Izmir

444 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

Türkiye'deki yerel yönetimlerin Avrupalılaşması: İzmir Büyükşehir Belediyesi örneği

European Union has offered many opportunities for local administrations in the EU. When Turkey's official accession process has started in Helsinki Summit 1999, local administrations in Turkey have found a chance to take advantage of these opportunities. This thesis focuses on the question of how the local administrations in Turkey established relationships with the EU from 1999 to 2018. Europeanization is used as a conceptual framework. In this context, different Europeanization models are presented. This thesis is based on John's ladder model. By providing a comprehensive literature review, this thesis also mentions the evolution of EU funds, the role of city networks for the EU and Brussels offices. To understand the interplay between the EU and local administrations in Turkey, Izmir Metropolitan Municipality is considered as case study. Documents related to Izmir Metropolitan Municipality were analyzed and 12 elite interviews were conducted. At the end of the process tracing, it is stated that Izmir Metropolitan Municipality had been Europeanized at the level of networking.

European UnionEuropeanizationMetropolitan municipality+5
Anıl Adadıoğlu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e geçiş sürecinde İzmir'de madencilik (1908-1938)

Emperyalist güçler arasında özellikle hammadde ve pazar edinme gibi nedenlerle XIX. yüzyılda büyük bir rekabet başladı. Bu rekabet ortamında Osmanlı Devleti, hükmettiği geniş coğrafyayı korumak uğruna, batılı devletlere ticarî ayrıcalıklar vermenin yanı sıra yatırımlarına da izin vermek zorunda kaldı. Tanzimatla birlikte başlayan değişim sürecinde Osmanlı Devleti madenciliği geliştirmek ve madencilikle ilgili düzenlemeler yapmak için maden nizamnameleri hazırlayarak yürürlüğe koydu. İzmir, yeraltı ve yerüstündeki madenleri ile tarihsel süreçte devletlerin ekonomik hayatında hep önemli bir yere sahip oldu. Osmanlı Devleti?nde bulunan yabancılara 1867 tarihinde maden imtiyazı verilmeye başlanmasıyla İzmir Vilayeti?nin sahip olduğu madenleri işlemek isteyen yabancı sayısında artış gerçekleşti. Bunun sonucunda madenler yabancılar tarafından birer birer keşf edilmeye başlandı. Bulunan maden cevherlerinin tamamı İzmir?in önde gelen Levanten aileleri tarafından işletildi. Cumhuriyet?e geçiş sürecinde ekonomi alanında yapılan kongre ve planlar neticesinde maden sektöründe bir canlanma yaşandı. Bu dönemde çıkarılan kanunlar sonucunda ülkede bulunan yabancı şirketlerde millileştirilme politikası uygulandı. İzmir?de bulunan maden şirketleri de idarelerini ve şirketlerinin isimlerini millileştirmeye başladı. Cumhuriyet sürecinde İzmir?de madencilik sektörü eski önemini yitirdi. Mevcut olan madenlerin birçoğunda üretim durduruldu ve maden sahaları boş bırakıldı. Osmanlıdan intikal eden maden imtiyazlarının bazıları imtiyaz sahipleri tarafından Cumhuriyet döneminde Türklere devr edildi, bazıları ise devr edilmeden imtiyaz süresinin bitimine kadar imtiyaz sahiplerinin ellerinde kaldı. Bunun sonucunda İzmir?de bulunan ve üretim yapılabilecek seviyede olan ocaklarda üretim yapılamadı ve Türkiye ve İzmir ekonomisi büyük kayıp yaşadı.

EmperyalizmLevantenMadencilik+2
Fatma Emek
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Hilal-i Ahmer(Kızılay)Cemiyeti İzmir merkezi'nin kuruluş ve faaliyetleri(1911-1945)

İzmir Hilal-i Ahmer Merkezi, Trablusgarp Savaşı esnasında yaralanan askerlere yardım etmek amacıyla Başık Hacı Mustafa Efendi, Dr. Mustafa Enver Bey, Evliyazade Refik Bey, Rum Metropolidi (Ortadoks Ruhani Lideri) Hrisostomos Efendi, Ermeni ve Katolik Piskoposları, Hahambaşı Efendi gibi İzmir?in önde gelen şahsiyetleri ve birçok farklı unsurun bir araya gelerek 28 Ekim 1911 tarihinde kurduğu ve Süleyman Ferit Eczacıbaşı, Sezai Göker, Dr. Kâmuran Örs, Dr. Hüseyin Hulki Cura başta olmak üzere İzmir milletvekilleri, belediye başkanları, doktor, eczacı ve hatta valilerinin çalışmaları ile gelişip, günümüze kadar gelebilmesi sağlanan ender kurumlardan biridir. İzmir Merkezi, kuruluş amacını gerçekleştirmek için şehrin doğal kaynakları ve iktisadi yapısını göz önüne alarak, önemli miktarda maddi gelir elde edebilmiştir. Elde edilen bu gelirle Balkan Savaşlarından itibaren İzmir?e gelen binlerce göçmenin şehirde kaldıkları süre içerisinde gıda ve eşya yardımında bulunulduğu gibi sağlıklarının da korunmasına çalışılmıştır. Ayrıca Türk ve yabancı esirlerin aileleri ile haberleşmesi ve bazı temel eşya paketlerinin gönderilmesine yardımcı olunmuştur. Lozan Konferansından sonra gerçekleşen esir ve Türk ahali mübadeleleri ile II. Dünya Savaşı yabancı esirleri mübadelelerinde de İzmir Hilal-i Ahmer Merkezi etkin bir rol oynamıştır. Bunlara ek olarak bir taraftan savaşın neden olduğu iktisadi gerilemenin neticesinde meydana gelen sefalet, diğer taraftan da şehre akın akın gelen göçmenlerin taşıdığı hastalıklar, birçok salgını da beraberinde getirmiştir. Bu durumun önüne geçebilmek için en ihtiyaç duyulan mahallelerde hastane ve dispanserler açılıp, şehirde mevcut hastanelere de ilaç ve malzeme desteğinde bulunmuştur. Ayrıca savaş döneminin sona ermesinden kısa bir süre sonra şehirde ardı ardına meydana gelen ve birçok insanın hayatını kaybettiği, binlerce insanın sokaklarda kalmasına neden olduğu, deprem ve sel felaketleri mağdurlarının da yardımına koşmuştur. Anahtar Kelimeler: İzmir, Hilal-i Ahmer, Salib-i Ahmer, Kızılay, Kızılhaç, Esir, Muhacir, Mübadele, Aşevi, Deprem, Sel Felaketi

AfetlerGöçmenlerHilal-i Ahmer Cemiyeti+5
Cevriye Yıldırım
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokullarda demokrasi kavramının kazandırılmasında demokrasi eğitimi ve okul meclisleri uygulamasının etkisi (İzmir ili örneği)

Bu araştırma, ortaokullarda demokrasi eğitiminin ve okul meclisi projesinin demokrasi kavramının kazandırılmasına etkisini ortaya koymak amacı ile yapılmıştır. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini İzmir ili oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini İzmir ili Menemen ilçesinden rastgele seçilen 2 devlet okulu ve 3 özel okulda öğrenim gören 8.sınıf öğrencileri ve sosyal bilgiler öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında yer alan 8. Sınıf öğrencilerine demokrasi kazanımlarını ölçmeye yönelik, Özdemir (2009) tarafından geliştirilen, 53 sorudan oluşan likert tipi anket uygulanmıştır. Anket toplam 402 öğrenciye uygulanmış ancak 287 anket değerlendirmeye alınmış, 115 anket eksik ve yanlış cevaplandırma yapıldığı için değerlendirmeye katılmamıştır. Uygulanan anket iki bölümden oluşmakta olup, birinci bölümde kişisel bilgiler, ikinci bölümde ise Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesi ile elde ettikleri kazanımları ölçmeye yönelik sorular yer almaktadır. Araştırma kapsamında yer alan ikinci örneklem grubu sosyal bilgiler öğretmenlerine DEOMP ve Demokrasi Eğitimi üzerine görüşlerinin tespit edilmesi amacı ile 5 sorudan oluşan açık uçlu yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Uygulanan likert tipi anket SPSS 21 programı ile analiz edilmiş, sosyal bilgiler öğretmenlerine uygulanan açık uçlu görüşme formu içerik analizi yapılarak değerlendirilmiştir. Çalışma neticesinde elde edilen verilen değerlendirildiğinde Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesinin öğrencilerde hedeflenen yerleşik demokrasi kültürü kazandırmada etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Bazı değişkenlere göre öğrencilerin sorulara verdikleri cevaplar analiz edilmiş. Cinsiyet değişkenine göre öğrencilerin bazı sorulara verdikleri cevaplarda anlamlı farklılık bulunmuştur. Babanın eğitim durumu değişkenine göre anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Annenin eğitim durumu değişkenine göre öğrencilerin bazı sorulara verdikleri cevaplarda anlamlı farklılık bulunmuştur. Ailenin aylık geliri ve okul türü değişkenine göre de öğrencilerin sorulara verdikleri cevaplarda anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Araştırma kapsamında yapılan tüm çalışmalar ve değerlendirmeler sonucu DEOMP'UN demokrasi eğitiminde yararlı olduğu sonucuna varılmıştır. Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesinin uygulama noktasındaki aksaklıkları giderilerek ve geliştirilerek uygulamaya devam edilmesi önerisi getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Demokrasi Eğitimi, Okul Meclisleri, Proje

DemokrasiDemokrasi eğitimiOkul meclisleri+3
Mehmet Gündüz
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin perspektifinden şehir marka kişiliğinin belirlenmesi: Uşak ve İzmir ili örneği

Modernleşen dünyada bireylerin istek ve arzularının artması beraberinde daha iyi şartlarda yaşama ve farklı yerler keşfetme isteğini ortaya çıkarmaktadır. Bireylere uygun bir yaşam olanağı sunan şehirlerin rekabet etmesine yol açan başlıca etkenler; ekonomik kalkınmaya katkı sağlama, sosyokültürel gelişme ve hedef kitlelere kendini tanıtma çabası olarak gösterilmektedir. Rekabet arenasındaki şehirler, pazarlama ilke ve yöntemlerinden faydalanarak rekabet avantajı elde etmeyi hedeflemektedir. Şehir pazarlamasının amacı ziyaretçiler, yatırımcılar, şehir sakinleri, ihracat pazarları ve öğrenciler gibi farklı hedef kitlelerden kendi amaç ve koşullarına uygun olanı çekebilmektir. Şehir pazarlamasının en önemli hedef kitlelerinden birini yükseköğretim kurumlarının bünyesinde yer alan öğrenciler oluşturmaktadır. Öğrencilerin şehre ekonomik, sosyokültürel vb. katkıları yadsınamayacak bir gerçektir. Bu bağlamda yükseköğretim pazarı ile şehir pazarlama faaliyetleri koordineli bütünlük ve tutarlılık içinde yürütülmesi gerekmektedir. Nitekim şehirler ve yükseköğretim kurumlarının aynı amaca hizmet etmesi ve öğrencileri çekme çabaları birbirleriyle benzerlik göstermektedir. Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin şehir marka kişiliği algılamaları ve demografik özelliklere göre bu algılardaki farklılıkları ortaya koymaktır. Bu bağlamda Uşak ilinden 458 ve İzmir ilinden 463 öğrenci kolayda örnekleme yöntemiyle seçilerek çalışmaya dâhil edilmiştir. Bu çalışmada ilk olarak şehir pazarlaması ve yükseköğretim pazarı kavramsal çerçevede incelenmiştir. Daha sonra marka ve şehir markalaşmasına ilişkin temel kavramlara değinilerek şehir marka kişiliği kavramı incelenmiştir. Çalışmanın uygulama kısmında öğrencilerin şehir marka kişiliği algısının gruplar arası farklılıklarını incelemek üzere faktör analizi, bağımsız örneklem t-Testi, Anova Analizi ve Tukey Testi kullanılmıştır. Demografik özelliklere uygulanan testler sonucunda Uşak ili marka kişiliği boyutlarından yaratıcı ve yetkin boyutunun algılanması cinsiyete göre farklılık gösterirken İzmir ilinde seçkin, yaratıcı, zeki, yetkin ve bilinçsiz boyutunun algılanması cinsiyete göre farklılık göstermektedir. Memleketi Uşak olan öğrencilerin Uşak ili marka kişiliği boyutlarının algılanması ile memleketi İzmir olan öğrencilerin İzmir ili marka kişiliği boyutlarının algılanması da farklılık göstermektedir. Aylık gelir durumu ve şehirde kalma süresi ile marka kişiliği boyutları arasında bir farklılık tespit edilmemiştir. Çalışmanın sonucunda Uşak ili marka kişiliği "inançlı" ve "huzurlu" olarak belirlenirken İzmir ili marka kişiliği "popüler" ve "özgür" olarak nitelendirilmiştir.

MarkaMarka kişiliğiModernleşme+7
Gülşah Ergin
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir ilindeki profesyonel liglerde mücadele eden futbol, basketbol, voleybol ve hentbol branşlarındaki erkek sporcuların saldırganlık düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırma İzmir ilindeki profesyonel liglerde mücadele eden Futbol, Basketbol, Voleybol ve Hentbol branşlarındaki erkek sporcuların saldırganlık düzeylerini incelemek amacıyla planlanmıştır. Yöntem: Çalışma kapsamında toplam 158 (Futbol:46, Basketbol:38, Voleybol:29, Hentbol:45) erkek sporcu ile çalışılmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından oluşturulan 10 maddelik 'Kişisel Bilgi Formu' ve İpek İLTER (Kiper)(1) tarafından geliştirilen 30 maddelik 'yıkıcı saldırganlık', 'atılganlık' ve 'edilgen saldırganlık' olmak üzere üç alt boyutlu 'Saldırganlık Envanteri' kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma grubunun kişisel özelliklerine ilişkin analizinde büyük çoğunluğunun (%69, n=109) 18-25 yaş aralığında, %83.5(n=132)'inin boylarının 1,80m'nin üzerinde ve yine büyük çoğunluğunun (%65.2 n=103) üniversite mezunu olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan sporcuların %29.1'ini futbol , %24.1'ini basketbol, %18.4'ünü voleybol, % 28.5'ini hentbol branşı oluşturmaktadır. Branşlara göre bakıldığında sadece atılganlık alt boyutunda futbol ile voleybol arasında anlamlı bir fark belirlenmiştir( F =3.206; p=0.025; tukey=0.015). Sporcuların anne- baba eğitim durumlarına göre saldırganlık düzeyleri incelendiğinde, üniversite mezunu annelerin ve babaların çocukları ile lise mezunu anne-babaların çocukları arasında atılganlık alt boyutunda anlamlı bir fark bulunmuştur (anne eğitim: F=2.601; p=0.038; tukey=0.035) (baba eğitim: F=4.611; p=0.02; tukey=0.02). Sporcuların düzenli kitap okuma alışkanlığına göre saldırganlık alt boyutları incelendiğinde atılganlık alt boyutunda anlamlılık bulunmuştur (t=2.196; p=0.030). Sonuç: Sonuç olarak; saldırganlık düzeylerine göre bakıldığında branşların genel saldırganlık düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Sadece futbol oynayanların, voleybol oynayan sporculara göre daha atılgan oldukları belirlenmiştir. Üniversite mezunu anne ve babaların sporcu çocukları, lise mezunu anne ve babaların çocuklarına göre daha atılgan oldukları tespit edilmiştir. Düzenli kitap okuma alışkanlığına sahip sporcuların da düzenli kitap okumayan sporculara göre daha atılgan oldukları belirlenmiştir. Anahtar kelimeler; profesyonel lig, saldırganlık, sporcu.

BasketbolcularErkeklerFutbolcular+5
Efkan Çiloğlu
Uşak University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sicill-i Ahval kayıtlarına göre İzmir doğumlu gayrimüslim memurlar

Osmanlı Devleti, sınırları üç kıtaya ulaşmış, dönemindeki emsallerinden çok farklı bir devletti. Gerek kurulduğu coğrafyanın büyüklüğü ve kıymeti, gerekse değişen zaman şartları nedeniyle her daim yeniliklere açık olması gerekmekteydi. Bu nedenledir ki Osmanlı Devleti, kuruluşundan itibaren devletin teşkilatlanmasını kolaylaştırmak amacıyla birçok kurum ve kuruluş oluşturmuş, zaman içerisinde bu kuruluşlar değişen şartlara uygun olarak yenilenmiştir. Özellikle de Osmanlı Devleti III. Selim ve II. Mahmud döneminden itibaren köklü idari reformlar için çalışmalar yapılmış, Tanzimat Dönemi sonrasında ise, bürokraside Batı tarzında düzenlemelere ihtiyaç duyulmuştur. Memur sayısında yaşanan artış da düzenlemelerin arasında yer almıştır. Osmanlı Devleti'nin en uzun yüzyılı olarak nitelenen XIX. yüzyılda yapılan reformlardan biri de memurlarla ilgili düzenlemelerdir. Devlet idaresinde kurumsallaşmanın artışı, bürokrasinin uzmanlaştığı ve daha fazla merkeziyetçi bir görünüm kazandığı bu dönemde memur istihdamı konusunda birtakım köklü değişiklikler yapılmıştır. Yapılan değişiklikler Osmanlı Devleti'nde yer alan gayrimüslim unsurları da kapsamaktaydı. XIX. yüzyılla beraber gayrimüslimlere verilen yeni haklar ile devlet içerisinde daha etkin olmalarına imkân tanınmıştır. Osmanlı Devleti teşkilatında görev alan memurlara ait resmi belgelerin kaydedildiği defterlerin tescili işlemine Sicill-i Ahval, meydana gelen defterlere de Sicill-i Umumî adı verilmiştir. Sicill-i Ahval adını verdiğimiz defterlerde memurların, memurlukları süresince özel ve memuriyetleriyle ilgili durumları bulunmaktaydı. Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde 1873-1909 tarihleri arasında 201 defter tutulmuştur. Defterlerde memurların ismi, mahlası veya künyesi, babası memur ise rütbesi, bilinen bir kişi ise sülalesinin adı, göreve başlayış tarihi, tahsil durumu, liyakat ve ehliyet derecesi, azil, tayin ve muhakemeleri, gayrimüslim ise milliyeti kaydedilmiştir. Bu çalışmada Sicill-i Ahval kayıtlarından yararlanarak İzmir doğumlu gayrimüslim memurların; doğum tarihi, baba adı, milliyeti değerlendirilerek aileleri ve sülale adlarıyla ilgili bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Bunun yanı sıra okudukları okullar, bu okullarda aldıkları dersler, yabancı dil durumları, memuriyete başladıkları tarih, maaşları, unvanları ve memuriyet sırasında ceza alıp almadıklarına dair bilgiler de verilerek İzmir doğumlu 68 gayrimüslim memur tanıtılmaya çalışılmıştır.

DefterlerGayrimüslimlerMemurlar+5
Sedef Kumsar
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

CHP parti müfettişlik raporlarına göre İzmir (1935-1950)

9 Eylül 1923 tarihinde kurulan Cumhuriyet Halk Partisi 1923 yılından 1946 yılına kadar Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin siyasi hayatında tek başına söz sahibi olarak yönetimi üstlenmiştir. Tek başına iktidarda olmanın doğuracağı parti içi ve parti dışı muhalefet sıkıntılarının olumsuz sonuçlarını engellemek, parti teşkilatı ve çalışmaları üzerinde denetim ve kontrol sağlamak, partinin merkezi otoritesini sağlamlaştırmak amacıyla 1923 yılında Parti Müfettişliği adıyla bir teftiş mekanizması kurulmuştur. Ülke birden fazla ilden oluşan mıntıka bölgelerine ayrılarak çeşitli alanlarda müfettişler ve milletvekilleri tarafından teftişlerinin yapılması sağlanmıştır. Her parti müfettişi bölgesini iki kez teftiş etmekle görevlendirilmiştir. Parti Müfettişliği kurumunun önemi kısa sürede artmış ve ülke içerisinde hem denetimin merkezi hem de halkın isteklerinin ve şikayetlerinin sesi olmuştur. 1932 yılında kurulan Halkevlerinin de denetimini sağlayan bölge müfettişlikleri ülkede her alanda yaşanan sorun ve sıkıntıları denetleyebilme gücüne sahip olmuşlardır. 1935 yılında yapılan düzenleme ile bu kurum daha etkin hale getirilmiştir. Bu çalışma, 1935-1950 yılları arasında parti müfettişleri ve İzmir milletvekilleri tarafından yapılan teftişler sonucunda oluşturulan raporlar ışığında İzmir ilinin parti örgütlenmesi, Halkevi çalışmaları, sosyal, kültürel, ekonomik, eğitim, spor ve sağlık gibi alanlardaki çalışmaları hakkında bilgi vermektedir.

Cumhuriyet Halk PartisiCumhuriyet tarihiDenetçiler+6
Zeynep Yılmaz
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İranlı göçmenlerin din değiştirmesinde etkili olan sosyal ve psikolojik faktörler: İzmir örneği

Bu çalışma İzmir'de yaşayan din değiştirmiş İranlı göçmenlerin din değiştirmesinde etkili olan sosyal ve psikolojik faktörlerin neler olduğunun incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırmada genel anlamda din değiştirmenin altında yatan sosyal ve psikolojik etkenler ortaya çıkarılmıştır. Özelde ise İzmir'e göç eden İranlıların din değiştirme eyleminden önceki yaşamları, din değiştirme ve din değiştirme sonrası yaşamış oldukları süreçler psikolojik ve sosyal boyutları ile üç aşamada ele alınmıştır. Ayrıca din değiştirme sırasında, öncesinde ve sonrasında yaşanan durumlar ve bunların çözümüne yönelik din psikolojisi, din sosyolojisi, din eğitimi vb. alanlarda yapılan çalışmalara katkı sağlamak amaçlı yapılan bir çalışmadır. Araştırmada veriler, İzmir'de yaşayan ve kartopu örneklemi ile ulaşılan 6 İranlı göçmenle derinlemesine mülakat yapılarak elde edilmiştir. Veriler toplanırken ses kayıt cihazı kullanılmıştır. Daha sonra toplanan veriler yorumlanmış ve değerlendirilmiştir. Bireylerin din değiştirmelerinde birçok psikososyal faktör etkili olmaktadır. Görüşülen bireylerin din değiştirmesinde İran'da siyasi ve dini ortamın etkisi görülmektedir. Bununla birlikte başta ekonomik olmak üzere çeşitli mahrumiyetler içindeki göçmenlere Hristiyan misyonerlerin gösterdikleri yakın ilginin de din değiştirmede etkili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Din değiştirme, Dini değişim, İranlı göçmenler, Hristyanlık, Misyonerlik

Din değiştirmeDin psikolojisiDin sosyolojisi+7
Azad Gök
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

2018 yılı İzmir yerel yazılı basınında verilen sağlık haberlerinin incelenmesi (Yenigün, Ege Telgraf, Haber Ekspres ve Yeni Asır gazeteleri örneği)

Sağlık konulu içeriklerin medyada yer alması; toplumu bilgilendirmek ve kamuoyunun sağlık üzerine yapılan çalışmaları bilmesi açısından çok önemlidir. Araştırmanın amacı, yerel yazılı basında 2018 yılında yayınlanan 4 gazetenin sağlık haberlerine bakış açılarını belirlemek, basının haber verme değerleriyle yaptıkları yayınların örtüşüp örtüşmediğini saptamaktır. Bu amaçla İzmir Basın İlan Kurumu'na bağlı Yenigün Gazetesi, Ege Telgraf Gazetesi, Haber Ekspres Gazetesi ve Yeni Asır Gazetesi olmak üzere dört gazetenin 2018 yılında aktardığı sağlık haberleri incelenmiştir. Yapılan çalışma sonunda sağlık haberlerinin yerel basındaki yeri ve haberlerin nasıl aktarıldığı saptanmıştır. İncelenen gazetelerin sağlık haberlerinin genellikle açık ve anlaşılır bir anlatıma sahip oldukları, inandırıcı özellik taşıdıkları ve bilgilendirme düzeylerinin yüksek oldukları ortaya çıkan bulgular arasındadır. İzmir Basın İlan Kurumu'na bağlı 4 gazetede ele alınan haber konularını ise genellikle hastalıklar ve tedavileri, sağlık alanında yapılan gelişmeler, beslenme ve genel sağlık üzerine halkı bilgilendirme oluşturmaktadır. Bu saptama ile birlikte yerel basında sağlık haberciliği sorunlarına ulaşılmıştır.

HaberlerSağlıkYerel basın+2
Berna Vatansever
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Belediyelerin kurumsal sosyal medya kullanımları üzerine bir araştırma: İzmir'deki ilçe belediyeler üzerine bir inceleme

Günümüzde belediyeler kurumsal amaç doğrultusunda sosyal medya hesaplarını aktif olarak kullanmaktadır. Kurumsal sosyal medya hesaplarında yapmış oldukları paylaşımlar ile vatandaşları arasında iki yönlü iletişim gerçekleştirmektedir. Kurumsal sosyal medya hesapları ile beraber halkla ilişkiler faaliyetlerini vatandaşlara duyurulmaktadır. En fazla kullanılan sosyal medya araçlarından olan Instagram, Facebook ve Twitter sosyal medya ağlarından vatandaşlara gönderi paylaşımı yapılmaktadır. Bu çalışmada nicel araştırma yönteminden faydalanılarak 01.01.2020-30.06.2020 tarihleri arasında Aliağa Belediyesi, Bayındır Belediyesi, Narlıdere Belediyesi ve Tire Belediyesi'nin kurumsal Instagram, Facebook ve Twitter hesaplarında yer alan paylaşımların içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışma sonucunda ilgili belediyelerin kurumsal sosyal medya hesap kullanımları amaç bakımından birbiriyle benzerlik göstermesine karşın ilgili belediyelerin kurumsal Instagram, Facebook ve Twitter hesaplarına eşit derecede önem göstermedikleri belirlenmiştir. İlgili belediyelerin içerik türleri bakımından ve gönderi türü bakımından farklılaştıkları tespit edilmiştir. Vatandaşlarla etkileşimleri bakımından ise ilgili belediyelerin yetersiz kaldıkları ortaya çıkmıştır.

BelediyelerFacebookHalkla ilişkiler+6
Ferdi Bayoğlu
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrudan yabancı yatırımları etkileyen faktörler: İstanbul, İzmir, Bursa ve Manisa illerinde bir alan araştırması

Yabancı yatırımcı tarafından ev sahibi ülkeye doğru gerçekleştirilen doğrudan yabancı yatırımlar, ev sahibi ülkede yeni bir tesis kurmak, var olan bir tesisi satın almak ya da var olan bir tesise ortak olmak şeklinde gerçekleşmektedirler. Özellikle 1980'lerden sonra küreselleşmenin artması ile beraber doğrudan yabancı yatırımların miktarlarında büyük artışlar meydana gelmiştir. Çok uluslu şirketler tarafından yapılan bu yatırımlar, ekonomik büyümeleri için sermaye malı ithal etmek zorunda olan gelişmekte olan ülkeler için büyük bir döviz kaynağı haline gelmiştir. Doğrudan yabancı yatırımlar, döviz arzını arttırmanın yanında gittikleri ülkelere teknoloji transferi yaparak ülkelerin üretim yapısını geliştirmektedir. Bu bağlamda son yıllarda doğrudan yabancı yatırım çeken ülkeler sürdürülebilir bir ekonomik büyüme performansı göstermişlerdir. Doğrudan yabancı yatırımların ekonomik büyüme üzerinde etkili olması doğrudan yabancı yatırımları etkileyen unsurların da önemini arttırmaktadır. Bu çalışmadaki amaç Türkiye'de doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile kurulan firmaların yatırım kararlarında etkili olan faktörleri tespit etmektir. Bu amaçla Türkiye'de kurulmuş 28 yabancı sermayeli şirketin üst düzey yöneticileri ile mülakat yapılmıştır. Yapılan alan araştırması sonucunda yabancı yatırımcıların Türkiye'de yatırım yapmasında en etkili olan faktörlerin sırası ile Türkiye'nin coğrafi konumu ve pazarlara olan yakınlığı, Türkiye'nin piyasa büyüklüğü ve talep hacmi, Türkiye'nin nitelikli işgücüne sahip olması, finansal piyasaların gelişmişlik durumu, Türkiye'deki ücretlerin düşük olması ve Türkiye'nin büyüme rakamları olduğu saptanmıştır. Bunun yanında uluslararası derecelendirme kuruluşlarının Türkiye'ye verdiği puanlar, enflasyon, döviz kuru ve doğal kaynaklar gibi bazı unsurların firmaların yatırım kararlarında çok etkili olmadığı tespit edilmiştir. Bu sonuç bağlamında, Türkiye'nin çevre ülkelerle ulaşım ağını geliştirerek coğrafi konumunun avantajlarını arttırması, eğitim sisteminde doğru reformlar yaparak yabancı dil eğitimini üst düzey hale getirmesi ve mesleki eğitim ile hayat boyu öğrenme kapsamında iş gücüne yatırım yapması önemlidir. Bu çalışmanın birinci bölümünde doğrudan yabancı yatırımlarla ilgili teorik bilgiler verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde de doğrudan yabancı yatırımların ekonomik büyüme, istihdam ve ihracat ile olan ilişkisinin yanında doğrudan yabancı yatırımları etkileyen faktörleri inceleyen çalışmalar sistematik bir şekilde rapor edilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Türkiye'de faaliyet gösteren ve doğrudan yabancı sermaye yatırımı ile kurulan 28 firmanın yöneticileri ile yüz yüze görüşme yönetimiyle yapılan anketlerden elde edilen veriler tablolar halinde verilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar son bölümde verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Yatırımlar, Türkiye, Alan Araştırması, Yüz Yüze Görüşme Yöntemi

BursaDoğrudan yabancı sermaye yatırımlarıManisa+4
Mehmet Lamih Badur
Şırnak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir itfaiyesi çalışanlarının pandemi döneminde meydana gelen Seferihisar depreminde COVID-19'un deprem yanıtına etkisi ile ilgili görüşlerinin ve COVID-19 korkularının saptanması

COVID-19, 2020 yılı itibariyle dünya üzerinde etki gösteren ve tüm dünyada hastalık meydana getiren bir viral enfeksiyondur. Türkiye'de ilk vakanın saptandığı 11 Mart 2020 tarihinde pandemi ilan edilmiştir. Bu süreç içerisinde meydana gelen afetlere verilen yanıt, pandeminin olmadığı dönemdeki afetlere verilen yanıta göre daha karmaşıktır ve yönetimleri daha zordur. Bu çalışmada, pandemi döneminde meydana gelen İzmir-Seferihisar depreminde COVID-19'un deprem yanıtı üzerine etkisi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye personelinin COVID-19 hastalığı ile ilgili bilgi, görüş, davranış ve korkularının değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Araştırma, İzmir ilinde görev yapan, İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı, 52 istasyon ve 1267 personel üzerinde yüz yüze görüşmeler ile gerçekleştirilmiştir. İtfaiyecilere 60 soruluk anket ile 7 önerme içeren COVID-19 Korkusu ölçeğinden oluşan veri toplama formu uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. İstatistiksel analizde uygun oldukları yerlerde Shapiro Wilks testi, Student's T testi ve One-Way ANOVA testi testleri kullanılmıştır. Çalışmaya 42'si kadın 568 itfaiyeci katılmıştır. Çalışmaya katılan itfaiyecilerin yaş ortalaması 41,8±8,4 olarak saptanmıştır İtfaiyecilerin %23,8'si İzmir il merkezinde bulunan istasyonlarda görev aldığını belirtmiştir. İtfaiyecilerin ortalama çalışma yılı 15,1±8,5 yıl olarak bulunmuştur. İtfaiyecilerin %81,5'i İzmir-Seferihisar depreminde aktif olarak görev aldığını ifade etmiştir. İtfaiyecilerin %39,1'i COVID-19 hastalığı hakkındaki bilgi düzeyinin kısmen yeterli olduğunu, %30,3'ü ise COVID-19 aşısını kesinlikle yaptıracağını belirtmiştir. COVID-19 Korkusu Ölçeğinden aldıkları puanların ortalaması 16,2±5,7 olarak hesaplanmıştır. İtfaiyecilerin kronik hastalıklarının olması durumunda korku puanlarının arttığı görülmüştür. Yangın ve Acil Müdahale şubesi bünyesinde çalışanların korku puanı diğer birimlere göre daha düşük çıkmıştır.

AfetlerCOVID 19Deprem+6
Ayşe Merve Bahar
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

STK perspektifinden İzmir'de göçmen ve sığınmacılara yönelik ayrımcılık ve sosyal dışlanma: Sosyal hizmetin temel ilkeleri bağlamında bir değerlendirme

Bu araştırma, İzmir'de göç alanında faaliyet yürüten STK çalışanlarının bakış açısıyla göçmen ve sığınmacılara yönelik ayrımcılık ve sosyal dışlanma olgusunu sosyal hizmet mesleği ve disiplininin temel ilkeleri açısından değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemine dayanan bu araştırmada fenomenolojik araştırma yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırma, Ağustos ve Ekim 2021 tarihleri arasında İzmir'de yürütülmüştür. Araştırma kapsamında İzmir'de göçmen ve sığınmacılara yönelik doğrudan veya dolaylı olarak faaliyet yürüten 14 STK'dan 21 kişiyle online derinlemesine görüşme yapılmıştır. Araştırma verileri betimsel ve tematik analiz yöntemine göre analiz edilmiş ve yorumlanmıştır.Araştırma bulgularına göre göçmen ve sığınmacılar tarafından Yunanistan üzerinden Avrupa'ya geçiş için kullanılan transit bir şehir olan İzmir'de göç alanında faaliyet yürüten birkaç yerel inisiyatif ve STK bulunurken Suriyeli sığınmacıların gelişi ve sayısının giderek artmasıyla birlikte STK'ların sayısında artış olduğu anlaşılmıştır. Sosyal hizmetin neo-liberal yaklaşımı yansıtan kolektif sorumluluk ilkesine uygun bir şekilde STK'ların devletin boşluğunu dolduran, devletle birbirini tamamlayan, göçmen ve sığınmacılar için hayati öneme sahip olan bir aktör ve yapı olarak görüldüğü ortaya çıkmıştır. Göç alanında faaliyet yürüten STK'ların genel olarak kapsayıcı olmayan ve süreklilik arz etmeyen proje temelli faaliyetler yürüttüğü anlaşılmıştır. Sığınma hakkına yapılan vurguya ve hak temelli STK söylemine rağmen sosyal hizmetin farklılıklara saygı, insan hakları ve sosyal adalet ilkelerine aykırı bir şekilde göçmen ve sığınmacıların tehdit, sorun, mağdur, muhtaç vb. olarak olumsuz bir şekilde kategorize edildiği ve konumlandırıldığı dikkat çekmiştir. Bununla birlikte sosyal hizmetin farklılıklara saygı, insan hakları ve sosyal adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak bir şekilde İzmir'de yaşayan göçmen ve sığınmacıların kayıtsızlık, dil bariyeri, ekonomik yoksunluk, ayrımcılık ve sosyal dışlanma gibi nedenlerden dolayı hak ve hizmetlere erişim konusunda çeşitli sorunlar yaşadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca İzmir'de yerel halkın genel olarak göçmen ve sığınmacılara yönelik mesafeli olduğu, onları istemediği; göçmen ve sığınmacıların çeşitli ayrımcılık ve sosyal dışlanma biçimlerine maruz kaldığı anlaşılmıştır. Göçmen ve sığınmacıların ayrımcılık ve sosyal dışlanma karşısında görünmez olma, kimliğini gizleme, kabullenme/normalleştirme gibi çeşitli olumsuz başetme stratejileri kullandıkları dikkat çekmiştir. Ayrımcılık ve sosyal dışlanmaya maruz kalmalarının göçmen ve sığınmacıların toplumsal yaşama katılımı ve entegrasyonunu olumsuz etkilediği anlaşılmıştır.

AyrımcılıkGöçmenlerMülteciler+5
Olcay Güldalı
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The perceptions of health professionals serving in primary healthcare centers about healthcare provision, and the level of burnout among them

Objective: The purpose of this study is to investigate the level of burnout and perceptions of health professionals serving in primary healthcare centers in four provinces in Turkey, namely Gaziantep, Hatay, İzmir, Şanlıurfa, Method: The study was conducted in primary healthcare facilities in Gaziantep, Hatay, İzmir and Şanlıurfa. A survey with 85-items was used to collect data for demographic information, perceptions of healthcare professionals regarding their services and burnout. Maslach Burnout Inventory (MBI) was utilized to explore the level of burnout. A total of 236 healthcare professionals completed the survey, out of which 224 responses were used in the analyses. Results: The results showed that healthcare professionals serving migrant groups mainly face challenges linked to linguistic barriers. Most of them consider interpreter services to be essential and appreciate the importance of training. Among the three burnout subscales of the Maslach Burnout Inventory (MBI), particularly Emotional Exhaustion (EE) was found to have a relationship with a variety of factors like age, current workplace, training, number of children, profession, year of graduation, duration of work and knowledge of a common language, legal status and culture. Depersonalization (DP) was associated with age and knowledge of a common language, legal status and culture. Finally, Personal Achivement (PA) showed a relationship with the duration of work, gender and knowledge about culture. Conclusion: Evidence gathered in this study suggests that healthcare professionals serving migrant groups, particularly the ones working in in Family Health Centers and those with limited professional experience, need to be supported by interventions targeting linguistic and cultural barriers. Capacity building opportunities and effective human resource management in the health facilities need to be ensured for staff welfare and improvement of healthcare services. Keywords: asylum seeker; challenges; burnout; delivery of health care; health care provider; Maslach Burnout Inventory; refugee

Primary health careGaziantepEmigrants+7
Nurtaç Kavukcu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Demografik özelliklerin tüketici karar verme tarzları ve sürdürülebilir tüketim davranışına etkisi: İzmir ili örneği

Endüstri Devriminden sonra yaşanan gelişmeler sonucunda bireyler tüketime odaklı bir şekilde yaşamaya başlamıştır. Tüketime odaklı olarak yaşam standartları değişen tüketicinin, tatmin etmek istediği ihtiyaçları da değişmiştir. Zorunlu ihtiyaçlarının yanı sıra tüketiciler toplum içinde var olmak, eğlenmek, mutlu olmak gibi çok çeşitli nedenlerden dolayı tüketme eylemini gerçekleştirmek istemiştir. Fakat tüketicinin bu eylemlerinin, dünya üzerinde yaşayan diğer canlıların hayatını tehlikeye attığı görülmüştür. Tüketicinin demografik özelliklerine bağlı olarak karar verme tarzlarının zamanla değişim göstermesi sürdürülebilir tüketim davranışının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu yüzden demografik özelliklerin tüketici karar verme tarzları ile sürdürülebilir tüketim davranışı üzerindeki etkisinin ele alınması gerektiği düşünülmüştür. Bu bağlamda demografik özelliklerin tüketici karar verme tarzları ile sürdürülebilir tüketim davranışı üzerinde nasıl bir etkisinin olduğunu tespit etmek araştırmanın amacını oluşturmuştur. Bu amaç doğrultusunda, araştırmanın evreni İzmir‟de nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu 6 ilçe olarak belirlenmiştir. Bu evrenden kota örnekleme yöntemine göre 598 kişi araştırma anketine katılmıştır. Araştırma verilerinin analizi SPSS 22 ve AMOS 21 programlarında gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, demografik özelliklerin hem tüketici karar verme tarzları hem de sürdürülebilir tüketim davranışında oldukça önemli olduğu görülmüştür. Aynı zamanda tüketici karar verme tarzları ile sürdürülebilir tüketim davranışı arasında hem pozitif hem de negatif bir ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Demografik Özellikler, Tüketici Karar Verme Tarzları, Sürdürülebilir Tüketim Davranışı.

DemografiDemografik özelliklerKarar verme+7
Sezen Garip
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomi haberciliğinde haber üretim sürecini etkileyen faktörler (İzmir ili örneği üzerine bir araştırma)

Ekonominin hayatımızda giderek etkin bir rol oynamaya başladığı günümüzde, ekonomi haberleri de aynı paralelde etkinlik göstermektedir. Dolayısıyla ekonomi haberciliğine toplumun her kesiminden artan bu ilgi ekonomi haberlerini önemli hale getirmiştir. Söz konusu ekonomi haberlerinin detaylı incelendiği tezde, ekonomi haberlerinde haber üretim sürecini etkileyen faktörlerin neler olduğu ve bu faktörlerin her birinin ne kadar bu süreci etkilediği ele alınmıştır. Bu bağlamda, söz konusu faktörlerin neler olduğu ve olabileceği araştırılmıştır. Tezin birinci bölümünde ilk olarak ekonomi haberciliğinin ne olduğu ve akabinde amacı işlevleri detaylı şekilde işlenmiştir. Ardından haberin ve haberciliğin en önemli unsuru olan haber kaynaklarına ve bu kaynaklar ile muhabirin ilişkisine değinilmiştir. Yine bu bölümde meslek etiği üzerinde durulmuş ve dünyadaki ve Türkiye'deki ekonomi haberciliğinin tarihsel gelişimine değinilmiştir. Ardından gelen bölümde ise haberin ne olduğu ve söz konusu haberin baştan sona üretilme süreci ve bu süreci etkileyen faktörler tek tek ele alınmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümü, araştırma kapsamında elde edilen verilerden hareketle, bahsi geçen faktörlerin üretim sürecinin etkileyip etkilemediği, eğer etkiliyor ise bunun boyutları analizine ayrılmıştır. Çalışmada ayrıca görüşme yöntemiyle sorulan soruları cevaplayan muhabirlere ekonomi haberlerinin, haber haline gelme sürecinde bahsettikleri sınırlarla karşılaştıklarında nasıl hareket ettikleri konusuna da değinilmiştir. Bu bağlamda çeşitli görüşlere sahip farklı gazetelerde çalışan ekonomi muhabirlerinin görüşleri üzerinden karşılaştırmalar yapılarak, bir yargıya ulaşılmaya çalışılmıştır.

EkonomiEkonomi basınıGazetecilik+5
Zeynep İsce Ergül
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir'de yüksek kapasiteli bazı süt işleme tesislerine gelen inek sütlerinin bileşimi ve kalitesi ile bunların mevsim ve yöreye göre değişimi

Bu çalışmanın amacı, İzmir'de yüksek kapasiteli süt işleme tesislerine gelen inek sütlerinin bileşimi ve kalitesi ile bunların mevsim ve yöreye göre değişimini incelemektir. Çalışma, İzmir'de süt üretimi ve süt işleme tesisi sayısı bakımından ilk sıralarda bulunan 4 ilçede gerçekleştirilmiştir. Her ilçeden en yüksek kapasiteli birer süt işleme tesisinin taşıma tankerlerinden ayda bir kere olmak üzere 11 ay boyunca süt örnekleri alınmıştır. Örnek alımı sırasında her taşıma tankının hangi güzergâhlardan süt topladığı, taşıma tankında kaç çiftliğin sütünün bulunduğu, örnek alma tarihleri ve saatleri, sütün sıcaklığı ve pH değerleri formlara kaydedilmiştir. Daha sonra süt örnekleri Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Süt Analiz Laboratuvarına getirilmiştir. Burada toplam 911 süt örneğinde Somacount150 cihazı ile sütte somatik hücre sayısı (SHS), Bentley150 cihazı ile kuru madde, yağ, protein, laktoz, yağsız kuru madde ve donma noktası tespit edilmiştir. Ayrıca depolama tanklarından alınan toplam 44 süt örneğinde toplam bakteri sayısı (TBS), Standard Plate Count yöntemi ile tespit edilmiştir. Elde edilen veriler, tanımlayıcı istatistiklerin hesaplanması yanı sıra ilçe, ay, tankta sütü bulunan işletme sayısı ve SHS sınıfı gibi faktörlerin yer aldığı bir modelle analiz edilmiştir. Sütte incelenen özelliklere ilişkin tanımlayıcı istatistikler aşağıdaki gibi bulunmuştur. Ortalama kuru madde oranı % 12.00 (en düşük % 10.70, en yüksek % 13.35), yağ oranı % 3.54 (en düşük % 2.24, en yüksek % 5.25), toplam protein oranı % 3.22 (en düşük % 2.88, en yüksek % 3.63), laktoz oranı % 4.64 (en düşük % 4.13, en yüksek % 4.94), yağsız kuru madde % 8.46 (en düşük %7.86, en yüksek % 9.03), SHS 568 000 hücre/mL (en düşük 75 000, en yüksek 2 300 000 hücre/mL), TBS 8 340 000 kob/mL (en düşük 120 000, en yüksek 57 300 000 kob/mL), pH 6.74 (en düşük 6.06, en yüksek 7.00) ve donma noktası -0.536 °C (en düşük -0.628 °C, en yüksek 0.492 °C) olarak saptanmıştır. Sütün bileşimi ve kalitesi mevsime göre önemli değişim göstermiştir. Süt bileşenlerinin oranı kış aylarında yükselmiş, yaz aylarında ise önemli düzeyde düşmüştür. İlçeler arasında da sütün bileşimi ve kalitesi bakımından önemli farklılıklar bulunmuştur. Özellikle süt kalitesinin, genellikle sıcak sütlerin toplandığı ilçelerde diğerlerine göre daha kötü olduğu görülmüştür. Alınan örneklerin kaç işletmenin sütünü temsil ettiğine göre de sütün bileşimi ve kalitesinin değiştiği belirlenmiştir. Süt bileşimlerinin oranları, 1-10 arası işletmenin sütünün bulunduğu tanklardan alınan örneklerde benzer iken, 11-175 arası işletmenin sütünün bulunduğu tanklardan alınan örneklerde oranlar daha düşük bulunmuştur. Benzer eğilim kalite ölçütleri için de gözlenmiştir. Sütte SHS arttıkça yağ ve kuru madde oranı artmış, protein oranı ise çok az yükselmiştir. Buna karşılık laktoz ve yağsız kuru madde oranı SHS arttıkça düşmüştür. SHS çok fazla olduğunda pH düşük bulunmuştur. Donma noktası ise SHS düzeyinden etkilenmemiştir. Çalışma kapsamında aşağıda yer alan bazı öneriler getirilmiştir: İlgili mevzuat gerektiği şekilde uygulanmalıdır. Sürü düzeyinde SHS ve TBS bağımsız bir kuruluş tarafından etkin bir şekilde izlenmelidir. Sıcaklık stresi sütün bileşimini ve kalitesini olumsuz yönde etkilediğinden, sıcaklık stresinin inekler üzerindeki etkisini en aza indirmeye yönelik olarak yaz mevsiminde gerekli önlemler alınmalıdır.

Donma noktasıKimyasal bileşimSomatik hücre sayısı+7
Abdurrahman Birhan Yörükoğlu
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cephe özellikleri açısından İzmir konutlarında cumba ve çıkma

19. yüzyılda İzmir, Levanten topluluklar, Ermeni, Rum ve Yahudi azınlıklar, gayri Müslüm Osmanlı tebaası, Kırım ve Balkanlar'dan gelen göçmenlerle kozmopolit bir yapıya kavuşmuştur. Kentin kozmopolit yapısı farklı kültürleri temsil eden mimari eserlerin meydana gelmesini sağlamıştır. Çalışma konumuz olan cumba ve çıkmalar ise bu kozmopolit yapının etkileri ile oluşan konutların en önemli mimari unsurlarıdır. Bu çalışmada amaç, bugüne kadar çeşitli araştırmalara konu olmuş İzmir konutuna çıkma açısından bakarak yeniden değerlendirmektir. Bir diğer amacımız ise her geçen gün yok olmakta olan İzmir'in eşsiz tarihi yapılarının ve İzmir'i İzmir evi yapan cumba ve çıkmalarının belgelenmesini sağlamaktır. Çalışmamızda 19.yüzyıl-20.yüzyıl başına tarihlenen 82 adet konut ele alınmıştır. Söz konusu konutların genel fotoğrafları ile birlikte cumba ve çıkmalarının ayrıntılı fotoğrafları çekilip, çizimleri yapılarak zengin bir katalog oluşturulmaya çalışılmıştır. Değerlendirme bölümünde cumba ve çıkmalar konum, malzeme, form ve süsleme bakımından ayrıntılı olarak incelenmiştir. Elde edilen veriler sıralanarak çalışma sonlandırılmıştır.

Balkon sistemleriCephe tasarımıCephe özellikleri+6
Yasemin Barboros
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Şehir markalaşmasında sosyal medya kullanımının şehir imajına katkısı: İzmir örneği

Günümüzde küreselleşme ile birlikte rekabet yalnızca işletmeler arasında değil ülkeler ve şehirlerarasında da yaşanmaktadır. Bu bağlamda ticari işletmeler kadar şehirlerin de markalaşma çabası içine girerek bu rekabette avantaj sağlamanın yollarını aramaları gerekmektedir. İşlemelerden daha kapsamlı ve karmaşık bir süreç olan şehir markalaşması; tarih, kültür, doğal zenginlikler, eğitim, ekonomi, insan kaynağı, alt yapı, teknoloji, insan hakları, hukuk gibi birçok önemli faktörü içinde bulundurmaktadır. Bu sebeple şehirlerin markalaşma çalışmaları, şehir yöneticileri ve paydaşları tarafından ortak çalışmalar, kısa ve uzun vadeli stratejik planlamalar yapılarak sistematik bir şekilde yürütülmelidir. Aksi takdirde şehirlerin yatırımcı ve turist çekmesi, ihracatı arttırması, nitelikli insan kaynağını elde tutması, çevre şehirler içerisinde cazibe merkezi olması mümkün olmayacaktır. Son yıllarda her alanda kendini gösteren ve her alana nüfuz eden sosyal medya olgusu, ticari markalarda olduğu gibi şehir markaları için de büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda şehrin; ayırt edici ve güçlü özelliklerinin ön plana çıkarılmasında, uzak bölgelerdeki insanlara tanıtılmasında, marka kimliğinin yansıtılmasında ve pozitif şehir marka imajı oluşturulmasında sosyal medya önemli bir araç olarak görülmektedir. Bu nedenlerden dolayı tezin amacı, şehirlerin markalaşma sürecinde sosyal medya hesaplarının şehir sakinleri ve yerli turistlerin şehir imajı algısı üzerindeki sahip olduğu rolü tespit edebilmektir. Bu bağlamda araştırmaya katılanlardan, şehirlerin sosyal medya hesabını takip eden ve etmeyenler arasındaki şehir imajı algısının farklılık gösterip göstermediği tespit edilmeye çalışılmıştır.

MarkalaşmaSosyal medyaİmaj yaratma+2
Mustafa Yalçın
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir yapılarında bezeme unsuru olarak çini

İzmir Yapılarında Bezeme Unsuru Olarak Çini adlı çalışmamız, Geç Osmanlı Dönemi, Birinci Ulusal Mimarlık ve Cumhuriyet Dönemlerinde inşa edilmiş yirmi altı yapıyı süsleyen çinileri kapsamaktadır. Dini yapılardaki çiniler, genellikle Geç Osmanlı Döneminin 18. yüzyılında aynı anda yerleştirilenleri yansıtmaktadır. Sivil mimaride ise Geç Osmanlı Döneminin 19. yüzyıl örnekleriyle Birinci Ulusal Mimarlık ve Cumhuriyet Dönemlerinin 20. yüzyıl Kütahya üretimleri de görülmektedir. Çini süslemeli olan İzmir yapıları, katalog bölümünde yapı türü ve kullanım amacına göre gruplandırılmıştır. Yapıların mimari özelliklerinden sonra çinilerin, tarihi dönemleri, ustası, yapıdaki yeri, form, malzeme, teknik ve kompozisyonlarına değinilmiştir. Yapılardaki konumları, alınlık, duvar, pencere, kapı, konsol, kubbe kasnağı ve minare gibi çeşitli alanlardadır. Beyaz-krem hamurlu çiniler, tek renk sırlı veya şeffaf renksiz sır altına çok renk boyamalı tekniğindedir. Kompozisyonlar, bitkisel, geometrik, mimari, nesne, sembolik motifler ile beraber yazı unsurlarıyla çeşitlilik gösterir. Bütün pano kompozisyonlarının yanı sıra, panolardaki bordür, köşelik ve levha bölümlerine göre farklı kompozisyon düzenlemeleri tasarlanmıştır. Çalışmamızda değindiğimiz çiniler, tüm özellikleri ve teknikleri ile Kütahya üretimine örnekler veren nadir eserler arasındadır.

BinalarMimari özelliklerSüslemeler+4
Burcu Eray
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sivil toplum kuruluşları ve kamu arasındaki bağıntıyı sağlamada halkla ilişkilerin rolü: Hayvan hakları dernekleri üzerine İzmir ili örneğinde bir durum çalışması

Günümüzde, halkla ilişkiler, örgütler için vazgeçilmez bir unsur olarak kabul görmektedir. Halkla ilişkiler genel olarak; halkı aydınlatarak görüşlerini benimsetmek, halktan bilgi alarak örgütsel kararlarda isabeti yakalamak, halkla işbirliği yaparak örgütsel amaçların kolay gerçekleşmesini sağlamak, halkın isteklerine kayıtsız kalınmadığını göstermek, halk üzerinde yönetime veya örgüte karşı olumlu imaj yaratmak ve halkın desteğini kazanmak vb. gibi birçok amacı kapsamaktadır. Bu sebeple, gerek kamu gerek özel kuruluşlar, halkla ilişkiler faaliyetlerine önem göstermektedir. Aynı şekilde, özellikle halkın desteği sayesinde faaliyet gösterebilen örgütler olduğundan, Sivil Toplum Kuruluşları (STK) için de halkla ilişkiler uygulamaları büyük önem taşımaktadır. Bu araştırmada, halkla ilişkilerin örgütlerdeki rolü, İzmir'deki STK'lardan olan hayvan hakları dernekleri ve aynı zamanda, hayvan sever olduğu halde herhangi bir hayvan hakları savunucu derneğe üyeliği olmayan bireyler üzerinden incelenerek ortaya konacaktır. Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler, Sivil Toplum Kuruluşları, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Faaliyetleri, Hayvan Hakları Dernekleri

DerneklerHalkla ilişkilerHayvan hakları+5
Deren Baysal
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir ilinin inanç turizmi potansiyeli ve değerlendirmesi

Bugün inanç turizmi, alternatif turizm türleri içinde önemi gittikçe artan bir turizm türüdür. İnanç turizmi sürekli ve hızlı bir değişim içerisindedir. İnanç turizmi pazarından pay almak isteyen destinasyonların inanç turizmine ve değişen koşullara uyum sağlamaları gerekmektedir. Ayrıca inanç turizmi pazarında rekabet gücünü artırmak içinde çeşitli stratejiler geliştirmeleri kaçınılmazdır. İzmir bölgesel ve küresel ölçekte inanç turizmi kaynaklarına sahip olmasına rağmen bugün ülkemizde ve dünyada inanç turizmi pazarında önemli bir konuma gelememiştir. Hiç şüphesiz bu durumun en önemli nedeni hem kentin ve ilin inanç turizmi potansiyelinin tam olarak bilinmemesi hem de potansiyelin turistik ürüne yeterince dönüştürülmemesidir. Beş bölümden oluşan bu yüksek lisans tez çalışmasında; ilk bölümde inanç turizmi için kavramsal çerçeve oluşturulmuş, ikinci bölümde İzmir'in turizm çekicilikleri, hizmetler ve müşteri profili analiz edilerek üçüncü bölüme temel oluşturulmuştur. Üçüncü bölümde İzmir'de inanç turizminin mevcut durumu, potansiyeli, rekabet analizi ve swot analizi yapılmıştır. Dördüncü bölüm anket ve görüşme çalışmasından elde edilen bulgulara ayrılmıştır. Beşinci ve son bölümde inanç turizminde bütünleştirme ve rota oluşturma konuları ele alınmış ve örneklerle desteklenmiştir. Bu bölüm inanç turizminin sorunları ve çözüm önerileri ile tamamlanmıştır. Bu yüksek lisans tez çalışmasının en önemli amacı İzmir'in sahip olduğu inanç turizmi potansiyelini ortaya çıkarmak ve bu potansiyelin en iyi biçimde değerlendirilmesine ışık tutmaktır. İzmir'de inanç turizminin mevcut durumu ve potansiyelinin belirlenmesi için nitel ve nicel araştırma yöntemleri kapsamında görüşme ve anket çalışması uygulanmıştır (görüşme 20 katılımcı, anket 13 katılımcı). Anketin analiz edilmesiyle üç Semavi dine ait 13 mevcut inanç turizmi eseri, görüşme sonucunda elde edilen bilgiler dahilinde inanç turizmi potansiyeli taşıyan üç Semavi dine ait 38 eser belirlenmiştir. Ayrıca anket sonucunda inanç turizmine katılan turistlerin profiline yönelik önemli bilgiler tespit edilmiştir. Böylelikle İzmir'in inanç turizmi potansiyeli sadece eser yönünden değil bu turizm türüne katılan turist profili yönünden de değerlendirmeye alınmıştır. Tezde, potansiyel inanç turizmi eserlerini turistik ürüne çevirmeye büyük katkı verecek İzmir ili inanç turizmi rotaları tasarlanmıştır. Bu rotalar, üç Semavi dine ait eserlerin belli bir rota izlenerek ziyaret edilmesini önermektedir. Rotalar İzmir kent merkezi ve il haritasına işlenmiştir.

Rota belirlemeİnanç turizmiİzmir
Yunus Fatih Yüksel
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal hafızadaki "Arap İmajı"nın Türkiye'deki Suriyelilere yönlendirilmesi sorunsalı: İzmir yereli

2011 yılında Suriye Arap Cumhuriyeti'nde başlayan iç savaş ve bu iç savaşın şiddetinin artmasına bağlı olarak milyonlarca Suriyeli göç etmek zorunda kalmıştır. Ülkemiz de Suriyelilerin göç ettiği ülkelerin başında gelmektedir. Türkiye'ye ilk Suriyeli kafile 29 Nisan 2011 tarihinde ulaşmıştır ve bu tarihten itibaren Suriyeli mülteci sayısı giderek artmıştır. Bu araştırma Türkiye'deki en çok Suriyelinin bulunduğu sekizinci il olan İzmir'de gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacı ise Türklerin; Araplar ve Arap bir millet olan Suriyeliler hakkındaki düşüncelerini, önyargılarının olup olmadığını, Türk – Arap bağını nasıl gördüklerini irdelemek ve Suriyeliler ile Türklerin kültürel olarak benzerlik ve farklılıklarının nasıl göründüğünü ortaya çıkarmaktır. Ayrıca, Suriyelilerin İzmir'e adapte olup olmadıkları, ülkemizde kalıp kalmaması ve vatandaşlık verilip verilmemesi konularında Türklerin bakış açıları araştırılmak istenmiştir. Bunlara ek olarak Suriyeliler hakkındaki önyargıların olup olmadığını belirleyebilmek adına katılımcılara evlerini Suriyelilere kiraya vermek isteyip istemedikleri, Suriyeliler ile komşu olmak isteyip istemedikleri ve Suriyeli biriyle evlenmek isteyip istemedikleri gibi sorular yöneltilmiştir. Bu kapsamda belirlenen 10 ilçede; Çiğli, Gaziemir, Dikili, Kiraz, Urla, Selçuk, Karşıyaka, Bornova, Basmane ve Buca ilçelerinden 10'ar katılımcı olmak üzere toplamda 100 katılımcıya derinlemesine mülakat yöntemi uygulanarak katılımcıların bu konulardaki görüşleri alınmıştır. Sonuçlar değerlendirildiğinde katılımcıların Araplar ile ilgili fikirlerinin ağırlıklı olarak medya yolu ile oluştuğu, daha önce Arap ülkelerinden birine gidenlerin oranının %11 olduğu, gitmeyi düşünenlerin oranının ise %39 olduğu görülmüştür. Katılımcıların %55'inin Arap bir tanıdığı olduğu görülmüştür. Katılımcıların %62'si Araplar hakkındaki düşüncelerinde güvenilmez olmaları, sürekli savaşmaları, nankör ve cahil olmaları gibi tanımlamalar yardımı ile olumsuz görüş bildirmişlerdir. Araplar ile ilgili önyargının ise %67 ile olumsuz olduğu görülmüştür. Katılımcıları büyük bir bölümünün ise Türk - Arap toplumsal bağı konusunda bilgilerinin olmadığı anlaşılmıştır. Katılımcıların Arap bir millet olan Suriyeliler hakkındaki görüşlerinin ise Araplar hakkındaki olumsuz görüşleri ile benzer oranda olduğu görülmüştür. Suriyeliler hakkındaki olumsuz görüş bildirenler ise bunun sebebi olarak Suriyelilerin ülkelerinde savaşmaktan kaçmalarını, Suriyeliler için ayrıcalık tanındığını düşünmelerini ve Suriyelilerin sosyal olarak uyumsuz davranışlarını göstermektedirler. Suriyeliler ile olan kültürel bağın benzer olduğunu ya da benzerliğin bulunmadığını belirten katılımcıların oranlarının ise birbirine yakın olduğu görülmüştür. Söz konusu benzerliğin; "hukuk ve dil", "din", "yemek" ve "örf ve adetler" olduğu belirtilirken farklılıkların ise "kültür", "temizlik alışkanlığı" ve "yemek yeme tarzı" olarak görüldüğü sonucuna varılmıştır. Katılımcıların, %77 ile Suriyelilerin Türkiye'de kalmasını istemediği, %86 ile de onlara vatandaşlık verilmesini istemedikleri görülmüştür. Katılımcıların %68'i Suriyelilerin İzmir'e adapte olmadıklarını düşünmektedirler. Katılımcıların yalnızca %26'sının Suriyelilere maddi ve manevi olarak destek oldukları görülmüştür. Büyük çoğunluğu ise destek vermemelerini 'zaten devletten yardım alıyorlar' diyerek açıklamışlardır. Bunun yanında katılımcıların %71 ile çoğu, Suriyelilerin dilencilik yapmasını olumsuz olarak görmektedirler. Katılımcıların %66'sının Suriyeli bir aileye komşu olmak istemediği ve yalnızca %14'ünün evlerini Suriyelilere verebilecekleri sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların Suriyeli biriyle evlenmeyi düşünmezken yakınlarının Suriyeli biriyle evlenmesine ise karşı olmadıkları görülmüştür. Katılımcıların Suriyelilerin İzmir'e gelişini hayatında etkisi olduğunu bildirirken bu etkiyi daha çok işsizlik, güvenlik, kiraların yükselmesi şeklinde belirtmişlerdir. Son olarak ise esnaf katılımcılar işyerlerini güvenemedikleri gerekçesiyle Suriyelilere emanet etmek istemediklerini ifade etmişlerdir.

Arap kültürüAraplarSuriyeliler+3
Esra Atak
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects