Radiation dosage

90 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Sinkrotron merkezi çalışanların radyasyon kaynaklı güvenlik tedbirlerine olan farkındalıklarının değerlendirilmesi

Bu çalışma kapsamında, parçacık hızlandırıcılarına dayalı ışınım kaynakları olan sinkrotron ışınımı (SI) merkezindeki radyasyon işçilerinin farkındalığı değerlendirilmiştir. Serbest elektronlardan elektromagnetik ışıma meydana gelmesi bilinen bir gerçektir. Bu bölümde ışınım yayımlanma mekanizması ve şartlarının anlaşılması ve kavranmasına yönelik bir takım yaklaşımlar ifade edilmiştir. Elektronların bir foton soğurması ya da yayımlaması için gerekli şartlar değerlendirilmiştir. Aynı zamanda sinkrotron kullanım alanları ve iş güvenliği açısından bu merkezlerde meydana gelen problemler üzerinde durulmuştur. Bu etkenler göz önüne alınarak sinkrotron terimi ve merkezleri hakkındaki kapsamlı bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışma Türkiye ile birlikte on farklı ülkede bulunan sinkrotron merkezlerinde çalışmakta olan 125 radyasyon işçisinin katılımı ile radyasyon güvenliği farkındalığını ölçmek için anket çalışması yapılmıştır. Çalışma içerisinde sinkrotron ışını hakkında temel bilgiler verilmiştir. Sinkrotronun ışınım özellikleri, sinkrotron tesislerinin genel yapısı ve özelliklerinden bahsedilmiştir. Aynı zamanda, tesis özellikleri kapsamında yükseklik, parlaklık özelliği, ayarlanabilirlik, kutuplanabilirlik, kısa atma sürelerine yer verilmiştir. Sinkrotron kullanım alanları, Dünya'da ve Türkiye'de Sinkrotron merkezleri hakkında genel bilgi verilmiştir. Sinkrotron merkezlerinin iş güvenliği açısından değerlendirilmesinden söz edilmiştir. Sinkrotron merkezlerinin çok fazla kullanım alanı olmasına karşın radyasyona yayma tehlikesi de bulunduğundan dolayı radyasyon terimi açıklanmış ve sinkrotron merkezleri, radyasyon terimi arasındaki bağlantı tez içerisinde ifade edilmiştir. Çalışmamız, sinkrotron merkezlerinden meydana gelen problemleri ele alması ve çözüm odaklı ilerlemesi açısından literatüre ışık tutacaktır.

FarkındalıkGüvenlik önlemleriParçacık hızlandırıcılar+6
Tuğba Çolak
Tarsus University
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Beyin, boyun, toraks, abdomen ve kardiyak bilgisayarlı tomografi tetkiklerinin kurumsal doz seviyelerinin belirlenmesi, ulusal ve uluslararası doz referans seviyeleriyle karşılaştırılması

Amaç: Bilgisayarlı Tomografi tetkiki medikal radyasyon maruziyetinin yaklaşık % 60'ından sorumlu olan ve her geçen gün tıbbi pratikte daha çok kullanılan bir görüntüleme modalitesidir. Bu çalışma kurumumuzda sıklıkla elde olunan beyin, boyun, toraks, abdomen ve kardiyak incelemelerin doz raporlarını analiz ederek kurumsal doz raporumuzu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Kurumumuzda daha önce sistematik bir doz rapor çalışması yapılmamış olması, radyoloji teknisyenleri, radyologlar ve klinisyenlerin radyasyon dozu yönetimiyle ilgili yeterli farkındalığının bulunmaması nedeniyle bu çalışma düzenlenmiştir. Bu çalışma kurumumuzda doz verilerini sistematik bir şekilde inceleyerek, eğilimleri, doz optimizasyonu için potansiyel alanları ve ulusal ile uluslararası DRL'lere uyumu belirlemeyi hedeflemektedir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda, hastanemizde tetkik esnasında 18 yaşın üzerinde olan hastalara ait kontrastlı ve kontrastsız beyin, boyun, toraks ve abdominopelvik BT incelemeleri ile retrospektif EKG-kapılı KABT, yüksek pitch ile prospektif EKG-kapılı KABT,Triple Rule-out BT anjiyografi ve koroner arter kalsiyum skorlama tetkikleri 31.05.2024 tarihinden itibaren geriye dönük ardışık olarak incelenmiştir.Bu tetkiklere ait hasta cinsiyeti, yaşı gibi demografik veriler; mAs, kVp, pitch değeri gibi protokol verileri ile CTDIvol ve DLP gibi doz verileri toplanarak analiz edilmiştir.Doz verisi parametreleri ulusal ve uluslararası DRL değerleriyle karşılaştırılarak incelenmiştir. Bulgular:Çalışmada ortalama yaşı 53.6±15,8 olan% 45'i kadınlardan % 55'i erkeklerden oluşan hastalara ait 11457 adet tetkik değerlendirilmiştir.Boyun ve abdomen BT tetkiklerinde kadın hastaların oranı daha fazla saptanmıştır.BT-2'de elde olunma oranı bütün tetkikler için daha fazlaydı.Triple rule out BT hariç bütün tetkiklerde erkeklere ait SL verisi daha uzun saptandı(p<0,001). Beyin BT ve boyun BT tetkiklerinde erkek hastalara ait DLP değeri; abdomen BT, kalsiyum skorlama tetkikleri ve yüksek pitch ile KBTA'da kadın hastalara ait DLP değerleri anlamlı yüksek bulundu(p<0,001).Beyin BT tetkiki için medyan CTDIvol değerimiz 53 mGy DLP değerimiz 1113 mGy.cm olup DLP verisi karşılaştırılan 9 DRL değerinden ulusal DRL'de dahil olmak üzere 3'ünden yüksek bulundu(p<0,001).Abdomen BT tetkiki için medyan CTDIvol değerimiz 17,5 mGy DLP değerimiz 909 mGy.cm olup DLP verisi yine 3 DRL'den yüksek bulundu(p<0,001). Retrospektif KBTA için CTDIvol 57,4 mGy DLP 940 mGy.cm izlenmiş olup Fransa 2015 DRL'sinden verilerimiz anlamlı yüksekti(p<0,001).Toraks BT, boyun BT, kalsiyum skorlama ve yüksek pitch ile EKG-kapılı KBTA tetkiklerinde belirgin doz yüksekliği saptanmadı. Sonuç: DRL'lerinin kullanımının çeşitli kısıtlamaları olsa da doz optimizasyonu sürecinin önemli bir parçası haline gelmişlerdir. Bu çalışmada elde ettiğimiz veriler DRL değerleriyle kıyaslandığında beyin BT, abdomen BT ve retrospektif EKG-kapılı koroner BT anjiyografi tetkiklerinde protokol optimizasyonu ihtiyacını göstermiştir.Ayrıca toraks BT, boyun BT ve prospektif EKG-kapılı koroner BT anjiyografi tetkiklerinde ise doz kontrolünde başarımızı göstermiştir. Doz optimizasyonu tektiler yapıldıkça süren bir süreç olup bu konudaki çalışmalarımız devam etmelidir. Anahtar kelimeler:Bilgisayarlı tomografi, X ışını, radyasyon dozu, diagnostik referans düzeyi

Bilgisayarlı tomografiRadyasyon dozajıRadyasyon-iyonizan
Abdi Gürhan
Selçuk University
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Vestibular schwannoma hastalarında koklea bloklu ve bloksuz planlarda PTV ile koklea dozlarının karşılaştırılması ve konformite indeks farklarının değerlendirilmesi

Stereotaktik Radyocerrahi (SRS) tedavisi; son zamanlarda kranyum içi hedef volüm ışınlamalarında oldukça yaygınlaşmış bir tedavi şeklidir. Vestibular Schwannoma beyin sapı, kohlea ve diğer kraniyal sinirlere yakınlığı nedeniyle tedavi planlaması oldukça zor bir lezyondur. SRS'nin lokal kontroldeki olumlu katkısı birçok çalışma ile gösterilmiştir. Bu araştırmada 14 kadın, 6 erkek olmak üzere 20 Vestibular Schwannoma tanılı hastada Masep Infini RGS tedavi cihazının bloklama özelliği kullanılarak hacim ve doz sarım uygunluğundaki farklılıklar ile kohlea doz farklılıkları değerlendirilmiştir. Çalışma Araştırma Eylül 2014-Şubat 2017 tarihleri arasında Gebze MedicalPark Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Kliniği'ne başvurmuş olan 20 vestibular schwannoma hastası ile gerçekleştirilmiştir. Hastaya plan tanımlaması yapılıp ve ROI aşamasında hedef PTV ve kritik organlar beyin cerrahı tarafından çizilmiştir. Planların karşılaştırılması Homojenite İndeksi (HI) ve Paddick Konformalite İndeksi (PCI) hesaplanarak ve kritik organların aldığı doz değerleri DVH'den okunarak değerlendirilmiştir. Çalışmalardan elde edilen bilgiler dahilinde tümör kontrolü en yüksek düzeyde sağlanırken kokleanın korunduğu planlama tekniği tam olarak aydınlatılamamıştır. Yaptığımız çalışma sonucunda bloklu olan grupta koklea minimum, maksimum ve ortalama dozları bloksuz olan gruba göre anlamlı olarak daha düşük bulunmuştur. Bu durumda koklea bloklanması ile kokleanın aldığı radyasyon dozunun azaltılabildiği görülmüştür.

KokleaNeoplazmlarNörom-akustik+6
Sevnur Taner
İstanbul Aydın University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Prostat hastalarının VMAT tekniği ile iki farklı algoritma kullanılarak yapılan tedavi planlarının dozimetrik karşılaştırılması

Bu çalışmada, VMAT tekniği üzerine iki farklı algoritmanın performansının karşılaştırılması amaçlanmıştır. Karşılaştırma için 20 prostat kanseri hastası seçilmiştir. Tomografi görüntüleri 3 mm'lik dilimlerle(aralıklarla) taranmıştır vehedef hacim (PTV) ve riskli organlarda (OAR) mesane, rektum, sağ-sol femur başları tanımlanmıştır. Tüm tedavi planları için hedef hacimlerin dozları 35 fraksiyonda 70 Gy olarak belirlenmiştir. Varian'da hasta planları, 6 MV enerji, AAA algoritması ve Eclipse Tedavi Planlama Sistemi (TPS) ile çift ark volümetrik ark terapi (VMAT) tekniği kullanılarak hazırlanmış, daha sonra Elekta'da tedavi planlarında aynı hastalar için, 6 MV enerji, Monte Carlo algoritması ve VMAT tekniği kullanılarak Monaco TPS ile tedavi planları yapılmıştır. Her hasta için doz dağılımları elde edilmiş, bu iki farklı algoritma kritik organ doz değerleri, hedef hacim maksimum doz değerleri, PTV'nin homojenite indeks (HI), konformalite indeks (CI) ve monitör ünit (MU) değerleri açısından karşılaştırılmıştır. Planlar hedef hacminin%95'ini kapsayacak şekilde normalize edilmiştir. Varian RapidArc'da CI ve HI değerleri sırasıyla 1.01 ± 0,02 (1), 0,08 ± 0,01 (0,08)'dir. Elekta- VMAT için CI ve HI değerleri sırasıyla 0,96 ± 0,02 (0,95) ve 0,1 ± 0,02 (0,09) olarak bulunmuştur. Sonuç olarak RapidArc CI ve HI değerleri için daha iyi sonuç vermiştir. RapidArc'ın monitördeğerinin 761,35 ± 94,29, Elekta-VMAT'ın monitör değerinden 922,15 ± 93,4 daha düşük olduğu görülmüştür. Mesane ve rektum dozları açısından Electa-VMAT tekniği, RapidArc tekniğinin sonuçlarından daha düşük sonuçlar vermiştir. Her iki makine için PTV Dmax ve mesane%50 hesaplamasında anlamlı fark yoktur (p> 0.05). Kritik organ dozları göz önüne alındığında, Elekta-VMAT tekniği, RapidArctekniğinin değerlerine göre, mesane ve rektum dozları için istatistiksel olarak anlamlı daha düşük değerler vermiştir. Sağ ve sol femurlarda RapidArc tekniği daha iyi sonuçlar vermiştir. RapidArc MU değerleri, Electa-VMAT'ın MU değerlerinden daha düşüktür, bu yüzden RapidArc'ta tedavi süresi daha kısadır. Klinik olarak her makine için VMAT teknikleri, kabul edilebilir planlar üretmede eşit derecede etkilidir. Sonuç olarak, bu iki tekniğin pratikle eşdeğer sonuçlar ürettiği söylenebilir.

Klinik protokollerNeoplazmlarProstat hastalıkları+4
Pınar Boydak
İstanbul Aydın University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

IMRT planlarında segment sayısının dozimetrik etkisi

Bu tez çalışmasında 15 farklı türdeki kanser hastası ele alınarak, statik IMRT (step and shoot) tekniğiyle oluşturulan IMRT planlarının doğrulanmasında, segment sayısının hesaplanan ve ölçülen dağılımların karşılaştırılmasına ilişkin değerlendirme sonucuna etkisi araştırılmıştır. Her bir hasta için alan sayıları korunarak yüksek ve düşük segment sayılarında, "step and shoot" tekniğiyle CMS XİO 4.8 tedavi planlama sistemi ile IMRT planı yapılmıştır. Tedavi planlama sisteminde (TPS) Kalite Kontrol (QA) planında oluşturulan 30x30x30 boyutlarındaki sanal fantomdaki bütün alanlar gantri 00 normalize edilerek, kaynak cilt mesafesi (SSD) 95 cm, eşmerkez noktası 5 cm de seçilerek yapılan simülasyonla koronal doz haritaları elde edilmiştir. Sonrasında yapılan 30 IMRT planı için doz dağılımı iki boyutlu (2D) Array fantom kullanılarak simülasyonla aynı şartları sağlayan düzenek (set-up) ile ölçülmüştür. Hesaplanan ve ölçülen akı haritaları, izodozlar arasındaki mesafe uyumu (DTA) 3mm ve Doz Farkı (DD) %3 kriterleri için gama (g) değerlendirmesini geçen nokta sayılarının yüzdesi hesaplanmıştır. Yüksek ve düşük segment sayısına sahip planlarda gamma değerlendirmesini geçen noktaların yüzdeleri karşılaştırılarak sonuçlar değerlendirilmiştir

Gama ışınlarıNeoplazmlarRadyasyon dozajı+4
Adem Özöndel
İstanbul Aydın University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bilgisayarlı tomografide kullanılan iterative rekonstrüksiyon yazılımlarının önemi 'paranasal sinüs BT ile waters grafilerinin doz/rezolüsyon karşılaştırılması

Radyasyon terimi madde ve enerjinin uzayda yayılmasını betimlemek için kullanılmaktadır. Radyasyon dokunun çok küçük yapı taşlarına kadar etki eder. İnsanda görülen radyasyon hasarı, atomik seviyede olan etkilere bağlı moleküler yapısının bozulmasından kaynaklanmaktadır. Diagnostikte kullanılan cihazların yaymış olduğu x-ışınlarının biyolojik etkilerini görüntü kalitesini bozmadan en aza indirmek için çalışmalar yapılmaktadır. Radyasyona maruz kalmanın azaltılmasını ve görüntü kalitesinin optimize edilmesini sağlamak için BT ile ilgili radyasyon dozları izlenmeli ve kontrol edilmelidir. Bilgisayarlı tomografi, tanısal görüntülemede doz miktarını azaltmak ve çözünürlüğü arttırmak için bazı yazılımlar gerektirir. 'SAFİRE' (Sinogram Onaylı Yinelemeli Yeniden Yapılandırma) bu yazılımlardan biridir. Sinyal/gürültü oranını artırarak daha düşük radyasyon dozunda daha iyi görüntü kalitesi sağlayan bir yöntemdir. Ancak, bu parametre son nesil cihazlarda kullanılır ve farklı şirketlerin farklı sürümlerinde bulunur. Bu yazılım, çözünürlük endişesi olmadan düşük dozlarda en iyi görüntülemeye dayanmaktadır.Yapılan çalışmalar sayesinde konvansiyonel görüntüleme yöntemleri yerini 3-boyutlu görüntüleme yöntemlerine bırakmaktadır. Bu tez kapsamında paranasal sinüs tomografisi ve Water's grafinin doz ölçümleri yapılmıştır. Belirlenen protokoller kullanılarak elde edilen sinüs dozları ve görüntü üzerindeki gürültü miktarları ile hastanenin kullandığı standart protokoller sonucunda elde edilen sinüs dozları ile elde edilen kesitler üzerinden hesaplanan gürültü miktarları karşılaştırılmıştır.

RadyasyonRadyasyon dozajıRadyasyon etkileri+2
İbrahim Yüksel
İstanbul Aydın University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenlı̇ğı̇ algılarının radyasyona maruz kalma sıklığı kapsamında değerlendı̇rı̇lmesı̇ (Bazı özel sektör çalışanlarına yönelik uygulama)

Dünya'da ve Türkiye'de iş kazaları ve meslek hastalıkları önemli bir sorun olmaya devam etmektedir. Özellikle insan yaşamını doğrudan ilgilendiren inşaat sektörü, diğer kurumlara göre daha çok riskli ve titizlikle çalışılması gereken önemli bir sektördür. Hizmet sektörü çalışanları işveren ve diğer taşeron firma yetkilileri tarafından bazen zorla ağır işlerde çalışmaya maruz bırakılmaktadır. Sektör çalışanlarının ağır ve sağlıksız bir şekilde zor işlere maruz kalmamaları için kurumların gerekli olan güvenlik önlemlerini almaları zorunluluk arz etmektedir. İş sağlığı ve güvenliği yönetmenliklerle hukuki açıdan uluslararası standartlara yükseltilmiş ve hukuki bakımdan bu gelişmenin pratik hayata yansıtılması tam olarak bu zamana kadar gerçekleştirilememiştir. Bu durum diğer tüm çalışanları etkilediği gibi hizmet sektörü çalışanlarını da olumsuz etkilemektedir. Özellikle hizmet sektörü çalışanları arasında, iş kazası oranının yüksek olduğu ve kaza sonucu gerçekleşen ölümlerin olduğu görülmekle birlikte, bu sektör iş yeri ve meslek hastalıklarının çok görüldüğü bir sektör olarak dikkat çekmektedir. Özellikle radyasyona maruz kalan saha çalışanlarının ve işverenlerin sağlık bilinci ve bu konudaki bilgisinin (radyasyon) yeterince olmaması sadece o işyerinde çalışanları değil, toplumun tamamının sağlığını olumsuz etkileme ihtimaline yol açabilecektir. Bu çalışmada farklı sektörlerde çalışanların işe giriş/periyodik muayene formları, Kişisel Verilerin Korunması kanunu gereği çalışanların izinleri alınarak incelenmiş ve özellikle radyolojik analizler kısmı göz önüne alınarak özel sektör çalışanlarının radyasyona maruz kalma sıklıkları ve iş sağlığı ve güveliği bilinci incelenmesi planlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümde, iş sağlığı ve güvenliğinde genel kavramlar (Sağlık, hastalık, vs.) verilmiştir. İkinci bölümde tarafların hak ve yükümlülükleri ve yükümlülüklerini yerine getirmeyen işçi veya işverenin karşılaşabileceği hukuki yaptırımlar başlıklı konulara ayrıntılı bir şekilde değinilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümü radyasyon ve radyoaktivite konularını kapsamaktadır. Çalışmanın dördüncü bölümü; araştırmanın sorunsalı, amacı, araştırma yöntemi, bulgular, sonuç ve önerilerden oluşmaktadır.

RadyasyonRadyasyon dozajıRadyasyon etkileri+5
Umarettin Uçak
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Cyberknife® ve varian rapidarc® trilogytm cihazında üçboyutlu uzaysal fraksiyone grid terapi doz karakteristiklerinin karşılaştırılması

Daha sonra doldurulacaktır.Uzaysal fraksiyonasyon, radyoterapide tedavi etkinliğini arttırmak amacıyla yüksek dozun hedef hacime, içerisinde oluşturulan küçük boşluklar ile bir veya birkaç fraksiyonda verilmesi ile uygulanan yenilikçi bir doz uygulama metodudur. Bu çalışmada, Grid terapi doz dağılımlarının üç boyutlu (3B) olarak CyberKnife ve Varian RapidArc tedavi cihazları ile elde edilmesi, uygulanabilirliğinin gösterilmesi ve vadi-tepe oranı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bunun için, fantom üzerinde 8 cm ve 12 cm çapında hedef hacimler tanımlanmıştır. Hedef hacimler içerisinde farklı boşluk çapı, merkezden-merkeze uzaklık mesafesi ve açık-kapalı alan oran değerlerinde Grid doz küreleri ve sakınılan bölgeler oluşturularak yedi farklı Grid tasarımı yapılmıştır. Her bir Grid tasarım için CyberKnife ve Varian RapidArc Trilogy cihazlarında planlama yapılmıştır. Işınlamalar, rando fantoma yerleştirilen TLD ve EBT3 film üzerinde yapılmıştır. Ölçülen değerler tedavi planlama sistemi ile karşılaştırılmıştır. CyberKnife ve RapidArc cihazlarında elde edilen planların doz-hacim histogramları kıyaslandığında, 8 cm çapındaki hedef hacimde; maksimum doz ve ortalama doz değerlerinde en yüksek fark %3 bulunmuştur. 12 cm çapındaki hedef hacimde ise maksimum doz değerlerinde en yüksek fark %11 bulunurken, ortalama doz değerlerinde en yüksek fark %2 dir. Aynı hedef hacim içerisinde; aynı açık-kapalı alan oran değeri, farklı boşluk çapı (1 cm, 1,5 cm, 2 cm) ve merkezden-merkeze uzaklık mesafesinde (1 cm, 2,2 cm, 3,5 cm), küçük boşluk çapı ve yakın merkezden-merkeze uzaklık mesafesinde CyberKnife cihazı ile vadi-tepe oranı %5 daha küçük bulunmuştur. Aynı merkezden-merkeze uzaklık mesafesinde, farklı boşluk çapı (1 cm, 1,5 cm, 2 cm) ve farklı açık-kapalı alan oranlarında ( 0,08, 0,2, 0,5) elde edilen doz dağılımlarını incelediğimizde, boşluk çapı ve açık-kapalı oran miktarı arttıkça vaditepe oranı Cyberknife cihazında %5 daha küçük bulunmuştur. Gama analiz sonuçları tüm planlarda %90 nın üstünde bulunmuştur. TLD ile yapılan nokta doz ölçümleri tüm planlarda %10 un altında kabul edilebilir düzeyde bulunmuştur. Bu çalışmada, heterojen doz dağılımlarını her iki sistemde de benzer şekilde elde etmemize rağmen CyberKnife cihazı ile daha küçük vadi-tepe oranları elde edildiği ve kritik organ korumasının daha iyi yapılabileceği sonucuna varılmıştır. Ancak, tedavi sürelerini analiz ettiğimizde klinik uygulanabilirlik açısından RapidArc cihazı ile elde edilen planlar uygundur. Ayrıca, elde edilen vadi-tepe oranlarının terapötik oranı nasıl değiştirdiğini değerlendirmek açısından radyobiyolojik çalışmalarla desteklenmesi gerektiği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Uzaysal fraksiyonasyon, grid terapi, cyberknife, rapidarc.

Hastane araç-gereç ve donanımlarıRadyasyon dozajıRadyocerrahi+3
Ferihan Ertan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Konkomitan kemoradyoterapi ile tedavi edilen baş-boyunkanseri hastalarında radyoterapi yoğunluğunun yutma ve çiğneme yapıları üzerine etkisinin araştırılması

Kemoterapi ile beraber kullanılan yoğunluk ayarlı radyoterapi (kemo-YART) sonrası baş ve boyun kanseri (BBK) hastalarında çiğneme ve yutma ile ilişkili anatomik yapıların fonksiyonlarında erken ve geç dönemde bozulma gözlenebilir. Bu araştırmanın temel amacı, kemo-YART ile tedavi edilen BBK hastalarının çiğneme ve yutma yapılarının maruz kaldığı radyoterapi dozu ile çiğneme, yutma fonksiyonları ve yaşam kalitesinde meydana gelen değişimin ilişkisini araştırmaktır. Araştırmaya kemo-YART ile tedavi edilen 35 BBK olgusu dahil edilmiştir. Olgular kemo-YART tedavisi öncesi, kemo-YART tedavisi sonrası 3. ay ve 6. ayda değerlendirilmiştir. Videofluoroskopik yutma değerlendirmesi yapılmış, bu değerlendirme bulguları Modifiye Baryum Yutma Bozukluk Profili protokolüne göre puanlanmış, Penetrasyon-Aspirasyon Skalası (PAS) seviyeleri belirlenmiştir. Bütün olguların ağız açıklığı, fonksiyonel oral alım skalası seviyeleri ve vücut kitle indeksleri belirlenmiştir. Olguların PAS skorlarında, vücut kitle indekslerinde ve MBSImp skorlarında tedavi sonrası anlamlı derecede azalma olmuştur. Yaşam kalitesi bulgularında ise kserostomi ve yapışkan tükürük şikayetlerinin tedaviden sonra arttığı tespit edilmiştir. Olguların vücut kitle indekslerindeki bozulma, çiğneme kasları (>40 Gy) ve temporomandibular eklemlerin (>46 Gy) aldığı doz ile; faringeal temizleme dalgasının süperior faringeal konstrüktörlerin aldığı doz ile (>58 Gy), 6. ayda aspirasyon görülmesi durumunun ise inferior faringeal konstrüktörlerin (>67), glottik larinks (>62), supraglottik larinks (>63 Gy) ve üst özefageal sfinkter (>61 Gy) 'in aldığı dozlar ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Yoğunluk ayarlı radyoterapi tedavisi bu yan etkileri minimumda tutacak şekilde planlanmalıdır.

Kafa ve boyun neoplazmlarıNeoplazmlarRadyasyon dozajı+7
Aydan Baştuğ Dumbak
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Radyoterapiye bağlı ikincil kanser riskini azaltmak amacıyla karşı memeyi alan dışında bıracak sütyen ve zırh tasarımı

Bu çalışmada radyoterapi sırasında diğer memeyi hedef memeden uzaklaştıracak bir sütyen ile karşı memenin alabileceği dozu azaltacak birkaç farklı tasarımda zırh üretilmiştir. MCNP6 ile 2 MeV tek yönlü (10 cm x 10 cm) foton kaynağı kullanılarak 10 cm uzağına konumlandırılan baryum borat, sepyolit, boraks, bakır, serrobend, kurşun ve su için simülasyonlar yapılmıştır. Yarı değer (YDK)(2.74 cm) ve onda bir kalınlık (OBK) (7.34 cm) değerleri ile maliyet, ulaşılabilirlik, şekil verilebilirlik, erime sıcaklığı göz önünde bulundurulduğunda en iyi soğurucu malzemenin serrobend olduğuna karar verilmiştir. Zırhın etkinliğini incelemek için oluşturulan 30 cm x 30 cm'lik RW3 katı fantoma yönlendirilen 15 cm x 15 cm'lik 2 MeV enerjili foton demeti ile fantom yüzeyinde zırhsız ve 5 mm kalınlığında serrobend zırhlı simülasyonları yapılıp yüzde derin doz (YDD) ve yatay doz profilleri karşılaştırılmıştır. Monte Carlo simülasyonlarında, zırhın 2 ve 5 cm derinliklerde %10-15 oranında doz azalttığı bulunmuşken yüzeyde ise build-up etkisinden dolayı %15 oranında doz arttırmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında ise bir sütyen ile bir zırh üretilmiştir. Sütyenin etkisinin incelenebilmesi için Alderson Rando Fantoma yerleştirilen silikon memelerin üzerinde sütyenli ve sütyensiz olarak çekilen BT görüntüleri ile RayStation VMAT tekniği ile sol meme ve periferik lenfatiklere 2 Gy fraksiyone dozdan toplam 50 Gy olacak şekilde planlama yapılmıştır. Sütyen ile yapılan planlamada karşı meme ortalama dozu sütyensiz planlamaya göre ortalama 20 cGy azalmıştır. Üretilen zırhların etkinliğini ölçmek için katı su fantomunun 0, 2, 5 cm derinliklerine (alanın üst kenarı, alanın ortası ve alanın alt kenarında olmak üzere) gafkromik filmler yerleştirilerek 6 MV, 15x15 cm2 foton demeti ile zırhsız, 5 mm'lik zırhlı ve 7 mm'lik zırhlı ölçümler yapılmıştır. Katı fantom ölçümlerinde 5 mm ve 7 mm'lik zırhlar, alan içi dozu sırasıyla 2 cm ve 5 cm derinlikte yaklaşık olarak 200-220 cGy, 200 cGy, alan dışı dozu hedef alandan uzaklaştıkça 50 cGy'den 10 cGy'e kadar azaltmaktadır. Alderson Rando fantomda sağ ve sol memenin mediali, meme uçları, lateral kısımlarına gafkromik filmler yerleştirilip sütyensiz-zırhsız, sadece sütyenli (zırhsız) ve sağ memeye sütyen ile 5 mm'lik zırh yerleştirilerek ölçümler yapılmıştır. Sadece sütyen kullanıldığında ve sütyen ile zırh beraber kullanıldığında sırasıyla medialdeki film dozları, sadece sütyen ile ortalama 30 cGy (maksimum 70 cGy), sütyen+zırh ile 95 cGy; meme ucu dozları sütyen ile 5 cGy (maksimum 10 cGy), sütyen+zırh ile 35 cGy (maksimum 55 cGy); lateral film dozları sütyen ile ortalama 18 cGy (maksimum 25 cGy) sütyen+zırh ile 25 cGy (maksimum 30 cGy) azalmıştır. Alderson Rando fantom ölçümlerine göre karşı memeye gelen alan dışı doz sadece sütyen ile maksimum 70 cGy, sütyen ile zırh beraber kullanıldığında ise maksimum 95 cGy kadar azalmaktadır.

Kişisel koruyucu donanımMeme hastalıklarıMeme neoplazmları+7
Nur Kodaloğlu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek enerjili elektronlara ait dozların teknik rapor serisi 398 kalibrasyon protokolüne göre paralel plan ve silindirik iyon odaları ile karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı; TRS 398 kalibrasyon protokolüne göre yüksek enerjili elektronların doz kalibrasyonunda kullanılan paralel plan ve silindirik iyon odalarının enerjiye ve kullanılan iyon odası tipine göre doza etkisinin incelenmesidir. TRS 398 doz kalibrasyon protokolünde 10 MeV ve üzeri elektron enerjilerinde silindirik veya paralel plan iyon odası, 10 Mev altındaki enerjilerde ise paralel plan iyon odasının kullanılması önerilmektedir. Çalışmamızda Lineer hızlandırıcı cihazında bulunan 4, 6, 9, 12 ve 15 MeV enerjiye sahip 5 farklı elektron enerjisi kullanılmış ve bu elektron enerjileri için kalibrasyon işlemleri yapılmıştır. Doz kalibrasyon işlemlerine başlamadan öncelikle cihazın tüm mekanik kontrolleri yapılmış, ardından su fantomu yardımıyla dozimetrik kontrolleri de yapıldıktan sonra ölçümlere başlanmıştır. TRS 398 doz kalibrasyon protokolüne göre referans koşullarda her bir elektron enerjisi için ayrı ayrı su fantomu taramaları paralel plan iyon odası ile yapılıp hesaplamada kullanılacak yüzde derin doz eğrileri elde edilmiştir. Daha sonra protokolde yer alan düzeltme faktörlerinin hesabı için kullanılmak üzere verilerin alınması için silindirik ve paralel plan iyon odaları ile ışınlamalar yapılıp gerekli okuma değerleri alınmıştır. Ardından silindirik iyon odası yardımıyla paralel plan iyon odasına, en yüksek enerjiye sahip elektron için çapraz kalibrasyon yapılıp, paralel plan iyon odasına ait kalibrasyon faktörü hesaplanmıştır. Bu veri ve elde edilen diğer veriler yardımıyla hem paralel plan hem de silindirik iyon odası için her enerji değerindeki elektron için suda absorbe doz verileri hesaplanmıştır. Son olarak da bu hesaplanan dozlar arasındaki farklılıklar değerlendirilmiştir. Yapılan bu çalışmada elektronların kalibrasyonlarında kullanılan silindirik ve paralel plan iyon odaları ile yapılan ölçümlerdeki doz farkının silindirik iyon odası için 4 MeV için %-2.61, 6 MeV için %-0.90, 9 MeV için %-0.40, 12 MeV için %-0.15 ve 15 MeV için %0 olduğu saptanmış ve yüksek enerjiye sahip elektronlarda bu farkın az, buna karşın düşük enerjiye sahip elektronlarda ise bu farkın daha fazla olduğu görülmüştür. Çalışmamızda yüksek enerjili elektronlarda yapılan dozimetrik ölçümlerde TRS 398 numaralı protokolünde önerdiği gibi kalibrasyon işlemlerinde 10 MeV ve üstü elektron enerjileri için silindirik veya paralel plan iyon odasının kullanımın, 10 MeV altı enerjiye sahip elektronlar için ise paralel plan iyon odasının kullanımın uygun olduğu teyit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Doz Kalibrasyon; TRS 398; Çapraz Kalibrasyon; Silindirik-Paralel Plan İyon Odası

Doz tayiniDoz-cevap ilişkisi-radyasyonParçacık hızlandırıcılar+5
Pınar Harmankaya
Ege University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Göğüs duvarında fıeld ın fıeld IMRT ve 3 boyutlu konformal tedavi planlama teknikleri kullanılarak bolus materyali etkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı mastektomi sonrası radyasyon uygulaması yapılacak hastalarda bolus kullanılan fraksiyon sayıları değiştirilerek 3BKRT ve FIF IMRT tedavi teknikleri ile tedavi planları oluşturarak bolus etkisinin hedef hacim ve riskli organlar üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışmamızda mastektomi olmuş 20 kadın meme kanseri hastaya tamamı boluslu, tamamı bolussuz ve 11 fraksiyon boluslu olmak üzere 6 MV enerjili foton kullanılarak 2 Gy'den toplam 25 fraksiyon 3BKRT ve FIF IMRT teknikleri kullanılarak tedavi planlamaları yapılmıştır. Toplam 7 farklı plan ile CTV, kalp, akciğer ve karşı akciğer doz ve hacim değerleri SPSS 18.0 programı ile istatistiksel analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda hedef hacim için FIF IMRT doz değerleri 3BKRT'ye göre avantajlı olduğu görülmüş ve aralarındaki ilişki istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Bununla beraber bolus materyali kullanım sayısı arttıkça ortalama doz değerlerinin arttığı görülmüştür. Kalp ve akciğer gibi komşu organlarda 3BKRT tekniği doz ortalamaları daha düşük olduğu görülmüş ve yine bolus kullanımına bağlı olarak ortalamaların arttığı gözlenmiştir. Karşı akciğer dozunun her iki teknik için fazla değişmediği görülmüştür. Kişiden kişiye farklılık gösteren anatomik yapılar ve cerrahi operasyonlar sonucu hacimsel değişikliklerden kaynaklanan hedef hacim doz homojenitesi ve risk altındaki organ dozlarında farklılık gözlenebilir. İdeal olanı hastaya özgü tedavi uygulamasına karar vermektir. Anahtar Kelimeler: Mastektomi; Bolus; 3BKRT; FIF IMRT

Bolus materyaliMastektomiMeme hastalıkları+7
Ekin Özcan
Ege University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Küçük alanlarda farklı foton enerjilerine ait output faktörlerinin çeşitli dedektörler kullanılarak karşılaştırılması

Yoğunluk ayarlı radyoterapi ve stereotaktik tedavi teknikleri gibi gelişmiş radyoterapi uygulamalarında sıklıkla kullanılan küçük radyasyon alanları, genel olarak 4 cm × 4 cm'den küçük boyutlu alanlar olarak kabul edilir. Küçük alanların dozimetrisi; lateral elektronik denge kaybı, dik doz değişimleri ve hacim ortalama etkisi gibi nedenlerden dolayı büyük alanlarınkine göre daha hassas ve karmaşıktır. Bunlardan lateral elektronik denge kaybı ve dik doz değişimleri ışınla ilgili problemlerdir; hacim ortalama etkisi ise dedektörle ilgilidir. Bu çalışmanın amacı, klinikte mevcut bazı dedektörler kullanılarak küçük alanlarda output ölçümleri için bu dedektörlerden hangilerinin daha uygun olduğunu belirlemektir. Çalışmada TLD ve farklı hacimlerde beş adet iyon odası kullanılmış olup, referans derinlikte (d=10 cm) ve farklı alan boyutları için 6 MV ve 18 MV foton enerjilerinde output ölçümleri alınmıştır. Bu ölçümlerden elde edilen veriler 10 cm × 10 cm referans alan boyutunun output değerine normalize edilerek output faktörü (OF) değerleri bulunmuştur. Output faktörlerinin istatistiksel analizi SPSS programında, Friedman testi uygulanarak yapılmıştır. Her iki enerji için dedektörleri 6'lı ve 4'lü gruplar halinde karşılaştırdığımızda çok küçük ve konvansiyonel küçük alanların OF değerleri arasında anlamlı farkın olduğu saptanmıştır. Büyük alanlarda (≥4×4 cm2) dedektörlere ait OF değerlerinin standart sapması 6 MV için %3'ten küçük, 18 MV için de %2'den küçüktür. Alan boyutu küçüldükçe (<4×4 cm2) dedektörlerin OF değerleri arasındaki fark giderek artmaktadır. Özellikle çok küçük alanlarda (≤1,5×1,5 cm2) standart sapmalar 6 MV için %10'a, 18 MV için %9'a kadar artmıştır. Mini dedektörler (CC01 ve CC04) mikro dedektörlere (TLD) göre daha büyük hacimli olmasına rağmen hava eşdeğeri yoğunlukta duvar materyaline sahip oldukları için çok küçük alanlardaki OF değerleri her iki enerjide de daha büyüktür. Böylece küçük alan OF ölçümleri için kullanılacak en ideal dedektörün "en küçük hacimli" dedektör olduğunun söylenemeyeceği ve dedektör seçiminde dedektörlerin etkin ölçüm hacminin yanı sıra yapı materyalinin özelliklerinin de göz önünde bulundurulmasının gerekli olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Radyasyon Dedektörleri; Küçük Alan Dozimetrisi; Output Faktörü

DedektörlerFotonRadyasyon+5
Serdinç Ayan
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Monte carlo algoritması kullanılan tedavi planlama sisteminde yoğunluk ayarlı radyoterapi ile tüm kemik iliği ışınlaması

Bu çalışmanın amacı; tüm kemik iliği ışınlaması (TKİ) için yoğunluk ayarlı radyoterapi (YART) etkinliğinin uygulanabilirliğinin değerlendirilmesidir. Kemik iliği kanseri, vücutta bağışıklık sisteminin en önemli parçası olan plazma hücrelerinde başlar. Kanserleşme sonucunda plazma hücreleri faydalı işlevi olmayan paraprotein denilen tek tip antikor üretir. Bu anormal hücreler kendilerini kopyalamak için bölünerek çoğalırlar. Bu sayede anormal hücrelerin sayısı fazlalaşır. Bunlara miyelom hücreler de denilmektedir (1). Kemik iliği kanserinin tedavisi genel olarak kemoterapi ve kemik iliği (kök hücre) naklidir. Bu işlemler genellikle radyoterapi ile birlikte uygulanmaktadır. Günümüzde bunlara ek olarak akıllı moleküller de kullanılmaktadır. Bahsi geçen bu moleküller akıllı moleküllerdir ve akıllı moleküller hedefe odaklanarak sadece kanser hücresine ulaşan ve o hücreyi yok eden bir tedavi şeklidir (1). Çalışmamızda Beyin Tümörü tanısı konan 10 hastanın YART tedavi planları oluşturulmuştur. YART planları tüm vücudu kapsayacak şekilde (alt ve üst ekstremite kemikleri yarısına kadar) 6 MV foton enerjisi ile oluşturulan 3 tedavi alanında (baş ve boyun, göğüs ve pelvis) olmak üzere 3 parsiyal ark (baş ve boyun planı için çift ark) ışınlamasından oluşmuştur. Tedavi dozları günlük fraksiyon başına 2 Gy'den 12 Gy olarak tanımlanmıştır. YART tekniği ile elde ettiğimiz tedavi sonuçları; risk altındaki organların dozları ve tedavinin uygulanabilirliği açısından değerlendirilmiştir. Planlama sonunda PTV hacminin tanımlanan dozun %95'ini alması sağlanmıştır. 3 PTV için de ölçülen D99, D1, Dmean, Dmax ve Dmin değerlerimiz belirlenmiştir. Bu değerlerin ortalamaları sırası ile değerlerinin ortalamaları sırası ile 11.4, 13.6, 12.9, 14.2 ve 7.1 olarak bulunmuştur. Bu verilerin sonucu olarak çalışmamızda belirlenen PTV'lerde ideale yakın bir DVH elde elde edilmiştir. Risk altındaki dozların Dmean, D1 ve D99 değerlerine bakıldığında 12 Gy'lik ışınlamada Dmeanler için beyin 9.7, kalp 8.7, gözler 11, böbrekler 9.2, akciğerler 9.2, karaciğer 8.9, bağırsaklar 8.9, lensler 8.7 ve ağızboşluğu 8.9 Gy değerlerinde dozları, D1'lerine bakıldığında beyinin 13.1, kalbin 12.9, gözlerin 12.8, böbreklerin 12.8, akciğerlerin 13.1, karaciğerin 13, bağırsaklerın 13.0, lenslerin 10.2 ve ağızboşluğunun 12.8 Gy değerinde dozları, D99'larına bakıldığı zaman ise beyinin 3.7, kalbin 4.1, gözlerin 7.4, böbreklerin 5.6, akciğerlerin 3.9, karaciğerin 4.5, bağırsaklerın 4.2, lenslerin 6.1 ve ağızboşluğunun 4.4 Gy değerlerinde dozları aldıkları bulunmuştur. Bu durum verilen 12 Gy'lik dozun 3 boyutlu konformal radyoterapi uygulaması yapıldığı zaman, bu dozun iki yan sahadan verilmesi sonucunda risk altındaki organların dozun tamamını alması YART tekniğinin alınan dozlar bakımından üstün olduğunu kanıtlamaktadır. Çalışmamızda hesaplanan homojenite indeks değerlerinin 1'e yakın bulunması PTV'nin tanımlanan doz tarafından ne kadar homojen sarıldığının bir göstergesi ve konformite indekslerinin de 0'a yakın bulunması tedavi dozuna ait izodozun hedef hacmi ne kadar iyi sardığının bir göstergesi olmuştur. Çalışmamızda elde edilen sonuçlar, kliniğimizde bulunan tedavi planlama sistemleri kullanılarak hazırlanan YART planlarının uygulanabilir olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Kemikiliği; Radyoterapi; YART; TKİ

AlgoritmalarKemik iliğiRadyasyon+5
Tuğcan Küçük
Ege University · Institute of Health Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Meme kanseri nedeni ile radyoterapi uygulanan olgularda radyasyona bağlı radyolojik akciğer değişikliklerinin tanımlanması, klinik ve dozimetrik faktörler ile ilişkisinin değerlendirilmesi

Amaç Meme kanseri nedeni ile radyoterapi (RT) uygulanan olgularda akciğerde oluşan radyasyona bağlı değişikliklerin detaylıca tanımlanarak radyasyon pnömonisi/fibrozisi (RP/F) açısından derecelendirilmesi ve bu bulguların klinik ve tedavi özellikleri ile ilişkisinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntem Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı'nda 2005-2013 yılları arasında meme kanseri nedeni ile RT uygulanan 76 olgu retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Onkolojik tedavileri tamamlandıktan sonra rutin takibe alınan olgular radyasyon pnömonisi (RP) açısından sorgulanmış ve takip döneminde elde olunan toraks bilgisayarlı tomografi (BT)'leri radyasyona bağlı radyolojik akciğer değişiklikleri açısından detaylıca incelenmiştir. Yetmiş altı olguya ait toplam 116 toraks BT'si mediasten penceresinde 350/50 Hounsfiel Unit (HU), parankim penceresinde ise 1200/-600, 800/-800, 1800/-600 HU'ları ile değerlendirilmiştir. Toraks BT'ler detaylıca buzlu cam, septal kalınlaşma, konsolidasyon/yamasal opasite değişikliği/alveoler infiltrasyon, subplevral hava kisti, hava bronkogramı, parankimal bant, traksiyon bronşiektazisi, plevral/subplevral kalınlaşma ve volüm kaybı bulguları açısından incelenmiştir. Radyolojik RP/F meme kanseri tanılı olgularda kullanılabilir bir sistem olan Nishioka sınıflama sistemine göre derecelendirilmiştir. Derece 0, RT alanında anlamlı değişiklik olmaması; Derece 1, RT alanında plevral kalınlaşma; Derece 2, RT alanının <%50'sinde pulmoner değişiklikler (plak benzeri, heterojen dansite gibi) ve Derece 3, RT alanının >%50'sinde pulmoner değişiklikler olarak sınıflandırılmıştır. İstatistiksel değerlendirmede tanımlayıcı analizler ve bağıntı analizleri IBM SPSS 22.0 programı ile yapılmış ve bağıntı analizleri için Spearman testi kullanılmıştır. Bağıntı katsayısı (rs) -1 ile +1 arasında olup p<0,05 istatistiksel anlamlı değer olarak kabul edilmiştir. Bulgular Ortanca yaşı 53 olan olguların %70'ine modifiye radikal mastektomi operasyonu uygulanmış, %58'i invaziv duktal karsinom histolojisinde, %93'ü evre II-III'dür. RT, tüm olgularda meme/göğüs duvarı ve bölgesel lenfatiklere uygulanmıştır. Ortanca takip süresi 49 ay olan olguların hiçbirinde oksijen veya steroid gerektiren klinik RP gözlenmemiştir. Toraks BT değerlendirmelerinde, tüm zaman aralıklarında en sık görülen radyolojik bulgu buzlu cam olup bunu plevral/subplevral kalınlaşma ve septal kalınlaşma takip etmektedir. Tek değişkenli analizde; RT sonrası 1-6 aylık dönemdeki toraks BT değerlendirmelerinde 53 yaşından büyük veya aromataz inhibitörü kullanan olgularda Nishioka RP/F derecesinin daha yüksek olduğu saptanmıştır (rs=0,42 ve rs=0,663; p=0,012 ve p=0,000). Doz volüm histogram (DVH) parametreleri ipsilateral akciğere ait olup akciğerdeki radyolojik radyasyon hasarıyla arasındaki ilişki değerlendirildiğinde; V5 için >%30 (rs=0,73 ve p=0,000) ve >%44 (rs=0,49 ve p=0,025); V20 için >%15 (rs=0,56 ve p=0,01), >%20 (rs=0,64 ve p=0,002), >%30 (rs=0,51 ve p=0,02) ve >%33 (rs=0,48 ve p=0,02); V40 için >%24 (rs=0,51 ve p=0,02) ve ortalama akciğer dozu (OAD) içinse >16 Gy (rs=0,51 ve p=0,02) olması ile 13-18 ay takip dönemindeki toraks BT Nishioka RP/F derecelerinin doğru orantılı olarak arttığı gözlenmiştir. Benzer olarak V5 için >%30 (rs=0,37 ve p=0,037) ve V20 için >%15 (rs=0,39 ve p=0,028) olması durumunda 18 ay sonrası takip dönemindeki toraks BT'lerinde Nishioka RP/F derecesi daha yüksek bulunmuştur. Sonuç Çalışmamızda 1-6 aylık takip dönemindeki değerlendirmelerde; klinik faktörlerden ileri yaş veya aromataz inhibitörü kullanımının Nishioka RP/F şiddetini arttırdığı saptanmıştır. DVH parametrelerinde ise; takip toraks BT incelemelerinde 13-18 aylık dönem için V5, V20, V40 ve OAD, 18 ay sonrası takip dönemi için ise V5 ve V20 değerleri Nishioka RP/F derecesiyle ilişkili bulunmuştur. Klinik pratikte kullandığımız bu DVH parametrelerinin geç dönemde (>12 ay) oluşan radyolojik akciğer hasarında yol gösterici oldukları saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Radyoterapi; radyasyon pnömonisi/fibrozisi; Nishioka sınıflama sistemi

AkciğerFibrozMeme neoplazmları+7
Uğur Yılmaz
Ege University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tüm beyin radyoterapisi alan hastaların vmat tekniği ile hipokampus korumalı ve korumasız olarak yeniden planlanarak doz volüm dağılımlarının karşılaştırılması

Amaç Tüm beyin radyoterapisi endikasyonu olan hastalarda hipokampus korunarak yapılan VMAT tedavi planlarının, hedef organ ve riskli organ dozları açısından uygulanabilir olup olmadığının araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi (EÜTF) Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı' nda Ocak - Mart 2017 tarihleri aralığında çeşitli tanılarla kranyal RT uygulanan 10 olgu çalışmamız için incelenmiştir. Hastaların kranyal simülasyon BT'leri kullanılarak, hipokampus korumalı ve hipokampus korumasız olarak 2 farklı tedavi tekniği ile tüm beyin radyoterapisi planı yapılmıştır. Hastaların simülasyon BT'leri MR'ları ile füzyon edilmiştir. Tüm beyin hedef hacim olarak; sağ ve sol optik sinir, kiazma, sağ ve sol lens, sağ ve sol orbita ve hipokampus riskli organlar olarak konturlanmıştır. Hipokampus konturlaması T1 ağırlıklı kontrastlı MR sekanslarında ''Hippocampal Contouring: A Contouring Atlas for RTOG 0933'' rehberliğinde yapılmıştır. Hipokampus'e 5 mm marj verilerek ''Hippocampal Avoidance Zone'' (HA zone) oluşturulmuştur. Hipokampus korumasız TBRT planından farklı olarak, HK TBRT planında, hedef beyin hacmi, tüm beyin hacminden HA zone hacmi çıkarılarak hesaplanmıştır HK TBRT planı için "Volumetric modulated Ark Therapy (VMAT)" tekniği, hipokampus koruması olmayan TBRT için karşılıklı 2 yan saha konformal teknik kullanılmıştır. Her iki yöntemde de 10 x 3 Gy (30 Gy) RT dozu hedef beyin hacmine planlanmıştır. Hedef ve orbita ve lens dışı kritik organlar için, RTOG 0933 çalışmasının hipokampus korumalı TBRT için belirlediği kabul edilebilir doz sınırlamaları, orbita ve lens dozları için ise RTOG 0615 ve RTOG 0539 çalışmaları kriter olarak alınmıştır. Ayrıca homojenite indeks (HI) de her iki planlama da hesaplanmıştır. Ölçümler sonucunda elde edilen verilerin analizi SPSS 18.0 istatistik programı kullanılarak paired sample t test signed rank testi kullanılarak yapılmıştır. İstatistiksel değerlendirmede p< 0.05 anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular Hem hipokampus korumalı hem hipokampus korumasız yapılan TBRT planlarının verileri incelendiğinde, sağ ve sol optik sinir, kiazma, sağ ve sol orbita dozlarının kritik doz sınırlarını aşmadığı görülmüştür. Lens dozları ise HK TBRT' de ortalama 8 Gy ile sınırlamanın biraz üstündedir. Hipokampus korumasız planda lens ve kiazma dozları HK TBRT planına göre anlamlı olarak düşükken, orbita dozları için bu durum HK TBRT planı lehinedir (p<0.01). Hipokampus korumalı planda hesaplanan ortalama hipokampus Dmaks ve Dmin dozları, 14.2 Gy ve 8.7 Gy olarak bulunmuştur ve sırasıyla hedefimiz olan 17 Gy ve 10 Gy' in altındadır. Hipokampus Dort ise 10.4 Gy bulunmuştur. Hipokampus BEDgeç etki ve EQD2 dozları, korumasız plana göre %80 azaltılmıştır. Hipokampus koruması yapılmayan planda ortalama homojenite indeksi (HI) 0,08; hipokampus korumalı planda ise 0,21 olarak hesaplanmıştır. Fark hipokampus korumasız plan lehine anlamlı bulunmuştur (p<0.01). PTV Beyin D2%, D98% ve V30Gy, hipokampus korumasız planda anlamlı olarak daha iyi olmakla birlikte, V30Gy dışındaki hedef hacim doz parametreleri HK TBRT ile sağlanabilmiştir. Ortalama hipokampus hacmi 3.1 cm3' tür. Sonuç Çalışmamızda, hipokampus dozlarımızın, hipokampus korumalı TBRT için kabul edilen doz parametrelerini sağladığı görülmüştür. Bunun yanında lens dışında kritik organ doz hedeflerimizin hepsine sadık kalınmış, hedef hacim doz ve homojenitesinden büyük ölçüde ödün verilmemiştir. Sonuç olarak mevcut durumda, HK TBRT' nin günlük pratikte uygulanabilirliği teyit edilmiştir.

BeyinHipokampusNeoplazmlar+5
Özge Duran
Ege University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Radyasyona maruz kalan sıçanlarda aronyanın (Aronia melanocarpa) etkisinin araştırılması

Modern hayatın içinde, radyasyondan tamamen kaçınmak neredeyse imkansızdır. Hem doğal kaynaklardan hem de insan yapımı kaynaklardan gelen radyasyon, insanlar ve diğer organizmalar üzerinde sürekli olarak olumsuz etkiler yaratmaktadır. Organizmada meydana gelen oksidatif hasarın ardından, gıdalarla alınan antioksidanlar vasıtasıyla serbest radikallerin olumsuz etkileri önlenebilmektedir. Aronyanın, diğer üzümsü meyvelere kıyasla en yüksek antioksidan kapasitesine ve antosiyanin miktarına sahip olduğu çeşitli çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bu nedenle, aronyanın hem günlük yaşamda hem de tedavi süreçlerinde maruz kalınan radyasyona bağlı toksisitenin önlenmesinde doğal bir antioksidan olarak destekleyici tedavi seçeneği olarak dikkate alınması önem arz etmektedir. Radyoterapi sonrasında, akut yada kronik dönemde ortaya çıkan karaciğer hasarına bağlı semptomların azalması hastanın yaşam kalitesi açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmada antioksidan etkiye sahip olan aronya bitkisinin, radyasyonun oluşturduğu karaciğer hasarına karşı koruyucu etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla Wistar Albino cinsi, 24 adet erkek sıçan kullanılmıştır. Sıçanlar 4 gruba ayrılmıştır. Aronya ve radyasyon uygulaması yapılan gruplarda, tümör nekröz faktör alfa, interlökin 1 beta, 8-hydroxy-2-deoxyguanosine, malondialdehid düzeyleri, süperoksit dismutaz ve katalaz enzim aktiviteleri ölçülmüştür. Sonuç olarak elde edilen bulgular incelendiğinde aronyanın oksidatif stres parametrelerini azalttığı, antioksidan enzim seviyelerini arttırdığı, inflamasyon belirteçlerini azalttığı ve DNA'nın oksidatif hasarını azalttığı saptanmıştır. Bu sebeple aronyanın, radyoterapinin yan etkilerine karşı koruyucu olarak kullanılabileceği düşünülmektedir.

Aronia melanocarpaAronyaDoz-cevap ilişkisi-radyasyon+4
Zeynep Zülal Dikici
Mersin University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Düz panel dedektör tabanlı dijital floroskopi sistemi kullanılarak gerçekleştirilen nörogirişimsel radyoloji incelemelerinde hasta ve personelin aldığı radyasyon dozunun ölçülmesi

Girişimsel nöroradyoloji incelemeleri, hasta ve çalışanların en yüksek radyasyon dozuna maruz kaldıkları incelemeler arasında yer almaktadır. Bu tezin amacı, dijital anjiyografi sisteminde nörogirişimsel radyoloji incelemeler için hasta dozlarının Doz-Alan Çarpımı (Dose-Area Product, DAP) ve Kümülatif Hava Kerma (Cumulative Air Kerma, CAK) cinsinden ölçülmesidir. Ayrıca hasta dozu ile eş zamanlı olarak personel dozu da ölçülerek inceleme ve hasta birim DAP değeri başına lens, parmak ve tüm vücut etkin dozları belirlenmiştir. Çalışmada bir C-kollu floroskopi sistemi kullanılmıştır. Çalışmanın başlangıcında sistemin kalite kontrol ve performans ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Hasta doz ölçümünde Doz-Alan Çarpımı (Dose-Area Product, DAP) ve kümülatif hava kerma (Cumulative Air Kerma, CAK) ölçüm metotları kullanılmıştır. Çalışan dozlarının hesaplanmasında Niklason vd. 1994 ve Borrego vd. 2020 matematiksel denklemleri kullanılmıştır. Bunun için bel hizasında kurşun önlük altında ve tiroit koruyucu üstünde olmak üzere iki ayrı noktada, Berilyum Oksit (BeO) kristal içeren Optik Uyarmalı Lüminesans (OSL) dozimetre içeren kartlar taşınarak doz ölçümü yapılmıştır. Bu OSL dozimetreler ile tüm vücut için personel doz eşdeğeri Hp(10), göz lensi için doz eşdeğeri Hp(3) ve cilt için kişisel doz eşdeğeri Hp(0.07) ölçülmüştür. Hasta doz ölçümleri toplam 86 hasta (65 serebral ve 21 karotis) için gerçekleştirilmiştir. Serebral tanı/tedavi incelemeleri için hasta DAP ve CAK değerleri sırasıyla 73;143 Gy·cm2 ve 657;1888 mGy olarak ölçülmüştür. Benzer şekilde, karotis tanı/tedavi incelemeleri için hasta DAP ve CAK değerleri sırasıyla 40;79 Gy·cm2 ve 487;679 mGy olarak ölçülmüştür. DAP değerlerinden hesaplanan hasta etkin dozları serebral tanı/tedavi ve karotis tanı/tedavi incelemeleri için sırasıyla 4,04;8,16 mSv ve 2,11;3,93 mSv'tir. Personel dozları, hasta dozları ile eşzamanlı olarak toplam 30 serebral ve 8 karotis incelemesi için ölçülmüştür. Niklason vd. 1994 ve Borrego vd. 2020 matematiksel denklemlerine göre hekim, hemşire ve teknisyen için inceleme başına ölçülen tüm vücut etkin dozları sırasıyla 12,63;19,74 µSv, 7,11;11,05 µSv ve 10,00;15,26 µSv'tir. Hekim, hemşire ve teknisyen için inceleme başına ölçülen lens dozları sırasıyla 18,68, 19,74 ve 13,42 µSv'tir. İnceleme başına ekstremite dozları ise hekim için 54,74, hemşire için 15,26 ve teknisyen için 14,21 µSv olarak ölçülmüştür. 2023, 65 sayfa Anahtar Kelimeler: Nörogirişimsel radyoloji, hasta/personel dozu, DAP, hava kerma, FPD, OSL

Doz-cevap ilişkisi-radyasyonRadyasyonRadyasyon dozajı+4
Sinem Arıman
Ankara University · Nükleer Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üç boyutlu konformal radyoterapide conformıty ındex (CI), homogeneıty ındex (HI) ve qualıty of coverage (QC) parametrelerinin hesaplanması ve hesaplanan değerlerin karşılaştırılması

Bu çalışmada; Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı' nda Akciğer CA, Mide CA, Rektum CA ve beyin tümörü tanısı konmuş toplam yüz yirmi hastada 3BKRT tekniği kullanılarak yapılan tedavi planlarının ve tedavi kalitesinin, RTOG ile ICRU tarafından önerilen tedavi protokollerine uygun olup olmadığı araştırılmıştır. Hastaya ait BT görüntüleri DICOM aracılığı ile Varian Eclipse tedavi planlama sistemine aktarılmıştır. 3BKRT tekniğinde kanser türlerine göre PTV' ye farklı fraksiyon dozları ile toplamda farklı dozlar verilmiştir. Çalışmamızda 120 adet 3BKRT planı incelenmiş olup referans izodoz hacmi, target volüm, PTV içerisinde saptanan maksimum doz miktarı, PTV içerisinde saptanan minimum doz miktarı, referans izodoz miktarı, PTV' nin %2'sinin, %50'sinin ve %98' inin aldığı doz miktarları hesaplanmış, DVH' ler incelenmiştir. Çalışılan hastanede tüm CI, HI ve üç hastalık grubuna ait QC değerleri RTOG ile uyum içerisindedir. ICRU83' e göre hesaplanan tüm HI değerleri de protokole uygundur. Fakat beyin tümörüne ait ortalama QC değeri protokole aykırı olarak hesaplanmıştır. Çalışılan klinikte bu hesaplamalar verilen hastalık grupları için bir standart oluşturmuş, şu anki şartlarda bu değerlerin altına ortalama olarak inilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. İncelenen kanser türlerinin cinsiyetlere göre dağılımı yapılmış olup, yaş ortalamaları dikkate alınarak; cinsiyet ve yaşa bağlı bir istatistik elde edilmiştir.

Akciğer neoplazmlarıMide neoplazmlarıNeoplazmlar+6
Zühal Çelik
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Larinks CA tanılı hastaların, helikal tomoterapi cihazı ve rapidarc tedavi cihazlarında kritik organ, hedef hacim ve tedavi süreleri açısından karşılaştırılması

Bu çalışmada Larinks kanseri tanılı 30 hastanın, VMAT tedavi tekniği ve Hi-Art tomoterapi tedavi tekniği ile tedavi planlamaları yapılmıştır. Her iki planlamanın kritik organ ve hedef hacimleri karşılaştırılmıştır. Elde edilen doz-volüm histogramları aracılığıyla hedef hacim ve kritik organların aldığı dozlar karşılaştırılmıştır. Kritik organlardan beyin sapı ve spinal cord için maksimum doz değerlerine, parotis bezleri için ortalama doz değerleri karşılaştırılmıştır. Hedef hacim için tanımlanan dozun %100'ü hedef hacmin %95'ini alacak şekilde planlamalar yapılmıştır. Planlanan hedef hacimlere (PTV54, PTV60 ve PTV70) simultane integre boost (SIB) tekniği ile aynı fraksiyonda; 1,64Gy, 1,81Gy ve 2,12Gy'den dozlar verilmiştir. İki planlama arasında maksimum doz değerleri karşılaştırılmıştır. Yapılan karşılaştırma sonucunda Hi-Art tomoterapi cihazı planlarında hedef hacim maksimum doz değerlerinin daha düşük olduğu görülürken, kritik organlarında daha iyi korunduğu görülmüştür.

Laringeal hastalıklarLaringeal neoplazmlarNeoplazmlar+6
Yasin Ergin
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Monte Carlo simülasyon metodu ile erişkinlerde organların soğurduğu dozların belirlenmesi

İyonlaştırıcı radyasyon 1900'lü yıllardan beri tıbbi uygulamalarda bir tanı ve tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. İyonize radyasyonun tıbbi görüntülemelerde birçok avantaj sağlamasının yanı sıra sağlıklı doku ve organlara enerji aktararak birtakım zararlar vermektedir. Bu çalışmada Monte Carlo Simülasyon metodu kullanılarak medikal X-ışını görüntüleme muayenelerinde organların soğurduğu radyasyon dozlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Doku ve organların soğurduğu dozların belirlenmesinde MASH ve FASH vücut modellerini temel alarak hesaplamalar yapan Caldose X ve matematiksel hermafrodit vücut modeli temel alarak hesaplamalar yapan PCXMC yazılımları kullanılmıştır. Standart radyografi prosedürleri olarak cranium, toraks, abdomen, pelvis ve toraks+lumbar tetkikleri belirlenmiştir. Belirlenen prosedürler doğrultusunda 176 cm boyunda 73 kg ağırlığında yetişkin erkek ve 163 cm boyunda 60 kg ağırlığında yetişkin kadın bireyler için toplamda 148 farklı parametre üzerinden simülasyonlar gerçekleştirilmiştir. Simülasyonlar sonucu doku ve organlara ait soğurulan doz, etkin doz miktarları ve risk değerlendirmeleri her bir simülasyon için ayrı ayrı hesaplanmıştır. Doku ve organların soğurdukları doz miktarlarının tetkikin uygulama yönüyle dâhi azımsanamayacak kadar farklı sonuçlar verdiği gözlemlenmiştir, bunun bir sonucu olarak gereksiz doz maruziyetinin önüne geçilmesi gerekmektedir. Yapılan risk değerlendirmesinde, kadın bireylerde toraks sebep olduğu akciğer kanseri, abdomen sebep olduğu göğüs kanseri, erkek bireylerde toraks sebep olduğu akciğer kanseri ve pelvis sebep olduğu kolon kanseri ile en riskli muayene alanları olarak belirlenmiştir.

Monte Carlo benzetimiRadyasyonRadyasyon dozajı+3
Yavuz Erol
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğunluk ayarlı radyoterapi ve volumetrik ayarlı arc radyoterapi ile yapılmış akciğer kanseri tedavi planlarının dozimetrik olarak karşılaştırılması

Bu çalışmada, akciğer kanserli hasta grubu için yoğunluk ayarlı radyoterapi (IMRT) ve volümetrik ayarlı ark terapi (VMAT) tekniği kullanılarak planlanan doz dağılımlarının, uygulanabilirlik açısından birbirleriyle karşılaştırılması amaçlanmıştır. Onkoloji Kliniği'nde tedavi edilen 20 akciğer kanseri hastasının IMRT ve VMAT planları klinik protokollere uygun olarak yapılmıştır. Her iki tedavi yöntemi arasında karşılaştırmalar yapılmıştır. VMAT ve IMRT teknikleri kullanılarak yapılan planlar için Mann-Whitney U testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar testi yöntemleri kullanılarak analizler yapılmıştır. İstatistiksel anlamlılık derecesi olarak p≤0.05 kabul edilmiştir. Sonuç olarak, IMRT ve VMAT conformalite ve homojenite indeksi değerleri karşılaştırıldığında VMAT değerlerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Her iki tedavi yönteminin akciğer kanseri olgularında kullanılabileceği belirlenmiştir.

Akciğer neoplazmlarıNeoplazmlarRadyasyon+5
Serdar Kıllı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Radyoterapi kliniklerinde baş-boyun tümörlerinde uygulanan VMAT tekniğinde cilt dozunun MOSFET dedektör ile ölçülmesi

Kanser yaşadığımız dönemin en büyük sağlık sorunudur. Baş boyun kanserleri tüm kanserlerin yaklaşık %5-8'ini oluşturur. Kanserin etkili tedavi yollarından biri de radyoterapidir. Radyoterapide başarı oranı en yüksek seviyeyi yakalayabilmek için mutlaka çok iyi bir planlama ve tedavi tekniği gerekir. Bunun için gelişmiş teknolojiye sahip tedavi cihazları ve planlama üniteleri, en önemlisi ise bunları kullanabilecek deneyimli bir radyoterapi ekibinin olması gerekmektedir. Çalışmamızda radyoterapi kliniğine ışınlama için gelen baş boyun kanserli hastaların, cilt dozu MOSFET dozimetre sistemi ile belirlendi. Ölçüm sonuçları, ölçüm alınan noktalar için tedavi planlama sisteminde belirlenen miktarlar ile kıyaslandı. Böylece, hastanın istenilen doza maruz kalıp kalmadığı kontrol edildi.Her hasta için MOSFET ile arka arkaya ölçülen 10 cilt dozunun ortalaması alındı. Elde edilen ortalamalar, tedavi planlama sistemi dozlarıyla kıyaslandı. İstatistik analizler yapılarak, hastalarda cilt dozlarında beklenen ve ölçülen değerler için ortalama %0.481 fark olduğu belirlendi. MOSFET'i de kapsayan in vivo dozimetri sistemlerinin kullanımında genel olarak ±%5 tolerans aralığı uygulanır. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar %5 tolerans değeri içinde kaldığından, hasta tedavi planlamalarının doğru olduğu sonucuna varılmıştır.

Kafa ve boyun neoplazmlarıNeoplazmlarRadyasyon+3
Neslihan Koyuncu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Breast dose measurement BY TLD technique in patients with thorax CT acquisition history and comparison of these dose measurement with computer based analyses

In this study, breast doses have been measured using the TLD Technique in totally sixty women patient who Thorax CT Acquisition using Siemens Somatom Definition Flash model with two tubes in Ankara Ataturk Training and Research Hospital, Department of Radiology.This measurment results have been compared to breast doses which calculated according to ICRP 103 software that uses Monte Carlo simulation technique, using the parameters that delivered by CT systems.Breast doses that measured in Thorax CT Acquisition and values that obtained using Monte Carlo simulation have been compared. The purposes of this study are researching ability of using software in reports of dose and researching the change dose that patient expose with weight or age. In given protocols,measure has been via CTDI is made of PMMA material with ion chamber and this results of the measurement have been compared to measurment values that given by system.Also in the same parameters calculation has been made via ImPACT software that uses Monte Carlo simulation. According to results of TLD and ImPACT software, average values of breast dose respectively are 8.53 mGy ve 6.32 mGy in women who Thorax CT acquisition. The significant difference is identified statistically between breast dose that measured via TLD and the values of breast dose that calculated via ImPACT software. According to this,it was observed the values of breat dose that measured via TLD are significant higher level (25%) than the values that obtains via ImPACT.

WomenBreastMonte Carlo Method+5
Esra Demirci Elmalı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2016
00

Related subjects