Job stress
195 theses under this subject heading
COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan ve çalışmayan hemşirelerin iş stresi, tükenmişlik ve anksiyete düzeylerinin karşılaştırılması
Amaç: Bu araştırmanın amacı, COVID-19 pandemisi sürecinde pandemi kliniğinde en az 1 ay süre ile çalışan ve çalışmayan hemşirelerin iş stresi, tükenmişlik ve anksiyete düzeylerini belirlemek ve karşılaştırmaktır. Yöntem: Karşılaştırmalı tanımlayıcı, karşılaştırmalı, kesitsel ve ilişki arayıcı tipte olan bu araştırma, kartopu örnekleme yöntemi kullanılarak 271 hemşire ile yürütüldü. Veri toplama işlemleri sosyal medya üzerinden katılımcılara online anket gönderilerek 15 Ocak-15 Mart 2022 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Üniversite Sağlık Bilimleri Etik Kurulu'ndan etik onay ve katılımcılardan da onam alındı. Veriler, sosyo-demografik veri formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği, İş Stresi Ölçeği ve Endişe ve Anksiyete Ölçeği ile toplandı. Verilerin analizinde sayı, yüzdelik dilimler, ki kare testi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi ve Pearson korelasyon analizi kullanıldı. Tüm istatistikler p<.05 değeri anlamlılık düzeyi olarak kabul edildi. Bulgular: COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan kadınların erkeklerden, çocuğu olan hemşirelerin çocuğu olmayanlardan, haftalık çalışma saati 40 saat üzeri olanların 40 saatten daha az çalışandan, ailesinde COVID-19 tanısı almış olanların olmayanlardan Maslach Tükenmişlik Ölçeği duygusal tükenme puan ortalamalarının daha yüksek ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi (p<.05). COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan erkeklerin de kadınlardan Maslach Tükenmişlik Ölçeği kişisel başarı alt boyut puan ortalamalarının daha yüksek ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi (p<.05). COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan kadınların endişe ve ankisyete ölçeği puan ortalamalarının erkeklerden daha yüksek ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptandı (p<.05). COVID-19 kliniğinde çalışan ve çalışmayan hemşirelerin iş stresi ile duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve endişe ve anksiyete ile iş stresi ve kişisel başarı arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif, endişe ve anksiyete ile duygusal tükenme arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif ilişki bulunmaktadır (p<.05). Sonuç: COVID-19 kliniğinde çalışıp çalışmama durumunun hemşirelerin tükenmişlik, iş stresi, endişe ve anksiyete yaşamalarını etkileyen bir faktör olmadığı belirlendi. Ancak, COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan hemşirelerde kadın olma, çocuk sahibi olma, 40 saat üzeri çalışma, ailesinde COVID-19 tanısının varlığı gibi faktörlerin duygusal tükenme ile endişe ve anksiyete düzeylerini etkilediği belirlendi. Ayrıca COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan erkek hemşirelerin kişisel başarı düzeylerinin negatif etkilendiği saptandı. Hemşirelerin iş stersi arttıkça ile duygusal dükenme ve duyarsızlaşmanın azaldığı, endişe ve ankisyeteleri arttıkça iş stresi ve duygusal tükenmenin arttığı belirlenmiştir. COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan hemşirelerin endişe ve ankisyeteleri arttıkça kişisel başarılarının azaldığı saptanmıştır.
İş stresi ve iş tatmini arasındaki ilişkinin incelenmesi: İstanbul'daki 4 ve 5 yıldızlı otel çalışanlarına yönelik bir araştırma
Bu çalışmanın amacı stresin iş hayatındaki etkilerine değinmek ve katılımcıların iş stresi seviyeleri ile iş tatmini seviyeleri arasında ilişki olup olmadığını değerlendirmektir. İş stresi ve iş tatmini ile ilgili literatür araştırması yapıldıktan sonra, kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiş ve anket metoduyla bilgiler ve veriler derlenmiştir. Veriler üzerinde SPSS programının 21.00 versiyonu ile yapılan analizler neticesinde, iş stresi ve iş tatmini arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişkinin var olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Çalışanların siber zorbalığa maruz kalması ve iş stresi durumlarının değerlendirilmesi
Bu çalışmada çalıştıkları işyerinde siber zorbalığa maruz kalan çalışanların siber zorbalık deneyimleri, etkileri ve mücadele yöntemleri ile işyeri siber zorbalığın iş stresi üzerindeki etkileri incelenmektedir. Araştırmanın çalışma grubu Yalova, Bursa ve İstanbul illerinde çalışma hayatına devam eden 22 kişi ile oluşturulmuştur. Çalışanların farklı meslek gruplarında ve sektörlerde yer alan kişiler olması göz önünde tutulmuştur. Siber zorbalık ile ilgili problemlerin belirlenmesi ve farklı meslek gruplarındaki değişkenleri saptamak amacıyla çeşitlilik sağlanmaya çalışılmıştır. Çalışmada kriterleri belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan sorular yüz yüze ve online toplantılarda kullanılmıştır. İşyeri siber zorbalığı ve iş stresine olan etkisini araştırmak için yapılan bu çalışmada kişiler ile yapılan görüşmelere bakıldığında; farklı meslek ve sektörlerde çalışsalar da büyük çoğunluğunun sık sık siber zorbalığa maruz kaldığı, genel itibari ile siber zorbalığı aynı şekilde tanımladıkları, çalışma hayatı üzerindeki etkilerinin benzer olduğu ve iş stresi yaşamalarına da neden olan önemli bir problem olduğu gibi bulgular tespit edilmiştir.
Pozitif psikolojik sermayenin iş stresi üzerindeki etkisinin belirlenmesi
Araştırmanın temel amacı pozitif psikolojik sermayenin iş stresine etkisini belirlemektir. Araştırmanın ilk değişkeni olan pozitif psikolojik sermaye; öz-yeterlilik, umut, iyimserlik ve dayanıklılık boyutlarının bir araya gelmesi ile oluşan üst yapı olarak tanımlanmaktadır (Luthans, Youssef ve Avolio, 2006: 19). Araştırmanın ikinci değişkeni ise iş stresidir. İş stresi; işgörenin iş yerinde yaşadığı (Turunç ve Çelik, 2010: 186) ve işgörenin biyolojik ve fizyolojik sistemini etkisiz hale getiren psikolojik sorunlar (Selye, 1974: 26) olarak ifade edilmektedir. Araştırmada kullanılan pozitif psikolojik sermaye ölçeği Luthans, Youssef ve Avolio tarafından 2007 yılında geliştirilen, 24 ifadeden ve 4 boyuttan oluşan ölçektir. Ölçeğin Türkçe'ye uyarlamasını Çetin ve Basım 2012 yılında gerçekleştirmişlerdir. Bu ölçek iyimserlik, dayanıklılık, umut ve öz-yeterlilik olmak üzere 4 boyuttan oluşmaktadır. İş stresi ölçeği ise House ve Rizzo tarafından 1972 yılında geliştirilen, 7 ifadeden ve tek boyuttan oluşan ölçektir. Ölçeğin Türkçe'ye uyarlamasını Efeoğlu 2006 yılında doktora tezi ile gerçekleştirmiştir. Araştırmanın evrenini Kütahya İli Merkez İlçe'de bulunan liselerde görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Evrenden anket aracılığı ile olasılığa dayalı örnekleme tekniklerinden basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile 314 sağlıklı veriye ulaşılmıştır. Verilerin analizinde SPSS ve YEM programlarından faydalanılarak fark testleri, faktör analizleri, güvenilirlik analizleri, korelasyon analizi ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda pozitif psikolojik sermayenin ve pozitif psikolojik sermaye boyutlarından iyimserlik ve dayanıklılığın iş stresi üzerinde negatif yönlü ve anlamlı etkisinin olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelime: Pozitif Psikoloji, Pozitif Psikolojik Sermaye, Stres, İş Stresi.
Yalın üretimin strese etkisinin yapısal eşitlik modeli ile incelenmesi
Yalın üretim, Japonya'da II. Dünya savaşının neden olduğu sermaye sıkıntısını aşabilmek amacıyla geliştirilmiştir. Oluşan sermaye sıkıntısı şirketlerin çalışma saatlerini uzatarak, işleri yoğunlaştırarak ve ücretleri düşürerek maliyetleri azaltmasını gerektirmiştir.Amerikan otomotiv endüstrisindeki üretim biçimi savaş sonrasında Japonlara referans olmuştur. 1937'de kurulan Toyota şirketi'nin ortaklarından mühendis Eiji Toyoda, 1950'de Ford'un Detroit'deki Rouge fabrikasını ziyaret etmiş ve Toyota'daki üretim sisteminin geliştirilmesinin mümkün olduğu, ancak Fordist/kitlesel üretimin Japonya'da asla başarılı olamayacağı sonucuna varmıştır. Amerikan endüstri sistemi, sınırlı sayıda modelden büyük miktarlarda üretilerek, üretim maliyetlerini kısmıştır. Bu tipik Amerikan modeliydi, Japon değildi. Yeni sistem ile hedef üretim maliyetini çok çeşitli modelden sınırlı sayıda üretim yaparak düşürmekti (Ohno, 1996;40).Deneme amaçlı bazı çalışmalardan sonra kimi zaman tam zamanında üretim (just-in time production), kimi zaman Toyota üretim (Toyota production), kimi zaman da stoksuz üretim (non-stock production) olarak da adlandırılabilen yalın üretim (lean production) sistemleri Japonya'da 1940'lı yılların sonunda gelişmiştir. Sonrasında da Amerika Birlesik Devletleri'nde yaygınlaşmaya başlayan bir üretim ve yönetim sistemi haline gelmiştir.Bu tezin amacı, Yalın üretimin gelişmesiyle hızlı sanayileşme, ağırlaşan çalışma koşulları ve teknolojinin çalışanlar üzerinde stres oluşturup oluşturmadığını incelemektir. Birinci bölümde, yalın üretim felsefesi, gereklilikleri, temel özellikleri, Yalın üretim sistemindeki endüstri ilişkilerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde, Yalın üretimin temel özellikleri ayrıntılarıyla açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, Stres, iş stresi, stresin yol açtığı faktörler açıklanarak, Yalın üretimin stres üzerindeki etkilerine değinilmiştir. Dördüncü Bölümde ise, Yapısal eşitlik modellemesi genel hatları ile anlatılarak yalın üretimin stres üzerindeki etkileri bu modelleme ile analiz edilmiş ve sonuçları açıklanmıştır.Anahtar Kelimeler: Yalın Üretim, Yalın Üretim Felsefesi, Yapısal Eşitlik Modeli, Stres.
Örgüt iklimi ile stres arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik bir araştırma
Çalışan insanların hayatlarının önemli bir bölümü işyerinde geçmektedir. Yıllarca her gün aynı heyecanla işyerine gidip işine başlaması, o günün işlerini en iyi şekilde ve zamanında bitirmeye çabalaması için insanın severek yaptığı bir işe ihtiyacı vardır. Böyle bir işi olduğunda, kişi hem kendisine hem de kurumuna daha yararlı olur.İş yaşamında çalışanları etkileyen en önemli faktörlerden biri olan stres son yıllarda en çok tartışılan konulardan biri haline gelmiştir. Çalışma hayatında bireyleri etkileyen gerek örgütsel gerekse bireysel pek çok stres faktörü bulunmaktadır. Bu faktörler çalışanları olumsuz yönde etkileyerek çalışanların iş yaşamında birçok yönden zorlanmasına neden olmaktadır. İş hayatında aşırı düzeyde karşılaşılan stres bireylerin performansını ve motivasyonunu düşürmekte ve sonuç olarak da çalışanların örgütten ayrılmasına neden olmaktadır. Bu nedenle çalışanların örgüt içindeki verimliliklerini ve tatmin düzeylerini arttırmak ve en önemlisi çalışanların örgüte olan bağlılığını sağlamak için söz konusu faktörlerin belirlenmesi ve etkilerinin en aza indirilmesi gerekir. Bu bağlamda örgüt kuramcıları ve araştırmacılar tarafından büyük bir önem taşıyan ?örgüt iklimi? kavramı karşımıza çıkmaktadır.Örgüt iklimi, o örgütteki mevcut koşulların çalışanlar tarafından algılanış biçimini ve örgütsel yaşamın niteliğini ifade etmektedir. Örgüt içerisindeki mevcut ortamın çalışanlar tarafından değerlendirilmesi ve olması gereken ile karşılaştırılması sonucunda algılanan örgüt iklimi olumsuz ise stres kavramı ortaya çıkmaktadır.Anahtar kelimeler: Örgüt İklimi, Stres, İş Tatmini, Tükenmişlik.
İş stresinin iş performansına etkisi: Suriyelilere yardım yapan STK'ları üzerine bir araştırma
Bu çalışma ile iş stresinin iş performansına etkisini ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışma kapsamına Gaziantep İlinde Suriyelilere yardım yapan STK'lar dahil edilmiştir. İş stresinin çalışan performansına etkisini içeren kuramsal bir model geliştirilmiş ve oluşturulan modele dayandırılarak ana ve alt araştırma hipotezleri oluşturulmuştur. Bu doğrultuda Gaziantep ilinde faaliyet gösteren üç dernekte kapsamlı bir çalışma yapılmıştır. Ayrıca araştırmada çalışanların demografik faktörleri stres ve performans üzerinde etkileri araştırılmıştır. Araştırma kapsamında 87 denek çalışanına iş stresi ve performans düzeylerini ölçen anket uygulanmıştır. Toplanan verilerin analizinde, ilişki belirlemeye yönelik olarak Pearson Korelasyon ve Regresyon testleri, ilişkinin demografik değişkenler açısından farklılaşmasını ortaya koymaya yönelik olarak "Bağımsız Örneklem T Testi" ve "Tek Yönlü Varyans (ANOVA)" analizleri yapılmıştır. Sonuç olarak çalışanların iş stresi ile performansları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Regresyon analizi sonuçları incelendiğinde ise, iş stresinin iş performansı üzerinde % 16,7 oranında bir değişime neden olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca demografik faktörler ile iş stresi, iş performansı arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür.
Psikolojik iyi oluş, iş stresi, salgın hastalık kaygısı ve çalışan performansı arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, salgın hastalık sürecinde (COVID-19) çalışanların psikolojik iyi oluşları, performansları, salgın hastalığa yönelik kaygıları ve iş stresi düzeylerinin birbirleri ile olan karşılıklı ilişki ve etkilerinin ortaya konulmasını sağlamak olup psikolojik iyi oluş, iş stresi, salgın hastalık kaygısı ve çalışan performansı değişkenleri arasındaki karşılıklı etki ölçülmeye çalışılmıştır. Bu araştırmanın evren ve örneklemini Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi'nde üretim sektöründe hizmet veren iki firmanın mavi ve beyaz yakalı çalışanları oluşturmaktadır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden faydalanılmış olup veri toplama aracı olarak anket tekniğinin kullanılması tercih edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Araştırma, COVID-19 pandemisi sürecinde yürütülmüştür. Araştırmada psikolojik iyi oluş ile iş stresi arasında anlamlı negatif bir ilişki bulunmuştur. Ek olarak salgın hastalık kaygısı arttıkça iş stresinin de arttığı bulgusuna ulaşılmıştır. Öte yandan psikolojik iyi oluşun çalışan performansına, iş stresinin çalışan performansına, psikolojik iyi oluşun salgın hastalık kaygısına ve son olarak salgın hastalık kaygısının da çalışan performansına etki etmediği tespit edilmiştir.
Afetlerde sanal gerçekliğin stres yönetimi üzerine etkisi
Sağlık hizmetleri, yeni teknolojilerden çok hızlı şekilde etkilenen alanlardan biridir. Sağlık hizmetlerinin sunumunda kullanılan teknolojiler doktorlara, hemşirelere ve diğer sağlık çalışanlarına daha az hatayla işlerini yapma şansı verirken hastaların da daha kısa sürede iyileşmelerini sağlamaktadırlar. Bunlara ek olarak kullanılan teknolojiler, hizmet verimliliğini arttırmada ve kalitenin yükseltilmesinde önemli etkenler arasında yer almaktadır. Bu teknolojiler arasındaki sanal gerçeklik teknolojilerinin, gelecekte sağlık hizmetlerinde önemli derecede etkili olacağı düşünülmektedir. Klinik açıdan da onaylanan sanal gerçeklik teknolojileri dünya çapında yaygın şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Sağlık bilimleri eğitiminde, geleneksel yöntem ve teknikler eğitimcilerin ve öğrencilerin ihtiyacını karşılamada, sorunlarını çözmede ve öğrencilerin öğreticileriyle etkileşim içerisinde kalmasında artık yetersiz duruma gelmiştir. Bundan dolayı da idareciler ve araştırmacılar eğitim ve öğretimde yeterli ve etkin bir model oluşturmak için teknolojik araçlardan yararlanmaya başlamıştır. Bu teknolojik araçlardan biri de etkileşimli öğrenmeyi sağlayan sanal gerçeklik teknolojileridir. Sanal gerçeklik, sanal çevrede kişiye herhangi bir durumun içinde onu yaşıyormuş hissi vererek ekstra bir boyut sağlamaktadır. Genel manada sanal gerçeklik, kurgu ve teknolojiyle gerçek ve hayalin birleştirilmesidir. Sağlık hizmetlerinde cerrahi, tedavi, rehabilitasyon ve eğitim alanında kullanılan bu teknolojiler hem hastalara hem de sağlık çalışanlarına işlerini yapmada kolaylık sağladığından uluslararası boyutta sağlık hizmetlerinde kullanımını yaygınlaştırmıştır. Bunlara paralel olarak uluslararası literatürde sanal gerçeklikle sağlık hizmeti arasındaki ilişki ve faydaları hakkında çok sayıda çalışma bulunmaktadır (1). Sanal gerçekliğin tıp eğitiminde kullanılmasının yaygınlaşması ile birlikte özellikle acil müdahale gerektiren ve stresli bir ortam olan olay yeri müdahale ekiplerinin eğitimi daha da önem kazanmıştır. Tüm dünyada acil komuta merkezlerine ulaşan çağrı ile görev tanımlaması olan ve olay yerine ilk müdahaleyi yapan acil müdahale ekipleri, olayın tanınması, bilginin komuta merkezine aktarılması, hayat kurtarıcı müdahalelerin yapılması, gerektiğinde olay yeri güvenliği ve tehditlerin giderilmesi için komuta kontrol merkezi aracılığıyla paydaş kurumlara (polis, itfaiye, Afad…) ulaşılması ve olaya maruz kalan kurbanın nihai tedavisinin sağlanacağı sağlık merkezine sevkinin ivedilikle gerçekleştirilmesini sağlamaktadır. Bu sürecin başından sonuna kadar acil müdahale ekipleri olaya bağlı, kişiye bağlı, ortama bağlı ve çevresel olarak stres altında görevlerini yerine getirmeye çalışmaktadır (2). Acil müdahale ekiplerinin müdahale ettiği çoklu yaralanmalı olaylarda, acil müdahale ekibindeki kişinin bilgi düzeyi, stres yönetimi ve hayat kurtarıcı triyaj ile müdahalelerin yapılması olaya maruz kalan kurbanların sağ kalımını arttırmakta ve olay yeri yönetiminin kalitesini üst düzeye çıkarmaktadır. Acil müdahale ekiplerinin belli eğitim düzeyine sahip olması ve alanda oaly yeri yönetiminde stresin azaltılması kişilere verilen eğitim ile uygun düzeye çıkarılmaya çalışılmaktadır. Kişilerin afetlerde olay yeri yönetimi çeşitli teorik, bilgisayar bazlı, operasyon bazlı ve çok paydaşlı tatbikatlar ile arttırılmaktadır. Bu eğitimlerin yapılabilmesi için büyük bütçe ve zamanlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu eğitimlerin Sanal gerçeklik ile uygulanması kişileri gerçek hayattaki gibi afet olayların simüle edilerek düşük maliyet ile donanımını sağlamaktadır. Ayrıca bu eğitimlerin miktarının ve kalitesinin artması acil müdahale ekiplerinin afetlerde olay yeri yönetimi esnasında yaşadıkları stresi azaltmaktadır (3). Acil müdahale ekiplerine verilen olay öncesi eğitim ve yapılan tatbikatlar, kişilerin dayanıklılığını arttırarak değişik yaşam ortamlarına hızlı adapte olmalarını sağlamaktadır. Literatürde yapılan ve acil müdahale ekiplerinin dayanıklılık ve stres yönetiminde gerçeğe uygun olarak tasarlanan tatbikatların etkisinin fazla olduğu gösterilmiştir.
Hastanede çalışan hemşirelerde COVID-19 korkusu ve iş stresi
Pandemi süresince COVID-19 tanısı alan bireylerin tedavi ve bakımında hemşireler önemli roller üstlenmiştir. Pandemi öncesinde çeşitli nedenlerle hemşirelerin yaşadıkları iş stresine COVID-19 korkusu eklenmiştir. Pandemi sürecinde hemşirelerin ruh sağlığını etkileyen süreçleri ortaya koymak hemşirelerin sağlığını değerlendirmek ve hemşirelik hizmetlerinin etkili sunumunu yönetmek bakımından önemli bir halk sağlığı önceliğidir. Bu bağlamda çalışmanın amacı; hastanede çalışan hemşirelerde COVID-19 korkusu ve iş stresi düzeyini incelemektir. Kesitsel tipteki çalışmanın evreni, Erzurum Atatürk Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde çalışan hemşirelerdir. Araştırmaya gönüllü 270 hemşire katılmıştır. Veri, Sosyo-demografik Özellikler Formu, COVID-19 Korkusu Ölçeği ve Hemşire Stres Ölçeği aracılığıyla Mart-Mayıs 2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Veri, SPSS 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiş olup tanımlayıcı istatistiksel metotlar ile normallik analizi sonuçlarına göre bağımsız gruplarda t testi, varyans analizi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi, Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 30,51±7,50, 82,2'si kadın, %62,6'sı evli, %53'ü lisans mezunudur. Hemşirelerin %44,1'i COVID-19 tanısı alan hastaya bakım vermiş, %72,2'si COVID-19 tanısı almıştır. Hemşirelerin COVID-19 korkusu ile iş stresi orta düzeyin altındadır. Hemşirelerin COVID-19 korkusu; çalıştıkları birime, mesai saatlerine, yaş ve çalışma yılına, pandemi sürecinde görev yerinin değişmesine, aile ilişkilerine, stres düzeyine ve uyku düzenine göre farklılaşmaktadır. Hemşirelerin iş stresi COVID-19 tanısı alan hastaya bakım vermeye, pandemi sürecinde aile ilişkilerine ve uyku düzenine göre farklılaşmaktadır. Ölçekler arasındaki ilişki Pearson korelasyon analizi ile incelendiğinde; COVID-19 korkusu ile hemşirelerde stres arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü ve düşük düzeyli bir ilişki saptanmıştır (r=0.145, p<0,017). Hemşirelerde COVID-19 korkusu arttıkça iş stresi de artmaktadır.
Perceived stress and related factors among nurses working in hospitals
Background: Occupational stress is one of the problems that may interfere with nurses performance like job satisfaction and adherence. The current study aimed to assess This study aimed to evaluate the perceived stress levels and stress-related factors in nurses working in hospitals in Iraq. Aim of the study:. This study was conducted to evaluate the perceived stress levels and stress-related factors in nurses working in hospitals in Iraq. Methodology: The population of the study consisted of nurses working in Kirkuk Children Hospital, Kirkuk Azadi Training Hospital, and the Cancer Center in Kirkuk, Iraq. The total size of the population was 1,384 nurses, including 590 in Kirkuk Children Hospital, 667 in Kirkuk Azadi Training Hospital, and 127 in the Cancer Center. ). The minimum sample size that could represent a population of 1,384 nurses was calculated as 300 subjects when the study data were formulated according to the simple random sampling formula. A personal information form was created by the researcher following a review of the literature to determine the socio-demographic characteristics of the nurses, such as age, gender, marital status, number of children, educational status, financial status, name of the hospital, department, the status of working shifts, weekly working hours, presence of enough nurses in the department, and whether non-nursing tasks increased workload. Stress was assessed by using the 14-item version of the perceived stress scale (PSS). Each item on the PSS-14 is evaluated on a 5-point Likert-type scale with options ranging from never (0) to very often (4). Seven items (4th, 5th, 6th, 7th, 9th, 10th, and 13th items) containing positive statements are reverse scored. Scores on the PSS-14 range from 0 to 56, with a high score indicating high perceived stress. Cronbach's alpha coefficient of the scale is 0.84. Results: The current study showed that the mean age of the participants was 31.35±7.85, the mean work experience as a nurse was 7.32±7.39, and the mean weekly working hours was 46.77±7.01. It was determined that 56.5% of the participants were female, 70.3% were married, and that 35.6% did not have children. In addition, 95.4% of the participants had a diploma or a bachelor's degree, and 69.9% had more income than their expenses. While 56.2% of the participants worked in specialized units, 53.9% worked day shift permanently. Of the participants, 17.6% stated that there were enough nurses in their department, and 52.3% stated that non-nursing tasks increased their workload. The mean scores of the participants on the PSS were found to be 30.09±6.33. It was determined that 85% of them experienced a moderate level of stress. There is a significant differences between perceived stress of nurses and their educational level (t-test = 9.6; p value= 0.002). Conclusion: The study concluded that nurses experienced a moderate level of perceived stress. There is a significant differences between perceived stress of nurses and their educational level in which nurses with diploma or bachelor's degree exhibited more stress than those with master degree.
COVID-19 pandemi sürecinde hastanede çalışan hemşirelerin psikolojik sıkıntı ve stres düzeylerinin değerlendirilmesi
Ruh sağlığı bireyin "yaşamın normal gerginlikleriyle başa çıkabildiği, üretken ve verimli bir şekilde çalışabildiği biriyilik hali" olarak tanımlanmaktadır. Psikolojik sıkıntı ise bir bireyin son birkaç hafta içinde yaşadığı, normal işlevsellikte bozulmalar içeren, depresyon ve anksiyete belirtileri ile karakterize acı çekme durumudur. COVID-19 pandemisi toplumu sosyal ve ruhsal yönden olumsuz etkilemiştir. Pandemi sürecinde doğrudan hasta bakımına yönelik roller üstlenen hemşirelerin süreçten etkilenişi diğer sağlık çalışanlarına oranla daha fazla olmuştur. Pandemi sürecinde hemşirelerin ruh sağlığını etkileyen süreçleri ortaya koymak hem hemşirelerin sağlığını değerlendirmek hem de hemşirelik hizmetlerinin etkili ve verimli sunumunu yönetmek bakımından önemli bir halk sağlığı önceliğidir. Bu bağlamda çalışmanın amacı; COVID-19 pandemi sürecinde hastanede çalışan hemşirelerin psikolojik sıkıntı ve stres düzeyini değerlendirmektir. Kesitsel tipteki çalışmaya İstanbul Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışan gönüllü 265 hemşire katılmıştır. Veri, "Sosyo-demografik Özellikler Bilgi Formu", "Kessler'in Psikolojik Sıkıntı Ölçeği (K10-PSÖ)" ve "Hemşirelerde Stres Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Veri analizinde: tanımlayıcı istatistiklerden (frekans, yüzde değerleri, ortalama ve standart sapma), normallik analizi sonucuna göre Mann Whitney U testi, bağımsız örneklem t testi, Kruskal Wallis H testi, ANOVA (F) testi, Bonferroni testi, pearson korelasyon analizi, basit doğrusal regresyon analizinden yararlanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 kabul edilmiştir. Katılımcıların yaş ortalaması 28.22±5.93 olup %77.4'ü kadın, %61.5'i bekar, %78.9'u lisans mezunudur. Hemşirelerin yüksek düzeyde psikolojik sıkıntı, orta düzeyde stres yaşadığı belirlenmiştir. Psikolojik sıkıntı ile iş stresi arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişki saptanmıştır. Bu süreçte hemşirelerin kendini ifade etmelerine fırsat tanınmalı, hemşirelere etkili baş etme yöntemleri öğretilmelidir. İş sağlığı hemşireleri hastanede çalışan hemşireleri psikolojik yönden değerlendirmeli, psşkolojojik destek alabilecekleri fırsatlar sağlanmalıdır.
Serbest muhasebeci mali müşavirlerin COVID 19 döneminde iş streslerinin mesleki tükenmişlik düzeyleri üzerine etkisi: Ankara ili örneği
Tükenmişlik günümüz bilgi çağının önemli sorunlarından biri olup kişilerin beklentileri ile elde ettikleri durum arasındaki negatif farktan ileri gelen, çalışma hayatını tehdit eden fizyolojik ve psikolojik bir tepkidir. Yoğun iş yükü, baskı, belirsizlik, yüksek tempolu ve sürekli çalışma, aşırı talep ve beklentiler psikolojik dengeyi bozmakta, tükenmişliğe ve stres neden olabilmektedir. Her iki durum, insan ilişkilerinin yoğun olduğu hizmet sektöründe yer alan meslek dallarında sıklıkla görülmekte, tükenmişlik ve stres söz konusu olduğunda fiziksel ve ruhsal sorunlar ortaya çıkabilmekte ve bunlar iş ve özel yaşamda olumsuz etkilere neden olabilmektedir. Yüz yüze iş ilişkileriyle çalışan, kesintisiz ve hatasız işlem yapmak zorunda olan muhasebe meslek mensupları, mesleğinden doğasından ileri gelen stres faktörüyle karşı karşıyadırlar ve tükenmişliğe görece daha yakındırlar. Covid 19 pandemisiyle birlikte muhasebe meslek mensuplarının daha karmaşık, çözülmesi güç ve belirsiz bir çalışma sürecine girmişler, bu onların daha fazla tükenmişlik riskine ve strese maruz kalmalarına yol açmıştır. Muhasebe meslek mensuplarının Covid 19 pandemisi dönemi özelinde tükenmişlik ve stres durumlarının tespit edilebilmesi amacıyla hazırlanan bu araştırma, anket uygulaması yapılarak Ankara ilinde faaliyet gösteren 305 meslek mensubunun katılımıyla hazırlanmıştır. Araştırma sonucunda muhasebe meslek mensuplarının Covid 19 pandemisi altında tükenmişlik ve stres riskini artıran nedenlerin; Covid 19'a yakalanma korkusu, gelirlerde azalma, görev tanımlarının belirsizleşmesi, iş yükündeki artış, aşırı sorumluluk, uzun ve yorucu çalışma, teknolojik sorunlar, mükelleflerin iş ve etik dışı talepleri, iş yaşam dengesinin bozulması ve mevzuat değişiklikleri olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca iş stresinin duygusal tükenme ve duyarsızlaşma boyutlarında tükenmişlik üzerine pozitif yönlü bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir.
Assessment of job stress experienced by nurses working in oncology units
The nursing profession is one of the most stressful professions, as the oncology nursing staff faces many challenges in their daily work , Numerous nurses experience elevated levels of occupational tension at work. As a result of stressful workplaces and duties, stress influences the conduct of nurses on hospital wards. Occupational stress has a significant impact on the health and well-being of employees, as well as their quality of life and family life, job satisfaction, attrition, and absences from work. It is becoming increasingly difficult to disregard the factors that are plainly significant in work-related stress, such as lengthy working hours, the quality of relationships between hospital workers, inadequate supervision, a poor work environment, and a heavy burden. In addition, the physical environment, including temperature, illumination, and noise levels, has significant effects on the stress levels of hospital staff . In our cross-sectional study, which included (220) nurses working in oncology units, conducted in Dhi Qar and Najaf governorates in Iraq, socio-demographic questionnaire and a Perceived stress scale were used to gather the data. The statistical software package SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 25.0 was used to analyze the data. One-way analysis of variance was used for the comparison of more than two independent groups, independent t test was used for the difference between two independent groups, and Bonferroni was used to identify the group that made a difference when there was a difference. The data used were tested for conformity to normal distribution. Conformity to normal distribution can be examined with Q-Q Plot drawing . In addition, the normal distribution of the data used depends on the skewness and kurtosis values being between ±3 . When comparing quantitative data with normally distributed data, independent t tests were used to determine whether there was a difference between two independent groups, one-way analyses of variance were used to compare more than two independent groups, and Bonferroni was used to identify the group that was responsible for the difference. A high stress ratio was found, where the average perceived stress scale was 29.72, Among the most important factors causing stress was the inadequate nursing staff, mistakes during work, shortage of experience, and the non-positive relationship between nurses staff and the patient's relatives, in addition to the lack of training courses and incentives, and the lack of desire to work in the nursing profession in the first place.
İş rotasyonu sonucunda ortaya çıkan stresin hemşirelerin iş doyumları üzerindeki etkisi
Çalışanların bağlı oldukları örgüt içerisinde aynı veya benzer seviyedeki görevler arasında geçici süre ile çalıştırılmasına iş rotasyonu denilmektedir. İş doyumu ise bir çalışanın yapmakta olduğu işten duyduğu mutluluk anlamına gelmektedir. Çalışanların iş doyum düzeyleri hem kendilerini, hem kurumlarını hem de çevrelerini etkilemektedir. Yaptığı işten doyum alan bir çalışan fizyolojik ve psikolojik açıdan kendini iyi hissetmekte ve işinde büyük bir hevesle çalışmaya devam etmektedir. Bu anlamda çalışan doyumunu artırmak amacıyla iş kurumları hem bireysel hem de kurumsal açıdan bazı planlamalar yapmaktadır. Bu planlamalardan biri de iş rotasyonudur. İş rotasyonunun çalışanların iş doyumları üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla yapılan bu çalışmada; iş rotasyonunun tanımı, amaçları, çeşitleri, yarar ve sakıncaları, uygulama aşamaları, iş doyumunun tanımı, önemi ve kuramları ele alınmış ve hemşirelerde iş rotasyonu sonucunda ortaya çıkan stresin iş doyumları üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Bu amaç doğrultusunda, Minnesota İş Doyum Ölçeği ve Hemşire İş Rotasyon Stres Ölçeği kullanılarak 270 kişiden anket yoluyla veriler toplanmıştır. Benzer çalışmalar incelendiğinde iş rotasyonunun çalışanlarda olumlu etki yarattığı monotonluktan kurtardığı saptanmış, buna bağlı olarak da yapılan işin verimliliğinde ve iş doyumlarında artış olduğu gözlenmiştir. Yapılan bu çalışmada ise iş rotasyonu sonucu ortaya çıkan stresin iş doyumunu negatif etkilediği saptanmıştır.
Aromaterapi inhalasyonunun psikiyatri hemşirelerinin terapötik ilişki ve iş stresi düzeyleri üzerine etkisi
Psikiyatri hemşirelerinin yüksek iş yükü ve duygusal baskı altında çalışmaktadır ve bu durum hemşire-hasta arasındaki terapötik ilişki kalitesini olumsuz etkileyerek hasta bakım kalitesini de olumsuz etkilemektedir. Aromaterapi psikiyatri hemşirelerinin iş streslerini azaltarak terapötik bir ortam oluşmasında aracı olarak terapötik ilişkinin güçlenmesine katkı sağlayabilir. Bu çalışma aromaterapi inhalasyonunun psikiyatri hemşirelerinin terapötik ilişki ve iş stresi düzeyleri üzerine etkisini incelemek amacıyla tek merkezli, prospektif (ön-test ve son-test), iki kollu (1:1) ve randomize kontrollü deneysel araştırma deseni kullanılarak yürütüldü. Araştırmanın örneklemini 1 Ocak – 31 Mart 2025 tarihleri arasında Ankara Etlik Şehir Hastanesi Psikiyatri Kliniği binasında çalışmakta olan 66 psikiyatri hemşiresi (deney grubu:33, kontrol grubu:33) oluşturdu. Araştırma verileri, "Tanıtıcı Bilgi Formu, Genel İş Stresi Ölçeği, Terapötik İlişki Değerlendirme Ölçeği – Hemşirelik Formu" aracılığıyla toplandı. Araştırmanın uygulama aşamasında, deney grubundaki psikiyatri hemşirelerine lavanta yağı ile aromaterapi inhalasyonu uygulandı, kontrol grubundaki psikiyatri hemşirelerine herhangi bir müdahalede bulunulmadı. Bu çalışmada aromaterapi inhalasyonu sonrası deney grubundaki psikiyatri hemşirelerinin kontrol gruplarındakilere göre genel iş stresleri düzeyleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılaşma olmadığı saptandı (p>0,05). Ek olarak, aromaterapi inhalasyonu sonrası deney grubundaki psikiyatri hemşirelerinin terapötik ilişki toplam (p=0,042) ve "Bakıma katılım (p=0,001)" alt boyutu istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaştığı, "Empati, Kendini Tanıma ve Oryantasyon/yönelim (p>0,05)" alt boyutları puanlarının ise istatistiksel olarak anlamlı şekilde farklılaşmadığı bulundu. Psikiyatri servislerinde hasta-hemşire arasındaki terapötik ilişki kalitesini güçlendirmek amacıyla aromaterapi rutin hemşirelik uygulamalarına entegre edilebilir. Gelecekteki araştırmalarda iş stresi ve terapötik ilişki kalitesinin bilişsel, duygusal ve fizyolojik boyutlarını ölçebilecek çok yönlü değerlendirme araçlarının kullanılması, uygulamanın etkisini daha sağlıklı değerlendirmeye katkı sağlayacaktır.
Muhasebe meslek mensuplarının iş stresi, iş performansı ve iş tatmini üzerinde kontrol odağının etkisi
Muhasebecilik, mesleğin yapısı gereği düşünsel bir faaliyet gerektirmesi, devamlılık arz etmesi ve dikkate dayalı olmasından dolayı mesleği icra eden bireylerle doğrudan ilgili bir meslektir. Özellikle de son dönemlerde teknoloji ve bilgi iletişim ağlarının da gelişimine paralel olarak örgütlerin, muhasebe birimlerinden beklentilerinin artması meslek mensuplarının iş stresini, iş performansını ve iş tatminini direkt olarak etkilemektedir. Meslek mensuplarının işle ilgili davranışsal sonuçlarının etkilenmesinde bireylerin kişilik yapısı oldukça önemli bir rol oynamaktadır. Bu noktada da kişiliğin bir boyutunu ortaya koyan kontrol odağı kavramı, ortaya atılışının üzerinden geçen yıllara rağmen birçok araştırmaya konu olmuş ve çok sayıda kişilik değişkeniyle ya da davranışla ilişkisi incelenmiştir. Bu doğrultuda bu araştırmanın amacı; kişiliğin bir boyutu olarak kabul edilen kontrol odağının muhasebe meslek mensuplarının iş stresi, iş performansı ve iş tatminini nasıl etkilediğini ortaya koymaktır. Bu araştırmanın uygulama kısmında, Türkiye'nin farklı bölgelerinde faaliyet gösteren 178 meslek mensubuna yapılan anket çalışması sonucunda kontrol odağı ile iş stresi, iş performansı ve iş tatmini arasındaki ilişki incelenmiştir. Yapılan araştırma sonucunda, meslek mensuplarının büyük bir çoğunluğu iç kontrol odaklı bir kişilik yapısına sahiptir. Kontrol odağıyla iş tatmini ve iş stresi arasında anlamlı, iş performansı ile arasında anlamlı olmayan bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca, dış kontrol odaklı meslek mensupları, iç kontrol odaklı meslek mensuplarına göre daha fazla iş stresi yaşarlar ve daha az iş tatmin düzeyine sahiptirler.
Acil servis ünitesinin hemşireler üzerindeki psikolojik etkilerinin incelenmesi
Acil servis, kesintisiz sağlık hizmeti ve acil sağlık hizmeti veren bir birimdir. Acil servis hemşireleri diğer birimlerde çalışan meslektaşlarına göre daha yoğun iş stresine maruz kalmaktadır. Bu araştırma, Irak'ta bir Devlet Hastanesi Acil Servisinde çalışan hemşirelerin yaşadıkları iş stresi ve buna bağlı psikolojik sorunları incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma kapsamında 120 hemşire ile görüşülmüştür. İş stresinin hemşireler üzerindeki psikolojik etkilerini incelemek amacıyla araştırmacılar tarafından 56 soruluk bir veri toplama formu hazırlanmıştır. Bu formdaki sorular hemşirelere sorulmuştur. Hemşireler, acil servisin çalışma koşullarından, çalışma saatlerinden, mesleki beklentilerin karşılanmamasından, ekonomik koşullardan, hasta ve hasta yakınları ile iletişim sorunlarından, şiddete maruz kalmaktan şikayetçidir. Bu çalışmada Irak'ta bir Devlet Hastanesinde çalışan acil servis hemşirelerinden acil servislerin psikolojik etkilerine ilişkin soruları yanıtlamaları istenmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin sunumunda frekans (sayı, yüzde) analizleri kullanılmıştır. %68,3'ünün ruh sağlığının bozuk olduğu, %87,5'inin depresyon ilacı ihtiyacı olduğu ve %46,7'sinin acil serviste çalışırken hasta ve yakınlarından sözlü veya fiziksel şiddete maruz kaldığı belirlenmiştir. Hemşirelerin %75'i kişinin işi nedeniyle zihinsel bir bozukluk geliştirebileceğine inanmakta, %90'ı acil servisteki çalışma koşullarından memnun, %84,2'si acil serviste yaptıkları iş için takdir edildiklerine inanmakta olup %95'i işteçok stresli hissetmektedir. Araştırmada hemşirelerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi, çalışma saatlerinin kısaltılması, hemşire sayısının arttırılması, hemşirelik mesleğinin kurumsallaşması, uzmanlık eğitimine önem verilmesi, ekonomik koşulların iyileştirilmesi, gönüllülüğe önem verilmesi gibi önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Acil Servis, Hastane, Hemşire, İş Stresi, Psikolojik Etkiler, Şatrah
Özel bir hastanede görev yapan sağlık çalışanlarının güvenliğinin iş stresine etkisinin araştırılması
Giriş ve Amaç: Bu çalışma, özel bir hastanede görev yapan sağlık çalışanların iş güvenliği yönünden maruz kaldıkları riskleri belirlemek ve bu risklerin işe bağlı stres üzerine etkilerini saptamak için yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel, tanımlayıcı tipte olan çalışmanın evrenini Eylül-Ekim 2016 tarihlerinde Gaziantep'te bir özel hastanede görev yapan 196 sağlık çalışanı oluşturmaktadır. Evrenin tümü araştırma kapsamına alınmış, 165 kişiye ulaşılmıştır.Doğru verilere 151 Araştırmanın verileri; sosyo-demografik özellikler, çalışma ortamı kaynaklı risk ve tehlikeler, ile Sağlık Çalışanlarının Güvenliği Ölçeği ve İşe Bağlı Gerginlik Ölçeği sorularından oluşan anketin katılımcılara uygulanmasıyla toplanmıştır. Verilerin analizi; frekans analizi, bağımsız örneklem T testi, ANOVA SPSS 20, Kruskal Wallis, Mann Whitney U testi ve Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma kapsamına alınan sağlık çalışanların %51.7'si (78 kişi) kadın, % 48,3'ü (73 kişi) erkek olup yaş ortalamaları 33.95±8.97 (Min:20, Max:74)'dır. Araştırmaya katılan sağlık çalışanların % 20,5' i hekim % 47,0'ı hemşire, %.5,3'ü ebe ve geriye kalanını ise (%27,2) sağlık teknisyenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın yapıldığı hastanede iş güvenliğinin sağlandığı saptanmıştır. Sağlık teknisyenlerinin diğer çalışanlara göre işe bağlı gerginliği daha yüksek çıkmıştır. Mesleki deneyim yılı ve yaş arttıkça işe bağlı gerginlik düzeyi azaldığı saptanmıştır. Uyku bozukluğu yaşayan sağlık çalışanlarında işe bağlı gerginlik düzeyi artmakta ve iş güvenliği algısının da düştüğü görülmektedir. Sağlık çalışanlarında işe bağlı gerginlik düzeyinin artması, iş güvenliği algısını olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir. Sonuç ve Öneriler: Bu araştırmanın yapıldığı hastanede iş güvenliğinin sağlandığı sağlık çalışanları ölçeği puanına göre ancak sağlık çalışanlarının bir kısmında önemli derecede işyeri kaynaklı gerginlik yaşandığı saptanmıştır. Kurum yönetimi tarafından iş güvenliğini artırmaya, iş stresini azaltmaya yönelik hizmet içi eğitim programları verilmelidir.
Yıldırma, iş stresi, tükenmişlik, iş tatmini ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkiler: Görgül bir araştırma
Bu çalışma yıldırmanın çalışanların tutum ve davranışları üzerindeki etkilerini önerilen bir model ile belirlemeyi amaçlamaktadır. Söz konusu bu modelde yıldırmanın iş stresi, tükenmişlik, iş tatmini ve işten ayrılma niyeti ile ilişkileri ele alınmaktadır. Çalışmada kullanılan veri anket yöntemiyle elde edilmiştir. Bu doğrultuda İstanbul Sanayi Odası'nın düzenli olarak her yıl tespit etmekte olduğu Türkiye'nin Birinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu (İSO 500) içerisinde yer alan öncü firmalarda 457 çalışan ile anket yapılarak araştırma gerçekleştirilmiştir. Çalışmada bulgulara ulaşmak amacıyla açımlayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi, korelasyon analizi ve yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Elde edilen analiz sonuçları araştırma hipotezlerini destekler nitelikte bulunmaktadır. Buna göre yıldırmanın iş stresi, tükenmişlik, iş tatmini ve işten ayrılma niyetini yordadığı görülmüştür. Ayrıca iş stresi ile tükenmişlik, iş tatmini ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkilerin yanı sıra tükenmişliğin iş tatmini ve işten ayrılma niyeti üzerindeki doğrudan etkileri de ortaya konulmuştur. Bu bulgulara ek olarak yıldırma ile iş tatmini ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkilerde iş stresinin, tükenmişliğin ve her iki değişkenin ardışık olarak kısmi aracılık etkisinin olduğu belirlenmiştir. Araştırmada ulaşılan bulgular ve model uyum iyiliği testleri doğrultusunda araştırma modeli desteklenmiştir. Çalışmada elde edilen bu sonuçlar alan yazın bağlamında tartışılmaktadır.
Çalışanların otantik liderlik algısının iş stresi ile personel güçlendirmeye olan etkisinde kendilik algısının düzenleyici rolü
Bu araştırmanın temel amacı Kırşehir ilinde faaliyet gösteren özel bir işletmede çalışanların otantik liderlik algılarının iş stresi ve personel güçlendirmeye olan etkisinde kendilik algısının düzenleyici rolünün olup olmadığı belirlemek amaçlanmaktadır. Araştırmanın evrenini İç Anadolu Bölgesinde faaliyet gösteren şeker fabrikalarının çalışanları, örneklemini ise; Kırşehir merkezde faaliyet gösteren şeker fabrikası işletmesindeki çalışanlar oluşturmaktadır. Araştırmada değişkenler arasındaki ilişkileri belirleyebilmek için Kırşehir'deki özel bir şeker fabrikasının 203 çalışanına anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada veri toplama araçlarından, hipotezlerden, katılımcıların demografik özelliklerine ait istatistik sonuçlarından bahsedilmiştir. Elde edilen 198 anket formundaki veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edildi ve ölçeklerin güvenirlilik, geçerlilik, hiyerarşik regresyon ve korelasyon analizleri yorumlanmıştır. Ayrıca katılımcıların tanımlayıcı özelliklerine göre ilgili değişkenleri algılamalarında anlamlı farklılıkların olup olmadığına dair T-testi ve ANOVA analizlerinden yararlanılmıştır. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlara göre otantik liderlik ile personel güçlendirme arasında pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Bununla birlikte, kendilik algısının otantik liderlik ile personel güçlendirme; otantik liderlik ile iş stresi arasındaki ilişkisinde de düzenleyici rolünün olduğu tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular literatür çerçevesinde tartışılmış ve bu sonuçların literatüre kavramsal olarak önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.
Adana'da bir inşaat firmasında çalışanların iş kazaları, yaşam kalitesi, iş tatmini ve iş stresi ilişkilerinin araştırılması
Adana'da Bir İnşaat Firmasında Çalışanların İş Kazaları, Yaşam Kalitesi, İş Tatmini ve İş Stresi İlişkilerinin Araştırılması Giriş ve Amaç: Çalışma ortamından kaynaklı olumsuz koşullar iş kazası, iş stresi, iş doyumsuzluğu yaşanmasına neden olmakta, aynı zamanda yaşam kalitesini de etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı, Adana'da bir inşaat firmasında iş kazaları, iş doyumu, iş stresi ve yaşam kalitesi düzeylerinin belirlenmesi ve etkileyen faktörlerin araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel tipteki bu araştırma 2017 yılı Haziran-Aralık tarihleri arasında 326 kişiye uygulandı. Veriler 57 soruluk bir anket formu, Minneseto İş Doyum, İsveç İş Yükü-Kontrolü, Yaşam Kalitesi ölçekleri kullanılarak toplandı. Veri analizinde t testi, One-way ANOVA testi, Mann-Whitney U testi, Kruskall-Wallis testi, Pearson Korelasyon analizleri kullanıldı. p<0,05 değeri anlamlı kabul edildi. Bulgular: Çalışma grubunu yaş ortalaması 32,5±9,9 idi. Katılımcıların %5,2'si bu işyerinde, %16,9'u çalışma hayatı boyunca iş kazası geçirmişti. Kazalar en sık yüksekten düşme, hafta başı ve sonunda, yaz ve kış mevsimlerinde ve ilk iki saatte olmuştur. Çalışanların geliri arttıkça iş doyumu artmaktadır. İşini monoton bulanlarda iş doyumu düşüktü. İş stresi üniversite mezunlarında ilköğretime göre yüksek, beyaz yakalılarda düşüktü. Yaşam kalitesi kadınlarda ve üniversite mezunu olanlarda daha yüksek bulundu. İşinden ve çalışma saatinden memnun olanlarda iş doyumu ve yaşam kalitesi yüksek, iş stresi düşüktü. İşini isteyerek seçenlerde iş doyumu ve yaşam kalitesi yüksek, iş stresi düşük; işini stresli bulanlarda iş doyumu ve yaşam kalitesi düşüktü. Bu işyerinde iş kazası geçirme durumu ile hem sigara içme durumu hem de çalışma saatleri memnuniyeti arasında anlamlı bir fark vardı. Sonuç: Çalışanların iş doyumu, iş stresi ve yaşam kalitesini çalışma koşullarının etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İnşaat, İş Kazası, İş Doyumu, İş Stresi, Yaşam Kalitesi
Özel okullarda görev yapan öğretmenlerin örgütsel stres düzeyleri ile mesleki performansları arasındaki ilişki Aydın ili Efeler ilçesi örneği
Bu araştırmanın amacı, özel okullarda görev yapan öğretmenlerin örgütsel stres düzeyleri ile mesleki performansları arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Araştırmanın modeli, betimsel ve kıyaslamalı türde olup, ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Nicel yöntemde yürütülen araştırmanın evrenini; 2018-2019 öğretim yılında Aydın ili Efeler ilçesinde faaliyet gösteren ve ilk ve ortaokul kısmı bulunan özel öğretim kurumları oluşturmaktadır. Bahsi geçen 10 okulda 239 öğretmen görev yapmaktadır. Araştırmada örneklem kullanılmayıp, çalışma evreninin tamamı kullanılmaya çalışılmış; 118 öğretmenden geri dönüş alınmıştır. Verilerin toplanmasında; "Örgütsel Stres Ölçeği" ve "İşgören Performans Ölçeği" kullanılmıştır. Örgütsel stres ölçeği Solakoğlu (2007) tarafından geliştirilmiş olup 28 madde ve 5 alt boyuttan oluşmaktadır. Bu alt boyutlar, yapılan işin özelliği, maddi olanaklar mesleki ilerleme, terfi ve takdir, yönetici ve iş arkadaşları ile ilgili stres kaynaklarıdır. Ölçeğin geçerliği sağlanmış olmasına rağmen, veriler toplandıktan sonra doğrulayıcı faktör analizine tabi tutulmuştur. Özel okullarda görev yapan öğretmenlerin mesleki performanslarına ilişkin durum ise İşgören Performansı Ölçeği ile tespit edilmiştir. İşgören performans ölçeği Sigler ve Pearson (2000) tarafından geliştirilmiş ve Çöl (2008) tarafından Türkçeye uyarlanmıştır.Toplanan verilerin istatistiksel analizleri, verilerin normal dağılımları halinde parametrik, verilerin normal dağılmaması halinde nonparametrik testlerle yapılmıştır. Katılımcı cevaplarının ortalamalara göre analizi değerlendirildiğinde öğretmenlerinin çoğunun orta düzeyde örgütsel stres yaşadıkları gözlemlenmiştir. Genel örgütsel stres düzeyi puanları, ortalamalara göre sonuçların kadınlar, evliler, yüksek lisans mezunları, ortaokul öğretmenleri ve 6 yıldan fazla süredir çalışanlar lehine daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırma bulguları örgütsel stres ve mesleki performans arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığını göstermiştir. Bu nedenle, ara değişkenler eklenerek veya araştırma yöntemi ve kullanılacak teknikler yeniden kurgulanarak analizin tekrar edilmesi, her iki değişkeni tetikleyen asıl unsur veya unsurların saptanması gerekmektedir.
Yıkıcı liderliğin iş stresi ve işten ayrılmaya etkisi: Kurumlarından istifa eden jandarma personeli üzerine bir araştırma
Sosyal bir varlık olan insanoğlu, var olduğundan beridir gruplar ve topluluklar halinde yaşamaya meyillidir. Bu durumun kaçınılmaz bir sonucu olarak grup ve toplulukların yönetilme ihtiyacı ortaya çıkmış, genellikle de topluluk içerisindeki en güçlü üyeler lider olarak bu görevi üstlenmişlerdir. İyi bir lider topluluğun hedefe ulaşmasında kilit bir rol üstlenmekte, etrafındaki takipçilerini belirlenen amaçlar doğrultusunda motive ederek onları yönlendirmekte ve başarıya ulaşılmasını sağlamaktadır. Ancak kötü bir lider topluluğun amaçlarına ulaşmasındaki en büyük engeldir. Bu tip liderler kendilerinin yanı sıra liderlik ettikleri takipçilerini de çok büyük felaketlere sürükleyebilmektedirler. Özellikle son yıllarda liderliğin olumsuz algılanan yönüne olan ilgi giderek artmış ve araştırmacılar farklı olumsuz liderlik biçimleri üzerine çeşitli araştırmalar yapmaya başlamışlardır. Bu çalışmada da yıkıcı liderlik davranışı, iş stresi ve işten ayrılma davranışı arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında Jandarma personeli olarak görev yaparken istifa ederek kurumlarından ayrılan ve kartopu örnekleme yöntemiyle ulaşılan 309 katılımcıdan anket yöntemiyle veriler elde edilmiştir. Çalışmada kullanılan ölçeklere ilişkin güvenirlik, geçerlik, açımlayıcı (keşfedici) faktör ve korelasyon analizlerinin yanı sıra araştırma hipotezlerinin test edilmesi için regresyon analizi uygulanmıştır. Ulaşılan sonuçlar yıkıcı liderlik algısının genelinin ve alt boyutlarından teknoloji ve değişime direnme boyutu ile adam kayırma boyutunun algılanan stresi, yıkıcı liderlik algısının genelinin ve alt boyutlarından sadece adam kayırma boyutunun işten ayrılma davranışını pozitif yönlü ve anlamlı bir biçimde etkilediğini göstermiştir. Ayrıca algılanan stres ile işten ayrılma davranışı arasında düşük derecede pozitif ve anlamlı bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir.