Irrigation
99 theses under this subject heading
Kök kanal tedavisinin yenilenmesinde kullanılan farklı irrigasyon solüsyonlarının antimikrobiyal etkisinin değerlendirilmesi
Giriş ve Amaç: Bu in vivo çalışma,kök kanal tedavisinin yenilenmesi kararı verilmiş kök kanallarında farklı irrigasyon solüsyonları kullanımının ve bu solüsyonların aktivasyonunun kök kanalı içerisindeki mikrobiyal değişime etkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma için kök kanal tedavili apikal periodontitisli tek köklü ve tek kanallı mandibular premolar dişlere sahip kırk hasta seçilmiştir. Kök kanal tedavisinin yenilenmesi esnasında kullanılan final irrigasyon rejimlerine göre hastalar bir bilgisayar yazılımı ile 4 gruba ayrılmıştır: Grup I: % 17 EDTA+ % 2.5 NaOCl, Grup 2: % 2.5 NaOCl/ % 9 HEBP (Medcem, Viyana, Avusturya), Grup 3: % 17 EDTA + % 2.5 NaOCl + EA, Grup 4: % 2.5 NaOCl / % 9 HEBP + EA. Bakteriyolojik örnekler kök kanalından ilk randevuda kemomekanik preparasyondan önce (S1) ve final irrigasyondan sonra (S2) alınmış olup, ikinci randevuda kanal içi medikamentin çıkarılmasından sonra (S3) ve final irrigasyondan sonra (S4) alınmıştır. Alınan numunelerde mikrobiyolojik kültür yöntemi ile toplam bakteri sayıları ölçülmüştür. Kültür yöntemi verilerinden istatistiksel analizlerde gruplar arasındaki farklılıklar Kruskal Wallis testi, grup içi karşılaştırmalar Friedman testi ve gruplar arası ikili karşılaştırmalarda bakteri sayılarının yüzdelik azalım düzeyleri Mann Whitney U testi kullanılarak ölçülmüştür. Sonuçlar p<0.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Bulgular: Grup içi karşılaştırmalarda, tüm gruplarda S1 ve S2 numunelerindeki bakteri sayılarındaki azalma miktarı istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). S1-S2 numunelerindeki bakteri azalma miktarlarının gruplar arası karşılaştırmalarında istatistiksel olarak anlamlı fark gözlenmemiştir (p> 0.05). Grup içi karşılaştırmalarda S2-S3 numunelerindeki bakteri sayıları arasında Grup II ve Grup IV'te istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmazken ( p> 0.05), Grup I ve Grup III'te anlamlı düzeyde farklılık görülmüştür ( p< 0.05). Grup içi karşılaştırmalarda tüm gruplarda S3-S4 numuneleri arasındaki bakteri sayısı istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalmıştır (p <0.05). Gruplar arası kantitatif karşılaştırmada S3-S4 numuneleri arasındaki bakteri sayılarının yüzdelik azalmaları arasında istatistiksel olarak önemli bir fark olmadığı tespit edilmiştir (p> 0.05). Sonuç:. Apikal periodontitise sahip kök kanallarının dezenfekte edilmesinde kullanılan tüm irrigasyon solüsyonları kanal içi mikrobiyal yükün azaltılmasında etkili bulunmuştur. İrrigasyon solüsyonları, konvansiyonel şırınga irrigasyonu ve EA ile yapılan sonik aktivasyon ana kök kanalında bakteri sayısının azaltılmasında benzer etki göstermiştir. Anahtar Kelimeler: EA, HEBP, Konvansiyonel şırınga irrigasyonu, Retreatment.
Boyalıca pompaj sulamasında sulama performansının değerlendirilmesi
Bu çalışma, Bursa İznik ilinde yer alan, Boyalıca Pompaj Sulamasının 2016-2020 yılları arasındaki performansını değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışma alanı 4035 ha tarım arazisine sahiptir. İznik Ova Köyleri Sulama Birliği, Devlet Su İşleri I. Bölge Müdürlüğü'nce işletmeye açılan Boyalıca Pompaj Sulaması tesislerini işletmek üzere 2004 tarihinde yönetimi devralmıştır. Performans değerlendirmesinde Sulama ve Drenajda Uluslararası Teknoloji ve Araştırma Programı (IPTRID) tarafından tavsiye edilen su kullanım etkinliği, finansal etkinlik ve tarımsal üretim etkinliği olmak üzere üç ana başlık halinde bir gösterge seti kullanılmıştır. Su kullanım etkinliği göstergeleri ortalama sonuçlarına göre, sulama oranı %63,2, yıllık su sağlama oranı 0,71, sulanan birim alana iletilen yıllık sulama suyu miktarı 7317 m3 ha-1, sulama birim alanına iletilen yıllık sulama suyu miktarı 4644 m3 ha-1 olarak belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar su kullanım etkinliği açısından sulama şebekesinin yetersiz olduğunu göstermektedir. Finansal etkinlik açısından ortalama sonuçlar incelediğinde, bakım masrafının gelire oranı %47, tahsilat oranı %95,5, birim alana düşen toplam işletme–bakım–yönetim masrafı 752 TL ha-1, kullanıcılara iletilen toplam sulama suyuna karşılık elde edilen ortalama gelir 0,22 TL m-3 olarak bulunmuştur. Çalışma sahasında masrafların karşılanma oranı %46,7 olup mevzuatta belirtilen limitlere yakın (en az %30) bir harcama yapıldığı görülmektedir. Bu sonuçlar, Boyalıca pompaj sulamasında gelirin giderden fazla olduğunu ve tahsilatın işletme ve bakım masraflarını karşılamaya yeterli olduğunu göstermektedir. Tarımsal üretim etkinliği ortalama sonuçlarına göre, sulama alanı eşdeğer brüt üretim değeri 3859,24$ ha-1, fiilen sulanan alan eşdeğer brüt üretim değeri 6088,1 $ ha-1ve saptırılan birim sulama suyuna karşılık eşdeğer brüt üretim değeri ise 0,86$ m-3 olarak saptanmıştır.
Çad'daki tarım gruplarında sürdürülebilir sulama ve su yönetimi: Şari Bagirmi örneği
Çad'ın nüfusunun %21'i gıda güvensizliği içinde yaşamaktır. Bu sorunun üstesinden gelmek için ülkenin uygun çözümler bulması gerekmektedir. Bu çalışmanın ana hedefi, Chari-Baguirmi'deki tarım gruplarındaki çiftçilerin üzerinde anket çalışması yaparak, kamu ve özel sektördeki karar vericilere akılcı ve sürdürülebilir su yönetimi ve gelecekteki projeler için öneriler sunmaktır. Çiftçilerin su yönetimi, sürdürülebilir sulama ve çiftçilik uygulamaları konusundaki görüşleri hakkında verileri analiz etmek için SPSS 23 betimleyici analiz aracı kullanılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda toplam 92 katılımcı örneklem olarak alınmıştır. Araştırmada, çiftçilerin sosyo-ekonomik durumu, su yönetimi, sürdürülebilir sulama, suya erişim, kredi ve araziye erişim gibi konulara odaklanılmıştır. Analiz sonuçlara göre, çiftçilerin su yönetimi ve sürdürülebilir sulama konusunda temel bilgilere sahip olmadığı ortaya konulmuştur. Özellikle düşük eğitim düzeyinin, bilginin yaygınlaşmasında büyük bir engel oluşturduğu görülmektedir. Sonuçlara göre devlet desteğinin eksik olduğunu, çiftçilerin damla sulama gibi modern sulama tekniklerine yüksek kurulum maliyetinden dolayı erişemediği ve gerekli bilgilere ulaşmadığı ortaya konulmuştur.
Farklı ı̇rrı̇gasyon aktı̇vasyon yöntemlerı̇nı̇n, yan kanallardaki bı̇ofı̇lm kaldırma etkı̇nlı̇klerı̇nin karşılaştırılması
Giriş: Bu tez çalışması, farklı irrigasyon tekniklerinin, 3 boyutlu yazıcıda üretilmiş yan kanallara sahip rezin bloklarda biofilm taklit eden hidrojeli çözme kapasitesini karşılaştırmayı amaçlamıştır. Endodontik tedavide irrigasyon tekniklerinin önemi ve etkinliği üzerine daha fazla bilgi edinmek, bu alanda daha etkin ve daha başarılı klinik uygulamaların geliştirilmesine yardımcı olabilir. Gereç ve Yöntem: Çalışmada, SAF, Endoactivator, ultrasonik irrigasyon ve kanal içi ısıtma yöntemleri, 75 adet rezin bloğun, üst ve alt yan kanallarındaki biofilmi çözmek için uygulanmıştır. Biofilmi taklit etmek için hidrojel kullanımıştır. Hidrojel, rezin blokların üst ve alt yan kanallarına yerleştirildikten sonra, herbir irigasyon aktivasyon metodu uygulanmıştır. Bloklar işlem öncesi ve sonrasında tartılarak ve görsel olarak skorlandırılarak, kaldırılan hidrojel miktarı ölçülmüştür. Bulgular: Elde edilen veriler, kullanılan farklı irrigasyon tekniklerinin hidrojel çözme kapasitesi arasında belirgin farklılıklar olduğunu göstermiştir. SAF grubunun, diğer gruplara kıyasla en yüksek hidrojel skorlarına sahip olduğu görülmüştür. Kontrol grubuna kıyasla, tüm irrigasyon tekniklerinin hidrojel çözme kapasitesi anlamlı derecede yüksektir, ancak Endoactivator grubunun hidrojel çözme kapasitesi diğer tekniklere kıyasla daha düşük kalmıştır. Sonuç: Farklı irrigasyon tekniklerinin endodontik tedavide önemli bir rol oynadığı ve teknikler arasında hidrojel çözme kapasitesi açısından farklılıklar olduğu görülmüştür. Bu çalışma, bu farklılıkların daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Anahtar kelimeler: Biyofilm taklit, Endoaktivator, Hidrojel, Self Adjusting File, Ultrasonik sistem
The Effects of different irrigation methods and different nitrogen doses and forms on the yield and quality of watermelon
ABSTRACT MSc THESIS THE EFFECTS OF DIFFERENT IRRIGATION METHODS AND DIFFERENT NITROGEN DOSES AND FORMS ON THE YIELD AND QUALITY OF WATERMELON Ulaş ŞENYIGIT DEPARTMENT OF AGRICULTURAL STRUCTURES AND IRRIGATION INSTITUTE OF NATURAL AND APPLIED SCIENCES UNIVERSITY OF ÇUKUROVA Supervisor: Prof. Dr. Rıza Kanber Year: 1999, Pages:60 Jury : Prof. Dr. Rıza Kanber : Prof. Dr. Attila Yazar : Assis. Prof. Dr. Harun Koksal Different irrigation methods (S: Sprinkler; D: Drip), nitrogen forms (L: Liquid; G: Granule) with various amounts (based on applied line source sprinkler, Nı; N2; N3 kg/da) and two varieties of watermelon (P: Paladin; M: Madera) were studied. Based on the results, irrigation water amounts applied to the treatments ranged from 1 19.2 mm (first year) to 350.5 mm (second year). Nitrogen applications ranged from 5.1 kg/da (SL) to 10 kg/da (SG) in the all treatments. Total yield changed between 1325 kg/da (first year) and 5013 kg/da (second year) depending on year and treatments. Although the highest yield was taken from treatments in which liquid fertilisers were applied for both of the varieties in the first year. The varieties have different response to form and amounts of nitrogen in the second year. In this year, the highest yield was observed from SG treatments in Paladin variety. In Madera variety, the highest yield was taken from SGL treatments that granule and liquid fertiliser were applied together. The effects of irrigation methods and nitrogen levels on some quality parameters of watermelon were not important. However, fruit diameter of Madera was larger than Paladin variety. The longest fruit length was measured in Paladin-DL treatment. Key words: Watermelon, irrigation, fertigation, sprinkler. II
Çeşitli yüzey pürüzlendirme işlemleri ve temizleme ajanlarının PEKK-kompozit yapısının bağlanma dayanımı ve rengi üzerine etkisi
Bu çalışmamın amacı; çeşitli yüzey pürüzlendirme yöntemlerinin ve temizleme solüsyonlarının PEKK-kompozit yapısının bağlanma dayanımı ve rengi üzerine etkisini incelemektir. PEKK bloklardan 10 mm çapında 4 mm yüksekliğinde 196 adet disk elde edilmiştir. Elde edilen örnekler Asit (%9,5 Hidroflorik asit), Er-YAG lazer (150 mJ, 10 Hz, 1.5 W) Kojet (30 µm Al2O3) ve Kontrol (Yüzey işlemi uygulanmamış) olmak üzere rastgele 4 farklı yüzey işlem grubuna ayrılmıştır (n=48). Yüzey işlem uygulamalarının ardından tüm örneklerin yüzey pürüzlülük ölçümleri yapılmıştır. Tüm yüzey işlem gruplarından pürüzlülük ölçüm sonuçlarına göre ortalamaya en yakın olan her bir gruptan birer örnek seçilerek SEM (Taramalı elektron mikroskobu) analizleri yapılmıştır. Pürüzlendirme işlemi sonrası örneklere PEKK bond uygulanarak, teflon kalıp yardımıyla PEKK yüzeyine 3 mm çapında 4 mm yüksekliğinde pembe kompozit rezin bağlanmıştır. Her bir pürüzlendirme grubu örneklerin maruz bırakılacakları solüsyonlara göre 4'e ayrılmıştır. Gruplar; Corega, Protefix, Curaprox ve Distile su olacak şekilde sıralanmıştır (n=12). Örnekler 140 gün boyunca günde 8 saat olmak üzere protez temizleyicilerine maruz bırakılmıştır. Örneklerin solüsyonlarda bekletilmeden önceki ve bekletildikten sonraki renk ölçümleri spektrofotometre cihazı ile yapılmıştır. Renk parametreleri (L *, a *, b *, ΔE) CIE Lab (Comission Internationale de L'Eclairage) sistemine göre hesaplanmıştır. Makaslama bağlanma dayanımı testi için, örneklerde kopma meydana gelene kadar 1mm/dk yükleme hızıyla kuvvet uygulanmıştır. Kopma anındaki kuvvet kaydedilerek makaslama bağlantı dayanımı ölçülmüştür. Makaslama bağlantı testi sonrası başarısızlık tipleri adeziv, koheziv ve karışık olarak sınıflandırılmıştır. Gruplararası farkları belirlemek için İki Yönlü Varyans analizi (Two- way Anova) ve Tek Yönlü Varyans analizi (One- way Anova) grup içi farkları belirlemek için Post-Hoc Tukey HSD Çoklu Karşılaştırma Testi ve Tamhane's T2 testleri kullanılarak istatistiksel analizler yapılmıştır. Grup içi karşılaştırmalarda öncesi ve sonrası verilerde homojen dağılım var ise Bağımlı örneklem t testi, homojen dağılım yok ise Wilcoxon testi kullanılmıştır. Sonuçlar p≤0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışma bulgularına göre; pürüzlülük değerleri ölçülen gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür (p≥0,05). Gruplar kendi içerisinde değerlendirildiğinde ise HF asit ve Er-YAG ile yapılan pürüzlendirmenin istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür (p≤0,05) ve iki grupta da istatiksel olarak pürüzlülük değerleri artmıştır. Kojet grubu pürüzlülüğü arttırmıştır fakat bu değişim istatiksel olarak anlamlı görülmemiştir (p≥0,05). Çalışmamız bağlanma dayanımı yüzey işlemleri açısından incelendiğinde, tüm yüzey işlem gruplarında, Kontrol grubuna kıyasla istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek bağlanma dayanımı değerleri izlenmiştir (p≤0,05). Bağlanma dayanımı ortalaması en yüksekten en düşüğe doğru HF asit, Kojet, Er-YAG lazer ve Kontrol grubuna aittir. Çalışmamızın bağlanma dayanımı değerleri, temizleme solüsyonları açısından incelendiğinde; Corega, Protefix ve Curaprox gruplarında bağlanma dayanımı değerleri açısından istatiksel olarak anlamlı farklılık izlenmemiştir (p≥0,05). Distile su grubundaki bağlanma dayanımı değerleri, diğer tüm temizleme solüsyonlarına göre anlamlı derecede daha düşük bulunmuştur (p≤0,05). Corega ve Curaprox grubuna ait örneklerin renk değişim değerleri (ΔE) istatistiksel olarak Protefix ve Distile su grubuna göre anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur (p≤0,05). Corega ve Curaprox ile hazırlanan temizleme solüsyonlarının PEKK- kompozit yapısının renk değişimi üzerindeki etkisi klinik olarak kabul edilemezken, Distile su ve Protefix solüsyonun etkisi klinik olarak kabul edilebilir sınırlar dahilindedir. Anahtar Kelimeler: Polieterketonketon (PEKK), Yüzey Pürüzlendirme, Temizleme Solüsyonları, Kompozit, SEM.
Farklı sulama yöntemlerinin pamukta verim ve su kullanımına etkileri
Denemeler farklı sulama yöntemlerinin pamuğun verim ve su tüketimine etkisinin araştırılması amacıyla 1990 ve 1991 yıllarında yapılmıştır. Çalışmalar, Ç.ü. Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar Sulama Bölümü Araştırma ve Uygulama Alanında, tesadüf blokları deneme desenine göre ve 3 yinelemeli olarak düzenlenmiştir. Araştırmada Çukurova 1518 pamuk çeşidi kullanılmıştır. Denemede karık, damla ve yağmurlama olmak üzere 3 farklı sulama yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca her sulama yönteminin farklı sulama biçimleri de araştırmaya dahil edilmiştir. Buna göre, karık sulama yöntemi; göllendirmeli ardışık karık (GAK), serbest drenajlı karık (BK) ve göllendirmeli sürekli sulanan karık (GSK) olmak üzere 3 ayrı biçimde uygulanmıştır. Damla sulama yöntemi ise 30 ve 60 cm almak üzere iki ayrı damlatıcı aralığı ile geleneksel ve çift sıralı ekim olmak üzere farklı iki ekim şekli kullanılmıştır. Buna göre damla sulama yönteminde 4 alt konu oluşmuştur. Bunlar tek sıralı ekim, 30 cm damlatıcı aralığı (Dtto); tek sıralı ekim 60 cm damlatıcı aralığı (DT*o); çift sıralı ekim 60 cm damlatıcı aralığı (Dç&o) ve çift sıralı ekim 30 cm damlatıcı aralığı (D^to). Yağmurlama sulama yönteminde, farklı son sulama tarihleri ile farklı su alma düzeyleri ele alınmıştır. Böylece anılan yöntemde 24 alt konu oluşturulmuştur. Deneme parsellerinde ilk sulama, 120 cm toprak derinliğindeki kullanılabilir nem kapasitesi %40 düzeyine düştüğünde tüm konularda aynı anda yapılmıştır. Karık ve yağmurlama sulama yönteminde sulama zamanına serbest drenajlı karıkta yapılan nem gözlemlerine göre karar verilmiştir. Sulama suyu miktarı anılan konuda mevcut nem açığını tarla kapasitesine getirecek şekilde hesaplanmıştır. Damla sulama yönteminde sulama aralığı 7 gün olarak alınmıştır. Sulama suyu miktarı, 7 günde oluşan serbest su yüzeyi buharlaşmasının, gölgeleme oranı (%P) ve bitki gelişim katsayısı (kc) ile düzeltilmesi sonucu bulunmuştur. Toprak profil indeki nem değişimleri gravimetrik ve nötronmetreyöntemi birlikte kullanılarak izlenmiştir. Karık sulama yönteminde ilerleme ve çekilme verileri karık içirişinde her 10 m de bir oluşturulan istasyonlarda izlenmiştir. Serbest drenajlı parsellerde oluşan yüzey akış karık sonuna yerleştirilen bir parshall savağı kullanılarak ölçülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlar aşağıda özetlenerek verilmiştir. - Konulara denemenin her iki yılında da farklı miktarlarda su uygulanmıştır. 1990 yılında, 894 mm ile en fazla sulama suyu SK konusuna ve en az 181.5 mm ile Dt60 konusuna verilmiştir. 1991 yılında yine aynı konulara en çok 1398 mm ve en az 168 mm su uygulanmıştır. - Mevsimlik su tüketimi yıllara göre değişim göstermiştir. Karık sulama yönteminde 1990 yılında 610 ile 885 mm arasında değişirken 1991 yılında 609 ile 972 mm arasında değişmiştir. Damla sulama yönteminde, ilk yıl 619-865 mm arasında ve ikinci yıl 456-646 mm arasında değişmiştir. Yağmurlama sulama yönteminin yeterli su alan konusunda ilk yıl 985 mm, ikinci yıl 938 mm su tüketimi oluşmuştur. - Karık sulama yönteminde sulamalardan elde edilen gerçek infiltrasyon parametreleri kullanılarak her sulama için düzeltilmiş infiltrasyon denklemi hesaplanmıştır. - En yüksek nem depolanması karık sulama yönteminde göllendirmeli sulanan konularda meydana gelmiştir. - Karık sulama yönteminde mevcut nem eksiğinin ilerleme ve çekilme fazlarını etkilediği anlaşılmıştır. - En yüksek verim, iki yıllık ortalamaya göre 326 kg/da ile GSK konusunda alınmıştır. Yapılan istatistiksel analizlerde sulama yöntemlerinin verime etkileri arasında önemli farklar bulunamamıştır. - Deneme sonuçlarında elde edilen su tüketimi ve verim değerlerinden yararlanarak su-üretim fonksiyonları elde edilmiştir.Belirlenen fonksiyonlardan, konuların su. tüketimi değerleri ile verimleri arasında doğrusal bir ilişki olduğu saptanmıştır. - Konulara ait verim fonksiyonları kullanılarak oransal verim tepki etmenleri (Ky) hesaplanmıştır. Ky değeri, karık sulamada 0.93 olurken damla sulamada 0.86 olarak bulunmuştur. Yağmurlama sulama yönteminde sulama sayısına göre 0.448 ile 0.852 arasında; su alma düzeylerine göre 0.281 ile 3.002 arasında değişmiştir.
Adana ilinin sıcaklık verilerinin stokastik ve olasılık yöntemlerle incelenmesi
Adana Meteoroloji istasyonu uzun yıllık günlük maksimum, ortalama ve minimum sıcaklık değerleri zaman serisi kavramı içinde gidiş (trend), periyodik ve stokastik bileşenleri incelenmiştir. Gidiş (Trend) bileşeninin analizinde dönen nokta ve kendall sıra korelasyon testleri, periyodik bileşende varyans ile fourier analizleri ve stokastik bileşende ikinci derece markov zinciri çalışması yapılmıştır. Bu kışımın sonunda periyodik bileşenli deterministik ve stokastik yapıda bir denklem elde edilmiştir. Daha sonra, oluşturulan modelle üretilen verilerin farklı olasılık dağılım yöntemleri ile frekans (olasılık) analizleri yapılmış, uygunluk testleri yapılmış ve uygun frekans dağılımları saptanmıştır.
Orta Anadolu koşullarında faosu tüketim modellerinin irdelenmesi
ÖZ Bu çalışmada bitki su tüketiminin belirlenmesinde kullanılan yöntemlerden. Radyasyon, Penman, Blaney-Criddle, Pan-Evaporasyon yöntemlerinin Ankara koşullarında kullanılma olanakları araştırılmıştır. Bu amaçla Ankara Merkez Topraksu Araştırma Enstitüsünde tartılı tip lizimetre ile 1972-1985 yılları arasında Buğday. Pancar. Ayçiçeği, Patates. Yonca, Mısır. Fasulye, Çilek bitkilerinden doğrudan ölçülen su tüketim değerleri, söz konusu yöntemlerin tahmin edilen değerleri ile karşı laştırılmıştır. Hesaplamalar günlük periyod da yapılmıştır. İncelenen bitkilerde gerçek bitki su tüketim değerleri ile en yakın ilişkileri Pan-Evaporasyon yönteminin sağladığı belirlenmiştir.
Aşağı Seyhan sulama proje alanında faaliyet gösteren sulama gruplarının çalışmaları ve sorunları
V ÖZ Bu araştırmada Aşağı Seyhan Ovasında faaliyet gösteren sulayıcı gruplarının çalışma sistemleri ve sorunları incelenmiştir» özellikle Devlet Su işleri (DSî) kanallarının temizlik ve bakım işlerinin yapımı, suyun etkili olarak kullanılmasının saklanması, kaçak sulamayı önleme, sulama ücretlerinin tahsili gibi faaliyetleri ayrıntılı olarak incelenmiştir» Ayrıca, arattırma alanındaki sulama sorunları, sulayıcı gruplarının çeşitli sorunları ile bu grupların etkinliğini. artırma olanakları üzerinde de durulmuştur.
Sulamanın GAP alanında tarım sektöründe üretim yapısı, girdi, kullanımı, verimlilik ve işletme gelirleri üzerine etkileri
oz GAP alanında, sulu ve kuru koşullarda tarımsal üretim yapan 197 işletme, grup analizi ve faktör analizi tekniklerinden yararlanılarak, sosyo-ekonomik açıdan değerlendirilmişlerdir. Yatay kesit verilerinin kullanıldığı çalışmada, işletmelerin arazi tasarruf durumlarının, sermaye ve üretim yapılarının, girdi kullanımlarının, işletme giderlerinin bileşiminin ve işletme gelirlerinin önemli ölçüde işletmelerin sulu veya kuru olmaları ile ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Sulu işletmelerde, kuru işletmelere göre işgücü verimliğinin 4,8 kat, sermaye verimliğinin 3,6 kat ve arazi verimliğinin ise 5,2 kat daha fazla olduğu belirlenmiştir. Mevcut koşullarda, sulu işletmelerin yapılan gözönüne alınarak, bölgede sulamanın gerçekleşmesi ile birlikte ortaya çıkabilecek sorunların giderilebilmesi için gerekli önlemlerin önceden alınması gerektiği ortaya konmuştur.
Tarla fasülyesinde tuz-su ve verim ilişkilerinin irdelenmesi
ÖZ Bu çalışma, tarla fasulyesinin su-tuz-verim ilişkileri ile bitkinin tuza dayanım düzeyleri ve toprakta tuz birikiminin belirlenmesi amacıyla, 1992 ve 1993 yetişme dönemlerinde Konya Köy Hizmetleri Araştırma Enstitüsü arazisinde yürütülmüştür. Araştırmada, Üçlü Lateral Yağmurlama Sistemi kullanılmış, bitkilere sulama sırasında farklı düzeylerde su ve tuz uygulanmıştır. Elde edilen verilerden, çamur süzüğü tuzluğu ile fasulye dane verimi arasında; Yr=100-32.15(ECe-0.810) eşitliği ile gösterilen bir ilişki elde edilmiştir. Konya koşullarında ECe:0.810 dSm"1 tuzluluk düzeyinden sonra, dane verimi azalmaya başlamış; ve 4.0 dSm"1 de hiç verim alınamamıştır. SAR ve iyon konsantrasyonları ile dane verimi arasında, tuz-verim ilişkilerine benzer bağıntıların olduğu saptanmıştır. Artan tuz konsantrasyonu, dane iriliğini önemli düzeyde azaltmıştır. Sulama suyu tuz konsantrasyonunun artmasına bağlı olarak, toprakta tuz yığılması da artmıştır. Ancak, kış yağışlarının önemli düzeyde tuz yıkaması sağladığı belirlenmiştir. Toprağın tuz konsantrasyonu ve iyonik bileşimine bağlı olarak, kimi iyonların bitkinin gövde, kapsül ve yapraklarında birikmesi ile ilgili eşitlikler elde edilmiştir. Toprak tuzluluğu ile gövde ve kapsül tuz içerikleri arasında pozitif ilişkiler bulunmuştur. Tarla fasulyesinin yaprak ve kapsül Na içeriklerinin, toprağın Na içeriğinin artışına bağlı olarak artığı görülmüştür. Bitki gövdesindeki Na ile toprak Na'u arasında ise, önce artan zamanla azalma eğilimi gösteren ilişkiler bulunmuştur. Toprak Cl içerikleri ile bitki organlarının Cl içerikleri arasında da başlangıçta artan zamanla azalan ilişkiler saptanmışta-. Tarla fasulyesinin su-verim ilişkisi belirlenmiş; verim tepki etmeni (ky) 1.33 ve mevsimlik su tüketimi 500 mm olarak bulunmuştur. Elde edilen sonuçlara göre su tüketiminde oluşacak eksilişlerin verimde daha büyük oranda düşüşlere neden olacağı belirlenmiştir.
Mısır bitkisinin su-verim ilişkileri, kök dağılımı ile bitki su stresi indeksinin belirlenmesi ve CERES-maize bitki büyüme modelinin yöreye uyumluluğunun irdelenmesi
öz Bu çalışma, Çukurova koşullarında yetiştirilen I. ürün mısır bitkisinin su-verim ilişkilerini, su kısıntısının verim ve verim unsurları ile kök dağılımına etkilerini belirlemek; infrared termometre (IRT) ve porometre gözlemlerinden saptanan bitki su stresi indekslerinden (CWSI) yararlanarak sulama programım hazırlamak ve CERES-Maize bitki büyüme modelinin yöreye uyumluluğunu test etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, denizden yüksekliği ortalama 20 m olan, 36° 59' N, 35° 18' E enlem ve boylamlarında yer alan Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü deneme alanında 1993 ve 1994 yularında killi Mutlu serisi topraklarında TTM-815 mısır çeşidi kullanılarak yürütülmüştür. Bu çalışmada, sulama konulan her 10 günde bir 120 cm'lik toprak profilinde tüketilen suyun %100 (îm), %80 (I*,), %60 (Ieo), %40 (!«,), %20 (I20) ve %0'ı (Io) uygulanması şeklinde oluşturulmuştur. Araştırmada Iı«> konusuna denemenin birinci yılında 6, ikinci yılında ise 7 kez olmak üzere, sırasıyla toplam 752 ve 823 mm su uygulanmıştır. Anılan konuya ilişkin su tüketimi birinci yıl 999 mm, ikinci yıl ise 1052 mm olarak belirlenmiştir. Sözkonusu sulama konusunda dekara verim 1993 yılında 1001.5 kg; 1994 yıkıda ise 1003.4 kg olmuştur. Dane verimi (Y) ile sulama suyu (I) ve su tüketim (ET) miktarları arasında denemenin ilk yılında sırasıyla Y = - 0.00191 f + 2.9 I - 139.34 ( r2 = 0.98** ) ve Y = 1.623 ET - 500.45 (^=0.88**); ikinci yılında ise sırasıyla Y = - 0.0012 I2 + 1.9 I + 222.49 (1^=0.97**) ve Y= 1.042 ET - 14.10 (^=0.88**) şeklinde önemli ilişkiler bulunmuştur. Çalışmada verim etmeninin (ky), 1.08 ile 1.61 arasında değiştiği saptanmıştır. Konulara göre sulama suyu kullanım randımanı (IWUE), 1.0-2.43 kg/da-mm; su kullanım randımanı (WUEet) ise 0.22 ile 1.25 kg/da-mm arasında değişmiştir. Yaprak alan indeksi (LAI), kuru madde miktarı, bitki boyu, bitki basma yaprak sayısı, koçan boyu, koçan basma verim, koçandaki dane dayısı, bitki basma koçan sayısı, bitki başına dane verimi ve sayısı bitkide su stresi arttıkça azalmıştır. Çalışmada, mısır dane veriminin düşmeye başladığı, sulamadan önceki infrared termometre gözlemlerinden belirlenen eşik CWSI değeri 0. 19; porometre gözlemlerinden belirlenen eşik değeri ise 0.26 olarak bulunmuştur. Su stresi arttıkça, toprak profilinde mısır köklerinin daha derinlere doğru gittiği gözlenmiştir. Mısır köklerinin 0-40 cm'lik toprak katmanında yoğunlaştığı ve etkili kök derinliğinin ise 100 cm olduğu saptanmıştır. CERES-Maize bitki büyüme modelinin tarla kapasitesi, solma noktası su içeriklerine ve sulama randımanına duyarlı olduğu; bazı konularda kimi verim ve verim unsurlarım tam olarak kestiremediği belirlenmiştir.
Diyarbakır ekolojik koşullarında farklı gelişme dönemlerinde sulanan nohudun (Cicer arietinum L.) sulama suyu gereksinimi ve su tüketimi üzerine bir araştırma
Bu çalışma Diyarbakır ekolojik koşullarında farklı gelişme dönemlerinde sulanan nohudun sulama suyu gereksinimi ve su tüketiminin saptanması amacıyla 2007 yılında tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Çalışmada sulama uygulamasının verim ve verim komponentlerini önemli ölçüde artırdığı saptanmıştır. Çıkış süresi,çiçeklenme süresi, bitkideki ana dal sayısı,bitkideki boş bakla sayısı ve 100 tane ağırlığı yönünden konular arasında istatistiki olarak önemli bir fark bulunamamıştır. Sulama uygulamalarının bakla bağlama ve olgunlaşma sürelerini önemli derecede geciktirdiği saptanmıştır. Sulama ile tane verimi %13.2-%68.0, bitki boyu % 22.9-% 42.9, ilk bakla yüksekliği % 14.2-% 39.2, bitkideki bakla sayısı % 14.7-% 89.9, dolu bakla sayısı % 15.9-% 102.8, bitkideki tane sayısı % 15.9-% 73.2, biyolojik verim %36.5-%50.6 ve bakladaki tane sayısı'nın ise % -23.1 ile % 46.2 oranında artığı saptanmıştır. Hasat indeksi ise en yüksek % 39.6 oranında D (tane doldurma süresinde verilen bir su) konusunda saptanmıştır. Diyarbakır koşullarında bitki gelişim dönemlerine göre;çiçeklenme döneminde bitkiye 128 mm sulama suyu verildiğinde 212 kg/da, bakla bağlama döneminde 175 mm sulama suyu verildiğinde 226 kg/da ve tane doldurma dönemlerinde 213 mm sulama suyu verildiğinde 224 kg/da tane verimi elde edilmiştir.Anahtar kelimeler : Nohut (Cicer arietinum L.), sulama, verim, verim komponentleri
Yozgat ekolojik koşullarında yetiştirilen çerezlik ayçiçeği (Helianthus annuus L.)'nin tohum verimi ile bazı verim ögeleri üzerine sulamanın etkisinin değerlendirilmesi
Araştırma 3 çeşit (İnegöl Alası, Ahmetbey, Palancı) çerezlik ayçiçeği tohumu ile 3 farklı sulama alternatifi kullanarak tesadüf blokları deneme yöntemi ile 36 parselde tamamlandı. Çalışma dört tekerrür, her tekerrürde dokuz parsel ve her parselde kırk bitki olacak şekilde planlandı. Sıra arası 70 cm, sıra üzeri 50 cm, tohum derinliği yaklaşık 5 cm ve her tohum çukuruna 3 adet tohum bırakılarak 11.05.2019 tarihinde ekim yapıldı. 6 Haziranda birinci çapa ve aynı zamanda seyreltme işlemi, 20 Haziranda da ikinci çapa yapıldı. 13 Haziranda birinci su, 15 Temmuzda ikinci su verildi. 07.09.2019 tarihinde hasat edildi.
Soğuk ringer laktat ile yapılan vitrektomi ile standart pars plana vitrektominin korneal parametreler üzerine etkilerinin karşılaştırılması
Amaç: Soğuk ringer laktat ile yapılan pars plana vitrektomi ile oda sıcaklığında ringer laktat ile yapılan pars plana vitrektominin korneal parametreler üzerine etkilerinin karşılaştırılması Materyal-Metod: Bu prospektif karşılaştırmalı çalışmada posterior vitrektomi uygulanan 68 hasta çalışmaya alındı.Hastalar iki gruptada preoperatif randomize olarak seçildi.Soğuk ringer laktat (+4 C°) ile vitrektomi yapılan 36 hasta grup 1 ve oda sıcaklığında ringer laktat (+25 C°) ile vitrektomi yapılan 32 hasta Grup 2 olarak tanımlandı. Hastalar fakik, psödofakik olmalarına ve tamponad olarak silikon ve gaz konulmalarına göre alt gruplarına ayrıldı. Hastaların preoperatif ve postoperatif 1.aydaki santral korneal kalınlık,endotel hücre dansitesi,ortalama hücre alanı,variabilite katsayısı ve hekzogonalite parametreleri karşılaştırıldı. Bulgular: Grup 1 ve 2 de preoperatif ve postoperatif korneal parametrelerde istatistiksel olarak anlamlı bir değişiklik yoktu. (p>0,05) Alt gruplara bakıldığında da Grup 1 deki alt gruplarda anlamlı bir değişiklik olmamasına rağmen (p>0,05) , Grup 2 de psödofakik olup gaz konan hasta grubunda santral korneal kalınlık, endotel hücre dansitesi, ortalama hücre alanı ve variabilite katsayısında istatistiksel olarak anlamlı bir değişiklik mevcuttu. (p=0.008,p=0,011,p=0,011,p=0,048) Sonuçlar: İki grupta da kornea endotel parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluşmadı.Alt grup analizlerinde ise psödofakik olup gaz konan hastalarda kornea endotel parametrelerinde Grup 1 de istatistiksel olarak anlamlı bir değişim yokken grup 2 de istatistiksel olarak anlamlı bir değişimin olması psödofakik hastalarda soğuk ringer laktat kullanmanın daha koruyucu olabileceğini düşürdürmektedir. Anahtar Kelimeler: İrrigasyon sıcaklığı, kornea endotel parametreleri,vitreoretinal cerrahi
Sonik olarak aktive edilmiş irrigasyon solusyonunun postoperatif ağrı üzerine etkileri
Pulpa dokusunun nekrotik ve vital kalıntılarının, debrisin, mikroorganizma ve ürünlerinin ortadan kaldırılması için mekanik enstrumantasyon ve irrigasyon yapılmaktadır. Apikal bölgeye debris veya solusyonun taşma riski, postoperative ağrıya, şişliğe, ciddi doku hasarlarına yol açacağından önemlidir. Bu çalışmanın amacı, iki farklı irrigasyon metodunun kullanımı sonrası oluşan postoperatif ağrıyı kıyaslamak ve değerlendirmektir. Bu çalışmada toplamda 90 diş bulunmaktadır. Çalışmaya dahil olan dişler, seçilen kartlar aracılığıyla 2 tedavi grubuna ayrıldı. (kontrol ve Vibringe). Nikel-titanyum döner enstrumanları kullanılarak crown-down preperasyon tekniği uygulandı. Enstrumantasyon işlemi sırasında kök kanalları, 3ml %2'lik NaOCl ile yıkandı. Final yıkaması için 3ml'lik NaOCl ve 3ml'lik steril tuzlu su dakikada 4.6 ml olacak şekilde kullanıldı ve iğne çalışma boyundan 2mm kısa olacak şekilde ayarlandı. Kontrol grubunda irrigasyon, konvensiyonel yöntemle uygulandı ve Vibringe grubunda sonik olarak aktive edilen Vibringe cihazıyla irrigasyon sağlandı. İrrigasyon işleminin tamamlanmasının ardından tüm kanallar guta-perka ve kök kanal patıyla dolduruldu. Endodontik tedaviden 6,12,24 ve 72 saat sonraki ağrıyı ve kullanılan analjeziği değerlendirmek için bütün hastalara birer sözel tarif skalası verildi. İstatistiksel analizde, gruplar arasındaki kategorisel değişkenleri karşılaştırmak için Ki Kare testi kullanıldı. Tüm zaman periyotlarında Vibringe sisteminde ağrı şiddeti kontrol grubundan önemli oranda daha yüksekti.
Er,CR:YSGG lazer ve naocl kullanılarak yapılan kanal içi dezenfeksiyon sonrası postoperatif ağrının değerlendirilmesi: randomize kontrollü klinik çalışma
Amaç: Bu randomize, kontrollü klinik çalışmada kök kanal tedavisi sırasında kanal içi dezenfeksiyon yöntemi olarak NaOCl ve Er, Cr:YSGG lazer kullanımının tedavi sonrası ağrı ile ilişkisini incelemektir. Yöntem ve Metot: Tek köklü ve asemptomatik nekroze olmuş dişlere sahip yüz yetmiş hasta, iki deney grubuna rastgele ayrıldı. Kök kanal preparasyonu Reciproc (VDW, Münih, Almanya) ile tamamlandı. Kanal içi dezenfeksiyon işleminde iki farklı tedavi protokolü kullanılmıştır. İlk grupta NaOCl hem kök kanal tedavisi sırasında hem de dezenfeksiyon amacıyla kullanıldı. İkinci grupta ise %0.9'luk NaCl çözeltisi kök kanal işlemleri sırasında Er, Cr:YSGG lazer ise kök kanal dezenfeksiyonu amacıyla kullanıldı. Tüm dişler Adseal (Meta Biomed Co., Kore) kanal dolgu patı ve guta perka kullanarak lateral kompaksiyon yöntemi ile tek seansta dolduruldu. Tedavi sonrası ağrı 0-6,6-12,12-24 ve 24 ila 72 saatler arasında bir sözel değerlendirme ölçeği kullanılarak kaydedildi. Bulgular: Gruplar arasında 0-6, 6-12, 24 ve 72. saat zaman dilimleri arasında anlamlı bir farklılık yoktur ( P > 0.05 ). Fakat, 12-24. saatler arasında NaOCl ile dezenfeksiyon yapılan grupta daha fazla post operatif ağrı görüldü ( P < 0.05 ). Ağrı kesici kullanımı açısından gruplar arasında tüm zaman dilimlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Sonuçlar: Kök kanallarının NaOCl ve Er,Cr:YSGG lazer kullanilarak dezenfeksiyonunu takiben görülen ağrı ve ağrı kesici kullanımı benzer bulunmuştur. NaOCl ile kök kanalları dezenfeksiyonu sonrası 12-24 saat arasında post operatif rahatsızlıkta artış görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Er,Cr;YSGG lazer, NaOCl, kök kanal tedavisi, postoperatif ağrı.
Süt dişi kök kanallarında tek eğeli döner alet sistemlerinin preparasyon etkinliklerinin ve çalışma sürelerinin in vitro olarak değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, alt süt ikinci molar dişlerin meziobukkal köklerinde, kök kanal şekillendirilmesinde kullanılan nikel titanyum alet sistemleri ile yapılan preparasyon ve irrigasyon sırasında apikal foramenden taşırılan debris miktarlarının, çalışma sürelerinin ve taramalı elektron mikroskobu kullanarak temizleme etkinliklerinin in vitro olarak karşılaştırılmasıdır. Rezorbe olmamış 80 adet alt süt azı dişte; WaveOne, Reciproc, One Shape ve Kedo-S eğeleri ile kök kanal şekillendirmesi yapıldı. Taşan debris miktarı 10-5 hassasiyetinde hassas tartı ile ölçüldü. Temizleme etkinliğinin değerlendirilmesi için 8 adet süt kanin diş kullanılmıştır. Uzunlamasına ikiye bölünen örneklerdeki temizleme etkinliği, SEM aracılığıyla alınan fotoğrafların skorlanması ile değerlendirilmiştir. Ayrıca genişletme ve irigasyon için geçen süre hesaplandı. Verilerin istatistiksel analizinde; Kruskal-Wallis, Mann Whitney-U testleri F testi ve t testi kullanılmıştır. P<0,05 anlamlı kabul edildi. Apikalden taşan debris miktarları karşılaştırıldığında WaveOne, Reciproc, OneShape ve Kedo-S eğeler arasındaki faklılık istatistiksel olarak anlamsız bulunmuştur ( p>0,05). Kök kanalı bir bütün olarak incelendiğinde elde edilen bulgulara göre OneShape, WaveOne Reciproc ve Kedo-S arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Kedo-S ile yapılan genişletme süresi istatiksel olarak anlamlı ölçüde Reciproc eğelerden daha az bulundu (P < 0.05). Tüm eğe sistemlerinde apikalden belli miktarda debris taştığı görüldü. Devamlı rotasyonel hareket yapan sistemler süt dişlerinde tercih edilebilir. Anahtar Kelimeler: Süt dişi kök kanal tedavisi, debris extrüzyonu, Reciproc, çalışma zamanı
Periapikal lezyonlu dişlerde irrigasyona ek olarak yapılan son yıkamanın tedavi başarısına etkisi: Randomize kontrollü çalışma
Bu çalışmanın amacı; periapikal lezyonlu dişlerde, QMix yıkama solüsyonunun geleneksel yıkama prosedürlerini takiben yapılan son yıkamada kullanılmasının apikal periodontitisin iyileşmesindeki etkisini radyografik ve klinik muayene ile gözlemlemektir. Tek köklü periapikal lezyonlu 60 dişe sahip 60 hasta her biri 10'arlı randomize bir blok tasarımı kullanılarak 2 gruba ayrılmıştır. Kök kanalları WaveOne Gold (WOG; Dentsply Sirona, Ballaigues, İsviçre) döner sistem eğeler ile şekillendirilmiş ve kanal şekillendirilmesi sırasında yandan delikli enjektörler (NaviTips, 30 gauge; Ultradent Products, Inc., South Jordan, UT, ABD) kullanılarak 5 ml 2.5% NaOCl ile irrigasyon yapılmıştır. Son yıkama bir grupta 5 ml 2.5% NaOCl (n=30) ile diğer grupta 5 ml QMix (n=30) ile yapılmıştır. Tüm kanallar 5 ml serum fizyolojik ile yıkandıktan sonra AHPlus kanal patı ve gutaperkalarla soğuk lateral kondenzasyon yöntemi ile doldurulmuştur. Sekiz hasta tedavi sonrası hamilelik, sistemik hastalık ve medikament kullanımı gibi sebeplerden izlemden çıkarılmıştır. Elli iki hasta 12 ay sonra radyografik ve klinik muayene için geri çağırılmıştır. Yedi hasta kontrol randevularına gelmediğinden çalışma dışı bırakılmıştır. Tedavi öncesi ve sonrası PAI skorları karşılaştırılmıştır ve dişler 'sağlıklı' (PAI ≤ 2) veya 'başarısız' (PAI ≥ 3) olarak değerlendirilmiştir. Grupların tedavi öncesi ve 12. ay takip radyografları arasındaki farkları karşılaştırmak için Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Her bir grup için başlangıçtan takip sonuna kadar PAI skorlarındaki değişiklik Wilcoxon testi ile değerlendirilmiştir. Tedaviden 12 ay sonra 45 hasta değerlendirilmiştir. Kırk beş dişin 43'ünde PAI skorunda istatistiksel açıdan anlamlı bir düşüş görülmüştür. QMix grubunda 25 dişin 23'ünde (92%); NaOCl grubunda ise 20 dişin 20'sinde (100%) radyolusensi azalmış veya kaybolmuştur. QMix grubunda 2 dişin PAI skorunda değişiklik görülmemiştir. Başlangıç ve 12. ay sonrası PAI skorlarının değişiminde iki grup arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmamıştır (p= .508). QMix solüsyonunun son yıkamada kullanılması kanal içi dezenfeksiyonda fayda sağlamakla beraber, iyileşme üzerinde anlamlı bir etkisi görülmemiştir.
Tarımsal sulama birliklerinde etkinlik: Ege bölgesi için bir araştırma
Türkiye gibi tarım sektörünün ülke ekonomisinde önemli yer tuttuğu ülkelerde, su ve toprak kaynaklarının geliştirilmesi ve ulusal ekonomiye katkılarının arttırılması icin sulama tesislerinin rasyonel olarak işletilmesi ve sürekliliğinin sağlanması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, Türkiye'de yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının çok ciddi azalma göstermesi de su kullanımında etkinlik ve verimliliğin sağlanmasını daha önemli hâle getirmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'nin tarımsal üretimi açısından kayda değer bir paya sahip olan Ege bölgesinde faaliyet gösteren tarımsal sulama birliklerine ilişkin veriler kullanılarak Stokastik Sınır Analizi ve Veri Zarflama Analizi yöntemleriyle sulama işletmelerinin teknik etkinlik düzeyleri araştırılmıştır. Elde edilen tahminlere göre personel sayısı ve giderler sulama oranı üzerinde pozitif yönde anlamlı etkiye sahiptir. Makine ve ekipman harcamalarının büyük kısmını oluşturduğu personel harcamaları dışındaki giderlerin de sulama oranı üzerindeki etkisi pozitif ve anlamlıdır. Bir diğer tahmin sonucuna göre ise tahsilat oranı sulama oranı üzerinde anlamlı bir etkiye sahip görünmemektedir. En yüksek olabilirlik tahminlerinden elde edilen SSA etkinlik skorları incelendiğinde örneklemdeki SB'lerin etkinlik düzeylerinin genel olarak yüksek olduğu söylenebilir. VZA etkinlik tahminlerine göre ise SB'ler arasında önemli farklılıklar göze çarpmaktadır. Buna göre, farklı etkinlik ölçüm yöntemlerinin karar birimlerinin performansları konusunda çok farklılaşan sonuçlar verebileceği gözden uzak tutulmamalıdır.
Çukurova koşullarında birinci ürün tatlı sorgum bitkisinin su tüketimi ve bitki katsayılarının belirlenmesi
Bu araştırma, Çukurova koşullarında, 06.04.2018 ile 29.08.2018 tarihleri arasında, lizimetre yöntemi kullanılarak tatlı sorgum bitki su tüketimini ve bitki katsayılarını belirlemek amacıyla Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü deneme arazisinde yürütülmüştür. Araştırmada Sorghum bicolor (L.) moench M81E çeşidi kullanılmıştır. A Sınıfı Buharlaşma Kabı ile elde edilen yığışımlı buharlaşma değerleri kullanılarak sulama suyu miktarları hesaplanmış ve 7-10 gün aralıkla sulamalar yapılmıştır. Bitki katsayılarının bulunması için FAO yaklaşımları kullanılarak çim kıyas bitki su tüketimlerinin kestirimi yapılmıştır. Tatlı sorgum bitkisinin yığışımlı gerçek su tüketim değerleri tartılı lizimetre yöntemine göre 613.25 mm olarak belirlenmiştir. FAO-56 Penman Monteith (FAO-56 PM) yöntemine göre mevsimlik kıyas bitki su tüketim değeri ise 718.14 mm olarak kestirilmiştir. FAO-56 PM kıyas bitki su tüketimi yöntemi dikkate alınarak belirlenen bitki katsayıları başlangıç dönemi için 0.27, bitki gelişme dönemi için 1.14 ve dönem sonu için ise 0.89 olarak saptanmıştır. Sorgum bitkisinin en yüksek yaprak alan indeksi (LAI) değeri 7.8 iken, kuru madde miktarı 5311.6 kg/da olarak bulunmuştur.
Gediz havzası sulamalarında etkinlik analizi
Tarımsal üretimi artırmak için sadece sulanan alanların miktarının arttırılması değil, sulama etkinliğinin arttırılması ve hatta kısıtlı su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımının sağlanması da büyük önem taşımaktadır. Dolayısı ile mevcut sulamalarda sulama etkinliğinin değerlendirilmesi gerekir. Bir karar biriminin göreli etkinliğini belirlemek için bir doğrusal programlama tekniği olan Veri Zarflama Analizi (VZA) kullanımı sayesinde, bir sulama bölgesinde suyun verimli kullanılıp kullanılmadığına karar vermek mümkündür.Bu çalışmada, 110 000 ha sulama alanına sahip Gediz Havzası'nda bulunan Ahmetli, Salihli ve Menemen Sulamalarında etkinlik analizlerinin yapılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, Aşağı Gediz Havzasında yer alan bu sulamaları işleten toplam 10 adet sulama birliği değerlendirilmiştir. Tarımsal sulamada kullanılan su miktarı (m3) ile sulanan alanın büyüklüğünü (ha) girdi, yıllık toplam üretim değerini (TL) ise çıktı olarak kabul eden girdi yönlü bir VZA modeli sayesinde değerlendirmeler tamamlanmıştır. Analizlerde, EMS (Efficiency Measurement System) bilgisayar yazılımı kullanılmıştır.Analizler 2009-2011 yıllarını kapsayan 3 yıllık veriler eşliğinde yapılmış, böylelikle etkinlik skorlarının yıllar boyunca değişimi incelenmiştir. Sonuç olarak, 2009-2011 yılları arasında havzada bulunan etkin sulama birliği sayısının 3 den 6 ya yükseldiği, ancak Gediz, Mesir ve Salihli Sağ Sahil Sulama Birliklerinin düşük olan etkinliklerini arttıramadıkları belirlenmiştir. Etkin olarak çalışmadığı tespit edilen sulamalarda, etkinliği azaltıcı muhtemel sebepler incelenmiş, mevcut üretim değerine ulaşabilecekleri sulama suyu ve sulama alan miktarları sayısal değerlerle ortaya konmuştur.
Düziçi (Osmaniye)'nde sulanan ve sulanmayan Gemlik zeytin çeşidine yapraktan yapılan gübre uygulamalarının meyve verim ve kalitesi ile zeytinyağı içeriğine etkileri
Bu çalışma, Gemlik zeytin çeşidinde çiçeklenme öncesi ve sonrası dönemlerde, sulama yapılan ve yapılmayan ağaçlarda, farklı mineral (KNO3+H3BO3+ZnSO4 ve Üre+MgSO4,) ve organomineral gübrelerin (Raykat Growth, Raykat Start ve Fitomare) yapraktan uygulanmasının ağaç başına verim ve meyve kalite kriterleri ile zeytinyağı içeriğine etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yapılan çalışmada gübreleme ve sulama uygulamalarının ağaç başına verim ve 100 tane ağırlığında etkili olduğu; meyve et ağırlığı, meyve et/çekirdek oranında sadece sulamanın etkili olduğu belirlenmiştir. Genel olarak farklı uygulama dönemlerinin bazı parametreler üzerine etkisinin olmadığı belirlenmiştir. En yüksek değerler, sulama yapılan koşullarda, ağaç başına verimde Raykat Growth organomineral gübre uygulamasında (49.7 kg/ağaç), 100 tane ağırlığında ise Üre+MgSO4 gübre uygulamasında (402.7g/meyve) belirlenmiştir. Toplam yağ analizinde sulamanın ve gübrelemenin etkili olduğu, sulama yapılmayan ağaçlarda yağ oranının daha fazla olduğu gözlenmiştir. Ancak sulanan koşullarda ağaç başına verim değeri arttığı için yağ içeriği artan verim değeriyle sulamalı koşulda toplamda daha yüksek olmaktadır. Toplam yağ verimi %7.29-24.8 arasında değişmiş olup, en yüksek değer (%24.8) Raykat Growth organomineral gübreden alınmıştır. Zeytinlerden alınan yağ örneklerinde 11 farklı yağ asidi (miristik, palmitik, palmitoleik, heptadekonaik, stearik, oleik, linoleik, linolenik, Cis-8.11.14-Eicosatrien, trikosenik ve lignoserik asit) belirlenmiştir.