Education methods
176 theses under this subject heading
İlköğretim okullarındaki İngilizce öğretmenlerinin kaynaştırma uygulamalarına ilişkin görüş ve önerileri
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim İngilizce Öğretmenlerinin kaynaştırma uygulamalarına ilişkin görüş ve önerilerini belirlemektir. Araştırma, 2011-2012 eğitim öğretim yılında Eskişehir ili Tepebaşı ilçesinde kaynaştırma uygulaması yapan ilköğretim okullarındaki İngilizce Öğretmenlerinin görüşlerine dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada tarama modeli kullanılmış, 25 İngilizce Öğretmeni ile görüşülmüştür. Araştırmanın verileri, nitel veri toplama yöntemlerinden yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Verilerin sayısal çözümlemesinde frekans kullanılarak, bulgular nicel olarak sunulmuştur. Araştırma bulgularına göre; İngilizce Öğretmenlerinin çoğu, kaynaştırma öğrencilerinin normal sınıflarda bulunmasından memnun olmadıklarını belirtmişlerdir. Araştırmanın sonucunda, öğretmenlerin kaynaştırma eğitimi konusunda bilgi eksikliklerinin olduğu ve uzmanlar tarafından bilgilendirilerek gerekli destek hizmetlerin sağlanması gerektiği tespit edilmiştir. Aynı zamanda, öğretmenlerin pek çoğunun hazırlamaları zorunlu olmasına rağmen BEP planı hazırlamadıkları ve sınıflarında bulunan kaynaştırma öğrencilerine İngilizce beceri ve kavramların öğretiminde kullandıkları yöntem ve teknikler konusunda güncel ve yeterli bilgiye sahip olmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Tüm bunların yanında, lisans eğitimleri sırasında kaynaştırma eğitimine ilişkin ders almalarının gerekliliğine de dikkat çekmişlerdir. Ayrıca, öğretmenler okulların yetersiz fiziki koşulları, kalabalık sınıf mevcutları, zaman ve materyal eksikliği gibi sorunlarla karşılaştıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin bilgi ve uygulamadaki eksikliklerini gidermek amacıyla seminer ve hizmet içi eğitim programlarına ağırlık verilmesi önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Kaynaştırma Uygulaması, İngilizce Öğretmenleri, Kaynaştırmaya İlişkin Görüş ve Öneriler.
Hızlandırmanın üstün zekâlı öğrencı̇lerı̇n akademı̇k başarısı ve sosyal-duygusal gelı̇şı̇mı̇ üzerı̇ndekı̇ etkı̇sı̇ne yönelı̇k bı̇r meta-analı̇z çalışması
Bu çalışmada hızlandırmanın üstün zekâlı öğrencilerin akademik başarısı ve sosyal-duygusal gelişimi üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Hızlandırmanın üstün zekâlı öğrencilerin akademik başarısı ve sosyal-duygusal gelişimi üzerindeki etkisini araştıran deneysel araştırma bulguları meta-analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde CMA yazılımı kullanılmıştır. Çalışmaya, 1984-2016 yılları arasında uluslararası alanyazında yer alan 54 yayın dahil edilmiştir. Hedges g etki büyüklüğü katsayısı olarak kullanılmıştır. Etkinin farklılaşan örneklem büyüklüğü, hızlandırma türleri ve katılımcılar bağlamında değişkenlik göstereceği varsayılarak, analizde rastgele etkiler modeli kullanılmıştır. Analiz sonuçları önceki meta-analiz çalışma bulguları ile tutarlılık göstermektedir. Hızlandırmanın üstün zekâlı öğrencilerin akademik başarısı ve sosyal-duygusal gelişimi üzerinde olumlu etkilere sahip olduğu görülmektedir. Araştırma bulguları hızlandırmanın üstün zekâlı öğrencilerin eğitiminde etkili bir strateji olduğunu göstermiştir. Anahtar Sözcükler: Üstün zekâlı öğrenciler, Eğitimde hızlandırma, Meta-analiz, Akademik başarı, Sosyal-duygusal gelişim
Kaynaştırma ve genel eğitim öğretmenlerinin sesbilgisel farkındalığa ilişkin öğretim etkinliklerini kullanımlarının incelenmesi
Okuma yazma becerileri, sosyal yaşamda var olabilmek ve akademik başarı elde edebilmek için kazanılması gereken en önemli becerilerin başında gelmektedir. Erken çocukluk döneminde gelişmeye başlayan ilk okuma yazma becerileri gelecekteki okuma yazma becerilerinin temelini oluşturmaktadır. Erken çocukluk döneminde okuma yazma becerierinin aile bireyleri, okul öncesi ve ilkokul öğretmenleri tarafından desteklenmesi gerekmektedir. Özellikle okul öncesi dönem, çocukların gelecekte okuma yazma becerilerini sorunsuz bir şekilde edinmelerini sağlayacak temel becerilerin gelişimi için kritik bir dönemdir. Okul öncesi eğitim döneminde başta sesbilgisel farkındalık (phonological awareness) olmak üzere kelime dağarcığı (vocabulary), anlama (comprehension), alfabeye ilişkin bilgi (alphabetic knowledge), görsel algı, yazı bilinci, dinleme ve konuşma gibi okuma yazmaya hazırlık becerilerinin çeşitli etkinliklerle geliştirilmesi gerekmektedir. Özellikle okul öncesi dönemde gelişimi başlayan sesbilgisel farkındalık becerileri, ilk okuma yazma becerilerinin edinimi ve gelişiminde önemli bir rol oynamaktadır. Erken çocukluk döneminde başlayan ve yaşam boyu devam eden okuma yazma sürecinde öğretmenlere önemli sorumluluklar yüklenmektedir. Öğretmenlerden, erken çocukluk döneminde ortaya çıkan ilk okuma yazma becerilerini çeşitli etkinliklerle geliştirmeleri ve öğretim programlarında bu etkinliklere yeterince zaman ayırmaları beklenmektedir. Bu bağlamda, bu araştırmanın amacı birinci ve ikinci sınıf öğretmenlerinin sesbilgisel farkındalığa ilişkin öğretim etkinliklerini sınıfta ne kadar sıklıkla kullandıklarının değerlendirilmesidir. Eskişehir Merkez'e bağlı ilkokullarda gerçekleştirilen bu araştırmada, tekil ve ilişkisel tarama modelinden yararlanılmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'deki ilkokullarda görev yapan birinci ve ikinci sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Eskişehir Merkez ilkokullarında görev yapan 142 birinci ve ikinci sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen "Sesbilgisel Farkındalığa ilişkin Öğretim Etkinliklerinin Kullanım Sıklığı Anketi" kullanılmıştır. Ankette 20 çoktan seçmeli ve 3 açık uçlu soru bulunmaktadır. Açık uçlu sorulara verilen yanıtların analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesi sonucunda, öğretmenlerin 104'ünün sesbilgisel farkındalığa ilişkin öğretim etkinliklerini kullanma sıklığının düşük olduğu, 38'inin yüksek olduğu belirlenmiştir. Sınıflarında işitme engelli kaynaştırma öğrencisi bulunan 16 öğretmenin sesbilgisel farkındalığa ilişkin öğretim etkinliklerini kullanma sıklığının düşük olduğu belirlenmiştir. Bu bulgudan yola çıkarak, sınıfında işitme engelli kaynaştırma öğrencisi bulunan öğretmenlerin sesbilgisel farkındalığa ilişkin öğretim etkinliklerini diğer öğretmenlerden daha az kullandıkları sonucuna ulaşılabilir. Ayrıca araştırmaya katılan öğretmenlerin sesbilgisel farkındalığa ilişkin öğretim etkinliklerini kullanma düzeylerinde yaş, cinsiyet, hizmet yılı ve mezun oldukları üniversite açısından anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Araştırmada ulaşılan sonuçlar bağlamında, başta okul öncesi öğretmenleri olmak üzere özel eğitim ve ilkokul öğretmenlerinin okuryazarlığın geliştirilmesinde sesbilgisel farkındalığın önemine ilişkin bilinçlendirilmeleri gerektiği düşünülebilir. Ayrıca çocukların gelecekte iyi birer okuryazar olabilmeleri için öğretmenlerin sesbilgisel farkındalık becerilerine ilişkin yeterli bilgiye ve öğretim becerisine sahip olmaları gerekmektedir. Bu nedenle üniversitelerin sınıf öğretmenliği ve özel eğitim bölümü ders programları, sesbilgisel farkındalığın ve okuma-yazma becerilerinin önemini vurgulayacak şekilde zenginleştirilmelidir. Anahtar Sözcükler: Okuma-yazma becerileri, sesbilgisel farkındalık, öğretimsel etkinlikler, işitme engelli çocuk.
Öğretmen eğitimi programlarındaki etnopedagojik ögelerin incelenmesi: Kırgızistan örneği
Bu çalışmada, Kırgızistan'da öğretmen eğitimi programlarında etnopedagoji eğitiminin incelenmesi amaçlanmaktadır. Öğretmenlerin etnopedagojik açıdan yetiştirilmeleri ile ilgili Kırgızistan'da çalışmalar yapılıyor olması ve Türkiye'de henüz bu konuda örnek bir uygulama bulunmaması nedeniyle bu çalışma Kırgızistan'da gerçekleştirilmiştir. Öncelikle alan yazında öğretmen eğitiminde etnopedagoji eğitiminin gerçekleştirilmesine yönelik çalışmalar araştırılmış, bulunan önemli kaynakların Kırgızca'dan Türkçe'ye çevirisi yaptırılarak bu kaynaklardan yararlanılmıştır. Ayrıca, genel olarak etnopedagoji ile ilgili yapılan yayınlar taranarak etnopedagoji kavramının kapsamını açıklamaya yönelik tartışmalar yapılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda araştırmada, nitel araştırma deseni uygulanmıştır. Veriler doküman incelemesi ve görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Araştırmanın gerçekleştirilmesi amacıyla araştırmacı 50 gün boyunca Bişkek, Kırgızistan'da kalmış, orada bulunduğu sürede gerekli dokümanlara ulaşmış ve görüşmelerin planlanması ve gerçekleştirilmesini sağlamıştır. Görüşmeler, etnopedagoji konusunda çalışmaları bulunan ve öğretmen eğitimi programı kapsamında etnopedagoji dersini yürüten üç öğretim elemanı ve etnopedagoji dersini almış olan beş lisansüstü öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Doküman incelemesi ve görüşmeler sonucunda ortaya çıkan görüşler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda öncelikle Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi'nde öğretmen eğitimi programlarında verilen etnopedagoji dersi hakkındaki bilgiler ortaya konulmuş, daha sonra öğretim elemanlarının öğretmen eğitiminde etnopedagoji eğitimi konusundaki görüşleri ve öğretmen adaylarının etnopedagoji dersi hakkındaki görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Etnopedagoji, Halk Eğitimi, Öğretmen Eğitimi
Uzaktan eğitim yönetiminde balanced scorecard kullanımı ve AÖS örneği
Çok hızlı bir değişimin olduğu küresel ekonomik sistemde kurumların değişime ayak uydurup ayakta kalabilmeleri için sürekli olarak doğru ölçme ve doğru değerlendirme yapabilmeleri gerekir. Sadece faaliyet raporları ve finansal tablolardan oluşan geleneksel ölçüm sistemleri, bunun için yetersiz kalmaktadır. Günümüzde, kurumların doğru ölçüm ve değerlendirme yapabilmeleri için kullanılan bir yöntem olan "Balanced Scorecard" sistemi, hızlı bir şekilde geleneksel ölçüm sistemlerinin yerini almaktadır. Bu çalışma, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sisteminde karma yöntemin en gelişmiş stratejisi olan "yakınsayan paralel karma yöntem deseni" kullanılarak bir uygulama olarak yapıldı. Çalışmanın evrenini 2014 ile 2018 yıllarındaki veriler oluşturdu. Çalışmada hem nicel hem de nitel yöntemler kullanıldı. 2014 ile 2016 yılları arasındaki veriler kurum çalışanları ile görüşmeler yöntemiyle elde edilirken, 2016- 2017 akademik yılı için mevcut veriler ile birlikte yeni anketler de yapıldı. Çıkan sonuçlara göre 2017-2018 yılı için tahminler yapılarak hedefler oluşturuldu. Bu araştırmada finansal boyut, öğrenciler boyutu, içsel süreçler boyutu ve öğrenme-gelişme boyutu olmak üzere Balanced Scorecard'ın dört boyutu kullanıldı. Bu boyutlar altında oluşturulan ölçütlerle sürekli bir iyileştirmenin olacağı geri bildirimli bir sistem kurulması amaçlandı. Anahtar Sözcükler: Uzaktan Eğitim, Balanced Scorecard, Açıköğretim Fakültesi
Açık ve uzaktan öğrenme programlarında oyunlaştırma kullanımı
Oyunlaştırma, en basit haliyle oyun unsurlarının oyun dışı uygulamalarda kullanılması olarak tanımlanabilir. Eğitim-öğretim ortamlarında oyunlaştırmanın kullanımı yeni bir uygulama olarak görülmesine karşın, işletme gibi diğer alanlarda bir süredir kullanılmaktadır. Örneğin, kullanıcıların bulundukları mekân bilgisini girerek, kullanım sıklığına oranla puan ve ödül kazandığı "foursquare" uygulaması oyunun dört temel unsurunu – puan, seviye, rozet, lider sıralaması – başarıyla kullanmaktadır. Eğitim alanında, özellikle çevrimiçi öğrenmede de oyunlaştırmanın kullanımı artmaktadır ancak incelendiğinde çoğu uygulamanın bir ders kapsamında yapıldığı, büyük ölçekli sistemlerde özellikle katılımı arttırma konusunda fazla çalışma yapılmadığı gözlemlenmiştir. Bu bağlamda gerçekleştirilen araştırmanın temel amacı üniversitelerin çevrimiçi öğrenme web sitelerine oyunlaştırma unsurları eklenmesinin öğrencilerin derslere katılımını ve bu ortamlarda sunulan hizmetlerden yararlanma durumlarını artırıp artırmadığı incelemektir. Ayrıca bu unsurları kullanmanın öğrencilerin akademik başarıları üzerine yardımcı olup olmadığı ve öğrenci memnuniyeti de araştırılmıştır. Sıralı açımlayıcı karma araştırma deseninin kullanıldığı çalışma sonunda öğrencilerin e-öğrenme ortamını ziyaretleri, içeriklere erişimleri, kaynakları indirmeleri ve ödev ve/veya testleri tamamlamaları açısından oyunlaştırma öncesi ve oyunlaştırma sonrası durumları karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir artışın olduğu bulunmuştur.
Okul öncesi din eğitiminde kavram öğretimi
Bu tez; okul öncesi dönemde çocukların kavramları nasıl algıladıklarını ortaya koymayı ve okul öncesi din eğitiminde kavram öğretim sürecini betimlemeyi hedefleyen nitel bir araştırmadır. Araştırmanın giriş bölümünde; araştırmanın konusu, amacı, önemi ve yöntemine değinilmiştir. Birinci bölümde ise okul öncesi dönemde çocukların bedensel, zihinsel, kişilik ve ahlaki gelişimleri irdelenmiştir. Ayrıca okul öncesi eğitim, okul öncesi din eğitimi ve 4-6 yaş Kur'an kurslarının amacı, önemi, ilkeleri ve özellikleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde kavram kelimesinin tanımı, özellikleri ve çeşitleri incelenmiştir. Bu bağlamda okul öncesi din eğitiminde sıkça karşılaşılan soyut dini kavramların çocuklar tarafından nasıl tasavvur edildikleri anlatılmıştır. Çocukların kavramları nasıl öğrendikleri, kavram öğrenme ve öğretme kuramları, kavram öğretim sürecinin planlanması, içeriğin organize edilmesi ve kavram öğretme sürecinin değerlendirilmesi başlıkları üzerinde durulmuştur. Ayrıca okul öncesi Kur'an kurslarında Dini Bilgiler dersinde bulunan "Saygı", "Allah'ı Seviyorum" ve "Sorumluluk" adlı ünitelerin çocuklara nasıl öğretilebileceğini göstermek amacıyla örnek ders işlenişi ve örnek etkinlikler planlanmıştır. Araştırmanın sonuç bölümünde ise; okul öncesi dönemdeki çocukların kavramları daha kolay anlamalarını ve kullanabilmelerini sağlayacağı düşünülen tavsiyelerde bulunulmuştur. Anahtar Kavramlar: Okul Öncesi Eğitim, Din Eğitimi, Kavram Öğretimi, Dini Kavramlar, Soyut Kavramlar
Müzikli etkinliklerle desteklenmiş bireyselleştirilmiş eğitim programının hesaplama güçlüğü yaşayan ilkokul öğrencilerinin başarılarına etkisinin elektrofizyolojik olarak değerlendirilmesi
Bu araştırmada müzikli etkinliklerle desteklenmiş bireyselleştirilmiş eğitim programının hesaplama güçlüğü yaşayan ilkokul öğrencilerinin başarılarına etkisini elektrofizyolojik olarak değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışmada araştırma modeli olarak karma desen araştırması seçilerek nitel ve nicel olan araştırma yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Kütahya ilinin merkezinde, ilkokul 3. ve 4. sınıfa devam eden öğrenciler arasından hafif düzey özel öğrenme güçlüğü tanısı alan ve matematik dersinde öğrenme güçlüğü yaşayan dört öğrenci oluşturmaktadır. İlkokul 1-4 sınıflar matematik dersi öğretim programı incelenerek 3. sınıf zihinden işlem kazanımlarından toplama ve çıkarma işlemine yönelik 12 adet zihinden işlem kazanımı belirlenmiştir Bu kazanımlara uygun olacak şekilde değerlendirme formu, eğitim modülü ve matematik şarkıları hazırlanmıştır. Eğitim modülünün ve matematik şarkılarının öğrencilerin başarılarına olan etkisini belirlemek amacıyla katılımcılara ön test ve son test olarak değerlendirme formu uygulanmıştır. Ayrıca on iki hafta boyunca uygulanan eğitim modülü ve matematik şarkılarının öncesi ve sonrasında katılımcılara EEG çekimi gerçekleştirilmiştir. EEG çekimleri sırasında katılımcılara zihinden işlemler yapmalarını sağlayacak şekilde 10 adet zihinden işlem sorusu yöneltilmiştir. Elde edilen EEG verilerine ait güç yoğunlukları Matlab programında Welch metodu kullanılarak hesaplanmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin analizi için betimsel analiz tekniklerinden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda özel öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin zihinden işlem becerilerinin değerlendirme formu sonuçlarına bakıldığında, eğitim modülü ve matematik şarkılarının öğrencilerin zihinden işlem becerilerini olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Ayrıca zihinden işlem kazanımlarına yönelik hazırlanan eğitim modülü ve matematik şarkılarının ilkokul öğrencilerinin başarılarını arttırdığı elektrofizyolojik değerlendirmeler ile desteklenerek gösterilmiştir.
Eğitime alternatif felsefi yaklaşımlar
İnsanlık tarihi kadar eski bir olgu olan eğitim toplumun en önemli sosyal kurumlarından birisidir. Bireylerin sahip olduğu ilgi ve yeteneklere eğitim aracılığıyla ulaşılmakta ve insanın insan olarak varlığını ortaya koyması eğitim üzerinden gerçekleşmektedir. Eğitim olgusu da bu işlevini gerçekleştirirken kaynağını sahip olduğu felsefi düşünce yapısından almaktadır. Felsefi düşünce yapısında insanı algılama biçimimize dair sorduğumuz sorular onu nasıl bir eğitimden geçireceğimizin de cevabını vermektedir. Eğitim olgusu felsefi yaklaşımlar ekseninde incelenirken geleneksel eğitim yaklaşımlarının çağdaş dünyada yaşanan değişim ve gelişimlerini yakalayacak bireyleri yetiştirmede yetersiz kaldığı görülmektedir. Geleneksel eğitim yaklaşımlarının hem düşünsel alt yapı hem de öğretim müfredat, metot ve uygulamalarında etkin öğrenmeyi sağlamadaki yetersizliği eğitimde değerler dizisi değişikliğini meydana getirmektedir. Eğitimde değerler dizisi değişikliği de farklı eğitim felsefelerinin ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Farklı eğitim felsefeleri üzerinden geleneksel eğitim anlayışına eleştiriler geliştirilerek klasik eğitim anlayışına alternatif felsefi yaklaşımlar geliştirilmiştir. Eğitimde alternatif felsefeler öğretim sürecinde alternatif uygulama modelleri geliştirme hareketinin de bir ifadesidir. Eğitime karşı geliştirilen alternatif felsefi yaklaşımlarda öğretme kavramından çok öğrenme kavramına, öğrenmeyi gerçekleştirecek bireylerin özelliklerine, öğrenme sürecinin planlanması ve yaşanmasında demokratik süreçlere önem verilmiştir.Bu araştırmada da geleneksel eğitimin dışında ?alternatif eğitim paradigmaları? şeklinde yer alan eğitime farklı felsefi yaklaşımlara yer verilmiştir. Bu yaklaşımların düşünürlerle ilişkisi ortaya konarak nasıl bir eğitim anlayışı geliştirdikleri açıklanmaya çalışılmıştır. Eğitime alternatif geliştiren yaklaşımların tümü, insanı görme biçimine eğitim algılarında verdikleri cevapları ile irdelenmiştir. Bu eğitim yaklaşımlarının temel eğitim ilkelerinde; çocukluk, öğrenme, okul ve öğretmen gibi kavramlara yüklenen anlamlar farklılaşsa bile hepsini ortak paydada birleştiren eğitim ile insanı merkeze alarak özgürleştirme arzuları olmuştur. Özgürleştirme arzusu bazı eğitim yaklaşımında insan üzerine konumlanırken bazısında toplum üzerinden yükselmesinin düşlenmesi paradoks oluşturmuştur. Bu paradoks irdelendiğinde; düşündüklerimiz ve düşünmediklerimiz, öğrendiklerimiz ve öğrenmediklerimiz, sorguladıklarımız ve sorgulamadıklarımızla toplumsal yapımızın da ipuçlarını ortaya koymuş oluyoruz.Çalışmada eğitime alternatif felsefi yaklaşımların gelişmesine kaynaklık eden aydınlanma çağı eğitim felsefelerinden natüralizm, pragmatizm ve varoluş felsefesinin eğitim yaklaşımı ile çağdaş eğitim akımları içerisinde ilerlemecilik, yeniden kurmacılık, politeknik eğitim, holistik eğitim, çocuktan hareket eğitim akımı, kır yurdu eğitim akımı, iş eğitimi akımı, kolektif eğitim akımı ve özgürlükçü eğitim akımı yaklaşımları yer almıştır. Bu eğitim yaklaşımları içerisinde ilerlemeci eğitim yaklaşımı William Kilpatrick'in ?proje tabanlı öğrenme? metodu örneği ile, çocuktan hareket eğitimi akımı ise John Dewey'in ?laboratuar okul? ve Maria Montessori'nin ?Montessori okul? örneği ile ele alınmıştır.Anahtar Kelimeler: Eğitim Felsefesi, Yeni Eğitim, Alternatif Eğitim, Çağdaş Eğitim, Özgürlükçü Eğitim.
Türk halk edebiyatında bir eğitim metodu olarak manzum metin örnekleri ve bunların Jung psikolojisi açısından tahlili
Folklor ürünlerinde halkın yaşama düzeni, sanat zevki, dünya görüşü, din anlayışı, düşünüş ve inanış sistemi ve bütün bunlarla ilgili gelenek ve görenekler bulunur. Kuşkusuz ki halk kendisini en doğal haliyle halk edebiyatı ürünlerinde sergiler. Halk edebiyatı ürünlerinin en belirgin niteliği `kalıplaşma? özelliğidir. Şekil ve yapılarda kalıplaşmalar olduğu gibi söylemlerde de kalıplaşmalar olduğu görülmektedir. Bu bağlamda Türk halk edebiyatının manzum ürünleri işlevsellikleri sebebiyle söylendiği topluma ait ipuçları taşıyan metinlerdir.Bu çalışmada Albert Bandura?nın Sosyal Bilişsel Öğrenme Kuramından yola çıkılarak manzum metin örneklerinin eğitim boyutu çözümlenmeye çalışılmaktadır. Bu gerçekten hareketle informal eğitimin bir parçası olarak nitelendirebileceğimiz Türk halk edebiyatında manzum metinlerin ?eğitim metodu? olarak bir işlev üstlendiği sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda doğrudan veya dolaylı olarak eğitim boyutu olan manzum metinlerde geçen arketiplerin C. G. Jung?un ?ortak bilinçdışı? kavramıyla ilişkili olduğu saptanmıştır.Sonuç olarak bu çalışmada Türk halk edebiyatının manzum ürünlerinden yararlanılarak sembollerin nasıl öğrenildiği sosyal bilişsel öğrenme kuramıyla çözümlenmektedir. Jung psikolojisiyle de sembollerin ilk çıkış noktaları yani orijinleri irdelenmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilişsel Öğrenme Kuramı, Toplumsal Kalıtım, Ortak Bilinçdışı, Manzum Metinler.
Okul öncesi eğitimde Reggio Emilia yaklaşımı'ndan esinlenerek yapılan proje çalışmaları: Bir eylem araştırması
Reggio Emilia Yaklaşımı İtalya'da aynı adlı bölgede II. Dünya Savaşı'ndan sonra Loris Malaguzzi tarafından başlatılmış bir eğitim felsefesidir. Yaklaşım daha sonra dünyanın pek çok ülkesinde araştırılmış ve olumlu sonuçlara ulaşılmıştır. Yurtdışında pek çok ülkede bu yaklaşımı kullanarak eğitim veren okullar bulunmaktadır. Ülkemizde bu yaklaşımı uygulayan okul sayısı oldukça sınırlıdır. Bu yüzden bu araştırmanın yapılmasına gerek duyulmuştur. Bu çalışmada, mevcut programda okul öncesi eğitimde Reggio Emilia Yaklaşımı'ndan esinlenenen proje uygulamaları yürütülmüştür. Çalışma bu yaklaşımdan esinlenen etkinliklerin uygulanma süreçlerini anlattığından nitel araştırma desenlerinden eylem araştırması şeklinde yürütülmüştür. Araştırma araştırmacının görev yaptığı Eskişehir İl'i Seçil AKKURT Anaokulu'nda öğrenim gören 12 çocuk üzerinde 12 hafta süresince uygulanmıştır. Veriler kişisel bilgi formu, araştırmacı günlüğü, video ve fotoğraflar, yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Veriler betimsel analiz yoluyla analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre çocuklar Reggio Emilia yaklaşımına uygun olarak projeler oluşturmuşlar ve projelere katılmışlardır. Uygulama sürecinde programda yer alan kazanımların büyük bir kısmının kısa uygulama sürecinde edinildiği görülmüştür. Veli, öğretmen ve okulun yöneticisi de projelerle ilgili olumlu görüş belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi eğitim, proje çalışmaları, Reggio Emilia
Bilim sanat merkezlerindeki matematik öğretmenlerinin üstün yetenekli öğrencilerin matematiksel gelişimine dönük yaptıkları uygulamalara ilişkin deneyimleri
Bu araştırmada, Bilim ve Sanat Merkezlerinde (BİLSEM) görev yapan matematik öğretmenlerinin yaptığı matematiksel uygulamaların, üstün yetenekli öğrencilerin gerçekliğine ne ölçüde hizmet ettiğine yönelik genel resmi ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmanın modeli nitel araştırma yöntemi kapsamında fenomenoloji (olgubilim) deseninde yürütülmüştür. Bu desende amaç, bir fenomene ilişkin günlük yaşam tecrübelerimizin doğasını derinlemesine anlamaya çalışarak özüne ulaşmaktır. Fenomene ilişkin deneyimlere ulaşmak amacıyla gönüllü katılımcılara yarı yapılandırılmış görüşme formunda bulunan sorular çevrimiçi görüşme ortamında yöneltilmiştir. Araştırmanda katılımcıların deneyimlerine yönelik görüşleri fenomenoloji analiz yöntemi ile incelenmiştir. Analize araştırmacı, veri analizine katkı sunan akademisyen ve bilim uzmanı önyargıları ayraç içine aldıktan sonra başlanmıştır. Analizde katılımcıların deneyimlerine ilişkin kendi görüşleri, indirgeme, anlam birimleri ve temalar tablo halinde düzenlenmiştir. Fenomene ilişkin katılımcı deneyiminin özü, dokusal ve yapısal betimlemelerle okuyucuya sunulmuştur. Araştırma sonunda BİLSEM'lerde alt yapı eksikliği tespit edilmiştir. Öğretmenlere sunulan özerk alanın standart temelli yapılandırılmasının, öğrencilerin düşünce sistematiğini temellendirmeye yönelik bakış açısını geliştireceği sonucuna ulaşılmıştır. BİLSEM'de üstün yeteneğin resmini ortaya koyan niteliklerin ve karakteristik özelliklerin kanıta dayalı ilkelerle belirlenmesi önerilmiştir.
Sınıf öğretmeni adayları için aktif öğrenme temelli çocuk hakları eğitimi
Bu çalışmada aktif öğrenme temelli çocuk hakları eğitiminin sınıf öğretmeni adaylarının çocuk haklarına ilişkin anlayış ve tutumları üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada karma yöntem araştırma desenlerinden açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunu eş değer olmayan ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desen, nitel boyutunu ise durum araştırması oluşturmuştur. Deneysel uygulamalar üçüncü sınıf düzeyinde öğrenim görmekte olan 36'sı deney 36'sı kontrol grubunda olmak üzere 72 sınıf öğretmeni adayı ile yürütülmüştür. Nitel verilerin toplandığı katılımcı grubunu ise deney grubunu oluşturan sınıf öğretmeni adayları arasından amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 12 sınıf öğretmeni adayı oluşturmuştur. Araştırmada Aktif öğrenme temelli çocuk hakları eğitimi programı geliştirilmiş olup, 13 hafta boyunca deney grubuna AÇHEP ile kontrol grubuna geleneksel öğretim yöntemi ile çocuk hakları eğitimi verilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Çocuk Haklarına İlişkin Tutum Ölçeği ve Anlayış Gelişimi Değerlendirme Formu deney ve kontrol grubuna ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Programın Etkililiğine ve Bireysel Gelişime İlişkin Görüşme Formu ise araştırmanın nitel boyutunun katılımcılarını oluşturan 12 sınıf öğretmeni adayına uygulanmıştır. Araştırmanın nitel verileri yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Araştırmanın nicel verileri bağımsız gruplar t testi, nitel verileri ise içerik analizi yapılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonuçları, sınıf öğretmeni adaylarının çocuk haklarına ilişkin tutum son ölçüm puanlarının deney grubu lehine anlamlı bir şekilde farklılaştığını, anlayış gelişimlerinin ise deney grubunda daha iyi olduğunu göstermiştir. Ayrıca deney grubunda bulunan sınıf öğretmeni adayları ile yapılan görüşmelere ilişkin sonuçlar da Aktif öğrenme temelli çocuk hakları eğitiminin sınıf öğretmeni adaylarında çocuk haklarına ilişkin anlayış, tutum, davranış ve mesleki gelişim bağlamında çeşitli katkılar sağladığını göstermiştir. Araştırma, öğretmen eğitiminde çocuk hakları eğitiminin aktif öğrenme ile nasıl gerçekleştirilebileceğine ilişkin örnek bir uygulama olması ve bilgiler sunması açısından önem taşımaktadır. Anahtar sözcükler: Çocuk Hakları, Çocuk Hakları Eğitimi, Aktif Öğrenme, Program Geliştirme, Sınıf Eğitimi.
Z kuşağının akademik eğitimine ilişkin yönetici ve öğretmen görüşleri
İlköğretimden ortaöğretime kadar örgün öğrenim gören öğrencilerin tamamının oluşturduğu Z kuşağının en belirleyici özelliği, sürekli çevrimiçi olan teknolojik cihazlarla olan etkileşimleridir. Teknoloji ile bu kadar iç içe bir hayat yaşayan Z kuşağının eğitim hayatında da bu etkileşim sürmektedir. Teknolojinin eğitim öğretime olumlu ve olumsuz etkilerinin araştırıldığı bu dönemde araştırmanın odak noktasını oluşturan Z kuşağının kişisel özelliklerinin ne olduğu, akademik başarılarının ne durumda olduğu ve nasıl artırılabileceği şeklindeki önemli sorulara cevap bulunması bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseninde hazırlanan çalışmanın çalışma grubunu ortaokullarda görev yapan 12 öğretmen ve 9 okul yöneticisi oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile oluşturulmuştur. Verilerin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, toplanan veriler içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar arasında geleneksel eğitim yöntemlerinin bu kuşak için anlamsızlaştığı, sürekli, hızlı ve değişken bir hayat yaşamalarının sonucu olarak sabırsız, hayatı hızlı yaşayan, dikkat eksikliği yaşayan bireyler olduğu, bu yüzden de akademik açıdan başarısız görüldüğü yer almaktadır. Bunun önüne geçmek için de öğretmenlerin teknoloji odaklı gelişim sağlamaları, müfredatın daha sade bir hale getirilmesi gibi çözüm önerileri sunulmuştur.
İşletmelerde eğitim ve geliştirme: Bir holdinge bağlı sanayi işletmelerindeki uygulamalara yönelik bir araştırma
Çağımızda yaşanan hızlı teknolojik değişim ve gelişmeler ve bilgiye duyulan ihtiyaç nedeniyle, işletmeler, sürekli olarak kendilerim yenilemek, kendilerine bir yön, bir hedef belirlemek ve böylece içinde bulundukları rekabet ortamında varlıklarım devam ettirmek durumunda kalmaktadırlar. Ancak, işletmelerin varlıklarım devam ettirebilmeleri için sadece iyi teknolojilere sahip olmaları yetmemekte aynı zamanda belirli niteliklere sahip yöneticilere de ihtiyaç duyulmaktadır. Bu noktadan hareketle, bu çalışmada yönetici ve yönetim kavramlarının üzerinde durulmasının yanı sıra yönetici eğitimi ve gelişimi, bu eğitim ve gelişim ihtiyacının saptanması, eğitim programlarının planlanması ve yönetilmesi konularına da değinilmiştir. İşletmelerin yaşama ve gelişme güçleri, nitelikli yöneticilerin varlığı ile doğru orantılıdır. Yönetim kavramı, yönetim süreci, yönetim sürecinin özellikleri, yönetim düşüncesinin evrimi ve yönetici kavramları, yöneticilik ile liderlik kavramları arasındaki farklar, üzerinde durulması gereken başlıca konulardır. İşletmelerin hedefe ulaşmada bir araç olmalarından hareketle, istenilen hedefe ulaşılması bir anlamda o işletmedeki yönetim sürecine ve bu süreçte yer alan yöneticilerin gerekli yöneticilik becerilerine sahip olmalarına bağlı olmaktadır. İstenilenIV niteliklere sahip yöneticilerin yetiştirilmesi için işletmelerdeki eğitim programlarının planlanması, eğitim planlamasında yaşanan süreçler ve uygulanacak yöntemler, uygulanan eğitim fâaliyetleri sonuçlarının ölçülmesi ve değerlendirilmesi, yukarıda belirtilen düşünce doğrultusunda ele alınması gereken öncelikli noktalan oluşturmaktadır. Yönetici eğitimindeki temel hedeflerden biri olan yüksek nitelikli profesyonellerin yetiştirilmesi konusunda sadece teorik bilgilere bağlı kalmak yerine uygulamadan da örnekler verilmesi yoluna gidilmiştir. Bu bağlamda, bir holdinge bağlı sanayi işletmelerinde uygulanmakta olan eğitim ve geliştirme uygulamalarından örnekler ve bu eğitim programlarının değerlendirilmesi hususuna ilişkin bilgiler aktarılmıştır. Verilen eğitimler sonucunda yönetici eğitimi ve geliştirme politika ve uygulamalarının sözkonusu işletmelerin gelişim ve değişimlerine olan etkilerinin belirlenmesine yönelik araştırma yapılması gereği de doğmaktadır. Her düzenlenen eğitim faaliyeti sonunda, eğitim faaliyetinin değerlendirilmesine ilişkin bir form katılımcılara verilerek bu formlardan elde edilen bulgular doğrultusunda istatistiksel veriler elde etme yoluna gidilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışmada hedeflenen husus günümüz işletmelerinin rekabetçi bir ortamda ayakta kalma ve sürekli değişen ve gelişen bir iş ortamına ayak uydurmaları için ihtiyaç duyduktan nitelikli yöneticilerin eğitilmesi faaliyetlerinin incelenmesidir. İşletmenin hedefine ulaşmasında verilen eğitimlerin değerlendirilmesi ve bu değerlendirmelerden bir takım veriler elde edilmesi de aynca ele alınan ve üzerinde önemle durulan bir konu olmaktadır. Anahtar Kelimeler: 1. Eğitim 2. Geliştirme 3. Eğitim Semineri 4. Eğitim Değerlendirmesi 5. Sanayi İşletmeleri
Ticaret ve meslek liselerine yardımcı modül destek yönetim sistemi
Bu çalışmada, Ticaret ve Meslek Liselerinde uygulanan modüler eğitimde eğitim materyali olarak kullanılan, ders modüllerine destek olarak hazırlanmış web tabanlı portal yazılımı geliştirilerek, bu portal teknik yapı, görsellik ve eğitsel özellikler yönünden değerlendirilmiştir.Araştırma için hazırlanan anket, Adana ili Seyhan bölgesindeki Çobanoğlu Ticaret ve Meslek Lisesi Bilişim Teknolojileri öğretmenleri ile Muhasebe ve Finansman öğretmenlerinden oluşan 40 kişilik bir örneklem gruba uygulanmıştır.Yazılımın geliştirilmesinden önce modüler eğitim sistemi ve eğitim materyali olarak kullanılan modüller ve modüllerin içerikleri hakkında ön bir araştırma yapılmıştır. Alınan görüşlere göre Ticaret ve Meslek Liselerinde ders materyali olarak kullanılan modüllerin yetersiz olduğu saptanmıştır. Bu doğrultuda modüldestek web portalının hazırlanmasının yararlı olduğu düşünülmüş, yazılım internet ortamında http://www.moduldestek.com adresinde yayınlanmış ve örneklem grubun kullanımına sunulmuştur.Araştırma sonucunda portal, modüllere destek olarak tüm yönleriyle başarılı bulunmuştur. Ancak görsellik yönünden; sayfalardaki yönlendirmelerle ilgili %25, renklerin kullanımıyla ilgili %12,5, yazılımın uzun süre sıkılmadan kullanılması konularında %25 oranında olumsuz görüş bildirilmiştir.Portalın amacına ulaşması ve yaygınlaşması için öğrenciler ve öğretmenler tarafından bir ya da birkaç dönem kullanılması, yeterli dönüt alınması için uygun olacaktır. Ayrıca bu portalın MEGEP bünyesinde modülleri hazırlayan birimler tarafından değerlendirilmesi daha fazla yarar sağlayacaktır.
Ivan Illich'in 'Okulsuz Toplum' önerisinin işlevselci ve çatışmacı yaklaşımlar açısından incelenmesi
Eğitim toplumun temel sosyal kurumlarından biridir. Bireyin içinde yaşadığı toplumda bilgi, beceri, tutum ve değerlerini geliştirdiği süreçlerin toplamıdır. Toplumun üyeleri için sosyalleşme veya sonradan katılanlar içinse bir bütünleşme ve kaynaşma sürecidir. Günümüzde eğitim kurumunun, en başta gelen alt kurumu okuldur. Okullar toplumun ihtiyaçları doğrultusunda bireyin yetiştirilmesi ve topluma kazandırılmasına aracılık ederler. Elbette her kurum gibi okullarında, aksayan veya bireyin yada toplumun faydalarını gözetmeyen işlevleri vardır. Radikal bir toplum eleştirmeni olan Ivan Illich'e göre ise, okulların bireyin ve toplumun aleyhine olan işlevleri lehine olanlara göre oldukça fazladır. Ona göre, okullarbireyi kapitalist sistemdeki kurumsal yapıların faydaları doğrultusunda üretmeye ve tüketmeye sevk ederler, sistemin ideolojisini aşılarlar, otoriteye itaati meşrulaştırırlar, bireyi gereken şekilde eğitmezler ve eşitsizlik yaratırlar. Illich açısından okulların ortadan kaldırılması, sebep oldukları tüm bu olumsuz durumların sonu demektir. Illich, okulların kaldırılmasını önerirken, mevcut teknolojileri de göz önünde bulundurarak kendi eğitim yöntemlerini önerir. Illich'in önerisinin farklı yaklaşımlar üzerinden değerlendirilerek çözümlenmesi okullar ve onların işlevlerinin anlaşılması adına faydalı olacaktır. Bu çalışmanın amacı, Illich'in `Okulsuz Toplum' önerisini, `işlevselci' ve `çatışmacı' yaklaşımların kavramlarını göz önünde bulundurarak hermeneutik okumayla çözümlemeye çalışmaktır.Anahtar Sözcükler:Eğitim, Okul, Kurumsal Yapılar, Teknoloji, Eşitsizlik.
A distant implementation of inset: A teacher training platform for contextual grammar teaching
This study has described and revealed teacher cognition of teaching grammar extensively; it has suggested courses of action to transfer this dimension in language teaching to be exploited in INSET applications. In other words, the study has combined two distinct fields, providing a bridge between grammar teaching and professional development. Mixed methods research paradigm has been used to describe the teacher cognition of teaching grammar. According to the findings of qualitative and quantitative research, it has been observed that the great majority of the teachers teach grammar in their courses, and employ inductive grammar teaching techniques. Distant INSET as the complementary tool to central INSET implementation has been used to provide a collaborative environment for teaching tips of contextual grammar. Modular Object Oriented Dynamic Learning Environment (Moodle) has been used for the implementation. Further studies to be grounded on this study will give better and more comprehensive results.
Gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımının ilkokul öğrencilerinin görsel matematik okuryazarlığı düzeyine ve problem çözme becerilerine etkisi
Bu araştırmada, ilkokulda Gerçekçi Matematik Eğitimi (GME) yaklaşımı ile gerçekleştirilen öğretimin öğrencilerin matematik başarılarına, görsel matematik okuryazarlı özyeterlik algılarına ve matematik problemlerini çözmeye yönelik tutumlarına etkisini incelemek amaçlanmıştır. Bu amaçla ön test- son test kontrol gruplu yarı deneysel bir çalışma yapılmış, nicel verileri desteklemek amacıyla öğrenci görüşlerinden elde edilen nitel veriler kullanılmıştır. Araştırma, Adana ilindeki bir devlet ilkokulunun 4. Sınıfına devam eden 147 öğrenciyle (66 kız, 81 erkek) yapılmıştır. Araştırmanın nicel verileri araştırmacı tarafından gerekli literatür incelenerek elde edilen matematik başarı testi, Görsel Matematik Okuryazarlığı Özyeterlik Algı Ölçeği ve Problem Çözmeye Yönelik Tutum Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Çalışmada GME yaklaşımının uygulandığı iki sınıf bir deney grubunu (23 kız, 31 erkek), farklı okullardan seçilen iki sınıfa araştırmacının girdiği kontrol bir grubu ve bir öğretmenin girdiği başka okuldaki kontrol iki grubu (toplamda 43 kız, 50 erkek) rastgele olarak belirlenmiştir. Deney grubuna 'Geometrik Şekiller' ünitesi GME yaklaşımı ile öğretilmiş, kontrol gruplarında ise mevcut öğretim yöntemi kullanılmıştır. Uygulama sekiz hafta sürmüştür ve uygulamanın hemen bitiminde deney grubundaki öğrencilere araştırmacı tarafından geliştirilen yedi açık uçlu sorunun bulunduğu yapılandırılmış görüşme formları dağıtılmıştır. İki ay sonra tüm gruplara kalıcılık testleri tekrarlanmıştır. En sonunda ise nitel verilerin analizinde içerik analizi kullanılırken, nicel verilerin değerlendirilmesinde Karışık Ölçümler İçin ANOVA ve t-Testi metotları kullanılmıştır. Sonuç olarak, deney grubundaki öğrencilerin kontrol grubundaki öğrencilere göre matematik başarı testinde daha başarılı oldukları, görsel matematik okuryazarlığı özyeterlik algılarında ve matematik problemlerini çözmeye yönelik tutumlarında daha çok gelişim gösterdikleri bulunmuştur. Bu doğrultuda gelecek çalışmalarda yeni bir matematik programı düzenlemesine gidilerek konu konu örnek etkinliklerin olduğu çalışma kitapçığı hazırlanabilir, bu kitapçık izlenerek öğretmen ve öğretmen adaylarına eğitim verilebilir. Anahtar kelimeler: Gerçekçi Matematik Eğitimi, görsel matematik okuryazarlığı, matematik problemlerini çözme, matematik başarısı.
Yaratıcı drama temelli çocuk hakları eğitimi programının geliştirilmesi ve uygulanması
Bu çalışmada, yaratıcı drama temelli çocuk hakları eğitimi programının hazırlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma karma desen araştırma türlerinden açımlayıcı sıralı desen olarak modellenmiştir. Nicel boyutunda ön test – son test tek gruplu deneysel desen, nitel boyutunda ise uygulamalar bittikten sonra görüşmeler yapılmıştır. Bu kapsamda çalışma 33 öğrenci yer almaktadır. Çalışma grubundaki 33 öğrenci ile 15 hafta süren bir uygulama yapılmıştır. Araştırmada çalışma grubu Şanlıurfa'nın Haliliye ilçesindeki bir devlet okulunda bulunan üçüncü sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Çocuk Haklarına İlişkin Farkındalık Testi (ÇHFT), Çocuk Haklarına İlişkin Tutum Ölçeği (ÇHTÖ) ve Yaratıcı Drama Temelli Çocuk Hakları Eğitimi Programı Etkililiğine İlişkin Görüşleri Değerlendirme Formu kullanılmıştır. ÇHFT, ÇHTÖ ile ilgili veriler Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılarak analiz edilmiştir, nitel veriler ise içerik analizi yapılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, çalışma grubundaki öğrencilerin çocuk haklarına ilişkin farkındalık ve çocuk haklarına ilişkin tutumlarının son ölçüm puanlarının ön ölçüm puanlarına göre anlamlı olarak arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca araştırmanın nitel sonuçları, Yaratıcı Drama Temelli Çocuk Hakları Eğitim Programı (YDÇHEP)'nın çocuk hakları için bilgi gelişimi, çocuk haklarının önemi için farkındalık oluşumu, çocuk hakları temelli davranış gelişimi için faydalı olduğunu göstermiştir Araştırma Türkiye'de yaratıcı drama yöntemiyle çocuk hakları eğitimi hakkında bilgi sunması açısından önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Çocuk hakları, çocuk hakları eğitimi, yaratıcı drama, program geliştirme, çocuk hakları farkındalığı
Matematik destekli fen öğretiminin 6. Sınıf öğrencilerinin tutum, motivasyon ve akademik başarıları üzerindeki etkisi: Yoğunluk örneği
Bu çalışma, matematiksel açıdan zenginleştirilmiş fen öğretiminin altıncı sınıf öğrencilerinin fen ve matematiğe yönelik tutumları, fen öğrenmeye yönelik motivasyonları ve yoğunluk konusuna ilişkin akademik başarıları üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada deneysel desen kullanılmıştır. Nicel ve nitel veri toplama araçları ile veriler toplanmıştır. Çalışma Ankara'daki bir devlet okulunun 6. sınıfa giden 72 öğrencisi ile yapılmıştır. Deney ve kontrol gruplarına 5E modeli, TGA ve soru-cevap tekniği kullanılmıştır. Deney grubunun derslerinde matematiksel açıdan zengin etkinlik ve soruların yer aldığı çalışma kağıtları kullanılmıştır. Tutum ve motivasyon ölçekleri, yoğunluk başarı testi hem pilot uygulama olarak hem de deney ve kontrol gruplarına ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Deney grubuna Yoğunluğa İlişkin Açık Uçlu Soru Formu ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Deney grubundan 3 öğrenciye yoğunluğa ilişkin görüşme soruları sorulmuştur. Çalışma sonucunda hem deney hem de kontrol grubunda fen öğrenmeye yönelik motivasyon, fene yönelik tutum ve yoğunluk başarı testi ortalamaları istatistiksel olarak anlamlı derecede artmıştır. Matematik tutumları ise deney grubunda anlamlı şekilde artmıştır. Deney ve kontrol gruplarının son test puanları kıyaslandığında matematiğe yönelik tutum ve yoğunluk başarı testinde deney grubu lehine anlamlı farklılıklar olmuştur. Deney grubunun son testte yoğunluğun açık uçlu sorularına dair akademik başarıları artmıştır ve yoğunluk konusuna dair kavramsal hataları önemli ölçüde azalmıştır.
Doğum sonrası farklı eğitim yöntemleriyle verilen taburculuk eğitiminin taburculuğa hazır oluşluk, doğum sonu uyum süreci ve emzirme öz-yeterliliğine etkisi
Amaç: Araştırmanın amacı, doğum sonrası farklı eğitim yöntemleriyle verilen taburculuk eğitiminin taburculuğa hazır oluşluk, doğum sonu uyum süreci ve emzirme öz-yeterliliğine etkisini incelemektir. Gereç Yöntem: Araştırma deneysel olarak, 2019-2021 tarihleri arasında Tekirdağ Devlet Hastanesi'nde yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Tekirdağ Devlet Hastanesi'nde doğum yapan kadınlar; örneklemini (müdahale 1 n=30, müdahale 2 n=30 ve kontrol grubu n=30) toplam 90 anne oluşturmuştur. Müdahale grubundaki annelere doğum sonu farklı eğitim yöntemleriyle (müdahale 1 grubuna video yöntemi ve müdahale 2 grubuna resimli rehber eşliğinde sözlü anlatım yöntemiyle) taburculuk eğitimi, kontrol grubuna ise rutin lohusalık bakımı verilmiştir. Araştırmanın verileri "Kişisel Bilgi Formu, Hastane Taburculuğuna Hazır Oluşluk Ölçeği-Yeni Doğum Yapmış Anne Formu, Doğum Sonu Emzirme Öz-Yeterlilik Ölçeği (Kısa Form), Postpartum Kendini Değerlendirme Ölçeği'' ile toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler olarak, sürekli değişkenler için ortalama değer, standart sapma, ortanca, minimum ve maksimum değerler; kategorik değişkenler için ise sayı ve yüzde değerleri hesaplanmıştır. Başlangıç analizleri olarak normal dağılımın değerlendirilmesinde Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk testleri, verilerin analizinde Kruskal-Wallis testi, Likelihood ratio, Pearson Ki-kare, Kruskal-wallis testi, Bonferroni, Fisher'ın kesin testi kullanılmış, p<0,05 istatistiksel anlamlı olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırmada müdahale 1 grubundaki annelerin Emzirme Öz-Yeterlilik Ölçeği (Kısa Formu)'nden aldıkları puan ortalamasının (66,03±3,94), müdahale 2 (62,30±3,42) ve kontrol grubunda yer alan annelerin puan ortalamasından (36,96±5,73) yüksek olduğu ve bu farkın istatistiksel anlamlı olduğu; müdahale 1 grubundaki annelerin Hastane Taburculuğuna Hazır Oluşluk Ölçeği-Yeni Doğum Yapmış Anne Formu toplam puan ortalamasının (145,53±8,74), müdahale 2 grubundaki (137,10±6,54) ve kontrol grubundaki annelerin puan ortalamasından (65,03±9,32) yüksek olduğu ve gruplar arasındaki bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu; müdahale 1 ve müdahale 2 gruplarındaki annelerin Postpartum Kendini Değerlendirme Ölçeği toplam puan ortalamasının benzer olduğu (sırasıyla 175,06±12,83 ve 176,13±13,29), kontrol grubundaki annelerin puan ortalamasının müdahale gruplarındaki annelerden düşük (225,16±18,90) ve müdahale ile kontrol grupları arasındaki bu farkın da istatistiksel düzeyde anlamlı olduğu bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Annelere video yöntemi ve resimli rehber eşliğinde sözlü anlatım yöntemi şeklinde verilen taburculuk eğitiminin, annelerin taburculuğa hazır oluşluğunun, emzirme öz-yeterliliğinin ve doğum sonrası döneme uyumunun artmasında olumlu yönde etkisi olduğu görülmüştür.
10-13 yaş grubu çocuklarda gözler kapatılarak yapılan psikomotor beceri öğretiminin niteliksel öğrenmeye etkileri
Amaç: Bu çalışmanın amacı, bir spor tekniğinin bileşenleri olan temel sportif becerilerin öğretiminde görsel enformasyonların, gözleri örtülerek engellendiği bir öğrenme ortamında yapılan çalışmanın, öğrenme çıktıları olan temel hareket becerilerinin niteliksel analizinin yapılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Basketbol topunu; yerinde durarak, yürüyerek, koşarak vb. top sürme (dripling), topu duvara, duvardaki bir hedefe, belirlenen bir çembere atma-tutma vb. becerileri (manipulatif) uygun koordinasyon ve postürde yapamayan 10-13 yaş grubu çocuklar deney (gözler kapalı) ve kontrol (gözler açık) gruplu çalışmaya alınmıştır. 8 hafta boyunca haftada iki kez (toplam 80 dk.) her iki gruba aynı beceri öğretimi aynı alıştırmalarla yaptırılmıştır. Dördüncü haftada ara test, sekizinci haftada son test değerlendirmeleri yapılmıştır. Bulgular: Ara test ve son test olarak saptanan bulguların istatistiksel analizlerine bakıldığında basketbolda top sürme tekniğinin alt becerilerinin öğrenimi, görme duyusu engellenen grup lehine anlamlı düzeyde farklılıklar ortaya koymuştur. Sonuçlar: Eğitimde farklı teknik kullanılmasının ("görme" duyusunu engelleme) öğrencilerin temel hareket becerilerinin gelişiminde daha etkili olduğu görülmüştür. Öğrencilerin gözleri kapatılarak yapılan çalışmalar sonucunda öğretilmesi hedeflenen hareket becerilerinin daha hızlı ve nitelikli bir öğrenmeyi sağladığı, eğitimde zamandan tasarrufa ve daha hızlı beceri kazanımına neden olabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gözler kapatılarak eğitim, Eğitimde görsel enformasyon, Kapalı gözlerle hareket eğitimi, Eğitimde duyu bütünleme
Bilinguale kindergarten als eine alternative für das fremdsprachliche erziehungsproblem in der Türkei
Die Schüler in der Türkei bekommen lange Jahre auf verschiedenen Erziehungs- und Bildungseinrichtungen Fremdsprachenunterricht erteilt, dennoch erreichen sie weder den erfolgreichen internationalen Sprachniveau noch haben sie den Mut frei zu kommunizieren. In dieser Arbeit werden Motivationsprobleme von Lehrern und Schülern im Fremdsprachenunterricht, an staatlichen Schulen in der Türkei bearbeitet. Das späte Eintreten in den Fremdsprachenbereich, das nicht Anwenden von adäquaten und effektiven Methoden im Fremdsprachenunterricht sowie lehrerbedingte Probleme mit überfüllten Klassen sind einige Punkte, die unbedingt beachtet werden müssen. Außerdem wurde auf dem klassischen Fremdsprachenunterricht in den staatlichen Schulen der Türkei und auf das moderne Pädagogik der Montessori mit Immersion im Kindergarten mit 3-6 jährigen Kindern in Deutschland eingegangen. Um das fremdsprachliche Erziehungs- und Bildungsproblem der Türkei in Betracht zu ziehen, wurde das Thema recherchiert und in verschiedenen Kindergärten in Deutschland und in der Türkei Beobachtungen und Hospitationen durchgeführt. Durch das Beobachten der Bilingualen-Kindergärten, die nach dem Montessori Ansatz mit Immersion ausgestattet sind, wurde die neue moderne Pädagogik vorgestellt. Mit all diesen Forschungen und Beobachtungen in türkischen Kindergärten und durch Hospitationen in deutschen Kindergärten wurden Bilinguale-Kindergärten nach dem Montessori Ansatz mit Immersion als ein alternativer Lösungsvorschlag für die fremdsprachlichen Probleme in der Türkei vorgetragen. Diese Magisterarbeit wurde in sechs Teile gegliedert: Im ersten Teil werden die Wichtigkeit und die Bedeutung dieses Masterstudiums bearbeitet und die Probleme dargestellt sowie auf die Ziele und Hypothesen, mit einem kurzen Überblick auf die Geschichte der Fremdsprachenpolitik eingegangen. Im zweiten Teil werden die wichtigen Begriffe angesichts des Sprach- und Fremdsprachenerwerbs bzw. Zweitsprachenerwerbs dargelegt. Im dritten Teil der Arbeit werden die Probleme in der fremdsprachlichen Erziehung in der Türkei durch Recherchen in verschieden Aspekten bearbeitet. Im vierten Teil der Arbeit wird die neue moderne Pädagogik nach Montessori Ansatz in Kindergärten in Europa und in Deutschland näher gebracht. Im fünften Teil der Arbeit wurde in Deutschland im Rahmen der Hospitationen ein Bilingualer Kindergarten (Kiga) mit Immersionsmodell nach Montessori Ansatz mit 3-6 jährigen Kindern und ein „Montessori Kinderhaus" in Heilbronn mit 3-6 jährigen Kindern sowie zwei verschiedene Kindergärten in der Türkei vergleichend beobachtet und Lösungsvorschläge für die Türkei ausgearbeitet. Im letzten Teil meiner Magisterarbeit gehe ich auf die Auswertungen meiner Hypothesen ein. Als Schlussfolgerung für das fremdsprachliche Bildungsproblem in der Türkei wird die bilinguale Vorschulerziehung im Kindergarten nach dem Montessori-Ansatz vorgeschlagen.