Ottoman
95 theses under this subject heading
Osmanlıca el yazması belgeler için derin öğrenme tabanlı karakter tanıma yöntemi
Bu çalışmada Osmanlıca el yazması ve matbu dokümanlardaki karakterlerin tanınmasına yönelik bir derin öğrenme modeli geliştirilmiş ve geliştirilen yöntemin Osmanlıca karakter tanıma performansı çeşitli deney senaryoları ile değerlendirilmiştir. Osmanlıca yazılı metinlerin dijitalleştirilmesi, kültürel mirasın korunması ve araştırmacılara daha kolay erişim sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır. Ancak, Osmanlıca el yazması karakterler hem karmaşık yapıları hem de yazı stillerindeki çeşitlilik nedeniyle karakter tanıma süreçlerinde önemli zorluklar ortaya çıkarmaktadır. Bu tez çalışmasında, bu zorlukların üstesinden gelmek, yüksek doğruluk oranı ile karakter tanıyabilmek için uygun derin öğrenme mimarileri ve çeşitli eğitim stratejilerinin geliştirilmesine odaklanılmaktadır. Tez çalışmasında Osmanlıca karakter tanıma problemi bir nesne tespit problemi olarak ele alınmış ve bu problemi çözebilmek için nesne tespiti tabanlı bir yöntem geliştirilmiştir. Çalışma kapsamında biri Osmanlıca el yazması dokümanlardan, diğeri ise Osmanlıca matbu dokümanlardan oluşan iki adet veri kümesi oluşturulmuştur. Veri kümesinin oluşturulmasında, dokümanların yüksek çözünürlüklü taramalarından elde edilen görüntüler kullanılmış ve bu görüntüler üzerinde karakter etiketleme işlemleri gerçekleştirilmiştir. Oluşturulan veri kümeleri hem el yazması hem de matbu Osmanlıca dokümanlarda karakter tanıma performansını değerlendirmek için kullanılmıştır. Önerilen yöntemin performansı, literatürde yaygın olarak kullanılan Faster R-CNN ve SSD gibi nesne tespiti yöntemleri ile karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, önerilen yöntemin özellikle matbu dokümanlar üzerinde yüksek doğruluk oranları elde ettiğini göstermektedir. Tez çalışmasında farklı eğitim ve test stratejilerinin model performansına etkisi de değerlendirilmek istenmiştir. Bunun için, Osmanlıca matbu ve el yazması dokümanlar üzerinde çeşitli eğitim senaryoları uygulanmıştır. SC-1 olarak adlandırılan senaryoda, önerilen yöntem, Osmanlıca matbu dokümanlarda %98.49 wAP değeri ile oldukça üstün bir performans sergilemiştir. Bu senaryoda Faster R-CNN modeli %72.40 wAP değeri elde ederken, SSD modeli sadece %10.64 wAP değeri ile sınırlı kalmıştır. Bu durum, önerilen yöntemin matbu dokümanlarda karakter tanıma açısından mevcut yöntemlere kıyasla çok daha etkili olduğunu göstermektedir. SC-2 senaryosunda ise Osmanlıca el yazması dokümanlar üzerinde yapılan deneyler, önerilen yöntemin %95.78 wAP değeri ile başarılı bir performans sergilediğini göstermiştir. Bu senaryoda Faster R-CNN %96.87 wAP değeri ile önerilen yönteme benzer bir performans göstermiştir. SC-3 senaryosu kapsamında hem matbu hem de el yazması veri kümeleri kullanılarak model eğitilmiş ve bu modelin her iki veri kümesi üzerindeki performansı detaylı bir şekilde incelenmiştir. Sonuçlar, karma veri kümeleri ile eğitilen modellerin her iki doküman türü üzerinde de kabul edilebilir bir performans sergilediğini, ancak özellikle el yazması dokümanların içerdiği çeşitlilik ve karmaşıklığın karakter tanıma problemini daha da zorlaştırdığını göstermiştir. Ancak, SC-4 senaryosunda elde edilen sonuçlar, sadece el yazması dokümanlarla eğitilen modellerin matbu dokümanlar üzerindeki performansının sınırlı kaldığını ortaya koymuştur. Bu senaryoda önerilen yöntem matbu dokümanlar üzerinde %66.41, Faster R-CNN modeli %53.12 wAP değeri elde ederken, SSD modeli yalnızca %9.09 wAP değeri elde edebilmiştir. Geliştirilen modelin bileşenlerinin modelin karakter tanıma performansı üzerindeki etkilerinin incelenebilmesi için bir dizi ablasyon çalışması yapılmıştır. Ablasyon çalışmasında ilk olarak, modelin omurga yapısının modelin performansına etkisi incelenmiştir. Bu amaçla, CSP-DarkNet53 ve Tiny-YOLO gibi farklı omurga yapıları kullanılarak çeşitli deneyler gerçekleştirilmiştir. CSP-DarkNet53 ağı bir tür evrişimsel sinir ağı olup daha derin ve karmaşık bir mimariye sahiptir. Yapılan deneylerde, CSP-DarkNet53 ağının, özellikle daha zorlayıcı karakter tanıma görevlerinde daha yüksek wAP değerleri elde ettiği gözlemlenmiştir. Buna karşın, Tiny-YOLO omurgası, daha az hesaplama maliyeti gerektirmesine rağmen, daha düşük performans sergilemiş ve özellikle karmaşık karakter yapılarını tanımada yetersiz kalmıştır. Bu bulgular, derin öğrenme modelinin mimari yapısının, karakter tanıma sürecinde büyük bir öneme sahip olduğunu ortaya koymaktadır. İkinci olarak, modelin giriş boyutunun performans üzerindeki etkisi detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Çalışmada başlangıçta 608×1152×3 olarak belirlenen giriş boyutu, daha düşük bir çözünürlük olan 320×576×3 boyutuna indirilmiş ve performans değişimleri incelenmiştir. Bu giriş boyutunun küçültülmesi, modelin performansında belirgin bir düşüşe neden olmuş ve genelleme kapasitesini olumsuz etkilemiştir. Bu durum, Osmanlıca el yazması karakterlerin tanınmasında, yüksek çözünürlüklü doküman imgelerinin önemini vurgulamaktadır. Tez kapsamında gerçekleştirilen bir diğer ablasyon çalışmasında veri çoğaltma tekniklerinin model performansına etkisi incelenmiştir. Veri çoğaltma tekniklerinin, özellikle sınırlı veri kümeleri üzerinde çalışan modellerin performansını artırmada önemli bir rol oynadığı tespit edilmiştir. Veri çoğaltma, modelin daha geniş bir veri çeşitliliğiyle eğitilmesini sağlayarak genelleme yeteneğini artırmakta ve aşırı öğrenmeyi önlemektedir. Ayrıca, Osmanlıca el yazması dokümanların zorlu ve çeşitli yapısına uyum sağlamada modelin performansını iyileştirdiği ortaya konulmuştur.
Ṭalʿatî Çelebi Maġzü'ṭ-Tıbb (metin-inceleme-sözlük)
Türk dili çalışmaları için önem teşkil eden edebi eserlerin dışında verimli çalışmalar yapılabilecek en zengin kaynaklardan biri tarihî tıp metinleridir. Eski Anadolu Türkçesi dönemi tıp metinleri arı dil kullanımı ile günümüz Türkçesi için temel oluşturmaktadır. 14 ve 15. yy metinlerini takiben Osmanlı Türkçesi tıp metinleri 16. yy ve 17. yy Klasik Dönem eserleri olarak; Türkçeleşme, "Batı" kökenli kelimelerin dilimize yerleşmesi ve Farsça ve Arapçanın gramer ve üslup bakımından baskınlaştığı yeni bir tıp dili sahası ile karşı karşıya olunduğunun bir göstergesidir. Dönemin fonetik çerçevesini çıkarmak için tıp eserleri yoğun bir malzemeye sahiptir. Bu çalışmada 16. yy tıbbi malzemeler bitkiler, devalar ve 17. yy Türkçesi geçiş dönemi özelliklerini gösterebilen bir metin olan "Maġzüʿṭ-ṭıbb" adlı eser transkripsiyon ve sözlük çalışması ile ortaya koyulmuştur. Eser 16.yy meşhur hekimlerinden Yȗsufî Herevîʿye ait "Rubâʿiyyât-ı Yȗsufî" eserinin tercümesi olan "Muġziʿṭ-ṭıbb" adıyla Milli Kütüphane" 06 mil Yz A 2719/1" no ile yanlış okuma ile kaydedilmiş bir hastalıklar ve devalar kitabıdır. Eser kütüphane kaynaklarında Farsça olarak görünmektedir. Oysa eser Türk dilinde yazılmış bir tercüme metindir. Eserde Yusūfįʿye ait rubailer Farsça'dır. Eserin mütercim/müellifinin 17.yy isimlerinden Talʿatî Çelebi olduğu gerek IRCICA kataloglarında, gerek eserin bir diğer nüshasında ifade edilmiştir. Mütercim/müellif kütüphane kaynaklarında "Ṭalʿatį ʿAbd-i Şāhį" ismiyle kitabın adı gibi yanlış ve/veya eksik kaydedilmiştir. Bu çalışmada yazar, eseri ve eser içeriği detaylarıyla doğru tespit edilmeye çalışılmış, yanlış veya eksik kaydedildiği düşünülen eser ve yazar adının düzeltilmesi de amaçlanmıştır. Eserde Yȗsufî Herevîʿye ait müfred ve mürekkeb devalar rubailer aracılığı ile anlatılmıştır. Farsça rubailerin Türkçe tercüme edildiği metinde Klasik Osmanlıca döneminde görülen söz dizimi ve dış yapı göze çarpmakta, kısmi olarak yalın Türkçe ifadeler ve arkaik kullanımlar yer almaktadır. Karışık dil özellikleri yoğun olarak görülmektedir. Çalışmanın amacı içeriğin doğru tespit edilmesi, dönem fonetiğinin ortaya çıkarılması ile Türk Dili alanındaki tarihî tıp metinleri söz varlığına katkıda bulunmaktır.
Giritli Sırrı Paşa'nın "Sırr-ı İnsan" adlı eseri (inceleme, metin, sözlük)
XIX. yüzyılda yaşamış bir Osmanlı devlet adamı olan Sırrı Paşa resmi görevinin yanı sıra entelektüel bir kişiliğe sahiptir. Arapça, Farsça ve Rumca'yı iyi bilen, devlet işlerinden artakalan zamanını eser telifi ile geçiren Sırrı Paşa eserleriyle kültür tarihimizde iz bırakmıştır. Sırrı Paşa'nın eserlerinin büyük çoğunluğu yakından ilgilendiği tefsir alanıyla ilgilidir. Bu tez çalışmasında Sırrı Paşa'nın hayatı, müfessirliği ve eserleri hakkında bilgi verilmiş, Paşa'nın İnsan Suresi'nin tefsiri olan Sırr-ı İnsan adlı eseri günümüz harflerine aktarılmış, metinde geçen Arapça ve Farsça kökenli sözcük ve tamlamaların sözlüğü oluşturulmuş yine metinde geçen eser isimleri, muhaddisler, müfessirler hakkında sözlük kısmında kısa bilgiler verilmiştir. Yapılan bu tez çalışmasıyla entelektüel bir devlet adamı olan Sırrı Paşa'nın Sırr-ı İnsan adlı eserinin gün ışığına çıkarılması, eserdeki zengin dil, üslûp ve sözvarlığına dikkat çekilmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sırrı Paşa, Sırr-ı İnsan, Tefsir, Osmanlı Türkçesi, Sözvarlığı
Anonim bir yazma: İʿlâl kâideleri (Edisyon kritik)
Arapçada kullanım kolaylığı ve akıcılık açısından kelimelerin yapısında bir takım dönüşümler, değişimler meydana gelmektedir. Bu tür dönüşümler terim olarak "bir harfin yerine ona sıfat ve mahreç olarak en yakın harfi getirmek" anlamına gelen ibdâl bahsinde ele alınıp incelenir. İllet harflerinin ve hemze ile bu harflerin birbirine dönüşümünü konu edinen iʿlâl de bir çeşit ibdâldir. İbdâl daha genel, iʿlâl ise daha özeldir. Bu bakımdan her iʿlâl ibdâldir, fakat her ibdâl iʿlâl değildir. Genel uygulamaya bakıldığında ibdâl sahih harflerdeki değişimi, iʿlâl ise illet harfi ve hemzenin bir birine dönüşümünü incelemektedir. Bu çalışma bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde sarf ilminin konusundan ve ibdâl ve iʿlâl ile ilgili literatürden kısaca bahsedilip araştırmanın konusu, kapsamı, amacı ve yöntemi ele alınmıştır. Birinci bölümde ibdâlin ve iʿlâlin sözlük ve terim anlamları, harfleri, çeşitleri, örnekleri ele alınmıştır. Bu bağlamda idğâm amacıyla yapılan, lügavî ve sarfî ibdâl çeşitleri incelenmiş, daha çok belli bâblardaki dönüşümleri konu edinen ve kurallı olan sarfî ibdâlin örnekleri üzerinde durulmuştur. İʿlâl çeşitlerinden illet harflerin ve harekelerin birbirine dönüşümü olan kalb, illet harflerinin harekesinin kendinden önceki sahih ve sâkin harfe verilmesi olan nakl ve illet harflerinin ve harekelerinin düşürülmesi anlamına gelen hazf, örnekleriyle birlikte incelenmiştir. İkinci bölümde, tahkik edilen İzmir Milli Kütüphanesinde bulunan 623/5 numarası ve "İʿlâl kâideleri" ismiyle kayıtlı anonim eserin incelenmesinde takip edilen yöntem verilip eserin muhtevası özetlenmiştir. Üçüncü bölümde anonim eserin tahkikli metni verilmiştir. Son olarak Osmanlıca metnin transkripsiyonlu hali oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: İbdâl, İʿlâl, İdğâm, Kalb, Hazf, Nakl, Yazma Eser
El Medhal Fi Coğrafya adlı eserin transkripsiyonlu metni ve sözlüğü
Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, Hüseyin Rıfkı Tâmânî'nin El Medhal Fi Coğrafya adlı eseri incelenmiştir. III. Selim döneminde kaleme aldığı bu çalışmada matematik, geometri, astroloji ve coğrafyaya ait terimler kullanılarak aradaki ilgi açıklanmaya çalışılmıştır. Eserin 1266/1850 tarihli ikinci baskısı daha önce Mehmet Parmaksız tarafından yüksek lisans tezi olarak incelenmiştir. Daha önce incelenen tezde yalnızca eserin Mehmet Parmaksız tarafından okunabilen yerleri mevcuttur. Sözlük ve transkripsiyonlu bire bir aktarım söz konusu değildir. Ayrıca okunamayan yerler çeşitli işaretler konularak geçilmiştir. Yeniden okunan çalışmada eser eksiksiz ve transkripsiyonlu çevrilerek ele alınmıştır. Eser, 19. yüzyıl Klasik Osmanlı Türkçesi dönemine özgü dil özellikleri başta olmak üzere, çoğu konuda bilimsel terminolojiye dair önemli malzeme içermektedir. Bununla beraber devrinin bilim anlayışına da hizmet eden değerli bilgiler sunmaktadır. Çalışma giriş, inceleme, metin ve sözlük olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. "Giriş" bölümünde eserin içeriğine değinildikten sonra, incelememize konu olan eserin yazarının hayatı ve eserleri, eserlerinin konusu, içeriği ve nüshaları, eserlerinin hazırlanmasına kaynaklık eden eser ve kişiler hakkında bilgiler verilmiş; El Medhal Fi Coğrafya adlı eserin Türk dili tarihi açısından öneminden bahsedilmiştir. "İnceleme" bölümünde eserin dil ve yazım özellikleri incelenmiştir. "Metin" bölümünde eser, çeviri yazı işaretleriyle Latin harflerine aktarılmıştır. Çalışmadaki amaç eseri daha önce yapılmış olan çeviri yazılı metinden daha okunaklı ve anlaşılır şekilde düzenlemek olmuştur. Ayrıca eser, üzerinde yapılan çalışmalara ek olarak eski cilt özellikleri ve sözlüğü noktasında ayrıntılı incelenmiştir. Tez yazım aşamasında çoğu kaynak incelenerek eserin yapısına uygun şekilde hareket edilmiştir. "Sözlük" bölümünde metni oluşturan sözcükler, alfabetik sıraya göre dizilmiş ve metin içi anlamlarına bakılarak anlamlandırılmıştır. Coğrafya, geometri, astroloji ve matematik terimlerini de içeren sözlük kısmında, terimler detaylıca açıklanmıştır. Çalışma neticesinde kimi okuma yanlışları ilgili kaynaklardan teyit edilerek düzeltilmiştir. Eser, sonuna eklenen sözlükle beraber tamamlanmıştır.
Mecmû'atü'l-Mühendisîn (giriş-inceleme-metin-dizin)
Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn başhocası Hüseyin Rıfkı Tâmânî'nin III. Selim döneminde hazırlamış olduğu ve geometrinin pratik sahadaki tatbikatını konu alan Mecmûʿatüʾl-Mühendisîn adlı eserin Millî Kütüphane'de EHT 1966 A 796 yer numarası ile kayıtlı 1274 H/1858 tarihli baskısı üzerine çalışılmıştır. Eser, 19. yüzyıl Klasik Osmanlı Türkçesi dil yadigârı olarak dönemin dil özellikleri başta olmak üzere, matematik ve mühendislik konusunda bilimsel terminolojiye dair önemli malzeme içermekte, buna ek olarak devrinin bilim anlayışına da hizmet eden kıymetli veriler sunmaktadır. Mühendislik alanında yazılmış ilk kapsamlı, Türkçe kitap olmasından ötürü 19. yüzyılda Türkçenin bilim dili olarak kullanımına da ışık tutmaktadır. Çalışma giriş, inceleme, metin ve dizin olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. "Giriş" bölümünde Osmanlı bilim geleneği içerisinde Mühendishâne ve Mühendishâne hocalarının rolüne değinildikten sonra, incelememize konu olan eserin yazarının hayatı ve eserleri, eserlerinin konusu, içeriği ve nüshaları, eserlerinin hazırlanmasına kaynaklık eden eser ve kişiler hakkında bilgiler verilmiş; Mecmûʿatüʾl-Mühendisîn adlı eserin Türk dili tarihi açısından öneminden bahsedilmiştir. "İnceleme" bölümünde eserin dil ve yazım özellikleri incelenmiştir. "Metin" bölümünde eser, çeviri yazı işaretleriyle Latin harflerine aktarılmıştır. "Dizin" bölümünde bir genel dizin, bir de terimler dizini bulunmaktadır. Genel dizinde metni oluşturan sözcükler, alfabetik sıraya göre dizilmiş ve metin içi bağlamlarına bakılarak anlamlandırılmıştır. Mühendislik ve matematik terimlerini bir araya getirdiğimiz terimler dizininde ise, terim olarak değerlendirdiğimiz madde başları alfabetik olarak dizilerek genel dizinden daha detaylı açıklamalarla sunulmaya ve metnin el verdiği ölçüde metin içi alıntılarla örneklendirilmeye çalışılmıştır.
Mûsa Süreyya Bey'in Mûsıkî Kitabı'nın çeviriyazımı ve incelemesi
Müzik çalışmalarında en önemli kaynaklar, günümüze kadar ulaşabilmiş kuram kitaplarıdır. Kuram kitaplarının incelenmesi, günümüze bu bilgilerin doğru aktarılması bakımından önem taşımaktadır. Ancak bu konuda karşılaşılan en önemli sorunlardan birisi de eski yazı problemidir. Bu bağlamda, 1927 yılında yazılmış olan Mûsıkî Kitabı'nın günümüz Türkçesine çevirisi büyük önem taşımaktadır. Mûsa Süreyya Bey'in "Mûsıkî Kitabı'nın Çeviriyazım ve İncelemesi" adlı çalışmada incelenen mûsıkî kitabı, Osmanlı Türkçesi ile yazılmıştır. Mûsıkî Kitabı, çeviriyazım metodu kullanılarak incelenmiştir. Çalışma ile 1927 yılında Mûsa Süreyya Bey tarafından yazılan eserin yayınlandığı dönemde müzik dersinin okutulduğu ortaokullar ve ilk öğretmen okullarında müzik dersi müfredatı ve uygulanışı konularında bilgi edinilerek, eserin barındırdığı bilgileri ortaya çıkarmak ve alana bir kaynak daha kazandırmak amaçlanmıştır. "Mûsa Süreyya Bey'in Mûsikî Kitabı'nın Çeviriyazımı ve İncelemesi" adlı çalışma; "Giriş", "Üç Bölüm", "Sonuç" ve "Ekler" bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde öncelikle kitabın genel tanıtımı yapılmış, daha sonra başlıklar altında ilgili konulara değinilmiştir. Ayrıca çeviriyazımda kullanılan yöntemden söz edilmiştir. Birinci bölümde, Mûsa Süreyya Bey'in yaşamı hakkında bilgilere yer verilmiş, bunun yanısıra Darülelhân'daki görevinden ve yazdığı makalelerin içeriğinden söz edilerek, Mûsa Süreyya Bey'in tespit edilebilen eserleri sunulmuştur. İkinci bölümde, Mûsıkî Kitabı'nın çeviriyazımı yapılmıştır. Sayfa düzeni, sayfa numaraları, fotoğraflar ve şekiller kitabın orjinaline sadık kalınarak sunulmuştur. Üçüncü bölümde, çeviriyazımı yapılan kitabın ana ve alt başlıkları dâhilinde yazarın konuyu anlatımı ve örneklendirmeleri sergilenmiştir. Sonuç bölümünde, çalışmanın genel olarak değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmanın ekler bölümünde ise Mûsıkî Kitabı'nın orjinali, Osmanlı Türkçesi-Batı Dilleri-Türkçe Müzik Terimleri Sözlüğü ve Osmanlı Türkçesi- Günümüz Türkçe Sözlük yer almaktadır. Anahtar Kelime: Mûsa Süreyya Bey, Mûsıkî Kitabı 1927, Çeviriyazım.
Müyessiretü'l-'Ulūm (türkiye türkçesine aktarımı-dizinler)
"Müyessiretü'l-'Ulūm (Türkiye Türkçesine Aktarımı-Dizinler)" adlı bu çalışma giriş bölümü, iki ana bölüm ve sonuç bölümünden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Bergamalı Kadri, Müyessiretü'l-'Ulûm ve hakkında yapılan çalışmalar, Osmanlı Türkçesi ve bu dönemle ilgili yapılan gramer çalışmaları ele alınmıştır. İlk bölümde Müyessiretü'l-'Ulûm'un Türkiye Türkçesine aktarımı yapılmıştır. Bu yapılırken Bergamalı Kadri'nin üslup özellikleri korunmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde terimler sözlüğü ve dizini ile edatlar ve ekler dizinleri yer almaktadır. Terimler sözlüğü ve terimler dizini birleşik olarak hazırlanmış ve terimlerin geçtiği her bir cümle ilgili maddelerde yerini almıştır. Burada Bergamalı Kadri'nin kullandığı terimler madde başı yapılmıştır. Edatlar dizini ve ekler dizininde ise Bergamalı Kadri'nin açıkladığı edat ve ekler yer almış, açıklamayıp da kullandığı edat ve ekler ise tablolar hâlinde gösterilmiştir. Sonuç bölümünde çalışma bir sonuca bağlanmıştır. Anahtar Kelimeler:Müyessiretü'l-'Ulûm, Bergamalı Kadri, Türkçenin grameri, Türkçe, Türk dili, Osmanlıca, Osmanlı Türkçesi, Osmanlı Türkçesi grameri.
Osmanlı Türkçesinin Arapça alıntılarındaki ses ve anlam değişmelerinin klasik Arapçayla karşılaştırmalı incelemesi
Bu tez çalışmasında Ferit Devellioğlu'nun 2015'te yeniden yayımlanan Osmanlıca- Türkçe Ansiklopedik Lûgat adlı eserinde tespit edilen ve Osmanlı döneminde Arapça köklerden ve Arapça kurallarına göre türetilmiş yeni sözler, yeni anlamlar kazanmış ya da orijinal şekillerine göre ses farklılarıyla Osmanlı Türkçesinde kullanılmış olan Arapça sözler karşılaştırmalı olarak incelenmeye çalışılmıştır. Bu tez çalışması, Giriş ve Sonuç bölümleri hariç iki ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde; Arapça ile Türkçenin köklü dil ilişkileri ve Osmanlı Türkçesi dönemindeki Arapça etkisinin yanı sıra Arap dilinin ait olduğu dil ailesi, ilk yazılı belgeleri, standart konuşma dilleri ve standart yazı dili (Klasik Arapça), Klasik Arapçanın ses özellikleri ve Arap alfabesi hakkında bilgiler verilmiştir. Bunun yanında Türk dilinin ait olduğu dil ailesi, ilk yazılı belgeleri, tarihî ve çağdaş Türk yazı dilleri, Osmanlı alfabesi ve ses özellikleri hakkında da bilgiler verilmiştir. Diğer iki bölümde ise; Arapça alıntılarda gelişen yeni anlamlar ile ses değişiklikleri ve Osmanlı Türkçesinde Arapça köklerden ve Arapça kurallara göre türetilmiş, ancak Arapçada bulunmayan örnekseme yoluyla türetilen sözler Klasik Arapçayla karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise; bu inceleme sonucunda elde edilen bilgiler tahlil edilmeye ve açıklanmaya çalışılmıştır.
Osmanlıca süreli yayınlarda İslam dünyasının problemleri ve çözüm önerileri (1850- 1918)
Asırlar boyunca gelişmiş medeniyetlere ev sahipliği yapan ve birçok gelişmenin öncüsü olan Müslüman devletler, XVIII. yüzyıldan itibaren gerilemeye ve Batılı devletler ise ilerlemeye başlamıştır. Fransız İhtilâli, Sanayi İnkılabı ve reformlarla bu gelişmeleri elde edebilen Batılı devletler, basın ve matbuat hayatının dünyada başlamasına öncülük etmiş ve ilerleyen zamanlarda bu gelişmelerden Müslüman devletler de istifade etmeye başlamıştır. Birincil kaynak hüviyetinde olan basın hayatının tezahürü gazete ve dergiler, geçmiş dönemin nabzını tutabildiği gibi günümüz meselelerin anlaşılmasında ve yorumlanmasında da bir rehber olmuştur. İncelenen dönemde (1850 - 1918) İslam dünyasının diğer medeniyetlerden birçok açıdan geri kaldığı yönünde bir gerçek vardır. O dönemin yansıması olan gazete ve dergiler, İslam dünyasındaki gerilemenin önüne geçilebilmesi ve kurtuluş çaresi üretilebilmesi için birçok aydının görüşünün paylaşıldığı merkezler olmuştur. "Osmanlıca Süreli Yayınlarda İslam Dünyasının Problemleri ve Çözüm Önerileri" başlıklı bu çalışma, XIX. yüzyılın ikinci yarısı ile Mondros Mütarekesi (1850-1918) arasında Osmanlı Devleti'nde yayımlanan 40 süreli yayın üzerinden İslam dünyasının problemlerini ve çözüm önerilerini tespit etmeyi hedeflemiştir. Toplumsal hayattaki gelişmelerin açık bir şekilde görüldüğü bu yayınlarda İslam dünyasının gerileme içerisinde olduğu ve çözümler üretilmeye çalışıldığı anlaşılmıştır. Siyasi, iktisadî, dinî-kültürel açıdan ve eğitim açısından da değerlendirilmeye çalışılan bu dönemde birçok süreli yayın farklı bakış açılarıyla toplumu aydınlatmaya çalışmıştır. İslam dünyasında süreli yayın üzerine yapılan çalışmaların günümüzde niceliksel olarak görece bir artış göstermesine rağmen, Osmanlı dönemi süreli yayınları üzerine yapılan incelemeler zaman dilimine göre oldukça azdır. Nitel bir çalışma yöntemiyle yürüttüğümüz çalışmada süreli yayınlar üzerinden problem ve çözüm önerileri tespit edilmiştir. Siyasi, iktisadî, eğitim ve dinî-kültürel olarak belirlemeye çalıştığımız ana temalar üzerinden incelememiz yapılmıştır. Bu yayınlarda İslam coğrafyasının o dönem açısından halifeliği elinde bulundurması münasebetiyle merkezi kabul edilen Osmanlı Devleti üzerinden İslam dünyasının problemleri ve çözüm önerileri değerlendirilmeye çalışılmıştır. Osmanlı Türkçesiyle yayınlanan gazete ve dergilerde İslam dünyasının problemleriyle ilgili tespitler yapılmasına ve çözümler üretilmesine karşın, İslam dünyasındaki gerilemenin durdurulamadığı da anlaşılmıştır. Müslümanların birliği için, hilafet kurumunu üzerinden gayretler sergilenmesine ve birlik kongreleri düzenlenmesine rağmen gerilemeye bir çözüm üretilememiş Fransız İhtilâlinin yaydığı bağımsızlık, hürriyet gibi fikirlerde İslam dünyasındaki ayrılıkların artmasına neden olmuştur. Bu çalışmamızla İslam dünyasının birçok alanda gerilediği ve Müslüman aydınların bu gerilemenin nedenleri üzerinde hassasiyetle durduğu belirtilmeye çalışılmış ve İslam dünyasının geçmişte yüzleştiği farklı alanlardaki problemlerin, farklı söylem ve eylemlerle günümüzde de benzer olduğu görülmüştür. Çalışmanın ilk aşamasında, süreli yayınların İslam coğrafyasında yayınlanmaya başlayıp geliştiği XIX. yüzyılın ikinci yarısından I. Dünya Savaşı'nın bitimi olan 1918'e kadar olan İslam dünyasının genel görünümü değerlendirilmeye çalışılmış, ikinci aşamasında ise süreli yayınlarda tespit edilen problemler ve çözüm önerileri analiz edilmeye çalışılmıştır. Nitelikli araştırma yöntemlerinden kaynak tarama, tarih yöntem tekniklerinin takip edildiği çalışmada, İslam dünyasının gerilediği kanaati paylaşıldığı gibi bunda sadece Batı medeniyetinin ilerlemesi değil, Müslümanların tembelliği ve sömürgeci politikanın olumsuz etkisinin olduğu da bir gerçektir. Ayrıca Müslümanların çağın şartlarını yeterince takip edememesi ve bütçesel olarak zayıf olması bu gerilemeyi daha artırmıştır. İslam coğrafyasının merkezini oluşturan Osmanlı Devleti de bu süreçte toprak kayıpları, birtakım isyanlar ve vilayetlerde huzursuzluklardan dolayı ilgisini ve bütçesini kalkınmaya yoğunlaştıramamıştır. Netice olarak, bu problemleri ortaya koyan tarihi belge hüviyetindeki süreli yayınlar, modern tarih bilimine katkıda bulunmuştur.
Nidâî: Tenbîhnâme (Dil incelemesi, tenkitli metin, dizin)
Bu doktora çalışmasında 16. yüzyılda yaşamış ve daha çok hekim kimliğiyle tanınmış olan Nidâî'nin Tenbîhnâme adlı eserinin tenkitli metninin oluşturulması, dil, imlâ ve içerik yönünden incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma "Giriş" ve "Sonuç" bölümleri dışında 6 bölümden oluşmaktadır. "Giriş" bölümünde Tenbîhnâme'nin nasihatnâme geleneğimiz içindeki yerini tespit edebilmek amacıyla Türk Klasik edebiyatında nasihatname geleneği hakkında genel bilgiler verilmiştir. "1. Bölüm"de Nidâî'nin hayatı, sanatı ve eserleri ele alınmış, "2. Bölüm"de Tenbîhnâme, şekil ve muhteva özellikleri bakımından ayrıntılı bir şekilde tanıtılmıştır. Ayrıca yine bu bölümde Tenbihnâme'de yer alan hikâyelerin özetleri verilmiş, hikâyeler; kişi, mekân, zaman ve olay örgüsü gibi yapısal unsurları bakımından da değerlendirilmiştir. "3. Bölüm"de ise Tenbihnâme'nin imlâ ve dil özellikleri ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. H. 952 (M. 1545) tarihinde yazılmış olan Tenbîhnâme, Eski Anadolu Türkçesi'nden Osmanlı Türkçesine geçiş dönemi eseridir. Bu nedenle eserin dil özellikleri art zamanlı bir bakış açısıyla Eski Türkçe ve Eski Anadolu Türkçesi dönemleriyle karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. "4. Bölüm"de Tenbîhnâme cümle bilgisi açısından incelenmiş, "5. Bölüm"de Tenbîhnâme'nin nüshaları tanıtıldıktan sonra tenkitli metne yer verilmiştir. Tenkitli metnin sayfa ve satır düzeni Almanya Berlin Devlet Kütüphanesi nüshasına göre oluşturulmuş, diğer nüshaların sadece sayfa numaraları belirtilmiştir. Dizin başlıklı "6. Bölüm"de metnin gramatikal dizini yer almıştır. Dizinde yer alan kelimelerin anlamları metindeki bağlamları dikkate alınarak verilmiştir. Son olarak ise çalışmada ulaşılan sonuçlar "Sonuç" başlığı altında ele alınmıştır. Anahtar Sözcükler: Nidâî, Tenbîhnâme, Tenkitli Metin, Dil İncelemesi, Dizin
Târîh-i Ungurus'un söz varlığı ve dizini (106b-210a)
Bu çalışmada, Klasik Osmanlı Türkçesi ile yazılmış olan ve Macarların tarihinden bahseden Târîh-i Ungurus adlı eserin 106b-210a varaklarının dizini oluşturulmuş ve söz varlığı incelenmiştir. Çalışma, dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm'de, çalışmaya giriş yapıldıktan sonra Târîh-i Ungurus ve yazarı hakkında bilgi verilmiştir. İkinci Bölüm'de, sözcük ve söz varlığı hakkında bilgi verildikten sonra eserin söz varlığı Adlar, Fiiller, Sıfatlar, Zamirler, Zarflar, Edatlar, Bağlaçlar, Ünlemler, Deyimler, Atasözleri, İlişki Sözleri (Kalıp Sözler) ve İkilemeler olmak üzere 12 ana başlık altında incelenmiştir. Bu incelemede 2.897 söz tespit edilmiştir. Üçüncü Bölüm'de yer alan dizin, Dizin ve Özel Adlar Dizini olmak üzere iki kısımda incelenmiştir. Özel Adlar Dizini de, Kişi Adları Dizini ile Yer ve Ulus Adları Dizini olmak üzere ikiye ayrılmış olup bu dizinlerde toplam 4.035 madde başı bulunmaktadır. Dördüncü Bölüm'de ise çeviri yazılı metne yer verilmiştir. Son olarak araştırma ile ilgili bulgulara dayanılarak elde edilen genel sonuçlara ve çalışmada yararlanılan kaynakların bulunduğu kaynakçaya yer verilerek çalışma tamamlanmıştır. Anahtar kelimeler: Târîh-i Ungurus, bağlam, dizin, söz varlığı.
Hızrî'nin Tîg ü Kalem adlı münazarasının söz varlığı
Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, 1568 yılında Klasik Osmanlı Türkçesi ile kaleme alınan ve temsilî kahramanlar olan kılıç ile kalem arasında geçen münazarayı konu edinen Hızrî'nin Münazara-i Tîg ü Kalem adlı eserinin dizini oluşturulmuş ve söz varlığı incelenmiştir. Çalışma, üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm; Giriş, Münazara ve Arap, Fars Edebiyatındaki Öncüleri, Türk Edebiyatında Kılıç ve Kalem Münazaraları, Hızrî ve Münazara-i Tîg ü Kalem olarak dört başlık altında ele alınmıştır. İkinci Bölüm, Söz Varlığı ve Münazara-i Tîg ü Kalem'de Söz Varlığı olarak iki başlıkta değerlendirilmiştir. Eserin söz varlığı, Adlar, Fiiller, Sıfatlar, Zamirler, Zarflar, Bağlaçlar, Edatlar, Ünlemler, Atasözleri, Deyimler, İkilemeler, İlişki Sözleri (Kalıp İfadeler), Ayet, Hadis ve Dua İfadeleri, Farsça Terkipler olmak üzere 14 başlık altında incelenmiştir. İncelemede 3488 söz tespit edilmiştir. Üçüncü Bölüm, Dizin ve Özel Adlar Dizini olarak iki başlıkta ele alınmıştır. Özel Adlar Dizini kendi içerisinde; Kişi Adları, Yer Adları, Dil ve Ulus Adları, Efsanevi Yer Adları, Gezegen Adları, Din, İnanç ile İlgili Adlar olarak altı başlıkta değerlendirilmiştir. Bu dizinlerde toplam 2548 madde başı 767 alt madde tespit edilmiştir. Son olarak çalışmadan elde edilen verilerin değerlendirildiği Sonuç ve yararlanılan eserlerin yer aldığı Kaynakça verilmiştir. Anahtar kelimeler: Münazara-i Tîg ü Kalem, dizin, söz varlığı
Marifet: Asır sonu Osmanlı basınında Osmanlıca-Fransızca bir edebiyat dergisi
Bu araştırmanın amacı, 9 Ocak 1898 ile 8 Eylül 1898 tarihleri arasında Fransızca ve Osmanlıca nüshalar halinde yayınlanan ve Théodossia Sophroniades tarafından idare edilen haftalık edebiyat dergisi Marifet'i edebî çevrelere tanıtmaktır. Marifet'in imtiyaz sahibi, müdiresi ve yazı işleri müdürü; Osmanlı-Rumu entelektüel bir kadın yazar olan Théodossia Sophroniades'tir. Théodossia Sophroniades, Osmanlı basınında neşredeceği bir dergi için imtiyaz hakkı talep eden ve bu hakkı elde eden ilk kadındır. Bu çalışmada, Osmanlıca ve Fransızca tüm nüshalarını Türkçe'ye tercüme ettiğim Marifet dergisinin 19. yüzyıl sonu Osmanlı edebiyatına neden, nasıl ve ne şekilde bir yenilik getirdiğini sorgulayacağım. Sosyal ve kültürel anlamda Avrupa medeniyetleri seviyesine yükselmek amacı doğrultusunda ihtiyaç duyulan potansiyele halihazırda sahip bir Osmanlı kültürü tasavvurunun, derginin yayın politikasının bel kemiğini oluşturduğunu ortaya koyacağım. İktidar ve bürokrasi tarafından desteklenen Marifet dergisini, asır sonunda, Batı'nın nasıl temellük edileceğini gösterir sistematik bir modernleşme projesi olarak değerlendireceğim. Derginin bilhassa Fransızca bölümünde cereyan eden kadın konusunu, büyük oranda Théodossia Sophroniades'in şimdiye dek göz ardı edilen edebî hikâyelerindeki modern kadın imgesi üzerinden açımlayacağım. Müslüman olmayan Osmanlı bir kadının, doğduğu kültürün ötesine hitap eden edebî kadın karakter çizimleriyle ne kadar modernite odaklı metinler üretebildiğini göstereceğim.
19.yüzyıla ait yeni bir Maḳtel-i Hüseyin nüshası (Dil özellikleri- metin-dizin)
XIII. yüzyılda Anadolu'ya yıllarca sürecek göçler ile Anadolu Türkleşmiş ve yeni bir dönem ortaya çıkmıştır. Bu dönem, Oğuz temelinde gelişen Eski Anadolu Türkçesidir. XV. yüzyıl Osmanlı Türkçesine geçiş döneminde Arapça ve Farsça unsurlar yazı dilini etkilemeye başlamış zamanla Arapça ve Farsça unsurların arttığı görülmüştür. Bu durum Eski Anadolu Türkçesinden uzaklaşılmasına neden olurken XX. yüzyıl başlarında da yerini Türkiye Türkçesine bırakmıştır. "Kitâb-ı Meğâzî" olarak adlandırılmış olan eser iki metinden oluşmaktadır. Bu yüksek lisans tez çalışmasında ise "Kitâb-ı Meğâzî"nin içerisinde bulunan ilk metin incelenecektir. Bu ilk metin başlıksız olarak kaydedilmiş olan bir "Maḳtel-i Ḥüseyin" nüshasıdır. Müellifin, eseri 763 (M 1362) yılında yazdığı bilgisi metinde verilmiştir. Metnin sonunda ise Veliyûddin bin Ahmed ve 1272 (M 1855) tarihi not düşülmüştür. Bu bilgilerden yola çıkarak Hicri 763 telif, Hicri 1272'de istinsah tarihini göstermektedir. Kitâb-ı Meğâzî, Milli Kütüphane El Yazmaları, Nadir Eserler Bölümünde "06 Mil Yz A 6162/1" yer numarasıyla kayıtlıdır. Harekeli nesih ile yazılmış olan eserin öncelikle çeviri yazı alfabesine aktarımı yapılmıştır. Yazım özellikleri, dil özellikleri ve dizin çalışması yapılmıştır. Maktel türü ve gelişimi hakkında bilgi verilmiştir. Sonuç bölümü hazırlanmış ve tezin sonunda orijinal metnin kopyaları yer almıştır. Daha önce dil özellikleri, imlası ve söz varlığı incelenmemiş olan bu metnin Eski Anadolu Türkçesi ve Osmanlı Türkçesi çalışmalarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Türkçesi, Maktel, Kerbela
Vesîle-nâme (Dil incelemesi-metin-dizin)
Şeyhoğlu Derviş Osman'ın eseri "Vesįle-nâme", Koç Üniversitesi Kütüphanesi Yazma no: MS 135 / 79, BP 189.V47'de kayıtlıdır. Josephine Powell tarafından bağışlanan bu eserin tespit edilebilen tek nüshası, mezkûr kütüphanenin Nesteren ve Fuat Bayramoğlu Nadir Eserler Odası'nda bulunmaktadır. Halveti tarikatına mensup Şeyhoğlu Derviş Osman'ın kaleme aldığı Vesįle-nâme, dinî ve didaktik bir eserdir. Tarikat adabından bahsedilen bu eserde halk hikâyeleriyle zenginleştirilerek dinî bilgilere yer verilmiştir. Verilen bu bilgiler, hadis ve ayetlerle de desteklenmiştir. Eserin dili, sade olmasının yanı sıra 18. yüzyıl Osmanlı Türkçesinin konuşma dilini yansıtması bakımından önemlidir. Eser, hem söz varlığı ve dil özellikleri hem de ele aldığı konu bakımından kültürel hazineye kazandırılması amaçlanmıştır. Vesįle-nâme adlı bu eser üzerine yapılan çalışma, giriş ve sonuç bölümü hariç beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde; Şeyhoğlu Derviş Osman'ın hayatı, eseri, çalışmanın konusu ve amacı, eserin künyesi, konusu ve önemi; ayrıca eserin hazırlanmasında kullanılan yöntem hakkında bilgiler verilmiştir. 18. yüzyılda kullanılan Türkçenin, özellikle konuşma dilinin daha iyi anlaşılabilmesine katkı sağlamak amacıyla dil incelemesi yapılmıştır. Eserin yazımının yanında ses ve yapı bilgisi özellikleri de incelenmiştir. Öncelikle yazım bölümünde, eserdeki ünlülerin ve ünsüzlerin kalın ve ince sıraya göre yazılışları verilmiş; daha sonra ses bilgisi bölümünde, ünlü - ünsüz uyumları ve ses olayları gösterilmiştir. Üçüncü bölümde biçim bilgisi başlığı altında, yapım ekleri, çekim ekleri, sıfatlar, zamirler, zarflar ve edatlar örneklerle açıklanmıştır. Dördüncü bölüm olan metin bölümünde ise Vesįle-nâme'nin çevri yazılı metni verilmiştir. Beşinci bölüm olan dizin kısmında "TürkSözDiz" programından yararlanılarak metindeki kelimelerin alfabetik sıraya göre dizini oluşturulmuştur. Eserin ve yazıldığı dönem olan 18. yüzyıl Türkçesinin söz varlığını ortaya koymak ve katkı sağlamak için bu söz dizini hazırlanmıştır. Dizindeki kelimeler ve kelime grupları, metindeki sayfa ve satır numarası ile belirtilmiş ve metne bağlı kalınarak anlamları verilmiş; dizin bölümünden sonra kişi adları dizini de oluşturulmuştur. Eserin sonuç bölümünden sonra, çalışmada başvurulan kaynaklara yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Türkçesi, Tasavvuf, Halvetîlik, Metin, Yazım, Ses Bilgisi, Biçim Bilgisi, Dizin
Ahmedî Dîvânı'nda arkaik sözcükler
İnsanlık tarihiyle eşdeğer bir geçmişi olan ve türlü şekillerde kendini gösteren iletişimin temeli dildir. Tıpkı doğanın, insanlığın ve sosyal hayatın değişip gelişmesi gibi dil de buna bağlı olarak değişir ve gelişir. Bu bakımdan dilin canlı bir varlık olduğunu söylemek mümkündür. Bu nedenle bir dili anlamak için o dilin ortaya çıktığı ilk dönemlerden başlayarak son aldığı hâline kadarki süreci derin bir incelemeye tabi tutmak gerekmektedir. Bu inceleme neticesinde elde edilen veriler arasında o dilin geçmişi ve gelişimi ile ilgili en önemli ipuçlarını bize arkaik sözcükler vermektedir. Dil üzerine yapılan çalışmalar sadece dilin kendisiyle ilgili değil o dilin kullanıldığı coğrafya, o dili kullanan toplum veya toplumlar ve bu toplumların sosyal hayatları ile kültürleri hakkında da derin bilgiler barındırmaktadır. Bu sebeplerle arkaik sözcükler, dil çalışmalarının en önemli dayanak noktası konumundadır. Klasik Türk Edebiyatının özellikle ilk dönemleri olan 14-15. yüzyıllar Eski Anadolu Türkçesi ile Osmanlı Türkçesi arasındaki geçiş yüzyılları olduğu için bahsi geçen arkaik sözcüklerin kullanımı açısından oldukça zengin bir dönemdir. Bu yönüyle de bu yüzyıllar dil çalışmaları için çok fazla kaynak sunması dolayısıyla oldukça önemlidir. Bahsi geçen yüzyılların en büyük şairlerinden ve Eski Anadolu Türkçesi ile Osmanlı Türkçesi arasında köprü şair konumunda olan Ahmedî, özellikle Dîvân'ında kullandığı geniş söz dağarcığı ve sıkça başvurduğu arkaik sözcükler sebebiyle çalışmamızın dayanak noktası olmuştur. Çalışmamızda Ahmedî Dîvânı'nın Dr. Öğr. Üy. Emrah GÜLÜM tarafından hazırlanan son neşri kullanılmıştır. Bu neşirde yer alan 75 kaside, 2 tercî-i bend, 8 terkîb-i bend, 1 muhammes ve 778 gazel olmak üzere toplamda 9110 beyit olan 864 şiir titizlikle incelenmiş ve bu beyitlerde yer alan arkaik sözcükler biçim ve anlam açısından irdelenerek sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Dil, Ahmedî Dîvânı, arkaik sözcükler, Eski Anadolu Türkçesi, Osmanlı Türkçesi.
Tercüme-i Şeyh Ömer Efendi Risalesi (İnceleme-metin-dizin)
Tercüme-i Şeyh Ömer Efendi Risalesi, çeşitli kitaplardan alınmış dinî içerikli bilgilerin tercümesiyle yazılmış öğretici ve nasihat verici bir yazma eserdir. Kayıtlara göre risalenin müellifi Ömer Fuadî olsa da metnimizde bunu gösteren açık ve net bir ibare bulunmamaktadır. Aynı şekilde eserin telif edildiği dönem hakkında da metinde belirtilmiş net bir tarih bulunmamaktadır. Bu çalışmada, eserin dil malzemeleri incelenmiş ve metnin içeriğindeki bazı yol gösterici bilgiler ışığında, risalenin hangi yüzyılda yazılmış olabileceği ve müellifinin hakkında destekleyici bilgilerle çıkarımlar yapılmış ve neticede ilim dünyasına yeni bir eser kazandılmış oluncaktır. Çalışma; giriş, inceleme, metin, ve dizin-sözlük adı altında dört ana bölümden oluşmaktadır. Anahtar kelimeler: Tercüme-i Şeyh Ömer Efendi, Ömer Efendi, Osmanlı Türkçesi, ilmihâl, akâid
Şifa'ül-Fuad-li Hazret-i Sultan Murad (İnceleme-metin-dizin)
Eski Anadolu Türkçesinin sona erip Klasik Osmanlı Türkçesi döneminin başladığı tarihi döneme ait bu çalışmanın giriş bölümünde; Osmanlı tıp metinleri, Şif??ül-Fu?d li-?a?ret-i Sul??n Mur?d ve bu metnin nüshaları, kaynakları ve etkileri, nüshalar üzerine araştırmalar, eserin yazarı, eserin hazırlanmasında kullanılan yöntem hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca 17. yüzyıl nesir dilinin daha iyi bir şekilde ortaya konabilmesine katkı sağlamak amacıyla eserin imlası ve ses bilgisi örneklendirilmeye çalışılmıştır. İmla bölümünde öncelikle, eserdeki ünlülerin ve ünsüzlerin başta, ortada ve sonda nasıl yazıldıkları gösterilmiştir. Ünsüzlerin de kalın ve ince sıraya göre nasıl yazıldıkları belirtilmiştir. Ses bilgisi bölümünde; ünlü-ünsüz uyumları ve fonetik hadiseler örneklendirilmiştir. Metin bölümünde Şif??ül-Fu?d li-?a?ret-i Sul??n Mur?d?ın üç nüshasından yararlanılarak çeviri yazılı metni kurulmuştur. Dizin bölümünde de Klasik Dönem Osmanlı Türkçesinin tıp alanındaki söz varlığına katkı sağlamak ve eserin söz varlığını ortaya koymak için 1823 madde başından oluşan dizin hazırlanmıştır. Ayrıca dizinden sonra balık, bitki, kanatlı ve kanatsız hayvan adlarından oluşan isimler listesi verilmiştir.Eserin sonunda; sonuç bölümüyle birlikte, metinde geçen balık, bitki, cevher, kanatlı ve kanatsız hayvan isimlerine, çalışmada başvurulan kaynaklara ve Süleymaniye nüshasının tıpkı basımına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Şif??ül-Fu?d li-?a?ret-i Sul??n Mur?d, Eski Anadolu Türkçesi, Süleymaniye Nüshası, Zeynel Abidin.
Balıkesirli Râsih Ahmed Bey-Bülgatü'l-Ahbâb (metin-dil incelemesi-sözlük)
17. yüzyılda Balıkesir'de doğan Râsih Ahmed Bey, Balıkesir'in önemli ailelerinden birine mensup olması dolayısıyla Ahmed Bey adıyla, dönemin eserlerinde ise Râsih adıyla anılmıştır. Eserinde verdiği sarayın teşkilat yapılanmasına dair bilgilerden şairin sarayda bulunduğu ve devlet hizmetinde görev aldığı anlaşılmaktadır. Ölüm yeri ile ilgili kimi kaynaklarda tezkirelere dayanarak Tekirdağ denmektedir; ancak mezarı Balıkesir'de Zağanos Paşa aile mezarlığındadır. Tezkirelerde Sofyalı Râsih'le sık sık karıştırılan Râsih, üstine redifli gazeliyle meşhur olmuş, bu ünü günümüze kadar ulaşmıştır. Çalışmamızın konusunu oluşturan Bülgatü'l-Ahbâb, mensur ve yer yer manzum tarzda yazılmış, çok çeşitli konulardan bahseden telif bir eserdir. 18. yüzyılın ilk yarısında yazıldığını tahmin ettiğimiz eser saray teşkilatı, Osmanlı tebaası, adabımuaşeret, yeme-içme adabı, konuşma adabı, halk hikâyeleri, halk inanışları, efsaneler, korku hikâyeleri (cin, cadı, Karakoncolos, Çarşamba Karısı, vampir vs.), dini ayinler, şarap yapımı, tütün, Anadolu ağızlarından örnekler, ev eğlenceleri gibi çok çeşitli konuların anlatıldığı bir eserdir. Metinde geçen gerek Râsih'e ait gerekse başka şairlere ait beyitler, bu esere aynı zamanda bir mecmua özelliği de kazandırmaktadır. Bülgatü'l-Ahbâb'ın mevcut nüshaları arasında müstensih hataları bakımından en okunabilir nüsha olması dolayısıyla İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi TY01491 numarada kayıtlı olan eser seçilmiştir. Kimi yerlerde yanlışlıkları gidermek için IUNEK TY3284 nüshasına başvurulmuştur. Metnin çeviri yazısı yapıldıktan sonra dil özellikleri verilmiş, sözlük-dizini ve özel adlar dizini oluşturulmuştur.
Calfa Fransızca Osmanlı Türkçesi cep sözlüğünde Türkçe söz varlığı
Bu çalışmada, Ermeni asıllı Osmanlı vatandaşı A. Calfa'nın 1865 yılında yazmış olduğu Fransızca-Osmanlı Türkçesi Cep Sözlüğü'nde geçen Türkçe söz varlığı ele alınmıştır. Eserde geçen deyimler, kalıp ifadeler, ikilemeler ve özellikle isim soylu sözcüklerin yoğun olarak kullanıldığı yirmi dört farklı tematik alandaki sözler yapı ve kökenlerine göre incelenerek eserde bulunan Osmanlı Türkçesi söz varlığı, bu varlığın niteliği ve söz varlığının kaynakları belirlenmeye çalışılmıştır. Osmanlı Türkçesinin söz varlığı ve gramer açısından Türkçe, Arapça ve Farsça karışımı melez bir dil olduğu, söz varlığının, özellikle isim soylu sözcüklerin çok büyük oranda yabancı sözcüklerden oluşup Türkçenin ikinci plana itildiği, dar bir zümrenin kullandığı sadece edebî ve idari alanda kullanılan suni bir dil olduğu iddia edilmektedir. Fakat Calfa Sözlüğü'ndeki Türkçe söz varlığına göre bu iddiaların gerçeği pek yansıtmadığı görülmektedir. Osmanlı Türkçesi; Türkçe, Arapça ve Farsçadan oluşan melez bir dil değildir. Osmanlı Türkçesi sanıldığı gibi Arapça ve Farsça unsurlarla yüklü bir değildir. Osmanlı Türkçesinde yabancı unsur olarak görülen yabancı tamlama yapısındaki sözcüklerin oranı sadece %12 civarındadır. Türkçe eklemeli bir dil olmasına rağmen Osmanlı Türkçesinde ihtiyaç duyulan yeni söz ve terimlerin karşılanmasında eklerle sözcük türetme yerine daha çok kelime birleştirme yoluna gidilmiştir. Osmanlı Türkçesinde, temel söz varlığında yer alan sözcükler, günümüz Türkçesinde de aynen kullanılmaktadır. Osmanlı Türkçesinde çeşitli alanlarda yer alan terim anlamlı sözcüklerin bir kısmının günümüz Türkçesinde kullanılmadığı, bunların yerine ya Batı dillerinden alıntılar yapıldığı ya da dilin imkânlarıyla meydana getirilmiş yeni sözcüklerin kullanıldığı görülmektedir. Osmanlı Türkçesi sadece idari ve edebî alanlarda kullanılan bir dil değildir. Hem konuşma hem de yazı dilinde kullanılan, çok işlek ve üretken, söz varlığı açısından dünyanın sayılı dilleri arasında bulunan, oldukça zengin ve güçlü bir dildir.
Osmanlı Türkçesi döneminde yazılmış sözlüklerde kadına ait söz varlığı
Bu çalışma Osmalı İmparatorluğu döneminde kadın için kullanılan adlandırmalar, kadınlara ait giysi, eşya ve süs adları gibi kadına ait unsurların sözlüklerdeki biçimini ortaya koymak buradan yola çıkarak kadınların toplumdaki konumlarını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada söz konusu dönemde kaleme alınan Kamus-ı Türkî, Lügat-ı Nâcî, Müntehabât-ı Lügât-ı Osmâniyye ve Lehçe-i Osmânî sözlükleri taranmış elde edilen söz varlığı konularına göre sınıflandırılmıştır. Çalışmanın girişinde söz varlığının kuramsal çerçevesi çizilmiş, söz varlığı ve sözlük ilişkisi üzerinde durulmuştur. Osmanlı İmparatorluğu döneminin incelenen sözlükleri tanıtılmıştır. Birinci bölümde Türk tarihinde kadının sosyal hayattaki yeri ve durumunu İslamiyet öncesi Türk destanlarından, Dede korkut hikâyelerinden, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinden yola çıkarak Kadının toplum içindeki vasıfları siyasi ve eğitim hayatındaki durumu hakkında genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Türkçenin tarihi dönemlerindeki eserler taranmış kadınla ilgili kullanılan genel söz varlığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Buradan yola çıkarak teze kaynaklık eden Osmanlı İmparatorluğu döneminde yazılmış Kamus-ı Türkî, Lügat-ı Nâcî, Müntehabât-ı Lügât-ı Osmâniyye ve Lehçe-i Osmânî sözlüklerinde kadınla ilgili söz varlığı konu başlıklarına göre tasnif edilmiştir. Bu bölümde ayrıca her konu başlığına göre elde edilen veriler tablolarla gösterilmiş, söz varlığının incelenen dört sözlükteki durumları karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırma ile sözlüklerin bir konu üzerinde ortaklık ve farklılıkları da ortaya konulmuştur. Konu başlıkları tespit edilirken kadın üzerine yapılmış çalışmalar incelenmiş, bu çalışmaya uygun başlıklar oluşturulmuştur. Başlıklar oluşturulurken kadınla ilgili olumlu ya da olumsuz adlandırmalar, akrabalık adları, kadın sosyal statüsüne göre verilen unvanlar, giysi ve süs eşyaları, kadınla ilgili hastalık, gebelik ve organ adlandırmaları, kadın meslekleri gibi oldukça geniş tutulan bir sınıflandırma yapılmıştır. Bu çalışmanın sonuç kısmında taranan sözlüklerde tespit edilen kadınla ilgili söz varlığı genel bir değerlendirmeyle verilmiştir. Sözlüklerin birbirleriyle kadın söz varlığı bağlamında benzerlik ve farklılıkları ortaya konulmuştur. Çalışmanın Türk kültüründe kadına verilen değeri, kadının toplumdaki değerini ortaya koyabileceği ve başka çalışmalara kaynaklık edebileceği düşünülmektedir.
Hikâyet-i Ashab-ı Kehf ve Takyanus (Metin-inceleme-tıpkıbasım)
Ashab-ı Kehf ya da Yedi Uyurlar olarak bilinen yedi arkadaşın hikâyesidir. Ashâb-ı Kehf kıssası Kur'an-ı Kerim'de Kehf Sûresi'nde anlatılmaktadır. Ashab-ı Kehf hikâyesi geçmişten günümüze çeşitli rivayetler ve az da olsa değişik farklılıklarla anlatılmaktadır. Bu sebepten kıssa ile ilgili en doğru kaynak İslam'ın temel kitabı ve ilk müracaat kaynağı Kur'an-ı Kerim'dir. Ashâb-ı Kehf kıssasının anlatıldığı Kur'ân-ı Kerîm'in on sekizinci suresine, bu kıssanın önemi dolayısıyla "Kehf" adı verilmiştir. Ashab-ı Kehf kıssası gerek dini gerek tarihi açıdan önem arz eden bir hikâyedir. Bu konuyu geçmişten bugüne dek pek çok Osmanlı müellifi eserlerinde de yer vermişlerdir. Bizim üzerinde Yüksek Lisans çalışması yapacağımız eser Milli Kütüphane kataloğunda ve Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığının yazmalar.gov.tr adresindeki katalogda Kâdî Asker Şerîf Mehmed Mollâ Efendî (öl. 1308/1890) tarafından yazıldığı belirtilen yazma esere yönelik olacaktır. Bu Ashab-ı kehf hikayesi Osmanlı Türkçesi dönemine ait sade ve akıcı üslupla yazılmış bir eserdir. Eserin trankripsiyonlu metni ortaya konuldu ve ardından eserin sözlüğü hazırlandı.
Osmanlı Türkçesi döneminde yazılmış sözlüklerde bitki adları
Osmanlı Türkçesi Döneminde Yazılmış Sözlüklerde Bitki Adları Bu çalışma Osmanlı İmparatorluğu döneminde bitki adlandırmaları, bitkilerin hangi amaçla, nerelerde kullanıldığı gibi bitkilere ait unsurların sözlüklerdeki biçimini ortaya koymak için gerçekleştirilmiştir. Tarama sonucunda tespit edilen sözcükler kullanım yerlerine, türlerine, yetişme yerlerine, hayvan, organ, renk adları ile türetilmelerine ve oluşturulma biçimlerine göre tanımlarıyla verilmiştir. Çalışmada söz konusu dönemde kaleme alınan Kâmus-ı Türkî, Lügat-ı Nâcî, Müntahabât-ı Lügât-ı Osmâniyye ve Lehçe-i Osmânî sözlükleri taranmış, elde edilen söz varlığı konularına göre sınıflandırılmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde söz varlığının kuramsal çerçevesi çizilmiş, söz varlığı ve sözlük ilişkisi üzerinde durulmuştur. Aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu döneminin incelenen sözlükleri tanıtılmıştır. Çalışmalar bölümünde bitki adları ile ilgili on yedi tane çalışmadan bahsedilmiştir. Yöntem bölümünde bu çalışmanın malzemelerine ve çalışmada nasıl bir yöntem kullanıldığına değinilmiştir. Bulgular bölümünde teze kaynaklık eden Osmanlı İmparatorluğu döneminde yazılmış Kâmus-ı Türkî, Lügat-ı Nâcî, Müntahabât-ı Lügât-ı Osmâniyye ve Lehçe-i Osmânî sözlüklerinde bitki ile ilgili söz varlığı konu başlıklarına göre tasnif edilmiştir. Aynı zamanda bu bölümde her konu başlığına göre tespit edilen veriler tablo halinde alfabetik olarak sıralanmış ve bu verilerin incelenen dört sözlükteki durumları karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırma ile sözlüklerin bir konu üzerinde ortaklık ve farklılıkları ortaya konulmuştur. Konu başlıkları tespit edilirken bitki kavramı ile ilgili yapılmış çalışmalar incelenip bu çalışmaya uygun başlıklar belirlenmiştir. Başlıklar oluşturulurken bitki ile ilgili kullanım yerlerine göre adlandırmalar, türlerine göre adlandırmalar, yetişme yerlerine göre adlandırmalar, hayvan adları ile oluşan adlandırmalar, organ adları ile oluşan adlandırmalar, renk adları ile oluşan adlandırmalar ve oluşturulma biçimlerine göre adlandırmalar gibi geniş ölçüde sınıflandırma yapılmıştır. Bu çalışmanın sonuç kısmında taranan sözlüklerde tespit edilen bitki ile ilgili söz varlığı genel bir değerlendirmeyle verilmiştir. Sözlüklerin birbirleriyle bitki söz varlığı v bağlamında benzerlik ve farklılıkları ortaya konulmuştur. Bundan hareketle bitki adlarının fazla olması bitki çeşitliliğinden ve alıntı sözcüklerin fazla olmasından kaynaklanmıştır. Bu çalışmanın da bitki adlandırmalarının söz varlığı açısından başka çalışmalara kaynaklık edebileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Bitki adları, Kâmus-ı Türkî, Lehçe-i Osmânî, Lügat-ı Nâcî, Müntahabât-ı Lügât-ı Osmâniyye