Macroeconomic effects

104 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

1980'den günümüze döviz kurlarının makro ekonomiye etkileri

Dünyadaki ekonomilerde, hem reel piyasalarda hem finansal piyasalarda etkin olan globalleşmenin, hükümetlerin uyguladıkları ekonomi ve siyasi politikalara da etkisi çoktur. Tez de, ülkelerin uyguladıkları döviz kuru sistemleri ile makroekonomik ilişkiler soruşturulmaktadır. Ülkemizde cumhuriyet tarihi boyunca, birbirinden farklı döviz kuru sistemleri uygulanarak, kur düzenlemeleri aracılığıyla, dış ödemeler bilançosu dengesi ve makroekonomik denge sağlanmaya çalışılmıştır. Bu durum, uygulanan döviz kuru politikalarının yalnız başına bozulan makroekonomik dengenin yeniden sağlanmasında yeterli olmadığını göstermektedir. Bilimsel analizlerde ortaya çıkan sonuçlar, döviz kuru politikalarının makroekonomik dengeyi yeniden sağlamada çokta istenilen bir şekilde hedef bir politika olarak seçilemeyeceğini gösterir niteliktedir. piyasa ekonomilerine geçişin hızla yükseldiği günümüzde optimum kur rejiminin nasıl olması gerektiği üzerinde çalışılırken, dış ticarette açıklık veya fazlalık, sermaye hareketlerinin serbestisinin var olup olmadığı, döviz rezervlerinin yapısı gibi bir çok faktörü hesaplamak gerekmektedir.

DövizDöviz kuruDöviz kuru politikaları+5
Haluk Kaba
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Petrol fiyatları ile seçilmiş makroekonomik değişkenler arasındaki ilişki: Türkiye örneği

Türkiye gibi gelişmekte olan ve aynı zamanda petrol ithal eden ülkeler enerji sektöründe büyük payı bulunan petrole dolaylı ya da doğrudan bağımlıdır. Bir ülkenin kalkınması ve sürdürülebilirliği için enerji sektörünün önemi çok büyüktür. Sanayileşme ile birlikte ülkelerin ekonomilerinde enerji kaynakları giderek daha önemli bir yer tutmaktadır. Birincil enerji kaynaklarından olan petrol, tüketicilerin günlük hayatında kullandığı birçok malın içerisinde yer almakta ve üretim sektörü için önemli bir girdi olarak kullanılmaktadır. Özellikle petrol ithal eden ülkelerdeki petrol fiyatlarındaki artış yani şoklar enflasyon ve girdi maliyetlerinde yükselişe sebep olurken kamu harcamaları, vergi gelirleri, bütçe, faiz oranları, cari açık ve ekonomik büyüme üzerinde olumsuz etkilere yol açmaktadır. Bu amaçla bu çalışmanın temel amacı, petrol fiyatları ile seçilmiş makroekonomik değişkenler arasındaki ilişkileri analiz etmektir. Bu çerçevede, 1980-2019 dönemi verileri ile Türkiye ekonomisi için zaman serisi tekniklerinden olan birim kök testleri (ADF, PP ve Zivot Andrews) ile eşbütünleşme testi (ARDL sınır testi) kullanılarak değişkenler arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Analiz sonuçları, Türkiye ekonomisinde petrol fiyatları ile makroekonomik değişkenler arasında güçlü ilişkiler bulunduğunu ortaya koymuştur. Sonuçlar, Türkiye ekonomisiyle ilgili önemli bazı politika önerileri sunabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Petrol fiyatları, Türkiye ekonomisi, Makroekonomik değişkenler, ARDL sınır testi.

ARDL Sınır TestiEkonomik etkiEnerji fiyatları+6
Kübra Mülayim
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Makroekonomik faktörlerin sermaye yapısı üzerindeki etkisi: Sektörel bir inceleme

Sermaye yapısı, sermaye maliyeti, bütçelemesi ve firmaların piyasa değeri üzerinde etkili olduğundan, finans literatürü açısından önemli bir kavramdır. Bu nedenle firma sahip veya sahipleri servetlerini üst düzeye çıkaracak optimal sermaye yapısını belirlemek isterler. Firmaların sermaye yapısı kararlarını firma ve ülke düzeyindeki faktörler etkilemektedir. Firmaların faaliyetleri sonucu elde ettiği ve firma tarafından kontrol edilebilen değişkenler firma düzeyindeki faktörler olarak ifade edilebilir. Firma tarafından kontrol edilemeyen mevcut ekonomik duruma göre belirlenen enflasyon, döviz kuru, faiz oranı, gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) büyüme oranı gibi makroekonomik faktörler ise sermaye yapısını etkileyen ülke düzeyindeki faktörlerdir. Bu çalışmada temel makroekonomik faktörlerin sermaye yapısına etkileri araştırılmak istenildiğinden, 2011-2020 yıllarına ilişkin enflasyon, faiz, GSYH büyüme oranı ve döviz kuru ile sektörlerin finansal kaldıraç oranı kullanılarak basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Analizde kullanılan bağımlı değişken finansal kaldıraç (borç/varlık) oranıdır. Bağımsız değişkenler ise enflasyon, faiz, GSYH büyüme oranı ve döviz kurudur. Yapılan regresyon analizi sonucunda; GSYH büyüme oranı ile döviz kurunun genel olarak sektörlerin sermaye yapısı üzerinde istatistiki olarak anlamlı etkisi bulunmaktadır. Faiz oranı ile enflasyon oranının ise belirli sektörler açısından pozitif yönde anlamlı etkisi olduğu görülmüştür. Bulunan sonuçlar dengeleme teorisi ile paralellik göstermektedir.

Finansal kaldıraçlarKaldıraç oranlarıMakroekonomik etki+4
Canan Durum Ergel
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm sektörünün Azerbaycan'ın makroekonomik göstergelerine etkisi

Bilindiği üzere Azerbaycan dünya ekonomik piyasasında petrol ülkesi olarak tanınmaktadır. Azerbaycan Cumhuriyeti büyük bir turizm potansiyeline sahiptir. Hazar Denizi'nin doğal kaynaklarından, tarihi eserlerinden, sosyal coğrafi konumundan, kıyı bölgelerinden bahsetmek mümkündür. Bu potansiyel, petrol faktörüne olan bağımlılığı azaltmak açısından önemlidir. Bugün uluslararası turizm Azerbaycan Cumhuriyeti'nde özel ilgi odağındadır ve ülke ekonomisinin petrol dışı sektörünün ana gücü haline gelmektedir. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin turizm endüstrisi şimdiden gelişmeye başlamıştır. İzlenen devlet politikası sonucunda Azerbaycan son yıllarda dünyada yeni bir turizm destinasyonu olarak kabul görmüş ve uluslararası düzeyde turizm pazarına entegrasyonu sağlanmıştır. Bir hizmet sektörü olan turizmin, tüm dünya genelinde çok büyük bir hızla gelişme gösterdiği görülmektedir. Bugün, tüm dünya hizmet ticaretinin yaklaşık %30'unu turizm sektörü tek başına oluşturmaktadır. Turizm sektörü ekonomide irili ufaklı birçok hizmet sektörü ile ilişkide olduğu için, ülke ekonomisine katkısı tam olarak hesaplanamamaktadır. Turizm sektörünün Azerbaycan'ın ekonomik büyümesini 2003 yılından sonra, özellikle de 2008 yılından itibaren daha yüksek oranda etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuç kırılma dönemlerini içsel olarak veren yöntemlerle bulunmuştur. Çalışmada Azerbaycan turizm sektörüne genel bakış, Azerbaycan'da turizm sektörünün devlet politikası, turizm sektörünün temel sorunları ve perspektifleri araştırılmıştır. Ayrıca, turizm sektörünün Azerbaycan'ın ekonomik büyümesindeki yerini ve makroekonomik göstergelerine etkisi araştırılmıştır.

AzerbaycanDevlet politikalarıEkonomik büyüme+6
Nurlan Verdizada
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İktisadi kalkınmada coğrafyanın rolü

Bu çalışmanın amacı iktisadi kalkınmada coğrafyanın rolünün ne olduğunu belirlemeye çalışmaktır. Coğrafi özelliklerinden dolayı nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu ülkelerin, akarsu ve nehir kaynaklarına sahip ülkelerin, göreli daha soğuk iklim koşullarına sahip ülkelerin iktisadi olarak daha kalkınmış olup olmadığını sorgulamak bu çalışmanın temel amacıdır. Çalışmada temel önkoşullar nüfus yoğunluğu, iklim, nehir ve akarsu gibi taşıma avantajları sağlayan coğrafi özelliklerin, iktisadi kalkınmada önemli bir etken olduğu varsayımına dayanmaktadır. Nüfus yoğunluğunun yüksek olması, birlikte yaşama pratiklerini artırırken aynı zamanda yenilikçi düşüncelerin gelişmesine de katkı sağlamaktadır. Bu durum iktisadi kalkınmada pozitif etki meydana getirmektedir. Benzer şekilde akarsu ve nehir kaynaklarının fazla olması, ülke içi ve ülke dışı ucuz taşıma maliyetleri açısından avantaj sağlamaktadır. Bu durum da ulaşım avantajları sağlayarak iktisadi kalkınmaya pozitif etki etmektedir. Ayrıca iklimin insan doğası ve davranışları üzerinde etkili olduğuna ilişkin tezlere dayanarak da sıcaklığın iktisadi kalkınma üzerinde etkisi olduğu düşünülmektedir. Çalışmada, coğrafya ve kalkınma arasındaki bu ilişkileri incelemek üzere panel veri analizi yapılmıştır.

Coğrafi özelliklerCoğrafyaEkonomik coğrafya+3
Muhamed Sabri Doğan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yolsuzluğun vergi gelirleri üzerindeki etkisi: Avrupa Birliği geçiş ekonomileri örneği

Geçmişten günümüze devletlerin kamu ihtiyaçlarını karşılamada önemli bir finansman kaynağı olan vergiler sosyal, siyasal ve ekonomik bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sosyal, siyasal ve ekonomik olgular vergi gelirlerinin belirlenmesinde önemli rol oynayarak vergiler üzerinde doğrudan veya dolaylı olarak belirleyici olmaktadır. Finansal gelişme, büyüme, kalkınma, ekonomik özgürlük, vergi oranı ve yolsuzluk gibi birçok ekonomik faktör vergi gelirleri üzerinde etki meydana getirmektedir. Vergi gelirlerinin belirlenmesinde önemli bir role sahip olan yolsuzluk, küreselleşen dünyanın ortak sorunu haline gelmiştir. Kavramsal olarak kamu gücünün ya da kaynaklarının özel çıkarlar amacıyla kötüye kullanılması olarak tanımlanan yolsuzluğun birçok ekonomik etkileri bulunmaktadır. Bu çalışmada, Westerlund ve Edgerton (2007) eşbütünleşme testi ile Emirmahmutoğlu ve Köse (2011) nedensellik testi kullanılarak 2003-2015 döneminde 11 AB geçiş ekonomileri ülkesinde yolsuzluk ve vergi gelirleri arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda, yolsuzluk ve vergi gelirleri arasında uzun dönemli negatif bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yolsuzluk ile vergi gelirleri arasında anlamlı ve çift yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yolsuzluk, Vergi Gelirleri, Panel Veri Analizi

Avrupa BirliğiEkonomik büyümeEkonomik etki+5
Ceyda Tunç
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Savunma sanayi harcamalarının Türkiye ekonomisine makro ekonomik etkilerinin incelenmesi

Ülkelerin güvenliği açısından savunma hizmetleri büyük önem arz etmektedir. Türkiye stratejik konumu itibarı ile bölgesel çatışmaların yaşandığı bir konumda yer almaktadır. Türkiye açısından bu bölgede güçlü olabilmek için savunma sanayine büyük önem verilmektedir. Türkiye savunma sanayisi ile ilgili ihtiyaçları ithalat yoluyla karşılarken son yıllarda yerli savunma sanayi konusunda da büyük gelişmeler göstermiştir. Savunma sanayi için yapılan harcamalarının makro ekonomik etkileri ülke ekonomisi açısından önemlidir. Bu çalışmanın amacı, savunma harcamaların ekonomik değişkenler üzerindeki etkilerini, dış borç GSYİH büyümesi, ticaret dengesi, işsizlik ve enflasyon gibi diğer değişkenlerle araştırmaktır. Türkiye için zaman serisi verileri kullanılarak ve Granger nedensellik metodolojisi kullanılarak ampirik analizlerden yararlanılmıştır. Verilerin erişilebilirliği ve açıklayıcılığı doğrultusunda çalışmanın kapması 1990 ve 2017 yılları arasıdır. Bu çalışmanın temel çıkarımı, karar vericilerin ekonomik sorunların çözümünde savunma harcamalarını azaltma gerekliliğini göz ardı etmemeleri gerektiğidir. Eğer hükümetler savunma harcamalarını azaltabilirse, serbest kalan kaynaklar ülkelerin ekonomik büyümesi için teşvik edici olan daha verimli alanlara kaydırılacak ve dolayısıyla dış borç, işsizlik gibi problemler azalma gösterebilecektir. Bu çalışmada, nedenselliğin savunma harcamalarına doğru olduğu enflasyon ve büyüme değişkenleri öne çıkmaktadır.

Askeri harcamalarEkonomik etkiGüvenlik+3
Yunus Bilici
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Petrol fiyatlarının makroekonomik etkileri üzerine üç makale

Bu tezde petrol fiyatlarının Türkiye ekonomisi üzerine olan etkileri birbiriyle ilişkili üç farklı ampirik çalışmada ele alınmaktadır. Bu çalışmalarda ilgili yazının öncü araştırmalarında işaret edilen yapısal istikrarsızlıklardan yola çıkılarak, doğrusal olmayan ilişkilerin modellenmesine olanak tanıyan ampirik yöntemler uygulanmıştır. Bölüm 1'de 1990:01-2018:04 dönemi çeyreklik verileri ile, petrol fiyatlarının reel ekonomik aktivite üzerindeki etkilerini çevrimsel asimetriyi dikkate alarak araştırmak amacıyla Markov rejim değişimi VAR modeli kullanılmıştır. Elde edilen temel bulgular, reel ekonomik aktivitenin tepkilerinin iş çevrimi evrelerine bağlı olarak değiştiğini göstermektedir: petrol fiyatları çıktıya yalnızca daralma dönemlerinde Granger nedeni olmaktadır. Bölüm 2'de, petrol fiyatı şoklarının ayçiçeği, buğday, mısır, pamuk ve soyadan oluşan tarımsal ürün fiyatlarındaki değişimlere, doğrudan ya da döviz kurları üzerinden dolaylı olarak Granger nedeni olup olmadığı Toda-Yamamoto, Diks-Panchenko ve Diks-Wolski yöntemleri ile araştırılmaktadır. 1994:01-2016:12 dönemi aylık verileri kullanılarak elde edilen bulgular petrol fiyatlarının ayçiçeği fiyatları üzerinde doğrudan ve doğrusal, buğday ve mısır fiyatları üzerinde döviz kuru üzerinden ve doğrusal olmayan etkilerinin olduğunu göstermektedir. Bölüm 3'de, hisse senedi ve petrol fiyatları arasındaki dinamik ilişkiler NARDL modeli çerçevesinde sektörel ve asimetrik bir perspektiften ele alınmıştır. Çalışmada 2007:06-2018:12 dönemi aylık verileri ile, sanayi sektörü hisse senedi fiyatlarının petrol fiyatı ve belirsizliğindeki değişimlere olan tepkilerinde güçlü bir asimetri bulgusuna rastlanmıştır. Buna göre yalnızca petrol fiyatı artışları ve yalnızca petrol fiyatı belirsizliği düşüşleri sektörel hisse senedi fiyatlarını (negatif yönlü olarak) etkilemektedir.

Enerji fiyatlarıFiyatHisse senedi değeri+5
Ayşegül Güllü Altun
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Makroekonomik ve bankaya özgü faktörlerin ticari bankalarda kredi riski üzerindeki etkisi - Türkiye örneği

Bankacılık sistemi, bir ülkenin finansal sisteminde çok önemli görevler üstlenmekle birlikte finansal istikrarı da etkileyebilmektedir. Sektördeki bankaların birbirine ve büyük bankaların da tüm ekonomiye bağlı olduğu küreselleşmiş bir dünyada, riskler bireysel bankaları, ulusal ve uluslararası finansal sistemleri tehdit etmektedir. Değişen ekonomik ortamın ve bankaların kendilerine has özelliklerinin, bankaların risklerini ve faaliyet sonuçlarını etkilediği düşünülmektedir. Kredi riski veya kredi temerrüt riski bankaların en çok maruz kaldığı risklerden biri olmakla beraber birçok araştırmacı kredi riskinin banka krizlerini tetiklediğini savunmaktadır. Kredi riskinin belirleyicilerini tespit etmek, risk yönetimi üzerinde daha iyi sonuçlar elde etmeye ve riskleri en aza indirgemeye yardımcı olmaktadır. Kredi riskini etkileyebilecek faktörler makroekonomik ve bankaya özgü faktörler olarak sınıflandırılmaktadır. Çalışmanın amacı, makroekonomik ve mikroekonomik faktörler (bankaya özgü faktörler) ile Türkiye'deki ticari bankaların kredi riski arasındaki istatistiksel ilişkiyi tespit etmektir. Çalışmada, 2007-2018 yılları arasındaki aylık veriler kullanılarak 6 makroekonomik ve 5 bankaya özgü faktör olmak üzere, toplam 11 bağımsız değişkenin kredi riski üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu çalışmada sunulan ampirik sonuçlar, Türkiye'deki ticari bankalarda kredi riskini etkileyen faktörleri ve bu faktörlerin kredi riskini nasıl etkilediğini açıklamaktadır. Ekonomik büyüme göstergesi olarak kullanılan Sanayi Üretim Endeksi dışında diğer faktörlerin takipteki alacak oranı üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Reel faiz oranı, işsizlik oranı, banka kârlılığı, verimsizlik ve kaldıraç oranı değişkenlerinin kredi riski üzerinde pozitif etkiye sahip olduğu tespit edilmişken, döviz kuru, enflasyon oranı, M2 para arzı, banka büyüklüğü ve sermaye yeterlilik oranının da kredi riski üzerinde negatif etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Kredi riski, Bankacılık sektörü, Makroekonomik faktörler, Bankaya özgü faktörler, Zaman serisi analizi

Bankacılık sistemiBankalarKredi riski+6
Nigar Hacıyeva
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Vergi politikalarının makroekonomik etkileri: OECD ülkeleri örneği

İnsanlık tarihi kadar geçmişi olan vergiler günümüzde kamu harcamalarının finansmanında önemli bir paya sahiptir. Devletlerin tekelinde toplanan vergiler, 1929 yılında meydana gelen büyük buhrana kadar sadece kamu geliri niteliğine sahipken, 1929 yılı sonrasında etkin olarak faydalanılan bir maliye politikası aracı özelliğine bürünmüştür. Zaman içerisinde ortaya çıkan iktisadi akımlarla birlikte vergilere yüklenen görevler artmış ve vergiler ekonomik konjonktürün seyrinde önemli bir istikrar politikası aracı haline gelmiştir. Günümüzde ise vergilerin mali ve mali olmayan amaçlara yönelik kullanımı ülkeden ülkeye farklılıklar gösterse de, küresel ekonomide vazgeçilmez bir rolü olduğu gerçeği tüm ülkeler tarafından kabul edilmektedir. Nihayetinde kimi ülkeler dolaylı vergilere ağırlık verirken kimi ülkeler dolaysız vergilere ağırlık vermekte ya da vergilerin konusunu oluşturan gelir, servet ve harcama üzerinden alınan vergilerin dağılımında farklılıklar meydana gelebilmektedir. Ancak bu farklılıklar vergilerin devletler açısından önemini hiçbir zaman değiştirmemektedir. Çalışma kapsamında ilk olarak vergilerin ortaya çıkışı ve evrimi ele alınmış olup sonrasında ise vergilerin iktisadi düşünceler çerçevesindeki rolü incelenmiştir. Bazı iktisadi düşüncelerde verginin ön plana çıkarak önemli bir rol üstlenmesi, özellikle 1929 yılında meydana gelen büyük buhran ve Keynesyen düşüncenin hâkimiyetiyle daha da etkili olmaya başlamıştır. OECD ülkeleri kapsamında vergilerin tasnifinin ele alındığı ikinci bölümde, vergiler; dolaylı-dolaysız ve gelir-servet-harcama üzerinden alınan vergiler olarak ele alınmıştır. Yapılan tasnif sonucunda ülkelerde; sağlıklı işleyen, basit ve anlaşılır, sık sık değişmeyen, yeterli ve kalifiye elemanın olduğu bir vergi altyapısının olup olmaması, verginin adil dağılıp dağılmaması ve vergi bilincinin yerleşmiş olup olmaması faktörlerinin vergi gelirleri üzerinde önemli derece de etkili olduğu görülmüştür. Son bölüm de ise, OECD ülkelerinde uygulanan vergi politikalarının seçilmiş makroekonomik değişkenler üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu araştırma yapılırken panel veri analizinden faydalanılmış ve bağımlı değişken olarak vergi gelirleri, bağımsız değişkenler olarak da işsizlik, enflasyon, kişi başına milli gelir, dış ticaret dengesi ve doğrudan yabancı yatırımlar tercih edilmiştir. Veri kısıtı nedeniyle 33 OECD ülkesinin 1995-2019 yılları arasındaki göstergeler analize dâhil edilmiş ve vergi gelirleri ile her bir bağımsız değişken arasındaki ilişki ayrı ayrı ele alınmıştır. Sonuç olarak, OECD üyesi 33 ülke genelinde, bağımlı değişkeni temsil eden vergi gelirleri ile bağımsız değişkenlerin hiçbiri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.

EkonomiEkonomik etkiMakroekonomik değişkenler+5
Ayşin Buyrukoğlu
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası göç ve makroekonomik etkileri

Uluslararası göç insanların kendi ülkelerinden diğer ülkelere yerleştikleri, çalıştıkları ve yeni topluluk bağları oluşturdukları ve süreklilik arz eden hareketleri olarak ifade edilmektedir. Daha iyi ekonomik koşullar ve daha yüksek bir yaşam standardına erişebilmek amacıyla bireyler göç kararı almaktadırlar. Bu bağlamda uluslararası göç, toplumları ve siyaseti yeniden şekillendirme özelliğine sahip ulus ötesi değişimin bir parçasını oluşturmaktadır. Dolayısı ile uluslararası göçü harekete geçiren nedenler oldukça önemlidir. Ancak göç hareketi gerçekleştikten sonra göçün hedef ülkedeki olası etkileri de göç olgusunun genel hatları ile anlaşılabilmesi açısından büyük önem arz etmektedir. Göçün hedef ülkedeki olası etkilerinin belirlenebilmesi göç politikalarının şekillenmesine kolaylık sağlamaktadır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı uluslararası göçün en fazla göç alan ülkelerin makroekonomik değişkenler üzerindeki etkilerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda temel makroekonomik değişkenler; işsizlik, kişi başı GSYİH, tüketici fiyat endeksi, cari denge ve ücretler olarak belirlenmiştir. Göçün hedef ülkenin makroekonomik değişkenler üzerindeki etkinin incelenmesi için 1990-2019 dönemi yıllık verileri kullanılmıştır. Göçün ele alınan değişkenler üzerindeki uzun dönemli etkisinin incelenebilmesi için FGLS ve PCSE tahmincinden faydalanılmıştır. Ampirik bulgular uzun dönemde göçün işsizlik üzerinde azaltıcı yönde bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Buna karşın göç ile kişi başı GSYİH arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişkinin olmadığı sonucu elde edilmiştir. Göçün tüketici fiyat endeksi üzerindeki ve ücretler üzerindeki etkisinin ise artırıcı yönde olduğu gözlenmiştir. Ayrıca uluslararsı göç cari denge üzerinde negatif yönlü bir etkide bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası göç, göçmen, makroekonomik değişkenler, panel veri analizi

Cari işlemler dengesiGayri safi yurtiçi hasılaGöçler+7
Şeyma Bozkaya
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 döneminde e-ticaretin makroekonomik değişkenler üzerine etkileri: Türkiye örneği

Geçmişten günümüze yaşanılan teknolojik gelişmeler insan hayatının her alanını etkilemiştir. Teknolojinin ticaret ile birleşmesiyle e-ticaret kavramı ortaya çıkmıştır. Perakende mağazalar yerine sanal mağazalar ortaya çıkmış, alıcılar hiçbir zahmete girmeden alışveriş yapma imkânına kavuşmuştur. E-ticaret kolaylığı sayesinde günden güne kullanımı yaygınlaşırken tüm dünyada Covid-19 salgınının yaşanmasıyla e- ticaret kullanım oranı daha da artmıştır. Salgın döneminde bireyler sosyal mesafe ve hijyen sebebiyle çevrimiçi alışverişe yönelmişlerdir. Covid-19 bireylerin sadece kişisel hayatını değil ülkelerin ekonomisini de etkilemiştir. Çalışmada, Türkiye üzerinde Covid-19 döneminde e-ticaretin makroekonomik değişkenlere etkisini incelemektedir. E-ticaret, makroekonomik değişkenleri etkileyen bir sektör olma özelliği taşımaktadır. Ayrıca, e-ticaret sayesinde müşterilerin zaman ve para tasarrufu sağlanmakta ve bu da tüketimi artırmakta ve enflasyonu etkileyebilmektedir. E-ticaret ayrıca, işletmeler için yeni iş olanakları yaratabilmekte ve bu da işsizlik oranını düşürmeyi desteklemektedir. E-ticaretin dış ticaret üzerindeki etkisi de önemlidir; e- ticaret sayesinde ülkeler arasında ticaret hacmi artabilmekte ve bu da dış ticareti desteklemektedir. Pandemi sürecinde bireyler, evlerinde kalmayı tercih ederek, ihtiyaçlarını internet üzerinden satın alabilecekleri ürün ve hizmetlere yönelmişlerdir. Bu durum, e-ticaret sektöründeki işletmelerin büyümesine ve ekonomik büyümeye katkı sağlamaktadır.

COVID 19Elektronik ticaretMakroekonomik değişkenler+2
Rukiye Başer
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Analysis of volatility transmission mechanism across equity markets

This dissertation presents two studies on volatility transmission mechanism among developed and developing stock markets and U.S. bond market. The first essay investigates the volatility spillovers across developed and emerging stock markets by using dynamic conditional correlations. Throughout the first study to represent developed stock markets, S&P 500 (USA), FTSE-100 (UK), NIKKEI 225 (Japan) indices were used and emerging stock markets were represented by two regional groups. One of them is Asian stock markets namely BSE SENSEX Index (India), IDX (Indonesia), BURSA KLCI (Malaysia), and BIST 100 (Turkey). The other group consists of four major Latin American stock markets MERVAL (Argentina), BOVESPA (Brazil), IPC (Mexico), IPSA (Chile) and COLCAP (Colombia). In this study, spanning the period from 01/01/2002 to 29/02/2016, daily index values of these stock markets were analyzed. In this essay the presence of the structural breaks in variance, long memory property and asymmetry were taken into account. In order to test for long memory property, Rescaled Range Statistics (R/S), Geweke and Porter-Hudak (GPH) Model and Gaussian Semi Parametric (GSP) methods were employed. These test results confirmed that there exists long memory behavior in squared returns of all the stock indices. As a result, FIGARCH specifications seems to be an appropriate modelling framework. The findings also indicated that the relevance of significant asymmetry in the dynamics of stock returns, suggesting that volatility also depends on the sign of unexpected random shock. That is to say, FIAPARCH model allowing for asymmetry in the return and volatility series leads to better fitting. In this study, multivariate dynamic conditional correlation GARCH (DCC-GARCH), dynamic conditional correlation fractionally integrated GARCH (DCC-FIGARCH) and dynamic conditional correlation fractionally integrated asymmetric power autoregressive conditional heteroscedasticity (DCC-FIAPARCH) models were used. Finally, the dynamic conditional correlations were analyzed in order to interpret whether there is an increase in cross-market linkages after a shock or an interdependence across stock markets. Dealing with developed markets, it has been found that there exists higher integration between S&P 500 and FTSE 100. For these markets the correlations are above 0.5 suggesting higher integration between them. On the other hand, on average the correlations between NIKKEI 225 and other markets are less than 0.24. This result indicates that there is portfolio diversification opportunities between NIKKEI 225 and other developed markets. According to estimation results, the evidence has been found that Asian markets are weakly correlated. On average the correlations among Asian stock markets are less than 0.5, whereas the correlations between Malaysia and Indonesia are around 0.4. These results indicate that Asian markets are weakly correlated. Crisis dummies have a significant and positive impact on the dynamic conditional correlations between Asian stock markets, supporting the hypothesis of contagion effect. However, the picture is somewhat different for BOVESPA and MERVAL and BOVESPA and IPC. For these markets the correlations are very high suggesting higher integration between them. The results suggested that diversification opportunities do not seem to exist between BOVESPA and MERVAL, and BOVESPA and IPC. In addition, global financial and Eurozone crisis have positive impact on the DCCs, implying that the exogenous shifts led to a rise in the volatility of the correlations between Latin American stock markets. This finding supports the hypothesis of the contagion effect. In the second essay, the main purpose is to analyze the risk spillovers, "flight to quality" from stock to bond; "flight from quality" from bond to stock and "financial contagion" among the stock exchange and bond markets by using the recently developed econometric techniques. By using the Granger causality tests in moments the "contagion", "flight to quality" and "flight from quality" effects were investigated for BIST 100 (Turkey) and the other financial markets. These tests differ from the Granger causality tests in means and variances in describing the causality in the tails of the distribution and their risk spillovers. Thus it can be determined whether a negative shock to a market influences the other market positively or not. Throughout the study to represent regional stock markets; Standard and Poor's Europe Stock Market Index (SPEU), Standard and Poor's Asia Stock Market Index (SPAS 50) and S&P Africa 40 index were used. National stock markets were represented by BIST 100 (Turkey), S&P 500 (USA), DAX 100 (Germany), FTSE 100 (UK), NIKKEI 225 (Japan), MERVAL (Argentina), BOVESPA (Brazil), IPC (Mexico), IPSA (Chile), COLCAP (Colombia), IDX (Indonesia), S&P BSE SENSEX Index (India), and BURSA KLCI (Malaysia). In order to analyze flight to quality and flight from quality phenomena, causal relationship between these stock markets and U.S. bond market was investigated in this concept. In this study, spanning the period from 01/01/2002 to 29/02/2016 daily index values of these stock markets and the two year U.S. bond yield were analyzed. The results of this study are helpful for analyzing the sensitivity of the risks of the Turkish stock market relative to the other markets over time. They are also helpful to understand whether there is a flight to quality or contagion when the financial markets are exposed to a risk. When stock markets were analyzed as regionally, it may be concluded that there exists a weak contagion from SPEU to BIST 100; a bilateral contagion between S&P Africa 40 and BIST 100; and strong interdependence between SPAS 50 and BIST 100. Furthermore, there exists negative contagion from S&P 500 and FTSE 100 to BIST 100. Moreover, there is a weak contagion from DAX 100 to BIST 100. However, the picture is different for the relationship between BIST 100 and NIKKEI 225. It can be stated that there is a weak volatility spillover from BIST 100 to NIKKEI 225 due to the causality in variance. But in the opposite direction, NIKKEI 225 has no influence on BIST 100. Therefore, one may suggest that NIKKEI 225 and DAX 100 are good diversification alternatives for investors investing in BIST 100. By analyzing causality between BIST 100 and other emerging countries, the evidence shows that there exists negative contagion from IPC and MERVAL to BIST 100. Therewithal, it can be stated that BIST 100 is dependent on BOVESPA and IPSA by the reason of significant Granger causality in the center of the distributions. In addition, one way volatility spillover effect is observed from COLCAP to BIST 100. And for opposite direction, it can be seen that there is one way negative contagion from BIST 100 to IDX. Besides, there exist bilateral negative contagion between BIST 100 and SENSEX. Finally, there is bilateral volatility spillover between BIST 100 and MALAYSIA KLCI. When the relationship between stock market and bond market was analyzed, having said that, there exists contagion from the U.S. bond market to the Japan stock market. The evidence shows that the London stock market index (FTSE 100), German stock market index (DAX 100), and U.S. stock market index (S&P 500) are dependent on the U.S. two year bond yield (USGG2YR). In conclusion only in bear market, when London stock index FTSE 100 is falling, U.S. two year bond yield (USGG2YR) is (weakly) negatively affected. Moreover, during bull market, when London stock index FTSE 100 is rising, U.S. two year bond yield (USGG2YR) is affected positively. After all, one may conclude that BIST 100 is dependent on USGG2YR by the reason of significant Granger causality in the center of the distributions. According to test results, it can be seen that there exists negative contagion from USGG2YR to IDX, and SENSEX. In addition, there exists flight from quality effect from USGG2YR to SENSEX. It may be clarified that there exists weakly flight to quality from MERVAL to USGG2YR. It can be stated that Latin American markets such as IPC, IPSA, and BOVESPA are dependent on U.S. bond market. To sum up, one may conclude that MALAYSIA KLCI and MERVAL are good diversification alternatives for USGG2YR.

United States of Americaİstanbul Stock ExchangePrice movement+6
Pınar Kaya
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kayıt dışı ekonomi kavramı, makro değişkenler üzerinde etkisi: Türkiye örneği

Kayıt dışı ekonomi; kamu otoritesinin denetimi altında bulunmayan her çeşit ekonomik faaliyetlerin bütünü olarak tanımlanmaktadır. Kayıt dışı ekonomi, GSYH hesaplamalarının dışında kalan ve kayıt altına alınamayan gelir yaratan ekonomik faaliyetlerden kaynaklanmaktadır. Kayıt dışı ekonomi gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin hepsinde farklı düzeylerde var olan evrensel bir olgudur. Günümüzde ülkelerde büyük sorunlar teşkil etmeye başlayan kayıt dışı ekonomi; nedenleri, sonuçları ve işleyişi bakımından çok karmaşık ve zor bir problemdir. İlk kayıt dışı ekonomiyi ölçmeye yönelik çalışma 1958 yılında A.B.D'nin kayıt dışı ekonomisini ölçmeye yönelik Philip CAGAN tarafından yapılmıştır. Türkiye'de ise kayıt dışı ekonomi kavramı ilk olarak Prof. Dr. Osman ALTUĞ tarafından yapılmıştır. Çalışmada kayıt dışı ekonomi üzerinde etkisi olduğu düşünülen; enflasyon, vergi yükü ve işsizlik değişkenleri analiz edilmiştir. Bu bağlamda 1971-2016 yıllarını kapsayan veri seti oluşturulmuş ve zaman serisi analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda 1971-2016 yılları arasında vergi yükü değişkeninin kayıt dışı ekonomi üzerinde 1.3170 katsayısı ile tahmin edilmiş pozitifi bir etkisinin olduğu, işsizlik değişkeninin 0.6233 katsayısı ile tahmin edilmiş pozitifi bir etkisinin olduğu ve son olarak enflasyon değişkeninin 0,0853 katsayısı ile tahmin edilmiş pozitifi bir etkisinin olduğu saptanmıştır.

Kayıt dışı ekonomiMakroekonomik değişkenlerMakroekonomik etki+1
Muhammet Ali Arıcı
Avrasya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektörü harcamalarının makroekonomik göstergeler üzerindeki etkisinin analizi: Avrupa'nın önde gelen 5 ülkesi ve Türkiye üzerine bir analiz

Toplumun gelişmesi ve ilerlemesinde insan sağlığının önemi yadsınamazdır. Sağlığın çoğunlukla kamusal nitelikte olduğu düşünüldüğünde, bireylerin sağlığına önem verilmesi ve korunmasıyla toplumlar sağlıklı nesil yetiştirecek, bilinç düzeyi artacaktır ve refah seviyesi de yükselecektir. WHO'da bahsi geçen fiziksel sağlığın dışında çevre ve ruh sağlığı da göz ardı edilmemelidir. Bu noktada sağlığın iyileştirilmesi ve geliştirilmesi ülkelerin en büyük sermayesidir. Bireye yapılan bu yatırımların hepsi sağlık harcamalarından geçmektedir. Bu çalışmada, sağlık harcamalarının makroekonomik göstergeler üzerinde etkisi analiz edilmiştir. Çalışmada yer alan ülkeler, Türkiye ve Avrupa Birliği'ni oluşturan 2019 yılı Gayri Safi Yurt İçi Hasılası en yüksek 5 ülke olan; Almanya, Fransa, Hollanda, İspanya ve İtalya seçilmiştir. Seçili ülkelerin 1992-2019 yılını kapsayan makroekonomik gösterge verileri Dünya Bankası ve OECD Stat'tan alınmıştır. Sağlık Harcamalarının Gayri Safi Yurt İçi Hasıladaki Payı(SH) ile, makroekonomik göstergeler olan İşsizlik (ISS), İstihdam Oranı (ISKO), Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYIH), Kişi Başına GSYİH (KBGSYIH), Büyüme Oranı (BUO), Tüketici Fiyat Endeksi (TUFE), Sanayi Üretim Endeksi (SUE) değişkenlerinin ilişkisi panel veri analizi yöntemiyle incelenmiştir. Ekonometrik analizde kullanılan testler; Durağanlık Analizi, Yatay Kesit Bağımlılığı Testi, Homojenite Testi, AMG Tahmincisi ve Toda-Yamamoto Nedensellik Analizidir. Öncelikle paneldeki 8 değişken birim kökten arındırılmıştır. Değişkenlerin yatay kesit bağımlılığı durumu incelenmiştir. Makroekonomik değişkenlerle toplamda 7 model kurulmuştur. Bu modeller üzerinden sağlığa ayrılan fonların değişkenler üzerindeki etkisi incelenmiştir. Hausman testinin yardımıyla oluşturulan 7 model için sabit etkiler ve rassal etkiler model tahmini yapılmıştır. Toda-Yamamoto Nedensellik testi uygulanarak değişkenler arasındaki ilişkinin yönü değerlendirilmiştir. Sağlık harcamalarıyla; gayri safi yurtiçi hasıla, kişi başına gayri safi yurt içi hasıla, büyüme oranı arası çift taraflı nedensellik tespit edilmiştir. Sanayi üretim endeksi, tüfe, işsizlik, işgücüne katılım oranı ile sağlık harcamaları arasında tek taraflı nedensellik tespit edilmiştir. AMG Uzun Dönem Tahmincisiyle değişkenler arası uzun dönem ilişkiler incelenmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular ışığında, Türkiye'nin de içerisinde bulunduğu 6 ülkede sağlık harcamalarında meydana gelen artıştan en çok etkilenen değişken gayri safi yurt içi hasıladır ve negatif olarak etkilendiği tespit edilmiştir.

Kamu harcamalarıMakroekonomiMakroekonomik etki+4
Şulenur Kemaloğlu
MEF University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Döviz kuru belirsizliğinin makroekonomik etkileri: Türkiye örneği

1973 yılında Bretton Woods sisteminin çökmesiyle birlikte ülkeler esnek döviz kuru sistemine geçmişlerdir. Esnek döviz kuru sisteminin sonuçlarından olan döviz kuru belirsizliği ülkeler için önemli bir iktisadi sorun haline gelmiştir. Döviz kurlarında görülen bu belirsizlik enflasyon, faiz, ödemeler dengesi ve ekonomik büyüme gibi makroekonomik göstergeleri etkileyebilmektedir. Bu çalışmada, döviz kuru belirsizliği ve döviz kuru belirsizliğinin makroekonomik değişkenlere olan etkileri teorik ve ampirik olarak incelenmiştir. Çalışmanın Türkiye ekonomisi için döviz kuru belirsizliğinin makroekonomik etkilerini sınamak amacıyla 1991:Q4-2020:Q1 dönemi döviz kuru belirsizliği, tüketici fiyat endeksi, reel sanayi üretim endeksi, mevduat faiz oranı ve cari işlemler dengesi değişkenleri kullanılmıştır. Döviz kuru belirsizliği ile makroekonomik değişkenler arasındaki olası ilişkileri ortaya koymak amacıyla Pesaran vd. (2001) tarafından geliştirilen sınır testi yaklaşımı kullanılmıştır. Bu amaçla öncelikle kısıtlanmamış hata düzeltme modeli kullanılmıştır. Son olarak aralarında koentegre ilişkisi olduğuna karar verilen seriler arasındaki uzun dönemli ilişkinin yönünü ve büyüklüğünü belirlemek amacıyla, gecikmesi dağıtılmış otoregresif model oluşturulmuştur. Çalışmada döviz kuru belirsizliği ile reel sanayi üretim endeksi hariç, enflasyon, faiz oranı ve cari işlemler dengesi arasında uzun dönemli bir ilişki bulunmuştur. Ancak uzun dönem ilişkinin yönü ve büyüklüğü sadece faiz oranı için ortaya konulabilmiştir. Anahtar kelimeler: Döviz Kuru Belirsizliği, Sınır Testi Yaklaşımı, ARDL Modeli, Kısıtlanmış Hata Düzeltme Modeli

ARDL Sınır TestiDenge döviz kuruDöviz kuru+3
Yıldız Manış
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

A system dynamic macroeconomic model for an inquiry of income inequality and environmental impact

Ending hunger, reducing poverty and inequalities, and climate action are the main objectives of the political agenda in the recent years. However, these objectives may be in conflict. Economic growth is promoted to end hunger and reduce poverty; however, a growing economy may well increase human impact on the environment. It is also true that an income redistribution scheme may increase aggregate demand—hence, the economic activity and subsequently the environmental impact. In this thesis, we build a system dynamic macroeconomic model to cope with the intricate relationships among income distribution, economic growth, and human impact on the environment. The model is based on macroeconomic accounting principles, and represents a closed economy with a representative firm, three heterogeneous households, and a simple banking sector. We argue that an aggressive income redistribution scheme can achieve the whole objectives in the policy agenda, while a mild redistribution scheme may worsen the environmental problems. This thesis contributes to the recent Ecological Macroeconomics literature by examining the relationship between income distribution and environmental impact of the human activity by relying on a system dynamics approach.

Income distributionIncome distribution policiesMacroeconomy+5
Gökhan Dilek
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Küresel belirsizliğin makroekonomik etkileri: Karşılaştırmalı bir analiz

Dünya ekonomilerinin iktisadi, sosyal ve politik anlamda daha yüksek bir küreselleşme düzeyine ulaşması, ülkeleri küresel ölçekte ortaya çıkan sorunlara daha duyarlı hale getirmektedir. Bu süreç, ülkelerin kendi iç dinamiklerinden kaynaklanan belirsizliklere ek olarak ortak küresel belirsizlik şoklarının yıkıcı etkilerine daha fazla maruz kalmalarına neden olmaktadır. Bu çalışmada küresel belirsizliğin makroekonomik etkileri araştırılmıştır. Çalışmada küresel belirsizliğin çıktı düzeyi, yatırım harcamaları, hanehalkı tüketim harcamaları, ihracat ve tüketici fiyatları endeksi olmak üzere beş temel makroekonomik değişken üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Kullanılan veri seti G7 ülkeleri, yükselen piyasa ekonomileri ve düşük gelirli ülkelere ait 1990-2019 dönemi yıllık verilerinden oluşmaktadır. Panel CS-ARDL modeli tahmin sonuçlarına göre küresel belirsizlik G7 ülkelerinde yatırım harcamaları ve ihracatı kısa dönemde negatif yönde etkilemektedir. Uzun dönemde ise anlamlı etkiler bulunamamıştır. Yükselen piyasa ekonomileri ve düşük gelirli ülkelerde ise küresel belirsizliğin çıktı düzeyi, yatırım harcamaları ve ihracat üzerinde uzun dönemli negatif etkileri bulunmaktadır. Tüketim ve fiyat düzeyi değişkenleri üzerinde ise tüm ülke grupları için elde edilen sonuçlar istatistiksel olarak anlamsızdır. Ampirik bulgular, küresel belirsizliğin makroekonomik etkilerinin üretim, yatırım ve ihracat kanalıyla ortaya çıktığını göstermektedir. Bununla beraber elde edilen sonuçlar, gelişme düzeyi yüksek ülkelerin küresel belirsizlik şoklarından daha az etkilendiğini göstermektedir.

BelirsizlikKüresel krizKüreselleşme+2
Arif Eser Güzel
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Havayolu taşımacılığının makroekonomik belirleyicileri: Türkiye üzerine bir zaman serisi analizi

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de havayolu taşımacılığı ile makroekonomik değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu kapsamda 1983-2015 dönemi ampirik olarak ele alınmıştır. Çalışmada havayolu taşımacılığına ilişkin iç hat yolcu, dış hat yolcu ve dış hat kargo değişkenleri kullanılmıştır. Çalışmada iç hat yolcu, dış hat yolcu ve dış hat kargo değişkenleri esas alınarak bunlarla ilişkili olduğu varsayılan makroekonomik faktörlerin dâhil edildiği üç farklı model oluşturulmuştur. Birinci modelde iç hat yolcu sayısı değişkeni ile kişi başına gayrisafi yurtiçi hâsıla (GSYH), faiz oranı ve tüketici fiyat endeksi (TÜFE) arasındaki ilişki incelenmiştir. İkinci modelde dış hat yolcu sayısı değişkeni ile gayrisafi yurtiçi hâsıla (GSYH), faiz oranı ve tüketici fiyat endeksi (TÜFE) arasındaki ilişki ele alınmıştır. Üçüncü ve son modelde ise, dış hat kargo miktarı değişkeni ile gayrisafi yurtiçi hâsıla (GSYH), dış ticaret hacmi, sanayi üretim endeksi ve doğrudan yabancı yatırım tutarı arasındaki ilişki araştırılmıştır. Çalışmanın bulguları iç ve dış hat yolcu sayısında kişi başına gelir, gayrisafi yurtiçi hâsıla ve tüketici fiyat endeksi değişkenlerinin etkili olduğunu göstermektedir. Dış hat kargo miktarında ise gayrisafi yurtiçi hâsıla ve sanayi üretim endeksi değişkenlerinin önemli ölçüde etkili oldukları gözlemlenmektedir.

Ekonomik zaman serisiHava yolu taşımacılığıMakroekonomik değişkenler+7
Kasım Kiracı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Ekonomik politika belirsizliği ve politik istikrarsızlığın makroekonomik değişkenler üzerine etkisi

İktisat biliminde belirsizlik, teorik olarak gerçekleşen onca gelişmelere rağmen hala üzerinde tartışılan bir kavram olarak yerini korumaktadır. Belirsizliğin bu kadar çok tartışılmasının arkasında yatan unsur ise belirsizlik kavramının soyut iktisadi düşüncede sahip olduğu anlamsal ölçütlerin kavramsallaştırılamaması değil, belirsizlik kavramı ile ilgili bir fikir birliğinin oluşturulamamasından kaynaklanmaktadır. Belirsizlikle ilgili bir fikir birliğinin olmayışı ise bu kavramla ilgi farklı yaklaşımların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu çalışmada diğer belirsizlik indeksleri ile karşılaştırıldığında daha güçlü ve politik unsurları da içermesi nedeniyle Baker, Bloom ve Davis (2015)'in Amerika Birleşik Devletleri için geliştirmiş oldukları ekonomik politika belirsizliği (EPB) indeksi kullanılmaktadır. ABD'deki EPB'nin yanında gelişmekte olan ülkelerdeki politik istikrarsızlık göstergeleri de dikkate alınmaktadır. Çalışmada Keşfedici Faktör Analizi'yle 17 politik istikrarsızlık göstergesi kullanılarak politik istikrarsızlığın üç farklı boyutu ortaya çıkarılmıştır. Bu boyutlar şiddet ve gerilim, hükümet karşıtlığı ve protesto ve rejim içi istikrarsızlıktır. Dinamik Panel Sistem Genelleştirilmiş Momentler Metodu kullanılarak gelişmekte olan ülkelerdeki politik istikrarsızlığın ve ABD'deki EPB'nin gelişmekte olan ülkelerdeki makroekonomik değişkenler üzerine etkisi incelenmektedir. Çalışmanın bulguları ABD'deki EPB'nin ve gelişmekte olan ülkelerdeki politik istikrarsızlığın üç farklı boyutunun enflasyon oranı ve doğrudan yabancı yatırımlar üzerinde farklı etkileri olduğunu ortaya koyarken bu değişkenlerin gelişmekte olan ülkelerdeki büyüme oranı üzerinde güçlü ve negatif bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Ekonomik politika belirsizliği, Politik istikrarsızlık, Enflasyon,Büyüme, Doğrudan yabancı yatırımlar

Ekonomi politikalarıEkonomik etkiEnflasyon+7
Ömer Akkuş
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de COVİD 19 dönemi makroekonomik etkilerinin analizi

Covid-19 salgının 2019 yılının sonunda başlayan ve ülkemizde mart ayının başlarında görülen küresel ve yerel olarak ülkemiz açısından sağlık alanındaki etkisi ile, makroekonomik eksende etkisi yapılan bu tez çalışmasında elde edilen bulgular ile analiz edilerek anlatılmıştır. Makroekonomik olarak salgının büyümeye, enflasyona, işsizliğe, kurlara, cari denge hesaplarına nasıl bir etki yarattığı, bu oranları ne derece de etkilediği incelenmiştir. Araştırma yapılırken 2020 yılının ilk çeyreği yani salgının ilk görüldüğü zaman ile görece salgının aşılama etkisinin azaldığı hayatın kademeli ve kontrollü olarak normale döndüğü dönem olarak 2021 yılının yaz ayına kadar olan süreç baz alınarak bu çalışma yapılmıştır. En çok üzerinde durulan unsurların başında ülkemizin bu süreçte sahip olduğu makroekonomik veriler olmuştur. TCMB'nın Para Politikası Kurulu faiz kararları ve kura etkisi çalışma da yer almaktadır. Bu süreç içerisinde makroekonomik verilerin kuşkusuz kötüye gittiğini, ülkemizde derin bir yoksulluk ve ekonomik sıkıntı getirdiğini söylememiz mümkündür. Bu çalışmada TCMB, TUİK, BDDK, SPK gibi resmi kurumların ilan ettiği makroekonomik veriler ve raporlar kullanılarak, Covid-19 salgını sürecinin analizinde kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Makroekonomi, Covid -19, Türkiye'de Makroekomik Veriler

COVID 19MakroekonomiMakroekonomik büyüklükler+7
Utku Nalçakan
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kredi kartı kullanımının temel makro ekonomik değişkenler üzerindeki etkileri

Bu çalışmada bankacılık sektörünün en önemli araçlarından birisi olan kredi kartlarının temel makro ekonomik değişkenler üzerine olan etkileri incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde kartlı ödeme sistemine gelinceye kadar geçen süreçte ödeme sistemlerinin gelişimi ortaya konulmuştur.İkinci bölümde Türkiye'de kredi kartı kullanımından etkilendiği düşünülen milli gelir, faiz oranı, istihdam, kamu gelirleri, turizm, enflasyon, dış ticaret işlemleri, özel tüketim harcamaları, paranın dolaşım hızı gibi temel makro ekonomik değişkenler belirlenmiş ve kredi kartı kullanımı ile bu değişkenler arasındaki ilişkiye dair literatür taraması yapılmıştır.Son bölümde ise kredi kartlarıyla yakın ilişkisi olduğu düşünülen seçilmiş beş farklı değişken ile kredi kartı harcamaları arasında ne gibi bir etkileşim olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. 2002-2011 yılları arasında aylık dönemler itibariyle yapılan Granger nedensellik analizi sayesinde kredi kartı kullanımı ile milli gelir, özel tüketim harcamaları, vergi gelirleri, enflasyon ve paranın dolaşım hızı arasındaki etkileşimin yönü tespit edilmiş olup En Küçük Kareler Yöntemiyle de parametrelerin katsayıları tahmin edilmeye çalışılmıştır.

Bankacılık sektörüEkonomiEkonomik etki+4
Serkan Göksu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Katılım ve özel sermayeli bankaların pazarladıkları kredilerin bazı makroekonomik göstergeler üzerindeki etkisi: Türkiye örneği

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de finansal sektörün en önemli aktörü bankacılık sektörüdür. Hızla gelişen dünya ekonomisinde bankacılık sektörünün önemi her geçen gün artmaktadır. Bankaların tasarruf sahiplerinden topladıkları fon fazlalarını fon ihtiyacı olanlara kullandırdıkları krediler ise bankaların en temel ürünüdür.Bir ekonomideki kredi miktarı ve artış hızı ile makroekonomik göstergeler arasında yakın bir ilişki vardır. Kredi miktarının artması satın almayı kolaylaştırır ve bu sayede birçok göstergeyi önemli ölçüde etkiler. Kredi piyasasının etkinliğini artırmak için atıl durumda bulunan fonlar finansal sisteme dâhil edilmelidir.Yapılan çalışmada, gayrisafi yurtiçi hasıla ve hanehalkı nihai tüketimi üzerinde katılım bankalarının pazarladığı krediler daha fazla etkili iken; ithalat, ihracat ve yatırım üzerinde özel sermayeli bankaların pazarladığı kredilerin daha fazla etkili olduğu tespit edilmiştir. 1992?2009 yılları arasında Türkiye'de kullandırılan kredilerin makroekonomik göstergeler üzerindeki etkisi çoklu regresyon analizi yardımıyla incelenmiştir. Analizde bağımlı ve bağımsız değişkenlerin logaritmik değerleri kullanılıp tüm modeller log-log formatında kurulmuştur. Yapılan analizler neticesinde katılım bankaları ve özel sermayeli bankaların pazarladıkları kredilerin seçilen makroekonomik göstergeler üzerinde beklentiler yönünde etkilerinin olduğu sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Finansal Sistem, Kredi, Katılım Bankaları, Özel Sermayeli Bankalar, Makroekonomik Göstergeler, Regresyon Analizi.

Banka kredileriBankalarKatılım bankacılığı+8
Süleyman Uğurlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Koronavirüs (COVID-19) pandemisinin makro ekonomik değişkenler üzerindeki etkilerinin Türkiye ekonomisi açısından değerlendirilmesi

Geçmişten günümüze küreselleşen dünyada küresel salgınların her geçen gün arttığı görülmektedir. Covid-19 salgını, artan salgın hastalıklar arasında bulunan 1918 yılında ortaya çıkan İspanyol gribinden bu yana en fazla maliyeti bulunan küresel hastalıklardan biri olmuştur. Salgının bulunduğu bölgeyi aşarak kıtalara yayılması salgının pandemik boyuta ulaşmasına sebep olmuş yaşanan bu durum daha çok sosyal hayatı, insan sağlığını ve ekonomileri olumsuz yönde etkilemiştir. Pandemik salgınların genellikle arz ve talep yanlı küresel ekonomik etkilerinin olduğu bilinmektedir. Covid-19 salgını Türkiye'de 2020 yılının mart ayı itibariyle görülmüştür. Yapılan araştırmalar kapsamında salgının kavramsal boyutu değerlendirilmiş, ülke ekonomisine olan etkileri sektörel kapsamlı olarak değerlendirmeye alınmıştır. Geçmiş dönemlerde yaşanan ölümcül virüslerin bıraktığı etkiler değerlendirilerek yakın dönemde ortaya çıkan Covid-19 salgınının bıraktığı etki ölçülmüştür. Salgının gerek insan sağlığına gerek ülke ekonomisine olan etkileri makroekonomik değişkenler göz önünde bulundurularak değerlendirilmeye alınmıştır. Çalışmanın son analizinde covid-19 salgınının Türkiye ekonomisindeki sermaye piyasalarına ve makroekonomik değişkenleri üzerine olan olumsuz etkileri araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Covid-19, Pandemi, Korona virüs, Salgın, Türkiye ekonomisi, Büyüme, Enflasyon, İşsizlik

COVID 19Ekonomik büyümeEkonomik etki+7
Yunus Emre Kol
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00

Related subjects