Kriz yönetimi

191 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kriz yönetimi uygulamalarının sağlık kurumlarında çalışan personelin iş performansına etkisi örgütsel desteğin aracılık rolü: Mersin ili örneği

Dünya genelinde sağlık kuruluşlarında artmaya başlayan kriz olayları gerek hastalar gerekse sağlık personelleri açısından iş performansını etkilemeye başlamış ve bu konu hakkında yapılan çalışmalarda artışlar gözlemlenmiştir. Kriz yönetiminin sağlanarak iş performansının değerlendirilmesi ve arttırılması gereklilik arz etmektedir. Bu çalışmada kriz ve kriz yönetimi kavram tanımları üzerinde durulmuş, iş performansını etkileyen etmenler ile sağlık kurumlarında gerçekleşen kriz olaylarının sağlık çalışanlarının iş performansı üzerindeki etkisi ve örgütsel desteğin aracılık rolü üzerinde araştırma çalışmaları yapılmıştır. Yapılan bu çalışmada amaç, sağlık kurumlarında kriz yönetiminin iş performansına etkisini ortaya koymak ve örgütsel desteğin aracılık rolünün kriz desteği uygulamalarındaki yeri ve önemi hakkında bilgilendirme yapmaktır. Bu bağlamda mevcut literatürün sistematik olarak incelenmesi ile araştırma gerçekleştirilmiştir. İlgili literatür, veri tabanlarından anahtar kelimeleri kullanarak taranmış ve elde edilen metodolojik yaklaşımlar, makaleler, bulgular ve teorik katkılar açısından incelenmiştir. Araştırma kısmında Mersin ilinde kamu veya özel sağlık kurumlarında (hastaneler, 112 ASHİ'ler ve ASM'ler) çalışan 411 katılımcının doldurduğu anket analizlere dâhil edilerek elde edilen veriler SPSS ve AMOS paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuç olarak; bu çalışma iş performansı, kriz yönetimi ve örgütsel desteğe ilişkin mevcut bilgi birikimini sistematik bir şekilde sunmaktadır. Yapılan araştırma ile sağlık kurumlarında kriz yönetimi ve iş performansı arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu ve örgütsel desteğin bu süreçteki aracılık rolü olduğu saptanmıştır. Bu çalışma ileride yapılabilecek araştırmalar için temel oluşturmakta, aynı zamanda alandaki boşlukları belirlemekte ve gelecekteki çalışma için öneriler sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sağlık Kurumları, Kriz, Kriz Yönetimi, İş Performansı, Örgütsel Destek

Algılanan örgütsel destekKriz yönetimiSağlık yönetimi+1
Büşra Başaran
Toros University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

2008 kriz döneminde sanayi sektöründe yaşanan daralmanın büyüme üzerine etkisinin ekonometrik analizi:Türkiye uygulaması (2005-2016)

Sanayi sektörünün diğer sektörlerin gelişiminde lokomotif olması, ekonomik büyüme ile sanayi sektörü arasındaki ilişkinin bilinmesini önemli kılmaktadır. Sanayi sektörünün gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) içinde payının arttırılması ekonomik büyümeyi hızlandırırken, tersi durumun yaşanması ekonomik büyümeyi yavaşlatacak ve hatta geriletecektir. Özellikle kriz dönemlerinde sanayi sektörünün ne yönde etkilendiğini belirlemek geleceğe dönük politikaların oluşturulması ve gelecekte yaşanacak olası krizlerin etkilerini azaltabilmek açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, 2008 küresel ekonomik krizle birlikte Türk sanayi sektöründe yaşanan daralmanın ekonomik büyüme üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de ekonomik büyüme ile sanayi sektörünü temsilen sanayi üretim endeksi (SÜE), sanayide çalışılan saat endeksi (CSE), sanayide kişi başına üretim (KBU) ve sanayi ciro endeksi (SCE) arasındaki ilişki; 2005:Q1-2016:Q1 dönemi için üç aylık veriler kullanılarak VECM ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda kısa dönemde tüm değişkenlerin büyüme üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Uzun dönemde ise SUE, CSE ve KBU değişkenlerinin büyümenin nedenini oluşturduğu görülmüştür. Bu sonuçlara göre sanayi sektöründe yapılacak iyileştirmeler büyümenin üzerinde olumlu etki yaratacaktır. Anahtar Sözcükler: Türk sanayi sektörü, Ekonomik büyüme, 2008 Küresel kriz,Granger Nedensellik, VECM analizi.

BüyümeBüyüme faktörleriEkonometrik analiz+6
Sevim Özkan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kriz ve kurumsal risk yönetimi ile ilgili Türkiye'deki havayolu işletmelerinde farkındalık düzeyinin araştırılması

Havayolu işletmeleri, sektörel dinamikleri, değişkenlik düzeyinin yüksek olması, paydaşların havacılığa olan ilgisi ve nitelikleri itibariyle krizlerin işletmeler üzerinde etki şiddeti daha farklı ve yüksek olabilmektedir. Küreselleşmenin etkisiyle dünyanın herhangi bir bölgesinde meydana gelen bir kriz, havayolu işletmelerinin operasyonlarını dolaylı ya da doğrudan etkileyebilmektedir. Bu nedenle işletmeler kurumsal sürdürülebilirlik için savunma mekanizmalarını bir anlamda kriz ve risk kaynaklarına yönelik olarak kurumsal stratejiler kapsamında geliştirmektedir. Kriz yönetimi bu savunma mekanizmalarından biridir. Risk, organizasyonların hedeflerini olumlu ya da olumsuz etkileyebilecek her türlü olaydır. KRY'nin (Kurumsal Risk Yönetimi) geliştirilmesi ile birlikte işletmeler, risklere sadece tehdit gözüyle değil, fırsat gözüyle de bakmaya başlamıştır. KRY'nin kurumsal değere ve performansa pozitif etkisi olduğu kabulünden hareketle kuruma özgü tesis edilen kriz ve risk yönetimi sistemlerinin kurumsal stratejik amaçların başarılmasında kritik rol oynadığı öngörülmektedir. Bu çalışmadaki amaç, hem şirketlerin farkındalık seviyelerinin arttırılmasına destek olacak nitelikte kılavuz bir çalışma sunulması ve hem de literatüre katkıda bulunulmasıdır. Bu çalışmada, kriz ve KRY konuları açıklanmıştır. Farklı iş modellerinde faaliyet gösteren, Türkiye merkezli yedi farklı havayolu işletmesindeki kriz ve KRY uygulamaları incelenmiştir. İşletmelerin bu konudaki farkındalıkları araştırılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak işletmelerin üst düzey yöneticileri ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Kaynakların etkin kullanımı, işletmeler açısından tehdit olarak görülebilecek risklerin avantaja dönüşebilmesi, iyi bir kriz ve KRY uygulaması ile mümkündür. Bu nedenle işletmeler kriz ve KRY konusunda farkındalık düzeylerini artırarak hem kriz ile risk yönetimi uygulama performanslarını hem de kurumsal performanslarını geliştirebilirler. Bu çalışma yoluyla amaçlandığı üzere, işletmelerin bu özelliğin farkında olmaları onların kriz ve kurumsal risk yönetimi sistemlerine olan paradigmalarını da etkileyebilecektir.

Ekonomik krizFarkındalıkFinansal kriz+6
Serkan Karatay
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal krizler ve kamu harcamaları: Farklı gelişmişlik düzeylerdeki ülkeler arasında bir karşılaştırma

Finansal Krizler, sermaye hareketliliğin günden güne artmasıyla ülkelerin açısından mali yapılarında önemli tesirlere sahiptir. Finansal açıdan ülkeler krizler karşısında zor durumda kalmaktadır. Ülkelerde finansal krizlerin meydana gelmesinin arka planında temel olarak ülkelerin uyguladıkları döviz kuru politikasının, uluslararası sermaye hareketlerinin, enflasyonun ve ülkelerin borçlanmalarında aşırı bir yönü tercih etmeleri yatmaktadır. Ülkeler finansal krizlere ve toplumsal gereksinimlerin giderilmesi maksadıyla kamu harcamalarını yaparak krizlere karşın etkili adımlar ortaya koyabilmektedir. Bu çalışmada jeopolitik olarak bulunduğu bölgede önemli olan ülkeler seçilerek ilgili ülkelerin 1990 ve 2020 yılları arası meydana getirdikleri kamu harcamaları ve bu harcamalardaki değişimler kamu harcamaları yaklaşımları ve fonksiyonel olarak incelenmiştir.

Ekonomik büyümeEkonomik krizFinansal kriz+3
Nihat Egemen Emniyet
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dış politika krizlerinin Türk-Rus ilişkilerine etkileri: Uçak krizi örneği

Suriye İç Savaşı kapsamında Türkiye ile Rusya'yı karşı karşıya getiren en önemli olay 24 Kasım 2015 tarihinde meydana gelen uçak düşürme vakasıdır. Hatay Yayladağı mevkiinde bir Rus bombardıman uçağının Türk hava sahasını ihlal etmesi ve defalarca uyarılmasına rağmen uyarıları dikkate almayarak ihlale devam etmesinin sonucunda Türk Hava Kuvvetleri tarafından düşürülmesi neticesinde Türkiye ile Rusya arasında bir dış politika krizi başlamıştır. 1950'li yıllardan beri ilk defa NATO üyesi bir ülkenin Rus uçağını düşürmesi sebebiyle bu hadise Türk ve dünya basınında geniş yer bulmuş ve tedirginlik yaratmıştır. Kriz, Türk-Rus ilişkilerini derinden etkilemiştir. Krizin tamamen çözülmesi yaklaşık 8 ay sürmüştür. Krizi en az hasarla atlatabilmek için taraflar kendi pozisyonlarına göre farklı kriz yönetim tekniklerini benimsemişlerdir. Çalışmada, tarafların krizi yönetirken kullandığı teknikler incelenmiş ve krizin ikili ilişkiler üzerinde yarattığı etkiler değerlendirilmiştir. Çalışma, krizin patlak vermesine sebebiyet veren olayların ele alınması ve Uçak Krizi'nin kriz yönetimi açısından değerlendirilmesi noktasında önemli olacaktır.

KrizKriz yönetimiRusya+6
Vesile Merve Bali
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The Federal Reserve's response to the global financial crisis and its effects: An interrupted time-series analysis of the impact of its quantitative easing programs

The financial crisis that started in the U.S. at the end of 2007 and later spread to other countries was the most severe economic and financial disaster since the Great Depression. The crisis began in the U.S. housing market in August 2007, rapidly extended to other sectors of the U.S. economy, and became global following the collapse of various U.S.-based international financial institutions. To counter the negative effects of the crisis, the Federal Reserve (the central bank of the United States) and other central banks conducted monetary policies that are widely considered unconventional. This master's thesis examines the monetary policies the Federal Reserve implemented in response to the crisis. More specifically, the thesis analyzes the Federal Reserve's quantitative easing (QE) programs, liquidity facilities, and forward guidance operations implemented from 2007 to 2018. The thesis' detailed examination of these policies is concluded with an interrupted time-series (ITS) analysis of the causal effects of the QE programs on U.S. inflation and real GDP. The results of this design-based natural experimental approach show that the QE operations positively affected U.S. real GDP but did not significantly impact U.S. inflation. Specifically, it is found that, for the 2011Q2-2018Q4 post-QE period, real GDP per capita in the U.S. increased by an average of 231 dollars per quarter relative to how it would have changed had the QE programs not been conducted. Moreover, the results show that, in 2018Q4, ten years after the beginning of the Federal Reserve's QE programs, real GDP per capita in the U.S. increased by 14% relative to what it would have been during that quarter had there not been the QE programs.

Economic policiesEconomical crisis 2008Federal Reserve Bank+5
Arnaud Cedrıic Kamkoum
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Aile işletmelerinde kriz yönetimi ve Kütahya İli'nde bir uygulama

Aile şirketleri herhangi bir doğal afet veya ekonomik krize karşı daima hazırlıklı olmalıdırlar. Dolayısıyla herhangi bir krizin zararlı etkilerinden kendilerini korumak için birtakım önlemleri almaları gereklidir. Etkili bir kriz yönetimi planı için öncelikle işletmenin karşılaşabileceği tehditler belirlenir ve çözüm önerileri ortaya konur. Aile şirketlerinde kriz anında göreve alacak bir acente olmadığı için kendi kriz yönetimi planlarını kendilerinin oluşturup uygulamaları gerekir. Bu nedenle, bu şekilde yapılanmış şirketlerde kriz yönetimi ayrı bir öneme sahiptir. Etkili kriz yönetimi yönetimde işletme yöneticinin öncelikle birkaç alanı kontrol altına almasını gerektirir.Aile şirketlerini etkileyebilecek krizler; küçülme dolayısıyla işgören çıkarılması, davalar, finansal problemler, ayrımcılık/taciz, cezalar, medya kuşatması, dedikodular, ürünlerde aşırı defolar, kalite sorunları, şiddet tehditleri, iş kazaları, yönetim kurulu başkanının ani ölümü, hükümet cezaları, doğal afetler, boykot ve grevler vs'dir.Bu çalışmanın birinci bölümünde aile şirketlerinin yapısal analizi yani tarihi gelişimleri ve özellikleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümünde ise işletmelerde kriz ve kriz yönetimi tanımlanmıştır. Üçüncü ve son bölümünde ise aile şirketlerinde kriz yönetimi ve işletme açısından önemi incelenmiştir. Aile şirketlerinin karşılaştıkları krizlerde izlemeleri gereken yollar anlatılmaya çalışılmıştır. Kriz öncesi, kriz anı ve kriz sonrası kriz yönetimleri anlatılarak bu işletmelerin karşılaştıkları krizlerde nasıl davrandıkları ve karşılaşacakları krizlerde nasıl davranmaları gerektikleri ifade edilmiştir. Bir bütün olarak çalışma incelendiğinde konuların birbirlerini tamamlayıp sade bir dil kullanılarak herkesin anlayabilmesi hedeflenmiştir.Anahtar Kelimeler: Kriz, Yönetim, Aile İşletmeleri, Yönetici

Aile işletmeleriEkonomik krizKriz+1
Nihal Doğan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kriz yönetimi ve kriz döneminde yönetici davranışlarının işletme başarısına olan etkisi

Küreselleşmenin arttığı günümüzde dünya ülkeleri daha sık olarak krizlerle karşılaşmaktadır. Finansal krizler firmaların ayakta kalmasını da etkilemektedir. Kriz döneminde işletme yönetiminin kriz becerisi işletmenin başarısını doğrudan etkilemektedir. İşletme yönetimi, kriz yönetim becerisine haiz olmalıdır. Kriz durumu yönetimin krizine dönüşmeden, yönetim krizi yönetmelidir. Yöneticilik becerisine en fazla kriz anlarında gereksinim duyulur. Çünkü kriz acil bir durumu ifade eder. İdeal olan, örgütün önceden muhtemel kriz durumlarını tespit etmesi ve gerekli önlemleri almasıdır. Fakat bir örgütün olası tüm kriz durumlarını önceden tahmin etmesi ve bunları önleyici tedbirler alması bilimseldir.. Kriz; örgütün önlem ve uyum mekanizmalarını yetersiz hale getirerek mevcut değer, amaç ve varsayımlarını tehdit eden beklemediği ve de sezemediği gerilim durumudur. Başka bir deyişle kriz; bir örgütün rutin sistemini bozan ve aniden ortaya çıkan istikrarsız bir durumdur. Yaşanan hızlı değişim ve dönüşüm içerisinde, önceden tahmin edilemeyen bazı olayların olması kaçınılmazdır. Bu durumda, yapılması gereken şey, kriz anlarına karşı hazırlıklı olmak ve krizi etkili şekilde yönetmektir.Çalışmamızda, kriz döneminde yönetici davranışlarının işletme başarısına etkisini araştırmak amacıyla, Düzce ili sınırları içerisinde farklı sektörlerde faaliyet gösteren bu 16 işletmede yöneticiler üzerinde anket değerlendirmesi yapılmıştır. Bu anket sonuçlarının değerlendirmesi için SPSS 18.0 istatistik paket programı kullanılmıştır.Anahtar kelimeler: Kriz, Yönetim, Yönetici, Başarı.

Finansal krizKriz yönetimiYönetici davranışı+2
Ferdi Şen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Bir kamu yönetimi sorunsalı olarak kriz yönetimi: Türkiye-ABD karşılaştırması

Hızla değişen dünya gündemi ile sıklığı ve çeşitliliği sürekli artan krizler sadece özel sektörü değil kamu sektörü ve hükümetleri de etkili ve gerçekçi kriz yönetimi sistemleri geliştirmeye mecbur etmektedir. Özellikle vatandaşın devletten ve kamu kurumlarından beklentilerinin son derece artmış olması, hizmetlerin aksamaması ve vatandaşın gözünde hükümetin imajının korunması açısından krizlerin iyi yönetilmesini gerektirmektedir. Bu bağlamda insan faktörü hem kamu hizmetlerinin üreticisi kamu personeli hem de vatandaş anlamında kriz yönetiminin en önemli bileşeni olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, kamu sektörü için etkili ve iyi işleyen kriz yönetimi sistemlerine sahip olmanın gerekliliğinin altı çizilirken bu sistem içerisinde insan faktörünün önemi gözden geçirilmiştir. Yaşanmış pek çok kriz vakası hükümetlerin ve ilgili kamu kurumlarının bu krizlerin yönetiminde gösterdikleri performansın vatandaşın devlete duyduğu güveni etkilediğini ortaya koymuştur. Öte yandan özellikle büyük çaplı felaketlerden kaynaklanan krizlerde devletin her bir vatandaşın beklentilerini karşılayacak şekilde kriz müdahalesi ve telafisini gerçekleştirmesi mümkün olamamaktadır. Bu yüzden sade vatandaşın gerek kriz öncesi gerekse kriz sonrası dönemde ulusal kriz yönetimi sisteminin bir parçası olması ve kendi kendine yetebilmeyi öğrenmesi faydalı bir çözüm yolu olacaktır.

Amerika Birleşik DevletleriKamu yönetimiKriz+4
Burcu Akdeniz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kriz dönemlerinde işletme yöneticilerinin başarı stratejileri ve Kütahya ilinde bir araştırma

ÖZET Kriz beklenmeyen durumlarda aniden meydana gelen fakat sinyalleriyle de gelebileceğinin işaretini veren, örgütün hiyerarşik yapısını bozabilen, çalışanlarda gerilim oluşturabilen olumsuz durumlar oluşturabileceği gibi; diğer yönüyle de işletmelere iç ve dış çevre araştırmaları yapıldığı, erken uyarı sinyallerinin zamanında eksiksiz bir şekilde değerlendirildiği takdirde, fırsatları yakalamalarını sağlayan durumları da kapsayabilir. Yani kriz fırsat ve tehlikeleri iç içe kapsayan olayları içerir. Kriz dönemleri, işletme yönetici ve çalışanların ortak azim ve kararlı çalışma anlayışları içerisinde uygun stratejiler belirlenerek atlatılır. Yalnız tespit edilecek olan stratejiler için zamanlama ve özellikle iç ve dış çevre araştırmaları çok önemlidir. Kriz dönemleri sıkıntılı dönemler olduğu için elde edilecek basanlarda kalıcı olabilecek basanlar olabilir. Bu dönemlerde işletmeler yöneticiler önderliğinde çalışanlarla ekip çalışmalarına özendirilerek, farklı stratejiler uygulayabilirler. Kriz dönemlerinde işletmeler Ar-Ge çalışmalarına önem vermeye, yeni iç ve dış pazar araştırmaları yapmaya, yani yeni müşterilere ulaşmaya, ürün satışlarını artırmaya yönelik farklı pazarlama stratejileri uygulamaya, eğitim çalışmalarına yönlenmeye, kendi alanında veya kendi alanında olmayan işletmelerle işbirliği içerisinde ortak çalışmalar yapmaya başlayarak ticari anlamda gelişmeye ve büyümeye yönelik çalışmalar içerisinde bulunabilirler. Ayrıca işletme yönetici ve çalışanları tarafından yapılması olumlu karşılanmasa da kangren olan bir kolun kesilerek tüm vücudun kurtarılmasının daha iyi anlayışından hareketle küçülme stratejileri de uygulayabilirler. Ancak önemli olan bir husus da şudur ki işletmelerin kriz dönemlerinde uygulamış oldukları stratejilerin başarılı ve kalıcı olması hükümet politikalarının desteği ile mümkündür.

BaşarıEkonomik krizKriz+6
Fatih Ünal
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

2008 küresel krizi sonrasında TCMB para politikası

Dünya ekonomisi son 30 yılda ciddi bir finansallaşma geçirmiştir. Bu finansallaşmanın etkisiyle sık sık finansal krizler yaşanmıştır. Yaşanan bu finansal krizler gelişmiş ve gelişmekte olan ülke ekonomilerini ciddi oranda etkilemiş ve ülkeler bu duruma para politikaları aracılığıyla yön vermeye çalışmışlardır. Bir ülkede başlayan finansal kriz sadece o ülkede kalmamış diğer ülkelere de sıçrayarak o ülkelerin ekonomilerini de olumsuz yönde etkilemişlerdir. 2007 yılında konut balonunun patlaması sonucu ABD'de ortaya çıkan kriz kısa sürede diğer gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere yayılarak küresel bir boyut kazanmıştır. Krizi kontrol altına almak isteyen gelişmiş ülkelerin merkez bankaları genişleyici para politikası uygulayarak piyasaya bol miktarda likidite sağlamıştır. Uluslararası finans piyasalarında oluşan bol likidite görece faizlerin yüksek olduğu gelişmekte olan ülkelere transfer olmuştur. Bu durum Türkiye'de önemli ölçüde kredi hacminde genişlemeye ve döviz kurunda oynaklığın artmasına yol açmıştır. Bunun yanında ihracat hacminin daralmasına karşılık yurtiçi talebin artmış olması cari açığı artırmış ve finansal istikrara yönelik risklerin oluşmasına neden olmuştur. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ise finansal piyasalarda oluşan riskleri önlemek amacıyla 2010 yılı sonunda yeni bir para politikası stratejisi geliştirmiştir. Bu strateji çerçevesinde fiyat istikrarı ve finansal istikrar amacı gözetilerek yeni para politikası araçları kullanılmaya başlanmıştır. Çalışmanın amacı 2008 küresel krizi sonrasında uygulanmaya başlayan para politikası araçlarının ve uygulanan stratejinin değerlendirilerek sonuçlarının analiz edilmesidir. Bu kapsamda çalışmada 2008 küresel krizinden bahsedilmiş, krizin ABD ekonomisine ve Türkiye ekonomisine etkileri incelenmiş, ABD ekonomisinin krize karşı aldığı tedbirler açıklanmış, TCMB'nin kriz öncesi ve kriz sonrası uyguladığı politikalar incelenmiştir.

Ekonomi politikalarıEkonomik kriz 2008Finansal istikrar+5
Hilal Ataş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de ekonomik kriz dönemlerinde uygulanan iktisat politikalarının değerlendirilmesi (1980-2022)

Çağımızda devletin ve bireylerin ekonomik davranışları, tutumları, gelenekleri, ticari faaliyetleri ve bu faaliyetleri düzenleyen hukuk kuralları ile teknoloji düzeyinin yarattığı ekonomik düzen, insan ihtiyaçlarını karşılamasını sağlamaktadır. Ekonomik düzen, kapitalist (piyasa), kolektivist (kamu) veya karma ekonomik sistemlerden biri vasıtasıyla işlemekte ve üretim yapılmaktadır. Ancak ülkeler aynı ekonomik sistemi kullansa da üretim seviyeleri farklı olabilmektedir. Kalkınmış olarak adlandırılan sanayileşmiş ülkeler daha fazla üretim kapasitesine ve daha fazla kişi başına milli gelire sahiptir. Bu durumun temel nedeni, ülkelerin farklı miktarda sahip oldukları doğal kaynaklar, fiziki ve beşeri sermaye ve teknoloji düzeyidir. Para ve maliye politikaları farklı ekonomik yaklaşımlar içerisinde ele alınmakla beraber bu yaklaşımlar arasındaki esas tartışma maliye politikası üzerindedir. Yapılan çalışmalarda maliye politikalarının ekonomik gelişme üzerindeki etkilerinin farklı olduğu bildirilmiştir. Bu çalışmada genişletici iktisat politikasının Türkiye'de ekonomik büyüme üzerindeki etkisi incelenmiştir.

Ekonomi politikalarıEkonomik büyümeEkonomik kriz+3
Mustafa Bozgeyik
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye-Bulgaristan ilişkilerinde 1989 krizi: Kriz yönetimi açısından bir inceleme

Bu tez çalışmasında, Türkiye ve Bulgaristan arasında 1984 ve 1989 yılları arasında yaşanan ?göç krizi? incelenecektir. İkili ilişkiler 1984?ün sonlarına kadar iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde yürütülmektedir. Ancak Bulgaristan içindeki Türk azınlığı kendisine tehdit olarak algılamaktadır.1984?ün sonlarında bu tehdit algısına son vermek için de Bulgar yönetimi azınlığın asimilasyonuna yönelik eylemler gerçekleştirmiştir. Türkiye, soydaşları olarak kabul ettiği bu azınlığa karşı Bulgaristan'ın kendi lehine yaratmış olduğu fiili durum ihlaline son vermesini talep etmiştir. Bulgaristan yönetiminin istenen yönde bir tutum değişikliğine gitmemesi karar alıcıların tehdit algısının seviyesini yükselterek bir dış politika krizine yol açmıştır. Bir dış politika krizinde karar alıcılar hedef devletin eylemlerine göre karar almaya zorlanmaktadırlar. Bu kararların alınmasında karar alıcılar birtakım önceliklere sahip olmaktadırlar. Bu öncelikler onların hedef devletin yaratmış olduğu fiili durum ihlalini tehdit olarak algılamasından söz konusu krizin yönetilmesinde tercih edilecek araçların şekline kadar belirleyici olmaktadır. Bu önceliklerin belirlenmesinde karar alıcılar aktif bir rol oynamakla beraber ulusal/uluslararası kamuoyu, üçüncü aktörlerin davranışları, uluslararası sistem de kararların alınmasında karar alıcıları sınırlandıran ya da rahat hareket etme olanağı tanıyan faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır.Bu faktörleri göz önünde bulundurarak yapılacak olan bu çalışmada Bulgaristan ile yaşanan azınlık sorununun nasıl bir krize dönüştüğünü net bir şekilde görmek mümkün olacaktır.Diğer yandan krizler de çatışmalardan farklı ama yine de bir anlaşmazlık durumunu içerdikleri için uluslararası ilişkiler teorilerinin çatışmaya bakış açılarına yer verilecektir. Fakat öncelikle bu çalışma diğer uluslararası ilişkiler teorilerinden farklı olarak karar alıcıların algılamalarına, göreceli güç kavramına, ulusal faktörlere atıfta bulunan Neoklasik Realizm temeli üzerinden kurgulanacaktır. Bu teorinin kullanımı ister istemez bir dış politika analizinin de yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu noktada karar alıcıların eylemlerinin hedef ülke ve üçüncü aktör üzerindeki etki ve tepkileri de bu çalışmada önemli bir yere sahiptir.Krizler bir süreç içerisinde işlemekte olup karşılaşılan olayın niteliğine, tarafına, krizlerin ortaya çıktığı coğrafyaya göre farklı şekillerde ortaya çıkmakta ve farklı sonuçlar doğurmaktadırlar. Bu nedenle de bu çalışmada bir kriz tasnifi yapılması gereksinimi ortaya çıkmıştır.Liderler kriz sürecinde, ulusal çıkarlarını asgari seviyede koruyarak ihtiyaçlarının karşılanmasını içeren kriz yönetiminin zorluklarıyla mücadele etmek durumundadırlar. Bu mücadele sürecinde seçilecek olan strateji kaynakların ne derecede kullanılacağını da belirlemektedirler. Bu nedenle hedefi fiili durum ihlalinden caydıracak stratejinin benimsenmesi önemli olmaktadır. Benimsenen strateji krizleri yönetmede tek başına etkili olmayıp kriz yönetiminin başarısını etkileyen faktörler de bu çalışmada krizin ne kadar etkin bir şekilde yürütüldüğünü anlamak açısından dikkate değer olmaktadır.Bu çalışmada, Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ilişkilerin `kara leke? olarak adlandırıldığı kriz sürecini karar alıcıların uygulamaları dahilinde ele almak neden bir krizin ortaya çıktığını ve binlerce göçmenin mağduriyetine yol açtığını göstermesi açısından önemli olacaktır. Anahtar Kelimeler: Kriz Yönetimi, Dış Politika Krizleri, Uyuşmazlık Çözümü, 1989 Bulgaristan Göçü.

BulgaristanKriz yönetimiTürk dış politikası+4
Zehra Gürsoy
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kriz yönetimi açısından Doğu Akdeniz deniz yetki alanları uyuşmazlığı

Bu tez çalışmasında, Doğu Akdeniz Deniz Yetki Alanları Uyuşmazlığı kriz yönetimi bağlamında analiz edilecektir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) 2001 yılından itibaren Doğu Akdeniz Deniz Yetki Alanları ile ilgili çalışmalar yapmaktadır. Kıbrıs Adası etrafında Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan etmiş; Mısır, Lübnan ve İsrail ile MEB Sınırlandırma Antlaşmaları imzalamıştır. İlan ettiği MEB?de Hidrokarbon Arama Ruhsat Sahaları ilan etmiş ve bunları ihaleye açmıştır. İhalelerin ilk sonucu olarak Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli Noble Enerji Şirketi 13. sahada ruhsat sahibi olmuş ve sondaj faaliyetlerine başlamıştır. Türkiye, GKRY?nin fiili durum yaratmasını kıyı devlet olarak hak ve menfaatlerine zarar verdiğini ve Kıbrıs Sorununun çözüm sürecini de olumsuz etkileyeceği için kabul etmemektedir. Türkiye için karar alıcıların algılarına bağlı olarak bir kriz hali alan bu süreçte kriz yönetim stratejileri olarak önce zorlayıcı diplomasi stratejisi kullanılmıştır. Daha sonra değişen uluslararası konjonktür ile beraber misilleme ve zamana yayma stratejisi uygulamasına geçilmiştir. Bu çalışma kriz yönetimi bağlamında Türkiye?nin önce zorlayıcı diplomasi uygulayıp sonra stratejisini daha yumuşa bir söyleme dayanan zamana yayma ve misillemeye kaymasındaki süreci ve nedenlerini açıklamaya çalışmaktadır. Bu bağlamda birinci bölümde kavramsal ve kuramsal kısıma yer verilecektir. Burada uluslararası ilişkiler teorisi olarak Neoklasik Realist çerçeve verilecek ve kriz ve karar almaya ilişkin bilgiler aktarılacaktır. Üçüncü bölümde Türk Dış Politikasında karar alıcıların neler olduğu ve Anayasa?da ya da kurucu yasalarda belirlenen dış politikaya ilişkin görev ve yetkilerine değinilerek Türk dış politikasında karar alma mekanizması hakkında bilgi verilecektir. Son bölümde ise Doğu Akdeniz Deniz Yetki Alanları Uyuşmazlığı?nın arka planı anlatılarak kriz yönetimi bağlamında analizi yapılacaktır. Anahtar Kelimeler: Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Kriz, Kriz Yönetimi, Uyuşmazlık Çözümü, Dış Politika Krizi, Deniz Yetki Alanları

Akdeniz bölgesiDoğu Akdeniz bölgesiGüney Kıbrıs Rum Yönetimi+6
Tuğçe Kafdağlı
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisi döneminde sağlık kuruluşlarında insan kaynakları yönetimi süreçlerindeki farklılaşmalar: Ankara ili örneği

Covid-19 pandemisi, sağlık kuruluşlarının işleyişini kökten etkilemiş ve insan kaynakları yönetimi süreçlerinde önemli farklılaşmaları beraberinde getirmiştir. Bu süreçte sağlık kuruluşları, çalışanlarının güvenliği, performansı ve psikolojik refahıyla ilgili yeni stratejiler ve politikalar benimsemek zorunda kalmıştır. Salgınla birlikte sağlık kuruluşları, personel alımı ve işe yerleştirme süreçlerinde önemli değişiklikler yapmıştır. Acil durum personel talepleri artmış ve kritik pozisyonlara hızlıca uygun adaylar bulunması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte, adayların sağlık durumunu değerlendirmek ve enfeksiyon riskini azaltmak için yeni protokollerin uygulanmasına ihtiyaç duyulmuştur. Pandemiyle sağlık çalışanlarının eğitimi ve gelişimi daha fazla önem kazanmıştır. Çalışanlara pandemiyle ilgili güncel bilgiler sağlanması, yeni sağlık yönergeleri ve prosedürlerine uyum sağlamaları için eğitimler düzenlenmesi zorunluluk haline gelmiştir. Aynı zamanda, sağlık personelinin psikolojik destek ve stres yönetimi konularında desteklenmesi gerekliliği doğmuştur. Pandeminin etkisiyle çalışma ortamları da değişmiştir. Sağlık kuruluşları, fiziksel mesafe önlemlerini uygulamak, hijyen protokollerini güçlendirmek ve kişisel koruyucu ekipmanlar sağlamak için yeni önlemler almıştır. Ayrıca, uzaktan çalışma ve esnek çalışma modelleri gibi alternatif düzenlemeler sağlanmıştır. Salgın döneminde kriz durumlarıyla ilgili güncellemelerin, güvenlik önlemlerinin ve politikaların düzenli olarak iletilmesi zorunluluğu insan kaynakları yönetimi süreçlerinde iletişimin önemi artmıştır. Pandemi sonucunda yapılan değişiklikler, sağlık çalışanlarının güvenliğini ve performansını artırmayı, sağlık hizmetlerinin etkin bir şekilde sunulmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Gelecekte benzer salgın durumlarına hazırlıklı olmak adına bu yeni süreçler ve politikalar üzerinde çalışmaların devam etmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, Covid-19 pandemisi sürecinde sağlık kuruluşlarında insan kaynakları yönetimi süreçlerinde meydana gelen değişiklikleri incelemek ve Ankara ilindeki sağlık kuruluşları üzerinden örnekler sunmaktır. Bu çerçevede Ankara ilinde görev yapan 29 yönetici (Sağlık Bakanlığı, Özel Sağlık Kuruluşları, Hastaneler ve Sendikalar) ile yarı yapılandırılmış sorular üzerinden derinlemesine görüşme/mülakat yapılmıştır.

AnkaraCOVID 19Kriz yönetimi+4
Hasan Can Türk
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik krizlerin küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ) üzerindeki etkilerini belirlemeye yönelik bir araştırma

Bu çalışma, ekonomik krizlerin, küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) finansal, yönetsel ve örgütsel yapıları üzerine etkilerini ortaya koymak amacıyla yapılmaktadır. Ölçek farkı gözetmeksizin yaşanılan kriz süreci işletmelerin yaşamlarını tehdit etmektedir. Büyük ölçekli işletmeler krizler karşısında gerekli önlemleri bilinçli olarak alırken KOBİ niteliğindeki işletmelerin çoğunluğu bu bilinci henüz yakalayamamışlardır. KOBİ'ler, ekonomik büyüklükleri, istihdam oranı, değişimi etkileme gücü ve teknolojik gelişmelere uyum konusundaki rolleri nedeniyle ülke ekonomisinin önemli yapı taşlarından biri olarak kabul edilmektedirler. KOBİ'lerin etkin yönetimi ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır.Bu çerçevede tez çalışmasında, yaşanılan krizlerin KOBİ'lere etkileri ve işletmelerin kriz yönetim faaliyetleri belirlenmeye çalışılmıştır. Yaşanılan krizlerin ekonomik yönlü olması, var olan kriz yönetim çabalarının da ekonomik tabanlı olmasına neden olmaktadır.Bu çalışmada İskenderun Organize Sanayi Bölgesi içerisinde ve yakın çevresinde faaliyet gösteren altmışiki küçük ve orta ölçekli işletme seçilmiştir. İlk olarak sorumlu kişiler ile yüzyüze görüşme yapılmıştır. Daha sonra araştırma anketi işletme sahiplerine ve işletmenin üst kademe yöneticilerine uygulanmıştır. Araştırma bulguları, çalışmanın teorik bölümlerini desteklemektedir.

Ekonomik krizKOBİKriz+2
Şahin Gafuroğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Kriz döneminde motivasyon teorilerinin geçerliliği ve bir uygulama

Artan rekabet ortamında işletmenin başarılı olması için, içinde bulunduğu durumu iyi analiz etmesi, duruma uygun çalışma yöntem ve tekniklerini belirlemesi gerekir. İşgörenin beklentilerini karşılayan, onu motive eden yöntemleri uygulamak işletmeyi başarıya ulaştıracaktır. Dinamik bir hayatta çalışanların beklenti ve tutumlan değişiklik gösterir. Kriz dönemi beklentilerin tamamen değiştiği bir dönemdir. Bu dönemde güvenlik ihtiyacının tatmini birinci plana çıkar. Krizle beraber girilen hassas dönemde yöneticilerin çok dikkatli davranması gerekir. İhtiyaçları tatmin edilmeyen çalışan, huzursuzluk duyacak ve verimsiz olacaktır. Kendisine söz hakkının verilmesi ve getirdiği önerilerin değerlendirilmesi işgöreni işletmeye bağlayan faktörlerdendir. Mutlu ve sadık çalışanlarla işletmenin krizden çıkması çok daha kolay olacaktır. 21. yy iş hayatmda, işgörenin daha profesyonelleşmesini sağlama yolunda, işletmeler daha aktif olacaktır. Çalışanların da kişisel gelişim eğitimleri alarak, yetkinliklerini artırma yolunda daha çok çaba harcayacağı öngörülebilir. İşletmelerin, gittikçe global bir köy halini alan dünyada, ulusal ve uluslararası pazarda rekabet gücü kazanıp, korumasında tüm personeli motive etmesinin önemi büyüktür. Problemler ortaya çıkmadan önüne geçme anlayışı, işgörenin motivasyonunun sürekli ve yüksek düzeyde tutulması açısından sistemli çalışmasını gerektirmektedir. Çalışanların istek ve beklentileri ile karşılaşma kaçınılmazdır. Bunu görmezden gelmek, rakipleri karşısında kaybetmenin ilk belirtisidir. Kriz döneminin sürekli olacağım düşünen ve bu doğrultuda hareket eden organizasyonlar, krizi atlatsa dahi yeni bir krizle karşı karşıya kalabilir. Bunun önüne ancak çalışanlara hak ettikleri değerin verilmesi ve adil davranılması ile geçilebilir. Bu tezde, motivasyon ve kriz kavranılan birinci bölümde açıklanmıştır, ikinci bölümde, motivasyon teorileri ve kriz döneminde motivasyon konusu incelenmiştir. Son bölümde ise çalışanların kriz döneminde üst yönetimden beklentilerinin neler olduğu bir araştırmayla sunulmuştur. VI

Finansal krizKrizKriz yönetimi+3
Cansen Dirim
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Mûsa kıssalarında kriz yönetimi

Asıl gayesi ahlâkî ve terbiyevî olan Kur‟ân kıssalarının, kültür seviyesi ve durumu hangi düzeyde olursa olsun okuyucu ve dinleyiciler üzerinde büyük bir tesiri vardır.Kıssalarla elde edilmek istenen gaye, birey ve toplumun ilâhî mesajlar istikametinde bir değiĢim sağlaması ve kâmil insan olmaya namzet olan, potansiyel insanı gerçek konumuna yükseltmektir. Bu doğrultuda gerçek hayattan kesitler sunan kıssalardaki olaylar birer ibret, kahramanlar ise topluma model insan olarak sunulmaktadır. "Firavun‟a git! Çünkü o iyice azdı. „Ya Rabbi!‟ dedi. Genişlet göğsümü, kolaylaştır işimi, çözüver şu dilimin bağını, ta ki anlasınlar sözümü! Bana da ailemden birini yardımcı kıl, Harun kardeşimi! Onunla beni takviye et! Onu bu işime ortak et! Ta ki seni daha çok tesbih ve tenzih edelim. Ve seni daha çok analım. Aslında sen bizim bütün hallerimizi hakkıyla görmektesin. (Allah): Mûsâ! İstediklerin sana verildi." (Taha, 20: 24-36) Buradaki anma, krizle yakından ilgili olabilecek kiĢilerin fikren, zihnen ve psikolojik olarak özel eğitimlerle devamlı zinde tutulmaları ve krize hazırlanmaları anlamına geliyordu ki olası bir krize karĢı sürekli hazır olsunlar, hadiseler karĢısında mukavemetleri kırılmasın, olaylardan kopmasın. Ayrıca bu anma sonuçta kriz yöneticisinin konuĢurken yakalayacağı baĢarıyla da alakalıdır: Her zaman konuĢmacının baĢarısı, konuyla ne kadar yakından ilgili ve baĢkalarına anlatmaya ne kadar istekli olduğuna bağlıdır. Hz. Mûsâ, kardeĢi Harun‟a peygamberlik verilmesinin yanı sıra birtakım isteklerde de bulunmasıyla, aynı zamanda bir nevi kriz yönetim ekibini kurmuĢ ve kriz eylem planını da oluĢturmuĢ oluyordu. Zira iyi bir lider ortaya çıkabilecek bir krizi önceden sezinleyebilir. Krizin kendilerine bulaĢmaması için zaaf noktalarını giderir. Her Ģeye rağmen bir kriz ekibi oluĢturur. Burada Hz. Mûsâ‟nın yaptığı da budur. Firavun‟la oluĢturacağı diyalog sonucunda ortaya çıkabilecek krizleri sezip onlara karĢı proaktif bir kriz yönetimi anlayıĢıyla tedbir almak ve kriz yönetim ekibi oluĢturmaktır. Anahtar Kelimeler: Kıssa, Kriz, Hz. Mûsâ, Firavun

Hz. MusaKrizKriz yönetimi+3
Turgay Şenliler
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Fitness merkezi yöneticilerinin krize karşı örgütsel tepkilerine göre liderlik stillerinin incelenmesi: Covid-19 salgını vakası

Bu araştırmanın amacı, fitness merkezi yöneticilerinin, Covid-19 salgını döneminde yaşamış oldukları ve krize karşı vermiş oldukları örgütsel tepkilerinin liderlik stilleri açısından incelenmesidir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden ''Fenomenoloji'' (olgu bilim) deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, amaçlı örneklem yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Çalışma grubu, İzmir ve Manisa illerinde kurumsal spor merkezlerinde en az 1 yıl süreyle işletmede yöneticilik yapan 6 spor yöneticisinden oluşmaktadır. Araştırmada veriler, açık uçlu soru metodu ile oluşturulmuş 7 görüşme sorusu ile elde edilmiştir. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak, "görüşme" yaklaşımı kullanılmıştır. Görüşmeler, ses kayıt cihazı ve not alma yöntemleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler betimsel veri analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada kriz genel teması altında krizin şok aşaması, inkar etme aşaması, kabullenme aşaması, uyumsuzluk aşaması, uyum sağlama aşaması ve krizin tüm süreçleri olmaz üzere 6 alt tema oluşturulmuştur. Liderlik genel temasında ise katılımcı liderlik, otokratik liderlik ve danışman liderlik olmak üzere 3 alt tema oluşturulmuştur. Araştırmanın sonucunda, fitness merkezindeki yöneticilerin krize karşı vermiş oldukları örgütsel tepkilerine göre sergilemiş oldukları liderlik stilleri analiz edilip katılımcıların görüşleri incelendiğinde tüm kriz sürecinde yöneticilerin katılımcı liderlik stili gösterdikleri görülmektedir.

COVID 19EpdemiFitness merkezi+5
Ece Elbasanlı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Müzmin bir kriz olarak Filistin-İsrail krizi: Tarihsel, politik ve hukuksal bir değerlendirme

Filistinli Müslüman halk ile Yahudi toplumu arasında 19. yüzyılın son dönemlerinde başlayan ve İsrail Devleti'nin kurulması ile birlikte Filistin-İsrail krizine dönüşen sorun, çözüme ulaşamamış olması nedeniyle içinde bulunduğumuz 21. yüzyılın ilk çeyreğinde hala devam etmektedir. Konu üzerine yıllar boyunca birçok çalışma yapılmış olması, Filistin-İsrail krizinin standart bir konu olduğu anlamına gelmemekte; bunun tam aksine sorun ortadan kalkıncaya kadar daha fazla akademik çalışma ile eksik kalan kısımların incelenmesi gerekliliğini göstermektedir. Taraflar arasındaki krizin günümüze kadar artarak devam etmesi, uluslararası hukukun sorgulanmasına ve uygulamadaki eksikliklerine dikkat çekmektedir. Filistin ve İsrail'in yaşadığı bu durum yalnızca iki aktörü ilgilendiren bir kriz olmaktan çıkmış, Orta Doğu coğrafyasında bulunan komşu Arap devletlerinin yanı sıra uluslararası arenada yer alan büyük güçlerin de dâhil olduğu bir soruna dönüşmüştür. Özellikle son yıllarda hazırlanan akademik çalışmalarda Filistin-İsrail krizinin çözüme ulaşamamasının sebebi, Filistin yönetimi içinde ortaya çıkan eksiklikler olarak aktarılmaktadır. Yetmiş yılı aşkın süredir devam eden bu krizin çözümlenmediği her geçen yıl içinde yeni sorunları doğurabileceği, buna bağlı olarak da sınırları belli olmayan ve mülteci konumunda yaşayan Filistinli halkın birçok iç karışıklıkla mücadele ettiği unutulmaktadır. İsrail Devleti'nin kurulmadan önce veya kurulduktan sonra gerçekleştirdiği uluslararası hukuka karşı olan tutumları alışılagelmiş bir şekilde sadece tekrar edilmektedir. Birleşmiş Milletler (BM) kurulduğu tarihten itibaren Filistin ile İsrail arasındaki krizi barış içinde sonlandırmak adına önemli çabalar sarf etmiştir. Fakat BM Örgütü'nün işleyişi belirlenirken Güvenlik Konseyi'nin nihai kararlarının beş daimi üyeye bağlı olması, kurumun işleyişini verimsiz hale getirmesi ve kesin olarak doğru görünen kararların dahi veto aracılığıyla alınamamasına sebebiyet vermesi, Filistin-İsrail krizi üzerinde de olumsuz etkiler yaratmıştır. BM kurumunun konu üzerine çözüm getirmeyi istemesine rağmen veto yetkisi, Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanamamasında kendi engeline takıldığı kilit nokta olmaktadır. Bu tezin amacı uluslararası toplumun inandığı uluslararası hukukun, Filistin-İsrail krizine yönelik taraflar arasında yeterince eşit bir yol izleyip izlemediğinin incelenmesi ve süreç boyunca elde edilen bulgular ile aktörlerin çözüm süreci aşamasında sahip oldukları eksikliklerin ele alınmasıdır. Filistin-İsrail krizinde uluslararası hukuka yönelik bir araştırma yapabilmek için öncelikle tarafların günümüze kadar geçirdiği tarihi sürece hâkim olmak gerekir. Bu tez çalışmasının birinci bölümünde tarafların içinde bulunduğu "Kriz Kavramı"nın tanımı yapılmakta ve bir sorunun müzmin krize nasıl dönüştüğü aktarılmaktadır. İkinci bölümde müzmin bir krize örnek olan Filistin ve İsrail'in tarihinin geçmişine bakılmaktadır. Üçüncü bölümde İsrail Devleti'nin kurulmasından günümüze kadar olan yakın tarihteki gelişmeler incelenmektedir. Son bölümde ise uluslararası hukukun ve uygulama aracı olarak bulunan Birleşmiş Milletler Örgütü'nün krize yönelik gerçekleştirdiği girişimler, aldığı kararlar ve bu kararların uygulanabilirliğin sadece büyük güçlere bağlı olup olmadığı sorgulanmaktadır. Elde edilen sonuçlar ile uluslararası toplumun birlik olduğunda büyük bir güce dönüştüğü ve bu düzen içinde her zaman güçlülerin hukukunun geçerli olmadığı kanaatine varılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Filistin-İsrail, Müzmin Kriz, Uluslararası Hukuk

Filistin-İsrail ilişkileriFilistin-İsrail sorunuKriz+4
Cüneyt Yalçın
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okullarda krize müdahale ekiplerinde yer alan öğretmenlerin ve okul psikolojik danışmanlarının krize müdahale çalışmaları ile ilgili görüşlerinin incelenmesi; nitel bir çalışma

Bu araştırmanın amacı, Adana'da ortaokul ve liselerde çalışan okul psikolojik danışmanları ile krize müdahale ekibi üyelerinin okullarında yaşanan kriz durumları ve gerçekleştirilen krize müdahale çalışmaları konusundaki görüşlerini betimlemek, bu konulara ilişkin yeterlik algılarını ortaya çıkarmak ve bu konuda ihtiyaç duyulan çalışmalara yönelik önerilerini belirlemektir. Nitel araştırma yöntemlerinden görüşmenin kullanıldığı bu çalışmada 2017-2018 eğitim öğretim yılında ortaokul ve liselerde çalışan 12 okul psikolojik danışmanı, okullarındaki krize müdahale ekiplerine başkanlık yapan 7 müdür yardımcısı ve krize müdahale ekiplerinde yer alan 9 öğretmen olmak üzere 28 katılımcı yer almıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme yoluyla toplanan verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, okullarda krize müdahaleyle ilgili hazırlık çalışmalarında eksiklikler olduğu, okullarda karşılaşılan kriz durumlarıyla ilgili en çok şiddet ve yaralanmaların ifade edildiği; müdahalelerde ise rehberlik servisi ve okul idaresinin daha aktif olduğu, krize müdahale ekiplerinin sistemli müdahalelerinin olmadığı görülmüştür. Çoğu katılımcı okullarındaki krize müdahale çalışmalarını yeterli görmediğini ifade ederken, katılımcıların neredeyse tamamı bu konuda eğitime ihtiyaç duyduğunu belirtmiştir. Anahtar Kelimeler: Kriz, krize müdahale, krize müdahale ekibi, okul psikolojik danışmanı.

DanışmanlarEğitim psikolojisiKriz+5
Elif Kılınç Çelebi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel kriz sonrası geleneksel olmayan para politikalarının enflasyon ve döviz kuru üzerine etkisi: Türkiye örneği

Bu araştırmanın amacı küresel kriz sonrası geleneksel olmayan para politikalarının enflasyon ve döviz kuru üzerine etkisinin Türkiye örneğinde incelenmesidir. Araştırmada ekonometrik model kapsamında değişkenler TCMB veri tabanından elde edilmiştir. Veriler 2008-2018 dönemini kapsamaktadır. Bu dönemin alınmasının nedeni 2008 kriz dönemine yönelik tespitin yapılmasıdır. Granger nedensellik testi sonucunda faizin döviz kuru ve enflasyon üzerinde etkili olmadığı tespit edilmiştir. Bu durum ülkedeki para politikalarının döviz kuru ve enflasyon üzerinde doğrudan etkili olmadığını göstermektedir. Araştırmada sonuç olarak değişkenler düzey değerlerinde durağan olmadıkları için regresyon modeli uygun bulunmamıştır. Farklı düzeylerde durağanlık söz konusu olduğu için Granger nedensellik testi yapılmıştır. Ancak test sonuçlarına göre faiz oranlarının döviz kuru ve enflasyon üzerinde etkili olmadığı tespit edilmiştir. Türkiye'de uygulanan 2008 sonrası para politikaları doğrudan döviz kuru veya enflasyon oranı üzerinde etkili değildir. Türkiye'nin üretimde ve petrolde dışa bağımlı olması, para politikalarının döviz kuru ve enflasyon üzerinde etkili olmamasında bir neden olarak ifade edilebilir. Anahtar Kelimeler: Küresel Kriz, Geleneksel Olmayan Para Politikaları, Enflasyon, Döviz Kuru

Döviz kuruEnflasyonEnflasyon riski+6
Alper Nurel
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 1994 ve sonrasında yaşanan krizlerin insani gelişme endeksine etkisi

İkinci Dünya Savaşı'na kadar ekonomik büyüme ile eşdeğer tutulan kalkınma kavramı, özellikle savaş sonrasında insan odaklı bir kavrama dönüşmüştür. Yaşanan krizlerden çıkmaya çalışan, ekonomik olarak yeniden yapılanan ve küreselleşme sürecine giren ülkeler büyümenin tek başına yeterli olmadığı ve büyüme gösteren her ülkenin kalkınma yaşamadığı konusunda birleştiler. Bu sebeple Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (United Nations Development Programme- UNDP) sağlık, eğitim ve gelir unsurlarıyla insani gelişme adına bir ölçüt oluşturmuştur. 1990 yılından itibaren birçok ülke için hesaplanan ve her sene yayımlanan rapor; insani gelişmede gelir ile birlikle beşeri unsurların da yaşam kalitesinde önemli olduğunu vurgulamaktadır. Bu çalışmada; 1990 sonrasında Türkiye'de yaşanan ekonomik krizlerin insani gelişme endeksine ne şekilde etki ettiği ve insani gelişmeyi ülkede en çok etkileyen bileşenler üzerinde durulmuştur. Ekonomik krizlerin ardındaki yıllarda insani gelişme bileşenleri üzerinde varsayımlar yapılarak endeks rakamının değişimi konusunda tahminler ve karşılaştırmalar yapılmıştır.

Ekonomik büyümeEkonomik kalkınmaEkonomik kriz+5
Esra Gökay Zor
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1873, 1929, 1973 krizleri ve iktisat okullarının çözüm yaklaşımları

Bu çalışmanın amacı, üç iktisadi krize başlıca iktisat okullarının çözüm yaklaşımı üzerine değerlendirilmeleridir. Bu değerlendirmeler yapılırken öncelikli olarak 1873 krizi, 1929 Ekonomik buhranı, 1970' lerde ortaya çıkan petrol krizi üzerinde durulmuştur. Krizlerin ortaya çıkışı nedenleri yayılması ve sonuçları incelenerek ortaya konulmaya çalışılmıştır. Başlıca krizler içinde ilk ortaya çıkanı 1873 krizi olmuştur. Bu kriz dünyada etki alanı geniş olan ilk kriz olarak göze çarpmaktadır. Bu krize ilişkin klasik akımın bir takım çalışmaları olmuştur. Daha sonra krizlerin en büyüğü olarak nitelendirilen 1929 Dünya Ekonomik Buhranı ortaya çıkmıştır. Kriz ABD'de başlayarak kısa sürede tüm dünyaya yayılmış ve tarihin en büyük krizi olmuştur. Keynes krize ilişkin çözüm yaklaşımlarıyla kısa sürede aynı zamanda devlet müdahalesinin gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. 1973' te başlayan petrol krizi stagflâsyona yol açarak hem enflasyona hem de işsizliğe sebep olmuştur.

Amerika Birleşik DevletleriEkonomi okullarıEkonomi politikaları+5
Meryem Polat
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00

Related subjects