for the courses. Within this context, both teachers and students have certain strategies for overcoming or preventing those challenges: Establishing an effective communication between teaching partners, co-planning the courses and extra activities, talking about classroom issues and students more often, and designing a more flexible curriculum are among the most frequently mentioned recommendations by participant teachers and students. Keywords: EFL teaching, co-teaching, co-teacher, teacher collaboration, teaching together.

Co-teachingCo-teacherPreparatory classes+6
Ayşe Ebru Aydın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı uyruklu üniversite öğrencilerinin Türkiye'deki eğitime bakışları: Gaziantep ili örneği

Bu araştırmanın amacı Türkiye'ye yükseköğrenim görmek için gelen ve Gaziantep'te eğitime devam eden yabancı uyruklu öğrencilerin yükseköğrenim hakkındaki olumlu-olumsuz düşüncelerinin, eğitim ve öğretimlerini etkileyen faktörlerin ve bu süreçteki uyum sorunlarının kapsamlı olarak ortaya çıkarılması, değerlendirilmesi ve analiz edilmesidir. Bu araştırmada, nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma bulguları anket sorularıyla elde edilmiştir. Anket soruları 2018-2019 yılında Gaziantep'te eğitim gören ve çeşitli üniversitelerden karma seçilen 350 yabancı uyruklu öğrenciye uygulanmıştır. Daha sonra anket soruları SPSS 22.0 paket programı aracılığıyla bir araya getirilerek çıkan sonuçlar frekans analizi ile ölçülmüştür. Elde edilen bulgular ilişkisel tarama modeline göre uyarlanmış betimsel yöntemi tarama yöntemi kullanılarak yorumlanmıştır. Elde edilen bulgulara göre Türkiye'ye gelen yabancı uyruklu öğrencilerin tamamına yakını Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerinden gelmektedir. Gaziantep ilinde ise eğitim gören öğrencilerin çoğu Suriye'den gelmektedir. Öğrencilerin anne babalarının eğitim düzeyinin iyi olduğu, öğrencilerin genelinin aileleriyle birlikte yaşadığı, gelir durumlarının yetersiz olduğu ve gelirlerini ailesinin karşıladığı, Türkiye'yi tercih etme nedeninin coğrafi yakınlık olduğu ve geliş nedeninin savaş olduğu, ülkemizde eğitim görmekten memnun oldukları saptanmıştır. Ayrıca öğrencilerin başlıca yaşadıkları problemler; kayıt olma sürecinin uzun ve zor olması, kayıt sürecinde dil farklılıkları nedeni ile yaşanan problemler, Türkçe konuşma, yurt dışı yaşantısı, yalnızlık, uyum sürecinde yardım almama olarak saptanmıştır. Öğrencilerin eğitim konusundaki genel memnuniyet durumları ise orta düzeydir, öğretim elemanları, arkadaşlık ilişkileri, eğitim seviyesini orta düzeyde değerlendirmektedirler. Genel olarak Türkiye'de bulunmaktan ve eğitim almaktan memnun oldukları ortaya çıkmıştır. Ancak daha sonra Türkiye'de yaşamaya devam etme konusunda kararsız kaldıkları ortaya çıkmıştır. Bu konuda öğrenciler için yapılacak olan yardımların ve her türlü iyi olanakların sunulması öğrencilerin fikrini değiştirerek Türkiye'de yaşamaya devam etme, kendilerine ve ülkemize faydalı bireyler olması açısından önemlidir. Öğrencilerin sosyal uyumlarına destek olunmasının hem üniversite hayatına hem eğitim hayatına hem de sosyal yaşamlarına uyum sağlanmasını kolaylaştırdığı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Yabancı uyruklu öğrenci, Eğitim, Yükseköğrenim, Sosyal Uyum

EğitimGaziantepSosyal uyum+3
Aslı Boyraz
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemi sürecinin eğitim üzerindeki etkilerinin makine öğrenme teknikleriyle tespit edilmesi

2020 küresel COVID-19 pandemisi, afet niteliğinde ekonomik ve sosyal bozulmalara yol açmıştır. Pandemi, sağlık, gıda, ticari işletmeler ve eğitim dahil olmak üzere neredeyse hayatımızın her alanını etkilemiştir. Yükseköğretimde eğitim-öğretimin dijitalleşmesiyle birlikte büyük bir değişim yaşanmıştır. Pandemi ile mücadelede dünya genelindeki birçok yüksek öğretim kurumu, lisans ve lisansüstü dersleri eşzamanlı ya da farklı zamanlı olarak çevrimiçi vermeye başlamıştır. Bu süreçte insanlar, haber, bilgi, sosyal bağlantılar, destek ve yardım elde etmek amacıyla büyük ölçüde sosyal medyayı kullanmışlardır. Sonuç olarak, Web' de COVID-19 ile ilgili çok büyük miktarda elektronik metin belgesi paylaşılmıştır. Bu çalışmada, COVID-19 pandemi sürecinde eğitimlerine uzaktan devam eden üniversite öğrencilerinin, pandemi sürecinde almış oldukları uzaktan eğitimin olumlu ve olumsuz etkilerini analiz etmek üzere derin öğrenmeye dayalı bir duygu analizi yaklaşımı sunulmaktadır. Bu bağlamda, geleneksel makine öğrenmesi algoritmalarının (Destek Vektör Makineleri, Naive Bayes, Lojistik Regresyon ve Rastgele Orman) ve derin sinir ağlarının (Evrişimli Sinir Ağı, Tekrarlayan Sinir Ağı, Uzun Kısa Süreli Bellek ve Geçitli Tekrarlayan Birim) tahmin performansları karşılaştırılmıştır. Bunun yanı sıra, transformatörlerden (BERT) çift yönlü kodlayıcı temsilleri ile elde edilen deneysel sonuçlar değerlendirilmiştir. Farklı metin temsil modelleri ve sınıflandırma algoritmaları ile elde edilen kapsamlı deneysel sonuçlar, derin sinir ağlarının COVID-19 ile ilgili metin belgelerinin yüksek öğretim üzerindeki etkisini analiz etmede umut vadeden sonuçlar verebileceğini göstermektedir.

COVID 19Derin öğrenmeDuygu analizi+2
Kemal Karga
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Yükseköğretimde yurttaşlık eğitimi bağlamında eleştirel düşünme becerilerinin geliştirilmesine yönelik bir eylem araştırması

Bu araştırmanın amacı, yükseköğretim öğrencilerinin yurttaşlık eğitimi bağlamında eleştirel düşünme becerilerini geliştirmeye yönelik eylem araştırması doğrultusunda hazırlanan uzaktan eğitim uygulamalarında, eleştirel düşünme becerilerinin kazanımına yönelik; planlama, uygulama, değerlendirme ve yansıtma çalışmalarını; öğrencilerin; yaşantı ve deneyimleri ile uygulama sürecinin yapısına ve işleyişine yönelik algılarını ve öğrencilerde eleştirel düşünme becerilerinde nasıl bir dönüşüm gerçekleştiğini incelemektir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden eylem araştırması kullanılmıştır. Katılımcıların belirlenmesinde ise amaçlı örnekleme yöntemlerinden "ölçüt örnekleme" yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları 2020/2021 akademik yılında İç Anadolu Bölgesinde bulunan bir üniversitenin eğitim fakültesi Sosyal Bilgiler Eğitimi programında lisans dersi olarak okutulan "Günümüz Dünya Sorunları" dersini yürüten akademisyen, bu dersi alan ve araştırmaya gönüllü katılan 30 öğretmen adayı ve Araştırmacı olmuştur. Verilerin toplanmasında görüşme, odak grup görüşmesi ve doküman incelemesi yöntemleri kullanılmıştır. Veri toplama araçları; çevrimiçi ZOOM dersleri, öğrenci ürünleri, yarı yapılandırılmış görüşme formu, yarı yapılandırılmış odak grup görüşme formu ve WhatsApp yazışmalarıdır. Verilerin analizinde betimsel ve içerik analizi bir arada kullanılmıştır. Toplanan veriler MAXQDA 2020 nitel veri analiz yazılımı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre beş eylem döngüsü içerisinde ele alınan, argümanı ayırt etmeye dayalı sistematik ile yazı yazma pedagojisinin bütünsel bir yaklaşım içerisinde kullanılması, ilgili eleştirel düşünme becerilerini geliştirmiştir. Bu sürecin birbirini takip eden belirgin bir örüntü içerisinde gerçekleştiği sonucuna varılmıştır. Süreçle ilgili öğrenci deneyimlerine bakıldığında; okul kültürü ekseninde; öğrencilerin uzaktan eğitim süreçleri de dahil olmak üzere, öğrencileri pasivize eden, sınav ve puan odaklı, yorumlayıcı perspektifleri desteklemeyen hâkim normları deneyimledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Sosyal etkileşim ekseninde; araştırmacı- öğrenci etkileşiminin etkili bir deneyim sağladığı belirlenmiştir. Ayrıca, öğrencilerin birbirleriyle etkileşim ve işbirliğine dayalı sosyal gruplar oluşturarak, süreç boyunca dayanışmacı sosyal ağlar geliştirdikleri görülmüştür. Bireysel katılım sağlanan küçük sosyal grupların dışında, sınıfta belirgin ayrışmış sosyal grupların olduğu ve bu etkileşimlerin normatif yapısı sebebiyle eleştirel düşünme becerilerinin sekteye uğradığı belirlenmiştir. Güç ilişkileri ekseninde; öğrencilerin uygulamaya yönelik şaşkınlık ve merak duymalarının yanı sıra, bilişsel yüklerinin çokluğu ve pandemi şartlarından etkilendikleri belirlenmiştir. Ayrıca, diğer akademisyenlere yönelik içselleştirdikleri otorite anlayışı içerisinde, araştırmacının yer almaması sebebiyle başlangıç aşamasında uygulamaya katılmada direnç deneyimleri sergiledikleri görülmüştür. Araştırmacı- öğrenci ilişkisinin sosyal ve bilgi boyutlarındaki etkileşimlerde, hiyerarşik yapının korunduğu ve öğrencilerin diğer akademisyenlere yönelik, içselleşmiş bir tepkisellik duydukları belirlenmiştir. Toplumsal cinsiyet ekseninde; epistemolojik yeterliklerle ilgili kız öğrencilerin yoğun çaba sarfetme, öğrenme sürecinde kendinden şüphe etme, düşük kariyer beklentileri taşıma gibi deneyimleri olduğu; hem kız hem de erkek öğrencilerin bakım sorumluluğu nedeniyle akademik çalışmalarda geride kaldıkları belirlenmiştir. Öğrenme süreçlerinde, toplumsal cinsiyete karşı ilgi ve merakın olduğu ve örtük programda, toplumsal cinsiyete dayalı etkileşimlerin deneyimlendiği sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin algılarında nasıl etkileşim ve değişimler olduğuyla ilgili; öğrencilerin, yapılan çalışmaları, kendi perspektiflerini geliştirmeyi sağlaması, insan hakları temelinde farkındalığı ve bilinçli düşünen yurttaşlık kimliğini geliştirmesi bakımından demokratik yurttaşlık yeterlikleriyle ilişkilendirdikleri belirlenmiştir. Öğrencilerin anlama isteği içerisinde, eleştirel düşünme sistematiğiyle ilgili ek çalışmalar yapma, derslere ve çalışmalara etkin şekilde katılma gayreti gösterme ve bu kapsamda eleştirel okuma ve etkin dinleme yapma gibi eylemler kapsamında sürece yönelik iyimser bir algı geliştirdikleri belirlenmiştir. Öğrencilerin ZOOM oturumlarından "bilişsel buradalık"; "işlevsellik" ve "etkileşim" bakımından etkin şekilde faydalandıkları, tartışma oturumlarını verimli ve motive edici buldukları, uzaktan eğitim süreçlerinde sosyal etkileşim gereksinimi duydukları sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin eleştirel düşünme becerileri temelindeki dönüşümlerine bakıldığında; öğrencilerin "argümanı ayırt etmeye yönelik sistematiği"; "tetikleyici olay" ile "keşif & bütünleştirme" aşamalarından oluşan bir süreçte kavradıkları, bu sistematiği; okuduklarına/yazdıklarına; konuşmalarına/dinlediklerine uyarlayarak bilişsel referans çerçevesi olarak epistemolojik bir farkındalık geliştirdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin, üstbilişsel düşünme kapsamında yazı yazmayı geliştirme ve bakış açıları edinmeleriyle ilgili öz-değerlendirmeler yaptıkları belirlenmiştir. Öğrencilerin bilgiye ve kendilerine yönelik eleştirel bakış geliştirdikleri ve bu süreçte rasyonalist bir epistemoloji kullandıkları, süreç boyunca derinlemesine kavrayış ve sosyal gerçekliğe ilişkin perspektif geliştirdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin birbirleriyle üretken iletişim ve diyalog geliştirdikleri ve tarafsız olmayı yaşama geçirdikleri, ancak bu beceriyle ilgili zorluklar da yaşadıkları belirlenmiştir. Öğrenciler, üst bilişsel düzeyde kendi düşüncelerini ve düşünsel hatalarını değerlendirmekle birlikte uygulamaya dayalı araştırma sürecini de değerlendirmeye tabi tutmuşlardır. Ayrıca, çalışmalarda kullanılan değerlendirme ölçütlerinin kolaylaştırıcı olduğu ve bu ölçütleri anlayıp kullandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları kapsamındaki öneriler şunlardır: Uzaktan eğitim süreçlerinde "argümanı ayırt etmeye dayalı sistematik" ile "yazı yazma pedagojisinin" bütünsel bir yaklaşım içerisinde kullanılmasıyla ilgili belirlenen işlem döngüsü, yükseköğretim programlarının uzaktan eğitim süreçlerine entegre edilerek eleştirel düşünme becerilerinin geliştirilmesinde kullanılabilir. Yükseköğretim programlarında; salgın hastalıklar, göç ve mültecilik, kadın sorunları gibi sorunların bu araştırmada izlenen benzer bir süreç içerisinde ele alınması, öğrencilerde eleştirel düşünme becerilerini ve dolayısıyla demokratik yurttaşlık yeterliklerini geliştirebilir. Son olarak, okul kültüründe öğrencileri pasivize eden hakim normların değişmesi, öğrencinin öğrenme sürecine daha etkin şekilde dahil olması, öğrenciler arasında sosyal etkileşimin artırılması ve akademisyen-öğrenci etkileşiminin eşit bir ilişkiye dönüşmesi gerekmektedir.

Eleştirel düşünceVatandaşlıkVatandaşlık eğitimi+2
Arzu Saldıray
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Related subjects