Literature of mysticism

65 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Mecmûa-i İlâhiyât (Hasanpaşa ktp. No: 19 hk 2271) adlı eserin transkripsiyonu ve incelenmesi

Mecmûa-i İlâhiyât, Tekke-Tasavvuf edebiyatı alanında değerlendirilebilecek ilahi tarzında kaleme alınmış şiirlerden oluşmaktadır. Bu şiirlerin dışında eserde nesir olarak kaleme alınmış varaklar da yer almaktadır. Eserin başlangıç kısmında doksan adet hadis ve bunların ikişer beyitlik tercümeleri bulunmaktadır. Mecmûa-i İlâhiyât, müellifi olan Seyyid Hasan'ın şiirlerinin dışında baş ve son kısmına eklenmiş varaklardan oluşmuş bir şiir kitapçığı şeklinde günümüze ulaşmış el yazması bir eserdir. Eserin müellifi Seyyid Hasan hakkında edebiyat tarihlerinde ve şiir antolojilerin-de herhangi bir bilgi bulunamamıştır. Eserde toplam 175 şiir tespit edilmiştir. Bu şiirlerin 127'si eserin müellifi Seyyid Hasan'a aittir. Seyyid Hasan'ın şiirleri dışında, eserin baş kısmında Hüdâî'ye ait yirmi iki şiir ve nesir Fatiha Suresi tefsiri yer almaktadır, manzum kısımlar da tefsirin arasına yerleştirilmiştir. Eserin son kısmında Zâkirî'ye ait sekiz, Der-viş'e ait bir, Hâletî'ye ait bir, Meylî'ye ait bir, Şeyhoğlu Mustafa'ya ait bir, Câhidî Ah-med Efendi'ye ait iki şiir bulunmaktadır. Ayrıca eserde cenaze defni ile ilgili nesir şek-linde yazılmış bilgi, Molla Fenârî'nin Şürûŧu'ś-Śalât adlı eserinden "namaz, abdest, gu-sül" ile ilgili nazım tercüme, İmam Gazâlî'nin Kimyâ-yı Saǿâdet adlı eserinden bir alıntı ve Hz. Muhammed (s.a.v.), dört halife, din ve devlet büyüklerine edilmiş dualar bulun-maktadır. Eserdeki şiirlerin çoğunda Dîvan şiiri geleneği sürdürülmüş, şiirlerde başlık kulla-nılmamıştır. Başlık kullanılan şiirlerde de "İlahi" başlığı yer almaktadır. Bazı şiirlerin şairi, kopan varaklardan dolayı belirlenememiştir. Ayrıca kimi şiirlerin başlıklarında yer alan nevâ, bûselik, mâhûr gibi makam adlarından şiirlerin bestelenmiş oldukları anlaşıl-maktadır.

Dini edebiyatMecmua-i İlahiyyatSeyyid Hasan Efendi+4
Mustafa Şengül
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Müellifi bilinmeyen mensur bir fütüvvet-nâme (Çorum Hasanpaşa kütüphanesi 19 hk 885, inceleme metin tıpkıbasım)

Türk edebiyatının önemli yazılı kaynakları arasında yer alan fütüvvet-nâmeler, 13 ve 14. yüzyıl Anadolu coğrafyasında görülen fütüvvet anlayışı ile Ahîlik kurumunun temel ilkelerini ortaya koyan ve yazıldıkları dönemin sosyo-kültürel yapısı ve ekonomik hayatı hakkında bilgiler veren eserlerdir. Bu yönüyle Anadolu'nun dinî tarihine dair doğrudan bilgi elde edebileceğimiz önemli kaynaklardan olan Fütüvvet-nâmeler, esas itibariyle Ahîliğin anayasası ve Ahîlerin el kitabı mahiyetindeki eserlerdir. Ahîlik kurumunun yaşadığı gelişim ve değişimlere paralel olarak muhtevaları değişiklik göstermiş, buna bağlı olarak Mevlevîlik, Bektaşîlik, Kâdirîlik, Rufâilik gibi bazı tarikat çevrelerince çeşitli Fütüvvet-nâmeler kaleme alınmıştır. Üzerinde çalışma yaptığımız fütüvvet-nâme türündeki bu eserin, içeriğinde yer alan konulardan ötürü sûfî/tasavvufî çevrede kaleme alındığı anlaşılmaktadır. Eserin müellifi hakkında herhangi bir bilgi verilmemiş, yazılış tarihi de kesin olarak bilinmemektedir. Nüshada yer verilen bazı kavramlardan hareketle 18 ya da 19. yüzyılda yazılmış olabileceği düşünülmektedir. Mensur bir fütüvvet-nâme örneği olan eser, Çorum Hasanpaşa Yazma Eserler Kütüphanesi, 19 Hk 885 numarada Fütüvvet-nâme başlığıyla kayıtlıdır. 67 varaktan müteşekkil eserin geneline bakıldığında sade bir dil ve akıcı üslupla yazıldığı görülmektedir. Eser, konu değişikliğini gösteren "Fasl" başlıklarından meydana getirilmiş, tasavvufî adab ve erkânların yanı sıra yeme-içme ve misafir ağırlama adabı gibi sosyal hayatı ilgilendiren bazı hususlar soru-cevap şeklinde izah edilmiştir. Eserde peygamberler, dört halife (çâr-yar), sahabeler, on iki imam (düvaz-deh), on dört masum (çâr-deh), bazı dinî ve tarihî şahsiyetler hakkında bilgilere yer verilmiştir. Bunların yanı sıra tasavvufun dört kapısı başta olmak üzere şed, post, fakr, ricâlü'l-gayb, Kâbe kavseyn gibi tasavvufi literatüre ait kavramlardan bahsedilmiştir. Şed kuşandırma, posta geçme, icazet verme, üstadın huzuruna girme ve ayrılmanın usulü gibi bazı ritüeller üzerinde durulmuştur.

Dini edebiyatTasavvuf edebiyatıTekke edebiyatı+3
Abdulkerim Tiryaki
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İsmail Hakkî Bursevî Nakdü'l-Hâl (151a-225b) inceleme-metin

Bu çalışmada, 17-18. yüzyıllarda yaşamış, Rûhu'l-Beyân adlı tefsîriyle meşhur olmuş İsmail Hakkî Bursevî'ye ait Nakdü'l-Hâl isimli eserin 151a-225b numaralı varakları transkripsiyon alfabesiyle yeni harflere aktarılmış ve metin muhteva yönünden incelenmiştir. Bursevî çokça eser kaleme almış velûd bir yazardır; tefsîr, hadîs, fıkıh, kelam, tasavvuf vb. alanlarda eserleri bulunmaktadır. Nakdü'l-Hâl isimli eseri vâridât türünde kaleme alınmış Arapça-Türkçe tasavvufî bir eserdir. Bir tür olarak vâridât, kaleme alan kişinin kalbine doğan duygu, düşünce ve ilhamların (vârid) yer aldığı eserlerdir. Bu eserde Bursevî vâridâtını kaleme alıp ayet-i kerîme, hadîs-i şerîf ve manzumelerle zenginleştirmiştir. Bursevî bu eserini vefatından birkaç yıl önce, 1721-1722 yıllarında kaleme almıştır. Eserin müellif nüshası bulunmamaktadır. Beş adet müstensih nüshasına ulaşılmıştır. Çalışmamızda İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi'nde No. TY. 2153'te bulunan Hâfız İbrahim el-Fehmî'ye ait müstensih nüshası esas alınarak transkripsiyonu yapılmış, aynı kütüphanede bulunan No. TY. 2161'de kayıtlı nüsha ile Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi'ne bağlı Atıf Efendi Yazma Eser Kütüphanesi No. 1515'te bulunan müstensih nüshalarıyla mukâbelesi yapılmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde Bursevî'nin yaşadığı dönem Osmanlı Devleti'nin siyâsî, kültürel ve ilmî durumu incelenmiştir. Birinci bölümde Bursevî'nin hayatı işlenmiş ve eserleri tanıtılmıştır. İkinci bölümde mutasavvıflarca bilgi kaynaklarından sayılan keşf ve ilham ile rüya konusu işlenmiştir. Devamında vâridât türü ve Bursevî'nin vâridât türünde yazılmış eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde; Nakdü'l-Hâl işlenmiş ve nüsha tavsifi yapılmıştır. Devamında ise "Nakdü'l-Hâl'de Mânâ ve Mefhûm" başlığı altında Nakdü'l Hâl'in incelediğimiz varaklarında yer alan tasavvufî kavramlar hakkında Bursevî'nin yaptığı açıklamalara yer verilmiştir. Tez çalışmasının dördüncü bölümünde metnin transkripsiyonu yapılmış, orijinal sayfaları verilerek çalışma tamamlanmıştır.

Dil bilgisiDil bilimEski Türk edebiyatı+7
Beyzanur Tuna
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İsmail Hakkî Bursevî - Nakdü'l-Hâl (225a-298a) inceleme - metin

İsmail Hakkî Bursevî, Osmanlı tarihinin en velûd müelliflerinden olup, birçok alanda eser telif etmiştir. Mutasavvıf bir şair olması yönüyle de vâridât türünde pek çok eser kaleme almıştır. Vârid kelimesinin çoğulu olan vâridât, kulun çabası ve kastı olmaksızın gaybdan kalbine gelen manalar anlamına gelmektedir. Hazırlanan bu çalışma, İsmail Hakkî Bursevî'nin 1133/1721 - 1134/1722 yıllarında vâridât türünde kaleme aldığı Nakdü'l-Hâl adlı eserinin 225a-298a varaklarının transkripsiyonlu metin çevirisidir. Eserin müellif nüshası bulunmamaktadır. Çalışmada esas alınan nüsha, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi Türkçe Yazmalar 2153 numarada kayıtlı olan nüshadır. Metne tam ve doğru olarak ulaşabilmek amacıyla İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi Türkça Yazmalar 2161 numaralı nüsha ile Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi Âtıf Efendi Bölümü 1515 numaralı nüsha esas nüsha ile mukayese edilmiştir. Nakdü'l-Hâl eserinin transkripsiyonlu metnini edebiyat sahasına kazandırmak amacıyla hazırlanan bu çalışmada; genel hatlarıyla Bursevî'nin yaşadığı dönem ve hayatı hakkında bilgi verilmiş, akabinde metne dair mana ve mefhum bölümü oluşturulup eserdeki tasavvufî terimler hakkında bilgi verilmiştir. En son olarak eserin transkripsiyonlu metin çevirisi, ardından orijinal sayfalar verilerek çalışma sonlandırılmıştır.

Dil bilgisiDil bilimEski Türk edebiyatı+7
Hilal Bayalan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Niyâzî-i Mısrî ve İsmail Hakkî Bursevî divanlarının dinî tasavvufî terimler açısından mukayesesi

Karşılaştırmalı edebiyat biliminin Klasik Türk edebiyatı sahasında tatbiki, karşılaştırmalı edebiyatın gelişmesi ve yaygınlaşmasına paralel olarak 20. yüzyılın ortalarında başlamıştır. Diğer alanlara nispetle Klasik Türk edebiyatı sahasında karşılaştırmalı edebiyat çalışmalarının azlığı bizi bu alana sevk etmiştir. Bu çalışmada Türk İslam edebiyatında önemli bir yere sahip olan, yaydıkları dinî tasavvufî düşünce ile çağları aşan mutasavvıf şairlerden Niyâzî-i Mısrî ve İsmail Hakkî Bursevî'nin Divanları, sistematik ve mukayeseli bir yöntemle dinî ve tasavvufî muhteva açısından incelenmiştir. Çalışmamızda iki mutasavvıf şairin divanlarına din ve tasavvufun nasıl aksettiği, bakış açılarının birleşen ve ayrılan noktaları, aralarındaki etkileşim, tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamız; Niyâzî-i Mısrî ve İsmail Hakkî Bursevî'nin hayatları, edebî şahsiyetleri ve tasavvufî muhitlerini hâvi birinci bölüm, iki sûfî şairin divanlarında tespit edilen dinî mefhum, ıstılah ve mazmunları hâvi ikinci bölüm; iki sûfî şairin divanlarında tespit edilen tasavvufî mefhum, ıstılah ve mazmunları hâvi üçüncü bölüm olmak üzere bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın giriş kısmında ise genel hatlarıyla Klasik Türk edebiyatında karşılaştırmalı edebiyat bilimi hakkında bilgi verilmiştir. Genel değerlendirme ve sonuç kısmında ise iki mutasavvıf şair arasındaki benzerlik ve farklılıklardan hareketle aralarındaki etkileşimin varlığına işaret edilmiştir. Çalışmanın sonuna ise muhtelif çalışmalara kolaylık sağlaması düşüncesiyle, iki şairin divanlarında tespit ettiğimiz dinî ve tasavvufî kavramların verildiği dizin eklenmiştir.

DinDivanlarKarşılaştırmalı edebiyat+4
Ümmü Gülsüm Çiçek
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk tasavvuf edebiyatında gülbâng

Türk- İslam kültüründe bir dua türüne ad olan "gülbâng" kavramı üç bölümden oluşan çalışmamızın ilk bölümünde temel anlamı, yan anlamları ve terim anlamı yönleriyle incelenmiştir. Kavram analizinde kelimenin "köken bilgisi" sözlük çalışmalarıyla, Farsça kaynaklardan dilimize aktarımlarında kendisine karşılık gelen kelimelerin belirlenmesiyle ortaya koyulmuştur. Kavramın geçtiği edebî ve tarihî metinlerden örnekler sunulmasıyla kelimenin Türk kültüründeki yeri belirlenmiş, zaman içinde hangi anlamlarla karşılandığı ortaya koyulmuştur. İkinci bölümde, Gülbâng bir edebî tür olarak şekli, muhtevası, icra alanları bakımından değerlendirilmiştir. İlk adımda fütüvvetnâmeler incelenmiş, sonrasında tarikatlerin erkân kitapları tedkik edilmiştir. Bu bölümde tarikat gülbângleri mümkün olduğunca kök metinler incelenerek derlenmiş, metinler çoğunlukla yazma eserlerden transkribe edilmiş, gerek duyulduğunda alanla ilgili yapılan çalışmalardan eklemeler yapılmıştır. Ahilik erkânı ve tekke erkânları incelenmiş metinlerin icra alanları belirlenmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise toplum hayatının farklı alanlarında okunan gülbâng metinleri derlenmiştir. Bu bölümde askerî yapı, sahne sanatları, spor, sokak kültürü, eğitim gibi pek çok farklı alanla ilgili incelemeler yapılmıştır.

FütüvvetnameGülbankTasavvuf+4
Mehtap Aydın Kaim
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üsküdarlı Fodlacızâde Ahmed Râsim Dîvânı

Bu çalışmada, 1766 - 1853 yılları arasında yaşayan Üsküdarlı Fodlacızâde Ahmed Râsim'in hayatı ve dîvânı ele alınmıştır.Üsküdarlı Fodlacızâde Ahmed Râsim; Üsküdar'da doğmuş, iyi bir eğitim almış, devlet kademelerinde önemli görevlerde bulunmuştur. Emekli olduktan sonra kendisini öğrenci yetiştirmeye ve ilme adamıştır. Evini bir mektep haline getirmiş, dini ve tasavvufi kişiliği ile dönemin ve çevrenin saygın bir kişiliği haline gelmiştir. Yazmış olduğu dîvânı vefâtından hemen sonra basılmış ve çok beğenilmiştir. Dîvânı dışında manzum bir nasihat kitabı da basılmış ve uzun yıllar okullarda ders kitabı olarak okutulmuştur.Üsküdarlı Fodlacızâde Ahmed Râsim'in şiirleri genellikle tasavvuf içeriklidir. Allah ve peygamber sevgisi, târikat âdabı, dünyâ hayatının geçiciliği ve âhiret hayatı şiirlerindeki başlıca konular arasındadır.Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Üsküdarlı Fodlacızâde Ahmed Râsim'in hayatı, eserleri ve edebî kişiliği ele alınmıştır. İkinci bölümde dîvân şekil, tür, dil ve üslup özellikleri yönünden incelenmiştir. Üçüncü bölümde dîvânın muhtevâ özelliklerine incelenmiş, şâirin tasavvuf dünyası ve edebî özellikleri ortaya konulmuştur. Dördüncü ve son bölümde ise 1865 yılında basılan dîvânı transkribe edilerek verilmiştir.Anahtar Sözcükler: 19. yy, Dîvân, Fodlacızâde, Tasavvuf.

19. yüzyılDini edebiyatDivan edebiyatı+2
Ersoy Akbaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

`Iydî Baba Divânı: İnceleme, metin, sözlük

Bu çalışmada şair `Iydî Baba'nın aldığı medrese eğitimi, tasavvuf bilgisi ve gezdiği yerler anlatıldı. Medresede müderrislik yaptığı ve asıl mesleğinin debbahlık olduğu tespit edildi. Bu bilgiler göz önünde bulundurularak Divan'ı transkribe edildi. Edebî yönünün daha iyi anlaşılmasını sağlayacak bilgilere yer verildi. Divan'da geçen Arapça ve Farsça kelimeler için de bir sözlük oluşturuldu.Anahtar Kelimeler: Iydî Baba Divanı, Tasavvuf, Halvetîlik.

Divan edebiyatıEdebiyatHalvetiyye+5
Abidin Oktay
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Hilmi Yavuz`un şiirlerine dini-tasavvufi edebiyat ve geleneksel edebiyat açısından bir bakış

ÖZET Hilmi Yavuz, dinî- tasavvuf! ve klâsik Türk şiirinden faydalanan en önemli Türk şairidir. Yüksek Lisans Tezi olarak hazırladığımız bu çalışmada, Hilmi Yavuz'un dinî- tasavvufî ve klâsik Türk şiirinden faydalanma biçimini ortaya koymaya çalıştık. Şiirinin teorisini de kuran Hilmi Yavuz, şiire "üretilen bir şey" olarak bakar ve teoriye şiirden daha fazla önem verir. Bu anlayışıyla klâsik Türk şiiri arasında çok önemli bir paralellik vardır. Dinî-tasavvufî ve klâsik Türk şiirini Hilmi Yavuz "malzeme" olarak kullanır. Şiirini yaparken herhangi bir imgeden faydalanmak gerekiyorsa bunu edebiyatımızdan faydalanarak yapar. Dinî-tasavvufî ve klâsik Türk şiirinden faydalanan diğer şairlerden farkı, bu geleneklerin arka plânına, zihniyet haritasına nüfuz etmesidir. Bu anlayışının kökeni de öğretmeni Behçet Necatigil'dir. Tezin birinci bölümünde Hilmi Yavuz'un hayatına, şiir anlayışına (poetikasına) ve kitaplarının tanıtımına yer verdik. İkinci bölümde Hilmi Yavuz'un şiirini dinî ve tasavvufî açıdan inceledik. Üçüncü bölümde ise Hilmi Yavuz'un şiirine klâsik Türk şiiri açısından bakmaya çalıştık. Dinî-tasavvufî ve klâsik Türk şiiri açısından incelerken Hilmi Yavuz'un şiirlerinden de örnekler verdik. Geleneği malzeme olarak kullanan Hilmi Yavuz, bu yönüyle post-modern edebiyat anlayışım benimsemektedir. Modernizme tepki olarak ortaya çıkan post modernist edebiyat, geleneğe, dine, tasavvufa ve geçmiş kültüre yakındır. Hilmi Yavuz'un şiiri de modernizme sırt çeviren, başkaldırı şiiridir.

Dini edebiyatTasavvuf edebiyatıTürk edebiyatı+3
Korhan Altunyay
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Muhyiddîn Bursevî Dîvânı (İnceleme-karşılaştırmalı metin )

Zengin potansiyel ile büyük bir geçmişe sahip arşivlerimiz, sakladıkları edebî eserleri gün ışığına çıkarabilecek ve böylece geçmiş ile gelecek arasında bir köprü oluşturabilecek araştırmacıları beklemektedir. Bu alanda gerçekleştirilen araştırmalarla ilgili çalışmalar yeterli olmasa da, şimdilik ümit vericidir. Bu çalışma yukarıda sözü edilen araştırmalara katkı yapmayı amaçlamaktadır. Orijinal nüshaya mümkün olduğunca yakın olacak doğru nüshayı elde etmek için Ankara, istanbul ve Bursa' da bulunan Muhyiddîn Bursevî tarafından yazılan dîvânın nüshalarının karşılaştırmalı bir incelemesi yapıldı. İki bölümden oluşan bu çalışmanın ilk bölümünde şâirin yaşamı, yaşadığı yüzyıl ve el yazması nüshaların özelliklerinden ayrıntılı biçimde söz edilmektedir. İkinci bölümde ise, on yedinci yüzyıl fonetiği göz önünde bulundurularak eserin transkripsiyonu yapıldı. Latin harflerine çevrildi ve nüshalar arasındaki farklılıklar ortaya çıkarıldı. Bu çalışma, bizim, hem mutasavvıf bir şâirin ruhsal dünyasını anlamamıza ve hem de on yedinci yüzyıl tasavvuf edebiyatım tanımamıza yardımcı olmayı amaçlamaktadır.

17. yüzyılBursevi Muhyiddin HalifeDivan edebiyatı+3
Semih Yeşilbağ
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Muhammed Müftü Efendi'nin (1868 - 1946) hayatı ve eserleri üzerine bir inceleme

Muhammed Müftü Efendi'nin Hayatı ve Eserleri Üzerine Bir inceleme (1868-1946) adını taşıyan bu çalışma, XIX. yüzyılda Erbil'de yaşamış ve hayatının neredeyse hepsini tasavvuf ve müftülükle sürdürmüş olan Muhammed Müftü Efendi ile ilgilidir. Bu tezde onun Türkçe yazmış olduğu divanındaki şiirleri, edebi hayatı, şiirlerin muhtevası incelenerek düzenli bir çalışma yapılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı, önemi ve yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Muhammed Müftünün hayatı, sanat anlayışı ve eserleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde şiirlerindeki kullandığı din ve tasavvufla ilgili mefhumlar muhteva yönünden incelenmiştir. Üçüncü bölümde şairin şiirlerinde kullanmış olduğu nazım şekilleri, vezin, kafiye, dil ve üslupla ilgili örneklerle beraber incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise tezin temelini oluşturan "Metinler" bölümü yer almaktadır. Bu bölümün sonunda şiirlerin fotoğrafları, el yazma nüshası ve diplomaları ile ilgili açıklamaların belirtildiği bir bölüm (Ekler) eklenmiştir. Son olarak elde edilen neticeler "Sonuç" başlığı altında sıralanmıştır, ayrıca çalışmam hazırlanırken başvurulan eserler "Kaynakça" da verilmiştir.

BiyografiEdebiyatIrak-Erbil+4
Hana Jowdah Jawad
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Âşık sümmânî'nin şiirlerinde dinî ve tasavvufî motifler

Bu tez çalışmasında, XIX. yüzyılın en önemli saz şâirlerinden Narman'lı Âşık Sümmânî'nin şiirlerindeki tasavvufî ve dinî motifler incelenmeye çalışılmıştır. Çalışma üç ana bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde, Sümmânî'nin içerisinde bulunmuş olduğu dönem sosyolojik ve kültürel olarak ele alınmaya çalışılmış, ailevi durumuna ve çocukluk yıllarına da değinilmiştir. İkinci bölümde, çıraklık dönemleri, bazı ergin âşıklarla karşılaşmaları, bâde içmesi ve kırklar ceminin yanında, genel anlamda âşık geleneği, bâdeli âşık ve Sümmânî tesiri irdelenmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde, şiirlerinde yer almış olan temel dinî kavramlar ele alınmış, bu kavramlar lügat manâlarının yanında Kur'an-ı Kerim ve Hadis-i Şerifler'deki manâları, temel İslâm kaynaklarındaki ele alınışları dikkati nazara alınarak incelenmeye çalışılmış, Sümmânî'nin bu kavramları nasıl kullandığı tahlil edilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ayrıca şiirlerde yer alan tasavvufî kavramlar tahlil edilmeye çalışılmıştır. Şiirler tahlil edilirken, kavramların lügat manâları, tasavvuf ve dinî ıstılahlarda ele alınışları, tasavvuf klasiklerindeki yerleri ve Sümmânî'nin kavramları nasıl ele aldığı şeklinde bir çalışma metodolojisi oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu güne kadar Sümmânî hakkında bazı çalışmalar yapılmış olsa da, onun tasavvufî ve dinî yönü, başlı başına ele alınmış olmadığından, bu çalışmamızda Sümmânî'nin daha çok iman, Allahve Peygamber sevgisi, aşk, muhabbet, ledün ilmi gibi yönleri vurgulanmaya çalışılmıştır.

19. yüzyılAşık SümmaniKur'an-ı Kerim+7
Erdinç Bal
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Edebiyatımızda hadîs-i şerîfler ve Âsâr-ı Kemâl'deki Bin Ehâdîs Şerhi (İnceleme-transkripsiyonlu metin)

Hadîsler, İslâmî Türk Edebiyatının ilk dönemlerinden itibaren edebî eserlerde yer almışlardır. Âsâr-ı Kemâl, 19. yüzyılda yaşayan İsmail Sadık Kemâl tarafından yazılan dinî-tasavvufî içerikli bir eserdir. Bin Ehâdîs Şerhi 3 ciltlik bu eserin içerisinde yer almaktadır. Çalışmamızda edebiyatımızda bin hadîs ihtiva eden ender sayıdaki örneklerden birisi olan bu eser konu edilmiştir. Çalışmamız beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın konusu, kapsamı, amacı ve yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Bunun yanında edebiyat ve hadîs ilişkisi ele alınarak edebiyatımızda hadîslerin yeri üzerinde durulmuş, edebiyatımızda hadîslerle ilgili ortaya çıkan türler ve eserler hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölüm, İsmail Sadık Kemâl'in hayatı, çalışmaları ve Düğümlü Baba ile aralarındaki ilişki hakkında kaynaklarda ve araştırmalarda ulaşılan farklı bilgilerden oluşmaktadır. Üçüncü bölümde ise İsmail Sadık Kemâl'in eseri Âsâr-ı Kemâl ve eserin içerisinde yer alan Bin Ehâdîs Şerhi ve içeriği hakkında bilgiler yer almaktadır. Dördüncü bölümde ise eserin nüshaları hakkında bilgi verilmiş ve Bin Ehâdîs Şerhi'nden oluşan metnin transkripsiyonu yapılmıştır. Son bölüm ise sonuç bölümünden oluşmaktadır. Keywords: Tafsīr al-Manār, the Qor'ānic parables, contemporary period, Muhammad Abduh, M. Rashīd Ridā.

19. yüzyılAsar-ı KemalEdebiyat+5
Fatih Işıl
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

İsmâîl Rüsûhî-yi Ankaravî Şerh-i Mesnevî (Mecmû'atu'l-Letâyif ve Matmûratu'l-Ma'ârif) (IV. cilt) (İnceleme-Metin-Sözlük)

Bu çalışmada, Türk edebiyatının en önemli değerlerinden biri olan Mevlânâ Celâleddîn Rûmî'nin Farsça telif ettiği Mesnevî'ye, İsmâil Rüsûhî-yi Ankaravî tarafından yazılan ve Anadolu sahasında üçüncü tam şerh olan Mecmû'atu'l-Letâyif ve Matmûratu'l-Ma'ârif (Şerh-i Mesnevî) adlı eserin dördüncü cildi tenkitli olarak incelenmeye çalışılmıştır. Mesnevî'yi şerh edenler arasında özel bir yere sahip olan ve "Hazret-i Şârih" unvanıyla ünü Osmanlı coğrafyasının dışına taşan İsmâil Rüsûhî-yi Ankaravî'nin hayatından bahseden kaynaklar arasında ihtilaflı bilgilerin bulunduğu görülmüş ve bu ihtilafların giderilmesi için elde edilen bilgiler ışığında değerlendirmeler yapılmıştır. Daha sonra Mecmû'atu'l-Letâyif ve Matmûratu'l-Ma'ârif'in elde edilebilen bütün nüshalar değerlendirilerek takip edilecek en kâmil nüsha/ nüshalar belirlenmiş ve metin çeviri yazı yöntemiyle Lâtin alfabesine aktarılmıştır. Bunu müteakiben eser, müellifin maksadı, şerh metodu, kaynaklar ve tasavvufî görüşler bakımından incelenmiştir. Son olarak da metne dayalı sözlük hazırlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Şerh, İsmâil Rüsûhî-yi Ankaravî, Mecmû?atu?l-Letâyif ve Matmûratu?l-Ma?ârif, tasavvuf

Mecmu'atu'l-Letayif ve Matmuratu'l-Ma'arifMesneviTasavvuf+4
Mehmet Özdemir
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
11
Master'sOpen AccessTR

Üsküdarlı Aşkî'nin Delîlü's-Sâlikîn adlı mesnevisi: Metin-inceleme

XVI. yüzyılda yetişen Üsküdarlı Aşkî, gençliğinde Kanunî Sultan Süleyman'la birlikte seferlere katılmış, yeniçerilikten ayrılma bir dîvân şairidir. Aşkî Yenihisar doğumlu olmasına rağmen, yeniçerilikten emekli olunca aldığı para ile Üsküdar taraflarından bir ev satın alması ve buradaki renkli yaşantısı sonucu "Üsküdarlı" olarak anılmıştır. Tasavvuf yolcusu olan sâliklere yol gösterebilmek amacıyla birçok eser kaleme alınmış ve bu eserlerde; sâlikin nasıl olması gerektiği, evrenin ve insanın nasıl muhteşem bir biçimde yaratıldığı, sâlikin bu yolda önce kendini bilmesi daha sonra Allah'ı bulması gerektiği gibi öğütler ve örnekler verilmiştir. Aşkî'nin tasavvufî mesnevilerinden biri olan Delîlü's-Sâlikîn adlı eserde de Allah yoluna sülûk eden ve onun rızasını kazanmak isteyen insanlara rehber olunmaya çalışılmıştır. Kaynaklarda isminden bahsedilmeyen bu eserin, ilk kez bu çalışmayla Üsküdarlı Aşkî'ye ait olduğu ortaya konulmuştur. Çalışmamız bir giriş ve üç bölümden meydana gelmiştir. İlk bölümde; Aşkî'nin hayatı, edebî kişiliği ve eserleri üzerinde durulduktan sonra ikinci bölümde eserin şekil ve muhteva yönünden incelemesi yapılmıştır. Son bölümde ise Delîlü's-Sâlikîn adlı eserin transkripsiyonlu metnine yer verilmiştir.

16. yüzyılAşkiEski Türk edebiyatı+3
Nevzat Şenol
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Salih Baba Divanı'nda mürid-mürşid ilişkisi

Tasavvufî hayat, özünü Hz. Muhammed ve ashabı arasında cereyan eden olaylardan almaktadır. Öyle ki Kur'ân-ı Kerîm'in ışığında yaşayan Peygamber dinî hayatın derinliklerini, kabiliyetlerine göre ashabına yaşatmıştır. Bunun sonucunda mürid mürşid arasındaki ilişkinin ilk nüveleri Hz. Peygamber ve ashabı arasında ortaya çıkmıştır. Hz. Peygamber ve ashabından sonra gelen nesiller asrı saaadet olarak nitelendirdikleri bu dönemi kendilerine rehber edinmişlerdir. Özellikle dini hayatı derinden yaşama arzusuna sahip sûfîler Kur'ân-ı Kerîm ile Hz. Peygamber'in sünneti ışığında ilerlemişler ve ilk dönem zâhidleri olarak ortaya çıkmışlardır. Daha sonra bu sûfî düşünce tekke ve tarikatların önderliğinde sistemli bir şekilde devam etmiştir. Mürid ve mürşid arasındaki manevî bağlılık, üflet ve muhabbet duygusu feyz yolu ile bazı müridlerde vâridât olarak ortaya çıkmıştır. Bu vâridâtı rumuzlu bir şekilde şiir olarak ele alanlar olmuştur. Tezimize konu olan Salih Baba'nın divanı da bu vâridâtın ürünüdür. Biz de tezimizi Nakşibendi tarikatına mensub olan Salih Baba'nın Rabıta-i Nakşî Hayâlî adlı eserindeki mürid-mürşid arasındaki ilişkileri incelemeye çalıştık. Bu çalışmamızda öncelikle tekke, tarikat, mürid ve mürşid ilişkisine dair kavramları inceledik. Bunlar ile ilgili bilgilendirmelerde bulunduktan sonra Salih Baba'nın divanındaki yansımalarını ele alarak açıklamaya çalıştık. Anahtar kelimeler: Salih Baba, Mürid, Mürşid, Mürid Mürşid İlişkisi, Rabıta, Rabıta-i Nakşî Hayâlî

DivanlarMüridlikMürşid+7
Abdullah Güksel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gülşen-i İrâz Elvan Şirâzî (inceleme-metin-dizin)

Gülşen-i Râz, Şebisteri' nin yazdığı tasavvufî eserdir. Eser yazıldığı tarihten itibaren çok beğenilmiş ve tasavvufî aşkı ve tasavvurun mecazlarını anlatan bir başvuru eser niteliği kazanmıştır. Birçok şerhi yapılmış, ayrıca birçok şaire ilham kaynağı olmuştur. Gülşen-i Râz, 15. yy 'da Elvan Şirâzî tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir. Şirâzî, eseri birebir çevirmek yerine birçok eklemeler yaparak genişletmiştir. Şair, eseri sade bir Türkçe ile kaleme almıştır. Eser, divan şiirinin gelişmesinde etkili olmuştur. Bu tezimizde Gülşen-i Râz 'm konusu başta olmak üzere yazıldığı dönemin dil özelliklerini incelemeye çalıştık. Tezimiz altı bölümden oluşmaktadır. I. bölümde eser ve eserin müellifleri; Şebüşteri, Elvan Şirâzî ve müstensihi Derviş Fedâyi hakkında bilgi verilmiştir. Eserin nüshaları ve konusu hakkında bilgiler yine bu bölümde ele alınmıştır. II. bölümde ise eserin imlâ özellikleri ele alınmıştır. III. bölümde ses bilgisi açısından eserin özellikleri incelenmiştir. IV. bölümde isim ve fiil çekim ekleri başta olmak üzere isim,isim fiil, sıfat, sıfat fiil, zamir, zarf, zarf fiil, edat ve fiil üzerinde durulmuştur. İsimler ve fiiller yapılatma göre de incelenmiştir. V.bölümde ise eserin çevriyazısı bulunmaktadır. Ayrıca bu bölümde üzerinde çalıştığım iki nüshada görülen farklar dipnot şeklinde verilmiştir. Altıncı bölümde eserin sözlüğü ve dizini verilmiştir. Sözlük bölümünde kelimelerin anlamları, dizin bölümünde ise kelimenin aldığı ekler ve kelimenin geçtiği yerler sayfa ve beyit numaralarıyla verilmiştir.

15. yüzyılElvan-ı ŞiraziGülşen-i Raz+2
Yasemin Yakın
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Muhyî-i Gülşenî, eserleri ve Sîret-i Murâd-ı Cihân (inceleme-metin)

Muhyî-i Gülşenî, 16. yüzyıldan yaşamış, kendi ifadesiyle büyüklü küçüklü iki yüze yakın eser yazmış, Balaybelen adlı ilk yapma dili kurgulamış, İbrahim Gülşenî'nin menâkıbını kaleme almış bir şahsiyettir. Çalışmamızın amacı, 16. yüzyılda III. Murâd'a sunulan, manzum ve mensur bölümleri içeren müellif hattıyla yazılmış olan bu eserin çeviriyazısını yayımını yapmaktır. Tez çalışmasında metnin çeviriyazısının dışında Muhyî-i Gülşenî'nin hayatı, edebî kişiliği ve eserleri ele alınmış, Siret-i Murâd-ı Cihân üzerinde inceleme yapılmıştır. Gülşenîlik ve nasihatnâme türü hakkında bilgi verilmiştir.

16. yüzyılEdebiyatEski Türk edebiyatı+5
Abdullah Arı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Sâdık Ağazâde Sıdkî Efendi divânı (Çeviriyazılı metin-inceleme 49a-91b)

Divân şiiri altı yüz yıllık bir birikimin eseri olan geniş bir ummandır. Bundan dolayı divân şairlerini tezkire ve mecmualarda adı geçen şairlerden müteşekkil görmek doğru bir yaklaşım olmayacaktır ki merkezden uzakta onlarca şairin adı tezkirelere girebilme şansı bulamamış, yaşadığı muhitle sınırlı kalmıştır. Bu kabilden olarak 19. yy şairlerinden Sâdık Ağazâde Sıdkî Efendi de tezkirelerde ve mecmualarda adına tesadüf edemediğimiz müstesna şahsiyetlerden birisidir. Yapılan bu çalışma Sıdkî Efendi'nin divanını tahlil çalışmasıdır ki bu çalışmada divânın yegâne nüshası transkribe edilmiş, şekil ve muhteva özellikleri incelemeye tabi tutulmuş ve şiirlerinden hareketle şahsiyeti hakkında tespitlerde bulunulmaya gayret edilmiştir. Divânındaki dinî-tasavvufî öğeler incelenmiş ve yapılan tespitler neticesinde Sıdkî Efendi'nin mutasavvıf bir şair olduğu, Bektaşi tarikatına mensup bir devlet memuru olduğu ve iyi bir medrese eğitimi aldığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Divân şiiri, Sıdkî Efendi, Tasavvuf

19. yüzyılDivan edebiyatıDivanlar+5
Fatma Ataş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aklın nazari süluku "Lâmiî Çelebi'nin Hüsn ü Dil Eseri'nde aklın konumlandırılışı"

Osmanlı Devleti kuruluşundan yıkılışına kadar tasavvufla iç içe olmuştur. Bu durumun Osmanlı'nın şiirine, musikisine, mimari ve sair sanat anlayışı ile hayatı anlamlandırışına tarihi süreç içerisinde ziyadesiyle aksettiği görülür. Teze konu olan Lâmiî Çelebi'nin Hüsn ü Dil'i de tasavvufun edebi formu olarak Osmanlı sanatına aksetmiş önemli eserlerden biridir. Esasen tercüme olan bu eserde Osmanlı tasavvuf sahasında vücuda getirilen klasik seyr u süluk anlayışının -biraz farklı olsa da- kademeli bir anlatımı alegorik olarak tahkiye edilmiştir. Klasik anlayıştan farklılığı salikin önce nazari ilmi temin edip daha sonra kalbi süluku itmam etmesinden kaynaklanır. Bu sahada bahsedildiği gibi birçok eser yazılmışken bu esere yönelimin en mühim gerekçesi salikin sülukunu hem kalbi hem akli olarak tamamlamaya çalışmasında yatmaktadır. Böylelikle tasavvufa yöneltilen akli oluştan uzaklık fikri incelenen eser üzerinden hiç değilse bir yönüyle bertaraf edilmeye çalışılmıştır. Eserin tetkikinde tasavvufi makamların yeri geldikçe yorumla beraber şerhi yapılmış olsa da daha çok Nazar ve Akıl ilişkisi üzerine yoğunlaşılmaya çalışılmıştır.

AkılHüsn ü DilKanaat+3
Eyyup Çelik
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sâdık Ağazâde Sıdkî Efendi Dîvânı, inceleme-metin (1a-48b)

XIX. yüzyıl dîvân şâirlerinden olan Sâdık Ağazâde Sıdkî Efendi, şiirlerini tasavvufî düşünceye göre meydâna getirmiştir. Diğer tekke-tasavvuf şâirleri gibi Sıdkî Efendi de şiirlerinde şekil özelliklerinden ziyâde manâya önem vermiştir. Bu çalışmada, Sıdkî Efendi'nin Besni Mevlâna-Yunus Emre ve Güzel Sanatları Sevenler Derneği'nde bulunan dîvânı (1a-48b) trasnkrpsiyonlu metne çevrilerek dîvân şekil ve muhtevâ özellikleri bakımından incelenmiştir. Dîvânda nazım şekillerinden gazel, kasîde, müstezât, müselles, murabba, muhammes, tahmis, müseddes, şarkı ve terkîb-i bend bulunmaktadır. Bu çalışma ile Sıdkî Efendi'nin dîvânı ilkez ortaya konulmuş, şiirleri dinî-tasavvufî yönden incelenmiş ve şâirin edebî şahsiyeti, bu şiirlere dayanılarak açıklanmıştır.

19. yüzyılDivan şiiriEdebiyat+5
Özgür Kazcı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Ulu Evliya Şeyh Hudâydâd-ı Velî adlı eserin aktarımı ve muhteva incelemesi

Tasavvuf, İslâm Âleminde geniş kitlelere yayılan, Orta ve Yakın Doğu Asya medeniyetitarihinde derin izler bırakan felsefî ve dinî bir akımdır. Yaratıcı, insan ve bütün mahlukat arasındaki ilâhi hakikatlerin ve münasebetlerin keşfedilmesini sağlamıştır. 15. Yy. Orta Asya'da Hoca Ahmet Yesevî 'den sonra Yesevîlik ekolünde derin izler bırakan Hudâydâd-ı Velî, İslâm Dininin insanperver mahiyetini idrak ederek tüm hayatını, İslâm Dini'nin esasalarını muhafaza etmeye, gönüldaşlarını bu esaslar üzerine yetiştirmeye azmetmiş, aynı zamanda uzun yıllar İslâm Dini'ne ve tüm insanlığa hizmet etmiştir. Daha çok küçük yaşlarda olmasına rağmen medreselerde ilim tahsili sırasında arkadaşları ve müridleri arasında marifet sırlarını kolayca keşif eder onların mahiyetini de kalben hissederdi. Bu bilgilerin gölgesinde "Ulu Evliya Şeyh Hudâydâd-ı Velî" eseri hem Yesevîlik geleneğinin ilk kaynaklarından sayılması ve Yesevî ekolüne mensup mutasavvıflara dair önemli bilgiler vermesi hem de Klasik Çağatay Edebiyatı dönemine ışık tutması açısından önemli bir eserdir. Bu çalışmamızda "Ulu Evliya Şeyh Hudâydâd-ı Velî" eserinin kiril harfli metninden latin harflerine aktarımı ve eserin muhteva açısından incelemesi yapılmıştır.

15. yüzyılDilbilgisiDilbilim+7
Zekai Mercan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kütüphanesi 1907 numaralı elyazmasındaki Mevlevî âyînleri (Metin–tahlil)

Mevlâna, eserleri ve felsefesiyle, döneminde olduğu gibi, etkisi günümüze kadar süren önemli bir İslam mütefekkiridir. Mevlâna, tasavvufi bilgiyi, şiir kalıplarına dökerek başta edebiyatımız olmak üzere Fars Edebiyatını da büyük ölçüde etkilemiştir. Mevlana'nın tasavvufi görüşleri, vefatı akabinde oğlu Sultan Veled tarafından sistemleştirilerek Mevleviyye tarikatının temelleri atılmıştır. Mevlevihaneler, süreç içerisinde birçok âlimin ve sanat erbabının yetişmesine zemin hazırlayan kurumlar olmuşlardır. Mevleviyye tarikatı içinde yetişen mutasavvıflarca, semâ törenlerinde icra edilmek üzere usullü bir şekilde edebî ve musikî kaideler esas alınarak bestelenen Mevlevi âyinleri, Türk müziğinin en önemli musiki formları arasında yer almaktadır. Türk musiki geleneğinde, nota yazımı yaygınlaşmadan evvel meşk sistemi olarak adlandırılan aktarım sistemi kullanılmaktaydı. Eserlerin icrasında faydalanılan diğer bir yöntem ise eserlerin güftelerinin yazıldığı güfte mecmuaları idi. Oluşturulan bu güfte mecmuaları sayesinde, meşk sistemiyle aktarımda zincirin kopmasıyla eserlerin besteleri süreç içerisinde unutulsa bile, güftelerinin unutulması engellenmiş ve günümüze ulaşması sağlanmıştır. Güfte mecmuaları vasıtasıyla günümüze ulaşmış olan bu eserler, musikimizin de temel kaynak metinleri arasında yer almaktadır. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kütüphanesi 1907 Numaralı Elyazmasındaki Mevlevî Âyinleri‟ni içeren bu çalışma, ilgili âyinlerin metinlerini ve bunların farklı açılardan tahlilini içermektedir. Bu hedef doğrultusunda birinci bölümünde, Mevleviyye tarikatı çeşitli yönleriyle tanıtılmış; ikinci bölümde, Mevlevî âyinlerinin beste, makam, musiki, usûl ve güfte açısından genel özellikleri ele alınmış, yazma nüshada eseri yer alan şairlerden söz edilmiştir. Bu doğrultuda İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kütüphanesi 1907 Numaralı Elyazmasında yer alıp bestesi günümüze ulaşamamış olan iki eser, döneminin üslup özellikleri de dikkate alınarak yeniden bestelenmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise, çalışmanın konusunu teşkil eden İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi ilahiyat Fakültesi Kütüphanesi 1907 numaralı elyazmasındaki Mevlevî âyinlerinin transkripsiyonlu metnine ve tercümesine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tasavvuf Edebiyatı, Mevlevî Âyini, Mevlevî Dedeleri, Türk Klasik Musıkî Tarihi, Rauf Yektâ Bey

BestelerGüfte mecmuasıKlasik Türk müziği+6
Mete Can
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Klasik Türk şiirinde nefs

Tasavvuf düşüncesinin özünü teşkil eden temel kavramlardan biri olan nefs, Kuran'da üç yüze yakın yerde geçmektedir. Yaratılış gayesi, Allah'a ulaşmak olan insanın hedefinin önündeki en büyük engel, nefs olarak kabul edilir. Kuran'da, hadislerde ve çeşitli dinî kaynaklarda nefs, daima menfi bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Tasavvuf inancında tezkiye edilmemiş nefs, bütün kötülüklerin kaynağı, insanın en çetin düşmanı olarak telakki edilir. Kavram olarak geniş bir anlam yelpazesine sahip olan nefs, divan edebiyatında şairler ve nasirler tarafından üzerinde durulmuş, manzumelerde çokça işlenmiş bir kavramdır. Bu çalışmada; nefse dair bazı hususlar ifade edildikten sonra divan şiirinde nefsin nasıl ele alındığı izah edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada 13. asırdan 19. asra kadar yazılmış olan toplam 223 divan ve mesnevi taranmıştır. Çalışmanın kapsamlı olabilmesi için her tabakadan şairler, bu çalışmaya dâhil edilmiştir. Şairlere ait eserlerin taranması sonucu elde edilen beyit ve bendlerden hareketle; nefsin yapısı, özellikleri, sıfatları, mahiyeti, mertebeleri, kuvveleri, akıl-kalp ve ruh ile olan ilişkileri, dinî yapılarla kullanımı, tarihi-mitolojik şahıs ve hayvanlara teşbihi, bu teşbihlerin arka planlarında yatan nedenler toplam 4 bölüm halinde izah edilmiştir. 5. bölümde nefsi tanıtmakla yetinmeyen şairlerin, onu hangi metotlarla tezkiye ve tasfiye ettikleri ortaya konulmuştur. 6. bölümde ise toplam 143 şairin eserlerinden hareketle şairlerin nefs hakkındaki bireysel düşünceleri yüzyıllara göre tasnif edilerek özetle verilmiştir. Böylece divan şairlerinin nefs hakkındaki düşünceleri, tespitleri ilk defa toplu bir şekilde ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, Nefs, Divan, Mesnevi, Tasavvuf.

Klasik Türk edebiyatıKlasik edebiyatMesnevi+5
İlyas Kayaokay
Fırat University
2017
00

Related subjects