Cyprus

427 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

21. yüzyılda Kıbrıs vakıflar ve mülkiyet meselesi

Kıbrıs stratejik coğrafyasıyla tarihi boyunca ilgi odağı olmuştur. Bu çerçevede, 1950'ler sonrası adada Türkler ve Rumlar arasında yaşanan sorun ise o dönemden bu yana dünya siyasetinin gündeminde çözülememiş bir sorun olarak kalmıştır. Bu çalışmada, Kıbrıs sorunu tarafları, tüm yönleri ve tarihi arka planı ile incelenerek, tarafların adaya yönelik talepleri ve meydana gelen uyuşmazlık noktaları tespit edilmiştir. Hiç şüphesiz ki Kıbrıs sorununun geçmişi bu yeşil adanın geleceğini de şekillendirmiştir. Konuyu Kıbrıslı Rumlar ve Türklerin salt uyuşmazlığı olarak olayı nitelemek, soruna ait tüm perspektifi ortaya koymamak ve ihtilafı anlamamak manasına gelecektir. Bu sebepler ile adanın ilk egemenlerinden günümüze uzanan egemenlerin adaya katkıları, bunların ada halkı üzerinde tesirleri, adanın mülkiyet hususu ve nihayetinde gözlemlenen sonuçlar detaylı olarak ele alınmıştır. Sonuç olarak, yarım yüzyıldan fazla zamandan bu yana devam eden bu uyuşmazlığın giderilebilmesi için başlatılan müzakere süreçleri, bu süreçlerde gelinen noktalar ile süreç değerlendirilerek çıkarımlar yapılmaya ve ihtilafın giderilmesine yönelik olarak sürece ışık tutulmaya çalışılmıştır

21. yüzyılKıbrısKıbrıs sorunu+5
Yıldız Çelikkol
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kıbrıs Barış Harekatı sonrası uygulanan Amerikan ambargosunun Türk ekonomisi üzerindeki etkileri

Akdeniz bölgesindeki coğrafi konumu açısından büyük önem taşıyan Kıbrıs, tarih boyunca birçok devletin ilgi odağı olmuş ve bu sebeple çekişmelere yol açmıştır. Yunanistan'ın Helen İmparatorluğu'nu kurma hayali, adada yaşayan Rumları harekete geçirmiş ve Türklere yönelik katliam girişimlerini başlatmıştır. 1974 yılında Türkiye, ada üzerindeki hakimiyetini sürdürebilmek ve Rumlarla Türkler arasındaki gerginliğe son vermek amacıyla Kıbrıs Barış Harekatı'nı düzenlemiştir. Harekatta ABD tarafından temin edilen silahların kullanılması ile, bu durumun 1961 yılında imzalanan Dış Yardımlar Kanunu'na aykırı olduğu gerekçe gösterilmiş ve Türkiye'ye karşı silah ambargosu kararı alınmıştır. ABD yardımlarıyla temin edilen savunma sanayii ihtiyaçlarının ambargoyla kesintiye uğraması, Türkiye'nin mutlak bağımlılığını gözler önüne sermiş ve yeni gelişmekte olan Türk ekonomisini oldukça olumsuz yönde etkilemiştir. Bu çalışmada, Kıbrıs ile ilgili siyasi gelişmeler, II. Dünya Savaşı sonrası ABD'nin yapmış olduğu yardımlarla Türk ekonomisinde oluşan dışa bağımlılık ve ambargo dahilinde ortaya çıkan ekonomik bunalım üzerinde durulmuştur. Çalışmanın amacı, ABD'nin uygulamış olduğu ambargo ile Türk ekonomisindeki gelişmeleri ortaya koymak ve bu alanda yapılan çalışmalara katkı sağlamaktır.

AmbargoAmerika Birleşik DevletleriBarış harekatı+6
Ömer Çetinbeş
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kıbrıs'ta çözüm önerileri çerçevesinde BM müzakerelerinin değerlendirilmesi (2000-2021)

Müzakere, tarafların karşılıklı kazanımlar elde etmek için diğer taraf üzerinde etkileme ve ikna yoluyla taleplerini kendi arzuladığı şekliyle düşünmelerini sağlamaya odaklayan, yetenek ve bilgi sayesinde yürütülen uzlaşma ve karar verme sürecidir. Nasıl ki Kadeş Antlaşmasıyla Mısır ile Hitit devletlerinin müzakerelerle toplumlarının hayatını etkilediyse yarım asrı geçen günümüz Birleşmiş Milletler Kıbrıs müzakereleri de Ada'da Kıbrıs Rumları ve Kıbrıs Türklerinin iki toplumun kaderini, hayatlarını hatta gelecekte nasıl konumlanacağı konusu Türk dış politikasında önemli bir yere sahiptir. Bu çalışma, nitel araştırma yönteminin bir alanı olarak bireysel, algısal ve içsel değişkenler perspektifinden karşılaştırmalı dış politika analiziyle, tarihsel arka planıyla özellikle Annan Planı ve sonrasındaki Kıbrıs müzakere sürecinin güçlü ve zayıf yönlerinin değerlendirilmesi amaçlamaktadır. BM Genel Sekreter aracılığı ile sürdürülen Kıbrıs müzakereleriyle sonuç alınamayan federasyon (federatif devlet) yöntem denemesi yerine 2022 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tanınması amacıyla ortaya atılan stratejiyle "egemen eşit iki devletli" çözüm önerisinin uygunluğu tartışılacak ancak bu sayede KKTC devlet olarak tanınacaktır. Münhasır ekonomik bölge ve sözde Sevilla Haritalarının etkileri Akdeniz'e kıyısı olan ülkelerin ve bölge dışı aktörlerin bölgesel iş birliğinin boyutları ele alınmıştır. Devletlerin adil bir çözümle kendi kıta sahanlığını belirleme konusunun son 20 yıllık değişen süreci açıklanacak ve ülkelerin oluşan konjonktürde kazan-kazan adımı atılacağı Doğu Akdeniz'de çok taraflılık yaklaşımının sonucunu oluşturacak bir yönelime doğru öngörüye varılmıştır.

Kıbrıs
Büşra Yağmur Mungan
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İngiltere'nin Orta Doğu askeri stratejisinde Kıbrıs'ta konumlanması (1945-1955)

Bu çalışmada, İngiltere'nin, 1945-1955 yılları arasında Orta Doğu'da tutunma stratejisini, burada karşılaştığı zorlukları, Mısır'daki Orta Doğu Komutanlığı Genel Karargâhı'nı neden Kıbrıs'a taşımak zorunda kaldığı ve taşınma ile hangi amaçları hedeflediği incelenmektedir. Araştırma, İkinci Dünya Savaşı sonrası dünya askeri-politik dengelerinin yeniden kurulduğu bir dönemi kapsaması itibariyle önemlidir. Nitekim İngiltere'nin Mısır sonrası Kıbrıs'ta kalıcı olmaya çalışması, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'de onun askeri-politik teşkilatlanmalarda varlığını koruma-sürdürme refleksi olarak değerlendirildi. Konunun ortaya konulması için, İngiltere Hükümetinin Mısır ile yaşadığı sorunlar, Kıbrıs adasının konumu, adadaki Rumların ve Yunanistan'ın İngiltere'ye karşı tepkileri ve İngiltere'nin hangi askeri güçle adaya yerleştiğine yer verildi. Ayrıca Türkiye ve Yunanistan'ın Kıbrıs'a bakışaçılarına, Kıbrıs Başpiskoposu Makarios'un İngiltere'ye karşı giriştiği faaliyetleri ile Mısır lideri Cemal Abdünnâsır'ın İngiltere'ye karşı duruşuna da dikkat edildi. Araştırmanın sonunda Mısır'dan çıkışının zorunlu hale geldiği ve Kıbrıs'ta yeniden yapılandırdığı Orta Doğu Genel Karargâhı'nın, küresel hedeflerini sürdürmesinin aracı olarak planlandığı tespiti yapıldı. Bu amaca ulaşmak için de içerideki muhalefete üstünlük sağlandığı ve adada Rumların çıkardığı istikrarı bozucu eylemlerin de çözülmesi için gayret ettiğine değinildi. Bu araştırmanın ortaya konulmasında, İngiltere Bakanlar Kurulu ve İngiliz Parlamentosu tutanakları ana kaynakları oluşturdu. Ayrıca araştırma, dönemin İngiliz gazeteleriyle desteklendi.

Doğu AkdenizKıbrısOrta Doğu+1
Tolga Murat Gürdal
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yapısalcı eleştiri odağında Osman Türkay'ın tiyatroları üzerine bir inceleme

Osman Türkay, Kıbrıs Türk yazınının dünya çapında ünlenmiş, İngilizce yazdığı şiirlerle iki kez Nobel edebiyat ödülüne aday olmuş ve kitapları otuzdan fazla dilde yayımlanmış ozanı, tiyatro ve deneme yazarıdır. Şiirleriyle ödüller almış Türkay, Türk ve dünya yazınını, bilim, sanat ve felsefe alanında yapılmış çalışmaları da yakından izlemiş, önemli dergi ve gazetelerde çok sayıda eleştiri, deneme ve makale yazmıştır. Dünyanın pek çok ülkesinden çok sayıda ödüller almış Türkay'ın Piramit Üçlüsü adlı tiyatro eseri içinde birbirini tamamlayan ve Mısır tarihi ve mitolojisini konu alan "Sandıkta Ölüm", "Bir Kozmik Psikodram" ve "Kıyametten Sonra Da Savaş" adlı üç farklı oyun bulunmaktadır. Türkay'ın ikinci tiyatro eseri Ölümsüzlük Acısı, konusunu Babil ve Sümer mitolojisi ile Gılgameş Destanı'ndan almaktadır. Mitolojik, felsefi, psikanalitik, ekolojik, metinlerarası vb. okumalara da açık olan bu anlatıların yapısalcı yöntemle okunması, anlambirimlerin, anlambirimleri kuran yapıların ve dikotomilerin görünürlüğünün pekişmesi açısından yararlı bulunmuştur. İnsanlığın en eski söylenlerini, anlatılarını konu alan eserler, bu ilk anlatıları kıyamet sonrasına kadar genişletmiştir. Daha sonra doldurulacaktır.

KıbrısTiyatroTiyatro oyunları+3
Hatice Sandıkkaya Örücü
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Halk Partisi'nin Kıbrıs politikası

1950'lerde uluslararası gündeme gelen Kıbrıs sorunu bu dönemden itibaren yaşanılan birçok tarihsel gelişmeyle şekillenmiş, çözümsüzlüğünü günümüze kadar devam ettirmiştir. 1983'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra adada ayrı iki yönetim ortaya çıkmış, bu gelişmeden sonra da iki farklı yönetimin tek bir çatı altında birleştirilmesi için görüşmeler günümüze kadar sürmüştür. Kıbrıs sorunu, açık denizlerde doğalgazın keşfiyle ise farklı boyutlara ulaşmıştır. Kıbrıs sorununun ortaya çıktığı süreçte, Soğuk Savaş koşulları gereği aktif bir politika belirlemeyen Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi Yunanistan ile olan ikili ilişkilerin ve bölgesel barışın zedelenmemesi için Kıbrıs konusunun Türk kamuoyunda tartışılmasına engel olmuştur. 1961 yılında iktidar olan İnönü hükümetleri döneminde ise Kıbrıs konusu milli bir meseleye dönüşmüş, sorunun büyümesi üzerine adaya askeri harekât girişiminde bulunulmuştur. İnönü hükümetlerinin Kıbrıs konusundaki hassasiyeti, Başbakan Bülent Ecevit'in koalisyon hükümeti döneminde de devam etmiştir. Ecevit, adaya Barış Harekâtı'nı düzenleyerek, Kıbrıs sorununun çözümü noktasında Türk tarafının temel tezi olan taksim tezine zemin hazırlamıştır. Nitekim 1975 yılında Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin kurulması, 1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurulması taksim tezinin hayata geçirilmesi hususundaki en önemli adımlardır. İnönü hükümetleri ile şekillenmeye başlayan Cumhuriyet Halk Partisi'nin Kıbrıs politikasında önemli test noktalarından birisi de Annan Planı olmuştur. Planı, Kıbrıs davasından taviz olarak değerlendiren Cumhuriyet Halk Partisi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bağımsızlığından yana tavır takınmıştır. Bu çalışma Cumhuriyet Halk Partisi'nin Kıbrıs politikasının evrimleşme sürecini Kıbrıs sorununda meydana gelen gelişmelerle paralel bir şekilde inceleyecektir. Anahtar Kelimeler: Kıbrıs Sorunu, Cumhuriyet Halk Partisi, Kıbrıs Barış Harekâtı, Annan Planı

Annan PlanıBarış harekatıCumhuriyet Halk Partisi+6
Baybars Çelik
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kıbrıs sorunu ve çözüm önerileri: Federasyon, konfederasyon ve bağımsız iki devlet alternatifinin değerlendirilmesi

Kıbrıs sorunu, tarihin ilk dönemlerinden başlayarak, günümüze kadar devam eden ve güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bir uluslararası mesele olmuştur. Hala çözümlenemeyen bu sorunun ana nedeni, Kıbrıs'ın jeopolitik öneminden kaynaklanmaktadır. Bugün uluslararası alanda hakim güçlerin Kıbrıs sorununun çözümüne gösterdikleri ehemmiyet; adanın Ortadoğu petrolünün ulaşım yollarına egemen olması, Ortadoğu'dan Afrika'ya uzanan ekseni kontrol etmesi, Anadolu-Ortadoğu-Süveyş Kanalı hattına hâkim olması, Süveyş Kanalından Hint ve Pasifik Okyanusuna uzanan deniz yolunun kontrol noktalarından biri olması ve Ortadoğu'da petrol merkezli muhtemel bir savaşta depo görevini üstlenebilecek olması gibi sebeplere dayanmaktadır. Ayrıca adada yaşayan Türkler ve Rumlar dışında; Yunanistan, Türkiye, İngiltere, ABD ve AB ülkelerinin ve son zamanlarda da İsrail gibi Akdeniz'in güneyindeki ülkelerin de, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge, petrol-doğalgaz arama faaliyetleri gibi konularla bu soruna dahil olmuş olmaları, çözüme ulaşılamamasının en büyük nedenlerindendir. 2004 yılında, sorunun çözümü için federal bir sistem kurmayı vaat eden Annan Planı, Türk kesimi tarafından kabul edilmiş ancak Rumlar tarafından reddedilmiştir. Bugün, 2015 yılında adayı birleştirme müzakereleri devam etmektedir ve/fakat Annan Planı'ndan beri çözüme en fazla yaklaşılan süreç de günümüzde yaşanmaktadır. Bu tez çalışmasında; devlet sistemleri incelenerek, bu sistemlerin Kıbrıs'a uygulanabilirlik durumları değerlendirilmiş, bağımsız iki devlet alternatifi de göz önünde bulundurularak, adil ve kalıcı barışı sağlamak yolundaki en doğru çözüme ulaşılmaya çalışılmıştır.

Annan PlanıBağımsızlıkFederasyon+5
Seden Aştı
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasal kurumların siyasal davranışlara etkisi: Kıbrıs örneği

Siyasal sistemin en vazgeçilmez unsuru olan demokrasi, katılım ile sağlanır. Bugün siyasal sisteme katılma araçları olan siyasal partilerin, baskı ve çıkar gruplarının, sivil toplum kuruluşlarının ortaya çıkış serüveni ne yazık ki siyaset kadar eski bir tarihe sahip değildir. Siyasi partilerin insan hayatına girmesi ve oy kavramının önem kazanarak zenginlere ait bir araç olmaktan çıkması imparatorluklardan ulus devletlere geçişte en önemli etken olmuştur. Etnik bağlarını siyasi bağlarla da pekiştirmek isteyen uluslar, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sonrası kurulan uluslararası birliklerde bu isteklerini gerçekleştirmenin yolunu aramıştır. Kıbrıs Adası, üzerinde iki devletin yaşadığı, barışın hâkim olduğu bir Akdeniz adası olarak görünse de Rum kesiminin Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında Avrupa Birliğine alınması, bu cihetle tüm adayı sahiplenerek adada yaşayan Türk Halkını işgalci göstermesi; KKTC'nin uluslararası statüde tanınırlığının olmaması nedeniyle siyasi, sosyal ve ekonomik haklarının gasp edilmesi adada barışı olumsuz etkilemektedir. 1983 yılında cumhuriyeti ilan ederek hızla devlet kurumlarını oluşturan Türk halkı haklarını savunmak amacıyla sivil toplum yapılanmalarını da ihmal etmemiş, demokrasiyi hep ön planda tutarak azami derecede barış yanlısı olduğunu katıldığı bütün platformlarda gözler önüne sermiştir.

Baskı gruplarıKuzey Kıbrıs Türk CumhuriyetiKıbrıs+5
İsmail Tipi
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Kıbrıs Türk mücadele tarihinde spor kulüpleri

Kıbrıs'ın 1571'de tamamen Osmanlı İmparatorluğu egemenliğine geçmesi ile birlikte Ada'da bir Türk nüfus oluşumu başlar. Ancak, Osmanlı Devletinin 1878'de, çeşitli sebeplerle Ada'nın yönetimini kira yöntemi ile İngiltere'ye devretmesi neticesinde, Rum toplumunun Ada'yı Yunanistan'la birleştirmek yani Enosis yönündeki saldırgan girişimleri hız kazanır. Kıbrıs Türk toplumunun her geçen gün Ada'daki huzuru azalır, refah seviyesi düşer, nüfus dengesi Rum toplumu lehine değişir ve varlığı tehlikeye girer. Kilise önderliğindeki Rum toplum liderliğinin şiddeti her geçen gün artan Enosis faaliyetlerine karşılık, Kıbrıs Türk toplumu 1878'den, Ada'da toplumlar arası çatışmaların başladığı 21 Aralık 1963 tarihine kadar olan süreçte bir varoluş mücadelesi verir. EOKA tedhiş örgütünün Kıbrıs adasında Türk varlığını ortadan kaldırmak üzere, 1 Nisan 1955'te Ada çapında başlattığı tedhiş hareketlerine karşı, Kıbrıs Türk toplumu da canını, malını ve varlığını korumak için topyekûn bir toplumsal mukavemet hareketine girişir. EOKA tedhişine karşı 1955'lerden itibaren Türk toplum liderliğince bir takım öz savunma, direniş ya da mukavemet oluşumları meydana getirilir. İşte bu çalışmada, 1955-63 yılları arasındaki, bu oluşumlarda, teşkilatlanma faaliyetlerinde önemli bir rol oynadığı değerlendirilen Kıbrıs Türk spor kulüpleri incelenmiştir. İnceleme, Kıbrıs Türk toplumunun EOKA tedhişine karşı öz savunma amaçlı teşkilatlanma faaliyetlerini gerçekleştirdiği 1955-1963 yılları ve Türk spor kulüpleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. Çalışmanın daha anlaşılır olmasını sağlamak için öncelikle Kıbrıs Meselesinin ve Ada'da sporun gelişim tarihi kısaca ortaya konulmuş, çalışmanın özgünlüğünü sağlamak için de dönemin yaşayan şahısları ile geniş çaplı görüşmeler gerçekleştirilerek, teşkilatlanma faaliyetinde spor kulüplerinin rolü tüm gerçekliği ile dönemin yaşayan aktörlerinin meseleye bakış açısı ile ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Kuzey Kıbrıs Türk CumhuriyetiKıbrısKıbrıs Türkleri+4
Faruk Kayadelen
Hacettepe University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk dış politikasında Kıbrıs Harekâtı ve Türk-Amerikan ilişkilerindeki rolü

Günümüzde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin uluslararası siyaset alanında geldiği noktaya bakıldığında Türkiye dışındaki devletlerin, adada yaşayan Türkler veya Türkiye lehine olan hiçbir çözümü desteklemedikleri görülmektedir. Günümüzde artık birçok ülkenin bu sorun üzerinde konuşmak istemesi ve konuya müdahil olan birçok devletin çıkarlarından dolayı ve bu sebeple hakkaniyetli paylaşıma destek vermediklerinden dolayı ayrıca iki toplum arasındaki derin güven eksikliği, ortak yaşama kültürü ve alışkanlıklarının olmaması gibi sebeplerden, Kıbrıs adasında yaşanan sorunları çözümsüzlüğe itmiş, sonuç olarak günümüze kadar da sorun kesin olarak çözülememiştir. Kıbrıs çıkartması bir anlık bir karar olmayıp uzun bir sürecin doğal sonucudur. Türkiye bu konuda başından itibaren çıkartma yapana kadar hep diplomatik yolları denemiş, diplomasiden ümit kesildiğinde de harekât yapılmıştır. Ancak gelinen noktada Türkiye'nin Kıbrıs sorununu harekâtla çözmek istemesi ve bunu gerçekleştirmesi, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerini etkilemiş ve günümüzde hala devam eden bir diplomasi krizi olarak görülmektedir. Türkiye'nin Kıbrıs'ta askeri anlamda varlığını sürdürmesi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımasıyla birlikte Türk-Amerikan ilişkilerinde gerilimler ve bozulmalar yaşanmıştır. Türk-Amerikan ilişkilerinin doğası ve tarihsel gelişmeleri çerçevesinde ele alınan Kıbrıs Sorunu, Türk-Amerikan ilişkilerini bağımlı bir değişken olarak etkilediği ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda Türkiye'nin ABD ile olan ilişkilerinde önemli bir konu olan Kıbrıs Sorunu, iki ülke ilişkileri arasında günümüzde hala devam eden bazı kırılmalar ve tepkilere yol açmaktadır. Bu durum, aynı zamanda Türk kamuoyu nezdinde Amerikan karşıtı tepkilerin oluşmasına ve iki ülke arasındaki diplomatik gerilimlere yol açmaktadır. Öte yandan Türkiye'nin kendi milletinden olanları koruma isteğine karşılık, Yunanlılar adanın tamamının Rumlara verilmesini ve Türklerin yok sayılmasını istemişlerdir. İngiltere ise kendi üslerinin durumuna odaklanmış, ABD ise iki tarafla arasını bozmak istememiş ancak yine de Rum yanlısı bir siyaset izlemiştir. Ayrıca soğuk savaşın devam ettiği bu süreçte iki NATO ülkesinin savaşmasının batı blokunda çatlaklara neden olacağı endişesi de ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla bu çalışmanın amacı olarak Türkiye'nin Kıbrıs Politikası bağlamında ABD ile olan ilişkilerini ortaya koymaktadır.

Amerika Birleşik DevletleriEnosisKıbrıs+7
Veysel Özay
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kimlik ve performans ilişkisi: Kıbrıs'ta halk dansları

Bu çalışma kimlik ve performans arasındaki ilişkiyi halk dansları etrafında ve etnografik bir bakışla incelemeyi amaçlar. Sosyal ve kültürel olarak inşa edilen kimlik kavramı sabit değil, dönemsel ve durumsal olarak yeniden üretilen bir kavrayıştır. Kimlik kimi zaman iktidarlar eliyle kimi zaman kültürel yaşamın olağan akışı içinde kendiliğinden değişir. Performans kavramıysa, iki çift gözün karşılıklı olarak birbirini izlediği her türden ortamda meydana gelen sosyal, kültürel ve iletişimsel edimlerin tümüdür. Performans, görece gölgede kalmış bir konu olsa da kültürel yapıp etmelerin merkezinde yer alır; kültürel yaşam, benlik sunumları ve performanslarla inşa edilir. Kimlik ve performans kavramları çalışmanın teorik arka planını oluşturmaktadır. Bu bağlamda kimliğin performatif bir kavram olduğu ve halk danslarının kimlik performansları sunan bir etkinlik olduğu fikrinden yola çıkılmıştır. Bu yönüyle halk dansları uluslaşma süreçlerinde de ulus-kimliğin vitrinini oluşturmuştur. Bu araştırmada halk danslarının, Kıbrıs adasındaki kimlik inşalarında nasıl konumlandığı, kimlik performanslarının aracı olarak nasıl işe koşulduğu araştırılmaya çalışılmıştır.

Halk oyunlarıKimlikKimlik inşası+3
Melek Kaptanoğlu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kaleden yıldız kale'ye: Lefkoşa ve Mağusa kuşatmaları örneğinde kale mimarisindeki değişim

Avrupa Orta Çağı'nın yüksek ve aşılmaz duvarlı kaleleri, ateşli silahların kuşatma sahalarına girmesiyle birlikte etkisini giderek yitirmeye başlar. XVI. yüzyıla gelindiğinde Orta Çağ kalelerinin düz ve yüksek duvarları, toplarla dövülerek yerle bir edilmeye başlanır. XVI. Yüzyılı boyunca, barut ve ateşli silah teknolojisinde gerçekleşen ilerlemeler, savunma sistemlerinin de yeniden gözden geçirilmesine yol açar. Bu süreçte topa karşı dayanıklı tahkimatların nasıl inşa edilmesi gerektiğine dair bir risale külliyatı ortaya çıkar. Albrecht Dürer, Daniel Specklin ve Matthias Dögen gibi isimlerin merkezinde konuşlandığı bu değişim, bahsi geçen dönemler arasında gerçekleşen kuşatma savaşlarının seyrinin değişmesine yol açar. Kale bedenleri genişleyip yatay bir açı alarak hendekle buluşur ve bedenler üzerine inşa edilen tabyalar toplarla güçlendirilir. Hendek, düşmanı yavaşlatan bir öge olmaktan çıkarak savunulması elzem olan bir öge haline gelir. Keza hendek kaybedildiği zaman kalenin düşmesi de an meselesidir. İşte kuşatma savaşlarında ortaya çıkan bu yeni koşullar beraberinde yeni savunma önlemlerinin alınmasını gerektirir. Bu değişim sürecinin neredeyse tüm aşamaları, 1571 senesinde Osmanlılar tarafından fethedilen Kıbrıs'ın, Lefkoşa ve Mağusa müstahkem şehirlerinde gözlemlenebilir.

Ateşli silahlarKalelerKıbrıs+7
Kemal Ersenal
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Arkeolojik buluntular ışığında Kıbrıs'ta Pers Dönemi

Kıbrıs adası, Anadolu'da olduğu gibi yaklaşık iki yüz yıl Pers İmparatorluğu'nun egemenliğinde kalır. Persler, Kıbrıs'ta, dini, idari ve askeri nitelikte mimarlık yapıları inşa etmiştir. Kıbrıs, Pers İmparatorluğu'nun beşinci satraplığı içerisinde yer almaktaydı. Adada bu döneme ait çeşitli ziynet eşyaları, sikkeler, kaseler ve heykel gibi Pers etkili eserler tanımlanmıştır. Kıbrıs'ın, çeşitli bölgelerinde ele geçen sikke buluntuları, imparatorluk tarafından resmen tanındığını gösteren kanıtlardandır. Perslerin dini mimarlık yapılarına ilişkin Pigadhes'te yapılan inceleme sırasında, zemin üzerinde veya altına ele geçen seramikler, V. Katmanı Pers Dönemi'ne tarihlemektedir. Bu katmana ait altar, Perslerle ilişkili ateş altarıdır. Çift boynuzlu bloğa sahip Pigadhes altarı, Paphos ve Kition'daki altar/altara ilişkin bloklar ile benzerlik göstermektedir. Perslerin yönetimsel mimarisine ilişkin olarak incelenen Vouni Sarayı'nın, kazıcıları tarafından yanlış tarihlendirilmiş olabileceği göz önünde bulundurularak ele alınmıştır. Sarayın, yapım evresinin tarihi, erken dönem heykelleriyle İ.Ö. 520 veya az sonrasına, terk tarihi ise zemin üzerinde ele geçen geç dönem seramikleriyle İ.Ö. 330 civarına ait olduğu anlaşılmıştır. Vouni Sarayı'nın, Perslerin İran'daki saray yapıları ile karşılaştırması sonucunda, Darius zamanında yapılmış saraylar ile benzerliği gözlemlenmiştir. Antik yazarların aktardığı gibi, Perslerin askeri yapılanmasıyla ilişkili olarak Paphos'taki Garnizon Evi'ne yer verilmiştir. Kıbrıs'ın Pers Dönemi'ni aydınlatmak amacıyla yapılan bu çalışmada, Kıbrıs'ta yapılan bazı kazı sonuçlarının yanlış değerlendirildiği anlaşılmıştır. Modern kaynaklara göre yapılan yanlışlıklar düzeltilmeye çalışılmıştır. Perslerin Kıbrıs'taki mimari ve diğer buluntular ile birlikte antik kaynaklara dayanarak, Kıbrıs'ın Pers Dönemi'ne ilişkin boşluklar doldurulmaya çalışılmıştır. Yapılan çalışma sonucuda yeni bir kronoloji önerilmiştir.

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik eserler+3
Seren Sevim Öğmen
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

2002-2019 yılları arasında Türkiye'nin dış politikasında ve AB ile ilişkilerinde Kıbrıs meselesi

Bu tezin amacı 2002 ve 2019 yılları arasında Türkiye'nin, dış politikada ve Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerinde Kıbrıs sorununa yaklaşımı ve bu süreçte Türkiye-AB ilişkilerinde Kıbrıs meselesinin nasıl bir rol oynadığını incelemektir. Ayrıca Kıbrıs meselesinde Türkiye'nin politikalarını etkileyen olaylar ve gelişmeler de değerlendirilmektedir. T.C. Dışişleri Bakanlığı'nın yazılı açıklamaları ile birlikte tarihsel süreçler incelenerek bu dönem içerisindeki kırılma noktaları ve bunun hem Türkiye'nin Kıbrıs meselesine yaklaşımına etkileri hem de AB üyelik sürecindeki Türkiye'nin AB ile karşılıklı ilişkilerine etkilerinin neler olduğu ortaya konulmaktadır. Çalışma, yazılı açıklamalar üzerinden içerik analizi esas alınarak hazırlanmıştır.

Avrupa BirliğiDoğu AkdenizGüney Kıbrıs Rum Yönetimi+7
Adnan Ağaç
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kıbrıs Cumhuriyeti sorunsalı: Kuruluş ve çözülme (1960-1963)

Tarihsel süreç içerisinde Doğu Akdeniz'in önemi günümüzde daha da artmış ve Kıbrıs Adası da bu sürecin bir parçasını teşkil ederek bir sorun haline dönmüştür. Günümüzdeki Kıbrıs sorunun oluşmasında arka planda meydana gelen olayların incelenmesi gerekmiş ve bu yüzden Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuruluş aşamaları ile var olduğu 1960-63 yılları arası meydana gelen gelişmeler araştırılmıştır. Adanın 1878 yılında Osmanlı yönetiminden çıkması ve İngiliz yönetimine geçmesiyle başlayan süreç Kıbrıs sorunun oluşumunu etkilemiştir. İngilizlerin adayı yönettiği dönemlerde yerli halk ile olan ilişkileri ve uluslararası çıkarlar doğrultusunda izlediği politika süreci etkilemiştir. Kıbrıs sorunun oluşmasında Kıbrıslı Rumlar ve Türkler iç unsur olarak rol almıştır. 18. ve 19. Yüzyıllarda Avrupa'da başlayan milliyetçilik akımının etkileri Kıbrıslı Rumları da etkilemiş ve Yunanistan'ın Osmanlı Devleti'nden bağımsızlığını kazanması ile İngiliz yönetiminde olan adada Megali İdea fikrini benimsemişlerdir. Kilisenin çok büyük etkisi altında kalan Rumlar Megali İdea kapsamında Enosisi desteklemiş ve adanın Yunanistan'a bağlanması düşüncesini benimsemiştir. Rumlar bu amaçları doğrultusunda diplomatik yollarla Enosis'in gerçekleşmesi için Yunanistan ile iş birliği içerisinde çalışmıştır. Rumlar Enosis hedeflerine diplomatik olarak ulaşamadığı için EOKA örgütünü kurmuş ve şiddet yoluyla emellerini gerçekleştirmek istemiştir. Kıbrıslı Türkler de Enosis'in gerçekleşmemesi için Rumların kurduğu EOKA terör örgütüne karşılık olarak TMT'yi kurmuş ve Enosis'in engellenmesi için mücadele etmiştir. İngiltere, Türkiye ve Yunanistan ise Kıbrıs sorunun oluşmasını direkt etkileyen devletler olmuştur. Rumların ve Yunanistan'ın gerek diplomatik gerekse şiddet yoluyla yaptığı baskılar nedeniyle İngiltere soruna Türkiye'yi dahil etmiştir. Bu süreçte Kıbrıs sorunun self determinasyon kapsamında uluslararası arenaya taşınması ile BM Türkiye'yi Kıbrıs sorununa taraf yapmıştır. Türkiye ve Kıbrıslı Türkler de Enosise karşılık aksim tezini savunmuştur. Kıbrıs sorunun uluslararası boyut kazanması ve 1950'li yıllarda hüküm süren iki kutuplu dünya düzeninin bir sonucu olarak NATO üyesi olan İngiltere, Türkiye ve Yunanistan'ın sorunu çözmesi gerekmiştir. Bu bağlamda yapılan çalışmalar ile büyük nüfusa sahip Türk ve Rum halklarının eşit ortaklığında Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuştur. Kıbrıs'ta yaşayan halkların anavatanları, İngilizlere ait üslerin varlığının devam etmesi ve adanın Türkiye ana karasına yakınlığı göz önünde bulundurularak kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin anayasasına ek olarak Garanti ve İttifak Antlaşmaları imzalanmıştır. Kıbrıslı Rumlar ve Türkler İngiltere'den bağımsızlığını kazanması ile Kıbrıs Cumhuriyeti altında 16 Ağustos 1960'tan itibaren beraber yaşamaya başlamış ancak tarihsel sürecin getirdiği sorunlar bu ortaklığın çok sürmeyerek Aralık 1963'te bozulmasına sebep olmuştur. Rumların cumhuriyet yılları içinde eşit ortaklık esasında hazırlanan anayasayı tanımaması temel sorunu oluşturmuş ve Rumlar Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Enosis için bir basamak olarak kullanmıştır. Rumların bu tutumları Türkler tarafından kabul edilmemiş ve bu nedenle 21 Aralık 1963 tarihinde Türklere karşı Rum saldırıları başlamıştır. Kanlı Noel olarak da adlandırılan Rum saldırıları sonucu güvenlik nedeniyle Türklerin devlet içindeki etkinliği bitmiş ve Kıbrıs cumhuriyeti'nin çözülüşü gerçekleşmiştir.

EOKAEnosisKıbrıs+7
Yılmaz Ergürer
Ankara University · Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Turkish conservatives and Cyprus in foreign policy in the context of constructivist theory and identity; 1960-1980 era

Nearly all analysis of Turkish Foreign Policy in Cold War era has been made with rational approaches which are Realist/neo-realist power politics-based, up until today. Analyses are excluded from social factors as culture, value and history etc… However, Constructivist Theory of International Relations make an analysis by giving meaning to rational parameters as power, structure, anarchy, interest etc… by emphasising social construction process and putting forward Identity concept. Constructivist Theory claim that it is true way to evaluate realities with their all social aspects in contrary to rational theories. Besides, when Alexander Wendt, who is the most important name of theory, examines state acts in international politics, he uses state identity internationally. He does not evaluate internal-external connection of state identity. In this point, thesis tries to put forward existence of internal sub-identities of states and their impacts on state acts. Within this framework Turkish Conservatism is a main actor of thesis as a sub-identity of Turkish Republic state identity. Cyprus Question which has taken part in both domestic and foreign politics of Turkey for long years, is an analysis ground. In this context, Cyprus Question policy in 1960-1980 era which belongs to Conservative identity that is one of important component of Turkish Republic state identity is dealt.

IdentityTurkish Republic of Northern CyprusCyprus+7
Burak Bınarcı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Haçlı seferleri'nde Kıbrıs'ın rolü (1191-1310)

Kıbrıs, Doğu Akdeniz'deki jeopolitik ve stratejik konumu nedeniyle ilkçağlardan beri birçok mücadeleye sahne olmuştur. Doğu Akdeniz ve Anadolu topraklarını kontrol eden güçler adanın sahip olduğu öneme binaen Kıbrıs'a sık sık saldırı düzenlemişlerdir. 1095 yılında Clermont'ta toplanan konsil sonucunda başlayan Haçlı Seferleri, Ortaçağ'ın en önemli olaylarından bir tanesidir. Yapılan seferler sadece batı tarihini değil, Doğu Akdeniz coğrafyasının tarihini de etkilemiştir. Kudüs'ün 1187 yılında Selahaddin tarafından fethedilmesinden sonra geri alınabilmesi için Kutsal Topraklara Almanya, Fransa ve İngiltere Kralları tarafından yeni bir sefer hazırlanmıştı. İngiltere Kralı Richard, seferi sırasında Kıbrıs'a asker çıkararak buranın idaresini ele geçirmiştir. Böylece kısa süre içerisinde adada Latin idaresi kurulmuştur. Kıbrıs, Latin yönetimi altında Haçlı Seferleri'nde daha aktif rol oynamaya başlamış ve Haçlılar için burası ileri karakol görevi görmüştür. Bu çalışmada Richard tarafından adanın ele geçirilmesi süreci dönemin kaynakları kullanılarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. 1191 yılından 1291 yılına kadar adanın önemini öne çıkaran olaylar tartışılmıştır. Ayrıca 1291 yılından sonra Doğu Akdeniz'den adaya iltica eden askerî tarikatların durumu, Templier şövalyeleri tarikatının ilgası süreci ve bunun adadaki yansımaları izah edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kıbrıs, Haçlı Seferleri, Kudüs, Lusignan, Doğu Akdeniz

Doğu Akdeniz bölgesiFilistin-KudüsHaçlı seferleri+1
Necmettin Ayan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessEN

The place of waqfs in the early modern agrarian and urban history of Ottoman Cyprus

This thesis intends to analyze the social and economic activities of waqf institutions in early modern Ottoman Cyprus. This study does not consider waqfs to have been purely pious foundations. In addition, waqfs were a sign of social status and a dynamic agent in the rural and urban economy of the island. Mapping waqf deeds, this thesis initially examines the cash waqfs of Cyprus. I claim that cash waqfs were remarkable actors in the credit relations that become prevalent with the Ottoman administration on the island. By focusing on the relationships between founders, administrators and borrowers, the thesis argues that waqfs redefined conventional social roles and brought various people from different communities together within the context of these relations. Secondly, I argue that waqfs, as a landholder and real estate owner, were also significant actors in agrarian relations and urban trade. Each property is taken into consideration in itself and within early modern Cyprus socio-economic dynamics. Therefore, the waqf institution is treated as a mechanism that redistributed the urban and rural wealth of Cyprus. This redistribution both reshaped the landscape of cities and conducted a relation between governors and religious personnel in an Ottoman province. Thus, by evaluating the spatial distribution of waqfs' properties and endowments, I deduce that waqfs reproduced a space in which all these relations and redistributions happened. Finally, by examining the account books of certain waqfs, their financial conditions through the years and the primary concerns of the thesis are evaluated on a micro-scale.

Urban historyCyprusOttoman State+5
Sefer Soydar
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessEN

A tale of coexistence: A history of Cyprus from 1860 to 1931

This dissertation examines the inter-communal relationships between Orthodox Christian Greek Cypriots and Muslim Turkish Cypriots from 1860 to 1931. The study aims to shed light on a history of coexistence on the island of Cyprus. The main goal of this dissertation is to present an inclusive bi-communal narrative and to ask new questions about the national identity construction processes of the two communities living together. The chronological timeline of the thesis is started with the Ottoman inspection on the island in 1860 and is completed with the rebellion in 1931. The study intends to start from 1860, in other words, before the administration of the island was passed to the British, and end with the 1931 rebellion because it was necessary to take a date after 1923 in order to see the effects of the establishment of the new Turkish Republic of Turkey and its aftermath on Cyprus. Further, it examines the identity formation processes of Cypriots using "ambivalence" while con-structing a common historical narrative by examining the daily lives of Cypriots and their inter-communal relationships. Based on Ottoman and British sources, this study explores the socio-political life of Orthodox Christian Greek Cypriots and Muslim Turkish Cypriots during the late Ottoman period and under British colonial rule.

CohabitationReligious identityCyprus+6
Nur Çetiner
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The tenth century Byzantine expansion in Crete, Cyprus, and Northern Syria: Ideology and practice

In modern scholarship, the Byzantine-Islamic frontier is usually perceived as a monolithic entity; the inner dynamics of each frontier region, which made them distinct from one another, as well as the different treatment of each region by the Byzantines are neglected. The overarching objective of this thesis is to adopt a comparative and micro-scale approach to examine the tenth-century Byzantine expansion into Crete, Cyprus, and Northern Syria in order to trace the differences in the Byzantine treatment of the conquered regions both in ideology and practice. The first two chapters of this thesis examine the geographical discourse and the discourse of war created by the Byzantines during the tenth century military expansion. The first chapter of this thesis focuses on how the historical memory of the long-term socio-religious and political dynamics of each region strongly shaped the geographical discourse created by the Constantinople-centered literati. The second chapter discusses the "defensive" nature of the Byzantine expansion in the tenth century and argues that the Byzantine discourse on war or war rhetoric was strongly based on the idea of the protection of the empire as well as the well-being of the state and its people. The third chapter focuses on demonstrating how the religious and civil administration, taxation system, and military organization implemented after the Byzantine reconquests were shaped by the internal structue of the frontier regions and the broader dynamics of the Eastern Mediterranean.

10. centuryMilitary historyByzantine Empire+6
Berke Çetinkaya
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Stratejik istihbaratın dış politika yapım sürecindeki etkisi: Kıbrıs sorunu ve Türk dış politikası (1950-1974)

Eski dönemlerde istihbarat faaliyetleri daha çok güvenlik merkezli bir anlayış ile gerçekleştirilirken, 20.yüzyıldan itibaren istihbarat faaliyetleri siyasi, iktisadi, biyografik ve siber platformlar da dahil olmak üzere birçok alanda yürütülmektedir. İstihbaratın bilimsel bir alan olarak anılmasında önemli rol oynayan Sherman Kent, stratejik istihbarat kavramını ortaya atmış ve bu kavramın dış politikayı etkileyen en önemli unsurlardan birisi olduğunu iddia etmiştir. Nitekim devletlerin aktif bir dış politika izleyebilmeleri için stratejik istihbaratın çıktılarından faydalanmaları gerekmektedir. Bu sebeple bir devletin dış politikada başarılı ya da başarısız olmasında istihbarat önemli bir ölçüt olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla istihbarata önem verip ona yatırım yapan devletler dünya siyasetinde söz sahibi olabilirken, istihbaratın önem ve değerini kavrayamayan devletler ise etkin bir dış politika takip edememektedirler. Bu çalışmanın amacı genelde istihbaratın özelde stratejik istihbaratın dış politika yapım sürecinde karar alma mercinde bulunanlara yalnızca işlenmiş bilgi sunmakla kalmadığını, aynı zamanda sorunlarla ilgili hükümetlerin belirledikleri dış politika eylemlerine örtülü operasyonlar ile katıldığını ispat etmektir. Bu kapsamda birinci bölümde istihbaratın kavramsal çerçevesi incelenmiştir. İkinci bölümde istihbarat ve dış politika arasındaki kuramsal çerçeve açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise istihbarat ve dış politika arasındaki ilişki Kıbrıs sorunu üzerinden bir örneklem ile açıklanmıştır.

EOKAKıbrısKıbrıs sorunu+5
Mehmet Çakran
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kıbrıs Barış Harekâtına katılan gazilerin harekata ilişkin görüşleri ve bu görüşlerin sosyal bilgiler öğretim programındaki değerler açısından incelenmesi

Doğu Akdeniz'de stratejik bir konumda bulunan Kıbrıs'ın Türkiye için önemi büyüktür. Tarih öncesi ve sonrasında birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. 16. yy'da Osmanlı Devleti'nin hakimiyetine girerek, yaklaşık 307 yıl Osmanlı egemenliğinde kalmıştır. 19.yy'da ise yaşanan 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı birtakım olumsuzluklara yol açmıştır. Yaşanan durumlar neticesinde Kıbrıs, İngiltere'ye kiralanmıştır. İngiltere, 1914 yılında Kıbrıs'ı ilhak etmiş, Türkiye ise Lozan Antlaşması ile Kıbrıs'ın İngiltere'ye ait olduğunu tanımıştır. 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti kurulana kadar İngiliz hakimiyeti devam etmiştir. Türkiye, Enosis politikalarıyla Türklere yapılan katliamlara sessiz kalmamıştır. Kıbrıs Türk'ünün güvenliğini sağlamak için 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatı'nı gerçekleştirmiştir. Bu çalışmada, Denizli ilinde bulunan 7 gazi ve Muğla ilinde bulunan 6 gazi ile görüşme yapılmıştır. Gazilerden elde edilen veriler, 2018 yılında güncellenen Sosyal Bilgiler Öğretim Programında bulunan değerler açısından incelenmiştir. Ayrıca, Ortaokul 5. 6. 7. Sınıflarda okutulmakta olan Sosyal Bilgiler ders kitapları incelenerek, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın Sosyal Bilgiler Öğretimindeki yeri tespit edilmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılarak hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kıbrıs, Sosyal Bilgiler, Gazi, Denizli, Muğla, Değer

GazilerKıbrısKıbrıs Savaşı+6
Naşide Şimşek Taş
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Arkeolojik buluntular çerçevesinde Arkaik Dönem'de Güneydoğu Ege-Kıbrıs ilişkileri

MÖ 8.yüzyılın 2.yarısından itibaren Güneydoğu Ege'de kutsal alanlarda Kıbrıs kökenli figürinlerin görülmeye başlanması, MÖ 7.yüzyılın ortalarından itibaren batıklarda Kıbrıs amphora ve mortarlarının, Ege'nin başka bölgelerine ait (Miletos, Korinth) amphoralarla birlikte bulunması, Doğu Akdeniz'de uzak bölgeler arası ilişkilerde Kıbrıs ile Güneydoğu Ege topluluklarının işbirliği içinde olduklarının kanıtıdır. Güneydoğu Ege ile Kıbrıs arasındaki ilişkiler ağının anlaşılmasında öncelikle Kıbrıs kökenli malzeme grupları (terracottalar, kireçtaşı heykelcikler, seramik, amphora, mortar) ve bu malzeme gruplarının Güneydoğu Ege'deki dağılımı incelenmiştir. Bulunan Kıbrıs kökenli malzemelerin hangi dönemlerde görüldüğü ve kaçar adet örnekle temsil edilmiş olduğuna dair sayısal veriler elde edilmiştir. Bu farklı malzeme gruplarının kronolojik olarak örtüştüğü ve ayrıştığı dönemler bir bütünlük içinde ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada değerlendirilen kronolojik süreklilikte Kıbrıs kökenli malzeme gruplarının dönem içerisindeki değişimi, artması ve azalmasının arkasında yatan sebepler, iki bölgenin siyasi-politik örgütlenmesi çerçevesinde araştırılmıştır. Çalışma kapsamında; Arkaik Dönem'in tamamını kapsayan süreçte gerçekleşmiş olan politik, kültürel, sosyo-ekonomik ve ticari ilişkiler ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Arkaik Dönem, Güneydoğu Ege, Kıbrıs, Kutsal Alan, Batıklar

Arkaik DönemArkeolojik alanlarArkeolojik yerleşim+4
Hatice Demiralay
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

15 Haziran 1608 (1 Rebîü'l-evvel 1017) - 4 Şubat 1609 (28 Şevval 1017) tarihli Kıbrıs eyaleti Bütçe Defterinin değerlendirilmesi

Kıbrıs Eyaletinin 15 Haziran 1608 (1 Rebîü'l-evvel 1017) - 4 Şubat 1609 (28 Şevval 1017) tarihli 7 ay 28 günlük bu bütçesini ortaya koyan bu defter, Başbakanlık Osmanlı Arşivinde Maliyeden Müdevver Defterler arasında yer almaktadır. MAD.d Kodlu ve 04399 sıra numaralı 48 sayfadan oluşan bu defter dönemin Kıbrıs Beylerbeyi Cafer Paşa ve Defterdarı Mustafa Efendi'nin sorumluluğunda hazırlanmıştır. Yüksek Lisans Tezi olarak çalıştığım söz konusu defterden elde edilen bilgilere dayanarak adanın bu tarihteki gelir-giderleri, mültezimler, eminler, ülkenin sahip olduğu kaynaklar ve ekonomik durum hakkında ayrıntılı bilgiler verip, Kıbrıs ekonomi ve maliye tarihine katkıda bulunmak amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Maliyesi, Kıbrıs, Ruznamçe Defteri

BütçeKıbrısOsmanlı Devleti+1
Halil İbrahim Cellatoğulları
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Related subjects