Language development
115 theses under this subject heading
Otizmli ve tipik gelişim gösteren çocukların oyun ve dil becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmada otizmli ve tipik gelişim gösteren (TGG) çocukların oyun ve dil becerilerinin gruplar arasında karşılaştırmalı olarak incelenmesi ve bu iki becerinin kendi arasındaki ilişkilerinin grup içinde incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya katılan okul öncesi dönemde olan 20 otizmli ve 20 TGG'li çocuğun bilişsel gelişim düzeylerini ölçümlemek amacıyla Gazi Erken Çocukluk Değerlendirme Aracı (GEÇDA) uygulanmıştır. Bilişsel performansları birbirine eşit olan otizmli ve TGG'li çocuklar araştırmaya dahil edilmişidir. Araştırmada çocukların oyun becerileri Lifter (2000) tarafından geliştirilen Gelişimsel Oyun Değerlendirmesi (GOD) kullanılarak değerlendirilmiştir. Serbest oyun ortamında Doğal Dil Örneği alımı yapılarak, Türkçe SALT programı aracılığı ile hesaplanan Ortalama Sözce Uzunluğu (OSU), Toplam Sözce Sayısı (TSÖZS) ve Farklı Sözce Sayısı (FSÖZS) değeri dil becerilerinin değerlendirilmesinde kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre iki grupta yer alan çocukların OSU değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamazken, TGG'li çocukların TSÖZS ve FSÖZS değerleri istatistiksel olarak otizmli çocuklardan daha fazla bulunmuştur. Çocukların oyun performansları gruplar arasında farklılaşırken otizmli çocuklar ayrımsız oyun kategorisinde TGG'li akranlarından daha fazla oyun davranışı sergilemişlerdir. TGG'li çocuklar ise özel fiziksel birleşimler, çocuk aracılı ve eklemeler oyun kategorisinde otizmli akranlarından daha fazla oyun davranışı sergilemişlerdir. Çocukların OSU, TSÖZS ve FSÖZS değerleri ile oyun becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır.
Dil ilişkileri bağlamında Kaşkayca ve Farsça
Türkçe ve Farsça konuşan topluluklar arasında yüzyıllardır devam eden ilişki bu topluluklar arasındaki kültürel, sosyal ve dilsel gelişmelerde çok önemli bir etkiye sahiptir. Kaşkayca, İran'ın merkez ve güneyindeki büyük şehirlerde, kasaba ve köylerde konuşulan Türk dilidir. Yazı dili olmayan Kaşkayca Eski Türkçede yer alan bazı sesleri, sözcükleri ve biçimbirimleri korumaktadır. Fakat bulunduğu coğrafyada Türk dilli olmayan topluluklarla uzun süren temaslar sonucu ve İran'daki dil politikasından dolayı kullanım alanı her geçen gün daralmaktadır. Farsçadan kopyalanan çok sayıda birim Kaşkayca farklı dilsel değişmelere neden olmaktadır. Farklı toplumsal nedenlerden dolayı Eski Kaşkay İl yapısına göre beş büyük grubun konuşmasının Farsçadan etkilenme derecesinin farklı düzeylerde olduğu görülmekte ve dilsel açıdan çeşitlilik göstermektedir. Bu çalışmada kullanılan veriler hem sosyal hem de yapısal özellikler göz ardı edilmeksizin değerlendirilmiştir. Farsçanın Kaşkayca üzerindeki yoğun etkisi hem toplumsal hem de yapısal açıdan ele alınmıştır. Farsça Kaşkayca dil ilişkilerinin yapısal özellikleri Lars Johanson'un kod kopyalama modeline göre incelenmiştir. Toplumsal ve siyasi nedenlerden dolayı Kaşkaycanın Farsçadan yoğun etkilendiği ve farklı dil düzeylerinde dil kopyalamalarına sebep olduğu tespit edilmiştir.
Otizm spektrum bozukluğuna sahip olan çocukların ebeveynlerine yönelik hanen more than words eğitim programının ebeveyn ve çocuk davranışları üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, otizm spektrum bozukluğunun (OSB) müdahalesinde kullanılan Hanen-More Than Words programının birincil olarak katılımcı ebeveynlerin duygu durumları, özyeterliği, etkileşimsel davranışları ve aldıkları sosyal destek üzerindeki; ikincil olarak ise çocuk etkileşimsel davranışları ile çocukların dil gelişimleri üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü uygulama alanı olan Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Dil ve Konuşma Terapisi Ünitesinde yürütülmüştür. Çalışmaya, toplam 14 OSB'li çocuk ve ebeveyni katılmıştır. Ebeveyn değerlendirmelerinde 'Durumluk- Sürekli Kaygı Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri, Anne Baba Stres Ölçeği, Anne-Babalık Becerilerinde Özyeterlik Ölçeği, Ebeveyn Davranışını Değerlendirme Ölçeği-Türkçe Versiyonu ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği' kullanılmıştır. Çocukların etkileşimsel davranışlarını ölçmek için 'Çocuk Davranışını Değerlendirme Ölçeği-Türkçe Versiyonu' kullanılmış, dil gelişimleri ise 'Dil Gelişimi Tarama Envanteri' ve 'Türkçe Erken Dil Gelişim Testi' aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında kullanılan değerlendirme araçlarından farklı zaman aralıklarında veri toplama aşaması tamamlandıktan sonra verilerin analizinde müdahale öncesi ve müdahale sonrası ön-test son-test arası farklar hesaplanmıştır. Müdahale etkinliğini değerlendirmek için non-parametrik düzende Wilcoxon testi değerlendirmeleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, ebeveynlerin More Than Words programı sonrasında gerçekleşen özyeterlik düzeylerindeki, durumluk kaygı ve stres düzeylerindeki ve birçok etkileşimsel davranışlarındaki değişim oranının More Than Words programı öncesinde gerçekleşen değişim oranından istatistiksel olarak farklı olduğu (p < 0.05) görülmüştür. Araştırmada yer alan OSB'li çocukların birçok etkileşimsel davranışı ve sözel dil performanslarındaki değişim oranının More Than Words programı öncesi ve sonrası dönem arasında istatistiksel olarak farklılık göstermesi (p < 0.05), More Than Words programının OSB'li çocuklar ve ebeveynleri üzerinde olumlu bir etkisinin olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: otizm spektrum bozukluğu, hanen-more than words, dil gelişimi, ebeveyn odaklı müdahaleler
Erken dil müdahalesinde etkileşimli kitap okuma uygulamasının gelişimsel dil gecikmesi görülen çocuklar üzerindeki etkililiğinin incelenmesi
Araştırmanın temel amacı etkileşimli kitap okuma uygulamasının, gelişimsel dil gecikmesine sahip çocukların ifade edici dil sözcük kazanımları ve ev erken okur-yazarlık ortamları üzerindeki etkisinin değerlendirilmesidir. Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü Dil ve Konuşma Ünitesine başvuruda bulunmuş toplam 13 çocuk, seçkisiz olarak, katılımcı (n=8) ve kontrol (n=5) gruplarına atanarak çalışmanın örneklemini oluşturmuşlardır. Araştırmada kullanılan ölçme araçları her iki grupta da ön test, son test ve kalıcılık test aracı olarak kullanılmıştır. Araştırmada, eşleştirilmiş grupların seçkisiz şekilde deney grupları olarak atandığı yarı deneysel desen kullanılmıştır. Uygulama grubuna 8 hafta, haftada 2 oturum (oturumlar 45dk) olmak üzere etkileşimli kitap okuma uygulaması yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarında; yapılan etkileşimli kitap okuma uygulaması sonunda uygulanan TİGE II (Türkçe İletişim Davranışları Gelişim Envanteri)'ye göre gelişimsel dil gecikmesi görülen çocukların ifade edici sözcük kazanımlarında, kitaplardan seçilen hedef sözcük kazanımlarında ve ev erken okuryazarlık ortamı ölçeğine (EVOK) göre okuma ve birlikte Okuma alt test puanlarında artış olduğu görülmüştür. Genel olarak elde edilen bulgulara göre, gelişimsel dil gecikmesi görülen 29-36 ay aralığındaki çocuklara yapılan etkileşimli kitap okuma uygulamasının çocukların dil gelişimleri ve ev erken okur yazarlık ortamlarına katkı sağladığına dair kanıtlar elde edilmiştir.
Koklear implant kullanan çocuklarda müzikal duygulanımın değerlendirilmesi
Koklear implant, işitme kayıplıların konuşma algısını ve üretimini geliştirmek üzerine dizayn edilmiş bir işitme aracıdır. Koklear implantasyon sonrası artan beklentiler doğrultusunda koklear implant performansının değerlendirilmesi ve kullanıcıların uygun eğitim programına dahil edilmesi oldukça önemlidir. Bu çalışmada, koklear implant kullanan çocuklarda müzikal duygulanımın değerlendirilmesi ve müzikal duygulanımla dil gelişimi arasındaki ilişkinin değerlendirilip karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmamızda 6 ile 9 yaş arasında, koklear implant kullanıcısı 26 çocuk araştırma grubu, normal işitmeye sahip 26 çocuk ise kontrol grubu olmak üzere toplam 52 çocuk yer almıştır. Katılımcılara dil gelişimlerini değerlendirmek için " Türkçe Okul Çağı Dil Gelişim Testi (TODİL)" ve müzikal duygulanımı değerlendirmek için "Montreal Emotion İdentification Test (MEİ)" uygulanmıştır. Değerlendirme kriterlerinde TODİL için tüm alt testlerin indeks ve bileşke performans puanları; MEİ için tüm koşullarda doğruluk yüzdesi belirlenmiştir. Çalışma sonucunda araştırma grubunun tüm koşullarda müzikal duygulanım doğruluk yüzdesi ve TODİLin tüm alt test indeks ve bileşke performans puanları kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha düşük elde edilmiştir. Koklear implant kullanıcılarının mutlu melodilerde doğruluk oranı üzgün melodilere kıyasla daha yüksek elde edilmiştir. Müzikal duygulanım ile dil gelişiminin dinleme bileşke performans puanı arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Ulaştığımız sonuçlar koklear implant performansını değerlendirmesi için kaba motor, ince motor, duyusal entegrasyon, bilişsel durum gibi diğer genel gelişim alanlarıyla birlikte konuşma ve dil gelişiminin yanı sıra müzikal algı ve müzikal duygulanımın da değerlendirilmesinin ve implantasyon sonrası eğitim programlarında müzikal algı ve duygulanıma spesifik gelişim sağlayacak eğitim programlarının da genel eğitim programlarıyla entegre biçimde uygulanmasının yararlı olabileceğini düşündürmüştür. Anahtar Kelimeler: Koklear İmplant, Müzikal Duygulanım, Okul Çağı Dil Gelişimi, MEİ, TODİL
Gelişimsel dil konuşma bozukluğu olan ve tipik gelişim gösteren okul öncesi çocukların sosyal beceri ve davranış problemlerinin değerlendirilmesi
Bu çalışmada, okul öncesi dönemde gelişimsel dil konuşma bozukluğu olan ço- cuklar ile tipik gelişim gösteren akranları arasında davranış problemleri ve sos- yal beceri alanları arasındaki farklılıklar incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi İstanbul ili Kadıköy ilçesindeki uygunluk örneklemine göre belirlenmiş yedi ma- hallede bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ilk okullarda ve bağımsız anaokullarının okul öncesi sınıflarında okumakta olan çocuklardan oluşmaktadır. Araştırmaya 23'ü erkek, 17'si kız; toplam 40 çocuk katılmıştır. Katılımcıların yaş- ları 36 aylık ile 72 aylık arasında değişmektedir. Araştırmanın verileri, örnekleme dahil edilen çocukların ebeveynleri ve gittikleri okullardaki anasınıfı öğretmenleri tarafından doldurulmuş anketler aracılığı ile toplanmıştır. Bu çalışmada Sosyo- demografik Bilgi Formu, İletişim, Dil ve Konuşma Gelişimi Değerlendirme Ölçeği, Conners Ebeveyn Dereceleme Ölçeği ve Conners Sınıf Öğretmeni Dereceleme Öl- çeği, Anaokulu ve Anasınıfı Davranış Ölçeği'nin Sosyal Beceri Ölçeği ve Dikkat Eksikliği Aşırı Hareketlilik Bozukluğu Değerlendirme Listesi veri toplama araç- ları olarak kullanılmıştır. Conners Ebeveyn ve Öğretmen Ölçeği ile Sosyal Beceri Ölçeği ve bu ölçeklerin her bir alt ölçeği için gruplar arası anlamlı bir fark olup olmadığı Mann-Whitney U testi yapılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuç- ları beklenene uygun şekilde davranış problemleri ve sosyal beceriler açısından gruplar arası bir fark olduğunu göstermiştir. Elde edilen bulgulara göre, gelişimsel dil-konuşma bozukluğu olan çocuklarda dil-konuşma alanında normal gelişim gös- teren akranlarına göre karşı gelme, bilişsel problemler/dikkatsizlik, hiperaktivite, sosyal problemler, huzursuzluk ve duygusal değişkenlik gibi davranış problemleri daha çok görülmektedir. Ayrıca, gelişimsel dil-konuşma bozukluğu olan çocukların Sosyal bağımsızlık ve Sosyal etkileşim alanlarında sosyal beceriler açısından daha zayıf becerilere sahip oldukları görülmüştür. Araştırmanın sonucu ilgili literatür ışığında tartışılmış, araştırma ve uygulama açısından ileride yapılabilecek gelecek çalışmalar için öneriler verilmiştir.
Okul öncesi eğitimde tekerleme ve sayışmacaların kullanımının incelenmesi
Bu araştırma, okul öncesi eğitimde tekerleme ve sayışmacaların kullanımının çeşitli yönlerden incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmada, nitel araştırma modellerinden "durum deseni" kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları amaçlı ve kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemine göre seçilmiştir. Çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Kütahya ili Tavşanlı ilçesinde bulunan okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 741 çocuk ve bu çocukların öğretmeni olan 47 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında incelenen veriler; Okul Öncesi Öğretmeni Görüşme Formu ve Çocuk Görüşme Formu olmak üzere yarı yapılandırılmış görüşme formları aracılığıyla toplanmıştır. Veri toplama süreci, çalışma grubunun seçilmesinin ardından 5 aşamada gerçekleştirilmiştir. Bunlar: "görüşme formlarının hazırlanması, araştırma izni, öğretmenlerle görüşme, öğrencilerle görüşme, sınıf kitaplıklarının taranması" şeklindedir. Öğretmen ve çocuklarla yapılan görüşmeler bizzat araştırmacı tarafından gerçekleştirilmiştir. Ayrıca bu süreçte araştırma gözlem notları alınmıştır. Araştırmada yer alan veriler betimsel analiz ve içerik analizi tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları incelendiğinde okul öncesi sınıf ve okul kitaplıklarında sayışmaca içeren kitabın olmadığı, tekerleme içeren kitap sayısının ise yetersiz olduğu; tekerleme ve sayışmacaları kullanmada öğretmenlerin tercih ettikleri yöntemlere bakıldığında; genellikle tekrar yönteminin kullanıldığı, öğretmenlerin büyük kısmının tekerleme ve sayışmacalara internet üzerinden ulaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan okul öncesi öğretmenlerinin büyük kısmı tekerleme ve sayışmacalar yönüyle kendilerini yetersiz bulduğunu beyan etmiş; hatta bazıları tekerlemelerden ve sayışmacalardan ziyade şarkılara yöneldiğini belirtirken bazıları da tekerlemeler için yeterince vakit olmadığını dile getirmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin büyük kısmı, okul öncesi öğretim programının tekerleme ve sayışmacaları yeterince desteklemediğini ifade etmiştir. Çalışma grubundaki çocukların az sayıda tekerleme bildiği tespit edilmiştir. Araştırmada çocukların tekerleme ve sayışmacaları en çok annelerinden daha sonra ise öğretmenlerinden öğrendiği belirlenmiştir. Ayrıca araştırmada okul öncesi eğitimde kullanılmak üzere hazırlanan örnek tekerleme ve sayışmaca listesi yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Tekerlemeler, Sayışmacalar, Okul Öncesinde Dil Gelişimi
Erken paylaşımlı kitap okumanın bebeğin dil, bilişsel ve kişisel sosyal gelişimine etkisinin incelenmesi: Sosyoekonomik yetersizlikleri sebebiyle risk altında olan bebekler
ÖKTEN, Ö. Erken Paylaşımlı Kitap Okumanın Bebeğin Dil, Bilişsel ve Kişisel Sosyal Gelişimine Etkisinin İncelenmesi: Sosyoekonomik Yetersizlikleri Sebebiyle Risk Altında Olan Bebekler, Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Programı Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2022. Bu araştırmada erken dönemde paylaşımlı kitap okumanın, sosyoekonomik yetersizlikleri sebebiyle risk altında olan çocukların dil, bilişsel ve kişisel-sosyal gelişimine olumlu yönde etki etmesi amaçlanmıştır. Ek olarak anne-bebek erken paylaşımlı kitap okuma destek programına dâhil olan annelerin program uygulamasının sonrasında kitap okuma becerilerine yönelik farkındalık düzeyinde artış sağlaması amaçlanmıştır. Çalışma grubu Sağlık Bakanlığına bağlı Kaletepe Sağlıklı Yaşam Merkezinde kayıtlı 6-24 ay arasındaki bebekler ve onların annelerinden oluşmaktadır. Çalışma grubu 10 kişilik deney ve 10 kişilik kontrol grubundan oluşmaktadır. Araştırma, ön test son test gruplu deneysel desen kullanılarak test edilmiştir. Araştırmacı katılımcılara TİGE I-II, EGE ve Bebeklik Dönemi (8-24 Ay) Paylaşımlı Kitap Okuma Değerlendirme Ölçeklerini ön test ve son test olmak üzere uygulamıştır. Buna ek olarak annelere destek programı ile ilgili anket soruları verilmiştir ve cevapları da kaydedilmiştir. Araştırmada 10 kişilik deney grubuna Erken Paylaşımlı Kitap Okuma Destek Programı uygulanmıştır. 10 kişilik kontrol grubuna ise herhangi bir destek programı uygulanmamıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında EGE (Erken Gelişim Envanteri), TİGE (Türkçe İletişim Gelişimi Envanteri) I-II, Bebeklik Dönemi (8-24 Ay) Paylaşımlı Kitap Okuma Becerileri Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre uygulanan paylaşımlı kitap okuma destek programının bebeklerin dil, bilişsel ve kişisel sosyal gelişimine olumlu ve anlamlı etkisi bulunmuştur.
Gelişimsel yetersizliği olan okul öncesi çocuklarda paylaşımlı kitap okuma müdahalesinin iletişim-dil gelişimine, öz-düzenleme ve erken okuryazarlık becerilerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın örneklemini Aydın ili içerisinde özel bir kuruma devam eden 3-6 yaş arası okul öncesi dönemde gelişimsel yetersizliği olan çocuklar oluşturmaktadır. Paylaşımlı kitap okumanın, erken çocukluk döneminde gelişimsel yetersizliği olan çocuklar üzerine etkisini ölçmeyi amaçlayan bu çalışma; öntest, uygulama ve sontest aşamalarından oluşan deneysel bir çalışmadır. Araştırmada ebeveynlere paylaşımlı kitap okuma tekniklerini çocuklarıyla nasıl uygulayacaklarına dair müdahale uygulanmıştır. Çocukların genel gelişimleri, sosyal-duygusal gelişimleri, öz-düzenleme, iletişim-dil gelişimleri, ev erken okuryazarlık ortamları ve ebeveyn- çocuk birlikte okuma etkinlikleri incelenmiştir. Araştırma 8 haftalık oturumlar şeklinde 7 ebeveyn (anne) ile tamamlanmıştır. Çocuğa ve aileye ait demografik bilgilerini elde etmek için "Demografik Aile Bilgi Formu", Çocuğun genel gelişimi ve sosyal-duygusal gelişimi için; EGE ve EGE-SD, öz düzenleme becerilerini belirlemek için "4-6 yaş Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği (Anne Formu)", iletişim/dil becerilerini "Türkçe İletişim Davranışları Gelişim Envanteri" , erken okuryazarlık becerilerini ev ortamı da dahil belirlemek için "Ev İçi Okuryazarlık Ölçeği", çocuğun aile ile olan okuma etkinliklerini değerlendirmek için "Çocuk Ebeveyn Birlikte Okuma Etkinlikleri", Paylaşımlı Kitap Okuma Müdahalesinin tekniklerini uygulaması bakımından aileyi değerlendirmek için "Paylaşımlı Kitap Okuma Dereceleme Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda paylaşımlı kitap okuma müdahalesinin gelişimsel yetersizliği olan okulöncesi çocukların iletişim-dil gelişimine, erken okuryazarlık becerilerine anlamlı bir etkisi bulunmuştur. Ayrıca ebeveynlerin çocuk-ebeveyn paylaşımlı okumaya dair bilgi düzeylerine, paylaşımlı kitap okuma müdahalesi kapsamında verilen müdahalenin faydası olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Koklear implant kullanıcısı okul öncesi çocukların fonksiyonel işitme, sosyal uyum ve motor koordinasyon performanslarının incelenmesi
Bu çalışmada koklear implant kullanan okul öncesi çocukların fonksiyonel işitmeleri, dil gelişimleri, sosyal uyum becerileri ve motor koordinasyon performansları incelenmiştir. Birbirine bağlı olarak geliştiği ve değiştiği düşünülen bu alanlara yönelik okul öncesi dönemde yapılacak olan çalışmalar, koklear implant kullanıcılarının ilkokul çağına adaptasyonunu sağlar. Çalışmamıza 4 yaş ile 6 yaş 11 ay arasında koklear implant kullanan, ek engeli bulunmayan, çalışmaya katılmayı kabul eden ve çalışmaya katılmaya gönüllü olan ailelerden izin alınmak sureti ile 30 gönüllü çocuk katılımcı (14 kız, 16 erkek) dahil edilmiştir. Katılımcılara ''Türkçe Erken Dil Gelişim Testi (TEDİL)'', Koklear İmplant Sonrası İletişim Becerilerinin Değerlendirilmesi (PKİİB)'', ''Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği 4-6 yaş (SBDÖ)'' ve ''Bruininks-Oseretsky Test of Motor Proficiency-2 (BOT-2)'' testine ait Manual Dexterity (manuel el becerisi) ve Bilateral Coordination (ikili koordinasyon) olmak üzere 2 alt test uygulanmıştır. Sonuç olarak; PKİİB ile SBDÖ total puanları arasındaki ilişki, TEDİL ile PKİİB total puanları arasındaki ilişki ve TEDİL alıcı dil alt test puanları ile SBDÖ puanları arasındaki ilişki anlamlı olarak elde edilmiştir (p<0,05). Uygulanan SBDÖ ve BOT-2 alt testleri arasında istatistiksel açıdan bir ilişki saptanmamış olup PKİİB total puanları ile BOT-2 "Manual Dexterity" alt test puanları arasındaki ilişki anlamlı olarak elde edilmiştir (p<0,05). BOT-2 ''Manuel Dexterity'' alt test puanları ile TEDİL alıcı dil, ifade edici dil standart puanları ve bozukluk dereceleri arasındaki ilişki anlamlı olarak elde edilmiştir (P<0,05). Koklear implant kullanıcısı okul öncesi çocuklara yönelik belirlenen alanlar arası etkileşimin aynı anda incelendiği bu tarz geniş kapsamlı araştırmanın benzerine literatürde rastlanmamış olup bu çalışmaya yönelik ilk hedefimiz; etkileşim içerisinde olduğu belirlenen alanlara yönelik eğitim programlarının düzenlenmesi, uygulanması ve bu sayede olası problemlerin en aza indirgenmesidir.
Resimli çocuk kitaplarının 5 yaş çocuklarının bakış açısı alma becerisi ve dil gelişimine etkisi
Bu araştırma Dil Gelişimi ve Bakış Açısı Alma Eğitimi'nin 5 yaş grubu çocukların dil ve bakış açısı alma becerilerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada plasebo ve kontrol gruplu ön-test son-test yarı deneysel desen kullanılmıştır. Deney grubu 14 çocuk, kontrol grubu 13 çocuk ve plasebo grubu 12 çocuk araştırmanın çalışma grubunu oluşturmaktadır. Çalışmada ölçüt örnekleme yapılmış buna göre anne eğitim düzeyi lise ve altı olan çocuklar araştırmaya dâhil edilmiştir. TEDİL, Çocuklar İçin Bakış Açısı Alma Testi (ÇBT) ve Kişisel Bilgiler Formu kullanılarak veriler toplanmıştır. Hikâye kitaplarının seçiminde Resimli Öykü Kitaplarını Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Deney grubunda bulunan çocuklara resimli hikâye kitaplarıyla hazırlanan eğitim, plasebo grubunda bulunan çocuklara boyama etkinlikleri uygulanmış, kontrol grubunda bulunan çocuklara herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Veriler Kruskal Wallis H testi, Mann Whitney U testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile analiz edilmiştir. Araştırmada deney, kontrol ve plasebo grubu çocukların son test TEDİL toplam puanlarında ve alt test puanlarında, ÇBT toplam puan ve algısal, bilişsel, duygusal bakış açısı alma puanlarında anlamlı farklılaşma olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırma sonucunda resimli hikâye kitaplarıyla uygulanan eğitimin çocukların bakış açısı alma ve dil puanlarını arttırmada etkili olduğu ve bu etkinin geniş olduğu görülmüştür.
Dil gelişimi açısından risk altında olan çocukların ailelerine yönelik oluşturulan müdahale programının etkisinin incelenmesi
Bu çalışma dil gelişimi açısından risk grubunda olan ve okul öncesi kurumlara devam eden 48-72 aylık çocukların gereksinimlerini belirleme, bu gereksinimleri temel alan ve erken çocuklukta dil gelişimini desteklemeyi hedefleyen bir gelişimsel erken müdahale programı hazırlama, hazırlanan programın etkililiğini belirleme ve programa ilişkin annelerin görüşlerini inceleme amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını 94 çocuk ve bu çocukların anneleri oluşturmaktadır. Karma yöntem deneysel desenin kullanıldığı araştırmada Gelişimsel Erken Müdahale Programının çocukların dil gelişimi üzerinde etkisini inceleme amacı ile Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi (TEDİL), anneler üzerindeki etkilerini incelemek için ise Aile-Çocuk İlişkileri Ölçeği (anne formu), Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri ve uygulama sürecinin aileler üzerindeki yansımalarını incelemek için nitel veri toplama teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Gelişimsel Erken Müdahale Programının katılımcılara katkı sağladığı görülmüştür. Sonuçlar çocukların dil gelişimlerinde deney grubu lehine anlamlı ve kalıcı bir farklılık olduğunu göstermiştir. Annelerin çocuklarıyla ilişkilerinde aile kabul ve reddetme geneli, sıcaklık ve sevgi, saldırganlık ve kin, ilgisizlik ve ihmal, ayrıştırılamamış reddetme boyutları arasında anlamlı bir farkın olduğu sonucuna varılmıştır. Gelişimsel Erken Müdahale Programının uygulandığı deney grubunda hem durumluk kaygıda hem de sürekli kaygıda anlamlı bir fark oluşmuşken kontrol grubunda sürekli kaygıda herhangi bir anlamlı fark bulunmamıştır. Gelişimsel Erken Müdahale Programı aileler tarafından eğitimci, program ve katılımcı boyutlarıyla incelenmiş, programın ve uygulama sürecinin nitelikli, bilgi artırıcı, aile içi iletişimi artırıcı, faydalı, aile katılımına teşvik edici ve olumlu duygular uyandırıcı olduğu sonucuna varılmıştır. Sonuçlar genel olarak Gelişimsel Erken Müdahale Programının ve uygulama sürecinin katılımcılara olumlu ve çok yönlü katkı sağladığını göstermiştir.
Özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklarda dil gelişiminin incelenmesi
Özgül Öğrenme Güçlüğü, bireylerin zekâ düzeyi ve aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda, okuma, yazılı anlatım ve/veya matematik seviyelerinin beklenenin önemli derecede altında olmasıyla tanısı konulan bir bozukluktur. Bahsedilen akademik becerilere ek olarak gelişimsel dil olarak da bu çocukların akranlarından geride oldukları bilinmektedir. Özgül Öğrenme Güçlüğü için en sık başvuru zamanı okul dönemidir. Bahsedilen problemin erken tanılanması ve akabinde gerekli eğitime erkenden başlanılması hayati bir öneme sahiptir. Türkçe Okul Çağı Dil Gelişim Testi yurtdışında özgül dil bozukluklarının tanılanmasında kullanılan Test of Language Development-Primary: Fourth Edition'ın Türkçe' ye uyarlanmış halidir. TODİL' in standardizasyonu, ülkemizin yedi coğrafi bölgesinde, 23 şehirde 4.0-8.11 yaş aralığında olan 1252 çocuk ile yapılmıştır. Bu çalışmada TODİL testi Özgül Öğrenme Güçlüğü olan çocuklara uygulanmıştır. Amaç: Bu çalışmada Özgül Öğrenme Güçlüğü olan 9 yaş altı çocuklara Türkçe Okul Çağı Dil Gelişim Testi sayesinde bu çocukların dinleme, anlama ve gelişimsel dil durumlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın sonucunda elde edilen verilerden yola çıkılarak bu çocukların eğitimlerinde dil gelişiminin daha aktif olarak kazandırılması amaçlanmaktadır. Yöntem: Çalışmanın örneklemi 9 yaş altı 36 çocuk olarak belirlenmiştir. TODİL testi 9 yaşa kadar uygulanabilen standartize edilmiş bir testtir. 36 çocuğun demografik bilgilerine ek olarak ekran maruziyeti, okul öncesi eğitim durumları da öğrenilmiştir. Bu bilgilerin yapılan TODİL testine olan etkileri incelenmiştir. Veriler SPSS 25 programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Ana testler ve Bileşke Performansları olarak ayrı ve detaylı değerlendirilmeye alınmıştır. Bu kapsamda ana testler resim-sözcük dağarcığı, ilişkili sözcük dağarcığı, sözcük betimleme, cümle anlama, cümle tekrar etme ve biçimbirim tamamlama olarak yer alırken; bileşke performansları dinleme,organize etme, konuşma, dil bilgisi, anlam bilgisi ve sözlü dil olarak yer alır. Bulgular: Çalışma 36 çocuğa uygulanmıştır. Çocukların %50' si kız ve %50' si erkek öğrencilerden oluşmaktadır. Özgül öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların %63,9' unun ekran maruziyetinin çok olduğu ve %52,8' inin okul öncesi eğitimi olmadığı izlenmiştir. Okul öncesi eğitimi almamış çocukların TODİL performansları alanlardan daha düşük çıkmıştır. Aynı durum okul öncesi eğitimi bilgisi için de geçerlidir. Bileşke performansında öğrencilerin 24'ünün ortalama altı ve zayıf; organize etme bileşke performansında öğrencilerin 27'sinin ortalama altı ve zayıf; konuşma bileşke performansında öğrencilerin 24'ünün ortalama altı ve zayıf performans gösterdiği görülmektedir. Dil bilgisi bileşke performansında öğrencilerin 24'ünün ortalama altı ve zayıf; anlam bilgisi bileşke performansında öğrencilerin 21'inin ortalama altı ve zayıf; sözel dil bileşke performansında öğrencilerin 25'inin ortalama altı ve zayıf performans gösterdiği görülmektedir. Sonuç: Yapılan TODİL testinin sonuçları incelendiğinde Özgül Öğrenme Güçlüğü olan çocukların dil gelişimlerinde düşüşler görülmüştür. Bu düşüşlere ek olarak alınan demografik bilgilerin de dil gelişimini etkilediği izlenmiştir. Ekran maruziyeti çok olan çocukların az olan çocuklara göre dil gelişimlerinin düşük olduğu istatistiksel olarak gösterilmiştir. Ek olarak okul öncesi eğitimi almayan çocukların alan çocuklara göre dil gelişimlerinin daha düşük olduğu da istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde düşük görülmüştür.
İşitme kayıplı çocukların cinsiyet ve dil gelişimi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Çocuklarda dil gelişimi etkileyen birçok neden olduğu bilinmektedir. İşitme kaybının da dil gelişiminde ki gecikmenin başlıca nedenlerinden biri olduğu bilinmektedir. Bu araştırmada da işitme kayıplı çocukların cinsiyetleri ile dil gelişimleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Bu incelemeye etkisi olan diğer öğrenci özellikleri de aynı şekilde incelemeye alınmıştır. Araştırmada amaç dil gelişimi ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark var ise gecikmenin fazla olduğu cinsiyetin dil eğitimini arttırmaktır. Bu amaç doğrultusunda Türkçe Erken Dil Gelişim Testi (TEDİL) ile alıcı dil becerileri ve ifade edici dil becerileri ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Araştırmaya 2 yaş ile 7 yaş 11 ay aralığında olan 10 kız,10 erkek toplamda 20 işitme kayıplı çocuk dahil edilmiştir. Araştırmanın sonucunda alıcı dil becerileri ifade edici dil becerilerinden daha iyi olsa da işitme kayıplı çocukta dil gelişiminde gecikme olduğu bariz bir şekilde ortadadır ve cinsiyet faktörü ile dil gelişimi arasında anlamlı bir fark elde edilememiştir.
Gecikmiş konuşma bozukluğu olan çocukların ailelerinin günlük yaşam kalitesi ve rehabilitasyonda aileişlevselliğinin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, gecikmiş konuşma bozukluğu tanısı almış çocukların ailelerinin rehabilitasyon sürecine katılım düzeylerini ve bu sürecin ailelerin günlük yaşam kaliteleri üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışmada, aile işlevselliği ile yaşam kalitesi arasındaki ilişki değerlendirilmiş; ailelerin rehabilitasyon sürecindeki rolleri, karşılaştıkları güçlükler ve bu sürecin bireysel ve sosyal yaşantılarına yansımaları araştırılmıştır. Erken çocukluk döneminde dil ve konuşma bozuklukları, sadece çocuğun gelişimini değil, aynı zamanda ailenin psikososyal yaşamını da derinden etkileyen sorunlardandır. Bu bağlamda çalışma, çocukların yaşadığı dil gelişimi problemlerinin aile bireyleri üzerindeki etkilerini çok yönlü olarak incelemektedir. Araştırma kapsamında 0-6 yaş aralığında gecikmiş konuşma bozukluğu tanısı almış çocuklara sahip 109 ailenin verileri toplanmış ve analiz edilmiştir. Araştırma nicel bir yöntemle yürütülmüş ve betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, aile işlevselliği ve yaşam kalitesini ölçmeye yönelik geçerliği ve güvenirliği sağlanmış ölçekler uygulanmıştır. Veri toplama sürecinde, katılımcılardan sosyodemografik bilgi formu, günlük yaşam kalitesi ölçeği ve aile işlevselliği değerlendirme ölçeği doldurmaları istenmiştir. Elde edilen veriler, SPSS-27 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, aile işlevselliği düzeyinin rehabilitasyon sürecine katılımı ve günlük yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini göstermiştir. Aile işlevselliği yüksek olan bireylerin yaşam kalitesinin daha olumlu olduğu, stres düzeylerinin daha düşük, sosyal destek ağlarının ise daha güçlü olduğu belirlenmiştir. Öte yandan, işlevselliği düşük ailelerde günlük yaşam kalitesinin olumsuz etkilendiği ve bakım yükünün daha fazla hissedildiği görülmüştür. Aile içi iletişim ve iş birliği düşük olan bireylerde stres düzeyinin arttığı, bakım yükünün daha ağır hissedildiği ve yaşam kalitesinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Çalışmada ayrıca, çocukların terapiye başlama yaşı ile ailelerin yaşam kalitesi arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüş; erken yaşta başlayan müdahalenin aile üzerindeki yükü azalttığı ve rehabilitasyon sürecini daha verimli hale getirdiği vurgulanmıştır. Ailelerin çocuklarına karşı olan tutumları, süreci sahiplenmeleri ve düzenli terapi katılımı gibi faktörlerin hem çocuğun gelişimsel kazanımlarında hem de aile dinamiklerinde belirleyici olduğu görülmektedir. Araştırmanın sonuçları, gecikmiş konuşma bozukluğu olan çocukların rehabilitasyon süreçlerinde aile katılımının yalnızca çocuk gelişimi açısından değil, aynı zamanda aile bütünlüğü ve yaşam kalitesi açısından da kritik bir rol oynadığını ortaya koymuştur. Bu bağlamda, ailelere yönelik psikososyal destek hizmetlerinin yaygınlaştırılması, aile eğitim programlarının geliştirilmesi ve rehabilitasyon merkezlerinde aile katılımını artırıcı uygulamaların teşvik edilmesi önerilmektedir.
Özgül dil bozukluğu olan çocuklarda sözel çalışma belleği, dil ve dikkat becerilerinin incelenmesi
Bu çalışma, özgül dil bozukluğuna sahip çocukların sözel çalışma belleği performansları, dil ve dikkat becerileri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla gerçekleşmiştir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Ankara'da özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde eğitim alan 60-93 ay arasında 45 çocuk oluşturmaktadır. Çocukların dil becerileri Türkçe Erken Dil Gelişimi Testiyle (TEDİL), sözel çalışma belleği performansları Çalışma Belleği Ölçeğiyle (ÇBÖ) ve dikkat becerileri Conners Anababa Değerlendirme Ölçeği (CADÖ-Y/U) "Bilişsel Problemler-Dikkatsizlik" alt ölçeği ve DSM-5 Dikkatsizlik indeksiyle değerlendirilmiştir. Veriler üzerinde betimsel istatistikler uygulanmıştır. Özgül dil bozukluğuna sahip çocukların dil, dikkat becerileri ve sözel çalışma belleği performansları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla korelasyon analizleri yapılmıştır. Çocukların özel eğitimden yararlanma süreleriyle dil ile dikkat becerileri ve sözel çalışma belleği performanslarının farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek üzere Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Sonuçlara göre çocukların özel eğitimden yararlanma sürelerinin dil, dikkat becerileri ve sözel çalışma belleği performansları üzerinde anlamlı etkisinin olmadığı görülmüştür. Sözel çalışma belleği performansında çocuklar en fazla ilk sözcüğü hatırlama, en az anlamsız sözcük hatırlama görevinde güçlük yaşamışlardır. Çocukların sözlü dil becerileriyle sözel çalışma belleği performansları ve dikkat becerileriyle de sözel çalışma belleği performansları arasında ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dikkat becerileriyle sözlü dil performansları arasında herhangi bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Gelişimsel dil bozuklukları, dil gelişimi, çalışma belleği, dikkat becerileri
Gelişimsel dil bozukluğu riski olan çocukların sosyal-duygusal ve dil gelişimleri arasındaki ilişkinin normal dil gelişimi gösteren akranları ile karşılaştırılması
Gelişimsel dil bozukluğuna eşlik eden problemler olduğu bilinmektedir. Bu problemler arasında davranış problemleri ve sosyal-duygusal yeterliliğin düşük olması yer almaktadır. Bu araştırmada, gelişimsel dil bozukluğu riski (rGDB) olan ve normal dil gelişimine sahip çocukların dil ve sosyal-duygusal gelişimleri arasındaki ilişkiyi ve dil gelişimi ile sosyal-duygusal gelişim alanlarının çocukların etkileşimsel davranışları üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. İkincil olarak, ebeveynlerin çocukları ile etkileşiminin dil ve sosyal-duygusal gelişimleri ile ilişkisi incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Dil ve Konuşma Terapisi Ünitesinde yürütülmüştür. Çalışmaya kronolojik yaşı 24-36 ay aralığında gelişimsel dil bozukluğu riski bulunan 51 çocuk (36 E, 15 K) ve normal dil gelişimine sahip 51 çocuk (30 E, 21 K) dahil edilmiştir. Dil değerlendirmeleri 'Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi', 'Dil Gelişimi Tarama Envanteri', 'Ortalama Sözce Uzunluğu'; sosyal-duygusal gelişim değerlendirmesi 'Kısa 1-3 Yaş Sosyal ve Duygusal Değerlendirme Ölçeği'; etkileşimsel davranış değerlendirmeleri 'Çocuk Davranışını Değerlendirme Ölçeği -Türkçe Versiyon' ve 'Ebeveyn Davranışını Değerlendirme Ölçeği - Türkçe Versiyon' ile yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, rGDB olan çocukların normal dil gelişimi gösteren akranlarına göre anlamlı olarak daha fazla davranış problemleri ve daha düşük sosyal-duygusal yeterlilik gösterdikleri görülmüştür (p < ,001). Çocukların dil gelişimleri ve sosyal-duygusal gelişimleri arasında ilişki bulunmuştur. Ebeveynin davranışlarının çocukların dil gelişimleri ve sosyal-duygusal gelişimleri üzerindeki etkisi gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: gelişimsel dil bozukluğu, dil gelişimi, sosyal-duygusal gelişim, çocuk davranışı, ebeveyn davranışı
İki dilli katılımcılarda dil ve bozucu etki kontrolünün birleştirilmiş stroop ve dil değiştirme görevi yoluyla incelenmesi
Şimdiye kadar yapılan çalışmalar, tek dilli kişilere kıyasla iki dilli kişilerin yönetici işlev görevlerinde daha başarılı bir performans sergilediğini göstermiştir. Farklı çalışmalar, iki dilli kişilerde sadece bir dilin kullanılması gereken durumlarda bile, her iki dilin sürekli olarak eş zamanlı etkinleştiğini göstermiştir. Bu durum, tek dillilerden farklı olarak iki dilli kişilerde otomatik olarak ortaya çıkan hedef olmayan dilin kontrol edilmesi için bir takım kontrol süreçlerinin kullanılması gerektiğine işaret etmektedir. Hedef olmayan dilin kontrolünün, esasında genel yönetici kontrol işlevleri aracılığıyla gerçekleştiği, dil kontrolüne ilişkin tecrübe ve pratiğin de iki dilli kişilerde genel yönetici kontrol işlevlerinin daha başarılı kullanımına yol açtığı ileri sürülmüştür. Bu çalışmada, dil kontrolü ve yönetici kontrolün alanyazında ileri sürüldüğü gibi aynı kontrol mekanizmalarıyla gerçekleşip gerçekleşmediğini incelemek amacıyla, hem dil kontrolü (Dil geçişi maliyeti) hem bozucu etki kontrolüne (Stroop etkisi) ilişkin eş zamanlı ölçüm alınan, özgün bir Birleştirilmiş Stroop ve Dil Değiştirme görevi oluşturulmuş ve bu görev farklı dil değiştirme bağlamlarında uygulanmıştır. Görevde iki dilden uyumlu ve uyumsuz uyarıcılar sunulmuş, katılımcılardan uyarıcılar hangi dilde sunulduysa mürekkep rengini o dilde adlandırmaları (zorunlu bağlam) ve mürekkep rengini tercih ettikleri dilde adlandırmaları (serbest bağlam) istenmiştir. Tasarlanan Birleştirilmiş Stroop ve Dil Değiştirme görevinin ilk olarak geçerliği incelenmiş ve sonuçlar görevin geçerli bir ölçüm aracı olarak kullanılabileceğini göstermiştir. Ardından, görevden elde edilen dil geçişi maliyeti ve Stroop etkisi puanları incelenmiş ve sonuçlar dil kontrolü talebi düşük olan dil değiştirme bağlamına (serbest bağlam) kıyasla yüksek olan bağlamda (zorunlu bağlam), dil geçişi maliyetinin yanı sıra Stroop etkisi performansının da daha başarısız olduğunu göstermiştir. Dahası, dil geçişi maliyeti performansının, uyumlu uyarıcılara kıyasla uyumsuz uyarıcılarda daha başarısız ve benzer şekilde Stroop etkisi performansının da dil tekrarlarına kıyasla dil geçişlerinde daha başarısız olduğu görülmüştür. Bozucu etki ve dil kontrolünün aynı kontrol mekanizmalarıyla gerçekleştiği, her iki işlevi gerektiren bir görevde aynı bilişsel kaynak paylaşıldığı için her iki işleve ilişkin performansın düştüğü sonucuna varılmıştır. Sonuçlar, Ketleyici Kontrol Modeli (Green, 1998), Uyuma Dayalı Kontrol Hipotezi (Green ve Abutalebi, 2013) ve Çelişki İzleme Kuramı (Botvinick ve ark., 1999) çerçevesinde açıklanmıştır.
İmplantasyon yaşının ve binaural işitmenin çalışma belleği, dikkat ve dil becerileri üzerine etkisi
Bu çalışmada, bilateral veya unilateral koklear implant kullanıcısı olan çocukların koklear implant olma yaşının ve binaural işitmenin dil gelişimi, sözel çalışma belleği ve seçici dikkat gibi bilişsel beceriler üzerine etkilerinin değerlendirilip, koklear implantlı çocuklarda bu bilişsel becerilerin karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Çalışmaya 6 yaş ila 8 yaş 11 ay aralığında; unilateral erken implantlı 21 birey, unilateral geç implantlı 18 birey ve bilateral implantlı 19 birey olmak üzere toplam 58 katılımcı dahil olmuştur. Dil becerilerinin değerlendirilmesi için TODİL testi, çalışma belleğinin değerlendirilmesi için GISD-B testi ve seçici dikkat becerisinin değerlendirilmesi için Stroop testi kullanılmıştır. Araştırmalardan elde edilen bulgulara göre, unilateral erken ve unilateral geç implantlı bireyler arasında dil, çalışma belleği ve dikkat becerilerinde anlamlı farlılık gözlenirken, unilateral erken ve bilateral implantlı bireyler arasında anlamlı farklılık saptanmamıştır. Dil, çalışma belleği ve dikkat becerileri grup içinde incelendiğinde ise, bu bilişsel becerilerin birbirleriyle ilişkisinde yüksek korelasyon katsayıları bulunduğu gözlenmiştir.
Erken dönemde koklear implant uygulanan çocuklarda oyun davranışı, kelime hazinesi ve dil gelişimi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Bu çalışmada, erken dönemde koklear implant kullanmaya başlayan çocukların oyun davranışları ve kelime hazineleri ve dil gelişimleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi ve normal işiten kontrol grubundaki çocuklar ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışma grubunda 4;00 ile 6;11 yaşları arasındaki koklear implant kullanıcısı 21 çocuk; kontrol grubunda normal işiten ve yaşları eşleştirilen 21 çocuk olmak üzere toplam 42 çocuk, gönüllülük esasına bağlı olarak çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmada katılımcıların dil becerilerinin değerlendirilmesi için TODİL testi, kelime hazinesini değerlendirebilmek için Türkçe ifade edici ve alıcı dil testi (TİFALDİ), oyun davranış becerilerini değerlendirebilmek için katılımcıların öğretmenleri tarafından değerlendirilen 36-71 aylık Çocuklar için Oyun Davranışı Ölçeği ve sadece koklear implant kullanıcısı çocukların ailelerinin doldurması için Pediatrik Koklear İmplantasyon Sonrası İletişim Becerilerinin Değerlendirilmesi (FAPCI) formu kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgular analiz edildiğinde TODİL ölçek puanlarının tüm alt boyutlar bazında kontrol grubunda daha yüksek düzeylerde olduğu görülmüştür (p=0,01, p>0,05). TODİL Dinleme, organize etme, konuşma, dil bilgisi, anlam bilgisi ve sözlü dil bileşke performans düzeylerinin çalışma grubunda daha düşük düzeylerde olduğu saptanmıştır (p=0,01, p<0,05). TİFALDİ Alıcı ve ifade edici dil kelime kazanım düzeylerinin ise çalışma grubunda daha düşük düzeylerde olduğu tespit edilmiştir (p=0,01, p<0,05). Oyun davranış ölçeği genel puanlarının, sessiz davranış, tek başına oyun, paralel oyun ve itiş kakışlı oyun düzeylerinin her iki grup arasında benzer düzeylerde olduğu görülmüştür (p>0,05). Farklı olarak sosyal oyun düzeyleri açısından çalışma grubundaki öğrencilerin sosyal oyun düzeylerinin kontrol grubuna göre daha düşük olduğu görülmüştür (p=0,02, p<0,05). Bu analizler doğrultusunda çalışma grubu ile kontrol grubu arasında kelime hazinesi ve dil becerileri arasında anlamlı derecede farklılık tespit edilirken, iki grup arasında oyun davranış ölçeği düzeyleri için anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Sonuç olarak çalışmaya katılan her iki gruba dahil çocukların oyun ortamındaki davranışları benzerlik göstermekle birlikte sosyal oyun düzeylerinin çalışma grubundaki çocuklarda daha düşük düzeylerde olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte çalışma grubu çocuklarının erken dönemde koklear implant uygulanmasına rağmen kelime hazinesi ve dil gelişimi yönünden normal işitmeye sahip akranlarından daha düşük skorlar elde ettikleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Koklear İmplant, Oyun Davranışı, Kelime Hazinesi, TODİL, TİFALDİ, FAPCI, Dil Gelişimi
Koklear implant kullanıcısı işlem öncesi dönem çocuklarında öğrenme stilleri ve dil gelişimi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada koklear implant kullanan işlem öncesi dönem çocuklarında dil gelişimini değerlendirmek ve öğrenmede hangi stili kullandığını belirlemek ve aralarındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Çalışmamızda 5 yaş ve 6 yaş 11 ay arasında olan, koklear implant kullanan, ek engeli bulunmayan 32 çocuk katılımcı (16 erkek, 16 kız) yer almıştır. Katılımcılara "Türkçe Okul Çağı Dil Gelişimi Testi (TODİL)" ve "Çocuklar İçin Öğrenme Stilleri İndeksi (ÇİÖSİ)" uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen normatif verilere göre çalışma sonucunda koklear implantlı çocuklar dil gelişimlerinde akranlarına kıyasla daha düşük performans sergilemişlerdir. Normatif verilerde görsel ve aktif öğrenme stili tercih edilirken çalışmamızda koklear implantlı çocuklarda işitsel ve aktif öğrenme stili en çok tercih edilen öğrenme stili olarak belirlenmiştir. Öğrenme stillerinin bazı alt alanlarında TODİL ile anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Koklear implant kullanmaya başlama yaşı ve rehabilitasyona başlama yaşları ile dil gelişimi arasında ilişki gözlemlenmiştir. Sonuçlar bize koklear implantlı çocuklarda öğrenme stilini belirlemenin daha etkili bir rehabilitasyon süreci ve dil gelişimi açısından olumlu etkiler alınabileceğini göstermektedir.
Sosyoekonomik açıdan dezavantajlı bölgede yaşayan çocukların anlatı becerileri ile erken okuryazarlık becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı bölgede bulunan 5 yaş çocuklarının erken okuryazarlık ve öykü anlatma becerilerini detaylı bir şekilde incelemek ve aralarındaki ilişkiyi araştırmaktır. Çocukların erken dönem dil becerilerinin okuryazarlık becerilerini öngördüğü kanıtlanmış olmakla birlikte, okul öncesi sözel anlatı becerilerinin dil ile erken okuryazarlık arasındaki ilişkisindeki rolü hakkında çok az şey bilinmektedir. Ayrıca bu becerilerin çocukların ileriki dönem akademik başarısı ve okuryazarlık becerileri üzerinde etkisi çalışmalarla kanıtlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara İli Altındağ İlçesi'nde sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı olan bir bölgede MEB'e bağlı bağımsız bir anaokuluna devam eden çocuklar oluşturmaktadır. Bu araştırma çocukların anlatı becerileri ve erken okuryazarlık becerilerini desteklemek amacıyla bir eğitim programı hazırlayıp uygulamak amacıyla başlamış ancak Pandemi (Covid 19) süreci nedeniyle 4 hafta boyunca uygulanan 8 haftalık eğitim programına son verilmiştir. Bu çalışmanın örneklemini eğitim programı uygulamak amaçlı oluşturulan deney ve kontrol grubunda yer alan 43 (kız=22, erkek=21) çocuk oluşturmaktadır. Bu araştırmada çocukların erken okuryazarlık becerileri Kargın, Ergül, Büyüköztürk ve Güldenoğlu tarafından geliştirilen "Erken Okuryazarlık Testi (EROT)" ve Karaman tarafından geliştirilen "Erken Okuryazarlık Becerilerini Değerlendirme Aracı" kullanılmıştır. Çocukların öykü anlatmalarını sağlamak için Mercer Mayer (1969) tarafından oluşturulan "Frog Where Are You" (Kurbağa Neredesin) isimli resimli yazısız kitap; çocukların anlatılarının analizi için ise Işıtan (2010) tarafından geliştirilen "Öykü Anlatma Değerlendirme Formu" kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda alt sosyo-ekonomik düzeyden gelen çocukların anlatı becerileri ve erken okuryazarlık becerilerinin anne öğrenim düzeyinden ve sosyo-ekonomik koşullardan etkilendiği görülmüştür. Ayrıca çocukların anlatı becerileri ve erken okuryazarlık becerileri arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur.
Okul öncesi dönemdeki çocukların öyküleme yoluyla dil becerilerinin değerlendirilmesi
Amaç: Bu çalışmada, okul öncesi dönemdeki çocukların dil becerilerini öyküleme yoluyla değerlendirmek amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma, Ege Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı'na başvuran, okul öncesi dönemdeki 4-6 yaş grubu normal işitmeye sahip 100 çocuktan oluşmuştur. Araştırmada çocukların alıcı ve ifade edici sözel dil becerilerini değerlendirmek amacıyla Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi (TEDİL) ve dil becerisini değerlendirmek için The Edmorton Narrative Norms Instrument (ENNI) öyküleme aracı kullanılmıştır. Öyküleme analizinden alınan dil örneklerinde OSU ( Ortalama Sözce Uzunluğu), FSÖZS ( Farklı Sözcük Sayısı), TSÖZS ( Toplam Sözcük Sayısı) incelenmiştir. Bulgular: Çalışmaya 48-60 ay arası yaş grubunda 50 , 61-72 ay arası yaş grubunda 50 olmak üzere toplam 100 çocuk dahil edilmiştir. 48-60 aylık çocukların TEDİL alıcı dil standart puanlarının ortalaması 98.82±9.08, ifade edici dil standart puanlarının ortalaması 97.02±6.63 dür. 61-72 aylık çocukların TEDİL alıcı dil standart puanlarının ortalaması 103.46±8.24, ifade edici dil standart puanlarının ortalaması 99.34±8.24 dür. Çocukların yaş gruplarına göre öyküleme puanları karşılaştırıldığında sözcük dağarcığına ilişkin bilgi veren farklı sözcük sayısı (FSÖZS) ve toplam sözcük sayısı (TSÖZS) puan ortalamlarının 61-72 ay grupta yer alan çocuklarda daha yüksek olduğu ve aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (p<.05). Ortalama sözce uzunluğunda (OSU) is 61-72 aylık grupta yer alan çocuklarda 48-60 aylık çocuklara göre ortalamalarının daha yüksek olduğu ancak aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Öyküleme naklinden elde edilen OSU, FSÖZS, TSÖZS puanları ile yaş arasında pozitif korelasyon bulunmuştur (p<.05). Yaş arttıkça öykülemenin de arttığı gözlemlenmiştir. TEDİL ve OSU, FSÖZS ve TSÖZS puanları arasında anlamlı bir korelasyon bulunmamıştır. Anne eğitim düzeyi ile TEDİL ve OSU, FSÖZS, TSÖZS puanları arasında tek yönlü varyans analizi (ANOVA) incelendiğinde anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç: 48-60 ve 61-72 ay arası çocuklara yapılan dil becerilerinin öyküleme yoluyla değerlendirilmesinden elde edilen sonuçlara göre kızların öykü üretme yeteneklerinin erkeklere göre daha fazla olduğu, yaşa göre ele aldığımızda ise 61-72 ay arası çocukların 48-60 ay arası çocuklardan daha uzun öyküler anlattığı ve 6 yaş 61-72 ay arası çocukların öykülemelerinde FSÖZS ve TSÖZS de gelişimsel farklar olduğu görülmüştür. ENNI öyküleme aracının okul öncesi dönemdeki çocuklarda dil becerilerinin değerlendirilmesinde bir dil değerlendirme aracı olarak kullanılabileceği ortaya çıkmıştır.
İşitme cihazı kullanan 2-7 yaş arası işitme engelli çocukların dil becerilerinin gelişimi
Bu çalışma, işitme cihazı kullanan 2 – 7 yaş arası çocukların dil becerilerinin gelişimini değerlendirmek amacı ile yapılmıştır Araştırma; gözlemsel, tanımlayıcı, kesitsel bir çalışmadır. Araştırma verileri tüm örneklem için Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi K.B.B. Anabilim Dalı Odyoloji Birimi'ne başvuran, Özel Ege Artı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde, Özel Nefes Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde, Parlak Ufuklar Anaokulu'nda ve Neşe Erberk Anaokulu'nda bulunan çocuklardan elde edilmiştir. Değerlendirme için Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi (TEDİL) resimli kitap, TEDİL Uygulamacı Formu ve Olgu Rapor Formu kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan formlar, 2 - 7 yaş arasındaki işitme cihazı kullanan ve normal işitmeye sahip olan toplam 36 çocuğa uygulanmıştır. Hasta grubunda; işitme cihazı kullanan ve 2-7 yaş arasında olan çocuklar değerlendirmeye alınmıştır. Çalışma süresince özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine düzenli devam etmeyen, işitme cihazını düzenli kullanmayan ve işitme cihazının bakımının düzenli yaptırmayan çocuklar değerlendirmeye alınmamıştır. Kontrol grubunda ise çalışma süresince anaokulu eğitimi alan ve 2-7 yaş aralığı içinde olan çocuklar araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmaya katılan çocuklar, her grupta eşit sayıda çocuk olacak şekilde 2 gruba ayrılmıştır. Hasta grubu işitme cihazı kullanan çocuklardan, kontrol grubu ise normal işitmesi olan çocuklardan oluşmaktadır. Tüm çocuklar 2-7 yaş arasında bulunmaktadır. Araştırmaya katılan çocuklara çalışmanın başında Olgu Rapor Formu, TEDİL Resimli kitap ve TEDİL Uygulamacı Formu, çalışmanın 3. ve 6. aylarında ise TEDİL Resimli kitap ve TEDİL Uygulamacı Formu tekrar uygulanmıştır. Araştırmaya katılan tüm çocukların alıcı dil, ifade edici dil ve sözel dil test puanları incelenerek çocukların dil gelişimlerine yönelik veriler elde edilmiştir. Araştırmada işitme cihazı kullanan çocukların yaşlarının artmasının; alıcı dil 1, alıcı dil 2 ve alıcı dil 3, ifade edici dil 1, ifade edici dil 2 ve ifade edici dil 3 puan ortalamalarının test sonuçlarını olumlu etkilediği ve puan ortalamalarını değiştirdiği tespit edilmiştir. Sözel dil 1, sözel dil 2 ve sözel dil 3 puan ortalamaları açısından ise istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluşturmadığı ve puan ortalamalarını değiştirmediği gözlenmiştir. Araştırmada normal işitmesi olan çocukların yaşlarının artmasının; alıcı dil 1, alıcı dil 2 ve alıcı dil 3, ifade edici dil 1, ifade edici dil 2 ve ifade edici dil 3, sözel dil 1, sözel dil 2 ve sözel dil 3 puan ortalamaları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluşturmadığı, test sonuçlarını olumlu etkilemediği ve puan ortalamalarını değiştirmediği gözlenmiştir. İşitme cihazı kullanan çocuklar ile normal işitmesi olan çocukların çalışmaya başlamadan önce, çalışmanın 3. ve 6. aylarında alıcı dil, ifade edici dil ve sözel dil puan ortalamaları karşılaştırıldığında, istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmiş ve işitme cihazı kullanan çocukların, normal işitmesi olan çocuklara göre alıcı, ifade edici ve sözel dil gelişiminin daha yavaş olduğu gözlenmiştir. Araştırmada 25 ay ve daha uzun süre işitme cihazı kullanan çocuklarda araştırmanın 6. ayındaki alıcı dil puan ortalamalarının, araştırmanın başında ve 3. ayında uygulanan testlerdeki alıcı dil puan ortalamalarından daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. 12-24 ay arası ya da 25 ay ve daha uzun süre işitme cihazı kullanılmasının, ifade edici dil ve sözel dil puan ortalamalarında değişiklik oluşturmadığı gözlenmiştir. Araştırmaya katılan hasta grubunun 1-24 ay arası ya da 25 ay ve daha uzun süre özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine devam ediyor olmasının alıcı dil ve sözel dil puan ortalamalarını değiştirmediği; ifade edici dil puan ortalamalarını ise yükselttiği gözlenmiştir. Araştırmaya katılan çocuklara uygulanan testler arasındaki sürelerin kısa olması ve araştırmadaki katılımcı çocuk sayısının kısıtlı olması nedeniyle bu çalışma sonucu hakkında kesin bir kanıya varılamamıştır. Testler arasında geçen sürenin arttırılıp katılımcı sayısının fazlalaştırılmasıyla araştırmanın daha ayrıntılı olarak yapılabileceği ve daha güvenilir sonuçlar elde edilebileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: İşitme cihazı, dil gelişimi, TEDİL.