Kadı
55 theses under this subject heading
Osmanlı Devleti'nde kadıların askeri seferler sırasındaki görevleri
Osmanlı Devleti, sınırlarını genişletmesiyle beraber toprak düzeninin şekillenmesini etkilemiş; ülke eyaletlere, eyaletler sancaklara, sancaklar ise kazalara ayrılmıştır. Eyaletlerde beylerbeyi, sancaklarda sancakbeyi ve kazalarda da kadılar yer almıştır. Osmanlı Devleti kurulduğu andan itibaren devletin kurumları arasında yer alan kadılar, belli bir süreliğine kaza adı verilen yerlere atanarak, görev bölgelerinde yargı yetkisine sahip hakimliği, merkezden gelen emirleri uygulamayı ve denetlemeyi, yetki alanını kapsayan yerlerde beledi hizmetleri yerine getirmeyi üstlenmiştir. Yargıçlık, mülki ve idari görevlerine ek olarak kadılar, devletin hem karada hem de denizde savaşa giriştiği zaman sefer organizasyonlarının içerisinde yer almıştır. Bu çalışmada mühimme defterlerindeki hükümler tasnif edilerek, XVI. yüzyılın ikinci yarısından XVIII. yüzyılın sonuna kadar olan dönemi kapsayan seferler sırasında kadılara gönderilen emirler incelenmiştir. Mühimme defterlerine göre kadılık kurumu ve sefer organizasyonları birleştirilerek, kadılardan sefer zamanı yerine getirilmesi istenilen görevler tespit edilmeye çalışılmıştır.
Kütahya şer'iye sicilleri 15 numaralı defterinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi
Çalışmada Kütahya'nın yerleşim yerleri, aile yapısı, aile içi hukukun nasıl işlediği, hayat ve geçim tarzı, sanat ve meslek gurubları, tarım ürünleri, cezalar, vergiler yerleşim yerlerinin ekonomik durumu gibi konular incelenmiştir.Çalışma olarak seçtiğim 15 numaralı Kütahya Şer'iye Sicilli Defteri, Hicri 1243 / Miladi 1828 yıllarına ait Kütahya ve çevresinde hukuka intikal etmiş mahkeme kayıtlarını ihtiva eder. Çalışmada, tereke, miras, resmi yazışmalar, fermanlar, beratlar vakıflar, Naiblik müessesesi, vekil tayini gibi mahkeme kayıtlarının transkripsiyonu, değerlendirilmesi ve tasnif edilmesi yer almaktadır.Osmanlı döneminden günümüze kadar intikal eden bu belgeler, toplumun sosyal, siyasi ve ekonomik yapısı hakkında bize bilgi verirler. Sicillere kaydedilmiş bilgilere bakarak halkın sosyal yapısını ve ikili ilişkilerini, miras ve tereke kayıtlarına bakarak ekonomik yapıyı, merkezden gönderilen kararnâmelere bakarak merkezi idare ile taşra arasındaki ilişkilerin muhtevasını öğrenebiliriz. Ayrıca belgelerin tarihine bakıldığında Yeniçeri ocağının .kaldırılması üzerinden henüz iki yıl geçtiğini ve yeni kurulan Asakir-i Mansure-i Muhammediye Ordusunun ve Donanmay-ı Hümayunun ihtiyaçlarını karşılamak için merkezden gelen fermanları sıkça görebilmekteyiz.Anahtar Kelimeler: Miras, Ferman, Kadı, Sosyal Hayat, Hukuk Sistemi
Çerkeş 5 numaralı şeriye sicili, transkripsiyon ve değerlendirme [H.1297-1301 (1880-1884]
Türk-İslam devlet geleneğini devam ettiren Osmanlı Devleti her alanda adalete önem vermekteydi. Şer'iyye sicillerini, kadıların tuttuğu mahkeme kayıtları, merkezden gelen ferman, emir ve beratlar oluşturmaktadır. Bu çalışma Çankırı Çerkeş'e ait beş numaralı sicil defterinin trankripsiyon ve değerlendirmesini içermektedir. Araştırma da kadılık kurumu ve şer'iyye sicil defterleri hakkında kısa bilgiler verilmiştir. Çalışma, Çerkeş'in kısa tarihi anlatılarak desteklenmiştir. Çerkeş beş nolu şeriye sicilinde yer alan konular tasnif edildikten sonra trankripsiyonu yapılmıştır. Beş numaralı Çerkeş şer'iyye sicili toplamda 66 pozdan oluşmaktadır. Hükümlerin içeriğinde vakıf, tereke, nafaka, vasi tayini, vekâlet, borç-alacak davaları, merkezden gelen emirler ve diğer kurumlarla yapılan yazışmalar vardır. Çalışmanın amacı; Çerkeş'in 19. Yüzyılın son çeyreğinin toplumsal ve hukuki hayatını gün yüzüne çıkararak yapılacak çalışmalara katkıda bulunmaktır.
218 numaralı Manisa Şer'iyye Sicili transkripsiyon ve değerlendirmesi (H. 1185-1187/M. 1771-1773)
Antik Çağlardan günümüze kadar çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan Manisa Saruhanoğulları Beyliği ile Türk egemenliğine girmiş, sonrasında Osmanlı Devleti'nin klâsik taşra teşkilatında Saruhan Sancağı'nın bir kazası olarak yer almıştır. Çalışmaya konu olan 218 numaralı Manisa şer'iyye sicili H.1185-1187 (M.1771-1773) tarihini taşımakta olup Manisa Kazası'nın bu dönemine ait bilgilere sahiptir. Bunlar; Vergi kayıtları ve tereke kayıtları, kaza, nahiye, mahalle ve köy gibi idarî birimlerin taksimatı, tarım ve hayvancılıkla ilgili belgeler, ticaret, alım-satım, vakıflar, eşkıyalık hadiseleri olarak sıralanabilir. Çalışmada 218 numaralı şer'iyye sicilindeki bilgiler bilimsel olarak tasnif edilmiş ve sırasıyla ele alınmıştır. Bu bağlamda H.1185-1187 yılları arasındaki Manisa kazasının hukûkî, siyasî, sosyal, ekonomik, kültürel, askerî yönleri mevcut şer'iyye sicilindeki veriler çerçevesinde ortaya konulmaya çalışılmıştır. Öncelikle Manisa şehrinin kısa bir tarihi ardından şer'iyye sicilleri hakkında bilgiler verilmiş, 218 numaralı şer'iyye sicilinin değerlendirme ve transkripsiyonu yapılmıştır. Çalışmayla Manisa şehri bağlamında Osmanlı Devleti'nin 18. asrına bir nebze de olsa ışık tutulmaya çalışılmıştır.
90 numaralı Edirne Şer'iyye Sicilindeki tereke kayıtlarına göre dönem değerlendirmesi (1713-1714)
Her birey içinde bulunduğu konum sebebiyle bir toplumda yaşamaya ihtiyaç duymaktadır. İnsan yaşayışlarını ele alan tarih bilimi, dolayısıyla toplum hayatını da incelemektedir. Toplum hayatını kaynaklara inerek değerlendirmek mümkündür. Bu hususta kaynakları bilirkişiye bırakmak doğru bir politika olacaktır. Osmanlı Devletinin adli teşkilatının temellerini kadılıklar oluşturur ve bulundukları yerin hâkimi konumundadırlar. Kadıların tuttukları bu belgelere Kadı Sicilleri başka bir adlandırmayla Şer'iyye Sicilleri denmektedir. Şer'iyye Sicilleri de kendi içerisinde bazı alt gruplara ayrılmaktadır. Genel başlıklarıyla bunlar, hüccet, ferman, narh, ihtisab ve tereke kayıtlarıdır. Çalışmamızın odak noktasını, Şer'iyye Sicilleri içerisinde bulunan Tereke Kayıtları oluşturmaktadır. Tereke, genel anlamıyla ölen kişilerin geride bıraktığı malların tamamına verilen isimdir. Dolayısıyla bir bölgenin, dönemin yahut dönemindeki ünlü kişilerin ekonomik, sosyal, tarihi, dini içeriklerini öğrenmemiz açısından bize yararlı veriler sunmaktadır. Ölen kişilerin çocuk sayılarını, eş durumlarını, meslek gruplarını öğrenmek de yine bir toplumun devlet dışında insanların hayatlarını nasıl devam ettirdiğini görmemize olanak sağlamaktadır. Yapmış olduğumuz çalışma arşiv kayıtlarında 90 numaralı Edirne Şer'iyye Sicili olarak yer alan defter olup, tarihleri H. 1124-1125 ve M. 1713-1714 yılları arasını kapsamaktadır. İşte bu araştırmanın problemini tereke kayıtları ve onların sosyal bir tarih kaynağı olarak meydana getirilmesi ve bir örnek bazında değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Sosyo-ekonomik değerlendirmelerin yapıldığı, ana kaynağımız olan tereke kayıtları ışığında ortaya çıkan bu değerlendirmelerin sonucunda servet analizlerine de dayanarak, 18. Yüzyılda Edirne halkına dair genel bir hükme varılacaktır.
426 numaralı (1328-1330/1910-1912) yıllarına ait Manisa şer'iyye sicili (transkripsiyon ve değerlendirme)
Şer'iyye sicilleri, kadıların mahkemede verdikleri hükümlerin ve hükümet merkezinden gelen yazıların kaydedildiği defterlerdir. Şer'iyye sicillerine; kadı defteri, mahkeme defteri veya zabt-ı vekâyi sicilleri gibi isimler de verilmektedir. Kadılar, görev yaptıkları bölgelerde devletin resmi temsilcisi konumundadırlar. Tanzimat dönemine kadar kadılar görev yaptıkları yerin aynı zamanda beledî ve noter hizmetlerini de üstlenmişlerdir. Kadılar sorumlu oldukları bölgedeki her türlü hukuki olaylardan sorumlu idiler. Verdikleri her türlü kararı da şer'iyye sicillerine kaydederlerdi.Şer'iyye sicillerinde ilam, hüccet, ferman, buyruldu, mürasele gibi değişik konularda kayıtlar bulunurdu. Şer'iyye sicillerindeki kayıtlar hakların güvence altına alınmasının teminatıdır ve bu kayıtlar yerel tarihçilik açısından çok önemlidir. Şer'iyye sicillerinden yola çıkarak şehir tarihi ile ilgili pek çok mesele çözüme kavuşturabilmektedir. Bu anlamda şer'iyye sicilleri söz konusu dönemin askeri, siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel ve hukuki durumunu yansıtır. Görüldüğü üzere şer'iyye sicilleri parçadan bütüne doğru gitmemizi sağlayan tarihi vesikalardır.Yaptığımız bu çalışmada, ?426 Numaralı Manisa Şer'iyye Sicil Defteri? incelenmiştir. Defter gerçekte Kırkağaç kazasına aittir. Kırkağaç kazasına ait ayrı siciller bulunmadığından bu kazanın sicilleri Manisa şer'iyye sicilleri içerisinde zikredilmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmaya giriş olarak Kırkağaç kazası hakkında bilgiler verilmiştir. Ardından birinci bölümde Osmanlı hukuku, kadılık kurumu, şer'iyye sicilleri ve incelediğimiz defter hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bolümde ise incelediğimiz sicilin transkripsiyonu ve üçüncü bölümde de belge özetleri ile sicilin değerlendirilmesine yer verilmiştir. Ayrıca, çalışmadan istifadeyi kolaylaştırmak için tezin sonuna dizin eklenmiştir.
Şer'iyye sicillerine göre Kastamonu (1699-1716)
Bu araştırmada, Kastamonu Kazâsı'nın 1699-1716 yılları arasındaki idarî, sosyal ve ekonomik yapısı ile kültürel hayatı incelenmiş, günlük hayatta meydana gelen olaylar çeşitli örnekler ile açıklanmış ve mahkemenin bu olaylar ile ilgili karar verirken izlediği yollar tespit edilmeye çalışılmıştır. Tezin hazırlanmasında şehir tarihleri açısından büyük bir öneme sahip ve tarihin ana kaynaklarından biri olan şer'iyye sicilleri kullanılmış, ihtiyaç duyulduğu yerlerde diğer kaynaklara da başvurulmuştur. Giriş bölümünde, çalışma boyunca kullanılan şer'iyye sicil defterleri ile konuyla ilgili diğer kaynaklar hakkında bilgilendirmeler yapılmış ve şehrin tarihçesine kısaca değinilmiştir. İdari yapının incelendiği bölümde, kaynaklara yansıdığı kadarıyla Kastamonu'nun kazâları ve bağlı birimleri, nahiyeleri ve bağlı birimleri, mahalleleri, köyleri ve divanlarının isimlerine ulaşılmıştır. Bu birimler incelenirken rastlanan ve şehrin tarihi, kültürü, coğrafyası ile ilgili çeşitli bilgiler içeren unsurlara da bu bölümde yer verilmiştir. Şehirdeki en üst yönetici konumundaki sancak beyinden başlayarak mahalle imamlarına kadar şehrin idarî yapısındaki görevliler ile ilgili bilgiler yine bu başlık içerisinde ele alınmıştır. Sosyal yapı incelenirken söz konusu dönemdeki toplumsal yaşantı üzerinde durulmuş, aile kavramı içerisinde kadın ve çocukların durumu incelenmiştir. Toplumda kullanılan ünvan ve lakaplardan söz konusu dönemdeki mesleklere, insanların evlerinde kullandıkları eşyalardan şahsi giyim eşyalarına, kadınların süs eşyalarından ziynet eşyalarına, çeşitli silah ve âletlerin isimlerine kadar kayıtlardan elde edilen birçok veri paylaşılmış ve çeşitli kıyaslamalar yapılmıştır. Sosyal yapı ve kültürel hayat bölümünde toplumun vazgeçilmez bir unsuru olan şehre ait vakıflar ile cami, mescid, tekke, zâviye, hamam gibi vakıf kurumları ve vakıf görevlilerine dair bilgilere de yer verilmiştir. Ticaret hayatının canlı olduğu şehirdeki han, bedesten, çarşı ve pazar gibi ticari yapılar incelenerek ve söz konusu dönemdeki çeşitli fiyat tespitlerine bakılarak söz konusu dönemin ekonomik hayatına ilişkin veriler elde edilmiştir. Son bölümde, ayrı ayrı başlıklar altında halkın gündelik hayatında meydana gelen olaylar, çeşitli örnekler çerçevesinde değerlendirilmiş ve mahkemenin çalışma prensipleri ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca şehrin idarî teşkilatına mensup kişilerin karıştığı olaylar da ayrı bir başlık altında, ehl-i örf ve ehl-i şer olarak iki grupta incelenmiştir.
B-7 numaralı Şer`iyye Sicili'ne göre Bursa: 1591-1592
''B-7 Numaralı Şer`iyye Siciline Göre Bursa (1591-1592)'' adlı bu tez, B7 numaralı Bursa şer`iyye sicili esas alınarak hazırlanmıştır. Tezimiz giriş ve sonuç bölümlerinin dışında iki bölümden oluşmaktadır. Girişte, temeli MÖ.300'lerde atılmış olan Bursa şehrinin h.1000. yıla kadar olan tarihi geçmişi genel hatlarıyla açıklandıktan sonra, Şer`iyye sicilleri hakkında genel bir bilgi verildikten sonra, bu tezin de ana kaynağını teşkil eden B7 nolu sicil hakkında bilgi verilmiştir. Şer`iyye sicillerinde yer alan bilgiler, devletin işleyişi ve toplumsal tarih hakkında bilgi edinebilmeyi mümkün kılmaktadır. Bu düşünceden hareketle çalışmamızın ana kaynağını oluşturan Bursa B7 no'lu sicildeki veriler doğrultusunda çalışmamızın birinci bölümünde Osmanlı Devleti'ne 80 yıl kadar başkentlik yapmış olan Bursa'nın 1591-92 yılları arasındaki fiziki ve idari yapısı üzerinde durulmuştur. İdari görevlilerin -mümkün olduğunca- tek tek tanıtıldığı bu bölümde ayrıca şehrin dini, sosyal ve ticari yapıları hem mimari açıdan, hem de işlevleri açısından değerlendirilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde ise Bursa şehrinin toplum yapısı ve ekonomik hayatı değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu bölümde -özellikle- toplum ve aile yapısı incelenerek şehir halkının gündelik hayatına dair ipuçları elde edilmeye çalışılmış ve incelenen ?sicildeki? belgelerden elde edilen bilgi doğrultusunda da Bursa şehrinin ekonomik hayatı değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Bursa 2. Şer`iyye sicili 3. Kadı 4. Mahkeme 5. Aile 6. Yeniçağ Tarihi
2 numaralı Kastamonu şeriyye sicilinin transkripsiyon ve değerlendirilmesi (h. 1084-1087/m. 1673-1677)
Gerek Osmanlı tarihi gerekse yerel tarih araştırmaları açısından şer'iyye sicilleri birinci derecede öneme sahiptir. Kadılar, merkezi idarenin yazışmaları yanında, halkın şikâyet ve dilekleri, mahallî idarelere ait hukukî düzenlemeler olarak kabul edilen ferman ve hükümler, en önemlisi de ait olduğu mahallin sosyal ve iktisadî hayatını yansıtan mahkeme kararlarını kayıt altına almıştır. İşte şer'iyye sicilleri adıyla bilinen bu defterler incelenmeden Osmanlı Devleti'nin siyasî, idarî ve sosyal tarihi tam olarak aydınlatılamayacaktır. Yine şehir tarihleri ve muhtelif bölgelerdeki mahallî hayata ait ilmî araştırmaların birinci derecede kaynağı da şer'iyye sicilleridir. İncelediğimiz 2 Numaralı Kastamonu Şer'iyye Sicili H. 1084-1087/M. 1673-1677 defterinde 423 kayıt bulunmaktadır. Bunların önemli bir kısmını hüccet ve i'lâm belgeleri oluşturmaktadır. Ayrıca ferman, berat, buyruldu, mektup, temessük, vakfiye, defter ve tereke kayıtları da defterde bolca mevcuttur. Bu belgelerden yola çıkarak Kastamonu'nun sosyo-ekonomik, kültürel, hukuki ve idari manada nasıl bir durum arz ettiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Tezin transkripsiyon kısmında her varak'a ve varaktaki belgelere birer numara verilmiş olup aynı yöntem araştırmanın daha pratik bir şekilde yapılması için belge özetleri bölümünde de uygulanmıştır. Çalışmamızın ana kaynağını oluşturan 2 Numaralı Kastamonu Şey'iyye Sicili H. 1084-1087/M. 1673-1677 ve Kastamonu'ya ait diğer sicil defterleri Kastamonu Üniversitesi Merkez Kütüphanesi'nde 12 adet DVD'ye kayıtlı olarak dijital halde bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kastamonu, Şer'iyye Sicili, Kadı, Kastamonu Tarihi 2017, sayfa: IX+232
104 numaralı Kastamonu Şer'iyye Sicilinin (H.1256/M. 1840) transkripsiyon ve değerlendirmesi
Şer'iye Sicilleri sosyo-kültürel, iktisadî, askerî, idarî ve ticarî vb. alanlarda çok önemli bilgiler ihtiva ederler. Bu sebeple tarih bilimi için olduğu kadar hukuk tarihi, şehir tarihi, yerel tarih, iktisat tarihi, tıp tarihi, yine yer ve kişi adları, diplomasi ve diplomasi tarihi bakımlarından da büyük önem arz ederler. Çalışma konusu olarak ele alınan 104 Numaralı Kastamonu Şer'iyye Sicili, Küre-i Nühas Muhassıllık Meclisi'nin almış olduğu kararları ihtiva eder. Bu çerçevede Meclis ve Meclisin çalışma esasları, Büyük Meclis dışında diğer kazalarda kurulan diğer meclisler, Küre bakır madeninde çalışan usta ve amelelerin yevmiyeleri ve yevmiyelerine yapılan zamlar, diğer kazalar ve kazalara bağlı köyler, muhtarlar ve muhtar maaşları, bir kısım askerî konular ile bölgede cereyan eden ırza geçme, hırsızlık gibi asayiş olayları, 104 Numaralı Kastamonu Şer'iyye Sicili'ne yansıyan olaylar arasındadır.
Mehmed Emin İseviç'e göre XIX. yüzyıl başlarında Bosna
İslâm âleminde ideal devletin nasıl olması gerektiği, hükümdar-tebaa ilişkisi ve içtimâi düzenin ne şekilde olması gerektiğiyle alâkalı Müslüman âlimlerce birçok siyasetnâme kaleme alınmıştır. Osmanlı Devleti'ndeki âlimler ve müellifler devraldıkları bu geleneği bir adım ödeye taşıyarak zamansız bir idealizmden çok hâlihazırın ne şekilde idealize edilebileceği ile ilgilenmişler, geçmiş dönem siyasetnâmelerinin aksine eserlerinde aktüel olaylara eğilmişlerdir. Çalışmamıza konu olan Mehmed Emin İseviç'in Ahvâl-i Bosna eseri biçim ve içerisinde geçen kavramlar yönünden Osmanlı ıslahatnâmelerine benzemektedir. Bununla beraber imparatorluğun yalnızca bir eyaletini ilgilendiren meseleleri işlemesi, müesseselerdeki bozulmaları bizzat kişi isimlerine yer vererek açıklaması bakımından diğerlerinden ayrılmaktadır. Eserin müellifi Mehmed Emin İseviç seçkin bir ilmiye ailesinde doğmuş ve medrese tahsilini tamamladıktan sonra Bosna'da kadılık yapmıştır. XIX. yüzyılın başlarında Bosna'da yaşanan bir dizi olay, 1809 tarihinde İseviç'in Limni Adası'na sürgüne gönderilmesiyle sonuçlanmıştır. İseviç bu sürgün sırasında eyaletin içerisinde bulunduğu fesat ve ihtilâl hâlinin sebeplerini, bunlara sebep olduğuna işaret ettiği kişilerin isimlerini de vererek bir risale hâline getirmiş ve doğrudan sultana göndermiştir. Birkaç yıl sonra affedilen Edirne Müderrisi payeli İseviç, Bosna ordu şeyhliği ile taltif edilmişti. 1816'da vefat eden Mehmed Emin İseviç, ardında bıraktığı Ahvâl-i Bosna eseriyle, ilmiyeden askerî alana XIX. yüzyılda Bosna'da yaşanan yolsuzluklara dair birçok malûmat vermesinin yanı sıra sistemin çarkları arasında ezilenlerin de sesi olmuştur. Bu çalışmada İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi'nde bulunan 6647 indeks numaralı Ahvâl-i Bosna eseri üzerinden XIX. yüzyıl başlarında Bosna'daki durum ele alınmış, eserin transkripsiyonu verilmiştir.
6 Numaralı Eğin Şer'iyye Sicili: H. 1258 - 1264 / M. 1842 - 1848
Hazırlamış olduğumuz 6 Numaralı Eğin Şer'iyye Sicili H. 1258-1264 (M. 1842- 1848) yılları arasındaki belgeleri kapsamaktadır. Bu dönemde Eğin, önce Diyarbakır Eyaleti'ne, 1846 tarihinden sonra da Harput Eyaleti'ne tabi bir Kaza'dır. Bu çalışmamızda Kadılık ve Şer'iyye Sicilleri hakkında bilgi verdikten sonra belgelerin özetini ve transkripsiyonlarım verdik. En son kısımda ise kısaca değerlendirmesini yaptık. Bu dönemde Eğin'de tahminî olarak 8000'i Müslüman, 2800'i Gayr-i Müslim olmak üzere toplam 10.800 kişi yaşamaktaydı. Anahtar Kelimeler: Diyarbakır, Harput, Eğin, Şer'iyye Sicilleri
27 numaralı Adana Şer'iyye sicili H.1160 / M.1747
ÖZET Yüksek Lisans Tezi 27 Numaralı Adana Şer'iyye Sicili Sevim YAŞA Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Bölümü 2004, Sayfa: VII+134 Hazırlamış olduğumuz 27 Numaralı Adana Şer'iyye Sicili H. 1160 (M. 1747) yılındaki belgeleri kapsamaktadır. Bu dönemde Adana bir eyalettir. Adana Eyaleti'nin en üst Ehl-i Şer' görevlisi kadı, en büyük Ehl-i Örf görevlisi vali idi. Bu çalışmada 27 Numaralı Adana Şer'iyye Sicilini tanıttıktan sonra belgelerin özetleriyle transkripsiyonlarını verdik, en son kısımda ise belgelerin genel bir değerlendirmesini yaptık. Anahtar Kelime: Adana, Şer'iyye Sicili, Kadı.
XVIII. yüzyılın ilk ve son çeyreğinde Çankırı (Şer'iyye sicillerine dayalı bir karşılaştırma denemesi)
Yaptığımız bu çalışmamız genel olarak Çankırı'ya ait olan şer'iyye sicillerinden iki tanesinin incelenmesinden oluşmaktadır. Bu iki defter 18. yy'a ait olup aralarında 47 yıl 8 ay bulunmaktadır. Çalışmanın esas noktası bu iki tarih ve iki defter arasında meydana gelen şekil farklılıkları ile Çankırı'nın idari taksimatı, idarecileri, iktisadi hayatında meydana gelen değişikliklerinin karşılaştırmalı olarak incelemedir.Çalışmamız giriş ve beraberindeki dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde şer'iyye sicillerinin önemi mahiyeti ve çalışma esnasında karşılaştığımız güçlükler hakkında bilgi vermektedir. İkinci bölümde Çankırı'nın adının menşei ile günümüze kadar kısa tarihçesi anlatılmaktadır. İkinci bölümde Osmanlı Devleti ve Çankırı'nın idari taksimatı hakkında bilgi vermektedir. Üçüncü bölümde ise Osmanlı Devleti devletindeki idari makamlar hakkında bilgi verildikten sonra idarecilerinin isimleri incelenmiştir. Dördüncü bölümde iki şer'iyye sicili defterinde geçen narhların karşılaştırılması yapılmıştır. Beşinci bölümde ise iki defterde kayıtlı belge çeşitlerinin mukayesesidir. Fiyatları çıkarıp iki defterdeki değişimi belirlemeye çalıştık. Çalışmamız Çankırı'nın idari ve iktisadi tarihi hakkında yapılan çalışmalara ışık tutacaktır.Anahtar kelimeler:1. Şer'iyye Sicili,2. Vali,3. Kadı,4. Ferman,5. Mahkeme
Transcription and evaluation of the numbered 173 Ankara Religion Record (H. 1198/M. 1783-1784)
The numbered 173 Ankara religion record consists of the documents recorded in book, sent from other authorities and the suit records heard in Ankara law court through 26th November 1783 – 15th September 1784. Thanks to the suit records and the allocation book, we may find opportunity to make the data analysis with the statistical information produced in the fields such as the management mechanism, the historical geography of Ankara, running of the Ottoman law system, demographical structure, cultural signs, social, economic and religious living of public, the production-consumption capacity for agriculture, husbandry and commercial ways in city. In this study in context of time and place it is tried to contribute to some extent to literature in the usability points of the ottoman archive resources and the Ottoman law system in the subject context with the administrative and socio-economic history of Ankara.
239 numaralı Ankara Şer'iyye Sicilinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi (H.1252-1253/m.1836-1837)
239 numaralı Ankara Şerʻiyye Sicili Hicri 9 Muharrem 1252 – 1 Muharrem 1253 tarihleri arasında Ankara mahkemesinde görülen dava kayıtları ve başka makamlardan gönderilip deftere kaydedilen belgelerden oluşmaktadır. Dava kayıtları ve tevzi defteri sayesinde Ankara'nın yönetim mekanizması, tarihî coğrafyası, Osmanlı hukuk sisteminin işleyişi, demografik yapı, kültürel izler, halkın sosyal, ekonomik ve dinî yaşantısı, şehirde tarım, hayvancılık ve üretim-tüketim kapasitesi vb. alanlarda üretilen istatistiki bilgilerle veri analizi yapma imkânı bulabilmekteyiz. Bu çalışmada zaman ve mekân bağlamında Ankara'nın idari ve sosyoekonomik tarihi ile konu bağlamında Osmanlı hukuk sistemi ve Osmanlı arşiv kaynaklarının kullanılabilirliği noktalarında literatüre katkı sağlanmaya çalışılmıştır. Şehirde farklı etnik unsur ve dinlere mensup kişilerin (Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Türk, Ermeni) farklı mahallelerde huzur ve güven içinde yaşadığı belirlenmiştir. Sicil toplam 50 varak ve 200 adet belgeden oluşmaktadır. Bu belgeler alım-satım, borç, miras, nafaka, mehir, vakıf, atama ve azil gibi konuları içermektedir. Bu açıdan sicilin sosyal tarih araştırmaları için önemli bir kaynak olduğu düşünülmektedir.
Şeyhülislamlığa ait üç numaralı Telhis Defterinin transkripsiyon ve değerlendirmesi (VR.1-95)
Osmanlı Devleti, kuruluşundan itibaren siyasi, kültürel, ekonomik ve askeri alanlarda önemli başarılar elde etmiştir. Devletin kurumsallaşmasında bir önceki dönemlerden örnek alınarak hareket edilmiştir. Kendinden önceki Türk devletleri zamanında oluşturulan kurumsal ve diğer yapılar sentezlenerek kendine has bir yapı oluşturmuştur. Bu yapılardan biriside İlmiye Merkez Teşkilatında yapılan yenileşme hareketleridir. İlmiye Merkez Teşkilatında hemen her dönemde oluşturulan kurumlar bir sonraki döneme yansıtılarak yeni bir teşkilatlanma haline dönüştürülmüştür. Şeyhülislamlık, medrese müderris, kadı ve müftülük İlmiye Teşkilatının içerisinde yer alan en önemli birimlerden birisidir. Medrese teşkilatının yapısal özellikleri ve tayinleri belli bir sisteme göre yapılmıştır. "Üç Numaralı Telhis Defteri" incelendiğinde müderris, kadı, müftü atamalarının yanı sıra paye ve kazalara yapılan atamalar görülmektedir.
Şeyhülislamlığa ait 1 numaralı telhis defterinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi (vr.83-170)
Osmanlı Devleti‟nin kuruluşundan sonra idari teşkilat oluşturulurken kendisinden önce kurulmuş olan Türk devletleri zamanındaki kurumlar örnek alınarak dönemin şartlarına göre yeniden yapılandırılmıştır. Yenileşme hareketleriyle beraber yaşanan değişim devletin en önemli merkezi teşkilatlarından biri olan İlmiye Merkez Teşkilatı‟nda da yaşanmıştır. Osmanlı Devleti‟nin kuruluşundan itibaren her görevli kendi konaklarının bir kısmını resmi işler için kullanırken 19. yüzyıla gelindiğinde işlerin zorlaştığı görülmektedir. Şeyhülilslamlık kurumu için sabit bir devlet dairesi tesis edildikten sonra ifta, tedris ve kaza işleri bir merkezde toplanmıştır. "1 Numaralı Telhis Defteri" içerisinde müderris, kadı, müftü atamaları ve tevcih edilen payeler, yeni açılan meclislere görevli atamaları da yer almaktadır. Yenileşme dönemiyle beraber teşkilat içerisinde yaşanan değişim ve gelişim yapılan bu atamalarda görülmektedir.
Havâss-ı Refî'a (Eyüp) Mahkemesi'ne ait 294 numaralı Şer'iyye Sicil Defterinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi
Bu tez, Havâss-ı Refî'a mahkemesine ait Hicrî 1212-1213 (M. 1797-1798) seneli 294 numaralı şer'iyye sicil defterini esas alarak hazırlanmıştır. Talîk yazı türünde kaleme alınan defter, toplam 44 varaktır ve içerisinde 141 adet belge bulundurmaktadır. Tezin konusunu oluşturan sicil defterinde vasi, kayyım ve vekil tayini, tereke taksimi, vârisi olmayan kişilerin terekelerinin beytülmala verilip satılması, borçlanma ve borcun tahsil edildiğinin ispatı, taşınır ve taşınmaz malların satışı, nafaka ve evlilik gibi tüm hukukî işlemler kaydedilmiştir. Ancak sicil defterinin büyük çoğunluğu tereke taksimi ve tereke taksimi ile ilişkili hukukî işlemlerle ilgilidir. Bu çalışmanın da dâhil olduğu kadı sicilleri, kadı tarafından kaleme alınan ve kadının görevde olduğu süre içerisinde bölgede gerçekleşen tüm mahkeme kayıtları ile merkezden gönderilen emir, ferman, buyruldu gibi belgeleri içerir. Kadı sicilleri, bölgede bulunan yer isimleri ve mimarî yapılar ile ilgili bilgileri de ihtiva eder. Bu nedenle şehir tarihi araştırmaları için de önem arz eden kadı sicilleri, günümüze ulaşmayan mimarî yapılar veyahut günümüze ulaşan mimarî yapıların kimler tarafından kaç yılında inşa edildiği gibi birçok mâlûmat sunar. Dolayısıyla kadı sicilleri, muhtevasındaki bu zenginlik nedeniyle yalnızca hukuk tarihi için değil Osmanlı Devleti'nin sosyal, ekonomik, kültürel, siyasî ve şehir tarihi için de önemli kaynaklar arasında yer almaktadır. Tezin konusunu oluşturan Havâss-ı Refî'a Mahkemesi'ne ait 294 numaralı şer'iyye sicil defterinde de bölge halkının karşılaştığı tüm hukukî ihtilâflar kadı tarafından karara bağlanarak kaydedilmiştir. Çalışmada, defter içerisinde yer alan bu kararlar, transkripsiyon edilmiş ve özetleri çıkarılarak sunulmuştur.
356 nolu Diyarbakır Şer'iye sicilinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi (H.1217-1218/M.1803-1804)
Şer'iye sicilleri, Osmanlı Devletinin hukuki kayıtlarını ihtiva eden birinci elden kaynaklardır. Osmanlı tarihinin kültürel hayatına dair çok çeşitli bilgiler içermektedirler.bu çalışmada; Diyarbekir Eyaletinde bulunan Amid kazasına(Diyarbakır)ait ve XIX. yüzyılın başlarında (1217-1218/1803-1804)Amid mahkemesinde görülen davaları konunun edinen meselelerin kaydedildiği ve günümüzde Milli Kütüphane de 356 numara ile kayıtlı bulunan Diyarbakır Şer'iye sicilinin transkripsonunu ve değerlendirmesi yapılmıştır. bu çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. giriş bölümünde şer'i mahkemeler ve şer'iye sicillerinin ne olduğu ile sicillerde bulunan belge türleri hakkında bilgiler verilmiştir. birinci bölümde , Osmanlı öncesi ve sonrası Diyarbakır tarihi hakkında kısa bir bilgi verilmiştir. ikinci bölümde 356 no lu şer'iye sicilinin transkipsiyonu yapılmış ve özeti hazırlanıştır. üçüncü bölümde ise söz konusu defterde geçen bilgiler tahlil edilerek burada geçen hususların değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Sözcükler : Şer'iye Sicili, Amid, Mahkeme, Kadı, Diyarbekir Eyaleti.
1447 no'lu Giresun Şer'iye sicili (transkripsiyon ve değerlendirme)
02. Özet Tezimizin konusunu teşkil eden olan 1447 nolu Giresun kadı sicili 1326/1908- 1327/1909 yıllan arasındaki mahkeme kayıtlarını ihtiva etmektedir. Hadiseler kronolojik sırayla kaydedilmiş olup, bazen kronolojiden uzaklaşıldığı da vakidir. Sicil kayıtlarının niteliği hakkında şunlar söylenebilir. Mahkeme kayıtları hadiselerin teorisinden ziyade pratik ve yaşanmış taraflarını bizlere bildirmektedir. Dolayısıyla sicilde karşılaştığımız nikâh, borç-alacak, boşanma, mülk alım ve satımı, miras ve vakıflarla ilgili birçok kayıtlar bize o günün gerçeklerini göstererek Osmanlı Devleti'nin kanunlara yaklaşımı ve uygulaması hakkında gerçekçi bilgiler vermektedir. İncelenen yıllarda Giresun'da değişik etnik köken ve dinî gruplardan insanların olması Osmanlı Devleti'nin bu gruplara karşı politikası hakkında da bilgi edinmemizi kolaylaştırmaktadır. Bu çalışma ile 1447 nolu Giresun Kadı Sicili araştırmacıların istifadesine sunulmaktadır. Sicildeki ham bilgiler değerlendirildiğinde ortaya çok önemli ve faydalı eserler çıkacağı umulmaktadır.
XXVII numaralı Antalya şer'iyye sicil defteri'nin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi 1301-1303 (M.1883-1886)
XXVII numaralı Antalya Şer'iyye Sicili defterinden yararlanılarak 1883-1886 yıllarıarası Antalya'nın idarî, sosyal, ekonomik ve kültürel yapısı ortaya konulmaya çalışılmıştır.600 yıl boyunca üç kıtada hüküm sürmüş bir dünya devleti olan Osmanlı Devleti'ninsiyasi zaferlerinin ardında yatan temel dinamikleri ve tebaasının yaşam tarzlarının bir kesitiXXVII numaralı Antalya Şer'iyye Sicili defterinde yer alan bilgiler ışığında ortaya konulmayaçalışırken Antalya şehir tarihçiliğinin de bir dönemine ışık tutulmaya gayret edilmiştir.1839 Tanzimat Fermanı, 1856 Islahat Fermanı, 1876 Meşrutiyet'in ilanı ile idari,sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda kurumlarıyla birlikte büyük değişimlere uğrayanOsmanlı Devleti, bir yandan içine düştüğü sıkıntılardan kurtulmaya çalışırken diğer yandan daAvrupalı Devletlerin desteğini almak, ayakta kalmayı sürdürebilmek için, Avrupa devletlerineve tebaasından olan gayrimüslimlere birçok tavizler vermek, kurum ve kuruluşlarını yenidentanzim etmek zorunda kalmıştır. Ele aldığımız XXVII numaralı Antalya Şer'iyye Sicilidefterinde yer alan 1883-1886 yılları dönemindeki Antalya, XIX. yüzyıldaki bu köklüdeğişimlerin yansıdığı bir şehir olmuştur.Yaşanan tüm değişikliklere rağmen, sağlam ve köklü bir geçmişe sahip olan OsmanlıDevlet kurumları incelediğimiz dönemde, yeni kurumların yanında varlığını ve etkisinisürdürürken, İslam hukuku ve Türk örf ve gelenekleriyle yoğrulmuş olan halkın toplumsal,kültürel ve ekonomik yaşantısı da herhangi bir köklü değişime uğramadan varlığını devamettirebilmiştir.
Manisa Kadılığı 189 No`lu Şeriye Sicili Defteri'ne göre Manisa`nın sosyal ve iktisadi durumu: 1145 / 1732
ÖZET Toplumsal hareketliliğin oldukça yavaş olduğu bu devirde, herhangi bir şehrin bir yıllık tarihinin araştırılması, aslında o şehrin daha büyük bir zaman dilimi içerisindeki durumunu ortaya koymaya yardımcı olacaktır. Bu düşünce ile; 1145 / 1732 yılma ait olan 189 nolu seriye sicilinin aynen transkripsiyonu ve değerlendirmesiyle Manisa kazasının idarî, iktisadî ve sosyo-kültürel yapısı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sicilin bir yıl gibi kısa bir süreyi ihtiva etmesine rağmen kaza idaresi ve sosyal hayat hakkında özel ve kıymetli bilgiler sunmaktadır. Konu edindiğimiz tarihte Manisa'da görevli şahısların belirlenmesi ve bu şahıslara ait sosyal statünün belirtilmesinde önemli bilgilere ulaşılmıştır. Manisa halkının günlük yaşamına, mahkemeye intikal etmiş birçok olayların yardımıyla vâkıf olunmuştur. İnsanların ticarî ilişkileri sayesinde, günlük kullanılan eşyaların, bağ, dükkan ve ev gibi gayr-i menkullerin, ziraî alet ve hayvanların alım-satım ve fiyatları öğrenilmiştir. Çeşitli örf ve gelenekleri, hukukî uygulamaları, ailevî durumları hatta dünyayı algılayış açılarını hukukî bir metin olan mahkeme kayıtlarından çıkarmak ve kaza halkını tanımak mümkündür. Dolayısıyla bu çalışmada tüm veriler nicelik (rakamsal) ve niteliğiyle beraber sunulmaya çalışılmıştır.
Osmanlı Devleti'nde savcılık kurumunun kuruluşu ve Erzurum vilayetinde uygulanması
Osmanlı Devleti, uzun yıllar dünya siyasetinde önemli bir güç olarak yaşamış ve kendisi ile ilişki içerisinde olan devletler üzerinde önemli bir etkiye sahip olmuştur. Ancak zamanla devletin malî ve askerî güç kaybetmesine paralel olarak sosyal alanda bozulmalar başlamış ve yargı sistemi de bundan nasibini almıştır. Tanzimat'tan önce Osmanlı yargı sisteminde idari, adlî, cezaî, hukukî ve ticarî davalara bakan kadıların yetiştiği medreselerin bozulması, kadıların niteliksiz olmaları gibi olumsuzluklar getirmiştir. Hukukun, toplumun içinde yaşayan insanların birbirleri ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallar bütünü olması nedeniyle Adlî sistem, Osmanlı Devleti kanunlaştırma hareketlerini uyguladığı alanlardan biri olarak karşımıza çıkmıştır. Bu çalışmada Osmanlı hukukunun dayandığı kaynaklar tek tek ele alınarak adlî teşkilatın Tanzimat öncesi ve sonrasındaki durumuna bakılmıştır. Kanunlaştırma faaliyetleri ile yaşanan yenilikler ceza ve hukuk alanında yapılan reformlar, Kadılığın yanında Osmanlı adlî teşkilatında 1879 yılından itibaren yer alan müddei-i umumilik kurumuna değinilmiştir. Müddei-i umumiliğin son dönemlere kadar geçirdiği süreç ele alınmıştır. Osmanlı hukukunda davaların çözüme kavuşturulması için kadıların, vi inceleme ve soruşturma yapmak gibi görevlerinin yerini zamanla müddei-i umumilik kurumuna nasıl bıraktığı, müddei-i umumiliğin adlî süreçteki yeri Osmanlı toplumuna nasıl faydalı olduğu, gibi sorulara cevap bulmak için merkeze bağlı bir vilayet olan Erzurum Vilayeti örnek alınarak detaylandırılmıştır. Anahtar Sözcükler: Osmanlı Devleti, XIX. Yüzyıl, Erzurum Vilayeti, Müddei-i Umumilik, Ceza Hukuku,