Stocks
411 theses under this subject heading
CDS primlerinin borsa endeksleri üzerine etkisi: Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler üzerine bir araştırma
Gelişen finansal piyasalar ve teknolojik yeniliklerle birlikte finansal araçların çeşitleri ve kullanım şekilleri de gelişmeye devam etmektedir. Kredi temerrüt swapları da bu gelişmeler neticesinde kredi riskine karşı bir koruma sağlayan önemli bir araç olarak ortaya çıkmıştır. Kredi temerrüt swapları en temel kredi türev araçlarından biridir ve dayanak varlığın temerrüde düşmesi durumunda alıcısına bir sigorta sağlamaktadır. Ayrıca kredi temerrüt swapları (CDS) kredi riskinin bir göstergesi olarak kullanılmakta ve yüksek CDS primleri, yüksek riskleri beraberinde getirmektedir. Bu nedenle riskli kabul edilen şirketler ve ülkelerin elde edecekleri fonlar için karşılaşacakları maliyetlerde artacaktır. Bu durumda artan riskler potansiyel yatırımların önüne geçebilmektedir. Çalışmanın amacı CDS primlerinin borsa endeksleri üzerinde etkisinin tespit edilmesidir. Bu kapsamda ele alınan 9 gelişmiş ve 10 gelişmekte olan ülkeye ait CDS primleri ile borsa endeksleri arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Ayrıca Türkiye CDS primlerinin BIST endeksleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu doğrultuda CDS primleri ile gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki ilişkinin tespit edilmesinde panel veri analizi kullanılmıştır. CDS primleri ile BIST endeksleri arasındaki ilişkinin saptanması için ise bir zaman serisi analizi olan ARDL sınır testinden yararlanılmıştır. Çalışma kapsamında ele alınan veri setine ilişkin zaman 2008-2021 yıllarını kapsamaktadır. Sonuç olarak; gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere ait borsa endekslerinin CDS primlerinden etkilendiği tespit edilmiştir. CDS primlerinde meydana gelen artışların borsa endekslerini düşürdüğü yani aralarında ters yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bir diğer araştırma konusu olan CDS primleri ile BIST endeksleri arasındaki ilişkinin incelendiği analizlerin sonucunda ele alınan 21 endeksten 7 tanesinin CDS primlerinde meydana gelen değişikliklere duyarlı olduğu ve aralarında negatif yönlü, anlamlı bir ilişkinin varlığı ortaya koyulmuştur.
Hirose yöntemiyle marka değerinin belirlenmesi: BİST Turizm endeksinde yer alan firmalar üzerine bir uygulama
Marka olgusu ve marka değeri kavramının değeri şirketler açısından son yıllarda çok önemli bir yer tutmaktadır. Artan teknoloji ve pazar rekabeti, şirketlerin yeni stratejik yönelimlere sürüklemiştir. Bunun bir sonucu olarak markalaşma süreci ortaya çıkmıştır. Bu süreç pazarda etkin olarak var olmak isteyen şirketler açısından zorunlu bir hal almış ve rekabet üstünlüğü elde etmek için gereken temel unsurlardan biri haline gelmiştir. Bu sürecin ortaya çıkmasıyla beraber marka değerini ölçmek için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Birçok araştırmacı ve akademisyen tarafından marka değerini farklı yönlerden inceleyen yöntemler ortaya atılmıştır. Bu yöntemler Davranışsal, Finansal ve Karma yöntemler olarak bilinmektedir. Araştırmada marka değerini parasal olarak değerlendirmeyen yöntemlerde ana hatlarıyla yer almakta ancak asıl yöntem olarak Finansal bir model seçilerek marka değerinin finansal boyutu ile ilgilenilmiştir. Araştırmamızın son bölümünde BİST Turizm Endeksi'nde faaliyet gösteren firmaların marka değerleri ikinci ve üçüncü bölümde açıklanan ve Finansal Marka Değerleme Yöntemlerinden biri olan Hirose yöntemi ile tespit edilmeye çalışılmıştır.
Türkiye'de pay takas sistemi
This paper examines the role of clearing and settlement system in capital markets and explains how clearing and settlement process works particularly in Turkey. Based on this basic information, this study tries to explain the working mechanism and efficiency of Turkey's experience. Although clearing and settlement processes do not known clearly by end investors, it is very crucial part of financial markets because of its power to decrease risk, increase safety, provide efficiency and stabilize the market. First, we clarify equity clearing and settlement process with daily cycles and examples. In the first part of paper, we start with the main institutions for capital markets and then continue with trading, clearing and settlement processes. In the second part of the study, we explain clearing and settlement in the world by investigating the historical process of post trade institutions, international organizations and standards that are used in the developed countries. Finally, we emphasize on Turkey's effort for efficient mechanism in clearing and settlement system by explaining historical process, services, values, targets and of Takas Istanbul. We aim to detail clearing and settlement process that is not discussed broadly academically before this study and enlighten all stakeholders of the capital market about this process.
BİSTt-100 endeksi ile makroekonomik değişkenler arasındaki nedensellik: 2005-2015 yılları arasında Türkiye uygulaması
Çalışmada BİST-100 Endeksi'ni etkileyen makroekonomik faktörler arasında ilişkinin varlığı ve yönü araştırılmıştır. "Çoklu Doğrusal Regresyon" analizi ile makroekonomik faktörlerin birleşik halde etkisi, "Granger Nedensellik Testi" ile yönü tespit edilmiştir. Bağımlı değişkenimiz BİST-100 Endeksi için, günlük kapanış fiyatlarının oluşturduğu aylık ortalama baz alınmıştır. Bağımsız değişkenlerimiz; para arzı, enflasyon, döviz kuru, faiz oranları, altın fiyatları, öncü göstergelerden oluşan makroekonomik faktörlerdir ve bunların da gün sonu fiyatlarından oluşan aylık ortalama değerleri analiz edilmiştir. Çalışmada analiz edilen veriler, TCMB web sayfasından temin edilmiş olup, Aralık 2005- Haziran 2015 tarihleri arasındaki aylık ortalama değerleri kapsamaktadır. Çalışma sonucunda, "para arzı" ve "altın fiyatları" dışında tüm faktörlerin BİST-100 Endeksi ile "tek yönlü nedensellik ilişkisi" olduğu anlaşılmıştır. BİST-100 Endeksi enflasyon, faiz oranları değişkenlerinden negatif etkilenirken, öncü göstergeler endeksinden pozitif yönlü etkilenmektedir. Ayrıca BİST-100 endeksi, döviz kuru fiyatlarını ise negatif yönde etkilemektedir. Oluşturulan "VAR" modeli sonucu zaman serisi verileri durağan hale getirildiği için, uzun dönemli etkileri yerine "Granger Nedensellik Testi" ile 1 (ay) dönemlik gecikmelere bakılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bist-100 Endeksi, Makroekonomik Faktörler, Çoklu Doğrusal Regresyon, VAR, Granger Nedensellik Testi.
Yatırımların nakit akışlarına duyarlılığının incelenmesi: Borsa İstanbul firmalarında bir uygulama
Dışsal finansmanın daha pahalı olması firmaların kendi kaynakları ile yarattıkları nakit akışlarına daha çok bağlı kalmalarına ve olması gerekenden daha düşük yatırım yapmalarına neden olur. İçsel ve dışsal finansmanın maliyetindeki bu farkı belirlemede faydalı bir yaklaşım, yatırımların nakit akışı duyarlılığını gözlemlemektir. Belirgin yatırım-nakit akışı duyarlılığı gösteren firmalar finansal kısıtlı olarak kabul edilmektedir. Bu yaklaşım izlenerek, Borsa İstanbul'a kote olan finans dışı firmaların yatırım-nakit akışı duyarlılıkları 2002–2014 dönemi için incelenmiştir. Yatırım-nakit akışı duyarlılıklarında kesitler arası farklılıkları gözleyebilmek için firmaların verileri, finansal kısıtlılık düzeyine etki ettiği varsayılan alt dönemler ve firma özellikleri bazında gruplandırılmıştır. Panel veri analizinin sonuçlarına göre küçük, genç firmalar, bir şirketler grubu ile ilişkisi olmayan firmalar ve halka açık işlem gören hisse senetlerinin oranı göreceli düşük olan firmalar yatırım–nakit akışı duyarlılığı sergilemektedir. Düşük temettü dağıtımı yapan firmalar en belirgin yatırım–nakit akışı duyarlılığına sahiptir. Herhangi bir sınıflandırma yapılmadan, 2002–2014 dönemi için firmalar ortalama bir düzeyde yatırım–nakit akışı duyarlılığı göstermektedir. Kriz döneminde yatırımlar, diğer tüm alt dönemlere göre, nakit akışına en duyarlıdır. Diğer taraftan, makro-ekonomik büyüme dönemlerinde yatırım–nakit akışı duyarlılığı belirgin değildir. Bu bulgular, yatırım-nakit akışı duyarlılığının finansal kısıtlılıkla ilişkili olduğunu savunan görüş ile aynı doğrultudadır. Anahtar Sözcükler: Yatırımlar, Finansal Kısıt, Finansman Hiyerarşisi Teorisi,Yatırımın Q Teorisi, Panel Veri Analizi.
Ocak ayı etkisinin BRİCS ülkeleri ve Türkiye'de GARCH (P,Q) modeli ile test edilmesi
Çalışmada, 1996-2016 yılları arasında Türkiye ile BRICS ülkeleri borsalarının aylık dönemlerde kapanış verileri kullanılarak elde edilen getirilerde Ocak Ayı etkisi GARCH modeli ile incelenmiştir. Araştırma neticesinde ülkelerin genelinde aylık bazda pozitif getiriler daha fazla olmak üzere en çok negatif getirinin olduğu ülke borsasının BİST olduğu gözlemlenmiştir. Yapılan varyans dağılım analizi neticesinde de söz konusu getirilerin farklılıklaşması BİST'te diğer ülkelere nazaran daha fazladır. Bununla birlikte en yüksek getirinin sağlandığı ülke de Mart ayı getirisi olarak BİST olduğu gözlemlenmiştir. Çalışmanın konusu çerçevesinde BRICS ülkeleri ile BIST'te ocak ayı etkisinin varlığından söz etme olanağı bulunmamaktadır. GARCH modeli çerçevesinde ülkeler arasında uzun dönemli ilişki olsa da bu durum etkin piyasa hipotezini ortadan kaldıran bir durum olarak değerlendirilmemektedir. Anahtar Kelimeler: BRICS, BİST, Etkin Pazar Hipotezi, GARCH, Ocak Ayı Etkisi.
Kurumsal yönetim kapasitesinin hisse fiyatı ve sürü davranışı üzerine etkisi
Etkin Piyasalar Hipotezi, sürü davranışı ve kurumsal yönetim çerçevesinde çalışmanın temel amacı, farklı bakış açısıyla kurumsal yönetim derecelendirmesinin hisse fiyatı ve sürü davranışı üzerine olası etkisini ortaya koymaktır. Bu amaç dahilinde ise araştırma çerçevesinde üç alt amaç belirlenmiştir. İlk alt amaç, Kurumsal Yönetim Endeksi'nde yer alan şirketlerin yıllar itibarıyla almış oldukları kurumsal yönetim derecelendirme puanının sabit (değişmeyen), yukarı (artan) ve aşağı (azalan) yönlü hareketlerinin hisse fiyatı üzerindeki olası etkisini Olay Çalışması ile ortaya koymaktır. Araştırmanın ikinci alt amacı; Kurumsal Yönetim Endeksi özelinde ve Borsa İstanbul'da öne çıkan 16 endekste olası sürü davranışı varlığını tespit ederek, tahmin edilebilir piyasa hareketlerinin yaygınlaşıp yaygınlaşmadığını belirlemektir. Son olarak üçüncü alt amaç ise; sürü davranışı perspektifinde ve belirlenen kriter dahilinde kurumsal yönetim puanı yüksek veya düşük olarak kategorize edilen şirketlerde olası sürü davranışı varlığını tespit etmektir. Bu kapsamda araştırmada öncelikle sürü davranışı ölçme yöntemlerinden Christie ve Huang (1995) Modeli sonrasında Chang, Cheng ve Khorana (2000) Modeli kullanılmıştır. Olay Çalışması yöntemi kullanılarak kurumsal yönetim derecelendirme puanındaki farklılaşmanın hisse fiyatına etkisini ortaya koyan analiz sonuçlarına göre, kurumsal yönetim puanı yıllar itibarıyla sabit/yukarı/aşağı paylardan oluşan piyasanın, katılımcılara ortalama üzerinde getiri elde etme fırsatı sunduğu tespit edilmiştir. Sürü davranışı perspektifinde, Kurumsal Yönetim Endeksi özelinde Borsa İstanbul'da öne çıkan diğer 16 endekste Christie ve Huang (CH) (1995) Modeli sonuçlarına göre herhangi bir sürü davranışı varlığına rastlanmazken, Chang, Cheng ve Khorana (CCK) (2000) Modeli sonuçları neticesinde ise bazı endekslerde sürü davranışı görülmüştür. Ayrıca sürü davranışı kapsamında Kurumsal Yönetim Endeksi'ne dahil olan ve belirlenen kriter çerçevesinde kurumsal yönetim puanı yüksek/düşük olarak gruplandırılan şirketlerde hem CH Modeli hem de CCK Modeli'ne göre sürü oluşumu lehine herhangi bir kanıt bulunamamıştır.
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı çalışanların tasarruflarını değerlendirme davranışları kapsamında hisse senedi tercihlerini etkileyen faktörler: Çorum ili için bir araştırma
Bireylerin tasarruf yapabilmesi ve yaptığı tasarrufları değerlendirmesi yatırımların gerçekleşebilmesi için ön koşuldur. Bireyler tasarruflarını değerlendirirken genellikle finansal yatırım araçlarından döviz, altın, vadeli mevduat hesabı gibi araçları tercih ettikleri, hisse senedini çok fazla tercih etmedikleri söylenebilir. Bu nedenle örgütsel davranış temelinde farklı sektördeki çalışanların hisse senedi tercihlerini etkileyen faktörlerin araştırılması önem arz etmektedir. Bu bağlamda çalışmada Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Çorum ilinde görev yapan çalışanların tasarruflarını değerlendirme davranışı kapsamında hisse senedi tercihini etkileyen faktörlerin bağımsız örneklem T testi, tek yönlü Anova testi, post-hoc ikişerli karşılaştırma testleri ve lojistik regresyon analiziyle davranışsal finans çerçevesinde belirlenmesi amaçlanmıştır. Analizlerden önce günevirlik, normallik testleriyle faktör analizi uygulanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Çorum ilinde görev yapan 551 çalışana 27 soruluk anket uygulanmış, anket verileri SPSS 27.0 paket programıyla analiz edilmiştir. Bağımsız örneklem T testi ve tek yönlü Anova testi sonuçlarına göre cinsiyet, öğretmenlerin eğitim kademesi, gelir düzeyi, ev sahibi olma durumu, hisse senedine yatırım yapma süresi, portföy büyüklüğü ve finansal eğitim durumuna göre katılımcılar arasında farklılıklar olduğu görülmüştür. Bu testlerde katılımcıların kendine güven yönlü, bilgi yönlü, duygusal ve sosyal yönlü davranışsal eğilimler temelli hisse senedi yatırımlarında farklılık tespit edilmiştir. Lojistik regresyon analizi sonuçlarına göre erkek çalışanlar ve gelir düzeyindeki artışın hisse senedine yatırım yapma olasılığını arttırdığı belirlenmiştir. Ev sahibi olma, yaş, eğitim ve medeni durumun hisse senedine yatırım yapma olasılığına istatistiksel olarak anlamlı etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Konuyla ilgili çalışmalar değerlendirildiğinde farklı sektörlerde çalışanlar için hisse senedine yapılan yatırımlar davranışsal finans kapsamında araştırılmıştır. Ancak Milli Eğitim Bakanlığına bağlı çalışanların hisse senedi tercihlerini etkileyen faktörlerin araştırıldığı ve lojistik regresyon analizi yönteminin kullanıldığı çalışmalara rastlanmamıştır. Bu yönüyle çalışmanın yazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Borsa İstanbul'da (BIST) hisse senedi fiyatlarının spektral analizi
Bu tez çalışmasında Borsa İstanbul'un (BIST) Spektral Analiz Tekniği ile analizi yapılmıştır. Birinci bölümde, tasarruf ve yatırım ilişkileri, menkul kıymetler, borsalar ve spektral analizle ilgili temel kavramlar açıklanmıştır. İkinci bölümde ise, zaman serileri ve spektral analiz teorik olarak anlatılmıştır. Spektral analiz tekniğinin, günlük hayatta yaşanan belli bir döngüye sahip olaylar için yeni ve farklı bir gösterim ve analiz tekniği sunmasından ötürü, oldukça karmaşık matematiksel eşitliklerin anlaşılabilirliğini sağlamak için konu ayrıntıları ile anlatılmıştır. Üçüncü bölümde, Borsa İstanbul'un verileri, spektral analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Yaklaşık 30 yıllık bir geçmişe sahip İstanbul Borsası'nın geçen bu süre içinde farklı faktörlerin etkisinde olması nedeniyle, uygulamanın yapılması kolay olmamıştır. Zaman serileri dolayısıyla da spektral analiz tekniği, ekonomik döngüleri trend, konjonktür, mevsimsel olarak adlandırılan değişik zaman süresindeki periyodik bölümlere ayırmaktadır. Türkiye'de bu 30 yıl süre içerisinde ekonomik sistem değişime uğramış, Serbest Piyasa Ekonomisi daha belirginleşmiştir. Çalışmada, bu süreçlerin İstanbul Borsası'nın yapısı üzerindeki etkileri incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise, çalışmanın sonuçları değerlendirilmiştir. Spektral analiz tekniğinin Borsa İstanbul'a uygulanabilirliği sağlanmış ve periyodik bileşenler tespit edilmiş, özellikle rassal dalgalanma olarak görülen pek çok olayın alsında bir döngüsel olaydan oluştuğu tespit edilmiştir. Borsa İstanbul'un spektral analiz grafiği, gelişmiş ülke borsaları üzerine yapılan çalışmalar ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca, spektral analiz yönteminin Türkiye'de gelişebilmesi için, nelerin yapılması gerektiği belirtilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: BİST 100, Borsa İstanbul, Ulusal 100 Endeksi, Zaman Serileri, Spektral Analiz, Fourier Dönüşümü
Altman Z skoru ile finansal başarısızlık tahmini ve COVID 19 pandemisinin finansal başarısızlık üzerindeki etkileri: BIST 100 imalat sektöründe bir uygulama
Bu çalışmada finansal başarısızlık kavramı detaylı olarak incelenerek, finansal başarısızlığın nedenleri, maliyeti ve tahmin yöntemleri teorik bir çerçevede ele alınmıştır. Finansal başarısızlık tahmin yöntemleri tek değişkenli ve çok değişkenli yöntemler olmak üzere 2 grupta karşılaştırmalı olarak verilmiştir. Çalışmanın yoğunlaştığı nokta ise finansal başarısızlık tahmin yöntemlerinden olan Altman Z skor yöntemi olmuştur. Altman Z modeli, çalışma mekanizması, parametreleri ve katsayıları açısından detaylı olarak ele alınmıştır. Çalışmanın uygulama aşamasında ise BİST 100 endeksinde yer alan imalat işletmelerinin Kamuyu Aydınlatma Platformu'na paylaşmış olduğu bilanço ve gelir tablosu verilerinden hareketle 2019, 2020 ve 2021 yılları için Altman Z skorları her bir işletme için hesaplanarak işletme ve alt sektörler bazında verilmiştir. Çalışmanın bir diğer odak noktası ise COVID 19 pandemisinin işletmelerin finansal başarısızlıkları üzerindeki etkilerini ölçmek olmuştur. Örneklem seçilen işletmeler için hesaplanan Altman Z skorlarına göre pandeminin etkisi taş ve toprağa dayalı sanayi, tekstil giyim eşyası deri ve metal eşya elektrikli cihaz ve ulaşım alt sektörlerinde hissedilir boyuttayken kimya-ilaç-petrol ve gıda-içecek-tütün alt sektörlerinde büyük bir etkiye ulaşılamamıştır.
Finansal krizlerin bankacılık sektörü hisse senetleri üzerindeki etkileri
Araştırmada finansal krizlerin bankacılık sektörü üzerinde anlamlı bir etkisinin olup olamadığının ortaya konulması amaçlanmaktadır. Bu amaçla 2001-2002 ve 2008 krizlerinin etkili olduğu tarihlerin kukla değişken olarak incelendiği çoklu regresyon analizi modellerinde BİST Banka Endeksinin krizlerden etkilenip etkilenmediğine yönelik incelemeler yapılmıştır. Araştırmanın değişkenleri BİST Banka Endeksi, Bankaların ay sonu hisse senedi kapanış fiyatları (örneklem olarak seçilen altı özel banka), Sanayi Üretim Endeksi, İhracatın İthalatı karşılama oranı, Enflasyon ve USD/TL değeridir. Değişkenlerin veri seti için 1997-2016 yılları arasındaki ayın son günkü kapanış değerleri kullanılmıştır. Verilerin analizinde İlişkili Örnekler T-Testi ve Kukla Değişkenli Çoklu Regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda BİST Banka Endeksinin 2000 yılından 2001 yılına ve 2007 yılından 2008 yılına geçerken anlamlı düzeyde azalış gösterdiği belirlenmiştir. Bulgulara göre 2001 ve 2008 krizlerinin BİST Banka Endeksi üzerine negatif yönde anlamlı bir etkisi olduğu belirlenmiştir.
İslam iktisadı perspektifinden hisse senedi piyasalarının analizi
Bu araştırma, genel çerçevesi itibariyle İslam iktisadı, hisse senedi piyasaları ve İslami endeksler konularını kapsamaktadır. Özel anlamda, çalışmayla amaçlanan durum ise; İslam iktisadı açısından teori ve pratikte mevcut hisse senedi piyasalarının incelenmesidir. Bu amaçla; yapılan teorik çalışmanın dışında, anket yöntemi uygulanarak katılımcıların konuya bakışları incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre hisse senedi piyasalarının, teoride pay ortaklığını ifade eden halinin İslam iktisadı prensipleriyle çelişmediği söylenebilir. Fakat, hisse senedi piyasalarının işleyiş kısmı olarak ifade edilen uygulama noktasında ise, İslam iktisadı prensiplerine uygun olmayan durumlar bulunmaktadır. Bu durumların başlıcaları; açığa satış işlemi, mahzurlu görülen alanlardan elde edilen gelirler, imtiyazlı ortaklıklar, faizli işlemler, spekülasyon gibi durumlardır. Yapılan anket sonucuna göre; katılımcıların İslam iktisadı ve hisse senedi piyasaları hakkındaki bilgi seviyelerinin yetersiz olduğu ifade edilebilir.
Kurumsal yönetimin; finansman, yatırım kararları ve firma performansı üzerindeki etkisi: BİST kurumsal yönetim endeksinde bir uygulama
İşletmeler açısından, kurumsal yönetimin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Kurumsal yönetim anlayışına sahip işletmelerde, kurumsal yönetim uygulamalarının doğrudan ve dolaylı olarak firma performansı, finansman ve yatırım kararları üzerindeki etkisi bulunmaktadır. Bu doğrultuda bu çalışmanın amacı, kurumsal yönetim uygulamalarının firma performansı, finansman ve yatırım kararları üzerindeki etkisinin araştırılıp incelenmesidir. Bu çalışmada, diğer çalışmalardan farklı olarak kurumsal yönetim puanı da değişken olarak hesaplanmıştır. Bu amaç ile BIST Kurumsal Yönetim Endeksinde bulunan imalat sektöründeki 11 adet işletmenin 2013-2021 yılları arasındaki bilanço ve gelir tablosu verileri kullanılarak finansal oranlar hesaplanmış ve söz konusu veriler panel veri analizi yöntemi ile test edilmiştir.. Yapılan analiz sonucunda, kurumsal yönetimin, firma performansına, finansman ve yatırım kararlarına etkisinin olduğu saptanmıştır.
Süper Lig'deki karşılaşmaların futbol takımlarının hisse senedi getiri oranları üzerine etkileri
Futbol günümüzde dünyanın en yaygın ve en popüler spor dallarından birisi olmayı başarmıştır. Futbolun günümüzde ulaştığı bu konum, onu cirosu büyük bir endüstriye dönüştürmüş; bu dönüşüm futbol kulüplerini sportif rekabete ek olarak ekonomik açıdan da birbirleriyle rekabet etmek durumunda bırakmıştır. Oluşan bu yeni rekabet ortamında kulüpler sportif başarının en önemli dayanağı olan finansal başarıyı yakalayabilmek adına yeni kaynak arayışlarına girmiş, bunun sonucunda kulüpler şirketleşerek hisse senetlerini halka arz etmiştir. Böylelikle kulüpler yeşil sahalarda yaşanan rekabeti borsaya taşımıştır.Türkiye'de Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonspor futbol kulüpleri kurdukları sportif şirketler aracılığıyla İMKB'ye kote olmayı başarmışlardır. Bu çalışmanın amacı İMKB'ye kote olan futbol kulüplerinin hisse senedi getiri oranları ile Süper Lig'deki maç sonuçları arasındaki ilişkinin yönünü ve büyüklüğünü tespit etmeye çalışmaktır. Bu amaç doğrultusunda, birinci bölümde dünyada futbolun tarihsel gelişimi ve futbol ekonomisi, futbol sektörünün temel özellikleri ve dünyada futbol kulüplerinin şirketleşmesi incelenmiş; ikinci bölümde Türkiye'de futbol ve futbolun tarihi gelişimi, kulüplerin kurulması ve tarihi gelişimleri, kulüplerin gelirleri ile halka açılmaları hakkında tanımlayıcı bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise; Süper Lig'deki maç sonuçlarının borsaya kote olan dört büyük kulübün hisse senedi getiri oranları üzerindeki etkisi EKK yöntemiyle ampirik olarak test edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda Süper Lig'de oynanan maçlardan elde edilen galibiyetler ile Beşiktaş ve Trabzonspor kulüplerinin hisse senedi getiri oranları arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ancak Galatasaray ve Fenerbahçe kulüpleri için yapılan analizlerde bu kulüplerin maç sonuçları ile hisse senetlerinin getiri oranları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.
Hisse senedi piyasalarında yüksek frekanslı veriye dayalı volatilite öngörüsü
Bir menkul kıymetin ya da yatırım aracının fiyatının kısa zaman aralığı içerisinde gösterdiği dalgalanma özelliği olarak tanımlanan volatilite, yatırım kararları, varlık fiyatlama, portföy dağılımı, risk yönetimi ve ekonomi açısından önemlidir. Bu nedenle, volatiliteyi en doğru şekilde nasıl öngörebiliriz sorusu araştırmacıların odaklandığı konulardan birisi olmuştur. Son dönemlerde yüksek frekanslı veriye ulaşımda yaşanan gelişmeler ile birlikte, araştırmacılar yüksek frekanslı veriye dayalı volatilite modellerine yönelik çalışmalara odaklanmışlardır.Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'de Hisse Senedi Piyasalarının volatilitesini öngörmede kullanılabilecek en iyi volatilite modelini önermektir. Birinci bölümde, volatiliteyi öngörmede kullanılabilecek en iyi modeli seçebilmek amacına yönelik olarak veri oluşum süreci analiz edilmiştir. İkinci bölümde, birinci bölümde özet istatistikleri verilen sıçrama bileşeninin anlamlılığı test edilmiştir. Üçüncü bölümde ise çalışmanın temel amacı olan hisse senedi piyasalarında volatilite öngörüsüne yönelik bulgulara yer verilmiştir. Elde edilen bulgular tüm dönemlerde yüksek frekanslı veriye dayalı volatilite modellerinin geleneksel GARCH modellerinden daha iyi performansa sahip olduğuna vurgu yapmaktadır. Yüksek frekanslı veriye dayalı volatilite öngörü modellerinin performansında ise MIDAS modeli ve HAR-RV-CJ modelinin üstünlüğü dikkat çekmektedir. Aynı zamanda yapısal kırılma dönemlerinde MIDAS modeli diğer modellere kıyasla iyi performans göstermektedir. Çalışmanın bulguları, finansal kurumlar, yatırımcılar ve politika yapıcılar açısından önem taşımaktadır.Anahtar Kelimeler: Volatilite, Gerçekleşen Volatilite, Yüksek Frekanslı Veri, Fiyat Sıçramaları.
İşletmelerin kar yönetimi uygulamalarında kurumsal yönetim yapılarının etkisi: İMKB üzerine bir uygulama
Son yıllarda yaşanan muhasebe skandalları ile büyük ekonomik kayıplar yaşanması, işletmelerin finansal raporlarının kalitesinin sorgulanmasına neden olmuştur. Yöneticilerin mevcut yasal muhasebe düzenlemeleri çerçevesinde karları azaltmaya ya da arttırmaya yönelik gerçekleştirdiği kar yönetimi uygulamaları işletmelerin gerçek dışı karları raporlamasını sağlamaktadır. Bu durum, paydaşların işletme için yanlış kararlar almasına ve hem mikro hem de makro açıdan kaynakların etkin kullanımını engelleyerek, ekonomik kayıplar yaşanmasına neden olmaktadır. Literatürde işletmelerdeki kurumsal yönetim anlayışının kar yönetimi uygulamalarını azalttığı ve finansal raporlama kalitesini arttırdığına yönelik bulgular yer almaktadır. Bu tez çalışmasının amacı Türkiye'de, kar yönetimi uygulamalarında kurumsal yönetim faktörlerinin etkili olup olmadığını ve kar yönetimi uygulamalarını kısıtlayan kurumsal yönetim faktörlerini tespit etmektir. Ayrıca Türkiye'de işletmelerin kar yönetimi uygulamalarını literatürde yer alan modellerden hangisinin en iyi ölçtüğü de belirlenecektir.Bu amaçla tezin uygulama bölümünde öncelikle toplam tahakkuklardan hareketle kar yönetimi uygulamalarının göstergesi kabul edilen ihtiyari tahakkuklar hesaplanmıştır. Bu hesaplama yapılırken kar yönetimi uygulamalarının ölçülmesine yönelik literatürde bulunan farklı modeller kullanılarak Türkiye'de istatistiki açıdan kar yönetimi uygulamalarını en iyi ölçen model belirlenmiştir. Bu model ile kar yönetimi uygulamaları ölçülmüş ve kar yönetimi uygulamaları ile kurumsal yönetim arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Kurumsal yönetim; yönetim kurulu, denetim komitesi ve sahiplik yapısı olmak üzere üç ana başlık altında ölçülmüştür. Böylece kar yönetimi uygulamalarını etkileyen ve kısıtlayan kurumsal yönetim faktörleri belirlenmiştir. Ayrıca tez çalışmasında kar yönetimi uygulamaları ve kurumsal yönetim arasındaki ilişki kar yönetimi uygulamalarının amacı (gelir arttırıcı ve gelir azaltıcı) ve bağımsız denetim kalitesi açısından da incelenmiştir.İstanbul Menkul Kıymetler Borsasına kayıtlı 125 işletmenin 2006-2010 yılları arasındaki 625 işletme-yıl verisi tek tek işletmelerin faaliyet ve Kurumsal Yönetim İlkeleri Uyum Raporlarından toplanmıştır. Kar yönetimi uygulamalarını en iyi ölçen modelin belirlenmesinde Jones, Düzeltilmiş Jones, Kothari ve Larcker Richardson Modelleri literatürde en sık kullanılan modeller olması sebebiyle temel alınmıştır. Bu modeller Sıradan En Küçük Kareler Yöntemi (Ordinary Least Squares-OLS) tekniği kullanılarak Dengeli Panel Data analizi ile tahminlenmiştir. Bu modellerden ilgili örneklem döneminde Türkiye'de kar yönetimi uygulamalarını en iyi ölçen modelin Larcker Richardson Modeli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kar yönetimi uygulamaları ile kurumsal yönetim arasındaki ilişkinin analizinde Genelleştirilmiş En Küçük Kareler Yöntemi (Generalized Least Squares- GLS) tekniği kullanılmıştır. Ana örneklem grubu için Dengeli, alt örneklem (gelir arttırıcı, gelir azaltıcı kar yönetimi uygulamaları yapanlar; en büyük 4 bağımsız denetim işletmeleri tarafından denetlenen, denetlenmeyen işletmeler) grupları için ise Dengesiz Panel Data Analizi kullanılmıştır.Yapılan analiz sonucunda işletmelerde kar yönetimi uygulamalarını arttıran kurumsal yönetim faktörleri; blok sahiplik ve yönetimsel sahiplik ile denetim komitesi ve yönetim kurulu büyüklüğü olarak tespit edilmiştir. Kar yönetimi uygulamalarını azaltan kurumsal yönetim faktörleri ise yönetim kurulu ve denetim komitesinin bağımsızlığı olarak belirlenmiştir. Ayrıca Türkiye'de kar yönetimi uygulamalarının çok az farkla da olsa gelir azaltıcı yönde yapıldığı sonucu bulunmuştur. İşletmelerde kar yönetimi uygulamalarının önlenmesi için yönetim kurulu ve denetim komitesinde yer alan bağımsız üye sayısının arttırılması ve blok sahipliğin azaltılması gibi kurumsal yönetim kalitesinin arttırılmasına yönelik çalışmaların yapılması gerekmektedir.Anahtar Kelimeler: Kar Yönetimi Uygulamaları, Kurumsal Yönetim
Parasal belirsizlik ve borsa getirisi: Türkiye örneği
Belirsizlik kavramı, son yıllarda yatırımların belirleyicilerinden biri olarak ekonomiliteratüründe önemli bir yeresahiptir.Bir ülkeye ait genel ekonomik görüntü, makroekonomik performans ile ölçülmektedir. Döviz kurunda ya da paraarzında oluşacak bir dalgalanma aynı zamanda borsadaki yatırımcıları da etkileyecektir. Oluşacak belirsizlikler uzundönemde hisse senedi getirilerini olumsuz etkilemektedir. Belirsizliklerin farklı kökenleri olsa da bu çalışmadaparasal belirsizliğin göstergesi olarak para arzı belirsizliği ve döviz kuru belirsizliği seçilmiştir. Zaman serisiveri grubu kullanılarak reel döviz kuru belirsizliği ve para arzı belirsizliği arasındaki bağ deneysel olarakincelemiştir. Bu çalışmada kullanılan veri setleri, Döviz kuru efektif alış ve para arzı (M2) serileri TürkiyeCumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) istatistiklerinden eldeedilmiştir. İMKB'de farklı sektörlerde faaliyet gösteren beşşirket ve holdingin hisse senedi getirileri kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan veriler 1986:5 ve 2012:2 döneminikapsamaktadır. Öncelikle seriler birim kök testi yapılarak trent etkisinden arındırılmışlardır. Döviz kuru ve paraarzı belirsizliği ARCH/GARCH testleri ile hesaplanmıştır.Döviz kuru ve para arzı değişkenlerinin belirsizlikleri ile borsa getirisinin göstergesi olan değişkenler arasındailişki olup olmadığı Engle-Granger ko-entegrasyon testi ile regresyon analizine tabi tutulmuştur. Ele alınan beşşirketin İMKB getirisi ile döviz kuru ve para arzı belirsizlikleri arasında bir koentegrasyonun var olduğu tespitedilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular sonucunda, döviz kuru ve para arzı belirsizliklerinin İMKB'de faaliyetgösteren şirketlerin getirisi üzerinde önemli bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Döviz Kuru Belirsizliği, Para Arzı Belirsizliği, Borsa Getirisi, Arch Model, Garch Model, Ko-entegrasyon.
İlk halka arzların kısa dönem fiyat performansları: Borsa İstanbul'da sektörel karşılaştırmalı ampirik bir çalışma
ÖZET İLK HALKA ARZLARIN KISA DÖNEM FİYAT PERFORMANSLARI: BORSA İSTANBUL'DA SEKTÖREL KARŞILAŞTIRMALI AMPİRİK BİR ÇALIŞMA ÇAKIR, Harun Yüksek Lisans Tezi, İşletme Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Doç.Dr. Soner AKKOÇ Temmuz, 2014, 105 sayfa Bu çalışmada, Borsa İstanbul hisse senetleri piyasasında Ocak 2008 – Temmuz 2013 tarihleri arasında ilk defa halka arz edilen 121 hisse senedinin; ilk gün getirileri ile kısa dönem performansları analiz edilmektedir. Buna göre; Borsa İstanbul hisse senetleri piyasasında gerçekleşen halka arzlarda, ilk gün piyasanın üzerinde bir getiri (%1,16) elde edilmektedir. İlk halka arzları sektörler bazında incelediğimiz zaman, en yüksek ilk işlem günü anormal getirisinin %10,59 ile idari ve destek hizmet faaliyetleri sektöründe gerçekleştiği görülmektedir. Halka arz edilen hisse senetlerinin 21 günlük kısa dönem performansları ise %5,89 düzeyinde gerçekleşmektedir. Kısa dönem sonunda yatırımcısına en yüksek getiri %21,60 ile idari ve destek hizmet faaliyetleri sektörü; en düşük getiri ise -%9,54 oranında inşaat ve bayındırlık sektörü sağlamaktadır. Borsa İstanbul'da ilk defa halka arz edilen hisse senetlerinin düşük fiyatlandırıldığı ve kısa dönemde yüksek performans sağladıkları söylenebilir. Bu durum literatürdeki diğer çalışmaların bulguları ile paralellik göstermektedir. Anahtar Kelimeler: İlk halka arz, Kısa dönem performans, Borsa İstanbul, Sektör.
The causal relationship between Bitcoin, Islamic Stocks, and oil prices: Evidence from the quantiles-based Granger Causality Test
The expansion of asset classes and the health, economic and geopolitical crises have made it necessary for investors to diversify their assets in international markets. This thesis aims to investigate the causal relationship between Bitcoin (BTC), Islamic Stock Markets (ISMs), and Oil. To this end, Firstly, the stationarity of the data series was checked using the Augmented Dickey-Fuller (ADF) and Philips Perron (PP) Tests for the period from August 18, 2011, to December 10, 2021. Then, after implementing the Vector Autoregressive (VAR) Model and various robustness checks to trace the existence of correlations between the variables, the Nonparametric Causality-in- Quantiles Test was utilized to determine the direction and strength of the relationship between the studied series. The results suggested that there are two-way causality-in- variance among variables. The strength of this causality especially rises in the normal market conditions but is weak in the upper quantiles except from BTC to DJI and from WTI to DJI. In terms of causality-in-mean, there is one-way causality from DJI to WTI in only a medium quantile.
E7 ülkelerinde döviz kuru ile borsa getirileri arasındaki ilişki
Bu çalışmada, E7 ülkelerinde döviz kurları ile piyasa endeksleri arasında ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Bilindiği üzere ülkeler gelişmişlik düzeyi ve ekonomik durumlarına göre: en az gelişmiş ülkeler, az gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkeler ve gelişmiş ülkeler gibi isimlerle sınıflandırılmaktadır. Bu araştırmada kullanılan, literatüre E7 (Emerging 7) olarak giren ülkeler ise gelişmişlik düzeyleri ve ekonomileri incelendiğinde gelişmekte olan ülkeler arasında yer almakta olup gelişmekte olan ülkeler arasında en iyi ekonomiye sahip ülkelerdir. Bu ülkeler: Hindistan, Endonezya, Çin, Türkiye, Brezilya, Rusya ve Meksika'dır. 01.01.2010-28.02.2021 dönemi haftalık verilerin kullanıldığı araştırmada; döviz kuru olarak ülkelerin ABD Doları kuru ve ülkelerin en çok işlem hacmine sahip piyasa endeksleri kullanılmıştır. Bu ülkelerde döviz kurları ile piyasa endeksleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla VAR (Vector Autoregression) analizi, etki tepki analizi ve Granger nedensellik analizi uygulanmıştır. Analizlerden elde edilen sonuçlar, Brezilya ve Hindistan dışında kalan diğer ülkelerde döviz kuru ile pay senedi piyasası arasında ilişki olduğunu, genel olarak Meksika' da döviz kurundan pay senedi piyasasına nedeni olduğunu gösterirken diğer ülkelerde (Çin, Rusya Türkiye ve Endonezya) pay senedi piyasasından döviz kurlarına doğru nedenselliğin olduğu anlaşılmıştır.
Asya ve Avrupa sermaye piyasaları arasında etkileşim ve belirsizliklerin rolü
Hisse senedi piyasalarının entegrasyonu uluslararası yabancı sermaye yatırımları ve piyasa etkinliği açısından çok önemlidir. Hisse senedi piyasaları arasındaki entegrasyonun piyasalar arası getiri ve oynaklık yayılımları üzerinde önemli etkisi vardır. Bu nedenle hisse senedi piyasaları arasındaki entegrasyon ve uzun dönem ilişkisinin bilinmesi küresel yatırımlar, uluslararası portföy yönetimi ve risk değerlendirmesi için önemlidir. Dolayısıyla hisse senedi piyasaları arasındaki entegrasyon derecesi ve uzun dönem ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmak yatırımcılara piyasada oluşacak risklerden korunmada yardımcı olmaktadır. Çalışmada 2006-2021 dönemini kapsayan Borsa İstanbul ile çalışma kapsamında incelenen Asya, Avrupa, iki önemli ABD borsaları, belirsizlik endeksleri ve VİX endeksi arasındaki eşbütünleşme derecesi, getiri ve oynaklık yayılımı incelenmiştir. Borsa İstanbul ile şeçilmiş Asya, Avrupa ve ABD hisse senedi ve belirsizlik endeksleri arasındaki uzun dönem ilişkisi 2006-2021 dönemine ait 192 aylık kapanış verisi kullanılarak ARDL (Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif Model) modeli ile araştırılmıştır. Borsa İstanbul ile gelişmiş ve gelişmekte olan Asya, Avrupa ve ABD borsaları arasındaki getiri ve oynaklık yayılımı ise 2006 - 2021 dönemini kapsayan borsaların günlük logaritmik getiri verisi kullanılarak GARCH modelleri ile araştırılmıştır. Veriler finance.yahoo, investing.com ve policyuncertainty.com veri tabanlarından temin edilmiştir. Çalışmada ARDL sınır testi sonuçlarına göre Borsa İstanbul ile AEX (Hollanda), DAX (Almanya), DJI (ABD), GSPC (ABD), N225 (Japonya), N100 (Euronext Paris), KS11 (Güney Kore), Niffty50 (Hindistan), SZSE (Çin) ve WİG100 (Polonya) hisse senedi piyasalarının uzun dönemde eşbütünleşik olduğu bulunmuştur. GARCH modelleri tahmin sonuçlarına göre ise analiz kapsamında incelenen çoğu hisse senedi piyasasının Borsa İstanbul üzerindeki etkisinin istatiksel olarak anlamlı ve pozitif bulunmuştur. Ayrıca Borsa İstanbul'un oynaklığının asimetrik yapıda olduğu, oynaklık ve oynaklık kalıcılığının yüksek olduğu bulunmuştur. Bunların dışında kötü haber ve negatif şokların Borsa İstanbul'un oynaklığı üzerinde iyi haber ve pozitif şoklardan daha fazla etkili olduğu tespit edilmiştir
The influence of corporate governance on dividend policy
Corporate governance is an internal system which is intended to work for the interests and needs of the shareholders and stakeholders by directing the company actions to the right direction and also controlling the management activities in a way that meets the overall expectations of the company?s shareholders and stakeholders. In the last 20 years, the corporate governance became a topic of debate between the world scholars, in which different scholars have varying views and definitions regarding the corporate governance. The main aim of this study is to find if there is an influence of corporate governance on dividend policy in Turkey. So, the study to be effective, the data that will be used in the analysis will be collected from ISE 100 and also from the financial data available in the public and from their personal websites.In this first chapter of this study, the definitions, actors and mechanisms of corporate governance was discussed in detail; also the importance, categories and principles of the corporate governance was discussed in brief. In this first chapter, the history of corporate governance was also talked about in brief, as well as the history of Turkish corporate governance.In the second chapter, the dividend payout ratio and dividend policy was discussed as well as its procedures and payment methods. Dividend is part of the net income of the company that is being aimed at given to its shareholders; this amount of money is usually a topic of debate in the management system of any firm. So, here the researcher will give highlight about the ways it is divided, the decisions taking when giving to the shareholders and etc.In chapter three, the empirical analysis of the study was done, and SPSS 18 has being used in the data analysis, the fourth chapter is the results of the analysis and the fifth chapter is the conclusion.
Firma değerlemesi ve İMKB'de enerji sektöründe uygulaması
Bu tezin amacı, piyasada kullanılan firma değerleme yöntemlerinin açıklanması ve buyöntemlerin İMKB- ELEKTRİK endeksinde işlem gören beş tane firma için uygulanmasıdır.Çalışmanın birinci bölümünde değer kavramı üzerinde durulmuş olup firma değerlemesiliteratüründe kullanılan değer tanımlarına yer verilmiştir. İkinci bölümde ise piyasada ençok kullanılan Aktif Bazlı Yaklaşım, Göreceli Değerleme Yaklaşımı ve İndirgenmiş Nakitakımları Yaklaşımı teorik olarak anlatılmıştır. Çalışmanın uygulama kısmı olan üçüncübölümde, öncelikle firmaların 2005-2009 yılları arasındaki finansal tabloları analiz edilmiş,daha sonra sırasıyla göreceli değerleme yöntemleri ve indirgenmiş nakit akımları yöntemleriilgili firmalar için uygulanmıştır. Çalışmanın sonunda bulunan değerler ile firmaların 2010yılında borsada işlem gördükleri en düşük ve en yüksek fiyat aralığı karşılaştırılmıştır.Sonuç olarak indirgenmiş nakit akımı yöntemleri diğer yaklaşımlara göre firmaların 2010yılında piyasada oluşan fiyatlarını tahmin etmede daha başarılı olmuştur.
Tahvil ve hisse senedi piyasalarının ortak hareketi: Gelişmekte olan ülkeler üzerine bir inceleme
Tahvil Ve Hisse Senedi Piyasalarının Ortak Hareketi: Gelişmekte Olan Ülkeler Üzerine Bir İnceleme Modern portföy teorisi etkin bir portföy için risk ve getiri ilişkisini kurmada, birbirleriyle negatif korelasyona sahip yatırım araçlarından faydalanılmasının gerektiğini savunmaktadır. Finansal krizler ile ekonomik liberalizasyon süreçleri hisse senedi piyasaları arasındaki korelasyonu arttırmaktadır. Dolayısıyla yatırımcılar sabit faizli piyasalara yönelmektedir. Sabit faizli bir enstrüman olan tahviller ile hisse senetleri arasındaki korelasyon tespit edilmesi yatırımcılar için önemlidir. Finansal literatürde tahvil ve hisse senedi piyasaları arasındaki korelasyon kaliteye doğru kaçış (flight-to-quality) adı altında ifade edilmektedir. Bu tezin amacı gelişmekte olan Türkiye, Çek Cumhuriyeti, Yunanistan, Macaristan ve Rusya ülkelerinin borsaları için kaliteye doğru kaçış hipotezini araştırmaktır. Çalışmada JP Morgan Emerging market veri tabanından Ekim 31, 2012 ile Ekim 11, 2016 dönemi kapsamında borsa serilerinin günlük frekanslı verilerle ilk olarak oynaklığı hesaplamak için GARCH ve GJR-GARCH modelleri, ikinci olarak zamana bağlı değişen korelasyon olup olmadığını bulmak için DCC-GARCH ve DCC-GJR-GARCH modelleri kullanılmıştır. Sonuç olarak gelişmekte olan ülkelerin hisse senedi ve tahvil piyasaları arasında pozitif korelasyon bulunduğu için hipotez reddedilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hisse Senedi, Tahvil, Kaliteye Doğru Kaçış, DCC-GARCH, DCC-GJR-GARCH