Lead

73 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Kadmiyum, kurşun, bakır ve kombinasyonlarının Xenopus laevis iribaşlarında bazı biyobelirteçler üzerine etkileri

Bu çalı?mada, kadmiyum (Cd), kur?un (Pb), bakır (Cu) ve bu metallerin karı?ımlarının Xenopus laevis iriba?ları üzerine etkilerinin saptanması amaçlandı. Bu amaçla, seçilen metallerin uygulama konsantrasyonları Avrupa Birliği (AB) içme suları yönetmeliğinde belirtilen kabul edilebilir sınır değerler ve 96 saatlik test sonucu elde edilen ortalama öldürücü konsantrasyon (LC50) değerlerine göre belirlendi. Buna göre, 46. evredeki Xenopus laevis iriba?ları 0.005 (AB değeri), 0.52 (LC50/10), 2.59 (LC50/2) ve 5.18 mg/L (LC50) Cd; 0.01 (AB değeri), 12.3 (LC50/10), 61.53 (LC50/2) ve 123.05 mg/L (LC50 değeri ) Pb; 0.01, 0.085 (LC50/10), 0.425 (LC50/2) ve 0.85 mg/L (LC50) Cu ve bu metallerin belirlenen konsantrasyonlarının ikili karı?ımlarına (1:1) ve üçlü karı?ımına (1:1:1) 96 saatlik statik yenilemeli test sisteminde maruz bırakıldı. Bunun dı?ında, metallerin 96 saatlik LC50 ve LC50/2 değerleri karı?ımlarına 24 saat süresince maruz bırakıldılar. Amfibi iriba?larında metallerin, glutatyon S-transferaz (GST), glutatyon redüktaz (GR), asetilkolinesteraz (AChE), karboksilesteraz (CaE), glutatyon peroksidaz (GPx), katalaz (CAT) enzimleri ve metallotiyonein (MT) miktarı üzerine etkileri saptandı. Metallerin ve karı?ımlarının 96 saatlik uygulamaları sonucunda, Pb ve Cd?un LC50 değerleri karı?ımının ve Pb+Cu, Cd+Cu ve Pb+Cd+Cu karı?ımlarında ise metallerin LC50 ve LC50/2 değerleri karı?ımlarının bütün iriba?ları öldürdüğü belirlendi. Metallerin tek ba?larına LC50/2 ve LC50 değerleri ile dü?ük metal konsantrasyonları karı?ımlarının seçilen biyobelirteç enzimleri önemli düzeyde etkilediği ve MT miktarının konsantrasyonla ili?kili olarak arttığı saptandı. Metallerin 96 saatlik LC50 ve LC50/2 değerleri karı?ımlarına 24 saat süresince maruz bırakılan iriba?larda GST, GR ve CAT enzimlerinin önemli düzeyde etkilendiği ve MT miktarının önemli düzeyde arttığı saptandı. Ara?tırma sonuçları, metallerin 46. evredeki X. laevis iriba?larında toksik potansiyele sahip olduğunu göstermi?tir. Ayrıca, metallerin karı?ım olarak uygulandıklarında, LC50/2 ve LC50 değerlerinden çok daha dü?ük konsantrasyonlarda toksik etki gösterdiği belirlenmi?tir. Ayrıca sonuçlarımız, X. laevis iriba?larının sucul ekosistemlerde, metal kirliliğinin belirlenmesini amaçlayan çalı?malar için uygun bir test organizması olduğunu ve seçilen biyokimyasal belirteçlerin de metal toksisitesini iyi bir ?ekilde yansıttığını göstermektedir. ANAHTAR KEL?MELER: Kadmiyum, Kur?un, Bakır, Metal Toksisitesi, Xenopus laevis, Enzim.

BakırEnzimlerKadmiyum+2
Ertan Yoloğlu
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kütahya ili okul çocuklarında kan ağır metal ve arsenik düzeylerinin saptanması

Son yıllarda artan nüfus, sanayileşme ve kentleşme sonucu tüm canlıların ağır metaller ile teması önemli ölçüde artmıştır. Sanayileşme ile birlikte giderek artan kullanımları, ağır metalleri çevre kirliliğinin en önemli nedenlerinden biri yapmıştır. Agency for Toxic Substances And Disease Registry (Amerikan Toksik Madde ve Hastalık Kayıt Ajansı) 2015 yılı değerlendirmesine göre arsenik, kurşun, cıva ve kadmiyum en tehlikeli elementler listesinde ilk 7 element içerisinde yer almaktadır. Kütahya termik santralleri, çini ve seramik üretimi, küçük sanayi ve kömür, bor gibi madenleri ile ağır metal kirliliği açısından risk altındadır. Ağır metaller özellikle çocukluk çağında nörolojik gelişim ve bilişsel fonksiyonlar üzerinde olumsuz etkilere yol açmaktadır. Daha önce bölgede yapılmış pek çok çalışmada su kaynakları, toprak, bitki ve balıklarda ağır metal düzeylerinin kabul edilebilir sınırların üzerinde olduğu bildirilmiştir. Bu durumun çocuk sağlığı üzerine etkilerinin saptanması amaçlanmıştır. Materyal Ve Metot: Etik kurul onayı alındıktan sonra Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Halk Sağlığı Kurumu'ndan gerekli izinler alınmış, sonrasında Kütahya il merkezinde yer alan okullara gidilerek 10-11 yaş aralığındaki öğrencilerin velileri ile bilgilendirme toplantıları yapılarak gönüllü olan velilere gönüllü onam formları dağıtılmıştır. Gönüllü olan 304 öğrenciden kan numuneleri alınmıştır. Alınan numunelerde Dumlupınar Üniversitesi İleri Teknoloji Araştırma, Geliştirme ve Uygulama Merkezi bünyesindeki laboratuvarda atomik absorpsiyon spektrometre cihazı ile cıva, kadmiyum, kurşun, bakır ve arsenik düzeyleri çalışılmıştır. Bulgular: Analiz sonucu ortalama kurşun düzeyi 2,743299±0,3098256 µg/dl saptanmıştır. En yüksek kurşun düzeyi 5,041 µg/dl bulunmuştur. Ortalama bakır düzeyi 88,069329±10,4125175 µg/dl saptanmıştır. En yüksek ve en düşük bakır düzeyleri sırası ile 140,0030 µg/dl ve 70,0320 µg/dl saptanmıştır. Yapılan analizde cıva, arsenik ve kadmiyum düzeyleri 0,1 µg/dl'nin altında saptanmıştır. Sonuç: Çalışmamız sonucunda Kütahya ilinde okul çocuklarında ortalama kan kurşun, cıva, kadmiyum, arsenik ve bakır düzeyleri normal sınırlarda saptanmıştır. Sadece bir çocuktan alınan kan örneğinde kurşun düzeyi Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği üst limit olan 5 µg/dl'nin üzerinde saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kütahya, çocuk, ağır metal, kurşun, cıva, kadmiyum, arsenik, bakır

ArsenikAğır metallerBakır+5
Turgay Öztürk
Kütahya Dumlupınar University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Biyokütle kullanılarak ağır metal giderimi

Bu çalışmada biyokütle olarak Karaçalı Dikeni (Paliurus spina-christi MILL..) kullanılarak sulu çözeltiden kurşun (II) ve kadmiyum (II) iyonlarının uzaklaştırılması araştırılmıştır. Biyosorpsiyon sürecinin aydınlatılması amacıyla biyokütlenin FT-IR (Forier Dönüşümlü İnfrared Spektroskopisi) spektrumları, SEM (Taramalı Elektron Mikroskopu) görüntüleri alınmış ve EDX (Enerji yayılımlı X-ışını) analizleri ile karakterizasyonu yapılmıştır. Tanecik boyutu, pH, biyokütle miktarı, temas süresi, sıcaklık ve başlangıç metal iyon konsantrasyonu gibi parametrelerin biyosorpsiyon verimi üzerine etkileri incelenmiştir. Biyokütlenin her iki metali biyosorpsiyonunda 150 µm tanecik boyutu ve 40 oC sıcaklık optimum değerler olarak tespit edilmiştir. Pb (II) biyosorpsiyonunda pH 5,5 da 2 g/L biyokütle miktarı ile çalışıldığında en yüksek biyosorpsiyon verimi elde edilirken; Cd(II) nin biyosorpsiyonunda bu değerler pH 5 ve 6 g/L biyokütle miktarı olarak değişmiştir. Pb (II) biyosorpsiyonunda dengeye 50 dakikada ulaşılırken Cd (II) biyosorpsiyonunda 60 dakikada ulaşılmıştır. Elde edilen deneysel veriler Langmuir ve Freundlich izoterm modellerine uygunlanarak en iyi uyum gösterdiği modeller tespit edilmiş, Pb (II) ve Cd (II) için biyokütlenin maksimum biyosorpsiyon kapasiteleri sırasıyla 231,7 mg/g ve 36,84 mg/g olarak bulunmuştur. Ayrıca biyosorpsiyonun kinetik parametreleri de incelenerek her iki metal içinde verilerin yalancı ikinci dereceden kinetik modele uyduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak Karaçalı Dikeni (Paliurus spina-christi MILL..) nin Pb (II) ve Cd (II) nin biyosorpsiyonunda etkili bir biyokütle olarak kullanılabileceğine karar verilmiştir.

BiyosorpsiyonKadmiyumKurşun
Melike Kale
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Anodik ve katodik tepkimeler için elektrokatalitik yüzeyli elektrot seçimi

öz DOKTORA TEZİ ANODİK VE KATODİK TEPKİMELER İÇİN ELEKTROKATALİTİK YÜZEYLİ ELEKTROT SEÇİMİ GÜLFEZA KARDAŞ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ KİMYA ANABİLİM DALI Danışman : Doç.Dr. Birgül YAZICI Yıl: 1999 Sayfa: 173 Jüri : Prof.Dr.Mehmet ERBİL Prof.Dr.Attila YILDIZ Prof.Dr.Oktay ERBATUR Yrd.Doç.Dr.İlyas DEHRİ Bu çalışmada, platin, nikel ve kurşunun 0,0 İM NaCl ve 0,0 İM Na2S04 çözeltileri ile bu çözeltilere değişik alkollerden ekleyerek oluşturulan ortamlardaki (0,0 İM NaCl + İM alkol) elektrokimyasal davranışları incelenmiştir. Her ortam için pH:3,5,7 ve 8 de çalışılarak, elektrokimyasal davranışların pH'a bağlılığı da araştırılmıştır. Bu amaçla, üç elektrot tekniği uygulanmış, çalışma elektrodu olarak Pt, Ni ya da Pb, karşı elektrot Pt'in kullanıldığı sistemle siklik voltamogramlar elde edilmiştir. Potansiyeller doygun kalomel elektroda karşı ölçülmüştür. Aynı elektrotların katodik davranışlarını belirlemek üzere ise basit elektroliz sisteminden yararlanılmış, anot olarak Pt, katot olarak söz konusu metaller (Pt, Ni, Pb) kullanılmıştır. Değişik pH (3, 5, 7, 8) ve sıcaklıklarda (25, 50, 75°C) uygulanan belirli potansiyellerde (5, 10, 15, 20V) oluşan hidrojen gazının miktarı zamana karşı ölçülerek, sistemin hidrojen gazı oluşturma verimliliği hesaplanmıştır. Çalışılan ortamlarda ve çalışma koşullarında elde edilen bulgulara göre, alkollerin elektrooksidasyonunda en çok katalitik etkiye sahip metalin Pt ve Pb olduğu saptanmıştır. Bu metallerin, 0,0 İM Na2S04 içinde yüzeylerinde oluşan oksitler nedeniyle etkin olduğu sonucuna varılmıştır. Hidrojen eldesinde ise Ni'in, katodik hidrojen oluşumunu en iyi katalizlediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler : Hidrojen, elektrooksidasyon, katalitik etki

ElektrooksidasyonHidrojenKurşun+2
Gülfeza Kardaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik kabızlığı olan çocuklarda kurşun düzeyinin incelenmesi

Giriş Kabızlık etyolojisinde; anatomik, genetik, motor aktivite bozukluğu, hatalı alışkanlıklar, çevresel ağır metal maruziyeti gibi birçok neden sorumlu tutulmaktadır. Çevresel ağır metal maruziyetleri arasında en fazla suçlanan metal ise kurşundur ve kurşun maruziyeti kabızlığın önlenebilir nedenleri arasında yerini almaktadır. Bu çalışmada; kronik kabızlığı olan ve olmayan çocuklarda kurşun maruziyetini ve maruziyet kaynaklarını tespit edebilmek, kabızlığı olan çocukların kan ve saç kurşun düzeylerini belirlemek ve sağlıklı çocuklarla kıyaslamak, kan ve saç kurşun düzeyleri arasındaki ilişkiyi araştırmak, kurşun maruziyetinin kabızlık etyolojisindeki yerini değerlendirmek amaçlandı. Materyal ve metod Bu kesitsel çalışmada olgu ve kontrol grubu olmak üzere iki grup oluşturuldu. Olgu grubuna T.C. Bezmialem Vakıf Üniversitesi Çocuk Gastroenteroloji ve Hepatoloji Kliniğine 01.01.2022-01.03.2023 tarihleri arasında kabızlık şikayetiyle başvuran 3-18 yaş aralığındaki 84 çocuk dahil edildi. Farklı nedenlerle kan tahlili yapılması planlanan, kabızlık şikayeti ve kronik hastalığı olmayan eşit sayıda çocuk kontrol grubunu oluşturdu. Kapsamlı öykü, fizik muayene, laboratuvar testleri yoluyla tüm katılımcılarda kabızlık nedeni olan organik hastalıklar ekarte edildi. Çalışmaya katılan çocukların ebeveynlerinden yazılı bilgilendirilmiş onam alındı. Çalışmaya katılmayı, kan ve saç örneği vermeyi kabul etmeyen hastalar çalışma dışı bırakıldı. Örnek alınan hastalar için demografik bilgi formları oluşturuldu ve hastaların oturdukları evlerin yaşları, evdeki tadilat öyküsü, kullanılan içme suyunun nasıl temin edildiği, çevrsinde fabrika bulunma durumu ve ailede sigara içme öyküsü gibi bazı bilgiler kaydedildi. Çalışmamızda kan ve saç örnekleri belirtilen uluslararası talimatlar kullanılarak toplandı ve transfer işlemi gerçekleştirildi. Kan örnekleri; Acıbadem Labmed Klinik Laboratuvarında AAS yöntemiyle, saç örnekleri T.C. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü Adli Toksikoloji Laboratuvarı'nda ICP-MS yöntemiyle çalışıldı. Bulgular Çalışmamıza 3-18 yaş aralığında toplam 168 çocuk dahil edildi. 84 çocuktan oluşan olgu grubunda 46 erkek (%54,8); 38 kız (%45,2); 84 çocuktan oluşan kontrol grubunda ise 45 erkek (%53,6), 39 kız (%46,4) çocuk vardı. Olgu grubunun yaş ortalaması 7,21; kontrol grubunun yaş ortalaması 7,23'dür. Her iki grup yaş ve cinsiyet açısından istatistiksel olarak eşleştirilmiş saptandı. xii Kabızlığı olan çocukların kan kurşun düzeyi ortalaması 3,66 μg/dl, saç kurşun düzeyi ortalaması 1,26 μg/g olarak saptanırken; kontrol grubundaki çocukların kan kurşun düzeyi ortalaması 1,61 μg/dl, saç kurşun düzeyi ortalaması 0,88 μg/g olarak saptandı. Kabızlığı olan çocukların kan kurşun düzeyleri kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek saptanırken her iki grubun saç kurşun düzeyleri arasında ise anlamlı bir fark bulunmadı. Kabızlığı olan çocukların % 48,8'inin; kontrol grubundaki çocukların ise %4,8'inin kan kurşun düzeyinin CDC tarafından 14 Mayıs 2021 tarihinde belirlenen referans değeri olan 3,5 μg/dl üzerinde olduğu görüldü. Kabızlığı olan çocuklarda kan kurşun düzeyinin referans değeri üzerinde çıkma olasılığının kontrol grubuna göre 10 kat daha yüksek olduğu saptandı. Çalışmamızda kan kurşun düzeylerinin cinsiyetten ve çocukların yaşlarından etkilenmediği görülürken; saç kurşun düzeylerinin kızlarda erkeklerden daha yüksek olacak şekilde cinsiyetten etkilendiği görüldü. Kan kurşun düzeyi ile çocukların yaşları arasında anlamlı bir ilişki saptanmazken; saç kurşun düzeyi ile çocukların yaşları arasında anlamlı negatif yönlü düşük dereceli olacak şekilde bir ilişki bulundu (p<0,001, rs=0,3). Kan kurşun düzeyleri ile saç kurşun düzeyleri arasındaki ilişki incelendiğinde ise aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı. Oturulan evin yaşı ile kurşun düzeyleri arasındaki değişim incelendiğinde; evin yaşı ile kan ve saç kurşun düzeyleri arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu saptandı. Oturulan evin yaşı arttığında kan ve saç kurşun düzeylerinin de arttığı görüldü. Çalışmamızda; içme suyunun şekli, evdeki tadilat öyküsü, ebeveynin sigara kullanma durumu, eve yakın sanayi kuruluşu bulunması gibi bilinen kurşun maruziyet kaynakları araştırıldı ancak kan ve saç kurşun düzeyleri ile bu kaynaklar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı. Sonuç ve Öneriler Çalışmamızın sonuçlarına göre, kabızlık şikayetiyle başvuran çocuklarda kurşun maruziyeti araştırılmalı, kurşun maruziyeti açısından risk etmenleri sorgulanmalı ve kabızlık etyolojisini aydınlatamadığımız çocuklarda imkan dahilinde kurşun düzeyi ölçülmelidir. Saç kurşun düzeyi; eksojen kurşun partiküllerinden, çocukların yaşlarından ve cinsiyetten etkilenebileceğinden kabızlığı olan çocuklarda kan kurşun düzeyi ölçülmesi daha uygun olabilir. Böylece, kurşun maruziyeti olan çocuklar erken teşhis edilebilir ve kurşunun özellikle nörolojik olumsuz etkileri oluşmadan maruziyetin önüne geçilebilir. Anahtar kelimeler: Kabızlık, kurşun, kan kurşun düzeyi, saç kurşun düzeyi

KabızlıkKanKurşun+2
Abdurrahman Zarif Güney
Bezmialem Vakıf University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Cyprinus carpio'nun karaciğer, solungaç ve kas dokularındaki kurşun birikimi üzerine ortam derişimi ve sürenin etkileri

18 ÖZET Cyprinwt carpio\ia KARACİ?ER, SOLUNGAÇ VE KAS DOKULARINDA KURŞUN BİRİKİMİ ÜZERİNE ORTAM DERİŞİMİ VE SÜRENİN ETKİLERİ Bu araştırmada farklı ortam derişimlerindeki kurşunun C.carpio'nun solungaç, karaciğer ve kas dokularında etkide kalma süresine bağlı olarak birikimi incelenmiştir. Deney balıklan 0.01 ppm, 0.05 ppm 0.5 ppm ve 1.0 ppm Pb ortam derişimlerinde l, 7, 15 ve 30 gün sürelerle bırakılarak, solungaç, karaciğer ve kas dokularındaki kurşun birikimi atomik absorbsiyon spektrofotometrik yöntemlerle saptanmıştır. Deneyler süresince denenen ortam derişimlerinin hiç birinde balıklarda nıortalite gözlenmemiştir. Kurşun birikimi denenen tüm derişimlerde karaciğerde kasa oranla daha fazla olmuştur. Karaciğerlerdeki birikim ortam derişimi ve etkide kalma süresine bağlı olarak artış göstermiştir. Kas dokusunda ise 1.0 ppm Pb ortam deıişiminde 15. günde azalmaya başlamış, 30. günde yapılan ölçümlerde azalma devam etmiştir. Solungaçlardaki kurşun birikimi 0.01 ve 0.05 ppm ortam derişimlerinde 15. günden sonra azalma göstermiş, 0.5 ve 1.0 ppm Pb ortam derişimlerinde ise karaciğer ve kas kurşun birikiminden daha yüksek düzeye çıkmıştır.

KaraciğerKaslarKurşun+2
İ. Erdal Nevşat
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Kueşun-çinko cevherlerinin optimal flotasyon şartlarının tesbiti

Bu çalışma, Adana ilinin Kozan ilçesine bağlı Horzum yaylasının yaklaşık 30 km kuzeyinde bulunan ve Adana Madencilik Ltd. Şirketi tarafından işletilmekte olan Çinko cevheri üzerinde yapılan çalışmaları içermektedir. Cevherleşme, normal cevher (% 6.02 Zn) olarak nitelendirilen ve flotasyon tesisinin işlediği cevher ile zengin cevher (% 27.44 Zn) olarak tanımlanan ve birkaç bin ton kadar üretilmiş olan malzemeden ibarettir. Çinko cevherinde başlıca ZnS, FeS2, MgO, ve CaO oluşumlarına rastlanmaktadır. Deneysel çalışmalar; normal cevher, zengin cevher ve tesis flotasyon artığı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Normal cevherin ön bir gravimetrik zenginleştirmeyle tenor artışına gitmek ve flotasyon tesisine tenörü nisbeten yükseltilmiş cevher beslemek, zengin cevherin gravimetrik zenginleştirmeyle tenorunun yükseltilmesi suretiyle satılabilir bir konsantre elde edilmesi, artığında % 2 civarında olan çinko tenorunun yükseltilmesi suretiyle artıktaki çinkonun kazanılması amaçlanmıştır. Bu nedenle cevher üzerinde önce kırma-eleme ve öğütme-eleme deneyleri gerçekleştirilmiştir. Daha sonra; normal cevher ve artık üzerinde spiral, deneyleri yapılmış, takiben normal cevher, zengin cevher ve tesis flotasyon artığı ile sallantılı masa deneyleri tatbik edilmiştir. Son olarak da normal cevher sallantılı masa deney ürünleri ile flotasyon deneyleri yapılmıştır. Ayrıca artık, ek olarak MGS deneylerine tabi tutulmuştur. Kırma-eleme deneylerinden cevherin çok kırılgan olduğu sonucuna varılmış ve öğütme-eleme deneylerinde en iyi sonucun 5 dakikalık öğütme sonucunda alındığı görülmüştür. Spiral deneylerinde ne cevher ne de flotasyon tesis artığı için istenilen sonuç alınmıştır. Ayrıca sadece tesis flotasyon artığı için yapılan MGS deneylerinde sonuç vermemiştir. Fakat, sallantılı masa deneylerinde yine artık için sonuç alınmamasına rağmen normal cevher ve zengin cevher için istenilen sonuçlar elde edilmiştir. Bu sonuçlara göre, normal cevher tenörü % 6.02 Zn den ön bir gravimetrik zenginleştirmeyle % 10.37 Zn ye çıkarılmıştır. Elde edilen ürünlerin tek kademeli temizleme flotasyonu sonucu % 53.98 Zn tenörlü nihai konsantre elde edilmiştir ki bu da istenilen amaca ulaşıldığını göstermektedir. Zengin cevher için amaçlanan satılabilir bir konsantre elde edilmesi, % 27.44 Zn tenörlü cevherlerden % 47.25 Zn tenörlü bir konsantre elde edilmesiyle sağlanmıştır.

FlotasyonKurşunÇinko
Metin Uçurum
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Malzemeleri ( çelik, çinko, kurşun, pirinç, alüminyum ) koruyan koruyucu yağların zamanla değişen fizikokimyasal özellikleri

Bu çalışmada, koruyucu yağların ( SAE 30, SAE 40, 10W/40, 20W/50, HD 68, HD 46 ) alüminyum, bakır, çelik, kurşun ve pirinç metallerine etkisi incelenmiştir. Yağların zamanla değişen uçucu madde miktarları, viskoziteleri, yoğunlukları, pH değişimleri, denge potansiyelleri belirlenmiştir. Ayrıca %3,5 NaCl çözeltisi içerisindeki potansiyel değişimleri de incelenmiştir. Bunun yanı sıra metallerin yağlar içerisindeki zamanla değişen korozyon hızları ölçülmüştür. Yağlarda 10 gün bırakılan metal örnekler daha sonra %3,5 NaCl çözeltisi içerisine bırakılıp korozyon davranışlarının değişimleri belirlenmiştir. Yapılan çalışmada koruyucu yağların korozyona engel olduğu görülmektedir.

AlüminyumKorozyonKurşun+1
Serap Toprak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Oreochromis niloticus ve Cyprinus carpio` da bakır ve kurşun birikiminin solungaç, kas, karaciğer, böbrek ve kan dokularındaki iyon dağılımı üzerine etkisi

Bu çalışmada Cyprinus carpio ve Oreochromis niloticus'un farklı dokularında bakır ve kurşun birikimi ve farklı derişimlerindeki metal ortamlarının ve bu ortamlarda kalma sürelerinin kan serum ve dokularda Na+, K+, Ca++, Mg++ ve Cl- iyonlarına etkileri incelenmiştir.Hayvanlar 0.1, 0.5, 1.0 ve 5.0 mgL-1 Cu ve Pb derişimlerinde 10, 20 ve 30 günlük sürelerle bırakılarak karaciğer, böbrek, solungaç ve kas dokularındaki metal birikimi ile iyon derişimleri Atomik Absorbsiyon Spektrofotometrik yöntemle saptanmıştır.C. carpio ve O. niloticus'da bakır birikimi en fazla karaciğerde olurken, kurşun birikimi ise böbrek dokusunda olduğu belirlenmiştir. Böbrek dokusunda kurşun birikimi hariç tüm doku ve organlardaki metal birikiminin C. carpio'da O. niloticus'a oranla önemli düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur. Her iki balık türünde de dokularda bakır birikimi oranları kurşundan daha yüksek olduğu saptanmıştır.C. carpio ve O. niloticus'da bakır ve kurşunun en yüksek oranda karaciğer ve böbrek dokusunda biriktiği, en düşük birikiminin ise her iki türde de kasta olduğu saptanmıştır.Serum ve doku iyon (Na+, K+, Ca++, Mg++ ve Cl-) düzeyleri bakır ve kurşun tarafından etkilenmiştir. Her iki türde de denenen kurşun ortam derişimleri karaciğer ve böbrek dokusu Na+ düzeyinde bir azalmaya solungaç dokusunda ise bir artışa neden olmuştur. Bakır ve kurşun ortam derişimleri kas dokusu Na+ düzeyinde bir değişiklik yapmamıştır. C. carpio'da denenen tüm koşullarda bakır, karaciğer ve solungaç Na+ düzeyini düşürmüş, böbrek dokusunda Na+ düzeyini arttırmıştır. Her iki türde de deney sürelerinin sonunda kan serum Na+ düzeyleri bakır ortam derişimlerinin etkisinde azalırken, kurşun ortam derişimlerinin etkisinde artış göstermiştir.Her iki türde, denenen tüm koşullarda bakır ve kurşun karaciğer K+ düzeylerinde önemli değişiklik yapmamıştır. O. niloticus'da bakır ve kurşun böbrek dokusu K+ düzeyini arttırırken kurşun solungaç dokusu K+ düzeyini azaltmıştır. O. niloticus serum K+ düzeyi bakır ve kurşun ortam derişimlerinin etkisinde artmıştır. C. carpio'da denenen sürelerde bakır ortam derişimleri serum K+ düzeyini arttırırken, kurşun ortam derişimlerinde ise azalmıştır.O. niloticus'da 10 ve 20. gün sonunda denenen bakır ve kurşun ortam derişimleri karaciğer ve solungaç dokusu Ca++ düzeylerini arttırmıştır. Denenen sürelerde bakır derişimleri C. carpio'nun tüm dokularında Ca++ düzeyini arttırmıştır. Karaciğer hariç, C. carpio'nun denenen dokularında Ca++ düzeyleri kurşun ortam derişimleri etkisinde artmıştır. O. niloticus serum Ca++ düzeyi bakır ve kurşun ortam derişimlerinin etkisinde azalmıştır. C. carpio'da bakır ortam derişimleri serum Ca++ düzeyini düşürürken, kurşun ortam derişimlerinin etkisinde ise artmıştır.Her iki metalde 30. günde O. niloticus'un solungaç ve kas dokusu Mg++ düzeyinde bir artışa, böbrek dokusunda ise bir azalmaya neden olmuştur. C. carpio'da kurşun ortam derişimleri karaciğer, böbrek ve kas dokusu Mg++ düzeylerini arttırmıştır. Bakır ve kurşunun etkisinde ve denenen tüm sürelerde serum Mg++ düzeyi O. niloticus'da azalırken, C. carpio'da arttığı gözlenmiştir.

BakırBirikimCyprinus carpio+2
Hikmet Yeter Çoğun
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Ca+2, Pb+2 ve Ca+2+Pb+2 etkisinde kalan balık (Oreochromis niloticus) dokularında Na+/K+-ATPaz , Ca+2-ATPaz ve Mg+2-ATPaz aktivitelerinin belirlenmesi

Tatlısu balığı (Oreochromis niloticus) farklı süreler ve farklı derişimlerde Ca+2, Pb+2 ve Ca+2+Pb+2 etkisine bırakılmıştır. Deney süreleri sonunda solungaç ve bağırsak dokusunda Na+/K+-ATPaz ve Mg+2-ATPaz ile kas dokusunda Ca+2-ATPaz aktiviteleri ölçülmüştür. Akut (48 saat, 20 ?M Pb+2) ve kronik (14gün, 10 ?M Pb+2) deneyler sonunda ATPaz aktivitelerinde Pb+2 ve Ca+2 derişimine, süreye ve doku tipine bağlı olarak önemli değişimler olmuştur. Yüksek Ca+2 derişimi etkisindeki kontrol balıkların ATPaz aktiviteleri düşük Ca+2 derişimi etkisinde kalanlara göre önemli oranlarda yüksek bulunmuştur. Sadece Ca+2 etkisindeki balıklarda genellikle ATPaz aktivitelerinde artış gözlenirken, Ca+2+Pb+2 etkisinde ise artış yanında azalış da gözlenmiştir. Solungaç Na+/K+-ATPaz aktivitesi akut ve kronik süreçte birbirine zıt tepkiler verirken, diğer ATPaz'lar genellikle benzer yönde aktivite göstermiştir.

KalsiyumKurşunOreochromis niloticus
Zehra Doğan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Termomineral sularda ve meyve sularında kurşun, bakır ve nikel tayini için analitik yöntem geliştirilmesi

Ağır metallerin çoğu hayatsal fonksiyonlar için gereksiz olup belirli bir konsantrasyonda insan vücuduna zarar verebilir. Çevre kirliliği nedeniyle; göl, okyanus ve toprakta artış gösteren ağır metaller insanlık için ciddi riskler getirmektedir. Bu nedenle, çevresel örneklerin ağır metal içeriğinin belirlenmesi için yeni ve hassas yöntemler geliştirmek gerekli ve önemlidir. Bu çalışmada, Yüksek Çözünürlüklü Sürekli Işın Kaynaklı Alevli Atomik Absorpsiyon Spektrometresi (HR CS- FAAS) kullanılarak meyve suları ve termomineral sularda eser miktarda kurşun, bakır ve nikel miktarının belirlenmesi için yeni bir katı faz ekstraksiyon (SPE) yöntemi geliştirilmiştir. Çalışmada, asma dalından (ACVS) elde edilen bir aktif karbon, adsorban olarak kullanılmıştır. Kolon tekniği ayırma ve zenginleştirme işleminde uygulanmıştır. En uygun koşulları belirlemek için; örnek çözeltinin pH'ı, geri kazanım çözeltisinin türü ve konsantrasyonu, örnek çözeltinin ve geri kazanım çözeltisinin akış hızı, örnek çözeltinin hacmi ve yabancı iyonların analit iyonlarının geri kazanım verimine etkisi incelendi. ACVS içeren kolonda, kurşun, bakır ve nikel için tespit sınırları (LOD) 0,36, 0,69 ve 0,28 µg L-1, zenginleştirme faktörü 60 olarak belirlendi. Yöntemin doğruluğu bilinen miktarda analit iyonlarının gerçek örneklere ilave edilmesiyle yapılan geri kazanma çalışmalarıyla kontrol edildi. Geliştirilen metot, çeşitli meyve sularına ve termomineral su örneklerine başarıyla uygulandı. Aralık 2019 – xiii+ 55 Sayfa Anahtar Kelimeler: Meyve Suyu, Termomineral Sular, Aktif Karbon, Alevli Atomik Absorpsiyon Spektrometri, Ağır metaller

Aktif karbonAtomik soğurma spektrometriAğır metaller+7
Hilal Yıldız Karakoç
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Etekli (Karaisalı, Adana) bölgesinin Zn-Pb cevherleşmesinin mineralojik ve jeokimyasal incelenmesi

Bu çalışmada, Doğu Toroslar'ın batı bölümünde yer alan Aladağ Birliği'ne ait Jura-Kretase yaşlı Çamlık Formasyonu kireçtaşlarında bulunan Zn-Pb cevherleşmesi incelenmiştir. Cevherleşme, KD-GB doğrultulu ve KB'ya eğimli bir fay kontrolünde gelişmiştir. Cevherleşmeyi oluşturan ana fayın daha sonraki bir dönemde D-B yönlü faylar etkisiyle parçalanması, taşınması ve breşik bir yapı kazanması sözkonusudur. Cevherleşme, ana kırığın yüzeye yakın kesimlerinde fay dolgusu içerisinde daha çok yoğun demirli çinko karbonatlar şeklinde gözlenmektedir. Daha derin kesimlerde ise fay ile ilişkili karstik ceplerde, stok veya büyük mercekler şeklinde çinko sülfür olarak bulunmaktadır. Ana, iz ve nadir toprak elementleri analiz sonuçlarına göre cevherleşmenin kökeni hidrotermal çözelti ile ilişkilendirilmiştir. Sülfit minerallerinden sfalerit ve galenit'e ait 34S analiz sonuçları sırasıyla -11.3 ile-14.4 ve ‰3.45 aralığında saptanmıştır. Galenit örneklerinden yapılan Pb izotop analiz sonuçlarına göre 206Pb/204Pb değeri 18.68-18.75 aralığında, 207Pb/204Pb değerleri 15.70-15.71 aralığında ve 208Pb/204Pb değerleri 38.845-38.91 aralığında saptanmıştır. Simitsonitlerden ve kireçtaşından yapılan 13C ve 18O izotop analiz sonuçlarına göre 13C oranı sırasıyla -4.21, -2.26 ve 1.69 arasında değişmektedir. Oksijen izotop değerleri ise sırasıyla -2.7, -1.76 ve -6.36 arasında değişmektedir. Jeokimyasal analiz sonuçları ve arazi gözlemlerine göre, birincil sülfür mineralleri hidrotermal ve epijenetik proseslerle oluşmuş, daha sonra karasal ayrışım ve karstlaşma sonucunda ikincil karbonat ve oksit tipi yatakların oluşan boşluklara yerleştiği söylenebilir.

Adana-KaraisalıJeokimyaKurşun+1
Mehmet Baydan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Investigation of some organometalic reactions of [PbCl{C(SiMe3)2(SiMe2C5H4N-2)}] compound

In this study, the reactions of, synthesis of [PbCl{C(SiMe3)2(SiMe2C5H4N-2)}] compound which is sensitive to both air and light was investigated. The reaction between this compound and MeI oxidative addition was examined. New [PbMeClI{C(SiMe3)2(SiMe2C5H4N-2)}] compounds which was obtained, was charecterized with NMR. In other studies, substituton reactions between this compound was examined. At the end of the reactions between AgOCOCF3 and AgOSO2C6H4CH3-4 salts, colourless crystals were abtained. Only these compounds of NMR analysis were done.

Grignard reagentLeadOxidation reactions+1
Elçin İymen
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir Balık Hali'nde satılan kimi balık çeşitlerinin gıda güvenliği açısından irdelenmesi

İnsan diyeti ve sağlığı açısından büyük öneme sahip olan su ürünleri; kentleşme, turizm, endüstri ve teknolojideki gelişmeler sonucunda suların hızla kirlenmesi ile insan sağlığını tehdit eder hale gelmiştir. Bu tehlikelerin başında ağır metaller ve mikroorganizma kirliliği gelmektedir. Bu araştırmada her iki kirliliğin İzmir Balık Hali'nde satışa sunulan kimi balık türlerinde, gıda güvenliğine ve gıda kalitesine etkileri irdelenmiştir.İzmir Balık Hali'nden temin edilen açık deniz ve körfezden avlanmış kefal (Mugil cephalus L., 1758), sardalya (Sardina pilchardus W. 1792), levrek (Dicentrarchus labrax L., 1758), çipura (Sparus aurata L., 1758) balıklarında ve iki farklı çiftlikten avlanmış çipura (Sparus aurata L., 1758) ve levreklerde (Dicentrarchus labrax L., 1758) toplam mezofilik aerobik bakteri sayımı, toplam psikrofil bakteri sayımı, toplam koliform ve fekal koliform bakterileri analizi, Escherichia coli, Salmonella spp, Staphylococcus aureus bakterilerinin analizleri olmak üzere mikrobiyolojik analizler yapılmıştır. Ağır metal analizlerini yapmak amacıyla mikrodalga yakma ünitesinde yakılan balık örneklerinde atomik absorpsiyon spektrofotometresi kullanılarak kurşun, kadmiyum, arsenik ve civa analizleri yapılmıştır. Ek olarak balık örneklerinin kimyasal kompozisyonlarını belirleyebilmek amacıyla pH, nem, kül, yağ ve protein olmak üzere kimyasal analizleri gerçekleştirilmiştir.Çalışmanın sonucunda toplam mezofilik aerobik bakteri yükü açık denizden avlanmış balık türlerinde 2,48±0,25-2,77±0,66 log kob/g aralığında; körfezden avlanmış balık türlerinde 2,36±0,02-3,01±0,86 log kob/g aralığında; çiftlik balıklarında 2,09±0,12-3,07±0,32 log kob/g aralığında tespit edilmiştir. Çalışmamızda kullandığımız balık örneklerinin hiçbirinde psikrofil bakteri, Salmonella spp, Staphylococcus aureus, toplam koliform, fekal koliform ve Escherichia coli saptanmamıştır. Yapılan ağır metal analizleri sonucunda açık denizden avlanan balıklarda Pb konsantrasyonu T.E-0,14±0,07 µg/g, Cd konsantrasyonu T.E-0,06±0,02 µg/g, Hg konsantrasyonu 0,04±0,03-0,32±0,08 µg/g olarak belirlenmiş olup As (<0,1 µg/g) ise tespit edilememiştir. Körfezden avlanan balıklarda Pb (<0,08 µg/g) ve As (<0,1 µg/g) ağır metalleri tespit edilememiş, Cd konsantrasyonu T.E-0,06±0,03 µg/g, Hg konsantrasyonu 0,02±0,00-0,145±0,08 µg/g olarak saptanmıştır. Çiftlik balıklarında ise Pb konsantrasyonu T.E-0,15±0,14 µg/g, Cd konsantrasyonu T.E-0,04±0,03 µg/g, Hg konsantrasyonu 0,03±0,01-0,47±0,6 µg/g olarak belirlenmiş, As (<0,1 µg/g) tespit edilememiştir. Çalışmamızda İzmir Balık Hali'nde satışa sunulan analizlerini yaptığımız balık türlerinin mikrobiyolojik ve ağır metal içeriği kapsamında gıda güvenliği açısından risk teşkil etmedikleri, yapılan kimyasal kompozisyon analizleri ile insan beslenmesinde önem arz eden protein ve yağ gibi besin öğeleri bakımından önemli bir kaynak oldukları ortaya konulmuştur.

ArsenikBalık etiCıva+4
Asuman Baytar Aktaş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kurşun maruziyetine ilişkin sağlık inanç ölçeğinin geliştirilmesi çalışması

Bu araştırma, kurşun maruziyetine ilişkin sağlık inanç ölçeğinin geliştirilmesi, geçerlilik ve güvenilirliğinin analiz edilmesi amacıyla metodolojik olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamına, Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesinde 1 Şubat - 30 Nisan 2013 tarihleri arasında, meslek polikliniğine başvuran kurşun ve bileşikleri ile ilgili işlerde çalışan toplam 525 erkek işçi alınmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından oluşturulan Katılımcı Bilgi Formu ve Kurşun Maruziyetine İlişkin Sağlık İnanç Ölçeği (KMİSİÖ) kullanılmıştır. Verilerin, kapsam geçerliliği Lawshe tekniğine göre konunun uzmanları tarafından, yapı geçerliliği faktör analizi ile, güvenirliği Cronbach alfa katsayısı, iki yarım test tutarlılığı (Guttman ve Spearman-Brown güvenilirlik katsayısı) ve Spearman korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırmada; oluşturulan 107 maddelik taslak ölçeğin kapsam geçerliliğinde 6 uzman görüşü alınarak hesaplanan İçerik Geçerlilik Oranı .99?dan düşük olan 67 madde ölçekten çıkarıldı. Yapı geçerliliğinde, faktör analizi sonucu ölçeğin altı faktörden oluştuğu belirlendi. Güvenilirlik analizinde ise KMİSİÖ?nün Cronbach Alpha Güvenirlik Katsayısı .94 ve alt boyutların .81 ile .94 arasında değiştiği, İki yarım test tutarlılığında Ölçeğin Sperman- Brown Katsayısı .740 ve Gutman Split-Half Katsayısı .739 (p<.05) ve Spearman korelasyon analizi sonucu madde- toplam puan korelasyonları (Rho) .233 ile .868 arasında değiştiği saptandı. Yapılan geçerlilik ve güvenilirlik analizleri sonucunda 33 maddeden ve altı alt boyuttan oluşan KMİSİÖ?nün geçerli ve güvenir bir ölçek olduğu bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Ölçek geliştirme, geçerlilik, güvenirlik, kurşun maruziyeti, sağlık inanç modeli.

GeçerlikGüvenilirlik ve geçerlilikKurşun+2
Tuğba Palaz
Gazi University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kadmiyum ve kurşunun katı faz özütlemesi ile zenginleştirilmesi için yöntem geliştirilmesi, adsorpsiyon kinetiği ve termodinamiğinin incelenmesi

Bu çalışmada, Amberlyst 15 reçinesi doldurulmuş kolonlar kullanılarak Cd(II) ve Pb(II) iyonlarının zenginleştirilmesi ve atomik absorpsiyon spektrometrisi ile tayin edilmesi için bir yöntem geliştirilmiştir. pH, geri alma çözelti cinsi ve derişimi, örnek akış hızı, örnek hacmi gibi faktörlerin zenginleştirme verimine etkisi araştırılmıştır. Deneysel olarak belirlenen optimum şartlarda (pH 4, akış hızı 1 mL/min) geri alma çözeltisi olarak 5 mL 2 mol/L HNO3 çözeltisi kullanılarak elde edilen geri kazanma verimi Cd(II) için %(104 ± 1) ve Pb(II) %(102 ± 2)?dir. Yöntemin gerçek numunelere uygulanabilirliğini araştırmak için Fe, Ni, Co, Mn, Cr, Na, K, Ca ve Mg gibi bazı elementlerin geri kazanma verimine etkisi de incelendi. Önerilen yöntem gerçek su örneklerine uygulanarak Cd(II) ve Pb(II) % 5,0?dan daha küçük bağıl hata ile tayin edilmiştir. Analitik gözlenebilme (LOD) ve tayin sınırı (LOQ) Cd(II) için sırasıyla 0,23 ?g/L ve 0,75 ?g/L?dir. Bu parametreler Pb(II) içinde sırasıyla 0,13 ?g/L ve 0,42 ?g/L?dir. Ayrıca Amberlyst 15?in Cd(II) ve Pb(II)?yi tutma kapasitesi kesikli yöntem uygulanarak 298 K?de sırasıyla 152 mg/g ve 154 mg/g olarak bulunmuştur. Adsorpsiyon kinetiği çalışılarak da tepkime derecesi her iki iyon için de yalancı ikinci derece olarak belirlenmiştir. Termodinamik çalışmalar sonucunda ?Gº, ?Hº ve ?Sº değerleri belirlenmiş ve adsorpsiyon tepkimesinin her iki iyon için de ekzotermik olduğu gösterilmiştir.

Alevli atomik soğurma spektrometresiKadmiyumKurşun+2
Abdullah Ulaş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni bir biyosorbent kullanarak sulu çözeltilerden metal iyonlarinin uzaklaştirilmasi

Bu çalışmada Lentinus concinnus beyaz çürükçül fungus kullanılarak sulu çözeltilerden Pb(II), Cu(II) ve Zn(II) metal iyonlarının giderimi çalışılmıştır. Fungusun misel ve plektenkima yapısı, aktif ve inaktif formlarda, kesikli sistem deneylerinde kullanılmıştır. Metal iyonu giderimi üzerine, pH, sıcaklık, başlangıç metal iyonu konsantrasyonu, biyokütle konsantrasyonu ve üçlü metal iyonu etkisi incelenmiştir. Tüm biyokütleler için, optimum pH değeri, pH 5,0 olarak tespit edilmiştir. Biyosorpsiyon dengesinin tanımlanması için Langmuir ve Freundlich adsorpsiyon izoterm modelleri uygulanmıştır. Biyosorpsiyon işleminin Freundlich izoterm modeli ile tanımlanabileceği belirlenmiştir. Kesikli sistemde yürütülen deneylerin sonucunda, aktif plektenkima yapısının diğer biyokütlelerden daha yüksek giderim oranına sahip olduğu bulunmuştur. Aktif plektenkima için adsorpsiyon kapasitesi ve giderim oranları, sırasıyla, Pb(II) iyonu için 0,432 mmol/g (89,58 mg/g), %93,12, Cu(II) iyonu için 0,869 mmol/g (55,26 mg/g), %53,00 ve Zn(II) iyonu için 0,498 mmol/g (32,55 mg/g), %27,00 olarak elde edilmiştir. Literatürde Lentinus concinnus türü ile çalışılan çok az çalışma vardır, ancak plektenkima yapısının kullanıldığı bildirilmiş hiçbir çalışma bulunmamaktadır. Sonuç olarak, Lentinus concinnus?un misel ve plektenkima yapısının, atıksulardan Pb(II), Cu(II) ve Zn(II) iyonlarının gideriminde, önemli derecede yüksek kapasiteye sahip olduğu belirlenmiştir.

Ağır metal giderimiBakırKurşun+2
Mihriban Doğan Kırcı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kurşun toksikasyonu oluşturulan ratlarda beta glukanın etkisi

Araştırmada bireysel olarak barındırılan 28 adet erkek Sprague-Dawley rat kullanıldı ve Kontrol, Beta glukan (BG, 50 mg/kg canlı ağırlık (CA)/gün BG, gavaj), Kurşun (Kurşun; 15 mg/kg CA, ip kurşun asetat), Kurşun + BG grubu (Kurşun + BG; 15 mg/kg CA ip kurşun asetat ve 50 mg/kg CA BG, gavaj) olarak dört gruba ayrıldı. Yem tüketimi Kurşun grubuyla karşılaştırıldığında, Kurşun + BG grubunda önemli oranda arttı (P<0.001). Kurşun toksisitesi, oksidatif stresin göstergesi olan karaciğer malondialdehiti (MDA) önemli oranda artırdı (P<0.001). Beta glukan uygulaması karaciğerde önemli oranda MDA düzeyini azalttı ve GSH-Px aktivitesini artırdı (P<0.001). Kurşun uygulaması proapoptotik protein Bax'ın salınımını artırdı, antiapoptotik protein Bcl-2'nin salınımını azalttı ve Bax/Bcl-2 oranını önemli oranda artırdı (P<0.01). Aynı zamanda spermatogenezisi bozdu. Kurşun kaynaklı toksisite üzerine beta glukan uygulaması ise oksidatif stresi, spermatogenezisi, apoptotik yolakların aktivasyonunu kısmen korudu.

AntioksidanlarCanlı ağırlıkGlukanlar+6
Osman Ersin Kanmaz
Fırat University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Saccharomyces Cerevisiae mayasının atıksulardan toksik metallerin uzaklaştırılmasındaki etkinliğin incelenmesi

Bu çalışmada, ölü Saccharomyces cerevisiae mayası kullanılarak Pb(II) metal iyonu biyosorpsiyonu gerçekleştirilmiştir. pH, biyokütle derişimi, başlangıç metal iyonu derişimi, sıcaklık, temas süresi ve tuz etkisi parametrelerinin kurşun iyonu biyosorpsiyonuna etkisi incelenmiştir. Pb(II) iyonu için, belirlenen en uygun ortam koşulları pH 5.0, sıcaklık 25 °C, başlangıç Pb(II) çözeltisi derişimi 75 ppm ve biyokütle derişimi 5 g/L şeklindedir. Bu koşullarda, en yüksek Pb(II) kazanımı 11,87 mg/g'dır. 0,1 M EDTA çözeltisi Pb(II) yüklenmiş biyokütleden Pb(II) iyonlarının desorpsiyonu için etkili bir kimyasal olarak bulunmuştur. Biyokütlenin etanol ve sodyum hidroksit ile işlem görmesi, Pb(II) biyosorpsiyon kapasitesini arttırmıştır. S. cerevisiae mayasının üreme eğrisinin logaritmik fazından alınan biyokütle, durağan fazından alınan biyokütleye göre daha yüksek Pb(II) biyosorpsiyon kapasitesi göstermiştir.Pb(II) iyonunun S. cerevisiae ile biyosorpsiyonu Langmuir modeli, biyosorpsiyon kinetiği ise birinci derecemsi (pseudo ? first order) hız modeli ile iyi açıklanmıştır.Pb(II) iyonu için, biyosorpsiyon ısısı -1,70 kcal.mol-1, aktivasyon enerjsi ise -2.30 kcal.mol-1 olarak hesaplanmıştır. Bu değerler doğrultusunda, biyosorpsiyonun ekzotermik olduğu ve esas olarak fiziksel ve kısmen de kimyasal adsorpsiyon sonucu gerçekleştiği belirlenmiştir.

BiyosorpsiyonKurşunKurşun giderimi
Neslihan Aydoğan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Çeşitli et ve et ürünlerinde ağır metal içeriklerinin değerlendirilmesi

Çeşitli Et ve Et Ürünlerinde Ağır Metal İçeriklerinin Değerlendirilmesi Bu çalışmada Burdur ilinde tüketilen farklı zamanlarda rastgele olarak toplanan sığır eti, balık eti, tavuk eti ve et ürünleri olmak üzere toplam 96 adet örnekte ağır metal düzeylerinin belirlenmesi, elde edilen değerlerin ulusal ve uluslararası mevzuatlarla karşılaştırılması amaçlandı. Burdur ilinde tüketilen çeşitli et ve et ürünleri örneklerinde ağır metal - bakır (Cu), demir (Fe), nikel (Ni), kadmiyum (Cd), kurşun (Pb), civa (Hg), çinko (Zn), krom (Cr), kobalt (Co)-varlığı ve düzeyinin belirlenmesinde organik yapılarının parçalanması ve cihazda analiz edilebilecek forma gelmesi için mikrodalga yakma kapalı sistemi kullanıldı ve daha sonra indüktif olarak eşleşmiş plazma optik emisyon spektrometresi (ICP-OES) yöntemiyle analiz edildi. Bu çalışmada, kırmızı et, tavuk eti, balık eti ve et ürünlerinde ortalama kurşun düzeyi sırasıyla 0,487 mg/kg, 1,668 mg/kg, 0,453 mg/kg ve 1,101 mg/kg, balık etinde ise kadmiyum 0,051 mg/kg olarak tespit edildi. Ancak, cıva hiçbir örnekte saptanmadı. Sonuç olarak kırmızı et, tavuk eti, balık eti ve et ürünlerinde ortalama kurşun düzeyi, balık etinde ise ortalama düzeyi kadmiyum ulusal ve uluslararası mevzuatta bildirilen maksimum kalıntı limitlerinin üstünde belirlendi. Et ve et ürünlerinde kadmiyum ve kurşunun maksimum kalıntı limitlerinin üstünde belirlenmesi halk sağlığı açısından risk yaratmaktadır. Sonuç olarak, et ve et ürünleri çiftlikten sofraya tüm aşamalarda ağır metal kirliliğinin izlenmesi gerektiği kanısına varıldı. Anahtar Kelimeler: Ağır Metaller, Et, Et Ürünleri, ICP-OES

Ağır metal kirliliğiAğır metallerBakır+7
Didem Çavuşmirza
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ratlara deneysel olarak uygulanan farklı dozlardaki kurşun asetatın arginaz enzimi aktivite düzeylerine etkisi ve arginaz enziminin kinetik özellikleri

1. ÖZET Kent yaşamında ve kurşun kullanan endüstri dallarında kurşuna maruziyet oluşmakta, sonuçta akut veya kronik zehirlenmeler görülmektedir. Günümüzde kırsal bölgelerde su ve besinlerle birkaç mg kurşun alınmaktadır. Kentlerde bulunan endüstriyel artıklar ve motorlu araç egsozlarından yayılan kurşun canlıları etkilemektedir. Kurşun maruziyeti tüm toplumu etkilemekte ve çeşitli sağlık problemlerine yol açmaktadır. Üre siklusunun son enzimi olan arginaz (L-arginin üre hidrolaz veya amidinohidrolaz (E.C 3.5.3.1)), arginini, ornitin ve üreye hidrolize ederek, özellikle memelilerde karaciğerde amonyağın zehirsizleştirilmesinden sorumludur. Karaciğer, arginaz aktivitesinin en yüksek olduğu organdır. Ekstra hepatik dokulardaki aktivitesi, karaciğerden belirgin olarak daha düşüktür. Biz de çalışmamızda kurşun asetatın karaciğer dokusunda bulunan arginazın aktivitesine etkisini araştırdık. Çalışmada ortalama 8 haftalık 28 adet 250 +/- 50 gram ağırlığında Wistar cinsi albino rat kullanılmıştır. Örnekler rastgele alınarak dört gruba ayrılmıştır. Grup I; kontrol grubu 1 ml serum fizyolojik i.p , Grup II; kurşun asetat 25 mg/kg-i.p , Grup III; kurşun asetat 50 mg/kg-i.p , Grup IV; kurşun asetat 75 mg/kg - ip şeklinde düzenlenmiştir. Kurşun asetat 1 ml serum fizyolojik içerisine katılarak 7 gün boyunca sabah akşam birer kez olmak üzere periton içi uygulanmıştır. Deney sonunda tüm gruplardaki ratlara ketamin 75 mg/kg+xylazine 10 mg/kg periton içi (i.p) uygulanarak denekler anestezi altında dekapite edilmiştir. Dekapitasyonun ardından ratların karaciğer dokuları hızla çıkarılarak 0,9 luk NaCI ile yıkanmış, daha sonra paketlenerek soğuk zincirde laboratuvara ulaştırarak -80 °C de derin dondurucada saklanmıştır Rat karaciğer doku arginazı için preinkübasyon ısısı 65°C, preinkübasyon zamanı 20 dakika, inkübasyon zamanı 18 dakika ve optimum pH 10 olarak saptanmıştır. Enzim en yüksek aktiviteyi 3 mM MnCl2 konsantrasyonunda vermiştir. Sonuç olarak enzimin aktivasyonu için Mn+2 iyonlarının ve 65 °C' de preinkübasyonun gerekli olduğu tespit edilmiştir. Kurşun içeren rat karaciğer doku arginazının L- arginine karşı olan Km'inin 8,5 mM civarında, kontrol grubunun ise 11,5 mM civarında olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak, Pb varlığında Km ve Vmax nun azaldığı gözlenerek meydana gelen inhibisyonun unkompetatif solduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Kurşun Asetat, Arginaz, Rat

ArjinazAsetatlarKaraciğer+2
Fatih Demir
Fırat University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kurşun (II) ve kalay (II) nin birlikte kare dalga sıyırma voltametrisiyle tayini için yöntem geliştirilmesi

Bu çalışmada, Metansülfonilhidrazin (MSH), ligandının sulu ortamda, elektrokimyasal davranışları, dönüşümlü voltametri ve Kare dalga voltametrisi ile incelendi. Bu ligandın varlığında kalay ve kurşunun karedalga anodik sıyırma voltametrisiyle birlikte tayini için yöntem geliştirildi. Yöntemin çalışma şartları optimize edildi. Yöntemin doğruluğu standart referans toprak numunesinde (GBW?07405), çeşme suyuna ve Ankara Çayı suyuna eklenen derişimlerin geri kazanılmasıyla kontrol edildi.

KalayKurşun
Mehmet Ceylan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Atık sulardan ağır metallerin giderilmesinde doğal zeolitlerin kullanılması: Klinoptilolitin çinko, kurşun ve kadmiyum için iyon değişim kapasitesi

Günümüzün önemli çevre sorunlarından biri atık sulardaki ağır metallerin yarattığı kirliliktir. Bu çalışmada; atık sularda yer alan kurşun, çinko ve kadmiyum ağır metallerinin doğal zeolitlerden olan klinoptilolit kullanılarak iyon değişimi yöntemi ile uzaklaştırılması olanakları araştırılmıştır.Çalışmanın ilk basamağında orijinal numunenin kimyasal analizi yapılmış ve X-ışını kırınım desenleri çıkarılmıştır. Daha sonra, klinoptilolitin tek iyon formuna dönüştürülmesi işlemi sodyum iyonu kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu işlem sonucunda sodyum formundaki klinoptilolitin ham klinoptilolite göre % 80 oranında sodyuma doyduğu belirlenmiştir.Çalışmanın ikinci basamağında sodyum formuna dönüştürülmüş klinoptilolit numuneleri 0,1 N derişimindeki Pb (NO3)2, Cd(NO3)24H2O, Zn(NO3)26H2O çözeltileri ile gram klinoptilolit/mililitre çözelti oranı 1/100 olacak şekilde muamele edilmiştir. Deneyler sonucunda yapılan sodyum, kalsiyum, magnezyum, potasyum, kurşun, kadmiyum, çinko kimyasal analizleri ve bu analiz neticesinde elde edilen ölçüm sonuçları kullanılarak çözeltide bulunan kurşun, çinko, kadmiyum katyonlarından klinoptilolit bünyesinde yer alan sodyum iyonlarının değişim miktarları belirlenmiştir. Çalışmamızda sodyum formundaki klinoptilolitlerde gerçek iyon değişim kapasitesi belirlenmeye çalışılmıştır. Sodyum formundaki klinoptilolitin kimyasal analizine göre teorik iyon değişim kapasitesi sodyum iyonu için 1,6 milieşdeğergram sodyum / gram klinoptilolit olarak belirlenmiştir. Deneysel çalışmamızın sonucu gerçek kapasite ise; Çinko için; 0,785-1,224 meşg/ g klinoptilolit, Kurşun için; 0,97-1,288 meşg/ g klinoptilolit, Kadmiyum için; 0,83-1,2332 meşg/ g klinoptilolit aralığında belirlenmiştir.

Ağır metallerDoğal zeolitKadmiyum+3
Aslı Usta Dikmen
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

AAS'de bazı metallerin duyarlığının arttırılmasında STAT'ın kullanılması ve biyomonitör bitkilerin belirlenmesinde uygulanması

Bu çalısmada, kuvarstan yapılmıs atom tutucu yarıklı tüp (STAT) kullanılarak Cd, Pb ve Cu' ın tayini için AAS (Atomik Absorpsiyon Spektroskopisi)' nin duyarlıgında önemli bir artıs basarıldı. Bu amaçla; tüp çapı, üst yarık uzunlugu, tüpün et kalınlıgı ve tüp uzunlugu gibi parametreler arastırıldı. 1.5 mm' lik tüp et kalınlıgı, 12 cm' lik tüp uzunlugu, 1 cm'lik üst yarık uzunlugu ve 6 mm'lik tüp çapının kullanılmasıyla kadmiyum için 13 kat, kursun için 7 kat ve bakır için 3 kat' lık bir artıs elde edildi. Bu çalısmanın ikinci kısmında; hava, toprak ve su gibi çevredeki Cd, Pb ve Cu kirlenmesinin göstergesi olabilecek bitkiler arastırıldı. Bu amaçla; zakkum, çam türleri, at kestanesi, sögüt, yenidünya, çınar, asma, zeytin, akasya, igde gibi çesitli bitki yaprakları kirlenmis ve kirlenmemis alanlardan toplandı. Kuru ve mikrodalga ile çözmeden sonra çözeltiler AAS ile analiz edildi. Ölçümlerin dogrulugunu tespit etmek için, bazı bitkiler ICP-MS ile analiz edildi. Elde edilen sonuçlardan incir, ceviz, asma, yenidünya, zeytin, dut bitkilerinin Pb için biyomonitör olabilecegi; zakkum, karaçam, Akdeniz ve Arizona Servisi, mazı, akasya, çınar, asma, dut ve igde bitkilerinin Pb için hem biyomonitör hem de biyotemizleyici olarak degerlendirilebilecegi sonucuna varıldı. Ayrıca akasya, kavak, sögüt, yenidünya ve ayva gibi bazı bitkilerin Cd'a duyarlı oldukları ve biyomonitör potansiyellerinin bulundugu gözlenmistir. Anahtar kelimeler: Kadmiyum, Kursun, Bakır, atomik absorpsiyon, STAT, biyomonitor, biyotemizleme.

Analitik kimyaKadmiyumKurşun
Gökçe Kaya
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00

Related subjects