Exercise therapy

226 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Ataksik multipl skleroz hastalarında spinal stabilizasyon eğitimi ile birlikte farklı bölgelere uygulanan lokal vibrasyonun postüral kontrol üzerine etkilerinin incelenmesi

Bu çalışma, ataksik Multipl Skleroz hastalarında spinal stabilizasyon eğitimine ek olarak gastrosoleus kas kompleksine ve servikal-lumbal paraspinal kaslara uygulanan lokal vibrasyonun (LV) postüral kontrol üzerindeki etkilerini karşılaştırmalı olarak incelemek amacıyla tek kör, randomize kontrollü olarak planlandı. Çalışmaya dâhil edilen 36 hasta randomize olarak Gastrosoleus LV, Paraspinal LV ve Egzersiz Grubu olmak üzere üç gruba dağıtıldı. Her grup 8 hafta boyunca, haftada 3 gün tedaviye alındı ve bir tedavi seansı 60 dk sürdü. Egzersiz grubuna spinal stabilizasyon eğitimi verildi. Gastrosoleus LV grubuna, spinal stabilizasyon eğitimine ek olarak sağ ve sol gastrosoleus kas kompleksine 5'er dk LV uygulandı. Paraspinal LV grubuna ise spinal stabilizasyon eğitimine ek olarak servikal ve lumbal paraspinal kaslara 5'er dk LV uygulandı. LV, her iki gruba da 80 Hz frekans ve 1 mm amplitüdde uygulandı. Gövde kontrolü, ataksi şiddeti, performansa dayalı denge, kor endurans, stabilite limitleri-postüral salınımlar ve yürüyüşün zaman-mesafe karakteristikleri değerlendirildi. Her gruptan ikişer kişi farklı nedenlerle çalışma dışı bırakıldı ve çalışmayı 30 hasta tamamladı. Gruplardaki hastaların vücut kitle indeksi, hastalık durasyonu, son atak tarihi ve klinik tipleri benzerdi (p>0,05). Paraspinal LV grubunun yaş ortalamaları ve EDSS skorları Egzersiz grubuna göre düşüktü (p<0,05). Çalışmanın sonucunda tüm gruplarda gövde kontrolü, ataksi şiddeti, performansa dayalı denge ve kor endurans parametrelerinin geliştiği görüldü (p<0,05). Grupların, stabilite limitlerini farklı yönlerden geliştirdiği görüldü. Gastrosoleus LV grubunun kompozit reaksiyon zamanı, hareket hızı, son nokta ekskürsiyonu ve maksimum ekskürsiyon parametrelerini; Paraspinal LV grubunun kompozit son nokta ekskürsiyonu ve maksimum ekskürsiyon parametrelerini; Egzersiz grubunun ise kompozit hareket hızı, yön kontrolü, son nokta ekskürsiyonu ve maksimum ekskürsiyon parametrelerini geliştirdiği bulundu (p<0,05). LV gruplarının yürüyüş değişkenliğini, Egzersiz grubunun ise yürüyüş hızı ve duruş fazını geliştirmede etkili olduğu görüldü (p<0,05). Çalışmamızın sonuçları, spinal stabilizasyon eğitiminin ve spinal stabilizasyon eğitimine ek olarak uygulanan LV'nin postüral kontrol üzerinde olumlu etkileri olduğunu göstermiştir. Detaylı incelemelerde gastrosoleus kas kompleksine uygulanan LV'nin daha çok dinamik denge ve yürüyüş parametrelerinde etkili olduğu, paraspinal kaslara uygulanan LV'nin ise daha çok statik denge, koordinasyon ve endurans parametrelerinde etkili olduğu bulunmuştur.

AtaksiEgzersiz tedavisiMultipl skleroz+2
Güngör Beyza Özvar Şenöz
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Total diz artroplastili bireylerde iki farklı telerehabilitasyon uygulamasının etkinliğinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, total diz artroplastisi uygulanan primer diz osteoartritli bireylerde standart telerehabilitasyon (STR) ve dijital içerikli telerehabilitasyonun (DİTR) ağrı, eklem hareket açıklığı (EHA), eklem pozisyon hissi (EPH), Kuadriseps kas kuvveti, diz fonksiyonu ve fonksiyonel performans, yapay eklemi unutma becerisi, kinezyofobi ve egzersiz uyumuna etkisinin karşılaştırılmasıydı. Bununla birlikte DİTR grubundaki bireylerin telerehabilitasyon memnuniyetlerinin belirlenmesi amaçlandı. Çalışmaya yaş ortalamaları 68,94±8,66 yıl olan 36 birey dahil edildi. Bireyler basit rastgele randomizasyon yöntemiyle DİTR grubu (n=18, ortalama yaş: 67,33±9,62 yıl) ve STR grubu (n=18, ortalama yaş: 70,56±7,52 yıl) olmak üzere 2 gruba ayrıldı. Her iki gruptaki bireylere 8 haftalık standart ev egzersizlerini günde 3 defa 10 tekrarlı olacak şekilde yapmaları önerildi. STR grubundaki bireyler egzersizlerini kâğıt broşürler aracılığıyla aldı ve haftada 3 defa sesli arama ile takip edildi. DİTR grubundaki bireyler ise egzersizlerini dijital broşürler ve asenkron videolar aracılığıyla aldı ve haftada 3 defa sesli arama, mesajlaşma ve görüntülü görüşmeler ile takip edildi. İstirahat, aktivite ve gece ağrısı Görsel Analog Skalası (GAS) ile; EHA ve EPH dijital gonyometre ile; kas kuvveti el dinamometresi ile; diz fonksiyonu Western Ontario ve McMaster Üniversiteleri Osteoartrit İndeksi (WOMAC) ve Diz İncinme ve Osteoartrit Sonuç Skoru Fiziksel Fonksiyon Kısa Formu (Knee Injury and Osteoarthritis Outcome Score, KOOS-PS) ile; fonksiyonel performans 5 Tekrarlı Otur Kalk Testi (5TOTK) ile; yapay eklemi unutma becerisi Unutulan Eklem Skoru-12 (UES-12) ile; kinezyofobi Kısa Kinezyofobi Ölçeği (KKÖ) ile; egzersiz uyumu "Egzersize Uyum Derecelendirme Ölçeği" (EUDÖ) ile; telerehabilitasyon memnuniyetleri Teletıp Memnuniyet ve Yararlılık Anketi (TMYA) ile değerlendirildi. Taburculuk gününde bireylerin ağrıları, EHA ve EPH, diz fonksiyonu ve fonksiyonel performansları ve kinezyofobileri değerlendirilirken; 4. hafta ve 8. haftada tüm değerlendirmelere ek olarak EUDÖ, UES-12 ve kas kuvveti değerlendirildi. Dördüncü haftanın sonunda ağrı (p<0,005), opere taraf EHA (p<0,05), 5TOTK (p=0,029), diz fonksiyonu (p<0,001), Kuadriseps kas kuvveti (p=0,006), KKÖ (p<0,001), UES-12 (p<0,001) ve EUDÖ (p<0,005) açısından iki grup arasında anlamlı fark bulunurken; EPH açısından gruplar benzerdi (p>0,05). Sekizinci hafta sonunda ağrı (p<0,001), opere taraf EHA (p<0,05), Kuadriseps kas kuvveti (p<0,001), diz fonksiyonu (p<0,05), 5TOTK (p<0,05), UES-12 (p<0,001) ve EUDÖ (p<0,005) açısından DİTR grubunun lehine anlamlı fark bulunurken; EPH, gruplar arasında benzerdi (p>0,05). DİTR grubundaki TMYA skorları hem 4.haftada (min-maks 101,00-105,00) hem de 8.haftada (min-maks 103,50-105,00) yüksekti. Sonuç olarak, total diz artroplastili bireylerde standart ev egzersizlerine ek olarak verilen telerehabilitasyon uygulamalarının kullanımı, hem 4. haftada hem de 8. haftada ağrı, EHA, kas kuvveti, diz fonksiyonu ve fonksiyonel performans, yapay eklemi unutma becerisi, kinezyofobi ve egzersiz uyumu açısından standart ev egzersizlerinden daha iyi bulunduğundan klinikte uygulanması önerilir.

Diz proteziEgzersizEgzersiz tedavisi+3
Sema Nur Aslan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik bel ağrılı hastalarda, gövde stabilizasyonu egzersizleri için geliştirilen multimedya yönergeleri ile yüz yüze yönergelerin ağrı şiddeti, disabilite ve yürüyüş üzerine etkinliğinin incelenmesi

Bu çalışmada kronik bel ağrılı hastalarda gövde stabilizasyonu egzersizlerinin yüz yüze ve multimedya yönergeleri ile öğretiminin tedavi sonuçları üzerine etkisinin karşılaştırılması amaçlandı. Bu kapsamda ilk olarak güncel motor kontrol ilkelerine dayanan bir egzersiz eğitimi ve multimedya yönergeleri hazırlandı. Oluşturulan multimedya yönergeleri, kliniklerde standart olarak kullanılan yüz yüze yönergeler ile randomize kontrollü bir çalışma ile karşılaştırıldı. Çalışmada her iki grup aynı tedavilere, aynı süre ve sıklıkta alındı. Sadece egzersiz öğretim yönergeleri farklılaştırıldı. 8 hafta tedavi uygulandı. Tedavinin ilk seansında; ağrı fizyolojisi eğitimi ve ergonomi eğitimi verildi. Her tedavi seansında hastalara, miyofasyal gevşetme teknikleri ve eklem mobilizasyonları uygulandı. Egzersizler objektif ilerleme ölçütlerine göre zorlaştırıldı. Ölçümler tedavi öncesinde, tedavi sonrasında ve tedavi bitiminden 1 ay sonra takip ölçümü olmak üzere 3 kez yapıldı. Ağrı şiddeti Görsel Analog Ölçeği, disabilite düzeyi Oswestry Disabilite Ölçeği, egzersiz uyumu Egzersiz Uyumu Derecelendirme Ölçeği ve spatiotemporal yürüyüş parametreleri ise Optogait Cihazı ile ölçüldü. Her iki grupta da ağrı şiddeti, disabilite değerlerinde zamana bağlı benzer gelişmeler görüldü (p>0.05). Her iki grubun egzersize uyumları zamana bağlı değişimlerde benzer bulundu (p>0.05). Tedavi sonrasında her iki grubun adım uzunluklarında iyileşme gözlendi (p>0.05). Çalışma sonucunda, multimedya yönergeleri, kronik bel ağrılı hastalarda ağrı şiddetini azaltmada, disabilite düzeyini iyileştirmede ve yürüşün spatiotemporal parametrelerinde yüz yüze yönergeler kadar etkili bulundu. Egzersiz uyumu her iki grupta da düşüktü. Egzersiz uyumunun geliştirilmesi için yeni yaklaşımlara gereksinim olduğu düşünülmektedir.

AğrıAğrı şiddetiBeden stabilizasyonu+7
Utku Berberoğlu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Pes planusu olan bireylerde ayak ve ayak bileği stabilizasyon eğitiminin fonksiyonel durum ve sağlıkla ilgili yaşam kalitesi üzerine etkilerinin incelenmesi

Çalışmada pes planusu olan bireylerde ayak ve ayak bileği stabilizasyon eğitiminin fonksiyonel durum ve sağlıkla ilgili yaşam kalitesi üzerine etkileri araştırıldı. Çalışmaya 22 erkek, 28 kadın olmak üzere toplam 50 pes planusu olan birey dahil edildi. Bireylerin yaş ortalaması 31,4±9,59 idi. Ayak pronasyonu '' naviküler yükseklik (NY) '', ''naviküler düşme testi (NDT) '' ve ''ayak postür indeksi (APİ)'' ile değerlendirildi. Egzersiz programından önce ve sonra her iki ayağa yönelik fizyoterapi ölçümleri (manuel kas testi, kısalık testi, eklem hareket açıklığı ölçümü) ve ağrı değerlendirmesi yapıldı. Yürüme hızı ''10 metre yürüme testi (10 MYT)'', enerji tüketimi ''fizyolojik harcama indeksi (FHI) '', ayak ile ilgili yaşam kalitesi ''Nottingham Sağlık Profili (NSP)'' ve ayak fonksiyonu ''Ayak Fonksiyon İndeksi (AFI) '' ile değerlendirildi. Egzersiz programı öncesi bireylere " ayak kısaltma egzersizi (AKE) " öğretildi. Bireyler, AKE' yi 6 hafta boyunca, haftada 5 kez, günde 2 kez, 10 tekrar yaptı. Haftada 1 kez egzersizler fizyoterapist eşliğinde yapıldı. 3. haftadan itibaren, bireyler AKE' yi yürüyüş sırasında da yaptılar. Egzersiz programı sonrası, bireylerin fonksiyonel durumunun iyileştiği, sağlıkla ilgili yaşam kalitesinin ve yürüme hızının arttığı, NDT ve subtalar açı değerleri ile APİ ve FHİ puanlarının azaldığı (p<0,001); tibialis anterior, tibialis posterior, gastroknemius ve soleus kas kuvvetlerinin arttığı görüldü (p<0,05). Çalışmanın sonucunda AKE'nin temel oluşturduğu ayak-ayak bileği stabilizasyon eğitiminin ayak rehabilitasyonunda önemli olduğu ve pes planusu olan bireylere önerilmesinin uygun olduğu sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Pes planus, ayak kısaltma egzersizi, ayak stabilizasyon egzersizleri, ayak fonksiyonu, ayak ile ilgili yaşam kalitesi

AyakAyak bileğiDüztabanlık+3
Ayşe Karagözoğlu Dikici
Hacettepe University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Medial patellofemoral ligament rekonstrüksiyonu sonrası kalça abdüktör kas kuvvetlendirme eğitiminin diz kas kuvveti ve fonksiyonel performans üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, medial patellofemoral ligament (MPFL) rekonstrüksiyonu sonrası standart rehabilitasyon programı ve standart rehabilitasyon programına ek olarak uygulanan kalça abdüktör kas kuvvetlendirme egzersiz eğitimlerinin diz kas kuvvet gelişimi ve fonksiyonel performans üzerine etkisini araştırmaktı. Çalışmaya 18-45 yaş arası MPFL rekonstrüksiyonu geçirmiş 30 hasta (ort. yaş: 22,18±4,4 yıl; ort. VKİ: 25,92±4,29 kg/m2) dahil edildi. Hastalar rastgele iki gruba ayrıldı. Her iki gruba postoperatif 12 hafta soğuk uygulama, manuel terapi ve egzersizlerden oluşan rehabilitasyon programı uygulandı. SRG olarak adlandırılan gruba (n=15; ort. yaş: 20.75 (3,69) yıl; VKİ: 28,32 (5,96) kg/m2) standart rehabilitasyon program egzersizleri, KAEG olarak adlandırılan gruba ise (n=15; ort. yaş: 23 (4,78) yıl; VKİ: 24,55 (2,27) kg/m2) ise bu programa ek olarak kalça abdüktör kas kuvvetlendirme egzersizleri verildi. Hastaların eğitim öncesi-sonrası Kujala, International Knee Documentation Committee (IKDC) Subjektif Diz Değerlendirme Formu, Tegner ve Lysholm skorları ile diz fonksiyon düzeyleri değerlendirildi. Tüm hastaların cerrahi sonrası 6. ayda kuadriseps, hamstring, kalça abdüktör ve addüktör kas kuvveti, fonksiyonel performansları (tek bacak öne sıçrama testi, üç adım sıçrama testi), dinamik dengeleri (y denge testi) değerlendirildi. İstatistiksel analizde, hastaların diz fonksiyon skorlarının zamana göre değişimi için tekrarlı ölçümler ANOVA analizi değerlendirme parametrelerinin gruplar arası karşılaştırmalarında bağımsız gruplar için t-testi kullanıldı. Kuadriseps hamstring ve kalça abdüktör /addüktör izokinetik kas kuvvet ölçümlerinde opere ekstremite için tüm paramatrelerde kalça abdüktör egzersiz grubunda daha yüksek değerler elde edildi (p<0,05). Tek bacak öne sıçrama mesafesi ve bacak simetri indeksi, üç adım sıçrama mesafesi ve bacak simetri değerlerinde sırasıyla kalça abdüktör egzersiz grubunda daha iyiydi (p=0,02, p=0,05, p=0,02, p=0,05). Kalça abdüktör egzersiz grubu fonksiyonel testler ve subjektif ölçeklerin sonuçlarına bakıldığında (Y denge Testi, Kujala, IKDC Subjektif Diz Değerlendirme Formu, Tegner ve Lysholm) daha yüksek değerler elde etti(p<0,05). Çalışmamızın sonucunda kalça abdüktör kas kuvvetlendirme eğitimlerinin MPFL rekonstrüksiyonu sonrasında hastalarda diz kas kuvvetinin ve fonksiyonel performansın artırılmasında daha etkili olduğu bulundu. Kalça abdüktör kas kuvvetlendirme eğitimlerinin MPFL rekonstrüksiyonu sonrası rehabilitasyonda kullanılabilecek alternatif bir yöntem olduğunu düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: patellar dislokasyon, egzersiz, rehabilitasyon, egzersiz terapi

Egzersiz tedavisiKas kuvvetiPatella+4
Burak Ulusoy
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Serebral palsi tanılı çocuklarda görev odaklı su içi egzersizin okupasyonel performans ve katılım üzerine etkisi

Bu çalışma SP'li çocuklar tarafından tercih edilen okupasyonlarla uygulanan görev odaklı su içi egzersiz programının (GOSİP) okupasyonel performans ve katılım üzerine etkisini incelemek amacıyla çapraz geçişli tasarımda planlanmıştır. Çalışmaya SP'li (KMFSS 1-3, EBSS 1-3), 6-18 yaş arasında 12 çocuk (yaş=11,91±3,39 yıl, 8K) dahil edildi. Çocuklar basit randomizasyon ile "A" ve "B" olmak üzere iki gruba ayrıldı. GOSİP'in planlanmasında Kanada Aktivite Performans Ölçeği (KAPÖ) kullanıldı ve çocuklar için en önemli beş okupasyon belirlendi. Bu okupasyonlar temelinde çalışma grubuna GOSİP uygulanırken kontrol grubuna geleneksel rehabilitasyon egzersizi uygulandı. Egzersizler 16 hafta boyunca, haftada 2 kez, günde 40 dakika uygulandı. Aynı yöntem gruplar çaprazlanarak 16 haftalık ikinci periyota tekrar edildi. Çocukların okupasyonel performansı Kanada Aktivite Performans Ölçeği (KAPÖ), katılımı Pediatrik Veri Toplama Aracı (PVTA), motivasyonu Pediatrik Motivasyon Ölçeği (PMÖ), su içi egzersizden hoşlanma durumu Fiziksel Etkinlikten Hoşlanma Ölçeği-Kısa Form (FEHÖ-KF) ile değerlendirildi. Bağımlı grup, egzersiz öncesi-sonrası elde edilen verileri karşılaştırmak için Wilcoxon Signed Rank Test uygulandı. Bağımsız grup, temel düzey ve egzersiz sonrası elde edilen verileri karşılaştırmak için Mann-Whitney U Test uygulandı. GOSİP sonrası her iki grubun, bağımlı grup KAPÖ puan ortalamaları karşılaştırıldığında anlamlı fark bulundu (p<0.05). Bağımlı grup PVTA puan ortalamaları karşılaştırıldığında anlamlı fark bulunamadı (p>0.05). GOSİP, geleneksel rehabilitasyon egzersizlerine göre daha motive edici bulunurken (p<0.05) FEHÖ-KF sonuçlarında anlamlı fark bulunamadı. Sonuç olarak, GOSİP okupasyonel performans üzerinde anlamlı fark yaratırken katılım üzerinde anlamlı fark yaratmamıştır. SP'de su içi egzersizin okupasyonel performans ve/veya katılıma etkisini inceleyen daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

EgzersizEgzersiz tedavisiKatılım+7
Aybike Baykan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Myastenia gravis hastalarında spinal stabilizasyon egzersizlerinin yorgunluk, kas kuvveti, solunum fonksiyonları ve fonksiyonel kapasite üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, Myastenia Gravis (MG) hastalarında spinal stabilizasyon egzersizlerinin yorgunluk, kas kuvveti, solunum fonksiyonları ve fonksiyonel kapasite üzerine olan etkilerini araştırmaktı. Çapraz geçişli, randomize, tek kör olarak planlanan bu çalışmaya MG Fonksiyonel Değerlendirmesine göre evre II ve III'te olan MG hastaları dahil edilmiştir. Çalışma 4'ü kadın, 6'sı erkek olmak üzere 10 hasta ile tamamlanmıştır. Grup-1'deki hastalara, önce haftada 3 gün, 6 hafta spinal stabilizasyon egzersizleri uygulanmış, ardından 4 hafta dinlendirilmiş, sonrasında solunum egzersizleri, kalistenik egzersizler ve mat aktivitelerinden oluşan 6 haftalık ev programı verilmiştir. Grup-2'deki hastalara, önce içeriği aynı olan 6 haftalık ev programı verilmiş, ardından 4 hafta dinlendirilmiş, sonrasında haftada 3 gün olmak üzere 6 hafta spinal stabilizasyon egzersizleri uygulanmıştır. Her iki egzersiz programının başında ve sonunda değerlendirmeler yapılmıştır. Değerlendirmelerde; Yorgunluk Şiddet Ölçeği ve Görsel Analog Ölçeği, dinamometrik ölçümler, solunum fonksiyon testleri ve 6 dakika yürüme testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonunda, spinal stabilizasyon egzersizlerinin ve ev programının yorgunluğu azalttığı, kas kuvvetini ve fonksiyonel kapasiteyi geliştirdiği görülmüştür (p<0,05). Solunum fonksiyon testlerinden FVC, FEV1 ve SVC parametrelerinde sadece spinal stabilizasyon egzersizleri sonrasında gelişme olmuştur (p<0,05). Her iki egzersiz yaklaşımı karşılaştırıldığında tüm parametrelerde spinal stabilizasyon egzersizlerinin, ev programına göre daha etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır (p<0,05). Bu bulgular doğrultusunda, spinal stabilizasyon egzersizlerinin uygun evre ve remisyondaki MG hastalarında yorgunluk, kas kuvveti, solunum fonksiyonları ve fonksiyonel kapasite üzerine olumlu etkiler oluşturacağı görüşüne varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Myastenia Gravis, spinal stabilizasyon egzersizleri, ev programı, yorgunluk, kas kuvveti

Egzersiz tedavisiFizik tedaviFizik tedavi yöntemleri+5
Ali Naim Ceren
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Tip 2 diyabet ve insülin direnci olan bireylerde beslenme ve egzersiz tedavisinin bazı serum miyokin ve adipokin düzeyleri üzerine etkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı insülin direnci ve tip 2 diyabeti olan bireylerde egzersiz ve diyet tedavisinin antropometrik ölçümler, bazı biyokimyasal parametreler ve serum irisin, FGF21, FSTL1, visfatin ve metrnl proteinleri üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışmaya 24 insülin direnci ve 24 tip 2 diyabetik birey (BKİ>25kg/m2) ile 24 sağlıklı birey (BKİ>25kg/m2) katılmıştır. Tip 2 diyabetik ve insülin direnci olan bireyler rastgele diyet ve diyet + egzersiz gruplarına ayrılarak 12 haftalık egzersiz ve/veya diyet tedavisi ile takip edilmiştir. Bireylerin antropometrik ölçümleri, bazı biyokimyasal parametreleri ile serum adipokin ve miyokin düzeyleri başlangıçta, 4. ve 12. haftalarda incelenmiştir. Araştırma sonucunda, başlangıç irisin düzeyinin tip 2 diyabetli (20,886,5 ng/mL) ve insülin dirençli bireylerde (23,696,1 ng/mL) sağlıklı bireylerden (11,395,2 ng/mL) daha yüksek (p0,001), visfatin ve FSTL1 düzeyinin diyabet grubunda insülin direnci ve kontrol grubuna göre daha yüksek, metrnl düzeyinin insülin direnci grubunda diyabet grubundan daha yüksek bulunmuştur (p=0,001). Diyabetik bireylerde 12. haftada FGF21, visfatin ve FSTL1 düzeyleri azalmıştır (p0,05), irisin düzeyi 12. haftada 4. haftaya göre artmıştır (p=0,008). İnsülin direnci grubunda serum irisin, FGF21 ve FSTL1 düzeyleri 4. haftada azalmıştır (p0,05), visfatin düzeyinde bir değişiklik görülmemiştir (p0,05). Serum metrnl 12. haftada başlangıç düzeyine göre azalmıştır (p0,001). Araştırma sürecinde serum adipokin ve miyokin düzeylerindeki değişim diyet ve egzersiz grupları arasında fark göstermemiştir (p>0,05). İnsülin direnci olan bireylerde serum irisin düzeyi kas kütlesi ile ve FGF21 düzeyi vücut ağırlığı ile pozitif ilişkili, FSTL1 düzeyi bel/kalça oranı ile negatif ilişkili bulunmuştur. Diyabetik bireylerde 12. hafta visfatin düzeyi ile HbA1c düzeyi ile ilişkili bulunmuştur (r=-0,454; p=0,026).

AdipokinlerBeslenmeDiabetes mellitus+7
Özlem Tok
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gonartrozlu hastalarda klasik fizik tedavi uygulamalarına ek olarak fizyoterapist eşliğinde uygulanan ev egzersiz programları ile otago egzersizlerinin karşılaştırılması

Amaç: Bu çalışmada primer gonartrozlu hastalarda fizik tedavi modalitelerine ek olarak ev egzersizi programı ve otago egzersizlerinin ağrı, fonksiyonel kapasite ve yaşam kalitesi üzerine etkisini saptamaya ve karşılaştırmayı amaçladık. Yöntem: Çalışmaya Özel Uzmanlar Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon ünitesine başvuran, ACR kriterlerine göre ''Gonartroz'' tanısı almış 60 hasta dahil edildi. Çalışma esnasında dahil edilme kriterlerine uygun olan 60 hasta basit randomizasyon kullanılarak 30 ev egzersizi programı ve 30 Otago Egzersizi olarak iki gruba ayrıldı. 1.Grupta yer alan 30 hastaya klasilk fizyoterapi modaliteleri ve ev egzersiz programı programı uygulandı; II. gruptaki 30 hastanın hastaya klasik fizyoterapi modaliteleri ve otago egzersizleri uygulandı. Tedavi öncesinde ve tedavi sonrasında ve tedavi sonrası 2. ayda hastalar WOMAC, Le Quesne, KOOS gibi Gonartroz indeksleri, SF-36 yaşam kalitesi parametlerine göre değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya alınan iki çalışma grubunda da ağrı, fonsiyonel kapasite, WOMAC ve Lequesne indekslerinde anlamlı düzelmeler elde edildi; gruplar arasında Otago grubu lehine anlamlı farklılık tespit edildi. Yaşam kalitesi değerlendiresinde kullanılan SF-36 Fiziksel İşlevsellik Ölçeği, Fiziksel Sağlık Nedeniyle Rol Sınırlamaları, Duygusal İyi Olma Durumu Ölçeği, Sosyal İşlevsellik Durumu Ölçeği, Ağrı Durumu, Genel Sağlık Durumu skorlarında çalışmamıza dahil edilen her iki grupta anlamlı düzelmeler elde edilirken; Duygusal Sorunlardan Kaynaklı Rol Sınırlamaları, Enerji skorlarında her iki grupta da anlamlı düzelmeler saptanmadı. Sonuç: Klasik fizik tedavi modalitelerine ek olarak verilen otago egzersizlerinin ev egzersizi programından elde edilen sonuçlardan çok daha iyi sonuçlar alınmasını sağladığını göstermektedir. Ancak bu alandaki çalışmların sınırlı bir sayıda olması, elde edilen bulgularla ilgili bir karşılaştırılma yapılmasına olanak sağlamamaktadır. Bu nedenle gonartrun tedavisinde otago egzersizlerinin etkisini farklı açılardan ele alan çalışmaların donelerine ihriyaç vardır. Pratik bir uygulama olması nedeniyle önemli tasarruflar sağlayan bu yöntemin gonartroz tedavisindeki etkisinin kapsamlı bir şekilde ortaya konması gerekmektedir. Rutin tedavilerde sıklıkla kullanılan bu yöntemin bilimsel bulgular ışığında hangi tedavi modaliteleri ile daha faydalı olacağının karşılaştırılması çalışmalarla tespit edilmelidir.

EgzersizEgzersiz tedavisiEgzersiz tedavisi+6
Sercan Aksu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Rotator manşet sendromu olan bireylerde proprioseptif egzersizlerin etkinliği

Bu araştırma konvansiyonel egzersiz ve fizik tedavi programına eklenen, propriosepsiyon egzersizlerinin rotator manşet sendromunun tedavisindeki etkinliğinin araştırılması amacı ile yapılmıştır. Araştırmamıza 20-55 yaş arasında rotator manşet sendromu tanısı olan ve fizik tedavi yöntemleri ile tedavi edilmemiş olan, daha önce omuz cerrahisi geçirmemiş ve omuz pasif eklem hareketleri açık olan hastalar dahil edildi. 80 hasta kapalı zarf yöntemiyle randomize edilerek 40'ar 2 grup oluşturuldu. Birinci gruba konvansiyonel fizyoterapi, Codman egzersizleri ve Theraband ile kuvvetlendirme egzersizleri verildi, ikinci gruba ise bunlara ek olarak omuz propriosepsiyon egzersizleri verildi. Hastalar çalışma öncesinde ve egzersizlerin bitirildiği zaman olan 8. hafta kontrollerinde; hasta demografik bilgileri, VAS (Visual Analog Scale) ile ağrı düzeyleri, kas kuvveti ölçümü, aktif ve pasif eklem hareket açıklığı, eklem pozisyon hissi ölçümü, fonksiyonel durum için DASH (Disabilities of the arm shoulder and hand) ve SPADI (Shoulder pain and disability index) indeksi değerleri açısından değerlendirilmiştir. Tedavi öncesi yaş, cinsiyet, beden kitle indeksi, etkilenen taraf, dominant taraf, eğitim durumları ve meslek bulguları açısında bir fark bulunmadı (p>0,05). Her iki grubunda grup içerisinde tedavi sonrasındaki ağrı düzeyleri, eklem hareket açıklıkları, fonksiyonel düzeyleri, eklem pozisyon hisleri ve kas kuvveti ölçümlerinde tedavi öncesine göre anlamlı fark bulundu(P<0,05). Propriosepsiyon egzersizlerinin etkinliğinin belirlenmesi amacı ile konvansiyonel fizik tedavi alan grup ile ekstra propriosepsiyon egzersizleri yapan grubun karşılaştırılmasında; ağrı düzeyinde azalma, eklem pozisyon hissinde artış, pasif fleksiyon ve aktif-pasif eksternal rotasyon dışındaki eklem hareket açıklığı ölçümlerinde artış, fonksiyonel düzeydeki değişim, ekstra propriosepsiyon egzersizleri yapan grupta konvansiyonel fizik tedavi alan gruba göre daha anlamlı bulundu (p<0,05). Çalışmamızın sonunda rotator manşet sendromu tedavisinde konvansiyonel fizyoterapi programına eklenen proprioseptif egzersizlerin; ağrının azaltılmasına, eklem hareket açıklıklarının arttırılmasına, eklem pozisyon hassasiyetinin geliştirilmesine ve fonksiyonel durumun geliştirilmesine ek katkı sağladığı saptanmıştır.

AlıştırmalarEgzersizEgzersiz tedavisi+6
Ferhat Samed Çapkın
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 geçirmiş kişilerde kuvvetlendirme ve gevşeme egzersizlerinin kas iskelet sistemi ağrıları, anksiyete ve uyku kalitesine etkisi

COVID-19 sonrası kişilerde kas iskelet sistemi ağrıları, anksiyete, uyku problemleri devam edebilmektedir. Çalışmamızda, COVID-19 semptomları devam eden kişilerde kuvvetlendirme ve gevşeme egzersizlerinin kas iskelet ağrıları, anksiyete ve uyku kalitesine etkisinin incelenmesi amaçlandı. Gaziosmanpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 18 Ocak 2021 – 31 Mart 2021 tarihleri arasında yürütülen çalışmaya son 3 ay içerisinde COVID-19 tanısı almış, yaşları 18-65 arasında değişen 76 hasta dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen hastalardan 38'ine kuvvetlendirme ve gevşeme egzersizleri uygulanırken (deney grubu), 38'ine ise herhangi bir egzersiz uygulanmadı (kontrol grubu). Çalışma öncesi ve çalışma sonrası tüm hastalara, kişisel bilgi formu, McGill ağrı ölçeği kısa formu (SFMPQ), kısa form 36 (SF-36), Pittsburgh uyku kalitesi ölçeği (PUKİ) uygulandı. Çalışma öncesi demografik özellikler ve ölçeklere bakıldığında, deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05). Çalışma sonrasında deney grubunda SF-36, Mcgill Total Skor, Mcgill VAS, Mcgill Mevcut Skor, Beck Anksiyete Ölçeği ve PUKİ puanında anlamlı düzeyde fark saptandı (p<0,05). Çalışma sonrasında kontrol grubunda ise Mcgill Mevcut Skor, SF-36'nın Fiziksel Rol Güçlüğü, Sosyal İşlevsellik ve Ağrı alt boyut puanları dışında tüm değerlendirmelerde istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p<0,05). Mcgill VAS, Mcgill Mevcut skor, Beck Anksiyete ölçeği ve PUKİ puanlarının deney grubunda ilk değerlendirme ile son değerlendirme arasındaki azalma miktarları, kontrol grubundan anlamlı derecede fazladır (p<0,05). SF-36'nın Emosyonel Rol Güçlüğü alt boyutu dışında tüm puanlarının, deney grubunda ilk değerlendirme ile son değerlendirme arasındaki artış miktarları, kontrol grubundan istatistiksel açıdan anlamlı derecede fazladır (p<0,05). Sonuç olarak çalışmamızda, kuvvetlendirme ve gevşeme egzersizlerinin COVID-19 sonrası kas iskelet sistemi ağrılarına, anksiyete ve uyku kalitesine anlamlı derecede olumlu etki ettiği belirlenmiştir.

AnksiyeteEgzersizEgzersiz tedavisi+5
Berat Keskin
Haliç University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Boyun ağrısında iki farklı ev egzersizi programının etkisinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı boyun ağrısı şikayeti olan bireylerde, iki farklı ev egzersizi yönteminin egzersiz devamlılığına, boyun ağrısı ve boyun özürlülüğü üzerine etkisinin karşılaştırılmasıdır. İstanbul Arel Üniversitesi Meslek Yüksekokulu'nda Şubat 2018 – Mayıs 2018 tarihleri arasında yürütülen çalışma, akademik ve idari çalışanlardan boyun ağrısı şikayeti olan, yaşları 25-60 yıl arasında değişen 60 kişi ile yapıldı. Olgular rasgele yöntemle iki gruba ayrıldı. Grup 1'e basılı materyal ile ev egzersiz yöntemi (B.M.E.Y) Grup 2'ye ise videolu telefon hatırlatıcı özellikli ev egzersiz yöntemi (V.H.E.Y) ile egzersiz verildi. Ağrı şiddeti 'Vizüel Analog Skala' (VAS), boyun özürlülük düzeyi 'Boyun Ağrı ve Disabilite Skoru' (BADS) ile egzersiz öncesi ve egzersiz sonrası değerlendirildi. Elde edilen sonuçlar uygun istatistiksel yöntemlerle analiz edildi. İki grup arasında yaş ve cinsiyet yönünden farklılık yoktu (p>0,05). Egzersiz devamlılığı yönünden iki grup arasında anlamlı bir farklılık bulundu. Tanımlayıcı istatistiklere bakıldığında Grup 2'nin (V.H.E.Y) egzersiz devamlılığının daha fazla olduğu görüldü. Her iki grupta egzersiz öncesi ve sonrası boyun ağrısı ve boyun özürlülüğü değerlendirmelerinde iyileşme gözlendi (p<0,05). Tanımlayıcı istatistiklere bakıldığında VAS ve BADS değerlendirmelerinde Grup 2 (V.H.E.Y) lehine anlamlı düzeyde fark bulundu. Sonuç olarak bu çalışmada egzersiz sonrası iki grubun da ağrı şiddeti ve boyun özürlülüğünde anlamlı düzeyde iyileşme izlendi. Basılı materyal ile verilen klasik ev egzersiz yöntemi yerine uygulanabilecek videolu ve telefon hatırlatıcı özellikli ev egzersiz yönteminin egzersiz devamlılığı, ağrı şiddeti ve boyun özürlülüğü üzerine daha etkilidir.

AğrıAğrı ölçümüBoyun ağrısı+5
Özden Laçin
Haliç University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan idiyopatik skolyozda schroth egzersizlerinin solunum fonksiyonları üzerine etkisi

Bu araştırma, adölesan idiyopatik skolyoz tanısı ile korse kullanan bireylerde, korse kullanımı ve Schroth egzersizlerinin bireylerin solunum fonksiyonları üzerindeki etkisini ortaya koymak amacıyla Formed Healthcare Skolyoz Korse ve Tedavi Merkezinde takipli 24 olgu ile gerçekleştirildi. Örneklem; Korse grubu ve Korse&Egzersiz grubu olmak üzere ikiye ayrıldı. Olgulara ait demografik ve klinik veriler araştırmacı fizyoterapist tarafından hazırlanan form ile, solunum parametrelerine ilişkin veriler ise spirometre ile literatürde tanımlanan protokoller dikkate alınarak tedavi öncesi ve Korse&Egzersiz tedavisinin 8. haftasında olmak üzere iki aşamada kaydedildi. Verilerin analizinde Statistical Package for Social Science (SPSS) Windows Version 22.0 kullanıldı. Elden edilen verilerin analizinde; Korse&Egzersiz grubunda tedavi sonrası FEV1 parametresinde, tüm olguların analizinde ise FVC parametresinde artış saptandı. Olguların analizinde Lomber Cobb açısı ve VKİ arasında pozitif korelasyon, tedavi sonrası korse giyme süresi ve FVC arasında negatif korelasyon; korse giyme süresi ve FEV1 parametresi arasında negatif korelasyon olduğu tespit edildi (p < 0,05). Elde edilen veriler sonucu; kısa dönemde Schroth egzersizlerinin FEV1 üzerine olumlu katkısnın olduğu ve kısa dönemde asimetrik korse kullanımının AİS'li olgularda solunum parametrelerini olumsuz etkilemediği saptandı.

EgzersizEgzersiz tedavisiErgenler+3
Hande Tunç
Haliç University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Total diz artroplastisi sonrası önerilen broşür ve video bazlı ev programlarının etkinliğinin karşılaştırılması

Çalışmanın amacı osteoartrit nedeniyle total diz artroplastisi sonrası önerilen broşür ve video bazlı ev egzersiz programlarının etkinliklerinin karşılaştırılmasıdır. Çalışmaya katılan hastalar randomize olarak video bazlı ev egzersiz programı grubu (n=20) ve broşür bazlı ev egzersiz grubu (n=20) şeklinde iki gruba ayrıldı. Her iki gruba hastanede yattığı süre boyunca araştırmacı fizyoterapist tarafından ortopedik rehabilitasyon uygulandı. Hastalar taburcu olduktan sonra atandığı gruba göre ev egzersiz programı verildi. Broşür bazlı ev egzersiz programı önerilen gruba bir broşür sayfası verilirken, video bazlı ev egzersiz programı önerilen hasta grubuna aynı egzersizlerin olduğu video link olarak verildi. Hastalar taburculuklarında, postoperatif ikinci ve altıncı haftada değerlendirildi. Ağrı değerlendirmesi için Visüel Analog Skala (VAS), Eklem Hareket Açıklığını (EHA) değerlendirmek için universal gonyometrik ölçüm ve fiziksel performansı değerlendirmek için 6 Dakika Yürüme Testi (6DYT), Merdiven İnip Çıkma Testi ve Zamanlı Kalk Yürü Testi kullanıldı. Fonksiyonellik düzeyi Western Ontario ve McMaster Üniversiteleri İndeksi (WOMAC) ile fonksiyonel değerlendirmesinin günlük yaşam kalitesi düzeyi ise Kısa Form 36 Yaşam Kalitesi Ölçeği (SF-36) ile sorgulandı. Cerrahi sonrası ikinci ve altıncı haftada grup içi değerlendirmede Fleksiyon EHA, VAS, 6 DYT, Zamanlı Kalk Yürü Testi, Merdiven İnip Çıkma Testi ve WOMAC alt parametrelerinden ağrı ve fiziksel fonksiyondaki değişimin her iki grupta da benzer şekilde anlamlı olarak arttığı görülürken (p<0,005), gruplar arası karşılaştırmada cerrahi sonrası video bazlı ev egzersiz grubu lehine fleksiyon EHA, 6 DYT, zamanlı kalk yürü testi, merdiven inip çıkma testi ,Womac sertlik ve fiziksel fonksiyon alt parametreleri arasında anlamlı farlılıklar olduğu görülmüştür (p<0,005). Sonuç olarak total diz artroplastisi sonrası hastaya önerilen video bazlı ev egzersiz programının broşür bazlı programa göre yaşam kalitesi ve fonksiyonellik açısından daha olumlu etkilere sahip olduğu görüldü.

ArtroplastiAğrıAğrı-postoperatif+7
Feyza Nur Biçen Aslan
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Disfonksiyonel işemesi olan bireylerde dinamik nöromüsküler stabilizasyon egzersizlerinin idrar akışına ve yaşam kalitesine etkisi

Bu araştırma kapsamında disfonksiyonel işemeli bireylerde dinamik nöromüsküler stabilizasyon (DNS) egzersizlerinin idrar akışına ve yaşam kalitesine etkisi değerlendirilmiştir. Bu deneysel çalışma, Mart 2021 ile Haziran 2023 tarihleri arasında İstanbul ilinde ÜroKlinik'e başvuran ve disfonksiyonel işeme tanısı almış hastalar ile yürütüldü. Çalışmaya dahil edilen 34 katılımcı, DNS egzersizlerinin uygulandığı deney ve manuel uygulamanın yapıldığı kontrol grubu olmak üzere iki gruba randomize edildi. Tüm katılımcılara, müdahale öncesinde ve sonrasında Disfonksiyonel İşeme ve İnkontinans Semptom Skorlaması (DVISS), SF-36 Yaşam Kalitesi Değerlendirme Kısa Formu ve Üroflowmetri testi uygulandı. Araştırmamız sonucuna göre, DNS egzersiz grubunda yer alan katılımcıların tedavi sonrası üroflowmetri sonuçlarından cinsiyet, işenen hacim, ortalama akış hızı, düzeltilmiş akış hız ile yaşam kalitesi parametrelerinden fiziksel fonksiyon, fiziksel rol güçlüğü, emosyonel rol güçlüğü, ruhsal sağlık, sosyal işlevsellik, ağrı, genel sağlık algısı ve işeme bozuklukları semptom düzeylerinin tedavi öncesine kıyasla iyileştiği; bulunmuştur (p˂0,05). Diğer değişkenler ise tedavi öncesi ve sonrası değerleri bakımından istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemektedir (p>0,05). Diğer yandan kontrol grubunda yer alan katılımcıların tedavi sonrası üroflowmetri sonuçlarından akış hızı, ortalama akış hız ile yaşam kalitesi parametrelerinden fiziksel rol güçlüğü, emosyonel rol güçlüğü, enerji/canlılık/vitalite, ruhsal sağlık, sosyal işlevsellik, ağrı, genel sağlık algısı ve işeme bozuklukları semptom skoru düzeylerinin iyileştiği bulunmuştur (p˂0,05). Diğer değişkenler ise tedavi öncesi ve sonrası değerleri bakımından istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemektedir (p>0,05). DNS egzersiz grubunda yer alan katılımcıların işeme bozukluğu semptom düzeyindeki azalma kontrol grubuna kıyasla daha fazladır. Diğer değişim miktarları ise gruplara göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemektedir (p>0,05). Sonuç olarak çalışmamızda, hem DNS egzersiz yaklaşımının hem de manuel uygulamaların işeme bozukluğu semptomlarının tedavisinde etkili olabileceğini gösterilmiştir. Ancak DNS egzersiz grubunda yer alan katılımcıların işeme bozukluğu semptom düzeyindeki azalma kontrol grubuna kıyasla daha fazladır.

Egzersiz tedavisiYaşam kalitesiÜrinasyon+1
Talya Melikoğlu
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 geçiren hastalarda uzun dönemde egzersiz kapasitesi, periferik kas kuvveti, denge, kognitif durum ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

Koronavirüs Hastalığı 2019 (COVID-19) enfeksiyonu ile ilgili kanıtlar, şiddetli ve sıklıkla ölümle sonuçlanan multisistemik bir hastalığa işaret etmektedir. COVID-19'da mevcut sınırlı veriler pulmoner ve fiziksel fonksiyonlarda, bilişsel durumda bozulma, düşük yaşam kalitesi ve duygusal problemler olduğunu göstermiştir. Bu çalışmanın amacı; COVID-19 enfeksiyonu geçirmiş bireyler ile henüz COVID-19 enfeksiyonu geçirmemiş bireylerin egzersiz kapasitesi, periferik kas kuvveti, denge, kognitif durum ve yaşam kalitesini karşılaştırmaktı. Çalışmaya 20 COVID-19 enfeksiyonu geçirmiş birey ve 20 yaş-cinsiyet olarak uyumlu sağlıklı birey katıldı. Bireylerin fiziksel ve demografik özellikleri kaydedildi. Egzersiz kapasitesi Artan Hızda Mekik Yürüme Testi (AHMYT) ile, denge Zamanlı Kalk Yürü Testi (TUG) ile değerlendirildi. Periferik kas kuvveti için el dinamometresi ile el kavrama kuvveti ölçüldü; quadriceps kas kuvveti değerlendirildi. Katılımcıların yaşam kalitesi SF-36 Kısa Form anketi, kognitif durum Bilişsel Durum Ölçeği (BDÖ), yorgunluk algılaması Yorgunluk Şiddeti Ölçeği (YŞÖ), hareket korkuları Tampa Kinezyofobi Skalası (TKS), ağrı durumları McGill Ağrı Anketi, psikososyal durumları Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği (HADS) ve nefes darlığı algılaması Modified Medical Research Council dispne skalası (mMRC) ile değerlendirildi. Çalışma sonucunda COVID-19 enfeksiyonu geçirmiş bireylerin AHMYT mesafesi ve yaşam kalitesi sağlıklı gruba göre daha düşük bulundu (p<0,05). COVID-19 grubunun anksiyete düzeyi, yorgunluk şiddeti, ağrı düzeyi, günlük yaşamdaki nefes darlığı algılaması ve hareket korkusu sağlıklı gruba göre daha fazlaydı (p<0,05). COVID-19 enfeksiyonu geçirmiş bireylerin uzun dönemde bilişsel durumu, periferik kas kuvveti, denge düzeyi sağlıklı grupla benzerdi (p>0,05). COVID-19 enfeksiyonu sonrası uzun dönemde pulmoner rehabilitasyon programları ağrı, egzersiz kapasitesi, yaşam kalitesi, yorgunluk şiddeti, hareket korkusu ve nefes darlığı algılamasına ve psikososyal durumlarına yönelik multidisipliner bir yaklaşım içinde planlanmalıdır.

Bilişsel işlevlerCOVID 19Denge+7
Melike Şura Öksüz
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

COVİD-19 enfeksiyonu geçiren bireylerde egzersiz eğitiminin solunum fonksiyonları, fonksiyonel kapasite, fiziksel aktivite ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

COVID-19 enfeksiyonu sonrası verilen egzersiz eğitimi post akut dönemde ortaya çıkan fonksiyonel kayıpların giderilmesinde etkili olabilir. Bu nedenle çalışmamız, COVID-19 enfeksiyonunu şiddetli geçiren olgularda taburculuk sonrası enfeksiyona ve yoğun bakımda yatışa bağlı gelişebilecek solunum fonksiyonu, fonksiyonel kapasite, denge, fiziksel aktivite ve yaşam kalitesi problemlerinin değerlendirilmesi, sağlıklı olguların özellikleri ile karşılaştırılması ve COVID-19 enfeksiyonu geçiren olgulara yönelik egzersiz eğitiminin etkinliğinin araştırılması amacı ile randomize kontrollü olarak planlandı. Çalışmamızın birinci kısmında COVID-19 enfeksiyonunu geçiren bireyler (n=26) ile sağlıklı bireyler (n=26) karşılaştırıldı. İkinci kısımda ise COVID-19 enfeksiyonu geçiren bireylerden oluşan egzersiz (n=25) ve kontrol (n=25) grubu bireylerde egzersiz eğitiminin etkileri karşılaştırıldı. Bireylerin solunum fonksiyonları, solunum ve periferik kas kuvvetleri ölçüldü. Altı dakika yürüme testi ile fonksiyonel kapasite değerlendirildi. Sağlıkla ilişkili yaşam kalitesi için Nottingham Sağlık Profili ve St George Solunum Anketi, anksiyete ve depresyon için Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği ve yorgunluk için Yorgunluk Şiddeti Ölçeği, bilişsel fonksiyonlar için Mini Mental Durum Değerlendirmesi, denge için stabilometre değerlendirmesi ve zamanlı kalk yürü testi kullanıldı. Egzersiz grubuna rutin takip ve tedavilerine ek olarak 12 hafta süre ile aerobik egzersiz ve kuvvet eğitimi verildi. Kontrol grubunun ise sadece rutin tedavi ve takiplerine devam edildi. COVID-19 grubunun solunum fonksiyonları, periferik kas kuvveti, fonksiyonel kapasite, yaşam kalitesi, denge, yorgunluk, anksiyete ve depresyon düzeyleri sağlıklı gruptan anlamlı olarak daha düşük bulundu (p<0,05). Solunum kas kuvveti ve bilişsel fonksiyon birbirine benzerdi (p>0,05). Egzersiz eğitimi sonucunda, egzersiz grubunun solunum fonksiyonu, solunum ve periferik kas kuvveti, fonksiyonel kapasitesi, yaşam kalitesi, denge, yorgunluk, anksiyete ve depresyon düzeyleri anlamlı olarak arttı (p<0,05). Bilişsel fonksiyonlarda anlamlı bir fark gösterilmedi (p>0,05). Kontrol grubunun ise ölçülen parametreleri çalışma sonunda anlamlı değişiklik göstermedi (p>0,05). Sonuç olarak, şiddetli COVID-19 enfeksiyonu geçiren olgularda sağlıklı bireylere göre, taburculuktan altı ay sonra bile solunum fonksiyon kayıpları ve yorgunluk şikayetleri devam etmekte, yaşam kalitesi, kas kuvveti ve fonksiyonel kapasite azalmaktadır. Aerobik egzersiz ve kuvvet eğitimini içeren 12 haftalık egzersiz eğitimi, bireylerin solunum fonksiyonları, fonksiyonel kapasite, yaşam kalitesi, depresyon, anksiyete ve yorgunluk düzeylerini düzeltmede etkilidir. Çalışmamızın sonuçlarına göre, COVID-19 enfeksiyonunu şiddetli geçiren olgularda aerobik egzersiz ve kuvvet eğitimini içeren egzersiz eğitimi, güvenilir, etkili ve klinikte uygulanabilir bir yöntemdir. Anahtar Kelimeler: Post-akut COVID-19, Aerobik egzersiz, Kuvvet eğitimi, Solunum fonksiyonları, Yorgunluk.

COVID 19EgzersizEgzersiz tedavisi+6
Ukbe Şırayder
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Masa başı çalışanlarında postür egzersizlerinin ağrı ve yaşam kalitesine etkisi

Günümüzde, teknoloji alanındaki ilerlemeler sonucunda masa başından yürütülen iş sayısında artış görülmektedir. Bu tür işlerde istihdamdaki artışa paralel olarak eklem ve kas problemleri halk sağlığında önemli bir paya sahip olmuştur. Ara verilmeksizin uzun saatler boyu belirli bir pozisyonda çalışılması hareket etmeyi sağlayan unsurlar arasında dengesizlik meydana getirmektedir. Bu tür durumlar boyundan başlayıp ayaklara dek bütün bedenin farklı bölgelerinde sorunlara yol açmaktadır. Bu sorunlardan kaynaklanan ağrı ve şikâyetler kişilerin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir. Masa başı çalışanları sabit bir pozisyonda uzun süreli çalışma ve yinelenen hareketlerle işlerini yürütmektedir ancak bu durum ciddi düzeyde bir risk faktörü olup kas ve iskelet sistemi sorunlarına zemin hazırlar. Bu çalışmanın amacı, masa başı çalışanlarına uygulanan postür egzersizlerinin ağrı ve yaşam kalitesi üzerine etkisini araştırmaktır.Çalışmamıza 20-55 yaş aralığında olan 60 masa başı çalışanı dahil edilmiştir. Katılımcılara 6 hafta boyunca günde 3 kez 15 tekrar olmak şartıyla uygulayacakları egzersiz programı verilmiştir.Egzersiz programı öncesi ve sonrasında katılımcıların ağrı şiddetini belirmek için Vizüel Analog skalasıyla (VAS) yaşam kalitesini değerlendirmek için ise Yaşam Kalitesi Ölçeğinde Kısa Form-36(SF-36) ile değerlendirilmiştir.Yapılan değerlendirme sonuçlarından toplam 60 kişiden 12 kişinin egzersiz sonrası ağrı derecesinin değişmediği gözlenirken 48 kişinin ağrı derecesi azalmıştır. Egzersiz öncesi ve egzersiz sonrası arasında VAS değeri bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Egzersizin ağrının azalmasına pozitif yönde etki ettiği belirlenmiştir. Yaşam kalitesi ölçeğinin alt parametreleri 8 başlıkta ele alınmıştır. Sonuçlara göre; Duygusal sorunlardan kaynaklanan rol sınırlamaları adlı parametre üzerinde istatistiksel olarak bir etkisi bulunmamıştır (p>0.05). Fiziksel işlev, Fiziksel sağlık nedeniyle rol sınırlamaları, Enerji / Yorgunluk, Duygusal Esenlik, Sosyal İşlevsellik, Ağrı ve Genel sağlık adlı parametreler üzerinde postür egzersizlerinin istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi bulunmuştur. (p<0,05).Çalışmamızda,postür egzersizlerinin kişilerin yaşam kalitesi üzerine olumlu yönde etki ettiği belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Masa başı çalışanı, postür egzersizi, ağrı, yaşam kalitesi

AğrıDuruşEgzersiz+5
Elif Tuğçe Ersöz
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Multipl sklerozda seçici egzersiz eğitiminin kas mimarisi, denge, fonksiyon ve yorgunluğa olan etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı Multipl Skleroz (MS) hastalarında kas gruplarına özel, seçici, eksentrik ve konsentrik eğitimin; denge, fonksiyon, yorgunluk ve kas mimarisi üzerine olan etkisini belirlemekti. Tek kör, randomize kontrollü olan bu çalışmaya EDSS skoru 4 ve altında olan 33 MS hastası dahil edildi. Hastalar üç gruba ayrıldı. 1. gruba seçici eğitim 3 gün/hafta, 2. gruba koşu bandında yokuş aşağı yürüme eğitimi 2 gün/hafta, 3. gruba koşu bandında yokuş yukarı yürüme eğitimi 2 gün/hafta olmak üzere 8 hafta uygulandı. Kas mimarisinin normal özelliklerinin tanımlanması için 11 sağlıklı birey, kontrol grubu olarak değerlendirildi. Değerlendirmeler 1. hafta, 8. haftanın sonunda ve 12. haftada tekrar edildi. Kas kuvveti el dinamometresi ile değerlendirildi. Yorgunluk değerlendirilmesinde; Yorgunluk Şiddet Ölçeği, 6 dk yürüme testi öncesi ve sonrası Modifiye Borg Skalası ve Yürüyüş Yorgunluk İndeksi kullanıldı. Kas mimarisi değerlendirmesi için rektus femoris, biseps femoris, gastro-soleus, gastroknemius ve tibialis anterior kaslarının pennasyon açısı, lif uzunluğu ve kalınlığı Ultrasonografi ile değerlendirildi. Denge için tek ayakta durma ve 4 kare adımlama testleri kullanıldı. Fonksiyonel aktiviteler, süreli kalk-yürü, 2 dk yürüme ve 25 adım yürüme testi ile değerlendirildi. Çalışmamızda eğitim sonrası üç grupta denge, fonksiyonel aktivite ve yorgunluk yönünden sonuçları benzer bulundu (p>0,05). Yokuş aşağı yürüme grubunda plantar fleksör, yokuş yukarı yürüme grubunda dorsi fleksör kas kuvvetinde artış görüldü (p<0,05). MS hastalarının rektus femoris kas kalınlığı, sağlıklı bireylere göre düşük bulundu (p<0,05). Sonuç olarak üç farklı egzersiz eğitiminin denge, fonksiyonel aktivite, yorgunluk ve kas mimarisi üzerine olumlu etkileri olduğu görüldü. Kas mimari temelli seçici egzersiz eğitim grubu sonuçlarının, yokuş aşağı ve yukarı yürüme grupları ile benzer olması nedeniyle, MS rehabilitasyonunda alternatif bir yaklaşım olabileceğini ve farklı kas gruplarının da dahil edildiği çalışmalara ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Anahtar Kelimeler: Eksentrik Egzersiz, Kas Mimarisi, Konsentrik Egzersiz, Multipl Skleroz, Yorgunluk

DengeEgzersizEgzersiz tedavisi+6
Zekiye İpek Katırcı Kırmacı
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Transtibial amputasyonu olan bireylerde spinal stabilizasyon egzersizlerinin enerji harcaması üzerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, unilateral transtibial amputasyonu olan bireylerde klasik fizyoterapi programı (dinamik egzersizler, denge, genel kuvvetlendirme egzersizleri) ile birlikte uygulanan spinal stabilizasyon egzersizlerinin derin spinal kasların stabilizasyon kuvveti, enerji harcaması, egzersiz kapasitesi, yorgunluk, fonksiyonel mobilite ve protezle algılanan mobilite düzeyi üzerine etkisini araştırmaktır. Çalışmaya yaş ortalaması 38,61 ± 9,11 yıl olan 18 transtibial amputasyonu olan birey dâhil edildi. Bireyler rastgele atama ile grup 1 ve grup 2 olmak üzere iki gruba ayrıldı. Grup 1'deki bireylere 8 hafta boyunca klasik fizyoterapi programı, Grup 2'deki bireylere ise klasik fizyoterapi programı ile beraber spinal stabilizasyon egzersiz eğitimi uygulandı. Egzersiz eğitiminin başında ve sonunda yapılan değerlendirmede; maksimal enerji harcaması (kcal/h) ve egzersiz kapasitesi (mL/kg/dk) "6 Dakika Adımlayıcı Testi" (6DAT) sırasında portatif egzersiz testi cihazı ile değerlendirildi. Yorgunluk değerlendirmesi 6DAT öncesi ve sonrasında "Modifiye Borg Skalası" ile yapıldı. Derin spinal kasların stabilizasyon kuvveti (mmHg) "Basınç Geribildirim Ünitesi" ile değerlendirildi. Fonksiyonel mobilite "Süreli Kalk Yürü Testi" ile ve protezin algılanan mobilite düzeyine etkisi "Protez Değerlendirme Anketi"nin "Mobilite" alt skalası ile değerlendirildi. Grup içi karşılaştırmalarda, her iki grupta da derin spinal kasların stabilizasyon kuvveti, maksimal enerji harcaması ve egzersiz kapasitesi değerlerindeki egzersiz programı sonrası lehinde anlamlı bulundu (p<0,05). Gruplar arası karşılaştırmada, derin spinal kasların stabilizasyon kuvvetinde, algılanan mobilite düzeyinde, maksimum enerji harcamasında ve egzersiz kapasitesindeki değişim spinal stabilizasyon egzersizleri uygulanan grup lehine anlamlı bulundu (p<0,05). Bu çalışmanın sonucunda hem klasik fizyoterapi programının hem spinal stablizasyon egzersizlerinin değerlendirilen parametrelere olumlu etkisi bulunmakla birlikte, spinal stabilizasyon eğitiminin ampute rehabilitasyon programı içerisinde yer almasının önemli olduğu tespit edilmiştir. Çalışmamızda, rehabilitasyon programına spinal stabilizasyon egzersizlerinin eklenmesinin egzersiz kapasitesini, yorgunluk oluşmadan kullanılabilen enerji miktarını ve algılanan mobilite düzeyini arttırdığı görülmüştür. Çalışmamız alanda çalışan profesyoneller için yol gösterici olacaktır. İleride planlanacak çalışmaların farklı amputasyon nedenlerinde, farklı amputasyon seviyelerinde ve daha fazla kişi sayısı ile yapılmasının bu alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

AmpütasyonBeden stabilizasyonuEgzersiz+5
Senay Çerezci Duygu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik bel ağrılı hastaların fizyoterapi rehabilitasyonunda manuel tedaviye ilave akupressure uygulamasının etkilerinin incelenmesi

Çalışmamız kronik bel ağrısı (KBA) olan hastalarda manuel tedavi ile kombine olarak uygulanacak akupressure yönteminin etkilerini incelemek ve bu uygulamaların tek başına ortaya çıkardıkları etkiler ile kombine kullanımının etkilerini birbirleri ile karşılaştırmak amacıyla planlandı. Çalışmaya KBA teşhisi konulan 60 birey katıldı. Bireyler randomizasyon yoluyla 1'i kontrol, 3'ü uygulama olmak üzere 4 farklı gruba ayrıldı. Tüm gruptaki hastalara (kontrol grubu dahil) bel eğitimi ve omurgaya yönelik kuvvetlendirme ve stabilizasyon egzersizlerinden oluşan standart bir fizyoterapi programı uygulandı. Kontrol grubuna bu standart fizyoterapi programından başka hiçbir uygulama yapılmadı. Uygulama grubu olarak ele alınacak üç gruba ise bu programa ilave olarak birinci gruptaki hastalara akupressure, ikinci gruptaki hastalara manuel tedavi, üçüncü gruptaki hastalara ise manuel tedavi ve akupressure kombine uygulama yapıldı. Hastalar haftada 2 seans olmak üzere toplam 6 hafta süre ile tedaviye alındı. Katılımcıların ağrı şiddetinin düzeyi Visüel Ağrı Skalası (VAS) ve Algometre ile; kas kuvveti dinamometre ile ölçüldü. Fonksiyonel değerlendirme için Oswestry Disability Index (ODİ); anksiyete düzeyi için Beck Depresyon Envanteri; yaşam kalitesi için Yaşam Kalite Anketi (Quality of Life Questionnaire:SF-36) ve hareket korkusu için Tampa Kinezyofobi Ölçeği (TKÖ) kullanıldı. Hastalara bu değerlendirmeler, 6 haftalık tedavi programının başında ve sonunda uygulandı ve elde edilen veriler kaydedildi. Kontrol grubunda TKÖ değişkeni hariç bütün değişkenler yönüyle tedavi öncesi ve sonrası ölçümleri arası fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Akupressure grubunda TKÖ, Enerji-Canlılık-Vitalite ve Ruhsal Sağlık değişkenleri hariç bütün değişkenler yönüyle tedavi öncesi ve sonrası ölçümleri arası fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Manuel Terapi grubunda TKÖ değişkeni hariç bütün değişkenler yönüyle tedavi öncesi ve sonrası ölçümleri arası fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Akupressure +Manuel Terapi grubunda ise ağrı, kas kuvveti, kinezyofobi, depresyon ve yaşam kalitesi yönüyle tedavi öncesi ve sonrası ölçümleri arası fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Tedavi sonrası gruplar birbirleri ile karşılaştırıldığında ise VAS aktivite açısından en iyi grubun akupressure + manuel tedavi grubu olduğu, ağrı eşiği açısından en iyi iki grup manuel tedavi ve akupressure + manuel tedavi grubu olduğu, yaşam kalitesi açısından ise en iyi grubun manuel tedavi grubu olduğu görüldü.

AkupresürBel ağrısıEgzersiz tedavisi+5
Mahsum Eren
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemofilik dirsek artropatisinin fizyoterapi ve rehabilitasyonunda manuel tedavi ve kuvvetlendirme egzersizlerinin etkinliğinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı hemofilik dirsek artropatisinin fizyoterapi ve rehabilitasyonunda (FTR), kuvvetlendirme egzersizleri ve manuel tedavi yönteminin kanama sıklığı, ağrı, eklem hareket açıklığı, kas kuvveti, kol çevresi, eklem sağlığı, fonksiyonellik ve yaşam kalitesi üzerine etkisini araştırmaktır. Çalışmaya dirsek artropatili 12-35 yaş arası adölesan ve genç erişkin 17 hemofilik birey dahil edilmiştir. Bireyler Manuel Tedavi ve Egzersiz Grubu (MTEG) ile Ev Egzersizi Grubu (EEG) olmak üzere basit randomizasyonla ikiye ayrılmışlardır. EEG'deki bireylere kuvvetlendirme egzersizleri ev programı olarak verilmiştir. MTEG'dekilere fizyoterapist tarafından manuel tedavi uygulanmış ve klinik ortamda kuvvetlendirme egzersizleri verilmiştir. Bütün tedaviler haftada 3 gün, 5 hafta boyunca toplamda 15 seans olacak şekilde yapılmıştır. Kanama sıklığı son 5 haftada dirsek eklemindeki kanama sayısı ile değerlendirilmiştir. Numerik ağrı skalası, aktivite ve istirahat ağrısı için kullanılmıştır. Eklem hareket açıklığı (EHA) evrensel gonyometre ile kas kuvveti ise dijital dinamometre ile ölçülmüştür. Quick-DASH anketi ve Oxford Dirsek Skoru (ODS) sırasıyla üst ekstremitenin fonksiyonelliği ve yaşam kalitesi için kullanılmıştır. Dirsek ekleminin durumu Hemofili Eklem Sağlığı Skoru-Dirsek Puanı (HESS-DP) ve Hospital for Special Surgery-Dirsek Skorlama Sistemi (HSS-DSS) ile değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler tedavi öncesi ve sonrasında aynı fizyoterapist tarafından yapılmıştır. Sonuç olarak MTEG'de kanama sıklığı anlamlı olarak azalmıştır (p<0,05). Aktivite ağrısı her iki grupta anlamlı olarak azalmıştır (p<0,05) ancak MTEG'deki azalma daha fazla olmuştur. Dirsek ekleminin bütün hareketlerinde MTEG'de EEG'ye göre anlamlı olarak daha faza artış görülmüştür (p<0,05). Kas kuvveti ölçümlerinde, MTEG'de daha fazla kas grubu için anlamlı artış olmuştur (p<0,05). Her iki grupta da HESS-DP azalmış ancak sadece MTEG'deki düşmenin anlamlı olduğu (p<0,001) ve MTEG'deki azalmanın EEG'dekine göre anlamlı olarak daha fazla olduğu görülmüştür (p<0,05). HSS-DSS ve Q-DASH sadece MTEG'de anlamlı olarak düzelmiştir (p<0,05). Total ODS puanı her iki grupta da anlamlı olarak iyileşmiştir (p<0,05). Normatif değerlere göre en fazla kayıp fleksiyon ve pronasyon açılarında olmuştur. Q-DASH ile EHA'lar arasında yapılan korelasyon analizi, sadece pronasyon açısı ve Q-DASH arasında kuvvetli bir ilişki olduğunu göstermiştir (r=-,704, p=0,000). Bu sonuçlara göre, dirsek hemofilik artropatisinin FTR'sinde manuel tedavi ve gözetimli kuvvetlendirme egzersizlerinin herhangi bir komplikasyona yol açmaksızın artropati şiddetini azaltıp fonksiyonelliği artırmıştır. FTR tedavisine erişemeyen hemofilikler için ev egzersizlerinin önerilmesi gerektiği düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Hemofili, artropati, dirsek eklemi, manuel tedavi, egzersiz

ArtropatiDirsekEgzersiz tedavisi+5
Ayşe Merve Tat
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Chiari malformasyonu tip 1'li hastalarda farklı egzersiz programlarının etkilerinin incelenmesi

Bu çalışma Chiari Malformasyonu Tip 1'li (CM Tip 1) hastalarda Semptomlara Yönelik Egzersiz (SYE) ve Servikal Spinal Stabilizasyon Egzersiz (SSSE) programlarının ağrı, propriyosepsiyon, denge, koordinasyon, yutma fonksiyonları, günlük yaşam aktiviteleri ve yaşam kalitesine etkilerini incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya CM Tip 1 tanısı almış ve cerrahi endikasyonu bulunmayan 16 hasta dahil edildi. Hastalar CM Tip 1'de "küçük posteriyor fossa" ve "atlantoaksiyal instabilite" teorilerinin temellerine göre "SYE Grubu" (n=8) ve "SSSE Grubu" (n=8) olmak üzere iki farklı egzersiz grubuna ayrıldı. Her iki egzersiz grubundaki hastalara, haftada 3 gün ve toplam 6 hafta SYE veya SSSE programları uygulandı. Tüm değerlendirmeler, hastalar egzersiz programlarına başlamadan hemen önce ve 6 haftalık egzersiz programı sonrasında olmak üzere toplam 2 defa yapıldı. Çalışma sonuçlarında, her iki egzersiz grubundaki CM Tip 1'li hastaların ağrıları azalırken, propriyosepsiyon duyuları, dengeleri ve yaşam kalitelerinin arttığı belirlendi (p<0,05). CM Tip 1'li hastaların koordinasyonları yalnızca SYE grubunda gelişirken (p<0,05), SSSE grubunda değişiklik görülmedi (p>0,05). Diğer yandan, CM Tip 1'li hastaların postürleri yalnızca SSSE grubunda düzeldi (p<0,05). CM Tip 1'li hastaların, yutma fonksiyonları ve günlük yaşam aktivitelerinde ise her iki egzersiz programıyla da değişiklik olmadı (p>0,05). Bu bulgular, cerrahi endikasyonları olmayan CM Tip 1'li hastalara özgü egzersiz programlarının, rutin kontrollerine ve medikal tedavilerine yardımcı bir tedavi yöntemi olarak kullanılabileceğini gösterdi. Sonuç olarak; çalışmamızda cerrahi endikasyonu olmayan rutin kontrollerle takip edilen CM Tip 1 hastalarının, medikal tedavilerine ek olarak uyguladığımız, farklı teoriler temelinde oluşturulan her iki egzersiz programından da fayda gördüğü ve hastaların bulgularına göre egzersiz programına ilaveler yapılabilmesinin yaralı olabileceği düşünüldü. Bununla birlikte bu faydaların uzun dönemdeki etkilerinin belirlenebilmesi için egzersiz programı sonrası takip çalışmalarına ihtiyaç olduğu sonucuna varıldı.

Arnold-Chiari malformasyonuAğrıEgzersiz+4
Ceyhun Türkmen
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kayan platformda yapılan fonksiyonel egzersizlerin uyluk kas aktivasyonu ve alt ekstremite düzgünlüğüne etkisi

Bu çalışmanın amacı kayan platform üzerinde yapılan alt ekstremite fonksiyonel egzersizler sırasındaki kuadriseps ve hamstring kas aktivasyon seviyelerinin ve alt ekstremite düzgünlüğünün araştırılması ve normal zeminle karşılaştırılmasıydı. Çalışmaya 15 erkek, 15 kadın olmak üzere 30 sağlıklı fiziksel aktif birey (Yaş: 23,83±2,84 yıl, beden kütle indeksi: 21,75±1,72 kg/m2) dahil edildi. Tek bacak çömelme ve hamle egzersizleri öne, yana ve arkaya uzanma olacak şekilde yapıldı ve vastus medialis (VM), vastus lateralis (VL), biseps femoris (BF), semitendinosus (ST) kas aktivasyon seviyeleri yüzeyel elektromiyografiyle ölçüldü. Egzersizler normal zeminde ve kayan platformda rastgele olacak şekilde yapıldı. Egzersizlerin fazları (gidiş, bekleme ve dönüş) video kamera ile analiz edildi. Egzersizlerin bekleme fazındaki kalça ve diz fleksiyon açıları ve oranları 2 boyutlu hareket analizi ile değerlendirildi. Tüm egzersizlerde dominant VM ve VL kas aktivasyon seviyeleri, gidiş ve dönüş fazlarında kayan platformda daha yüksekti (p<0.05). BF kas aktivasyon seviyesi, kayan platformda öne çömelmede bekleme fazında daha yüksekti (p=0.013). Arkaya çömelme kayan platformda yapıldığında BF ve ST kas aktivasyon seviyesi dönüş fazında daha yüksekti (p<0.05). Öne ve arkaya hamle egzersizleri kayan platformda yapıldığında dominant BF aktivasyon seviyesi dönüş fazında daha yüksekti (p<0,05). Öne hamle, arkaya hamle ve öne çömelme egzersizleri kayan platformda yapıldığında kalça/diz fleksiyon oranların 1'e daha yakın olduğu görüldü (p<0,05). Tek bacak çömelme ve hamle egzersizleri kayan platformda yapıldığında daha fazla kuadriseps-hamstring kas aktivasyonu sağlamaktadır. Bu nedenle, diz kaslarının egzersiz eğitimlerinde kayan platformlar etkili bir şekilde kullanılabilir. Öne yapılan çömelme ve hamle egzersizleri sagital düzlemde kalça ve diz fleksiyon açı dengesini sağlamak için önerilebilir.

Alt ekstremiteEgzersizEgzersiz tedavisi+4
Çiğdem Demir
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00

Related subjects