Foreign exchange
62 theses under this subject heading
The effect of foreign exchange and real exchange rate on foreign trade in Liberia
This study adopted an ARDL model framework in estimating the effect of foreign exchange intervention and exchange rates on foreign trade in Liberia in three separate models namely export, import and trade balance using yearly data from 1980-2015. The results indicate a statistically significant positive effect of nominal exchange rate on export, but not necessarily for real exchange rate. Nominal exchange rate was confirmed to be inversely related to import while real exchange rate was positively related to import. The trade balance model results show a statistically significant negative effect of nominal exchange rate on trade balance while real exchange rate was seen to be positively related to trade balance. The exchange rate regime change and monetary intervention by the central bank seems ineffective particularly due to the dual currency and high dollarization. At the same time, the depreciation in the Liberian dollar tend to worsen the trade balance. Keywords: Nominal Exchange Rate, Real Exchange Rate, Foreign Trade, ARDL model,Dual currency
E7 ülkelerinde döviz kuru ile borsa getirileri arasındaki ilişki
Bu çalışmada, E7 ülkelerinde döviz kurları ile piyasa endeksleri arasında ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Bilindiği üzere ülkeler gelişmişlik düzeyi ve ekonomik durumlarına göre: en az gelişmiş ülkeler, az gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkeler ve gelişmiş ülkeler gibi isimlerle sınıflandırılmaktadır. Bu araştırmada kullanılan, literatüre E7 (Emerging 7) olarak giren ülkeler ise gelişmişlik düzeyleri ve ekonomileri incelendiğinde gelişmekte olan ülkeler arasında yer almakta olup gelişmekte olan ülkeler arasında en iyi ekonomiye sahip ülkelerdir. Bu ülkeler: Hindistan, Endonezya, Çin, Türkiye, Brezilya, Rusya ve Meksika'dır. 01.01.2010-28.02.2021 dönemi haftalık verilerin kullanıldığı araştırmada; döviz kuru olarak ülkelerin ABD Doları kuru ve ülkelerin en çok işlem hacmine sahip piyasa endeksleri kullanılmıştır. Bu ülkelerde döviz kurları ile piyasa endeksleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla VAR (Vector Autoregression) analizi, etki tepki analizi ve Granger nedensellik analizi uygulanmıştır. Analizlerden elde edilen sonuçlar, Brezilya ve Hindistan dışında kalan diğer ülkelerde döviz kuru ile pay senedi piyasası arasında ilişki olduğunu, genel olarak Meksika' da döviz kurundan pay senedi piyasasına nedeni olduğunu gösterirken diğer ülkelerde (Çin, Rusya Türkiye ve Endonezya) pay senedi piyasasından döviz kurlarına doğru nedenselliğin olduğu anlaşılmıştır.
The impact of migrant remittances on the economic growth of the Gambia, Senegal, Nigeria, Togo, Cabo Verde, and Guinea Bissau
The Impact of Migrant REM on the Economic Growth of The Gambia, Senegal, Nigeria, Togo, Cabo Verde, and Guinea Bissau The paper aims to explore the impact of migrant workers' remittances (REM) on the growth in six West African countries punctiliously: Gambia, Senegal, Nigeria, Togo, Cabo Verde, and Guinea Bissau; we used balanced panel data from 2004 to 2019. The impact of REM is estimated using pooled OLS, FE, RE, and Dummy-variable Interaction models. In the six West African countries, empirical regression analysis reveals both a negative and positive impact of REM on economic growth; additionally, all West African countries except The Gambia have a positive effect of REM on growth.
Açık ekonomilerde döviz kuru dinamikleri: Türkiye örneği
1970'li yıllardan bu yana dalgalı döviz kuru sistemine geçilmesiyle dünya finans piyasalarındaki en önemli gelişmelerden biri olan finansal sermaye hareketlerindeki kısıtlamaların kaldırılmasına paralel olarak döviz kuru belirleme sorunu ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda Satınalma Gücü Paritesi (PPP). ve Mundell Fleming (MF). modeline ek olarak Sabit Fiyat Varsayımı ile Parasalcı Yaklaşım (SPMA), Esnek Fiyat Varsayımı ile Parasalcı Yaklaşım (FLMA). ve Hibrit Yaklaşımı (RID). modelleri analiz edilecektir. Bu çalışmada 1990:Q1 ? 2010:Q2 dönemine ait üçer aylık verilerle birim kök, eşbütünleşme ve hata düzeltme modeli kullanılarak döviz kuru belirleme modellerinin Türkiye ekonomisi üzerine uygulanabilirliliğinin test edilmesi amaçlanmıştır. Ek olarak, kura etki eden başlıca makroekonomik değişkenlerin neler olduğu sorusuna da cevap aranmaktadır. İncelenen dönem itibariyle ele alınan modellerde tam anlamıyla bir uyum sağlanamamıştır. Fakat, genel itibariyle modellerde para arzı farklılığı anlamlı bulunmuştur. Diğer taraftan, SPMA yaklaşımını test eden modellerde yurtiçi kısa dönem faiz oranı ve faiz oranı farklılığı anlamlı bulunurken, Hibrit Yaklaşımını test eden modellerde gelir farklılığı anlamlı çıkmıştır. Bulunan sonuçlara göre dışa açılmayı takiben finansal liberilizasyon sonrası döviz kurlarının belirlenmesinde uluslararası piyasalar ve makroekonomik değişkenlerin etkili olmasıyla merkezi otoritenin kur belirleme yönündeki rolünün zayıfladığı görülmektedir.Anahtar Kelimeler: PPP, SPMA, FLMA, RID, Birim Kök, Eşbütünleşme, Nominal Döviz Kuru, Para Politikası , Türkiye Ekonomisi
Türkiye'de döviz kuru politikalarının olası etkileri
Son otuz yılda sermaye hareketlerindeki serbestleşme ile birlikte, sabit döviz kurunun terk edilmesi, bilgi teknolojilerinde yaşanan devrim ve işlem hacminin çok büyük oranlarda genişlemesi finansal gelişmeyi arttırarak, ülkelerin uluslararası piyasalardan borçlanabilmesini kolaylaştırmış ve böylece cari açık veren ülke sayısı artarak, cari açıklar kronik hale gelmiştir. İktisadi kararların ve beklentilerin oluşumunda belirleyici bir role sahip olan ve ülkelerin ekonomik krizler karşısında kırılganlığını arttıran cari açık, ülke ekonomileri için oldukça önemli bir konuma getirmekle birlikte, cari açığın en fazla dış ticaret açıklarından beslendiği görülmektedir. Türkiye'nin dış ticaret hacmi son yıllarda önemli gelişmeler kaydetmekle birlikte ticaret açığına da önemli artışlar yaşanmakta ve bu durumda cari açık da hızla artmaktadır. Ülkenin ticaret hacmindeki hızlı artış, dış ticaretin döviz kurlarından etkilenip etkilenmediği sorusunu da gündeme getirmektedir. Bu nedenle, çalışmanın amacı; 1980 sonrası Türkiye ekonomisi için cari işlemler açığının en önemli nedenlerinden biri olan dış ticaret dengesi ile döviz kuru politikarı arasındaki ilişkinin zaman serisi yöntemi kullanılarak tespiti ve varsa bu ilişkinin yönünün ortaya konmasıdır. Bu nedenle 1995 -2015 yılları arası dış ticaret açığı, reel döviz kuru, Türkiye'nin ve OECD ülkelerin yurt içi gayri safi hasılası değişkenlerine ait çeyrek dönemli veriler ile zaman serisi yöntemlerinden yararlanılmış ve uzun dönemli ilişkinin varlığı ARDL yaklaşımı ile analiz edilmiştir. Elde edilen analiz sonuçları göstermektedir ki; dış ticaret dengesi ile reel döviz kuru, Türkiye ve OECD ülkelerin GSYİH arasında uzun dönemli bir ilişki söz konusu olmakla birlikte, reel döviz kurunun katsayı istatistiksel olarak anlamsız bulunmuştur. Türkiye'nin ve OECD ülkelerin GSYİH kaysayıları ise, istatistiksel olarak anlamlı ve iktisadi olarak ilişkinin yönü anlamlı bulunmuştur. Sonuçlardan Türkiye'de yaşanan uzun devalüasyon dönemlerine karşın, dış ticaret açığının artma eğilimi gösterdiği ve döviz kuru politikasının olumlu bir dış ticaret dengesi kuramadığı söylenebilir. Dış ticaret hacimlerinin döviz kurlarındaki değişimlere cevap veremediği de görülmektedir. Türkiye'nin ithalatındaki hızlı artış iç piyasadaki talebin yüksek seyretmesi ile ilişkili olmasına karşın, ihracattaki artış dış pazar sayısındaki artış ve bu pazarlardaki ekonomik büyümelerle ilişkilendirilebilir.
Döviz vadeli işlem sözleşmelerinde riskten korunma oranının hesaplanması
Bu çalışmanın amacı, USD/TL dayanak varlığına dayalı olarak yazılan ve BİST VİOP piyasasında yer alan vadeli işlem sözleşmelerinin sağlamış olduğu riskten korunma oranının tahmin edilmesi ve bu tahmini gerçekleştirebilecek en uygun modelin tespiti hedeflenmiştir. Örneklem 06.08.2013-30.03.2018 tarihleri arasını kapsamakta olup, TCMB tarafından açıklanan spot USD/TL kurları ile bağımlı değişken, BİST VİOP piyasasında işlem gören USD/TL vadeli işlem sözleşmelerinin uzlaşma fiyatları bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Bu çalışmada, en küçük kareler yöntemi ile normal ve GED dağılımında simetrik ve asimetrik GARCH modellerinden yararlanılmıştır. Çalışmanın sonuçları, 100 günlük örneklem dışı dönem için hata terimlerinin varyansının değişken olduğunu öngören GED-GARCH(1,1) modelinin en yüksek performans gösteren model olduğunu, 253 günlük örneklem dışı dönem için ise EKK modeli ile GED-GARCH modelleri uygun olsa da öne çıkan bir model olmadığını göstermiştir. Anahtar kelimeler: Riskten korunma oranı, finansal risk, türev araçlar, USD/TL
Döviz kuru rejimleri ve kur savaşları: Türkiye ile seçilmiş ülke karşılaştırmaları
Küresel dünyanın temel sorunlarından biri kur savaşlarıdır. Kur savaşları, ülkelerin ithalatlarını sınırlandırarak kendi paralarının değerini yabancı para karşısında düşük tutmak ve uluslararası ticarette üstünlük sağlamak için yapmış oldukları bir uygulamadır. Dalgalı-kur politikasının uygulanması ve yaygın hale gelmesi ile birlikte, ülkeler rekabetçi devalüasyonlar yoluyla avantaj elde etme arayışına girmiştir. Bugün küresel dünyada kur savaşlarını en etkin şekilde uygulayan ülkeler bulunmaktadır. Bu ülkelerin başında Çin, ABD, Japonya, Brezilya ve Euro Bölgesinde bulunan ülkeler gelmektedir. Dünya ekonomisinde birden fazla ülkenin rekabetçi devalüasyon politikasını uygulaması diğer ülkeleri de bu savaşın içine çekmektedir. Uygulanan kur savaşları çeşitli sonuçlara sebep olmakta ve uluslararası ticaret durgunluk ile karşı karşıya gelmektedir. Çalışma döviz kuru rejimleri ve kur savaşları olgularını ele almaktadır. Ülkelerin uygulamış oldukları döviz kuru rejimlerinin kur savaşlarına etkisi günümüzde de oldukça geniş bir yer tutmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde döviz kurunun oluşumu, rejimleri arasındaki görüş farklılıkları ele alınmış ve devalüasyon kavramı açıklanmıştır. İkinci bölümde "Kur Savaşı" olgusu ele alınmış, ortaya çıktığı dönem, etkili olduğu ülkeler, etkileri ve günümüzde de devam ettiğine dair ayrıntılı bilgiler verilmiştir. Ayrıca üçüncü kur savaşı açıklanırken 2008 krizi ve uygulanan para politikaları incelenmiştir. Türkiye'nin kur savaşlarındaki yerinden bahsedilmiştir. Son bölümde de Türkiye ile seçilmiş olan 5 ülkenin karşılaştırmalı analizi yapılmıştır. Yapılan ekonometrik analiz, yaşanan son kur savaşının etkilerinin belirlenmesi amacıyla, 2000-2018 yılları arası çeyreklik veriler kullanılarak Granger Nedensellik Analizi ile gerçekleştirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Kur Savaşları, Döviz Kuru Rejimleri, Rekabetçi Devalüasyonlar, Para Politikaları.
Türkiye'deki siyasi gelişmelerin forex (Döviz) piyasalarına olan etkilerinin 2000-2011 yılları arasında incelenmesi
2000-2011 yılları arasında Türkiye'deki siyasi gelişmelerin döviz piyasaları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Ülkenin makro ekonomik rakamları incelenerek ekonomik performansından bahsedilmiştir.Döviz piyasalarına olan etkiler TC Merkez Bankası verileri kullanılarak sonuca bağlanmıştır.
Ekonomik büyüme ve göçmen dövizleri: Orta Asya ülkeleri analizleri
Bu çalışmada temel amacı, yabancı yardım ve doğrudan yabancı yatırım gibi diğer dış sermaye kaynaklarıyla karşılaştırıldığında, Sovyet sonrası devletler arasında işçi dövizlerinin ekonomik büyüme ve yoksulluğun azaltılması üzerindeki etkisini değerlendirmektir. Bu yazıda, seçilmiş beş eski Sovyet sonrası cumhuriyette ekonomik büyüme ve yoksulluk tahminleri üzerine bir panel veri seti kullanılmıştır. Çalışma beş Orta Asya ülkesini kapsamaktadır: Kazakistan, Kırgız Cumhuriyeti, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan. Orta Aya ülkelerinin 2000 ve 2018 dönemindeki panel verileri kullanılarak, işçi dövizlerinin ekonomik büyüme üzerindeki etkilerini analiz edilmektedir. Bağımlı ve bağımsız değişkenler kullanılarak sabit ve tesadüfi etkilere yer verilmiştir.
Döviz kurunun yurt içi net kredi kullanımları üzerindeki etkisi: Türkiye örneği
Döviz kurları, kişilerin yatırım ve tüketim gibi tercihleri konusunda büyük bir etkiye sahiptir. Hanehalkı (tüketiciler) ve firmalar (üreticiler) tüketim, üretim ve yatırım kararlarını alırken, ekonomideki diğer faktörlerle birlikte, döviz kurlarını da dikkate alırlar. Üreticiler üretim girdisi olarak kullandıkları hammaddeyi yurtdışından karşılıyorsa üretim kararlarını alırken döviz kurlarını dikkate alacak, tüketiciler de satın alacakları ürünlerle ilgili karar alırken, döviz kurlarına bağlı olarak hem maliyet değişimlerinden hem de tüketim ve yatırım arasındaki fırsat maliyeti değişimlerinden etkilenebileceklerdir. Bu bağlamda döviz kurları ekonomideki karar alma mekanizmalarını ve diğer makroekonomik değişkenleri önemli ölçüde etkileyebilmektedir. Bu çalışmada döviz kurlarının yurtiçi net kredi kullanımları üzerindeki etkisi Türkiye ekseninde ele alınmıştır.
The impact of Saudization policies during COVID-19 on the remittances of yeminis residing in Saudi Arabia
The ongoing war in Yemen, lasting eight years, between the universally recognized legitimate government supported by the Saudi-led military coalition and the Houthi rebel movement backed by Iran has resulted in a significant increase in the number of impoverished and vulnerable individuals, pushing millions to the brink of poverty. Throughout this period, migrants and their remittances have played a crucial role in alleviating the suffering of thousands of families and easing their financial burdens. However, over the past two years, these remittances have steadily declined, exacerbating the hardships faced by Yemenis, escalating the poverty rate, and intensifying the need for financial support among families in the country. This study aims to examine the multifaceted factors that have contributed to this transformative situation. Specifically, it seeks to analyze the impact of the "Saudization" laws, which prioritize the employment of Saudi nationals, on Yemeni workers in Saudi Arabia during the COVID-19 pandemic caused by the SARS-CoV-2 virus. The study will investigate how these laws have affected the flow of financial transfers sent to families in Yemen and explore their broader implications for the Yemeni economy, as well as the political and humanitarian landscape within the country. By employing a comprehensive research methodology, including data analysis, interviews, and literature review, this study will provide valuable insights into the intricate dynamics that have shaped the current financial landscape for Yemeni migrants and their families. The findings will shed light on the consequences of the "Saudization" laws in the context of the COVID-19 pandemic, offering a nuanced understanding of their ramifications on remittance flows and their subsequent effects on the Yemeni economy, political stability, and humanitarian conditions. Ultimately, the study aims to contribute to the formulation of targeted policies and interventions that can address the pressing challenges faced by Yemeni migrants and their families, fostering sustainable solutions to mitigate poverty and enhance socio-economic resilience in Yemen.
Yatırım araçlarındaki getiri farklılıklarının incelenmesi (2010-2019)
Yatırımcılar tasarruflarını değerlendirmek için çeşitli yatırım araçlarını tercih etmektedir. Yatırım araçları riske duyarlı olduğu için yatırımcılar risk ve getiri algılarına göre yatırım araçlarını tercih etmektedir. Yatırım araçlarını sadece bireysel yatırımcılar değil kurumsal yatırımcılarda tercih etmektedir. Bu nedenle yatırım yapmak bilgi ve deneyim istemektedir. Yatırımcılar risk ve getiri dengesine göre yatırım kararını vermektedir. Hisse senedi, tahvil, bono, yatırım fonu, döviz, vadeli mevduat, altın gibi çeşitli finansal varlıklar yatırımcılar tarafından tercih edilmektedir. Çalışmanın amacı yatırımcılar tarafından en çok tercih edilen yatırım araçlarının getirilerinin tespit edilmesidir. Bunun için 2010-2019 dönemine ait 10 yıllık veriler kullanılmaktadır. Çalışmada kullanılan değişkenler Amerikan doları, Euro, altın, BİST 100 endeksi ve faiz oranıdır. Yatırım araçlarının fiyatlarındaki değişim yüzde yöntemi ile analiz edilmiştir. Getirilerin daha iyi anlaşılması için trend analizi yapılmıştır. 10 yıllık dönemde yatırım araçlarının farklı düzeyde getirisi olmuştur. En çok kazandıran altın olup %405 oranında kazandırmıştır. Altından sonra %297 oran ile en çok kazandıran Amerikan dolarıdır. Diğer bir yabancı para birimi olan Euro yatırımcısına %213 oranında kazandırmıştır. Riski seven yatırımcılar ise BİST 100 endeksine göre ortalama %109 oranında kazanmışlardır. Anahtar Kelimeler: Yatırım, Döviz, Altın, Borsa, Trend Analizi. 2020, 80 sayfa Bilim Kodu: 115308
Gri sistem teorisi ve oyun teorisi ile döviz yatırım stratejisi belirlemeye yönelik bir uygulama
Döviz yatırımlarında en önemli etken yatırım yapılan dövizin fiyatının değişeceği öngörüsüdür. Bu nedenle yatırımcı, yatırım yapmadan önce yatırım yapmak istediği dövizin ilerde artıp atmayacağı hakkında önceden fikir sahibi olmak istemektedir. Fakat gelecek hiçbir zaman kesin olarak bilinememektedir. Bunun yerine döviz kullanıcıları gelecek hakkında en kesin bilgiyi verebilecek yöntemlere yönelmekte ve bu yöntemleri kullanarak yatırım kararı almaktadırlar. Döviz kullanıcılarının en iyi kararı alabilmesi için birçok yöntem geliştirilmeye çalışılmıştır. Geliştirilen tahmin ve karar alma yöntemleri, bütün koşullarda aynı sonucu verememektir. Bu nedenle kullanılacak tahmin ve karar alma yönteminin önceden test edilmesi önemli bir adım olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, gri tahmin yöntemi ile oyun teorisi yöntemini birlikte kullanarak başarılı bir döviz kuru tahmini yapmaktır. Bu amaçla; sekiz adet döviz kurunun Ocak 2010'dan Mart 2016'ya kadar olan haftalık kapanış verileri kullanılarak gri sistem teorisi ile döviz kuru tahmini yapılmış ve oyun teorisi ile de yatırım kararı alınmıştır. Çalışmanın sonunda, yöntemlerde kullanılan veri sayısı azaltıldıkça daha başarılı sonuçlar elde edildiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Döviz tahmini, oyun teorisi, gri sistem teorisi
Portföy dengesi yaklaşımı ve Türkiye örneği
Küreselleşme ile birlikte ülkeler arasında yapılan işlemlerde büyük bir artış olmuş ve bu nedenle yabancı parayla yapılan işlem sayısı da son yıllarda hızla artmıştır. Bu işlemlerde bireylerin ve firmaların karşılaştığı en önemli sorun döviz kurlarındaki belirsizliklerden kaynaklanan riskler, kısaca döviz kuru riskidir. Bu nedenle döviz kurlarının tahmin edilmesi büyük önem taşımaktadır. Ayrıca politika yapıcıların da döviz kurlarını politika aracı olarak kullandıkları göz önüne alınırsa konunun önemi daha iyi anlaşılmaktadır.Döviz kurlarının tahmini için eski zamanlardan beri çok sayıda yöntem geliştirilmekle birlikte bu yöntemlerin çoğu, varsayımları dikkate alındığında, gerçek durumu yansıtmaktan uzak olduğu nedeniyle eleştirilmiştir. Bu çalışmanın birinci bölümünde döviz kuru tahmini için ortaya konulan modeller incelenmiş ve bu modeller varsayımları ve eleştirilen yönleriyle birlikte ortaya konulmuştur.Çalışmanın ikinci bölümünde nispeten daha yeni bir yaklaşım olan ve daha gerçekçi varsayımlara sahip olan Portföy Dengesi Modeli ve bu model çerçevesinde uygulanan politikaların döviz kuru üzerindeki etkileri detaylı bir biçimde açıklanmıştır.Üçüncü bölümde ise Türkiye'de 2002?2008 yılları arasındaki dönemde döviz kurlarının durumu ortaya konulmuş ve Portföy Dengesi Yaklaşımı çerçevesinde bu hareketlerin açıklanıp açıklanamadığı araştırılmıştır. Bu amaçla iç borç stokunun parasal tabana oranı incelenmiş; bunun yanı sıra Branson modeli kullanılarak bir regresyon analizi yapılmıştır.Sonuç olarak; anılan dönemde Türkiye'de döviz kuru hareketlerinin Portföy Dengesi Modeli çerçevesinde açıklanmadığı görülmüştür.Anahtar Sözcükler:1.Döviz Kuru Belirlenmesi2.Portföy Dengesi Yaklaşımı3.Türkiye Ekonomisi4.Türkiye'de Döviz Kurları5.Branson Modeli
Döviz kuru belirleme modelleri ve döviz piyasasının mikro yapısı: Türkiye örneği
Döviz ekonomisi, gelişim içindedir. Döviz ekonomisi konuları ve döviz kuru sistemleri, Bretton Woods sisteminin yıkılışından beri iktisat bilimindeki pek çok konudan daha az istikrar kazanmıştır. Esnek kur sistemi, 1970'Ii yılların başında sabit kur sisteminin çöküşünü takiben uygulanmaya başlanmıştır. Bununla beraber, geçen zaman zarfında kurlarda gözlenen büyük dalgalanma döviz kuru teorilerinin incelenmesi gereğini artan bir şekilde ortaya çıkarmıştır. Geleneksel kur teorileri ticaret akımlarına dayanır ve kur hareketlerini genellikle uzun dönemli bir perspektifle açıklarlar. Finansal akımlarla birlikte, ticaret akımları, döviz kuru belirleme teorilerinde sermaye akımlarından daha az önemli hale gelmiş ve 1973 yılında dalgalı kur sistemine geçilmesi ile birlikte modern kur teorileri önem kazanmaya başlamıştır. Bu yeni teoriler, parasal ve varlık piyasalarına ya da ödemeler bilançosu portföy dengesi yaklaşımına dayanmakta ve döviz kurlarını çoğunlukla finansal bir olgu olarak görmektedirler. Belli başlı sanayileşmiş ülkelerin paraları, büyüme, faiz oranı, enflasyon oranı ve benzeri gibi geniş ölçüde makroekonomik temellerle açıklanamayan önemli ve sürekli hareketlenmeler göstermiştir. 1980'lerden önce, döviz kuru belirlenmesindeki belirgin yaklaşımlar mal ve varlık piyasaları yaklaşımlarına dayanıyordu. Bu yaklaşımlar piyasa katılımcılarını özdeş, bilgiyi tam, işlemleri maliyetsiz ve ticaret mekanizmasının fiyat belirlenmesindeki rolünü önemsiz olarak görüyorlardı. Ancak, son zamanlarda döviz piyasaları üzerine yapılan çalışmalar, kurların temellerden sapmalar gösterdiğini ispatlamıştır. Bunun da ötesinde, bu yazın piyasa katılımcıları arasında bilginin geçişi, piyasa ajanlarının davranışı, müşteri emir akımlarının önemi, kur oynaklığında ve işlem hacminde heterojenlik gibi döviz piyasasının mikro yönü ile daha fazla ilgilidir. Türkiye, 1980'li yıllarda bir finansal liberalizasyon programı uygulamaya başlamıştır. 1989 yılında, sermaye hareketleri üzerindeki tüm kontroller270 kaldırılmış ve kur sistemi oldukça esnek hale gelmiştir. Ancak, fınansal serbestleşme gerçekleştikçe ekonomik istikrar sağlanamamıştır. 1994 Meksika, 1997 Asya ve 2000-2001 Türkiye krizleri, döviz piyasaları üzerine yoğun tartışmaların başlamasına yol açmıştır. Bu tezin analitik yaklaşımı, 1990-2003 döneminde Türkiye döviz piyasasında yaşanan krizleri, önemli haberleri ve gelişmeleri göz önünde bulundurarak spread, volatilite ve işlem hacmi arasındaki ilişkileri mikro yapı yaklaşımı ışığında analiz etmeye dayanır.
Döviz kuru politikası ve Türkiye'de yaşanan Şubat/2001 ekonomik krizindeki rolü
ÖZET Türk ekonomisinde, yaklaşık son 20-25 yıldır görülen yüksek enflasyon, kamu açıkları, iç ve dış borç miktarlarındaki artışlara paralel olarak, çeşitli dönemlerde ciddi ekonomik krizler yaşanmıştır. Bu krizlerden çıkmak üzere de çeşitli istikrar tedbirleri ve yapısal değişim programları uygulama alanına konulmuştur. 1999 yılında, Türk Ekonomisinde hüküm süren yüksek enflasyonla mücadele edilmesi, mali hesapların ve finans piyasalarının güçlendirilmesi, büyümenin istikrarlı bir temele oturtulması ve Avrupa Birliğine yaklaşmayı da kolaylaştırmak üzere IMF ile stand-by anlaşması yapılmıştır. Bu anlaşmada 2000-2002 döneminde uygulanacak makro ekonomik politikalar çerçevesi çizilmiştir. Bu program, döviz bazlı bir istikrar programı olup, üç yıllık bir sürede enflasyonu düşürmeyi hedeflemektedir. Bu çerçevede 2000 yılında enflasyonun %20-25'e düşürülmesi planlanmış, 2000 yılının başından itibaren gerçekçi döviz kuru bırakılarak ucuz döviz kuru politikasına geçilmiş ve döviz kurunun ne olacağı yıl sonuna kadar Merkez Bankası tarafından günlük olarak ilan edilmiştir. İlan edilen döviz kurlarına göre yıl sonuna kadar TL'nin %20 değer kaybedeceği bildirilmiş olmaktadır. Ancak herşey planlandığı gibi gelişmemiştir. Enflasyon beklenen oranların çok üstünde gerçekleşmiş, TL Dolara karşı %20 civarında aşırı değerlenmiş, bankaların açık pozisyonları artmış ve bu pozisyonlarını kapatmak için dövize yönelmişler, dış ticaret açığı artmış ve ülke, kriz ortamına girmiştir. Bu tezde döviz kuru politikaları hakkında genel bir bilgi verilmiş ve Türkiye'de yaşanan Şubat/2001 krizinden önce uygulanan döviz kuru politikası üzerinde durularak, döviz kuru politikasının seçimi ve uygulama hataları üzerinde durulmuştur.
Döviz kuru ve temel makro ekonomik göstergeler arasındaki ilişkilerin Toda Yamamoto Nedensellik Testleri ile analizi
Makro ekonomik göstergelerde meydana gelen değişimler, özellikle gelişmekte olan ülke ekonomileri için hayati önem taşımaktadır. Bunula birlikte döviz kurların da meydana gelecek olan değişimler diğer ekonomik göstergelerle de karşılıklı etki edebilecektir. Bu çalışmanın temel amacı Türkiyede ki temel makro ekonomik göstergelerin birbirleri arasındaki ilişkilerin test edilmesidir. Çalışmada Ocak 2009-Aralık 2021 tarihleri aralığında Türkiye'de döviz kurları, reel efektif döviz kuru, TÜFE, enflasyon, vadeli mevduat faiz oranı, ödemeler dengesi gibi makro ekonomik göstergeler veri olarak kullanılmıştır. Nedensellik ilişkisi Toda-Yamamoto nedensellik testleri ile ölçülmüştür. Yapılan analizler sonucunda; makro ekonomik göstergelerin belirli yıllarda birbirleri ile etkileşim içerisinde olduğu, belirli yıllarda ise birbirleri arasında etkileşim içerisinde bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Döviz kuru riskinde hedging ve Türkiye uygulamaları
Döviz kurlarındaki dalgalanmalar sonucunda yabancı para cinsinden varlık ve yükümlülüğe sahip olan kişi ve kuruluşların nakit akımları olumsuz yönde etkilenmektedir. Döviz kuru riski olarak tanımlanan bu olgunun yönetilmesi amacıyla bazı korunma teknikleri geliştirilmiş olup, bunların başında dövize dayalı türev araçlar (forward, futures, opsiyon ve swap sözleşmeleri) gelmektedir. Bu çalışmanın amacı; firmaların nakit akımlarında döviz kurlarındaki dalgalanmalar nedeniyle oluşan olumsuzlukların en aza indirilmesinde, bir yöntem olarak dövize dayalı türev araçlarının önemi vurgulamak ve Türkiye'deki uygulamaları ortaya koymaktır. Bu amaç çerçevesinde, ilk olarak, döviz piyasaları ve günümüze kadar uluslararası para piyasaları hakkında bilgi verilmiştir, ikinci olarak, döviz kuru ve döviz kuru riski tanımlanmış ve döviz kurlarını etkileyen faktörler ile bu faktörlerin etkilerinden dolayı oluşan kurlardaki değişmelerin ortaya çıkardığı risk türleri ortaya konulduktan sonra, bu bahsedilen kur risklerinden korunma stratejileri açıklanmıştır. Üçüncü olarak da.bir risk yönetimi olan hedging, hedging tekniklerinin özellikleri anlatılmış ve ithalat, ihracatla uğraşan işletmelerin kullandıkları nin içsel ve dışsal hedging teknikleri ile uluslararası muhasebe standartları açısından hedging işlemleri incelenmiştir. Son olarak da, Türkiye'de dövize dayalı türev araçların işlem gördüğü tezgahüstü piyasalarda yapılan işlemler ile İMKB Vadeli İşlemler Piyasası'nın kuruluşu, bugüne kadar yapılan işlemler, piyasanın istemeyişinin126 nedenleri ve Hazine'nin karşı karşıya kaldığı kur riski ve kur riskinden korunmak için kullandığı türev araçları bahsedilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Döviz Piyasası, Döviz Kur Sistemleri, Kur Riski, Hedging, Swap, Forward, Futures, Opsiyon
Niceliksel gevşeme dönemlerinin emtia, döviz ve hisse senedi piyasalarındaki volatiliteye etkisi
Para politikaları son yıllarda merkez bankaları tarafından yoğun olarak kullanılmaktadır. Özellikle 2008 küresel krizi sonrasında dört büyük merkez bankası FED, BOE, ECB ve BOJ'un uyguladıkları programlarla para tabanını önemli ölçüde arttırdığı görülmektedir. Bu programlar içerisinde FED'in niceliksel gevşeme programlarının (QE) küresel finans üzerinde oldukça etkin olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada QE1, QE2 ve QE3 dönemlerinin emtia, döviz piyasaları ile hisse senedi piyasalarındaki volatiliteye (oynaklığa) etkisi ölçülmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda altın ve petrol fiyatlarından oluşan iki adet emtia, USD/TL kurundan oluşan bir adet döviz kuru, BİST30 ve S&P500 endeksinden oluşan iki adet hisse senedi endeksi kullanılmıştır. İncelenen varlıklar için önce uygun ARIMA modelleri tespit edilmiş ve ardından uygun GARCH modeli belirlenerek volatilite modellenmiştir.
Döviz kuru ve ekonomik büyüme ekseninde Krugman 45 Derece Kuralı'nın geçerliliği: Küresel bir analiz
Ülkeler arası büyüme oranları farkının, ülkelerin toplam talebindeki büyüme farklılıklarından kaynaklandığı savunulmaktadır. Dışa açık bir ekonomide büyümeyi kısıtlayan temel faktör dış ödemeler dengesidir. Krugman (1988) ülkeler arası toplam üretim kapasitelerinde önemli farklılıklar olmasına rağmen, reel kur değerlerinin değişmemesinin teoriye uymaması karşısındaki eksikliği ifade etmiştir. Krugman'a göre ülkelerin büyüme oranları ile dış ticaretin gelir esnekliği, ancak kavramlar arasında sistematik bir ilişki varsa bağdaştırılabilir. Krugman ihracat ile ithalat talebinin gelir esnekliği ve büyüme oranları arasındaki ilişkiyi ortaya koymuş, bu yaklaşıma da ?45 Derece Kuralı? adını vermiştir. İhracat talebinin gelir esnekliğinin, ithalat talebinin gelir esnekliğe oranı ile ülkelerin büyüme oranı arasında doğrusal bir ilişki bulunmaktadır.Bu çalışmada, Krugman 45 Derece Kuralı'nın geçerliliğinin test edilmesi amacıyla panel veri analizi uygulanmıştır. Analize konu olan 14 ülke (Avusturalya, Avusturya, Belçika, Brezilya, Kanada, Çin, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Hollanda, Türkiye, İngiltere ve Amerika) G20 ülkeleri arasından seçilmiştir. Öncelikle paneli oluşturan serilerin durağanlığı incelenmiş, ardından ortak ilişkili etkiler modeli (common correlated effects model) yardımıyla ampirik sonuçlar elde edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, söz konusu 14 ülke için Krugman 45 Derece Kuralı'nın geçerliği olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ülkelerin büyüme oranları ile ihracat ve ithalat talebinin gelir esnekliği arasında sistematik bir ilişki vardır.
Uluslararası ticarette döviz kuru riski ve yönetimi
Döviz kurlarındaki beklenmedik dalgalanmalar, döviz kuru riski bağlamında işletmeler üzerinde olumsuz etki yaratabilmektedir. Döviz kuru riski; belirli bir dönemde ve belirli bir döviz cinsinde beklenen nakit girişlerinin, beklenen nakit çıkışlarından farklı olması durumunu ifade etmektedir. Döviz kuru riski türlerinin bilinmesi, işletmelerin döviz kuru değişimlerinde maruz kalabilecekleri zararlara karşı önlemin belirlenmesi açısından önem taşımaktadır. Bununla birlikte işletmeler, döviz kuru riskinden korunmak amacıyla farklı yöntemler kullanabilmektedirler. Anahtar Sözcükler: Döviz Kuru, Döviz Kuru Sistemleri, Döviz Kuru Riski, Döviz Kuru Riski Türleri, Döviz Kuru Riskinden Korunma Yöntemleri.
Döviz kuru tahmini için Türkçe tweetler ile twitter duygu analizi
In developing countries such as Turkey, foreign exchange rates are important in business and daily life decisions. It is important for decision-makers to predict exchange rates accurately and act within the scope of these predictions. Since exchange rates are complex and volatile, it is very difficult to accurately predict exchange rates, and many studies have been carried out in this context in the past. The newest trends in the literature are the research which are performed with machine learning methods. In this thesis study, it was aimed to determine whether more accurate predictions can be performed with the sentiment analysis method or not. Within the scope of the study, the value of Dollar, Sterling and Euro against Turkish Lira was predicted with sentiment analysis of more than 168,000 Tweets related to these exchange rates from Twitter. Sentiment analysis results and exchange rate values were analyzed by the support vector regression method. The time limits of the study were determined as 1 March 2022, starting from 1 November 2019, the beginning of the COVID-19 pandemic outbreak. In order to compare the results of the sentiment analysis method, the same data were predicted with support vector regression, naive forecasting and random walk models, and these data were compared with the values made by sentiment analysis. The results revealed that Twitter sentiment analysis increase the accuracy rate of exchange rate predictions and there is a positive and strong relationship between currency prices and negative Tweets, and there is a negative relationship between currency prices and positive tweets. Also, there is positive relation between number of Tweets posted and currency price.
Döviz piyasalarında piyasa riskinin ölçülmesi: Riske maruz değer yöntemi ile bir uygulaması
Piyasaların gelişmesi ve serbestleşmesiyle finansal risk kavramı da gelişim göstermiştir. Risk bir zamanlar zarar veya kayıp kavramlarını karşılarken artık kazanç anlamına da gelmektedir. Finansal açıdan risk kavramı çok çeşitli bir kavramdır. Özellikle de piyasaların küreselleşmesi ve entegre olması sebebiyle piyasa riski ve bu riskin ölçülmesi kavramları ön plana çıkmıştır. Reel piyasalarda faaliyet gösteren küresel düzeyde her işletme için finansal ve ticari ilişkiler açısından döviz önemli bir unsurdur. Gelişmekte olan piyasalarda özellikle durağan olmayan ve değişkenliğin yüksek olduğu koşullarda döviz kuru dalgalanmaları ciddi düzeyde bir risktir. Güçlü bir risk yönetimi sayesinde oluşabilecek zararlar en aza indirilirken, ayrıca risk bazlı analizlerle hem finansal kuruluşlar hem de ülkeler açısından daha kontrollü büyüme sağlanmaktadır. RMD piyasa riski ölçümünde kullanılan hesaplama yöntemlerinden biridir. Bu yöntem yatırım yapılacak olan piyasada belirli bir olasılıkla zarar etme durumunu ortaya koymaktadır. RMD, belirli bir zaman aralığında ve belirli bir güven düzeyinde ortaya çıkması beklenen kayıp olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmada döviz piyasalarının piyasa riski hesaplanması amaçlanmıştır. Bunun için döviz piyasasından EURO/TR ve USD/TR varlıkları ele alınmıştır. Çalışmada yer alan ZT portföyü 2007-2011 yıllarını ve XY portföyü 2012-2016 yıllarını kapsamaktadır. ZT ve XY portföylerinin RMD'leri hesaplanarak karşılaştırılmıştır. Çalışmanın sonunda kriz dönemini kapsayan ZT portföyünün RMD'i XY portföyünün RMD'inden daha yüksek olduğu saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Risk, Risk Yönetimi, Riske Maruz Değer (RMD).
Denge döviz kuru: Gelişmekte olan ülkeler üzerine bir uygulama
Önemli makroekonomik değişkenlerden biri olan döviz kuru, ülkeler için rekabet gücünün bir göstergesidir. Son yıllarda gelişmekte olan ülkeler, küreselleşmenin etkisiyle döviz kuru dalgalanmalarıyla ve sürekli olarak cari açık sorunuyla karşılaşmaktadır. Özellikle 2000'li yıllarda yükselen reel efektif döviz kuru hareketlerinin olduğu Türkiye gibi çoğu gelişmekte olan ülkede, ulusal paranın değerindeki artışla birlikte cari açığın da arttığı görülmüştür. Bu nedenle reel efektif döviz kurunun denge değerinin belirlenmesi son zamanlarda sürekli tartışılan konuların başında gelmektedir. Türkiye'de, 2001 yılındaki krizden sonra reel efektif döviz kurunun değerlenme eğiliminde olduğu ve buna bağlı olarak aşırı değerli reel efektif döviz kurunun cari açığa katkı yaptığı düşünülmektedir. Bu amaçla çalışmada, Türkiye gibi cari açık sorunu yaşayan 15 gelişmekte olan ülke için 1995-2012 döneminde panel veri teknikleri kullanılarak denge döviz kuru tahminleri yapılmıştır. Buna göre Türkiye başta olmak üzere incelenen ülkelerde denge döviz kurundan sapmalar belirlenerek, reel anlamda kurların değeri tespit edilmiştir. Bu kapsamda denge döviz kuru, döviz kurundaki konjonktürel hareketleri açıklayan Davranışsal Denge Döviz Kuru Yaklaşımı (BEER) ve ekonomide iç ve dış dengeyle uyumlu döviz kurunun elde edilmesini sağlayan Temel Denge Döviz Kuru Yaklaşımı (FEER) ile tahmin edilmiştir. İki yaklaşımla elde edilen denge döviz kuru değerleri ve sapmaların seviyesi karşılaştırmalar yapılarak ekonomik dengeler açısından değerlendirilmiştir. FEER yaklaşımla yapılan analiz sonuçlarına göre, incelenen ülkelerin çoğunda cari reel efektif döviz kuru değerlerinin denge düzeyine yakın olduğu, BEER yaklaşım sonuçlarına göre ise cari reel efektif döviz kuru değerlerinin denge seviyelerinden oldukça farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Buna göre BEER yaklaşımla elde edilen döviz kuru sapmalarının FEER yaklaşıma göre oldukça yüksek olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, bazı ülkelerde reel efektif döviz kurunun denge seviyesine göre düşük seviyede olmasına rağmen, Türkiye gibi bazı ülkelerde reel efektif döviz kurunun yüksek düzeyde olduğu bulunmuştur. Denge düzeyine göre düşük seviyeli reel efektif döviz kuruna sahip ülkelerde cari açık sorununun olması, bu ülkelerin üretim yapılarının ve dolayısıyla ihracatının ithalata bağımlı olduğunu göstermektedir. Aynı şekilde Türkiye gibi denge düzeyine göre yüksek reel efektif döviz kuruna sahip olan ülkelerde de ihracatın ithalata bağımlı yapı sergilediği görülmüştür. Buna göre Türkiye'de reel efektif döviz kurunun denge seviyesine göre yüksek düzeyde olmasının yanında ihracat yapısının ithalata bağımlı olmasının, cari açık seviyesini arttıran unsurlar olduğu tespit edilmiştir.