Physicians

412 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Tıp etiği, mesleki değerler ve sağlık politikaları üzerine bir inceleme

Dünyada neo-liberal uygulamaların etkili olması ile devletin kamusal rol ve sorumlulukları değişmiştir. Neo-liberal paradigma ile birlikte kamu hizmeti kavramı da dönüşmüştür. Bu paradigma değişiminin sağlık hizmetlerine yansıması ülkemizde Sağlıkta Dönüşüm Projesi (SDP) ile olmuştur. Sağlık hizmetleri, değişimin yaşandığı ve etkilerinin en güçlü hissedildiği kamusal alan olmuştur. SDP'nin sağlık hizmetlerinin örgütlenme, finansman, sunum ve emek ilişkileri üzerindeki etkileri uzun süredir analiz edilmekte ve tartışılmaktadır. Bu çalışma sağlığı sosyal belirleyicileri ile bir bütün olarak değerlendirmektedir. Sağlığı ekonomi politik bir yaklaşım ile sağlık politikalarının tıp etiği ilkeleri ile çatışmasını, sağlık hizmetlerinin niteliği ve tıp mesleğine etkileri hekimler ile yapılan niteliksel alan araştırması ile ortaya koymaya çalışılmıştır. Çalışmada sağlık politikaları ile tıp etiği ilkelerini bir araya getiren ve araştırmacı tarafından geliştirilen özgün hipotetik senaryolar yarı yapılandırılmış mülakat formu olarak kullanılmış, Muğla ilinin nüfusuna göre beş büyük ilçesinde, ikinci basamak hastanelerde görev yapan uzman hekimlerle gönüllük esasına göre derinlemesine görüşme yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir.

DoktorlarEtikHastaneler+7
Dilek Bulut
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hekimin aydınlatma yükümlülüğü

Hekimin aydınlatma yükümlülüğü hastayla arasındaki güven ilişkisinin kurulmasını ve sürdürülmesini sağladığı gibi hastanın kişilik haklarının korunmasında önemli bir rol oynar. Hasta hakları kapsamında yer alan kendi geleceğini belirleme hakkının uygulamaya geçirilebilmesi, hasta özerkliğinin sağlanması aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesine bağlıdır. Bu nedenle aydınlatma yükümlülüğünün içeriğinin ve sınırlarının belirlenmesi önemlidir. Bu çalışmada ulusal ve uluslararası mevzuattaki düzenlemeler de dikkate alınarak aydınlatma yükümlülüğünün içeriği belirlenmeye çalışılmış, hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirirken karşılaşabileceği özel durumlara yer verilmiştir. Aydınlatma yükümlülüğünün ihlali hekimin çeşitli hukuk dalları karşısında sorumluluğunun doğmasına yol açacaktır. Çalışmamızda hekimin mesleki, idari ve cezai sorumluluğuna değinilmiş, hastanın uğradığı zararın karşılanması bakımından hukuki sorumluluk konusu ele alınmıştır.

Bilgilendirilme hakkıBilgilendirmeDoktor-hasta ilişkileri+4
Elif Gizem Kavak Konrat
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aile hekimlerinin HIV/AIDS hastalığı ve hastaları konusunda bilgi, tutum ve davranışlarının incelenmesi

HIV ile enfekte birey sayısı dünyada ve ülkemizde her geçen yıl giderek artmaya devam etmektedir. Bu bireylerin tanı almaması ya da tanıda gecikme olması halinde AIDS gelişimi bu hastalar için kaçınılmaz bir son olmaktadır. Bu bireylerin birçoğu non-spesifik semptom ve bulgularla ilk olarak birinci basamakta görev alan aile hekimlerine başvurmaktadır. Bu konuda aile hekimlerine de önemli bir görev düşmektedir. Biz de bu çalışmamızda Eskişehir'de görev yapan aile hekimlerinin HIV/AIDS hastalığı ve hastaları hakkında bilgi, tutum ve davranışlarını değerlendirmeyi amaçladık. Araştırma kesitsel tanımlayıcı bir anket çalışması olarak planlandı. Eskişehir'de görev yapan 115 pratisyen aile hekimi, 39 aile hekimliği uzmanı ve 72 aile hekimliği araştırma görevlisi çalışmaya dahil edildi. Veri toplamak için kullanılan anket formu sosyodemografik özellikler, HIV/AIDS hastalığı hakkında bilgi soruları, bu hastalara karşı tutum ve davranışları irdeleyen sorular içermektedir. İstatiksel analizler için SPSS 25.0 versiyonu kullanılarak güven aralığı %95, anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Anketimize katılan katılımcıların 121'i (%53,5) kadın, 105'i (%45,6) erkekti. Bilgi puanları değerlendirildiğinde ortalama bilgi, tutum ve davranış puanları sırasıyla 21±2,2; 29±4,9; 39,1±7,3 olarak tespit edildi. Katılımcıların verdiği cevaplar analiz edildiğinde aile hekimliği uzmanlarının pratisyen ve araştırma görevlisi aile hekimlerine göre anlamlı olarak daha bilgiliydi. Tutum ve davranışı unvanlara göre analiz ettiğimizde ise üç grup arasında anlamlı bir fark izlenmedi. Sonuç olarak hastalıkla ilgili olarak temel bilgilerin katılımcıların çoğu tarafından yeterli düzeyde bilindiğini ortaya koysa da halen bazı hekimlerin bilgilerinin yeterli olmadığı izlenmiştir. Bu durum bizlere HIV/AIDS hastalığına yönelik eğitimlerin sık aralıklarla yapılması gerektiğini düşündürmüştür.

AIDSAile hekimliğiDoktorlar+2
Kerem Yiğithan Koçak
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

ESOGÜ Tıp Fakültesi asistan hekimleri arasında dismenore sıklığı ve çalışma hayatı üzerine etkilerinin araştırılması

Dismenore kadınlarda en sık görülen ve psikososyal etkileri de olan jinekolojik bir semptomdur. Dismenore ile ilgili, öğrenciler üzerinde yapılan çalışmalar sık olsa da çalışan kadınlar üzerinde dismenore sıklığını araştıran yeterli çalışma yoktur. Bu sebeple asistan hekimler ile yaptığımız bu çalışmada dismenore sıklığını, şiddetini ve çalışma hayatı üzerine etkilerini belirlemeyi amaçladık. Kesitsel-tanımlayıcı şekilde gerçekleştirilen çalışma Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde çalışan 165 asistan hekim üzerinde yürütüldü. Katılımcılara sosyodemografik özellikleri ve jinekolojik özellikleri sorgulayan sorulardan oluşan anket formu yüz yüze görüşülerek uygulandı. Araştırmanın sonucunda asistan hekimler arasında dismenore sıklığı %95,1 olarak bulundu. Asistan hekimlerin %66,7'si visüel analog skala (VAS) ile dismenore şiddeti puanlamasında 6 puan (belirgin ağrı veriyor) şiddetinde ağrı yaşadıklarını belirtti. Nöbet tutma durumu ile dismenore şiddeti karşılaştırıldığında; nöbet tutan hekimlerin dismenoreyi daha şiddetli yaşadığı görüldü. Katılımcıların analjezik olarak kullandığı en sık iki etken %28,4 ile deksketoprofen ve %26,8 ile ibuprofen/flurbiprofen olarak bulundu. Alkol kullanan ve ailesinde dismenore öyküsü bulunan katılımcılarda dismenore şiddetinin daha yüksek olduğu saptandı. Menarş yaşı 16 yaş ve üzerinde olanlarda dismenore şiddeti benzer çalışmalardan daha yüksek bulundu. Katılımcıların %81,2'si dismenorenin yaşam kalitesini düşürdüğünü belirtirken, sadece %17'si dismenore sebebiyle istirahat raporu aldığını belirtti. Bulgulara bakıldığında, dismenore asistan hekimler arasında oldukça yaygın görülen bir sorun olup dismenoreyle birliktelik gösteren semptomlar düşünüldüğünde iş hayatında olumsuz etkilere ve konsantrasyon bozukluğuna yol açabileceği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Dismenore, visüel analog skala, asistan hekim, yaşam kalitesi

AğrıAğrı yönetimiDismenore+4
Seher Kurt
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde ihtisas yapan asistanların, sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve ruhsal sağlık durumu

AMAÇ: Bu araştırmada İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesinde ihtisas yapan asistanların sağlığın geliştirilmesine yönelik sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve ruhsal sağlık durumlarının belirlenmesi, bunların sosyodemografik değişkenlerle ilişkisinin incelenmesi, sağlıklı yaşam biçimini etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve asistanlara sağlıklı yaşam biçimi davranışları konusunda öneriler sunmak amaçlanmıştır.METOD: Kesitsel tipte olan araştırmada evreni, İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde ihtisas yapan asistanlar oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında 96'sı kadın, 139'u erkek olmak üzere toplam 235 asistan yer aldı. Mayıs-Ağustos 2010 aylarında yapılan çalışmada sosyodemografik bilgi anketi, GSA (Genel Sağlık Anketi), SYBDÖ (Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği) kullanılmıştır. Verileri değerlendirmede SPSS 16.0 İstatistik paket programı, analizlerde Ki-kare, ANOVA ve Bağımsız İki Grup Arasındaki T Testi, Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır.BULGULAR: Araştırma kapsamına giren asistanların %40.9'u kadın, %59.1'i erkek, %59.1'i evli, %47.7'si 30 yaşın altında ve yaş ortalaması 30.36±3.79'dur. Yüzde 50.6'sının dahili, %41.3'ünün cerrahi, %8.1'inin temel tıp bilim dallarında görev yaptığı, %55.7'sinin ekonomik durumunu orta olarak belirttiği, %53.0'ının çalıştıkları bölümden memnun, %29.1'inin kısmen memnun olduklarını, %62.0'ının ise sigara kullanmadıklarını ifade ettikleri saptanmıştır. Araştırmaya katılan asistanların Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği toplam puanı 116.31±17.80 olarak bulunmuştur. En yüksek puan ortalamasının kişilerarası ilişkiler, en düşük puan ortalamasının ise fiziksel aktivite boyutuna ait olduğu belirlenmiştir. Evli olanlarda sağlık sorumluluğu puanı, temel tıp bilim dalında görev yapanlarda SYBD toplam puanları daha yüksek bulunmuştur. Çalıştıkları bölümden memnun olanların kendini gerçekleştirme, kişilerarası ilişkiler ve stres yönetimi puanları; yöneticiler ile ilişkisi iyi olan asistanların kendini gerçekleştirme, beslenme ve SYBD toplam puanları; yıllık asistan eğitimi programına katılan asistanların ve mesai arkadaşlarıyla ilişkileri iyi olanların SYBD puanlarının hemen hepsi yüksek bulunmuştur. Genel sağlık durumu iyi olanların %41.1'inin, kötü olanların %91.7'sinin genel ruhsal sağlığı da kötüdür. Genel sağlık durumu ile genel ruhsal sağlık durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). GSA toplam puanı ile SYBD toplam puanı arasında korelasyon yapılmış ve negatif bir ilişki bulunmuştur (r= -0.25 p= 0.001).SONUÇLAR: Çalıştıkları bölümden memnun olma, mesai arkadaşlarıyla iyi ilişkilerin olması, yıllık asistan eğitim programı almaları SYBD'larının çoğunu olumlu etkilemektedir. Genel sağlık durumu iyi olanların fiziksel aktivite, beslenme, stres yönetimi ve SYBD toplam puanı daha yüksek bulunmuştur. Asistanların SYBD'dan en az aldıkları puan fiziksel aktivitedir. Fiziksel aktivite yapmalarına uygun aktiviteler düzenlenmesi sağlanabilir. Sağlıklı yaşam biçimi davranışları olumlu hale geldikçe genel ruhsal sağlık durumu da daha iyi olmaktadır. Sağlık çalışanları, kendi yaşam biçimlerini düzeltmelidirler. Mesleki sorumlulukları ve sosyal rolleri gereği sürdürdükleri yaşam biçimleri ile rol modeli olma ve sağlık hizmeti verdikleri grubu etkileme özelliğine sahiptirler.Anahtar Kelimeler: Sağlık Çalışanları, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları, Genel Ruhsal Sağlık Durumu.

DoktorlarPsikolojik durumSağlık personeli+4
Elvan Türkol
İnönü University
2012
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Birinci basamak hekimlerinin diabetes mellitus hastalığında akılcı tetkik isteme ve güncel tedavi kılavuzlarını takip etme konularındaki tutumları

Birinci Basamak Hekimlerinin Diabetes Mellitus Hastalığında Akılcı Tetkik İsteme Ve Güncel Tedavi Kılavuzlarını Takip Etme Konularındaki Tutumları Amaç: Ülkemizde ve dünyada en sık görülen kronik hastalıklardan biri olan diabetes mellitus ile ilgili daha sıkı bir mücadele yürütülmesi komplikasyonları azaltacaktır. Bunlara ek olarak ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarının iş yükü azaltılabilecektir.Bu çalışmada amaç birinci basamakta çalışan hekimlerin diabetes mellitus hastalığının tanı, tedavi ve takibinde akılcı tetkik isteme ve güncel tedavi kılavuzları takip etme konularındaki tutumlarını belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma 1 Haziran 2018 – 01 Aralık 2018 arasında Çorum ili merkez sınırları içerisinde yer alan 32 adet Aile Sağlığı Merkezi (ASM) ve Çorum'a bağlı 13 tane ilçede 43 adet ASM'de görev yapmakta olan hekimlerin katılımıyla yürütülmüştür. Bu çalışma kesitsel tipte bir çalışma olup, 78'i erkek (%75,7), 25'i kadın (%24,3) toplam 103 hekim ile yüz yüze görüşülmüş hekimlerin bazı tanımlayıcı özelliklerine göre oluşturulan gruplar arasında "diabetes mellitus (DM) tanı ve takibindeki bilgi ve tutumlarının değerlendirildiği anketten" aldıkları alt bölüm ve total puanlar karşılaştırılmıştır. Bulgular: Bu çalışmaya katılan hekimlerin %90,3'ü aile hekimi, %9.7'si aile hekimliği uzmanıdır. Çalışmaya katılan hekimlerin yaşa göre dağılımları incelendiğinde %52'sinin 40-49 yaş arasında, %24'ünün 30-39 yaş arasında olduğu gözlenmiştir. Katılımcıların tüm bölümlere ve alt bölümlere verdiği doğru cevaplar üzerinde yapılan karşılaştırmalar sonucunda kadın aile hekimlerinin total verdiği cevap sayısı ve puanı (p=0,008), aile hekimliği uzmanlarının tanı kriterlerini bilme puanları (p=0,019), güncel DM rehberlerini takip eden hekimlerin güncel rehber dışındakileri takip edenlere oranla tanı kriterlerini bilme puanları (p=0,001), HbA1c takibi puanları (p=0,045) ve toplam puanları (p=0,005) anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Sonuç: Dünyada en sık görülen kronik hastalıklardan biri olan DM'de aile hekimlerinin tutum ve bilgi düzeyleri artırılmalıdır. Mezuniyet sonrası hizmet içi eğitimler verilerek güncel rehberlerin hekimlerle paylaşılması DM hastalığı ve komplikasyonları ile ilgili daha etkili bir mücadele sürdürülmesini sağlayacaktır. Anahtar kelimeler: Diabetes Mellitus, Aile Hekimliği, Farkındalık

Aile hekimliğiBirinci basamak sağlık hizmetleriDiabetes insipidus+6
Ömür Görgülü
Hitit University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin ve hukuki boyutunun adli bilimler açısından değerlendirilmesi

İşyerinde şiddet her geçen gün dünya çapında yaygın ve endişe verici bir olgu halini almaktadır. Sağlık kurumları şiddetin yaşandığı yerlerin en başında gelmektedir. Sağlık çalışanları sözel ve fiziksel şiddetten psikososyal ve cinsel şiddete kadar farklı çeşitlerde şiddete maruz kalmaktadır. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin oluşmasında hasta ve hasta yakınlarından, sağlık çalışanlarından, mevcut yasalardan, sağlık sistemi ve sağlık yöneticilerinden kaynaklı etkenler bulunmaktadır. Ülkemizde bu önemli sorunun önlenmesine yönelik yeni stratejilerin geliştirilebilmesi için öncelikle problemin gerçek boyutunun ve özelliklerinin saptanması gerekmektedir. Oysa ülkemizde bu büyük problemin çözümü tam anlamıyla bilinmemektedir. Literatürdeki araştırmalarda ise genellikle sorunun hasta veya sağlık çalışanı gibi tek boyutuna odaklanılmıştır. Bu çalışmada sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin azaltılması ve/veya ortadan kaldırılabilmesi için hastaların ve sağlık çalışanlarının görüşleri doğrultusunda sağlık yöneticilerine ve mevcut yasalara yeni çözüm önerileri sunmak amaçlanmaktadır. Bu çalışmada hasta, sağlık çalışanı ve yasalar birlikte değerlendirilerek çözüm önerileri çok boyutlu olarak sunulmaktadır. Sağlık çalışanları ve hastaların konu hakkındaki düşünceleri anket yöntemiyle elde edilmiş ve veriler istatistiksel olarak analiz edilmiştir.

DoktorlarHastalarHastaneler+1
Eda Yaşar
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Anesteziyoloji ve reanimasyon hekimlerinin kırılganlık ve kırılganlık testleri hakkında bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi

Kırılganlık; önemi global olarak artan geriatrik bir sendromdur; fiziksel yetmezliklerden oluşan bir fenotipe sosyal, işlevsel ve bilişsel eksikliklerin ilave olması ile oluşur. Sağlık hizmeti alan yaşlı sayısının artışı sonucu, Anesteziyoloji ve Reanimasyon hekimlerinin kırılgan hastalar ile daha fazla karşılaşması söz konusudur. Amacımız; anestezi hekimlerinin kırılganlık ve kırılganlık testleri bilgileri ve tutumlarının değerlendirilmesi, Sağlık Profesyonelleri Kırılganlık Tutum Ölçeğinin geliştirilmesidir. Temmuz 2021-Kasım 2021 tarihleri arasında, Anesteziyoloji ve Reanimasyon hekimleri ile bu branşın yan dallarında görev yapmakta olan yan dal araştırma görevlileri ve uzman hekimlerinden oluşan 284 gönüllüye ulaşılmıştır. Hekimlere kırılganlığa dair bilgilerinin ve uygulama pratiklerinin sorgulandığı, tanımlayıcı sorularla birlikte güvenilirlik ve geçerlilik kanıtlarını sunduğumuz anketimiz uygulanmış, kırılganlık ve tarama ölçekleri hakkında bilgi ve tutumlarına ilişkin veriler değerlendirilmiştir. Katılımcıların %75,4'ü (n=212), 24-34 yaş aralığındaydı ve %60,12'si (n=169) araştırma görevlisi idi. Hekimlerin %49,8'u (n=140) kırılganlığı bilmediğini, %95,7'si (n=269) kliniklerinde kullanılan rutin bir tarama testi olmadığını ve yalnızca %12,5'i (n=35) daha önce kırılganlık tarama ölçeklerini kullandığını ifade etmiştir. Katılımcıların tarama testlerini kullanma oranlarının düşük olduğu görülmektedir. Araştırmamızda oluşturduğumuz kırılganlık tutum ölçeği puanları sunulmuştur. Cronbach alfa değeri 0,792 hesaplanan Sağlık Profesyonelleri Kırılganlık Tutum Ölçeğinin "güvenilir" ve "kapsam", "yüzey", ve "yapı" geçerliği analizleri sonuçlarına göre geçerli bir ölçek olduğu kabul edilmiştir. Ölçek verileri değerlendirildiğinde hekimlerin engel(2,64±0,52) ve öz yeterlilik(2,43±0,52) puan ortalamalarının düşük olduğu görülmüştür. Araştırma görevlileri, uzman hekimler ve öğretim görevlileri ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p> 0,05). Hekimlerin bu antiteye karşı tutumlarının değerlendirilmesi, sağlık profesyonellerinin görüşlerinin karşılaştırılması ve optimal bakımın önündeki engelleri belirleyebilmek adına Sağlık Profesyonelleri Kırılganlık Tutum Ölçeğinin kullanılmasının yarar sağlayabileceğini düşünmekteyiz.

AnesteziDoktorlarKırılganlık+3
Ceren Yurttaş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Gaziantep ilinde çalışan aile hekimlerinin yenidoğan tarama programları hakkında bilgi düzeyleri ve uygulamaları

Tanımlayıcı-kesitsel nitelikte bu çalışmada; aile hekimlerinin yenidoğan taramaları ile ilgili bilgi düzeyleri ve uygulamalarının saptanması amaçlandı. Aile hekimlerine ait demografik özelliklerin, yenidoğan tarama programı kapsamında muayene yapma durumunun ve yapılan muayenelerin, aile hekimlerine ve ailelere eğitim verilme ihtiyacının sorgulandığı anket formu 01 Kasım 2020 – 31 Aralık 2020 tarihleri arasında Şahinbey, Şehitkamil ve Oğuzeli ilçesinde çalışan 462 aile hekimine (evrene ulaşım oranı %87) uygulandı, Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiklerle beraber Ki-kare, Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testleri kullanıldı. Aile hekimlerinin yenidoğan kontrol muayenesi yapma oranı %77,1, gelişimsel kalça displazisi değerlendirme oranı %67,1 olarak saptandı. Aile hekimlerinin görme değerlendirme muayenesi yapma (%45) ve işitme değerlendirme muayenesi yapma oranları (%32,3) düşük olarak saptandı. Aile hekimlerinin yenidoğan kontrol muayene sayısı ortalaması 2,13 olarak saptandı. Kontrol muayenesi yapmama nedeni olarak en sık nedenler; pediatrist tarafından ilgili muayene yapıldığı için başvuru olmaması(%61,3), gelişimsel kalça displazisi değerlendirme için ilgili muayenenin ortopedist/radyoloji uzmanı tarafından yapıldığı için değerlendirmeme(%70,3), görme muayenesi değerlendirme için ilgili muayenenin göz hastalıkları uzmanı tarafından yapıldığı için değerlendirmeme(%71,4), işitme muayenesi değerlendirme için ilgili muayenenin kulak burun boğaz uzmanı tarafından yapıldığı için değerlendirmeme(%64) olarak saptandı. Genel olarak tüm muayenelerde aile hekimlerinin bilgi düzeyleri düşük olarak saptandı. Aile hekimlerinin %89,4'ü ailelere tarama programı hakkında eğitim verilmesi gerektiğini belirtti. Sonuç olarak aile hekimleri tarafından yenidoğan tarama programı kapsamında yapılması gereken muayeneler yeterli oranda yapılmayıp, uzman hekim muayeneleri tercih edilmektedir. Tarama programı hakkında bilgi eksikliğinden dolayı aile hekimlerine eğitim verilmesi gerekmektedir.

Aile hekimliğiBebek-yenidoğmuşBebekler+7
Ramazan Ali Güneş
Gaziantep University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk sağlık alanı için ideal kurumsal mantıklar tipolojisi ve kavramsal bir çerçeve geliştirmeye yönelik niteliksel bir araştırma

Araştırma, kurumsal mantıkların bireylerin günlük faaliyetlerinde nasıl tezahür ettiğini incelemek amacıyla Türk sağlık alanında SGK anlaşmalı özel hastanede çalışan hekimler üzerinden tasarlanmıştır. Bu kapsamda bazı varsayımlar yapılmıştır. Araştırma; (a) Türk sağlık alanında çoklu kurumsal mantıkların mevcut olduğu (Meydan ve Yasit, 2015; Gürses ve Danışman, 2017; Özseven, 2020); (b) bu mantıkların hekimin davranış repertuarını (Friedland ve Alford, 1991; Thronton vd., 2012; Reay vd., 2017) genişlettiği; (c) hekimin profesyonel mantığın yanı sıra alanda mevcut olan diğer kurumsal mantıkları da içeren bir müdahale kitine (Swidler, 1986; McPherson ve Sauder, 2013) sahip olduğu; (d) bazı koşullar altında beklendiği üzere profesyonel mantığın değil, diğer kurumsal mantıkların reçete ettiği zihni şablonlardan birini seçerek günlük faaliyetlerini yürütmeye muktedir olduğu (McPherson ve Sauder, 2013; Currie ve Spyridonidis, 2016) ön kabulleri üzerine inşa edilmiştir. Böylelikle her bir kurumsal mantığın hekime tanı-tedavi planlama karar sürecinde bir davranışı reçete edeceği; hekimin bu reçetelerden hangisini seçeceğinin ise durumsal olduğu varsayılmaktadır. Meydan vd. (2020) bildirisinde, hekimin bu seçiminin; (a) hekimin örgüte afiliye olma biçimi (b) ücret rejimi ve (c) hastanın sağlık harcamalarını karşılama açısından statüsü olmak üzere üç durumsal faktör ile açıklanabileceği ifade edilmektedir. Böylece bu çalışmada hekimin mevcut 'müdahale kiti' içerisinden bir kurumsal mantığı durumsal faktörlere bağlı olarak hangi koşullar altında seçerek karar verebileceğine dair kavramsal bir model önerisi geliştirilmiştir. Hekimin davranış repertuarındaki kurumsal mantıklar, Türk sağlık alanında literatür incelemesi yapılarak; durumsal değişkenler ise her biri için ayrı ayrı aşamalar halinde olmak üzere doküman incelemesi ve mülakatlar gerçekleştirilmek suretiyle belirlenmiştir. Buna göre, durumsal değişkenlerin çeşitli varyasyonları gruplandırılarak hekim davranışına yön veren kurumsal mantıkların bir kurumsal mantık takımyıldızındaki görece konumlarının ne olduğu/olabileceği konusunda önermeler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çoklu kurumsal mantıklar, mikro düzeyde kurumsal mantıklar, Türk sağlık alanı, özel hastaneler, hekim, durumsal faktörler

DoktorlarDurum değişkenleri yöntemiKurumsal mantık+1
Ayşegül Eraslan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık hizmetlerinde hasta-hekim iletişiminin karar verme sürecine etkisi Gaziantep ili örneği

İletişim ve sağlık, insanlar için talep edilen ve istenen bir durumdan ziyade zorunluluk halidir. Tam da bu nedenle çalışmanın odaklandığı yeri göstermesi bakımından önemlidir. Hekim ve hasta ilişkisi bu zorunluluk esası üzerinden ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla araştırmanın konusu hekim-hasta iletişimidir. Çalışmanın amacı hekim ile hasta arasındaki iletişimin, hekimin karar verme süreçlerine olan etkisini belirlemektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kapsamında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmaya Gaziantep'te görev yapan 10 hekim katılmıştır. 5'i demografik bilgileri öğrenmek üzere 11 soru sorulmuştur. Elde edilen verilerle 7 temaya ulaşılmıştır. Gaziantep'te hekim olmak, hekim-hasta arasındaki ilk iletişim, hekimin karar verme süreçlerine tıbbi geçmişin etkisi, hekimlerin karar verme süreçlerinde hasta ve yakınlarının etkisi, hekimlerin iletişimdeki problemleri, ideal bir hekim-hasta ilişkisine yönelik görüşler ve hekimlerin hasta ve sağlık sisteminden beklentileri şeklinde temalar ön plana çıkmıştır. Hekimlerin, iletişim noktasında hastalardan beklentisinin olmasının yanında özeleştiride bulundukları tespit edilmiş bunun yanında sağlık sisteminin düzenlenmesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesine yönelik talepleri ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Hekim- hasta iletişimi,karar verme süreçleri, sağlık iletişimi, kişiler arası iletişim, Gaziantep

Doktor-hasta iletişimiDoktor-hasta ilişkileriDoktorlar+7
Sabri Sever
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Su ayak izi davranış ölçeğinin geliştirilmesi, geçerlilik ve güvenilirlik çalışması; araştırma görevlisi hekim örneklemi

Su ayak izi kavramı son yıllarda önemi oldukça artan ve giderek hayatımıza yerleşen bir kavramdır. Metodolojik tipteki bu çalışmayla bireylerin su ayak izini azaltmaya yönelik davranışlarını değerlendiren bir ölçek geliştirilmesi amaçlandı. Araştırmanın evrenini oluşturan 28.768 araştırma görevlisinden 425'iyle çalışma gerçekleştirildi. Veri toplama formu sosyodemografik bilgileri içeren 12 sorudan ve 32 maddelik aday ölçekten oluşmaktadır. Veri analizi SPSS paket programı ile yapıldı ve p<0,05 anlamlı kabul edildi. 35 maddelik hazırlanan ilk ölçekte maddelerin kapsam geçerliği konusunda uzman görüşlerine başvurularak madde sayısı 32'ye düşürüldü. Maddelerin Kapsam Geçerlilik Oranı≥0,62, Kapsam Geçerlilik İndeksi≥0,67 olduğundan ölçek sahada uygulanabilir bulundu (p<0,05). Madde toplam puan korelasyon katsayısı 0,20'den küçük olan beş madde ölçekten çıkarıldı. Ölçeğin Kaiser Mayer Olkin değeri 0,728 olarak hesaplandı ve "iyi" olarak değerlendirildi. Barlett'in küresellik testi sonucu anlamlı bulundu (p<0,001). Yapı geçerliliği için yapılan açıklayıcı faktör analizi sonucunda tek boyutlu 27 maddelik bir ölçek elde edildi. Ölçeğin özdeğeri 4,05, açıklanan varyans değeri %55,25 ve yeterli idi. Güvenilirlik analizinde öncelikle 108 kişi üzerinde tekrar test uygulandı ve katılımcıların ilk teste ve tekrar teste verdikleri yanıtlar arasında pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı bir korelasyon saptandı (p<0,001; r=0,746). Ölçeğin son halinin Cronbach's Alpha değeri 0,744 olarak hesaplandı. Katılımcıların ölçekten aldığı puan ortalaması 96,56±10,16 idi. Ölçekten alınabilecek en düşük puan 27, en yüksek puan ise 135'tir. Ölçekten alınan puanlar 27'ye yaklaştıkça Su Ayak İzi Davranış Ölçeği için olumsuz davranışları, 135'e yaklaştıkça ise Su Ayak İzi Davranış Ölçeği için olumlu davranışları göstermektedir. Çalışma sonucunda beşli Likert tipinde, tek boyutlu, 27 maddelik "Su Ayak İzi Davranış Ölçeği" geliştirilmiştir. Sonuçlar ölçeğin geçerlilik ve güvenilirlik çalışmalarının yapılarak, toplumda uygulanabilir olduğunu ve bilimsel yargıların oluşturulmasında güvenle kullanılabileceğini göstermektedir.

Araştırma görevlileriDoktorlarGüvenilirlik ve geçerlilik+4
Kübra Yıldız Aydın
Gaziantep University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Son dönem Osmanlı doktorlarından Dr. Ali Rıfat'ın Cihâz-ı Hazmî Hastalıkları adlı eserinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi

Bilinen insanlık tarihi boyunca, çeşitli sebepler aracılığıyla meydana gelen hastalıklar neticesinde sağlık alanında faaliyetlerde bulunulmuş ve bu alandaki birikim gelişerek günümüze kadar ulaşmıştır. Sağlık unsuru canlıların hayatını sürdürmesi bakımından en elzem ihtiyaçların başında gelmektedir. Bu ihtiyacın karşılanması adına eski zamanlardan bu yana uygulanan tekniklerin günümüzde de aynen veyahut da geliştirilmiş biçimiyle kullanıldığını bu çalışmaya kaynak eserde de görmekteyiz. Bu çalışmada sindirim sistemi çerçevesinde bulunan organlar ile ilgili hastalıklardan, bu hastalıkların bulaşma yollarından, oluştuğu vakit kişide meydana getirdiği belirtilerden, hastalığı tanımlamak adına uygulanan tekniklerden, tedavi sırasında uygulanan yöntemlerden, eserde bahsedilen hastalıklardan korunmak adına uygulanacak kural ve alınacak önlemlerden bahsedilmektedir. Dr. Ali Rıfat'ın bu eseri sayesinde XIX. ve XX. yy. da genel olarak sağlık alanında kullanılan yöntemlerden haberdar olarak; bu alandaki literatür eksikliğinin görüldüğü tıp tarihine kazandırmak ve günümüz sağlık tarihi alanı çalışanlarına bir nebze de olsa katkı sağlaması çalışmanın asıl amacını oluşturmaktadır. Bu çalışmayı icra ederken oluşturulan sözlük de yine sağlık alanında çalışma yapacak olan araştırmacılara fayda sağlaması düşüncesi ile hazırlanmıştır. Üç bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde Türklerin eski dönemlerinden Cumhuriyet devrine kadar olan faaliyetleri hakkında kısaca olmak üzere bilgi sunulmuş, ikinci bölümde eserin transkripsiyon yapılmış hali verilmiş olup üçüncü bölümde ise eserde işlenilen dönem ile günümüzde bahsedilen alanda kullanılan teknikler hakkında karşılaştırmada bulunulmuştur.

Ali RıfatDoktorlarHastalar+7
Kübra Baykara
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Son dönem Osmanlı doktorlarından Dr. Besim Ömer'in "Mi'de, Tegaddî ve Hazma Dâ'ir Kavâ'id-i Sıhhîye" adlı eserinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi

Tıp; Eski Yunan ve Roma dönemlerinde, MÖ V. yüzyılda bir bilim dalı olarak gelişmeye başlamıştır. İlk dönemlerden itibaren kabul gören tıbbî kaidelerden birisi de tıp bilimi ile beslenme arasında doğrudan ilişki olduğudur. Beslenme olgusu insanın yaşına, cinsiyetine, yaşadığı coğrafi bölgeye hatta dinine göre değişiklik göstermiştir. Osmanlı Dönemi'nde de beslenme, hazm ve sıhhi kurallar bu olgular üzerinde yoğunlaşmıştır. Osmanlı tıbbı; koruyucu hekimliğin ön planda olduğu ve genel olarak insanları hastalıktan koruma, hastalıklara devâ bulabilmenin ötesinde geleneksel uygulamalar hakkında geniş bilgi yelpazesi sunmuştur. Çalışmamızda son dönem Osmanlı doktorlarından Besim Ömer'in "Mi'de, Tegaddî Ve Hazma Dâ'ir Kavâ'id-i Sıhhîye" adlı eseri değerlendirilmeye çalışılmıştır. Söz konusu eserde beslenme, hazm ve sıhhi kurallardan yoğun olarak bahsedilmekte olup bu konular hakkında önemli bilgiler bulunmaktadır. Çalışmamız üç bölümden oluşmakta olup birinci bölümde geçmişten günümüze besin ve beslenmenin tarihsel süreci hakkında bilgilere yer verilmiş, ikinci bölümde sindirim sistemi hastalıkları ve hıfzıssıhha konularına değinilmiş, üçüncü bölümde ise eserin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Tıbbı, Besim Ömer, Mide Tegaddi ve Hazma Dair Kavaid-i Sıhhiye.

Besim Ömer PaşaDoktorlarHastalar+5
Bahar Kaya
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tıp fakültesi intörn öğrencilerinin fizyolojik parametrelerine göre kardiyopulmoner resusitasyon (CPR) etkinlik ve yeterliliğinin CPR mankeni üzerinde değerlendirilmesi

Çalışmamızda intörlerin cinsiyet ve vücut kitle indeksi (BMI) özellikleri gibi fizyolojik parametreleri ile sigara kullanımı ve düzenli spor yapma durumlarının, CPR kalitesini etkileyip etkilemediğini araştırmayı amaçladık. Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Kliniği stajını tamamlamış intörnlerin Tıp Fakültesi Dekanlığı' ında bulunan simülasyon merkezinde, manken üzerinde gerçekleştirdikleri göğüs kompresyonlarının sayısal verileri elektronik ortamda kayıt altına alınmıştır. CPR kalite parametreleri olan göğüs bası derinliği, sayısı, gevşemesi, doğru el pozisyonu ve kesintisiz CPR uygulaması gibi parametreler 6 siklus boyunca incelendi. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 22,0 Windows versiyon paket programı ile yapıldı. Çalışmamız Mayıs 2022 – Kasım 2022 tarihleri arasında Gaziantep Tıp Fakültesi Dekanlığı Simülasyon merkezinde yapıldı. Çalışmaya 62 erkek 38 kadın intörn katılmıştır. İntörnlerin ortalama BMI değeri 23,7 kg/m₂ olarak hesaplandı. Düzenli spor yapanların sayısı 13, sigara kullanım durumları 34 aktif içici, 12 bırakmış, 54 hiç kullanmamış olarak belirlendi. Erkek intörnler ve BMI yüksek (BMI≥24) intörnler daha başarılı göğüs bası derinliği ve göğüs bası sayısı uyguladı (p<0,05). Göğüs gevşemesi ve doğru el pozisyonu parametrelerini kadın ve BMI düşük (BMI<24) grup daha başarılı uyguladı (p<0,05). Kesintisiz CPR uygulaması parametresinde gruplar arasında farklılık görülmedi (p>0,05). Sigara kullanmamış kadın intörnler aktif içici kadın intörnlere göre göğüs gevşemesinde daha başarılı oldular fakat diğer parametrelerde anlamlı bir fark görülmedi. Sigara kullanım durumu erkek intörnler arasında anlamlı bir farklılık göstermedi. Düzenli spor yapma durumu göğüs bası derinliği, göğüs bası sayısı, göğüs gevşemesi, doğru el pozisyonu ve kesintisiz CPR uygulaması parametrelerinde anlamlı farklılık göstermedi. CPR uygulaması hem güç gerektiren hem de tekniksel bilgi gerektiren bir müdahaledir. Bu sebeple kas kitlesi ve pratik eğitimlerin CPR kalitesi üzerinde etkili olduğunu düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: Göğüs Basısı; Kardiyopulmoner Resüsitasyon (KPR); Temel Yaşam Desteği; CPR mankeni; fiziksel parametre

DoktorlarKalp masajıKardiyopulmoner reanimasyon+3
İbrahim Halil Yeter
Gaziantep University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisi sürecinde Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapan doktor ve hemşirelerin öz yeterlilik ve anksiyete bozukluğunun değerlendirilmesi

Bu çalışmada; COVID-19 pandemi döneminde Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapan, bulaş açısından riskli alanlarda çalışarak hastaların tetkik ve tedavilerini sürdüren doktor ve hemşirelerin anksiyete ve öz yeterlilik düzeyleri araştırılmış, çalışanların COVID-19 pandemi nedenli anksiyete ve öz yeterlilik düzeyleri arasındaki ilişkiye bakılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel araştırmamız T.C. Sağlık Bakanlığı Sakarya İl Sağlık Müdürlüğü ve Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği'nden yazılı izin alınarak Ağustos 2021-Ocak 2022 tarihleri arasında Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışan 252 kişiye uzman görüşleri ve literatür bilgisi çerçevesinde; sosyo-demografik bilgi formu, Genel Özyeterlilik Ölçeği ve Koronavirüs Anksiyete Ölçeği (KAÖ) kullanılarak araştırmacı tarafından anket formları oluşturulup veriler toplanmıştır. İstatistiksel analizler ve hesaplamalar için IBM SPSS Statistics 21.0 programı kullanılarak, istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Çalışmada yer alan bireylerin demografik bilgiler anketinde olan sorulara ait sayı ve yüzde değerleri hesaplandı. Araştırmada; 252 katılımcının %25,8'i 18-25 yaş aralığında, %55,6'sı 26-35 yaş aralığında, %15,5'i 36-45 yaş aralığında ve %3,2'si 46-55 yaş aralığında olduğu, %39,3 ünün erkek, %60,7'sinin kadın, medeni durumu evli olan çalışanlar %42,1, bekar çalışanlar %57,9 'unu, çocuk sahibi olan %37,3 iken çocuğu olmayan personel %62,7'idir. Katılımcıların %38,1'i doktor, %55,6'sı hemşire olarak görev yapmaktadır. Çalışanların %17,9'u 0-3, %32,9'u 4-7, %35,7 'si 8-10, %13,5 'i 11 ve üzeri nöbet tutmaktadır. Bireylerin %25,4 'ü istifa etmeyi düşünmüş, %74,6'sı düşünmemiştir. Araştırmada çalışanların %79,8 'i psikolojik destek almamış, %8,3 'ü destek almış %11,9 'u destek almak istemektedir. Katılımcıların %79,8 'i aile bireyleriyle beraber, %20,2 'si yalnız yaşamaktadır. %45,2'si COVID-19 hastalığına yakalanmış, %54,8'i hastalığa yakalanmamıştır. Çalışanların %80,6'sı mesleğini uygularken kendine güvenmektedir. Koronavirüs anksiyete düzeyi 3,26 ortalaması ile kadınlarda, erkelerde 2,01; evli bireylerde 3,47, bekarlarda 2,26; hemşirelerde 3,24, doktorlarda 1,98; çocuğu olmayan kişilerde 3,31, çocuğu olanlarda 1,87; 11 ve üzeri nöbet tutan çalışanlarda 4,44 oranı ile en yüksek oranda anksiyete düzeyi hesaplanmış ve bu değişkenlerde istatistiksel olarak anlamlı bir sonuç elde edilmiştir. Koronavirüs Anksiyete Ölçeği; pandemi servisi veya yoğun bakımında çalışanlarda, pandemi nedeniyle görevinden istifa etmeyi düşünenlerde, pandemi sürecinde psikolojik destek alan ve almayı isteyen kişilerde istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar görülmüştür. Öz yeterlilik düzeylerine bakıldığında; evli kişilerde 61,75; bekar kişilerde 65,02; mesleği uygularken kendisini güvenen kişilerde 65,01; güvenmeyenlerde 58,3; kısmen güvenenlerde 57,87 hesaplanmış ve bu sonuçlar istatistiksel olarak değerlendirildiğinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. COVID-19 ile ilgili sorularda öz yeterlilik düzeyi pandemi nedeniyle istifa etmeyi düşünmeyen kişilerde 64,43; istifa etmeyi düşünenlerde ise 57,00 hesaplanmış ve bu sonuçlar istatistiksel olarak karşılaştırıldığında anlamlı sonuçlar bulunmuştur. Sonuç olarak tüm dünyayı etkisi altına alan, hastalığın mortalitesinin ve morbiditesinin yüksek olduğu COVID-19 pandemisinin sağlık çalışanlarını ruhsal açıdan olumsuz etkilediği görülmüştür. Pandemi sırasında aktif olarak görev yapan sağlık çalışanlarının durumu, sağlık yöneticileri tarafından göz önünde bulundurulmalıdır.

Anksiyete bozukluklarıCOVID 19Doktorlar+4
Çağla Ekin Çelik
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between smoking and the ‎level of anxiety among doctors working in the ‎hospitals in the Dhi qar region in Iraq ‎

Physicians face a heightened risk of experiencing mental disorders, including anxiety, depression, and occupational burnout. This susceptibility is often attributed to the substantial levels of occupational stress they encounter in their work. Smoking is a common coping mechanism adopted by some individuals to alleviate stress, but its association with anxiety levels among doctors remains under-researched. As a consequence, the mental well-being of healthcare practitioners may be significantly affected, leading to potential psychological challenges. Therefore, the aim of the study is to examine the relationship between smoking and anxiety levels among doctors working in the Alshatra and Al-Haboubi hospitals in the Dhi Qar region of Iraq. To investigate this relationship, a cross-sectional survey was conducted among doctors working in Dhi Qar teaching hospitals to find the relationship between smoking and anxiety levels among doctors. The Sample of this study was composed of 156 doctors (Male and Female) between ‎‎‎26-56 years old and above. A sociodemographic data form and The Taylor Manifest Anxiety Scale were used as data collection tools. Data were collected from doctors in hospitals of Dhi Qar province between June 2022 to September 2022. The age socio-demographic characteristics of the participants were examined, and it is seen that 35.9% are between 46 and 55 years old, 44.9% of participants were a master's degree, 38.5% of participants had 5-6 people living in the house, according to family monthly income 59% of them had equal income and expense, the participants regarding their working status was examined, it is seen that 56.4% were permanent, 55.8% of participants were in a city or metropolitan area, 87.8% of participants in health insurance answered yes. In addition, of the participants regarding their smoking status, 63.5% answered no; according to how many cigarettes are smoked per day, 63.5% of them did not smoke. According to correlation, there was a statistically significant difference between the Taylor Manifest anxiety scale scores according to the age of the participants (p<0.05), and it was a statistically significant difference between the TMA scale scores according to the educational status of the participants (p<0.05), it had high significant difference between TMA scale and the number of people in the family (p<0.05), monthly income had a significant difference with TMA scale (p<0.05), also according to the working status of the participants had a significant difference with TMA scale (p<0.05), according to the longest place of residence had significant difference with TMA scale (p<0.05), with health insurance status of the participants had significant difference(p<0.05), according to the smoking status of the participants had significant difference (p<0.05), and according to the number of cigarettes smoked by the participants per day had significant difference with TMA scale.(p<0.05). ‎ In conclusion, the relationship between smoking and the level of anxiety among doctors working in hospitals is a complex and multifaceted issue. Through the analysis of existing research and studies, it is evident that a notable association exists between smoking and increased anxiety levels among healthcare professionals, including doctors.

AnxietyDepressionPhysicians+3
Abbas Muzahem Shınjar Shınjar
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasal katılım: Zeytinburnu örneği

Bu tezde 1970'li yıllarda İstanbul'un Zeytinburnu ilçesinde Kıvılcım Hareketi örneğinde siyasal katılımın özellikleri incelenmiştir. Siyasal katılım, sadece devletle ilgili etkinliklerle sınırlı görülmeyip, toplumsal yaşamdaki iktidar ilişkilerini ve toplumsal kaynakların dağılımım etkileyen ve kamusal alanda gerçekleşen tüm eylemler siyasal katılımın tanımı içinde değerlendirilmiştir. Bu anlamda sadece oy verme ya da seçim kampanyalarında görev alma değil protestolar, grevler, şiddet içeren eylemler, sosyal ve ekonomik sorunların çözümü için geliştirilen inisiyatifler de siyasal katılım biçimleri olarak ele alınmıştır. Tezde siyasal katılım çalışmalarında geliştirilen modeller gözde geçirilmiş ve Mobilizasyon Modeli'nin öncüllerinden hareket edilmiştir. Ayrıca toplumsal hareket teorilerinden de yararlanılmıştır. Önce 1970'li yıllarda sol hareketin gelişimi ve hareketin pratiğinde gerçekleşen siyasal katılımın temel özellikleri, daha sonra Zeytinburnu ilçesinin sosyal ve siyasal yaşamı hakkında bilgi verilmiştir. Doktorcu Hareket ve Kıvılcım Grubu hakkında verilen genel bilginin ardından Kıvılcım Grubu'nun Zeytinburnu'ndaki örgütlenme süreci siyasal katılım teorileri çerçevesinde incelenmiştir. Tezde ABD ve Batı Avrupa'da yapılan siyasal katılım çalışmalarında geliştirilen modellerin örneğimizdeki siyasal katılımı açıklamada eksik kalacağı iddia edilmiş, toplumsal ve tarihsel koşulların dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. IV

DoktorlarHalk hareketiKıvılcımlı, Hikmet+5
Muzaffer Kaya
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Bir kamu hastanesinde görev yapmakta olan hekim ve hemşirelerin algılanan stres düzeyleri ve baş etme tarzlarının belirlenmesi

Hekimler ve hemşireler çalışma alanları gereği stresli meslek grupları arasında sayılmaktadırlar. Bu nedenle stres düzeylerinin ve stresle başetmede kullandıkları yöntemlerin belirlenmesi, özellikle çalışmanın yapıldığı pandemi döneminde önem kazanmıştır. Tanımlayıcı tipte olan bu araştırma, bir kamu hastanesinde çalışan hekim ve hemşirelerin algılanan stres düzeyleri ve baş etme tarzlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Şubat 2021-Nisan 2021 aylarında Ankara Şehir Hastanesinde çalışmakta olan hekim (N=2410) ve hemşireler (N=3900); örneklemini ise çalışmaya katılmayı kabul eden hekim (n=130) ve hemşireler (n=242) oluşturmuştur. Veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Algılanan Stres Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilere göre hemşirelerin Algılanan Stres Ölçeği puanları hekimlere göre yüksek bulunmuştur (p<0.005). Hekim ve hemşirelerin Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği alt boyutlarından aldıkları puanlarda; hekimlerin İyimser Yaklaşım alt boyutu puanı, hemşirelerin ise Çaresiz Yaklaşım ve Boyun Eğici Yaklaşım alt boyutu puanı daha yüksek çıkmıştır (p<0.005). Hekim ve hemşirelerin Kendine Güvenli Yaklaşım ve Sosyal Destek Arama alt boyutu puanları arasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Sonuç olarak; hemşirelerin algılanan stres düzeylerinin hekimlere göre daha fazla olduğu; hemşirelerin stresle baş etmede hekimlere göre etkisiz yöntemlere daha fazla başvurduğu belirlenmiştir. Çalışmanın pandemi döneminin bitip, normal yaşama dönüldüğünde tekrar edilerek karşılaştırılması ve özellikle hemşirelere etkin baş etme yöntemlerini kullanmalarını sağlayacak uzun süreli psikososyal destek programları uygulanması önerilir.

Başa çıkmaDoktorlarHastaneler-devlet+3
Eda Yaralı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Cumhuriyeti'nde yüksek yargı kararları çerçevesinde aydınlatılmış onamın incelenmesi ve hekimlerin aydınlatılmış onama yaklaşımları

İnsan haklarının en temeli yaşam hakkıdır. Bu hak dünya genelinde bir takım düzenlemelerle garanti altına alınmaya çalışılmaktadır. Her bireyin özerk olmaya hakkı vardır. Bu hak birçok alanda ihlal edilebileceği gibi sağlık alanında da ihlallerle karşı karşıya kalabilmektedir. Kişiler sağlıkları ile ilgili sorun yaşadıkları durumda hekime veya sağlık sunucusuna başvurmaktadır. Burada kişinin sağlığına tekrar kazandırılması, acısının azaltılması veya ortadan kaldırılması için vücut bütünlüklerine yönelik bir takım girişimlerde bulunulmaktadır. Bu girişimlerin tıbbi müdahale olarak nitelenebilmesi için belirli kriterler mevcuttur. Fakat herşeyden önce bu girişimlerin uygulanabilmesi için hastanın hastalığı ile ilgili konuda tam bir bilgiye sahip olacak şekilde yapılacak girişime rıza göstermesi gerekmektedir. Bu müdahaleler geniş bir yelpazede değerlendirilebilir. Yapılacak basit bir tıbbi müdahaleden başlayarak en ağır cerrahi müdahalelere kadar tıbbi müdahale olarak adlandırılmaktadır. Fakat kişinin kendisine yapılacak müdahaleyi kavrayarak müdahale sonucunda elde edilecek yarar ile oluşabilecek olumsuz durumlara da rıza göstermesi gerekmektedir. Aydınlatılmış onam, bu konuda hasta ile müdahaleyi gerçekleştirecek yetkili kişi/kişiler arasında sözleşme olarak ortaya çıkmış bir akittir. Aydınlatılmış onam, hasta ile aradaki güveni tesis ettiği gibi, sonrasında oluşabilecek hukuki durumlar açısından temel ispat delili görevi de görmektedir. Uygulamada aydınlatılmış onam, sağlık profesyonelleri tarafından külfet gibi algılanmasına rağmen aslında bir koruyucu mekanizmadır. Aydınlatılmış onam hasta ile iletişim noktasında kilometre taşı görevini görmekle birlikte, oluşabilecek hukuki olumsuzları ortadan kaldırmak için de gereklidir. Bu çalışmanın amacı tıbbi müdahalelerde aydınlatılmış onamın yeri ve taraflar açısından gerekliliği üzerinde durmaktır.

Aydınlatılmış onamDoktorlarHekimler+4
Ahmet Sönmez
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adana'daki birinci basamak sağlık kurumlarına başvuran hastaların memnuniyet düzeyleri ve bu kurumlarda çalışan hekimlerin iş doyumunun saptanması

Giriş ve Amaç: Bu çalışmada amaç, EUROPEP hasta memnuniyet anketi ve Minnesota İş Doyum ölçeklerini kullanarak, Adana'da aile hekimliği uygulamasından önce ve uygulamanın 12. ayında, hasta memnuniyetini ve aile hekimliği uygulamasının hasta memnuniyeti üzerine etkisini ve hekimlerin çalışma şartlarının iş doyumu ve memnuniyetlerine etkisini araştırmaktı.Gereç ve Yöntem: Adana il merkezindeki sağlık ocağı/aile sağlığı merkezleri, bulunduğu bölgenin sosyoekonomik düzeyine göre düşük, orta ve yüksek olarak ayrıldı. Her bölgeden bir sağlık ocağı/aile sağlığı merkezi seçilerek her birinde en az 93 hastaya rasgele yöntemle 23 sorudan oluşan EUROPEP hasta memnuniyet anketi uygulandı. Aile Hekimliği uygulamasının 12. Ayında (mayıs 2009) bu sağlık ocağı/aile sağlığı merkezlerinde anketler tekrar uygulandı. Çalışmaya katılan hastaların, uygulamadan önceki ve sonraki EUROPEP ortalama puanları karşılaştırıldı. Çalışmanın evreni Adana'daki tüm birinci basamakta çalışan hekimler olarak belirlendi. Bu evreni temsil edecek örneklem grubu rasgele seçimle belirlendi. Bu hekimlerle yüzyüze görüşülerek Minnesota İş Doyum Ölçeği dolduruldu. Aile Hekimliği uygulamasının 12. ayında aynı hekimlere tekrar anket uygulandı.Bulgular: Çalışmanıza 2008 yılında 295, 2009 yılında 293 olmak üzere toplam 588 hasta katılmıştır. Hastaların EUROPEP yanıtları, uygulamadan sonra anlamlı şekilde düzelmişti. En fazla düzelme; `Önceki görüşmelerde yaptıklarını ve söylediklerini bilmesi' (3,02±1,38'e karşılık 4,20±1,18), `Uzmana ya da hastaneye sevkten beklemeniz gerekenler konusunda sizi hazırlaması' (3,04±1,30'a karşılık 4,21±1,10), `Hekiminize telefonla ulaşabilmeniz' (2,98±1,61'e karşılık 3,99±1,31) sorularına verilen yanıtlardaydı. Çalışmaya katılan hekimlerin Minnesota İş Doyum Ölçeği sorularına 2009 yılında verdikleri cevaplar, 2008 yılına kıyasla, 5 soruda artarken 3 soruda azalmıştı. En fazla artış `Yaptığım iş karşılığında aldığım ücret' sorusunda, en fazla azalma ise `Beni her zaman meşgul etmesi' sorusundaydı. İçsel, dışsal ve genel doyum puan ortalamalarının üçünde de artış olmuş ancak bu artışlardan sadece dışsal doyum puanlarındaki artış anlamlı bulunmuştur.Sonuç: Aile hekimliği hizmetlerinin ve hasta memnuniyetinin iyileştirilmesi için aile hekimliği birimlerinin yaygınlaştırılması kaçınılmazdır. Ülkemizin sağlık hizmeti sunum sisteminin gözden geçirilerek gerekli iyileştirmelerin yapılmasının hem hekimlerin iş doyumunun hem de hasta memnuniyetinin arttırılmasına çok büyük katkılar sağlayacağı açıktır.

AdanaDoktorlarHasta memnuniyeti+6
Fatih Mutlupoyraz
Çukurova University
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının ekip çalışmasına ilişkin görüşleri

Çalışmanın evrenini, Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışan tüm sağlık çalışanları (N=924) oluşturmuştur. Hedeflenen örneklem oranı en az %20 olarak belirlenmiş olup örnekleme alınan toplam sağlık çalışanı sayısı 248'dir. Veri toplama aracı olarak literatür taranarak oluşturulan anket formu, sağlık çalışanlarının demografik özellikleri ile sağlık ekibine ilişkin görüşlerini belirleyen ifadelerin yer aldığı sorulardan oluşmaktadır.Sağlık çalışanlarının yaş ortalaması 35,5±8,6'dır. Sağlık ekibi tanımını hekimlerin %19,2'si, hemşirelerin %13,1'i ve diğer grubunun %26,2'si doğru yapmışlardır. `Sağlık ekibi kimlerden oluşmalıdır?' sorusuna hekim grubunun %99,0'u, hemşire grubunun %98,1'i, diğer grubunun tamamı hekim, hekim grubunun %97,0'ı, hemşire grubunun tamamı ve diğer grubunun %71,4'ü hemşire cevabını vermişlerdir. Hekimlerin %73,7'si, hemşirelerin %73,8'i ve diğer grubunun %50,0'ı temel eğitimleri sırasında, hekimlerin %59,6'sı, hemşirelerin %44,9'u ve diğer grubunun %38'i mezuniyet sonrasında sağlık ekibine ilişkin eğitim aldıklarını belirtmişlerdir (p= 0,028). `Çalıştığınız birimin belirgin özellikleri nelerdir?' sorusunda yer alan `Grup dinamiği hissedilir, görülür ve duyulur' ifadesine hekim grubunun %6,1'i hemşire grubunun %15'i, `Grup içerisinde temel kurallar açıkça belirlenir' ifadesine ise hekim grubunun %5,1'i, hemşire grubunun %22,4'ü her zaman yanıtını vermişlerdir. `Ekip çalışmasını olumsuz etkileyen faktörler nelerdir?' sorusunda yer alan `Ekibe bağlı olma duygusu zayıf olduğu için' ifadesine hekim grubunun %42,4'ü, hemşire grubunun ise %44,9'unun katılıyorum dediği, `kurumsal destek görmeme' ifadesine ise hekim grubunun %58,6'sı hemşire grubunun %72'sinin katıldığı belirlenmiştir.Çalışmanın sonucunda, sağlık çalışanlarının ekip çalışmasının öneminin farkında olduğu ancak işbirliğine dayalı ekip faaliyetlerinin net olmadığını göstermektedir. Çalışmada elde edilen bulgular doğrultusunda öneriler geliştirilmiştir.

DoktorlarHemşirelerHemşirelik araştırmaları+2
Fatma Canlı
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kişilik özelliklerine bağlı olarak hemşirelik ve tıp fakültesi son sınıf öğrencilerinin seçeceği uzmanlık alanlarının belirlenmesi

Kariyer seçimi bir insanın hayatı boyunca vereceği en önemli kararlardan biridir. Kişiliğine uygun kariyer planlaması ülkemizde nadir uygulanan bir durumdur. Bu çalışmanın amacı, hemşirelik ve tıp öğrencilerinin uzmanlık alanı seçimi ile kişilik özellikleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Çalışma Çukurova Üniversitesinde 95'i hemşirelik, 107'si tıp fakültesi son sınıf öğrencisine beş faktör kişilik envanteri uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin demografik özellikleri ve seçecekleri uzmanlık alanları anket formu ile belirlenmiştir. Çalışmak istedikleri uzmanlık alanları 3 seçenekli yanıt ile belirlenmiştir (kesinlikle evet, olabilir, kesinlikle hayır). Sosyal yönelim, düşünsel yönelim ve odaklanma toplam puan ortalamaları hemşirelik öğrencilerinde tıp öğrencilerine göre anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (sırası ile p=0,05, p=0,005, p=0,001). Kesinlikle dahili branşları tercih oranı %37,6 (n=76), cerrahi branş %45,6 (n=94), laboratuar bilimleri %31,7 (n=64), koruyucu hekimlik %7,9 (n=16) psikiyatri %15,8(n=32) olarak saptanmıştır. Cerrahi branşları tercih etmek isteyenlerin duygulanım, uzlaşma, sosyal yönelim ve odaklanma puanları istemeyenlere oranla anlamlı olarak yüksek bulunurken, düşünsel yönelim puanları anlamlı fark göstermemiştir. Dahili branşları tercih edenlerin etmeyenlere oranla sosyal yönelim puanları daha düşük olarak saptanırken odaklanma puanları daha yüksek olarak belirlenmiştir (p=0,05 ve p=0,02). Psikiyatri alanını tercih edenlerin etmeyenlere oranla duygusal yönelim puanları düşük iken sosyal yönelim ve düşünsel yönelim puanları anlamlı olarak yüksek olarak saptanmıştır (p=0,01, p=0,05, p=0,001). Uzmanlık alan seçimi konusunda karar vermiş olan öğrencilerin genellikle karakter özelliklerine uygun branşlar seçme eğiliminde olduğu, buna karşılık son sınıf öğrencileri olmalarına rağmen çoğunun alan seçimi konusunda kararsız olduğu gözlenmiştir. Öğrencilerin kişilik özelliklerine uygun alan seçebilmelerinde, kişilik envanteri kullanılarak kariyer planlaması danışmanlığı verilmesi faydalı olacaktır.

DoktorlarHemşirelerHemşirelik+7
Ferda Boroğlu Yatangaç
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2010
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adana ve çevresinde anestezi ve reanimasyon hekimlerinde tükenmişlik sendromunun araştırılması

Amaç: Bu çalışmada, Adana ve çevresinde anestezi ve reanimasyon hekimlerinde tükenmişlik düzeylerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Gereç ve yöntem: Bakanlık Etik Kurul onayı ve hekimlerin yazılı onayları alındıktan sonra, Adana ve çevresinde 2. ve 3. basamak sağlık kuruluşlarında anestezi, reanimasyon ve algoloji birimlerinde çalışan anestezi ve reanimasyon uzmanları, Çukurova Üniversitesi'nde 1 yıldan uzun süredir anestezi ve reanimasyon uzmanlığı eğitimi alan araştırma görevlisi hekimler bu çalışmaya dahil edildi.Amaca yönelik olarak duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarıyı araştıran Maslach Tükenme Ölçeği (MTÖ) ile kişisel özellikler, alışkanlıklar ve çalışma koşullarını araştıran sosyodemografik veri toplama formu ve bilgilendirilmiş olur formu 88 hekime ulaştırıldı ve elde edilen veriler değerlendirilmeye alındı.Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 18.0 paket programı kullanıldı. Normal dağılım göstermeyen sayısal ölçümlerin iki grup arasında karşılaştırmasında Mann Whitney U testi kullanıldı. Normal dağılım göstermeyen sayısal ölçümleri ikiden fazla grup arasında genel karşılaştırmada Kruskal Wallis testi kullanıldı. Tüm testlerde istatistiksel önem düzeyi 0,05 olarak alındı.Bulgular: Araştırmaya katılan anestezi hekimlerinin % 36,4 (n=32)'ü erkek; % 63,6 (n=56)'sı ise kadın cinsiyetindedir. Grubun yaş ortalaması 36,9±5,7'dir. Katılan anestezistler yaş gruplarına göre değerlendirildiğinde; en yüksek MTÖ-DT puanı (20,09±6,38), en yüksek MTÖ-DYS puanı (7,64±3,64) ve en yüksek MTÖ-KB puanı (11,50±2,68) 25-30 yaş grubundadır. Hekimlerin 18'inde kronik bir hastalık mevcutken 69'unda bir kronik hastalık yoktur. Katılımcıların % 67'si (n=59) en az bir hobiye sahiptir. Anestezistlerin % 30,7'si (n=27) asistan iken % 68,2'si (n=60) uzmandır. Asistan hekimlerin her üç alt kategori için aldıkları puanlar arasında istatistiksel fark belirgin olarak anlamlıdır ve p değerleri sırasıyla 0,001, 0,001 ve 0,002'dir. Çalışılan kurum oranları devlet hastanesi % 34,1 (n=30) özel hastane % 26,1 (n=23) ve üniversite hastanesi % 35,2 (n=31) olmak üzere birbirine yakındır. Hekimlerin % 39,8'i (n=35) herhangi bir yoğun bakımda çalışmazken % 45,5'i (n=40) reanimasyonda çalışmaktadır. Anestezistlerin meslek yılı, ihtisas yılı, haftalık çalışma süresi, aylık nöbet sayısı ve aylık gelir gibi değişkenlerine ait veriler alındı sonuç olarak sırasıyla 12,6±5,9 yıl, 6±4,8 yıl, 57,2±23,3 saat, 6,4±5,4 ve 4730±2240,9 TL ortalama değerleri elde edildi. Katılımcıların MTÖ'den aldıkları puanlar ölçeğin alt başlıklarına göre hesaplandı. Alınan ortalama MTÖ-DT puanı 15,57±6,11; MTÖ-DYS puanı 5,35±3,08 ve MTÖ-KB puanı 9,26±3,41 olarak belirlendi.Sonuç: Çalışmaya katılan anestezi hekimlerinin kişisel başarı alt tükenmişlik puanları incelendiğinde istatistiksel olarak pozitif yönde bulgulara ulaşıldı. Hekimlerin kendilerini başarılı bulmalarına rağmen yüksek oranda duygusal tükenme ve duyarsızlaşma yaşadıkları görülmektedir. Tükenmişlik üzerinde etkin rol oynayan bu problemler için çalışma koşullarının düzenlenmesi, eğitime ağırlık verilmesi, psikolojik destek birimlerinin oluşturulması ve örgütsel düzenlemelerin yapılması gibi çözümler önerilebilir.Anahtar kelimeler: Anestezi ve reanimasyon hekimi, Tükenmişlik sendromu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği, Adana ve çevresi

AdanaAnesteziDoktorlar+3
Sevgi Beyhan
Çukurova University
2011
00

Related subjects