Behavior of student

132 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının küresel ısınmaya yönelik bilinçleri

Küresel ısınma günümüzün önemli bir sorunudur. Bu sorunun önlenebilmesinin bir yolu gelecek nesilleri yetiştirecek öğretmen ve öğretmen adaylarının küresel ısınma konusunda bilinçli olmalarıdır. Bundan dolayı bu araştırmada öğretmen adaylarının küresel ısınma bilinç düzeyleri araştırılmıştır. Araştırma nicel araştırmalardan tarama yöntemi ile yapılmıştır. Araştırmanın ulaşılabilir evreni Ankara'da öğrenim görmekte olan fen bilgisi ve sınıf öğretmenliği bölümlerindeki öğretmen adayları olarak belirlenmiştir. Ulaşılabilir evrenden araştırmanın örneklemi kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi ile 2022-2023 öğretim yılında Hacettepe ve Gazi Üniversitelerinde tüm sınıf düzeylerinde öğrenim görmekte olan fen bilgisi ve sınıf öğretmeni adayları olarak seçilmiştir. Araştırmaya katılan 813 öğretmen adaylarına küresel ısınma bilgi düzeyi, tutum ve davranış ölçekleri uygulanmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler SPSS 22 programı ile analiz edilmiştir. Lineer regresyon analizi, tek yönlü Anova, Pearson korelasyon ve bağımsız t testi analiz yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda öğretmen adaylarının bilgi düzeylerinin yeterli olduğu, olumlu tutumlara sahip oldukları fakat davranışlarının yeterli düzeyde olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca bilgi düzeyi ile tutum, bilgi düzeyi ile davranış ve tutum ile davranış arasında anlamlı ve olumlu ilişkilerin olduğu bulunmuştur. Bilgi düzeyinin, tutumun ve davranışın bilinci etkilediği tespit edilmiştir. Sınıf düzeyi farklılığının bilgi düzeyini ve tutumu etkilemediği fakat davranışı ve bilinci etkilediği bulunmuştur. Fen bilgisi öğretmenliği ile sınıf öğretmenliği bilgi düzeyi, tutum, davranış ve bilinç düzeyleri arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Aday öğretmenlerBilinçKüresel ısınma+5
Berkay Şerbetci
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı liselere devam eden ergenlerin facebook bağlanma stratejileri ile akademik erteleme davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Farklı Liselere Devam Eden Ergenlerin Facebook Bağlanma Stratejileri İle Akademik Erteleme Davranışları arasındaki ilişkinin Başakşehir örnekleminde incelenmesidir. Bu çalışma 2014-2015 Eğitim Öğretim Yılında İstanbul İli Başakşehir İlçesinde bulunan Kayaşehir Anadolu Lisesi, Başakşehir Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi ve Celaleddin Ökten Anadolu İmam Hatip Lisesi olmak üzere toplam 3 lisede yapılmıştır. Araştırmaya katılan öğrenciler 9, 10, 11 olmak üzere toplam 450 öğrencidir. 450 öğrencinin 226'sı kız 224'ü erkek öğrencidir. Araştırmanını verileri "Facebook Bağlanma Stratejileri Ölçeği", "Akademik Erteleme Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel çözümlemelerini yapmak amacıyla SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) 15.0 for Windows paket programı kullanılmıştır. Grubun genel yapısına ilişkin bulgular frekans ve yüzde değerleriyle ortaya konulmuştur. Araştırmanın birinci alt problemi olan Facebook Bağlanma Stratejileri ve Akademik Erteleme Ölçeklerinde öğrencilerin ne düzeyde olduğunu belirlemek için aritmetik ortalama, standart sapma değerleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonraki dokuz probleminde çalışmanın bağımlı değişkeni olan öğrencilerin akademik erteleme puanlarının sosyo-demografik değişkenlere göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla yapılan analizlerin seçiminde dağılımların normalliği ve değişkenlerin kategori sayısı dikkate alınmıştır. Kategori sayısının iki olduğu durumlarda dağılım normalse bağımsız gruplar t testi, normal değilse mann whitney-u analizi tercih edilmiştir. Kategori sayısının en az üç olduğu durumlarda dağılım normalse ANOVA analizi tercih edilmiş ANOVA analizi sonucunun anlamlı olduğu durumlarda varyansların homojenliği denetlenmiş, tüm varyansların homojen olduğu saptanmış dolayısıyla bu durumlarda farklılığın kaynağını tespit etmek amacıyla scheffe analizi tercih edilmiştir. Kategori sayısının en az üç olduğu ancak dağılımın normal olmadığı durumlarda ise kruskall Wallis analizi tercih edilmiş, analiz soncu anlamlı çıktığı durumlarda ise farklılığın kaynağını tespit etmek amacıyla mann whitneyu analizi kullanılmıştır. Facebook Bağlanma Stratejileri Ölçeği ve Akademik Erteleme Ölçeği puanları arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılan analizin tercihinde yine dağılımların normalliği aranmış ve dağılımların normal olduğu varsayımından hareketle (N>30 ise) pearson korelasyon analizi tercih edilmiştir. Örneklem gurubunu oluşturan öğrencilerin akademik erteleme ölçeğinden aldıkları puanların Facebook hesabını kullanma sıklığı değişkenine göre anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Öğrencilerin akademik erteleme ölçeğinden aldıkları puanlarının Facebook kullanma amacı değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği yine araştırma sonucunda tespit edilmiştir. Cinsiyet değişkeni incelendiğinde erkeklerin akademik erteleme puanları yüksek çıkmıştır. Lise türüne göre inceleme yaptığımızda anlamlı farklılık bulunmamıştır. Sınıf düzeylerine göre bakıldığında 9 ile 11. Sınıf arasında 11. Sınıf lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Akademik başarısını düşük algılayan öğrencilerin akademik erteleme puanları, yüksek algılayan öğrencilere göre daha yüksektir. Ebeveyn medeni durumu incelendiğinde anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Annenin öğrenim durumu incelendiğinde öğrencilerin eğitim düzeyi arttıkça akademik erteleme puanları artmıştır. Babanın eğitim durumunu incelediğimizde hiç okula gitmeyenler hariç, babanın eğitim düzeyi arttıkça öğrencilerin akademik erteleme puanları artmıştır. Algılanan ekonomik durumda anlamlı farklılık bulunamamıştır. Son olarak Facebook Bağlanma Stratejileri Ölçeğinde başlatma sürdürme ve bilgi arama puanları yükseldikçe, öğrencilerin akademik erteleme puanlarının yükseldiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Ergenlik, Facebook Bağlanma Stratejileri, Erteleme, Akademik Erteleme Davranışı.

Akademik ertelemeBağlanmaBağlanma stilleri+4
Abdullah Ensar Uzun
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık hizmetleri meslek yüksekokulu öğrencilerinin ruhsal hastalıklara yönelik inanç ve tutumlarının bazı sosyodemografik değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırma, bir vakıf üniversitesinin Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) öğrencilerinin ruhsal hastalıklara yönelik inanç ve tutumlarını incelemek ve etkileyen faktörleri araştırmak üzere; tanımlayıcı ve ilişki arayıcı bir araştırma olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Nisan-Haziran 2016 tarihleri arasında SHMYO'da öğrenim görmekte olan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 400 öğrenci oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında, "Sosyodemografik Bilgi Formu", "Ruhsal hastalığa yönelik inançlar ölçeği-RHİÖ" ve "Ruhsal sorunları olan bireylere yönelik toplum tutumları ölçeği-RSTTÖ" kullanılmıştır. Veriler, öncesinde katılımcılara sözel açıklamalar yapılarak dağıtılan formlar aracılığıyla toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS for Windows 10.0 istatistik paket programı ile bağımsız gruplarda t testi, nonparametric bağımsız grupların karşılaştırmalarında Mann-Whitney U testi ve Kruskal Wallis testi kullanıldı. Korelasyon analizleri Pearson yöntemi ile yapıldı. p<0,05 anlamlı kabul edildi. Araştırmada katılımcıların çoğunluğunu (%53,8) 20 ile 22 yaş grubu, %67,3'ünü kadın, %85'ini 1. Sınıf, %96,8'ini ise bekar öğrenciler oluşturmuştur. Öğrencilerin RHİÖ toplam puanından 51,90±18,59, tehlikelilik alt ölçeğinden 22,88±6,95, çaresizlik alt ölçeğinden 27,74±12,35 ve utanma alt ölçeğinden 1,28±2,37 puan aldığı belirlenmiştir. RHİÖ ve alt ölçek puanları açısından "tehlikelilik" boyutu ile "çaresizlik" boyutu arasında istatistik olarak anlamlı ilişki bulunmuştur (r=0,85 ve r=0,96, Çizelge 4.6). Öğrencilerin RSTTÖ ölçeğinde "korku/dışlama" boyutundan düşük, "toplum ruh sağlığı" ve "iyi niyet" boyutundan yüksek puanlar almış oldukları saptanmıştır. Öğrencilerin cinsiyetleri, ruhsal hastalığı olan bireyle yakınlık durumu, anne-baba eğitim durumları, aylık gelirleri, ruhsal hastalık hakkında bilgi sahibi olma durumları, ruhsal hastalığı olan bireyle karşılaşma durumları ile RHİÖ ve RSTTÖ toplam ve alt ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur (p<0,05). Ruhsal hastalıklara yönelik inanç ve tutumlar açısından, kendisi ya da yakını psikolojik destek ve/veya psikiyatrik tedavi alan öğrenciler ile almayan öğrenciler arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p<0,05). Araştırmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda; ruhsal hastalığı olan hastalara yönelik olumlu tutum ve davranışların geliştirilmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Psikiyatrik hastalıklarPsikolojik sorunlarSağlık yüksekokulu+5
Sevilay Saral Bağrı
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin öz-şefkatleri ve bozulmuş yeme davranışları arasındaki ilişkide öz-eleştirel ruminasyonun aracı rolü

Bu çalışmada beliren yetişkinlik dönemindeki üniversite öğrencilerinin öz-şefkatleri, öz-eleştirel ruminasyonları ve bozulmuş yeme davranışları arasındaki ilişkiler incelenmiş olup öz-eleştirel ruminasyonun öz-şefkat ile bozulmuş yeme davranışları arasındaki aracı rolü de değerlendirilmiştir. Araştırmanın örneklemi, 18-25 yaş arası 46 farklı şehirde yaşayan, 95 farklı bölümde aktif öğrenim hayatı devam eden 498 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Katılımcılara sırayla Bilgilendirilmiş Onam Formu, Sosyo-demografik Bilgi Formu, Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği, Öz-Eleştirel Ruminasyon Ölçeği, Öz-Duyarlık Ölçeği uygulanmıştır. Kadınların yeme bozukluğu ve öz-eleştirel ruminasyon puanlarının erkeklerden istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek olduğu saptanmıştır. Kilolarından memnun olmayan katılımcıların yeme bozukluğu ve öz-eleştirel ruminasyon puanlarının, kilolarından memnun olan katılımcılara göre daha yüksek, öz-şefkat puanlarının ise anlamlı derecede daha düşük olduğu bulunmuştur. Ayrıca, kronik rahatsızlığı olan katılımcıların yeme bozukluğu ve öz-eleştirel ruminasyon puanlarının, rahatsızlığı olmayanlara kıyasla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Kilo alma/verme amacı güzel/fit görünmek olan bireylerin yeme bozukluğu ve öz-eleştirel ruminasyon puanlarının kilo alma/verme amacı sağlıklı yaşamak olan gruptaki bireylerden istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek olduğu, öz-şefkat puanlarının ise düşük olduğu görülmüştür. Tek yönlü varyans analizi sonuçlarına göre, beden kitle indeksi (BKİ) gruplarına (zayıf, normal kilolu, fazla kilolu, obez) göre yeme bozukluğu puanları anlamlı şekilde farklılık göstermiştir. Zayıf bireylerin yeme bozukluğu puanlarının istatistiksel olarak anlamlı şekilde diğer gruplara kıyasla düşük olduğu, obez bireylerin ise istatistiksel olarak anlamlı şekilde diğer gruplara kıyasla yeme bozukluğu puanlarının yüksek olduğu bulgulanmıştır. Araştırma bulgularına göre, öz-şefkatin bozulmuş yeme davranışları ve öz-eleştirel ruminasyonu anlamlı şekilde negatif yönde, öz-eleştirel ruminasyonun ise bozulmuş yeme davranışlarını pozitif yönde yordadığı görülmüştür. Hiyerarşik çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre, öz-eleştirel ruminasyonun, kontrol değişkenleri (kilo memnuniyeti, yeme bozukluğu dışında psikiyatrik tanı, kronik rahatsızlık, cinsiyet) ve öz-şefkat değişkeninin ötesinde, yeme davranışında bozulma üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu bulunmuştur. Ayrıca, basit bir aracılık modeli incelenmiş ve öz-şefkat ile bozulmuş yeme davranışları arasındaki ilişkide öz-eleştirel ruminasyonun aracılık rolü olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular literatürle karşılaştırılarak tartışılmış ve çalışmanın alana sağladığı katkılar ile sınırlılıkları ele alınmıştır.

Ruminatif düşünmeVücut kitle indeksiYeme davranışı+3
Duygu Zomp
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Mühendislik eğitiminin öğrenci bakış açısıyla değerlendirilmesi: İTÜ örneği

Dünya mühendislik eğitiminde meydana gelen gelişmelerin yanı sıra teknolojik ve endüstriyel ilerlemeler göz önünde bulundurulduğunda; mühendislik programlarının sürekli gelişim çerçevesinde yeni yaklaşımları geliştirmesi ve uygulaması ihtiyacı doğmuştur. Mühendislik eğitiminin öğrenciler için daha motive edici, ilgi çekici ve katkı sağlayıcı hale getirilebilmesi için, başlangıç noktası olarak eğitimin hem ders içerikleri hem de ders programları kapsamında öğrencilerin öğrenme deneyimlerinden faydalanılarak yeniden şekillendirilmesi gerekmektedir. Ülkemizdeki mühendislik eğitiminin farklı bir anlayışla ele alınması, öğretme tekniklerinin de değiştirilmesiyle birlikte tasarım ve problem çözme yaklaşımın ön plana çıkması ve bu olgunun eğitim sürecine yerleştirilmiş ve yayılmış olması hedeflenmelidir. Bu tez çalışmasında 2014-2015 eğitim-öğretim yılında tüm mühendislik programlarında öğrenim gören öğrencilerin öğrenme şekillerini etkileyen etmenlerin saptanması ve eğitim yöntemlerinin geliştirilebilmesi hususunda öğrencilerin ve öğretim üyelerinin yeni gelişen koşullar karşısındaki davranışları dikkate alınarak, tasarım ve problem çözme yaklaşımı ile öğretimin nasıl gerçekleştirilmesi gerektiği ilk kez değerlendirilmeye alınmıştır. Tez çalışmasının amacı kapsamında, izlenen yöntemsel yaklaşım da şu şekildedir: - Farklı disiplinlerde farklı performans gösteren öğrencilerin öğrenme yaklaşımlarının belirlenmesi, - Farklı mühendislik dallarında eğitim veren öğretim üyelerinin, öğrencilerden alınan geri bildirimlere yönelik bakış açısının değerlendirilmesi, - Problem çözme ve tasarım odaklı öğretme ve öğrenme yaklaşımının belirlenmesi ve başarısının ölçülmesi. Tez kapsamında değerlendirmeye alınan anket; farklı disiplinlerden, farklı performans gösteren (genel not ortalaması dağılımlarına göre) öğrencilerden seçilerek oluşturulmuş 3 ayrı gruba (4,0 ≤ GNO < 3,0; 3,0 ≤ GNO < 2,0; GNO ≤ 2,0 (Gözetim listesi) uygulanmış olup, toplam 1209 kişi tarafından cevaplanmıştır. Anket çalışması sonucunda elde edilen bulguların istatistiksel analizleri kapsamında SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 23.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel anlamda değerlendirilmesi aşamasında; anket sorularının hazırlanması sırasında etkili olan ana başlıklardan yararlanılarak, sorular gruplar halinde incelenmiştir. Çalışma verilerinin değerlendirilmesinde hem tanımlayıcı istatistiksel metotlardan (frekans, yüzde, ortalama, standart sapma) hem de bağımsız örnekler (independent samples) t testinden, Tek Yönlü (One Way) ANOVA testinden ve farklılığa sebebiyet veren grubun tespitinde de Tukey testinden yararlanılmıştır. Bazı sorular için, değişkenlerin birbiriyle ilişkili olup olmadığının değerlendirilmesi amacıyla çapraz tablolar oluşturulmuş ve ki-kare testi yardımıyla yorumlanmıştır. İki niceliksel verinin karşılaştırılmasında, normal dağılım gösteren durumlarda, Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Genel güvenilirlik için Cronbach's Alpha katsayısı hesaplanmıştır. Elde edilen bulgular; % 95 güven aralığında ve % 5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Analitik ve istatistik olarak elde edilen verilerin daha net şekilde ifade edilebilmesi ve aynı zamanda verilere dair anlaşılır yorumların yapılabilmesi açısından öğretim üyesi ve öğrenci görüşleri de dikkate alınarak değerlendirmeler yapılan yorumlar aşağıda maddeler halinde sıralanmaktadır: - Anketin genelinde kadın katılımcılar tüm soruları detaycı ve titiz yaklaşımlarıyla da bağlantılı olarak daha dikkatli şekilde cevaplamış olup; bu durum algılarının erkeklere oranla daha yüksek olduğu sonucuyla örtüşmektedir (Soru 51). - Anketi dolduran 2., 3. ve 4. sınıfta okuyan öğrencilerin oranları neredeyse aynıdır ve toplam olarak katılımcıların % 79,8'ini oluşturmaktadır (Soru 53). - Anketin temel ayrım noktası, anket gruplarının not ortalamasına göre belirlenmiş olmasıdır (3.0 - 4.0; 3.0 - 2.0; Gözetim Listesi). Anketin genelinde Gözetim Listesinin algısı, diğer iki grupla bariz farklılıklar barındırmaktadır. Bazı sorular bağlamında gözetim listesinin aksine, 3.0 – 4.0 arası ortalamaya sahip grup da farklı algılara sahip olduğunu göstermiştir. - Anket katılımcısı öğrencilerin büyük çoğunluğu Anadolu Lisesi mezunudur (% 58,9). Bu durumu Özel / Devlet Fen Lisesi mezunları (% 15,6) takip etmektedir (Soru 58). - Lise eğitimlerini aldıkları ya da diğer bir deyişle İstanbul Teknik Üniversitesine geldikleri şehir ve bölgeye göre ayrım yapıldığında; anketi yanıtlayan öğrencilerin çok büyük bir kısmı İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi ve Ege Bölgesinden, diğer geri kalanı ise çoğunlukla Akdeniz, İç Anadolu ve Karadeniz Bölgelerinden gelmektedir (Soru 56). - Ankete katılan öğrencilerin büyük çoğunluğunun ikamet yerinin İstanbul olması, ailesiyle kalmayı tercih edenlerin oranının yüksek olmasıyla sonuçlanmaktadır (Soru 56 ve Soru 59). - Anne-baba eğitim seviyesi açısından değerlendirilme yapıldığında, öğrencilerin babalarının eğitim seviyesi annelerine oranla daha üst düzeydedir. Babaların büyük çoğunluğu üniversite mezunuyken, anneler ise lise mezunudur. Tam tersi şekilde eğitim almamış ya da sadece okur-yazar olma seviyeleri bakımından annelerin yüzdesi babalarınkine oranla oldukça yüksektir (Soru 60). - Aile ortalama aylık gelirlerine göre sınıflandırıldığında, üniversitemiz genel profili orta sınıf ekonomik gelir düzeyine sahip ailelerden gelen öğrencilerden oluşmaktadır. Bu durumla da bağlantılı olarak, öğrenciler hem eğitimsel hem de yaşamsal alanlara yönelik finansal ve ekonomik desteği çoğunlukla ailelerinden ya da buna ek olarak kredi ve burs yoluyla almaktadır. Ayrıca eğitim desteğini kendi kendine çalışarak sağlayanların oranı da oldukça yüksektir (Soru 62 ve Soru 63). - Öğrencilerin bildikleri yabancı diller sorulduğunda; beklenildiği üzere büyük çoğunluk İngilizce, bunu takip eden şekilde Almanca ve Fransızca bilmektedir. Yabancı dil öğrenilen yerler olarak da ortaokul-lise eğitimi aldıkları okullar ve İTÜ Hazırlık Sınıfı yaklaşık olarak aynı oranları paylaşarak en yüksek yüzdelere sahiptir (Soru 34 - 38, Soru 67, Soru 68, Soru 69). Öğrencilerin mühendislik mesleğini seçmeleri konusunda etkili olan faktörlerin arasında sahip olduklarını ve mesleği daha iyi yapabilmelerini sağlayacağını düşündükleri analitik düşünme yetenekleri, kendilerini iyi yetiştirme ve iyi eğitim alma olanakları, mühendislik mesleğine olan ilgileri, meslekten ziyade okumak istedikleri üniversiteyi seçmiş olmaları ve son olarak temel ve doğa bilimlerine olan ilgileri en yüksek puanladıkları seçenekler olarak karşımıza çıkmaktadır (Soru 4 - 7). - Katılımcı öğrencilerin lisans eğitimleri sonrası iş bulma süreçlerinde en etkili ve kritik olan faktörün "özgür çalışma ortamı" olduğu sonucuna varılmıştır. Diğer etkili olan faktörler de aldıkları puanlara göre sırasıyla; maaş, iş güvenliği, terfi fırsatları, firma imajı ve kurumsallığı, ayrıcalıklar/avantajlardır (Soru 7). - Katılımcı öğrencilerin büyük çoğunluğu bölümlerinden mezun olduklarında iş bulma kaygısı taşımamaktadır (Soru 6). - Öğrencilerin büyük çoğunluğu mühendislik dallarında okuması hususunda yakınları teşvik edebileceğinin yanında bölümünde okumaktan memnun olduğu, eğitim gördükleri mühendislik dalını sevdiklerini, bölümlerini isteyerek seçtiklerini ve tekrar seçme şansı olması durumunda yine aynı bölümü seçeceği gibi sonuçlara varılmıştır (Soru 1, Soru 2, Soru 9). - Anket sonuçlarına göre mühendislik alanındaki iş başvurularında not ortalamasının bir seçilme kriteri olmadığı ve bu konuda öğrencilerin algısı da görülmüştür. Ayrıca 4 senelik lisans eğitimlerinin mesleki manada yeterliliği sağlamadığı gibi çarpıcı bir sonuca da varılmıştır. Bu durumla bağlantılı olarak da artık sadece aldıkları lisans unvanıyla yetinmeyip, öğrencilerin büyük çoğunluğu yüksek lisans eğitimine devam etmektedir (Soru 9). - Mezun olan öğrencilerimizin büyük çoğunluğu, uluslararası nitelikte, özel sektörde ve büyük ölçekli firmalarda çalışmak istemektedir. Ayrıca kendi şirketini kurmak isteyenlerin oranı da azımsanmayacak yüzdeye sahiptir. Bunları takiben araştırmaya yatkın olanların akademik kariyer yapmak istemeleri ve teorik bilginin direkt uygulamadaki akışının gözler önüne serildiği üretim kısmında çalışmak isteyenler de yakın oranlara sahip olup, diğer kariyer seçenekleri arasında yer almaktadır (Soru 8, Soru 17, Soru 18). - Anket katılımcısı öğrencilerin, anket genelinde en düşük puan verdikleri sorular "Akademik Danışmanlık" ile alakalı olanladır. Öğrencilerin çoğunluğunun akademik danışmanı ile sıklıkla görüşemediği hatta bir kısmının hiç görmemiş / tanışmamış olduğu, görüşmelerin planlı olmadığı, mesleki anlamda ilerleme ve gelecek planları hakkında aklına takılan sorulara yardımcı olunmadığı gibi sonuçlara varılmıştır. (Soru 14 - 16). - Öğrencilerin tercih ettikleri öğretme tekniklerinin kapsamında pratik uygulamalar, laboratuvar uygulamaları, stajlar, seminerler ve proje uygulamaları yer almaktadır (Soru 17, Soru 18). Anket sonuçlarından yola çıkarak, "İTÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü" odak grup olarak seçilmiş ve öneri geliştirilebilmesi hususunda bu bölüme özel olarak 3 ayrı (Takım çalışması, Laboratuvar dersi ve Tasarım Bitirme Projesi) rubrik oluşturulmuştur. Rubrikler sayesinde hem öğrencilerin belirtilen konulardaki performansları ölçülerek iyileştirmeler yapılmış, hem de günümüzün olmazsa olmaz kriterlerinden olan sürekli gelişme çerçevesinde ölçme-değerlendirme yöntemi geliştirilerek öğrencilerimizin bundan sonraki mesleki yaşantılarında daha donanımlı hale gelmeleri hedeflenmiştir.

Okul-öğrenci etkileşimiTürk öğrencilerÖğrenci davranışı+5
Ayşe Kılıç
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessEN

The role of The Qur'an courses in understanding The Qur'an and shaping student behaviors (Van case)

Religious education institutions have an important place in the understanding of the messages of the Quran. Quran courses are one of these institutions. In this context, it is important to examine the role of Quran courses in understanding the Qur'an and shaping student behaviours. In the research, the sample group includes 390 students who attend the Quran courses of Edremit, Tusba, İpekyolu, Ercis, Gurpinar and Çaldıran districts, their 25 instructors and 30 parents which are representative of socio-economic and socio-cultural differences. By applying a questionnaire to the students and interviewing the parents and instructors, data has been collected. By analysing these findings, it is understood that the Qur'an courses have an effect on the individual's understanding of the Qur'an, his behaviour in social life, his perception of value, his regular worship and having basic religious knowledge. As a result of the findings, it is found out that according to the opinions of the students, their parents and the instructors, the Qur'an courses have a positive effect on shaping student behaviours but there are shortcomings such as "reading and focusing more on memorizing" due to the course programs. Accordingly, the participants share their opinions and make some suggestions. They state that the courses should aim at shaping students' behaviours, understanding the Quran, teaching the Quranic stories and the lives of the prophets. In accordance with the results and the suggestions, in the education and teaching activities of the Quran courses, it is necessary to use the educational methods, materials and technology used in modern education. It is thought that the study will contribute to the development of the curriculum and educational activities of the Quran courses program. Key Words: Religion education, Religion, Qur'an education, Qur'an course, Understanding the Qur'an.

Religious educationTheological schoolsKoran+4
Mücahit Daştan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Devlet okullarında öğrenim gören öğrencilerin dil öğrenme kaygılarına ilişkin davranışlarının incelenmesi

Bu araştırma, devlet okullarında öğrenim gören ortaokul ve lise öğrencilerinin dil öğrenme kaygılarına ilişkin davranışlarının incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla çalışmada, cinsiyet, yabancı dil kursuna gidip gitmeme, yerleşim yeri, aile gelir durumu, okuldaki başarı durumu değişkenlerinin, yabancı dil kaygısını doğrudan ve dolaylı olarak ne derecede yordadıklarının belirlenmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Uşak ili merkezinde bulundan belirli sayıdaki ortaokul ve liselerdeki belirli sayıdaki öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri toplanırken Aydın (1999) tarafından geliştirilen Yabancı Dil Sınıf Kaygısı Ölçeğinin revizyonu kullanılmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 17.0 istatistik paket programı aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda, öğrencilerin düşük düzeyde yabancı dil öğrenme kaygılarına sahip oldukları saptanmıştır. Öğrencilerin yabancı dil başarı durumları ile yabancı dil kaygıları arasında istatistiksel açıdan negatif yönlü anlamlı ilişkilerin olduğu saptanmıştır. Buna göre öğrencilerin yabancı dil öğrenme kaygıları azaldıkça yabancı dil başarıları artmaktadır.

Dil kaygısıDil öğrenimiYabancı dil+7
Begüm Kara
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık düzeylerinin davranış ve uyum problemleri ile ilişkisi

Sosyal medya;bireylerin(ergen,genç,yaşlı)gündelik haytatta ulaşım sağlayabileceği,her anında aktif olabileceği,hayatlarının her kısmını(kültürel,sosyal,ekonomik,siyasal)etkileyecek bir platform haline gelmiştir.Hem bireyin istek ve ihtiyaçları için hem de zorunluluk sebebiyle kullanılan sosyal medya bir çeşit bağımlılığa ortam oluşturabilmektedir.Problemli sosyal medya kullanımı konusunda en riskli gruplardan biri üniversite öğrencileri olduğundan,bu grup araştırma grubu olarak seçilmiştir.Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık düzeyleri ile davranış ve uyum sorunları ilişkisini tespit etmekdir. Araştırmanın örneklemi 2020-2021 eğitim-öğretim yılında İstanbul Gelişim Üniversitesi Psikoloji bölümünde öğrenim gören 163 öğrencidir.Örnekleme seçiminde basit rastgele örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada sosyal medya bağımlılığına ait veriler"Sosyal Medya Bağımlılığı-Yetişkin Formu"(Şahin&Yağcı,2017),davranış ve uyum problemlerine ait veriler ise "Uyum Ölçeği-Üniversite Formu"(Prof.Dr.Adnan Kulaksızoğlu,Uzm.Bülent Dilmaç,Dr.Halil Ekşi,Uzm.Mustafa Otrar)ile toplanmıştır.Demografik değişkenler(Yaş,Cinsiyet,Sınıf Düzeyi,Akademik Başarı,Not Ortalaması,Sosyal Medya Kullanım Süresi)'e ilişkin verileri toplamak için ise "Kişisel Bilgi Formu"kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları ile elde edilen verileri toplamak için ise "Kişisel Bilgi Formu"kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları ile elde edilen verilerin çözümlenmesi "SPSS STATİSTİCS 25.00"paket programı kullanılarak bilgisayar ortamında gerçekleştirilmiştir.Verilerin analizi için Mann Whıtney U testi,Kruskall Wallis Testi,İkili Karşılaştırma Yöntemi kullanılmıştır.Boyutlar arasındaki ilişkinin incelenmesi için Sperman Korelasyonu kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçları doğrultusunda sosyal medya bağımlılığının demografik değişkenlerden yaş,yıllık kullanım süresi,günlük kullanım süresine farklılaştığı tespit edilmiştir.Bununla birlikte sosyal medya bağımlılık düzeyleri yüksek ve çok yüksek olan grubun çok düşük bağımlılığı olan gruba göre daha fazla oranda uyum sorunu yaşadığı görülmüştür.

BağımlılıkProblem davranışPsikososyal uyum+6
Durdane Karaer
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde akademik erteleme davranışı ve benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Son yıllarda, ertelemenin ve geciktirme özelliğinin farklı yaklaşımları ve tanımları önerilmiştir ve bunların çoğu, düzenleyici başarısızlıkla karakterize olduğu konusunda hemfikirdir. Ancak bu konunun, nedenselliği konusunda bir fikir birliği yoktur. Bu anlamda, en yaygın olan akademik erteleme bir istisna değildir. Çalışmamızda akademik erteleme benlik saygısı güçlüklerinin tezahürlerini oluşturan değişkenler ile ilişkilendirilmiştir. Bununla birlikte, ertelemenin bir benlik saygısı başarısızlığı olarak kavramsallaştırılmasına rağmen, bu fenomeni ve farklı benlik saygısı tezahürleriyle ilişkisini araştıran hala az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bununla birlikte olumsuz duygular, zararlı olabilecek sürekli bir endişe ve ıstırap kaynağı olan görevleri ve sona bağlılıkları ertelemek gibi karar ve davranışların da sonucudur. Bu anlamda, öğrencileri ertelemeye motive eden benlik saygısını anlamak, bu davranışı azaltabilir ve böylece genel olarak bireylere ve topluma fayda sağlayabilir. Bir yandan sürecin kendisini değerlendirme, öncelikleri belirleme, etkili ve verimli zaman kullanma gibi üstbilişsel stratejilerin eksikliği erteleme nedenlerinden biridir. Ertelemenin bir benlik saygısı etkisinde açıklanması, düşüncelerin, duyguların, dürtülerin ve davranışların düzenlenmesi için gerekli olan engelleme kapasitelerinin, görevlerin yerine getirilmemesinde merkezi bir rol oynayabileceğini düşündürmektedir. Ayrıca, erteleme akademik performansı ve bununla birlikte akademik yaşamdan memnuniyet eksikliğine, düşük benlik saygısına yol açan sonuçları etkiler.

Akademik ertelemeBenlik saygısıÖğrenci davranışı+1
Berna Aslan
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Özel yetenekli öğrencilerin davranış problemlerinin ve öğretmenlerin bu davranışlarla baş etme yöntemlerinin belirlenmesi

Özel yetenekli öğrenciler eğitim-öğretim sürecini olumsuz etkileyen bazı davranış problemleri sergilemektedirler. Bu araştırmada Bilim ve Sanat Merkezlerinde eğitim alan özel yetenekli öğrencilerde gözlemlenen davranış problemlerinin neler olduğu ve bu davranış problemleriyle başa çıkmada öğretmenlerin kullandıkları yöntemlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Samsun Rotary Kulübü Bilim ve Sanat Merkezi'nde görev yapmakta olan öğretmenler ve burada eğitim alan özel yetenekli ilkokul ve ortaokul öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada veriler yapılandırılmış görüşmeler ve sınıflarda yapılan gözlemler aracılığıyla toplanmış; içerik analizi ile analiz edilmiştir. Ayrıca elde edilen verilerin yorumlanmasında araştırmacı günlüklerinden yararlanılmıştır. Öğretmenler, sınıflarında en çok karşılaştıkları davranış problemlerinin dinlememe-başkalarının sözünü kesme ve çok soru sorma olduğunu; davranış problemleriyle başa çıkmada en çok rehberlik servisi ve aileyle iş birliği yaptıklarını belirtmişlerdir. Sınıf gözlemlerinde en çok karşılaşılan davranış problemlerinin sınıfta gürültü yapma, sınıfta izinsiz hareket etme olduğu; öğretmenlerin sınıflarda davranış problemleriyle baş ederken en çok doğru davranışa yönlendirme tekniğini kullandıkları görülmüştür. Elde edilen sonuçlar tartışılarak uygulamaya ve ileri araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Başa çıkmaBilim ve sanat merkezleriOrtaokul öğrencileri+6
Aylin Bayraktar Keleş
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Assuming learner behavior as an interactional resource in L2 testing and evaluation classroom interaction in a teacher education context

This study uncovers an unexplored phenomenon of "Assuming Learner Behavior" (ALB) emerging within the context of testing and evaluation course in an English Language Teaching (ELT) program by using Conversation Analysis (CA). It involves the analysis of video-recorded classroom interaction (12 hours) of fourth year ELT students and an ELT professor in a university in Ankara, Turkey. Using CA, this study has investigated how the phenomenon of ALB emerges in the classroom interaction of pre-service teachers during feedback and presentation sessions in the testing and evaluation course. Moreover, this study has explored the interactional functions of ALB in different sequential positions and how pre-service teachers' orient to the different aspects of test items by means of ALBs. In addition, the analysis has indicated that ALB creates learning opportunities for pre-service teachers in developing their testing and evaluation knowledge and skills. In light of these findings, this study provides insights into classroom interaction in a higher education context in general and has implications for L2 teacher education, classroom learning of pre-service teachers, and the development of testing and evaluation knowledge and skills.

Candidate teachersBranch teachersSpeech analysis+7
Reyyan Zülal Yöney
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Liseli ergenlerin ebeveyne bağlanma stilleri, empati düzeyleri ve saldırgan davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu tez araştırması ile ergenlerin ebeveyne bağlanma stilleri ile empati düzeyleri ve saldırgan davranışları arasındaki ilişki ele alınmıştır. Araştırmada aynı zamanda güvensiz bağlanma ve empati eksikliği sonucunda oluşan saldırgan davranışlara yönelik olarak okul sosyal hizmetine yönelik koruyucu ve önleyici müdahalelere ilişkin olarak öneriler sunulmaktadır. Bu araştırmada amaçlı örneklem yöntemi benimsenerek yaşları 13 ile 18 arasında değişen ve 2018-2019 Eğitim Öğretim yılında Ankara ilindeki liselere devam eden toplam 253 ergen bireyle çalışılmıştır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemi modellerinden olan betimsel ve ilişkisel araştırma modelinden yararlanılmıştır. Araştırmanın verileri, demografik bilgileri içeren Kişisel Bilgi Formunun yanı sıra, Ebeveyne Bağlanma Envanteri (Anne ve Baba Formu), Empatik Eğilim Ölçeği ve Saldırganlık Ölçekleri ile elde edilmiştir. Elde edilen veriler Güvenirlilik Çözümlemesi, Pearson Korelasyon Testi, Bağımsız Gruplar T-Testi, One-Way ANOVA ve Post-Hoc Tukey Testi teknikleri ile çözümleme edilmiştir. Araştırmadan elde edilen analiz bulgularına bakıldığında liseli ergenlerin, ebeveyne bağlanma stilleri, empati düzeyleri ve saldırgan davranışları alt ölçek puanları arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Elde edilen bulgular doğrultusunda okul iklimini etkileyen saldırgan davranışların önlenmesi amacıyla okul sosyal hizmet uygulamalarını şekillendirebilecek koruyucu ve önleyici müdahale önerileri sunulmuştur. Anahtar Sözcükler Ergenlik, bağlanma, saldırganlık, empati, okul sosyal hizmeti

Ana-babaya bağlanmaBağlanmaBağlanma stilleri+6
Nihan Balşık Kaya
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin internet bağımlılığı, dijital oyun bağımlılığı ve sosyal medyaya yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Sosyal medya, oyun ve dolayısı ile internetin öğrencilerin eğitim yaşantılarını etkilediği düşünüldüğünde öğrencilerin internet ve dijital oyun bağımlılık durumlarının, sosyal medyaya yönelik tutumlarının bilinmesi, üçünün birbiri ile ilişkisinin ortaya konması kurulacak eğitim politikaları ve işe koşulacak platformların işlerliği açısından önemlidir. Bu nedenle, çalışmada lise öğrencilerinin internet bağımlılığı, dijital oyun bağımlılığı ve sosyal medyaya yönelik tutumları arasındaki ilişkiyi araştırmak amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2016-2017 eğitim-öğretim yılında İzmir ili Bornova ilçesi sınırları içinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ortaöğretim okullarında okuyan 9. ve 11. sınıf öğrencilerini kapsayan toplam 1268 katılımcı oluşturmaktadır. Veri toplamak için araştırmacı tarafından hazırlanmış Kişisel Bilgi Formu, Kutlu, Savcı, Demir, ve Aysan (2016) tarafından geliştirilen "Young İnternet Bağımlılığı Testi Kısa Formu", Yalçın Irmak ve Erdoğan (2015) tarafından geliştirilen "Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği Türkçe Formu", Otrar ve Argın (2015) tarafından geliştirilen "Sosyal Medya Tutum Ölçeği" uygulanmıştır. Demografik bilgilere göre katılımcıların sadece %4'ü sosyal medya kullanmamaktadır. Kullananlar ise sosyal medyaya bağlanmak için mobil telefonları tercih etmektedir. En çok kullanılan sosyal medya siteleri sırasıyla Youtube, Instagram, Snapchat, Facebook'dur. Öğrenciler interneti en çok eğlence, sohbet, sosyal medya sitelerini ziyaret ve paylaşım amaçlı kullanmaktadır. Oyun oynayanların %41'i sosyal medya hesabı gerektirmeyen oyunlar oynarken %41'i hiç oyun oynamamaktadır. Lise öğrencileri arasında aksiyon, macera, strateji oyunları tercih edilmektedir. Oyunlar mobil aygıtlar üzerinden oynanmaktadır. Lise öğrencilerinin sosyal medyaya yönelik tutumları yüksek ve olumludur. Sosyal medyaya yönelik tutum cinsiyete göre kızlar lehine, sınıfa göre 9. sınıf öğrencileri lehine ve okul türüne göre Anadolu lisesi öğrencileri lehine değişiklik göstermektedir. Lise öğrencilerinin internet ve dijital oyun bağımlılığı puanları yüksek değildir. İnternet bağımlılığı puanları sınıf, cinsiyet ve okul türü değişkenlerine göre değişmemektedir. Oyun bağımlılığı puanları sınıf ve okul türüne göre anlamlı farklılık göstermezken cinsiyete göre erkekler lehine farklılaşmaktadır. İnternet kullanım süresi arttıkça sosyal medyaya yönelik tutum, internet bağımlılığı ve dijital oyun bağımlılığı puanları da pozitif yönde artmaktadır. Araştırmada internet bağımlılığı ile sosyal medyaya yönelik tutum ve internet bağımlılığı ile oyun bağımlılığı arasında düşük oranda ilişki olduğu saptanmıştır. Sosyal medyaya yönelik tutum ile oyun bağımlılığı arasında ise ilişki bulunamamıştır. Bu araştırmada öğrencilerin sosyal medyaya yönelik tutum, internet ve oyun bağımlılıklarının birbiri ile ilişkilerinin incelenmiş olmasının, lise öğrencilerinin bu üç değişkene ilişkin durumlarını incelemek isteyen uygulayıcılar ve araştırmacılar için yararlı olacağı düşünülmektedir.

BağımlılıkLise öğrencileriOyun bağımlılığı+4
Şebnem Uslu
Ege University
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Önemseme davranışlarına ilişkin düzenlenen etkinliklerin öğrenme ortamlarına, öğretmen ve öğrenci davranışlarına yansımaları

Türk eğitiminin genel amaçlarında, 2023 eğitim vizyonunda ve eğitim programlarında vurgulanan noktalardan biri bireyin bilişsel, sosyal ve duygusal alanlarda gelişimine, kendini tanımasına rehberlik etmektir. Ancak, günümüz neoliberal anlayışta eğitimin amacı daha çok neoliberal düzene insan gücünün yetiştirilmesi, refah düzeyinin artırılması ve gelecekte bu düzende bir yer edinilmesi olduğu anlaşılmaktadır. Bununla beraber, standartlaştırma, verimlilik, etkinlik, hesap verebilirlik gibi ekonomi alanına ait kavramların eğitimi şekillendirdiği görülmektedir. Bunun sonucu olarak ilköğretim kademesi liseye geçiş sınavlarına, ortaöğretim kademesi üniversiteye geçiş sınavlarına hazırlık görevi görmektedir. İlköğretim programlarında zaman zaman değerler eğitime ilişkin derslere yer verildiği görülmektedir. Alan yazında, listelenmiş ve belirlenmiş değerlerin öğretimine alternatif olarak önemseme kavramı çıkmaktadır. Önemseme, alan yazında genel anlamıyla bireyin varoluşsal anlamda kabul görmesi, kendi potansiyelini ortaya çıkarması, kendini keşfederek dünyayı da tanımasına rehberlik etmek anlamına gelmektedir. Bu noktadan hareketle, ilk olarak önemseme davranışlarına yönelik öğretmen-öğrenci davranışlarının ve öğrenme ortamlarının mevcut durumu belirlenmesi ve ihtiyaç analizinin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. İkinci olarak, önemseme odaklı düzenlenen etkinliklerin öğretmen-öğrenci davranışlarını ve öğrenme ortamlarını nasıl etkilediğinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum saptama ve ihtiyaç analizi için iç içe geçmiş tekli durum deseninde durum çalışmasından, uygulama aşaması için işbirlikli eylem araştırmasından yararlanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılarak durum çalışması için Muğla Merkez ilçesine bağlı bir köy ilkokulunda 2018-2019 eğitim-öğretim bahar yarı yılında görev yapan dört öğretmen ve 1., 2., 3. ve 4. sınıfta öğrenim gren 34 öğreni seçilmiştir. Analiz birimini öğrenci, öğretmen ve öğrenme ortamları oluşturmuştur. Eylem araştırmasının çalışma grubunu aynı okulda 2020-2021 güz döneminde eğitim-öğretim güz yarı yılında görev yapan 3 öğretmen ve 1., 2. ve 3. Sınıfta öğrenim gören 27 öğrenci seçilmiştir. Durum çalışmasında verilerin toplanmasında gözlem, öğretmen ve veli görüşmeleri, alan notlarından yararlanılmıştır. Önemseme davranışlarına ilişkin betimsel veriler ortaya konmuş ve ihtiyaçlar belirlenmiştir. Bu ihtiyaçlar doğrultusunda öğretmen seminerleri ve öğrenci etkinlikleri tasarlanmıştır. Etkinliklerin uygulanmasında kullanılmak amacıyla bir öğretim modeli geliştirilmiştir. Önemseme davranışlarına yönelik seminer ve etkinliklerin değerlendirilmesinde uygulama öncesi, sonrası ve uygulama sürecinde veriler toplanmıştır. Uygulama öncesi ve sonrasında veri toplamak amacıyla Önemseyen Öğrenci Davranışları Ölçeği, Önemseyen Öğretmen Davranışları Ölçeği ve Önemseyen Öğretmen Davranışları Ölçeği Öğrenci Formu, geliştirilmiştir. Ayrıca, verilerin toplanmasında öğretmen-veli anketi, görüşme, öğrenci senaryoları ve odak grup görüşmelerinden yararlanılmıştır. Uygulama sürecine yönelik video kayıtları, öz değerlendirme formu, öğrenci günlüğü, ödevler, veli görüşmeleri, öğrenci görüşmeleri ve araştırmacı yansıtıcı değerlendirmelerinden yararlanılmıştır. Öğretmen seminerleri 5 oturumdan oluşmuştur ve seminerler video aracılığıyla verilmiştir. Öğrenci etkinlikleri 12 haftada 16 etkinlikten oluşmuştur. Öğrenci etkinlikleri genel olarak çevrimiçi, Zoom programı üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre önemseme davranışlarına ilişkin öğretmenlerin, "bireysel ihtiyaçları dikkate alma", "ekstra zaman ayırma", "öğretim desteği", "özerklik desteği, "duygusal destek", "sosyal uyum desteği" ve "kişilerarası ilişki" konularında desteğe; öğrencilerin kendini, diğerlerini, öğrenmeyi ve eşyayı önemseme konularında desteğe ihtiyaçları olduğu anlaşılmıştır. Öğretmen seminerleri uygulamaları sonucunda öğretmenlerin önemseme davranışlarına ilişkin farkındalık düzeylerinin artmasına katkıda bulunulduğu ancak uygulamaya geçirmede zorlandıkları gözlenmiştir. Öğrencilerin genel olarak öğrenme isteği, öğrenme sorumluluğu, çaba gösterme, kendini ifade etme, kendini tanıma, nezaket ve sınıf kurallarına uyma, olumlu sosyal davranış sergilemede gelişme kaydettikleri gözlenmiştir. Diğer yandan bazı öğrencilerde bazı davranışların içselleşmesinde yetersiz kalındığı görülmektedir. Bunun en önemli sebebinin etkinliklerin kısıtlı sürede çevrimiçi ortamda gerçekleşmesinden kaynaklandığı söylenebilir. Bununla beraber mevcut programların odağına önemseme davranışlarının alınmasının öğrencilerin bütüncül olarak gelişimlerine büyük katkılar sağlayacağı anlaşılmaktadır. Bu sonuçlar doğrultusunda, uygulayıcılara yönelik rol model olarak ve ilişkiler aracılığıyla öğrencilerin önemsenemsinin sağlanması, gelecek araştırmalara yönelik önemseme davranışlarına ilişkin farklı kademedeki öğrencilerle çalışılması ve karar vericilere yönelik önemseme odaklı programların geliştirilmesi getirilen önerilerden bazılarıdır. Anahtar kelimeler: önemseme, ilkokul öğretmeni, ilkokul öğrencileri, duyuşsal eğitim, değerler eğitimi

RefleksiyonYoğun düşünmeÖnem algısı+6
Gülşen Öztürk
Muğla Sıtkı Kocman University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Uzaktan eğitim sürecinde TGA stratejisine dayalı fen bilimleri öğretiminin ortaokul öğrencilerinin akademik başarılarına ve derse yönelik tutumlarına etkisi

Bu çalışmada uzaktan eğitim sürecinde 5. sınıf öğrencilerinin TGA (Tahmin Et-Gözle-Açıkla) stratejisine dayalı fen bilimleri öğretiminin akademik başarılarına ve derse yönelik tutumlarına etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada deneysel desen kullanılmış olup, deney ve kontrol gruplarının yer aldığı ve gruplara ön test ve son test uygulamalarının yapıldığı bir yaklaşım sergilenmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2020-2021 eğitim öğretim yılı, Bursa ili, Nilüfer ilçesinde bulunan bir devlet ortaokulunda 5. sınıfa devam eden deney grubu olarak 36 öğrencinin bulunduğu bir sınıf ve kontrol grubu olarak 36 öğrencinin bulunduğu başka bir sınıf olmak üzere toplamda iki şubede bulunan 72 beşinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Araştırmanın verilerinin analiz edilmesinde SPSS 20 istatistik programından yararlanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarında yer alan öğrencilerin ön test puanlarının kendi içinde ve son test puanlarının kendi içinde karşılaştırılması Mann Whitney U Testi ile yapılmıştır. Deney ve Kontrol grupları ayrı ayrı olacak şekilde ön test ve son test puanlarının zamana göre değişimlerinin incelenmesinde Wilcoxon İşaret Testi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri %95 güven düzeyinde analiz edilmiştir. Sonuç olarak TGA stratejine dayalı öğretimle müfredatın işlendiği gruptaki öğrencilerin ve normal yöntemlerle müfredatın işlendiği grupta yer alan öğrencilerin başarı puanlarının daha da iyileştiği belirtilebilir. Ayrıca TGA stratejine dayalı öğretimle müfredatın işlendiği gruptakilerin fen dersine yönelik başarılarının normal yöntemlerle müfredatın işlendiği grupta yer alan öğrencilerin başarı puanlarından daha fazla olarak iyileşme gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca genel olarak öğrencilerin fen dersine yönelik tutumlarının TGA stratejine dayalı öğretimle müfredatın işlenmesinden ve normal yöntemlerle MEB müfredatın işlenmesinden bağımsız olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Akademik başarıEğitim stratejileriFen bilgisi dersi+7
Mustafa Özkan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim okullarında örtük program faaliyetlerinin saptanması

Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerin sınıf içerisinde ve sınıf dışındaki davranışları ve okulun fiziksel düzenlemeleri ve okul idaresinin öğrencilerle olan ilişkileri konusunda öğrenci görüşlerinden hareket ederek okulun ve öğretmenlerin kasıtlı ve ya kasıtsız oluşturduğu örtük programı incelemektir. Araştırmada örtük programla ilgili yurt içi ve yurt dışı kaynaklar taranarak örtük programın teorik temelleri, örtük programın düzeyleri, örtük programın boyutları ve örtük program ile ilgili yapılan çalışmalar hakkında bilgi verilmiştir. Araştırmanın evrenini, Malatya il merkezindeki devlet okullarında ve özel okullarda, ilçe merkezindeki ve köylerindeki devlet okullarında öğrenim görmekte olan beşinci sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Evreni temsil edecek örneklem seçiminde ?tabakalı örnekleme? yöntemi kullanılmıştır. Örnekleme alınan okulların ilköğretim beşinci sınıf öğrencilerine araştırmacı tarafından geliştirilen, öğrenci görüşlerine göre, öğretmenlerin örtük davranışlarının, okul idaresinin öğrencilerle olan örtük iletişiminin ve okulun fiziksel yapısının öğrenci davranışları üzerindeki etkisini ortaya çıkarmak amacıyla hazırlanan anket uygulanmıştır. Bu anketle öğrencilerin örtük olarak ?demokratik davranabilme?, ?özerk davranabilme?, ?sorumluluk alma? , ?adil davranma?, ?düzenli olabilme? ?dakik olabilme? , ?okul kurallarına uygun giyinebilme? , ?başladığı işi bitirebilme? , ?etik davranabilme? , ?itaat etme? , ?okulun ve toplumun kurallarına uyabilme? , ?milli duyguya sahip olabilme?, ?rekabet edebilme? gibi becerileri kazanma dereceleri belirlenmiştir. Uygulama sonucunda elde edilen verilerin analizi SPSS 15.00 istatistik paket programı kullanılarak yapılmıştır. Dağılımın özellikleri incelenmiş, veriler uygun istatistiksel teknikler kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırma sonucunda öğretmenlerin resmi program dışındaki etkinlikleri, sınıf içerisinde, okul içerisinde ve okul dışındaki davranışları örtük olarak öğrencilerin ?demokratik davranabilme? , ?özerk davranabilme?, ?sorumluluk alma? , ?adil davranma?, ?düzenli olabilme? ?dakik olabilme? , ?okul kurallarına uygun giyinebilme? , ?başladığı işi bitirebilme? , ?etik davranabilme? , ?itaat etme? , ?okulun ve toplumun kurallarına uyabilme? , ?milli duyguya sahip olabilme?, ?rekabet edebilme? gibi becerileri kazanmasında etkili olmaktadır. Öğretmenlerin örtük etkinlikleri sonucunda kazanılan beceriler toplumsal tabakalara göre farklılık göstermektedir. Örneğin, hem orta tabaka öğrencilerinin yoğun olduğu ilköğretim okullarında, hem de kırsal alan ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenler, örtük olarak alt tabaka öğrencilerinin yoğun olduğu ilköğretim okullarındaki öğretmenlere göre öğrencilerine daha fazla ?demokratik davranabilme? becerisini kazandırmaktadırlar. Diğer taraftan orta tabaka öğrencilerinin yoğun olduğu ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenler, özel ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerden daha fazla, öğrencilerine ?özerklik ve sorumluluk alma becerilerini? kazanabilme fırsatı sunmaktadırlar. Kırsal alan ilköğretim okullarında ve alt tabaka öğrencilerinin devam ettikleri ilköğretim okullarında öğrenciler, adil muamele ile karşılaşmazlarken, orta tabaka öğrencilerinin yoğun olarak bulunduğu ilköğretim okullarında ve özel ilköğretim okullarında öğrenciler öğretmenlerinden adil muamele görmektedirler. Bu durum, orta tabakanın yoğun olduğu ilköğretim okullarına ve özel ilköğretim okullarına devam eden öğrencilerin örtük olarak daha fazla ?adil davranabilme? becerisini kazanmalarına olanak tanımaktadır.Öğretmenlerin resmi program dışındaki eğitsel etkinlikleri ve davranışları gizli olarak öğrencilere ?kendine değer verme? davranışını kazandırmaktadır. Orta tabaka öğrencilerinin yoğun olduğu ilköğretim okullarında ve özel ilköğretim okullarına devam eden öğrenciler öğretmenlerinin resmi program dışındaki etkinlik ve davranışlarından, kırsal alan ilköğretim okullarına ve özel ilköğretim okullarına devam eden öğrencilere göre daha fazla ?ben değerliyim? mesajını almaktadırlar.Yine kırsal alan ilköğretim okullarında ve alt ve orta tabaka öğrencilerinin yoğun oldukları ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenler masalarını her zaman düzenli tutarak öğrencilerine örtük bir biçimde ?düzenli olma? mesajını özel ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlere göre daha fazla vermektedirler.Öğretmenlerin resmi program dışındaki etkinlik ve davranışları öğrencilerin örtük olarak ?düzenli olma? , ?okul kurallarına uygun giyinme? , ?başladığı işi bitirebilme? , ?dakik olabilme? davranışlarını kazanmalarında etkili olabilmektedir. Ancak, bu etkilerin derecesi sosyal tabakalara göre farklılaşmaktadır. Mesela, kırsal alan ilköğretim okullarında ve özel ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenler, sınıflarına tam zamanında gelmek suretiyle öğrencilerine ?dakik olma? mesajını, alt ve orta tabaka öğrencilerinin yoğun olduğu ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlere görev yapan öğretmenlere göre daha fazla vermektedirler.Sınıf içerisinde, örtük programın resmi programla uyuşan ve uyuşmayan yönleri bulunmaktadır. Mesela bütün öğrencilerin ?Yeşilay haftasının kutlanmasından, din dersinde Hz. Muhammed'in hayatının anlatılmasından, İstiklal Marşı söylenirken öğretmenlerin İstiklal Marşı'na saygılı davranmalarından, andımızın söylenmesinden, On Kasım törenlerinden, okul duvarlarında asılı bulunan tarihi resimlerden olumlu mesajlar aldıkları tespit edilmiştir. Bu mesajların sonuncunda öğrenciler resmi programın amaçlarıyla örtüşen, sigara ve zararlı uyuşturucu madde kullanmama, İstiklal Marşı söylenirken uygun davranış sergileme, Hz. Muhammed'in davranışlarını içselleştirme, Atatürk'e ve Türk Kahramanlarına saygı duyma, Türk Kültürünü ve Atatürk İlke ve İnkılâplarını özümseme, Türk büyükleri ile onur duyma gibi davranışları kazanmışlardır. Bunun yanında, okuldaki başarılı öğrencilerin resimleri ve tabloları öğrencilerde ?başarılı olabilme? davranışını kazandırması gerekirken, resmi program ile zıtlaşan ?rekabet etme? davranışının kazanılmasında etkili olmuştur.Kırsal alan ilköğretim okullarına ve alt tabaka öğrencilerinin yoğun olduğu ilköğretim okullarına devam eden öğrenciler örtük olarak öğretmenlerinin dinsel görevleri yerine getiren öğrencilere daha fazla not verdikleri düşüncesini taşımaktadırlar. Öğretmenlerin örtük davranışları öğrencilere örnek davranış olarak yansımakta ve öğrencilerin davranış kazanmalarında etkili olmaktadırlar. Ancak öğretmenlerin bu örtük davranışlarının öğrenci kazanımlarına olan etkisinin derecesi, sosyal tabakalara göre farklılaşmaktadır. Mesela, kırsal alan ilköğretim okullarına ve alt tabaka öğrencilerinin yoğun olduğu okullara devam eden öğrencilerin örtük olarak öğretmenlerinin kılık kıyafetlerinden orta tabaka öğrencilerinin yoğun olduğu ilköğretim okullarına ve özel ilköğretim okullarına devam eden öğrencilere göre daha fazla etkilendikleri, İstiklal Marşı törenlerine öğretmenlerinin katılmasından, kurallara uygun olarak söylemelerinden, saygılı davranışlardan İstiklal Marşı söyleme veya saygı ile dinleme mesajını daha fazla aldıkları tespit edilmiştir.Öğretmenlerin resmi program dışındaki etkinlikleri ve davranışları örtük olarak ölçme ve değerlendirme sürecini etkilemektedir. Bu etkileme derecesi farklı sosyal tabakalara mensup öğrencilerin yoğun olduğu ilköğretim okullarına göre farklılaşmaktadır.Kırsal alan ve alt tabakaya mensup öğrencilerin daha yoğun olduğu ilköğretim okullarında öğrencilerin öğretmenlerine, arkadaşlarına saygılı davranmaları, sessizce dersi dinlemeleri, idarenin verdiği görevleri yerine getirmeleri öğretmenlerinden hak ettiklerinden fazla başarı puanı almalarını sağlamaktadır. Bu durum örtük olarak, kırsal alan ve alt tabaka öğrencilerinin yoğun olduğu ilköğretim okullarına devam eden öğrencilerde, orta tabakaya mensup öğrencilerin yoğun olduğu ilköğretim okullarına ve özel ilköğretim okullarına devam eden öğrencilere göre daha fazla itaat etme, kurallara uyma davranışlarını kazanmalarına neden olmaktadır.Diğer taraftan kırsal alan ve alt tabaka öğrencilerinin yoğun olduğu ilköğretim okullarına devam eden öğrenciler, ?öğretmen sınıf içerisinde otoritedir? ve ?sınıf içerisinde disiplinin sağlamak için öğretmen otoritesine gerek vardır ? mesajlarını örtük olarak, özel ilköğretim okullarına ve orta tabakaya mensup öğrencilerin yoğun olduğu ilköğretim okullarına devam eden öğrencilere göre daha fazla almaktadırlar.Öğretmenlerin resmi program dışındaki davranışları ve etkinlikleri örtük olarak; ?sadık olma? , ?okulun ve toplumun kurallarına uyma? , ?etik davranma? davranışlarının kazanılmasında etkili olmaktadır. Özellikle özel ilköğretim okullarında öğretmenlerin resmi program dışındaki davranışları öğrencilere ?sadık olma? kazandırılmasında etkili olmaktadır.Kırsal alan ve alt tabakaya mensup öğrencilerin yoğun olduğu ilköğretim okullarındaki öğrencilerin ?dinsel görevlerini yerine getiren öğrencilere öğretmenlerin daha fazla puan verdiklerini algılamaları ve bu kanaati taşımaları örtük olarak bu öğrencilerde ?dinsel görevlerini yerine getirme? davranışının kazanılmasını sağlamaktadır.Öğretmenlerin ölçme ve değerlendirme sürecinde kullandıkları ölçme araçları ve test yazılı yoklama gibi ürünün değerlendirilmesini esas alan ölçme yöntemleri örtük olarak öğrencilerin pasifleşmesine neden olmaktadır.Öğretmenlerin öğretim süreci içerisindeki davranışları örtük olarak öğrencilerin başarılı olabilmek için farklı öğretim stilleri ve kestirme stratejiler geliştirmelerini sağlamaktadır.Öğretmenlerin sigara içme, dedikodu yapma gibi olumsuz davranışları örtük olarak öğrencilerin olumsuz davranış kazanmalarına neden olurken, öğretmenlerin olumlu davranışlar, faydalı kitaplar, yararlı televizyon programları, okul kurallarındaki konularında öğrencilerini bilgilendirmeleri ise örtük olarak öğrencilerin olumlu davranışlar kazanmalarında etkili olmaktadır.Sınıf içerisinde öğrenciler ?dersi dinlememe? , ?ara sıra dersi bölme? davranışları göstererek örtük olarak öğretmenlerine direnç göstermektedirler. Öğrenciler, örtük olarak öğretmenlerini çok temiz, düzenli ve adil olarak görmek istemektedirler. Okulların fiziksel yapıları, duvar resimleri, madalyalar, plaketler, başarılı öğrenci tabloları örtük olarak öğrencilerin davranışlarını etkilemektedir. Okullarda örtük olarak ödül verme sistemi, ceza verme sisteminden daha çok kullanılmaktadır.

Örtük programÖğrenci davranışıÖğrenciler+4
Elçin Akbulut
İnönü University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2011
30
Master'sOpen AccessTR

Okulöncesi öğrenime devam eden çocukların tercih ettikleri ilgi köşeleri ve tercih etme nedenleri

Okulöncesi dönemi kapsayan 0?6 yas, çocukların hızlı gelisim gösterdikleri kritik bir dönemdir. Bu dönemde edinilen deneyimlerin, çocugun daha sonraki yasamında etkili olması, onun egitimine olabildigince erken baslanmasını gerekli kılmaktadır. Bu yönüyle, ailede verilen okulöncesi egitimin yanında, kurumlarda verilen okulöncesi egitim de büyük önem tasımaktadır. Okulöncesi egitim kurumlarında, çocuklarda istenilen davranısların kazandırılması için hazırlanmıs okulöncesi egitim programları uygulanmaktadır. Bu programlarda, çocukların tüm gelisim alanlarını destekleyen çesitli etkinliklere yer verilmektedir. Bu etkinliklerden biri de serbest zaman etkinlikleri içinde yer alan; çocukların ilgi ve istekleri dogrultusunda oyunlar oynadıkları ilgi köselerinde oyun etkinlikleridir. Okulöncesi egitim ortamlarının zengin uyarıcılı fiziksel ortamını olusturan ilgi köseleri, çocukların gelisimleri, yeni ve özgün ürünler olusturmaları ve yaratıcılıga yönelmelerinde önemli islevler görmektedir. lgi köselerinin bu islevleri yerine getirebilmesi ise, çocukların ilgi ve isteklerini karsılayacak nitellikte olmasına baglıdır. Bu arastırmada, okulöncesi ögrenime devam eden çocukların tercih ettikleri ilgi köseleri ve tercih etme nedenleri hakkında ögretmen görüslerinin belirlenmesi amaçlanmıstır. Tarama modelinde gerçeklestirilen arastırma; 2005?2006 ögretim yılında Eskisehir il merkezinde Milli Egitim Müdürlügüne baglı 113 ilkögretim ve 8 bagımsız anaokulunda görev yapan 215 okulöncesi ögretmeni üzerinde gerçeklestirilmistir. Arastırmada veri toplama aracı olarak, ögretmenlerin, okulöncesi ögrenime devam eden çocukların tercih ettikleri ilgi köseleri ve tercih etme nedenlerine iliskin görüslerini almak amacıyla 3 bölüm ve 15 sorudan olusan bir anket formu kullanılmıstır. Ankette, 10 kapalı uçlu sorunun yanında 5 tane de açık uçlu soruya yer verilmistir. Arastırma verilerinin çözümlenmesinde kapalı uçlu sorulardan elde edilen nicel veriler için sayı, ve yüzde, açık uçlu sorulardan olusan nitel verilerin çözümlenmesinde ise betimsel analiz teknigi kullanılmıstır. Arastırmada elde edilen bulgular, ögretmenlerin sınıflarında ilgi köselerini genellikle bulundurdukları, çocukların ilgi köselerini tercihlerinde malzeme sayısının yeterli ve ilgi çekici olmasının, sık sık degisiklik yapılmasının etkili oldugunu göstermektedir. Tüm çocukların ilgi köselerinde oynamaktan hoslandıkları ancak, kız ve erkek ögrencilerin tercihlerinde anlamlı bir farklılık bulundugu görülmüstür. Ögretmen görüsleri dogrultusunda, ögrencilerin ilgi köselerini tercih etme nedenlerinin basında ögrencilerin kendi tercihleri, ögretmen yönlendirmesi ve malzeme sayısının yeterli olmasının geldigi görülmüstür. Bunun yanında ögretmenlerin, ilgi köselerinin düzenlenmesinde ve oyun etkinliklerinin gerçeklestirilmesinde fiziki sartların yetersiz olması basta olmak üzere, çocuk sayısının çok olması ve malzeme sayısının yetersiz olması sorunlarıyla ara sıra da olsa karsılastıkları görülmüstür.

EskişehirOkul öncesi eğitimOkul öncesi çocuklar+4
Hüsniye Aydan Gürpınar
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim ve ortaöğretim örgütlerinde uygulanan beden eğitimi derslerinde karşılaşılan istenmeyen öğrenci davranışları ve bu davranışlarla başa çıkmada benimsenen yaklaşımlar: Afyonkarahisar ili örneği

Bu arastırmanın amacı ilkögretim ve ortaögretim örgütlerinde uygulanan beden egitimi derslerinde karsılasılan istenmeyen ögrenci davranısları ve bu davranıslarla basa çıkmada benimsenen yaklasımları beden egitimi ögretmenlerinin görüsleri açısından belirlemek ve bu görüslerin cinsiyet, mesleki kıdem ve görev yapılan ögretim basamagı degiskenleri açısından farklılıklar gösterip göstermedigini saptamaktır. Bu amaçla gelistirilen veri toplama aracı 2006 yılı mayıs ayı içerisinde Afyonkarahisar ili ve ilçelerindeki ilk ve ortaögretim örgütlerinde görev yapan 129 beden egitimi ögretmenine uygulanmıstır. Nitel ve nicel arastırma yöntemiyle elde edilen verilerin incelenmesi sonucunda, beden egitimi ögretmenlerinin sınıf yönetimi sürecinde karsılastıkları istenmeyen ögrenci davranısları ile alanyazında belirtilen davranıslar benzerlik göstermektedir. Beden egitimi derslerinde alanyazından farklı olarak ?Derste cinsiyet ayrımı yapma? davranısı oldukça sık görülmektedir. Beden egitimi ögretmenlerinin karsılastıkları sınıfiçi istenmeyen ögrenci davranısları ögretmenlerin cinsiyetlerine göre farklılık göstermemekle birlikte, beden egitimi ögretmenlerinin mesleki kıdemleri arttıkça, ögrencilerden derse hazırlıklı gelmelerine yönelik beklentileri artmakta ve ayrıca ilkögretim örgütlerinden görülen istenmeyen davranıslar ögrencilerin birbirleri ile olan iliskilerinden ortaya çıkarken, ortaögretim örgütlerindeki ögrenciler okul ve sınıf kurallarına iliskin istenmeyen davranıslar sergiledigi görülmüstür. ilk ve ortaögretim örgütlerinde görev yapan beden egitimi ögretmenleri istenmeyen ögrenci davranıslarının ortaya çıkma nedenlerini genelde aileye ve sınıfa dayandırmakla birlikte kendilerinden kaynaklanan nedenlerin olmadıgı görüsündedirler. Beden egitimi derslerinde karsılasılan istenmeyen davranıslara karsı beden egitimi ögretmenlerinin her zaman benimsedikleri yaklasımların iyilestirici ve önleyici yaklasımlar oldugu gözlenmistir. Bu yaklasımların kullanılması modern egitim anlayısı açısından olumlu bir sonuç oldugu söylenebilir.

AfyonkarahisarBaşa çıkmaBeden eğitimi ve spor dersi+7
Muharrem Korkankorkmaz
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Üstün zekalı öğrencilerin bakış açısıyla üstün zeka etiketinin öğrencilerin çeşitli algıları üzerindeki etkileri

Bu çalışmanın amacı, üstün zekâ etiketinin üstün zekâlı olarak tanılanan öğrencilerin kendilerine ve ebeveynlerinin ve arkadaşlarının tutumlarına ilişkin algıları üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Etiketleme kuramı, etiketlemeden sonra hem bireylerin davranışlarının hem de çevrenin onlara karşı tutumlarının değiştiğini savunan sosyal bir kuramdır. Üstün zekâ ile ilgili alanyazında etiketlemenin, olumlu ve olumsuz etkileri olduğu belirtilmektedir. Ancak araştırmalarda elde edilen bulgular çeşitli nedenlerden dolayı kesin yargılara götürememektedir.Bu araştırma, Anadolu Üniversitesi bünyesinde yürütülen Üstün Yetenekliler Eğitim Programları'na (ÜYEP) başvuran öğrenciler ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya, 2011 yılında ÜYEP'e başvuran 415 öğrenci ve bu öğrenciler arasından üstün zekâlı olarak tanılanan 26 altıncı sınıf öğrencisi katılmıştır. Araştırmada, Üstün Zekâ Etiket Etkileri Ölçeği (ÜZETÖ) kullanılmıştır. Ölçek, olumlu ve olumsuz algıları içeren 24 maddeden oluşmuştur. Ölçek, programa başvuran 415 öğrenciye başvuru aşamasında, üstün zekâlı olarak tanılanan 26 öğrenciye ise programa başladıktan 8 hafta sonra sontest olarak tekrar uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde ölçek bazında ilişkisiz örneklem için t-testi ve ilişkili örneklem için t- testi, maddeler bazında ise Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılmıştır.Araştırma sonuçları toplam test ve alt ölçek bazında, üstün zekâ etiketinin öğrencilerin kendilerine yönelik algılarında, ebeveynlerinin kendilerine karşı tutumlarına yönelik algılarında ve arkadaşlarının kendilerine karşı tutumlarına ilişkin algılarında önemli bir değişikliğe neden olmadığını ortaya koymuştur. Madde bazında analiz sonuçlarında ise ?Arkadaşlarım arasında kendimi yalnız hissediyorum?, ?Ailem beni başka çocuklarla çok fazla kıyaslıyor? ve ?Arkadaşlarım zayıf yönlerim ile alay ediyorlar? maddelerinin öntest ve sontest karşılaştırmalarında anlamlı bir artış olduğu görülmektedir. Ayrıca üstün zekâlı olarak tanılanan öğrencilerin, arkadaşlarının tutumlarına ilişkin algılarında normal öğrencilere göre daha olumsuz algıya sahip oldukları saptanmıştır. Çalışmanın sonuç kısmında araştırma sonuçları ve bu sonuçlara etki edebilecek etmenler tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Algı, Üstün zekâ, Üstün zekâ etiketinin etkileri

AlgıAna-baba tutumuEtiketleme+9
Ercan Öpengin
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin lokasyon bazlı servislere ve konum bildirimi uygulamalarına yönelik tutum ve davranışları: Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü öğrencileri üzerine bir uygulama

Lokasyon bazlı pazarlama GPS teknolojisine dayanan mobil uygulamalar aracılığı ile hareket halinde olan nihai kullanıcılara o ana yönelik teklifler sunan küresel bir pazarlama yöntemidir. Geleneksel pazarlama yöntemlerinin aksine lokasyon bazlı pazarlama nihai tüketicilerin tüketim alışkanlıklarını sosyal, kültürel ve kişisel bazda belirttikleri lokasyon üzerinde incelemektedir. Lokasyon bazlı servisler sayesinde firmalar hareket halinde olan kullanıcıların gerçek zaman ve siber ağlar arasında gerçekleşen tüketim alışkanlıklarını inceleyerek doğru kişiye doğru zamanda teklif sunma ile marka sadakatini arttırma fırsatını yakalamaktadır. Araştırmada Üniversite öğrencilerinin lokasyon bazlı servis ve konum bildirimi uygulamalarına yönelik tutum ve davranışları bilgi iletişim teknolojileri, B2C e-ticaret, mobil ticaret, web teknolojilerinin gelişimi ve lokasyon bazlı pazarlama kapsamında incelenmiştir. Araştırmanın amacı, Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi bölümlerinde okuyan öğrencilerinin lokasyon bazlı servislere ve konum bildirim uygulamalarına yönelik tutum ve davranışlarını anlamaktır. Anahtar Kelimeler: Lokasyon bazlı pazarlama, Lokasyon bazlı servisler, Tutum ve davranış, Konum bildirimi

GPSKonumlandırmaKonumsal bilgi sistemi+7
Fatma Burcu Yılmaz
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin akademik erteleme davranışlarınınincelenmesi

Bu araştırmada ilk olarak lise öğrencilerinin akademik erteleme düzeylerinin nasıl bir dağılım gösterdiğinin ve farklı cinsiyete sahip lise öğrencilerinin akademik erteleme düzeylerinin sınıf düzeyi ve okul türüne göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. İkinci olarak lise öğrencilerinde sürekli kaygı, akılcı olmayan inanç, öz düzenleme, yaş ve genel akademik not ortalamasının akademik ertelemeyi yordayıcılıklarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Üçüncü olarak ise kadın ve erkek lise öğrencilerinde ayrı ayrı sürekli kaygı, akılcı olmayan inanç, öz düzenleme, yaş ve genel akademik not ortalamasının akademik ertelemeyi yordayıcılıklarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın verilerini toplamak için Akademik Erteleme Ölçeği, Sürekli Kaygı Ölçeği, Akılcı Olmayan İnanç-Ergen Formu, Ergen Öz Düzenleme Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. 1607 lise öğrencisinden toplanan verilerin analizinde betimleyici istatistikler, Pearson korelasyon analizi, iki yönlü varyans analizi ve çoklu hiyerarşik regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada, lise öğrencilerinin çoğunlukla akademik erteleme düzeylerinin orta düzeyde olduğu bulunmuştur. Erkek lise öğrencilerinin akademik erteleme düzeylerinin kadın lise öğrencilerine göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu ortaya konmuştur. Bunun yanı sıra sınıf düzeyi açısından lise öğrencilerinin akademik ertelemelerinin anlamlı düzeyde farklılaştığı ve 12. sınıf öğrencileriyle 9. ve 10. sınıf öğrencilerin akademik erteleme düzeyleri arasındaki farklılığın anlamlı olduğu bulunmuştur. Ayrıca, cinsiyet ve sınıf düzeyi arasında anlamlı bir etkileşim olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular sınıf düzeyi yüksek olan erkek lise öğrencilerinin sınıf düzeyi düşük olan kadın ve erkek lise öğrencilerine kıyasla daha fazla akademik erteleme yaptığına işaret etmektedir. Okul türü değişkeninin ve bununla birlikte cinsiyet ile okul türü arasındaki etkileşimin lise öğrencilerinin akademik erteleme puanları üzerinde anlamlı bir temel etkiye sahip olmadığı da bulunmuştur. Araştırmanın regresyon analizi sonucunda lise öğrencilerinin genelinde akademik ertelemenin en güçlü yordayıcısının öz düzenleme olduğu, bu değişkeni sırasıyla genel akademik not ortalaması, yaş ve akılcı olmayan inancın izlediği, sürekli kaygının ise yordayıcı bir değişken olmadığı ortaya konmuştur. Kadın ve erkek açısından bu örüntünün farklılık gösterip göstermediği incelendiğinde ise kadın lise öğrencilerinde de lise öğrencilerinin genelinde olduğu gibi akademik ertelemenin en güçlü yordayıcısının öz düzenleme olduğu bulunmuştur. Aynı zamanda kadınlarda öz düzenleme değişkeni sonrasında akademik ertelemenin en güçlü yordayıcıları arasında sırasıyla genel akademik not ortalaması ve yaş değişkenlerinin yer aldığı ve sürekli kaygı ile akılcı olmayan inancın ise yordayıcı değişkenler olmadığı ortaya konmuştur. Erkek lise öğrencilerinde ise diğer iki çalışma grubunda olduğu gibi akademik ertelemenin en güçlü yordayıcısının öz düzenleme olduğu bulunmuş ve akademik ertelemeyi yordayıcılıkları bağlamında öz düzenleme değişkenini sırasıyla yaş, genel akademik not ortalaması ve akılcı olmayan inancın takip ettiği ortaya konmuştur. Benzer şekilde diğer iki çalışma grubunda olduğu gibi erkek çalışma grubunda da sürekli kaygının akademik ertelemenin anlamlı bir yordayıcısı olmadığı bulunmuştur. Elde edilen bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Akademik erteleme, Sürekli kaygı, Akılcı olmayan inanç, Öz düzenleme, Lise öğrencileri.

Akademik ertelemeAkılcı olmayan inançlarLise öğrencileri+3
Nilüfer Çetin
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Kitlesel açık çevrimiçi derslerde öğrencilerin davranış ve tercihleri ile bireysel özellikleri arasındaki ilişki

Bu araştırmada, Türkiye'de Türkçe açılan kitlesel açık çevrimiçi ders katılımcılarının bireysel özellikleriyle derslerdeki materyal tercihleri ve aktiflik düzeyleri arasında bir ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Araştırma kapsamında başarılı bir çevrimiçi öğrenenin sahip olması gereken bireysel özellikler; demografik özellikler, dijital okuryazarlık becerileri, öğrenme stratejileri ve çevrimiçi öğrenme deneyimleri bağlamında değerlendirilmiştir. Öncelikle öğrencilerin bireysel özellikleri ile AKADEMA kitlesel açık çevrimiçi ders platformunda sunulan materyallere ilişkin tercihleri ve bu platformdaki aktiflik düzeyleri ortaya konmuştur. Ardından öğrencilerin materyal tercihlerinin ve aktiflik düzeylerinin araştırma kapsamında değerlendirilen bireysel özellikleri ile ilişkisi araştırılmıştır. AKADEMA platformundan yararlanan öğrencilerin profili incelendiğinde geleneksel öğrenme sürecini tamamlamış, biçimlendirilmemiş (non-formal) ve yarı biçimlendirilmiş (informal) öğrenme deneyimleri yaşamaya istekli, eğitim düzeyleri yüksek, yetişkin bireyler oldukları görülmüştür. Katılımcı grubunun ayrıca dijital okuryazarlık becerilerinin oldukça yüksek olduğu, ders çalışırken farklı öğrenme stratejilerini kullandıkları, kitlesel açık çevrimiçi dersler konusunda az deneyimli oldukları belirlenmiştir. AKADEMA platformunda en fazla tercih edilen materyalin e-kitaplar olduğu ve öğrencilerin platforma pasif düzeyde katılım gösterdikleri tespit edilmiştir. Öğrencilerin AKADEMA platformundaki aktiflik düzeylerinde yaşları bakımından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmakla birlikte yaş ilerledikçe öğrencilerin derslerden daha fazla yararlandıkları görülmüştür. Öte yandan öğrencilerin aktiflik düzeyleri dijital okuryazarlık becerilerine göre farklılık göstermektedir. Aktif öğrencilerin anlamlı olarak pasif öğrencilerden farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Bu durum, Aktif öğrencilerin dijital okuryazarlık becerilerinin pasif öğrencilerden daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Son bölümde, bu araştırma kapsamında elde edilen bulgulara dayanarak araştırmacılara, uygulayıcılara ve öğretim tasarımcılarına çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Eğitimde Açıklık,Açık ve Uzaktan Öğrenme,Kitlesel Açık Çevrimiçi Dersler,Bireysel Faklılıklar,Dijital Okuryazarlık Becerileri,Öğrenme Stratejileri,Çevrimiçi Öğrenme Deneyimleri.

Bilgisayar destekli eğitimElektronik dersElektronik öğrenme+4
Buket Kip Kayabaş
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

İlköğretim birinci kademe öğrencilerinin çevreye yönelik tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi

Bu araştırma, ilköğretim birinci kademe öğrencilerinin çevreye yönelik tutum ve davranışlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemleri beraber kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunun örneklemini Bingöl il sınırları içerisinde yer alan 15 ilköğretim okulundan toplam 1200 4. ve 5. sınıf öğrencisi, nitel boyutun örneklemini ise üç ilköğretim okulundan seçilen, toplam 36 1., 2. ve 3. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Nicel boyutta örneklem büyüklükleri belirlenirken tabakalı örnekleme, nitel boyutta ise maksimum çeşitlilik örneklemesi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmaya katılan birinci kademe birinci devre öğrencilerine araştırmacı tarafından geliştirilen 12 açık uçlu sorudan oluşan görüşme formu; ikinci devre öğrencilerine ise yine araştırmacı tarafından geliştirilen, iki ölçekten oluşan veri toplama araçları uygulanarak veriler toplanmıştır. Birinci ölçek 32 madde, tek faktörlü yapıya sahip ÇYTÖ; ikinci ölçek ise toplam 21 madde, üç faktörlü yapıya sahip ÇYSDÖ'dür. Birinci kademe ikinci devre öğrencilerine uygulanan ölçeklerin güvenirlik katsayılarını belirlemek amacıyla Cronbach alpha iç tutarlılık katsayısı kullanılmış; birinci ölçek için .84 ve ikinci ölçeğin çevre ilgisi alt boyutu için .84, temizlik ve tasarruf alt boyutu için .69, hayvan sevgisi alt boyutu için ise .55 olarak hesaplanmıştır. İkinci ölçeğin tamamı için Cronbach alpha değeri .86 olarak hesaplanmıştır. Araştırmanın nicel boyutundaki verilerin dağılım özelliklerini belirlemek için Kolmogorov-Simirnov testi, grafiksel yöntem, çarpıklık ve basıklık değerleri incelenmiştir. Bütün bu incelemeler sonucunda dağılımın anormal olduğu belirlenmiştir. SPSS 17.0 istatistik paket programı kullanılarak veriler analiz edilmiştir. Veri analizinde tanımlayıcı istatistikler, Mann Whitney U testi ile Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Ölçeklerin model doğrulanması LISREL 8.51 istatistik programı kullanılarak açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi ile yapılmış ve modellerin uygun olduğu tespit edilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre, öğrencilerin sınıf değişkenine göre çevreye yönelik tutumları ve çevreye yönelik sorumlu davranışlarında herhangi bir farklılaşma tespit edilmemiştir. Fakat öğrencilerin cinsiyetlerine, anne-babanın eğitim durumuna, anne-babanın mesleğine ve yerleşim yerine göre çevreye yönelik tutumları ve sorumlu davranışlarında anlamlı farklılık bulunmuştur.Nitel verilerin analizinde içerik analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada toplanan nitel verilerin analizinde öğrencilerin kişisel bilgilerinin, çevreye yönelik görüşlerinin tanımlanmasında frekans ve yüzde teknikleri kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Yapılan bu çalışmanın çevre eğitiminde yapılacak olan program geliştirme çalışmalarında program geliştirme uzmanlarına, öğretmenlere ve ailelere katkı sağlaması umulmaktadır.

Eğitim programlarıÇevreÇevre bilinci+5
Cihat Yaşaroğlu
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2012
10
Master'sOpen AccessTR

Ortaokullarda öğrencilerin disiplinsiz davranışları ve bu davranışların sebepleri(Batman ili merkez ilçesi örneği)

Bu araştırmanın genel amacı, ortaokullarda öğrencilerin sınıf içindeki disiplinsiz davranışlarını ve bu disiplinsiz davranışların sebeplerinin neler olduğuna ilişkin öğretmen görüşlerini araştırmaktır. Bunun için tarama modeli kullanılmıştır.Araştırmanın çalışma evrenini 2012?2013 eğitim?öğretim yılı, Batman ili Merkez ilçesinde devlete bağlı ortaokullardaki branş öğretmenleri oluşturmaktadır. Verileri toplamak için Doç. Dr. Naciye AKSOY?un Geliştirdiği ?Öğretmenlerin sınıfta karşılaştıkları disiplin sorunları? ölçeği kullanılmıştır. Veriler, anketin örnekleme alınan 358 öğretmene uygulanmasıyla elde edilmiştir.Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 16.0 (Statistical Package for the Social Sciences) for Windows programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde yüzde hesaplamaları, frekans, ortalama değerler; bağımsız örneklemler için ?t? testi ve ikiden fazla grup karşılaştırmalarında ise Tek Yönlü Varyans Analizi (One Way Anova) kullanılmıştır. Farklılaşmanın bulunması durumunda farklılaşmanın yönünü belirlemek amacıyla da Fisher?in En Küçük Manidar Farklar (LSD) testi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre ortaokullarda sınıf içinde en sık karşılaşılan disiplinsiz davranışlar, izin istemeden konuşmak, verilen ödevleri yapmamak ve kavga etmek olarak tespit edilmiştir. Öğretmen görüşlerine göre öğretmenlerin sınıf içinde karşılaştıkları disiplinsiz davranışların ilk üç nedeni, ailelerin çocuklarının eğitimine olan ilgisizliği, televizyon ve diğer kitle iletişim araçlarında sergilenen şiddet olaylarının etkisi, ailelerin çocuklarına karşı olumsuz tutum ve davranışlar olarak bulunmuştur. Öğretmenlerin sınıfta karşılaştıkları disiplinsiz davranışlar; cinsiyet, medeni durum, yaş, branş, kıdem ve sınıftaki öğrenci sayısına göre; sınıfta karşılaştıkları disiplinsiz davranışların sebepleri ise; cinsiyet, medeni durum, yaş, branş, kıdem ve sınıftaki öğrenci sayısına göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin sınıfta karşılaştıkları disiplinsiz davranışlar ile bu davranışların sebepleri mezun olunan okula göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Ortaokul, disiplinsiz davranışlar, disiplinsiz davranışların sebepleri

BatmanDisiplinDisiplin suçları+4
Fehmi Demir
İnönü University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2013
00

Related subjects