Irrigation

111 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Tamburlu tip otomatik sulama makinelerinde değişken düzeyli uygulama sistemi geliştirilmesi

Tarımsal üretimde en önemli girdilerden birisi sulamadır. Ülkemizin yıllık tüketilebilir su potansiyeli toplamı 112 milyar m3 'tür. Teknik ve ekonomik olarak ortalama bitki deseni için sulanabilen alanda kullanılan su 96 km3/yıl iken toplam sulanabilir alan için ihtiyaç ise 296,5 km3/yıl olarak belirlenmiştir Bu farktan anlaşılacağı üzere tatlı su kaynakları yetersiz gelmektedir. Mevcut suyun ekonomik olarak kullanılması hassas tarım teknolojilerinden faydalanmayı gerektirmektedir. Çalışmamızda tarımsal sulamanın uygulama tekniklerinden birisi olan Tamburlu tip yağmurlama sulama sistemi incelenerek hassas tarım uygulamaları kapsamında toprak tipine göre bilgisayarla sulama miktarını ayarlandığı bir sistem tasarlanmıştır. Sistemimiz, arazinin önceden hazırlanmış veri tabanlarında belirtilen toprak tipi ve sulama ihtiyacına göre, makineden elde edilen konum, hız ve debi değerlerini kullanarak sulamanın değişken düzeyli olmasını sağlamaktadır. Yapılan yazılım ve donanım eklemeleriyle tekdüze sulama yapan bir Tamburlu tip sulama makinesi, bilgisayar sistemi ile kumanda edilerek makinenin konumu ve sulama hızının tespiti ve kontrolü ile istenilen değişken düzeyli sulama etkinliğini sağlamıştır. Sulamanın yapıldığı noktada bulunan debi ölçme sistemi, konum, hız değerlerinin alındığı ölçme sistemleri ve bu verilerin iletilmesini sağlayan kablosuz iletim sistemi birinci kısmı, bu verilerin işlenerek sulama makinesinin çalışma hızının ayarlandığı sulama makinesinde bulunan kontrol sistemi ikinci kısmı oluşturmaktadır. Çalışmada makine, bilgisayar ve kontrol sistemlerinin birbiri ile uyumlu çalışması sağlanmış ve sulama etkinliğinin sağlanması, su kaybının önlenmesinin yanında etkin sulama ile verim artışı ön görülmektedir.

Hassas tarımSulamaSulama sistemleri
Seyhun Hüseyin Yabacı
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Rekreasyon alanlarında kullanılan farklı sulama yöntemlerinin topraktaki tuz dağılımına etkisi

Bu çalışmada rekreasyon alanlarında yaygın olarak kullanılan çim bitkisinin yağmurlama ve toprak altı damla sulama yöntemleri ile sulanması durumunda topraktaki tuz dağılımının belirlenmesi amaçlanmıştır. Denemeler, İstanbul-Silivri Belediyesi Tarımsal Üretim ve Araştırma Merkezi (TÜRAM) arazisinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, yağmurlama ve toprak altı damla sulama yöntemi ile sulanan iki ayrı çim çeşidinde (K: Serin iklim çim çeşitleri karışımı; %30 Lolium perenne, %25 Festuca rubra rubra, %35 Festuca arundinacea, %10 Poa pratensis ve B: Sıcak iklim; Bermudagrass (Cynodon spp.)), yeterli ve kısıtlı sulama konularını içeren 3 farklı sulama düzeyi (S,S2, S3) tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme deseninde 3 tekrarlı olarak denenmiştir. Dört yıllık bir araştırma projesinin son yılında, farklı deneme konularında toprak profilinde oluşan tuz birikimini belirlemek amacıyla, sadece su kısıtı uygulanmayan S1 konularından iki tekerrürlü olarak farklı lokasyon ve derinliklerden (0-5 cm, 5-20 cm, 20-40 cm, 40-60 cm), 31 Ağustos 2020 ve 18 Eylül 2020 tarihlerinde iki kez bozulmuş toprak örnekleri alınmıştır. Ayrıca, şahit olarak hiç sulanmayan iki noktadan, dört derinlikten de toprak örnekleri alınmıştır. Her bir örneğin tuz içeriği, laboratuvarda hazırlanan saturasyon çamurunda EC metre ile ölçülmüş, bulgular rakamsal ve grafiksel olarak verilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, yağmurlama yöntemi ile sulanan parsellerde toprak profilindeki tuz birikiminin şahit noktalardaki tuz değerlerine oranını ifade eden EC2/EC1 değerleri, toprak altı damla sulama yöntemine göre daha yüksek olmuş ve Bermudagrass parsellerinde 1,25-2,10 arasında, serin iklim çim karışımından oluşan parsellerde ise 1,02-3,00 arasında değişmiştir. Anılan değerlerin sıcak iklim çiminde daha düşük olması, yoğun ve odunsu bir yapıya sahip Bermuda çiminin daha düşük su ihtiyacına ve daha düşük evaporasyon kayıplarına bağlanabilir. Toprak altı damla sulama yöntemiyle sulanan Bermuda çimi için EC2/EC1 değerleri (0,95-1,20), serin iklim çim karışımında ise EC3/EC1 değerleri (1,36-2,09) arasında belirlenmiştir. Benzer biçimde, uygulanan düşük miktardaki sulama suyu Bermuda çimindeki tuz birikiminin serin iklim çimine göre daha düşük olmasına neden olmuştur. Damlatıcının tam altındaki tuz birikimi ise minimum düzeyde (0,43-0,63 dS/m) gerçekleşmiştir. Damlatıcı ve lateral aralarında çok yoğun düzeyde tuz birikiminin olmaması alanın tamamının ıslatılmasına bağlanabilir. Yine klasik damla sulama yönteminde görüldüğü biçimde yüzeyde tuzun birikmemesi de toprak yüzeyinin ıslanmamasına ve evaporasyon, dolayısıyla kapilaritenin düşük olmasına bağlanabilir.

Bitki su tüketimiDamla sulama sistemiSulama+2
Tuğçe Adanalı
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı sulama suyu düzeylerinin yem pancarının verim ve kalite parametrelerine etkisi

Çalışma, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Tarımsal Araştırma ve Uygulama Çiftliği'nde 2021 yılında farklı sulama suyu düzeylerinin yem pancarının verim ve kalite parametrelerine etkisini belirlemek amacıyla tesadüf bloklar deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Çalışmada Rota çeşidi yem pancarı kullanılmıştır. Sulama suyu miktarının belirlenmesinde Penman-Monteith yöntemine göre hesaplanan kıyas bitki su tüketimi (ETo) dikkate alınmış, on günlük kıyas bitki su tüketimi toplamının beş farklı oranı (S1: ETo×1.20, S2: ETo×0.90, S3: ETo×0.60, S4: ETo×0.30; S5: ETo×0.00) sulama suyu olarak uygulanmıştır. Denemede damla sulama yöntemi kullanılmıştır. Deneme konularına uygulanan sulama suyu miktarları 131.9 mm – 643.6 mm arasında, bitki su tüketimi (ET) ise 337.1 mm – 782 mm arasında değişmiştir. Deneme konularına göre yaş yaprak verimi, 570 – 1788.1 kg/da, yaş yumru verimi, 1865.7 – 7838.8 kg/da, toplam yaş verim, 2435.8 – 9626.9 kg/da, yaprak kuru madde verimi, 134.1 – 255.5 kg/da, yumru kuru madde verimi 469.9 – 1247.6 kg/da, yumru boyu, 12.2 cm – 25.4 cm, yumru çapı, 6.5 – 12.4 cm arasında değişmiştir Verim tepki etmeni (ky) 1.04 olarak hesaplanmıştır. Su kullanım randımanı 72.3 – 145.0 kg/ha/mm arasında iken sulama suyu randımanı 111.7 – 157.5 kg/ha/mm arasında belirlenmiştir. Deneme koşulları için yeterli sulama suyu koşullarında S2 konusu en uygun sulama programı olarak belirlenmiştir. Kısıtlı sulama suyu koşullarında ise kıyas bitki su tüketiminin %60'ının ya da %30'unun uygulandığı S3 veya S4 konularının sulama programı olarak kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Su kısıtıSulamaSulama programlaması+2
Emmanuel Hakıruwızera
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kuru ve sulu koşullarda farklı çörek otu genotiplerinin tarımsal özelliklerinin belirlenmesi

Tıbbi ve baharat bitkisi olarak kullanılan çörek otu (Nigella sativa L.), Düğünçiçeğigiller (Ranunculaceae) familyasına ait önemli bir kültür bitkisidir. Son yıllarda çörek otunun kullanım alanı ve ekonomik önemi artmakta olup, kuraklık ve buna bağlı su kaynaklarının azalması tarımsal üretimi sınırlandıran başlıca etmenler arasında yer almaktadır. Bu çalışma, seçilmiş çörek otu genotiplerinin sulamalı ve kuru koşullara tepkilerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırma, Isparta Merkez ilçe ekolojik koşullarında, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Sulama ve kuru uygulamalar ana parsellerde, genotipler ise alt parsellerde yer almıştır. Denemede bazı tarımsal özelliklerin yanı sıra sabit yağ oranı ve sabit yağ verimindeki değişimler incelenmiştir. Sabit yağ oranları soğuk sıkım yöntemiyle belirlenmiş, sabit yağ verimleri soğuk sıkım yağ oranı esas alınarak hesaplanmıştır. Deneme sonuçlarına göre, sulama uygulamasıyla ortalama biyolojik verim 371 kg/da'dan 435 kg/da'a, tohum verimi ise 81.3 kg/da'dan 97.3 kg/da'a yükselmiştir. Genotipler sulamaya farklı tepkiler göstermiştir. En yüksek tohum ve sabit yağ (soğuk sıkım) verimleri sırasıyla 156 kg/da ve 50.82 kg/da ile sulanan Genotip-16'dan elde edilmiştir. Standart Çameli çeşidinde ise sulamalı koşullarda tohum ve sabit yağ verimleri sırasıyla 89.8 kg/da ve 23.69 kg/da olarak belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, sulama uygulamasının verimi artırdığı ve özellikle Genotip-16'nın yüksek verim potansiyeline sahip olduğu belirlenmiştir.

GenotipNigella sativa L.Sulama+2
Merve Büşra Yılmaz
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2025
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Enterococcus feacalis'in kök kanallarından uzaklaştırılmasında üç farklı irrigan aktivasyon yönteminin etkinliği

Bu tez çalışmasının amacı, kanal içi Enterococcus faecalis'in (E faecalis) azaltılmasında, geleneksel iğne irrigasyonu ve üç farklı irrigan aktivasyon yöntemiyle yapılan final irrigasyonların karşılaştırılmasıdır. Çekilmiş küçük azı dişlerinin kök kanalları döner enstrümanlar kullanılarak hazırlandı. Biyomekanik şekillendirme esnasında, her eğe değişiminden sonra sodyum hipoklorit (NaOCl) ile irrigasyon yapıldı. Etilendiamintetraasetik asit (EDTA) ve NaOCl'nin ardışık kullanımıyla smear tabakanın uzaklaştırıldı. Kök kanal preparasyonunun tamamlanmasını takiben, kök kanalları E faecalis ile kontamine edildi ve üç hafta süreyle inkübasyona bırakıldı. Örnekler, uygulanacak son yıkama işlemine göre, herbirinde 15'er diş olacak şekilde rastgele 4 deney grubuna ayrıldı: 1. grup, iğne ile geleneksel irrigasyon; 2. grup, pasif ultrasonik irrigasyon (PUI); 3. grup, XP-endo Finisher aktivasyon; 4. grup, lazerle aktive irrigasyon (LAI).Total irrigasyon süresi ve kullanılan irrigan hacmi tüm gruplarda sabit tutuldu. Final irrigasyon işlemlerinden önce ve sonra alınan bakteri örnekleri kültüre edildi, koloni sayımı yapıldı ve azalma yüzdeleri hesaplandı. İstatistiksel değerlendirmeler için Kruskal-Wallis ve Dunnet testleri kullanıldı. Bulgular, tüm gruplarda bakteri oranlarında istatistiksel olarak oldukça önemli bir azalma olduğunu gösterdi. Tüm aktivasyon yöntemleri geleneksel iğne irrigasyonuna göre istatistiksel olarak daha etkili bulundu. LAI, daha çok negatif örnekle sonuçlanmasına rağmen PUI ile arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. LAI, XP-endo Finisher'a göre de istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha etkili bulunurken, PUI ve XP-endo Finisher arasında istatistiksel olarak önemli bir fark bulunamadı. Bu çalışma koşullarında, E. feacalis kolonileri üzerinde en yüksek azaltma etkisini LAI ve PUI grupları gösterdi. LAI'nin daha çok sayıda negatif örnekle sonuçlanmış olması göz önüne alındığında, bu yöntem kök kanal dezenfeksiyonunun geliştirilmesinde bir alternatif olarak görülebilir.

Dental pulpa boşluğuEnterococcus faecalisKök kanal tedavisi+3
Ali Erdemir
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Urartu Döneminde Gürpınar Ovası sulama sistemleri

Urartular, M.Ö. 9.-7. Yüzyıllar arasında Doğu Anadolu, Transkafkasya ve Kuzeybatı İran'da egemenlik sürmüşlerdir. İlk başlarda göçebe olan halk yerleşik hayata geçip kentler inşa etmişlerdir. Urartu Devletinin kurulduğu bölgenin büyük bir bölümü sıradağlar ve vadilerle birbirinden ayrılmış yaylalarla kaplıdır. Buralarda kışlar soğuk ve uzun, yazlar ise kurak ve kısa geçmektedir. Besin ihtiyaçlarını karşılamak için ise tarımsal faaliyetlere önem vermişlerdir. Urartu merkezlerinde yapılan arkeolojik kazılarda ele geçen tarım aletleri, tarım ürünleri, tarımsal faaliyetlerde kullanılmak üzere inşa edilen bentler ve sulama kanalları tarımsal faaliyetlere verdikleri önemi ortaya koymaktadır. Urartu coğrafyasında yağışın azlığı ve su kaynaklarının kısıtlı olmasından dolayı tarımsal arazilerin daha verimli olabilmesi için devlet eliyle bentler, göletler ve kanallar inşa ederek tarım arazilerinin daha iyi sulanabilmesi sağlanmıştır. Söz konusu bu tarım arazilerinin en önemlilerinden biri de Gürpınar Ovası'dır. Gürpınar Ovası, başkent Tuşpa'nın 22 km. güneybatısında yer almaktadır. Bu ova etrafında birçok Urartu yerleşim alanları bulunmaktadır. Bunlar içinde en önemlisi olan Çavuştepe Kalesi, Gürpınar Ovası içinde bulunan Bol Dağı silsilesinin batı ucunda kurulmuştur. Kale üzerinde görülen büyük depo odaları buranın bir tarım merkezi olduğunu göstermektedir. Çavuştepe Kalesinde bulunan İrmuşini Tapınağı'nın doğu yüzünde yer alan inşa yazıtında, Kral II. Sarduri tarafından Gürpınar Ovası'nın ortasından geçen Hoşap (Gugunai) Çayı'ndan bir kanal açtığından bahsetmektedir. Söz konusu yazıttan yola çıkarak kalenin güney tarafında iki adet kanal yapısı tespit edilmiştir. Bu kanallardan bir tanesi kalenin hemen güney yamacından, diğeri ise ovanın güneyinden geçmektedir. Bu kanalların inşa yazıtında da belirtildiği gibi oldukça kurak olan bölgenin sulanması için yapıldığı bilinmektedir. Bu ovadan yürütülen tarımsal faaliyetler sonucunda elde edilen tarım ürünleri Çavuştepe Kalesindeki depolarda muhafaza edilmiştir. Günümüzde bile Gürpınar Ovası bir tarım merkezi durumundadır. Anahtar Kelimeler : Çavuştepe, Gürpınar, Urartu, Sulama, Tarım Sayfa Sayısı :93 Tez Danışmanı : Prof. Dr. Rafet ÇAVUŞOĞLU

Arkeolojik alanlarArkeolojik kazılarArkeolojik yerleşim+5
Oktay Ok
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Cumhuriyet dönemi su politikası (1923-1950)

Cumhuriyet Dönemi'nde bayındırlık, sağlık ve iktisadi alanda önemli adımlar atılmıştır. Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu kalkınmayı sağlamak amacıyla sulama ve ıslah faaliyetlerine de girişilmiştir. Suyun sağladığı imkanlardan yararlanılamadığından bazı bölgelerde kuraklık sorunu ortaya çıkmıştır. Suların izole edilememesi, sıtma hastalığına yol açarken tarım alanlarının da daralmasına sebep olmuştur. Hastalığın yayılmasına engel olmak gayesiyle bataklıklar kurutularak sinekler yok edilmiştir. Taşkınlarla mücadele projeleri ve beşer yıllık kalkınma programları hazırlanmıştır. Taşkınları engellemek amacıyla seddeler yapılarak su altında kalan araziler, tarımsal alana dönüştürülmüştür. Şehirlerin planlaması yapılırken de bataklık suları, su alt yapılarına akıtılmıştır. Sulama ve içme suyu temini için barajlar inşa edilmiştir, yapılan barajlar süreç dahilinde geliştirilmiş; elektrik üretimi için de uygun hale getirilmiştir. Su gücünden yararlanmak amacıyla hidroelektrik üretimine yönelim artmıştır. Avrupa'nın su ve elektrik politikası yakından takip edilmiştir. Bu amaçla yurt dışından Alman bilim adamları Türkiye'ye davet edilmiştir. Halkı, su kullanımı yönünde uyarıcı konferanslar düzenlenmiş; devlet bu yönde planlama yapmıştır. Enerji, içme ve sulama alanının dışında ulaşım ve taşımada da sulardan istifade edilmiştir. Ulaşımın yoğun olarak yapıldığı yer Van Gölü olup bunun dışında Meriç Nehri'nde denize yakın alanlarda ulaşım faaliyetleri gerçekleştirilmiştir. Kızılırmak'ta taşımacılık yapılması için incelemeler başlatılmıştır. Dicle Nehri üzerinde Ergani bakır taşımacılığı için çalışmalar yapılmıştır.

BarajlarHidroelektrik santralleriSulama+1
Abdulhamit Deniz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2025
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Kök kanal tedavisi esnasında tercih edilen farklı irrigasyon aktivasyon yöntemlerinin tedavi sonrası postoperatif ağrıya etkisi: randomize klinik çalışma

Amaç: Bu çalışmanın amacı asemptomatik apikal periodontitise sahip mandibular premolar ve birinci molar dişlerde, EDDY ve pasif ultrasonik irrigasyon aktivasyon yöntemlerinin, postoperatif ağrıya etkilerini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Randomize klinik çalışma olarak tasarlandı. Ordu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Endodonti Anabilim Dalı'na 12.02.2024 ve 03.06.2024 tarihleri arasında başvuran ve belirlenen kriterlere uygun gönüllü hastalar tarafından yürütüldü. Hastalara bir kutuda bulunan siyah zarflardan birini seçmeleri istenerek kullanılacak aktivasyon yöntemi belirlendi. Çalışmadaki katılımcıların kök kanal tedavisi tek bir operatör (M.S.) tarafından tamamlandı. Toplamda 57 hasta çalışma için değerlendirildi. Dahil edilme kriterlerine uyan 48 hasta çalışmaya dahil edildi. Takip postoperatif ağrı verilerine ulaşılan 45 hasta (kontrol grubunda 15, EDDY grubunda 14 ve PUİ grubunda 16 hasta) analize dâhil edildi. Tedavisi tamamlanan hastaların postoperatif ağrı seviyeleri 8. saat, 12. saat, 24. saat, 48. saat ve 7. gün görsel analog skala ölçümleri ile belirlendi. İstatistiksel analiz için ağrı skorları değerlendirilmesinde Kruskal-Wallis ve Friedman testleri, cinsiyete ilişkin bulgularda Ki-kare testi kullanıldı. Bulgular: Grup içi analizlerde cinsiyetin ağrı varlığı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin bulunmadığı görüldü (p>0.05). Postoperatif ağrı değerlendirmesinde gruplar arası ölçümlere bakıldığında istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (8. saat; p=.479, 12. saat; p=.577, 24. saat; p=.881, 48. saat; p=.778, 7. gün; p=.830). PUİ grubunda 8. saat ve 12. saatte daha fazla ağrı olduğu, 24. ve 48. saatlerde EDDY grubunda daha fazla ağrı olduğu görüldü ancak istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. Grup içi değerlere bakıldığında kontrol ve PUİ grubunda 7. güne doğru ağrı seviyelerinde azalma istatistiksel olarak anlamlı gözlenirken EDDY grubunda istatistiksel olarak anlamlı bir sonuç çıkmamıştır (Kontrol p=.007, PUİ p=<.001, EDDY p=.050). Sonuçlar: Bu çalışmanın limitleri dahilinde, EDDY ve PUİ postoperatif ağrı açısından benzer etkilere sahip olup irrigasyon aktivasyonu için tercih edilebilirler. Cinsiyetin postoperatif ağrı üzerine bir etkisi bulunmamaktadır.

AğrıEndodontiİrrigasyon
Seca Mutlu
Ordu University
2024
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Diş hekimlerinin kök kanal tedavisi uygulamalarında irrigasyon alışkanlıklarının değerlendirilmesi

Çalışmamızın amacı, Türkiye'deki diş hekimlerinin irrigasyon uygulama ve alışkanlıklarının bir anket çalışması ile değerlendirilmesidir. Katılımcıların yaş, cinsiyet, klinik tecrübe, çalıştıkları coğrafi bölge, mesleki unvan, uzmanlık alanı ve aylık endodontik tedavi sıklıklarına ilişkin 7 ve irrigasyon protokollerine ilişkin 18 soru olmak üzere toplamda 25 soru içeren bir anket düzenlenmiştir. Anket çalışmamız Türk Dişhekimleri Birliği ve Türk Endodonti Derneği veri tabanındaki üyelere e-posta, sosyal medyadaki diş hekimlerine ise bağlantı linki aracılığıyla gönderilmiştir. Geri dönüş alınan 520 adet katılımcıdan 57'si, hiç kök kanal tedavisi uygulamadığını belirttiği için verilerin analizi 463 kişi üzerinden gerçekleştirilmiştir. Veriler IBM SPSS V23 (Chicago, IL, ABD) programı ile analiz edilmiştir. Kategorik verilerin analizinde ki-kare testi, gruplar arası karşılaştırmalarda ise Bonferroni düzeltmeli ki-kare testi uygulanmıştır. Anlamlılık düzeyi p ≤ 0,05 olan veriler istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Çalışmamızda katılımcıların %98,3'nün en sık kullandığı irrigasyon ajanı sodyum hipoklorit (NaOCl) ve en sık kullanılan NaOCl konsantrasyonu (%45,1) %2,5'dir. Endodonti uzmanları diğer tüm uzmanlık alanlarına göre %5,25'lik NaOCl solüsyonunu daha fazla kullanmaktadır (p<0,05). Ticari dental NaOCl solüsyonları en çok (%88,5) Doğu/Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kullanılmaktadır. Akdeniz/Ege Bölgesi'ndeki katılımcılar irrigasyon uygulamalarında Doğu/Güneydoğu, İç Anadolu ve Marmara Bölgesi'ndekilere göre klorheksidini (CHX) daha fazla tercih etmektedir (p<0,05) Endodonti uzmanları final irrigasyonda diğer tüm gruplara göre NaOCl'yi ve etilendiamin tetraasetik asiti (EDTA) daha fazla tercih etmektedir (p<0,05). Katılımcıların %54,6'sı smear tabakasını uzaklaştırmaktadır ve endodonti uzmanları diğer gruplara göre bu amaçla daha fazla ek irrigasyon yapmaktadır (p<0,05). Smear tabakasını uzaklaştırmada en sık tercih edilen ajan ise (%98) EDTA'dır. Endodonti uzmanları ve 11-20 yıl klinik tecrübesi bulunan katılımcılar sonik/ultrasonik aktivasyon yöntemlerini daha çok kullanmaktadır. Solüsyonun hasta ağzına taşması (%68,5) en sık yaşanan komplikasyondur. Katılımcıların %43,4'ü standart bir irrigasyon protokolü rehberi ihtiyacı taşımaktadır. Pedodonti uzmanları ve nadir kanal tedavisi uygulayanlar diğerlerine göre standart bir rehbere daha fazla ihtiyaç duymaktadır (p<0,05). Katılımcılardan özellikle endodonti ve pedodonti uzmanları başta olmak üzere (p<0,05) %64'ü irrigasyon konusunda bilgilenmek adına bilimsel makale ve yayınları takip etmektedir. Endodonti ve pedodonti uzmanlarıyla karşılaştırıldığında, genel diş hekimleri irrigasyon protokolleri ile ilgili kaynak takip etmediklerini belirtmişlerdir (p<0,05). İrrigasyon uygulamaları hakkında sosyal medyayı en çok takip eden grup genel diş hekimleridir. Sonuç olarak diş hekimlerinin klinik tecrübeleri, çalıştıkları coğrafi bölgeler, uzmanlık alanları ve endodontik tedavi sıklıkları irrigasyon alışkanlıkları üzerinde etkilidir. Endodonti uzmanlarının irrigasyon uygulamaları diğer katılımcılara göre güncel literatürle daha uyumludur. Kanal tedavisi uygulayan tüm diş hekimlerinin irrigasyon konusunda bilgilenmek adına bilimsel yayın ve kongreleri takip etmesi teşvik edilmelidir.

Dental pulpa boşluğuDiş hekimleriDiş hekimliği+4
Begüm Cömert
Hacettepe University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı intrakoronal ağartma materyallerinin irrigasyon solüsyonlarına maruz kalmış kron dentininin tübül çapı, mikrosertliği ve mineral içeriğine etkisi

%35 Hidrojen peroksit (HP), %37 karbamid peroksit (CP) ve sodyum perborat (SP) kron içi beyazlatmada en çok kullanılan beyazlatma materyalleridir. Kron içi beyazlatma son zamanlarda yaygınlaşan ve merak uyandıran rejeneratif prosedürler sonrası da önem kazanmıştır. Bu çalışma bu ajanların ve kombinasyonlarının endodontik tedavi sırasında kullanılan irrigasyon protokolleri ile birlikte dentinin fiziksel ve kimyasal özelliklerine olan etkisini ölçmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla 60 adet mandibular molar diş kronu kesilerek toplam 240 adet kron parçası elde edilmiştir. Bunlardan 120 örneğe irrigasyon protokolü (20 dakika 20mL %2,5 sodyum hipoklorit, 3 dakika 3mL %17 EDTA) uygulanmıştır. Diğer 120 örnek de irrigasyon kontrol grubu olarak salinde bekletilmiştir. Daha sonra her iki irrigasyon grubu da uygulanacak beyazlatma materyaline göre 6 gruba ayrılmıştır( Kontrol, SP, SPCP, CP, SPHP, HP). Her bir örneğin mikrosertliği beyazlatma ajanları uygulanmadan önce Vicker's mikrosertlik cihazı ile ölçülmüştür. Oluşturulan 6 gruba rastgele bir şekilde dağıtılan kron parçalarına, her birinin grubuna ait beyazlatma protokolü uygulanmıştır. 7 gün sonunda değiştirilen beyazlatma ajanları, toplam 14 gün sonunda uzaklaştırılmış ve kontrol grubuyla beraber hepsinin mikrosertlik değerleri yeniden ölçülmüştür. Yine beyazlatma sonrası tübül çapları SEM ile ölçülmüş ve kontrol grubu ile karşılaştırılmıştır. Mineral miktarları da SEM-EDX yöntemiyle ölçülmüş ve kontrol grubu ile karşılaştırılmıştır. Elde edilen veriler iki yönlü ANOVA ile istatistiksel olarak analiz edilmiştir. İrrigasyon protokolleri tek başına örneklerin mikrosertlik değerlerini değiştirmemiştir (p > .05). SP, SP+CP, CP ve SP+HP ile tedavi, irrigasyon protokolünden bağımsız olarak örneklerin mikrosertlik değerlerinde anlamlı bir artışa yol açmıştır (p <.05). İrrigasyon uygulanmış SP+CP örneklerinin mikrosertlik değerleri, irrigasyon uygulanmamış SP+CP örneklerine göre anlamlı bir miktarda yüksek ölçülmüştür( p < .05). Beyazlatma ajanları arasında dentin tübül çapı açısından HP grubunda anlamlı bir fark görülmüştür ve irrigasyon uygulanan örneklerde de örneğin dentin tübül çapı istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde artmıştır (p < .05). Beyazlatma ajanı uygulanan örnekler içerisinde hiçbirinde Ca, P değerleri ve Ca/P oranı anlamlı olarak değişmezken (p > .05), irrigasyon protokolü uygulanan dişlerde mineral değerlerinde artış görülmüştür (p < .05).

Diş beyazlatmaHidrojen peroksitKronlar+3
Hakan Karaaslan
Hacettepe University
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Tek eğeli ve çok eğeli döner alet sistemlerinin kök kanal şekillendirme etkinliklerinin değişik parametrelerle değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı farklı döner eğe sistemlerinin oluşturduğu apikalden taşan irigasyon ve debris miktarının değerlendirilmesi ile yer çekimi etkisinin ve eğimli kök kanallarında genişletme sonucu oluşan çalışma boyu kaybının taşan irigasyon ve debris üzerine etkisinin araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Aşırı kök kanal eğimine sahip 120 adet alt ve üst çene büyük azı dişte; Twisted File Adaptive, WaveOne, ProTaper Next, Mtwo, One Shape eğeleri ile kök kanal şekillendirmesi yapıldı. Her eğe sistemi yer çekimine göre üst ve alt çeneyi taklit eden bir düzenek kullanılarak iki alt grupta karşılaştırıldı. Taşan irigasyon ve debris miktarı 10-5 hassasiyetinde hassas tartı ile ölçüldü. Çalışma boyu kaybı genişletmeden önce ve sonra stereomikroskop ve mikrometre ile ölçüldü. Ayrıca genişletme ve irigasyon için geçen süre hesaplandı. Bulgular: Diş pozisyonlarının, eğe sistemleri üzerine apikalden taşan irigasyon ve debris miktarı açısından anlamlı bir etkisi görülmedi (P > 0.05). Ancak eğelerden bağımsız olarak değerlendirildiğinde alt çene pozisyonunda daha fazla debris taştığı gözlemlendi (P < 0.001). Apikalden taşan irigasyon ve debris miktarı arasında pozitif bir korelasyon saptanırken (P = 0.001), çalışma boyu kaybı ile taşan debris miktarı arasında herhangi bir korelasyon görülmedi (P > 0.05). TFA sisteminde anlamlı olarak diğer eğe sistemlerinden daha az irigasyon taşkınlığı görüldü (P = 0.003). MT ile yapılan genişletme süresinin istatiksel olarak anlamlı ölçüde diğer tüm sistemlerden daha fazla olduğu bulundu (P < 0.05). Sonuçlar: Tüm eğe sistemlerinde apikalden belli miktarda irigant ve debris taştığı görüldü. Çalışma boyu kaybı ve yer çekiminin taşan debris miktarı üzerine anlamlı bir etkisi görülmedi.

Dental aygıtlarDental restorasyonDiş hekimliği+3
İlknur Kaşıkçı Bilgi
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Kök kanal tedavisinde kullanılan modern irrigasyon tekniklerinin diş hekimleri tarafından bilinirliğinin değerlendirilmesi: Bir anket çalışması

Amaç: Bu çalışmada, Türkiye'deki diş hekimlerinin kök kanal tedavisinde kullandıkları güncel irrigasyon yöntemlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Anket formu 'Survey Monkey' uygulaması kullanılarak hazırlanmıştır. 340 diş hekimi ankete katılım göstermiştir. Toplamda 25 soru içeren anket, 2 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, katılımcıların demografik özelliklerini sorgulayan 4 soru bulunmaktadır. İkinci bölümde ise katılımcılara kök kanal tedavisinde kullandıkları irrigasyon yöntemleriyle ilgili 21 soru sorulmuştur. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemler (sıklık ve yüzde dağılımları) kullanılmıştır. Kategorik verilerin karşılaştırılmasında, Pearson ki kare testi uygulanmıştır. Grupları kendi aralarında karşılaştırmak için ise Bonferroni düzeltmesi yapılarak z testi uygulanmıştır. Bulgular: Kök kanal tedavisinde irrigasyon solüsyonu olarak, katılımcılar en fazla Sodyum hipoklorit (NaOCl), Klorheksidin (CHX) ve Etilendiamin tetraasetik asit (EDTA) kullandığını belirtmiştir. Katılımcıların, %39,4'ü %2,5 ve %42,6'sı %5 konsantrasyonda NaOCl kullanmaktadır. Endodonti uzmanlarının büyük bir kısmı (%57,4) kök kanal tedavisi sırasında %2,5 NaOCl solüsyonunu tercih ederken, genel diş hekimleri (%50) en fazla %5 NaOCl solüsyonunu tercih etmektedir. Katılımcıların %53,5'i kök kanallarının dezenfeksiyonunda, irrigasyon aktivasyon tekniklerini kullandığını bildirmiştir. Kök kanal tedavisi sırasında irrigasyon aktivasyon tekniklerini kullanan endodonti uzmanların oranı (%89,7), genel diş hekimlerine (%47,8) ve diğer branşlardaki diş hekimlerine (%43,3) göre anlamlı derecede daha fazladır. Kök kanallarının dezenfeksiyonu aşamasında en fazla kullanılan yardımcı yöntemler sırasıyla; sonik aktivasyon (%53,8), güta perka ile manuel dinamik aktivasyon (%51,1) ve ultrasonik aktivasyon (%37,4) olarak bildirilmiştir. Sonuç: İrrigasyon uygulamalarının kök kanal tedavisi başarısına katkısı dikkate alınması gereken konuların başında gelmektedir. Diş hekimlerinin bu konudaki bilgi düzeylerinin farklı çalışmalarla incelenmesi, irrigasyon uygulamaları ile ilgili yönelimin değerlendirilmesine ve eğitim sistemindeki eksikliklerin giderilmesine yardımcı olabilir.

AnketlerDiş hekimleriDiş hekimliği+4
Akif Cin
Pamukkale University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Kök kanal tedavisinin yenilenmesinde kullanılan farklı irrigasyon solüsyonlarının antimikrobiyal etkisinin değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Bu in vivo çalışma,kök kanal tedavisinin yenilenmesi kararı verilmiş kök kanallarında farklı irrigasyon solüsyonları kullanımının ve bu solüsyonların aktivasyonunun kök kanalı içerisindeki mikrobiyal değişime etkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma için kök kanal tedavili apikal periodontitisli tek köklü ve tek kanallı mandibular premolar dişlere sahip kırk hasta seçilmiştir. Kök kanal tedavisinin yenilenmesi esnasında kullanılan final irrigasyon rejimlerine göre hastalar bir bilgisayar yazılımı ile 4 gruba ayrılmıştır: Grup I: % 17 EDTA+ % 2.5 NaOCl, Grup 2: % 2.5 NaOCl/ % 9 HEBP (Medcem, Viyana, Avusturya), Grup 3: % 17 EDTA + % 2.5 NaOCl + EA, Grup 4: % 2.5 NaOCl / % 9 HEBP + EA. Bakteriyolojik örnekler kök kanalından ilk randevuda kemomekanik preparasyondan önce (S1) ve final irrigasyondan sonra (S2) alınmış olup, ikinci randevuda kanal içi medikamentin çıkarılmasından sonra (S3) ve final irrigasyondan sonra (S4) alınmıştır. Alınan numunelerde mikrobiyolojik kültür yöntemi ile toplam bakteri sayıları ölçülmüştür. Kültür yöntemi verilerinden istatistiksel analizlerde gruplar arasındaki farklılıklar Kruskal Wallis testi, grup içi karşılaştırmalar Friedman testi ve gruplar arası ikili karşılaştırmalarda bakteri sayılarının yüzdelik azalım düzeyleri Mann Whitney U testi kullanılarak ölçülmüştür. Sonuçlar p<0.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Bulgular: Grup içi karşılaştırmalarda, tüm gruplarda S1 ve S2 numunelerindeki bakteri sayılarındaki azalma miktarı istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). S1-S2 numunelerindeki bakteri azalma miktarlarının gruplar arası karşılaştırmalarında istatistiksel olarak anlamlı fark gözlenmemiştir (p> 0.05). Grup içi karşılaştırmalarda S2-S3 numunelerindeki bakteri sayıları arasında Grup II ve Grup IV'te istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmazken ( p> 0.05), Grup I ve Grup III'te anlamlı düzeyde farklılık görülmüştür ( p< 0.05). Grup içi karşılaştırmalarda tüm gruplarda S3-S4 numuneleri arasındaki bakteri sayısı istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalmıştır (p <0.05). Gruplar arası kantitatif karşılaştırmada S3-S4 numuneleri arasındaki bakteri sayılarının yüzdelik azalmaları arasında istatistiksel olarak önemli bir fark olmadığı tespit edilmiştir (p> 0.05). Sonuç:. Apikal periodontitise sahip kök kanallarının dezenfekte edilmesinde kullanılan tüm irrigasyon solüsyonları kanal içi mikrobiyal yükün azaltılmasında etkili bulunmuştur. İrrigasyon solüsyonları, konvansiyonel şırınga irrigasyonu ve EA ile yapılan sonik aktivasyon ana kök kanalında bakteri sayısının azaltılmasında benzer etki göstermiştir. Anahtar Kelimeler: EA, HEBP, Konvansiyonel şırınga irrigasyonu, Retreatment.

Antienfektif ajanlarAntimikrobiyal ajanlarKök kanal tedavisi+3
İsmail İlker Pamukçu
Hatay Mustafa Kemal University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Arazi için yüzey enerji dengesi algoritması (SEBAL) ile gerçek evapotranspirasyonun belirlenmesi

Tarımda su kullanımı bitkisel üretim için bir gereklilik olup, bitki su ihtiyacının yeterince ve verimli bir şekilde karşılanması için bitki su tüketiminin belirlenmesi gerekmektedir. Bitki su tüketimi sadece meteorolojik koşullara değil, aynı zamanda bitki çeşidine bağlı olarak değişmektedir. Havza düzeyinde sulama sistemlerinin planlanmasında uygun bitki su tüketimi hesaplama yöntemleri kullanılması işlemleri kolaylaştırmaktadır. Günümüzde nüfus artışı, sanayileşme ve en önemlisi iklim değişikliği beraberinde küresel ısınma sonucu suyun önemi daha da artmış, kullanım verimliliği ve performans ölçütleri önem kazanmıştır. Bu çalışma ile geniş alanlarda bitki su tüketimi ve biyokütle gibi önemli parametrelerin uydu teknolojisi ile belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla, Arazi İçin Yüzey Enerji Dengesi Algoritması olan PySEBAL modeli kullanılmıştır. Modelin çalıştırılması ile referans evapotranspirasyon, bitki katsayısı, gerçek evapotranspirasyon, bitki vejetasyon indeksleri ve biyokütle üretimi verileri elde edilmiştir. Bu değerler iklim verileri ve tarla düzeyinde elde edilen sonuçlarla karşılaştırılmıştır. PySEBAL modeli gerçek evapotranspirasyonu %15-20 gibi hata ile hesaplayabilmiştir. İklim verileri ile hesaplama yöntemlerine göre çok daha hızlı ve az maliyetle sonuç veren uzaktan algılama tekniklerinin yakın gelecekte daha çok kullanılacağı düşünülmektedir.

EvapotranspirasyonSulamaTarımsal sulama+1
Mücahid Can
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Dört farklı irigasyon aktivasyon yönteminin iç rezorpsiyon kavitesi hazırlanmış dişlerde debris uzaklaştırma etkinliklerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada, geleneksel irigasyon, pasif ultrasonik irigasyon, XP-endo Finisher file ve PIPS olmak üzere, dört farklı irigasyon aktivasyon yönteminin, in vitro olarak hazırlanmış iç rezorpsiyon kavitelerinden, debris uzaklaştırma etkinliklerinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: 88 adet tek kanallı üst kesici ve kanin insan dişi, Protaper döner eğeler kullanılarak ve son eğe F5 (50/0,05) olacak şekilde şekillendirildikten sonra, separe yardımıyla longitudinal olarak ikiye ayrıldı. Ayrılan her bir yarım dişe, su soğutması altında elmas rond frez kullanılarak, standardize iç rezorpsiyon kaviteleri hazırlandı. Başka dişlerden, çelik rond frez kullanılarak elde edilen dentin tozu %5,25'lik sodyum hipoklorit (NaOCI) ile karıştırılarak dentin debrisi oluşturuldu. Hazırlanan dentin debrisi, rezorpsiyon kavitelerine yerleştirildi. İkiye ayrılan yarım dişler, silikon kalıpları içerisinde, yeniden bir araya getirilerek akışkan kompozit yardımıyla kök yüzeyindeki separe açıklıkları kapatıldı. Aktivasyon yöntemlerini uygulamak için hazır hale getirilen örnek dişler, 4 ana gruba ayrıldı (n=20): 1) Geleneksel irigasyon yöntemi, 2) PUI, 3) XP-endo Finisher file ile irigasyon, 4) PIPS ile irigasyon yöntemi. Her bir grupta bulunan örnek dişler, son irigasyonda, eşit sürede NaOCI ile irige edilip; belirtilen yöntemler ile kanal içindeki solüsyon aktive edildi. İrigasyon aktivasyon işlemi tamamlandıktan sonra, örnek dişler silikon kalıplarından çıkarılarak tekrar iki yarım hale getirildi. Her yarım dişe ait rezorpsiyon kaviteleri stereomikroskopta x20 büyütme altında fotoğraflandı. Dijital ortamda kaydedilen fotoğraflar ile örnek dişlerin rezorpsiyon kaviteleri içinde kalan debris miktarları değerlendirildi. Değerlendirme amacıyla, Van der Sluis skorlama yöntemi ve Image J Alan Hesaplama programından yararlanıldı. Bu çalışmada, istatistiksel analizler için NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 Statistical Software (Utah, USA) paket programı kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, normal dağılım gösteren değişkenlerin gruplar arası karşılaştırmalarında; tek yönlü varyans analizi, normal dağılım göstermeyen değişkenlerin, gruplar arası karşılaştırmalarında; Kruskal Wallis testi, alt grup karşılaştırmalarında; Dunn's çoklu karşılaştırma testi, nitel verilerin karşılaştırmalarında ise; ki-kare testi kullanılmıştır. Anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Bulgular: Van der Sluis skorlama yöntemi kullanılarak yapılan değerlendirme sonucuna göre; geleneksel irigasyon yönteminin kullanıldığı grupta, kalan debris miktarının en fazla skor değerine sahip olduğu görülmüştür (p=0,0001). PIPS grubuna ait kalan debris miktarına ilişkin skor değerinin, PUI ve XP-endo Finisher file gruplarına göre, anlamlı düzeyde daha az görülmüştür (p < 0,05). XP-endo Finisher file ile PUI grupları arasında ise, anlamlı bir farka rastlanılmamıştır (p=0,507). Image J alan hesaplama programı kullanılarak elde edilen bulgulara göre; geleneksel irigasyon yönteminin kullanıldığı grupta, diğer yöntemlerden, anlamlı derecede daha fazla kalan debris alanına sahip olduğu görülmüştür (p=0,0001). PIPS grubu, XP- endo Finisher file grubundaki örneklere kıyasla daha az miktarda kalan debris alanına sahip bulunmuştur (p=0,035). PIPS grubu ile PUI grubu arasında ise, anlamlı bir farka rastlanılmamıştır (p=0,401). PUI ile XP-endo Finisher file grupları arasında da anlamlı düzeyde bir farklılığın olmadığı gözlenmiştir (p=0,648). Sonuç: Her iki değerlendirme yöntemi ile elde edilen verilere göre, XP-endo Finisher file, PIPS ve PUI yöntemleri; geleneksel irigasyon yöntemine göre, rezorpsiyon kavitesinden debris uzaklaştırmada daha etkilidir. Image J Alan Hesaplama ve Van der Sluis skorlama yöntemlerinden elde edilen sonuçlar arasında farklılık tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İrigasyon, aktivasyon yöntemleri, iç rezorpsiyon, debris.

DebridmanDiş rezorpsiyonuKlorheksidin+4
Vahide Hazal Yargıcı
Yeditepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

İki farklı lazer cihazının smear tabakasının uzaklaştırılmasındaki etkilerinin SEM ile incelenmesi.

Son yıllarda diş hekimliğinde lazer uygulamalarının başarılı olması, lazerlerin endodontide de kullanımını düşündürmüş ve çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte kök kanal tedavisi yöntemleri ve aletlerinin etkin kullanımı, smear tabakasından ve debristen temizlenmiş kök kanallarının elde edilmesinde yardımcı olmuştur. Ancak tümüyle temiz ve smear tabakasının olmadığı kök kanallarına ulaşmak hala mümkün değildir. Bu amaçla lazerlerin endodontide kullanımı umut verici görülmektedir. Bu çalışmada iki farklı lazer tipi (Er:YAG; Nd:YAG) kullanılarak, EDTA solüsyonuna ve birbirlerine göre smear tabakasını uzaklaştırmadaki etkinliklerinin karşılaştırılması amaçlanmıştırAraştırmamızda 70 adet, tek kökü ve kanalı bulunan, üst orta ve yan keser diş ile alt ve üst kanin dişleri kullanılmıştır. Kök kanalları ?crown-down? tekniğinin kullanıldığı ?Hero 642? Rotary kanal aletleri (MicroMega, Besançon, France) ile en son çalışma uzunluğunda konisitesi .02 olan #45 numaralı alete kadar şekillendirilmiştir. Her bir aletten sonra deney gruplarındaki dişlerin kanalları 2 ml %5 NaOCl solüsyonu ile yıkanmıştır. Temizleme ve şekillendirme işlemleri tamamlandıktan sonra dişler, rastlantısal olarak 20 dişten oluşan biri kontrol olmak üzere 4 gruba ayrılmıştır. 1. gruptaki dişlere Serum fizyolojik, 2. gruptaki dişlere % 17 EDTA ile %5 NaOCl , 3. gruptaki dişlere Er:YAG lazer (120 mj, 15 hz) ve 4. gruptaki dişlere ise Nd:YAG (120 mj, 15 hz) lazer uygulanmıştır. Kök kanallarının kuronal, orta ve apikal üçte birinden X1000 ve X2000 büyütmelerde alınan SEM görüntüleri incelenmiştir. Kodlanan görüntüler birbirinden ve çalışmadan habersiz dört endodontist tarafından skorlanmıştır. Elde edilen bulguların istatistiksel değerlendirilmesi için Kruskall Wallis tek yönlü varyans analizi ayrıca çoklu karşılaştırmalar için Z testi kullanılmıştır.Araştırmamızın sonuçlarına göre ; % 17 EDTA grubunda her iki büyütmede ve her üç bölgede de en düşük smear tabakası gözlem değeri elde edilmiştir. Özellikle kuronal bölgede, X1000 ve X2000 büyütmelerde, EDTA grubunda elde edilen smear tabakası gözlem değerleri diğer gruplardan anlamlı derecede düşük bulunmuştur (p<0.05). Kuronal bölgede her iki büyütmede Er:YAG lazer grubunda, Nd:YAG lazer grubundan daha düşük smear tabakası gözlem değeri elde edilirken, orta ve apikal bölgelerde her iki gruba ait smear tabakası gözlem değerleri, istatistiksel olarak birbirinden farklı bulunmamıştır (p>0.05). Çalışmamızın sonucunda Er:YAG ve Nd:YAG lazerlerin, kök kanallarındaki smear tabakasının uzaklaştırılmasında geleneksel yöntem kadar başarılı olmadığı ve kök kanal duvarlarındaki etkilerinin sınırlı ve bölgesel olduğu görülmüştür.

EndodontiKök kanal tedavisiKök kanalı irrigantları+6
Şahap Toygan Bora
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Dört farklı kök kanalı irrigasyon yönteminin Enterococcus faecalis ile enfekte edilen kök kanallarındaki antibakteriyal etkinliklerinin in-vitro olarak karşılaştırılması

Kök kanalı tedavisinin amacı kök kanal sisteminin temizlenmesi, orijinal şekline uygun olarak şekillendirilmesi, dezenfekte edilmesi ve kanal dolgu maddeleriyle sızdırmaz bir şekilde doldurulmasıdır. Kök kanalı sisteminin karmaşık yapısı ideal temizleme ve şekillendirmenin gerçekleştirilmesini engelleyerek tedavinin başarısını önemli oranda azaltmaktadır. Bu nedenle kök kanallarının enfekte pulpa ve dentin dokusundan temizlenmesi, endodontinin güncel konularından biri olmaya devam etmekte ve konu ile ilgili birçok çalışmalar yapılmaktadır. Apikal periodontitis; kök kanalını enfekte eden mikroorganizmalardan kaynaklanan periapikal dokuların enflamatuar hastalığıdır. Bakteriler, mantarlar ve virüsler endodontik enfeksiyonlara kaynak oluşturmakta ve apikal periodontitisin patogenezinde temel rol oynamaktadırlar. Apikal periodontitisin önlenmesi ve tedavisinde Enterococcus faecalis gibi inatçı mikroorganizmaların da bulunduğu kök kanalı florasının tümüyle temizlenmesi büyük önem taşımaktadır. Sadece mekanik temizleme ile kök kanalı sisteminin çok önemli bir kısmında yeterli temizliğin sağlanamadığı ve tüm kök kanalı yüzeyi düşünüldüğünde %35'e varan oranlarda hiç eğe ile temas etmemiş dentin duvarları bulunduğu bilinmektedir. Bu bilimsel gerçeklerin ışığı altında kök kanallarının antimikrobiyal irrigasyon solüsyonları ile irrige edilmesinin, özellikle mekanik olarak ulaşılamayan bölgelerin temizliğinde çok büyük bir öneme sahip olduğu görülmektedir. Bu çalışmada son yıllarda üretilen dört farklı kök kanalı irrigasyon yönteminin E. faecalis ile enfekte edilen kök kanallarındaki antibakteriyal etkinliklerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. 105 adet çekilmiş, tek köklü ve tek kanallı, insan alt-üst kesici, kanin ve küçükazı dişleri kullanılmıştır. Örnekler her biri 20 diş içeren dört deney ve bir pozitif kontrol IVgrubuna dağıtılmıştır. 5 diş ise SEM görüntülemesinde kullanılmıştır. Gruplar sırası ile şöyle oluşturulmuştur: Grup 1: Hawe irrigation probe yandan delikli iğne, Grup 2: EndoActivator, Grup 3: EndoVac, Grup 4: SAF ve Grup 5: (+) kontrol grubu. Kök kanalları el aletleri ile şekillendirildikten sonra E. faecalis ile enfekte edilerek, ilk örnekler (S1) alınmış; daha sonra döner alet eğeleri ve irrigasyon sistemleri ile kemomekanik preparasyon tamamlandıktan sonra ikinci örnekler (S2) alınarak grup içi ve gruplar arasındaki analizler yapılmıştır. İstatistiksel analizler için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 15.0 programı kullanılmıştır. Çalışma verileri değerlendirilirken parametrelerin normal dağılıma uygunluğu Kolmogorov-Smirnov testi ile değerlendirilmiştir ve parametrelerin normal dağılıma uygun olmadığı saptanmıştır. Çalışma verileri değerlendirilirken parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Kruskal Wallis testi ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Bonferroni Düzeltmeli Mann Whitney U test kullanılmıştır. Parametrelerin grup içi karşılaştırmalarında ise Wilcoxon işaret testi kullanılmıştır. Anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler değerlendirildiğinde, pozitif kontrol grubunda irrigasyon sonrası kök kanallarında oluşan bakteri sayısı, Perfore iğne, EndoVac, EndoActivator ve SAF gruplarından anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur (p<0.005) (p=0,001). Diğer gruplar arasında irrigasyon sonrasında kanallarda oluşan bakteri sayıları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0.05). Pozitif kontrol grubunda bakteri sayısında görülen azalma yüzdesi; Perfore iğne, EndoVac, EndoActivator ve SAF gruplarından anlamlı derecede düşük bulunmuştur (p<0.005). Diğer gruplar arasında irrigasyon sonrasında kök kanallarındaki bakteri sayılarında görülen azalma yüzdeleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0.05) . Bu çalışmanın sonucuna göre, kullanılan irrigasyon sistemlerinin antibakteriyal etki açısından birbirlerinden üstünlüğü bulunmamaktadır. Anahtar Kelime: İrrigasyon yöntemleri, Hawe irrigation probe, EndoActivator, EndoVac, SAF, Enterococcus faecalis.

Diş hastalıklarıEnterococcus faecalisKök kanal tedavisi+3
Tuba Ayhan
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2012
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Mandibular gömülü yirmi yaş dişlerinin çekimi sonrası, iyileşme döneminde ağrı, ödem ve trismus gelişimini etkileyen faktörlerin araştırılması

Amaç: Gömülü yirmi yaş dişlerinin cerrahi prosedürü oral cerrahide rutin olarak gerçekleştirilir. Üçüncü molar diş çekimi sonrası; ağrı, şişlik ve trismus gibi inflamatuar komplikasyonlar hastaların yaşam kalitelerini olumsuz yönde etkiler. Kemik uzaklaştırma, çeşitli oral cerrahi prosedürlerde önemli bir adımdır. Çelik frezlerle, kemik uzaklaştırılması sırasında irrigasyon solüsyonunun optimum sıcaklığına ilişkin herhangi bir literatür bilgisi bulunmamaktadır. Bu çalışma, farklı sıcaklıklardaki salin irrigasyonunun, gömülü üçüncü molar cerrahisi sonrası oluşan ağrı, ödem ve trismus üzerine etkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Yöntemler: Bu split mouth, randomize, gözlemci-kör klinik çalışmaya bilateral simetrik mandibular gömülü üçüncü molar dişleri olan on sekiz hasta dahil edilmiştit. Hastalar 18 ila 30 yaşları arasındaydı. Bir tarafta 4°C sıcaklığında irrigasyon solüsyonu, diğer tarafta oda sıcaklığında (25°C) irrigasyon solüsyonu kullanılmıştır. Gömülü alt üçüncü molarlar aynı cerrah tarafından, her iki cerrahi prosedür arasında 28 günlük bir zaman aralığı bırakılarak çekilmiştir. 2., 4. ve 7. günlerde ağrı, trismus ve ödem miktarı ölçülmüştür. Bulgular: Araştırma, yaşları 18 ile 24 arasında olan, 17 kadın ve 1 erkekten oluşan 18 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Ağrı ve ödem gruplar arasında anlamlı derecede farklı değildi ancak postoperatif tüm dönemlerde soğuk irrigasyon (4°C) ile çalışılan tarafta, oda sıcaklığında irrigasyon (25°C) ile çalışılan tarafa göre daha düşük değerlere sahipti (p>0.05). Trismus ile ilgili olarak, tüm postoperatif dönemlerde soğuk irrigasyon için maksimum ağız açıklığı değeri oda sıcaklığında irrigasyon ile çalışılan tarafa göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksekti (p<0.05). Sonuçlar: Soğuk irrigasyon solüsyonu (4°C) ile tedavi, gömülü mandibular üçüncü molar cerrahisinden sonra trismus üzerinde faydalı etkilere sahiptir. Anahtar Kelimeler: Gömülü üçüncü molar, irrigasyon solüsyonu sıcaklığı, postoperatif morbidite

Azı dişi-üçüncüAğrıDiş çekimi+7
Ceren Dayanan
Fırat University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı katkı maddelerinin ve karışım oranlarının tarımsal sulama sistemlerinde kullanılan betonların fiziki ve mekanik özelliklerine etkileri

Bu arastırmada; sulama sistemlerinde kullanılan beton kaplamaların, fiziksel ve mekanik özelliklerini gelistirmek amacıyla betona farklı katkı maddelerini, degisik oranlarda katarak; bu katkıların nasıl bir etki yapacagının belirlenmesi amaçlanmıstır. Bu amaca yönelik olarak; agrega deneyleri, farklı katkı maddeleri ve karısım oranları ile hazırlanan beton harcı üzerinde taze beton deneyleri, yine aynı malzemeden hazırlanan standart beton örnekler üzerinde asagıda sıralanan ve betonun mekanik ve fiziksel özelliklerinin tespitine yönelik deneyler yapılmıstır. Hazırlanan örnekler üzerinde, agrega deneyleri, beton karısım hesabı, taze beton deneyleri, sertlesmis beton deneyleri ve beton test sonuçlarının istatistik degerlendirmesi yapılmıstır. Yapılan analizler sonucunda, kontrol grubundaki her katkı grubu için beton yası artısına karsı, mukavemet özelliklerinde artıs izlenmistir. Aynı durum bütün deneme gruplarında da izlendiginden, genel olarak beton yası arttıkça mukavemet özelliklerinin de iyilestigi söylenebilir. Katkı çesidi ve oranlardaki degisime baglı olarak, mukavemet ve su isleme derinliginde artma ve azalma yönünde degisimler gözlemlenmistir. Sıvı deterjan ve granül sabun katkılı betonların %0,05'lik oranından sonra basınç dayanımları düsmektedir. Beton yası ve kimyasal katkı oranı arttıkça, basınç dayanımının ve geçirimsizligin arttıgı söylenebilir. Belirli oranlardan sonra uçucu kül katkısının da betonun basınç dayanımını düsürdügü sonucuna varılmıstır. 28 Günlük beton örneklerinde, farklı katkı oranları için, su isleme derinligi esas alınarak geçirgenlik özelligi belirlenmistir. Burada, bütün katkı çesitleri ve oranları içinde en iyi sonuç, uçucu kül katkısının %35'lik oranında bulunmustur. Maksimum mukavemet degeri de, bu katkı türünün %15'lik oranında bulunmustur. Uçucu külün %15 oranına kadar; beton kimyasalının da, kullanım talimatındaki oranlarda katılarak elde edilen betonun, sulama sistemlerinde kanal kaplaması için uygun oldugu söylenebilir. Anahtar kelimeler: Beton, Sulama, Beton Deneyleri, Agrega

AgregaBetonSulama
Rahman Çankaya
Çanakkale Onsekiz Mart University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Boyalıca pompaj sulamasında sulama performansının değerlendirilmesi

Bu çalışma, Bursa İznik ilinde yer alan, Boyalıca Pompaj Sulamasının 2016-2020 yılları arasındaki performansını değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışma alanı 4035 ha tarım arazisine sahiptir. İznik Ova Köyleri Sulama Birliği, Devlet Su İşleri I. Bölge Müdürlüğü'nce işletmeye açılan Boyalıca Pompaj Sulaması tesislerini işletmek üzere 2004 tarihinde yönetimi devralmıştır. Performans değerlendirmesinde Sulama ve Drenajda Uluslararası Teknoloji ve Araştırma Programı (IPTRID) tarafından tavsiye edilen su kullanım etkinliği, finansal etkinlik ve tarımsal üretim etkinliği olmak üzere üç ana başlık halinde bir gösterge seti kullanılmıştır. Su kullanım etkinliği göstergeleri ortalama sonuçlarına göre, sulama oranı %63,2, yıllık su sağlama oranı 0,71, sulanan birim alana iletilen yıllık sulama suyu miktarı 7317 m3 ha-1, sulama birim alanına iletilen yıllık sulama suyu miktarı 4644 m3 ha-1 olarak belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar su kullanım etkinliği açısından sulama şebekesinin yetersiz olduğunu göstermektedir. Finansal etkinlik açısından ortalama sonuçlar incelediğinde, bakım masrafının gelire oranı %47, tahsilat oranı %95,5, birim alana düşen toplam işletme–bakım–yönetim masrafı 752 TL ha-1, kullanıcılara iletilen toplam sulama suyuna karşılık elde edilen ortalama gelir 0,22 TL m-3 olarak bulunmuştur. Çalışma sahasında masrafların karşılanma oranı %46,7 olup mevzuatta belirtilen limitlere yakın (en az %30) bir harcama yapıldığı görülmektedir. Bu sonuçlar, Boyalıca pompaj sulamasında gelirin giderden fazla olduğunu ve tahsilatın işletme ve bakım masraflarını karşılamaya yeterli olduğunu göstermektedir. Tarımsal üretim etkinliği ortalama sonuçlarına göre, sulama alanı eşdeğer brüt üretim değeri 3859,24$ ha-1, fiilen sulanan alan eşdeğer brüt üretim değeri 6088,1 $ ha-1ve saptırılan birim sulama suyuna karşılık eşdeğer brüt üretim değeri ise 0,86$ m-3 olarak saptanmıştır.

PerformansSu temini sistemleriSulama
Barke Husseın Chote
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çad'daki tarım gruplarında sürdürülebilir sulama ve su yönetimi: Şari Bagirmi örneği

Çad'ın nüfusunun %21'i gıda güvensizliği içinde yaşamaktır. Bu sorunun üstesinden gelmek için ülkenin uygun çözümler bulması gerekmektedir. Bu çalışmanın ana hedefi, Chari-Baguirmi'deki tarım gruplarındaki çiftçilerin üzerinde anket çalışması yaparak, kamu ve özel sektördeki karar vericilere akılcı ve sürdürülebilir su yönetimi ve gelecekteki projeler için öneriler sunmaktır. Çiftçilerin su yönetimi, sürdürülebilir sulama ve çiftçilik uygulamaları konusundaki görüşleri hakkında verileri analiz etmek için SPSS 23 betimleyici analiz aracı kullanılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda toplam 92 katılımcı örneklem olarak alınmıştır. Araştırmada, çiftçilerin sosyo-ekonomik durumu, su yönetimi, sürdürülebilir sulama, suya erişim, kredi ve araziye erişim gibi konulara odaklanılmıştır. Analiz sonuçlara göre, çiftçilerin su yönetimi ve sürdürülebilir sulama konusunda temel bilgilere sahip olmadığı ortaya konulmuştur. Özellikle düşük eğitim düzeyinin, bilginin yaygınlaşmasında büyük bir engel oluşturduğu görülmektedir. Sonuçlara göre devlet desteğinin eksik olduğunu, çiftçilerin damla sulama gibi modern sulama tekniklerine yüksek kurulum maliyetinden dolayı erişemediği ve gerekli bilgilere ulaşmadığı ortaya konulmuştur.

Su yönetimiSulamaSürdürülebilirlik+1
Ahmat Abakar Bouyebrı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kanal içi ısıtmanın lateral kanallardaki pulpa dokusunun çözünürlüğüne etkisinin diğer aktivasyon yöntemleriyle kıyaslanması

Bu çalışmanın amacı, kök kanal dezenfeksiyonu için kullanılan sonik, ultrasonik ve kanal içi ısıtma sistemlerinin, yan kanallardan pulpa kaldırma düzeylerinin karşılaştırılmasıdır. Üç boyutlu yazıcıda üretilmiş, 50 adet iki yan kanala sahip rezin dişler kullanılmıştır. Pulpalar yan kanallara pluggerlar sayesinde tepildi ve 10-5 hassasiyetinde terazi ile tartıldı. Daha sonra, örnekler 5 gruba ayrıldı. Grup 1: Kontrol grubu, Grup 2: Endoaktivator sistem, Grup 3: Pasif ultrasonik irrigasyon (PUI), Grup 4: Kanal içi ısıtma, Grup 5: PUI + Kanal içi ısıtma. Her grup 20 ml hacminde % 5,25'lik NaOCl ile toplam irrigasyon süresi 2 dk olacak şekilde irrige edildi ve kağıt konlarla kurutuldu. İşlem sonrası her örnek tekrar tartıldı ve kaydedildi. İstatistiksel yöntem için One way-Anova ve Post hoc testleri kullanıldı. PUI + Kanal içi ısıtma, diğer gruplara göre anlamlı derecede başarılıydı (p <0.05). PUI ve kanal içi ısıtma grupları diğer gruplara göre anlamlı derecede başarılı oldu (p <0.05) ancak aralarında fark yoktu (p> 0.05). Endoaktivator ve kontrol grupları arasında anlamlı fark yoktu (p> 0.05). Yan kanallardan organik doku kaldırmada PUI + Kanal içi ısıtma yöntemlerinin kombine kullanılması en başarılı sonucu vermektedir.

Dental pulpa boşluğuDezenfeksiyonKök kanal tedavisi+4
Okan Mercan
Gaziantep University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı irrigasyon aktivasyon yöntemlerinin biyofilm kaldırma etkinliğinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, kök kanal dezenfeksiyonu için kullanılan sonik, ultrasonik ve SAF sistemlerinin, yan kanallardan biofilm kaldırma düzeylerinin karşılaştırılmasıdır. Üç boyutlu yazıcıda üretilmiş, 60 adet iki yan kanala sahip rezin blok kullanılmıştır. Yan kanallara biyofilmi taklit etmek için hazırlanan hidrojel yapısı tepildi ve 10-5 hassasiyetinde terazi ile tartıldı. Daha sonra, örnekler 4 gruba ayrıldı. Grup A: Kontrol grubu, Grup B: Endoaktivator sistem, Grup C: Pasif ultrasonik irrigasyon, Grup D: Self Adjusting File (SAF) sistem. Her grup 10 ml hacminde % 5'lik NaOCl ile toplam irrigasyon süresi 2 dk olacak şekilde irrige edildi ve kağıt konlarla kurutuldu. İşlem sonrası her örnek tekrar tartıldı ve kaydedildi. Ayrıca üst ve alt yan kanallardaki hidrojelin çözülmesi görsel olarak skorlandı. 0: Hiç çözünme olmadı, 1: yaklaşık 1/3 civarında çözünme oldu, 2: yaklaşık yarısı çözündü 3: en az 2/3 civarında hidrojel çözündü. İstatistiksel yöntem için One way-Anova ve Post hoc testleri kullanıldı. SAF sistemi, diğer gruplara göre istatistiksel olarak daha fazla hidrojel kaldırdı (p<0,05). Sonik ve ultrasonik sistem arasında anlamlı fark bulunmazken (p>0,05), kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha fazla hidrojel kaldırdılar (p<0,05). Alt yan kanallarda ise SAF sistemi ve ultrasonik sistem diğer gruplara göre daha fazla hidrojel kaldırdılar (p<0,05) ancak aralarında anlamlı fark bulunamadı (p>0,05). SAF sistemi biyofilm kaldırmada diğer tekniklere alternatif olarak kullanılabilir.

BiyofilmlerDental pulpa boşluğuDezenfeksiyon+6
Zeynelabidin Şimşekyılmaz
Gaziantep University
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı ı̇rrı̇gasyon aktı̇vasyon yöntemlerı̇nı̇n, yan kanallardaki bı̇ofı̇lm kaldırma etkı̇nlı̇klerı̇nin karşılaştırılması

Giriş: Bu tez çalışması, farklı irrigasyon tekniklerinin, 3 boyutlu yazıcıda üretilmiş yan kanallara sahip rezin bloklarda biofilm taklit eden hidrojeli çözme kapasitesini karşılaştırmayı amaçlamıştır. Endodontik tedavide irrigasyon tekniklerinin önemi ve etkinliği üzerine daha fazla bilgi edinmek, bu alanda daha etkin ve daha başarılı klinik uygulamaların geliştirilmesine yardımcı olabilir. Gereç ve Yöntem: Çalışmada, SAF, Endoactivator, ultrasonik irrigasyon ve kanal içi ısıtma yöntemleri, 75 adet rezin bloğun, üst ve alt yan kanallarındaki biofilmi çözmek için uygulanmıştır. Biofilmi taklit etmek için hidrojel kullanımıştır. Hidrojel, rezin blokların üst ve alt yan kanallarına yerleştirildikten sonra, herbir irigasyon aktivasyon metodu uygulanmıştır. Bloklar işlem öncesi ve sonrasında tartılarak ve görsel olarak skorlandırılarak, kaldırılan hidrojel miktarı ölçülmüştür. Bulgular: Elde edilen veriler, kullanılan farklı irrigasyon tekniklerinin hidrojel çözme kapasitesi arasında belirgin farklılıklar olduğunu göstermiştir. SAF grubunun, diğer gruplara kıyasla en yüksek hidrojel skorlarına sahip olduğu görülmüştür. Kontrol grubuna kıyasla, tüm irrigasyon tekniklerinin hidrojel çözme kapasitesi anlamlı derecede yüksektir, ancak Endoactivator grubunun hidrojel çözme kapasitesi diğer tekniklere kıyasla daha düşük kalmıştır. Sonuç: Farklı irrigasyon tekniklerinin endodontik tedavide önemli bir rol oynadığı ve teknikler arasında hidrojel çözme kapasitesi açısından farklılıklar olduğu görülmüştür. Bu çalışma, bu farklılıkların daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Anahtar kelimeler: Biyofilm taklit, Endoaktivator, Hidrojel, Self Adjusting File, Ultrasonik sistem

BiyofilmlerEndodontiHidrojeller+2
Bilal Turan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2023
00

Related subjects