Preschool period

519 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Dini ve ahlaki gelişim açısından Diyanet 4-6 yaş Kur'ân kursları Osmaniye il merkezi örneği

Çocukların gelişiminde ilk altı yıl kritik bir dönemdir. Araştırmalar, 3-6 yaş aralığında çocukların fiziksel, bilişsel, dil, sosyal, duygusal ve ahlâkî gelişimlerinin büyük bölümünü tamamladığını göstermektedir. Bu dönemde aile, çevre ve öğretmenler çocuk için rol model niteliğindedir. Çocuğun enerjisini oyuna yönlendirmesi, öğrenme sürecini destekleyen en etkili yoldur. Ayrıca soyut kavramların somut örneklerle öğretilmesi, öğrenmenin kalıcılığını artırır. Dolayısıyla, okul öncesi eğitim kurumları yalnızca bilişsel ve sosyal becerilerin değil, aynı zamanda dinî ve ahlâkî değerlerin kazandırılması açısından da önemli bir öğrenme ortamı sunmaktadır. 2012 yılında yapılan yasal düzenlemeyle çocukların Kur'ân öğrenmelerinin önündeki engeller kaldırılmış, 2013 itibarıyla Diyanet İşleri Başkanlığı 4-6 yaş Kur'ân kurslarını hayata geçirmiştir. Bu kursların temel amacı, çocuklara oyun ve etkinlik temelli bir yaklaşımla dinî kavram, değer ve davranışları tanıtmak ve farkındalık oluşturmaktır. Programda değerler eğitimi ağırlıklı olmakla birlikte, çocukların yaş gelişimlerine uygun materyaller ve yöntemler kullanılmaktadır. Araştırmanın yapıldığı Osmaniye ili, farklı bölgelerden aldığı göçlerle kültürel bir mozaik oluşturmakta; İl Müftülüğü tarafından 4-6 yaş Kur'ân kurslarının şehrin çeşitli bölgelerinde erişilebilir kılınması sağlanmaktadır. Bu bağlamda araştırma, söz konusu kursların çocukların dinî ve ahlaki gelişimlerine katkısını, öğretici ve veli görüşleri doğrultusunda değerlendirmeyi amaçlamaktadır.

Din eğitimiDin eğitimi kurumlarıDin görevlileri+7
Aslıhan Yalman
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Karikatüre dayalı uygulamaların okul öncesi dönemdeki çocukların duygusal zekâ ve iletişim becerilerine etkisi

Bu tezin amacı, karikatüre dayalı uygulamaların okul öncesi çocuklarının duygusal zekâ ve iletişim becerilerine olan etkisini belirlemek amacıyla yapılan ve baskın-daha az baskın karma yöntem deseni ile amaçsal örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanıldığı bir araşırmadır. Araştırmanın çalışma grubunu Bitlis'in Tatvan ilçesine bağlı iki anaokulu ve bu anaokullarında öğrenim gören 5 yaş grubu çocuklar oluşturmaktadır. Çalışma grubunda yer alan deney grubu, araştırmacının eğitim-öğretim sürecini yürüttüğü Tatvan Sahil Anaokulu'nda bulunan 5 yaş ve 20 kişiden oluşan bir grup, kontrol grubu olarak Tatvan Cumhuriyet Anaokulu'nda bulunan 5 yaş ve 20 kişiden oluşan bir grup seçilmiştir. Araştırmada karikatüre dayalı uygulamalar yapılırken, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu, duygusal zekâ ve iletişim becerisini belirlemek amacıyla gözlem formu ve doküman analizi kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde Mann Whitney U-Testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi uygulanmıştır. Ayrıca deneysel uygulamanın etki büyüklüğünü tespit etmek için Cohen d değerine bakılmıştır. Nitel verilerin analizinde yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen veriler için ise betimsel ve içerik analizi kullanılmıştır. Nitel verilerin güvenilirliği için elde edilen veriler sayısallaştırılmış, frekans ve yüzde hesaplanmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde yapılan uygulamaların sonuçlarına göre, deney grubunu oluşturan çocukların ön test-son test duygusal zekâ ve iletişim becerilerine yönelik puanları arasında son test lehine anlamlı farklılık görülmüştür. Kontrol grubunda mevcut programa göre yapılan etkinliklerin çocukların ön test-son test duygusal zekâ ve iletişim becerilerine yönelik puanları arasında son test lehine anlamlı farklılık görülmüştür. Karikatüre dayalı uygulamalara tabi tutulan deney grubunun ve karikatüre dayalı uygulamalara tabi tutulmayan kontrol grubunun son test puanlarından elde edilen sonuçlara göre, karikatüre dayalı uygulamaların deney grubundaki çocukların duygusal zekâ ve iletişim becerilerini geliştirmede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, Karikatür, Duygusal zekâ, İletişim becerileri

Duygusal zekaKarikatürOkul öncesi dönem+4
İnci Kocaman Gelir
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitimin zorunlu olmasına ilişkin öğretmen görüşleri

Bu araştırmanın amacı, okul öncesi eğitimin zorunlu olmasına ilişkin öğretmen görüşlerini belirlemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitliliğe göre belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Siirt il merkezinde okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan 15 okul öncesi öğretmeni ve ilkokullarda görev yapan 15 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından geliştirilmiş "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" yoluyla elde edilmiştir. Görüşme formu ile birlikte demografik bilgilerin edinilmesi için "Kişisel Bilgi Formu" oluşturulmuştur. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde "İçerik Analizi" yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; okul öncesi öğretmenleri ve sınıf öğretmenlerini, okul öncesi eğitiminin zorunlu olması ile birlikte çocukların bilişsel, duygusal-sosyal, psiko-motor gelişim alanlarının ve öz bakım becerilerinde pozitif yönde gelişim göstereceği ve ilkokul hazırbulunuşluğu açısından faydalı olacağı görüşüne sahip oldukları belirlenmiştir. Buna karşın öğretmenler okul öncesi eğitimin zorunlu olması ile birlikte ülkenin mevcut altyapı yeterliliği ve fiziksel koşullar açısından eksiklikler yaşayacağını düşünmektedir. Araştırmanın sonuçlarından yola çıkarak okul öncesi eğitiminin zorunlu olması durumunda ülkede sorunların ve eksikliklerin olduğu konusunda okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin hemfikir olduğu tespit edilmiş olup elde edilen sonuçlar doğrultusunda araştırmacı ve uygulayıcılara öneriler geliştirilmiştir.

Okul öncesi dönemOkul öncesi eğitimOkul öncesi öğretmenler+2
Esma Demirhan
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi çocuklarda değerlerin ebeveyn ve öğretmen görüşleri ile okul dokümanları bağlamında incelenmesi

Bu araştırmanın amacı: okul öncesi çocuklarda değerlerin ebeveyn ve öğretmen görüşleri ile okul dokümanları bağlamında incelenmesidir. Araştırma kapsamında nicel ve nitel yöntemler bir arada kullanıldığından karma araştırma yöntemlerinden eş zamanlı karma desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda tarama modeli, nitel boyutunda ise olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel örneklemini, kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemi ile belirlenen, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Van ilinde okul öncesi eğitime devam eden 3-6 yaş grubundaki çocukların ebeveyn ve öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırma; altı ilkokul ve üç özel okul bünyesinde bulunan anasınıfları ile dört bağımsız anaokulunda eğitim gören 570 çocuğun ebeveyn ve öğretmenleri ile yapılmıştır. Araştırmanın nitel örneklemini ise maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılarak MEB'e bağlı kurumlarda çalışan 10 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın örnekleminde bir diğer grubu ise altı ilkokul ve üç özel okul bünyesinde bulunan anasınıfları ile dört bağımsız anaokulunun sınıflarında bulunan; okul ve sınıf panoları, okul duvarları ve öğretim materyalleri oluşturmaktadır. Nicel verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde; Bağımsız Örneklem t Testi ile Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) yapılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analiz yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen nicel bulgular incelendiğinde, veli görüşleri bağlamında okul öncesi çocukların sahip olduğu değerler; anne çalışma durumu, evde internet olma durumu, çocukla kitap okuma durumu ile okul türü anlamlı değişkenlerken, cinsiyet ve kendine ait oda durumunun anlamlı değişkenler olmadığı tespit edilmiştir. Öğretmen görüşleri bağlamında okul öncesi çocukların sahip olduğu değerlerde ise cinsiyet, anne çalışma durumu, evde internet olma durumu ile okul türü anlamlı değişkenlerken, kendine ait oda ile çocukla kitap okuma durumunun anlamlı değişkenler olmadığı sonucu görülmüştür. Araştırma sonucunda nitel bulgulardan elde edilen sonuçlar incelendiğinde ise katılımcıların belirtikleri görüşler genel olarak; öğretim araçlarında değer unsurları, öncelikli değerler, materyallerde değer unsurları, değer eğitiminde öğretmen unsuru, değer eğitiminde aile unsuru ve değer eğitiminde okul unsuru olmak üzere altı başlık altında toplandığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi, Değerler Eğitimi, Değerler, Karma Desen.

DeğerlerDeğerler eğitimiEğitim programları+2
Önder Cangir
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Erken okuryazarlık becerilerinin desteklenmesinde etkileşimli kitap okumaya yönelik okul öncesi öğretmenlerinin görüş ve uygulamaları

Bu araştırma erken okuryazarlık becerilerini desteklemede Etkileşimli Kitap Okumaya yönelik okul öncesi öğretmenlerinin görüş ve uygulamalarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim (fenomenoloji) deseni ile yürütülen bu araştırma, amaçsal örnekleme kapsamındaki ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilen, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı anaokulları veya anasınıflarında görev yapmakta olan dokuz okul öncesi öğretmeni ile yürütülmüştür. Araştırmadan elde edilen nitel veriler araştırmacı tarafından alanyazın taraması yapılarak oluşturulan Erken Okuryazarlık Becerilerinin Desteklenmesinde Etkileşimli Kitap Okumanın Kullanımına Yönelik Yarı Yapılandırılmış Öğretmen Görüşme Formu ve Erken Okuryazarlık Becerilerinin Desteklenmesine Yönelik Etkileşimli Kitap Okuma Uygulamaları İnceleme Formu aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen nitel verilerin analizinde tümevarımsal içerik analizi kullanılmıştır. Yapılan analizlerin ardından Okul Öncesi Öğretmenlerinin Erken Okuryazarlık Becerilerini Desteklemede Etkileşimli Kitap Okumaya Yönelik Görüşleri, Okul Öncesi Öğretmenlerinin Etkileşimli Kitap Okuma Yöntemine ve Etkileşimli Kitap Okuma Stratejilerine Yönelik Görüşleri ve Okul Öncesi Öğretmenlerinin Gerçekleştirdikleri Etkileşimli Kitap Okuma Uygulamalarının Özellikleri olmak üzere üç temaya ulaşılmıştır. Araştırmaya katılan okul öncesi öğretmenlerinin çoğunlukla Etkileşimli Kitap Okumanın erken okuryazarlık becerilerini desteklediğini, gelişime katkıları olduğunu ve aktif katılım sağladığını düşündükleri anlaşılmıştır. Öğretmenlerin Etkileşimli Kitap Okumaya hazırlık esnasında yapılanlara yönelik çoğunlukla kitap seçimi ve uygulama aşamalarına yönelik okuma öncesi uygulama adımı bağlamında görüş bildirdikleri, ayrıca Etkileşimli Kitap Okuma uygulamaları içeren eğitimlere ihtiyaç duydukları görülmüştür. İncelenen öğretmen uygulamalarının video kayıtlarında ise uygulamaların tamamının büyük grup ve tamamına yakınının "U" şeklindeki oturma düzeni ile yürütüldükleri, erken okuryazarlık becerilerinin alt boyutlarını desteklemeye yönelik uygulamaların ise sınırlı olduğu saptanmıştır. Elde edilen bulgular ve sonuçlar doğrultusunda öğretmenlere, alan uzmanlarına ve araştırmacılara öneriler sunulmuştur.

Birlikte kitap okumaErken okuryazarlık becerileriErken çocuk eğitimi+3
Erdem Yılmaz
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Reggio Emilia temelli proje çalışmalarında okul öncesi dönem çocuklarının karar verme süreçlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönem çocuklarının Reggio Emilia Yaklaşımı temelli proje çalışmaları yoluyla karar verme süreçlerindeki gelişimini incelemektir. İşbirlikçi eylem araştırması yöntemiyle gerçekleştirilen araştırmanın çalışma grubunda, bir okul öncesi öğretmeni ve 14 çocuk yer almıştır. Veriler iki eylem planı geliştirilerek dört ay süre boyunca toplanmıştır. Araştırmada veriler görüşme, gözlem, günlük, öz değerlendirme formları ile "Karar verme becerileri değerlendirme aracı-çocuk ve ebeveyn formları" kullanılarak toplanmıştır. Nitel veriler, içerik analizi tekniğiyle, nicel veriler ise wilcoxon analiz tekniğiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonunda, çocukların karar verme becerilerinin geliştiği, çocukların karar verme süreçlerinin "Amaç oluşturma", "Seçenek belirleme/ var olan seçenekleri göz önüne alma", "Oluşturulan/var olan seçeneklerden birini seçme" ve "Sonucu değerlendirme" aşamalarıyla projelerde yinelemeli olarak ortaya çıktığı görülmüştür. Bununla birlikte çocukların sürecin sonuna doğru amaç oluşturmada daha başarılı oldukları, daha az öğretmen desteğine ihtiyaç duydukları, daha çok sayıda seçenek geliştirebildikleri ve geliştirdikleri seçeneklerde tahmin yolunun kullanımı dışında geçmiş deneyimlerden faydalanma ve analojiyi kullanma şeklindeki farklı yolları kullandıkları görülmüştür. Ayrıca, çocukların sürecin sonuna doğru seçim işlemine daha aktif katıldıkları, bireysel seçimlerde kararsız kalma, önerileni seçme ve yardım isteme yerine bağımsız karar verme davranışlarını gösterdikleri, ortak seçimlerde ise arkadaşlarının söylediklerine uyma veya karşı çıkma davranışları yerine sayışmaca, ikna etme ve oylama yapma şeklinde daha demokratik davranışlar gösterdikleri görülmüştür. Öğretmenin uygulama sürecinde ise çocukların karar verme süreçlerini destekleme ve Reggio Emilia Yaklaşımı temelli proje çalışmalarını uygulama davranışlarının geliştiği görülmüştür. Anahtar sözcükler: okul öncesi eğitim, reggio emilia yaklaşımı, düşünme becerileri, karar verme süreci, proje

Düşünme becerileriKarar vermeKarar verme süreci+5
Tuğba Aydemir Özalp
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi aktivite kartı sıralaması ölçeğinin otizm tanılı çocuklarda Türkçe uyarlaması, geçerlilik ve güvenilirliği

Bu çalışmada, erken çocukluk döneminde aktivite katılımını ölçmek için kullanılan Okul Öncesi Aktivite Kartı Sıralaması Ölçeği' nin (OAKS) Türkçe kültürel adaptasyonu yapılarak, ölçeğin Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanısı almış çocuklarda geçerliliği ve güvenilirliği incelemesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 3-6 yaş aralığında, 70 OSB' li çocuğu olan ebeveyn (çalışma grubu) ile 27 normal gelişim gösteren çocuğu olan ebeveynler (kontrol grubu) dahil edilmiştir. OAKS ölçeğinin Türkçe' ye adaptasyon sürecinde Dünya Sağlık Örgütü'nün belirlemiş olduğu prosedür uygulanmıştır. Ölçek bir hafta arayla tüm ebeveynlere tekrar uygulanmıştır. OAKS ölçeğinin geçerlilik analizlerinde yapı geçerliliği; güvenilirlik analizlerinde ise iç tutarlılık, test-tekrar test yöntemleri kullanılmıştır. OAKS ölçeğinin yapı geçerliliği bilinen gruplar karşılaştırması sonuçlarında; ölçeğin bütün alt alanlarında kontrol grubunun, çalışma grubundan daha yüksek puanlar aldığı bulunmuştur (p<0,01). Eşzamanlı geçerlilik analizlerinde ev işleri, eğitim, serbest zaman (yüksek fiziksel gereksinim) alt alanları hariç, tüm alt alanlarda KAPÖ ile OAKS ölçeği arasında istatistiksel olarak anlamlı korelasyon bulunmuştur. İç tutarlılık kat sayısı (Cronbach Alpha's =0,94) mükemmel düzeyde güvenilir olduğu bulunmuştur. Ölçeğin zamana göre değişmezlik ICC katsayıları; kendine bakım (ICC=0,98), toplumsal mobilite (ICC=0,98), serbest zaman (düşük fiziksel gereksinim) (ICC=0,94), sosyal etkileşim (ICC=0,94), ev işleri (ICC=0,95), eğitim (ICC=97) alt alanlarında mükemmel düzeyde güvenilirlik bulunurken; serbest zaman (yüksek fiziksel gereksinim) (ICC=0,85) alt alanı için iyi düzeyde güvenilirlik bulunmuştur. Sonuç olarak, OAKS ölçeğinin Türkçe versiyonu OSB tanılı çocuklarda aktivite katılımını değerlendirmek için geçerli ve güvenilir bir ölçek olarak bulunmuştur.

Güvenilirlik ve geçerlilikOkul öncesi dönemOkul öncesi eğitim+5
Büşra Yeğiner
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul öncesi dönem serebral palsili çocuklarda motor fonksiyonun geliştirilmesine yönelik "telerehabilitasyon temelli yapılandırılmış ev programı uygulamalarının" fonksiyonel durum, aktivite ve katılıma olan etkilerinin incelenmesi

Bu çalışma rutin fizyoterapi ve rehabilitasyon hizmeti alan, okul öncesi dönem Serebral Palsi (SP)'li çocuklarda rutin fizyoterapi ve rehabilitasyon hizmetine ek olarak telerehabilitasyon temelli yapılandırılmış ev programı (TT-YEP) uygulamalarına dahil edilen çocuklar üzerinde gerçekleştirildi. Her iki grupta fonksiyonel durum, aktivite ve katılım oranlarının İşlevsellik, Yeti yitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırması (ICF-CY) kapsamında karşılaştırması yapıldı. Kaba Motor Fonksiyon Sınıflandırma Sistemine (KMFSS) göre fonksiyonel seviyeleri I-V arasında değişen okul öncesi yaş grubunda, ortalama yaş 4,66 yıl [SD 1,08 yıl] olan 43 SP'li çalışma ve kontrol gruplarından birine rasgele dağıtıldı. Aktivite seviyeleri (Kaba Motor Fonksiyon Ölçütü, Üst Ekstremite Kalitesi Becerileri Testi, Segmental Assessment of Trunk Control Test, Üst Ekstremite Becerileri Değerlendirme Ölçeği [ABILHAND-KIDS], Yürüme Becerileri Değerlendirme Ölçeği [ABILOCO KIDS], Goal Attainment Scale (GAS]) kullanılarak, katılım durumları ise (Yaşam Alışkanlıklar Anketi [LIFE-H], Kanada Aktivite Performans Ölçümü [KAPÖ], Pediatrik Özürlülük Değerlendirme Envanteri-PEDI) ile ölçüldü. Çevresel ve kişisel faktörler (Avrupa Çocuk Çevre Anketi [AÇCA], Serebral Palsili Çocukların Ebeveynlerinin Ev Programına Uyumlarını Değerlendirme Ölçeği [EPUDO], Depresyon Anksiyete Stres Skalası [DASS-21]) kullanılarak tespit edildi. Değerlendirmeler çalışmadan önce, 12 hafta sonra ve 12 haftalık takip döneminin sonunda yapıldı. Rutin fizyoterapi ve rehabilitasyona ek olarak uygulanan TTYEP hem terapiden hemen sonraki dönemde hem de takip döneminden sonra rutin fizyoterapi ve rehabilitasyona göre, aktivite, katılım, çevresel faktörler bakımından daha etkin bulundu. Sonuç olarak fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamalarına ek olarak uygulanan TT-YEP'in okul öncesi dönem SPli çocuklarda aktivite, katılım, çevresel ve kişisel faktörleri iyileştirmek amacıyla kullanılabileceği düşünülmüştür.

Fizik tedaviFizik tedavi yöntemleriFiziksel aktivite+6
Sinem Asena Sel
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Erken okuryazarlık becerileri eğitim programının erken okuryazarlık ve erken matematik becerileri üzerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, erken okuryazarlık becerileri eğitim programının okul öncesi dönemindeki çocukların erken okuryazarlık ve erken matematik becerileri üzerindeki etkilerininin incelemesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2017–2018 eğitim-öğretim yılında Karabük il merkezinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Aydınlıkevler İlkokulu'nda anasınıfına devam eden çocuklar oluşturmaktadır. Sınıflardan biri deney diğeri kontrol grubuna rastlantısal olarak atanmıştır. Deney grubunda 19 ve kontrol grubunda 19 çocuk olmak üzere toplam 38 çocuk çalışma grubunda yer almıştır. Araştırmada ön test-son test, kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada, deney grubundaki çocuklara 12 haftalık süreyle haftada iki gün araştırmacı tarafından hazırlanan erken okuryazarlık becerileri eğitim programı uygulanmıştır. Kontrol grubundaki çocuklar ise, ön test uygulandıktan sonra sınıf öğretmenleriyle normal eğitimlerine devam etmişlerdir. Uygulama sonrası son testler uygulanmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında, uygulanan eğitimin çocukların erken okuryazarlık becerilerine etkisini belirlemek için Karaman tarafından geliştirilen Erken Okuryazarlık Becerilerini Değerlendirme Aracı ile Ginsburg ve Broody tarafından geliştirilen ve Erdoğan tarafından Türk çocuklarına uyarlanan Erken Matematik Yeteneği Testi-3 (TEMA-3) kullanılmıştır. Deney grubuna araştırmacı tarafından uygulanan "Erken Okuryazarlık Becerileri Eğitim Programı"nın çocukların erken okuryazarlık ve erken matematik becerileri üzerinde olumlu etkisinin olduğu sonucu elde edilmiştir. Araştırma sonucunda, çocukların ses bilgisel farkındalık becerileri ve yazı farkındalığı becerileri ile erken matematik becerileri arasında ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Erken Okuryazarlık, Erken Matematik, Okul Öncesi Dönem

Erken okuryazarlık becerileriEğitim programlarıMatematik+4
Asya Çetin
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi 3-6 yaş çocuklara yönelik özgün bir sessiz pop-up kitap uygulaması

Okul öncesi çocukların dış dünyaya açılma sürecinde, değişik bakış açıları geliştirme ve kitapları arkadaş olarak benimsemesi adına önemli sayılan kaynaklardan birisi çocuk yayınlarıdır. Çocuk yayıncılığı, sahip olduğu resimlemeler, renkler ile sanatsal nitelik taşıyan ürünler olarak, çocuğun gelecekteki yaşantısına da katkı sağlayabilecek, okul öncesi dönem çocuklarının bilişsel, duyuşsal, sosyal ve birçok yönden gelişimini destekleyebilecek en önemli araçlardandır.Çocukların gelişimi göz önünde bulundurulduğunda onları özgün görsellerle besleyen, üç boyutlu, hareketli, sesli, birden çok duyuya hitap eden kaynaklara ihtiyacı olmaktadır. Çocuk kitaplarında kullanılan resimlemeler çocuklar için ilgi odağıdır. Özellikle okuma-yazma bilmeyen bir çocuğun anlatılan hikâyeyi kendi başına anlamlandırabilmesi için içinde bulunan resimler büyük bir önem taşımaktadır. Okul öncesi dönem çocukları için pop-up ve sessiz kitaplar, farklı bir boyut kazandırılmış sayfalar sayesinde oldukça ilgi çekici hale gelmektedir. Pop-up kitaplarda iki boyutlu, durağan resimlemeler sayfada canlanarak okuyucunun kendisini olaya daha yakın ve içinde hissetmesini sağlamaktadır. Sessiz kitaplar, günümüzde yaygınlaşmaya başlayan hikâyeyi görsel unsurlar ile anlatmak isteyen yazısız, kelimesiz, cümlesiz hayal gücünü besleyen, hikâyeyi doğrudan sunmak yerine okuyucunun kendi hikâyesini oluşturmasını sağlayan yeni bir kitap türüdür. Okuma yazma bilmeyen bir çocuğu bile resimlemeleri, görsel yapısıyla büyüleyen bu kitaplar okul öncesi çocukları için uygun kaynaklar olabilmektedir. Sessiz kitaplar okul öncesi dönem çocuklarının dil gelişimine katkı sağlamaktadır. Çocuk gördüğü bir olayı veya resmi yorumlama becerisi kazanmaktadır. Çocuğun kelime dağarcığını ve görsel hafızasını geliştirmektedir. Pop-up kitap türüne Türkiye'de son zamanlarda kolay erişilebiliyorken, hem pop-up hem sessiz kitap alanında örnekler Türkiye'de yaygın olmamaktadır. Bu araştırmanın pop-up sessiz kitaplar alanında yapılacak araştırmalar için bir kaynak olması, sessiz kitapların yaygınlaştırılması ve öneminin vurgulanması amaçlanmıştır. Bu araştırma uygulama çalışması ile birlikte dört bölüm olarak incelenmiştir. Birinci bölümde okul öncesi dönemi çocuklarının özellikleri incelenerek, okul öncesine yönelik yapılmış resimli kitaplar, bu kitaplardaki grafiksel unsurlar, resimli kitapların hazırlanmasında dikkat edilmesi gereken noktalar araştırılmıştır. İkinci bölümde okul öncesi dönem kitapları için uygulanacak pop-up uygulamasının tarihsel serüveni, örnekleri ve pop-up teknikleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde sessiz kitap kavramı, sessiz kitapların okuma yazma bilmeyen okul öncesi dönem çocukları için önemi ve yapılmış örnekler araştırılmıştır. Dördüncü bölümde yapılan araştırmalar doğrultusunda pop-up ve sessiz kitap birleştirilerek, mevsimler konusunda uygulama çalışması "Güneş, kar, yağmur, oyun" kitabı hazırlanmıştır. Anahtar sözcükler: Pop-up kitap, sessiz kitap, okul öncesi dönem, resimli çocuk kitapları, hareketli kitap.

Kitap tasarımıKitaplarOkul öncesi dönem+5
Emel Cansu Büyükköse
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin teknoloji kullanımlarını etkileyen faktörler: Bir yol analizi çalışması

Okul öncesi öğretmenlerinin sınıf içi teknoloji kullanımlarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapılan bu araştırma, ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Teknoloji Kabul ve Kullanım Birleştirilmiş Modeli (TKKBM) kapsamında yapılan bu araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin sınıf içi teknoloji kullanımları; algılanan kullanışlılık, algılanan kullanım kolaylığı, davranışsal niyet, kaygı, kullanıma yönelik tutum, kolaylaştırıcı durumlar, algılanan eğlence, mesleki uygunluk, öz yeterlik, zorlaştırıcı durumlar ve yaş, öğrenim durumu, hizmet öncesi/içi eğitim alma durumu ve mesleki deneyim değişkenleri ile incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2017-2018 eğitim öğretim yılında devlet okulları ve özel okullarda görev yapmakta olan 442 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada ölçme aracı olarak ¨Erken Çocukluk Eğitiminde Teknoloji Kullanımı¨ anketi ve ¨Öğretmenler İçin Teknoloji Kabul Ölçeği¨ kullanılmıştır. Araştırmanın analizleri LISREL sürüm 8.8 ve SPSS sürüm 24 paket programları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ilişkiye yönelik hipotezlerinin test edilmesinde Yol Analizi tekniği kullanılmıştır. Yol Analizi sonuçları test edilen kuramsal modelin kabul edilebilir uyum indekslerine sahip olduğuna işaret etmektedir. Araştırmanın bulgularına göre önerilen modelde; okul öncesi öğretmenlerinin teknoloji kullanıma yönelik tutumlarının %75 oranında algılanan kullanışlılık, algılanan kullanım kolaylığı, algılanan eğlence ve mesleki uygunluk değişkenleriyle açıklandığı belirlenmiştir. Teknoloji kullanımına yönelik davranışsal niyetleri ise %72 oranında kullanıma yönelik tutum, algılanan eğlence, mesleki uygunluk ve kaygı değişkenleriyle açıklanmaktadır. Kolaylaştırıcı durumlar, zorlaştırıcı durumlar, davranışsal niyet ve kullanıma yönelik tutum değişkenlerinden araştırmanın bağımlı değişkenleri olan teknoloji kullanım sıklığı ve teknoloji kullanım süresine olan yol katsayılarının ise istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Anahtar sözcükler: okul öncesi, okul öncesi öğretmenler, teknoloji, teknoloji kabul ve kullanım birleştirilmiş modeli, yol analizi

Eğitim teknolojisiOkul öncesi dönemOkul öncesi eğitim+5
Işıl Ömrüuzun
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

"Güvenli Çocuk" (Safe child) Programının etkililiğinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; 54-90 ay aralığındaki anasınıfı ve ilkokul birinci sınıfa devam eden çocukların kendilerini istismar ve benzer tehlikeli durumlardan korumalarına, kendilerine duydukları güveni artırmaya yönelik olarak uyarlanan Güvenli Çocuk Programı'nın etkililiğini incelemektir. Bu araştırmada ön-test-son-test kontrol gruplu yarı-deneysel desen kullanılmış, 2x3x3 modelinde yürütülmüştür. Bu araştırmanın deney grubunu Güvenli Çocuk Programı'na katılan çocuklar, öğretmenleri ve aileleri, kontrol grubunu bu programa katılmayan çocuklar, öğretmenleri ve aileleri oluşturmaktadır. Her bir grupta 19 çocuk olmak üzere toplam 114 çocuk yer almıştır. Nitel veriler, altı sınıf öğretmeni ve her gruptan gönüllü olarak katılmak isteyen beşer aile ile görüşmeler yürütülerek elde edilmiştir. Deney grubunu oluşturan çocuklara altı hafta boyunca, haftada iki gün ve dört oturumdan oluşan program uygulanmıştır. Plasebo grubuna benzer şekilde altı hafta süresince toplam 24 oturumdan oluşan etkinlikler uygulanmış, kontrol grubuna ise müdahalede bulunulmamıştır. Programın uygulanmasından sonra son-test ölçümleri yapılmış ve son-test ölçümlerinden sekiz hafta sonra izleme testleri uygulanmıştır. Çocuklardan veri elde etmek amacıyla 'Güvenlik Bilgi ve Beceri Değerlendirme Aracı', 'Akran Zorbalığı Değerlendirme Aracı', 'Kültür Bağımsız Özgüven Kontrol Listesi' ve 'İnternet Güvenliği Değerlendirme Aracı' kullanılmıştır. Öğretmen ve aile boyutunda 'Öğretmen Görüşme Formu' ve 'Aile Görüşme Formu' programın etkisine dair görüşleri belirlenmiştir. Verilerin analizinde Kruskal-Wallis H testi kullanılmış ve gruplar arasında anlamlı farklılıklar görüldüğünde Post-Hoc Çoklu Karşılaştırma Testi ile birbirinden farklı olan gruplar tespit edilmiştir. Grupların ön-test-son-test ve son-test-izleme testi puanlarının karşılaştırılmasında ilişkili ölçümler için Wilcoxon işaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular, Güvenli Çocuk Programının, çocukların kendilerini korumalarına yönelik becerilerini olumlu yönde etkilediği ve yapılan bireysel görüşmelerde de öğretmen ve ailelerin programla ilgili olumlu görüşlere sahip oldukları belirlenmiştir.

Akran zorbalığıGüvenli davranışGüvenli Çocuk Programı+5
Emine Hande Aydos
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The role of social-emotional stability in English among Iraqi kindergarteners

Nowadays, second language learning, among young learners, is considered as one of the main subjects in the field of education around the world. Much research dealt with this subject and focused on the processes of second language learning among young learners. Researchers were trying to understand and diagnose young language learners' strengths and weaknesses. They came up with some evidence that showed language aptitude, gender, age, creativity, and motivation were among the elements that made young students be different from other students. Unlike other research, this study aimed to identify the role of social-emotional stabilities among young learners in second language learning. We specifically examined the influences of these skills in the process of second language learning. For this study, Margret kindergarten was chosen, and thirty-three children were randomly selected who applied for an English language course in the kindergarten. Eighteen of the selected children were females while the rest were males, and the age of the participants was between 4-5 years old. At the beginning of the English course, a pretest was conducted to measure the children's social and emotional skills. After data collection, the finding showed a significant relationship between social-emotional skills and second language learning. Those students who showed a high level of social-emotional skills were more active in learning their second language and passed the test of English proficiency with high degrees, while those students who showed a low level of social-emotional skills could not pass the English language test or passed with low degrees

Language teachingIraqPreschool period+7
Ranjdar Hama Sharıf
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı sosyo-ekonomik düzeylerdeki anaokuluna başlayan çocukların okula uyum süreci ve nörobilişsel bağıntıların incelenmesi

Okul öncesi dönem, bireyin hayatının en belirleyici dönemidir. Bu sebeple, çocuğun bu süreç içerisinde yetiĢtiği koĢullar büyük önem taĢımaktadır. Çocuk doğduğu andan itibaren kendini bir aile ortamında bulmaktadır. Erken dönemde ise, günün önemli bir bölümünü geçireceği okula uyum sağlama iĢlevi ile karĢılaĢmaktadır. Ġlk kez okula baĢlayan çocuk, farklı eğitim ortamlarına girmiĢ olur. Sahip olduğu becerilerin tümü çocuğu ve onun kapasitesini uyum sağlama ve öğrenme açısından etkiler. Okul öncesi eğitime baĢlama, çocuk ve aileler açısından okula uyumluluğunusergilemektedir. Ġlk kez okula baĢlayan çocuk, farklı eğitim ortamlarına girmiĢ olur. Sahip olduğu becerilerin tümü çocuğu ve onun kapasitesini uyum sağlama ve öğrenme açısından etkiler. Bu süreçte; dikkat, bellek ve zeka gibi nörobiliĢsel iĢlevler önem kazanmaktadır. Bu bağlamda çalıĢmanın amacı, sosyoekonomik düzeyleri farklı olan anaokulu öğrencilerinin okula uyum süreciyle nörobiliĢsel iliĢkilerin değerlendirilmesidir. AraĢtırmada anket ile soru-cevap modeli kullanılmıĢtır. AraĢtırma sonuçlarına göre davranıĢsal boyutun biliĢsel ve duyuĢsal boyut ile doğrudan ve anlamlı olduğu ve bunun da okul olgunluğunu etkilediği belirlenmiĢtir.

AnaokullarıNeurobilişsel işlevlerOkul öncesi dönem+5
Okşan Kurt Esen
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

60-84 aylık çocuklara eğitim veren öğretmenlerin kavram haritaları hakkındaki bilgi durumlarının incelenmesi

Bu çalışma 60-84 aylık çocuklara eğitim veren öğretmenlerinin kavram haritaları hakkındaki bilgi durumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. İlişkisel tarama modelinden yararlanılarak yapılan bu çalışmanın evreni 2015-2016 eğitim öğretimde yılında İstanbul İli Avrupa yakasında yer alan, Başakşehir, Bakırköy, Bağcılar, Bahçelievler, Beylikdüzü, Esenyurt, Küçükçekmece, Sultangazi ve Zeytinburnu ilçelerinde bulunan özel ve resmi anaokulu ve ilkokullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise kolay ulaşılan örneklem seçme modeline göre seçilen 460 öğretmen oluşturmaktadır Anketin Kapsam geçerliği için 8 uzman görüşüne başvurarak Lawshe tekniği ile kapsam geçerliliği indeksine bakılmıştır. Bu tekniğin sonucunda 60-84 aylık öğretmenlerin kavram haritası bilgi durumu anketinde testin maddelerinin alabileceği minimum değerinin yüzde 0, 91 olduğu sunucu ulaşılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "60-84 aylık çocuklara eğitim veren öğretmenlerin kavram haritaları hakkındaki bilgi durumu anket formu" anketi kullanılmıştır. Kavram haritalarına ilişkin öğretmenlerin bilgi durumlarını belirlemek için frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma gibi istatistiksel tekniklerden yararlanılmıştır. Öğretmenlerin aldıkları puanlara göre "düşük", "orta", "yüksek" düzey bilgi durumları belirlenmiştir. Düzeyin belirlenmesinde alınan maksimum ve minimum puan aralığı üç eşit parçaya bölünmüştür. Bu işlem sonucunda puanı "1, 00- 1, 67" arasında olanlar "Düşük", "1, 68-2, 33" arasında olanlar "Orta" ve "2, 34-3, 00" arasında olanlar "Yüksek" düzeyde yer almışlardır. Verinin yapısını incelemek için betimsel analiz yapılmıştır. Yapılan bu analizde verinin normalliğini test etmek amacıyla veri grubunun 30'dan büyük olmasından dolayı "Kolmogorov-Smirnov" testi yapılmıştır. Ayrıca verilerin dağılımını ortaya koymak için "Normal Q-Q Grafiği" verilmiştir. Yapılan Kolmogorov-Smirnov normallik testinde p (.00) değeri .05'den küçük olduğu için normal dağılım ile aralarında fark olduğu, normalliğin sağlanmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca normal dağılım değerleri ile gözlenen gerçek değerler arasındaki ilişkiyi gösteren Normal Q-Q (Quantile-Quantile) grafiği yapılmıştır. Grafikteki dağılıma bakılarak verilerin doğru üzerinde konumlanmadığı ortaya çıktığından dağılımın normal olmadığı sonucuna varılmıştır. Verinin yapısını normal dağılımın olmamasından dolayı fark testlerinden non-parametrik testlerden Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis H testleri tercih edilmiştir. Buna göre yapılan analizler doğrultusunda çalışmaya katılan öğretmenlerin kavram haritalarına ilişkin bilgi durumları öğrenim durumlarına göre incelenmiş ve istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Bu sonuca göre, lisans mezunu olan xiii öğretmenlerin puanının, ön lisans mezunu olan öğretmenlerin puanına göre daha yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Ayrıca lisans mezunu öğretmenlerin puanının, lisansüstü öğretmenlerin puanına göre de daha yüksek olduğu görülmüştür. Yine çalışmaya katılan öğretmenlerin kavram haritaları ile ilgili bilgi durumları, çalıştıkları kurum türüne göre incelenmiş ve istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Devlet okulunda çalışan öğretmenlerin bilgi durumu puanları özel okulda çalışan öğretmenlerin bilgi durumu puanlarına göre daha yüksek düzeyde çıkmıştır. Öte yandan çalışmaya katılan öğretmenlerin kavram haritalarına ilişkin bilgi durumları, cinsiyete, yaş aralığına, branşa, mesleki kıdeme göre incelendiğinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Yapılan analizler doğrultusunda çalışmanın sonucunda 60-84 aylık çocuklara eğitim veren öğretmenlerin kavram haritaları hakkındaki bilgi durumları incelenmiş ve çalışmaya katılan öğretmenlerin kavram haritaları hakkında "yüksek" düzeyde bilgi sahibi oldukları sonucuna ulaşılmıştır.

Bilgi düzeyiEğitimKavram haritaları+3
Münevver Yılmaz
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

60- 84 aylık çocuklarda yaratıcı problem çözme becerilerinin incelenmesi

Erken çocukluk dönemi, çocuğun geleceğe adım attığı ve geleceğinin temellerinin oluşturmaya başladığı bir dönemdir. İçerisinde bulunduğu bu dönemde, çocuğun çevresindeki uyaranların çokluğu ve özellikleri çocuğun gelişimini etkileyerek öğrenmesini de kolaylaştırır. Bu dönemde gelişmeye başlayan problem çözme becerisi, okul ortamında, sınıf içinde ve dışında, günlük yaşam becerilerinin kazanılmasında etkin rol almasıyla birlikte çocuğun sorgulayan, araştıran ve eleştirel düşünen bir birey olmasını sağlar. Çocuk karşı karşıya kaldığı problemlere verdiği çözümler ile üreten ve aynı zamanda değişen çağın gerekliliklerine ayak uyduran bir birey olacaktır. Bu araştırma 60- 84 aylık çocuklarda yaratıcı problem çözme becerilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Ayrıca araştırma kapsamında elde edilen bulgular ile çocukların demografik değişkenleri arasındaki ilişki de incelenmiş ve aşağıda ki şu sonuçlara varılmıştır Genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak yapılan araştırmanın çalışma grubu 2016-2017 Eğitim ve Öğretim yılında, İstanbul ili sınırları içinde yer alan Avrupa ve Anadolu yakasından seçilen ilçelerden Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel ve devlet okulları rastgele (random) yöntemi ve kolay ulaşılabilirlik ilkesiyle seçilen 60-84 aylık 76 çocuktan oluşmaktadır. Araştırmada 60-84 ay arasındaki öğrencilerin yaratıcı düşünme becerileri ile yaratıcı problem çözme düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik olarak üç ayrı ölçme aracı kullanılmıştır. Bunlar sırasıyla; öğrencilerin demografik özelliklerini belirlemek üzere araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", yaratıcı düşünme becerilerini belirlemek üzere "Torrance Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel A Formu" ve yaratıcı problem çözme düzeylerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından rubrik formunda geliştirilmiş olan "Yaratıcı Problem Çözme Formu"dur. Çalışma grubundaki çocuklar arasında 49 çocuk 60-71 (%61,6) aylık iken, 27 çocuk 72-84 (%38,4) aylıktır. Çocukların 30'u (%39,5) kız iken, 46'sı (%60,5) erkektir. Araştırmanın çalışma grubunu oluşturan çocukların demografik, betimleyici frekans ve yüzde dağılımları çıkarılmış sonra ölçeğin toplam puanları için, ss, SHx, değerleri tablolar halinde sunulmuştur. Torrance Yaratıcı Düşünme Testi şekilsel puanlarının okula devam süresi 25 ay ve üzeri olan çocukların yaratıcılık beceri düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Diğer yandan 7-12 ay okula devam eden öğrenciler ile 13-24 ay okula devam eden çocuklar ve 13-24 ay okula devam eden çocuklar ile 25 ay ve üzeri okula devam eden çocuklar arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>.05). Torrance Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel toplam puanın çocuğun devam ettiği okul türü değişkenine göre hangi gruplar arasında farklılaştığını belirlemek üzere yapılan Scheffe Testi söz konusu farklılığın resmi okul, kreş ve bakımevinde eğitim gören çocuklar lehine p<.05 düzeyinde gerçekleştiği saptanmıştır. Torrance Yaratıcı Düşünme Testi şekilsel puanlarının devam ettiği okul türü resmi okul olanların özel okula göre; kreş ve bakımevinin özel okula göre daha yüksek olduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan resmi okul ile kreş ve bakımevi arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>.05). Çalışma grubunu oluşturan çocukların Torrence Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel Boyut puanları ve Yaratıcı Problem Çözme puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunup bulunmadığını belirlemek amacıyla yapılan Pearson analizi sonucunda Torrance Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel Boyutu ile yaratıcı problem çözme (r= -.099; p>.05) arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Aynı şekilde çalışmaya katılan çocukların yaratıcı problem çözme beceri düzeyleri, 36'sı (%47,4) "düşük", 39'u (%51,3) "orta" ve 1'i (%1,3) "yüksek" düzeyde bulunmuştur. Yaratıcı problem çözmeye ilişkin geliştirilen rubriğin güvenirlik düzeyi, Cronbach Alfa güvenirlik yöntemi kullanılarak hesaplanmış ve Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı 0,678 olarak bulunmuştur. Bu değer iç turtalığın orta düzeyde olduğunu ifade etmektedir. Yapılan analizler doğrultusunda, Yaratıcı Problem Çözme Rubriği' nin çocukların yaratıcı problem çözme beceri düzeylerini değerlendirildiği ve çalışmaya katılan çocukların yaratıcı problem çözme becerinin "orta" düzeyde oldukları sonucuna ulaşılmıştır.

Erken çocuk eğitimiOkul öncesi dönemOkul öncesi eğitim+4
Aygül Gökmen
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde agresyonun çocuk resimlerine yansıması

Resim birçok uzman tarafından çocuğun kişiliğini değerlendirmede kullanılan araçlardan biri olarak nitelendirilmektedir. Çocuklar resim aracılığı ile duygu ve düşüncelerini dışa yansıtabilmektedir. Bu düşünceden hareketle mevcut çalışma, agresyonun çocuk resimlerine yansımasını araştırma amacıyla planlanmıştır. Çalışmaya; devlet ve özel okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden, 5-6 yaş grubu, 42 kız 43 erkek çocuk olmak üzere toplam 85 çocuk katılmıştır. Tüm çocuklara sosyal davranış ölçeği uygulanmış ve çocukların fiziksel- ilişkisel saldırganlık düzeyleri belirlenmiştir. Çocuklardan bütün bir insan figürü, "Evimde Bir Akşam Yemeği" konulu bir resim ve "Okuldaki Oyun Saatim" konulu bir resim çizmeleri istenmiştir. Çocuklara her çizim için 12 farklı renkte boya kalemi verilmiştir ve çocuklar çizimlerini tercih ettikleri renklerde yapmıştır. İnsan figürü çizimleri, Koppitz'in 9 duygusal göstergenin varlığına göre belirlemiş olduğu Bir Adam Çiz Test'i kullanılarak analiz edilmiştir. "Evimde Bir Akşam Yemeği" ve "Okuldaki Oyun Saatim" konulu resimler ise çalışmacı tarafından hazırlanan "Şema", "İfade", "İçerik", "Oran", "Çizgi" ve "Alan" boyutlarını içeren Resim Değerlendirme Ölçeği kullanılarak analiz edilmiştir. Çocuklar Resim Değerlendirme Ölçeği'nden aldıkları puanlara göre riskli, şüpheli ve normal olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. İnsan figürü analizleri sonucunda saldırganlığa sahip olan çocukların çizimlerinde asimetri olduğu görülmüştür. Ayrıca, "Evimde Bir Akşam Yemeği" konulu resmin "Şema", "İfade", "İçerik", "Oran" ve "Çizgi" boyutları ile saldırganlık düzeyi arasında anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte "Okuldaki Oyun Saatim" konulu resmin de "Şema", "İfade", "İçerik", "Oran", "Çizgi" ve "Alan" boyutları ile saldırganlık düzeyi arasında anlamlı fark olduğu görülmüştür. Diğer taraftan, saldırganlık düzeyi ile renk tercihi arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır.

Okul öncesi dönemOkul öncesi çocuklarResimler+2
Ezgi Yıldırım
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi çocukların ve ebeveynlerinin dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu belirtileri ve çocuklardaki bu belirtilerin okul davranışlarına etkisi

Bu çalışmanın amacı, okul öncesi eğitim gören 3-6 yaş arasındaki çocukların Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) belirtilerini incelemek ve bu belirtilerle ebeveynindeki DEHB belirtileri arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Aynı zamanda, çocukların sosyodemografik özelliklerinin, çocuklardaki ve ebeveynlerindeki DEHB belirtilerinin, çocukların okul öncesi eğitim kurumlarında gösterdikleri sosyal becerileri ve davranışsal sorunları üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi İstanbul ilindeki 5 okul öncesi eğitim kurumunda eğitim gören 106 çocuk ve ebeveynlerinden oluşmaktadır. Çocuklardaki DEHB belirtileri Erken Çocukluk Envanteri-4: Ebeveyn Formu (EÇE-4: EF) ile, ebeveynlerindeki DEHB belirtileri Erişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Kendi Bildirim Ölçeği (ASRS) ile değerlendirilmiştir. Çocukların eğitim kurumlarındaki sosyal yeterlilik düzeyleri ve olumsuz sosyal davranışları, öğretmenleri tarafından doldurulan Okul Sosyal Davranış Değerlendirme Ölçeği (OSDÖ) ile değerlendirilmiştir. Çocuklardaki DEHB belirtileri ile annelerinde bulunan DEHB belirtileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ancak, çocuklardaki DEHB belirtileri ile babalarında bulunan DEHB belirtileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Çocuklardaki DEHB belirtilerinin, sosyal yeterlilik düzeylerini olumsuz etkilediği görülmüştür. Çocukların sosyal yeterlilik düzeyleri ile annelerinin eğitim durumları arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Çocuklardaki DEHB belirtilerinin, olumsuz sosyal davranışları arttırdığı görülmüştür. Çocukların olumsuz sosyal davranışları ile baba yaşı arasında negatif yönde bir ilişki bulunmuştur. Çalışmamızın sonuçları, okul öncesi dönemdeki çocukların DEHB belirtileri ile annelerinde bulunan DEHB belirtileri arasında bir ilişki olduğunu ve çocuklardaki DEHB belirtilerinin, sosyal yeterlilik düzeyleri ile olumsuz sosyal davranışları etkilediğini göstermektedir. Çalışmamızın sonuçları, okul öncesi dönemdeki çocukların DEHB belirtilerinin, annelerindeki DEHB belirtileri ve davranışsal sorunları ile birlikte değerlendirilmesinin önemine dikkat çekmektedir.

Aile tutumuAna-baba tutumuDavranış bozuklukları+7
Hazal Özcan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesine devam eden 5 - 6 yaş grubu öğrencilerin benlik kavramlarının annelerinin yaşam doyumları bağlamında incelenmesi

ÖZETBu araştırmanın amacı, okul öncesine devam eden 5-6 yaş grubu öğrencilerin benlik kavramları ile annelerinin yaşam doyumları arasındaki ilişkiyi incelemek ve öğrencilerin benlik kavramlarının çeşitli demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını sınamaktır. Bu amaçla çocukların benlik kavramları; annelerinin yaşam doyumları ve çeşitli bağımsız değişkenler (cinsiyet, yaş, kardeş sayısı, doğum sırası, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyleri ve annelerinin yaşlarına) açısından incelenmiştir. İlişkisel tarama modeli niteliğindeki bu araştırmanın çalışma grubunu; 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılında, resmi ve özel okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden toplam 115 öğrenci ve onların anneleri oluşturmaktadır. Verilerin analizinde, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Tekniği, Bağımsız Grup t Testi, Mann Whitney-U Testi, Kruskal Wallis-H Testi tekniklerinden yararlanılmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlar, okul öncesine devam eden 5-6 yaş grubu öğrencilerin benlik kavramları ile annelerinin yaşam doyumları arasında doğrusal ancak anlamlı olmayan bir ilişkinin olduğunu göstermektedir. Ayrıca, çocukların bağımsız değişkenlerinden cinsiyet ve yaş değişkenine göre anne kabul düzeylerinin değiştiği, okul türüne göre benlik kavramlarında anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Buna karşın annenin yaşı, kardeş sayısı, doğum sırası, anne eğitim düzeyi ve baba eğitim düzeyi değişkenlerine göre çocukların benlik kavramlarının farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, araştırma bulguları çerçevesinde elde edilen sonuçlar tartışılmış ve yine bulgular ışığında çeşitli önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Dönem, Benlik Kavramı, Yaşam Doyumu

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerBenlik algısı+4
Yeşim Kılıçaslan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi çocuk kitaplarındaki illustrasyonların, çocuğun gelişimine etkileri

Resimli çocuk kitapları çocuğun duygusal, fiziksel ve zihinsel gelişimi açısından önemi oldukça büyüktür. Çocuğun ilerleyen yaşlarda okuma alışkanlığı kazanabilmesi için okul öncesinde tanıştığı kitapları sevmesi önemlidir. Bunun en güzel yolu okul öncesi dönem çocukları için hazırlanmış, görsel bir uyaran olarak illüstrasyonun kullanıldığı nitelikli kitaplardır. 2-5 yaş arası çocuğun ilk algısı görsel olduğu için, bu dönemde gösterilen kitaplarda öğretilecek bilgiler illüstrasyon açısından güçlü, anlaşılır ve gerçeğe dayalı olmalıdır. Kitaplar çocuklara içinde bulundukları dünyayı daha iyi anlamaları konusunda yardımcı olur. Bu sebeple okul öncesi çocuk kitaplarındaki illüstrasyonlar ve metin çelişmemeli, çocuğun ilgisini çekecek şekillerde çizilmeli ve renklendirilmelidir.

Grafik tasarımıKitaplarOkul öncesi dönem+6
Buse Özek
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde okula gitme zorluğu yaşayan çocukların annelerinin sürekli kaygı düzeyleri ile bağlanma biçimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; okul öncesi dönemde çeşitli nedenlerden dolayı okula gitme zorluğu yaşayan çocukların annelerinin sürekli kaygı düzeyleri ile bağlanma biçimleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemini; 2013-2014 eğitim öğretim yılında İstanbul ilinde bulunan 5 farklı anaokuluna devam eden, öğrenime başlama dönemi olan Eylül ayından itibaren en az 1 ay okula gelmiş olup; anneden ayrılma güçlüğü yaşama, sınıfa girmek istememe, sınıfa girse bile sürekli ağlama sorunlarını yaşayan, 2-6 yaş aralığında bulunan çocuklar gözlemlenip anneleri ile çalışma yapılmıştır. Araştırma için gerekli olan veriler nicel araştırma yöntemlerinden biri olan, '' görüşme tekniği '' ile toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak; ''Ebeveyn Kişisel Bilgi Formu '', '' Spielberger Sürekli Kaygı Envanteri '' ve '' İlişki Ölçekleri Anketi '' uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, okul öncesi dönemde okula gitme zorluğu yaşayan çocukların annelerinin sürekli kaygı düzeyleri ile güvensiz bağlanma stili ( korkulu, kayıtsız ve saplantılı bağlanma ) arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur.

AnnelerAyrılıkBağlanma+6
Ayça Can
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde çocuğu olan annelerin benlik saygısı ve akılcı olmayan inançları ile çocuğunu kabul – reddetme algıları arasındaki ilişki

Okul öncesi dönemde çocuğu olan annelerin benlik saygısı ve akılcı olmayan inançları ile çocuğunu kabul – reddetme algıları arasındaki ilişkinin incelendiği araştırmanın evrenini İstanbul ilinde yer alan devlet anaokullarında devam etmekte olan çocuklar anneleri teşkil etmektedir. Örneklem ise, evrende yer alan çocukların annelerinden çalışmaya katılmaya gönüllü olan 262 birey teşkil etmektedir. Katılımcı bireylerin kendilerine yöneltilen ölçek maddelerini cevaplayabilecek entellektüel düzeye sahip oldukları, yöneltilen maddelere samimi cevaplar verdikleri, örneklemin evreni temsil ettiği, ölçeklerin araştırmanın amacı doğrultusunda istenen kavramları ölçme 'de yeterli olduğu araştırmanın başlıca varsayımlarıdır. Yapılan regresyon analizinde Backward metodu ile yapılan regresyon analizi sonucunda "anne baba akılcı olmayan inançlar " alt boyutları anne çocuk ilişkisi üzerinde anlamlı bir etkiye sebep olduğu tespit edilmiştir. Yapılan regresyon analizi sonucunda beklentiler alt boyutunun çocuk ilişkisi üzerinde pozitif yönlü 0,569 düzeyinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Mükemmeliyetçilik alt boyutunda bir birimlik artış anne çocuk ilişkisi düzeyinde 0,148'luk bir azalışa neden olmaktadır. Anne çocuk ilişkisi düzeylerinde meydana gelen değişimin %25,6'sı anne baba akılcı olmayan inançları alt boyutları tarafından açıklanmaktadır Ayrıca mükemmeliyetçilik alt boyutu ile anne çocuk ilişkisi genel düzeyi sıcak olmayan alt boyutu, saldırganlık alt boyutu , ihmal boyutu ve farklılaşmamış alt boyutu arasında anlamlı bir ilişki tespit edilemedi. Yapılan analiz sonucunda Rosenberg Benlik Saygısı düzeyi ile Ana baba akılcı olmayan inançları genel düzeyi, beklentiler alt boyutu ve mükemmeliyetçilik alt boyutu negatif yönlü anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Rosenber Benlik saygısı düzeyi artarken, Anne baba akılcı olmayan inançları genel düzeyi, beklentiler alt boyutu ve mükemelliyetçilik alt boyutu azalmaktadır. Anahtar Kelimeler: Benlik saygısı, Akıl dışı inançlar, Kabul- red algısı

Aile kabul-red kuramıAkılcı olmayan inançlarAnneler+6
Begüm Nakıboğlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergenlerde internet bağımlılığının, okul öncesi dönem internet kullanımı, anne baba tutumları ve kişilik özellikleri açısından incelenmesi

Bu araştırma ergenlerde internet bağımlılığının; okul öncesi dönem internet kullanımı, anne baba tutumları ve kişilik özellikleri açısından incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada ilk önce araştırmanın amacına uygun olarak belirlenen; çocuğun kullandığı ilk teknolojik aracın türü, interneti ilk kullanma yaşı, interneti ilk kullandığı yaştaki interneti kullanım süresi, okulöncesi eğitim alma durumu, hafta içi ve hafta sonu günlerinde interneti kullanma süresi değişkenleri üzerinden bulguların farklılaşıp farklılaşmadığına bakılmıştır. Daha sonra, anne baba tutumları değişkeni ile internet bağımlılığı değişkeni arasındaki ilişkide kişilik değişkeninin aracılık rolünü belirlemek amacıyla bir model ortaya konmuş ve bu model Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) ile test edilmiş ve test edilen model veri tarafından desteklenmiştir. Bu araştırmada; İstanbul'da lise düzeyinde eğitimlerine devam eden 14-18 yaş aralığındaki 333 genç ve ebeveynleri örneklemi oluşturmuşlardır. Bunun için ergenlere; "Öğrenci Bilgi Formu", "İnternet Bağımlılık Ölçeği", "Beş Faktör Kişilik Ölçeği (BFKÖ)" ve "Leuven Algılanan Ana Babalık Ölçeği (LAABÖ) Ergen Sürümü", ebeveynlerine de, "Aile Bilgi Formu" ve "LAABÖ Anne Baba Sürümü" uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda; çocuğun kullanabildiği ilk teknolojik aracın türü, interneti ilk kullanma yaşındaki interneti kullanma süresi ve okulöncesi eğitim alma durumu değişkenlerine göre; anne babalık tutumları, kişilik özellikleri ve internet bağımlılığı puanları arasında, tüm gruplar arasındaki farkın anlamlı olmadığı ortaya çıkmıştır. Çocuğun interneti ilk kullanabilme yaşı değişkenine göre, LAABÖ ana baba sürümünde ve ergenler için baba sürümünde gruplar arasındaki farkın anlamlı olmadığı, ergenler için anne sürümünde ise gruplar arasındaki farkın anlamlı olduğu, interneti ilk 3-6 yaş aralığında kullananların ortalamaları, 11-14 yaş aralığında olanların ortalamalarına göre anlamlı derecede yüksek, 7-10 yaş aralığında olan çocukların ortalamaları ile diğer grupların ortalamaları arasında ise anlamlı bir farklılık bulunmadığı görülmüştür. Çocuğun interneti ilk kullanabilme yaşına göre beş faktör kişilik ölçeği ve internet bağımlılığı ölçeğinde de gruplar arasındaki farkın anlamlı olmadığı bulunmuştur. Çocuğun hafta içi ile hafta sonu ve tatillerde interneti kullanma süresi değişkenine göre LAABÖ ergenler için anne sürümü, ergenler için baba sürümü ve anne baba sürümünde ve kişilik ölçeğinde gruplar arasındaki farkın anlamlı olmadığı bulunmuştur. Hafta içi interneti kullanma süresine göre internet bağımlılık ölçeğinde ise gruplar arasındaki farkın anlamlı olduğu, 0-2 saat ve 2-4 saat kullananların ortalamaları, 6 ve üzeri saat kullananların ortalamalarına göre anlamlı derecede düşük, hiç kullanmayanların ve 4-6 saat kullananların ortalamaları ile diğer grupların ortalamaları arasında da anlamlı farklılık olmadığı bulunmuştur. Hafta sonu ve tatillerde interneti kullanma süresine göre internet bağımlılık ölçeğinde gruplar arasındaki farkın anlamlı olduğu ve farklılığın; hiç kullanmayanların ortalamalarının, 6 ve üzeri saat kullananların ortalamalarına göre anlamlı derecede düşük, 0-2 saat kullananların ortalamalarının, 4-6 saat ile 6 ve üzeri saat kullananların ortalamalarına göre ve 2-4 saat kullananların ortalamalarının, 6 ve üzeri saat kullananların ortalamalarına göre anlamlı derecede düşük olduğu ortaya çıkmıştır. Anne babalık tutumlarının, internet bağımlılığı üzerindeki etkisinin, kişilik özellikleri değişkeni tarafından sağlanıp sağlanmadığını ölçmek amacıyla kurulan modelde de kişilik özellikleri değişkeninin tam aracı olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Bağımlılık, Bilgisayar Bağımlılığı, İnternet Bağımlılığı, Anne Baba Tutumları, Kişilik

Ana-baba tutumuBağımlılıkErgenlik+7
Özlem Özden Tunca
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 2000-2021 yılları arasında 3-6 yaş grubu çocuklar için basılan çocuk kitaplarındaki illüstrasyonların analizi

İllüstrasyon; iletilmek istenen bir mesajı, anlatılmak istenen konu, olay ya da durumu betimleyerek açıklama amacıyla yapılan resimlemelerdir. İllüstrasyonlar, anlatılmak isteneni kolayca algılamaya ve kavramaya fayda sağlayan insanların yaşamlarında kolaylık sunan kültürlerarası ortak bir dili oluşturan önemli ögelerdir. Gündelik yaşamın içerisinde her alanda illüstrasyonlara denk gelinmesi mümkündür. Bu alanlardan birisi de çocuk kitaplarıdır. Çocuk kitaplarındaki illüstrasyonlarda, çocuklar için yol gösterici temel unsurlardır. Özellikle 3-6 yaş grubu gibi henüz okuma-yazma bilmeyen çocuklar için de illüstrasyonlar oldukça fayda sağlamaktadır. Çalışmanın amacı 3-6 yaş grubu çocuk kitapları ile ilgili olarak; içeriğinin nasıl olması gerektiği, kitap seçimi yapılırken nelere dikkat edilmesi gerektiği, illüstrasyonlarının nasıl olması gerektiği ve bu kitaplardaki illüstrasyonların, hedef kitlenin yaşına uygun bir biçimde yapılıp yapılmadığı sorularına cevap bulmaktır. Çalışmanın kapsamında öncelikle literatür taraması yapılarak illüstrasyonları analiz edilecek olan kitaplar belirlenmiştir. Bu araştırma için, 3-6 yaş grubu çocuk kitapları ile ilgilenen kişilerin görüşlerinden de yararlanma amacıyla bu yaş grubu çocuk sahibi olan ebeveynler, anaokulu öğretmenleri, illüstratörler ve pedagoglar ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Yapılan araştırmalar ve derinlemesine görüşmeler sonucunda belirlenmiş olan 3-6 yaş grubu çocuk kitaplarındaki illüstrasyonlar analiz edilerek sonuç oluşturulmuştur.

Grafik sanatlarGrafik tasarımıKitaplar+5
Sena Durdağı
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00

Related subjects