Orientalism

99 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Thomas Allom ve Osmanlı dünyasını yansıtan eserleri

19. yüzyılda İstanbul gravürleriyle tanınan İngiliz mimar ve ressam Thomas Allom, 1804-1872 yılları arasında yaşamıştır. İlk eğitimi hakkında bilgi edinemediğimiz sanatçı, çıraklık ve akademik eğitimini mimarlık üzerine almıştır. Mimari çizimlerindeki başarısından dolayı Fisher Yayınevi‟nden teklif alan Allom, İskoçya, İrlanda, Avrupa ülkeleri ve Osmanlı‟yı ziyaret ederek gravürlü seyahatnameler için çizimler yapmıştır. Osmanlı topraklarında yaptığı çizimleri -daha sonra Almanca ve Fransızcaya da çevrilen- Constantinople and the Scenery of the Seven Churches of Asia Minor ve Character and Costume in Turkey and Italy isimli kitaplarda yayınlanmıştır. Bu yayınlar için hazırladığı resimlere 1838 ve daha sonraki yıllarda düzenlenen panorama sergilerinde de yer vermiş, ayrıca bu sergilerde yer alan eserleri tanıtmak için Polyorama‟yı yazmıştır. Çalışmanın konusunu oluşturan sanatçının Osmanlı dünyası ile ilgili eserleri iç mekânda dini yapılar, harem sahneleri, su yapıları ve sivil mimari; dış mekânda ise panoramik ve mimari manzaralar ile figür ağırlıklı sahnelerden oluşmaktadır. Bu çalışmada sanatçının gravürleri ayrıntılı incelenmiş ve bunlardan bazılarının suluboya kopyaları tespit edilmiştir. Ayrıca yayınlarda yer verilmeyen diğer suluboya eserlerine de ulaşılmıştır. Sultan II. Mahmud Dönemi‟nde etkin olan Thomas Allom -diğer bazı Avrupalı ressamlar gibi- padişahın resmini de yapmıştır. Eserleri genel olarak değerlendirildiğinde, 19.yüzyıl Osmanlı mimarisini, günlük yaşamını ve kıyafetlerini yansıttığı, titiz ayrıntılar işlediği, belge niteliği taşıyan gerçekçi resimler olduğu anlaşılmaktadır. Anahtar Sözcükler: 19. yüzyıl, Thomas Allom, Panorama, İstanbul, Osmanlı, Oryantalizm, gravür.

19. yüzyıl19. yüzyılAllom, Thomas+7
Tülin Yenilir
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İngiliz edebiyatında sömürgecilik ve kölelik: Aphra Behn'in Oroonoko veya Soylu Köle romanı örneği

Bir metnin sosyolojik açıdan okunması diğer okuma biçimleriyle kıyaslandığında daha avantajlı gözükmektedir. Yazar, eser, okur ve ilk üç bileşeni kapsayan toplum öğesi sosyolojik okuma sürecinde önemli faktörlerdir. Sosyal teorilere dayalı diğer okuma biçimleri bazı sınırlılıklara sahipken sosyolojik okuma, araştırmacılara daha geniş bir perspektif sunar.Bu çalışmada, Aphra Behn'in ?Oroonoko veya Soylu Köle? romanını, sosyolojik imgelemin bütüncül perspektifiyle okunması amaçlanmıştır. Behn'in eseri, sömürge edebiyatının birçok arketipini bünyesinde barındıran bir metin olarak, bir süreliğine İngiliz Edebiyatı'nda soylu vahşinin ilk sunumu; sömürgecilik karşıtı, kölelerin serbest bırakılması ve azat edilmesini destekleyen ilk roman olarak okunmuştur. Zamanla eleştirel bir okur grubu ortaya çıkmıştır. Bu grup, metine dair sahip olunan bu tür algıların ve rutin okumaların sarsılmasına ve gizemli noktaların açığa çıkarılmasına çalışmıştır. Bu çalışma da rutin okumaları sarsarak; bütüncül kavrayışını Edebiyat Sosyolojisinden alan kendi perspektifiyle benzer bir ideale hizmet eder.Bu çalışma kapsamında toplum ve edebiyat ilişkisine dair bazı konular ve kavramlar tartışılmıştır. Tarihsel arka plan dâhilinde ?kölelik, sömürgecilik, şarkiyatçılık, ırkçılık? gibi bazı kavramlar tanımlanmaya ve anlaşılmaya çalışılmıştır. ?Sömürgeciliğin ve Köleliğin Meşruiyeti? kölelik ve sömürgeciliğe dair muğlak bir meselenin açıklığa kavuşturulması açısından tüm bu konular içerisinde en önemli olanıdır. Shakespeare'den Defoe'ya sömürge edebiyatının ortaya çıkışı da tartışılmıştır. Behn'in sosyal statüsü, ideolojisi, eğitimi, arkadaş çevresi, ailesi, mesleği, medeni durumu ve hayatındaki değişimler de analiz edilmeye çalışılmıştır. Sosyolojik biyografisinin yanı sıra metindeki retoriği de çözümlenmeye çalışılmıştır. Son bölümde Behn'in eseri, kölelik ve sömürgecilik yönünden incelenmiştir. Sömürgecinin ve sömürülenin portreleri çizilmeye çalışılmıştır.Bu çalışma sonucunda, Behn'in metninin kölelerin azat edilmesinden yana olmadığı ve sömürgecilik karşıtı olmadığı sonucuna varılmıştır. Metin, karakterlerin köleleriyle olan ilişkileri açısından okunduğunda Behn'in söyleminde iki tür sömürgecilik modeli çözümlemek mümkün gözükmektedir. Birisi, Behn tarafından desteklenmekte diğeri ise eleştirilmektedir. Behn, şiddetle yönetilen ve işkenceye uğrayan kölelere sempati duyarken bir yandan da bünyesinde şiddet ve işkence olmayan yeni bir kölelik ve sömürgecilik paradigması kurmaya çalışmaktadır. Behn, okurlarına kölelerine asla eziyet etmeyen onları şiddet olmaksızın yöneten bazı karakterler ve aynı zamanda kölelerine tam tersi yönde muamelede bulunan bazı karakterler tanıtmaktadır. Bu mevzudaki temel sorun şudur: Gerçek hayatta şiddet olmaksızın var olan böyle bir sömürgecilik modelini görmek mümkün müdür? Sömürgecilik tarihine baktığımızda böylesi bir sömürgeciliğin daha önce var olmadığını görebiliriz. Öyleyse Behn, sömürgecilik ve köleliğe dair ütopik bir teori kurmaktadır. Böylece retoriğiyle yanılsamalar üretmekte ve plantasyon sahiplerinden oluşan yönetici sınıfı desteklemektedir. Fakat Behn, bunu yaparken (sömürgecilik ve köleliğe duyulan) nefretin yönünü zenginler sınıfının mensuplarından aşağı sınıf üyelerine çevirmek için bazı karakterleri nesneleri olarak kullanmaktadır.Behn'in barbar karakterlerinin de üst sınıfa ait olmaları gerçeğine rağmen, tutumları ve ahlaki değerleri Behn tarafından aşağı sınıfla ilişkilendirilmektedir. Bu çelişkide Behn'in görevi nedir? O, ürettiği yanılsamalar sayesinde, kendini beyaz sömürgeci ve sömürülen siyah nesne arasındaki barış elçisi olarak takdim eder. Behn'in metninde şiddetten ve işkenceden arındırılmış yeni bir sömürgecilik modeli sunulmaktadır. Böyle olsa bile, bütün köleler Behn'in gözünde aynı değere sahip değildir. Oroonoko, Behn için soyluluğu ve Avrupalılaştırılmış olduğu için değerlidir. Bununla birlikte romanın sonunda irrasyonel bir köleye dönüşecek ve eşinin canına kıyacaktır. Hikâyenin sonlarına doğru Behn'in soylu vahşiye dair fikirleri de değişecektir. İlk bakışta kölelere sempati duymasına rağmen, eserinin retoriğinde şarkiyatçı, ırkçı ve sömürgeci tutumlarını okumak mümkündür.

Behn, AphraIrkçılıkKölelik+5
Ümit Öztürk
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Alev Alatlı'nın fikirlerinin sosyolojik açıdan değerlendirilmesi

Türkiye'de edebiyat, Batı'daki değerinin aksine uzun yıllar sosyal bilimlerin odak noktasının dışında kalmıştır. Oysaki edebiyat disiplini, felsefe ve sosyal bilimler, özellikle de sosyoloji için çok değerli bulguların yer aldığı bir bilgi deryasıdır. Türkiye'de, romancı kimliğiyle tanınan Alev Alatlı, ülkemizdeki çoğu sosyal bilimcinin aksine, toplumsal konuları ve sorunları tahlil ederken, edebiyat alanından önemli ölçüde istifade etmiştir.Alatlı, Aristoteles mantığının tek düzeliğine karşın "saçaklı mantık"ın önemine vurgu yapan, bütüncül düşünce biçimini öne çıkaran, anti-pozitivist, gerçekçi bir romancıdır. Alatlı, Doğu-Batı ayrımı hakkındaki düşüncelerini, coğrafyadan ayrı olarak, biyofilik ve nekrofilik yönden kâinatı algılama tarzındaki farklılıkların üzerine kurmuştur. Alatlı'ya göre, Türk toplumu, Doğu ve Batı arasında arafta kalmış, ahlâk yapısı kapitalist sistemin zorlamasıyla göreceli ahlâka kurban gitmiş, değerler dünyasında büyük karmaşalar yaşamış, genç nüfusu cehalete yenik düşmüş, insanları Batılılaşmanın tesiriyle çeşitli açmazlarla karşı karşıya kalmış, kimlik bunalımı yaşamış, fertleri birbirine yabancılaşmış bir toplum haline gelmiştir.Alatlı, Türk toplumunun Batılılaşma süreciyle nekrofilik bir ruha büründüğünü, kendi yapısına ve dokusuna ters düşen bir yabancılaşma yaşadığını iddia etmiştir.Alatlı, Türk insanının derin kültürel bağlarında yatan özgürlük ruhuna vurgu yapmıştır. Alatlı, dünyayı tahakküm altına alan yağma düzenine eleştirel bakmıştır. Türk toplumunu dünyanın emniyet supabı olarak görmüştür. Alatlı, Türk toplumunun sahip olduğu değeri ve önemi fark etmiştir. O, Türk toplumunun özünü bulması için eserler kaleme almıştır.Tezimiz, Alatlı'nın kaleme aldığı yazıların ışığında, Türk toplumunu hangi dinamikler açısından nasıl değerlendirdiğini konu edinmiştir. Bunun yanı sıra tezimizde, Alatlı'nın toplum sorunlarına bakışını, Doğu-Batı ayrımına, Türk toplumuna ve insanına dair fikirlerini tahlil etmeyi amaçladık. Türkiye'de edebiyat dünyası ve sosyal bilimlerde önemli bir yere sahip olan Alatlı'nın görüşlerini genel ivbir çerçeveye oturtmaya çalıştık. Tezimiz, genellikle edebi yönüyle ele alınmış olan Alatlı'yı, sosyolojik bir perspektifle bütün yönlerini incelemiş olan ilk çalışmadır.Anahtar SözcüklerAlev Alatlı, Aydınlanma, Modernizm, Postmodernizm, Pozitivizm, Oryantalizm, Yabancılaşma, Biyofili, Nekrofili, Batılılaşma, Türk Toplumu, Türk İnsanı, Aydın, Bütüncül Düşünce, Kavram Kargaşası, Saçaklı Mantık, Rölativistik Ahlâk, Murat

Alatlı, AlevAydınlanmaBatılılaşma+7
Çağrı Aslan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Julius Reiner'in "Muhammed und der İslam" eserinin siyer açısından değerlendirilmesi

Bu çalışma, 1871-1930 tarihleri arasında yaşayan Dr. Julius Reiner'in 1907 yılında kaleme aldığı "Muhammed und der İslam" isimli eserini, onun Hz. Peygamber'e ve İslam'a yaklaşımını Siyer bağlamında ele almaktadır. Akademisyen olmasına rağmen Reiner, bu eseri Alman toplumuna yönelik popüler tarzda kaleme aldığı için bilimsel ilkelerden yer yer ödün vermiştir. Bu bağlamda o, İslâm dini ve Hz. Peygamber hakkında sahip olduğu önyargılar hasebiyle yanlış bilgiler ve ideolojik yaklaşımlar sergilediği görülmektedir. Bu sebeple eserde özellikle problemli gördüğümüz kısımlar, İslam Tarihi kaynakları ölçüsünde tahlil edilmeye çalışılmıştır. Tezimizin ilk bölümünde, Oryantalizm ve Alman oryantalizmi kavramlarının hem anlam alanı, hem de tarihsel serencamına konumuz ölçüsünde değinilmiştir. Ayrıca Reiner'in Hayatı, eserleri ve yaşadığı dönemde köşe taşı mesabesinde olan oryantalistlerin Siyer ve İslam tarihine yönelik çalışmaları ele alınarak, bu bağlamda Reiner'in kendisinin ve eserinin konumu tespit edilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde, Reiner'in eseri içerisinde İslam, Kur'an, Sünnet ve Ehl-i Kitab konularında yaptığı yorumlar ve bu yorumlar bağlamında bizim değerlendirmelerimiz bulunmaktadır. Üçüncü bölümde ise, Reiner'in eseri çerçevesinde Cahiliyye, Mekke, Medine ve Hz. Peygamber'in şahsiyeti ile ilgili görüş ve değerlendirmelerine ve Siyer kaynakları açısından tenkit ve tahlillerine yer verilmiş, Reiner'in Hz. Peygamber ve İslam algısı tespit edilmeye çalışılmıştır. Son olarak, Ek-1'de Reiner'in "Muhammed und der islam" isimli eserinin ve Ek-2'de "Muhammeds Sendung" adlı makalesinin tercümeleri sunulmuştur. Bununla beraber, Ek-3'te ise çalışmamıza katkı sunması amacıyla Hz. Peygamber'in hayatını konu edinen Almanca Siyer çalışmalarının bir bibliyografyasına yer verilmiştir. Anahtar Kavramlar: Oryantalizm, Alman Oryantalizmi, İslam Tarihi, Siyer, Julius Reiner

AlmanlarHz. MuhammedKur'an-ı Kerim+5
Fahrettin Haliloğlu
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Batı'daki İslam algısı çerçevesinde Paris saldırılarının Türk medyasındaki görünümü

Oryantalist temeller üzerine inşa edilen İslamofobi, bilhassa farklı inanç coğrafyalarından gelmiş Batı'daki Müslümanların kamusal alanda daha görünür olmalarından ötürü Batı ile Müslüman dünya arasındaki çatışmanın yeni yüzü olarak, fiziksel şiddete varacak düzeyde bir ayrımcılık ve nefret aracı haline gelerek bugüne kadar karşılaşılmamış hak ihlallerinin yaşanmasına sebep olmaktadır. Geldiğimiz noktada İslamofobi patolojik veya kriminal bir hal ya da marjinal bir kesim tarafından kabul görmüş arızi bir durum olma sınırını çoktan aşmıştır. Batı'da İslam düşmanlığı artarken Doğu toplumlarında ise oryantalist bakış değersizleşerek zemin kaybetmeye başlamış ve bu anlayışa karşı güçlü bir duruş sergilenmeye başlamıştır. Oksidentalizm olarak adlandırılan bu yeni eğilimin geldiği noktanın tespiti, önümüzdeki süreçte karşılaşılabilecek birçok karanlık noktanın aydınlatılarak konunun hatırı sayılır bir biçimde berraklaşmasına vesile olacaktır. Bu tezde söz konusu maksatla Paris saldırıları örnek olayı üzerinden kitleleri etkileyip yönlendirmede en kuvvetli vasıtalardan biri olan gazetelerin manşetleri/sürmanşetleri ve köşe yazıları oksidentalist bir tavrın olup olmadığının saptanması için incelenmiştir. Temel araştırma niteliğinde olan bu çalışmada, yorumsamacı sosyal bilim paradigmasından yola çıkılarak araştırmanın amacına uygun olan tanımlayıcı araştırma tasarımından yararlanılmış ve nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Veriler, yazılı doküman incelemesi yoluyla elde edilerek Paris saldırılarını takip eden on günlük süreçte 17 gazetenin ilgili bölümleri içerik analizine tabi tutularak çözümlenmiştir. Yapılan çalışma neticesinde farklı dünya görüşlerine sahip gazetelerce Doğu'nun bir süje olma ve kendini gerçekleştirme hakkını yadsıyan oryantalist dogmaların kabul edilmediği görülmüş bilakis Türk basınında yeni bir Batı imgesi oluşturan oksidentalist eğilimleri güçlendiren bir tutum geliştiği tespit edilmiştir. Batı'nın dayattığı edilgen Doğu algısını rafa kaldırarak oksidentalist bir bakış üzerinden okurlara iletilen bu düşüncelerin, Doğu'nun Batı karşısında gerçek manada var olabilmesi için ise salt bir Batı düşmanlığı pompalanmasının ötesine geçmesi gerektiği ulaşılan önemli sonuçlardan birisi olmuştur.

Fransa-ParisGazetelerMedya+4
Remzi Demir
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Muhammed dönemi Medine Yahudileri ile ilişkiler (Rudolf Leszynsky'nin "Die Juden in Arabien zur Zeit Mohammeds" adlı eseri bağlamında)

Bu çalışmada; 1910 yılında Berlin'de neşredilen Rudolf Leszynsky'nin "Die Juden in Arabien zur Zeit Mohammeds (Muhammed Döneminde Arabistan'daki Yahudiler)" isimli eseri ele alınmıştır. Leszynsky kitabında, Hz. Peygamber döneminde Medine ve çevresinde ikâmet eden Yahudileri, onların sosyal-siyasî hayatlarını ve Müslümanlarla olan etkileşimlerini ele almıştır. Dolayısıyla bu dönem incelenerek Leszynsky'nin temas ettiği konular araştırılmıştır. Onun öncesinde ise Oryantalizm ve Alman oryantalizmine dair açıklamalarda bulunulmuştur. Konuları daha iyi anlamak adına Oryantalizme katkı sağlayan Leszynsky'nin çağdaşı bazı oryantalistlere de değinilerek eserleri hakkında kısaca bilgi verilmiştir. İşlediği konu itibariyle önemli bir döneme ilişkin eser veren Rudolf Leszynsky'nin hayatı hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Leszynsky, Abraham Geiger'in büyük yankı uyandıran "Was hat Mohammed Aus Dem Judenthume aufgenommen? (Muhammed Yahudilikten Ne Aldı?)" adlı eserine atıfta bulunarak, Hz. Peyagmber'in birçok öğretiyi Yahudilerden aldığını iddia etmiştir. İslâm tarihi kaynaklarında yer verilen konulara da değinen Leszynsky, bunları kendi bakış açısıyla değerlendirmiş ve çoğunlukla taraflı ifadelerle yorumlamıştır. Çalışmada İslâm tarihi ve oryantalist kaynaklar karşılaştırarak konulara açıklık getirilmeye, Medine Yahudilerine geçmeden önce Yahudiliğin başlangıcından itibaren Medine dönemine kadar geçen evreleri, yaşadıkları sürgünleri ve Tanrı ile yaptıkları ahitleri anlatılarak konu izah edilmeye, onların inanç esaslarına da değinilerek İslâmiyet ile benzerlik ve farklılıkları Leszynsky üzerinden kısmen ortaya konmaya çalışılmıştır. Yahudilerle ilişkilerin başlangıcı olan Hz. Peygamber'in Medine'ye hicretinden sonra, Müslümanlarla birlikte Medine'de bulunan gayri müslim kabileler arasında imzalanan antlaşmanın, Yahudilerle ilgili olan maddelerine ve sonucuna da kısaca değinerek Rudolf Leszynsky bağlamında, oryantalistlerin ve İslâm tarihçilerinin görüşlerini kaynakları ile karşılaştırarak tarafsız bir şekilde değerlendirme yapmaya özen gösterilmiştir.

Hz. MuhammedHz. Muhammed DönemiLeszynsky, Rudolf+4
Işıl Kaynak
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hollywood sinemasında Türkiye'ye yönelik oryantalist bakışın sosyolojik analizi

Oryantalizm, Batı toplumlarının düşünce sistemini meydana getiren bir tür ötekileştirme biçimidir. Doğunun az gelişmişliğine vurgu yapar. Sistematik bir düşünce üretmekle birlikte kurumsallaşmış yapılara da sahiptir. Batının kendi varlığını inşa etmek için, Batı dışı toplumları tanımladığı din, dil ve etnik temelli ötekileştirici bir söyleme sahiptir. Yedinci sanat dalı olarak kabul edilen sinema, bu söylemin kullanıldığı araçlardan biridir. Sinema, insanların dünyaya bakışını şekillendirmekte, izleyicilerin algılarını değiştirmekte ve düşünce mekanizmalarını etkilemektedir. Bu yönüyle Doğu toplumlarına karşı oryantalizmin kullandığı biz ve öteki algısını oluşturmada oldukça etkili bir sanat olarak kullanılmaktadır. Özellikle Hollywood sineması, oryantalist temsillerin aktarımında önemli rol oynamaktadır. Bu çalışma, Hollywood sinemasının Türkiye ve Türklere yönelik ortaya koyduğu oryantalist bakış açısını inceleyerek, sosyoloji literatürüne katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda çalışmada, Gece Yarısı Ekspresi, Arabistanlı Lawrence, Dehşete Yolculuk, Takip-2 ve Hapishane Ateşi filmleri ele alınmıştır. Filmlerde sunulan oryantalist ideolojiler ortaya konulmaya çalışılmış ve Hollywood sinemasında oluşturulan hayali Doğu imgesi olarak Türkiye incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Hollywood Sineması, Oryantalizm, Öteki, İdeoloji, Türkiye

Amerikan sinemasıHollywoodOryantalizm+4
Sümeyye Söylemez
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu-batı bağlamında kentleşme sürecine ilişkin eleştirel bir yaklaşım

Kentler, tarih boyunca insanoğlunun askeri, ekonomik, siyasal ve entelektüel ilgisini çekmiş, onu anlamak, onun içerisinde yer almak ve dahası onu merak etmek arsında gidip gelen duygularla kentler inşa edip yıkmışlardır. Kentlerin etkileri, ona bakanda kendisini hayran bırakan özelliklerinde kendisini göstermektedir. Dünyanın yedi harikasının tümünün kentlerde olması bu açıdan tesadüf değildir.En yaratıcı fikirlerin ortaya atıldığı, en güzel binaların inşa edildiği mekânlar olan kentleri anlamak oldukça karmaşık ve zor bir süreçtir. Çalışmada kentler tarihsellikleri içerisinde yaşadıkları çelişkileri, gelişimleri ve mücadeleleri içerisinde ele alınmaktadır. Kent tarihi, siyasal bir açıdan ele alınan ve çifte standarda açık bir özellik göstermektedir. Bu çifte standardı üreten, batı merkezli modernist yaklaşımın uzantısı olarak değerlendirilebilir. Çalışma içerisinde kentleşme süreçlerinin anlatımında yalnız batı kentlerini kapsayan kısmı eleştirilmiş, doğu kentlerinin tarihsel gerçekliği ortaya konmaya çalışılmıştır.Kentlilik bilincinin oluşumu ve kentlerin siyasi karakteri, doğu batı ekseninde meydana gelen karşıtlığın hem nedeni hem de sonucu olarak ifade edilecektir. Çalışmada doğunun tarihsel konumu ve doğu kentlerine bakış bu bağlamda eleştirilerek, doğu kentlerinin özelliklerine değinilmiştir.İnsanoğlunun doğaya en büyük meydan okuması olarak kentler, zaferleri, yenilgileri, inanışları simgeleyen büyük bir imaj olarak, insanoğlunun tarihi kadar eski, yaşanılan zaman kadar güncel ve geleceği hayal etmek kadar fantastiktir.Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Kentleşme, Küreselleşme, Modernizm, Post-modernizm, Sanayi Devrimi, Oryantalizm.

DemokrasiEndüstrileşmeKentleşme+4
Hakan Uman
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa merkezci bilim anlayışı

Geleceği iyileştirmenin yolu geçmişi doğru yorumlamaktan geçer. Tezimiz Avrupa merkezci bilim anlayışının yapay bir bilim anlayışı olduğunu hipotezini savunmaktadır. Bilim tarihi adına yapılmış olan çalışmalar kronolojik açıdan incelendiğinde özellikle Avrupa merkezci bir bilim anlayışı çerçevesinde bilimlerin tarihlerinin kurgulandığına şahit oluyoruz. Bilim tek bir milletin ya da medeniyetin ürünü olamayacak kadar geniş ve büyük bir birikime sahiptir. Bu disiplinin oluşmasında birçok kültürün ortak çabası söz konusudur. 19. yüzyılda pozitivist bir yaklaşımla tanımlanan bilimin dışında tarihte gerçekleştirilen faaliyetleri bilimin kapsamı dışına çıkarmak ne kadar doğru bir yaklaşımdır tartışılır. Çalışmamızın ilk bölümünde bilimin tanımına, sınıflandırılmasına ve Avrupa'da aydınlanma süreci ile başlayan bilim düşüncelerine değinilmiştir. İkinci bölümde oryantalizm ve oksidentalizm (Doğu ve Batı kavramlarına) düşüncelerine sonrasında Avrupa merkezci bilimin temellendirildiği ana argümanlara yer verilmiştir. Son bölümde ise bilim tarihinin içerisinde İslâm bilim tarihinin Avrupa merkezci bilim anlayışı açısından ne ifade ettiği konusu tarihsel ve düşünsel açıdan tekrar serimlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilim Tarihi, Oryantalizm, Bilim, Oksidentalizm

AvrupamerkezcilikBilimBilim felsefesi+3
Fatma Özcan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Edward W. Said'in oryantalizm kuramından hareketle postmodern Türk romanlarında oryantalist temsiller üzerine bir inceleme

Batı ile Doğu dünyası arasındaki diyalektikle şekillenen Batı merkezli bir bilgi alanı olan oryantalizm, Edward W. Said'in 1978 yılında yayımlanan Şarkiyatçılık Batı'nın Şark Anlayışları adlı kitabı ile kurgusal bir atmosferde metinler aracılığıyla oluşan bir söylem olma niteliği kazanmıştır. Bu çalışmada Said'in kuramsal çerçevesini çizdiği oryantalizmin postmodern anlatıdaki görünümünün açığa çıkartılması amaçlanmıştır. Bu bağlamda çalışmada postmodern Türk romanının önde gelen isimlerinden İhsan Oktay Anar, Hasan Ali Toptaş, Elif Şafak ve Orhan Pamuk'un romanlarının oryantalist bir okumaya tabi tutulmasıyla, Doğu'ya ilişkin temsil biçimleri saptanan romanlarda bu temsil biçimlerinin postmodern bir kurmacada bir söylem biçimine nasıl dönüştüğü gösterilmiştir. Postmodern yazarların oryantalist bir bakış açısına sahip olup olmadıklarını ve bu bakış açısını anlatının bir parçası haline getirerek yansıtıp yansıtmadıklarını tartışan çalışmada, oryantalist unsurların postmodern anlatının popüler bir malzemesi haline gelmesinde etkili olan kuramsal çerçeve açıklığa kavuşturulmuştur. Anahtar kelimeler: Oryantalizm, Edward W. Said, oryantalist söylem, temsil, bilgi-iktidar, postmodernizm.

OryantalistOryantalizmPostmodernizm+3
Emine Ayan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İslam düşüncesindeki halifelik anlayışına şarkiyatçıların yaklaşımı (Thomas Walker Arnold, Hamilton Alexander Roskeen Gibb ve William Muir)

Oryantalizm, Doğu bilimi anlamında olan Batı kaynaklı kurumsal bir faaliyettir. Böylesine bir Doğu-Batı ayrımını kendilerini Batılı olarak konumlandıran kişiler yapmaktadır. Oryantalistlerin odaklandıkları en temel araştırma konuları tüm Doğu toplumları ve değerleri olmakla birlikte onlar, Müslümanları hedeflerine almışlar ve bu meyanda İslâm'ı araştırmışlardır. Ayrıca onların faaliyetleri ve araştırmaları sömürgecilik ve misyonerlik meselelerinden azade olmadığı gibi, İslâm tarihine dair olay ve olgulara sıklıkla yöneldikleri de bilinmektedir. Bu tezimizde halifeliğin mahiyet ve muhtevasını oryantalistlerin nasıl ele aldığı meselesi incelenmiştir. Thomas Walker Arnold'un The Caliphate adlı eserinin ilgili bölümü, Hamilton Alexander Roskeen Gibb'in Studies on the Civilization of Islam adlı kitabındaki "Some Considerations on the Sunni Theory of the Caliphate" adlı makalesi, William Muir'in ise The Caliphate: Its Rise, Decline and Fall adlı eserinin ilgili bölümü ele alınıp sonrasında mukayese edilerek bir takım değerlendirme ve tespitlerde bulunulmuştur. Bu oryantalistler halifelik kurumunu; halife seçimi ve saltanat meselesi üzerinden eleştirmişler, halifelerin kullandıkları unvanlara değinmişler ve sıklıkla Emevî-Abbasî halifeliklerini mukayese etmişlerdir. Onlar bunu yaparken İslâm tarihinin kaynaklarındaki bilgileri kendi ideolojilerine uygun olarak aktarmışlar ve böylelikle İslâm'a ve Müslümanlara zarar vereceğini düşündükleri öznel yorumlar yapmışlardır.

Arnold, Thomas WalkerDoğu-Batı sorunuHalifelik+3
Hilal Çolak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ramazan el-Bûtînin Kur'an ve tefsire dair görüşleri

Bu çalışma, Muhammed Saîd Ramazan el-Bûtî'nin tefsir ilmi ve ulûmu'l-Kur'an'a dâîr görüşlerini ele almaktadır. Çalışmada Bûtî'nin kitap, eser ve makaleleri incelenmiş, Kur'an'a dâir çeşitli konular, tefsir ilminin bazı meseleleri hakkındaki görüş ve tercihleri bir araya getirilmiştir. Araştırma, Bûtî'nin ulûmu'l-Kur'an ve tefsir alanındaki çalışmalarını, bu alanlara katkılarını ve emeklerini gün yüzüne çıkarmakta ve bu konuya ne kadar önem verdiğini gözler önüne sermektedir. Ayrıca araştırma, Bûtî'nin görüşlerinde dayandığı dinî, ilmî ve fikrî metodolojiyi de açıklamaktadır. Bu çalışma üç temel bölüm içermektedir. İlk bölüm; Bûtî'nin hayatının farklı yönlerini incelemenin yanında onun ilmî kimliğini ve konumunu, kitaplarını, eserlerini, programlarını, hayatı boyunca bulunduğu makamları ve yerine getirdiği vazifeleri ele almaktadır. Ayrıca müellifin fikirlerine, görüşlerine ve ilmî metodolojisini de değinmektedir. Araştırmanın ikinci bölümü ise vahiy olgusu, tefsir ve te'vil, işârî tefsir, Kur'an kıssalarının târihî değeri, Kur'an'daki tekrarlar, muhkem ve müteşâbih, Kur'an ve sünnet ilişkisi, tefsir ve siyer ilmi arasındaki ilişki ve Kur'an'da tederrüc gibi ulûmu'l-Kur'an ve tefsire dâir bir takım konularla ilgilidir. Araştırmanın üçüncü bölümü Kur'an-ı Kerim ve tefsire dâir günümüzde ortaya atılan meseleler hakkındadır. Kur'an-ı Kerim'in bilimsel tefsiri, Kur'an'ın modern dönemde anlaşılması, oryantalizm, oryantalistler ve cihad gibi çeşitli konu ve başlıkları incelemektedir. Çalışmada İslami ilimlerin birçoğunda eser telif eden, klasik ve modern konuları derinlikli bir şekilde ele alan Bûtî'nin geleneksel anlayışa sahip bir âlim olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

El- ButiKur'an-ı KerimOryantalizm+3
Hasan Ahmed Mohammed Al-azazı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

An inquiry on the representation of Oriental women in Tariq Ali's Islam Quintet

This study aims to scrutinize the representation of ?Oriental? women in Tariq Ali?s Islam Quintet, which were published in the period of 1992-2010. Shaped by an ?anti-Orientalist? perspective to release the so-called Orient from the Orientalist perceptions, the Islam Quintet is questioned in its uniformity in relation to its approach to the native women. Within the analysis of the stereotypical ?Oriental? woman, the female characters in five volumes and their position vis-à-vis their local culture are examined in order to unfold the latent Orientalist discourse in Ali's narrative. By such intention, this thesis also explores the parallels between the Orientalist depiction of the women and the imperial discourse of a ?gendered? Orient. Accordingly, the notions of femininity, patriarchy, and the ?Oriental? social norms are discussed in relation to the Orientalist and anti-Orientalist frameworks that are applied in the Quintet.Keywords: Orientalism, Tariq Ali, Representation, Women, Stereotype, Culture

Ali, TariqWomenCulture+2
Sündüz Onart
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Oryantalist resimlerde ötekinin temsili olarak Türk imgesi

Bu tez, Oryantalist ressamların eserlerine konu olarak seçtikleri Türk/Osmanlı imgesini nasıl betimlediklerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Varlığı Doğu ile Batının varlığı kadar eskiye dayandırılabilecek Oryantalizm disiplini, temelde Doğu ve Batı dünyaları arasında hüküm sürdüğü düşünülen bir hâkimiyet mücadelesi ve çatışma üzerine kurulmuştur. Bugün kullanılan anlamda Oryantalizm/Şarkiyatçılık çalışmaları, başlangıçta Doğu ve İslam dünyasını keşfetme amaçlı akademik bir disiplin olarak ortaya çıksa da zamanla değişikliğe uğramış ve Oryantalistlerin seyahatnamelerdeki yazıları yanında yaptıkları resimlere de yansımıştır. Oryantalist resimler, önceleri batının doğuyu keşfetme aracı olarak kullanılsa da zaman içerisinde doğuya gitmeden ve doğuyu görmeden resimlerde "hayali bir doğu" imajı yaratılmıştır. Yaratılan hayali doğu içerisinde Oryantalist sanatçılar tarafından sosyal yaşam içerisinde sıklıkla ele alınan konuların başında gelen Türk imajı, sosyal bir gerçekliği temsil ederken sanatçıların bilinçaltı yaklaşımlarına bağlı olarak yeni bir gerçeklik olarak ortaya çıkmıştır. Batılı sanatçının kendi öznel tavırları üzerinden yaratılan bu imajlar, özne ve nesne ya da "merkez" ve "öteki" olarak iki farklı temsilin var olması üzerine inşa edilmiştir. Oryantalizmin söylem ve pratiğinin Türk imajı üzerinden ele alındığı bu konu öncelikle kavramsal açıdan ele alınmış daha sonra tespit edilen resimler irdelenmeye çalışılmıştır. Özellikle oryantalist resimlerde bir ötekileştirme olarak ele alınan ve tasvir edilen Türkler "Barbar/Korkunç, Tembel/aylak, Cahil, Müslüman, Şehvetli/kösnül olarak sınıflandırılmış ve Said'in örtük oryantalizm felsefi düşüncesi kapsamında analiz edilmiştir. Yapılan analizlerde Oryantalist resimler içerisinde tasvir edilen Türk imajının Batı'da olumsuz şekilde oluşmasına ve yerleşmesine neden olduğu anlaşılmaktadır.

OryantalistOryantalizmResim sanatı+5
Kimray Baş
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Resme Doğu'dan bakmak: Şehrengiz ve Arabesk serileri

Güncel sanatta Doğu imgesi kullanımı, bu çalışmanın temel çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bir imge kaynağı olarak Doğu, hem sanatsal kökleri hem de zengin kültürel belleği bakımından neredeyse her sanat döneminde sanatçılara ilham olmuştur. Medeniyetin, bilimin, sanatın çıkış noktası olarak bilinen ve güçlü devletlerin varlıkları sayesinde hayranlık duyulan Doğu'nun, Batı'nın bir kurgusu olan Oryantalizmle birlikte egzotik ve ütopik bir dünya haline gelmesi, önemli eser örnekleriyle birlikte incelenmiştir. Batı'nın fantezi ürünü Doğu kurgusuna karşın, özellikle Doğu kültürlerindeki sanat pratikleri –yazı, minyatür, mimari ve kitap süslemeleri gibi- soyut-soyutlamacı tavra olan yakınlığı ile Modern dönemde Batı'nın soyut-soyutlamacı sanat akımlarını kurmasında yeniden ilham olduğu görülür. İlk dönemlerinde Batı sanatının takibiyle gelişmeye çalışan Türk sanatı da özgünlük ve ulusallık arayışları bağlamında kendi kültürel ve sanatsal kökenindeki imgelere yönelmiş ve birçok sanatçı bu bağlamda çalışmalar yürütmüştür. Özgün ve bireysel anlatımın ön plana çıktığı günümüz sanatında da Batı sanatı eğitiminden veya geleneksel sanatlar eğitiminden gelen birçok güncel sanatçının, kendi kültürlerine ait imgeleri bireysel sanat pratikleriyle birleştirdiği gözlemlenmektedir. Literatür taraması yöntemi kullanılarak yazılan bu tezin amacı da hem sanat tarihsel süreç içerisinde Doğu imgesinin sanat eserlerinde kullanımına yönelik bir bakış sunmak, hem de tezin temel konusu olarak bireysel sanat üretimlerim olan "Arabesk" ve "Şehrengiz" serisinin altyapı ve sanat tarihsel dayanaklarını ortaya koymaktır. Bu bağlamda Türkiye'de ve özellikle "Doğu" olarak adlandırılan bölgelerdeki birçok güncel sanatçı, aldıkları sanat eğitiminin altyapısı ne olursa olsun özgün ve bireysel eserler ortaya koymak adına kişisel belleklerine ve o belleği oluşturan kültürel imgelerine yönelmekte ve bu bağlamda eserlerini üretmektedir. Tezin ana konusunu oluşturan "Şehrengiz" ve "Arabesk" serileri de kişisel belleğime ve o belleği oluşturan kültürel imgelere yönelen eserler içermektedir. Batı Sanatı eğitiminden gelen "portre" geleneği ile kişisel belleğimdeki queer imgeler, semboller ve bir dil göstergesi olarak Arapça ve Farsça imgeler bu serilerde birleşmektedir. Ayrıca Doğu imgesi olarak Arapça yazı içeren "Şifa Dileği" eseri ve "İkram-ı Ebedi" serimden "hurma çekirdekleri" ve "yazı" imgesi içeren bazı eserler tezin akışı içerisinde uygun yerlere dâhil edilerek incelenmiş, bu nedenle sanatsal üretimlerim açısından retrospektif bir bakış açısı sunmayı sağlamıştır.

ArabeskGüncel sanatOryantalizm+6
Ahmet Mansuroğlu
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gelibolu romanında oryantalist söylem

Tarih boyunca Doğu toplumlarıyla Batı toplumları her alanda iletişim halinde olmuşlardır. Günümüzde oryantalistler oryantalizm denilen Uzak Doğu ve Yakın Doğu toplumlarını kültür ve yaşayışlarını inceleyerek kendi perspektiflerinden bizlere daha doğrusu dünyaya 'Doğu' ve ''Doğulud' tanımı oluşturmuşlardır. Oryantalizm aynı zamanda şarkiyat ve şarkiyatçılık kavramları ile bağdaşıp Doğu toplumlarını inceleyen Batılıların yaptıkları akademik çalışmaların sonucudur. Tarih boyunca Doğu ve Batı süregelen savaşlarla dinî, tarihi ve kültürel alanlarda hep karşı karşıya gelen taraf olmuşlardır. Özellikle Batılı gezginler ve aydınlar Doğu toplumlarını hep eleştirmiş, hep aşağılayıcı bir şekilde anlatmış kendilerini yani batıyı hep modern ilme ışık tutan ve medeni olarak göstermiştir. Doğu ile Batı arasında tarih boyunca yaşanan mücadele ve çekişmeler, özellikle Batılı toplumların kendi üniversitelerinde Doğulu toplumlara yönelik 'Arap kültürü ve Doğu bilimi' gibi alanlar açılmasına, bu yolla Doğu toplumları hakkında genel bilgi edinilerek oryantalist yaklaşımlara dayanak oluşturulmasına sebep olmaktadır. Oryantalistler, diğer güzel sanat dallarında olduğu gibi edebiyat alınında da Doğu toplum ve kültürüne genel olarak ön yargılı yaklaşıp onları 'yobaz, kültürsüz, kaba, medeniyet görmemiş ve ilkel' gibi kavramlarla ifade etmiş, Doğu milletlerini hep geri kalmış barbar topluluklar olarak anlatmışlardır. Tarihe baktığımızda medeniyetin doğduğu yer esasında Doğu'nun ta kendisidir. Doğu'da birçok ülkede yaşayan Müslüman âlimler ve bilim adamları yaptıkları önemli buluşlarla dünya tarihinde birçok buluşun ve yeniliğin önünü açmış, terakkide Batı'ya adeta ön ayak olmuştur. 16. ve 17. yüzyıla kadar Ortaçağ Avrupası ve Batı dünyası kilisenin etkisinde ve taht kavgalarıyla adeta yoksulluk içinde yaşarken Doğu medeniyetleri ise, insanlık adına önemli işler yapmış, yeni ticaret merkezleri oluşturarak dünyada söz sahibi olmuştur. Batı, özellikle Yeni Çağ yani Aydınlanma Çağı'ndan sonra yaşanan olaylar sonrası bilimde ilerlemiş, günümüze kadar dünyada birçok alanda söz sahibi olmuştur. Doğu'nun yeniliklere öncülük ettiği konusunda hemfikir olmayan Batı, Doğu toplumlarına ve kültürlerine karşı bu oryantalist yaklaşımıyla tüm dünyada Doğu'ya karşı geri kalmış ülkeler algısının oluşmasına zemin hazırlamıştır. Batı toplumlarının bilinçli olarak sergilediği bu tavır, kendi üstünlüğünün tanınmasına imkan hazırladığını söyleyebiliriz. Oryantalist yani şarkiyatçı yaklaşım tiyatro, edebiyat ve sinema alanlarında olduğu gibi romanlarda da sıkça görülür. Diğer alanlarda olduğu gibi romanlarda da Batılı yazar ve düşünürlerin Doğu toplumlarına karşı oryantalist yorumları dikkat çeker. Bu yorumlar, çoğu zaman özneldir. Romanlarda Tanzimat döneminden itibaren Batı ile Doğu arasında kalmış Osmanlı aydınları çokça görülür. Günümüz yazarlarının da bu konuda eserleri bulunmaktadır. Batılı yazarlar, Doğu'ya karşı oryantalist yaklaşımları ve 'Doğu' algısını kendileri belirlemişlerdir. Edward W. Said, şarkiyatçılık hakkında sunduğu tespitlerle bu konuyu gözler önüne sermiş özellikle tarafsız bir yaklaşımla Batılıların oryantalist yaklaşımlarını eleştirmesi büyük ses getirmiş ve dünya çapında ilgi görmüştür. Esasında oryantalizmin ve oryantalist söylemlerin araştırılmasındaki bu tezin amacı, Batılı yazar ve düşünürlerin yanı sıra Türk romanlarında da geçmişten beri Batı yanlısı oryantalist söylemlerin, İslamiyet'i merkeze alarak Doğu'da yaşayan toplum ve kültürleri hedef almış olması, Müslümanlar ve Doğu toplumları üzerinde yapılan bilinçli algı operasyonları ve oryantalist söylemlerin tespit edilmesidir. Çalışma altı ana bölüme ayrılmış olup I. bölümüde Oryantalizm kavramı; II. bölümde Oryantalizm kavramının başlangıç ve gelişimi; III. bölümde Oryantalizmin sebepleri ve araçları; IV. bölümde Oryantalizm ve İslamiyet ile ilgili çalışmalar; V. bölümde Oryantalizmin etkili olduğu edebiyat sahası ele alınmıştır. Çalışmanın ana bölümü olan VI. bölümde ise Gelibolu Romanında Oryantalist söylem; VII. Bölümde Sonuç; VIII. bölümde Kaynaklar üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimesi: Oryantalizm,Yerli Oryantalizm, Edward W. Said. 2017, 128 Sayfa Bilim Kodu:

OryantalizmRomanSaid, Edward+3
Adeb Abdulwahab Mohammed Al-tamımı
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İslamofobi ile mücadele stratejileri: Türkiye örneği

İnsanlık tarihinin her döneminde çeşitli sebeplerden dolayı çatışmalar yaşanmıştır. Yaşanan çatışmalar kimi zaman siyasi kimi zamanda ekonomik nedenler olarak gösterilmiştir. Ancak çatışmaların asıl sebeplerine bakıldığında ise temelde dini farklılıklardan kaynaklandığı görülmektedir. Özellikle Batı uygarlığında bu durum görülmektedir. Doğu ile Batı arasında süren çatışma durumu günümüzde de devam etmektedir. Özellikle İslam'a ve Müslümanlara karşı yapılan saldırılar farklı kavramları ve yaklaşımları ortaya çıkarmıştır. Batı ülkelerinde karşımıza çıkan İslamofobi ve İslam karşıtlığının araştırıldığı bu çalışmada, İslamofobi'nin tarihsel zamanda nasıl değişime uğradığı, hangi siyasi gelişmeler ile boyut değiştirdiğini, ayrıca son dönemde İslam söylemli terör örgütlerinin gerçekleştirmiş oldukları saldırıların, İslamofobi konusundaki etkisini ortaya koymaktadır. Bununla beraber, İslamofobi'nin Anti-İslamizm'e evrilmesi ve bunu tetikleyen bazı olaylardan bahsedilmiştir. Araştırma ayrıca İslamofobi ile mücadele de Türkiye'nin izlediği stratejileri de anlatmayı amaçlamaktadır. Araştırma yurt içi kütüphanelerde ve ulusal/uluslararası sanal ortamlarda yapılmış, elde edilen veriler toplanarak değerlendirilmiştir. Ayrıca konuyla alakalı bildiri, makale ve ulusal tez veri merkezindeki tezlerin taraması yapılarak araştırmayı destekleyici bilgilerden yararlanılmıştır İslam algısının tarihsel süreç içerisinde değişimi göz önüne alınarak, söz konusu değişimin altında yatan zaman ve şartlara göre değişen hususlar ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Günümüzde İslam'ın nasıl tanımlandığı değil aynı zamanda neden bu şekilde tanımlandığı, ötekileştirmenin ve güvensizleştirmenin altında ne gibi nedenlerin yattığı konusu eleştirel yöntem ile aydınlatılmaya çalışılmıştır. Bu hususta Avrupa'da meydana gelen bazı terör saldırılarından bahsedilmiş, Avrupalı bazı devletlerin İslam'a ve Müslümanlara karşı yaklaşımlarına da değinilmiştir. Yapılan değerlendirmeler neticesinde İslamofobi'nin geçmişten gelen birtakım korkuların sebep olduğu görülmekte ve şu an da ortada olan mevcut durumun geçmişten gelen duygularla hareket edilmesi sonucu ortaya konduğu gözler önüne serilmektedir. Çalışmada elde edilen İslamofobi'nin ortaya çıkış nedenleri ve sebepleriyle beraber nasıl mücadele edilmesiyle ilgili fikirler öne sürülerek İslamofobi nin sorun olarak ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere de değinilmiştir.

FundamentalizmOryantalizmTerörizm+2
Hüseyin Ok
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme, terörizm ve oryantalizm bağlamında "Yalanlar Üstüne" filmi

Küreselleşme; belirli bir amacı ve aktörleri olan, zaman ve mekân sınırlarının aşılmasıyla dünyayı siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel açılardan farklı biçimlerde etkileyen bir süreçtir. Dolayısıyla küreselleşme; terörizm, oryantalizm ve sinemayı da etkilemiştir. Küreselleşme ile birlikte küresel terör ortaya çıkmıştır. Küresel terör örgütleri, küreselleşmenin avantajlarından yararlanarak faaliyetlerini gerçekleştirmişlerdir. 11 Eylül 2001 saldırıları küresel terörizm için dönüm noktası olmuştur. Saldırıları El Kaide'nin üstlenmesi sonucu İslamcı terörizm gündemden düşmemiştir. Bu tarihten sonra Arap Müslümanlara karşı Batı'nın bakış açısı değişmiştir. Bu noktada oryantalizm önemlidir çünkü küreselleşme gibi oryantalizm de Batı merkezli ve Batı'nın kendisini var etmeye çalışmasını içermektedir. Küreselleşmenin, sinema üzerinde önemli etkileri olmuştur; küreselleşme, terörizm ve oryantalizm ilişkisi sinemaya ve "Yalanlar Üstüne" filmine yansımıştır. Bu araştırmada sinemanın bağlı olduğu ideolojiler çerçevesinde toplumsal mühendislik işlevi gördüğüne, Batı'nın özellikle Hollywood sinemasının Amerikan ideolojisi, milli güvenlik ve savunmasıyla ilişkili olarak sinemayı terörizm karşısında bir güvenlik aygıtına dönüştürmesine, günümüzde Batı'nın, iktidarı için Doğu'yu kitle iletişim araçları ve sinema filmleriyle gözetim altında tutmasına ve oryantalist söylemin Yalanlar Üstüne filmiyle ilişkili olarak sinema filmlerindeki devamlılığına değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Terörizm, Oryantalizm, Yalanlar Üstüne, Toplumsal Mühendislik, Güvenlik Aygıtı

Amerikan sinemasıHollywoodKüreselleşme+5
Dilek Atalan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an'a oryantalist yaklaşımlar; John Wansbrough örneği

Batı'nın Doğu'yu tanımlama çabalarının çeşitli şekillerini sergileyen oryantalist yaklaşımlar içinde en dikkat çekici husus Kur'an'a bakış açılarında kendini göstermiştir. İslam'ın ana kaynağı olan Kur'an'a müslümanlar Kelamullah nazarıyla bakarken gayr-ı müslimlerin temsil ettiği oryantalist yaklaşımlar Kur'anı farklı şekillerde tanımlamışlardır. Kimi oryantalistler onu Kitab-ı Mukkades'in taklidi, kimileri Hz. Muhammed (s)'in hayatına ışık tutan tarihsel bir belge, kimileri de bir edebiyat ürünü olarak tanımlamışlardır. Bu bakış açılarındaki farklılık oryantalistlerin farklı metodolojiler ve ön kabuller doğrultusunda hareket etmelerinden kaynaklanmıştır. Batı'da geliştirilen oryantalist yaklaşımların ortak yanı Kur'an'ın Allah kelamı ve Hz. Muhammed (s)'in de Allah'ın resulü olduğu inancını inkar etmeleri olmuştur. Bu ortak paydada hareket eden bir oryantalist olan John Wansbrough geleneksel oryantalist yaklaşımlardan farklı olarak Kitab-ı Mukaddes araştırmalarında kullanılan edebi tahlil metodunu Kur'an'a ve erken dönem İslam literatürüne uygulamaya çalışmıştır. Bu çalışmada oryantalist yaklaşımlara örnek olarak Kur'an'ı üçüncü/dokuzuncu yüzyılda kanonik metne dönüşmüş bir kitap ve İslam'ı da Mezopotamya'da Yahudi ve Hıristiyan gruplarla polemik içine giren Arapların iki asırlık uzun bir süreçte manevi baskı altında oluşturduğu bir din olarak sunan John Wansbrough'nun hayatı, eserleri, teorileri ve metodolojisi incelenmiştir. Wansbrough'nun tarihsel ve toplumsal gerçeklerle örtüşmeyen tez ve iddialarıyla hem İslam tarihçiliğini hem de islami rivayetlerin tarihsel vakıalara delaletini kabul eden oryantalist muktesebatı hiçe indirgeyen ve tüm İslam literatürünü kurguya bağlayan bir ön kabülle inceleme yaptığı sonucuna varılmıştır. Wansbrough'nun öncülük ettiği revizyonist/aşırı şüpheci anlayışın bilimsel inceleme kisvesinde İslam'ın temel unsurlarını tahrip etmeye çalışan menfi bir oryantalist yaklaşımdan ibaret olduğu tespiti yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Oryantalizm, John Wansbrough, Kur'an, Batı, Doğu

BatıBatı medeniyetiDin sosyolojisi+6
Şenol Çakmak
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Oryantalizm üzerine bir araştırma

Doğu bilimi, Şarkiyatçılık, olarak ta bilinen Oryantalizm; Yakın ve Uzak Doğu toplum ve kültürleri, dilleri ve halklarının incelendiği batı kökenli ve batı merkezli araştırma alanlarının bütünü olarak tanımlanmıştır. Oryantalizm, Asya ve Kuzey Afrika uygarlıklarına ilişkin, antropoloji, arkeoloji, sosyoloji, iktisat, tarih, yazı ve kültür çalışmalarına kadar her şeyi kapsar. Sistematik olarak 13. yüzyılda ortaya çıkan Oryantalizm, 18. yüzyıldan itibaren bu adla anılmaya başlanmıştır. Tüm doğuyu kapsayan Oryantalizm, temelde İslam dünyası üzerine kurgulanmıştır. Oryantalizm her zaman öteki olarak gördükleri doğuyu kendi değerlerine yabancılaştırma çabası olarak karşımıza çıkmaktadır. Hıristiyan batı dünyasının, İslama ve onun peygamberine karşı, kolektif stratejinin yansımasıdır. Doğunun maddi imkânlarına sahip olmak isteyen Hıristiyan batı, sömürgecilik faaliyetleri için oryantalistlere ihtiyaç duymuş ve onlardan bilgi desteğini sağlamıştır. Oryantalizmin sistematik olarak belirdiği zamanlarda emperyalizm de yoğun olarak boy göstermiştir. Türk- İslam dünyası üzerinde de yoğun faaliyet yürüten oryantalistler özellikle Osmanlı coğrafyasını yüzyıllarca mesken tutmuşlardır. Bugünde aynı coğrafyada faaliyetlerini yoğun bir şekilde sürdürmektedirler. Oryantalizm, yaptığı çalışmalarla misyonerlere de malzeme hazırlamış, onların İslam ülkelerinde girişecekleri faaliyetlerde yardımcı olmuştur. Oryantalizm gerçeği günümüzde de diri bir şekilde karşımızda durmaktadır.

Oryantalizm
Osman Sarı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Alman oryantalistlerin Kur'an ve tefsir çalışmaları (Rudi Paret örneği)

Batılı zihnin doğuyu anlama ve tanımlama çabası olarak da ifade edilebilen oryantalizm, bilimsel karakter kazandığı Aydınlanma döneminden günümüze kadar yüzlerce ilim adamıyla çalışmalarına devam ekmektedir. XIX. yüzyılda oryantalist araştırmacılığın öncülüğünü üstlenen Almanya'da, Kur'an araştırmaları alanında kaleme alınan çalışmalar, çağdaş oryantalistlerin temel başvuru kaynakları arasındadır. Alman oryantalizminin Kur'an araştırmaları alanında yetiştirdiği en önemli temsilcilerinden biri hiç şüphesiz Rudi Paret'tir.R. Paret, kendisinden önceki oryantalistler gibi İslam'ın Peygamberi ve kutsal kitabını eleştirmekle beraber, onların aksine İslami değerlere hakaret etme ve onları karalama yoluna gitmemiştir. Paret'in, diğer oryantalistlerden bir diğer farkı da Kur'an metninin tartışma konusu yapılmayacak derecede otantik olduğunu ve Hz. Muhammed' in (s) üstlendiği peygamberlik vazifesini hakkıyla icra ettiğini savunmasıdır.Kur'an metninin anlaşılmasını problem alanı olarak belirleyen Paret, sure ve ayet tertibinin yol açtığı bozuk kompozisyonun Kur'an'ı anlamayı zorlaştırdığına işaret etmiştir. Kur'an metninin tercümesi ve daha iyi anlaşılması için kendisinin belirlediği ?Paralel Pasaj? ve ?Tarihsel Kritik? yöntemleriyle ?Kur'an Tercümesi? ve ?Kur'an Yorumu ve Fihrist? adlı çalışmaları ortaya koymuştur.Anahtar Kelimeler: Rudi Paret, Oryantalizm, Kur'an, Alman Oryantalistler.

AlmanlarKur'an-ı KerimOryantalist+3
Hüseyin Polat
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

11 eylül sonrası Amerikan sinemasında öteki'nin sunumu

1890'lı yıllardan sonra çekilmeye başlanan ilk sessiz filmlerden günümüze kadar sinemanın ekonomik, sosyal, kültürel ve ideolojik bir enstrüman konumunda olduğu görülür. ?Yedi Peçelinin Dansı? (1893), ?Fatıma Dansları? (1896) ve ?Arap? (1897) gibi kısa filmlerle başlayan ilk `oriental' klişeler ve kurgular özellikle de sinemanın ideolojik bir aygıt/güç olarak kullanılmasına tanıklık etmektedir.Amerikan Sineması olarak da bilinen Hollywood, farklı stereotip temsillerinin sıkça tasvir edildiği bir platform olup her dönemde kendi öteki'sini oluşturan/kurgulayan ve tanımlayan bir endüstriyi ifade etmektedir. 1990'lı yıllardan sonra Amerikan sinemasında öteki sunumunun Araplar/Müslümanlar üzerine yoğunlaşıldığını ele alan bu çalışmada, 11 Eylül 2001 sonrası ABD'de yaşanan olaylardan esinlenerek yapılan filmlerdeki ?öteki? sunumlarının incelenmesi amaçlanmış ve ?öteki? kavramından hareketle `Doğulu/Arap/Müslüman' tasvirinin Oryantalizm düşüncesiyle bağlantısı açıklanmaya çalışılmıştır.11 Eylül sonrası (9/11) ?Terörle Savaş? iklimi, Hollywood'un politik-gerilim filmleri aracılığıyla yeni bir kültürel dolaşımı da beraberinde getirmesinden hareketle, The Kingdom (2007) ve The Hurt Locker (2008) politik-gerilim filmlerinde bu dolaşımın yansımaları değerlendirilmiştir. İncelenen bu filmlerde `Doğulu/müslüman/onlar' imgeleri ile `Batılı/kahraman/biz' karşıtlığını içeren imgeler, Söylem Analizi Yöntemine göre çözümlemeye alınmıştır. Çözümleme neticesinde gerek film diyaloglarının ve görüntünün ideolojik boyutunun, gerekse karakter betimlemeleri ve mekân tasvirlerinin ?öteki? sunumunda büyük rol oynadığı gözlenmiştir. Oryantalist söylemdeki klişelerin, örnekleme alınan film yapımlarına açık ya da örtük bir biçimde eklemlendiğine, doğu kurgusunun ve doğulu tiplemelerin ?tehdit ve düşman? metaforlarıyla desteklendiğine ulaşılmıştır.

11 Eylül 2001 olayıAmerikan sinemasıHollywood+6
Yunus Namaz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

19. yüzyıl'da kartpostallarda Osmanlı toplumu: Max Fruchtermann kartpostalları

Çalışmamızın başlıca amacı, Türkiye'de daha önce bilimsel çalışmalara konu olmamış kartpostalların, basıldığı ve kullanıldığı döneme nasıl ışık tutabildiğini üzerlerindeki görsel öğelerin birer tarihsel belge önemi taşıdığını göstermektir. Ayrıca daha önce üzerine sayısız çalışma yapılmış olan Oryantalizmi ve Batı toplumlarının, genelde Doğu toplumlarını, özelde Osmanlı toplumunu nasıl gördüğünü, kartpostallar üzerinden açıklamak çalışmanın bir diğer amacıdır. Bu tez çalışmasında veri toplama tekniği olarak belgesel gözlemin olanakların yararlanılmıştır. Çalışmada Max Fruchtermann kartpostalları üzerinden hareketle, 19 yüzyıl Osmanlı toplum yaşayışı okunmaya çalışılmıştır. Kartpostallardaki görsel öğelerin, birer tarihsel belge önemi taşıdığı, ayrıca daha önce üzerine sayısız çalışma yapılmış olan Oryantalizmi ve Batı toplumlarının, genelde Doğu toplumlarını, özelde Osmanlı toplumunu nasıl gördüğü, kartpostallarla da açıklanabilmiştir. Bu tez çalışmasında, Batı'nın Doğu'yu yorumladığı örnek sanat eserlerine, yazılara kartpostallar da eklenmiştir. Osmanlı toplumunun yaşayışına dair göstergeler bulunmuş, bu göstergeler, Max Fruchtermann kartpostallarında bütün açıklığıyla görülmüştür. Bu göstergeler, kimi zaman kılık kıyafetlerde, kullanılan eşyalarda, kimi zaman mimari yapılarda, kimi zaman esnaf kartpostallarında varlığını göstermiştir. Özellikle 19. yüzyıl İstanbul'unu konu alan kartpostalların kentin bütün mimari ihtişamını betimlediği görülmüştür. Her panoramik kartpostalın kenti inşa eden iktidarın da fotoğrafı olduğu anlaşılmaktadır. Max Fruchtermann'ın her kartpostalı, araştırmacılara; siyaset, kültür, ekonomi, sanat, edebiyat tarihleri açısından da okunabilecek çok sayıda malzeme sunmaktadır.

Doğu toplumuDoğu-Batı ilişkileriKimlik+3
Filiz Işık
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Ebû'l-A'lâ el- Mevdûdî'nin Tefhîmü'l-Kur'ân adlı tefsirinde oryantalizm eleştirisi

Bu çalışmada ele aldığımız oryantalizm meselesi, Antik Çağ'dan günümüze kadar var olan Doğu-Batı çatışmasının bir tezahürü ve formu olan ve pek çok İslâm âliminin gündemini meşgul eden önemli bir meseledir. Asrımızın en önemli mütefekkir ve âlimlerinden olan Mevdûdî'nin Kur'ân tefsirinde ve muhtelif eserlerinde ele aldığı konulardan biri de çalışmamıza konu olan oryantalistler ve oryantalistlerin İslâm ve İslâm'ın değerlerine yönelik olan ithamlarıdır. Bu cihetle Mevdûdî'nin bu meseledeki görüş ve çözüm önerileri üzerinde çalışmayı gerektiren bir ehemmiyettedir. Bu çalışmanın amacı, Mevdûdî'nin hayatı, telif ettiği eserler, yaşadığı dönemin siyasî, sosyal ve kültürel yapısına değinmekle birlikte, onun oryantalistlerin Kur'ân-ı Kerîm ile ilgili iddialarına yönelik sunduğu reddiyeleri ve bu husustaki görüşleri üzerinde inceleme ve araştırmada bulunmaktır. Çalışmamızda oryantalizmin kavramsal çerçevesi, tarihi seyri, Hint Alt Kıtası'nda oryantalizm, oryantalistlerin Kur'ân ile ilgili iddiaları gibi konular ana hatlarıyla ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler Mevdûdî, Kur'ân-ı Kerîm, oryantalizm, iddia, reddiye.

Kur'an-ı KerimMevdudiOryantalizm+2
Hüsna Aytaç
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects