Museology
73 theses under this subject heading
Müze yöneticilerinin postmodern müzelerin pazarlama uygulamalarına yönelik görüşlerinin belirlenmesi: İstanbul örneği
Müzecilik ve turizm arasındaki ilişki, gün geçtikçe önemli bir çalışma alanı haline gelmektedir. Buna karşın turizm pazarlaması alanyazınında, postmodern müzelerin karakteristik özelliklerini ortaya koyan ya da bu müzelerin pazarlanmasında postmodern koşullara olan uyumu araştıran bir çalışmanın henüz yapılmadığı görülmektedir. Bu çalışmada postmodern müzelerin modern müzelerden farklı yanlarını belirlemek, postmodern müzelerin pazarlanmasına yönelik eğilimleri anlamak ve postmodern müzelerin pazarlanmasına ilişkin Türkiye'deki mevcut durumu ortaya koymak amaçlanmaktadır. Nitel bir bakış açısı ile ele alınan çalışmada, araştırmanın her aşaması ve izlenen yol detaylı olarak açıklanmıştır. Verilerin analizinde, veri içindeki örüntü, tema ve kategorileri keşfetmeyi içeren tümevarımsal içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan müzeler, araştırmacının ve uzmanların yargılarına dayanarak İstanbul'daki özel müzeler arasından amaçlı örnekleme yöntemi kullanılarak seçilmiştir. Araştırmada veri toplama tekniği olarak yarı yapılandırılmış görüşme kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından ilgili kaynaklar referans alınarak hazırlanan ve uzman görüşüne sunulan soruların, araştırmanın amacını desteklediği varsayılmıştır. Çalışma sürecinde toplanan veriler yoluyla, postmodern müzelerin modern müzelerden dokuz farklı açıdan ayrıldığı bulunmuştur: Ek mekânların kullanılması, müzelerin özel etkinlikler için kullanıma açılması, ziyaretçilerin motivasyonları, kullanılan sergileme teknikleri, kullanılan sergileme mekânları, sergilenen eserlerin yapısı, sponsorluk kabulü, şubesinin olması ve sosyal medya kullanımı. Ayrıca araştırma kapsamındaki müzelerin, postmodern koşullar olan üstgerçekliğe, parçalanmışlığa, karşıtlıkların birlikteliğine, üretimle tüketimin yer değiştirmesine ve öznenin merkezsizleştirilmesine yönelik eğilimleri ve uygulamaları olduğu da tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Müzecilik, Modern Müze, Postmodern Müze, İstanbul.
Çağdaş müzecilikte teşhir ve mekân
İnsanlığın misyonlarından biri olarak düşünülmesi gereken "kuşaktan kuşağa aktarım" olgusu, müzelerin ortaya çıkmasında etken bir rol oynamaktadır. Müze nedir? Müzeler; içerisinde eserlerin konulduğu birkaç vitrinden mi ibarettir? Gelecek kuşaklara bu aktarım nasıl verimli bir şekilde yapılabilir sorularının cevabını da "Çağdaş Müzecilik" kavramı vermektedir. Her müzenin bir hikâyesi vardır. Bir müze ilk kurgu aşamasındayken öncelikle bu hikâyenin ortaya çıkarılması gerekir. Bu hikâye; ziyaretçiyi, sıkıcı, rutin müze gezisinden çıkarıp, ziyaretçinin o müzenin hikâyesinin içerisine girmesini, "öz" ünü almasını sağlamaktadır. İşte tam bu esnada işin içine çağdaş müzecilik kavramı girmektedir ki bu kavram müzelere özgünlük, anlaşılabilirlik, erişilebilirlik katmaktadır. Hikâye ile birlikte mekân ve tasarım kavramları işin içine girmektedir. Mekân ve tasarım ile birlikte, hikâye birleştiğinde kuşaktan kuşağa aktarım konusunda başarılı olunacağı gibi, müzeleri artık sıkıcı mekânlar kategorisinden de çıkarmak mümkün olacaktır. Çağdaş müzecilik kavramında sadece vitrinlere yer verilmemektedir. Vitrinler ile birlikte, vitrinlerin içindeki nesneler ile paralel birçok unsur müzeler içerisinde yer almaktadır. Bunların arasında interaktif uygulamalar, grafik uygulamaları, diaromalar, maketler, realistik silikon heykeller ile yapılan canlandırmalar, ses sistemleri, günümüz bilgisayar teknolojisinin sunduğu hemen hemen tüm imkânlar sayesinde günümüz müzeciliğine yeni bir soluk getirilmeye çalışılmaktadır. Çağdaş müzecilikte teşhir ve mekân konulu bu tezde yukarıda anılan unsurların nasıl ve ne şekilde olması gerektiğini tarif ederek, yapılacak bu işlerin güvenlik boyutunun da sorgulanarak, engelli ziyaretçiler de dâhil olmak üzere toplumun her kesimine hitap edebilecek bir müzenin nasıl olması gerektiği anlatılmaktadır.
Müzelerin araştırma işlevi ve müzelerde araştırma faaliyetleri yönetimi üzerine bir değerlendirme
21. yüzyılın başlarında müzecilik alanında iletişim temelli bir yaklaşım benimsenmiştir. Bu yaklaşımla birlikte müzenin işlevleri koruma, araştırma ve iletişim olmak üzere üç ana başlık altında toplanmıştır. Müzelerin koruma ve iletişim işlevlerine odaklanılırken diğer bir önemli işlev olan araştırmanın ne olduğunun ve kapsamına ne gibi faaliyetlerinin girdiğinin tespiti çoğu zaman yapılamamaktadır. Araştırma esasen müzenin var oluşunun temelinde yatar ve müzelerdeki işleyişin, işlevlerin ve etkinliklerin çekirdeğini oluşturur. Müze araştırması nesne ve alan araştırmasıyla başlar. Ancak bu işlev aynı zamanda birçok farklı çalışmayı da bünyesinde barındırmaktadır. Nesne ve alana yönelik araştırmaya ek olarak toplama, koruma ve iletişim gibi müze işlevlerine ilişkin araştırma ile izleyici araştırmaları, pazar araştırmaları ve yönetimsel araştırmalar gibi müzebilimsel araştırmalar da müzelerde yürütülen araştırma faaliyetlerinin kapsamına girmektedir. Etkili bir araştırma işlevi yürütebilmek için önceden hazırlanmış bir faaliyet planına ve belirli bir politikaya ihtiyaç vardır. Temel işlev olan ve diğer bütün işlev ve hizmetlere dayanak oluşturan araştırma işlevine önem verilmeli ve araştırma faaliyetleri yönetim aşamaları etkin bir şekilde uygulanmalıdır. Tezde müzelerde araştırma faaliyetlerinin ne olduğunun ve neleri kapsadığının irdelenmesi ile araştırma faaliyetlerinin nasıl etkin bir şekilde yönetilebileceğinin ortaya konması amaçlanmıştır. Ayrıca dünyadaki örneklere bakarak bir değerlendirme yapılmış, araştırma işlevinin yerine getirilmesinin birçok açıdan toplum için faydalı olacağı ortaya konmuş, müzelerde araştırma faaliyetlerinin yeterli düzeyde yapılmasını engelleyen unsurlar tespit edilmiş ve bu unsurları ortadan kaldırmak için önerilerde bulunulmuştur. Tezde, konu ile ilgili ulusal ve uluslararası kitaplar, makaleler, tezler ve bildiriler incelenmişve müzelerde araştırma faaliyetlerinin ne şekilde uygulandığı saptanmıştır. Sonuç olarak konu hakkında genel bir değerlendirme yapılmıştır. Müzelerde araştırma faaliyeti yönetiminin bir araştırma birimi tarafından, araştırma politikasına dayanarak, üniversitelerle iş birliği kurarak ve uzmanlar ile gönüllülerden destek alarak ve en sonunda bulguları toplumla paylaşarak yapılması gerektiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: müze, müze işlevleri, araştırma işlevi, koleksiyon, araştırma faaliyeti yönetimi, araştırma politikası.
Sanat müzelerinde etkileşimli alanlar
Çağdaş müzecilik anlayışının benimsenmesiyle beraber, nesne odaklı yaklaşım yerini izleyici odaklı yaklaşıma bırakmıştır. İzleyici odaklı yaklaşım, müze ve çevresinde değişimlere yol açmış, izleyiciyi ön planda tutan etkinlik ve uygulamalar yapılmıştır. Teknolojik gelişmeler ve sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçişle yaşanan toplumsal dönüşümler de, bu değişimleri desteklemiştir. Müzelerin toplumsal rolünün ve toplumla kurduğu ilişkinin zamanla değişmesi ve teknolojik gelişimin olanakları, sergileme yöntem ve tekniklerini etkileyerek sergilerin yapısını değiştirmektedir. Sergileme alanlarının da değişime uğradığı ve izleyicilere yönelik etkileşimli galerilerin ve alanların oluşturulduğu görülmektedir. Oluşturulan etkileşimli galeri ve alanlarda, süreç ve süreçte edinilen bilgiler ön plana çıkmaktadır. Tezle, fiziksel bağlamda sanat müzelerinin etkileşimli alanlarındaki sergilemenin anlaşılmasına katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Bu bağlamda, sanat müzeleri etkileşimli alanlarının doğası hakkında ve daha spesifik olarak hedef kitle için sanat nesnesinin dönüştürülmesi, yorumlanması, ve sunulmasıyla ilişkili sanat müzelerinin etkileşimli alanlarının sergi tasarım stratejileri hakkında veriler toplamak hedeflenmiştir. Tez kapsamında, sanat müzelerinde etkileşimli galeriler ve sergi alanlarına yönelik çalışmalar ve yaklaşımlardan yola çıkılarak anket yöntemiyle saha araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonunda etkileşimli galeri ve alanların çoğunlukla aile ve çocukları hedef aldığı, eğitimsel ihtiyaçlarla düzenlendiği ve müze koleksiyonuyla ilişkili olmak üzere bilginin aktarılması ve deneyimin sağlanması için çeşitli sergileme yöntem ve tekniklerin kullanıldığı anlaşılmıştır.
Türkiye'de Cumhuriyet Dönemi müzecilik bağlamında butik müze
Osmanlının son döneminde İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin kurulması ile Türkiye'de müzeciliğin kurumsallaşması başlamıştır. Cumhuriyet döneminde İzmir ve Ankara Arkeoloji Müzelerinin kurulmasıyla birçok alanda ve konuda kurumsal müze açılmış ve günümüze kadar gelmiştir. Türkiye'nin ilk özel müzesi olan Sadberk Hanım Müzesi'nin kurulması ile özel müzecilik anlamında ilk adımlar atılmış oldu. Sanat müzeciliği anlamında 2000'den sonra açılan Pera Müzesi, İstanbul Modern Sanatlar Müzesi, Sabancı Müzesi, Doğançay Müzesi ve IMOGA Müzelerinin açılması ile Türk resim sanatına çok büyük katkı sunulmuştur. Bu çalışmamız kapsamında Müze ve özellikle ülkemizdeki Butik Müzeciliği geliştirmek adına, analiz yapılmış, yapısal kimliği üzerinde analizler yapılmıştır.
Osman Hamdi Bey'in hayatı ve faaliyetleri
Osman Hamdi Bey 30 Aralık 1842 yılında İstanbul Kuruçeşme'de doğmuş ressam, müzeci ve arkeologdur. Hamdi Bey iki kere evlilik yapmış ve bu evliliklerden dört kız, bir erkek çocuğu olmuştur. 1881 yılına kadar çeşitli kademelerde devlet memurluğu yaptıktan sonra Müze-i Hümayunun başına geçmiştir. Hamdi Bey 1881 yılında Müze-i Hümayuna müdür olarak atandığında Osmanlı arkeolojisini canlandırmış ve milli kazılara başlamıştır. Ardından günümüzün İstanbul Arkeoloji Müzeleri binalarını ve Sanayi-i Nefise Mektebinin kurulmasını sağlamıştır. Hamdi Bey'in ülkemizde sanatın gelişmesinde de büyük katkısı olmuştur. Yetiştirdiği öğrenciler genç Cumhuriyet'in kültür sanat ortamını şekillendirirken yaptığı tabloları dünyanın en büyük sanat galerilerinde büyük beğeni toplamıştır. Hayatını Osmanlı müzesine ve sanata adayan Hamdi Bey 24 Şubat 1910 günü Kuruçeşme'deki yalısında hayata gözlerini yummuştur.
Fotoğrafın müzede kullanım şekilleri ve koleksiyon nesnesi olma kriterleri
Bu tezin amacı, fotoğrafın çeşitli türlerini, müze içinde farklı amaçlara yönelik kullanımları ile birlikte incelemek ve ?sanat ve koleksiyon nesnesi? olma başlığı altında, fotoğrafın müze nesnesi haline gelişini ve bunu sağlayan kriterleri araştırmaktır. Araştırma kapsamında birçok fotoğraf tekniği ve türü incelenmiş, bu teknik ve türlerin müzelerde nasıl sınıflandırıldıkları ve hangi amaçlara yönelik kullanıldıkları araştırılmıştır. Ayrıca müze içinde yer alan fotoğrafların onarım ve koruma koşullarına da değinilmiştir. Bu kısımda, kullanım alanı ne olursa olsun, tüm fotoğrafların özel ısı ve nem koşulları altında tutulmaları ve gerektiğinde özel kimyasal işlemlerden geçirilmeleri üzerinde durulmuştur. Çalışma kapsamında, yurtdışındaki birçok müze ile yazışmalar yapılmış, koleksiyonlarına seçtikleri fotoğrafları ne gibi kriterlere göre değerlendirdikleri incelenmiştir. Bu yazışmaların yanı sıra, mümkün olduğunca çok sayıda veri toplamak amacıyla birçok müze internet üzerinden tek tek incelenmiştir. Fotoğrafın icat edilmesine yön veren ve yol açan çalışmalar, yaklaşık 1727 yılından başlayarak günümüze kadar devam etmiştir. Yaklaşık olarak 20 farklı fotoğraf tekniği, konularına göre ise 20 farklı fotoğraf türü bulunmaktadır. Müze yapıları incelendiğinde görülmüştür ki tüm bu farklı özellikte fotoğraflara müze içinde her departmanda ihtiyaç duyulmaktadır. Elde edilme açısından diğer sanat eserlerinden daha kolay görülen fotoğrafın başlı başına bir koleksiyon malzemesi olma özelliği kazanması ise beraberinde bir takım seçim kriterini getirmiştir. Bu çalışma sırasında ülkemizde henüz bir fotoğraf müzesi olmamasına rağmen yurtdışında yaklaşık 700 fotoğraf müzesinin bulunduğu saptanmıştır. Bu müzelerin koleksiyonlarına fotoğraf seçme kriterleri konusu ise daha önce herhangi bir araştırmaya konu olmamıştır. Bu sebeple tüm müzelerin kriterleri derlenerek, çalışmanın sonunda tek bir liste halinde düzenlenmiş, böylelikle, çalışmanın amaçlarından birini oluşturan, ?Fotoğrafın koleksiyon nesnesi haline gelmesini sağlayan kriterler nelerdir?? sorusuna cevap aranmıştır. Tüm bu elde edilen sonuçlar, yapılan çalışmanın kapsamına giren ve tezin sonunda Ekler kısmında verilen bir takım listelerle desteklenmiştir.
Havacılık müzesi ve koleksiyonlarının çağdaş müzecilik kapsamında değerlendirilmesi ile uçak koleksiyonunun kataloglanması
1XX ÖZET İlk müze, Hava Müzesi adxyla 15 Mayxs 1971 'de Izmir Cumaovasx'nda acxlmxstx. Müze orada 1979 yxlxna kadar acxk kalabildi. İstanbul'a taşınmasına karar verilerek 19 85 ' te Yeşilköy'de Havacılık Müzesi adıyla tekrar açıldı. Türk Havacılık Müzesini Dünya havacılık müzeleri ile kıyaslayabilmemiz için. Havacxlik Müzelerinin tarihi gelişiminden bahsetmeliyiz. Dünya 'da en eski hava müzesi 1919 'da Fransa'da açılan Musee de L'Air'dir. ABD 'deki Na tional and Space Museum ve United States Air Force Museum' la birlikte Dünya ' nm en büyük üç müzesi arasında sayılır. 1920- 1945 yıllarında kurulan hava müzeleri II. Dünya Savaşı yıl larında oldukça zarar görmüştür. Savaş sonrası yeniden yapılanma oldukça zaman almıştır. 1970 'li yıllar hava müzeleri için gelişim yılları olmuştur. Yeni müzeler açılmış, eski müzeler yeni mekanlara kavuşmuşlardır. Son yıllarda ise müzelerde ortaya çıkan eğilim uçan uçakların koleksiyonuna sahip olmaktır. Ekonomik problemleri olan ülkelerin hava müzelerinin başta gelen sorunları mekan ve eleman yetersizliğidir. 1971 'de açılan Izmir Hava Müzesi 4600 m2 ' lik bir alana yerleşmişti. Koleksiyonunda 16 uçak vardı. Ayrıca havacılara ait hatıra eşyalar, maketler ve bilgi panolarının yer aldığı 5 bölümlük bir sergilemeye sahipti. İstanbul Yeşilköy'de 1977-1983 yılları arasında yapımı tamamlanan Havacılık Müzesi 1985 yılında hizmete açılmıştır. 9 sergileme salonuna sahip 3000 m2 kapalı, 12000 m2 açık alan olmak üzere 15000 m2 ' lik bir alan üzerine kurulmuştur.XV Müze Hava Kuvvetlerinin 22 Temmuz 1985' te yürürlüğe giren HKY 210-4 sayılı yönergesine ve 30.9.1984 gün ve 18531 sayılı Resmi Gazete 'de yayınlanarak yürürlüğe giren Askeri Müzeler Yönetmeliğine tabidir. Müzede halen 5' i askeri per sonel, 7 'si sivil personel olarak 13 kişi görev yapmaktadır. Müzenin bütçe kaynağını Milli Savunma Bakanlığı kanalıyla genel bütçeden ayrılan ödenek oluşturur. Müzeye eserler satın alma, bağış veya emirle gönderme suretiyle girer. Müze zi yaretçileri genellikle genç yaş grubudur. Yıllık ortalama 60.000 kişilik bir ziyaretçi potansiyeli vardır. Zi yaretçilere hizmet veren bir kafeteryası ve video salonu mev cuttur. Müzenin sosyal etkinlikleri çerçevesinde bir Model Uçak Kulübü bulunmaktadır. Her yıl Ekim ayında Türkiye çapında "Model Uçak Yarışması" düzenlemektedir. Müze koleksiyonları küçük nesneler ve uçaklardan oluşur. Uçakların bir kısmı kapalı hangar ' da bir kısmı açık havada sergilenmektedir. Müzenin etrafı bir tel örgüyle koru maya alınmıştır. Müzede belgeleme sistemi iki aşamalıdır. 1) Müze envanter defteri ve envanter kartları. 2 ) İkmal kayıt ları. Müzede bir fotoğraf arşivi vardır. Müzenin sergilemediği eserleri muhafaza ettiği bir deposu mevcuttur. Müzenin en önemli eser grubu uçaklardır. 40 uçaklık bir koleksiyona sahip müzenin en önemli problemi açık sahada sergilenen uçakların korumasıdır.
Eyyüp Sultan Türbesindeki eserlerin incelenerek Sultan Reşad Türbesinde sergilenmesi
İslam Kültür Tarihi içinde mezar anxtlari önem taşırlar. Bunun sebebi türbelere hayli rastlanılma sidir, Günümüzde de canlı bir şekilde yaşayan bu kültür varlıklarımız genellikle mimari açıdan ele alınmışlardır. Türbelere gelen ziyaret çilerin buraya hediye ettikleri bir çok hediye, zamanla tari hi değer kazanmışlardır. Bunların büyük bir kısmı 1861 yılın dan itibaren İstanbuldaki kurulan müzelere toplanmıştır. Bu gün bu eserleri; Topkapı Sarayı Müzesi, Arkeoloji Müze si, ve Türk ve İslam Eserleri Müzesi koleksiyonları arasında gg-p m inekteyiz. Türk müzeciliğinin Cumhuriyet Döneminde ise, tür beler halkın ziyaretine kapatıldıklarından bilhassa küçük ta şınır envanteri! eserler çok bakımsız kalmışlardır. 1979 yı lından itibaren kurulan İstanbul Türbeler Müzesi Müdürlüğü ile küçük eserler, Sultanahmetteki müze deposuna getirilerek koruma altına alınmışlardır. Ancak %yüb Sultan Türbesinde bulunan eserlerin çoğunluğu yerlerinde muhafaza edilme du*» rumunda kalmışlardır. Bunun da sebebi, burasının nispeten güvenli bir yer olması ve buradaki eserlerin büyük boyutlar da olmalarıdır.» Eyyüb Sultan türbesine ait eserler Türbeler Müzesine a- it koleksiyonlar arasında en önemlilerindendir. Bu eserler Envanter ve Demirbaş defterlerine kayıt edilmişlerdir. Biz bu eserlerden erişebildiklerimiz arasından seçme yaparak bir değerlendirmeye gittik. Eserlerin yerinde fotoğraf landırılma - lan söz konusu olduğundan, karanlık mekanlarda flaşla çalış mak zorunda kaldım.Konuyu beş bölümde inceledim, Birinci bölümde türbenin ta nımı üzerinde genişçe durdum. Osmanlı öncesi ve Osmanlı Dö nemi boyunca tarihi gelişim içinde türbelerin kaydettikleri ilerlemeleri örnekleri ile anlattım. İkinci bölümde, esas konumuz olan Eyyüb Sultan Türbesini bu günkü konumu ve kültürel değerleri ile birlikte tanıttım. Eyyüb Sultan Türbesindeki eserleri cinslerine göre guruplan- dırarak tanıtımlarını katalog halinde sundum, ikinci feölürade eserlerin benzerleri ile karşılaştırılma sına gidilerek konuya daha geniş bir boyut kazandırmak da mümkündü. Ancak bunun yerine çok sayıda eseri tanıttık. Üçüncü bölümde ise Sultan Mehmet Reşad Türbesinde bu e- serlerin sergilenebilmeleri için modeller verilmeye çalışıl mıştır. Dördüncü, ve son bölümde ise konumuzun günümüz ve gelecek açısından bir değerlendirilmesi yapılmıştır, Türbelerin gü nümüzde alması gerekli yeni fonksiyonların müzecilik açısından bir değerlendirmesine gidilerek tez sonuçlandırılmıştır.
Topkapı Sarayı Müzesi hazinesinde bulunan neceflerin kataloğu
Necef veya kaya kristali yer kabuğunun oluşumunda yer alan volkanik özellikli quartz bir mineraldir. Saydam görüntüsü ve kristal yapısı ile ışığı yansıtıcı özelliktedir. Doğada zengin yatakları bulunması ve kolayca işlenip şekillendirilebilmesi ile erken Anadolu kültürlerinden itibaren karşımıza heykelcik ve süs eşyaları şeklinde çıkar. 70 sertlik derecesinde ve yarı değerli taşlar arasında yer alan necefin saydamlığı berraklık simgesini çağrıştırır. Necef; İslam dünyasının sanatsal yapıtlarından batıya ilk ulaşanlar arasında yer almaktadır. Sasani İmparatorluğu sınırları içinde bulunan İran, Mezopotamya ve Mısır'da başlayan sert taş oyma sanatı, İslamiyetin erken dönemlerinde gelişme ve ilerleme kaydetmiştir. Halife el Mustansır'ın Kahire sarayındaki hazinesinin isyancı askerler tarafından yağlamalandığını yazan tarihçi Magrizi, bunların arasında çok değerli necef vazolar bulunduğunu da ayrıntılarıyla anlatmaktadır. Bundan da necef oymacılığının merkezinin Kahire ve Mısır olduğu, diğer İslam ülkelerine de buradan yayıldığı anlaşılabilir. Osmanlı sarayı kuyumculuğunda da necef önde gelen bir malzeme teşkil etmiştir. Kolay oyulup şekil verilebilmesinin yanısıra değerli taşların da kakılmasıyla güzel kompozisyonlar elde edilmiştir. Özellikle 16. yüzyıl Osmanlı saray kuyumculuğunun nadide örneklerini Topkapı Sarayı Müzesi hazinesinde görmek mümkündür. Bunlar arasında yazı kutuları, maşrapalar askılar sayılabilir.
Havacılık müzesi madalya, nişan ve bröve kataloğu
Havacılık Müzesi Koleksiyonu'nda bulunan madalya, nişan ve bröveler belirli bir amaç için çıkarılmış ve hak sahiplerine verilmiştir. Milli amaçlar uğruna insanlık, özverili, insanlık ve yiğitlik dolu çalışmaları ödüllendirmek, hizmette yararlılığın arttırılması ve moralin geliştirilmesi için çok eskiden beri çeşitli ödül verme yolları kullanılmıştır. Osmanlılar'da özendirici amaçlarla büyük hizmetler yapmış olanları üstün bir şeref payesine ulaştırmak için çok ağır değerde kaftan, kürk, kıymetli taşlarla süslenmiş kılıç, sorguç, avize ve çelenkler verilirdi. Roma, Bizans Dönemlerinde madalya verme geleneği ilk kez görülmektedir. Madalya verme geleneğini 16., 17. yüzyıllarda Avrupa, 18. yüzyılda da Osmanlı İmparatorluğu davam ettirmiştir. Osmanlılar' da ilk madalya I. Mahmut döneminde 1730 yılında al tından "Ferahı " adı altında bastırılmıştır. Bunu 1001 yılında III. Selim tarafından altın ve gümüşten bastırılan "Sikkei Cedid" izler. Madalyalar bir kişiyi başarısından ve hizmetlerinden dolayı ödüllendirmenin yanı sıra bir olayı yada bir yeri anmak için ve bastırılabilmektedir. Madalyalar kişilere verilebildiği gibi bazen de kurumlara da verilebilmektedir. Madalya ve nişanlar bir nizamnameye göre çıkartılır ve hak sahiplerine bir beratla verilirdi. Yabancılara verilen madalya ve nişanlar bu uygulamanın dışında tutulur. Madalya ve nişanlar ilgili nizamnamelerde belirtildiği gibi hak sahiplerinin varislerine kalabiliyordu. Madalya ve nişanların nasıl ve ne zaman kulanılacakları da bu nizamnamelerde belirtilirdi. Madalya ve nişanların kordelaları verilecek kişilerin görevlerine bağlı olarak değişik renklerde olabilmektedir.V Nişanlar madalyalardan çok daha sonra kullanılmaya başlanmış tır. Nişanlar kıymetli taşlarla süslenmiş olduğu gibi bazende basit madenlerden yapılabiliyordu. Nişanlar üsmanlılar'da yaygın olarak Abdülmecit, Abdülaziz ve II. Abdülhamit döneminde kullanılmıştır. Osmanlılar tarafından yabancı ülke mensuplarına madalya ve nişanlar verilmiş, aynı zamanda yabancı ülkelerin verdikleri nişanlar kabul edilmiştir. Yabancı ülkelerin vermiş oldukları nişanlar göğüs ve boyun nişanı olmak üzere daha çok yıldız ve haç şeklindedir. Cumhuriyetin ilanından sonra 26 Kasım 1934 tarih ve 2590 sayılı yasa ile İstiklal Madalyası dışında, eski madalya ve nişanların kullanılması yasaklanmıştır. 24 Ekim 1983 tarihli ve 2933 sayılı Madalya ve Nişanlar Kanunu ile Devlet Nişanı ve Liyakat Nişanı öngörülmüştür. Bröveler, genellikle havacıların göğüslerinde taşıdıkları uçuculuk sembolleridir. Bazı ülkeler brövelerinde kartal motifini, bazılarıda kartal kanatlarını kullanmışlardır, üsmanlılar'da ilk brö ve 1914 yılında kullanılmıştır. Çelenk şekilli bröve üzerinde yanları kanat ortası ay yıldızlı; kokart bulunur. 1917 yılında da deniz tayyarecileri ortasında Çanakkale Boğazı ve uçak resmi bulunan çelenk şekilli bröveleri kollamışlardır. Cumhuriyet Dönemi'ne gelindiğinde pilot bröveleri çok az bir değişiklik görmüş ancak özünde eski şeklini korumuştur. 1934 yılına kadar çelenk şekilli bröveler kullanılmıştır. 1934 yılından itibaren bröveler ortada ay yıldız yanlarda kanat şekillidir. 1948 yılına gelindiğinde pilot bröveleri sağ yöne doğru uçan kartal şekline dönüşür. 1930 yılı ve sonrasında ise pilot bröveleri ortada ay yıldız yanlarda kanat şekillidir. Bröveler genellikle gümüşten yapıldığı gibi bronzdan ve bezden de yapılabiliyordu. Bröveler hak sahipleri tarafından sol göğüs üzerinde taşınmaktadır. 1930 yılından sonra brövelerin arkasında bröve sahibinin adı ve mezuniyet numarası yazılmaktadır.
T.C Kültür Bakanlığı'na bağlı müzelerde finansal sorunlar ve yeni kaynak önerileri
Kabataş Erkek Lisesi'nin Türkiye'de ortaöğretim bağlamında okul-müze olarak değerlendirilmesi
ÖZET Kabataş Erkek Lisesi'nin Türkiye'de Ortaöğretimin Gelişimi Bağlamında Okul- Müze Olarak Değerlendirilmesi" başlıklı bu uygulamalı tez, Kabataş Erkek Lisesi'nin nesne ve belgelerini okul-müze kavramı ve amaçlan doğrultusunda düzenlenmek ve bir örnek okul-müze modeli geliştirmek amacıyla yapılmıştır. "Okul-müze" kavramı, bu müzenin kapsamının oluşturulması çalışmalarında Kabataş Erkek Lisesi Eğitim Vakfı yönetim kurulu üyelerinden Prof. Dr. Metin Sözen tarafından ileri sürülerek Prof. Tomur Atagök tarafından geliştirilmiş ve tanımlanmıştır. Okul-müze'nin temel özelliği müzenin sergileme alanları olarak okulun bir bölümü veya ayrı bir bina yerine; tüm mekanlarıyla değerlendirilmesidir. Böylelikle, öğrencilerin ve diğer okul üyelerinin okulun tarihsel, eğitsel ve kültürel değerleri ile iç içe yaşayarak topluluk ruhunu hissetmeleri, dün ve bugün arasında karşılaştırma yapmaları sağlanarak müzenin etkisini arttırmak hedeflenmiştir. Okul-müze, bir okulun kurum kimliğini simgeleyen nesnelerini, eğitim-öğretim aşamalarında kullandığı malzemeleri, okulun tarihsel ve eğitsel niteliklerini başta öğrenciler olmak üzere okul üyelerine tanıtarak bir topluluk bilinci oluşturan ve bireyleri kültürleyerek bu kuruma layık olma ve onu daha ileriye götürme yolunda dürtüleyen; öğrencilerine verdiği bilgiyi çevresinde de uygulayarak eğitimin "çevresine sosyal merkezlik etme" işlevini gerçekleştirerek bir eğitim, kültür, sanat ve iletişim merkezi olan yaşayan bir müzedir. Okul müzenin temel işlevleri, okul üyelerini toplumsallaştırmak ve kültürlemek; çevre halkına sosyal merkezlik ederek eğitsel, kültürel ve sanatsal faaliyetlerdüzenlemek; okulla ilgili her türlü nesne ve belgeyi sergilemek, korumak ve geleceğe aktarmak; diğer okullarla işbirliği içinde ortak etkinlikler düzenlemektir. Okul-müze kavramının pek çok okulda bulunan okul müzesi ile karıştırılmaması için okul-müze ile okul müzesi arasındaki sınırlar çizilerek farklılıklar belirlenmiştir. Kabataş Erkek Lisesi Okul-Müze'si Projesi; okulun tarihçesi, nesne ve belgeleri ve binası hakkında yapılan inceleme ve araştırmalarla başlamıştır. Bu çalışmalar sonucunda bir okul-müze modeli tasarlanmıştır. Okul-müze kavram ve amaçları doğrultusunda öncelikle planlama yapılarak müzenin hedef kitlesi ve amaçları, sergi ekibi, sergilemenin türü, bütçe ve zaman tespit edilmiştir. Tasarım aşamasında nesneler sınıflanıp belgelenerek koleksiyon oluşturulduktan sonra sergilenecek nesneler, sergileme alanları, sergi akışı, çevresel koşullar ve güvenlik, aydınlatma, etiket ve tanıtım tasarlanmıştır. Ayrıca, Kabataş Erkek Lisesi'nin tarihi ve eğitsel değerini göstermek ve müzenin eğitim etkisini arttırmak amacıyla Türkiye'de ortaöğretimin gelişimi ve Kabataş Erkek Lisesi'nin bu gelişimdeki yerini konu alan "Ortaöğretim ve Kabataş" adlı eğitim sergisi düzenlenmesi kararlaştırılmıştır. Uygulama aşamasında; maddi sorunlar, fikir ayrılıkları, nesne ve belge eksikliği, güvenlik ve personel sorunları nedeniyle tasarlananların bir bölümü gerçekleştirilememiştir. Kabataş Erkek Lisesi Okul-Müze'si için bir yönetmelik oluşturularak politikası belirlenmiş ve Kabataş Erkek Lisesi'nin gelecekte gerçekleştiremediği planlarıgerçekleştirebilmesi ve varlığını yaşayan bir müze olarak etkin bir şekilde sürdürebilmesi için çözümler önerilmiştir. Kabataş Erkek Lisesi Okul-Müze'si projesinin uygulaması ve tanıtımının yanında, bir okul-müzenin kurulma nedenleri ve aşamalarının da belli bir sistem bütünlüğüne kavuşturulmuş olması umulan bu tez beş bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler "giriş bölümü"; "müzeciliğin gelişimi"; "okul-müze kavramı"; "Kabataş Erkek Lisesi Okul Müze'si projesi"ne ilişkin kavram, ilke ve teknikler; "Kabataş Erkek Lisesi Okul-Müzesi'nin Sürdürülebilirliği" ve "sonuç" altında toplanmıştır.
Rehberliğin Türk müzeciliğindeki yeri ve milli saraylarda uygulaması
Rehberliğin tanımı, kısa tarihçesi, gelişimi, müzeciliğe yaptığı katkısı ve gerekliliği ile Milli Saraylarda uygulanış biçimini irdeleyen bu tez çalışması altı bölümden oluşmaktadır. Tezin içeriğinin genel bir değerlendirme olarak ele alındığı giriş bölümünde, ayrıca bu tez çalışmasında kullanılan araştırma yöntemleri, çalışmanın amacı ve önemi vurgulanmıştır. İkinci bölümde rehber sözcüğünün bu tez çalışması içindeki anlamı, tarihçesi, kısaca dünyada ve Türkiye'de geçirdiği gelişim süreci ile birlikte iyi bir rehberde aranan özellikler ve rehberlerin çalışma alanları anlatılmıştır. Üçüncü bölümde, Müzecilikte rehberliğin yeri, rehberlik hizmetlerinin Türk Müzeciliğinin gelişimine sağlayacağı katkı, rehberlerin müzelerde gerekliliği, dünya müzelerinde rehber yetiştirilmesi ve rehberlerin dünya müzelerindeki tanıtım etkinliklerindeki rolü anlatılmıştır. Bu bölümde ayrıca dünya müzelerinde rehberlik uygulamaları ile ilgili örneklerde ele alınacaktır. Engelli ziyaretçiler için çağdaş müzelerde verilen örnek hizmetlerde ele alınmıştır. Dördüncü bölümde, Milli Sarayların tanımlanması yapıldıktan sonra Müze Rehberliğinin Milli Saraylarda uygulanmakta olan durumunun yanlışları ve eksikleri ortaya konulmuştur. Beşinci bölümde Dolmabahçe Sarayı örnekleme olarak alınarak geçmişte ve günümüzde uygulanan gezi yöntemlerinin saptanmasından sonra, çağdaş müzecilik anlayışının uygulandığı ülkelerdeki yöntemler ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak Müze Rehberliği'nin Avrupa'nın birçok ülkesinde ve Amerika'da müzelerde gerekliliğini ortaya koyduğu anlatılmaya çalışılırken, pedagoji merkezleri, kültür merkezleri ve ziyaretçi hizmetleri servisleri ile kendi rehberlerini yetiştirmeye yönelik çalışmalar içerisinde oldukları anlatılmaktadır. Ayrıca Türkiye'de bu yöndeki çalışmaların yapılmaya başlanması için önerilerde bulunulmuştur.
Modern müze işletmeciliği
Bu araştırmanın amacı gün geçtikçe küçülen dünyamızda ve bilgi alışverişinin çok hızlı olduğu günümüzde Türkiye'nin müzelerinin ve müzeciliğinin durduğu noktayı tarif edebilecek yeterli altyapının ve geri beslemenin mevcut olup olmadığını incelemektir.Müzeciliği bir sektör olarak ele almak ve müzeleri serbest piyasada çalışan kurumlar gibi düşünerek yeterli rekabetçi ortamı sağlamak ve müzelerimizin bu serbest rekabet ortamında ayakta kalabilmek için yapmaları gerekenleri ortaya çıkarmaktır.Müzenin teşkilatlanmasını, değişen pazar şartlarına göre sergileme tekniklerini politikalarını yeniden gözden geçirmektir.Müzeciliğimizin temel sorunlarının, eksikliklerinin; ne türlü bir yapısal değişikliklere, yeni organizasyon yapısına ve kökten çözümlere ne kadar açık olduğunun gerçekçi bir analizinin yapılmaya çalışılmasıdır.Anahtar kelimeler: Müze pazarlaması, organizasyon, serbest rekabet, altyapı
Etnografya müzelerinde sergileme ve teşhirin hikayesi :Ankara, Çankırı, Eskişehir, Yozgat Etnografya müzeleri örneği ile
Bu çalışma kapsamında etnografya ve müze kelimelerinin tanımı yapılmış, müzeciliğin kökeni, tarihsel gelişimi, Avrupa?da müzecilik anlayışı ve Türk müzecilik anlayışı (Osmanlı dönemi ve Türkiye Cumhuriyeti) açıklanmıştır. Çalışma kapsamında ele alınan Ankara, Çankırı, Eskişehir ve Yozgat Etnografya Müzeleri ?etnografya? ve ?müze? kavramları dâhilinde ve İç Anadolu Bölgesi Türk kültürü kompozisyonu çerçevesinde çalışılmıştır. Ankara, Çankırı, Eskişehir ve Yozgat Etnografya Müzelerinin durumları ve sergileme yöntemleri tartışılarak ziyaretçi üzerinde hikâye belleği oluşturma konusuna dikkat çekilmiştir. Ayrıca ulusal kalıt ve imge yönetimine değinilerek kültürün tanıtımı ve pazarlanması durumu gündeme getirilmiştir. Günümüz modern müzecilik yaklaşımları doğrultusunda Ankara, Çankırı, Eskişehir ve Yozgat Etnografya Müzeleri örneğinden yola çıkarak Türkiye?deki etnografya müzelerinin durumları değerlendirilmiştir. Anahtar Kelime: Müze, Etnografya, Hikâye Belleği Oluşturma, Kültür Oluşumları
Türkiye'deki arkeoloji müzelerinde yeni çağdaş yaklaşımlar
Günümüzde müzeler, kültür nesnelerinin korunduğu ve vitrinlerde sergilendiği yerlerin ötesinde izleyiciyi meraklandıracak daha çok görme ve öğrenme isteğini heveslendirecek nesnenin kendisi kadar sunumunu da ilginç kılan tasarım ve gösterim teknikleri ile sergileme sistemlerine ve mekânlarına gereksinim duymaya başlamışlardır. Buna bağlı olarak dünyada ve ülkemizde son yıllarda hızlı bir değişim ve gelişim yaşanmakta olup, ziyaretçinin istekleri göz önünde bulundurularak müzelerde yeni teknikler, sergilemeler ve mekân kavramları ortaya çıkmıştır. Ülkemiz de de bu hızlı gelişme ve değişmeye ayak uydurulmuş olup, insan odaklı, iletişimin ön plandı olduğu ziyaretçinin pasif konumdan aktif duruma geçtiği çağdaş müze uygulamaları hayata geçirilmiştir. Türkiye'de ki arkeoloji müzelerinde yeni çağdaş yaklaşımların ne olduğu hususunun incelendiği bu çalışma da müze ve müzeciliğin tanımı yapılarak dünya da ve Türkiye'de müzeciliğin gelişimine yer verilmiştir. Modern müzecilik anlamında müze mimarisi, sergileme tipi depolama ve güvenlik sistemleri ile müze eğitiminin nasıl olması gerektiği hususlarının belirlenmesinin ardından ülkemizde yer alan ve modern müzeciliğin gereği olan, insan odaklı arkeoloji müzeleri ile arkeoparklar ve örenyerlerinin uygulama örnekleri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: müze, çağdaş müzecilik, interaktif müze, sergi tasarımı
Somut olmayan kültürel mirasın müzelenmesi
2006 yılında Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesine taraf olan Türkiye sözleşmede belirtildiği üzere somut olmayan kültürel mirasın korunması aşamasında müzelerin de rol alacağını kabul etmiştir. Somut olmayan kültürel miras 5 ana maddeyi barındırmaktadır. Bu maddeler çeşitli uygulama, gelenek ve sözlü anlatımlardan oluşmaktadır. Bu çalışmada, evreni kapsamı içerisinde belirlenmiş olan maddelerin müzecilik bağlamında irdelenmeye, somut olmayan kültürel mirasın müze ortamında sergilenmesi ile ilgili temel unsurları tespit etmeye çalışılmıştır.Somut olmayan kültürel mirasın her bir unsuru, müzeleme sürecinde kültürden kültüre değişim göstermektedir. Her bir konunun müzeleme aşamasında farklı sergileme teknikleri kullanılarak sunulması başarılı sonuçlar doğuracaktır. Bu çalışmanın ileride geliştirilecek yeni sergileme metotlarının belirlenmesinde sonraki çalışmalara kaynaklık etmesi, bu bağlamda konu üzerinde geliştirilecek yöntem ve tekniklerin, bu alandaki büyük boşluğu doldurması ve bundan sonra yapılacak bilimsel çalışmalara yeni açılımlar sağlaması dilenmektedir.
Programlı ve etkili bir müze gezisi için geliştirilen müze eğitim paketinin etkililiğinin ölçülmesi (Ankara ili ilköğretim 1. kademe 3. sınıf sanat etkinlikleri dersi örneği)
Bu araştırmanın amacı, Sanat Etkinlikleri dersini, programlı bir müze ziyareti için geliştirilen, müze eğitim paketinin içerisindeki etkinliklerine göre uygulamanın, erişiye, kalıcılığa ve tutuma etkisi ile öğretmenlerin programlı bir müze ziyareti planlanmasının önemine ilişkin görüşlerini belirlemektir.Araştırma 2007-2008 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Ankara ili Şehit Ordonat Üstçavuş Mahmut Özdemir İlköğretim Okulu I. kademe 3. sınıf öğrencileri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Random yoluyla oluşturulan örneklem gruplarından 3-E (n=37) deney grubu, 3-C (n=38) ise kontrol grubu olarak atanmıştır. Araştırmada hem nicel hem de nitel veri toplama yöntemlerinden yararlanılmış ve deneysel desen yöntemlerinden öntest-sontest kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırmada veriler başarı testi (öntest-sontest), tutum ölçeği ve görüşme formu ile elde edilmiştir. Araştırmaya katılan gruplara, başarı testi ve tutum ölçeği olarak deneysel işlem öncesi öntest ve işlem sonrası sontest ve 8 hafta sonra kalıcılık testi uygulanmıştır. Araştırma elde edilen verilerin çözümlenmesinde yüzde, frekans ortalama ve standart sapma gibi parametrelerin yanında ilişkisiz örneklemler t-testi, ilişkili örneklemler için tek faktörlü anova ve ilişkisiz örneklemler için iki faktörlü anova testleri uygulanmıştır. Nitel bulguların analizinde ?betimsel analiz?den yararlanılmıştır.Araştırma sonucunda, ilköğretim I. kademe 3. sınıf Sanat Etkinlikleri dersinde, programlı bir müze ziyareti gerçekleştirmek için öğretmen müze eğitim paketindeki etkinliklerin uygulandığı deney grubu öğrencileri ile geleneksel öğretimin uygulandığı kontrol grubu öğrencilerinin erişi, kalıcılık ve derse yönelik tutumları arasında, deney grubu lehine anlamlı bir fark vardır. Ayrıca ilköğretim I. kademede görev yapan öğretmenler, müzelerde eğitim paketlerinin önemli bir ihtiyaç olduğu, müzelerden eğitim amaçlı faydalanılmadığı, müze gezilerinden verim alamadıkları, yazılı ve görsel materyallerin yetersiz olduğu, seminerlerin müzelerde uygulamalı olarak verilmesi gerektiği görüşündedirler.Bu araştırmada elde edilen bulgulara göre, müze eğitim paketi içerisinde uygulanan müze rehberini kullanarak planlı ve etkili müze ziyaretleri gerçekleştirilmesine ve yapılacak yeni araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
İlköğretim okulları ikinci kademe programı resim-iş dersinde müze eğitiminin yeri ve önemi
ÖZET Tarih, kültürlerin taşıyıcısı; kültürler de uygarlıkların aynasıdır. Geçmiş veya yaşayan uygarlıkları değerlendirebilmek, kültürel yapılarını (miraslarını) incelemekle mümkün olabilir. Kültürün, en besleyici ve yaşamsal kaynağı "sanat" tır. Herhangi bir uygarlığı irdelerken başvurulan en önemli kaynak da yine sanat ve içinde barındırdığı değerlerdir. Uygarlıklar zaman içerisinde yok olsa veya değişse de, bıraktıkları kültürel yapıyı gün ışığına çıkartmak ancak sanatsal bulguların ilmi değerlendirilmesi ile mümkün olabilecektir. Zaman içinde sanat kavramsal ve kuramsal yapılanmasını, eğitsel değerlerin yardımıyla biçimlendirebilmiştir. Bir bakıma, sanatsal değerlerin biçimsel bir yapı kazanması, "eğitim" faktörüyle sağlanmıştır da denilebilir. Sanat, kendi bünyesinde, teorik olduğu kadar uygulamayı da barındıran bir yapılanmadır. Gerçek bütünlüğünü ise, uygulamalı alanlardan sağlayacağı destek ile bulabilecektir. Bireye verilecek "sanat eğitim"nin, uygulamalı alanlarla desteklenmesi halinde, bilgi; fonksiyonel ve kalıcı bir anlam kazanır. Birey, edindiği teorik sanat eğitimi birikimlerini, doğru yöntemlerle hayatına uyarlayabildiği takdirde, kültürlerin sanatsal anlayışlarını da, olması gereken ve doğru bir yaklaşımla özümseyebilecektir. İşte bu noktada, "müze eğitimi"nin kaçınılmaz gerekliliğinden bahsetmek yerinde bir yaklaşım (tutum) olacaktır. Müze eğitimi sayesinde zaten doğal yapısıyla her bölgesi ayrı bir müze olan Anadolu'nun ve yaşadığımız tüm dünyanın, kültürel açıdan daha iyi anlaşılması sağlanabilir. Tezde, İlköğretim Okulları ikinci kademe programında yer alan Resim-İş dersi amaçlarının gerçekleştirilmesinde "Müze Eğitiminin" önemi; İlköğretim Okulları ikinci kademe Resim-İş dersi öğretmenleriyle yapılan görüşme sonucunda değerlendirilerek ortaya konulmuştur. -ass**
Çağımıza global köy olarak bakmak, metaverse yaşamlar
Bu tezin amacı sanatın teknolojiyle birleştiği günden itibaren gösterdiği gelişimi ele almak ve toplumsal olduğu kadar sanat açısından da dünyanın değişiminde büyük yer teşkil eden teknolojinin ve özellikle internet çağının günümüze sanatsal anlamda sundukları üzerinden bir inceleme yapmaktır. Tez araştırması içerisinde varılması düşünülen önemli noktalardan bir tanesi Metaverse kavramının geleceğin sanat olgusu üzerinde büyük bir etkisi olacağıdır. Sanat tarihi, resim sanatı, müzecilik, arkeoloji, dijital sanat, video sanatı, kavramsal sanat gibi birçok dalın kendine yer bulacağı metaverse tüm bunların bir araya getirildiği sanal bienalleri, sergilemeler, sanat sokakları hatta sanat şehirleri kurulmasına neden olacak ve hatta farklı bir ekonomik oluşuma ön ayak olabilecektir. Bu çalışma; medya teorisyeni Marshall McLuhan'ın "Araç mesajdır" sözü üzerinden yenidünya aracı Metaverse'ü ele almaktadır. Metaverse'ün sanat, sanatçı, müzecilik açısından yaratacağı etki düşünülmüştür. Metaverse incelenirken sanal müzeler, galeriler, dijital sanat müzeleri, NFT ve dijtal sanat örneklerle ele alınacaktır. Tez beş bölümden oluşmaktadır. Dijital Sanatın Tarihçesi ve Pratikleri, farklı mediumda (fotoğraf, heykel, enstalasyon, sinema, net sanatı, kavramsal sanat, yazılımlar gibi) ele alınmıştır. 'Ortaya çıkan sanal gerçeklik ve NFT gibi ürünler ve metaverse kavramını yaratan bilgisayar becerileri sanat müzelerini nasıl evrimleştirmiştir ve günümüzde yeni müze kavramını doğurmuştur' gibi konular irdelenmiştir.
Ege Üniversitesi Etnografya Müzesinde bulunan takıların teknik ve tasarım özelliklerinin incelenmesi
Takı, insanoğlunun var oluşundan beri biçimi, malzemesi, üretim şekli ile bulunduğu çağın teknik ve sanatsal düzeyini, tarzını, yaşam biçimini, inançlarını en iyi yansıtan sembolik bir obje olmuştur. Takı takma kültürünün kökeni inancının yanı sıra süslenerek ilgi çekmeyi çok eski çağlarda keşfeden insanoğlunun başlangıcına değin uzanmaktadır. İlk çağlardan bu yana takı ürünleri incelendiğinde, toplumların yapısal özellikleri hakkında bilgi sahibi oluruz. Takının formsal özellikleri, kullanılan malzemeler, üretim teknikleri ve taşıdığı estetik değer, bulunduğu toplumun sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik açıdan gelişmişlik düzeyinin hangi noktada olduğunu gösterir. Sözsüz iletişim aracı olarak kabul edilen takılar, üretim biçimlerinden tasarımlarına, çeşitliliklerinden işlevlerine kadar, ait oldukları dönemdeki toplumun mesajlarını verdikleri gibi, onları takan bireyin kişiliği, ruh hali, toplumdaki yeri ve ekonomik durumu hakkında da ipuçları vermektedir. Bu çalışmada; Ege Üniversitesi Etnografya Müzesinde bulunan Anadolu kültürümüzün ve Balkanlardaki etkilerinin zengin ifadesi olan geleneksel takıları, teknik ve tasarım özellikleri açısından incelenerek sunulmuştur. Anadolu kadınının yaşantısında takılar, genellikle süslenme ve karşı tarafa bir mesaj verme amaçlı kullanılmıştır. Takılarda kullanılan biçim ve tekniklerde yörelere özgü özellikler göstermektedir. Araştırma sonucunda Ege Üniversitesi Etnografya Müzesindeki takı formlarından yararlanılarak, geleneksel teknikler ile meydana getirilmiş, çanta tasarımları yapılmıştır. Tasarlanan çantaların metal kısımlarında geleneksel kuyum süsleme teknikleri ve formları kullanılarak, günlük hayata geçirilmesi hedeflenmiştir.
Osmanlı Dönemi'nde müzeciliğe bakış açıları ve koleksiyon yönetimi
Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethettiğinde Bizans eserlerini korumaya başlamıştır. Aya İrini'de somut biçimde korunmaya başlanan eserler, müzecilik faaliyetlerinin ilk adımını oluşturmuştur. Daha sonra padişahların ve aydınların sahip olduğu bakış açısı halka sirayet etmiştir. Günümüzde Avrupa'nın ve dünyanın sayılı müzelerine sahip olan Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı döneminde yaşanan gelişmeler neticesinde günümüzdeki ününe kavuşmuştur. Bu araştırmada Osmanlı dönemindeki müzeciliğe bakış açıları ve koleksiyon yönetimi, Osmanlı döneminden günümüze taşınan müzeler aracılığıyla incelenmiştir. Özellikle ilgi alanından hukuki bir çerçeve kazanarak, kültürel bir sembol haline dönüşümün başladığı 19. yüzyıl gelişmelerine odaklanılmıştır. Bu kapsamda sanata bakış açısı, müzecilik ve koleksiyonerlik uygulamalarını konu edinen araştırmalar ve yayınlar incelenmiş, Türk müzecilik tarihine Osmanlı döneminde kazandırılan Askeri Müze, Deniz Müzesi, İstanbul Resim Ve Heykel Müzesi, Topkapı Sarayı Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi (İstanbul Arkeoloji Müzeleri), Türk Ve İslam Eserleri Müzesi ziyaret edilmiş, Osmanlı padişahlarının Osmanlı Padişahlarının sanat eserlerine bakış açıları, yurtdışında sergilenen eserler dahil edilerek genel bir değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Çalışmada Osmanlı Dönemi'nde müzeciliğe bakış açıları ve koleksiyonerlik yönetimi alanındaki araştırmalardan elde edilen bilgilerin okuyucuya yeni bir bakış açısıyla aktarılması hedeflenmiştir. Ayrıca ortaya konulan sentezle literatüre katkı sağlanması amaçlanmıştır. Araştırma neticesinde Fransız İhtilali ve sanayi devriminin, Osmanlıdaki Batılılaşma hareketlerinde etkili olduğu, özellikle sanat anlayışında gizlemekten ziyade sergileme sürecini başlattığı düşünülmektedir. Gerilemede döneminde yaşanan elçi ziyaretleri, yüksek rütbeli devlet adamlarının yurtdışı seyahatleri, evrensel sergilere katılım gibi gelişmelerin modernleşme sürecini hızlandırdığı görülmektedir. Daha özgün ve kapsamlı bir araştırma ortaya koymak üzere incelenerek örnek koleksiyon ve eser paylaşımları sunulmuştur..
Ürdün'de kültürel miras ve müzecilik çalışmaları
Milenyumla birlikte Arap Körfezi'nde inşa edilen "yeni müzeler" uluslararası müze çevrelerince yakından izlenmektedir. 1970 yılından sonra Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Katar gibi eski İngiliz sömürge ülkelerinde müzelerin kültürel bir politika ile tanınmasını önerecek gelişmeler yaşanmıştır. 1960'ların sonlarında bölgede kültürel mirası ulusal kimliği öne çıkararak sergileyecek müzelerin açılmasıyla birlikte ulusal kültürel mirasın inşası çalışmaları hız kazanmıştır. Bu çalışma, Arap Körfezi'ndeki müzeciliğin gelişiminden hareketle Katar'ın ulusal mirasını korumayı ve Arap kimliğini geliştirmeyi amaçlayan Katar Müzelerini ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde Emirileştirme politikaları kapsamında ulusal kimlik inşasına destek verecek Emirlik Müzelerini vurgulayarak, Ürdün'de Batı müzelerine benzer içeriklerle ulusal kültürü inşa etmeye çalışan Ürdün Müzeleri'ni derlemekte ve Ürdün'deki kültürel miras çalışmalarını çağdaş müzecilik yaklaşımları doğrultusunda incelemektedir. Bu kapsamda Ürdün'de kültürel miras çalışmaları tarihsel gelişim ve uygulamalar dizgesinde ele alınmış; geleneksel Ürdün müzeleri ile çağdaş müze örnekleri tarihçeleri, misyon, vizyon ve müzecilik yaklaşımları doğrultusunda karşılaştırılmıştır. Ürdün, müzecilikte ulusal kimliğini vurgulayan çağdaş örneklerle öne çıkma çabasındadır ve kültürel çeşitliliği vurgulayan farklı türde müzeler ile evrensel müze ülküsünü izlemeyi hedeflemektedir. Bu çalışmada Ürdün'deki Madaba Arkeoloji Müzesi başta olmak üzere geleneksel eksende kurulan arkeoloji müzeleri, üniversitelere bağlı müzeler, Ürdün Ulusal Müzesi ve ulus temsilini ideolojiyle bütünleştiren Kraliyet Tank Müzesi gibi örnekler çağdaş müzecilik uygulamaları bağlamında değerlendirilmiş ve bu değerlendirmeden hareketle Arap coğrafyasındaki müzecilik hareketinin genel çerçevesi çizilmiştir. Çizilen genel çerçeve doğrultusunda Ürdün müzelerinin sayısının ve çeşitliliğinin 90'lardan itibaren artması olumlu bir gelişme olarak kabul edilmiş, ancak bu müzelerin mali zorluklarla ve nitelikli personel eksikliğiyle mücadele ettikleri saptanmıştır. Ülkede belli başlı birkaç müze dışında müzelerde eğitim birimleri bulunmaması, modern teknoloji kullanımına ihtiyaç duyulması, müzelerle diğer kurumlar arasında iş birliği sağlanamaması, konferans ve seminer gibi tamamlayıcı etkinliklerin sayısının ve sıklığının az olması, müzelerin eğlence sektörünün diğer kuruluşlarıyla rekabet etmede zorlanması, müzelerde referans kaynakların ve tanıtım broşürlerinin eksik olması ve arkeoloji ve kültürel miras alanlarında yeterli kamuoyu oluşturulamaması en sık karşılaşılan sorunlar olarak öne çıkmıştır. Anahtar kelimeler: Müzecilik, Çağdaş Müze, Orta Doğu, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Ürdün.