President

70 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde retoriksel stratejiler

Bu çalışma, 10 Ağustos 2014 tarihinde ilk kez halkoylaması ile yapılan Cumhurbaşkanlığı Seçimindeki adaylar, Ekmeleddin İhsanoğlu, Recep Tayyip Erdoğan ve Selhattin Demirtaş'ın seçim kampanyalarında kullandıkları retoriksel stratejilerin irdelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, retorik teorisi içinde 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren gelişmeye başlayan ve yeni/çağdaş retorik olarak adlandırılan retoriksel yaklaşımların kuramsal bakış açısıyla 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi retoriksel bir durum olarak ele alınmış ve katılımcı eleştirel retoriğin yöntemsel perspektifi benimsenmiştir. Araştırmada adayların ürettikleri retoriğin bağlamı olarak seçim kampanyaları incelenmiş, katılımcı eleştirel retoriğin yöntemsel perspektifiyle, adayların katıldıkları Diyarbakır, İstanbul ve İzmir mitingleri/toplantılarında katılımlı gözlemle veri toplanmış, adayların seçim kampanyalarının hazırlığında ve işleyişinde çalışanlarla görüşmeler yapılmıştır. Bu verilerle birlikte kampanya sürecinde adayların yaptıkları seçim bildirgesi tanıtım toplantıları, miting/toplantı konuşmaları ve TRT propaganda konuşmalarında kullandıkları retoriksel stratejiler analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, İhsanoğlu'nun başvurduğu başlıca retoriksel stratejilerin uzlaşmacılık, akademik ve uluslararası diplomatik deneyimler ve sakin, rasyonel kişilik üzerinde temellenirken; Erdoğan'ın retoriksel stratejilerinin hizmet siyaseti, milli iradestatüko karşıtlığı ve cesur, meydan okuyucu bir kişilik üzerinde inşa edildiği; Demirtaş'ın retoriksel stratejilerinin ise radikal demokrasi ilkelerine dayalı bir halklar arası eşdeğerlik ilişkisi üretmeye dönük olarak kurgulandığı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, adayların başvurduğu retorik stratejilerin dahil oldukları siyasal hareketlerin konjonktürel konumlanışlarını, kırılmalarını ve dönüşümlerini betimlediği ifade edilmiştir. Anahtar kelimeler: Retorik, katılımcı eleştirel retorik, cumhurbaşkanlığı seçimleri, seçim kampanyaları.

CumhurbaşkanıRetorikSeçim kampanyaları+2
Çiğdem Yasemin Ünlü
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin Türk demokratikleşme sürecine etkisi

1923 yılında Cumhuriyetin ilanı ile birlikte Cumhurbaşkanlığı makamı Türk siyasi hayatında önemli bir yer tutmuştur. Asıl olarak Türk devlet geleneğinde de devlet başkanlığına verilen önemin yeri ayrıdır. 1921 Anayasası ile kısa bir süre uygulanan Meclis Hükümeti Sistemi ve 1924 Anayasası ile kabul edilen güçler birliği ilkesi istisna tutulursa Türkiye tam anlamıyla Parlamenter Hükümet Sistemini 1961 Anayasası'nda kabul etmiş ve o dönemden bu yana Parlamenter Hükümet Sistemi ile yönetilen bir ülke olmuştur. Cumhurbaşkanı genel olarak parlamenter sistemlerde uygulanan yöntemle, parlamento tarafından seçilmekteydi. Ancak 2007 yılında 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in görev süresinin dolması ile birlikte 11. Cumhurbaşkanı seçiminde yaşanan kriz Türkiye için yeni bir süreci başlatmıştır. 11. Cumhurbaşkanı seçiminde yaşanan Cumhurbaşkanı seçim krizi anayasal değişikliği beraberinde getirmiştir. Cumhurbaşkanı seçimi birinci turunda toplantı yeter sayısı olarak 367 oy sağlanamayınca erken seçim kararı alınmış ve aynı zamanda Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesi yönünde anayasa değişikliğine gidilmiştir. 21 Ekim Referandumu ile de Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesine ilişkin anayasa değişiklik paketi kabul edilmiştir. Yaşanan bu süreçle birlikte Türkiye'de yürütme erkinin başı olan Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesi ilkesi ilk kez kabul edilmiştir. Bu tezde, yapılan bu anayasal değişikliğin ülkemiz açısından getireceği sonuçlar değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme yapılırken iki farklı açıdan durum ele alınmıştır. Bunlardan biri Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesinin demokrasi üzerinde yapacağı etki diğeri ise hükümet sistemi açısından yapacağı etkidir.

CumhurbaşkanıDemokrasiDemokratikleşme+2
Tuğba Yolcu
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Cumhurbaşkanı'nın güvenlik politikalarındaki rolü

Bu çalışmada, Türkiye'de Cumhurbaşkanı'nın güvenlik politikalarındaki rolü incelenmiştir. Dünyada yaşanmakta olan terör gibi güvenlik problemleri, devletlerin uygulamakta olduğu güvenlik politikalarının önemini artırmış bulunmaktadır. Bu nedenle bu politikaların gerek oluşturulması gerekse uygulanması noktasında etkili olan aktörler oldukça önemlidir. Ülkelerin uygulamış oldukları hükümet sistemleri de bu politikaları etkilemektedir. Hükümet sistemlerinde devlet başkanlarına ve Türkiye'de Cumhurbaşkanı'na güvenlik alanında verilen yetkiler onları bu politikaların oluşturulması ve uygulanması aşamalarında merkezi aktör konumunda bulundurmaktadır. Hükümet sistemlerindeki devlet başkanları ve Türkiye'deki Cumhurbaşkanı'nın bu rolünü ortaya koymak için başkanlık, yarı başkanlık, parlamenter hükümet sistemlerinden belirlenen ülke örnekleri ve Türkiye'de Cumhurbaşkanı'na güvenlik alanında verilen yetkiler incelenmiştir. Bu yetkiler incelenirken belirlenen ülke örneklerinde ve Türkiye'de anayasa, kanun vb. ilgili mevzuat esas alınmıştır. İncelenen yetkiler ülkelerdeki devlet başkanları ve Türkiye'de Cumhurbaşkanı'nın güvenlik politikalarında etkili bir rol oynadığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Güvenlik, Güvenlik Politikaları, Cumhurbaşkanı, Hükümet Sistemleri.

CumhurbaşkanıGüvenlikGüvenlik politikaları+3
Kübra Öztürk
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumsal iletişim kavramının katılımcı demokrasi anlayışına katkılarının Cumhurbaşkanlığı örneğinde incelenmesi: 2009 - 2013 dönemi

Bu araştırma, kurumsal iletişim gibi son dönemde önemi giderek artan bir kavramın, demokrasinin en modern ve ileri şekli olarak kabul edilen Katılımcı Demokrasi anlayışına yaptığı katkıları, Türkiye'nin kurumsal iletişimde gelişmiş devlet kurumu olan Cumhurbaşkanlığı örneğinde incelenmesi amacına yöneliktir. Daha önce benzer bir çalışmanın Cumhurbaşkanlığı Kurumu özelinde yapılmaması sebebiyle bu çalışma özgün bir değere sahiptir. Bu araştırmada, "Teknolojik gelişmeler çerçevesinde oluşturulan kurumsal iletişim çalışmalarının Cumhurbaşkanlığı kurumu özelinde katılımcı demokrasi anlayışına katkısı nedir?" sorusuna cevap aranmıştır. Katılımcı demokrasinin gereği olarak vatandaşların yönetime ne kadar katıldıkları, demokratik haklarının farkında olup olmadıkları, kamu kurumlarından memnun olup olmadıkları, devlet ile ilişkilerinin ne seviyede olduğu, devlet kurumlarına güvenip güvenmedikleri gibi sorular araştırma konusu yapılmıştır. Bu araştırmada, Cumhurbaşkanlığına başvuru yapan vatandaşların katılımcı demokrasi anlayışlarını derinlemesine anlamlandırmak ve katılımcıların bakış açısıyla katılımcı demokrasi anlayışını yorumlamak için nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni seçilmiştir. Araştırma için 2009-2013 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı Kurumsal iletişim Başkanlığı Halkla İlişkiler Müdürlüğüne şahsen, dilekçe ve e-posta yolu ile başvuru yapmış katılımcıların belirlenmesinde, olasılığa dayanmayan amaçlı örnekleme tekniklerinden ölçüt örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmanın verileri geliştirilen yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada, elde edilen veriler nitel veri analizi ile incelenmiş, içerik ve betimsel analiz yöntemiyle yorumlanmıştır. Bulgular, araştırmanın alt problemlerine göre katagorize edilerek yorumlanmıştır. Vatandaşların, "demokrasi" ve "katılımcı demokrasi" gibi temel kavramlar hakkındaki görüşleri Cumhurbaşkanlığı makamına başvurmayı bir demokratik hak olarak görüp görmedikleri, vatandaşların Cumhurbaşkanlığına müracaat etmesinde 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün şahsının ne ölçüde önemli bir etken olduğu, yönetimle ilişkilerindeki beklentileri, vatandaşla devlet arasında ki güven ilişkisi, Cumhurbaşkanlığı tarafından sunulan hizmetin kalitesi ve bilgi alma adına hangi iletişim araçlarından ve yöntemlerinden yararlanıldığı şeklinde yedi kategoriden oluşmuştur. Bu çalışmanın sonuçlarına göre; Vatandaşların görüşlerinin katılımcı demokrasi anlayışıyla örtüştüğü, Cumhurbaşkanlığı kurumuna demokratik hakları olduğu için başvurdukları, başvurularında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün kişiliğinin önemli bir rol oynadığı, Cumhurbaşkanlığı dışındaki diğer devlet kurumlarıyla ilişkileri hakkında olumsuz kanaat belirttikleri görülmüştür. Ayrıca, katılımcı demokrasi için önemli olan ''bilinç ve farkındalık'' olgularının katılımcılarda gayet gelişmiş olduğu, Cumhurbaşkanlığı kurumunun sunduğu hizmetlerin katılımcı demokrasinin gelişmesine önemli bir katkı sunduğu ve kurumsal iletişimde başarılı olduğu görülmüştür. Bununla birlikte, vatandaşların teknolojinin sunduğu yeni olanaklara uyum sağladığı, gelişen teknolojik imkânlar ile yönetime daha fazla katıldığı, üst yönetime kolaylıkla ulaşabilme ve sorgulayabilme imkânı buldukları görülmüştür. Bu kapsamda da ilgili kurumlara bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: kurumsal iletişim, katılımcı demokrasi, sosyal medya, demokratikleşme, demokratik hak, halkla ilişkiler

CumhurbaşkanıDemokratikleşmeGül, Abdullah+4
Ömer Erfidan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bir siyasal iletişim aracı olarak politik mizahta karikatürün kullanılması: 2014 Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Salih Memecan tarafından çizilen siyasi karikatürlerin analizi

Siyaset mekanizması kendini ifade edebildiği, hedef kitlesini ikna edebildiği ve onlar üzerinde meşruiyetini kazandığı ve devam ettirebildiği sürece varlığını sürdürebilmektedir. Tüm bunları da siyasal iletişim yöntem, teknik ve araçlarıyla gerçekleştirebilmektedir. Bu yöntem, teknik ve araçlardan biri olarak değerlendirebileceğimiz politik mizahın bir türü olan karikatür de genel olarak iktidara karşı bir muhalefet ve eleştiri aracı olarak kullanılsa da zaman zaman iktidarın kendi hegemonyasını devam ettirebilme, muhalefeti itibarsızlaştırma ve yapılan icraatlara destek bulma amacıyla da kullanıldığı görülmektedir. Bu çalışmamızda 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Salih Memecan tarafından Sabah Gazetesi Bizimcity köşesinde çizilen karikatürlerin analizi yapılmaya çalışılmıştır. Çalışmamızın birinci bölümünde; Siyaset ve İletişim kavramlarının ardından Temel İletişim modelleriyle ilgili genel bilgi verilmiştir. Siyasal İletişim kavramı açıklanarak kavramın tarihçesi, ülkemizdeki gelişimi, işlevleri ve güncel olarak uygulanan yöntem ve teknikleri hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde; politik mizah ve karikatür konuları detaylı olarak incelenmiştir. Mizah kavramından başlanarak mizahın tür ve çeşitleri açıklanmış ve politik mizah kavramı anlatılmıştır. Daha sonra karikatür kavramı, çeşitleri, dünyadaki ve ülkemizdeki tarihi gelişimi devreler halinde ele alınmıştır. Son olarak da karikatür bir iletişim biçimi olarak formüle edilmiş ve bu formüldeki aşamalar açıklanmıştır. Son bölüm olan üçüncü bölümde ise; ilgili bölümde yapılacak analizin amaç, kapsam ve yönteminin neler olduğu açıklanmış ve Salih Memecan'ın 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde çizdiği 23 karikatür konularına göre 3 kategoriye ayrılarak içerik analizi yöntemiyle yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Siyaset, Siyasal İletişim, Politik Mizah, Karikatür, Cumhurbaşkanlığı Seçimi.

CumhurbaşkanıKarikatürMizah+5
Sinan Sunar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde ortaya çıkabilecek olası sorunlar ve çözüm önerileri

Bu çalışmada, Türkiye'nin siyasi kültürü ve uygulamaları bağlamında Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi anlatılarak ortaya çıkabilecek sorunların incelenmesi ve bu sorunların çözümüne dair önerilerde bulunulması amaçlanmaktadır. Hızlı karar almanın yürütmenin güçlü olmasından geçtiği düşüncesiyle birçok ülke ABD'de başkanlık sisteminin uygulanmasıyla birlikte başkanlık sistemine geçmiştir. Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçerek güçlü yürütme ile birlikte istikrarsız hükümetler oluşmasını engellemek istemektedir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi anlatılırken dünya üzerinde uygulanan parlamenter sistem, başkanlık ve yarı-başkanlık sistemleri incelenerek bu sistemlerde ortaya çıkan sorunlar ışığında Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemindeki sorun çıkarabilecek alanlara dair önerilerde bulunulmuştur. Çalışmada, ülkelerin istikrarlı yönetimler ortaya çıkarabilmeleri için siyasi kültürlerine uygun hükümet sistemi yapmaları gerektiği anlatılmıştır. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi Türkiye için iyi bir sistemdir. Ancak sistemin düzenlenmesi ve uygulamasında ortaya çıkabilecek sorunlar giderilirse sistemin faydalı yönlerinden daha fazla istifade edilebilir. Bu çalışmada, hükümet sistemlerinin sorunsuz işleyebilmesi ve sorunlar karşısında çözüm üretebilmesi için şartlara göre revize edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Başkanlık Sistemi, Sorunlar, Çözüm Önerileri, Siyasi Kültür

Başkanlık sistemiCumhurbaşkanlığı hükümet sistemiCumhurbaşkanı+5
Yahya Yaman
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kanuni idare ilkesi bağlamında Cumhurbaşkanlığı kararnamesi

"Kanuni İdare İlkesi Bağlamında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi" başlıklı tez çalışmasında, Anayasa'ya yeni bir hukuki işlem türü olarak dahil edilen Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin anayasal kapsamı, hukuki niteliği ve normlar hiyerarşisindeki yeri öğretideki farklı görüşler çerçevesinde açıklanmıştır. 6771 sayılı Anayasa Değişikliği Kanunu, hükümet sistemi değişikliğinin ötesinde Anayasa'nın yürütme bölümünde radikal bir değişim ve dönüşüm gerçekleştirmiştir. Bu değişimin önemli sonuçlarından biri de kanunilik güvencesi kapsamında bulunan idari birimlerin teşkilatlanma yetkisinin Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin düzenleme alanına bırakılmış olmasıdır. Bu nedenle, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, kanuni idare ilkesinin unsurlarından olan "kanun" ve "idarenin kurulması" kavramları kapsamında incelenmiştir. Son olarak, yasama ve yürütme fonksiyonlarına ilişkin temel prensiplerin kanuni idare ilkesi ile kesiştiği zemin üzerinde Cumhurbaşkanlığı kararnamesine yönelik tespit ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.

CumhurbaşkanıKanun hükmünde kararnamelerKanunilik+4
Betül Merve Yılmaz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Western perception of the Turkish statesmen from 1923 to the present in the context of civilization and civilizations(Present-Prime Minister)

Civilization is not constant in a society and constantly advances and does not go back from the level. A society that does not conform to these elements is not a developed society. Measures taken to reach the level of civilization of the Ottoman Empire delayed the collapse. Moreover, thanks to these measures, the last of the Ottoman Empire, the first son of the Republic of Turkey has grown. Thus the founders of the Republic of Turkey, civilizations struggle, inherited from the Ottoman Empire. The presence of both enemy and civilization in the West forced Turkish statesmen (president and prime minister) to pursue policy in a fine line between heaven and hell. But they did not give up their struggle to reach the level of contemporary civilizations. 1923 to present contemporary civilizations extending reach the level of the struggle on behalf of Turkish Statesmen have won their way to western perception and continues to win. Keywords: Civilization, Modernization, Turkish Statesmen, Westernization, Western Perception.

Western civilizationWesternistWesternization+5
Semanur Kumcağaz
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

İslam hukukunda kamu yararı bağlamında devlet başkanına karşı ayaklanma

Araştırmada yüzyıllardır güncelliğini koruyan bir mesele olan "Devlet Başkanına Karşı Ayaklanma" meselesi; İslam hukukunun temel ilkeleri bağlamında incelenecektir. Araştırmanın giriş bölümünde araştırmanın konusu, önemi, amacı, sınırlılıkları ve yöntemine ilişkin bilgiler yer almaktadır. Birinci bölümde devlet başkanının hak ve sorumlulukları ve İslam'da yönetim teorisi ele alışmıştır. İkinci bölümde, zalim devlet başkanına karşı halkın sorumlulukları başlığı altında, zalim devlet başkanlarına karşı nasıl hareket edilmesi gerektiğiyle ilgili âlimlerin görüşleri değerlendirilmiş olup sivil gösterilerin hükmüne dair bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde ise devlet başkanına karşı ayaklanma konusu İslam hukuku bağlamında ele alınmıştır. İslam Târihi'nde görülen en önemli ayaklanma örnekleri ve âlimlerin bunlara dâir görüşleri ışığında günümüzün önemli ayaklanmalarından birine dönüşmüş olan Suriye örneği özelinde devlet başkanına karşı ayaklanmanın dini hükmü üzerinde durulmuştur.

Devlet başkanıKamu yararıSuriye+3
Omar Alosman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlarının Kastamonu gezileri

Araştırmanın konusu; Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanlarının Kastamonu gezileridir. Bu çalışmada cumhurbaşkanlarının niçin Kastamonu'ya geldikleri, gezi ile ilgili bilgiler ve o günler hakkında siyasî, sosyal, kültürel, eğitim ve ekonomik durum hakkında bilgiler yer almaktadır. Bu çalışma söz konusu dönemlerde yaşanan olayları anlatması, geçmişe ışık tutması, Kastamonu tarihini aydınlatması ve Kastamonu'nun yakın geleceğine yönelik sosyal ve ekonomik planların yapılmasına katkı sağlaması açısından önemlidir. Kastamonu'yu cumhurbaşkanlarından Mustafa Kemal Paşa, İsmet İnönü, Celal Bayar, Cevdet Sunay, Kenan Evren ve Abdullah Gül ziyaret etmiştir. Cumhurbaşkanları ziyaretleri sırasında şehir merkezi ve ilçelerde incelemelerde bulunarak halkın sorunlarını dinlemiştir. Yapılan bu çalışma, 1923 ve 2015 yılları arasındaki cumhurbaşkanlarının Kastamonu gezilerinin toplu olarak görülmesini sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Kastamonu, Gazi Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Celal Bayar, Cevdet Sunay, Kenan Evren, Abdullah Gül.

Atatürk, Mustafa KemalBayar, CelalCumhurbaşkanı+6
Emine Pür
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türk hukukunda Cumhurbaşkanı kararları

2017 Anayasa değişikliklerine uyum sağlanması amacıyla çıkarılan 700 ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerle kanunlarda yer alan "Bakanlar Kurulu" şeklindeki ifadeler "Cumhurbaşkanı" olarak değiştirilmiştir. Bu değişimin neticesinde Türk Hukukunda Bakanlar Kurulu kararları olarak bilinen idari işlemlerin yerini yeni bir idari işlem tipi olan Cumhurbaşkanı kararları almıştır. Cumhurbaşkanı kararları Türk Hukukunda yeni bir idari işlem tipi olması nedeniyle birçok belirsizliği beraberinde getirmiştir. Bu belirsizlikler Cumhurbaşkanı kararlarının hukuki rejiminin anlaşılmasını engellemektedir. Diğer taraftan Cumhurbaşkanı kararlarının Anayasa'da düzenlenmemiş olması, ilgili Danıştay kararlarının konu hakkında sistematik bir içtihat oluşturmaması ve doktrindeki yazarların konuyu kapsamlı bir şekilde ele almamış olması Cumhurbaşkanı kararlarına ilişkin temel öncüllerin belirlenmesini zorlaştırmaktadır. "Türk Hukukunda Cumhurbaşkanı Kararları" adlı çalışmamız Cumhurbaşkanı kararlarına ilişkin bu belirsizlikleri açıklığa kavuşturmayı hedeflemektedir. Bu hedef kapsamında, çalışmamızda Cumhurbaşkanı kararları öncelikle farklı yönlerden tasnif edilerek konuya ilişkin genel çerçeve oluşturulmak istenmiştir. Bu çerçeve oluşturulduktan sonra Cumhurbaşkanı kararları maddi içerik yönünden incelenmiştir. Maddi içerik yönünden yapılan incelemede Cumhurbaşkanı kararlarının yetki, şekil, konu, sebep ve amaç unsurları irdelenmiştir. Cumhurbaşkanı kararlarının unsurları incelenirken konuyu somutlaştırmak adına ilgili mevzuat hükümlerine ve mahkeme kararlarına yer verilmiştir. Aynı zamanda Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanı kararları örneklerine de yer verilerek çalışmada ulaşılan sonuçlar desteklenmiştir. Ayrıca çalışmamızda düzenleyici nitelikteki Cumhurbaşkanı kararlarının normlar hiyerarşisindeki konumu saptanmıştır. Ardından ise düzenleyici nitelikteki Cumhurbaşkanı kararları Cumhurbaşkanının diğer düzenleyici işlemleriyle mukayese edilmiştir.

Cumhurbaşkanlığı kararnamesiCumhurbaşkanıKanun hükmünde kararnameler+5
Muhammed Hakan Özata
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhurbaşkanlığı Politika Kurullarının kamu politikası sürecine etkileri hakkında karşılaştırmalı bir analiz

Türkiye'de uzun süren hükümet sistemi tartışmaları neticesinde 16 Nisan 2017'de yapılan halkoylaması ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kabul edilmiştir. 24 Haziran 2018'de yapılan seçimlerden sonra da yeni sistem fiilen uygulanmaya başlamıştır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, üniter devlet yapılanmasını esas alan, yürütmenin tek başlı olduğu ve yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanının halk tarafından seçildiği bir sistemdir. Bu sistemde Cumhurbaşkanı, kamu politikası sürecinde baş aktör konumundadır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmesiyle devlet yönetiminin merkez teşkilatında önemli değişiklikler gerçekleşmiştir. Yapılan düzenlemelerle Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı; Cumhurbaşkanlığı Makamı, İdari İşler Başkanlığı, Cumhurbaşkanı Yardımcıları, Bakanlıklar, Ofisler, Politika Kurulları ve Cumhurbaşkanlığına Bağlı Kurum ve Kuruluşlar şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi mevcut kamu politikası aktörlerinin rollerinde değişiklikler yaparken kamu politikası sürecine yeni aktörleri de dâhil etmiştir. Bu çalışmaya konu olan politika kurulları da Türkiye'deki yeni kamu politikası aktörleri arasındadır. Politika kurullarına kamu politikası sürecinde önemli görevler ve yetkiler verilmiştir. Bu çalışmada Politika Kurullarının kamu politikası sürecindeki etkileri incelenmiş ve ABD'deki Başkanın Yürütme Ofisi'ndeki kurullar ile karşılaştırmalı analizi yapılmıştır. Bu kapsamda Politika Kurullarının kendilerine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde daha etkin hale gelebilmeleri için tavsiye ve önerilerde bulunulmuştur.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiCumhurbaşkanıDevlet politikaları+3
Timur Üstün
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

2007 Anayasal değişiklikleri sonrası cumhurbaşkanının anayasal konumu

Bu çalışmada, 2007 Anayasal değişiklikleri sonrası özellikle Cumhurbaşkanının anayasal konumunun tespiti yanında, düzenleme sonrası ortaya çıkan eksiklikler ve uygulamada ortay çıkması muhtemel sorunlara değinilmiştir.1982 Anayasasının özellikle 101. ve 102. maddelerinde, 5678 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikler sonrası hükümet sisteminin, başkanlık, yarı-başkanlık ya da parlamenter hükümet sistemi mi olduğuna ilişkin değerlendirmeler karşılaştırmalı hukuk ışığında ortaya konmuştur.2007 anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanının anayasal konumunda önemli bir değişiklik olmuştur. Değişikliğin hükümet sisteminin uygulanmasında yeni kriz ve rejim tıkanıklıklarına zemin hazırladığı söylenebilecektir.Değişiklik ile Türkiye'ye getirilen sistem ne tam anlamıyla parlamenter hükümet sistemi ne de yarı-başkanlık hükümet sistemidir.Anahtar Kelimeler:1.2007 Anayasa Değişikliği,2.Cumhurbaşkanı Seçimi,3.Hükümet Sistemleri,4.Güçler Ayrılığı,5.Cumhurbaşkanının Anayasal Konumu,6.Yarı-Başkanlık Sistemi

AnayasaAnayasa değişiklikleriCumhurbaşkanı
Taner Yıldız
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Seçim kampanyalarında kullanılan sosyal medya stratejileri: 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimleri örneği

Yeni iletişim teknolojilerindeki gelişmelerin en fazla etkilediği alanlardan biri olarak siyasal iletişimde, çeşitli dönüşümler yaşanmıştır. Siyasal iletişim alanında yeni iletişim teknolojilerinin kullanılmasıyla birlikte seçim kampanyaları farklı bir boyut kazanmıştır. Siyasi partiler ve liderler geleneksel medyanın çeşitli dezavantajlarıyla birlikte yüksek maliyet gerektiren yapısından kaynaklı olarak yeni iletişim teknolojilerinin avantajlarından faydalanma yoluna gitmişlerdir. Bu bağlamda sosyal medyanın eşzamanlı ve interaktif olmasının yanında yüksek maliyet gerektirmeyen yapısı siyasetçilerin bu alana yoğunlaşmasını sağlamıştır. Kısa zaman diliminde büyük kitlelere ulaşmayı mümkün kılan bu platform aynı zamanda karşılıklı iletişim imkanı da sağlamaktadır. Siyasal iletişimde geleneksel medyanın hedef kitleyi pasif bırakan yapısı sosyal medyanın interaktiflik özelliğiyle ortadan kalkmıştır. Siyasetçiler halka sosyal medya üzerinden çeşitli iletiler sunarken aynı anda geri dönüt alma şansına sahip olmuşlardır. Sosyal medyanın yüksek kullanıcı tabanlı olması ve insanları etkileme konusunda en önemli alanların başında gelmesi, seçim dönemlerinde siyasetçilerin bu araçlar üzerinden stratejik mesajlar yoluyla halkı ikna etme çalışmaları sürdürmelerine neden olmuştur. Seçim dönemlerinde yapılan seçim kampanyaları ve partilerin uyguladıkları seçim stratejileri seçim mücadelesinin bir parçası durumundadır. Partilerin uyguladıkları seçim kampanyalarının günümüz iletişim çağında sosyal medya araçlarından yararlanılmadan uygulanması olanaksızdır. Sosyal medya, siyasi partilerin ve siyasi liderlerin kendilerini ifade ettikleri, birbirleriyle etkileşime geçtikleri, seçmeni ikna etmeye çalıştıkları, kısacası siyasal iletişimin stratejik olarak sürdürüldüğü bir alan olmuştur. Bu tez çalışmasında 24 Haziran 2018'de gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adayların seçim kampanyalarını sosyal medya araçlarından biri olan Twitter üzerinden ne şekilde sürdürdükleri, hangi stratejik mesaj içeriklerini hangi amaçlarla kullandıkları araştırılmıştır. Adayların kampanya dönemlerinde üstünde durdukları konular ve stratejilerinde genel olarak benzerlik olduğu görülmüştür. Aynı zamanda Cumhurbaşkanı adaylarının halkı ikna etme teknikleri

CumhurbaşkanıKampanyaSeçim kampanyaları+3
Gülçiçek Tarkoçin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

2007 Cumhurbaşkanlığı seçimleri bağlamında Türkiye'de rejim tartışmalarının basında ideolojik inşası

2007 Cumhurbaşkanlığı seçimleri söylemde egemenlik mücadelesine sahne olmuştur. AK Parti adayı Abdullah Gül'ü Türkiye'nin 11. Cumhurbaşkanı olarak seçilmesi Ulusalcılar tarafından ?son kalenin fethi? ve laik cumhuriyeti bir Ilımlı İslam devletine dönüştürme olarak algılanmıştır. Buna karşılık muhafazakâr demokratlar bu görevlendirmeyi milli iradenin tecellisi olarak görmüş ve AK Parti'nin zaferini devletle milletin barışması olarak kutlamışlardır.Bu tez, gücün ideolojisini yansıtan metinlerde egemen söylemi analiz etmiştir. Cumhuriyet, Milliyet ve Zaman gazetelerinin internet sitelerinden derlenen haber ve köşe yazılarında açık edilen ya da gizlenen ideolojiyi eleştirel söylem çözümlemesi kullanılarak yorumlamaya çalışmıştır. Gazetelerin ideolojik üretimi ve karşıtlıkları kurması, süreçte öne çıkan gelişmeler ve kavramlarla şekillenen temalarda çözümlenmiştir.Tez, medya söyleminin toplumdaki güç ve egemenlik ilişkilerini doğrulayıp, meşrulaştırıp yeniden ürettiği sonucuna varmıştır. Söylem bu ideolojik görevi, cumhuriyetçilik karşısında demokrasi, laiklik karşısında din, rejim tehdidi karşısında darbe tehdidi gibi kavramları kullanıp karşıtını (onları) tanımlayarak grup kimliğini (bizi) inşa etmek suretiyle gerçekleştirmiş ve toplumdaki kutuplaşmaları yeniden üretmiştir.

Adalet ve Kalkınma PartisiBasınCumhurbaşkanı+7
Hafize Nurgül Durmuş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Süleyman Sami Demirel'in hayatı ve siyasi faaliyetleri

?Süleyman Sami Demirel'in Hayatı ve Siyasi Faaliyetleri?, adlı çalışmamızın amacı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, Dokuzuncu Cumhurbaşkanı olarak seçilen Süleyman Sami Demirel'in; Adalet Partisi, Doğru Yol Partisi ve Cumhurbaşkanlığı dönemi siyasi faaliyetlerini ortaya koymaktır. Bu noktada çalışmamız, Süleyman Sami Demirel'in 1924 yılında doğumundan, 2000 yılı Cumhurbaşkanlığı süresi bitimine kadar geçen süreç içerisinde hayatını ve faaliyetlerini açıkladıktan sonra, onun hayatını ana nokta kabul ederek, onu devrin önemli siyasi aktörlerinden biri haline getiren süreci aydınlatmayı amaçlamıştır.Cumhuriyet Tarihi'nin önemli şahsiyetlerden biri olan, 40 yıllık siyasi yaşamı ve 50 yıllık devlet deneyimi ile Türk siyasal ve toplumsal hayatında önemli bir rol oynayan Süleyman Sami Demirel'in hayatı ve faaliyetlerinin daha önce planlı bir çalışmayla aydınlatılmadığı gerçeğinden hareketle oluşturulan çalışmamız, bu eksiği gidermeyi amaçlamıştır. Bu amaç ve kapsamı içeren tezimiz; Türk Tarih Kurumu, Milli Kütüphane, TBMM, Bilkent Üniversitesi, Başkent Üniversitesi Kütüphanelerinden faydalanarak elde edilen belge, resmî yayın, hatıralar, makale ve telif-tetkik eserlerin değerlendirilmesi sonucunda hazırlanmıştır.Bu çalışma ile varılan sonuca göre Demirel; 30 yaşında Genel Müdür, 40 yaşında önce Parti Genel Başkanı, sonra Başbakan olmuş; 12 seneye yakın Başbakanlık görevinde bulunmuştur. Türkiye'nin en genç Genel Müdürü, en genç Başbakanı ve İsmet İnönü'den sonra en uzun Başbakanlık yapmış devlet adamıdır. Altı dönem Isparta Milletvekilliği yapmış, yedi sene siyasi yasaklı kalmış, altı defa Hükümet'ten gitmiş, yedi defa Hükümet kurmuştur. 1962 yılından 2000 yılına kadar, 38 yıl aktif siyaset içinde olmuş ve Türkiye'nin Dokuzuncu Cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir.Anahtar Sözcükler:1.Siyasi Parti2.Askeri Darbe3.Türkiye Büyük Millet Meclisi4.Koalisyon Hükümeti5.Cumhurbaşkanı

BiyografiCumhurbaşkanıDemirel, Süleyman+3
Derya Şimşek
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

1982 Anayasasına göre cumhurbaşkanının seçimi ve görevleri

Çalışmanın amacı; 1982 Anayasasında Cumhurbaşkanının seçimi ile ilgili düzenlemelerin değerlendirilmesidir. Bu konuyla ilgili olarak 2007 Anayasa değişikliğinin getirdiği yenilikler eski haliyle kıyaslanmış ve değişikliklerin beraberinde getirdiği tartışmalara yer verilmiştir. Bu bağlamda; Onbirinci Cumhurbaşkanı seçimi ile başlayan ve Türkiye'nin siyasal düzeninde önemli değişikliklerin yaşanmasıyla sonuçlanan süreç ve bu süreç sonrası yaşananlar; Anayasa Mahkemesinin verdiği ?367 Kararı? öncelikli olarak incelenmiştir. Ayrıca yasama, yürütme ve yargı organları arasında yaşanan gerginliklerin hukuksal boyutu ile Anayasa Hukukçularının üzerinde fikir birliğine varamadıkları noktalara, halk oylamasıyla yapılan 2007 Anayasa değişikliğinin getirdiği sistem tartışmalarına, son olarakta Cumhurbaşkanın görev ve yetkileri ile sorumluluğuna değinilmiştir.

Anayasa 1982AnayasaCumhurbaşkanı+1
Gamze Özen İrez
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Gazâli'de siyaset düşüncesi

Gazali İslam düşünce tarihinde en çok tartışılan ve üzerinde en çok çalışma yapılan şahsiyetlerin başında gelir. Bir şahıs üzerinde çalışırken, onun yaşadığı devirdeki siyasi arka plan görmezden gelinemez. Oldukça karışık ve buhranlı bir coğrafyada yaşayan Gazali, yaşadığı dönemin siyasi gelişmelerinden etkilenmiştir. Zamanının siyasi gelişmelerinden etkilenen Gazali'nin devlet başkanlığı konusundaki görüşlerini teorik ve pratik açıdan ele almaya çalıştık.Çalışmanın giriş bölümünde Gazali'nin siyasi arka planını ele alarak, onun siyasetle ilgili eserlerini incelemeye çalıştık. Birinci bölümde Gazali'nin siyaset düşüncesi doğrultusunda, devlet başkanlığı meselesine teorik bakışını vermeye çalıştık. İkinci bölümde ise, onun devlet başkanlığına dair pratik görüşlerini ele aldık, sonuç bölümünde kısa bir değerlendirme yaparak çalışmamızı tamamladık.

Devlet başkanıDinGazzali+1
Kenan Şeker
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhurbaşkanının siyasi partisiyle ilişkisi çerçevesinde Türkiye'deki yeni anayasal sistem

Yürürlüğe girdiği andan itibaren tartışmaların odağında yer alan 1982 Anayasasının her dönemde değiştirilmeye çalışılan otoriter yönü, 2017 Anayasa değişikliğiyle daha da derinleştirilmiştir. Türkiye'de uzun yıllar gündemden düşmeyen başkanlık rejimine geçiş tartışmalarıysa, köklü bir yönetim biçimi değişikliğini öngören 2017 Anayasa değişikliğiyle farklı bir boyuta evirilmiştir. Akademisyenler ve siyasetçilerin yönetim biçimi değişikliği konusundaki tartışmalarına bakıldığında genel hatlarıyla sorunun; federal-üniter devlet yapısı, erklerin anayasal düzlemdeki dizaynı çerçevesinde parlamenter ve başkanlık rejimlerinin avantajları ve dezavantajları yönünden araştırıldığı görülmektedir. Ancak ülkelerin kendilerine özgü siyasi parti yapısı ve parti sistemi, siyasal rejimin işleyişinde önemli bir rol oynadığı için konunun bu yönüyle de ele alınması gerekmektedir. Çalışmanın odak noktası ise, anayasal düzlemde geniş yetkiler verilen cumhurbaşkanının partisi ile ilişiğinin kesilmemesi nedeniyle anayasal pratikte bu yetkisini daha da arttırabilme ihtimalidir. Yeni anayasal sistemin 09.07.2018 tarihinde tamamıyla yürürlüğe girmesiyle de bu konu hakkında somut ipuçları elde edilebilmemiz mümkün olmuştur. Bu bağlamda hukuki ve siyasi boyutta inceleyeceğimiz, cumhurbaşkanının siyasi partisiyle ilişiği çerçevesinde yeni anayasal sistem, mukayeseli hukuktan da faydalanılarak nitelendirilmeye çalışılmıştır.

AnayasaCumhurbaşkanlığı hükümet sistemiCumhurbaşkanı+5
Sungur Alp Toptaş
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

1982 Anayasası çerçevesinde Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu

16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandumla kabul edilen Türk Anayasa değişiklikleri ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin önceki yönetim sistemi olan parlamenter sistem terk edilerek yeni bir yönetim sistemi benimsenmiştir. Türk tipi başkanlık sistemi olarak tanımlanan ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adıyla anılan bu yeni hükümet sisteminde yürütme kuvveti tümüyle cumhurbaşkanlığı makamına verilerek parlamenter sistem özellikleri taşıyan "düalist" nitelikteki yürütme organına, "monist" nitelik kazandırılmıştır. Yeni sistemle getirilen monist yapıdaki yürütme yetki ve görevi, Cumhurbaşkanının hukuki statüsünü tamamen değiştirmiş ve bu değişim Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerinde de önemli değişimlere sebep olmuş, sonuçta bu değişimlerin incelenmesi gerekliliği doğmuştur. İşte bu gereklilik bağlamında Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini kullanırken yararlanacağı sorumsuzluk sınırlarının, bu sınırlar dışındaki sorumluluk hallerinin ve sorumlu tutulma usullerinin belirlenebilmesi amacıyla çalışmamızın birinci bölümünde farklı hükümet sistemleri çerçevesinde devlet başkanlarının sorumsuzluğu hususu, ikinci bölümünde Türk Anayasal gelişmeleri çerçevesinde Cumhurbaşkanının siyasi, cezai ve hukuki sorumsuzluğu tüm yönleriyle incelenecektir. Son olarak çalışmamızın üçüncü bölümünde ise 1982 Anayasası'nda 2017 yılında yapılan Anayasa değişiklikleri çerçevesinde Cumhurbaşkanının siyasi, cezai ve hukuki sorumsuzluğu yürütmenin tüm unsurlarıyla birlikte analiz edilecektir. Anahtar kelimeler: Cumhurbaşkanı, siyasi sorumsuzluk, cezai sorumsuzluk, Cumhurbaşkanı yardımcıları.

Anayasa 1982CumhurbaşkanıSiyasi sorumluluk+2
Bahar Naz Alkan
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhurbaşkanının kanunları geri gönderme yetkisi

Kaynağını monarşilerde bulan, yasama organınca kabul edilen kanunları devlet başkanının geri gönderme yetkisi, esasen devlet başkanı ile parlamento arasındaki ilişkileri değil, devlet başkanının kurduğu hükümetle parlamento arasındaki ilişkileri konu alan parlamenter sistem açısından bir takım sakıncalar taşımaktadır. Anayasada cumhurbaşkanına kanunları geri gönderme yetkisi tanınmakla, meclisin belli konularda dikkatinin çekilmesi amaçlanmıştır. Cumhurbaşkanına geri gönderme yetkisi tanınmasındaki amaç; kanunların eksiksiz, hatasız ve Anayasaya uygun çıkması için Meclise, çıkardığı kanunu bir daha gözden geçirme olanağının tanınması, başka bir deyişle cumhurbaşkanının eksik veya hatalı gördüğü bir konuda yasama organını uyarmasıdır. Ancak bu yolla cumhurbaşkanı ile meclis arasında, münhasıran yasama organına ait olduğu anayasal güvence altındaki yasama yetkisine devlet başkanınca müdahale edildiği gerekçesiyle çatışma da doğabilir. Anılan gerekçelerle, cumhurbaşkanının kanunları geri gönderme yetkisinin kapsam ve sınırlarının açık ve net olarak tespiti Türk siyasal yaşamında cumhurbaşkanının konumunu belirlemede oldukça önemlidir.Devlet başkanının siyasal sistem içindeki konumunu belirleyen yetkilerinden biri de hiç kuşkusuz, kanunları bir daha görüşülmek üzere parlamentoya geri gönderme yetkisidir. Bu yetki mutlak veto yetkisi olmayıp, parlamenter rejimde yumuşak kuvvetler ayrılığı ilkesi gereği, yürütme ve yasama organlarına işbirliği imkânı veren bir yetkidir.Anılan gerekçeyle çalışmada ilk olarak, parlamenter sistemlerde cumhurbaşkanının konumu, anayasada tercih edilen hükümet sistemi çerçevesinde genel hatlarıyla incelenecektir. Türkiye'nin kendine özgü parlamenter sistemi çerçevesinde cumhurbaşkanının yasamaya ilişkin yetkilerinin sistem içinde sahip oldukları etki ve önem ortaya konarak konuya bütüncül bakış açısıyla yaklaşılması amaçlanmıştır. Ardından parlamenter hükümet sistemindeki anlamı, çıkarılan kanunların yeniden gözden geçirilmesi amacıyla meclisin dikkatinin çekilmesi olan kanunları geri gönderme yetkisi incelenecektir.

CumhurbaşkanıHukukParlamenter sistem+2
Müberra Algan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türk siyasal hayatında cumhurbaşkanı seçimleri

Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu 1923 yılından 2012 yılına kadar 19 kez cumhurbaşkanı seçimi yaşamış; bunların 18'inde cumhurbaşkanı parlamento tarafından seçilirken, 1980 yılında yapılan cumhurbaşkanı seçimi sonuçsuz kalmıştır. 1982 yılında ise Kenan Evren, 1982 Anayasasına konulan bir madde ile referandum sonucu cumhurbaşkanı olmuştur.Cumhuriyetin ilan edildiği gün yapılan ilk cumhurbaşkanı seçiminde 1921 Anayasası hükümleri geçerli olmuş, daha sonra kabul edilen 1924 Anayasası döneminde on, 1961 ve 1982 Anayasası dönemlerinde de dörder kez cumhurbaşkanı seçimi yapılmıştır. Seçimlerde Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü dörder kez, Celâl Bayar üç kez, diğer cumhurbaşkanları da birer kez bu göreve gelmişlerdir.Parlamenter sistemlerde cumhurbaşkanlarının yetki ve sorumlulukları kısıtlı olmasına rağmen Türkiye'deki devlet geleneği ve refleksler cumhurbaşkanlığı makamına bakışı derinden etkilemiş, Türkiye'deki cumhurbaşkanı seçimlerinde başta silahlı kuvvetler olmak üzere basın, yargı bürokrasisi, sermaye gibi diğer birçok dış etmen etkili olmuştur. Dolayısıyla Türkiye'de cumhurbaşkanı seçimlerinde süreç siyasal yaşamın tümünü kapsamaktadır: Uluslararası konjonktür ve dünya düzeniyle siyasal ve ekonomik gelişmelere değinmeden Türkiye'de cumhurbaşkanı seçimlerini anlamak mümkün değildir. Bu nedenle araştırmada iç ve dış gelişmelerin çerçevesinde Türk Cumhuriyeti'nin kısa siyasi tarihi de verilmiş, cumhurbaşkanı seçimlerinin yanı sıra siyasal yaşamda gerçekleşen milletvekili genel ve ara seçimleriyle yerel yönetim, senato seçimleri ve referandumlar da yer almıştır.Araştırma kapsamında anayasalarda cumhurbaşkanının seçimi, cumhurbaşkanında aranan nitelikler, cumhurbaşkanının görev süresi ve kaç kez seçileceği, cumhurbaşkanlığına aday olma usulü ve seçilebilmek için gereken oy miktarı gibi konular irdelenmiştir. Ayrıca cumhurbaşkanlarının yemin törenleri ve teşekkür konuşmaları da TBMM tutanaklarından alınmıştır.Anahtar Sözcükler:Cumhurbaşkanı Seçimleri, Türkiye Cumhuriyeti, Cumhurbaşkanlığı, Seçim, Türkiye'de Seçimler, Siyaset, Asker, Siyasal Partiler, Siyasal Hayat, Siyasal Kültür.

CumhurbaşkanıSeçimlerSiyasi gelişmeler+2
Mustafa Serhan Yücel
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Televizyon haberlerinde yönlendirme, Yugoslavya cumhurbaşkanlığı seçimleri

Gazetecilik halkı bilgilendirme işlevi ile ideal bir görevi yerine getirmektedir. Bu işlev aynı zamanda halkı yönlendirme gücünü de kendi içinde barındırır. Bu gücün doğru ve amacına uygun olarak kullanılması halkın yararına olur. Aynı zamanda temsilli demokrasinin daha iyi çalışmasına da katkıda bulunur. Fakat medyanın yönlendirme gücü olumsuz sonuçlar da doğurabilir. Çünkü medya ile siyasi iktidar ilişkileri karşılıklı bağımlılık gösterir. Siyasi iktidarlar ise medyayı denetleme eğilimindedir. Bizim yaptığımız çalışma bu karşılıklı bağımlılığı dikkate alarak medyanın yönlendirme gücünü ortaya çıkarmaya yöneliktir. Öncelikle siyasi iktidar ile medya arasındaki ilişkilerin seçim dönemlerinde yoğun olduğu varsayılmıştır. Bu yüzden seçim dönemi araştırmanın esas konusu olarak belirlenmiştir. Örnek olay ise Yugoslavya'daki Cumhurbaşkanlığı seçimi ele alınmıştır. Söz konusu seçimde medya ile iktidar ilişkileri ele alınarak, belirli güç odaklarının yönlendirme emelleri ortaya çıkarılmaya çalışılmaktadır. Araştırmada önce kuramsal bir çerçeve çizildikten sonra, Sırp medyası ele alınmıştır. Sırp lider Slobodan Milosevic'in yükselmesinde Sırp medyasının oynadığı rol oldukça önemlidir. Çünkü medya Sırp milliyetçiliğini körüklemek ve Milosevic'i eski Yugoslavya'nın diğer cumhuriyetleri karşısında desteklemek açısından yönlendirici bir işlev görmüştür. Bu yüzden Miloâevic'in iktadarı dönemindeki medya ile iktidar ilişkileri titizlikle incelenmiştir. Bu dönem içinde de seçimlere özel bir önem verilmiştir. On yıllık Milosevic iktidarı döneminde medyanın siyasi iktidar tarafından kullanımı, buna karşı çıkan gazetecilerin ve medya çalışanlarının ise cezalandırılması sistematik bir biçimde işlenmiştir. Bağımsız medyaya, iktidarın uyguladığı baskılar ve şiddet çeşitli örneklerle gösterilmiştir. Bu214 çerçevede Sırbistan'daki hukuki düzen, yasal düzenlemeler ve kamuoyu tepkileri de dikkate alınmıştır. Son olarak da somut verilere dayanan bir çalışma yapılmıştır. Böylece Milosevic'in medya üzerindeki baskıları ve rejim yanlısı medyanın iktidara yakınlığı sayısal olarak verilmiştir. Bu rakamlar hem tablo hem de grafiklerle gösterilmiştir. Bu çalışma medyanın iktidar tarafından yönlendirme aracı olarak kullanılmaya çalışıldığını somut bir örnekle göstermeye çalışmıştır. Ancak iktidarın söz konusu yönlendirme çabası medyanın, daha doğrusu gazeteciliğin üstlendiği halkı bilgilendirme idealini zedelememektedir. Bu yüzden de genel anlamda medya ne birinci ne de dördüncü bir güç olarak değil ama bir güç olarak varlığını sürdürecektir.

CumhurbaşkanıHaberlerManipülasyon+4
Esın Muzbeg
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Hükümet sistemlerinin analizi: Yeni bir Başkanlık modeli olarak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi

Siyasal yapının temelini oluşturan hükümet sistemleri, siyasal alanda en çok tartışılan konulardan birisi haline gelmiştir. Türkiye'nin de dahil olduğu dünyanın birçok ülkesinde istikrarı sağlamadığı düşünülen hükümet sistemleri, ülkeleri değişiklik yapmaya itmiştir. Ülkemizin uluslararası standartlarda demokratik bir hukuk devleti olması amacıyla, istikrarlı hükümetleri hedefleyerek yaşanan değişim ve yenilikleri her aşamada geliştirilerek Türkiye sistemine dahil etme çalışmaları ve çabaları aktarılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın amacı Türkiye'de uygulanan hükümet sistemlerini dönemsel olarak incelemek ve cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile analizi tamamlamaktır. Türkiye'de tecrübe edilen hükümet sistemlerinin temellendirildikleri dayanakları, uygulama yöntemleri, avantajlı ve dezavantajlı yönleri uygulama sırasında karşılaşılan sıkıntılar ve bu sıkıntılara karşı geliştirilen çözümler detaylı olarak ele alınmıştır. Teorik olarak kuvvetler ayrılığı ele alınarak hükümet sistemleri ile ilişkisi ortaya konulmuştur. Farklı hükümet sistemlerinin sınıflandırması yapılmış ve temel ayırt edici özellikleri belirtilmiştir. Başkanlık sistemi, yarı başkanlık sistemi ve parlamenter sistem güçlü ve zayıf yönleriyle kaleme alınmıştır. Türkiye'de yaşanan hükümet sistemleri tarihsel akışa göre detaylandırılıp dönemsel koşullar göz önüne alınarak açıklanmıştır. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine giden arayış irdelenmiş ve sistem açıklanmaya çalışılmıştır. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin özellikleri, yapılan değişiklikler, kontrol ve denge mekanizmalarına dikkat çekilmeye çalışılmıştır.

Başkanlık sistemiCumhurbaşkanlığı hükümet sistemiCumhurbaşkanı+2
Derya Komar Sönmez
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Related subjects