Reliability

198 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Paletli bir zırhlı aracın süspansiyon sisteminin saha verileri ile hata türleri ve etkileri analizi sonuçlarına göre güvenilirlik merkezli bakım planlaması

Güvenilirlik merkezli bakım 1970'li yılların başından itibaren havacılık sektöründe önemli hale gelmeye başlamıştır. Nowlan ve Heap tarafından (1978) Amerikan Hava Kuvvetleri için hazırlanan güvenilirlik merkezli bakım raporu ile birlikte bu alandaki çalışmalar yoğunlaşmıştır. Yapılan tez çalışması ile günümüzde havacılık sektöründe yaygın olarak kullanılan güvenilirlik merkezli bakım uygulamasının zırhlı kara araçları süspansiyon sistemi üzerinde bir örneğinin geliştirilmesi üzerinde durulmaktadır. Güvenilirlik merkezli bakım uygulaması geliştirilirken saha arıza verileri ve süspansiyon sistemi Hata Türleri ve Ektileri Analizi (HTEA) sonuçları kullanılmıştır. Uygulamayı gerçekleştirmek için Türk Ordusu Zırhlı Muharebe Araçları'nın saha arıza kayıt verilerinden süspansiyon sistemi arıza verileri incelenmiştir ve sınıflandırılmıştır. Veriler uygun hale getirildikten sonra parça hata oranları Reliasoft yazılımı kullanılarak uygun dağılımlar seçilerek hesaplanmıştır. Aynı zamanda paletli zırhlı araçlar süspansiyon sistemi için HTEA benzeri bir bilgi formu yapılmıştır. Çıkan sonuçlar güvenilirlik merkezli bakım akış şemasına uygun şekilde değerlendirilmiştir ve zırhlı paletli araçların süspansiyon sistemi için güvenilirlik merkezli bakım oluşturulmuştur. Güvenilirlik merkezli bakım uygulaması ile birlikte süspansiyon sisteminin hazır bulunuşluk, ürün emniyeti, ürün kalitesi, ürün ömrü, ömür devri maliyetinde meydana gelen olası değişiklikler değerlendirilmiştir. Güvenilirlik merkezli bakım çalışması sonucunda, mevcut tedarikçi ve tecrübeye dayalı bakım planlamasına göre hazır bulunuşluk süresinde %6 iyileştirme ve sahada yaşanan yıkıcı şiddete sahip arızaların tamamen engellenmesi sağlanmıştır.

GüvenilirlikKoruyucu bakımSistem güvenilirliği+1
Mehmetcan Zeytin
TOBB Economics and Technology University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

SCOPA uyku ölçeği Türkçe versiyonunun geçerliği ve güvenirliği

Uyku bozuklukları, Parkinson hastalarında sık görülen nonmotor semptomlardandır ve uyku sorunlarının azaltılabilmesi için öncelikle hastanın uyku alışkanlıklarının ve uyku problemlerinin doğru bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Araşırma amacımız; Parkinson hastalarının uyku kalitelerini değerlendirmek için Marinus ve diğ. tarafından geliştirilmiş olan "SCOPA Uyku Ölçeği"nin (SCOPA Sleep Scale) Türkçe versiyonunun geçerlik ve güvenirlik çalışmasını yaparak ölçeğin Türk toplumunda kullanılabilirliğini kanıtlamaktır. Mayıs-Aralık 2017 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Polikliniğine başvuran ve araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan 105 İdiopatik Parkinson hastası ile yüz yüze görüşülerek, Hasta Tanılama Formu, Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi, Epworth Uykululuk Skalası ve SCOPA Uyku Ölçeği uygulandı. Test tekrar test güvenilirliği için ilk uygulamadan 15 gün sonra hastalara ikinci kez SCOPA Uyku Ölçeği uygulandı. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik dağılım, ortalama, faktör analizi, Pearson korelasyon testi, cronbach α güvenirlilik katsayısı analizleri kullanıldı. Çalışmaya katılanların yaş ortalaması 71,08±1,01 yıl olup, %53,3'ünün erkek, %49,5'inin okuryazar, %59'unun evli, %95,2'sinin çalışmadığı saptandı. Faktör analizi sonucunda ölçeğin iki faktörlü olduğu, madde toplam puan korelasyonlarının 0,73 ile 0,87 arasında değiştiği belirlendi. İç tutarlık analizinde cronbach alfa güvenirlik katsayısı gece uykusu alt boyutu için 0,907, gündüz uykululuğu alt boyutu için 0,906 olarak bulundu. Test-tekrar test analizinde, her iki uygulama arasında farklılık saptanmadı (p>0,05). Sonuç olarak SCOPA Uyku Ölçeği'nin Türkçe uyarlamasının psikometrik özelliklerinin iyi düzeyde ve kabul edilebilir olduğu, ölçeğin Türk toplumunda kullanılabileceği sonucu elde edildi. Anahtar Kelimeler: Parkinson hastalığı, Uyku, Ölçekler, Geçerlik, Güvenirlik

GeçerlikGüvenilirlikGüvenilirlik ve geçerlilik+4
Neşe Sönmez
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Performans değerlendirmede puanlayıcılar arası uyum ile göz izleme sonuçları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada performans değerlendirme sürecinde puanlayıcılar arası uyum, uyum katsayıları, genellenebilirlik ve çok yüzeyli Rasch ile araştırılmıştır. Bu amaç doğrultusunda öğrencilerin sunum yapma performansını değerlendirmek üzere aynı puanlayıcıların sınıf içi performans esnasında verdikleri puanlar ve göz izleme tekniği ile ekran üzerinden verdikleri puanlar arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Sınıf içi değerlendirme ve göz izleme tekniği ile ekran üzerinden yapılan değerlendirme sonucu elde edilen puanlar, klasik test kuramında yer alan puanlayıcılar arası uyum istatistikleri, genellenebilirlik kuramı ve çok yüzeyli Rasch modeline göre analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, idealizm ve realizm sunumları için puanlayıcılar arası uyumun iyi olduğu bulunmuştur. Genellenebilirlik analizi sonucuna göre en büyük varyans kaynağı sunum olarak belirtilmiştir. Çok yüzeyli Rasch analizi sonucu puanlamaların birbiriyle tutarlı olduğu, puanlamaların sunu ve maddelere göre anlamlı bir farklılık gösterdiği ancak uygulamaya göre anlamlı bir farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Göz izleme metriklerinden ortalama sabitlenme süreleri çok yüzeyli Rasch analiziyle incelenmiş ve puanlayıcıların ortalama sabitlenme sürelerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur Sonuç olarak, genellenebilirlik ve çok yüzeyli Rasch sonuçlarının birbiriyle uyumlu olduğu gözlemlenmiştir. Bu doğrultuda göz izleme metrislerinin, puanlayıcılar arası uyumu araştırmak için alternatif bir yöntem olarak kullanılabileceği söylenebilir. Anahtar sözcükler: göz izleme tekniği, puanlayıcılar arası uyum, genellenebilirlik kuramı, çok yüzeyli rasch modeli, puanlayıcılar arası güvenirlik, performans değerlendirme

GenellenebilirlikGöz izlemeGüvenilirlik+4
Mine Demirbaş
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Entegre lojistik destek kapsamında yedek parça envanteri belirleme problemine bir model önerisi

Hızla gelişen teknoloji ve değişen siyasi – ekonomik konjektüreller, askeri orduların yapısını ve savaş stratejilerini etkilemektedir. Yaşanan değişimler ordu yapılarının kullanılabilirlik, bakım yapılabilirlik, güvenilirlik unsurlarını etkilemektedir. Değişimin sonuçları entegre lojistik destek kapsamında ele alınmakta ve yedek parça ihtiyacı belirlenme yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma literatürde yer alan envanter planlama yöntemlerinin askeri sistemlere tam olarak entegre edilememesi sebebiyle gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, güvenilirlik yaklaşımları ile muhtemel oluşabilecek arızaların tahmin edilme durumu göz önünde bulundurularak, arızaların giderilmesi için gerekli yedek parçaların envanter yönetimi problemi için yaklaşık karar tahmin modeli önerilmektedir. Oluşturulan model, arızalı parçaların kesin olarak bilenememesi ve tamir edilemeyecek derecede arızalanacak parçaların hangi sıklıkla oluşacağının belirlenememesi sebebiyle, yaklaşık karar tahmin modeli olarak sunulmaktadır. Ele alınan problemde, arızalı araçların tekrar faal hala getirilebilmesi için, arızalı parçanın onarım veya yenisi ile değiştirme kararı alınmaktadır. Model, entegre lojistik destek ile ilgili kısıtlamaları karşılarken, kullanılabilirlik ve cezai yaptırım parametreleri ile minimum maliyeti yaklaşık olarak öngörmektedir.

Entegre lojistik modeliEnvanter modelleriEnvanter planlama+6
Serhat Şivetoğlu
Hacettepe University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İçsel aile sistemleri ölçeğinin Türkçe formunun geçerlilik ve güvenilirlik çalışması

Bu çalışmanın temel amacı İçsel Aile Sistemleri Ölçeği' nin Türkçe formunun psikometrik özelliklerini incelemektir. Ölçeğin psikometrik özellikleri ise açımlayıcı ve dogrulayıcı faktör analizi, madde analizi ve güvenilirlik çalışmaları, iç tutarlılık katsayısının hesaplanması ve test-tekrar test yöntemleriyle incelenmiştir. Araştırmaya tümü klinik dışı alandan olan İstanbul, Ankara ve Çorum'dan katılan yaşları 18 ile 50 yaş (M=31.12, Ss=8.74) arasında olan toplam 300 kişiden veri toplanmıştır. Katılımcılara; Sosyodemografik Bilgi Formu, Ontological Well-Being (Ontolojik iyi oluş), Otantik Kişilik Ölçeği, Biriciklik, Brief Symptom Inventory (Kısa Semptom Envanteri), Belirsizlikten Hoşnutsuzluk Ölçeği, İçsel Aile Sistemleri (İAS) ölçekleri uygulanmıştır. İAS için yapılan açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri sonucunda ölçeğin orijinalinde ki gibi iki boyutlu olduğu anlaşılmıştır. Bunlar benlik nitelikleri ve benlik liderliğidir. İAS için Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısı .93 çıkmıştır. Alt boyutları olan benlik nitelikleri için .91 ve benlik liderliği için .90 bulunmuştur. Test–tekrar test için Cronbach alfa ise .92 çıkmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler, Liseral ile incelenmiştir. İAS' nin araştırmacı tarafından yapılan test-tekrar test güvenilirlikleri de araştırıldıktan sonra ölçein Türkçesi' nin yeterli düzeyde geçerli ve güvenilir olduğu anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türkçe form, geçerlilik, güvenilirlik, İçsel Aile Sistemleri

GeçerlikGüvenilirlikPsikometrik özellikler+2
Aslıhan Kütük
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği'nin Türçeye uyarlanması geçerlik ve güvenirlik çalışması

Bu çalışmanın amacı Covin ve Dozois (2011) tarafından geliştirilen Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği'ni Türkçeye uyarlamak ve geçerlik-güvenirlik analizlerini yapmaktır. Çalışma, ölçeğin Türkçeye uyarlanması, kültür ile uyumu ve bunun sonucunda da daha güvenilir sonuçların elde edilmesini amaçlamaktadır. Bu çalışma kapsamında 10 bilişsel çarpıtma türü ve 5 ruh sağlığı değişkeni değerlendirilmiştir. Değerlendirilen depresyon, anksiyete, ruminasyon gibi ruh sağlığı değişkenleri ile bilişsel çarpıtmalar arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra bilişsel çarpıtmaların kendi aralarında yapılan analizler de anlamlı ilişkiler olduğunu ortaya çıkarmıştır, yani bilişsel çarpıtmalar birbirlerini tetiklemekte ve bir düşünce tarzı olarak tüm hayatı etkilemektedirler. Uyarlaması yapılan ölçek ile bilişsel hataları tespit etmek mümkün olmaktadır. Böylece bilişsel çarpıtmaların neden olabileceği hastalıklar da önlenip tedbir alınabilecektir. Bu açıdan önemli olan bu çalışmada kullanılan ölçek ile hastanın bilişsel çarpıtmaları saptanıp bu yönde bir terapinin uygulanması da mümkün olabilecektir. Anahtar Sözcükler: Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği, Bilişsel Çarpıtmalar, Geçerlik-Güvenirlik

Bilişsel çarpıtmaGeçerlikGüvenilirlik+4
Pelin Ardanıç
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetim inovasyonu ölçeğinin uyarlanması: Geçerlik ve güvenirlik analizi

Bu çalışmanın amacı literatür taraması sonucunda üç boyutlu bir yönetim inovasyonu ölçeği geliştirilerek geçerlik ve güvenirliğini test etmektir. Yönetim inovasyonun ölçülmesiyle ilgili olarak henüz literatürde bir ölçeğin geliştirilmediği ve bu anlamda bir eksikliğin olduğu yapılan araştırmalarda görülmektedir. Bu çalışmada kapsamlı bir literatür taraması yapılarak uyarlanan 28 maddelik bir ölçekle yönetim inovasyonu ölçülmeye çalışılmıştır. Oslo Kılavuzu (2005)'e uygun olarak "Ticari Uygulamalarda İnovasyon", "İşyeri Organizasyonunda İnovasyon" ve "Dış İlişkilerde İnovasyon" olmak üzere üç boyutlu bir ölçek geliştirilmiştir. Bu bağlamda yapılan çalışmanın mevcut literatüre teorik anlamda katkı sağlaması amaçlanmıştır.

GeçerlikGüvenilirlikYönetim+4
Semih Tığlıoğlu
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Development of empathy scale: A study of validity and reliability

The purpose of this study is to develop a valid and reliable empathy scale, measuring the empathy aspects of the teachers. The developed scale is an empathy scale in the form of five-point Liker. Factor analysis has been done on the scale to develop the scale. After getting opinions of the experts, the scale having consisted of 38 questions were reduced to 27 items. The scale has been applied to 653 teachers. Likewise, the relation of the teachers with students in terms of various variables has been analyzed. Within the scope of the validity and reliability studies of teachers empathy scale, before the general reliability, Bern Bach alpha reliability coefficient was analyzed, and after the analysis, it was calculated as 0,771. Within the scope of the development validity, as a result of the exploratory and confirmatory factor analysis, the draft scale has been decreased to the 7 items scale. To check whether the data structure is appropriate or not, factor analysis has been checked by benefiting from KMO and Barlett test methods. As a result, the value of KMO test has been determined as 0,848 and the Bartlett test has been founded as 878, 969 (p<0, 05). For personal information form, a Questionnaire consisting of Teachers empathy Scale was applied to 653 teachers working in the Duhok province. In the evaluation of the data obtained from the questionnaires, percentage and frequency statistics were used to determine the descriptive characteristics of teachers, and average and standard deviation statistics were used to determine empathy. T-test and One-Way ANOVA tests were used to determine a teacher's empathy. As a result of the research, it was found that the empathy of the teachers has a statistically significant and positive effect on relationship between them and their students. Also, it was determined that there were differences in empathy and relationship with students according to the descriptive characteristics of teachers. The female teachers empathy scale score (x ̅=21, 86); SD=4, 54) was little more than the male teachers' empathy scale score (x ̅=20, 82); SD=4, 39). And according to their martial statues, there is not any difference between them, and also according to their satisfaction with their life, we didn't find any difference. According to experience years, it was determined that those who had more experience had more empathy and higher score. Empathy scale score of the teachers who had 10-12 years' experience was determined as ( x ̅=21,61). According to the findings obtained from the teachers who participated in the study, a significant difference was found between the teachers who are 51 or over, however, for the other categories, there was not any difference.

EmpathyValidityReliability+3
Furat Salih Hasan Hasan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Development of the tolerance scale: A study of validity and reliability

This study aimed to develop a valid and reliable teacher's tolerance scale. During the development phase of the scale, the scale with 45 items was reduced to 32 items according to the view of expert academicians. A scale form of 32 items was prepared and this scale with the type of five-point Liker was applied to 654 teachers. After the period of developing the scale, factor analysis has been done on the scale and the study related to the scale items and dimensions has been done. The exploratory factor analysis was applied to the scale containing 32 items. After exploratory factor analysis, a structure with 3 factors containing 17 items was obtained. These factors are named (ignorance), (forgiving), and (respect and mercy (. Moreover, for the validity and reliability studies of teachers tolerance scale, Bern Bach alpha reliability coefficient was calculated and, it was calculated as 0,840. Within the scope of the development validity, as a result of the exploratory and confirmatory factor analysis, the scale has been decreased to the 17 items scale. To check whether the data structure is appropriate or not, the factor analysis has been used by benefiting from KMO and Barlett test methods. The value of KMO test has been established as 0,878 and the Bartlett test has been founded as 2335,160 (p<0, 05). For personal information form, a Questionnaire consisting of Teachers tolerance Scale was applied to 654 teachers working in the Duhok province. In the evaluation of the data obtained from the questionnaires, percentage and frequency statistics were used to determine the descriptive characteristics of teachers, and average and standard deviation statistics were used to determine tolerance. According to the descriptive characteristics of the teachers, t-test and One-Way ANOVA tests were used to determine a teacher's tolerance. As a result of the research, it was found that the tolerance of the teachers is statistically positive and good. In addition, it was determined that there were differences in tolerance and according to the descriptive characteristics of teachers. The female teachers tolerance scale score (x ̅=48, 59); SD= 9.77) was little more than the male teachers' tolerance score (x ̅=46, 30); SD= 9.78). And according to their ages, there were differences in the control sub-dimension, and a significant difference was found between the age range of 20-30 and between the age range of 51 and over. Accordingly, it was found that the mean score of the tolerance control subscale (x= 49.22) of those aged 20-30 was higher than that of those aged 51 and over (x= 45.43). Also, when checking whether there was a significant difference in other age ranges, significant difference was found between the age range of 31-40 and the age range of 51and over. Key Words Tolerance, Education, Teachers, scale development

ValidityReliabilityTolerance+5
Honar Ibrahım Mohammed
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üst düzey düşünme becerilerini ölçen maddelerin öğrenci puanları ve puanlayıcı güvenirliği açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ortaokul 8.sınıf öğrencilerinin Bloom taksonomisine göre üst düzey düşünme becerilerini ölçen 5., 6., 7. ve 8. sınıf matematik dersi kazanımlarına göre belirlenen açık uçlu ve çoktan seçmeli maddelere verdiği cevapların dört puanlayıcı tarafından puanlama anahtarlarına göre puanlaması sonucunda puanlayıcılar arası güvenirliğin incelenmesidir. Bu amaçla 2006 ve 2012 yıllarında uygulanan PISA soruları kullanılmıştır. Seçilen PISA sorularının Bloom taksonomi düzeyleri ve 5., 6., 7. ve 8. sınıf matematik dersi kazanımlarına uygunluğu araştırmacı tarafından belirlenmiştir ve uygunluk için uzman görüşü alınmıştır. Uzman görüşleri alındıktan sonra 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Ankara'nın Polatlı ilçesindeki 8.sınıf ortaokul öğrencilerine aynı soru köküne sahip açık uçlu ve çoktan seçmeli sorular belirli zaman aralıklarıyla uygulanmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanmış analitik puanlama anahtarı ve bütünsel puanlama anahtarı, puanlayıcılara puanlama sırasında kullanmaları için verilmiştir. Puanlayıcıların puanlama anahtarları kullanarak puanlaması sonucunda elde edilen puanların Klasik Test Kuramı ve Genellenebilirlik Kuramı'na göre güvenirlik kestirimleri yapılmıştır. Öğrencilerin cevaplandırdıkları maddeler gönüllü olan dört matematik öğretmeni tarafından analitik ve bütünsel puanlama anahtarlarına göre puanlanmıştır. Verilerin analizinde, Klasik Test Kuramı'na göre güvenirlik belirlenirken, Pearson korelasyon, Cronbach Alfa (α) katsayıları SPSS 25 ile hesaplanmıştır. Genellenebilirlik Kuramına göre G katsayısı ve toplam varyans açıklama yüzdesi Edu-G 6.1 programı ile hesaplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda öğrencilerin açık uçlu ve çoktan seçmeli maddelere verdikleri cevaplar arasındaki korelasyon düşük düzeyde bulunmuştur. Klasik Test Kuramı ve Genellenebilirlik Kuramına göre, açık uçlu maddelerin analitik puanlama anahtarına göre puanlanması sonucu elde edilen puanlar ile bütünsel puanlama anahtarına göre puanlanması sonucu elde edilen puanlar arasındaki tutarlılık yüksek düzeyde çıkmıştır.

DüşünmeDüşünme becerileriGüvenilirlik+7
Merve Öksüzoğlu
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Seyahat süresi değişkenliğinin analizi ve yapay sinir ağları ile seyahat süresinin tahmini

Seyahat sürelerinin analizi, insanların seyahat davranışlarını belirlemesine yardımcı olmaktadır. Bir yerden bir yere giderken daha önce yapılan seyahat sürelerinin değişkenliğini ve güvenilirliğini bilmek zamanın iyi kullanılmasını sağlayabilir. Bu çalışmada New York şehrine ait La Guardia havalimanı ile John F. Kennedy havalimanları arasında taksi ile yapılan yolculukların seyahat sürelerinin değişkenliği ve güvenilirliği araştırılmıştır. Çalışmada ayrıca seyahat süresini tahmin etmek için iki yöntem kullanılmıştır. Bunlardan biri sadece seyahat süresini kullanan doğrusal olmayan otoregresif model (nonlinear autoregressive model-NAR) yöntemi, diğeri ise seyahat süresini etkileyen faktörlerden sıcaklık, görüş mesafesi ve rüzgar değişkenleri de kullanan doğrusal olmayan otoregresif dışsa model (nonlinear autoregressive model with external input-NARX) yöntemidir. İki yöntem içinde farklı eğitim seçenekleri uygulanmış ve her iki yöntem için de en iyi model 'sgdm' eğitim seçeneğinde bulunmuştur.

GüvenilirlikOtoregresif modellerSeyahat süresi+1
Sibel Sertok
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşireliğin geleceğine yönelik algı ölçeğinin geliştirilmesi

Bu araştırma, hemşireliğin geleceğine yönelik algıyı belirlemede kullanılmak üzere "Hemşireliğin Geleceğine Yönelik Algı Ölçeği" nin geliştirilmesi amacıyla metodolojik olarak planlanmıştır. Araştırmaya hemşire grubuyla birlikte, hemşirelerin alanda birlikte çalıştığı ve birebir temasta bulunduğu grup olmaları sebebiyle hekimler ve ebeler, aynı zamanda hemşirelik öğrencileri, tıp öğrencileri ve ebelik öğrencileri olmak üzere toplam 401 kişi dahil edilmiştir. Örnekleme yöntemi olarak kartopu örnekleme yöntemi seçilmiş, veriler Nisan-Mayıs 2023 tarihleri arasında online sosyal medya platformları aracılığıyla çevrimiçi olarak toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu ve Hemşireliğin Geleceğine Yönelik Algı Ölçeği Taslağı kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından literatür taraması yapılarak hazırlanan, uzman görüşü ve pilot uygulama sonucu 55 madde olarak tasarlanan "Hemşireliğin Geleceğine Yönelik Algı Ölçeği" taslağının geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre; iki faktörlü, toplam varyans oranı %50.6 olan, doğrulayıcı faktör analizi sonrası uyum indeksi değerlerini sağlayan, Cronbach Alfa katsayısı 0.938 olan bir ölçek yapısı elde edilmiştir. Ölçek alt boyutları 'Mesleki Değer Algısı' ve 'Mesleki Değişim ve Gelişim Algısı' şeklinde isimlendirilmiştir. Sonuç olarak, "Hemşireliğin Geleceğine Yönelik Algı Ölçeği" nin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olarak kullanılabileceği saptanmıştır.

AlgıGelecekGeçerlik+3
Saadet Meriç
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Reliability analysis based on optimal location partition of communication network

Clustering a network enables the individuals to separate the network in to number of subnetworks. K-mean clustering is one of the most well-known clustering techniques, known for its simplicity. Basically the K-mean depends on the nodes' geographical locations and the Euclidian distance between them to create the clusters. In this work, a new algorithm has been proposed as a development for the K-mean clustering algorithm in order to increase the clustering results accuracy, by depending not only on the geographical location and distance but also on the connectivity between nodes. Network reliability is the probability that a network and all its subnetworks will perfectly complete the task that intend to perform under the conditions defined for a period of time specified between a source and destination (target). It is difficult to calculate and control networks faults and predict failure consequences especially when the network contains massive number of nodes. In order to reduce the network computational complexity, a simplification method has been proposed like clustering to separate the network into smaller subnetworks that are easy to handle.

ReliabilityClusteringCluster method+1
Rafal Hameed Hadı Al-elayawı
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of electronic voter accreditation on the credibility of the 2015 general elections in Nigeria

This study examines the impact of the deployment of the electronic voter accreditation process on the credibility of the 2015 general elections in Nigeria. The study was considered worthwhile given the fact that the electoral process in Nigeria has throughout the history of the country been mired in controversy and crisis arising essentially from a complex set of issues such as voter impersonation and multiple voting in the election management process. Three major objectives were identified for the study viz: to determine the reliability and implications of the electronic voter accreditation system in the 2015 general elections in Nigeria. To identify the limitations and challenges associated with the introduction of the electronic voter accreditation system Nigeria's 2015 electoral process. To investigate the impact of electronic voter accreditation process on the credibility of the 2015 general election in Nigeria. The study was anchored on the liberal theory of democracy which places emphasis on the quality of the electoral process in ensuring that a state is democratic. This theory was considered appropriate due to its emphasis on the electoral process in the democratic scheme of things. The study also adopted a mixed method; that is; it is based on a combination of quantitative and qualitative data. While the quantitative data was gathered from questionnaires administered across the six geo-political zones of Nigeria, the qualitative data was gathered from the interviews with key personalities central to the issues under investigation. Furthermore, triangulation process which involved the integration of the quantitative and qualitative data was adopted in the analysis in other to provide a holistic appraisal of the issues. Evidence gathered in the course of the study resulted in the following findings: That electronic voter accreditation has no statistically significant impact on election credibility in Nigeria. The study also established that electronic voter accreditation has limitations and challenges in the electoral process of Nigeria. On the basis of this it is recommended that INEC should ensure extensive and through enlightenment on the benefits of the Electronic accreditation process in order to avoid a reoccurrence of the challenges recorded with the deployment of the technology. Key Words: Elections, Democracy, Electronic Voter Accreditation, Card Reader, Nigeria, INEC, Election Credibility

AccreditationDemocracyElectronic voting+4
Uyı Chrıstopher Iyamu
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Başarının, grup üyeliğinin ve güvenilir olmanın kıskançlık, hakçalık ve başkasının üzüntüsüne sevinme üzerindeki etkisi

Başkasının üzüntüsüne sevinme duygusu, başkalarının başına gelen talihsiz bir olay karşısında gözlemci konumundaki insanların sevinmesi olarak tanımlanmaktadır. Yapılan çalışmalar başkasının üzüntüsüne sevinme duygusunun birçok faktörden etkilendiğini göstermiştir. Bu faktörler arasında özellikle, hedef kişinin başarısı, güvenirliği ve grup üyeliği önemli bir role sahiptir. Buna dayanarak, bu tez çalışmasında hedef kişinin başarısının, grup üyeliğinin ve güvenilir olmasının kıskançlık, hakçalık ve başkasının üzüntüsüne sevinme duygusu üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini Hacettepe Üniversitesi'nde okumakta olan 139 öğrenci (35 erkek, 104 kadın) oluşturmuştur. Araştırmada başarı ve grup üyeliği değişkenleri gruplar arası değişimlenirken; güvenilir olma değişkeni denek içi değişimlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre hedef kişinin güvenilir olma düzeyinin başkasının üzüntüsüne sevinme duygusu ve hakçalık üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Başka bir ifadeyle, hedef kişinin güvenilir olmadığı koşulda katılımcılar daha fazla başkasının üzüntüsüne sevinme duygusu hissetmiş ve talihsiz olayın hak edilebilir olduğunu bildirmişlerdir. Ayrıca, hedef kişinin başarı düzeyinin başkasının üzüntüsüne sevinme duygusu ve hakçalıktan ziyade sadece kıskançlık üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, elde edilen bulgular hedef kişinin grup üyeliğinin kıskançlık, hakçalık ve başkasının üzüntüsüne sevinme duygusu üzerinde bir etkiye sahip olmadığını göstermiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular alanyazındaki bulgularla birlikte ele alınarak tartışılmıştır. Bu bağlamda, başkasının üzüntüsüne sevinme duygusunun ve hakçalığın sosyal istenirlikten, sosyal ipuçlarının varlığından ve toplulukçu kültürden etkilenebileceği tartışılırken; kıskançlığın ise hedef kişiyle benzer ilgi alanlarına ve özelliklere sahip olmaktan etkilenebileceği tartışılmıştır. Buna ek olarak, mevcut araştırmanın alanyazına yaptığı katkılar değerlendirilmiş, araştırmanın sınırlılıkları belirtilmiş ve gelecekte yapılacak çalışmalar için öneriler sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Başkasının üzüntüsüne sevinme, sosyal kimlik, hakçalık, kıskançlık, güvenilir olma, başarı, grup üyeliği

BaşarıBaşkalarının üzüntüsüne sevinmeGruba bağlılık+5
Mehmet Can Sevinçli
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Sözel olmayan kapsamlı zeka testinin ikinci versiyonunun Türk ve Arap kültürüne uyarlanması

Bu araştırmanın amacı Pearson, Donald ve Wierdeholt (2009) tarafından geliştirilen Sözel Olmayan Kapsamlı Zeka Testinin ikinci versiyonunun (Comprehensive Test of Nonverbal Intelligence – CTONI-2) 8-10 yaşındaki öğrenciler için Türkçe ve Arapçaya uyarlanmasına yönelik geçerlik ve güvenirlik çalışmalarını gerçekleştirmektir. CTONI-2 testinin katılımcılarını Ankara ve İstanbul illerinde yaşayan 8-10 yaşları arasındaki Türk ve Arap 1000 öğrenci oluşturmuştur. Geçerlik çalışması kapsamında bir gruba Sözel Olmayan Kapsamlı Zeka Testi-2 ve bu teste benzer Raven Standart Progresif Matrisler (SPM) Testi uygulanarak ölçüt geçeliğine ilişkin kanıt toplanmıştır. Uygulanan iki testten elde edilen puanlar arasındaki Pearson korelasyon katsayıları 0.48-0.58 arasında bulunmuştur. Doğrulayıcı faktör analizi yöntemi kullanılarak, yapı geçeliğine ilişkin kanıt toplanmıştır. Buna gore tek faktörlü doğrulayıcı faktör analizi (DFA) modeli için standartlaştırılmış faktör yükleri Türk çalışma grubunda 0.55-0.64 arasında, Arap çalışma grubunda 0.54-0.76 arasında değişkenlik göstermiştir. DFA sonucunda Türk çalışma grubu ve Arap çalışma grubu için testin tek faktörlü yapısının kabul edilebilir olduğu görülmektedir. Güvenirlilik çalışması kapsamında testten elde edilen toplam test ve alt test puanlarına ilişkin Kuder-Richardson 20 (KR-20) katsayıları ve test-tekrar test güvenirlik katsayıları hesaplanmıştır. KR-20 katsayıları Türk çalışma grubunda 0.79-0.94 arasında, Arap çalışma grubu için 0.76-0.95 arasında değişkenlik göstermiştir. Test-tekrar testi yöntemi için kararlılık katsayıları Türk çalışma grubunda 0.81-0.96 arasında, Arap çalışma grubunda 0.74-0.96 arasında değişkenlik göstermiştir. Bu çalışmada, Arap ve Türk çalışma grupları için CTONI-2'de yer alan maddeler için ülkeye ve cinsiyete göre Mantel-Haenszel ve lojistik regresyon DMF (değişen madde fonksiyonu) analizleri yürütülmüştür. DMF analizlerinin sonuçları incelendiğinde, maddelerin ülkelere göre DMF göstermediği ancak bazı maddelerin cinsiyete göre DMF gösterdiği bulunmuştur. Anahtar sözcükler: CTONI-2 testi, sözel olmayan zeka testi, güvenirlik, geçerlik, değişen madde fonksiyonu

Arap kültürüDeğişen madde fonksiyonuGeçerlik+4
Nesrin Seef
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kayıp veri ile baş etme yöntemlerinin güvenirlik kestirimleri üzerine etkisi

Bu çalışmada farklı test uzunluklarında, farklı örneklem büyüklüklerine sahip veri setlerinden farklı oranlarda kayıp veri içeren veri setleri oluşturularak, bu veri setlerine uygulanan kayıp veri yöntemlerinin güvenirlik kestirimi üzerine etkisi incelenmiştir. Bunun için 20 ve 40 soruluk 200, 500 ve 1000 kişilik örnekleme sahip yapay veri setleri oluşturulmuştur. Her bir veri setinin Cronbach alfa ve MTK temelli ampirik güvenirlik katsayısı hesaplanıp referans değerler olarak kullanılmıştır. Sonrasında veri setleri, tamamen rassal olarak kayıp mekanizmasına sahip olacak şekilde %5, %10 ve %20 oranlarında eksiltilip yeni veri setleri oluşturulmuştur. Oluşan veri setleri dizin silme (DS), sıfır atama, regresyon atama (RA), çoklu atama (ÇA) ve beklenti maksimizasyonu (BM) yöntemleriyle tamamlanmış ve güvenirlik katsayıları kestirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda referans değerler ile farklı kayıp veri yöntemleriyle tamamlanmış veri setlerinin güvenirlikleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmadığı, ancak referans değerlere en yakın sonuçları regresyon ve çoklu atama yöntemlerinin verdiği görülmüştür. Sıfır atama yönteminin referans değerlere en uzak kestirimleri verdiği elde edilen sonuçlar arasındadır.

Beklenti maksimizasyonuGüvenilirlikKayıp veri teknikleri+5
İzel Bayram
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Andropoz belirtileri öz değerlendirme ölçeğinin Türkçe geçerlik ve güvenirliğinin araştırılması ve yaşlanmaya bağlı gelişen andropozun fiziksel aktivite ve yaşam kalitesi ile ilişkisinin incelenmesi

Çalışma, Andropoz Belirtileri Öz Değerlendirme Ölçeği (ABÖDÖ)'nin Türkçe versiyonunun geçerlik ve güvenirliğinin incelenmesi ve andropoz belirtileri ile fiziksel aktivite düzeyi ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla planlandı. Çalışmaya yaş ortalaması 54,24± 6,51 yıl olan 125 erkek katıldı. Olguların demografik bilgileri kaydedildi. İlk olarak ABÖDÖ'nün Türkçeye uyarlaması yapıldı. Güvenirlik testi için ölçek katılımcılara 1 hafta sonra tekrar uygulandı. Test-tekrar test güvenirliği ICC (Intraclass Correlation Coefficient), iç tutarlık Crocbach's Alpha ile tanımlandı. Geçerlik analizinde içerik geçerliği, uzman görüşüne göre belirlendi. Kriter geçerliği için Yaşlanan Erkekte Semptom Sorgulama Formu (YESSF) kullanıldı. Çalışmaya katılan erkeklere; andropoz belirtilerini ölçmek için ABÖDÖ ve YESSF, fiziksel aktivite düzeylerini değerlendirmek için Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu (UFAA-KF), yaşam kalitelerini değerlendirmek için Nottingham Sağlık Profili Anketi (NSPA) uygulandı. ABÖDÖ ile UFAA-KF ve NSPA arasındaki ilişkinin incelenmesi için korelasyon analizi yapıldı. ABÖDÖ toplam ve alt boyutlarının (cinsel, somatik, psişik ve davranış) test-tekrar test puanları arasındaki ICC değerleri sırasıyla 0,987, 0,939, 0,973, 0,951, 0,887 olarak bulundu (p<0,05). ABÖDÖ toplam ve alt boyutlarının (cinsel, somatik, psişik ve davranış) Cronbach's α değerleri sırasıyla 0,924, 0,870, 0,747, 0,865, 0,667 olarak hesaplandı. Elde edilen ICC değerlerine göre, ABÖDÖ'nün yüksek derecede güvenirliğe sahip olduğu bulundu. İç tutarlık sonuçlarına göre; ilk 3 alt boyutun (cinsel, somatik ve psişik) yüksek derecede güvenilir olduğu, davranış alt boyutunun ise oldukça güvenilir olduğu bulundu. Uzmanların görüşüne göre ölçekten çıkarılması ya da ölçeğe eklenmesi gereken soru bulunmadığı, ifadelerin yalın ve anlaşılır olduğu belirlendi ve ABÖDÖ'nün içerik geçerliğinin olduğuna karar verildi. ABÖDÖ'nün YESSF puanları arası ilişkiye dayanarak kriter geçerliği ortaya konuldu. Kriter geçerliği sonuçlarına göre; YESSF seksüel alt boyut puanı ile ABÖDÖ cinsel alt boyut puanı arasında mükemmel düzeyde (r=0,889, p=0,001), YESSF somatik alt boyut puanı ile ABÖDÖ somatik alt boyut puanı arasında mükemmel düzeyde (r=0,851, p=0,001), YESSF psikolojik alt boyut puanı ile ABÖDÖ psişik alt boyut puanı arasında mükemmel düzeyde (r=0,777, 0,001), YESSF psikolojik alt boyut puanı ile ABÖDÖ davranış alt boyutu puanı arasında iyi düzeyde (r=0,636, p=0,001), YESSF toplam puanı ile ABÖDÖ toplam puanı arasında mükemmel düzeyde (r=0,938, p=0,001) istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulundu. Korelasyon analizi sonuçlarına göre; UFAA-KF'nin haftalık yürüme puanı ile ABÖDÖ somatik alt boyut puanı arasında ilişki olduğu bulundu (r=-0,192, p= 0,032). Diğer fiziksel aktivite düzeyleri ile ABÖDÖ puanları arasında herhangi bir ilişki bulunmadı (p>0,05). Ayrıca, ABÖDÖ ile NSPA'nın toplam puan ve tüm alt boyut puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulundu (p<0,05). Sonuç olarak; ABÖDÖ'nün Türk erkeklerde kullanılabilir geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu belirlendi. Andropoz belirtilerinin fiziksel aktivite düzeyi ile ilişkisi nedeniyle andropozal semptomların azaltılması için kişiler aktivite düzeylerini arttırmaya teşvik edilmelidir.

AndropozFiziksel aktiviteGeçerlik+3
Ahmet Mesut Çetin
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Zihin kuramının bilişsel psikoloji bağlamında incelenmesi: Yönetici işlevlerden ayrıştırma ve bilgisayar temelli batarya geliştirme çalışması

Bu doktora tez çalışmasının temel amacı, Zihin Kuramı'nı (ZK) bilişsel psikoloji kuram ve yaklaşımları çerçevesinde deneysel yöntembilim açısından farklı boyutlarıyla (bilişsel ve duygusal) irdeleyen, sosyal etkileşim niteliği olan ve canlı-renkli animasyonlardan oluşan özgün bir ZK bataryası geliştirmek ve Hacettepe-Bilgisayar Temelli ZK (Hacettepe-BTZK) Bataryası olarak adlandırılan bataryadaki görevlerin geçerlik ve güvenirlik çalışmalarını yapmaktır. İkincil amaç ise, ZK'nin yönetici işlevlerden ayrı bir bilişsel beceri olup olmadığını göstermeye yönelik özgün bilgisayar temelli canlı-renkli animasyonlardan oluşan yönetici işlev görevleri geliştirmek ve geliştirilen bütün görevlerin iki farklı yaş grubu için kültürümüze özgü normlarını belirlemektir. Bataryanın geçerlik ve güvenirlik çalışmaları 18-36 (20.56±3.19) yaş aralığında toplam 214 gönüllü sağlıklı yetişkinle, yaşa göre norm belirleme ve hipotez testlerine yönelik çalışmalar 18-64 yaş aralığında toplam 112 gönüllü sağlıklı yetişkinle yürütülmüştür. ZK bataryasının yapı geçerliği DFA ile değerlendirilmiş ve elde edilen uyum indeksleri modelin çok iyi bir uyuma sahip olduğunu ortaya koymuştur [χ2 (19, N = 214) = 26.14, p>0.05, χ2/sd = 1.38, RMSEA = 0.042, SRMR = 0.05, GFI = 0.97, AGFI = 0.95, CFI = 0.98, TLI (NNFI) = 0.97]. Ölçüt geçerliği ölçümü için kullanılan Dokuz Eylül Zihin Teorisi Ölçeği (DEZTÖ) ile geliştirilen Hacettepe-BTZK Bataryası'ndan alınan puanlar arasında pozitif yönde ve anlamlı (r=0.32, p<0.05) bir ilişki bulunmuştur. Yargıcılararası güvenirlik ve iç tutarlılık katsayıları sırasıyla r=0.94 ve r=0.72 olarak bulunmuştur. Ayrıca bilişsel ve duygusal ZK görevleriyle alternatif yönetici işlev görevlerine ilişkin norm verileri ayrı ayrı belirlenmiştir. Hipotezlerin test edilmesi için yapılan analizler sonucunda, bilişsel ZK puanlarının duygusal ZK puanlarından; ironi görevlerinden alınan puanların ise ikinci derece yanlış-inanç görevlerinden alınan puanlardan daha yüksek olduğu bulunmuştur (p<0.05). Elde edilen sonuçlara göre, geliştirilen Hacettepe-BTZK Bataryası'nın ekolojik geçerliği yüksek, kültürümüze uygun ve psikometrik açıdan güçlü bir değerlendirme aracı olduğu; ayrıca ZK'nin yönetici işlevlerden deneysel olarak ayrıştığı gösterilmiştir. Bununla birlikte, geliştirilen alternatif yönetici işlev görevlerinin de ZK ve diğer bilimsel araştırmalar kapsamında kullanılabileceği düşünülmektedir.

BataryaBilişsel davranışlarBilişsel özellikler+6
Müge Aslankara
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

Linking national business system with firm level innovation: The mediating role of intellectual capital and absorptive capacity

As business becomes more fast-paced in the early of 21st century, organizational success relies ever increasingly on innovation. Firm's capability to innovate, however can be influenced by a range factors that reside at different analytical levels. In recent years, institutionalists are increasingly trying to explore the impact of macro-level institutions on micro-level (i.e. firm) phenomena. A large body of research in this field, however, has failed to delineate clear mechanisms to explain such linkages. Therefore, this study develops an integrated model with the aim to explore the link between national business system and innovation output at firm level through examining the mediating role of intellectual capital and absorptive capacity in a developing country context. To test the research hypotheses, this study has followed positivist philosophical research tradition and has applied quantitative research methodology. This approach statistically tests theories to determine effects or outcomes of the study and facilitates to generalize such outcomes to the overall population. The research design of this study bears the qualities of the cross-sectional survey research. Target respondents of the survey were set as primarily owner/ managers and in case that this criterion was not met; senior managers and managers were set as secondary respondents. This study followed snowball-sampling method consistent with the loosely coupled sampling frame and key informants methodology. In order to consider a firm as a part of sample, this study has set two relatively simple criteria. First, it was specified that sample firms should be driven from knowledge intensive industries in order to observe a variance in the dependent variable, the innovation output. Second, firms to be included in the sample should be driven by the population of private and local firms in order to concentrate our attention in dominant economic actors of the Pakistani setting. Prior to the data collection, current study engages in an extensive scale development effort to collect representative data about the national institutions and business system of the Pakistani setting, complemented by relevant validity and reliability tests. To do so, this study followed established guidelines and close attention was paid to item wording, structure of the statements, item meaning, item scaling, and appropriate numbers of items so that respondents can understand the statements without any difficulty and confusion which normally result from 'double barreled' items. Likewise, scaling is an important aspect in scale development activity. The research espoused a Likert-type scale that is the best known and widely used in behavioral research tradition. Next, this study has created an initial pool of items that would tap into each construct's domain and considering the centrality of societal institutions and business systems scales, their items, and other constructs' items were reviewed by subject matter experts (SMEs) to assess the face and content validity. Prior to this, SMEs were briefed about the conceptualizations of all constructs. Based on their feedback, all items of each construct were included in the initial scale and sent to fifteen businesses executives for further identification of any ambiguity or difficulty that might hamper filling the questionnaire out. Furthermore, they were asked to provide suggestions for improvement or any other changes that they deemed necessary. Minor improvements were suggested in wordings of several items, which were adjusted after consulting with the SMEs. After developing a preliminary version of the scales including cover letter and guidelines, it was decided to launch a pilot study to ensure the reliability and usability of scales. The objective of pretesting was to minimize those errors that can be problematic during final data collection, and these errors generally become apparent due to a poor research design or use of ambiguous wording in the questionnaire. Out of 60 distributed questionnaires, 35 filled questionnaires were received back. Two were having substantial missing data, with the omission of these two, remaining 33 were of use. After reviewing the comments of respondents regarding item wording, sentence structure, and level of difficulty or confusion in understanding the language used in the questionnaire, few suggestions about changing some words and sentence structure for several items, which we incorporated in the final survey. Additionally, exploratory factor analysis (EFA) was carried out to examine the factor structure and internal consistency (reliability) of the scales. The coefficient alpha for each construct achieved the threshold value of 0.70. However, it is suggested that these results should be treated with extra caution because EFA needs relatively larger sample size, particularly in the case of unclear factor pattern. Accordingly, these results were considered as indicative of main study data patterns, rather than final. Therefore, no items were deleted merely based on these findings. Target population of this study is firm from knowledge intensive industries including textile, pharmaceutical, engineering, information technology, electrical/electronics, and automotive/automobile. In order to reduce potential variation caused by the macro-level factors, extensive effort was put to collect data in a short interval between the months of April, 2016 and October, 2016. Research assistants, who were postgraduate students, collected the data with face-to-face and on-site visits. They were adequately trained about the purpose of the research and theoretical nature of constructs prior to the data collection. Researchers made visits to the companies with one month interval after the initial visit in cases that the data were not collected within the first round. Out of 1,235 distributed questionnaires, 228 questionnaires collected back with 18.46% response rate. Out of these, 14 questionnaires dropped out due to a large amount of missing data, thus 214 usable questionnaires were included for further data analysis. Before testing the hypotheses of study, several data cleaning methods such as missing data analysis, outliers' detection and assessment of normality were applied to obtain precise results. After cleaning the data, exploratory and confirmatory factor analyses were applied. Lastly, reliability and validity of each scale was tested. The results of all these tests were found satisfactory to proceed the main analysis of the study. The overall theoretical model was tested by structural equations using partial least squares approach. This approach is suitable for small sample size studies and does not require data normality as needed in covariance-based SEM approaches. The results of fit and quality indices of the model achieve the set criteria, thus confirming a high predictive power of the model. The results of path coefficients of the relationship between latent variables were obtained after controlling firm age, firm size, export, R&D budget, firm type (family or non-family), and affiliation with business group. Firm size significantly influences both the radical and incremental innovation. These results are obtained after controlling firm age, firm size, export, R&D budget, firm type (family or non-family), and affiliation with business group. Almost, all variables have nonsignificant impact on both types of innovation output, except business group application on incremental innovation. In addition to this, R&D budget and firm size have insignificant negative impact on radical innovation. Export has insignificant negative impact on both radical and incremental innovation output. The results exhibit strong support for the mediating role of repository (intellectual capital) and enabling (absorptive capacity) cognitive factors in the association of macro and meso level institutional characteristics and firm-level innovation. Thus, this study significantly extends the literature about the national business systems approach by providing a clear-cut mechanism about how abstract institutional templates constituted at the societal and business system level are translated into actionable sets by the help of aforementioned cognitive factors. Moreover, hypotheses on direct links between the study constructs were also supported, thereby indicating variables reside at different analytical levels are closely linked in a topdown manner. In addition, the particular characteristics of the Pakistani setting also reflect themselves in the empirical results. First, the fragmented and informal nature of the dominant societal institutions necessitated the use of non-ownership based control and coordination mechanisms alongside with ownership based control and coordination mechanisms. Thus, it can be argued that the owners pragmatically resort to any means necessary to control and coordinate the economic resources of their firms by engaging in relationships with a variety of stakeholders including the state, competitors, employees, financial organizations and the community. Although, theoretical discussions in the NBS approach suggest that there are only few possible NBS typologies because of the interdependencies between different institutional templates, the Pakistani setting seems to exhibit the characteristics of a hybrid model. Pakistan's business model generally displays relatively higher levels of direct ownership control and coordination characteristics, lower levels of non-ownership based coordination and control characteristics, and relatively tighter levels of interdependence between employer-employee relations. The implication of present research is to contribute institutional theory and to elaborate how NBS theory could be used in developing countries. It particularly demonstrates how the Pakistani business system influences firm level innovation outputs and offers guidelines for management in designing successful innovation related policies and practices in Pakistan. Moreover, this study pinpoints for managers how knowledge management activities inside the firms and grasping outside knowledge can enhance innovation output that can lead them to stay ahead of competitors. Although constraints exist in the form of lack of resources or access to the resources, yet firms can manage such constraints by developing network ties be more innovative.

MediationIntellectual capitalValidity+7
Bashir Ahmad
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Pieper-zulkowski basınç yarası bilgi testi'nin Türk toplumu için geçerlik ve güvenirliği

Bu araştırma metodolojik desende gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya başlamadan önce etik ve yasal izinler alınmıştır. Araştırmanın evrenini, Haziran 2022- Kasım 2022 tarihleri arasında Antalya ilinde bulunan bir devlet hastanesinde çalışan hemşireler; araştırmanın örneklemini N=306 hemşire oluşturmuştur. Veri toplama araçları olarak, Hemşire Tanıtım Formu ve Pieper-Zulkowski Basınç Yarası Bilgi Testi-2021 versiyonu kullanılmıştır. Araştırma verileri, çevrimiçi platformda, bilgilendirilmiş onam formu onayı ile araştırmaya katılmayı kabul eden hemşirelerden elde edilmiştir. Verilerin analizinde IBM SPSS v26 yazılımı kullanılmıştır. Pieper-Zulkowski Basınç Yarası Bilgi Testi 2021 Versiyonu'nun dil geçerliliğinin gerçekleştirilmesinde ileri ve geri çeviri yöntemi kullanılmıştır. Kapsam geçerliği, uzman görüşleri ile değerlendirilmiştir. Yapı geçerliğinin değerlendirilmesi, açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi ile yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizinde, Kaiser-Meyer Olkin (KMO) ve Bartlett küresellik testi kullanılmıştır. Güvenirlik değerlendirmesinde, Cronbach Alfa katsayısı, Spearman-Brown Split-Half analizi, test-tekrar test ölçümü ve madde toplam puan kolerasyonları kullanılmıştır. Uzman görüşleri doğrultusunda kapsam geçerlik indeksi 0,960 olarak saptanmıştır. Yapı geçerliği değerlendirmesinde, açımlayıcı faktör analizleri Bartlett testi istatiksel olarak anlamlı (p<0.001) ve Kaiser-Meyer Olkin değeri 0.849 sonucuna ulaşılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizinde ölçek maddelerinin faktör yükünün 0.297 ile 0.667 arasında değiştiği görülmüştür. İç tutarlılığının değerlendirilmesinde ölçeğin ilk yarısının Cronbach Alfa değeri 0.856, ikinci yarısının ise 0.904 olarak tespit edilmiştir. Ölçeğin iki yarısı arasında kolerasyon 0.775 ve Spearman- Brown kat sayısı 0.873 sonucuna ulaşılmıştır. Test-tekrar test ölçümünde, iki test arasında tüm alt boyutlar ve ölçek toplam puanı için istatiksel anlamlı ilişki (p<0.05) saptanmıştır. Bu araştırma sonucunda Pieper-Zulkowski Basınç Yarası Bilgi Testi 2021 versiyonunun, Türk toplumu için geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu saptanmıştır.

Basınç ülserleriGeçerlikGüvenilirlik+3
Mine Yeşil
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of calibration on scoring reliability and rater severity in a business English written exam

This study investigates the impact of calibration on inter-rater reliability, intra-rater reliability, and rater severity in an online written examination. Six raters, with backgrounds in English Language Teaching, marked the same set of 32 exams in two phases, with a calibration meeting held in-between. Intraclass Correlation Coefficient analysis, T-tests, Many Facet Rasch Measurement, and descriptive statistics were used to evaluate the impact of calibration on reliability and severity. The findings suggested that calibration significantly enhances inter-rater reliability and scoring consistency while also highlighting the complexities of intra-rater reliability when calibration is introduced. Notable shifts in rater severity levels were also observed post-calibration. These findings have implications for ensuring reliability and consistency in evaluation processes. The results underscore the potential of calibration in improving the scoring reliability and reducing rater severity effects, contributing to a more reliable assessment process in corporate and educational settings.

EvaluationReliabilityCalibration+6
Umut Salih Özbay
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelerdeki prenatal distres düzeyinin belirlenmesi

Gebelik, kadın hayatında önemli biyolojik ve psikososyal değişimlerin yaşandığı, kaygı ve stres oluşturabilecek birçok etkenle karşılaşma riskinin yüksek olduğu bir dönemdir. Bu çalışma, gebelik döneminde kadınların yaşadıkları distres düzeyinin değerlendirilmesinde kullanılmak üzere ?Revised Version of Prenatal Distress Questionnaire? isimli ölçeğin Türkçe versiyonun geçerlik ve güvenirliğini sınamak, gebe kadınlarda prenatal distres düzeyini ve etkileyen faktörleri belirlemek ve distres düzeylerinin kontrol altına alınmasına ilişkin önerilerde bulunmak amacıyla metodolojik ve tanımlayıcı nitelikte planlanmış bir araştırmadır. Bu çalışma bir özel hastanede 522 gebe üzerinde gerçekleştirildi. Araştırmada veri toplama araçları olarak Gebe Tanım Formu ve Prenatal Distres Ölçeği (PDÖ) (Revize Versiyon) [Revised Version of Prenatal Distress Questionnaire (NUPDQ) (17 Item Version)] kullanıldı. Kurum ve ölçek kullanım izinleri alındı. Ölçeğin test-tekrar test (N=312) katsayıları (r) 0,36 ile 0,80 arasında (p=0,001), Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısı 0,87 olarak saptandı. Prenatal Distres Ölçeği Türk gebelerde prenatal distres düzeyinin değerlendirilmesinde kullanılmak üzere kolay uygulanabilir, anlaşılır, geçerli ve güvenilir bir araç olduğu belirlendi. Prenatal Distres Ölçeği toplam puan ortalama değeri 9,88±4,79 (dağılım: 0-24)'dur. İkinci trimesterde olan, doğum eylemine ilişkin endişeleri olduğunu bildiren, önceki doğumlarında sorun öyküsü olan, ailede sağlık sorunu öyküsü bildiren, şimdiki gebeliği süresince sağlık sorunları yaşayan, gebelik nedeniyle hastanede yatış öyküsü olan, doğum sonrası dönemde bebek bakımı konusunda profesyonel bakıcı desteği almak durumunda kalacağını bildiren, gebeliğe bağlı çalışma yaşamında güçlükler yaşadığını ve çalışma yaşamı nedeniyle gebelik süresince zorluklar yaşadığını bildirenlerde prenatal distres düzeyi daha yüksek olduğu saptandı (p<0,05). Gebelerde prenatal distresin kontrolü için doğum öncesi psikososyal stresörlerin tanımlanması, prenatal distrese yönelik düzenli izlemlerin planlanması, psikososyal stresörlerin kontrolüne ilişkin programları ve danışmanlık hizmetlerinin planlanması önerilmektedir.Anahtar kelimeler: Prenatal distres, gebe, güvenirlik, geçerlik

AnksiyeteGebelikGüvenilirlik+3
Fatma Altınçelep
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetici karmaşık dikkat işlevlerini değerlendiren testlerin 8, 9 ve 10 yaş grubu Türk çocuklarında güvenilirlik ve geçerlilik çalışmaları

Bu araştırmada, yönetici tipte karmaşık dikkat işlevlerine yönelik olarak geliştirilmiş olan Stroop Testi (Stroop Color Word Test), Children?s Color Trails Test (Renkli İz Sürme Testi), Verbal Fluency Test (Sözel Akıcılık Testi) ve Symbol Digit Modalities Test (Sembol Sayı Modalitesi Testi) adlı testlerin 8, 9 ve 10 yaş grubundaki Türk çocukları örnekleminde güvenilirlik ve geçerlilik çalışması yapılmıştır. Araştırmaya İstanbul?da bulunan özel bir ilkokulda 3., 4. ve 5. sınıf düzeylerinde okuyan, yaşları 8 ile 11 arasında değişen 160 öğrenci katılmıştır. Ayrıca güvenilirlik çalışmasında Çapa Tıp Fakültesi Nöroloji bölümünde, klinik tanı almış, denk yaş düzeylerinde olan 20 katılımcı (14 kız ve 6 erkek) ile birlikte toplam 180 katılımcının verileri incelenmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilere araştırmacı tarafından seçici ve odaklanmış dikkati ölçmek üzere Stroop Testi, görsel algı ve iz sürmeyi ölçmek üzere Children?s Color Trails Test, sözel akıcılığı ölçmek üzere Verbal Fluency Test, görsel tarama, görsel iz sürme ve sürekli görsel dikkati ölçmek için Symbol Digit Modalities Test uygulanmıştır. Test tekrar test (retest) uygulamak için yine örneklem grubundan rastgele (random) olarak seçilmiş olan 15 katılımcıya bu testlerin yanı sıra ayrıca, İz Sürme Testi, WİSC R Şifre Testi ve Stroop T-Bag Testi uygulanmıştır. Araştırma veri analizleri betimsel istatistik analizler, güvenilirlik ve geçerlilik analizleri çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak elde edilen bulgular Stroop Testi, Children?s Color Trails Test, Verbal Fluency Test ve Symbol Digit Modalities Test adlı testlerin 8, 9 ve 10 yaş grubundaki klinik ve sağlıklı Türk çocukları örnekleminde yararlanılabilecek güvenilir ve geçerli nöropsikolojik değerlendirme araçları olduğunu desteklemektedir.

GeçerlikGüvenilirlikNöropsikoloji+5
Merve Bayer
Demiroğlu Bilim University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00

Related subjects