Non muslem

71 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

İstanbul'daki Rum, Ermeni ve Levanten mezarlıklarında 19.yüzyıl figürlü mezar anıtları

Tez çalışmasının konusunu, İstanbul'daki Rum, Ermeni ve Levanten mezarlıklarında bulunan 19. yüzyıl figürlü mezar anıtları oluşturmaktadır. Araştırmada öncelikli olarak mezarlıklarda bulunan anıtlar ele alınsa da manastır, kilise kripta ve bahçeleri, hastane bahçelerine yapılan anıtsal nitelikli ve figürlü mezar anıtları da ele alınmıştır. Özellikle 19. yüzyılda gayrimüslimlere tanınan sosyal haklar ve mülk edinme hakkıyla birlikte anıtsal nitelikli sosyal ve dini nitelikli yapılar gibi mezar anıtları da dikkati çeken heykelli ve kabartmalı olarak yaptırılmıştır. Bu anıtlar ailelerin ve dönemin sosyal istek ve ihtiyaçlarını, sanatçıların becerilerini, anıtsal heykel ustalarının bu yüzyılda bir meslek olarak ortaya çıktığını, mezheplerin ikonografik taleplerini ve Avrupa'da aynı yüzyılda görülen mezar anıtları ve heykellerinin yansımalarını sunmaktadır. Mezar tiplerinde yüzyılın mimarlık akımlarıyla paralel beğeniler dikkat çekicidir. Neoklasik, Neobizans, Neogrek, Neomısır, Neogotik etkili anıtlar yapılmıştır. Bu anıtlarda İstanbul'a uzak yeni mezar tipleri yanında yüzyıllardır kullanılan lahit, levha, haç, tabut formlu eski mezar tipleri tercih edilmiştir. Avrupa'dan ithal edilen mezar heykelleri de dikkati çekmektedir. 19. yüzyılın bazı mezar anıtları dönemin önemli heykeltıraş, anıtsal mezar ustası veya mimarlarına yaptırılmıştır. Louvre Müzesi'nin duvarlarını süsleyen heykelleriyle bilinen Fransız heykeltraş Marius Jean Antonin Mercié, Luigi Giona, Geroloma Fiaschi gibi Avrupalı sanatçılar, Yunanistan'ın önemli heykeltıraşları olarak tanınan George Bonanos, Lazaros Sohos, Vitsares, Tombros gibi sanatçılar, Tinos adasından gelen Liritis, Krikelis, Ziotis aileleri, Periklis Fotiadis, Panayotidis gibi dönemin mimarları, Papazyan ve Yervant Osgan gibi Ermeni heykeltıraşlar gibi adından söz ettiren mimar, heykeltıraş ve mezar ustaları bu anıtlarda çalışmışlardır. Anahtar Kelimeler: İstanbul, Osmanlı, Gayrimüslim, Rum, Ermeni, Levanten, Latin, Mezar, Mezar anıtları, Mezarlık, Heykel, Heykeltıraşlar, İkonografi

19. yüzyılAnıt mezarlarAnıtlar+7
Selda Alp
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

İslami bankacılığa ilişkin algılar: Tanzanya'daki müslümanların ve gayri müslümlerin algılarının karşılaştırılması

This study investigated perceptions toward the introduction of Islamic banking in Tanzania, and measure the awareness of islamic banking products and services as well as the factors which influence citizens of Tanzania in choosing Islamic banking products and services in order to compare if there are any similarities and differences between Muslim and non-Muslim citizens. By using snow ball sampling techniques, a sample of 660 people has been surveyed, whereby 330 represented by Muslim and 330 by Non-Muslim. Chi-square test was used to explore if there is any significant difference between Muslims and non-Muslims perceptions toward islamic banking in Tanzania. With respect to the knowledge level about Islamic banking and perceptions towards Islamic banking it seems there is a significant difference between perception of Muslims and non-Muslims toward introduction of Islamic banking in Tanzania. It was found that nearly two thirds of Muslim respondents are aware of Islamic banking whereas only one third of non-Muslim citizens are aware of it. It seems that people learn about Islamic banking products and services mostly through friends or Islamic banks. Keywords: Islamic Banking, Perception, Awareness, Muslim, non-Muslim, chi-square test, Tanzania

BankingBanking sectorBanking system+6
Nahifa Said Soud
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Ömer'in farklı icraatları

"Hz. Ömer'in Farklı İcraatları" konulu tez çalışmasında Hz. Ömer'in halifeliği döneminde gerçekleştirdiği faaliyetler ilk kaynaklar ışığında ele alınmıştır. Kronolojik sıralama dikkate alınarak hazırlanan bu çalışmada İslam tarihi açısından o zamana kadar farklı ve ilk olan uygulamaların aktarılması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda dört bölümden oluşan çalışmamızın ilk bölümünde, Hz. Ömer'in Cahiliye'den halifeliğine kadarki farklı tavırları hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, Hz. Ömer'in halifeliğinde yapmış olduğu idari uygulamalar ele alınmış olup; şehirlerin kurulması, kuvvetler ayrılığı ilkesi doğrultusunda çeşitli alanlara tayin edilen görevliler ve bu görevlilerin uygulama alanları, birbiri ile bağlantısı incelenmiştir. Daha sonraki bölümde ekonomik uygulamaları olan; divan teşkilatı ve beytülmal gelirlerinin nasıl sınıflandığı ve son bölümde diğer uygulamalar başlığı altında dönemin ilkleri diyebileceğimiz çalışmaları hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Genişleyen İslam topraklarında faklı kültürden insanlar ile Müslümanlar arasındaki sorunlara dair Hz. Ömer'in nasıl çözümler getirdiği ve bu çözümler ile Hz. Peygamber'in uygulamaları arasındaki benzerlikleri veya farklılıkları tespit edilmiştir. Ayrıca kaynaklarda bir konuyla ilgili faklı bilgiler varsa onlara da yer verilerek birbiriyle kıyaslamaları yapılmıştır. Böylelikle net bir bilgiye ulaşmak hedeflenmiştir. Anahtar Kavramlar: Hz. Ömer, Halife, Divan, Ordu, Gayr-ı Müslim

Askeri faaliyetlerEkonomiGayrimüslimler+6
Rabia Yıldız Taşova
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya'da yaşayan gayrimüslimlerin sosyo-ekonomik yapıları (1900-1924)

Osmanlı Devleti XX. yüzyıla son yüzyılı olarak girdiğinde devlet artık yok olmanın eşiğine gelmişti. Avrupalı devletlerin baskıları neticesinde Osmanlı Devleti, bünyesinde yüzyıllardır barındırdığı ve her zaman için adaletli davrandığı gayrimüslim unsurlar açısından çeşitli sorunlarla boğuşmaktaydı. Islahat Fermanı ile gelen her anlamda eşitlik prensibinin bir sonucu olarak zaten ekonomik anlamda durumları Müslümanlardan daha iyi olan gayrimüslimler, reformların da etkisiyle XX. yüzyılda Türklerden bir adım daha önde yollarına devam etmişlerdir. Araştırmamızda, bu unsurların Kütahya'da XX. yüzyıl başlarından Lozan Antlaşması'na kadar geçen süre içerisinde sosyal ve ekonomik durumları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmamızın esas bölümünü oluşturan XX. yüzyılda Kütahya'da yaşayan gayrimüslim unsurlar, Osmanlı Devleti'ndeki duruma paralel olarak refah içerisinde yaşamlarını sürdürmekteydiler. I.Dünya Savaşı'nın getirdiği karışık ortamda dahi Kütahya'da yaşayan gayrimüslimler tehcire tabii tutulmamışlardır. Bu durum onların devletle ve Türklerle olan ilişkilerinde eski iyi ilişkilerini devam ettiğinin göstergesiydi. Fakat Lozan Antlaşması sırasında kabul edilen nüfus mübadelesi gereğince ülke genelinde yaşayan Rum tebaanın Yunanistan'a gönderilmesi neticesinde Kütahya'da her ne kadar iyi ilişkiler söz konusu olmuşsa da burada yaşayan Rumların ayrı tutulması düşünülemezdi. Lozan sonrası Kütahya'da gayrimüslimlerin boşalttığı alanları Türkler doldurmuştur.

GayrimüslimlerKütahyaNüfus+2
İbrahim Uğur Gül
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Varlık vergisi karşısında azınlıkların tutumu

Vergi; vatandaşların siyasal olarak bağlı oldukları devlete ödemek zorunda oldukları yükümlülüktür.Devletler, varlıklarını devam ettirebilmek ve vatandaşlarının refahını sağlamak için vergiler almaktadırlar. Ancak olağanüstü şartlarda olağanüstü vergiler de alınabilmektedir. Osmanlı Devletinde Avarız, Tekâlif-i Şakka, İttihat ve Terakki Hükümeti döneminde İktisad-i Buhran Vergisi, Milli Mücadele Döneminde Tekâlif-i Milliye Emirleri örneklerinde olduğu gibi.Olağanüstü durum denildiğinde akla ilk savaş gelmektedir. Türkiye'de olağanüstü koşulların yaşandığı dönemlerden biri olan İkinci Dünya Savaşı yılları savaşa girilmemesine rağmen savaş koşullarının insanların hücrelerine kadar hissettikleri bir süreç olmuştur.Savaşın devam ettiği yıllar süresince (1939-1945) Türkiye'de savaş ekonomisi uygulanmıştır. İhtikâr, karaborsa ve vurgunculuk dönemin başlıca sorunlarını oluşturmuştur. Alınan önlemlere rağmen ekonomik krizin önüne geçilememiştir.Varlık Vergisi savaşın tüm dünyayı etkisi altına almaya başladığı bir dönemde Başvekil Şükrü Saraçoğlu'nun istekleri doğrultusunda hazırlanmış, TBMM'nin ve Milli Şef İsmet İnönü'nün onayıyla yürürlüğe girmiştir. İçeriği ve uygulanışı itibari ile ekonomi bilimi ile örtüşmeyen bu olağanüstü vergi, yürürlüğe girmesinden günümüze kadar birçok yönüyle tartışılmıştır. Vergi, Müslim, Gayrimüslim ve Ecnebilerin ödeyecekleri vergi katsayılarını farklı farklı belirlemiştir.Osmanlı Devletinden genç cumhuriyete miras kalan ticari hayatın gayrimüslimlerin elinde olması geleneği, yeni kurulan devletin uyguladığı bir politika ile kökten değiştirilerek yerli Türk burjuvazisi yaratılmak istenmiştir. Varlık Vergisi yerli Türk burjuvazisinin oluşmasında fırsat bilinmiş ve bu konuda etkili bir rol oynamıştır. Vergi Müslüman Türk tüccarı korurken gayrimüslim tüccarı ağır yükümlülükler altına sokmakta idi.Bazı grupların vergilerinde indirimler yapılması verginin adaletini tartışılır hale getirmiştir. Vergi adaleti konusunda tartışılan bir diğer konu ise vergi tarh edilen kişilerin ödeme güçlüklerinin üzerinde vergiler konulması idi.Vergisini öde(ye)meyen yükümlülerin çalışma kamplarına gönderilmesi ve bunların sadece gayrimüslim yükümlülerden oluşması onlar arasında da bu kampların Hitler Almanya'sındaki ?toplama kampları?na benzetilmesi gayrimüslimler arasında bir korku fırtınasının esmesine sebep olduğu gibi vergiyi de bir açmaza sürüklemiş bu durumda verginin kaldırılmasına kadar devam etmiştir.Devlet ileri gelenleri tarafından desteklenen bu vergi, o gün için toplumda sosyal adaleti sağlama ve ?Harp zenginleri?nin cezalandırılmasında araç olarak kullanılmıştır.Basının etkili kalemleri dönem içerisinde rüzgârın esiş yönüne göre yelken açmışlar, vergi ilan edildiğinde ödenmesini teşvik etmişler, kaldırıldığında ise kaldırılmasının doğru olduğunu savunmuşlardır.Çalışmada kaynak olarak basın ve o dönem yayınlanan tetkik eserler ağırlıklı olarak kullanılmıştır. Bu kaynaklardan faydalanılırken zaman zaman alıntılar yapılmıştır. Alıntı cümlelerinde hiçbir imla ve yazım hatası ya da vurgulama düzeltilmeden olduğu gibi alınmıştır.Çalışmamda yardımlarını benden esirgemeyen sayın hocam Prof. Dr. Ali SARIKOYUNCU'ya teşekkürü bir borç bilirim. Ayrıca çalışmamda bana destek olan bölüm hocalarıma, arkadaşlarıma ve manevi desteklerini her zaman yanımda hissettiğim aileme teşekkürlerimi sunarım.

Dünya Savaşı IIEkonomiGayrimüslimler+2
Serkan Yel
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Selçuklu sultanlarının gayrimüslim kadınlarla evlilikleri ve bu evliliklerin Selçuklu din politikasına yansımaları

Selçuklu sultanları siyasi ilişki kurduğu devletler ile akrabalık bağı oluşturarak gayrimüslim kadınlar ile evlenmişlerdir. Bu evliliklerin amacı devletlerarasındaki ilişkileri güçlü tutmak, herhangi bir şekilde gelecek olan tehlikeyi bertaraf etmek, sınırları genişletmek ve bozulan politik ilişkileri düzeltmektir. Nitekim bu sebeplerle yapılan evliliklerdeki ana unsuru kadın oluşturmuştur. Selçuklu Devleti'nde de görülen bu siyasi evlilikler hanedanlar arası gerçekleştirildiği gibi hanedan dışından da gerçekleştirilmiştir. Özellikle sultanların gücüne güç katmak ve hükümdarlığının İslam dünyasınca onaylanması açısından halife ile akrabalık kurma teşebbüsleri Selçuklu Devleti açısından önemli rol oynamaktadır. Daha sonraları bu tür evlilikler İslamiyet'in dışına taşmış olup Selçuklu sultanları gayrimüslim kadınlar ile de evlenmişlerdir. Bu durum haliyle devletin din politikasına da etki etmiştir. Biz bu çalışmamızda hükümdarların gayrimüslim kadınlar ile olan evliliklerinin neticesinde sultanların Hıristiyanlığa temayül gösterip göstermediklerine, gayrimüslim halka karşı yaklaşımlarına ve Selçuklu Devleti'nin bu doğrultuda uyguladığı politikayı ele aldık.

Din politikasıEvlilikGayrimüslimler+5
Tuğba Özdemir
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Osmanlı toplumunda gayrimüslimler Ayıntab örneği (1785-1865)

In this study which aims to analyze and reveal the Ottoman non-Muslims, especially the Aintab non-Muslims in terms of administrative, economical, demographical, religious and social features, through the life experiences between the societies, rooted and deep cultural ties were studied rather than concentrating on grudge, hostility and violence that took place during the last terms of the empire. Rather than judging the past with the modern-day standard of judgment and generalize about the non-Muslim people who lived together with the Muslim community in a long period of time in Aintab, with the acquired data, typology and image study were made about the Aintab non-Muslims. This study, that was restricted with Aintab in which different religious societies lived all together, will make a significant contribution for understanding the non-Muslim society in the Ottoman empire.

Non muslemGaziantepOttoman State+1
Enver Demir
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Piskopos Mukataa Kalemi ve İstanbul Rum Patrikhanesi: Bürokratik ilişki ve kurumsallaşma (XVIII. yüzyıl ortalarından XIX. yüzyılın ilk çeyreğine)

Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşayan gayrimüslimler İslam hukuku çerçevesinde kendilerine tanınan belirli haklar ve sınırlılıklar içerisinde dinî ve sosyal yaşantılarına devam etmişlerdir. Ayrıca Patrikhanelere bağlı kilise teşkilatlarının işleyişini ve buna bağlı olarak dinî-hiyerarşik yapılarını da Osmanlı idaresi tarafından belirlenen kurallar çerçevesinde devam ettirmişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu'nda gayrimüslimlerin bir yönüyle temsilcisi de olan bu yapı, genel olarak Rum ve Ermeni Patrikhaneleri altında teşkilatlanmıştır. Patrikhaneler, kilise teşkilatları sayesinde şehir, kasaba ve köylere kadar kendilerine bağlı cemaatler üzerindeki dinî otoritelerini sağlamaktadır. Bu durum Osmanlı idaresi tarafından kendilerine tanınan hak ve sorumlulukların dışına çıkmadan, devlet ile beraber bu süreci yürütebilmeleri sayesinde mümkün olmuştur. Kilise teşkilatını ilgilendiren malî ve idarî meseleler ile kilise teşkilatı içerisindeki görevlilere verilen berat ve ahkâm gibi resmi evrakın takip ve kontrolü için Osmanlı bürokrasisinde, maliye kalemleri içerisinde, Piskopos Mukataa Kalemi oluşturulmuştur. Tarihi süreç içerisinde dönüşümler geçiren büro, on sekizinci yüzyılın ortalarına doğru klasik şeklini almıştır. Bu zaman dilimi, kendi iç dinamikleri ve Osmanlı bürokrasi ile ilişkileri çerçevesinde değerlendirildiğinde, İstanbul Rum Patrikhanesinin daha kurumsal bir yapıya kavuşmaya başladığı dönem olarak dikkat çekmektedir. Bu tez çalışmasında Osmanlı bürokrasisi içerisinde, Piskopos Mukataa Kaleminin ihdası, gelişimi ve lağvedilme süreci, İstanbul Rum Patrikhanesi ve buna bağlı kilise teşkilatı çerçevesinde incelenmektedir. Böylece İstanbul Rum Patrikhanesinin, Osmanlı bürokrasisi içerisindeki konumunun açıklanması amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın kaynaklarından en önemlisi, Piskopos Mukataa Kalemi tarafından tutulan ve içerisinde patrik, metropolit ve piskoposların berat kayıtları ile kilise teşkilatının işleyişi ile ilgili hükümlerin yer aldığı defter serisi olan Piskopos Mukataası Ahkâm ve Berevât Defterleridir. Bununla birlikte bürokratik işleyişi açıklamak adına Osmanlı Arşivi'ndeki diğer belge ve defterlerden de yararlanılmıştır. Çalışmada İstanbul Rum Patrikhanesinin, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki bürokratik konumu incelenmekte, özellikle maliye bürokrasisi ile ilişkisi ortaya konulmaktadır. Buna göre Patrikhanenin, kilise teşkilatı üzerinde idarî konulardaki yetkilerini kullanabilmesi, Osmanlı idaresinin izin ve bilgisi dâhilinde gerçekleşmektedir. Böylece İstanbul Rum Patrikhanesinin devlet teşkilatı içerisinde belirli görevleri yerine getirmekle yükümlü bir Osmanlı müessesesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

19. yüzyılBürokrasiDini kurumlar+7
Abdurrahim İstemi Saylam
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

1600-1650 yılları arasında Manisa'da müslim-gayrimüslim ilişkileri (Şer'iyye sicilleri ışığında)

Osmanlı Devleti'nin adli mekanizmasını ve adalet anlayışını yansıtan en önemli kaynaklardan biri şer'iyye sicilleridir. Çalışmamızda 17. yüzyılın ilk yarısında Manisa'da yaşayan müslim ve gayrimüslim unsurlar arasındaki ilişkiler ele alınmış ve münasebetler dönem şartlarında incelenmiştir. Kaynağımız olan şer'iyye sicillerindeki kayıtların analiz edilmesi neticesinde incelediğimiz dönemin müslim-gayrimüslim münasebetlerinin nesnel bir şekilde algılanması açısından son derece önemlidir. Çalışmamızın amacı, belirlediğimiz kronolojik dönem aralığında Manisa'nın müslüman ve gayrimüslimlerden oluşan halkının ilişkilerini siciller ışığında hukuki, iktisadi ve sosyal alanlarda değerlendirip bilim dünyasına sunulması olmuştur. İncelediğimiz defterler sayesinde ulaştığımız bilgilerle müslim ve gayrimüslimlerin hangi alanlarda hangi durumlarda münasebette bulunduklarının tespit edilebildiği görülmektedir. Bünyesinde farklı etnik ve dini unsurları barındıran Osmanlı dönemi Manisa şehrinde halkın anlaşmazlıklarının sebepleri incelenerek değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda, 17.yüzyılda Manisa halkının ilişkilerinin nasıl seyrettiğine ve ne tür münasebetlerin daha yoğun olduğuna dair sorulara belli ölçülerde verebilme amacıyla şer'iyye sicillerine ait kayıtların tespit ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Manisa, Şer'iyye Sicili, Müslim gayrimüslim ilişkileri.

17. yüzyılGayrimüslimlerKent tarihi+4
Melis Altan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep kent merkezinde bulunan gayrimüslim yapıları ve katalog çalışması

Tezde, bahsi geçen yapıların tanınması, korunması, kentin günlük yaşamına kazandırılması, mimari zenginliğin vurgulanması ve kataloglama çalışmasıyla kentin tarihi ve mimari çeşitliliğinin belgelenmesi amaçlanmaktadır. Kent merkeziyle sınırlanmış olan çalışma gayrimüslim yapılar üzerine yapılmıştır. Mimari çeşitliliğin ve kent merkezinin tarihi zenginliğinin ortaya çıkarılması tez konusunun amacını oluşturmaktadır. Tez kapsamında, gayrimüslim yapıların kent merkezindeki ibadethane, eğitim kurumu ve birkaç özel yapının incelenmesi, fotoğraflanması, kataloglanması ve yapılarla ilgili öneriler bulunmaktadır. Tez çalışması 10 bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, problemin belirlenmesi, literatür özeti, araştırmanın amacı, kapsamı ve yöntemi hakkında bilgiler bulunmaktadır. İkinci bölümde, gayrimüslim ve azınlık kimlikleriyle ilgili bilgiler bulunmaktadır. Osmanlı Devleti'nin gayrimüslimlere tanıdığı haklar ve demografik yapı incelenmektedir. Üçüncü bölümde, Gaziantep kent merkezinde bulunan mahalleler detaylandırılmış ve harita üzerinde gösterilmiştir. Araştırılan yapılar tablolar ile detaylıca tanıtılmaktadır. Bu bölümdeki tabloların içeriğinde yapıların yapım tarihi, vaziyet planı, planları, iç ve dış fotoğrafları bulunmaktadır. Bölümün devamında gayrimüslim yapıların harita üzerindeki konumları yer almaktadır. Bu bölümde üç harita halinde yapıların günümüz kullanımı, ilk kullanımı ve konumu kesinleşmeyen yapılar gösterilmektedir. Dördüncü bölümde, Antep Ermenilerinin inançları ve dini yapıları detaylıca incelenmektedir. Beşinci bölümde, Antep gayrimüslim eğitim kurumları hakkındaki bilgiler detaylandırılmıştır. Altıncı bölümde, kent merkezindeki seçilmiş yapıların varoluş çizelgesi bulunmaktadır. Çizelge yapıların yapılış tarihleri ve son kullanım tarihlerini içermektedir. Yedinci bölümde, yapı analizi ve katalog örnekleri yer almaktadır. Yapı analizinin içeriğinde konumu ve yapıdaki yeri ve malzeme ve teknik başlıkları bulunmaktadır. Kent mimarisinin genel itibariyle değerlendirmesi bu bölümde yapılmıştır. Katalog örneklerinde kataloglama yapılırken yöntemi ve tekniği kullanılmış olan kataloglar yapısal olarak incelenmiştir. Sekizinci bölümde, katalog dizini ve katalog bulunmaktadır. Katalog çalışması içerisinde 7 kilise, 1 havra, 19 eğitim kurumu, 1 hastane ve 1 yetimhane mevcuttur. Yapıların mimari ve tarihi araştırmaları ile birlikte planları, konumu ve yapıdaki yerleri, kitabeleri, malzeme ve teknik bilgileri, restorasyon bilgileri, günümüz işlevi ve görselleri kataloglanmıştır. Dokuzuncu bölümdeki tartışma kısmında yapılan çalışmalara ilişkin karşılaştırmalar yapılmıştır. Onuncu bölümde sonuç başlığıyla genel bir değerlendirme yapılmış yapıların tipolojisi, orijinal kullanımı ve günümüz kullanımı incelenmiştir. Ayrıca sonuç bölümde değerlendirme başlığında bulunmaktadır. Bereketli Hilal topraklarında bulunan Gaziantep kent tarihinde bilinen yapıların envantere eklenmesiyle hem bilgi eksikliğinin giderilmesi hem de kent tarihinin zenginliğinin belgelenmesi amaçlanmıştır.

Azınlık okullarıErmenilerEğitim yapıları+6
Esra Yıldız Bakan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Lâle Devrinde Galata kadınları

Bu çalışmamızda Lâle Devri'nde (1718-1730) Osmanlı Devleti'nin başkenti İstanbul'un üç büyük kazasından birisi olan Galata'da yaşayan Müslim ve gayrimüslim kadınlar hakkında bilgiler verilmiştir. Çalışmada, dönem hakkında bilgi veren kronikler, 1718-1730 yılları arası Galata Kazası'na ait mühimme, şikâyet defterleri ve Ali Emiri, Cevdet gibi diğer fonlardaki merkezi arşiv belgeleri ile mahalli arşiv belgeleri olan Galata Şer'iyye Sicilleri'dir. Ayrıca o dönemde verilen fetvaların yer aldığı Fetva Mecmuaları, seyahatnameler ve bugüne kadarki yapılan araştırmalardan istifade edilmeye çalışılmıştır. Tezimiz giriş, beş ana bölüm ve sonuçtan meydana gelmektedir. Giriş bölümünde; Osmanlı kadını hakkında yapılan çalışmalar, literatür değerlendirmesi ve tezin amacı açıklanmıştır. Birinci bölümde; İstanbul tarihi hakkında kısa bir giriş yapılmış, dönemin siyasi atmosferi, tarih içinde Galata'nın durumu, demografik yapısı ve Galata Mahkemesine vâki olan müracaatların nitelikleri hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde; kadının nişan, evlenme ve boşanma gibi aile içerisinde yaşanması muhtemel konumları üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde; ekonomik hayatta kadının rolü, zenginliğinin kaynakları üzerinde durulmuş ve tasarrufları hakkında bilgiler verilmiştir. Dördüncü bölümde; hukuk karşısında kadının durumu ele alınmıştır. Beşinci bölümde ise; kadının toplum içerisinde konumu, vakıflar konusundaki faliyetleri üzerinde durulmuştur. Tezimiz kadın üzerine değerlendirmelerin yapıldığı sonuç kısmı ile bitmektedir. Bu çalışmanın Osmanlı kadın tarihi çalışmalarına katkı sağlaması umulmaktadır. Anahtar kelimeler: Kadın, Galata, Lâle Devri, Şer'iyye Sicilleri.

18. yüzyılGayrimüslimlerKadınlar+6
Mustafa Akbel
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Tolunoğullarının kuruluşundan İhşidilerin yıkılışına kadar Mısırda gayri müslimler

Mısır Firavunlardan sonra tarih boyunca pek çok devletin hâkimiyeti altında yaşamıştır. İslâm fethinden az önce de Sasaniler'in ve Bizans'ın yönetiminde kalmıştır. Mısır, Müslümanların hâkimiyeti altına girdikten sonra da Mısır merkezli bir devlet idaresine ilk defa Tolunoğulları, ikinci defa da İhşidîler dönemlerinde kavuşmuştur.Diğer taraftan Mısır, ilahî dinlerin ortaya çıktığı Ortadoğu coğrafyasının en önemli bölgelerinden biridir.Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâmiyet Mısır'da yayılan dinlerdendir. Uzun yıllar Müslümanların idaresi altında burada yaşayan gayr-i Müslimlerin dini, siyasi, iktisadi ve ictimai bakımdan yaşamları çeşitli araştırmalara konu olmuştur. Ancak ?Tolunoğulları'ndan İhşidîler'in Sonuna Kadar Gayr-i Müslimler'in Durumları? müstakil olarak ülkemizde bir inceleme konusu olmamıştır. Bu çalışma, konuyu bu yönüyle ele almak için yapılmıştır.

GayrimüslimlerMısırİslami Dönem
Ahmet Sağlam
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kilis`te yaşayan gayrimüslimler (1850-1925)

Bu çalışmanın amacı, 1850-1925 tarihleri arasında Kilis'te yaşayan gayrimüslimlerin sosyal, ekonomik ve kültürel durumlarını ortaya koymaktır. Ayrıca gayrimüslimlerin kendi aralarında ve Müslüman halk ile olan ilişkileri, farklı yönleri ve birbirlerine bakış açılan incelenmeye çalışılmıştır. İncelediğimiz bu dönemde, gayrimüslimlerin toplumsal yaşamlarında önemli bir gelişme olduğu gözlenmiştir. Özellikle Tanzimat ve Islahat Fermanı'ndan itibaren, eğitim düzeylerini yükseltmeleri, ekonomik yönden refah içinde olan gayrimüslimlerin sosyal yaşamlarını da etkilemiş ve onlarda toplumsal bilinci uyandırmıştır. Toplumsal bilinçte Ermeniler, diğer gayrimüslimlere göre daha ileri bir düzeye ulaşmışlardır. Bunu somut olarak 1. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele döneminde daha net olarak görebilmekteyiz. Araştırdığımız bu dönem ve öncesinde, gayrimüslimlerin Müslüman nüfusa oranlarının daha az olduğu görülmüştür. Yine araştırmalarımızda gayrimüslimlerin ve özellikle Ermeniler'in sosyal, kültürel ve ekonomik bütün haklara sahip oldukları ve bunu hiçbir kısıtlama olmadan kullandıkları tespit edilmiştir. Türkiye genelinde olduğu gibi, Kilis'te de Ermeniler kadar, Rumlar ve Yahudiler de Müslümanlar ile iyi ilişkiler içinde olmuşlar; Kilis ekonomisinde söz sahibi olacak kadar önemli mevkilere gelmişlerdir. Mevcut iddiaların aksine, "Ermeni Sorunu" hiçbir zaman yaşanmamış; Türkler geçmişten günümüze hakimiyetleri akındaki gayrimüslimlere baskı ve zulüm yapmamışlardır.

ErmenilerGayrimüslimlerKilis+4
Kadriye Günver
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

59 numaralı İskenderun Kadı Sicili'nin transkripsiyonu ve analizi (H. 1319-1320/M. 1901-1903), (ss. 1-144)

Bu çalışma Osmanlı Devleti'nin önemli kentlerinden biri olan İskenderun'un 1901-1903 yılları arası dönemine ışık tutmaktadır. Mahkeme kayıtları değerlendirilerek İskenderun'un 20. yy başlarındaki sosyal, kültürel ve ekonomik durumu gösterilmeye çalışılmıştır. Sicilde, bölge halkının ekonomik durumları, meşgul olduğu iş kolları, giyim, malzeme, hayvan fiyatları ve gayr-ı menkul fiyatları gibi bilgiler yer almakta olup ayrıca alacak-verecek, boşanma, nafaka, veraset, hırsızlık meseleleri gibi hukuki davalar ve bu davaların çözüm yolları görülmektedir. İskenderun'da ekonomik anlamda değeri yüksek mesleklerden ticaret başta olmak üzere, tıp ve mimari genel anlamda azınlıkların elindedir. Bunun yanında ziraat faaliyetlerini genel olarak Müslüman toplum icra etmektedir. 19.yüzyıl sonlarına doğru Girit muhacirlerinden bir kısmı İskenderun mahallelerine iskan edilmiştir. Gayr-i Müslim ahali ile Müslüman toplum arasında ciddi anlamda sorun yaşanmamıştır.Anahtar Kelimeler: İskenderun, Kadı Sicili, Kandiye, Girit, Muhacir, Aile, Ordu, Gayr-i Müslim

20. yüzyılEkonomik durumGayrimüslimler+7
Elif Ziyanak
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessAR

İslam devletinde gayr-i Müslimlerin siyasi hakları / The political rights of "non-Muslims in the Islamic state"

This Study aims to establish and analyze the political rights of non- Muslims in the Islamic state, and to review what schoolers have being saying and their opinions in relations to this matter, and indicating to the related evidence. This research contains a preface chapter, three chapters and a conclusion: In the preface chapter we talked about objectives of the research and its aims and we gave brief information about the concepts of rights and politic and its reality, with a clarification of non-Muslim categories and their participation in the Islamic state. In the first chapter, we talked about the political rights of non-Muslims and the guarantees of these rights in the Islamic state. In the second chapter, we talked about the types of political rights, including (The right to vote, to candidacy, to form parties, alliances, and become an opposition and the right to political asylum, citizenship, and assignment to a governmental employment) and indicating to examples in relation to their participation in the Islamic state, and the position of Islam towards these rights. In the third chapter, I talked about the characteristics and controls of these rights, mentioning the opinions of scholars about the importance of these controls and the ruling on non-Muslims violating these controls. I concluded this research with the most important outcomes and suggestions that I came out with, that can be summarized in the legitimacy of these rights for non-Muslims in the Islamic state, as long as they respect the constitution, and commitment to the laws of the Islamic state.

Shawkat Fatah Abdulqadır
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul'da gayrimüslimlerin sosyo-ekonomik durumu (1740-1789)

Bu çalışmada XVIII. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul'daki gayrimüslimlerin sosyo-ekonomik durumlarına dair bilgiler verilmektedir. Şehirdeki nüfusları, yaşadıkları yerler, meslekleri, karşılaştıkları problemler ve ibadethanelerinin durumu ele alınmaktadır. Bu çerçevede XVIII. yüzyılın ikinci yarısında karşı karşıya kaldıkları yasaklardan bahsedilirken bu yasakların sadece onlara uygulanıp uygulanmadığı ve muafiyet elde edip etmedikleri incelenmiştir. İlaveten toplumsal veya kişisel baskı ve şiddetle karşılaşıp karşılaşmadıkları irdelenmiştir. Şehrin pek çok farklı bölgesinde hayatlarını uzun süredir idame ettiren gayrimüslim Rum, Ermeni ve Yahudi ahali, yaşadıkları ya da çalıştıkları bölgenin önemli yapı taşı olmuşlardır. Bu bağlamda ilgili dönemde İstanbul'un sosyo-ekonomik hayatına dair bilgi elde edilmek istendiğinde şehrin gayrimüslim tebaası da anlaşılmak zorundadır.

18. yüzyılErmenilerGayrimüslimler+6
Muammet Tarık Karaosman
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemi gayrimüslim milletvekilleri

Osmanlı Devleti'nde yenileşme hareketlerinin başladığı Tanzimat Fermanı ile yavaş yavaş demokrasiye doğru bir yönelişin olduğu görülmektedir. 1876 yılında Kanuni Esasi ve I. Meşrutiyet'in ilanıyla birlikte Osmanlı Devleti'nde parlamenter bir sisteme geçilmiştir. Meşruti sistemin gereği olarak açılan Meclis-i Mebusan'da Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yaşayan tüm ulusların temsilcileri yer almıştır. Bu temsilciler içerisinde gayrimüslim unsurlar da bulunmuştur. Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nı kaybetmesinden sonra İstanbul işgal edilmiş ve İtilaf Devletleri kuvvetleri tarafından Mebusan Meclisi zorla kapatılmıştır. Bunun üzerine Mustafa Kemal önderliğinde Ankara'da 1920 yılında olağanüstü yetkilere sahip Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmıştır. Daha sonra 1923 yılında saltanatın kaldırılmış, cumhuriyet ilan edilmiştir. Milli bir meclis özelliği taşıyan TBMM'de 1935 yılına kadar gayrimüslimler yer almamıştır. Fakat 1935 yılı seçimlerinde bağımsız adaylar için kontenjan ayrılmasıyla meclise girebilmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Parlamento, Gayrimüslim Milletvekilleri.

Cumhuriyet DönemiDemokrasiErmeniler+5
Nihal Esen
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Batılı seyyahlara göre II. Mahmud ve Abdülmecid dönemlerinde İstanbul'da gayrimüslimler

Batılı seyyahların en çok görmek ve ziyaret etmek istedikleri şehir İstanbul'dur. Bu şehir, Akdeniz ve Karadeniz arasındaki önemli deniz yollarını ve karayollarını birleştiren bir merkez konumundadır. Ayrıca gayrimüslimler için tarihsel bir öneme sahiptir ve tarih boyunca pek çok Batılı seyyah İstanbul'u ziyaret etmiştir. Bu seyyahlar mektup, hatırat ve günlüklerde İstanbul'a olan hayranlıklarını kaydetmişlerdir. Bu araştırma Batılı seyyahlara göre II. Mahmud ve Abdülmecid dönemlerinde İstanbul'da yaşayan gayrimüslimlerin sosyal, kültürel ve ekonomik faaliyetleri hakkında birçok bilgi içermektedir. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm 19. yüzyılın başlarına kadar Osmanlı Devleti'nde yaşayan gayrimüslimlerin genel durumu hakkında bilgileri kapsamaktadır. İkinci bölümde Batılı seyyahlara göre II. Mahmud ve Abdülmecid dönemlerinde İstanbul'da yaşayan gayrimüslimlerin sosyal ve kültürel hayatı değerlendirilmektedir. Üçüncü bölümde Batılı seyyahlara göre II. Mahmud ve Abdülmecid dönemlerinde İstanbul'da yaşayan gayrimüslimlerin iktisadi durumuna değinilmektedir. Anahtar Kelimeler: İstanbul, Gayrimüslimler, Batılı Seyyahlar, Sosyal ve Kültürel Hayat, İktisadi Durum.

Ekonomik durumGayrimüslimlerMahmud II+7
Sibel Uzun
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Mabet ve hükümleri

Mabetler, toplumların kendine özgü dini ritüellerini icra ettikleri yerlerdir. Dolayısıyla her toplum kendi mabedine kutsallık atfetmiştir. Dinlerin kutsal olarak addettiği mabet, bir dinden başka bir dine farklılık göstermektedir. Bundan dolayıdır ki mabetler her inanç sistemini dinamik kılan fonksiyonel mekânlar olmuşlardır.İslâm toplumunun mabedi olan camiler Kur'ânda 14 yerde geçmektedir. Camiler sıradan mimari yapılar olmayıp, İslâm'ın dinamizmini içinde barından ve etrafa hissettiren eserlerdir. Çünkü İslâm kültür ve medeniyetinin kendi olarak kalmasında fevkalede roller üstlenmiştir. Dolayısıyla camilerin, birtakım hukukî temellendirmelerden yoksun olmadığını İslâm Hukukunun iki ana unsuru olan gerek Kur'ân'da gerekse de Sünnette birçok nassı görmek mümkündür.Camiler, aynı zamanda toplumların geleneklerinden hızla koptuğu bir dönemde, İslâm toplumunda önemli işlevler üstlenmiştir. Bunun bir sonucu olarak da camiyle ilgili hükümler, İslâm Hukukunda çesitli mezhepler tarafından ele alınmıştır.Bu bağlamda İslâm hukukunda sadece camilerle ilgili hükümler ele alınmamıştır. İslâm ülkesindeki diğer mabetlerin fıkhi statüsü de ele alınan konular arasında yer almıştır. Hatta Gayrimüslim mabetleri ile ilgili ahkâmın fıkıh fitaplarında kayda değer bir hacmi vardır.Anahtar Kelimeler: Mabet, Cami, Gayrimüslim Mabetleri

CamilerDini yapıDini yapılar+5
Serdar Doğanay
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Salnamelere göre Van ve Bitlis vilayetlerinde dini- sosyal yapı

Yüzyıllar boyunca birçok medeniyeti bünyesinde barındıran Van ve Bitlis, Türklerin Anadolu'yu fethe başlamasında önemli bir yere sahip olduğu gibi ilk Türkleşen bölgelerdendir. XVI. yüzyıla gelindiğinde bölgede Müslüman nüfus çoğunlukta olmak üzere içerisinde Süryani, Protestan, Katolik, Ermeni, Keldani, Kıpti, Yahudi ve Yezidi mezheplerine mensup insanların birlikte yaşadığı birer yerleşim yeri olmuştur.Salnamelere göre, Van ve Bitlis vilayetlerinde Müslümanların yanı sıra yukarıda saydığımız gayrimüslimlerin de birçok dini ve sosyal kurumları bulunmaktadır.Van ve Bitlis vilayetlerinde yaşayan Müslim ve gayri Müslimlere ait dini ve sosyal kurumları ve bölgede yaşayan Müslim ve gayrimüslim nüfus yapısını, merkezden başlayarak sancak, kaza ve nahiyeler şeklinde, tablolar da hazırlayarak sunduk.Anahtar Kelimeler: Van, Bitlis, Müslüman, gayrimüslim, dini ve sosyal kurum, nüfus.

19. yüzyılBitlisDini yapı+6
Hatice Keleş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Lozan Antlaşması'nda yer alan düzenlemeler kapsamında Heybeliada Ruhban Okulu ve günümüze yansımaları

Bu çalışma kapsamında, büyük oranda teokratik bir İslam Devleti yapısında Osmanlı İmparatorluğu'nun topraklarında yaşayan gayrimüslimler için uyguladığı yönetim politikasından ?Millet Sistemi-nden yola çıkılarak, laik bir hukuk devleti şeklindeki günümüz Türkiyesi'nde Fener Rum Patrikhanesi'nin doğrudan kendisine bağlı olarak Heybeliada Ruhban Okulu'nun Teoloji Yüksekokulu statüsünde yeniden açılması ile ilgili talepleri incelenmiştir.Çalışmada, Türkiye'nin başta Avrupa Birliği ilişkileri ve ABD ile diyalogları bağlamında güncel siyasî konjonktür ve adeta uluslararası bir görünüm kazandırılmak istenen ancak Türkiye'nin kendi iç kurumu olan Patrikhane ve Heybeliada Ruhban Okulu'nun durumu, Lozan Antlaşması ve pozitif Türk hukuk normları temel alınarak değerlendirilmiştir.Lozan Antlaşması, I.Dünya Savaşı sonunda tarihe karışan Osmanlı İmparatorluğu'ndan sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası platformda tanındığı ve tescil edildiği en önemli belgedir. Çalışmada, Lozan Antlaşması'nda doğrudan yer almamakla birlikte, Konferans tutanakları ve Antlaşma'daki ?Azınlıkların Korunması? ile ilgili genel düzenlemelerden yola çıkılarak Patrikhane'nin bugünkü statüsü ve Ruhban Okulu'nun yeniden açılması ile ilgili imkan ve ihtimaller aydınlatılmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak meselenin Türkiye açısından, Türkiye'nin diğer iç meselelerinde de olduğu gibi, başta Anayasa olmak üzere, kendi mevzuatından yola çıkarak sonuçlandırılması gereken ?içsel ve güncel bir konu başlığı? olduğu vurgulanmaktadır.Anahtar Sözcükler1. Millet Sistemi2. Patrikhane3. Ruhban Okulu4. Lozan5. Azınlıklar

Azınlık haklarıAzınlıklarGayrimüslimler+2
Şule Erkan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

2788 numaralı Kars, Şüregel, Kağızman ve Zaruşad Reaya Defterinin transkripsiyon ve değerlendirmesi

19. Yüzyıl öncesinde Osmanlı Devleti vergi ve arazi kayıtları için tahrir kayıtları tutulmaktaydı. Ancak bu tahrirler yerleşim birimlerinin nüfusu hakkında yeterli bilgiler içermemekteydi. Osmanlı Devletinde modern manada ilk nüfus sayımı 1831 tarihinde yapıldı. Fakat özellikle taşradaki nüfus sayımları genellikle 1936 ve sonrasından itibaren gerçekleşmiştir. Osmanlı Devleti, yönetimindeki Müslüman ve gayrimüslim nüfusunu ayrı ayrı defterlerde kayıt altına almıştır. Bu defterler, Müslümanlar için "Müslim Nüfus Defteri", Gayrimüslimler için ise "Gayrimüslim veya Reaya Defteri" isimleri altında tasnif edilmiştir. Sayımın yapıldığı yerleşim yerinin, mahalle veya karye adı, hane sayısı, yaşlara göre erkek sayısı, bunların meslekleri ve fiziki durumları hakkında bilgiler içermektedir. Sadece erkeklerin sayıldığı bu defterler tam manasıyla gerçek nüfus sayısını yansıtmamaktadır. Bu çalışmada, Kars ve bağlı kazalarının demografik yapıları için önemli bilgiler ihtiva eden, Devlet Arşivleri Başkanlığının Osmanlı Arşivi kısmında kayıtlı olan 2788 Numaralı Kars, Şüregel, Kağızman ve Zaruşad Reaya Defterinin transkripsiyon ve değerlendirmesi yapılmıştır.

DefterlerGayrimüslimlerKars+7
Çağla Çakır
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de yabancı okullar ve azınlık okulları (1925-1926)

Yabancı okullar ve azınlık okulları, asırlar boyunca misyoner faaliyetlerinin en önemli ayağını oluşturmuştur. Bu okullar, daha çok eğitim dışı faaliyetleriyle gündeme gelmiş, Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılma sürecine doğrudan etkide bulundukları iddiası tartışma konusu olmuştur. Osmanlı döneminde sayısız yasal düzenlemeye tâbi olan bu okullar, özellikle on dokuzuncu yüzyılda aldıkları dış destekle günden güne büyümeye devam etmiştir. Tanzimat ve Islahat Fermanları, 1869 Maarif-i Umûmiye Nizamnâmesi, 1901 Midilli Olayı, 1913 Uzlaşması, Birinci Dünya Savaşı ve Mondros Mütarekesi; yabancı okullar ve azınlık okullarını doğrudan ilgilendiren onlarca gelişmeden yalnızca birkaçı olmuştur. Türkiye Cumhuriyetinin ilan edildiği 1923 yılından sonra Türkiye genelinde faaliyet göstermeye devam eden gayrimüslim okullarının 1925-1926 eğitim öğretim yılındaki durumlarını konu edinen bu çalışmada; Lozan Antlaşması'nın, Cumhuriyet'in ilanının, Tevhid-i Tedrisat Kanununun ve diğer yasal düzenlemelerin bu okullara etkileri irdelenmiştir. Latin Alfabesinin kabul edilmesinin öncesinde gayrimüslim okullarının öğretmen ve öğrencilerine ilişkin özellikleri; eğitim materyalleri, okul binaları, demirbaşları ve tarihçeleri çalışma konusuna dahil edilmiştir. Bu çerçevede öncelikli olarak İhsaiyat Mecmuaları ve Maarif Salnameleri incelenmiş; Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi (BCA), Milli Eğitim Bakanlığı Arşivi gibi arşivlerden yararlanılmıştır. Türk milli eğitiminin ana ilkelerinin oluşmasında etkili olan Dewey ve Kühne'nin araştırmaları ve raporları; Düstur, Sicill-i Kavanini, Zabıt Cerideleri, Resmi Gazete ve özel gazete arşivleri de araştırmanın kaynakları arasında yer almıştır. Eğitim tarihine ilişkin hatırat, kitap, makale ve tezler de bu çalışmanın hazırlanmasında kullanılan diğer kaynaklardır. Üç bölümden oluşan bu çalışmanın ilk bölümünde azınlık okulları ile yabancı okulların tarihçeleri, hukuki altyapıları göz önünde bulundurularak irdelenmiş, ikinci ve üçüncü bölümler ise 1925-1926 eğitim ve öğretim yılında mevcut yabancı okullar ve azınlık okullarına ayrılmıştır. Çalışmanın sonunda değerlendirme kısmı yer almaktadır.

Azınlık okullarıAzınlıklarCumhuriyet tarihi+7
Mustafa Serhan Yücel
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

İslâm hukukunda mâbedlerin yeri ve hükmü

En genel anlamıyla hangi dinden olursa olsun ibadet yeri, ibadete mahsus bina anlamındaki mâbedlerin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Hz. Âdem'den itibaren insanlar, yeme-içme kadar önem verdikleri ibadetlerinin merasimlerini icra etmek amacıyla mâbedler edinmişlerdir. Bu itibarla mâbedler, ilahi bir kaynağı olsun veya olmasın, insanların düzenli olarak içinde ibadet ettikleri mekânlar olarak tarihe geçmiştir. Nitekim Kur'ân, sırasıyla Yahudi, Hıristiyan, müşrik ve Müslümanların ibadet edindikleri mekânları bildirmiştir. Bazılarını onaylarken bazılarına şiddetle karşı çıkmıştır. İslam'da önemli bir yere sahip olan mâbedlere ilişkin tasarruflar, kimi yöneticelerin haksız ve keyfi uygulama ve insafına bırakılmamıştır. Nitekim gayri müslimlere tanınan haklar çerçevesinde mâbed hürriyeti Kur'ân ve sünnet temelinde önemli bir yer edinmiştir. Bu bağlamda Arap yarımadası gibi bazı istisnalar dışında gayri müslimlerin mâbedlerine müdahale edilmemiştir. Bilakis meskûn oldukları yerlerde mâbedlerini inşa etmelerine müsaade edilmiştir. Nitekim bu hususlarda İslam hukukunda müstakil hükümler vazedilmiştir. Son din olarak kendini ifade eden İslâm'da mescid kavramı, Mescid-i Harâm'la başlamıştır. Mescidlerin imar edilmesi ve muhafazası Müslümanların sorumluluğuna verilmiştir. Mescid-i Nebevî'nin inşa edilmesiyle birlikte kutsal bir mekân olarak umumiyetle ibadete yönelik faaliyetlerde değerlendirilen mescid; ictimaî, askerî, ilmî ve siyasî faaliyetlere de ev sahipliği yapmıştır. Ancak İslam'ın geniş bir coğrayaya intişarından sonra billassa günümüzde mescidler ibadetlere mahsus hale gelmiştir. İslâm hukuk tarihinde gelinen noktada mescidlerin statüleri şer'î hükümler çerçevesinde belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler İslâm Hukuku, Mâbed, Mescid, İbadethâne, Müslüman, Gayri Müslim.

CamilerGayrimüslimlerMescitler+3
Zübeyir Aslan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Related subjects